5 Mart 2025 Çarşamba

Köy Şiirlerim

 Göçün Kuşlar 12,16,2023 4:30 AM

Göçün kuşlar göçün doğduğum köye;
Şimdi damlarında beyaz kar vardır.
Göletten aşağı bir derin dere,
Karşı dağlarında biraz yar vardır.
Mezra masum bakar, yalnız mı bilmem?
Gecesi gününden uzun mu bilmem?
Yetim mi öksüz mü mahzun mu bilmem?
Çatalçam başında siyah sis vardır.
Orda geçti unutulmaz günlerim;
O çağları anıp bugün özlerim.
Şiir yazar türkü söyler dinlerim,
Özümde oralı bir çocuk vardır.
Dönün dostlar, dönün elde hayır yok;
Öyle temiz hava, öyle sular yok;
Sualime karşı hiç bir cevap yok;
Bu harman yerinde garip hal vardır.
Çelebi hasretin boyundan aşkın,
Gittikçe çoğalır özlemin aşkın,
Ummanlar misali dalgalı taşkın,
Her daim dinmeyen bir vuslat vardır.
Konun kuşlar konun doğduğum yere
Şimdi damlarında beyaz kar vardır
Göletten aşağı bir tarla dere
Karşı dağlarında kıraç yar vardır
Mezra masum bakar, yalnız mı bilmem?
Gecesi gününden uzun mu bilmem?
Yetim mi öksüz mü mahzun mu bilmem?
Çatalçam başında yalçın pur vardır
Orda geçti unutulmaz günlerim
O çağları anıp bugün özlerim
Şiir yazar türkü söyler dinlerim
Özümde oralı bir damar vardır
Dönün dostlar, dönün elde hayır yok
Öyle temiz hava, öyle sular yok
Sualime karşı hiç bir cevap yok
Bir harman yerinde horon bar vardır
Çelebi hasretin boyundan aşkın
Gittikçe çoğalır özlemin aşkın
Ummanlar misali dalgalı taşkın
Her daim dinmeyen ah u zar vardır.

Abede saatleri

Abede saatleri
Bir ileri bir geri
Çöl olasın Abede
Ayırdın sevenleri
Abede vahşi batı
Adamı güldürmüyor
Nedendir bilemedim
Giden geri gelmiyor
Biri kız iki oğlan
Hanımın alıp gittin
Bizi hasret oduna
Neden sen salıp gittin
Abede’ye gitmişsin
Teksasa yerleşmişsin
Tam sekiz sene oldu
Köyüne dönmemişsin
8 Kasım 2023 21:23

Dağlar

Ben de sizin gibi düştüm feryada
Bir gün ağlar bir gün gülerim dağlar
Gödülün toprağı harcım dünyada
Gece derin uykum bölerim dağlar
Gödül yaylasında sürüler yatar
Kuşburnu dalında bülbüller öter
Menekşe nergis sümbüller biter
Hemi lalem hemi güllerim dağlar
Gödül Mezirenin ana direği
Ziyaret edeyim sünnet gereği
Terk edeli evi damı mereği
Koyun kuzu gibi melerim dağlar
Öğle kaya derler başı ziyaret
Bevlü Dede etse bize de himmet
Camisinde kılsam dört rekat hacet
Cümle muradıma ererim dağlar
Kızıl Kaya tepesinden yel eser
Yel estikçe ağyar sesini keser
Eşe dosta haber etmesen küser
Onlara da selam söylerim dağlar
Çelebî hasretlik gayet çar-naçar
Fırsat bulsa gurbet ellerden kaçar
Köyün dağlarına bağrını açar
Elbet ben de sefa sürerim dağlar.

KÖYLÜ ÇOCUĞUYUM

Köylü çocuğuyum köylü temelli,
Misket oynar, bilyelerimi sayardım.
Yiğidin harman olduğu köy belli,
Dövüş eder, başımı derde koyardım.
Dokuz yüz yetmiş orak ayında,
Doğdum Kelkit Gödül Köyünde.
Çelebi yazılı soy kütüğünde,
Musagildir namım edeyim yardım.
Yüz kırk hane idi köyün nüfusu,
Çatalçam 'dan getirmişdik köye su,
Çakmaktaşı, Karameşe korusu,
Pelit, kavak odun eder yakardım.
Dağlarda mal, davar, körpe güderdim,
Çayır, çimen, hozan yere giderdim,
Zaman zaman koruklara girerdim,
Bekçi gelse hemen ordan tüyerdim.
Azığımı sırt çantama atardım,
Gün ortası yiyip içer yatardım,
Gün batımı evin yolun tutardım,
Kot başında yavan aşla doyardım.
Göy çökelik katığımdı torbamda,
Kara demlik, kuru somun heybemde,
Sökük, yırtık eksik olmaz urbamda,
Gocuğumu yatak eder yayardım.
Düdüğümü kendim yapar çalardım,
Oyun oynar hayallere dalardım,
Bahçelerden erik, elma yolardım,
Çocuk aklı kör nefsime uyardım.
Kar yağdı mı bir metreyi geçerdi,
Kara lastik kar suyunu içerdi,
Tahta kayhı rüzgâr gibi uçardı,
Yatsıya dek karda, buzda kayardım.
Kır tarlada, buğday, arpa bitmezdi,
Saman alaf bir kış bile yetmezdi,
Horiklerden kara duman tütmezdi,
Kıtlık, yokluk yaşandığın duyardım.
Bakmayın siz onun pek güldüğüne,
Hasret çeke çeke geldi bu güne,
Özlemi bitmiyor geçmişe düne,
Düşte görsem hemen hayra yoyardım.
Çelebiyim, Hakka döndüm yüzümü,
Söz verirsem tutardım hep sözümü,
Hiçbir zaman inkar etmem özümü,
Hürmet eder büyükleri sayardım.
Çelebi
30 Nisan 2021

BİLESİN

Köyü gördüm, gözlerimden yaş düştü
Ana, evin viran olmuş, bilesin
Ceddin neslin burda, ömür sürmüştü
Baba, gurbet vatan olmuş, bilesin
Gittim baktım, kapı baca mahvolmuş
Eşiği açılmaz, toz toprak dolmuş
Sıvalar dökülmüş, boyası solmuş
Amca, varın talan olmuş, bilesin,
Ot bürümüş, hozan gibi harmanlar
Nerede o anlı şanlı zamanlar
Bacalardan tütmez ki hiç dumanlar
Hala, aygaz yakan olmuş, bilesin
Yıkılmış duvarlar, sıvalar düşmüş
Akasya ağacı, hani nicolmuş
Evi barkı böyle görmek zorumuş
Dede, malın ziyan olmuş, bilesin
Gün geçtikçe, azalıyor haneler
Bu hicrana dayanamaz sineler
Şimşek gibi geçmiş, bunca seneler
Nine, yaşın doksan olmuş, bilesin
Kuzusunu kayıp etmiş koyunlar
Davulsuz zurnasız, sazsız oyunlar
Ne omuz dayanır, ne de boyunlar
Dayı, bağrın püryan olmuş, bilesin
Evler barklar yıkılmaya yüz tutmuş
Hazan yeli esmiş dalın kurutmuş
Kalan yaşlılar da adın unutmuş
Teyze, hatrın kıran olmuş, bilesin
Biraz kolaylaşmış, köyün çilesi
Şehirden farkı yok, serttir sillesi
İnsanın içinde saklı hilesi
Abla, kalan pişman olmuş, bilesin
Ne ağaya kalmış ne de beyine
Baykuş ötmüş dönmüş matem evine
Ta içten ah çektim, üzüldüm yine
Gada, dostun düşman olmuş, bilesin
Çelebi’yim, zaman geçmiş aradan
Sabır sebat versin, yüce yaradan
Gelen gider konan göçer buradan
Ata, yurdun tiran dolmuş, bilesin

Sürgün

Dört oğluyuz bir ağanın dört oğlu,
O mezarda, siz sılada, ben sürgün.
Başımıza nerden geldi bit oğlu?
O mezarda, siz sılada, ben sürgün.
Aynı idi dışımız hem içimiz,
Nur yolunu seçmek miydi suçumuz?
Bir tiranın kurbanıyız üçümüz,
O mezarda, siz sılada, ben sürgün.
Yıllar oldu köye veda edeli,
Sen oltuya ben rusyaya gideli,
Demek buymuş bu hizmetin bedeli,
O mezarda, siz sılada, ben sürgün.
Yaban eller ardı sıra sürüttü,
Düşe kalka nice yollar yürüttü,
Size hasret beni gurbet çürüttü
O mezarda, siz sılada, ben sürgün.
Yemek yesem elim dilim çözülür,
Lime lime boğazıma dizilir,
Damla damla gözyaşlarım süzülür,
O mezarda, siz sılada, ben sürgün.
Bir mazi ki onu her an anayım,
Bade yok ki içip ona kanayım,
Ne sen bana yan ne ben sana yanayım,
O mezarda, siz sılada, ben sürgün.
İmkanı yok bu süfyanla barışmak,
Bize düşen hayırda hep yarışmak,
Mahşere mi kalır artık görüşmek
O mezarda, siz sılada, ben sürgün.
Nemrud gibi aramızda dağ olsun,
Ödleklerin yürekleri yağ olsun,
Dönen dönsün kalanımız sağ olsun
O mezarda, siz sılada, ben sürgün.
Çelebi der çok günah var çok ah var,
Sabret gönül nasıl olsa felah var,
El ne bilsin bizi bilen ALLAH var,
O mezarda, siz sılada, ben sürgün.

Babam

 Babalardı evvel evin direği
 Erişilmez zirve çınardı babam
 Oğul diye çarpmış kaç yıl yüreği
 Ahmed için içten yanardı babam
 Dinmezdi hasretim sesin duymadan
 Sitem eder idi gönlüm kırmadan
 Çalışırdı sabah öğlen durmadan
 Akşam hanemize dönerdi babam
 Toplandı başına kızı gelini
 Kalp ağrısı ne tez büktü belini
 Gurbete giderken öptüm elini
 İki gözü iki pınardı babam
 Çelebi onbir yıl sensiz neylesin
 Yaradan kabrini pürnur eylesin
 Ruhuna hediye okuruz Yasin
 Her pazar duaya kanardı babam
 09/06/2021

Gada

Yedi yıldır uğramadım köyüme
Musagilde ne bir kul kalmış Gada
İn cin mesken tutmuş hemen her eve
Kot başında eski çul kalmış Gada
Keleş soba hala o aynı yerde
Kömür sattığımız ocağın nerde
Pencerede mıhlı naylondan perde
Damlarda ne davar mal kalmış Gada
Yazın odun getirdiğin dağlarda
Az mı çile çektin boranda karda
Ellerinle yaptırdığın duvarda
Sıvası dökülmüş kel kalmış Gada
Sen gayret beklerken oğuldan kızdan
Ev bark çoktan düşmüş gönülden gözden
Ayrılık firkatin hiç dinmez özden
Dönüşü olmayan yol kalmış Gada
Yıllar önce mezarında oturdum
Koklamaya bir tane taş götürdüm
 Çelebiyim Yasin okuyup bitirdim
Fatihada bir harf dal kalmış Gada
27/8/2022

ARA BUL

Gürsel çekme keder elem bir neşeyi ara bul
Mürsel hercailik neden menekşeyi ara bul
Hamza Hakka boyun eğen, al gülünü ara bul
Ramazan gufran ayında, azizeyi ara bul
Bayrama ulaştıran, şerifeyi ara bul

AFFET BENİ

İşittim sesini sarardı benzim
Gel desen gelemem sen affet beni
Bir gördüm cemalin sızladı genzim
Gel desen gelemem sen affet beni
Ayrılık hasretin yaktı kavurdu
Esti sam yelleri garba savurdu
Zalim imza attı tuzaklar kurdu
Gel desen gelemem sen affet beni
Rabbimden dilerim bir ahir dilek
Anamın yüzünü son defa görmek
Vuslata ermeye bahane gerek
Gel desen gelemem sen affet beni
Derdin çoktur hiç bitmeyen acın var
Senden ırak kaldım her yer bana dar
Uçarak gelirdim verseydin karar
Gel desen gelemem sen affet beni
Ne kadar isterdim orda olmayı
Silerdim gözünden süzen damlayı
Çok isterdim hep yanında kalmayı
Gel desen gelemem sen affet beni
Sen acil yardımda ben darda kaldım
Kor düşen sinemi odlara saldım
Resmine göz attım hayale daldım
Gel desen gelemem sen affet beni
Çelebi her zaman anarım seni
Sensiz dünya zindan anladım yeni
Son bir buse için sen bekle beni
Gel desen gelemem sen affet beni
Mürsel Celebi Anneme ithaf
08 Mart 2023

Merhume Valideme Ağıt - BALIM

İki bin yirmi üç nisan yirmi beş
Bu fani dünyadan göçtün sen balım
Hicri yıl bin dört yüz kırk dört şevval beş
Ecel şerbetini içtin sen balım
İnancın sağlamdı imanın kavi
Dualar ederdin her an manevi
Emir Haktan geldi karar semavi
Pervaz açıp göğe uçtun sen balım
Yedi yavrun vardı on üç kardeşin
Bulunmaz dünyada senin bir eşin
Şerife bacımla bitti mi işin?
Ahiret yurdunu seçtin sen balım
Son bir çare diye acile gelip
Eş dost komşulardan helallık alıp
Son günlerde derin uykuya dalıp
Ötelere kanat açtın sen balım
Çok fazladır hüsn ü zanlı şahidin
Güllü ebe diye ederler methin
Çok hayır kazandın çok iylik ettin
Ukbaya yatırım yaptın sen balım
‘’Bu son Ramazandır Allahu alem
Sanmam ki Bayrama bir daha gelem
Her şeyi O bilir ben nerden bilem’’
Ölüm uykusuna daldın sen balım
Gelmez artık baharın da yazın da
Geçmez artık yokluğunda acın da
Gülmez artık oğulunda kızın da
Mürsel'in görmeden göçtün sen balım
27 Nisan 2023

Anama Mektup

Yolumuzu kesen ellik gurbeti
Eller böler ana ben bölemeyrim
Gözümde tüter köyün hasreti
Eller güler ana ben gülemeyrim
Gece gözüm uyğumuyğu tutmay ki
Sılanın arzusu özden getmey ki
Her ne etsem gam gasevet bitmey ki
Eller siler ana ben silemeyrim
Torunların zehleniyler üstüme
Hasımlarım tuzak kurdu kastıma
Gök delinse damla düşmez destime
Eller dolar ana ben dolamayrım
Ezber ettim iyiliyi kemliyi
Göresledim dağda isli demliyi
Tadı damağımda tarla yemliyi
Eller yolar ana ben yolamayrım
Bandıkca tatlıydı kuymağın dibi
Hayelimden getmey yadigar bibi
Bir temmuz akşamı her yan zibidi
Eller ipler ana ben iplemeyrim
Dilim söyler elim yazar yazımı
El ne bilsin sinemdeki sızımı
Aşıklar misali gamlı sazımı
Eller çalar ana ben çalamayrım
Bize düşmüş Mizaferin gelini
Bunca yıldır bekler gurbet elini
Gönül mızrabının şu bam telini
Eller tınlar ana ben tınlamayrım
Cuma vaaz eder sarıklı hoca
Dinci kinci sinsi nasihat boca
Ağzı açık dinler karı ve koca
Eller anlar ana ben anlamayrım
Çelebi der galiba ahirzaman
Dedem Kotan ceddim Musa ve Osman
Sorma memleketin hali pek yaman
Eller saklar ana ben saklamayrım

Bayram enişte

Şu iliç yolları kardaş dardır geçilmez
Karasu suyundan kardaş bir tas içilmez
Erzincan seçilir kardaş tercan seçilmez
Bas frenine bre kardaş taşlar inlesin
Feryadı figanın bacım canlar dinlesin
Araba sürmeyi kardaş kolay mı sandın
Seçim kazanmayı kardaş olay mı sandın
Iliç kazasını kardaş dolay mı sandın
Çelebiyim yalvarırım çalaba
Üç kasımda verdik seni turaba
Yavruların kaldı garib guraba
03.11.2015

GARDAŞ

Bir gardaş yitirdik Kasım birinde
Şimşek gibi çaktı şiddetin gardaş
Son fikrin ne idi senin serinde
Kırk beşinde doldu müddetin gardaş
Bozuldu cemalin bezegi süsü
Kanlı bir beyaz bez kefen örtüsü
Yıkılsın şu İliç Eğin Köprüsü
O yolda mı bitti mühletin gardaş
Bacım bir derdine bir daha ekler
Firkatine dayanır mı yürekler
Adem'in Emine’n yolunu bekler
Hala yetmedi mi gurbetin gardaş
Havada dolanır ecel kuşları
Ananın ağardı kara saçları
Yasa boğdun tüm Gödüllü gençleri
Mahşere mi kaldı hasretin gardaş
Aşık Çelebi de kardeş yitirdi
Yaktı bu dert hepimizi bitirdi
Kaza sebep oldu ölüm getirdi
Yetmedi frene kuvvetin gardaş

Bayram’dır

Uluslararası telefon çaldı
Hemen baktım belki açan Bayram’dır
Ramazan Bayramı yadigar kaldı
Resme bakın belki gülen Bayram’dır
Bir kasım sabahı kelkite vardın
Gitme kardaş gitme diye yalvardım
Bir rey daha atmak için verdin kararın
Oya bakın belki veren Bayram’dır
Yok olsun bu dünyada zalimin adı
Kırılmasın mazlumların kolu kanadı
Seçim sonuçları yolsuzlara yaradı
Yola bakın belki gelen Bayram’dır
Bir kemter kulum kim bana benzer
Hem türkçe öğretir hem ağıt yazar
Göçmen kuşlar gibi diyarlar gezer
Göle bakın belki kalkan Bayram’dır
Kasım iki güzler geldi çattı mı?
Göçmen kuşlar yuvasından uçtu mu?
Söğütlerin gazelleri düştü mü?
Dala bakın belki kalan Bayram’dır
Kış geldi mi şu Kelkit’in dağına
Ovasına bahçesine bağına
Ateş düştü yüreğime bağrıma
Köze bakın belki yanan Bayram’dır
Yıllarca gurbette sen oldun yorgun
Ecel pençe vurdu sen kırdın boynun
Anan leyla oldu Babanda mecnun
Çöle bakın belki gezen Bayram’dır
Çelebiyim sılaya ben nasıl varam
Kaza oku değmiş sağ olmaz yaram
Bacım aslı olmuş Bayram da kerem
Küle bakın belki tüten Bayram’dır

Bu tepe Bevlü dede
Dere tarlalar tarlalar
Biter Derinderede
Yazı tarlalar tarlalar

Tutuyalı suyunu
Kıt ovalar ovalar
Kurda verdi koyunu
Çoban bağrın Paralar

Minarenin alemi
Merekte harman gemi
Gezdim yedi duveli
Bulamadım o demi

Üst başı çukur tarla
Altında var ahbunlar
Posmadüzü yazıyla
Ne hoş uyar ah bunlar

Çökelik koydum sahana
Tuzsuz yağla şahane,
Çayın burnumda tüter
Yemek içmek bahane.

Gödüllüyüm ben özüm
Kulak ver dinle sözüm
Eller Gödüle hayran
En başta benim özüm.

Çuvaş Türk Lisesi

sevgi şefkat dostluk sesi
İşte Çuvaş Türk Lisesi
İlim irfan dil gayesi
işte Çuvaş Türk Lisesi

Aydın insan meselesi
Samanyolu silsilesi
pırıl pırıl talebesi
işte Çuvaş Türk Lisesi

Burcu burcudur havası
Güler yüzlüdür hocası
cıvıl cıvıl kuş yuvası
işte Çuvaş Türk Lisesi

özel okul kafilesi
ilim ehlinin kafesi
bir şiirin kafiyesi
işte Çuvaş Türk Lisesi

henüz ikinci senesi
iksir gibidir nefesi
hoşgörü dolu senesi
işte Çuvaş Türk Lisesi

Çubuk sarının gözdesi
Işık insanın müjdesi
gerçek lisan dershanesi
işte Çuvaş Türk Lisesi
22.3.1995 Çarşamba

Çeboksarı Çeboksarı

Çeboksarı Çeboksarı
Sensin Gönlümün Baharı
Çiçeklerin Rengi Sarı
Çeboksarı Çeboksarı

Yaz Gelince Acar Güller
Öter Bağlarda Bülbüller
Hep Seni Söylüyor Diller
Çeboksarı Çeboksarı

Kış Gelince Yağar Karın
Ne Hoş Eser Rüzgarların
Dolup Taşar Her Pazarın
Çeboksarı Çeboksarı

Güzellikler Hep Orada
Gemiler Güzel Volgada
Bir Eşin Yoktur Dünyada
Çeboksarı Çeboksarı

Çuvas Türk'ün Çocukları
Sivamışlar Hep Kolları
Aydınlıktır Tüm Yolları
Çeboksarı Çeboksarı

Çuvas İnsan Çok Sıcak
Açmışlar Türklere Kucak
Beşyüz Yirmibeş Yıl Ancak
Çeboksarı Çeboksarı

Çelebi Ver Türkçe Dersi
Orada Çuvas Türk Lisesi
Dünya Duyacak Bu Sesi
Çeboksarı Çeboksarı
26.9.1994

31. Gece

Günlerdir beklerim yoruldum çuvaş
Şuraya bir imza at yavaş yavaş
Gözlerim görmesin ayyaş bir yoldaş
Şu benim hesabı gör yavaş yavaş

Sıla burcu burcu ille vatanım
Davamın uğrunda fedadır canım
Sana her şeyimi anlatacağım
Otur da karşıma sor yavaş yavaş

Garibim bu eller bana yabancı
Yolcuyum şu fani dünya yalancı
İlk önce kımıldar hafif bir sancı
Ayrılık sonradan kor yavaş yavaş

İşte yoldaş ben her zaman böyleyim
Gerisin ne sen sor ne ben söyleyim
Bırak artık şubaşkarı neyleyim
Şu benim vize mi ver yavaş yavaş
31 ağustos 1995 perşembe

Namaz

Namaz müminin miracı
Namaz Her derdin ilacı
Namaz başların tacı
Namaz İslâm inancı

Huşu ile kıl namazın
ister kışın ister yazın
dilde dua ve niyazın
her an çıksın gür avazın

insan isen gafil olma
gaflet uykusuna dalma
Takılıp yollarda kalma
kendini sefaya salma

Dilekçe

Düştüm aşk derdine istemem ilaç
Götürsün dağlara yol beni beni
Ya ilahi kimseye eyleme muhtaç
Dilediğin yana sal beni beni

Günah selleri kalbi karartır
Nice civanların benzin sarartır
Dostların yanında yüzün kızartır
Hizaya gelmeyen hal beni beni

Gittikçe büyüyor menfaat gücü
Doğruyu söylersen geliyor acı
Uçsuz bucaksızdır dünyanın ucu
Döndürmez yolumdan fal beni beni

İnsan kurtulamaz nefsin elinden
Bir haber beklersin gurbet elinden
Bu alemin devranından selinden
Tatlandırmaz artık bal beni beni

Bülbül aşka düşmüş gülün arıyor
Sağ olmaz yarayı tabip sarıyor
Gamlı sazlar inlemeye yarıyor
Kırık bir mızrabım çal beni beni
 #Dilekçe

Gödüllü Yigit

Gödül Köyü yukarı mahallede ikamet eden Musagilin Yigit Emi bir gün Güneyçevirmeden eşeğini yükleyip Gödül‘e giderken Hasancık,Hatunoğlu mevkisine geldiğinde karakaçan eşeği yatar.
Karşı Gabandan köye giden yolcu köylü erkek ve kızlara seslenerek yardım ister.
Yolcular:
Sen kimsin emice diye sorar? Cevap olarak ben
-Yigit Yigit diye bağırır.
Yolcular:
-Sen nasıl Yigitsin ki daha bir eşeğe gücün yetmiyor? O da :
-Ben Gödüllü Yigidim !
Gödüllü Yigit ! diye cevap verir.

Çu de Yigit çu de

Haber verin uzak yerden gelmişim
Komşu köye gidip yüküm almışım
Eşeğim yatınca yolda kalmışım
Çu deyin beyler hepiniz birden
Benim kara kaçana çu deyin
Çöl Gödül'ün gelmiş baharı yazı
Kaçışır tavşanlar kovalar tazı
Yığılır kırana gelini gızı
Çu deyin beyler hepiniz birden
Benim kara kaçana çu deyin
Gelir idin Morogomun belinden
Kurtulamaz konu komşu dilinden
Az eğlen semeri alak belinden
Çu deyin beyler hepiniz birden
Benim kara kaçana çu deyin
Ne mert olur şu Gödül'ün balası
Eksik olmaz yiğidin baş belası
Yardımcısı olsun Yüce Mevlası
Çu deyin beyler hepiniz birden
Benim kara kaçana çu deyin

De Haydi

Üstünde çukur tarla
Parla yıldızım parla
Bu sene gelemezsen
Uzaktan selam yolla
Haydi malım haydi canım
Dehaydi aslan yarım
Değirmenler deresi
Taşlarda çınlar sesi
Çok bekledim gelmedi
O canımın köşesi
Haydi malım haydi mülküm
Dehaydin aslan köylüm
Mezra karşısı yeşil
Kuyu yak kartol pişir
Kilseden cami olmaz
Gel aklın başa devşir
Haydi malım haydi canım
Dehaydi aslan yarım
Kelkitten de görünüyor
Caminin minaresi
Bir cift daga yaslaniyor
Köyümün yek paresi
Haydi malım haydi mülküm
Sınanay aslan köylüm
Karşıda kuş sesi var
Derede şu sesi var
Nerde kaldın gelmedin
Demezmişin nesi var
Haydi emim haydi dayım
Ne zamandır dardayım
Şu dağların güzünü de
Görestim ben yüzünü
Nasip olsa kavuşsak da
Öpsem ela gözünü
Haydi hanım haydi canım
Gel otur benim yarım
Merdivenden çıkılıyor
Gödülün konağına
Mektup selam götür benden
Babamın ocağına
Haydi kardeş haydi yoldaş
Gel bizim köyde dolaş
Yayla yolları yokuş
Havalar sular bir hoş
Gurbet elde sefa yok
Haydi durma sen de koş
Haydi ağam haydi paşam
Dehaydin ne hoş yaşam
Çatalçamdan gelir suyu
Aslana benzer huyu
Her erkekten yiğit olmaz
Çelebi olsun soyu
Haydi malım haydi canım
Dehaydi aslan yarım

DÖRT MEVSİM MEMLEKETİM

Bahar gelir, coşar çaylar
Günler geçer, dolar aylar
Çoluk çocuk, gençler baylar
İçilir hep demli çaylar
Yazın herkes ekin biçer
Gurbetten sılaya göçer
Buz gibi sulardan içer
İçer de kendinden geçer
Güzün altındır yapraklar
Kara elmastır topraklar
Kalabalıktır sokaklar
Şenlenir evler ocaklar
Kışın yağar ak karların
Donar akan pınarların
Soğuk eser rüzgarların
Titrer ulu çınarların
Çelebiyim asliyetim
Gümüşhane'm vilayetim
Kelkit benim hüviyetim
Bambaşkadır memleketim

DUYDUM Kİ

Duydum ki sılamın köyü, bucağı,
Ateş sarmış, evi ,barkı, ocağı,
Bomboş kalmış anaların kucağı
Yaş dökmekten, gözler al kan çanağı,
Ak mendil kurutmaz olmuş yanağı.
Mürsel gurbet elde dem be dem ağlar,
Zalim vurmuş mazlum yüreğin dağlar,
Haneler virane göç etmiş sağlar,
Yavrusun yitirmiş karalar bağlar,
Gözyaşı coş olmuş sel gibi çağlar
Her yaşta bay ağlar, bayanlar ağlar.
13 Ağustos 2020 Perşembe

MUSAGİLDE SABAH

Musagilde Katmeş anam ocağı
Her sabah kalkar yakar erkenden
Evi olmuş sanki sağlık ocağı
Dertlilere deva bakar erkenden
Akasyanın bir alışkın kuşu var
Çık çık diye öter bir virdi mi var
Misafir mi gelir bir haber mi var
Anam sorup merak eder erkenden
Hacı Babam alışveriş yapardı
Bakı Gadam ile tam kafadardı
Ocak açar toz ve kömür satardı
Tirkişin yolunu tutar erkenden
Herkes tanır sorsan Hacı Kotanı
Ümmü annem olmuş sabır harmanı
Ahirette cennet olsun mekanı
Fatma ninem göçüp gitmiş erkenden
Deli Temel dağa taşa seslenir
Dede Gada vara yoğa herslenir
Kudret emim bileğine güvenir
Tılıs emim tırpan biçer erkenden
Osman ile Halis bir kapı komşu
Yatağın Kırandan aşardı yolu
Beşir emim fındık sepeti dolu
Merekten samanı taşır erkenden
Durmuş emim mekanıdır geveler
Derviş dedem tahtaları rendeler
Hindi emim at üstüne çul serer
Hüsnü emim çoroş koşar erkenden
Adem Hoca hakka eder dualar
Çanak emim çuvalları yuvarlar
Velet emim ayıları kovalar
Ali abi gaza basar erkenden
Münür Paşa muhtarlığı bahane
Köylü eker kartol ile lahana
Bizim Çolak oğul koyar kovana
Kelkit’in yolunu tutar erkenden
Çelebi’nin mehlesine köyüne
Deresine,tepesine düzüne
Dağda açan çiçeğine gülüne
Pare pare duman çöker erkenden

ERKENDEN

Bizim köyde Katmeş anam ocağı
Her sabah kalkar yakar erkenden
Evi olmuş sanki sağlık ocağı
Dertlilere derman bakar erkenden
Münür paşa muhtarlığı şahane
Köylü eker kartol ile lahana
Çolak emim oğul koyar kovana
Kelkitte soluğu alır erkenden
Kuftu Muammer şu bizim komşu
Yatağın kırandan geçerdi yolu
Cökelik ekmekle çantası dolu
Tirkişin yolunu tutar erkenden
Hacı Babam alışveriş yapardı
Ocak acıp toz ve kömür satardı
Hacı Harun ile tam kafadardı
Kahvenin yolunu tutar erkenden
Gece gündüz Orta pahar seslenir
Lamba Halil artist gibi süslenir
Deli Derviş durduk yerde herslenir
Kürt Kazım kahveyi açar erkenden
Halit Hoca Hakka eder dualar
Musa emmi moturunu yuvarlar
Lülük Osman tilkileri kovalar
Münübüsler korna çalar erkenden
Uzun Alinin değirmenler mekanı
Yamuk Apo bekler durur dükkanı
Dana sığır davar körpe çobanı
Dağların yolunu tutar erkenden
Çelebi’nin mahallesine, köyüne
Deresine,tepesine,düzüne
Dağda açan çiçeğine,gülüne
Pare pare duman çöker erkenden

Esengül Ablam

Geçilmez Gödül’ün dağı
Yar ablam ablam yar ablam
Derilmez gonca gülün bağı
Har ablam ablam har ablam
Arayana vardır bulmak
Bu dünyada mutlu olmak
Hem mahzun hem masum kalmak
Kâr ablam ablam kâr ablam
Balımı! yalnız bırakma
Hasret oduna hiç yakma
Al yerine siyah takma
Ar ablam ablam ar ablam
Candan içeri yerin var
Sinemi yakan derdin var
Bilinmeyen bir halin var
Sır ablam ablam sır ablam
Nasipte var ise gelmek
Gelip vuslatına ermek
Çelebi kıymetin bilmek
Zor ablam ablam zor ablam
21 Eylül 2022
Houston Texas

GÖDÜL DÖRT DAĞ İÇİNDE

Gödül dört dağ içinde
Kömür var dağ içinde
Kim Kelkiti sorarsa
Bir köyüm var içinde
Noldu gadama noldu
Noldu babama noldu
Sarardı benzi soldu
Babam burdan gideli
Evleri viran oldu
Kallo burdan gideli
Bu yerler harap oldu
Harmanın ardı merek
Kelkit’e gidek gelek
Elin elimde olsun,
Kapı kapı dilenek.
Şu dağın ensesine
Uyandım yar sesine
O gider ben giderim
Düşmüşüm ben peşine
Dağı dağ eden felek
İçtim ağundan felek
Bir murad alamadan
Çarkım dağıttın felek
Gadamın dengi yoktur
Babamın dengi yoktur
Eş dost ahbabı çoktur
Kallo ağanın öldüğüne
Her duyan pişman oldu
Babam köyden gideli
Yerine gelen yoktur
2019 January 8 at 6:58 PM

GÖDÜL KÖYÜ

Gödül insanı çok sıcak
Açarlar her yerde ocak
Yetmişbeş hanedir ancak
Gödül Köyü Gödül Köyü
Gödül Köyü çocukları
Sıvamışlar hep kolları
Gurbete düşmüş yolları
Gödül Köyü Gödül Köyü
İlkbaharda açar çiçek
Öter tarlalarda böcek
Dağlar taşlar inleyecek
Gödül Köyü Gödül Köyü
Yaz gelince kokar güller
Konar dallara bülbüller
Hep seni mırıldar diller
Gödül Köyü Gödül Köyü
Kış boyunca yağar karın
Dolup taşar sokakların
Serin eser barkarların
Gödül Köyü Gödül Köyü
Temiz havalar orada
Soğuk sular her kurnada
Bir eşin yoktur dünyada
Gödül Köyü Gödül Köyü
Çelebi köyünle öğün
Orda kurulmuştur düğün
Özlemin her köylünde bugün
Gödül Köyü Gödül Köyü

Gödül Paharı

Dereden tepeden sel gibi akar,
Yukardan aşağı Gödül paharı,
Ey suyun bir nevi yağmur ile kar,
Ne gelir şu başa Gödül paharı.
Göklerde bulutla boy gösteren su,
Çöllerde seraba son veren su,
Kuyudan,gözeden baş gösteren su,
Kanmadık tadına Gödül paharı.
Gödülü koyu bir duman sarınca,
Yol alır yatağın kıranlarınca,
O hızla dağlara dolu yağınca,
Başlamış coşmaya Gödül paharı.
Bir zaman başında çiçekler derdim,
Yemlikler,kahmutlar toplayıp yerdim,
Kaç çuval tahılı suyuna serdim,
Değdi kaç ayağa Gödül paharı.
Ne kağnı yük çeker, ne mazı ağlar,
Tarihe karıştı o eski çağlar,
Köylü harktan harka suyunu bağlar,
Bir sola, bir sağa Gödül paharı.
Kızın gelin oldu, deden mezarda,
Sesin yankılanır karşı dağlarda,
Dudağı kuruyan bir can arar da,
Dolar desti desti Gödül paharı.
8.05.2013

Yukardan aşağı sel olur akar,
Dereye tarlaya Gödül pınarı,
Dağlara yağınca yağmur ile kar,
Dolup dolup taşar Gödül pınarı.
Göklerden bulutla yere inen su,
Çöllerde göze serap görünen su,
Kuyudan,gözeden baş gösteren su,
Köpük köpük çıkar Gödül pınarı.
Gödülü koyu bir duman sarınca,
Yol alır yatağın kıranlarınca,
O hızla dağlara dolu yağınca,
Şarıl şarıl akar Gödül pınarı.
Bir zaman başında çiçekler derdim,
Yemlikler,kahmutlar toplayıp yerdim,
Kaç çuval tahılı suyuna serdim,
Pırıl pırıl yıkar Gödül pınarı.
Ne kağnı yük çeker, ne mazı ağlar,
Tarihe karıştı o eski çağlar,
Köylü arktan arka suyunu bağlar,
Sıra sıra sular Gödül pınarı.
Kızın gelin oldu, deden mezarda,
Sesin yankılanır karşı dağlarda,
Dudağı kuruyan bir can arar da,
Testi testi dolar Gödül pınarı.

GURBET EL

Gödül dağlıktır yoktur ovası
Soğuktur suları hoştur havası
Gençleri gönüllü gurbet kölesi
Ocağın dağılsın senin gurbet el.
Karşı yamacı palutlu dağlar
Ebesi göç etmiş göz yaşı çağlar
Kızları alnına karalar bağlar
Ocağın dağılsın senin gurbet el.
Mezarlığın yamacına çıkayım
Türlü çiçeklerden demet yapayım
Sıladan gurbete mesaj atayım
Ocağın dağılsın senin gurbet el.
Gün çalınca dağ taş olur ürüşan,
Bir Çelebi değil, köylü perişan
Feryadım duyursun cümle dervişan
Ocağın dağılsın senin gurbet el.
2019 January 8 at 6:58 PM
26 Ocak 2019

GURBET EL

Dört yanı dağlıktır yalnız yoktur ovası
Soğuktur suları amma hoştur havası
Gençleri gönüllü olmuş gurbet kölesi
Ocağın dağılsın senin senin gurbet el.
Karşıda bulunur hey dost pek yüce dağlar
Ebesi göç etmiş anam göz yaşı çağlar
Kızları alnına eyvah karalar bağlar
Ocağın dağılsın senin senin gurbet el.
Mezarlığın yamacına doğru çıkayım
Türlü çiçeklerden derme demet yapayım
Sıladan gurbete acı mesaj atayım
Ocağın dağılsın senin senin gurbet el.
Gün çalınca dağ taş her yer olur ürüşan,
Bir Çelebi değil bütün köylü perişan
Feryadım duyursun size cümle dervişan
Ocağın dağılsın senin senin gurbet el. 

Görestim

Bu yaz köye çıktım baba evime,
Kapıdan içeri girdim,görestim.
Bütün anılarım düştü fikrime,
Oda lambasını yaktım,görestim.
Rutubetli,küflü, kıldan çeçimler,
Ne iskemle kalmış ne de peykeler,
Çürümüş sobası, ıslak tezekler,
Nemli kibritleri çaktım,görestim..
Arustağı sarmış örümcek ağı,
Kağnılarda bağlı kalmış sambağı,
Paslanmış kesmiyor balta nacağı,
Zirzayı kapıya taktım,görestim..
Duvarda asılı dedemin mesi,
Tilkilere kalmış tavuk kümesi,
Çağırdı beni hocanın sesi,
Camide dualar ettim , görestim.
Baktım karşılara gözlerim daldı,
Hatıra resimler yadigar kaldı,
Köy ilkokulunun ders zili çaldı,
Mektebin yolunu tuttum, görestim..
Gençler gurbetlere savrulmuş göçmüş,
Sahipsiz evlerin bacası çökmüş,
Köydeki hayatım ne çabuk geçmiş,
Yatağın kırana çıktım , görestim..
Yıllar boyu burda kimler yaşarmış?
Pınar başlarını yosunlar sarmış,
Kaderde bunları görmekte varmış,
Kahrımdan boynumu büktüm, görestim
Mazıyı anlatsam kelime yetmez,
Uşaklık günlerim aklımdan gitmez,
Köyüme hasretim ebedi bitmez,
Yürekten bir of çektim , görestim..
Ne insanlar burda yaşamış, ölmüş,
Bu hasret herkesin bağrını delmiş,
Köydeki evimiz ne hale gelmiş!
Böyle ayrılmaktan bıktım, görestim.
Sanki bu ev bana feryat ediyor,
Ata ocağı bu! “gitme kal” diyor.
Okyanus ötesi beni bekliyor,
Kapıdan dışarı çıktım , görestim.
Geleceğiz diye biz gittik buradan
Aylar yıllar su gibi geçmiş aradan
Eceli gelenler göçmüş dünyadan
Gelip gidenleri saydım , görestim
Kabir taşlarını otlar kapatmış,
Bütün rahmetliler yan yana yatmış,
Habu yalan dünya bizi aldatmış,
Mezarın başına çöktüm, görestim.
Köyümden ayrılalı yürek yaralı,
Zaman azalıyor, aklı karalı,
Çok zoruma gitti ayrılık hali,
Gözyaşım içime döktüm, görestim.

Gödül Köylüm

Çok uzaktır iki şehir arası
Beni yakan kaşlarının karası
Çok aradım geçmez gönül yarası
Mezradan gel gödül köylüm mezradan
Gelin oldun gittin gurbet eline
Nereden düştün Gümüşhane iline
Hayran oldum senin ince beline
Sıladan gel gödül köylüm sıladan
Top kakülün salmış gözünü bürür
Çok naz eden maşuk topuğun sürür
Aşıklar mecnunun yolunda yürür
Çöllerden gel gödül köylüm çöllerden
Methetsem de güzel seni ne kadar
Yüreğim sevginle durmadan atar
Turnalar misali hep katar katar
Yayladan gel gödül köylüm yayladan 
Ne güzel yaratmış bizi yaradan
Nice kervan gelip geçmiş buradan
Çelebi der dağ taş kalksın aradan
Tarladan gel gödül köylüm tarladan

Gödül

Geçti kış ayları, yetişti bahar,
Üstünden karların eridi, gödül ,
Karşı dağlarından çekildi duman,
Yeşil yamaçların görünür, gödül .
Kışın donar çeşme dereler göller,
Her bahar açılır sumbuller güller,
Yazın vahalara evrilir çöller,
Bulutlar üstüne bürünür, gödül .
Yürek serinletir suyu buz gibi,
Işıltın göz kırpar, bir yıldız gibi,
Tabiat süslenir gelin kız gibi,
Dağlar kokusunu sürünür, gödül
Arkanı dayayıp yüce dağlara,
Bakarsın meydana, bostan bağlara,
Herkes vurgun olup güzel çağlara,
Dosta muhabbetin övünür, gödül .
Unutmam,mümkün mü seni dünyada,
Her zaman, her yerde düşersin yada,
Seni vasf ederler kabul et, bu da,
Mürsel'den hatıra şiirdir, gödül.

Hacı Babama Ağıt

On Haziran gittim ettim ziyaret
Takat bitmiş hal tükenmiş eyvah ey
Her işten el çekmiş bitmiş ticaret
Defter dolmuş dal tükenmiş eyvah ey
Tevellütü otuziki yaş epey artmış
Dünya meşgalesin başından atmış
Koca çınar kurumaya yüz tutmuş
Hazan vurmuş dal tükenmiş eyvah ey
Güz güneşi gurup etmiş kaşında
Yar hasreti gözlerinin yaşında
Evlatları yatağının başında
Dil lal olmuş söz tükenmiş eyvah ey
Bir zamanlar Korelerde vuruşan
Dağ taş aşıp sılasına kavuşan
Çoban hasta celep olmuş perişan
Kriz olmuş mal tükenmiş eyvah ey
Geceleri gündüz gibi ürüşan
Bülbül gibi güllerini soruşan
Bağban bitap bağlarda yok zernişan
Hazan vurmuş gül tükenmiş eyvah ey
On Eylülde firkat yeli esti sert
Vade dolmuş yol tükenmiş eyvah ey
Tutmuş yakasından amansız bir dert
Benzi solmuş bet tükenmiş eyvah ey
Çelebi der ismi söylenir dilde
Yad-ı cemil olmuş şimdi gönülde
Kervan yola çıkmış gümüş bir ilde
Aylar geçmiş yıl tükenmiş eyvah ey
MEKANIN CENNET OLSUN!

Harun Emmi

Harun emmi sen dünyadan gideli
Yol yordam bozuldu çap Harun emmi
Senden sonra sustu motorla patos
Garip kaldı harman sap Harun emmi.
Köyümüzden betbereket göç oldu
O eski töre adet örfler hiç oldu
Yüz hanelik köy on hanelik oldu
Kaynamaz tencere kap Harun emmi.
Çelebi der anlatırdım bir zaman
Derslerimi dinletirdim bir zaman
Kıtaları inletirdim bir zaman
Bir hayırlı iş yap Harun emmi.
09 Temmuz 2020

İnayet Olaydı

Bir inayet olaydı kırk yıl geri gideydim
Nenemin çitlerini çekiştirip dideydim
Sabah namazdan sonra dedem eve geleydi
Bana para vereydi, bir de beni seveydi.
Hacı Kotan can dedem, muhtaca ilaç dedem
Geleni çevirmezdin varlığı destan dedem
Her zaman en ön safta kılardın namazını.
Dua dua yalvarıp ederdin niyazını.
Haber aldım ki bir gün ansızın göçüp gitmiş.
Trabzondan atlayıp geldiğimde çok geçmiş.
Canım ninem tez gittin bizden uzak illere
Kokuna hasret kaldım ver getirsin yellere
Senin kokun cennetten, cennetin bağlarından
Çıkıp gelemez misin öpem ayaklarından
Çok yattın kara yerde de haydi çıkıp da gel
Yıllardır bekliyorum ne olur uzat bir el
Adımı çok severdin kilap derdin sen bana
Ne kadar göresmişim, ne kadar hasret sana
Gene davar güdeydin papağınla fesinle
Celebe seslenseydin doyulmaz gür sesinle
Bir inayet olaydı kırk yıl geri gideydim
Babamla tırpan biçip dağda odun edeydim
Sereydik döşekleri odanın orta yerine
Uyanaydık Gödülün doyumsuz seherine
Bilirim inayet yok, nene yok dede de yok
Bilmez misin Çelebim seferinden dönen yok.

Köyüm

Öyle göresmişim ben köyüm seni
Çoktan beri senden ayrı kalmışım
Öyle göresmişim ben köyüm seni
Senden ayrı özleminle dolmuşum
Öyle göresmişim ben köyüm seni
Yanık çökeliği yağlı kuymağı
Sütü katığı balı kaymağı
Yemliği gılıgı kuzukulağı
Öyle göresmişim ben köyüm seni
Tere yağlı hıngel haşıl yiyerdik
Yiyip doyup Allah şükür diyerdik
Karakışta cızlavat lastik giyerdik
Öyle göresmişim ben köyüm seni
Tarla hozan gevenleri yakardık
Korukçu gelende korkup kaçardık
Hıçkırıkla ortalığı yıkardık
Öyle göresmişim ben köyüm seni
Bacalarda aşuk mile oynardık
Tekme tokat ağız burun paylardık
At binerdik harmanlarda oynardık
Öyle göresmişim ben köyüm seni
Sabah erken kalkıp işe başlardık
Öküzleri eşekleri yorup haşlardık
Tembelin buduna modul kakardık
Öyle göresmişim ben köyüm seni
Anam pişirirdi evelik aşı
Sac üstüne serer fetir lavaşı
Bir zevk ile yiyerdik biz unaşı
Öyle göresmişim ben köyüm seni
Çelebiyem ben köyümü severim
Güzelliğin her bir yanda överim
Senden ayrı gurbet eli neylerim
Öyle göresmişim ben köyüm seni

Kenan Emim

Devir döndü insan zaman değişti
Sonunda bozuldu çağ Kenan Emim
Seksenli yıllar bak ne çabuk geçti
Bölündü millet sol sağ Kenan Emim
Zor kolay demez her iş yapardın
Toprağı kazardın taşı kırardın
Kamyonunla dağı taşı aşardın
Dermedin bahçe bağ Kenan Emim
Kıtlık günlerde yavruların doyurdun
Büyütüp hepsini tek tek uçurdun
Eşi dostu sen her zaman korurdun
Sürerdin ekmeğe yağ Kenan Emim
Her şerde ayrı bir hayır arardın
Dalardın derine akıl yorardın
Düştün mü efkara tütün sarardın
Ederdin sen çok merağ Kenan Emim
Nerde senin eski vaktin zamanın
İthali var artık otun samanın
Bozulmuş bostanın boştur harmanın
Ne olur kalaydın sağ Kenan Emim
Gözümde tüllenir en son hayalin
Yaslıdır Çelebi sormayın halin
Sen gidince kalmadı hiç emsalin
Çektin aramıza dağ Kenan Emim
01.03.2018

Karagöllerde Av

Bir gece yarısı ay suya düşer
Dağlarda bir tavşan pusuya düşer
Derinden derine dalgalanır su
Sararken her yanı barut kokusu
Çimenler üstünde üç beş damla kan
Gözünü nefretle kapatır tavşan
Çırpınır ağzında bir demet kekik
Ey avcı, her şeye çekilmez tetik

Lale Tarlası

Al al olmuş laleler hasret kalmış yağmura
Orda bir kara bulut yaş döküyor dağlara
Sızlar benim yüreğim mazim akla gelince
Al götür beni yollar buluşalım sessizce
26.04.2013

Muhtarım

Üç hilal uğrunda ülkü sözünde
Gerisi yalandı senin gözünde
Diktiğin fidanlar cıvcıv düzünde
Gölgesinden gelip geçmem Muhtarım
Okul yaptın göl yatağın kırana
Su getirdin yol yaptırdın hayrına
Çare bulamadın kendi ağrına
Lokman Hekim gelse seçmem Muhtarım
İlkbaharda karşı dağlar yeşerir
Yaz ayları koyun kuzu meleşir
Her Eylülde benim yaram depreşir
Takvim kapağını açmam Muhtarım
Sabır etsin Erdal Serdal Halilin
Kurban olsun sana can İsmailin
Yaren olsun ülküdaşın Hilalin
Kim demiş ki kalıp göçmem Muhtarım
Çelebi der böyle kurulmuş devran
Erzincandan yola çıktı son kervan
Ablam,Fatmam,Esmam karsınlar helvan
Artık demli çayın içmem Muhtarım
23 Eylül 2020

NE GÜZEL UYMUŞ

Gel emice senle seyran eyliyek
Gödüle de dağlar ne güzel uymuş
Bizi yaradana şükür eyliyek
Gödüle de sular ne güzel uymuş
Karlar eksik olmaz dağın başında
Binbir hikmet gizli O’nun işinde
Arif olan anlar işte karşında
Gödüle Mezire ne güzel uymuş
Çelebi de seni özler her günü
Karşı dağa yaslı Mağara önü
Dünyaya duyulur köyümün ünü
Kelkit’e de başkan ne güzel uymuş
10 Şubat 2013

Ne derse desinler

Özlerim Gödül Köyünü
Eller ne derse desinler
Gözümde tüter her günü
Diller ne derse desinler
Dört tarafı sıra dağlı
Bahar vakti suyu çağlı
Kelkit ilçesine bağlı
İller ne derse desinler
Çelebi der düşme aha
Yönün dönder kıblegaha
Arzu halim tek Allaha
Kullar ne derse desinler
Sami çevik hocaya ağıt
Sene iki bin ön üç günlerden salı
Cemaatin yetim koydun hocam
Saat yirmi otuz bir aralık günü
Gençlik ona o,gençliğe alıştı
Vatan için,millet için çalıştı
Gözyaşları birbirine karıştı
Çilelerle dolu kırk elli sene
Canını verirdi o peygamberine
Hiç ummazdı yenik düştü beynine
Sevenleri karla abdest aldılar
Hanegeden akın akın geldiler
Ağlayarak cenazeni kıldılar
Allah birdir başka serik yok derdin
Talebene kuran sevgisi verdin
Yakasız gömlekle hakka yöneldin
Sami hocamızı ılık suyla yudular
Bütün köylüleri mahsun oldular
Karda kışta mezarına koydular
Kardan beyaz kefenlere sarmışlar
Tabutunu hastaneden almışlar
Kelkit halkı bile selam durmuşlar
Çelebi de dua eder avunur
Bütün hakkın helal eder avunur
Bu kubbede hoş sedanla övünür

Sabret GÖNÜL

Efkarlanıp çekme çile,
Sabret gönül Mevla Kerim.
Şükretmeyi öğren hele,
Sabret gönül Mevla Kerim.
Deme eski halim hani,
Mazlum`sanda dinle beni,
Unutsa da millet seni,
Sabret gönül Mevla Kerim.
Canan ile kur muhabbet,
Er geç biter bu musibet,
Bu günler de geçer elbet,
Sabret gönül Mevla Kerim.
Davan Haksa yalnız yürü,
Olma sakın sen de sürü,
Şer doğana ver küfürü,
Sabret gönül Mevla Kerim.
Çelebi der her ne dese,
Aldanma sen boş hevese.
Tiranın işi „vesvese“,
Sabret gönül Mevla Kerim.
Çelebi 11 May 2020

Temel Emime Ağıt
Gödüle Selam
Gurbet elde internette gezerken
Uyku gelmiş gözlerimi süzerken
Eski çağlar hayalimi bezerken
Gözüm düştü köyün facebook ağına
Dua ettim ölüsüne sağına
Harman vakti gelir gemler sürerdik
Kenan emicemin gölde çimerdik
Temel emim görür diye sinerdik
Rahmetlinin nurlar yağsın kabrine
Hep neşeli görünürdü gözüme
Köye çıktım hava bugün serindi
Bir taş attım gölün suyu derindi
Yolda Dedegada emim yerindi
Hey gidi hey dedi gençlik çağları
İnledi sesiyle konağın önleri
Orta pahar yokuşundan çıkan yorulur
Yorulan da konağın kapıda durulur
Kürt Kazım Gödül senden sorulur
İki çay ver Musagil’in Rambo’ya
Rahmet olsun hacı babam Kalloya
Davar ile cıvcıvın düze gelirdi
Gaydeler horonlar dize gelirdi
Dilinde türküler söze gelirdi
O söylerdi öğle kayası dinlerdi
Eğlencemiz akşama dek sürerdi
Temel emim ıslık çalar inceden
Gayde tutar ses getirir yüceden
Doyum olmaz ne gündüz ne geceden
Ondan sonra sıksarayı kim çaldı
Hasan Hüseyin Rahim Baki kaldı
Köye yol vurdular hatunoğlundan
Aşırdılar bayırlardan bağlardan
Giden gitti, bize kalan sağlardan
Hava bacım senin ömrün var olsun
Var oldukça oğlun baki bar olsun
Gödüle de kara haber ulaştı
Duyanların aklı bu işe şaştı
Ömrü billah dere tepe dolaştı
Üç şubatta emim hakk’a yürüdü
Akan yaşlar kirpikleri bürüdü
Bir yaprak daha düştü dalından
Hakk’ı seven ayrılmasın yolundan
Ağaya da faydası yok malından
Geçim için hep çalıştı didindi
Çelebi der Kelkittedir o şimdi
3.2.2013

Unutma

Yarın elbet bizim dert etme dert,
Bu günler de geçecek sakın unutma
Daha önce geçmedi mi bin bir dert?
Bu günler de geçecek sakın unutma

Biliyorum yaralısın velâkin,
Hiç acele etme sakin ol sakin,
Belki yarın belki yarından yakın,
Bu günler de geçecek sakın unutma

Yaraların kabuk tutsun kavlasın,
Tüm dünyada dünden daha evlâsın,
Bırak kelpler ardın sıra havlasın,
Bu günler de geçecek sakın unutma

Kervan yolda ise itler ürecek,
Bir çok şeye zaman karar verecek,
Pek yakındır ömrü olan görecek,
Bu günler de geçecek sakın unutma

Hakkı söyle hakkı asla susma sen,
Çomarlar havlasın kulak asma sen,
Yaradan‘dan umudunu kesme sen,
Bu günler de geçecek sakın unutma

Haydutlar gasp etse de yuvanı,
Ne hizmeti terket, ne de davanı!..
Arı bile terketmiyor kovanı,
Bu günler de geçecek sakın unutma

Korkanlar çekilsin bir yana dursun,
Dönekler ardından bin tuzak kursun,
Sen dik dur ki kuduz itler kudursun,
Bu günler de geçecek sakın unutma

Saray gölgesinde yaşıyor bunlar,
Lağım çukurunu deşiyor bunlar,
Her geçen gün gözden düşüyor bunlar,
Bu günler de geçecek sakın unutma

Çelebiler bunu anlar fark eder,
Bir gün gelir bütün zıtlar çark eder!..
Kurt gövdeyi elbet er geç terkeder,
Bu günler de geçecek sakın unutma
*******************************
İKTİBASLAR
Bizim köyde karşı dağlar kar mıdır?
Davul zurna çalar kurdukları bar mıdır?
Koyun meler kuzuları var mıdır?
Lapa lapa yağan tozak mıdır kar mıdır?
*******************************
Hatunoğlu gece gündüz seslenir
Dağlar taşlar gelin gibi süslenir
Hayvanları kır otuyla beslenir
Çobanları may may diye herslenir
*******************************
Bizim köyün karşısında yokuş var
Çiçeğinde türlü tevir kokuş var
Tanıyamam yaylasında bir kuş var
Derdini derdime katar her zaman
*******************************
Mürsel der çıkayım karşıki dağa
Ağaçlar bezenmiş yeşil yaprağa
Davar sığır nahır çıkar yatağa
Düşer dağ yoluna toz olur gider
*******************************
Köyümden ayrıldım yürek yaralı.
Günler tükeniyor aklı karalı.
Pek hazin göründü dünyanın hali.
Yaşımı içime döktüm ağladım.
*******************************
EŞREF DEDENİN BAHÇESİ
Kaç kere elmanı yedim bahçenden
İçimde bir sızı durur inceden
*******************************
Ne güzeller gördüm geçirdim
Epey hanlar hanumanlar göçürdüm
Susuzları kana kana içirdim
Yığın yığın ekinleri biçirdim
Bunca badireler gördüm geçirdim
*******************************
İki dağın arasına konmuşum
Kartal gibi taştan taşa uçmuşum
Mutlu günler görmüş, sefa sürmüşüm
Gödül namıyla meşhur köymüşüm
*******************************
Karşı dağ başından sana bakarım,
Senin için türkü deyiş yakarım,
Sevginle sel olur çağlar akarım,
Havası, suları, hoştur Gödül’üm.
*******************************
Sis bürümüş, duman sarmış dağların.
Su görmeden, mahsül verir bağların.
İzini kaybetmiş, şenlik çağların.
Issızlık bürümüş, yolların köyüm.
*******************************
Kar kış bitip bahar geldiği zaman
Gökler esrarını açtığı zaman
Taze yaz ayları geldiği zaman
Yeşil her bir yanı bürüyüp gider
*******************************
Baharda her yanda göverir güller
Dolar taşar abı hayatla karagöller
Güller gülünü yad eder bütün gönüller
Cıvıl cıvıl öter dallarda bülbüller
*******************************
Orda geçti benim güzel günlerim;
Ölenleri anıp rahmet dilerim.
Köyün destanını okur dinlerim,
İçimde oralı bir köylü vardır.
*******************************
Kış bitip de bahar gelince
Kar çiçeği açar bizim orada
Lodos esip karlar eriyince
Şırıl şırıl su akar bizim orada
Bahar gelip karlar kalkınca
Yeşile bürünür bizim orada
Yağmur yağıp güneş çıkınca
Çiçeğe bezenir bizim orada
*******************************
“Gaban’dan aşıp sana varırız,
Ayrılık yarasın sende sararız.
Senin gibi diyar,arar sorarız,
Dağları taşları yoldur Gödül’ün.”
*******************************
“Ok hedefe varsa, sebep hep yaymış.
Gönül gurbet elde,yirmi yıl saymış.
Bir dava uğruna,sıladan caymış.
Tadın damağımdan gitmiyor Gödül.”
*******************************
Bizim köyde Katmeş aba ocağı
Her zaman kalkarım tüter erkenden
Karşıda görünür Çatalçam dağı
Hovuda gün şafağı çalar erkenden
*******************************
Akasyanın bir alışkın kuşu var
O da cik cik diye çıkarır avaz
Misafir mi gelir bir haber mi var
O da dertli dertli öter erkenden
*******************************
Bizim köyde karşıdağlar kar mıdır
Davul zurna çalar kurdukları bar mıdır
Koyun meler kuzuları var mıdır
Buram buram tüten duman nerede
*******************************
Bizim köyün karşısında yokuş var
Çiçeğinde türlü tevir kokuş var
Tanıyamam yaylasında bir kuş var
Derdini derdime katar erkenden
*******************************
İki yandan dere çağlar seslenir
Karşı yamaç gelin gibi süslenir
Koyun gelir yatağına yaslanır
Koyun kuzuyla yatar erkenden
*******************************
Dağ ayrı duman ayrı
Kalamaz senden ayrı
Ayrılsak ayrı düşsek
Gezsek bir zaman ayrı
*******************************
Dağ başı kar mekanı
Meydanlar bar mekanı
Yol verde yüce dağlar
Görünsün yar mekanı
*******************************
Ekarlıyım efkarlı
Dağların başı gibi
Bulutlar çiseliyor
Gözümün yaşı gibi
*******************************
Yayla yolundan aştım
Çayır çimen dolaştım
O dağın zirvesine
Adım adım ulaştım
*******************************
Yar beni ah yar beni
Çıra gibi yar beni
Yakarsan sen yakarsın
Yakamaz ağyar beni
*******************************
Merhaba ufukta görünen şehir
Merhaba şırıl şırıl akan nehir
Ata yâdigârı köyüm merhaba
Uzun ince asfalt yolum merhaba
*******************************
Bir kaç yıldan sonra köyüme gittim,
Kalan büyüklerle hasbihal ettim,
Gönül sayfasına bir bir not ettim;
“ İki dağın arasında uzun ince yol,
İki yolun biri sağdır biri sol,
Sallanmaz ne bir mendil ne bir kol.
Daş altında olma, dağ ardında ol.”
*******************************

ALLAHU EKBER
 Allah'a yücelen ulu bir yolun
 İlkin pillesidir Allahü Ekber
 Hakkı dananların yüzüne değmiş
 Hakkın sillesidir Allahü Ekber
 Göklerin nidası yücelip yerden
 Daim halas eder hayırı şerden
 Kudret-i Kamilin minarelerinden
 Gelen nağmesidir Allahü Ekber
 Mekana zamana devre o sultan
 O'dur hakikate kapıları açan
 Müminlik yolunda kalbe nur saçan
 İman şulesidir Allahü Ekber
 Odundan erir Sina dağları
 Işığa bürür karanlıkları
 Donmuş ümitleri batmış hakları
 Bir anda ısıtır Allahü Ekber
 Dünyanın ezeli borçludur ona
 O bir penceredir evvelden sona
 Görünmez dünyanın var olduğuna
 İman müjdesidir Allahü Ekber
 O'dur eğriliğe düzün hamlesi
 Rahmin ilk nidası ahir cümlesi
 Allah'ın sesidir vicdanın sesi
 Vicdanın sesidir Allahü Ekber


 İLİ: G.HANE İLÇESİ: KELKİT HANE SAYISI: : 34 NUFÜSU: : 168 İLE OLAN UZAKLIĞI: : 75 İLÇEYE OLAN UZAKLIĞI:.13 MUHTARI:Y.KARATAY İMAMI : H.ÇAKIR

*******************
KÖY DENİNCE
Köy denince;
Kara lastiklerim,
Yamalı pantolonum,
Kara Önlüğüm ve Makarna Torbasından bozma okul çantam gelir aklıma.......
Köy denince ;
İlkokulum...Sınıf Başkanlığım...
Geleceğin Sağlıklı Nesillerine verilen ( Süt tozundan bozma ) sütüm...
ve az pişmiş pastalar gelir aklıma.........
Köy denince ; Gavurboğan Mehellesi .....
Rahmetli Münir emi, Kırık Leblebi...
Tıs Üvez ve Pantolon cebime doldurduğum (.......) çocukluğum, çocukca hayellerim gelir aklıma......
Anamın Bakır teşti....
Liflenip...Keselendiğim...
Yıkandıktan sonra, kirlenmemek için sokağa çıkma yasaklarım gelir aklıma........
Uzanıp gökyüzüne baktıgım toprak bacalardaki hayallerim.
Terzi çıraklığından aldığım ilk haftalık ve Anama Aldığım Et Rengi çorap gelir aklıma.......
Uğruna köşebaşında sabahlara kadar beklediğim çocukluk aşkım gelir aklıma.....
Haa çıktı çıkacak......Perde arasınadan bir kezde olsa ha baktı bakacak....
deyip umutsuz bekleyişlerim gelir aklıma........
Palandöken gelir aklıma......
Eteklerine gömdüğüm sırlarım.....
Karbeyaz hayellerim...gençliğim....(.................) ve sessiliğim gelir aklıma......
Naim Hoca....
Sucu Naim emi....
Foter Sabri....
Gazeteci pottik şefika....
Omo Kemal.....
Gullebi Turan.....ve yalanı yalan gibi sevdiren Teyyo Pehlivan gelir aklıma.....
'' Islak bir bez ver sileyim şu dünyanın tozunu Ado '' uğruna kendimi içinde bulduğum Siyasetim ....
Yırtık parkem...
Kot pantolonum, Birinci sigaram ve yalan yanlış ezberlediğim memleket şiirleri gelir aklıma.....
Köy denince; ..............................?
***
KÖYÜMÜZDE NE NEDİR?
Büyük kardeş : Dadaş
Ahır : Kom
Samanlık : Merek
Banyo : Çeleser
Oğlak : Gıdik
Sıpa : Kurik
Köpek yavrusu : Gudik
Kedi yavrusu : Mınik
Sığır malı : Nahır
Hamur örtüsü: : Dastar
Hamurkesme aleti : Eğiç
Üzerinde hamur açılan tahta: Peşgın
Kuçük hayvanlar için yapılan yer:Kozik
Musul: : Ölük,Haft
Ahır penceresi : Közmek
Ahır kanalizasyonu : Kehriz
Büyük tas: : Badıya
Küçük tabak : Terpoş
Büyük tabak: : Lengeri
Kevgir: : Süzgeç
Büyük kazan:.Maya gazanı
Hayvan yiyeceği: : Hazın
Sıcak su ile soğuk suyu karıştırmaHarmıtlama
Yuvarlanma : Gıllanma
Büyük Kova : Helke
Küçük kova : Sitil
Yırtıcı kuş : Gecir
Kertenkele : Daşkırtıcı
KÖYÜM AĞZI DEYİMLER VE KONUŞMALAR
Köyümüzde söylenen bazı sözler vardı. Gerçi bu sözlerin bir çoğunun ne anlama geldiğini bilmiyorduk ama bu sözler özellikle yaşlılar tarafından sık,sık kullanılırdı.Günümüzde bu sözlerin bir çoğu unutulmaya yüz tutmuştur.Şöyle bir hatırlamayaçalışalım.
Abrul :Nisan ayı
Abu :Bu
Acuh :Azıcık
Ağulanma: Zehirlenmek
Ağuz: İneğin doğum sonrası ilk sütüyle yapılan yiyecek
Ahbun: Hayvan gübresi
Ahırı :Sonuçta
Alaf :Ot, saman
Aluç :Yabani dağ meyvesi
Allasan :Allahını seversen anlamında yalvarma nidası
Alıştırmak :Tutuştumak
Allalem: Galiba, herhalde
Anik: Ekşimemiş hamur
Arustag :Tavan
Atlet :Fanila
Avara :Kasım ayı
Ayahlaran :Ayaklarına kapanayım
Ayam :Hava
Baca: Evin tavanı
Bardabaş: Boş gezen
Balak:Ayı yavrusu
Bana garer: Bana göre
Behe, beye Vücuttaki iz, ben
Bi tevür :Bir türlü
Bügelek: Büyük sinek
Bıldır :Geçmiş yıl
Bibi :Hala
Bitike:Bir parça
Bicimcik :Bir parça
Bipırtik :Bir parça
Boynuk :Boynu eğri
Burç :Ağacın ince dalları
Buymak :Üşümek
Besleme :Evlatlık
Cavramak :Bir işi yapmak için gayret göstermek
Cıgızlamak :Oyunbozanlık etmek
Cimcik :Çimdik
Cızlavut :Lastik ayakkabı biçimi
Cağ: Örgü yapılan demir çubuk
Ceğet :Eylül ayı
Camuş :Manda
Cıcık: Yeni
Cecim :Bir çeşit kilim
Cıbıl :Yoksul
Cıbız :Kel
Culluk :Hindi
Cılbırı: Bir çeşit çorba
Cıllıp :Fazla (yağ)
Cılı: Zayıf
Cırıt atmak :Koşarak uzaklaşmak
Cimcikleme: Cimdik atma
Cıt:Uç, kenar
Cücük: Civciv
Cıngıl: Çan
Çalhama Ayran
Çaput: Bez parçası
Çar :Çarşaf
Cırnak :Tırnak
Çedene: Küçük kurut
Çemiç: Dut meyvesi
Cegert :Güz ekininin çimlenmesi
Çemkürmek: Birine karşı gelmek
Cılgar :Sulama suyununu tarlada serbest bırakılması
Çiğit: Çekirdek
Çimmek: Yıkanmak
Çit :Yazma
Darış :Geniş olmayan, dar olan
Davun: Zehir
Dadah :Çoçuk yemeği
Dirgen: Yaba
Davar: Koyun sürüsü
Dehre: Küçük balta
Dek :Şeker pancarı
Densiz: Usulune göre davranmayan
Deyha :İşte orada
Deynek: Odun çubuk
Dınmak :Koşmak gelmek
Didmek: Karıştırmak, yünü gevşetip açmak
Doluhmak: Ağlayacak duruma gelmek
Düğlemek :İliklemek
Düğe: Doğurmamış inek
Eğiş :Hamur kesme aleti
Ecük cücük: Çoluk çocuk bez
Elbezi: Peçete olarak kullanılan
Emice :Arkadaş, dost,amca
Emelli :Güçlü, kuvvetli
Erfene: Masrafları ortak paylaşılan ziyafet
Eke :Çok bilen, çok konuşan
Esvap: Çamaşır
Evermek: Evlendirmek
Eşgere :Aşık,aşikar
Essah: Gerçek
Fenikmek: Bağırarak yalvarma
Farşa: Edepsiz kadın
Ferik: Küçük tavuk
Fınfirik :Çocuk oyuncağı. Topaç
Fışkı :Hayvan gübresi
Foturaf: Fotoğraf
Fetir :Yufka
Gabala: Götürü iş
Gedek: Manda yavrusu
Gaga :Çocuklar için kullanılan yiyecek
Gejgere :Hayvan gübresi taşımaya yarayan tahta kasa
Gaygana: Hamurdan yapılan bir ceşit yiyecek
Gayhı :Kızak
Gayış: Kemer
Gayle: Dert, sıkıntı
Gazel: Dökülen ağaç yaprakları
Gıcır :Yeni
Gıldik: Koyun, keçi gübresi
Gırevi :Çiğ, kırağı
Gızıllanma: Bir şeyi çok arzu etme
Goldik: Kuyruğu kesilmiş hayvan
Gor :Ata, cet
Görem :Güya
Gudu: Küçük çukur
Gulk: Kuluçkaya yatan tavuk
Günnükçü :Yevmiyeyle calışan
Güzelcenem: Güzelce
Gada: Büyük ağabey
Garsuk :Karın etleri
Gollik: kısa
Gıgırt: Kancalı odun, omuzluk
Gilevlemek: Bileylemek
Gındırlamak: Yuvarlamak
Gınıhmak: Arzulamak
Gırgıt: Cimri
Gızırik: Kızarmış
Gıyılı: Tepsi
Gobal: Değnek
Gobça: Düğme
Gocik:Mont
Goç: Ekim ayı
God:Ölçü birimi
Gogles: Salyangoz
Golot :Yağlı kete
Goşgoz :Tarla yemişi
Gorbagor :Sütü bozuk
Gön: Deri
Göresmek: Özlemek
Gudik :Köpek yavrusu
Gugul :Başlık, bere
Gurut: Piramit şeklinde kurutulmuş yağurt
Guzzik: Kambur
Güğüm :Bakır su kabı
Gumbuz :Yumruk
Gücük: Şubat ayı
Güllap :Menteşe
Gavut: Unun kavrulmuş hali
Gendüme: Dibekte dövülmüş buğday
Gıdik: Oğlak
Gıcıt :Küçük öküz arabası
Gılla: Gelincik çiçeği
Gıdılıç: Serçe parmağı
Gavar: Su arkından tarlaya açılan ağız
Gırnap: Küçük ip
Ğasmuh: Ağaç kıymığı
Ğılevlenmek: Bilemek
Ğınıhmah: Şiddetle arzulamak
Ğırçıllı: Püsküllü
Ğırtıl: Otlak ücreti
Ğurut: Yoğurt kurusu
Ğavut: Kavrulmuş
Hayf: Öç, intikam
Halbuysam: Halbuki
Harmutlamak: Ilık hale getirmek
Halastar: Bakır kova
Haltek: Gevşek
Haşıl: Yerel bir yemek
Haşa :Büyük çuval
Hayat: Hol
Harer :Çuva
Helke :Kova
Herk:Sürülmüş, ekilmemiş tarla
Herslenmek: Kızıp bağırmak
Hevlek :Tarlanın küçük parçalara ayrılması
Hıdırgen :Yerinde duramayan
Hışır :Kırık dökük
Hırtlik: Bol, çok (boğaz)
Hıllik: Eski
Hızanlık etmek: Aç gözlülük etmek
Hoho: Canavar, hortlak (çocok için)
Horik :Baca
Hotelek: Gırtlak çıkıntısı
Hozan:Biçilmiş tarla
Hök: Ağır
Hörelenmek: Sinirlenip karşı gelmek
Hökür hökür:Hüngür hüngür
Hugul :Yığın
Huşgi :Hayvan gübresinin kurutulmuş hali
İçerlemek: Alınmak
İki cannı :Gebe
İşmar: İşaret
İştik: İşte
İg :Yün eğirme aleti
İstikan: Çay bardağı
İşik: Gömlek
İt dirseği: Arpacık
Kelgür :Süzgeç
Kevyeni: Becerikli
Kefter: Kötü, çirkin
Kem: Çayır otundan yapılmış bağ
Keşgem: Keşke
Kırız: Kesilmiş, yolunmuş
Kırtik: küçülmüş parça sabun
Kip :Sağlam
Kıskılamak: Köpekleri kapıştırmaya çalışmak
Kınkız: Oyunda kazananın mağluba vurduğu yumruk.
Kızırik :Çok yanmış
Kiraz: Haziran
Kurun: Hayvanların su içtiği, aynı zamanda tahıl yıkanan çeşme
Kopçik :Sap kısım
Köstüre :Bıçak, nacak gibi aletleri bileme taşı
Koz :Kuzu barınağı
Kurik :Tay
Kurun: Çeşme önlerinde su ile dolu kanal
Küt: Felç
Kuz: Kuzey
Külek: İçine yağ konulan tahta kap
Kuşt: Şişlik
Kahmut: Tarla yemişi
Kal: Olgunlaşmamış
Karakış: Aralık ayı
Kavurga: Kavrulmuş buğday
Kav :Kibirli, gururlu
Katık: Ayran
Kalik: Ayakkabı
Kartol: Patates
Kelem :Lahana
Kersen: Kurut ezilen tahta leğen
Kesilim :Güzelim
Lülük: İbriklerin su akıtılan kısmı
Löküz: Gazla yanan lamba
Lepüstek :Yassı, düz
Loğ: Bacalardaki toprağı sıkıştıran silindir taş
Lığ: Sel ile gelen kum
Mabeyn :Salon
Mal: Büyük baş hayvanlar için kullanılır.
Mangur: Hayvanların boynuna takılan ağaçtan yular
Manzilik :İnce bulgur
Masta: Büyük değnek
May: Sığıra sesleniş
Megel: Çapa yapılan alet
Meşebe: Su kabı
Medek :Manda
Mıngır: Para
Möhkem: Kip, sağlam
Mozik: Erkek dana
Merek: Samanlık
Mertek :Kalın ve uzun ağaç
Mıh: Çivi
Miltan: Gömlek
Motor: Traktör
Musmar: Büyük çivi
Nahır: Sürü
Nacati: Necati
Napisin: Neyapıyorsun
Nastik: Lastik
Nedisin: Nediyorsun
Nira. Lira
Nedisin: Neediyorsun
Orak: ayı Ağustos
Omaç: Fındıklı çorba
Ot ayı: Temmuz
Öğür: Hayvanların çiftleşme hareketi
Öllemek: Çocuğu uyutmak
Ötenneri: Geçmiş günlerde
Parlım: Bari
Part: Buğday yığını
Periktirmek: Ürkütmek
Peşkir: El havlusu
Pir: Odun dalı
Pisik: Kedi
Pürçüklü: Havuç
Pahar: Çeşme
Partal :Abartı
Parduç :Fırın sileceği
Peke: Oturulan alçak kaldırım
Pestik :Hizmetkar
Peytambal: Tembel
Pin: Kümes
Poşa: Gezgin, göçmen
Salahana :Başı boş, serseri
Sınıhçı: Kırık-çıkık işiyle uğraşan
Sıvarmak: Sulamak
Siron :yufkadan yapılmış bir çeşit yemek
Siyam :Karış
Sahoyluk: Ahır süpürgesi
Sırımak: Yorgan dikmek
Sitil: Küçük yoğurt kabı
Soyha :Kötü, işe yaramaz
Suluğ :Eski evlerde yıkanılan yer
Süpürtmek :Kovalamak
Şıtanmak :Birisine güvenmek
Şor :Çok tuzlu
Söve :Kapı çerçevesi
Sufat :Yüz, çehre
Sürgüç: Yerleri silmeye yarayan bez
Sütlü :Sütlaç
Şoğurt :Salya
Şoşartmak: Abartmak
Tar :Tavuk tüneği
Tekne :Hamu yoğrulan tahta kap
Teşt :Leğen
Tekmük :Tekme
Terek: Raf
Tentene: Dantel
Tevür :Türlü
Tırkıç: Çit kapısı
Tize :Teyze
Tump :Tarlaları ayıran tümsek
Tezmek :Hayvanların sağa sola koşuşması
Tike: Bir parça, azıcık
Tuluk :Yayık
Uçkur: Bel lastiği
Uşak: Çocuk
Üstencelik: Üstelik
Yamsulamak: Taklit etmek
Yeylik :Hafif
Yıngırlama: Yuvarlama
Yazı: Kır, arazi
Yuha :Sığıra sesleniş
Yöreme Değirmende biriken un kalıntısı
Zaarki Demekki
Zehlenmek: Alay etmek
Zemheri: Ocak ayı
Zırha :Kilit
Zibil Çöp
Abu : Bu
Ahbun : Hayvan gübresi
Ahırı : Sonuçta
Alaf : Ot,saman
Aluç : Yabani dağ meyvesi
Anik : Ekşimemiş hamur kurutulmuş yoğurt
Abrul : Nisan ayı
Arustag : Tavan
Aşuğ : Hayvanların incik kemiği
Atlet : Fanila
Avara : Kasım ayı
Ayahlaran : Ayaklarına kapanayım
Ayam : Hava
Baca : Evin tavanı
Bardabaş : Boş gezen
Baytar : Veteriner
Bellemek : Kazmak,sökmek,aktarmak
Besleme : Evlatlık
Bibi : Hala
Bicimcik : Bir parça
Bıldır : Geçmiş yıl
Bipırtik : Bir parça
Bitike : Bir parça
Bogursek : İneklerin çiftleşme dönemi
Bostan : Sebze ekilen tarla
Boynuk : Boynu eğri
Bügelek : Hayvanların sineklerin ısırmasıyla sürüden ayrılıp kaçması
Burç : Ağacın ince dalları
Buymak : Üşümek
Cağ : Örgü yapılan demir çubuk
Çalhama : Ayran
Camuş : Manda
Çaput : Bez parçası
Çar : Çarşaf
Çebiç : Bir yaşını aşmış keçi
Cecim : Bir çeşit kilim
Çedene : Küçük kurut
Ceğet : Eylül ayı
Çevirme : Sürünün konulduğu etrafı çitle çevrili yer
Çevirmek : Dişi büyükbaş hayvanların erkeklerle çiftleştirilmesi
Cıbıl : Yoksul
Cıbız : Kel
Cıcık : yeni
Çiğit : Çekirdek
Cılbırı : Bir çeşit çorba
Cılı : Zayıf
Cıllıp : Fazla (yağ)
Cimcikleme : Çimdik atma
Çimmek : Yıkanmak
Cıngıl : Çan
Cırbıt : Çapak
Cırıt atmak : Koşarak uzaklaşmak
Cırnak : Tırnak
Çırpmak : Yünleri döverek yumuşatmak
Cıt : Uç,kenar
Çit : Yazma
Cücük : Civciv
Culluk : Hindi
Dadah : Çocuk yemeği
Davar : Koyun sürüsü
Davun : Ağu
Dayak : Kağnı arabasının önünü kaldırmaya yarayan destek
Deg : Şeker pancarı
Dehre : Küçük balta
Dek : Şeker pancarı
Densiz : Usulüne göre davranmayan
Deyha : İşte orada
Deynek : Odun çubuk
Didmek : Karıştırmak,yünü gevşetip açmak
Dınmak : Koşmak
Doluhmak : Ağlayacak duruma gelmek
Düğe : Doğurmamış inek
Düğlemek : İliklemek
Ecük cücük : Çoluk çocuk
Eğiş : Hamur kesme aleti,
Eke : Çok bilen,çok konuşan
Elalem : Başkaları
Elbezi : Peçete olarak kullanılan bez
Ellalem : Allahu alem, belki de, Allah Bilir
Emel, Tırik : İshal
Emelli : Güçlü,kuvvetli
Emi : Amca
Emice : Dost,arkadaş
Erfene : Masrafları ortak paylaşılan ziyafet
Eşgere : Aşık,âşikar
Esvap : Çamaşır
Evermek : Evlendirmek
Farşa : Edepsiz kadın
Ferik : Küçük tavuk
Fetir : Yufka
Fınfırik : Çocuk oyuncağı,topaç
Fışkı : Hayvan gübresi
Foturaf : Fotoğraf
Gada : Büyük ağabey
Gadanı alsın : Üzerindeki Bela ve Uğursuzlukları def etme amaçlı, sevme ve isteme sözü
Gagur : Su taşımak için kullanılan alet.
Galdangala : Çocukların atlayarak oynadıkları oyun
Garsuk : Karın etleri
Gavar : Su arkından tarlaya açılan ağız
Gavut : Unun kavrulmuş hali
Gaybana : Lanet olası
Gayser : Parça,kısım
Gelberi : Fırında közleri çekmye yarayan alet
Gendüme : Dibekte dövülmüş buğday
Gezgere : Dört kollu yük taşınan tahta alet
Gıcıt : Küçük öküz arabası
Gıdik : Oğlak
Gıdılıç : Serçe parmağı
Gıgırt : Kancalı odun,omuzluk
Gılevlemek : Bileylemek
Gılla : Gelincik çiçeği
Gındırlamak : Yuvarlamak
Gınıhmak : Arzulamak
Gırgıt : Cimri
Gırnap : Küçük ip
Gıj Gıj : Çayır otunu bükmeye yarayan boynuzdan yapılma düzenek
Gıyılı : Tepsi
Gızdık : Dizle vurma
Gızırik : Kızarmış
Gızıt : Kalın sopa
gobal : Değnek
Gobça : Düğme
Goç : Ekim ayı
Gocik : Mont, Ayak bileği kemiği çıkıntısı
Gocuk : Kaban
God : Ölçü birimi
Göğermek : Yeşermek
Gogles : Salyangoz
Gollik : Kısa
Golot : Yağlı kete
Gön : Deri
Gorbagor : Sütü bozuk
Göresmek : Özlemek
Goşgoz : Tarla yemişi
Göze : Su kaynağı
Gücük : Şubat ayı
Gudik,guduk : Köpek Yavrusu
Gugul : Başlık,bere
Güğüm, Gügüm : İbrik, Metal su kabı
Güllap : Menteşe
Gumbuz : Yumruk
Gurut : Koni şeklinde Kurutulmuş süt ürünü
Guşgana : Tencere
Guzzik : Kambur
Halastar : Bakır kova
Halbuysam : Halbuki
Haltek : Gevşek
Harer : Çuval
Hark : Su yolu
Haşa : Büyük çuval
Haşıl : Yerel bir yemek
Hayat : Hol
Haylaz : Yaramaz
Hedik : Pişirilmiş buğday
Helke : Kova
Herk : Sürülmüş,ekilmemiş tarla
Herslenmek : Kızmak
Hevlek : Tarlanın küçük kısımlara ayrılması
Hıdırgen : Yerinde duramayan
Hıllik : Eski
Hınık : Tahıl ölçü birimi aleti
Hırtlik : Bol,çok(boğaz)
hızan : Köpeklerin çiftleşme zamanı
Hök : Ağır
Höllük : Isıtılıp bebeklerin altına konulan toprak,
Hörelenmek : Sinirlenip karşı gelmek
Horik : Baca
Hotelek : Gırtlak çıkıntısı
Hozan : Biçilmiş tarla
İg : Yün eğirme aleti
İki cannı : Gebe
İşmar : İşaret
İstikan : Çay bardağı
İt dirseği : Arpacık
Kahmut : Tarla yemişi
Kal : Olgunlaşmamış
Kalik : Ayakkabı
Karakış : Aralık ayı
Kartol, Kartel : Patates
Katık : Ayran
Kavurga : Kavrulmuş buğday
Kayğı : Kızak
Kelem : Lahana
Kelle : Kafa,baş
Kem : Çayır otundan yapılmış sap bağı,
Kepenek : Kelebek
Kerhiz : Su yolu
Kersen : Kurut ezilen tahta leğen
Kertik : Çentik
Kesilim : Güzelim
Kete : Ekmek
Keyveni : Becerikli (daha çok kadın)
Kındır : İdare lambası
Kip : Sağlam
Kiraz : Haziran
Kırtik : Küçülmüş parça sabun
Kızırik : Çok yanmış
Kopçik : Sap kısım
Köstüre : Bıçak,nacak gibi aletleri bileme taşı
Koz : Kuzu barınağı
Közmek : Samanlıkta açılan pencere
Külek : İçine yağ konulan tahta kap
Kurik : Tay
Kurna : Musluk
Kurun : Hayvanların su içtiği ve aynı zamanda tahıl yıkanan çeşme
Kuşt : Şişlik
Lavaş : Tandırda pişirilmiş ince ekmek
Lazut : Mısır
Lepüstek : Yassı,düz
Loğ : Bacalardaki toprağı sıkıştıran silindir taş
Lök : Ağır
Löşö : İri,büyük
Lülük : İbriklerin su akıtılan kısmı
Mabeyn : Salon
Mal : Büyükbaş hayvanlar için kullanılır
Mangur : Hayvanların boynuna takılan ağaçtan yular
Manzilik : İnce bulgur
Martaval : Abartmak
Masta : Büyük değnek
May : Sığıra sesleniş
Megel : Çapa yapılan alet
Merek : Samanlık
Mertek : Kalın ve uzun ağaç
Meşebe : Su kabı
Mıh : Çivi
Mile : Bilye,gülle
Miltan : Gömlek
Mırdar : Ölen hayvan
Möhkem : Kip,sağlam
Motor : Traktör
Musmar : Büyük çivi
Nahır : Sürü
Öllemek : Çocuğu uyutmak
Omaç : Fındıklı çorba
Pağla : Fasulye
Pahar : Çeşme
Palut : Palamut
Parduç : Fırın sileceği
Parlım : Bari
Part : Buğday yığını (15,20 ve 30 bağdan yapılır)
Partal : Abartı
Peke : Oturulan alçak kaldırım
Peşkir : El havlusu
Pestik : Hizmetkar
Peytambal : Tembel
Pin : Kümes
Pir : Odun dalı, Sivri yapraklı ağaçlara verilen genel ad
Pisik : Kedi
Poşo : Gezgin,göçmen
Pürçüklü : Havuç
Sahoyluk : Ahır süpürgesi
Seğirtmek : Koşmak
Şeremet : Yaramaz,haylaz
Sermek : Açmak,yaymak,asmak
Sırık : Düz ve uzun ağaç dalı
Siron : Yufkadan yapılmış bir çeşit yemek
Şişek : Erkek toklu 1 yasını gecmıs
Sitil : Küçük yoğurt kabı
Sıvarmak : Sulamak
Siyam : Karış
Şoğurt : Salya
Soharıç : Yemeklere
Şor : Çok tuzlu
Şoşartmak : Abartmak
Söve : Kapı penceresi
Soyha : Kötü,işe yaramaz
Suluğ : Eski evlerde yıkanılan yer
Sünepe : Üşengeç-eringeç
Süpürtmek : Kovalamak
Sürgüç : Yerleri silmeye yarayan bez
Şurt : Üzerine küp konulan toprak kaldırım.
Sütlü : Sütlaç
Tar : Tavuk tüneği
Tebelleş : Bela
Tekmük : Tekne
Tekne : Hamur yoğrulan tahta kap
Tentene : Dantel
Terek : Raf
Teşt : Leğen
Tevür : Türlü
Tezek : Yakacak hayvan dışkısı
Tike : Bir parça,azıcık
Tırhıç : Çit kapısı
Tize,tiyeze : Teyze
Toğlu : Bir yaşını doldurmuş koyun
Tuluk : Yayık
Tuman : Bayan pantalonu
Tump : Tarlaları ayıran tümsek
Tünemek : Tavukların uyuması
Tutak : Sıcak kazanların kulplarından tutmaya yarayan bez parçası
Uşak : Çocuk
Üstencelik : Üstelik
Yamsulamak : Taklit etmek
Van : Hitap şekli
Pahıl, Pahıllanmak : Kıskanç, Kıskanmak
Vez, Vızik : Sivrisinek
Yaba : Dirgen,Çatal
Yamalık : Eski elbise yırtıklarını kapatan bez parçası
Yellin : Çabuk,hızlı
Yemlik : Tarlalarda toplanıp yenen yeşil ot
Yeylik : Hafif
Yerişmek : Olgunlaşmak
Yığın : On beş bağdan oluşan ekin öbeği
Yıngırlama : Yuvarlama
Yöreme : Değirmende biriken un kalıntısı
Yük : Yatakların konuldugu yer
Yunmak : Yıkanmak
Zehlenmek : Alay etmek
Zemheri : Ocak ayı
Zibil : Çöp
Zırza : Kilit
ATASÖZLERİ , DEYİMLER VE YEMİNLER
• Aslını inkar eden haramzadedir
•Aş taşınca kepçenin pahası sorulmaz
•Aşı pişiren yağ olur,gelinin yüzü ağ olur
•At kaçtı,palan düştü
• Atın ölümü arpadan olsun
• Atına bakan,ardına bakmaz
• Atlı sığar itli sığmaz
•Atta karın,yiğitte burun
• Ayran içen yağ geyirir
• Bitli pağlanın kör alıcısı olur
• Borcun iyisi vermek,derdin iyisi ölmek
•Boş çuval dik durmaz
• Buçuk keseyi,bıçik ahuru doldurur
• Canı yanan eşek attan yörük olur
• Çalma ağaç kapısını,çalarlar demir kapını
• Çok gezen pabuç pislik getirir
• Çürük tahtada mıh tutmaz
• Damdan yetişene danacuk derler
• Dana bacağından çarık olmaz
• Dana mereği,çocuk tereği tüketir
•Deveyi yardan atan bir tutam ottur
• Doluya koysan almaz,boşa koysan dolmaz
• Dünya kadar malın olacağına,zerre kadar ikbalin olsun
• Dünyayı sel bassa,ördeğe vız gelir
• Ek tohumun hasını,çekme yiyecek yasını
•El atına binen çabuk iner
•El eli yur,elde döner yüzü yur
• El elin eşeğini türkü çağırarak arar
•El seyirden doymaz
•Elin iyisi olsa itin dayısı olurdu
• Elin tavuğu ele kaz görünür
•Er koyunun er kuzusu olur
• Eski çamlar kürek oldu
• Etme kulum,bulursun zulum
•Gavurun ekmeğini yiyen,gavurun kılıcını çeker
• Gevenin gölgesi olmaz
• Gizli öğür alan aşikar doğurur
• Göz odur dağın ardını göre,akıl odur başa geleni bile
• Gün çarığı sıkar, çarık da ayağı
• Hanım kapısından,bey yapısından belli olur
• Hanım var,arpa unundan aş eder;hanım var,buğday ununu ermaş eder
• Hızanın şaşkını,terlik giyer kış günü
• Hileli kârdansa,iftiharlı zarar iyidir
• Irgatın kötüsü ikindiden sonra gayretlenir
• Isıracak it dişini göstermez
•İnsanı gam,duvarı nem yıkar
• İş bilen arabasını dağdan aşırır,iş bilmeyen düz ovada şaşırır
•İt iti yer de,kemiğini yabana atmaz
•İt gitti yazıya,meydan kaldı tazıya
•İt kocayınca kurtlara gülünç olur
•İt ite buyurur,it de kuyruğuna
• İtinen çuvala girilmez
• Karnının doymadığı yerde açlığını belli etme
• Kendi gözündeki merteği görmez,elin gözündeki çöpü görür
• Kızım sana derim gelinim sen işit
•Kör göz ağrımış çapağını bulmuş/küp yuvarlanmış kapağını ulmuş
•Kurttan kuzu doğmaz
•Kuştan korkan darı ekmez
• Küçük yerden kız alma,hızandan öküz alma
•Ormanda yarasız ağaç bulunmaz
•Ortak atın beli kırık olur
•Öküzün büyük olsun da çekmezse çekmesin
•Ölü görüp ağlamamış,düğün görüp oynamamış
•Peyniri deri,avradı eri saklar
•Sağanın gönlü olursa,tekeden süt çıkarır
•Saranlıklar saray oldu,gelinlikler kolay oldu
Sıçandan doğan kendürük keser
Suyu görüp balık,yarı görüp tilki olma
Usananın oğlu uşağı olmaz
Ürmesini bilmeyen it,sürüye kurt getirir
Yatan aslandan,gezen tilki iyidir
Yaz gelince yazı yaban yurt olur,kara koyun mor sürüye kurt olur
Yemekle dost olan daima küsü gezer
Yılanın sevmediği ot deliğin ağzında bitermiş
Yoluyla giden yorulmaz


[b]DUALAR[/b]
Ah vah demiyesin
Allah ayağına taş dokundurmaya
Allah ayağına taş dokundurtmaya
Allah cehenneme ırak etsin
Allah darda koymaya
Allah durağını cennet etsin
Allah evlat acısı göstermeye
Allah Halil İbrahim bereketi versin
Allah işini rast getirsin
Allah kul borcundan hilas etsin
Allah nazardan saklasın
Allah saçın sayısı ömür vere
Allah senin acını bana göstermesin
Allah sevdiğinden ayırmasın
Allahım kabir azabı vermesin
Baban anan nurda yatsın
Babana rahmet
Çoklukla çalışıp azlıkla yiyesin
Gökten yağa, yerden toplayasın
Kem gözlerden korunasın
Önün yara gelmesin
Uzandığın dallar altın olsun
[b]BEDDUALAR[/b]
Adın bata
Ağu yiyesin
Ağzin üstüne kapanasın
Allah belan vere de beni kurtara
Allah dert vere,derman vermeye
Allah karartını kaldıra
Allah sana uyuz vere de kaşıyacak tırnak vermeye
Altın üstün kurulana
Avu gözlerin avucuma gele
Baba çıka yüzüne
Babanın kökünü yiyesin
Benim kadar başına taş düşe
Bilinmez dertten gidesin
Bir dağda yatasın,bin dağa kokun yayıla
Bir ekmek veren,bin tekmük(tekme) ata
Boynun bosun devrüle
Boynun yere döşene
Çocuklarından bulasın
Davun yiyesin
Dişlerin kerpetenlere gele
Doğduğun gün bataydın
Ekmek tavşan ola,sen tazı,tutamayasın
Ellerin dizinde kala
Ellerin kırıla
Ellerin yanlaran döşene
Erim erim eriyesin
Ettiklerinden bulasın
Gelinlik giymeyesin(kızlar için)
Gide de gelmeysin
Gidişin ola,gelişin olmaya
Gorun diylenmeye
Gözlerin avucuma gele
Gözyaşın kurumaya
Gül eke diken biçesin
Gün görmeyesin
Kapın kitlene
Kapına kara kilit asıla
Kara kan kusasın
Kara yerin dibine giresin
Kara yola gidesin
Karnan dert dola
Mezarın taş başında kala
O boydan yukarı çıkmayasın
Ocağın bata da zırzan sallana
Okuna dikilesin
Otuziki dişin kırıla
Sabaha çıkmayasın
Sele suya karışasın
Seni şişesin
Seni töremeyesin
Suratın döküle
Teneşüre çıkasın
Tepen üstüne dikilesin
Yağlı kurşunlara gelesin
Yata da kalkmayasın
Yerin dibine giresin
Yirmi tırnağım yakanda kala
Yurdun yuvan dağıla
Yüzen baba çıka
Yüzün gevene gele


[b]BİLMECELER[/b]
Ağadan bir gelin aldım,belayı satın aldım : (Nezle)
Alaca bulaca,attım yamaca : (Heybe)
Alaca bulaca,çıkar gider ağaca : (Yılan)
Alaca karga,yuvarlanır harga, içi dolu kavurga : (Kuşburnu)
Allah yapar yapısını, kullar açar kapısını(Karpuz)
Anamın eskisi,babamın püsküsü,yaş girer,kuru çıkar (Fırın ve parduç)
Anaya değmez,babaya değer,dayıya değmez,amcaya değer, Sana değmez,bana değer : (Dudaklar)
Araba duvara çarparsa ne olur : (Durur)
Aşağıdan gelir ustalar,ustaları üsteler,hangi kuşta gördün göbeğini desteler : (Örümcek)
Benim bir gelinim var,gelenin gidenin elini öper (kapı kolu)
Bizim gelinin elbisesi kırmızı, düğmeleri siyah,ceketi yeşil(Karpuz)
Boynuzu var inek değil,ağaca çıkar leylek değil,yazı yazar katip değil,boyası var mürekkep değil (Salyangoz)
Buradan attım, Halep’ten çıktı : (Yıldırım)
Cıngıllı tas,duvardan as : (Saat)
Çıt demeden çalıya girer : (Işık)
Dağdan gelir dağ gibi,kolları budak gibi,eğilir su içmeye,bağırır oğlak gibi (Kağnı arabası)
Dağdan gelir tepe takla,aman abla beni sakla (Dolu)
Dağdan gelir,taştan gelir,bir püsküllü eniştem gelir. (Geven)
Dağdan gelir,taştan gelir,eğerlenmemiş aslan gelir. (Sel)
Dam altında teke bağlı,boynuzları köke bağlı. (Kabak)
Dedemin fesi,acı gelir nefesi : (Biber)
Denize yağmur yağarsa ne olur : (Deniz ıslanır)
Dört kardeş bir göle taş atar (Sağılan inek ve memeleri)
Eğri çınar,yerden alır,gökte yer : (Deve)
El keser,elim keser,yeşil koysam al keser. (Kına)
Elden ele,belden bele,bunu bilmeyen kertenkele (Para)
Elemez melemez tandurun yanına gelemez (Yağ)
En çok mendil kullanan böcek hangisidir ( Sümüklüböcek)
Eşeği namladım,karşı köye yolladım. (Tüfek ve sesi)
Etten kantar,altın tartar : (Kulak)
Geven,gevenin altında ışıla,ışılanın altında muşula,muşulanın altında ev yıkan,ev yıkanın altında at torbası : (Saçlar,gözler,burun,ağız ve çene)
Gittikçe geldikçe akıtır yaşı,dürttükçe bitirir işi (Kalem)
Hangi şey buzdolabında kalsa bile yakar (Acıbiber)
Hel helinde,ağzı belinde : (Yayık ve tuluk)
Heriye heriye,davarı vurdum geriye,hangi kuşta gördün arka üstü yürüye (Ölü)
Hey umutlar,umutlar,gelsin ona bulutlar,ayağından su içer,gagardından yumurtlar : (Arpa)
Hey yiğitler,hey yiğitler,Yusufumu vuran kel kurtlar,yer altından yumurtlar : (Kahmut)
Hikayem höktü,çamura çöktü,kalkayım derken,kuyruğu koptu : (Şeker pancarı)
Hilidi milidi,dış kapının kilidi,yatsıdan sonra bize gelen kimidi.(Uyku)
İçi peynir beyazı,dışı kazan karası. (Turp)
İki merek,bir direk : (Burun)
Kanadı var kaz değil,boynuzu var koç değil. (Kelebek)
Kapısı ardıç,bacası ardıç,içeriden çıkar bir kirli parduç.(Fırın)
Kara tavuk,karnı yarık,sana mı kaldı tepesi delik (Horik)
Kara yılan,çalıya dalan : (Sambağı)
Karacuğun katırı,ne yüklersen götürür : (Köprü)
bizin gelir çok zayıf,zayıflıktan vaz geçtik,gözünün biri kayıp. (İğne)
Keser sapı,kermen yapı,beş dalı var,beş çiçeği (El,kol)
Kır kırımca,sarı yonca : (Kuymak)
Kırmızı öküz yattı kalkmadı,sarı ökküz gitti gelmedi. (Ateş ve duman)
Kuyu,kuyunun içinde suyu,suyunun içinde yılan,yılanın ağzında mercan : (Gaz lambası)
Nereye gidersin eğri büğrü : (Duman)
Pat kapının ardında,pak ocağın başında (Süpürge)
Sarıdır saman gibi,okunur Kur’an gibi,ya bunu bileceksin,ya bu gece öleceksin : (Altın)
Sıra sıra söğütler,birbirini öğütler : (Dişler)
Siyah ineğin altında kırmızı danası var.Ateş ve Duman Tenceremi kapakladım,yanlarını saçakladım : (Gözler)
Terezimin dengi var,otuziki rengi var (Kilim)
Ucu sivri taş,içi oyuk,dışı taş : (Minare)
Uzaktan gördüm çalı çeper,yanına vardım beni kapar.(Kuşburnu)
Yedi delikli tokmak,bunu bilmeyen ahmak (Kafa)
Yemesi çok tatlı,yüzü maymun suratlı. (Ceviz)
Yer altında kırmızı minare : (Havuç)
Yer altında sarıklı molla : (Soğan)
Yol üstünde yağlı kayış : (Yılan)
Yol üstüne sac koydum,geleni gideni aç koydum.(Oruç)
BEDDULAR.
1.Ahan bele bişeler kütendiresen.
2.Ölün dirin tik otura
3.Ol hışım canan gövdeleren ine
4.Cendegin gaka
5.Boyun bosun devrüle
6.Beymırat gidesen
7.Adın ellere gala
8.Ölün goruna idder sıça
9.Ruhun gebiz ola
10.Dilin lal ola da gözlerin mat,mat baka
11.Canan ataşlar düşe
12.Yerleri sevündüresen
SÖYLENEN DİĞER SÖZLER.
Gören desinki haçonun hançeri var
Yukanın arasında helvamı var
Heçde goda silgi vurmer
Aç acınan yatmışda lelevun töremiş
Hele orya bak ben nebaşşım edim?
Ne vızırik atına binmişen?
Daha bura mıradın gapısı
Ele diyipde uşağı hecilletme
Termeşa galasan
Enem,enem gıcı gıcı
Hem kel hem goddaz
Hele devrülmüşe bak
Gazağın südügü
Ayının eniği
Haauvvv gören desinki nedir


KÖYÜMÜZE KOMŞU KÖYLER
Doğu - Salördek Köse Akbaba, Kayadibi
Batı - Özen, Ünlipınar
Kuzey - G.Hane Gökçepınar ,Kızılca ,Köse Subaşı
Güney - Karşıyaka, Kelkit Karaçayır Mahallesi -


KÖYÜMÜZE KOMŞU YAYLALAR
Özen Yaylası-Subaşı Yaylası Gökçepınar Yaylası
Köyümüzde elektrik, su ve telefon vardır.
Köyümüzün Camisi ve görevlisi vardır.
Köyümüzde okul vardır öğrenci olmadığı için kapalıdır.

KÖYÜMÜZ ADINI NEREDEN ALMIŞTIR?

Köyümüze yerleşmek için gelenler,köyümüzün doğu tarafında Halevükboğazındaki çayırlıklardakırık bir değirmentaşı bulurlar. O kırık değirmentaşından esinlenerek köyümüzün adı Değirmentaş köyü olsun derler. O günden sonra köyümüzün adı Değirmentaş köyü olarak söylenmeye,anılmaya başlanır.
KÖYÜMÜZÜN NÜFUSU
Diğer köyler gibi köyümüzdebüyük ölçüde göç vermiştir. Köyümüz vermiş olduğu bu göçün neticesinde yirmibeş hane kalmıştır.Şu anda köyümüzde 68 kişi yaşamaktadır. Sadece Kayseride 100-150 hane Değirmentaşlı olduğu sanılmaktadır.
KÖYÜMÜZÜNGEÇİM KAYNAKLARI
Köyümüzün başlıca geçim kaynakları tarım ve hayvancılık olmakla birlikte son zamanlarda azda olsa Arıcılık yapılmaya başlanmıştır.
KÖYÜMÜZDEKİ YER İSİMLERİ
Kınık-Boyunlar-Sırt tarla-Çifte armutlar-Fındıklı-Dikyol- Kırın dibi-Gortlar-Hasan efendinin yurtları-Hacının gözesi-Teke deresi-Tekenin başı- Cehennem deresi-Eşşek meydanı-Çataltepe-Abdılçavuşun dereleri-Kayanın parçası-Arkaçlar-Hanın boğazı-Karanın göbeği-İsli mağara- Direkli mağara-Palıdın dipleri-Seküler-Haroslar-Kel çayır, Ezzin gediği-Muradın deresi-Mezarlığın yanı-Orta bostanlar-Sırtın ardı-Davut dayının bendi-Battalın gediği-Zabidin sırtı-Yavuzun taşı-Cinli taş-İnce çayır-Gavazın çıkuru-Halıdın tarlası-Bayır-Mollanın gediği-Mezinlik-Filiğin komu-Gecirin yuvası-Kamalak-Coc-Duzla-Sıra söğütler-Mısırın bendi-Harebeler-Elmanın dibi-Yıldırım vurmuşuşun dibi-Halevüğün çayırları-Devrümbeç-Ak dere-Tike gözesi-Tek söğüt-Kel çayır-
KÖYÜMÜZDEKİ ZİYARET YERLERİ
Gözün suyu
Diekli mağaradan bir görünüş
İsli mağaradan bir kare
deresi-Hacının (gözesi)pınarı-Çataltepe- Çataltepe gözesi-Gözün suyu-Tike gözesi-İsli mağara-Direkli mağara-Seküler-
Çataltepe önünde piknik yapan köylülerimiz
KÖYÜMÜZÜN YEMEKLERİ
Köyümüzün en baş yemekleri Hingel ile Guymaktır. Ağır misafirlere Hingel ve Guymak yemeği ikram edilir. Diğer yemeklerimizin isimleri şöyledir.
Gıllama köfte-Haşıl-Umaç aşı-Kesme aşı-Anıklı aş-İçli köfte-Hasıda-Bişi-Mafiş-Pağaç-Uğut pağacı-İnce hamur-Erişte-Cılbır-Kelecoş-Çaklama-Ayranlı aş-Sütlü aş-Katmer-Çomalı gılik-Fetir-Çörek-Sac ekmeği-Çoma dürmüğü-Yağlanbaç-Döğme aşı-Tarhana-Bulgur pilavı-Tırta-Malez-
KÖYÜMÜZDE OYNANAN OYUNLAR
Didili gelin-Yılbaşı gezdirmesi-Yüzük oyunu-Goli- Şıngır mıngır ben geldim-Körebe oyunu-Molla ahraz- Birdirbir-Yedi senenin kısır eşeği-Para tura-Kale oyunu-Sobe oyunu-Hırsız Polis-Yattı kalktı-Sekme tuzu-Çelik çomak-Aşık oyunu-Şiş-Beş taş-Cırmada cırık-
KÖYÜMÜZDE SÖYLENEN TÜRKÜLER
Erzurum ovaları-Erzurumda inek olsam-Mohkerin başından aştımda geldim-Eğri çubuk nargile-Dağda tavşan avlarım le nuri-Kız pınar başında yatmış uyumuş-Sığır gelir boz tepeyi yol eyler-Büyük cevizin dibi- Mektebin bacaları- Dam başında danalar-Ah sabahtan bizim pınara- Ana ben bir güzel gördüm. Deli kız sinin geliyor-Dama vurdum dam oynar-Goca öküzüde koyursaydım harmana-Cencik ata bindirdiler-Gittim sokak uzunu tellara,tellara-Ezel bahar olmayınca-Bir kuzuda taş dibinde meliyor-Ordunun dereleri-Yeşil kurbağa-Askere giderem bir hevesinen-Çaya aşağı çay taşı-Ayran içtim karnım şişti lorki kızlar lorki-
KÖYÜMÜZDE KULLANILAN ALETLER
Loğ-Hal-Palta-Kazma-Kürek-Alaman kazması-Seheyol(Çalgı)-Teşgere-Gışgar(Tırhıç)-El keseri-Ayak keseri-Bıçkı-Palan-Golan-Yular- Kağnı-Tırpan-Tırmık-Anadut-Orak-Dirgen-Yaba-Kürek-Seheyol-Şedire-Gözer-Çinik-Urup-Gem-Bonduruk- Samı-Sambağı-Gayış-Gandırıf-Çift-Çift demiri-Megel-Bel-Zincir-Kendir-Örs-Çekiç-Masat-Midit-Meses-
KÖYÜMÜZDE YETİŞENYABANİ YİYECEKLER
Armıt (Armut)- Çağala (Badem)- Gurmut-Davşan elması (Tavşan elması)-Gere hart hart-Gızambık (Kızamık)-Guşburnu (Kuşburnu)-Sarol-Öküzgötü-Eşgi alma(Ekşi elma)-Gere yemiş (Kara yemiş-Alıç-Cıcambık-Yelmik (Yemlik)-Eşgiman (Ekşimen)-Ebezoğu-Çidem (Çiğdem)-Gözenek-Çerkez otu-Mırçalık-Tapantırık-Kenger-Gavur pancarı-

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Pırlantalarda Geçen Şiirler

Fâniyim, Fâni Olanı İstemem Fâniyim, fâni olanı istemem, Âcizim âciz olanı istemem Ruhumu Rahmân’a teslim eyledim, gayri istemem! İsterim, f...