Bayburt
Şikesteleri
1-
Şehid Osman, üz sürmege daşına,
Geldim diyim, neler geldi başıma,
Nesahet ver beni alıp garşına;
Çınar, yıhılsa da kökü devrülmez,
Helallığa gelen, geri çevrülmez.
2-
Duduzar’dan sabah güneş galhanda,
Guşluh vahdi daşlarını yahanda,
Gellenguşlar yuvasından çıhanda;
Daha çay içmeden, cama çıhardım,
Üstündeki ziyarete bahardım.
3-
Eteginin dibindeydi mehtebim,
Ahşam gelür, sabah gene giderdim,
Gemsiz bir uşahdım, yohdu heç derdim;
Birgün, buzda gaydım, kesdim dizimi,
Resim kimi sahliram ben izini.
4-
Yalınayah uşahlara imrendim,
Onar kimi dolanmaya özendim,
Sapa yerlere sahlandım, gizlendim;
Ayağımi yer kıtladi, ağrıdi,
Anam gızdi, ele bi zopba atti ?
5-
Bazarlari, mehle mehle dögüşdük,
Yara, bere içinde galduh düşdük,
Saç ağardi, o günnere gülüşdük;
Goballari gırıp, tandura atduh,
Tandurbaşi söhbetinde annatduh
6-
Duduzar’da iki yığın daş vardi,
Hekâtlari, beni, üzer, yahardi,
Orda gezen herkes susar, dalardi;
Beyböyregin mezerine baharduh
Böyüklernen göge avuç açarduh.
7-
Bendin altında bir çift Suluh vardi,
Merdivanla, iç galaya çıhardi,
Düşüncesizler daş yuvarlarlardi;
Gorha gorha birgün inip çıhmışdım,
Damçılardan, islah yerde gaymışdım.
8-
Yol üsdünde egük daşa bahardım,
Mam Kövü’nün yollarındam gorhardım,
Tikhmedaşı görende ferahlardım;
Üç minare boyu üsgek yar vardi,
Deli Coruh aşşağıda ahardi.
9-
Coruh her yıl iki-üç can alurdi,
Teze gelin, genç analar bulurdi,
Yanuh ürekler de bize galurdi;
“Gelin Anşa, sellerde sızıyınan,
Gucağında çifte ağ guzuyunan.”
10-
Aslan Dağda gışın millet gayardi,
Usda olan, hoplahlardan atlardi,
Uşahların ifah hizegi vardi;
Tatillerde garlara garışurduh,
Dar vahıtlara gider yarışürduh.
11-
Bahcalari, seyrangâdi, yohuşdi,
Galardı’nın erükleri ne hoşdi,
Yarım yumruh, gehverengi, mayhoşdi;
Ömrü billâh bele meyve yemedim,
Gohusuni , hesretinen özledim.
12-
Goşgoz, kâmhut, gar altında olurdi,
Dayım, çayırlarda maduk bulurdi,
Maduk, sonbaharda kopuk olurdi;
Gızılyar’ın kengerini soyarduh,
Sağızını çeynemekden doyarduh.
13-
Hıdrellezde, duzli suya giderdük,
Goni, gonşi, herfeneler ederdük,
O gün kindi vahdi yağmur beklerdük;
Gız gelinler, golan vurur oynardi,
Yeniyetmeler, duramaz, gaynardi.
14-
Tandur üstünde gavurma gazani,
Tirit gohar, acıhdurur insani,
Az-çoh diye uşahların küseni;
Tasa, çarşi somununu doğrarduh,
Gavurma zaman, hep his gohaduh.
15-
Gışın, gavut ufalamasi yerdük,
Gavurmali çorbasını içerdük,
Datlısıni, helvasıni severdük;
Erük gesefesine dayanılmaz,
Alma urubi içenler ayılmaz.
16-
Gazıntılar, ezerteli gohardi,
Ezem, bazi fetirleri yahardi,
Anam, işlikete, gugul yapardi;
Boranıynan, galaçoşnan yeyerdük,
Üsdüne davşan gani çay içerdük.
17-
Gına gulah bayaz gudugum vardi,
Ayağımın üzerinde yatardi,
Basdurmayı bekler, garğa govardi;
Elimizle uşah kimi beslerdük,
Ayrılırken, onu ellere verdük.
18-
Şehid Osman, hoş adamlar da vardi,
Deli Hüsnü de bunnardandi,
Böyük cadde üstünde dolanurdi,
Foter şapga, çeket, pantol geyerdi,
Beş ireli, yeddi geri giderdi.
19-
Bir ilkbahar, Bayburdi sel basmışdi,
Deli Hüsni, cama yazi asmışdi,
“Men sabr-ı zafere” yazmışdi.
Eski Türkçe mavu kâğıd umutdi,
Babam yıhılan tükâni unutdi
20-
Geveze Abdulla, limon satardi,
Herkese, geşmerliknen lâf atardi,
Sahathana köşesini tutardi;
Mani söyler, mal garışdururdi,
Sabah, ahşam çene yaruşdururdi.
21-
Ahşam üstü, üç bardah çay içerdük,
Sabremmi’nin gehvesine giderdük,
Pirî Beg’in söhbetini dinnerdük;
Hâfız-i Şirâz’i ben ondan duydum,
İreli yaşda, aslıni ohudum.
22-
Fehne Nene, hekâtlar annadurdi,
Yanuh sesnen, hekâti datlandururdi,
Üregi yuhalar, ağlar dururdi;
“Andoros boynunda üç evlek dari,
Darının yarpaği, heyvadan sari.”
23-
Babam, misafire âhenk çalardi,
“Geyik avı” türküsüne dalardi,
Gözlerim doluhur, içim yanardi;
Uşah üregime hicrân pay oldi,
Hesretligim, gurbetime tay oldi.
24-
Şehid Osman, onbir yaşında tezdim,
Birinci, İkinci Ordu’yu gezdim,
Neğme besteledim, hekâtlar yazdım,
Ayrılığın acısı heç dinmedi,
Ayrılıh beni indürdi, inmedi.
25-
Gul Ozan’am, derdim, dilden ziyâde,
Bülbülü ağladan gülden ziyâde,
Yeddi derya geçen telden ziyâde;
Şehid Osman, Coruh bizi dinnesin,
Ürekler, sularla nenni söylesin.
1-
Şehit Osman, vesfine gelem açdım,
Yeniden görende gendimden geçdim,
Fânî defderinden üç misal seçdim;
Biri ayrılıh, biri ölüm, biri gurbet,
Ölüm hahdan, helbet öldürmez hesret.
2-
Atmış yıldan sora kövüme gettim,
Galan böyükleri ziyaret ettim,
Ömür dersini üç barmah üsgelttim;
İki gapi arasında ince yol,
“Daş altında olma, dağ ardında ol.”
3-
Saray bahcasında üsgek gavahlar,
Gönül çekenlerin sırıni sahlar,
Seherde dem çeker yeşil yarpahlar;
Ağaçlara çentik cızdım dilekden,
Anniyana sazılanur ürekden.
4-
Galamız oturan bozgurda benzer,
Göylere tikilmiş şimşekden nezer,
İgide şan, şeref, çaşıta mezer;
Sari daşlar, izzetimiz, mülkümüz,
Desdanımız, hekâtımız, türkümüz.
5-
Soğanlının soyuh eser balhari,
İmir Dağı’ndan Zeyliye yohari,
Coruh’da çalhanur Kop’un garlari;
Hindi Dağları’nda ayın ondördü,
Keçevi Düzü’nde beni çoh gördü.
6-
Pulur Çayi ovalarda fırlanur,
Nâmerd ile merdi çoh eyi tanur,
Yaz gış ne yorulur, ne de uslanır,
Goorsu’da Coruğuna gavuşur,
Deli deli aşşahlara savuşır.
7-
Bayburtlinin huyi, sulara benzer,
Baharda çağıldar, kirazda eser,
Zemheri buzuni piçahsız keser;
Başga nelmeketin gafasi almaz,
Az çoh yahlaşsan da töreli olmaz
8-
Yaz başında yağli coşan olurdi,
Goruğun bostani, tumbul tumbuldi,
Ebem ekmegiynen, tere çoh boldi;
Gumli kartol, sari kartol, baş kelem,
Turşi küpünde eşgi, sarhoş kelem.
9-
Bazi çift çubuğa havas ederdim,
Harman yerindeki geme binerdim,
Sap üstünde fırlanurdum, dönerdim;
Gınah tosun, teeccübnen bahardi,
Mor gözleri, iri iri çahardi.
10-
Havaslandım, gece harmanda galdım,
Gecenin orta yerinde uyandım,
Mezer daşlarıni, gezirler sandım;
Gorhudan mitilin altına sindim,
Dayım gelene geder, tir tir titredim.
11-
Güderde yerlerde guşburni buldum,
Ceblerimi tıha basa doldurdum,
Ağuli zannettim, yemekden gorhdum,
Kuçuk dayım güldi, gehgehe atdi,
Hepsini hap etti, boz deve yapti.
12-
Yaz gelende köv yerine giderdük,
Gorungaynan, harmannari beklerdük,
Gendimeyi, bulğurları çekerdük;
Lobiyaynan gara pancar asarduh,
Zapa, küpe, kerti lori basarduh.
13-
Şeherli kim? eraziden ne annar,
Tarlalari sürerdi ortahcılar,
“Ortah tarlayı da, durnalar otlar.
Onnar eker biçer biz pay alurduh,
“Sen sağ, ben selâmet, der ayrulurduh.
14-
İşde o erazi her şeye yetti,
Başımıza aj göz tebelleş etdi,
Ailem bu üzden uzağa getti;
Dünya sebeb olannara galmadi,
Amma, ürek hayıfıni almadi.
15-
Bir güz vahdi melmeketi terkettük,
“Birinci Ordu” denen yere gitdük,
Ömrümüzden yeddi sene tüketdük;
Macirlikden galma hısımlar vardi,
Az çoh rahat etmemize yaradi.
16-
Melmeketde, eşrafdanduh, ağayduh,
Datli tamli yiyip içer yaşarduh,
Gurbette: “gelinti” adıni alduh,
Şükür olsun ac açuhda galmaduh
Nâmerde, ağyâre möhtac olmaduh.
17-
O şeherde her yer küsbe gohardi,
Esbapyahan, assah çaput yahardi,
Miçek çohdi, sıtmadan can çıhardi;
Nerde bizim cıngır gecelerimiz,
Yıldıza göz gırpar bacalarımız.
18-
Tutu boldi, gavun, garpuz, kelek çoh,
Üzüm, bekmez, köme, pelver, şire çoh,
Amma tarlalarda bir tek yemlik yoh;
Südi bozuh, yoğurtlari hep lılıh,
Paharlardan ahan sular da, ilıh.
19-
İrmah boyi dolaplar su çekerdi,
Bahcalara, tarlalara tökerdi,
Reşberler, kendirle, pancar çekerdi;
Şeker pavlukasi pancar alurdi,
Kendirler bükülür urğan olurdi.
20-
Şehit Osman, söhbetimiz bitmemiş,
Hesretimiz, ganatlanıp, tütmemiş,
Boş dolmamış, doluya da yetmemiş;
Sayam, tökem dinnermisen balani,
Gurbet elde yap yalağoz galani.
21-
Daniram da teeccüpnen şaşiram,
Hesretimi sevda kimi yaşiram,
Uzahlaşduhca daha yahlaşiram;
Allahasan sırrımızi pay edek,
Ürekleri çekir sendeki ürek.
22-
Sen dağmısan, bağbanmısan, bağmısan,
Dağ üreği, daşıyan otağmısan,
Dirimisen, kümbetinde sağmısan?
Şehitlere serdarlığın destandur,
Üçler, yediler, gırhlar mı ustandur?
23-
Hatirelere dalah da “hey” diyek,
Şindiki vahıtta “ne var, ney” diyek,
Bazi şeyleri istirsen gizliyek;
Şehit Osman; neler geçdi başımdan,
Şâhit Osman, ohu sari daşından.
24-
Şehit Osman, dağda, daşda suç olmaz,
Yabançi olup unudmah heç olmaz,
Atmış yılın devasından öç olmaz;
Şehit Osman, yaraları sar hele,
Bir nesahat daha söyle, tezele…
Şehid Osman, eyisen mi, nassısan,
Hele iki addım at baham ki yahşısan,
Töktün gene gaşlarihin daşmısan;
İkimiz de bele küsülü galah,
Sen hersinden, ben tersimden gultarah.
-2-
Soğannının tepeleri uzahdur,
Sabahları Coruh yanı duzahdur,
Zemheriler oldu bitti sazahdur;
Bad-ı sabadan bir heber, var mudur?,
Yohsa onun göynü de dapdar mudur?
-3-
Şehid Osman uşahlar fidan tikmiş,
Nâmesini İstanbola yetirmiş,
Bu tikili ağacım da sendeymiş,
Yağmur yağar, seller ahar durulur,
Bizim ağaç böyür başa gurulur.
-4-
Ağacım böyüsün çohca dal versin,
Teze yeşil bir sürü fidana ersin,
Fidani Goruğa tikek ne dersin?
Goruh yeşerir de bağ bahça olur?
Tumbul tumbul bostannari yumrulur?
-5-
İlkbaharda yağlı coşan satılur
Coşan gurur çiriş uni yapılur,
Allalem gatır dırnaği da diyilür,
Hele sebzeye bah ne tevür alir,
Dadını bülmirem, bazı dad alir.
-6-
Şehid Osman, alamiram dilime,
Gene gaher çökdü ürek telime,
Kims’annamir şaşurirlar halime;
Herkes yaşım, başımın derdinde,
Navolur, iterse günün birinde?
-7-
Dünya ayni, devran ayni, gün ayni,
Bugün ayni, yarın ayni, dün ayni;
Çocuk iken sevdiğim Özgün ayni!
Ayrı düşdük altmış yedi yıl oldu,
Dünyada kaç nesil doğdu gayboldu?
-8-
Ben Aslısından ayrı düşmüş Keremim,
Şirinden ayrılmış yaban heremim,
Bazı Âşıh Derdliyem, bazı Ömerim;
Elimde gırıh bir sazım söylenir,
Yanuh megamlarda gezer boylanur.
-9-
Nenem, Hac’Osmanın böyük gızıydı,
Ohumama merahlıydı razıydı,
Kırkyedi Martında köçtü, sızıydı;
Ondan sora bellerimiz büküldü,
Akrep ağa sağdan soldan töküldü.
-10-
Yohari Ovada Çil Kapril azdi,
Aşşaği Ovada hınıkli gızdi,
Şeherli uşahduh, ahıl uduzdi;
Bahamaduh, yedi barın ortahlar,
Ortah tarlayı da durnalar otlar.
-11-
Bizi toplar Mevlâ gurbet ellerde,
Dolanur adımız hem de dillerde,
Dilber üreklerde, hoş üreklerde.
Ahan verdük size heyri oldu mi?
İçizden bir gişi adam oldu mi?
-12-
Fırat idim coşup taşdım ellerde,
Bayburtlu olduğum döner dillerde,
Adımız gelür uzah yâdellerde.
Çıhanda on üç, şindi seksen yedi,
Görek, kim galdi, torpah kimi yedi?
1-
Şehid Osman, üz sürmege daşına,
Geldim diyim, neler geldi başıma,
Nesahet ver beni alıp garşına;
Çınar, yıhılsa da kökü devrülmez,
Helallığa gelen, geri çevrülmez.
2-
Duduzar’dan sabah güneş galhanda,
Guşluh vahdi daşlarını yahanda,
Gellenguşlar yuvasından çıhanda;
Daha çay içmeden, cama çıhardım,
Üstündeki ziyarete bahardım.
3-
Eteginin dibindeydi mehtebim,
Ahşam gelür, sabah gene giderdim,
Gemsiz bir uşahdım, yohdu heç derdim;
Birgün, buzda gaydım, kesdim dizimi,
Resim kimi sahliram ben izini.
4-
Yalınayah uşahlara imrendim,
Onar kimi dolanmaya özendim,
Sapa yerlere sahlandım, gizlendim;
Ayağımi yer kıtladi, ağrıdi,
Anam gızdi, ele bi zopba atti ?
5-
Bazarlari, mehle mehle dögüşdük,
Yara, bere içinde galduh düşdük,
Saç ağardi, o günnere gülüşdük;
Goballari gırıp, tandura atduh,
Tandurbaşi söhbetinde annatduh
6-
Duduzar’da iki yığın daş vardi,
Hekâtlari, beni, üzer, yahardi,
Orda gezen herkes susar, dalardi;
Beyböyregin mezerine baharduh
Böyüklernen göge avuç açarduh.
7-
Bendin altında bir çift Suluh vardi,
Merdivanla, iç galaya çıhardi,
Düşüncesizler daş yuvarlarlardi;
Gorha gorha birgün inip çıhmışdım,
Damçılardan, islah yerde gaymışdım.
8-
Yol üsdünde egük daşa bahardım,
Mam Kövü’nün yollarındam gorhardım,
Tikhmedaşı görende ferahlardım;
Üç minare boyu üsgek yar vardi,
Deli Coruh aşşağıda ahardi.
9-
Coruh her yıl iki-üç can alurdi,
Teze gelin, genç analar bulurdi,
Yanuh ürekler de bize galurdi;
“Gelin Anşa, sellerde sızıyınan,
Gucağında çifte ağ guzuyunan.”
10-
Aslan Dağda gışın millet gayardi,
Usda olan, hoplahlardan atlardi,
Uşahların ifah hizegi vardi;
Tatillerde garlara garışurduh,
Dar vahıtlara gider yarışürduh.
11-
Bahcalari, seyrangâdi, yohuşdi,
Galardı’nın erükleri ne hoşdi,
Yarım yumruh, gehverengi, mayhoşdi;
Ömrü billâh bele meyve yemedim,
Gohusuni , hesretinen özledim.
12-
Goşgoz, kâmhut, gar altında olurdi,
Dayım, çayırlarda maduk bulurdi,
Maduk, sonbaharda kopuk olurdi;
Gızılyar’ın kengerini soyarduh,
Sağızını çeynemekden doyarduh.
13-
Hıdrellezde, duzli suya giderdük,
Goni, gonşi, herfeneler ederdük,
O gün kindi vahdi yağmur beklerdük;
Gız gelinler, golan vurur oynardi,
Yeniyetmeler, duramaz, gaynardi.
14-
Tandur üstünde gavurma gazani,
Tirit gohar, acıhdurur insani,
Az-çoh diye uşahların küseni;
Tasa, çarşi somununu doğrarduh,
Gavurma zaman, hep his gohaduh.
15-
Gışın, gavut ufalamasi yerdük,
Gavurmali çorbasını içerdük,
Datlısıni, helvasıni severdük;
Erük gesefesine dayanılmaz,
Alma urubi içenler ayılmaz.
16-
Gazıntılar, ezerteli gohardi,
Ezem, bazi fetirleri yahardi,
Anam, işlikete, gugul yapardi;
Boranıynan, galaçoşnan yeyerdük,
Üsdüne davşan gani çay içerdük.
17-
Gına gulah bayaz gudugum vardi,
Ayağımın üzerinde yatardi,
Basdurmayı bekler, garğa govardi;
Elimizle uşah kimi beslerdük,
Ayrılırken, onu ellere verdük.
18-
Şehid Osman, hoş adamlar da vardi,
Deli Hüsnü de bunnardandi,
Böyük cadde üstünde dolanurdi,
Foter şapga, çeket, pantol geyerdi,
Beş ireli, yeddi geri giderdi.
19-
Bir ilkbahar, Bayburdi sel basmışdi,
Deli Hüsni, cama yazi asmışdi,
“Men sabr-ı zafere” yazmışdi.
Eski Türkçe mavu kâğıd umutdi,
Babam yıhılan tükâni unutdi
20-
Geveze Abdulla, limon satardi,
Herkese, geşmerliknen lâf atardi,
Sahathana köşesini tutardi;
Mani söyler, mal garışdururdi,
Sabah, ahşam çene yaruşdururdi.
21-
Ahşam üstü, üç bardah çay içerdük,
Sabremmi’nin gehvesine giderdük,
Pirî Beg’in söhbetini dinnerdük;
Hâfız-i Şirâz’i ben ondan duydum,
İreli yaşda, aslıni ohudum.
22-
Fehne Nene, hekâtlar annadurdi,
Yanuh sesnen, hekâti datlandururdi,
Üregi yuhalar, ağlar dururdi;
“Andoros boynunda üç evlek dari,
Darının yarpaği, heyvadan sari.”
23-
Babam, misafire âhenk çalardi,
“Geyik avı” türküsüne dalardi,
Gözlerim doluhur, içim yanardi;
Uşah üregime hicrân pay oldi,
Hesretligim, gurbetime tay oldi.
24-
Şehid Osman, onbir yaşında tezdim,
Birinci, İkinci Ordu’yu gezdim,
Neğme besteledim, hekâtlar yazdım,
Ayrılığın acısı heç dinmedi,
Ayrılıh beni indürdi, inmedi.
25-
Gul Ozan’am, derdim, dilden ziyâde,
Bülbülü ağladan gülden ziyâde,
Yeddi derya geçen telden ziyâde;
Şehid Osman, Coruh bizi dinnesin,
Ürekler, sularla nenni söylesin.
1-
Şehit Osman, vesfine gelem açdım,
Yeniden görende gendimden geçdim,
Fânî defderinden üç misal seçdim;
Biri ayrılıh, biri ölüm, biri gurbet,
Ölüm hahdan, helbet öldürmez hesret.
2-
Atmış yıldan sora kövüme gettim,
Galan böyükleri ziyaret ettim,
Ömür dersini üç barmah üsgelttim;
İki gapi arasında ince yol,
“Daş altında olma, dağ ardında ol.”
3-
Saray bahcasında üsgek gavahlar,
Gönül çekenlerin sırıni sahlar,
Seherde dem çeker yeşil yarpahlar;
Ağaçlara çentik cızdım dilekden,
Anniyana sazılanur ürekden.
4-
Galamız oturan bozgurda benzer,
Göylere tikilmiş şimşekden nezer,
İgide şan, şeref, çaşıta mezer;
Sari daşlar, izzetimiz, mülkümüz,
Desdanımız, hekâtımız, türkümüz.
5-
Soğanlının soyuh eser balhari,
İmir Dağı’ndan Zeyliye yohari,
Coruh’da çalhanur Kop’un garlari;
Hindi Dağları’nda ayın ondördü,
Keçevi Düzü’nde beni çoh gördü.
6-
Pulur Çayi ovalarda fırlanur,
Nâmerd ile merdi çoh eyi tanur,
Yaz gış ne yorulur, ne de uslanır,
Goorsu’da Coruğuna gavuşur,
Deli deli aşşahlara savuşır.
7-
Bayburtlinin huyi, sulara benzer,
Baharda çağıldar, kirazda eser,
Zemheri buzuni piçahsız keser;
Başga nelmeketin gafasi almaz,
Az çoh yahlaşsan da töreli olmaz
8-
Yaz başında yağli coşan olurdi,
Goruğun bostani, tumbul tumbuldi,
Ebem ekmegiynen, tere çoh boldi;
Gumli kartol, sari kartol, baş kelem,
Turşi küpünde eşgi, sarhoş kelem.
9-
Bazi çift çubuğa havas ederdim,
Harman yerindeki geme binerdim,
Sap üstünde fırlanurdum, dönerdim;
Gınah tosun, teeccübnen bahardi,
Mor gözleri, iri iri çahardi.
10-
Havaslandım, gece harmanda galdım,
Gecenin orta yerinde uyandım,
Mezer daşlarıni, gezirler sandım;
Gorhudan mitilin altına sindim,
Dayım gelene geder, tir tir titredim.
11-
Güderde yerlerde guşburni buldum,
Ceblerimi tıha basa doldurdum,
Ağuli zannettim, yemekden gorhdum,
Kuçuk dayım güldi, gehgehe atdi,
Hepsini hap etti, boz deve yapti.
12-
Yaz gelende köv yerine giderdük,
Gorungaynan, harmannari beklerdük,
Gendimeyi, bulğurları çekerdük;
Lobiyaynan gara pancar asarduh,
Zapa, küpe, kerti lori basarduh.
13-
Şeherli kim? eraziden ne annar,
Tarlalari sürerdi ortahcılar,
“Ortah tarlayı da, durnalar otlar.
Onnar eker biçer biz pay alurduh,
“Sen sağ, ben selâmet, der ayrulurduh.
14-
İşde o erazi her şeye yetti,
Başımıza aj göz tebelleş etdi,
Ailem bu üzden uzağa getti;
Dünya sebeb olannara galmadi,
Amma, ürek hayıfıni almadi.
15-
Bir güz vahdi melmeketi terkettük,
“Birinci Ordu” denen yere gitdük,
Ömrümüzden yeddi sene tüketdük;
Macirlikden galma hısımlar vardi,
Az çoh rahat etmemize yaradi.
16-
Melmeketde, eşrafdanduh, ağayduh,
Datli tamli yiyip içer yaşarduh,
Gurbette: “gelinti” adıni alduh,
Şükür olsun ac açuhda galmaduh
Nâmerde, ağyâre möhtac olmaduh.
17-
O şeherde her yer küsbe gohardi,
Esbapyahan, assah çaput yahardi,
Miçek çohdi, sıtmadan can çıhardi;
Nerde bizim cıngır gecelerimiz,
Yıldıza göz gırpar bacalarımız.
18-
Tutu boldi, gavun, garpuz, kelek çoh,
Üzüm, bekmez, köme, pelver, şire çoh,
Amma tarlalarda bir tek yemlik yoh;
Südi bozuh, yoğurtlari hep lılıh,
Paharlardan ahan sular da, ilıh.
19-
İrmah boyi dolaplar su çekerdi,
Bahcalara, tarlalara tökerdi,
Reşberler, kendirle, pancar çekerdi;
Şeker pavlukasi pancar alurdi,
Kendirler bükülür urğan olurdi.
20-
Şehit Osman, söhbetimiz bitmemiş,
Hesretimiz, ganatlanıp, tütmemiş,
Boş dolmamış, doluya da yetmemiş;
Sayam, tökem dinnermisen balani,
Gurbet elde yap yalağoz galani.
21-
Daniram da teeccüpnen şaşiram,
Hesretimi sevda kimi yaşiram,
Uzahlaşduhca daha yahlaşiram;
Allahasan sırrımızi pay edek,
Ürekleri çekir sendeki ürek.
22-
Sen dağmısan, bağbanmısan, bağmısan,
Dağ üreği, daşıyan otağmısan,
Dirimisen, kümbetinde sağmısan?
Şehitlere serdarlığın destandur,
Üçler, yediler, gırhlar mı ustandur?
23-
Hatirelere dalah da “hey” diyek,
Şindiki vahıtta “ne var, ney” diyek,
Bazi şeyleri istirsen gizliyek;
Şehit Osman; neler geçdi başımdan,
Şâhit Osman, ohu sari daşından.
24-
Şehit Osman, dağda, daşda suç olmaz,
Yabançi olup unudmah heç olmaz,
Atmış yılın devasından öç olmaz;
Şehit Osman, yaraları sar hele,
Bir nesahat daha söyle, tezele…
Şehid Osman, eyisen mi, nassısan,
Hele iki addım at baham ki yahşısan,
Töktün gene gaşlarihin daşmısan;
İkimiz de bele küsülü galah,
Sen hersinden, ben tersimden gultarah.
-2-
Soğannının tepeleri uzahdur,
Sabahları Coruh yanı duzahdur,
Zemheriler oldu bitti sazahdur;
Bad-ı sabadan bir heber, var mudur?,
Yohsa onun göynü de dapdar mudur?
-3-
Şehid Osman uşahlar fidan tikmiş,
Nâmesini İstanbola yetirmiş,
Bu tikili ağacım da sendeymiş,
Yağmur yağar, seller ahar durulur,
Bizim ağaç böyür başa gurulur.
-4-
Ağacım böyüsün çohca dal versin,
Teze yeşil bir sürü fidana ersin,
Fidani Goruğa tikek ne dersin?
Goruh yeşerir de bağ bahça olur?
Tumbul tumbul bostannari yumrulur?
-5-
İlkbaharda yağlı coşan satılur
Coşan gurur çiriş uni yapılur,
Allalem gatır dırnaği da diyilür,
Hele sebzeye bah ne tevür alir,
Dadını bülmirem, bazı dad alir.
-6-
Şehid Osman, alamiram dilime,
Gene gaher çökdü ürek telime,
Kims’annamir şaşurirlar halime;
Herkes yaşım, başımın derdinde,
Navolur, iterse günün birinde?
-7-
Dünya ayni, devran ayni, gün ayni,
Bugün ayni, yarın ayni, dün ayni;
Çocuk iken sevdiğim Özgün ayni!
Ayrı düşdük altmış yedi yıl oldu,
Dünyada kaç nesil doğdu gayboldu?
-8-
Ben Aslısından ayrı düşmüş Keremim,
Şirinden ayrılmış yaban heremim,
Bazı Âşıh Derdliyem, bazı Ömerim;
Elimde gırıh bir sazım söylenir,
Yanuh megamlarda gezer boylanur.
-9-
Nenem, Hac’Osmanın böyük gızıydı,
Ohumama merahlıydı razıydı,
Kırkyedi Martında köçtü, sızıydı;
Ondan sora bellerimiz büküldü,
Akrep ağa sağdan soldan töküldü.
-10-
Yohari Ovada Çil Kapril azdi,
Aşşaği Ovada hınıkli gızdi,
Şeherli uşahduh, ahıl uduzdi;
Bahamaduh, yedi barın ortahlar,
Ortah tarlayı da durnalar otlar.
-11-
Bizi toplar Mevlâ gurbet ellerde,
Dolanur adımız hem de dillerde,
Dilber üreklerde, hoş üreklerde.
Ahan verdük size heyri oldu mi?
İçizden bir gişi adam oldu mi?
-12-
Fırat idim coşup taşdım ellerde,
Bayburtlu olduğum döner dillerde,
Adımız gelür uzah yâdellerde.
Çıhanda on üç, şindi seksen yedi,
Görek, kim galdi, torpah kimi yedi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder