Üç Ayları Değerlendirme
ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ وَالْأَرْضَ مِنْهَا أَرْبَعَةٌ حُرُمٌ
“Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günden beri ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır.” (Tövbe; 36)
Muhterem Müslümanlar! Hutbemiz, Üç Aylar ve Regâib Gecesi hakkındadır.
Üç aylar, önümüzdeki Pazar günü itibari ile başlayacak, hemen ardından Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece de Regaip Gecesini idrak etmiş olacağız inşallah.
Üç aylar deyince aklımıza, mübarek bir zaman dilimi gelir. Bu aylar, Receb, Şaban ve Ramazan aylarıdır. En kıymetli ay ise, içinde Kadir gecesinin bulunduğu Ramazan ayıdır. Receb ve Şaban ayları, en faziletli ay olan, Ramazan ayı ve Kadir gecesi için birer hazırlık mahiyetindedir.
Nasıl ki: Namazın sünnetleri bizi namazın farzlarına, farzlardaki bazı rükünler de bizi secdeye hazırlıyor, aynen öyle de Recep ve Şaban ayı da bizleri Ramazan ayına ve Kadir gecesine hazırlıyorlar.
Üç aylar başladığında Peygamber Efendimiz şöyle dua etmiştir: اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي رَجَبٍ وَشَعْبَانَ وَبَلِّغْنَا رَمَضَانَ “Allahım! Receb ve Şaban’ı hakkımızda maddi manevi berekete vesile eyle ve bizi Ramazan ayına ulaştır.” (Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 1/259)
Üç aylar hakkıyla değerlendirildiğinde, bir ömür boyu elde edemeyeceğimiz sevapları kazanmamıza vesile olacaktır.
Aynı zamanda bu aylarda işlenen günahların, diğer aylarda işlenen günahlardan daha büyük bir vebal olduğu da dile getirilmiştir. Taberî de geçtiği üzere; “Zulüm, her ne kadar her durumda kötü olsa da haram aylarda (Receb, Zilkade Zilhicce, Muharrem aylarında) işlendiğinde diğer aylarda işlenenlerden çok daha büyük günah olur.” (Taberî, 10/89.)
Bizler için en güzel örnek olan Alemlerin Sultanı Efendimiz (s.a.s), üç aylar girdiğinde diğer zamanlardan daha çok oruç tutar, nafile namazlarını artırır, yoksulları daha çok gözetirdi. Bu yaptıklarını Ramazan ayına doğru daha da çoğaltır, Her zaman cömert davranan Allah Resûlü, Ramazan’ın gelmesiyle adeta coşardı. İbn Abbas’ın ifadesiyle, bilhassa Ramazan ayında, Cebrâil Aleyhisselamla buluştuğu zaman cömertliği daha da artardı… O günlerde Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) insanlara rahmet getiren rüzgârdan daha cömert olurdu.” Yani elinde avucunda kalan en son şeyleri de dağıtıverirdi. Ramazan ayının sonlarına doğru, geceleri ev halkını da kaldırarak adeta kulluğunu zirveleştirirdi. (Buhârî, Bedü’l-Vahy 5, 6, Savm 7)
Genel anlamda üç aylarda yapılabilecek en güzel ibadetlerden birisi de hiç şüphesiz oruç tutmaktır:
İslâm’da zamanla kayıtlı oruç, sadece Ramazan’da vardır. Hz. Âişe annemizin ifadesine göre; Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Ramazan’dan başka hiçbir ayı bütünüyle oruçlu olarak geçirmemiştir. Ramazan’dan sonra en çok oruç tuttuğu ay ise Şaban ayıdır. (Müslim, sıyam 175, 176) Daha fazla oruç tutmak isteyenler için Efendimiz’in tavsiyesi, Hz. Dâvûd’un orucu denilen günaşırı oruç tutmadır. O da bir gün oruç tutma bir gün oruç tutmama şeklidir. (Müslim, sıyam 189)
Ayrıca, hicri takvime göre her ayın 13, 14 ve 15. günlerinde tutulan oruç ile, Pazartesi ve perşembe günleri tutulan oruçlar da vardır.
Kandil Gece ve Gündüzlerini Değerlendirme
Üç aylarda bulunan Regâib, Mirâc, Berâat ve Kadir geceleri, zamanın altın dilimleridir. Allah’a manen yaklaşmanın rıhtımları, limanları ve rampaları sayılırlar. Bu aylarda yapılan ibadetler değerler üstü değerlere ulaştığından fırsat ve ganimet mevsimi olarak bilinmelidir. Bu gecelerde çokça namaz kılınması, Kur’ân okunması, tesbih çekilmesi, dua edilmesi gibi ibadet ü taat adına bazı şeyleri tavsiye etmede de hiçbir mahzur yoktur. Zira bu kıymetli zaman dilimleri birer zarf olması yönüyle, o zarf, içinde yapılan amellere değerler üstü değer katar.Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir hadislerinde bu gecede yapılacak duaların Allah katından geri çevrilmeyeceğini bildirmişlerdir. (Suyûtî, Celâlüddin, Câmiu’s-Sagîr, (Feyzü’l-Kadir’le birlikte) 3/454.)
Dinî hükümlere göre gün, güneşin batışı ile, yani aksam namazı vaktinin girmesi ile başlar ve ertesi gün güneşin batımına kadar yani aksam namazının vakti girinceye kadar devam eder. Cuma gecesi dediğimizde Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece, aksam namazından sonraki zaman dilimi kastedilir. Kandil günlerinde oruç tutmak isteyenler, ihya ettikleri kandil gecesi oruca niyet edip, kandil gecesinden hemen sonra gelen günde oruç tutarlar.
Oruç tutulması mekruh olmayan günlerin hepsinde oruç tutmak mümkündür. Bizler perşembe günü oruç tutar, Cuma günüde kandil orucu ile oruç tutmaya devam edebiliriz.
Bugüne kadar üç aylar hakkında çok şey duyduk, ama aslolan; bir meseleyi duyduktan sonra, anlama, sindirme ve iç aleminde onu hissetmeye gayret etmek olmalıdır. Bir insan inandığı şeye kendini vermezse onun ifade ettiği manaları duyamaz hissedemez. Üç aylarda bir şeyler hissetme öncelikle O aylarda bir şeyler olduğuna inanmaya, manevi olarak bir şeyler bulacağımıza inanıp Allaha bütün kalbimizle yönelmeye bağlıdır. Teveccühe teveccüh olur. Bir şeyin kadri kıymeti bilinip, sahip çıkılmayınca sahip olunamaz. Aksi takdirde üç aylarda diğer aylar gibi gelir gider ve istifade edemeyiz.
Lütuf Gecesi: Regâib
Regâib Gecesi denilince: “Çok lütuf ve ihsanla dolu, kıymeti ve değeri büyük, çok iyi değerlendirilmesi gereken gece” mânâsı anlaşılır. Regâib gecesi, Recep ayının ilk Cuma gecesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in Allah’ın bazı çok özel fiilî tecellilerine mazhar olduğu, nuranî lütuf ve ihsanlara, semavî derecelere eriştiği bir gecedir…
Bediüzzaman Hazretleri, Regâib gecesinin Efendimiz’in manevi terakki sürecinin başlangıcı olduğunu; Mi’rac gecesinde de bu terakkinin zirvesine ulaştığını bildirmektedir.
Aziz Müminler!
İslâm’da mübarek zaman ve mekânlar bütün kıymet ve kutsiyetini, hakikatte Allah’ın dilemesinden alırlar ve Müslümanlara sonsuz feyz ü bereketin gelmesine vesile olurlar. Mübarek ay, gün ve geceler, İslâm’ın şeairindendir; hususi kıymetleri ve kerametleri vardır. Kâinat, semalar, feza-yı âlem ve bütün varlıklar bu kutlu zaman dilimlerine hürmet etmektedir. Bizler de böylesi mübarek gün ve geceleri, nasıl değerlendireceğimizi daha şimdiden planlamalıyız. Bu aylarda hangi kitapları okuyacağız, hangi hayırlı işleri yapacağız, mealli mukabelemizi ne zaman okuyacağız, teravihimizi nerede kılacağız bunları tespit etmeliyiz. Planlarsak büyük oranda hedeflerimize ulaşmaya Allahın inayeti ile muvaffak oluruz.
Üç aylarınızı ve Regâib Kandilinizi tebrik eder, bütün insanlık için kurtuluş vesilesi olmasını, Rahmeti Sonsuzdan niyaz ederiz.
Üç Ayları Değerlendirme
Üç ayların ilki ve ikincisi olan Recep ve Şaban ayı, kutlu bir zaman dilimidir
ve mü’minlerin hayatında müstesna bir yer teşkil eder. Her mü’min, bu zaman
diliminin geleceği ânı heyecanla bekler/beklemelidir. Böyle bir bekleyiş bize
Efendimiz’den miras kalmıştır. O (sallallâhu aleyhi ve sellem), üç ayların
geleceği günleri gözler ve onun gelişiyle birlikte şöyle duada bulunurdu:
اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي رَجَبٍ وَشَعْبَانَ وَبَلِّغْنَا رَمَضَانَ
“Ya Rab! Recep ve Şaban’ı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazan’a
ulaştır.”(Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 1/259; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat
4/189.)
Recep Ayı
Üç ayların başlangıcı olan Recep, Cenâb-ı Hakk’ın Kur’ân-ı Kerim’de haram aylar
(içinde savaşın haram olduğu aylar) olarak zikrettiği dört aydan biridir:
إنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللهِ اثْـنَا عَشَرَ شَهْراً ف۪ى كِـتَابِ اللهِ
يَوْمَ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ مِنْهَٓا اَرْبَعَةٌ حُرُمٌۜ
“Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günden beri ayların sayısı on ikidir.
Bunlardan dördü haram aylardır.”(Tevbe sûresi, 9/36.)
Recep ayında sevapların âdeta yağmur gibi yağması sebebiyle bu aya
“Recebü’l-asabb” ismi verilmiştir. “Asabb” kelimesi Arapça’da “bol bol dökülen”
anlamına gelir. Yani Allah’ın rahmetinin coşup, ikram ve ihsanlarının sağanak
sağanak kulları üzerine yağdığı ay demektir.
Bu aya “Recebü’l-asamm” da demişlerdir. “Asamm” sağır demektir. Recep ayı,
savaşın haram olduğu aylardan olduğu için bu ayda silahlar susar, savaş
çığırtkanlıkları duyulmaz olur, her tarafa sulh ü sükun hakim olurdu. Onun için
ona bu ismi vermişlerdir.
Allah dostları, Recep ayını, tarlaya tohum atma dönemine benzetmişlerdir. Şaban
ayı, bu tohumların ve çıkan başakların bakım dönemi, Ramazan ise hasat mevsimi
gibidir. Bu bakımdan bir mü’min, ahirete yönelik mahsüller elde etmek için yola
çıkmışsa ilk etapta tohumu iyi atmalıdır. Yapacağı salih ameller ve bu
amellerdeki niyeti, ahiret mahsüllerinin en güzel tohumları olacaktır.
Bediüzzaman Hazretleri de üç ayların faziletine dair şu ifadeleri kullanır: “Her
hasenenin sevabı başka vakitte on ise Receb-i Şerif’te yüzden geçer, Şaban-ı
Muazzam’da üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarek’te bine çıkar ve cuma
gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadir’de otuz bine çıkar.”[1]
Recep ayının ilk cuma gecesine Regâib gecesi denir. Allah Teâlâ bu gecede
mü’minlere türlü türlü ihsanlarda bulunur. Onlar da bu ihsanlara karşı rağbet
gösterirler. Zaten regâib tabirinin aslı “rağbet” kelimesine dayanmaktadır.
Cenâb-ı Hak bu geceye hürmet edenlere merhametiyle muamelede bulunur. Bu sebeple
o günün gecesini ve gündüzünü salih amellerle değerlendirmeye gayret etmek
gerekir. Elden geldiğince namaz, oruç, sadaka, Kur’ân tilaveti gibi ibadetler
yapmalı; hastaların, yaşlıların, fakirlerin gönüllerini almaya çalışmalıdır.
Recep ayındaki mübarek gecelerden birisi de Miraç gecesidir. Resûlullah
Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) gökler ötesi âlemlere açılıp Cenâb-ı
Hak’la mülâki olduğu Miraç hâdisesi, hicretten yaklaşık bir yıl önce Recep
ayının 27. gecesi vuku bulmuştur. O gece Peygamber Efendimiz ilk olarak Mescid-i
Haram’dan Kudüs’teki Beytü’l-makdis’e götürüldü. Bu yolculuk Kur’ân-ı Kerim’de
“gece yürüyüşü” anlamına gelen “isrâ” kelimesiyle zikredilir. Buradan da “miraç”
unvanıyla Cenâb-ı Hakk’ın yüce katına davet edildi. Miraç’ta Cenâb-ı Hak,
Efendimiz’e, ümmetinden Allah’a şirk koşmayanların Cennet’e gireceğini
müjdeledi; Bakara sûresinin son âyetlerini vahyetti ve beş vakit namazı farz
kıldığını bildirdi.
Şaban Ayı
Üç ayların ikincisi olan Şaban da fazilet bakımından son derece değerlidir. Bu
hususta Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
وَهُوَ شَهْرٌ تُرْفَعُ فِيهِ الْأَعْمَالُ إِلَى رَبِّ الْعَالَمِينَ، فَأُحِبُّ
أَنْ يُرْفَعَ عَمَلِي وَأَنَا صَائِمٌ
“Ameller, Âlemlerin Rabbi’ne Şaban ayında arz edilir. Ben de amelimin oruçluyken
O’na arz edilmesini isterim.”(Nesâî, sıyâm 70; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned
5/201.)
Peygamber Efendimiz bu ayda bol bol oruç tutardı. Nitekim Âişe Validemiz’den
(radıyallâhu anhâ) şöyle rivayet edilmiştir:
“Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bazen o kadar oruç tutardı ki ‘Herhâlde
hiç ara vermeyecek’ derdik. Bazen de oruca o kadar ara verirdi ki ‘Herhâlde hiç
oruç tutmayacak.’ derdik. Resulullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem), Ramazan
dışında hiçbir ayı bütünüyle oruçlu geçirdiğini görmedim. Hiçbir ayda da Şaban
ayındaki kadar oruç tuttuğunu görmedim.”(Buhârî, savm 52; Müslim, savm 173, 174,
176, 177.)
Kendisi bu ayda çok fazla oruç tuttuğu gibi ümmetine de öyle yapmalarını tavsiye
buyurmuştur. “Ramazan’dan sonra en faziletli oruç hangisidir?” diye sorulan bir
soruya Fahr-i Kâinat Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Ramazan’ı tazim
için Şaban ayında tutulan oruçtur.” diye cevap vermiştir.(Tirmizî, zekât 28; İbn
Ebî Şeybe, el-Musannef 2/346.)
Şaban ayının 14’ünü 15’ine bağlayan gece Berat gecesidir. Bu kelime; berî olmak,
aklanmak, suçsuz olmak gibi anlamlara gelir. Mü’minlerin bu gece günahlarından
kurtulup temize çıkmaları umulduğundan dolayı ona bu isim verilmiştir.
Bazı âlimlere göre Duhân sûresinin ilk âyetlerinde bahsedilen mübarek gece Berat
gecesidir:
حٰمٓۜ وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ
إِنَّا كُنَّا مُنْذِرِينَ فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ أَمْرًا مِنْ
عِنْدِنَا
“Hâ-Mîm. Açık olan ve gerçeği açıklayan bu kitaba yemin ederim ki; Biz onu kutlu
bir gecede indirdik. Çünkü Biz haktan yüz çevirenleri uyarırız. O, öyle bir
gecedir ki her hikmetli iş, tarafımızdan bir emir ile o zaman ayırt
edilir.”(Duhân sûresi, 44/1-4.)
Selef ulemâsından rivayet edildiğine göre hikmetli işlerin birbirinden ayırt
edilmesi şu mânâya gelir; bu geceden itibaren bir sonraki seneye kadar meydana
gelecek bütün hâdiseler melekler tarafından kader defterlerine yazılır. Öyle ki
rızık, ecel, zenginlik, fakirlik, ölüm, doğum… hep bu gece belirlenir.
Kur’ân’ın bu gecede indirilmesi meselesi ise bu gecenin Berat gecesi olduğunu
düşünen âlimler tarafından şöyle açıklanmıştır: Kur’ân-ı Kerim Berat gecesinde
Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına toptan indirilmiştir ki buna “inzâl” denir.
Kadir gecesinde ise Peygamber Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ilk kez
ve parça parça indirilmeye başlanmıştır ki buna da “tenzîl” denir.
Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerinde Berat
gecesinin feyiz ve bereketini şu sözleriyle anlatır:
إِذَا كَانَتْ لَيْلَةُ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ، فَقُومُوا لَيْلَهَا وَصُومُوا
نَهَارَهَا، فَإِنَّ اللهَ يَنْزِلُ فِيهَا لِغُرُوبِ الشَّمْسِ إِلَى سَمَاءِ
الدُّنْيَا، فَيَقُولُ: أَلَا مِنْ مُسْتَغْفِرٍ لِي فَأَغْفِرَ لَهُ أَلَا
مُسْتَرْزِقٌ فَأَرْزُقَهُ أَلَا مُبْتَلًى فَأُعَافِيَهُ أَلَا كَذَا أَلَا كَذَا،
حَتَّى يَطْلُعَ الْفَجْرُ
“Şaban’ın 15. gününün gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin. O gece
güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle
seslenir: ‘Yok mu istiğfar eden, affedeyim! Yok mu rızık isteyen, vereyim! Yok
mu başına bir musibet gelen, sağlık ve afiyet vereyim!’ Bu nida böylece tan yeri
ağarana kadar devam eder.”(İbn Mâce, ikâme 191.)
Rivayet edildiğine göre Berat gecesinde Resûlullah’ı (aleyhissalâtü vesselâm)
yanında bulamayan Hazreti Âişe (radıyallâhu anhâ) kalkar ve aramaya çıkar.
Nihayetinde O’nu Cennetü’l-Bakî kabristanında başını semaya kaldırmış, tefekkür
ve duaya dalmış bir hâlde bulur. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu
gecenin faziletini muazzez zevcesine şu sözlerle anlatır:
إِنَّ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ يَنْزِلُ لَيْلَةَ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ إِلَى
السَّمَاءِ الدُّنْيَا، فَيَغْفِرُ لأَكْثَرَ مِنْ عَدَدِ شَعْرِ غَنَمِ كَلْبٍ
“Allah Teâlâ, Şaban’ın on beşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli
eder ve Benî Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanın günahlarını
bağışlar.”(Tirmizî, savm 39; İbn Mâce, ikame 191. (Benî Kelb, Arap kabileleri
arasında koyunlarının çokluğuyla bilinirdi).)
Üstad Bediüzzaman da bu gecenin faziletiyle ilgili şu görüşlerde bulunur: “Bu
gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve
mukadderât-ı beşeriyenin programı nev’inden olması cihetiyle, Leyle-i Kadir’in
kudsiyetindedir. Her bir hasenenin Leyle-i Kadir’de otuz bin olduğu gibi bu
Leyle-i Berat’ta her bir amel-i salihin ve her bir harf-i Kur’ân’ın sevabı yirmi
bine çıkar. Sair vakitte on ise şuhûr-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî
leyâli-i meşhurede on binler, yirmi bin veya otuz binlere çıkar. Bu geceler elli
senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur’ân’la ve
istiğfar ve salâvatla meşgul olmak büyük bir kârdır.”[2]
Ancak, Allah’ın rahmetiyle muamelede bulunduğu bu gecede –Resûlullah
Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ifadeleri çerçevesinde– bir kısım
kimseler bu rahmetten mahrum kalacaklardır:
إِنَّ اللهَ لَيَطَّلِعُ فِي لَيْلَةِ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ، فَيَغْفِرُ
لِجَمِيعِ خَلْقِهِ، إِلَّا لِمُشْرِكٍ أَوْ مُشَاحِنٍ (وَ فِي رِوَايَةٍ): وَلَا
إِلَى قَاطِعِ رَحِمٍ وَلَا إِلَى عَاقٍ لِوَالِدَيْهِ وَلَا إِلَى مُدْمِنِ خَمْرٍ
“Allah (celle celâluhu) Şaban’ın on beşinci gecesi geldiğinde rahmetiyle nazar
eder ve bütün mahlûkatını mağfiret eder. Yalnız şunlar müstesnadır; müşrikler,
çok kin güdenler, (bir rivayete göre de:) akrabalık bağlarını koparanlar,
ana-babasını incitenler ve içkiye düşkün olanlar.”(İbni Mâce, ikâme 191; İbn Ebî
Şeybe, el-Musannef 6/108.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder