11 Şubat 2025 Salı

Bayburt Şikesteleri


Bayburt Şikesteleri 
 1-
 Şehid Osman, üz sürmege daşına,
 Geldim diyim, neler geldi başıma,
 Nesahet ver beni alıp garşına;
 Çınar, yıhılsa da kökü devrülmez,
 Helallığa gelen, geri çevrülmez.
 
 2-
 Duduzar’dan sabah güneş galhanda,
 Guşluh vahdi daşlarını yahanda,
 Gellenguşlar yuvasından çıhanda;
 Daha çay içmeden, cama çıhardım,
 Üstündeki ziyarete bahardım.
 
 3-
 Eteginin dibindeydi mehtebim,
 Ahşam gelür, sabah gene giderdim,
 Gemsiz bir uşahdım, yohdu heç derdim;
 Birgün, buzda gaydım, kesdim dizimi,
 Resim kimi sahliram ben izini.
 
 4-
 Yalınayah uşahlara imrendim,
 Onar kimi dolanmaya özendim,
 Sapa yerlere sahlandım, gizlendim;
 Ayağımi yer kıtladi, ağrıdi,
 Anam gızdi, ele bi zopba atti ?
 
 5-
 Bazarlari, mehle mehle dögüşdük,
 Yara, bere içinde galduh düşdük,
 Saç ağardi, o günnere gülüşdük;
 Goballari gırıp, tandura atduh,
 Tandurbaşi söhbetinde annatduh
 
 6-
 Duduzar’da iki yığın daş vardi,
 Hekâtlari, beni, üzer, yahardi,
 Orda gezen herkes susar, dalardi;
 Beyböyregin mezerine baharduh
 Böyüklernen göge avuç açarduh.
 
 7-
 Bendin altında bir çift Suluh vardi,
 Merdivanla, iç galaya çıhardi,
 Düşüncesizler daş yuvarlarlardi;
 Gorha gorha birgün inip çıhmışdım,
 Damçılardan, islah yerde gaymışdım.
 
 8-
 Yol üsdünde egük daşa bahardım,
 Mam Kövü’nün yollarındam gorhardım,
 Tikhmedaşı görende ferahlardım;
 Üç minare boyu üsgek yar vardi,
 Deli Coruh aşşağıda ahardi.
 
 9-
 Coruh her yıl iki-üç can alurdi,
 Teze gelin, genç analar bulurdi,
 Yanuh ürekler de bize galurdi;
 “Gelin Anşa, sellerde sızıyınan,
 Gucağında çifte ağ guzuyunan.”
 
 10-
 Aslan Dağda gışın millet gayardi,
 Usda olan, hoplahlardan atlardi,
 Uşahların ifah hizegi vardi;
 Tatillerde garlara garışurduh,
 Dar vahıtlara gider yarışürduh.
 
 11-
 Bahcalari, seyrangâdi, yohuşdi,
 Galardı’nın erükleri ne hoşdi,
 Yarım yumruh, gehverengi, mayhoşdi;
 Ömrü billâh bele meyve yemedim,
 Gohusuni , hesretinen özledim.
 
 12-
 Goşgoz, kâmhut, gar altında olurdi,
 Dayım, çayırlarda maduk bulurdi,
 Maduk, sonbaharda kopuk olurdi;
 Gızılyar’ın kengerini soyarduh,
 Sağızını çeynemekden doyarduh.
 
 13-
 Hıdrellezde, duzli suya giderdük,
 Goni, gonşi, herfeneler ederdük,
 O gün kindi vahdi yağmur beklerdük;
 Gız gelinler, golan vurur oynardi,
 Yeniyetmeler, duramaz, gaynardi.
 
 14-
 Tandur üstünde gavurma gazani,
 Tirit gohar, acıhdurur insani,
 Az-çoh diye uşahların küseni;
 Tasa, çarşi somununu doğrarduh,
 Gavurma zaman, hep his gohaduh.
 
 15-
 Gışın, gavut ufalamasi yerdük,
 Gavurmali çorbasını içerdük,
 Datlısıni, helvasıni severdük;
 Erük gesefesine dayanılmaz,
 Alma urubi içenler ayılmaz.
 
 16-
 Gazıntılar, ezerteli gohardi,
 Ezem, bazi fetirleri yahardi,
 Anam, işlikete, gugul yapardi;
 Boranıynan, galaçoşnan yeyerdük,
 Üsdüne davşan gani çay içerdük.
 
 17-
 Gına gulah bayaz gudugum vardi,
 Ayağımın üzerinde yatardi,
 Basdurmayı bekler, garğa govardi;
 Elimizle uşah kimi beslerdük,
 Ayrılırken, onu ellere verdük.
 
 18-
 Şehid Osman, hoş adamlar da vardi,
 Deli Hüsnü de bunnardandi,
 Böyük cadde üstünde dolanurdi,
 Foter şapga, çeket, pantol geyerdi,
 Beş ireli, yeddi geri giderdi.
 
 19-
 Bir ilkbahar, Bayburdi sel basmışdi,
 Deli Hüsni, cama yazi asmışdi,
 “Men sabr-ı zafere” yazmışdi.
 Eski Türkçe mavu kâğıd umutdi,
 Babam yıhılan tükâni unutdi
 
 20-
 Geveze Abdulla, limon satardi,
 Herkese, geşmerliknen lâf atardi,
 Sahathana köşesini tutardi;
 Mani söyler, mal garışdururdi,
 Sabah, ahşam çene yaruşdururdi.
 
 21-
 Ahşam üstü, üç bardah çay içerdük,
 Sabremmi’nin gehvesine giderdük,
 Pirî Beg’in söhbetini dinnerdük;
 Hâfız-i Şirâz’i ben ondan duydum,
 İreli yaşda, aslıni ohudum.
 
 22-
 Fehne Nene, hekâtlar annadurdi,
 Yanuh sesnen, hekâti datlandururdi,
 Üregi yuhalar, ağlar dururdi;
 “Andoros boynunda üç evlek dari,
 Darının yarpaği, heyvadan sari.”
 
 23-
 Babam, misafire âhenk çalardi,
 “Geyik avı” türküsüne dalardi,
 Gözlerim doluhur, içim yanardi;
 Uşah üregime hicrân pay oldi,
 Hesretligim, gurbetime tay oldi.
 
 24-
 Şehid Osman, onbir yaşında tezdim,
 Birinci, İkinci Ordu’yu gezdim,
 Neğme besteledim, hekâtlar yazdım,
 Ayrılığın acısı heç dinmedi,
 Ayrılıh beni indürdi, inmedi.
 
 25-
 Gul Ozan’am, derdim, dilden ziyâde,
 Bülbülü ağladan gülden ziyâde,
 Yeddi derya geçen telden ziyâde;
 Şehid Osman, Coruh bizi dinnesin,
 Ürekler, sularla nenni söylesin.
 1-
 Şehit Osman, vesfine gelem açdım,
 Yeniden görende gendimden geçdim,
 Fânî defderinden üç misal seçdim;
 Biri ayrılıh, biri ölüm, biri gurbet,
 Ölüm hahdan, helbet öldürmez hesret.
 
 2-
 Atmış yıldan sora kövüme gettim,
 Galan böyükleri ziyaret ettim,
 Ömür dersini üç barmah üsgelttim;
   İki gapi arasında ince yol,
   “Daş altında olma, dağ ardında ol.”
 
 3-
 Saray bahcasında üsgek gavahlar,
 Gönül çekenlerin sırıni sahlar,
 Seherde dem çeker yeşil yarpahlar;
   Ağaçlara çentik cızdım dilekden,
   Anniyana sazılanur ürekden.
 
 4-
 Galamız oturan bozgurda benzer,
 Göylere tikilmiş şimşekden nezer,
 İgide şan, şeref, çaşıta mezer;
   Sari daşlar, izzetimiz, mülkümüz,
   Desdanımız, hekâtımız, türkümüz.
 
 5-
 Soğanlının soyuh eser balhari,
 İmir Dağı’ndan Zeyliye yohari,
 Coruh’da çalhanur Kop’un garlari;
   Hindi Dağları’nda ayın ondördü,
   Keçevi Düzü’nde beni çoh gördü.
 
 6-
 Pulur Çayi ovalarda fırlanur,
 Nâmerd ile merdi çoh eyi tanur,
 Yaz gış ne yorulur, ne de uslanır,
   Goorsu’da Coruğuna gavuşur,
   Deli deli aşşahlara savuşır.
 
 7-
 Bayburtlinin huyi, sulara benzer,
 Baharda çağıldar, kirazda eser,
 Zemheri buzuni piçahsız keser;
   Başga nelmeketin gafasi almaz,
   Az çoh yahlaşsan da töreli olmaz
 
 8-
 Yaz başında yağli coşan olurdi,
 Goruğun bostani, tumbul tumbuldi,
 Ebem ekmegiynen, tere çoh boldi;
   Gumli kartol, sari kartol, baş kelem,
   Turşi küpünde eşgi, sarhoş kelem.
 
 9-
 Bazi çift çubuğa havas ederdim,
 Harman yerindeki geme binerdim,
 Sap üstünde fırlanurdum, dönerdim;
   Gınah tosun, teeccübnen bahardi,
   Mor gözleri, iri iri çahardi.
 
 10-
 Havaslandım, gece harmanda galdım,
 Gecenin orta yerinde uyandım,
 Mezer daşlarıni, gezirler sandım;
   Gorhudan mitilin altına sindim,
   Dayım gelene geder, tir tir titredim.
 
 11-
 Güderde yerlerde guşburni buldum,
 Ceblerimi tıha basa doldurdum,
 Ağuli zannettim, yemekden gorhdum,
   Kuçuk dayım güldi, gehgehe atdi,
   Hepsini hap etti, boz deve yapti.
 
 12-
 Yaz gelende köv yerine giderdük,
 Gorungaynan, harmannari beklerdük,
 Gendimeyi, bulğurları çekerdük;
   Lobiyaynan gara pancar asarduh,
   Zapa, küpe, kerti lori basarduh.
 
 13-
 Şeherli  kim? eraziden ne annar,
 Tarlalari sürerdi ortahcılar,
 “Ortah tarlayı da, durnalar otlar.
   Onnar eker biçer biz pay alurduh,
   “Sen sağ, ben selâmet, der ayrulurduh.
 
 14-
 İşde o erazi her şeye yetti,
 Başımıza aj göz tebelleş etdi,
 Ailem bu üzden uzağa getti;
   Dünya sebeb olannara galmadi,
   Amma, ürek hayıfıni almadi.
 
 15-
 Bir güz vahdi melmeketi terkettük,
 “Birinci Ordu” denen yere gitdük,
 Ömrümüzden yeddi sene tüketdük;
   Macirlikden galma hısımlar vardi,
   Az çoh rahat etmemize yaradi.
 
 16-
 Melmeketde, eşrafdanduh, ağayduh,
 Datli tamli yiyip içer yaşarduh,
 Gurbette: “gelinti” adıni alduh,
   Şükür olsun ac açuhda galmaduh
   Nâmerde, ağyâre möhtac olmaduh.
 
 17-
 O şeherde her yer küsbe gohardi,
 Esbapyahan, assah çaput yahardi,
 Miçek çohdi, sıtmadan can çıhardi;
   Nerde bizim cıngır gecelerimiz,
   Yıldıza göz gırpar bacalarımız.
 
 18-
 Tutu boldi, gavun, garpuz, kelek çoh,
 Üzüm, bekmez,  köme, pelver, şire çoh,
 Amma tarlalarda bir tek yemlik yoh;
   Südi bozuh, yoğurtlari hep lılıh,
   Paharlardan ahan sular da, ilıh.
 
 19-
 İrmah boyi dolaplar su çekerdi,
 Bahcalara, tarlalara tökerdi,
 Reşberler, kendirle, pancar çekerdi;
   Şeker pavlukasi pancar alurdi,
   Kendirler bükülür urğan olurdi.
 
 20-
 Şehit Osman, söhbetimiz bitmemiş,
 Hesretimiz, ganatlanıp, tütmemiş,
 Boş dolmamış, doluya da yetmemiş;
   Sayam, tökem dinnermisen balani,
   Gurbet elde yap yalağoz galani.
 
 21-
 Daniram da teeccüpnen şaşiram,
 Hesretimi sevda kimi yaşiram,
 Uzahlaşduhca daha yahlaşiram;
   Allahasan sırrımızi pay edek,
   Ürekleri çekir sendeki ürek.
 
 22-
 Sen dağmısan, bağbanmısan, bağmısan,
 Dağ üreği, daşıyan otağmısan,
 Dirimisen, kümbetinde sağmısan?
   Şehitlere serdarlığın destandur,
   Üçler, yediler, gırhlar mı ustandur?
 
 23-
 Hatirelere dalah da “hey” diyek,
 Şindiki vahıtta “ne var, ney” diyek,
 Bazi şeyleri istirsen gizliyek;
   Şehit Osman; neler geçdi başımdan,
   Şâhit Osman, ohu sari daşından.
 
 24-
 Şehit Osman, dağda, daşda suç olmaz,
 Yabançi olup unudmah heç olmaz,
 Atmış yılın devasından öç olmaz;
   Şehit Osman, yaraları sar hele,
   Bir nesahat daha söyle, tezele…
 Şehid Osman, eyisen mi, nassısan,
 Hele iki addım at baham ki yahşısan,
 Töktün gene gaşlarihin daşmısan;
      İkimiz de bele küsülü galah,
      Sen hersinden, ben tersimden gultarah.
 -2-
 Soğannının tepeleri uzahdur,
 Sabahları Coruh yanı duzahdur,
 Zemheriler oldu bitti sazahdur;
      Bad-ı sabadan bir heber, var mudur?,
      Yohsa onun göynü de dapdar mudur?
 -3-
 Şehid Osman uşahlar fidan tikmiş,
 Nâmesini İstanbola yetirmiş,
 Bu tikili ağacım da sendeymiş,
      Yağmur yağar, seller ahar durulur,
      Bizim ağaç böyür başa gurulur.
 -4-
 Ağacım böyüsün çohca dal versin,
 Teze yeşil bir sürü fidana ersin,
 Fidani Goruğa tikek ne dersin?
      Goruh yeşerir de bağ bahça olur?
      Tumbul tumbul bostannari yumrulur? 
 -5-
 İlkbaharda yağlı coşan satılur
 Coşan gurur çiriş uni yapılur,
 Allalem gatır dırnaği da diyilür,
      Hele sebzeye bah ne tevür alir,
      Dadını bülmirem, bazı dad alir.  
 -6-
 Şehid Osman, alamiram dilime, 
 Gene gaher çökdü ürek telime,
 Kims’annamir şaşurirlar halime;
      Herkes yaşım, başımın derdinde,
      Navolur, iterse günün birinde?
 -7-
 Dünya ayni, devran ayni, gün ayni,
 Bugün ayni, yarın ayni, dün ayni;
 Çocuk iken sevdiğim Özgün ayni!
      Ayrı düşdük altmış yedi yıl oldu,
      Dünyada kaç nesil doğdu gayboldu?
 -8-
 Ben Aslısından ayrı düşmüş Keremim,
 Şirinden ayrılmış yaban heremim,
 Bazı Âşıh Derdliyem, bazı Ömerim;
      Elimde gırıh bir sazım söylenir,
      Yanuh megamlarda gezer boylanur.
 -9-
 Nenem, Hac’Osmanın böyük gızıydı,
 Ohumama merahlıydı razıydı,
 Kırkyedi Martında köçtü, sızıydı;
    Ondan sora bellerimiz büküldü,
    Akrep ağa sağdan soldan töküldü.
 
 -10-
 Yohari Ovada Çil Kapril azdi,
 Aşşaği Ovada hınıkli gızdi,
 Şeherli uşahduh, ahıl uduzdi;
    Bahamaduh, yedi barın ortahlar, 
    Ortah tarlayı da durnalar otlar.
 -11-
 Bizi toplar Mevlâ gurbet ellerde,
 Dolanur adımız hem de dillerde,
 Dilber üreklerde, hoş üreklerde.
    Ahan verdük size heyri oldu mi?
    İçizden bir gişi adam oldu mi?
 -12-
 Fırat idim coşup taşdım ellerde,
 Bayburtlu olduğum döner dillerde,
 Adımız gelür uzah yâdellerde.
    Çıhanda on üç, şindi seksen yedi,
    Görek, kim galdi, torpah kimi yedi?



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Pırlantalarda Geçen Şiirler

Fâniyim, Fâni Olanı İstemem Fâniyim, fâni olanı istemem, Âcizim âciz olanı istemem Ruhumu Rahmân’a teslim eyledim, gayri istemem! İsterim, f...