22 Mart 2019 Cuma
Cennetlikler ve Cennetin Tasviri
Hangi tohum vardır ki, toprağa atılmış da başağa yürümemiştir.!
Hangi sperm vardır ki, "rahm-i mâder"e düşmüş de, orada yokluğa mahkûm olmuştur!
Allah, insanı kendi ruhuyla şereflendirmiş ve onu bir ebediyet üveyki olarak donatmıştır.
Ceset çürüyüp dağılsa da ruh, O'nun varlığının gölgesinde ebedlere kadar yaşayacaktır.
Zaten canı, Can Sahibi'nin aldığını bilenler için ölüm âdeta bir baldır, bir kaymaktır.
Onlar için ölüm ve mezar bir perde; bitmeyen bir cümbüş vardır, o da az ilerde.
Daha şimdiden onlar, imanları, inanç zenginlikleri ve mârifet ufukları ölçüsünde gönül dünyalarında
Naîm Cennetleri'nin en mûtena yerlerinde karşı karşıya oturmaktadırlar mücevherlerle işlenmiş tahtlar üzerinde...
döner durur çevrelerinde çelik-çavak gençler,
ellerinde kevserlerle köpüren testiler, sürahiler, kadehler....
Onlar, ne bir baş ağrısı duyar ne de sarhoşluk hissederler...
ve tercihi kendilerine ait, başlarının üstünde istedikleri kadar meyveler....
Canlarının çektiği kuş etleri, sadefleri içinde inciler gibi el değmemiş elâ gözlü eşler...
dal bastı kirazlar...
salkım salkım dolgun muzlar...
uzayıp giden gölgeler...
şakır şakır çağıldayan sular...
ardı arkası kesilmeyen ve yasakla sınırlandırılmayan meyveler....
"(Bu yaklaşık mealler, Vâkıa'dan.)
"Her zaman iyiliğe kilitlenmiş bu insanlar
"salarlar kendilerini öyle koltuklara ki, orada ne güneş sıcağı görürler ne de zemheri...
Cennet ağaçları salar gölgelerini her yandan üzerlerine...
ve meyveleri devşirilmeye hazır sarkmıştır burunlarının dibine."
(İnsan Sûresi'nin bir-iki dar meali.)
"O gün mutlulukla tüllenen öyle yüzler vardır ki,
emeklerinin neticeleriyle lütuflandırıldıklarından ötürü
o yüksek Cennet'te tam bir hoşnutluk içindedirler...
ve bulundukları yerde boş söz de işitmezler....
Orada fışkırıp akan kaynaklar,
(oturmaya müsait) yüksek kanepeler,
içmeye hazır (dolu) kadehler,
yaslanılacak yastıklar
ve nefislerden nefis döşemeler vardır."
(Gâşiye'den bir kırık meal.)
"İşte bunlar, mükâfatları, içinde devamlı kalacakları altından ırmaklar akan 'Adn' Cennetleri'dir.
(Dahası) Allah onlardan, onlar da Allah'tan hoşnutturlar
ve bu rıza makamı da, sadece Rabbi'ne karşı saygılı ve haşyet içinde bulunanlara mahsustur."
(Beyyine'den incelikleri düşünülmeden alınmış ayrı bir meal.)
Evet, "bunların mükâfatları, Adn Cennetleri'dir; girerler oraya
kollarında altın bilezikler, süslenmiş olarak incilerle ve elbiseleri de ipektendir.
(Girerken de) 'hamdolsun, bizden her türlü tasayı, kederi gideren Allah'a;
doğrusu Rabbimiz Gafûr'dur, yarlığar hepimizi;
Şekûr'dur, yaptıklarımızın kat katıyla mükâfatlandırır bizi' derler."
(Fâtır'dan kısa bir alıntı.)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Pırlantalarda Geçen Şiirler
Fâniyim, Fâni Olanı İstemem Fâniyim, fâni olanı istemem, Âcizim âciz olanı istemem Ruhumu Rahmân’a teslim eyledim, gayri istemem! İsterim, f...
-
aldanma insanların samimiyetine... menfaatleri gelir her şeyden önce. vaad etmeseydi Allah cenneti; O’na bile etmezlerdi secde. zulmü alkış...
-
Gödülüm Karşıda mağaralar Altında dere tarlalar Akar değirmenlere Şu kaşulun deresi Tutuyalı suyunu İki daşın boyunu Kurda verdi koyu...
-
Allah: binbir esma sahibi, mutlak ve gerçek mabûd olan Rahman: bol rahmet eden, fark gözetmeden herkesi rızıklandıran Rahim: hususi rahmet...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder