KÜRSÜ
Günümüzde yaşanan mezalim karşısında çoklarımız itibariyle aynı duyguları yaşıyor, aynı düşüncelerle oturup kalkıyoruz. Uykularımız kaçıyor, elem ve ızdırapla inliyoruz. Fakat şuna inancımız tam ki, maruz kaldığımız bela ve musibetleri sabır …
Bütün Peygamberler Arap Yarımadasından Zuhûr Ettiğine Göre, Peygamber Gönderilmeyen Diğer Kıt’alarda Yaşayanları İnanç ve Amel Açısından Mes’ul Tutmak Nasıl Hak ve Adâlet Olur? Bu sualin iki yönü var: 1) Peygamberlerin …
Ecel, bir varlığın kendi şartları ve kendi buutları içinde geçireceği sürenin sonu ve o varlığın hayat serencâmesinin bitimi demektir. Sonradan var olan her şey, aslında böyle bir “son” ve “bitim” …
- KÜRSÜ
Ben Sizin Rabbiniz Değil miyim? Sualine Evet Rabbimizsin İle Cevap Verildiğine Aklî Delil Var mıdır?
Bazı meseleler vardır ki, bunları aklen izâh etmek çok zordur. Anlatılabilirse de bu gibi şeylerin ancak mümkün olduğu anlatılabilir. Aslında, Allah (cc) böyle birşeyden bahsediyorsa, artık meselenin itiraz edilecek tarafı …
Allah Çok İnsanlara, Araba, Apartman, Mal, Mülk, İtibar, Arkadaş, Şan, Şöhret Vermiş; Bazı İnsanlara da Fakirlik, Dert, Musibet, Elem, Keder Vermiş; Sonraki İnsanlar Çok mu Kötü, Yoksa Allah Öbürlerini Çok …
Allah Niçin Kullarını Bir Yaratmadı? Kimini Kör, Kimisini Topal Olarak Yarattı? 1) Allah mülk sahibidir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Kimse O’na karışamaz ve O’nun icâdına müdahale edemez. Senin zerratını yaratan, …
Allah (cc) Mülkü İstediğine Verdiğine Göre, Neden İnanmayanlara Vermiştir de, İnananlar Geri Kalmış ve Terakkî Edememişlerdir? Evvelâ, yaratana suâl sorma mevkiinde olmadığımızı, olamayacağımızı bilmek edebin ifadesidir. Varlığın asıl sahibi O’dur; …
- KÜRSÜ
Allah (celle celâluhu), Beni Neden Bana Sormadan, İrademe Danışmadan Yaratıp, Kaderin Mahkûmu Yapmış?
Allah (cc), Beni Neden Bana Sormadan, İşin Başında İrademe Danışmadan Yaratıp, Kaderin Mahkûmu Yapmış? Sonra, Benim Kaderim Neden Zengin ve Müreffeh Olmak Değil de, Belâ ve Musibetlere Maruz Kalmak Şeklinde …
Şeytan, Allah’ın rahmetinden uzak düşmüş, işi azgınlık ve azdırma; varlığını fitne, fesat, nifak ve şikak ekseninde sürdüren lanetlik bir tali’sizdir. Şeytânettir onun her işi ve şer peşinde koşar sürekli; koşar …
Vilâdetin, insanlığın da vilâdeti oldu. Dost-düşman herkes doğrularını, yanlışlarını Senin neşrettiğin nur sayesinde görüp değerlendirme imkânını elde etti; etti ve belli ölçüde de olsa itmi’nana ulaştı. Biz hepimiz, gönüllerimizde hissettiğimiz …
Günümüzde topyekün dünya ve hususiyle de bizim coğrafyamızdaki milletler, şimdiye kadar olanlardan çok farklı ve öncekilerle kıyas edilemeyecek ölçüde tehlikeli bir dönemeçten geçmekte. Öyle ki, her an bütün dengelerin alt-üst …
Zevk u safâ düşkünlüğü, hafif meşreplik ve bunaklık da demek olan sefâhet, günümüzde çok yaygın ve âdeta teşvik görmekte. Ülkemiz dâhil hemen her yerde gırtlağına kadar sefâhete gömülmüş bir sürü …
Dünyanın karanlıklara yenik düştüğü bir dönemde ufkumuz hep renklerle tülleniyordu ve peşi peşineydi fecir şölenleri. Doludizgindi ışık süvarileri ellerinde pâr pâr meş’aleler, dirilişe çağırıyorlardı insanları uğradıkları her yörede.. diriliyordu semtlerine …
Milletlerin kaderine hükmeden/hükmetmek isteyen kaba kuvvet temsilcileri, öteden beri, ideolojileri adına veya yaptıkları kötülükleri meşru ve mâkul gösterme hesabına yığınlarda her zaman ürperti hâsıl edecek şeyleri kullanagelmişlerdir; yani, “ideoloji tehlikede”, …
Bir zamanlar bizim dünyamızda her şey çok renkli ve çok derindi; öyle ki, bu âlemde her zaman sağlam bir dünyevîliğin yanında engin bir uhrevîlik göze çarpardı. Onun atmosferine girenler, idrak …
Dünya, insanoğlu için şu sonsuz fezâda ahenkle yüzüp giden mükemmel bir seyahat gemisi; içinde varolduğumuz, varlığımızı duyduğumuz, Vareden’i bildiğimiz sımsıcak bir yuva; canlı-cansız aksesuarıyla cıvıl cıvıl ve rengârenk bir meşher; …
Böbürlenme, kendini beğenme ve çok defa bir fâikiyet mülâhazası içinde bulunma diyebileceğimiz kibir, kişinin, bir kısım farklı özellikleri varmış gibi davranması, oturuşu-kalkışı, nefes alıp verişi, el-ayak hareketleri ve mimikleriyle hep …
Bizler dünkü kültür ortamında yetişen nesilleriz; yarınki kuşaklar da, şimdilerde bizim oluşturduğumuz/oluşturacağımız irfan atmosferinin çocukları olacaklardır. Bugünkü nesiller, bağrında neş’et edip geliştikleri dinî, millî ve içtimaî atmosferden renk ve çizgiler …
Bugün hem biz hem de bizimle aynı kaderi paylaşan milletler, tarihin en bunalımlı dönemlerinden biriyle yüz yüzeyiz. Öyle ki tabakat-ı beşer çapındaki sarsıntıların biri atlatılamadan ufukta bir ikincisi beliriyor. Her …
Bir zamanlar “din” denince ilk defa akla bizim dinimiz geliyordu ve her akla gelişinde de vicdanlar saygıyla ürperiyordu. Her şeyden evvel onun sâlim vicdanlarda bıraktığı iz çok derindi ve her …
Kalbin solukları harfsiz kelimesizdir ama, biz en tesirli beyanı, en büyüleyici mûsıkîyi de onlardan dinleriz. Henüz dillere düşmemiş, gelip kulaklara ulaşmamış, kalem uçları ve daktilo tuşlarıyla tanışmamış; ama bütün bu …
Medet Allahım medet, medet ki çok bunaldık! Bıraktık doğru yolu, yolsuzluğa takıldık. Muhteşem geçmişimize ve ümitlerimizde tüllenen aydınlık geleceğimize arka çevirerek iddialarla avunan bir toplum hâline geldik. Bu meş’um dönemde, …
İslâm dünyası, var olduğu günden bu yana, tarihin hemen hiçbir döneminde, şu andaki hâl-i pürmelâli ölçüsünde bir talihsizlik yaşamamış ve bilebildiğim kadarıyla, bu seviyede asla ufkunun gerisinde de kalmamıştır. Bundan …
Dünya var olduğu günden beri nur, zulmetin peşinde, ışık, karanlıkla yan yana, gündüzler geceleri takip etmekte ve güzel çirkin iç içe. Şeytan, ilk günden itibaren insanoğluna musallat, ruh, cismâniyetle karşı …
Bugün insanlık olarak insanca davranmayı unutmuş gibi bir hâlimiz var. Varlık içindeki farklılığımızı ifade etmekten çok uzak bulunuyoruz. Melekleri imrendirecek o muhteşem donanımımıza rahabîs ervahı bile utandıracak işler yapıyoruz. Kinle-nefretle …
İlim ve araştırma aşkı, ilâhî isimleri, o isimler arkasındaki Zât’ı yakından tanıma, tanıyıp yakınlığına ulaşma ve canlı-cansız karşılaşılan her nesnede O’ndan esintiler duyup hissetme adına zevkli, mukaddes bir iştiyak ve …
Başkaları ne düşünürse düşünsün, bana göre bizim dünyamız, büyülü iklimi, oturduğu zemini, dağı-deresi, bağı-bahçesi, ovası-obası, mamureleri ve meralarıyla, o kadar şirin, o kadar sıcak, o kadar yumuşak ve o kadar …
Acı olanı da var hatıraların bal-kaymak gibi tatlı olanı da. Acı hatıralar çok defa mürûr-u zamanla birer zevkli hikâyeye dönüşür ve her hatırlanışında insana çok keyifli anlar yaşatır. Tatlı olanları …
Bir mânâda çekememezlik ve kıskançlık da diyebileceğimiz “haset”, herhangi bir insanın şeref, ikbal, başarı, hatta sağlık, afiyet, zenginlik, eda, endam, güzellik, bilgi, zekâ, mutluluk… gibi vasıflar ve mazhariyetler karşısında duyduğu …
Bir şeyin aslı, esası demek olan hakikat, görülen, duyulan ve akledilip kavrananın ötesinde neyin ne olduğunun, ne ifade ettiğinin ve neyi gösterdiğinin apaçık bilinmesi demektir. İnsan, kâinat ve eşyânın, aslı, …
İnsanoğlunun yaratılışı varlığa farklı ve derin bir ses katmıştır; o, yaratılış ağacını tamamlama vadiyle gelmiştir dünyaya. Ruh ve cismin birleşik noktasına otağını kuran mihnet yurdunun bu çileli yolcusu, her biri …
Gaflet; dalgınlık, dikkatsizlik, kendinde olmama; gafil de çevresinde olup bitenlerden habersiz, her zaman şaşkın ve halkla münasebetleri açısından da dikkatsiz yaşayan demektir. Uyur-gezer gibidir gafil; yürür, fakat yürüdüğünün farkında değildir. …
Dünyayı sadece fânî yüzü ve kendi darlığı içinde duyanlar, vicdanın onca genişliğine rağmen hayatlarını zindanda geçiriyor gibi onu karartmış sayılırlar. Bunlardan pek çoğu, böyle bir darlığı her hissedişinde, ya daha …
Bu dünyada fertler gibi toplumlar da duyguları, düşünceleri, var olma cehd ve heyecanlarıyla toprağın kuvve-i inbâtiyesine yaslanmış, havaya, güneşe, suya dayanmış bir tohum gibi önce filizlenmeye durur, ardından tomurcuğa, başağa …
nâniyet, değişik kullanım şekilleriyle “ben” mânâsına gelen “ene”den türetilmiş bir kelime.. insanın kendisi, özü, şahsiyeti mânâları yanında, ona, varlık, eşyâ ve hâdiseler hakkında tefrik, temyiz, okuma ve değerlendirme imkânı da …
Yerinde bunalım ve kriz sözcükleriyle de ifade ettiğimiz/edeceğimiz buhran, ferdî olduğu kadar içtimaî bir marazdır; çok defa bütün değerleri alt üst eden, zincirleme sarsıntılara sebebiyet veren ciddî bir maraz.. buhran …
Bugüne kadar çok lütuflar gördük Hak elinden.. ve ne ışıktan günler yaşadık O’nun teveccühünden!.. Zaman zaman bir kısım olumsuz yanlarımızdan ötürü hafifçe hırpalansak da, ekseriya özel iltifatlarla günlerimiz hep güldü.. …
Pırıl pırıldı o dünya apaydın ufukları, apaydın insanlarıyla. Dört bir yandan herkes merakla ona koşar ve bir kere onun nurefşân iklimiyle tanışanlar da ülkelerini bırakır gelir, onun ovasında obasında yaşarlardı. …
‘Bir kitabullah-ı âzamdır serâser kâinat, Hangi harfi yoklasan mânâsı hep Allah çıkar.’ (R. M. Ekrem) Kendine ve çevresine bakmasını bilenler için her zaman dalga dalga gelip gözlere akan, damla damla …
Yıllar var ki bu mağmum coğrafyada hemen her zaman bir diriliş esintisi ve fevkalâdeden bir sur sesi bekleyip durduk. Allah daha fazla bekletmesin; fakat biz, yitirdiğimiz değerleri elde edeceğimiz güne …
Mü’min; inanan, güvenen, emin bir geleceğe namzet olan, çevresine emniyet vaad eden ve iç içe farklılıkları bulunan özel konumlu bir âbide insandır. O, bütün bir ömür boyu her işini Allah …
Târihî tekerrürler devr-i dâimi içinde şimdilerde bir de yanılmalar devr-i dâimi yaşıyoruz. Cihan harbinden sonra, hemen herkes, o güne kadar görüp-bildiğimiz, bilip-tanıdığımız din-diyânet, örf-âdet her şeye nefret duymaya başladı ve …
İçinde bulunduğumuz kutlu zaman dilimini tam duyabilmek için, evvelâ ruh ve vicdanların gökler ötesi böyle bir mûsıkîyi ve şiiri hissetmeye hazır olmaları lâzımdır. İç âlemleri, dış çevreleri ve hayat televvünleri …
Târihî devr-i dâimler de az farkla, tıpkı gecelerin gündüzleri tâkip etmesi gibi birbirini kovalar durur. “Az farkla” diyorum; zîra biri “cebrî, lütfî” insan irâdesini aşan âlemşümûl makro plânın küçük bir …
Bu mübarek günler ve geceler, her şeye ve herkese kendi rengini, kendi tadını ve kendi şivesini katar; kucakladığı her şeyi yumuşatır, hülyâlaştırır ve tasavvurlarımızı aşan derinliklere ulaştırır. Çarşı-pazar, ev-ma’bed, okul-kışla …
İmanlarımız ve ümitlerimizle dopdolu, irade ve azimlerimizle yay gibi gergin, hülyalarımızla yarınların yemyeşil yamaçlarına sarkmış, tatlı bir rûhi temâşânın çağrıştırdıklarını şuurlarımızın lisanına dökerek bir kere daha gelecek diyoruz. Mânâ ve …
Dış yüzü itibariyle ve sathi bir bakışla toprak; yer kabuğunun atmosferle teması sayesinde peşi peşine sırlı şekillenişi, bitki ve hayvanlara var olma ve yaşama ortamı teşkil edecek mahiyetteki kucaklayıcılığı ve …
Bu asrın bir sürat asrı olduğunda şüphe yok. Böyle sürat yörüngeli bir dünyanın, hemen her yanıyla çok değişik şeyler getirdiği veya vaadettiği de bir gerçek. Bir zümre için refah, mutluluk, …
Süleymaniye, muhteşem günlerin hâtırâları üzerinde devâsâ bir menşûr ve sanatın ma’bedde zirveleştiği, ma’bedin gerçek sanatla buluştuğu kristal ruhlu granit bir yapıdır. O, Mehmet Akif ve Yahya Kemal gibi iki şiir …
İnsanımız, ümit ve inkisar içinde, gözleri dolu dolu kendini düzlüğe çıkaracak Heraklit’ler bekliyor. Seneler var ki, bu milletin öz evlatları olan bizler, onun aşk u nefretiyle dopdolu gönüllerimizde, birer çığlığa …
Son bir iki asırdan beri devam edegelen terslikler yüzünden, milletin mecâlsiz bakışlarında hayret dolu bir sabır, dehşetle tüllenen bir şefkat, endişe tüten bir temkin, dudaklarında duâ ve yüreğinde heyecan eksik …
Namaz müminin miracı, mirac yolunda ışığı-burağı.. yollardaki inanmış gönüllerin sefinesi-peyki-uçağı.. kurbet ve vuslat yolcusunun ötelere en yakın karargâhı, en son otağı, gaye ile hemhudut en büyük vesilelerden biridir. Kıyamet gününde, …
Bir dünyada yaşıyoruz ki, ışık-karanlık iç içe, nur ve kir bir arada, ahlâk ve fazilet lâahlâkilikle atbaşı, buğu buğu nezahet levsiyat tufanına karşı ve ümitler adım adım inkisarların arkasında.. evet …
Milletlerin hayatında en buhranlı dönemler, içtimaî değişim ve yeniden tekevvün aralıklarında görülür. Tıpkı bazı canlıların geçirdiği “metamorfoz” hâdisesine benzer şekilde, yenilenme süresince sancılar, sıkıntılar, zincirleme infialler, bazı şeylerin atılıp yeni …
Son bir-iki asırdan beri insanlık hep ızdıraptan ızdıraba sürüklendi, hep ölüm çukurlarının çevresinde dolaştı ve kurtuluş ararken de hep felaket buldu ve felaketlerle yoğruldu. Bu meş’ûm zaman diliminde, dünyanın hemen …
İnsanlık almış başını kinle, nefretle bir yere gidiyor. Herhalde buna “yuvarlanıyor” demek daha uygun olur.. neticenin ne olacağını ve bu gidişin nereye varacağını şimdiden kestirmek oldukça zor. Çok kötümser davranıp …
Her zaman bir coşkun sel gibi kükreyerek istikbale akan ve yerinde göz kamaştıran bir bahçeye de benzetebileceğimiz, her yanından canlılık fışkıran bu dünya, insanın mütâlâasına sunulmuş bir kitap, temâşâsına arz …
Yeniden ilim aşkını ve düşünce iradesini elde etmeye çalışırken, realiteler görmemezlikten gelinmemeli ve tecrübeler de gözardı edilmemelidir. Evet, realite duygusu, aklın nezaretinde, vicdanın kontrolünde; görme, işitme, tatma, koklama ve dokunma …
Ne zaman Yüce Yaratıcı’nın sonsuz kudretine güven ufkundan, nebilerin vaadinde, velilerin yâdında olan günleri, şafakların doğru sözlü şahitleriyle mülâhazaya alsak, geleceği âdeta kendi husûsî rengi ve deseni ile görüyor gibi …
Vuslat gecesinden daha değerli, sabah aydınlığından daha neşeli günlerin esintileriyle pürheyecan oturup kalktığımız ve gece ile gündüzün savaşının aydınlık lehine gelişmeler gösterdiği; ilâhî rahmet ve sevginin sağnak sağnak başımıza boşaldığı; …
İnsan var olduğu günden bu yana hep hürriyet arayışı içinde olmuştur. Bu arayış yer yer onun kendi iradesini sezişi ve onu tam gerçekleştirmeye çalışması, zaman zaman da dinle, devletle, hattâ …
Geleceği kendi derinlikleriyle duymak, anlamak, şimdilerde hülya gibi görünse de, o bir gerçektir; ama, inanç, ümit, azim ve kararlılıkla beslenen bir gerçek. Hülyalarımızdaki bu gerçeğin en belirgin özelliği ise, herhalde, …
İnsanoğlu, zamanüstü mâhiyeti itibariyle içinde bulunduğu zaman dilimini idrâk edip yaşadığı gibi, geçmiş devirleri ve gelecek zamanları da duyup yaşayabilir. Bugün hem içinde bulunduğumuz zamanın dar hendesesine sıkışıp kalmayı istemeyişimizden, …
Milletçe, bir yeniden derleniş-toparlanış humması yaşıyoruz. Bir muhalif rüzgar esmezse, önümüzdeki yıllar bizim “var oluş yıllarımız” sayılabilir. Ancak, derlenip-toparlanmadaki üslup farklılığı; son bir-iki asırdır milletin düşünce ve kültür hayatına girmiş …
Hicret engin gayeli mukaddes bir göç.. inanç, duygu ve düşünce zenginliğiyle beslenerek gerçekleştirilen böyle hedefli bir göç, hulûsun derinliği ölçüsünde insanın semavî seyahatlerine denk sayılabilir. İnsanlığın İftihar Tablosu, bu seyahatin …
Hac; kastetme ve yönelme mânâlarına gelir. Ancak onu, mutlak kasd ve mücerret yöneliş mânâlarına hamletmek de doğru değildir. Hac, hususî bir zaman diliminde, hususî bir kısım yerleri, yine bir kısım …
Şanlı geçmişimizin, o dillere destan tadı, şivesi yok artık pek çok insanımızda ve pek çok yörelerimizde.. duygularımız, düşüncelerimiz gibi hayat felsefemiz ve zevklerimiz de bütün bütün değişmiş.. hislerimiz darmadağınık, arzularımız …
İnanç, ümit ve uhrevi derinlikleriyle bu dünyanın, onu tanıma bahtiyarlığına erenler için, hâlâ tam keşfedilememiş öyle bir büyüklüğü ve büyüsü, öyle el sürülmemiş bir temizlik ve câzibesi vardır ki, onu …
İnsanoğlu var olduğu günden beri, hep inişlerin esiri, çıkışların da fâtihi olagelmiştir. Bu umûmî serencâme içinde nebîler ise, sonun hatırlatılması ve başlangıcın muştusuyla, kaderin yollarına su serpmiş ve ilâhî icraata …
İnsanoğlu var olduğu günden bu yana hep bir değişim ve dönüşüm süreci yaşamaktadır. Yerinde istihâle ve tekâmül de diyebileceğimiz bu değişim ve dönüşüm değişik dönemler itibariyle, o dönemin hususiyetleri açısından …
Bazılarına göre şimdilerde, hemen her yerde adeta bir kaos yaşanıyor. Böyle bir dünyada, ne bir güzellik ne de bir iyilikten bahsetmek mümkün değildir. Tabiî, imandan, marifet-den, histen, aşk u şevkten …
Yüce Yaratıcı ki, vücûdu bütün varlığın dayanağı, kudreti her şeyin güç kaynağı, irâdesi eşyâ ve hadiselerin üzerinde akıp gittiği biricik yörünge, marifeti de canlarımızın cânıdır. Vücuduyla cihanlara varlık urbası giydiren …
Anne kendi dünyasında bir kutup varlıktır. Kâbe, topyekün kâinat hakikatinin; Mekke umum beldelerin, dimağ bütün bir bünyenin ruhu, mânâsı, özü ve atlası olduğu gibi, anne de âile cüz-i ferdinin temeli, …
Milletimiz, bir-iki asırdan beri, bir yandan çeşit çeşit buhranlar içinde kıvranırken, diğer yandan da, disiplinli-disiplinsiz hummalı bir gayretle, eğitim faaliyetleri, vakıf ve dernek çalışmaları, medya kuruluşları ve mabetleriyle kendi olarak …
Şimdiye kadar dünyanın değişik yerlerinde, farklı felsefe, farklı hareket ve farklı akımlarla temsil edilen, birbirinden çok ayrı hürriyet, kardeşlik ve eşitlik düşüncesinin gerçekleştirilmek istendiğine şahit olduk.. konuyla alâkalı çeşitli beyannameler …
Soru: Münebbihât’ta Hazreti Ali Efendimiz’e nispet edilen bir sözde şöyle buyrulmaktadır: إِنَّ أَصْعَبَ الْأَعْمَالِ أَرْبَعُ خِصَالٍ: اَلْعَفْوُ عِنْدَ الْغَضَبِ، وَالْجُودُ فِي الْعُسْرَةِ، وَالْعِفَّةُ فِي الْخَلْوَةِ، وَقَوْلُ الْحَقِّ لِمَنْ يَخَافُهُ أَوْ …
Soru:Sohbetlerinizde Kur’ân’dan hakkıyla istifade edebilmek için ona duygu safveti ve ihtiyaç tezkeresiyle müracaat etmenin önemi üzerinde duruyorsunuz. Burada söz edilen duygu safveti ve ihtiyaç tezkeresi nasıl anlaşılmalıdır? Cevap: Kur’ân-ı Kerim’in doğru …
Soru: Refah düzeyinin artması ve imkânların genişlemesiyle birlikte dünyalık nimetlerden istifade de artmaya başlıyor. Kur’ân’da zemmedilen “mütrefîn” güruhuna dâhil olmama adına burada nasıl bir denge kurulmalıdır? Cevap: Mütrefîn, Kur’ân-ı Kerim’de, bütün bütün …
Soru: Hizmet’in en mümeyyiz vasıflarından biri olan “başkalarına el uzatma” hasletini kazanma ve bunu pratiğe dökme adına yapılabilecek faaliyetler nelerdir? Cevap: Başkalarının yardımına koşmak, Allah’ın inayetine sunulmuş en beliğ bir davetiyedir. Zira …
Soru: Kehf Sûresi’nde, “De ki: Size işledikleri ameller bakımından ahirette en büyük kayba uğrayanların kimler olduklarını bildirelim mi? Onlar o kimselerdir ki dünya hayatında ortaya koydukları bütün sa’y u gayretleri hep …
Soru: Eleştiri yapan ve kendisine eleştiri yöneltilen kimseler nelere dikkat etmelidir? Dinde çok önem verilen insaflı ve hakperest olmanın önündeki engeller nelerdir? Cevap: Kritik etme, tenkitte bulunma gibi kelimelerle de ifade ettiğimiz …
Soru: Günümüzde aileden toplumun farklı katmanlarına kadar çeşitli düzeylerde çatışmaların varlığını sürdürmesinde, Kur’an’da geçen “Muslihûn”un (arabulucu ve uzlaştırıcı kimseler) eksikliğinin etkisi var mıdır? Varsa bu eksiklik nasıl telafi edilebilir? Cevap: Allah Teâlâ, وَالصُّلْحُ …
Soru: “Kulluktan daha yüksek bir paye ve mansıp yoktur. Eğer varsa o da yine kulluğun bir buudu olan hürriyettir.” sözünü nasıl anlamalıyız? Herkesin hürriyetten bahsettiği günümüzde mü’minlerin hürriyet anlayışı nasıl olmalıdır? …
Soru: Son yıllarda yaşanan bir kısım amansız ve insafsız hâdiseler, inanan gönüllerin geleceği karanlık görmelerine ve ümitsizliğe düşmelerine sebep olabiliyor. Gelecekle ilgili düşünceleriniz ve beklentileriniz nelerdir? Cevap: Geleceği mutlak anlamda sadece Allah …
Soru: Meselenin mahiyetini bilmeyen bazı kimseler Hizmet hareketine gönül vermiş insanları “akıllarını birilerine ipotek etmekle” ve “kayıtsız şartsız biat etmekle” suçluyorlar. Bu iddiaların gerçeklik payı var mıdır? Cevap: Bilindiği üzere biat, İslâm’la …
Soru: Eğitimde ihtiyaç duyulan en önemli hususlardan birinin, muhataplara gösterilecek “rol modeller” olması göz önünde bulundurulacak olursa, sahabe efendilerimiz bu ihtiyaç ekseninde insanlara nasıl arz edilmelidir? Cevap: Sahabe-i kiram, Allah Resûlü’nü (sallallâhu …
Soru: Allah’a kullukta kemale ulaşma adına mü’minin dikkat etmesi gereken hususlar nelerdir? Cevap: Bir taraftan Cenâb-ı Hakk’a yönelme ve kullukta derinleşme, diğer yandan da inandığı değerleri başkalarına duyurabilme istikametinde olağanüstü bir performans …
Soru: Bir hadis-i şerifte hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde arşın altında gölgelenecek yedi zümreden bahsediliyor. Bunların ortak özellikleri nelerdir? Cevap: İnsanın kullukta seviye kazanmasını ve yaratılışıyla hedeflenen zirvelere ulaşmasını sağlayan en önemli …
Hakkın Hatırını Bütün Hatırların Üzerinde Tutma Özellikle Peygamber davasının temsilcilerinin, muhataplarında tesirli olabilmeleri için mutlaka hâl ve tavırlarının yumuşak olmasına ihtiyaç vardır. Öyle ki sağdan-soldan gelen meteorlar bile onların atmosferine …
Soru: Sohbetlerde sık sık “usûlün, üsluba kurban edilmemesi” üzerinde duruluyor. Bu konuyu açar mısınız? Cevap: Temel, esas mânâlarına gelen “asıl” kelimesinin çoğulu olan “usûl” sözcüğü, fıkıh, kelâm, tasavvuf ve hadis gibi İslâmî …
Soru: Bir mü’min, çevresiyle sevgi, saygı ve hürmet esaslarına dayalı münasebetler geliştirebilme ufkunu nasıl yakalayabilir? Cevap: Sevgi, varlığın özüdür. Cenâb-ı Hak, Zatına muhabbetin bir ifadesi olarak varlığı yaratmış; bu koskocaman âlemlerin bir …
Soru: Bediüzzaman’a “ Her şeyden evvel bize lazım olan nedir?” diye sorulduğunda “sıdk (doğruluk)” cevabını veriyor. Bunun sebebi olarak da küfrün mahiyetinin yalandan, imanın mahiyetinin ise sıdktan ibaret olduğunu ifade ediyor. …
Soru: İfk hâdisesiyle ilgili olarak Nûr sûresinde yer alan, “Nasıl oldu da onu işitir işitmez, ‘Böylesi iftiraları ağzımıza alamayız, böyle şeyler bize yakışmaz. Hâşa! Bu pek büyük, pek çirkin bir bühtandır.’ demediniz!” (Nûr …
Soru: Resûl-i Ekrem’in (s.a.s) “Beni, Hûd ve benzerleri ihtiyarlattı.” (Taberânî, el-Mu’cemu’l-kebîr, 17/286) sözünü nasıl anlamalıyız? Cevap: Beyhakî’nin rivayetinde Peygamber Efendimiz’e “Hûd sûresinde sizi ihtiyarlatan şey nedir? Peygamber kıssaları mı, yoksa ümmetlerin helâk edilmesi mi?” şeklinde bir soru …
Soru: Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) siyerde beyan edilen beşerî yönleri mütalaa edilirken veya O’na ait bir kısım ahval ve evsaf değerlendirilirken yanlışlara düşülebiliyor. O’nun kamet-i kıymetine uygun değerlendirilebilmesi adına …
Soru: Hadis-i şeriflerde bir taraftan mü’minin ayıplanmaması, hakir görülmemesi ve kusurlarının örtülmesi emredilirken diğer yandan da zulüm ve kötülüklere karşı sessiz ve tepkisiz kalınmaması emredilmektedir. Bu konuda mü’mince duruş nasıl olmalı …
Soru: Şartların ağırlaşması, baskı ve zulümlerin artması bazı kimselerde ümitsizlik hâsıl edebiliyor? Bu tür durumlarda müstakim çizginin korunabilmesi adına yapılması gerekenler nelerdir? Cevap: Öncelikle bir hususu hatırlatmakta fayda görüyorum. Cereyan eden hâdiselerin …
Soru: Kur’ân’da anlatılan bazı kavimlerin, kendilerine gönderilen peygamberlere her türlü eza ve cefayı reva görmelerinin önemli sebeplerinden birisinin de onların kibir ve temerrütleri olduğu anlaşılıyor. Günümüzde maruz kalınan zulümlerde kibrin rolü …
Soru: Bediüzzaman Hazretleri, “Mesleğimiz ‘Haliliye’ olduğu için meşrebimiz ‘hıllet’tir.” buyuruyor. (Lemalar, s. 162) Mesleğimizin, Halilullah (Allah’ın Dostu) ünvanına sahip Hz. İbrahim’le (aleyhisselam) irtibatı hangi yönlerden değerlendirilebilir? Cevap: Allah Teâlâ, Nahl sûresinde şöyle …
Soru: Hz. Şuayb’ın, kavmine hitaben söylediği, “Ey kavmim, şimdi eğer ben Rabbim’den gelmiş delillere dayanıyorsam; O da nezdinden bana güzel bir rızk ve nasip lütfetmişse, (sizin dediğiniz gibi davranırsam) O’na nankörlük …
Soru: Günah karşısında, “Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni çağırdığı şeyden daha sevimlidir.” (Yusuf Sûresi, 12/33) diyen Hazreti Yusuf’un bu tavrı bize ne anlatmalıdır? Cevap: Hz. Yusuf’un kıssasına bakılacak olursa, onun hayatının baştan sonra …
Maalesef birkaç asırdır Allah’a iman insanlara unutturulmuş, Peygamber sevgisi zihinlerden sökülüp atılmış, kulluk şuuru silinip gitmiş, hudû ve huşû hissi kalmamış. Hakiki Müslümanlık, yerini şeklî ve formel Müslümanlığa bırakmış. Ne …
Soru: Hz. Ebû Bekir’in namazlarda okuyacağı bir dua talebi üzerine Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ona, اللَّهمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْمًا كَثِيرًا وَلَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ فَاغْفِرْ لِي مَغْفِرَةً مِنْ …
Soru: Mümtehine Sûresi’nde yer alan, رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلَّذِينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ “Rabbimiz, bizi inkâr edenlerin elinde bir fitne, bir imtihan unsuru yapma (bizi onların …
Soru: Mü’minin bir taraftan iradesini son kertesine kadar kullanması ve sürekli mükemmeliyetin peşinde olması fakat diğer yandan da başarılar karşısında nefis muhasebesi yapması ve tevazuu elden bırakmaması gerektiği ifade ediliyor. …
Sohbet ve yazılarda sıklıkla üzerinde durulan basiretle hareket etme meselesini nasıl anlamalı ve hayatımıza nasıl tatbik etmeliyiz? Cevap:: Basiret; ilim ve tecrübe yanında meseleleri kalbin kadirşinas kıstaslarıyla ele alma, analiz …
Soru: Çözülmez gibi görülen devasa problemlerin çözümü adına başvurulması gereken dinamikler nelerdir? Cevap: Kalbleri ölmüş, hissiyatı sönmüş ve Allah’la münasebetlerini şekle emanet etmiş insanların, büyük problemlerin altından kalkması düşünülemez. Bu sebeple …
Soru: Zulüm ve haksızlıklara sessiz kalmayıp insanları kötülüklerden sakındırmaya çalışan kişiler iftira, tehdit, baskı gibi saldırılara maruz kalıyor. Bunlara karşı Kur’ân-ı Kerim ve Sünnet’e uygun davranış tarzı nasıl olmalıdır? Cevap: Cenâb-ı …
Soru: Sevgi ve diyalog düşüncesiyle dünyanın dört bir yanına açılım gerçekleştiren mefkûre muhacirleri çok farklı kültür ortamlarıyla karşılaşıyorlar. Bu konuda dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir? Cevap: İnsanlığın huzur ve sulhuna kendini …
Soru: İlim hakkında rivayet edilen مَنِ ازْدَادَ عِلْمًا وَلَمْ يَزْدَدْ في الدُّنْيَا زُهْدًا لَمْ يَزْدَدْ مِنَ اللهِ إِلَّا بُعْدًا “Dünyada kimin ilmi arttıkça zühdü de artmazsa, onun sadece Allah’tan uzaklığı …
Soru: Kötü muamele ve tavırlar karşısında Müslüman ahlakına yaraşır mukabele tarzı nasıl olmalıdır? Cevap: Kinin kin, nefretin de nefret doğuracağı herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Sertliğe sertlikle, şiddete şiddet ve hiddetle …
Soru: Gönüllerin hak ve hakikatle buluşturulması vazifesinde olmazsa olmaz diyebileceğimiz temel disiplinler nelerdir? Cevap: İnanmış bir insanın, Mâbud-u Mutlak’a karşı ortaya koyduğu ubûdiyeti, ubûdet-i mutlaka mülâhazasıyla olmalıdır. Yani o, kulluğunun içine …
Soru: İnsanlığa ait problemlerin çözümünde îsâr hasletinin yeri ve önemi nedir? Îsâr hasleti nasıl kazanılabilir? Cevap: Başkalarını kendisine tercih etme mânâsına gelen îsâr, yitirdiğimiz en önemli değerlerimizden biridir. Bugün fert ve …
Soru: Şimdiye kadarki hizmetlerin gerçekleşebilmesi için binlerce vesilenin bir araya gelmiş olması gerektiği ve bunu bütün sebeplerin yaratıcısı ve sahibi Allah’tan başkasının yapamayacağı, dolayısıyla muvaffakiyetleri sahiplenmenin akıl dışı bir davranış …
Soru: İnsanın Allah’la irtibat ve kullukta derinleşmesinin kendini bilmesi ve keşfetmesiyle mümkün olacağı ifade ediliyor. İzah eder misiniz? Cevap: Arapça’da اَلْعَادَاتُ لَا تُتْرَكُ “Âdetler terkedilmez.” şeklinde bir söz vardır. Bundan تَرْكُ اَلْعَادَاتِ مِنَ الْمُهْلِكَاتِ “Âdetlerin terki …
Soru: Ruhlarının ilhamlarını, inandığı değerlerin güzelliklerini başka gönüllere de duyurmak isteyen insanların karşılaşacağı en büyük engeller nelerdir? Cevap: Dünyevî istek ve arzular beşer için en büyük imtihan unsurlarıdır. Bu unsurların, fertlerin …
Soru: Büyük zatların asrında ve hatta onların yakın çevresinde neş’et ettiği hâlde onlardan istifade edemeyen insanların sayısının tarih boyu küçümsenmeyecek derecede olduğu görülüyor. Bunun sebepleri nelerdir? Böyle bir duruma dûçâr …
Soru: İslâm’ı; akıl, vicdan, ruh, ceset ve letâiften meydana gelen, bütün varlığın fihrist-i mânevîsi bir organizasyonun taşıyabileceği ifade ediliyor.[1] Burada anlatılmak istenen hususlar nelerdir? Cevap: Soruda sayılan ve insanın farklı derinliklerini teşkil …
Soru: Bir hadis-i şerifte, insanların helâk olduğunu söyleyen kişinin asıl kendisinin helâk olduğu ifade edilmektedir. Suizanda bulunma veya sürekli başkalarını tenkit etme gibi davranışlar bu hadisin şümûlüne dahil midir? Cevap: Sahih-i …
Soru: Tevbe sûre-i celilesinde yer alan, “Mü’minler toptan savaşa çıkmamalıdır. Her topluluktan bir taifenin dini iyi öğrenmek ve geri döndüklerinde milletlerini uyarmak üzere geri kalmaları gerekmez mi ki, böylece, yanlışlıklara …
Soru: Sadî’nin Gülistan’ında yer alan, “Toprak ol toprak ki gül bitiresin; zira topraktan başkası gül bitirmez.” sözünün kulluk anlayışımız açısından ifade ettiği mânâlar nelerdir? Cevap: Bu güzel sözü, öncelikle hakikat mânâsında …
Soru: Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), ümmetinin umumî bir felâkete uğramaması ve mütemadi olarak başkalarının hâkimiyeti altında kalmaması için yaptığı duaların kabul edildiğini fakat ümmetinin ihtilâf ve iftiraka düşmemesi …
Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerinde, إِنَّ فِي أُمَّتِي أَرْبَعًا مِنْ أَمْرِ الْجَاهِلِيَّةِ لَيْسُوا بِتَارِكِيهِنَّ الْفَخْرُ فِي الْأَحْسَابِ وَالطَّعْنُ فِي الْأَنْسَابِ وَالِاسْتِسْقَاءُ بِالنُّجُومِ وَالنِّيَاحَةُ عَلَى الْمَيِّتِ (Hâkim, …
Soru: Allah’a karşı şeytanın tuğyanını anlatan, “Andolsun ki Senin kullarından belirli bir pay edineceğim; elbette onları saptıracak ve kuruntularla oyalayacağım. Şüphesiz ki onlara emredeceğim ve hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara …
Soru: “Allah’ın rahmeti sebebiyledir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalbli olsaydın, çevrenden dağılır giderlerdi.” (Âl-i İmrân Sûresi, 3/159) beyanı zaviyesinden irşad mesleği ve mülâyemet arasındaki irtibatı değerlendirir …
Soru: Yazı ve sohbetlerinizde sık sık Müslümanlığın şekil ve suretten ibaret olmadığını ifade ediyorsunuz. Bu hususu biraz açabilir misiniz? Cevap: Soruda da ifade edildiği üzere Müslümanlık sadece şekil ve suretten, görüntü …
Soru: Bazı kimseler hilâf-ı vâki beyanlarını ve gayrimeşru bir kısım icraatlarını ilm-i siyaset adı altında meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Bir mü’min açısından ilm-i siyaset nasıl anlaşılmalı ve nasıl tatbik edilmelidir? Cevap: Aslı itibarıyla …
Soru: Dinimiz, hayatın tam bir “denge” içinde sürdürülmesini sağlayacak prensipleri ihtiva etmektedir. Bu perspektiften toplum-devlet münasebetinde devletin yeri ve konumunu değerlendirir misiniz? Cevap: İnsanlık tarihinde bazı dönemlerde devletler açıkça kutsanmış, mukaddes …
Soru: Günümüz dünyasında hemen her gün yürek dağlayıcı hâdiselerle karşı karşıya gelmemize rağmen, yeterince müteessir olamayışımızın sebepleri nelerdir? Hak katında duyarlı bir mü’min olabilme adına nasıl hareket edilmelidir? Cevap: Bir insanın …
Soru: Zan ve vehimlerle, algı operasyonlarıyla insanların karalandığı ve ciddî bir keşmekeşliğin yaşandığı günümüz şartlarında gönüllüler topluluğunun aksiyon anlayışı ve hareket felsefesi nasıl olmalıdır? Cevap: Hakka hizmet yolunda bulunan insanların öncelikle …
Soru: İnandığımız ve saygı duyduğumuz değerler aleyhinde konuşan insanlara karşı tavır ve tepkimiz nasıl olmalıdır? Cevap: Öncelikle ifade etmek gerekir ki zaman, bir mü’min açısından çok kıymetlidir, hiçbir parçası israf edilmeden çok …
Medyanın Manipülasyonu Günümüzde medya, insanların yönlendirilmesinde oldukça tesirli ve güçlü bir vasıta hâline gelmiştir. Bunda toplumun genel seviyesinin de önemli bir rolü vardır. Toplumun geneli, cereyan eden hâdiseleri doğru okuyacak, …
Kurban, lügatlere göre “yaklaşmak” manasına gelmekte ve Allah yolunda malın, canın, her şeyin feda edilebileceğini, Allah’a teslimiyeti ve O’na karşı şükür hisleriyle dolu olmayı ifade etmektedir. Kurban kesmek, Kitap, Sünnet …
Soru: Günümüzde medyanın etik kuralları ihlâl ettiği ve pek çok olumsuzluğa sebebiyet verdiği görülüyor. Meseleye bu zaviyeden bakılacak olursa sizce medyaya düşen vazifeler nelerdir? Cevap: Bugün insanların hâl ve hareketlerine bakacak olursak …
Soru: Peygamber yoluna tâbi olma, mü’minin hayatına nasıl yansır? Cevap: Bilindiği üzere usûlüddin ulemasına göre havass-ı selime, akl-ı selim ve haber-i mütevatir olmak üzere ilme götüren yollar üçtür. Bunlardan biri olan …
Soru: Genç yaşlarda yurt dışına açılan hizmet gönüllüleri ciddi bir fedakârlık ve beklentisizlik ruhuyla hareket ettiklerinden dolayı gittikleri yerlerde muvaffak oldular. Bu hasletlerde bazı kırılmaların meydana gelmemesi için dikkat edilmesi …
Soru: Bir hadis-i şeriflerinde Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), أَخْلِصُوا أَعْمَالَكُمْ لِلهِ فَإِنَّ اللهَ لَا يَقْبَلُ مِنَ الْعَمَلِ إِلَّا مَا خَلَصَ لَهُ “Her zaman amellerinizde Allah’ın rızasını gözetin. Zira Allah, amelin …
Soru: Allah yolunda yapılan hizmetlerin meşru bir çizgide sürdürülmesi adına dikkat edilmesi gereken esaslar nelerdir? Cevap: Öncelikle bir mü’min, ibadet ü taatlerini dinin emir ve tavsiyelerine göre yerine getirdiği gibi, insanlarla …
Soru: Hak yolunda hizmet ederken, yapılan işlerin zamanla kimileri için sıradan ve monoton hâle gelmesi sistem körlüğünün bir sonucu mudur? Böyle bir körlüğe düşmeme adına yapılması gerekenler nelerdir? Cevap: İnsanlığın yüzünü güldürme …
Soru: Dinî hayatı destekleyen ve canlı tutan “müeyyidât” dediğimiz vesilelerin iki önemli rüknü bulunduğu; bunlardan birinin “emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker”, diğerinin de “rekâik” olduğu ifade ediliyor. Bilhassa günümüze bakan yönüyle …
Soru: Medyayla meşgul olmada ve gündemi takip etmede temel ölçü ve kriterler ne olmalıdır? Cevap: Bir insanın içinde yaşadığı dünyayı iyi bilmesi ve tanıması adına bir yere kadar aktüel konulardan haberdar olması …
Soru: Farklı yazı ve sohbetlerde bir kısım günahların veya zulümlerin gayretullaha dokunabileceğinden bahsediliyor. Allah’ın “Gayûr” olmasının ve “gayretullaha dokunma” tabirinin ifade ettiği anlamlar nelerdir? Cevap: Bilindiği üzere Allah’ın bildiğimiz isimleri arasında …
Soru: Hemen her çeşidiyle zulmün çok yaygın bir hâl aldığı günümüzde, ondan uzak kalma adına nasıl bir duruş sergilenmelidir? Cevap: Zulüm hem Kur’ân-ı Kerim’de hem de Sünnet-i Sahiha’da çok geniş …
Soru: Vahiyle müeyyet olmasına rağmen Hz. Musa’nın (aleyhisselâm) vezir (yardımcı, danışman) talep etmesi nasıl anlaşılmalıdır? Danışman seçiminde dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir? Cevap: Enbiya-i izamın her birisi bizim için uyulması, örnek …
Soru: Çeşitli vesilelerle hayatı ve hâdiseleri duyarak, hissederek ve süzerek yaşamanın öneminden bahsediliyor. Hayatı süzerek yaşama ne demektir? Cevap: İsmine ne dersek diyelim, bir insanın hayatını çevreleyen eşya ve hâdiselerin dilini …
Soru: Karşılaşılan problemlerin çözümünde realiteleri görmenin ve sebepleri yerine getirmenin yanında ızdırabın etkisi nedir? Bunlar arasında nasıl bir ilişki vardır? Cevap: Gerek şahsî hayatımızda gerekse toplum çapında karşı karşıya kaldığımız problemlerin çözümü …
Soru: Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir hadis-i şeriflerinde İslâm’ın yeryüzünün her yerine ulaşacağını ifade buyurmaktadır. (Bkz.: Müslim, fiten 19; Tirmizî, fiten 14; Ebû Dâvûd, fiten 1) Bunu gerçekleştirme adına Müslümanlara düşen sorumluluklar nelerdir? Cevap: Allah Resûlü (sallallâhu …
Soru: Kudsî bir hadis-i şerifte Allah Teâlâ, مَنْ عَادٰى لِي وَلِيًّا فَقَدْ اٰذنْتُهُ بِالْحَرْبِ “Her kim Benim veli kullarımdan birine düşmanlık ederse, şüphesiz Ben ona harp ilan ederim.” (Buhârî, rikâk 38) buyurduktan hemen sonra kullarının …
Soru: Bazen insanlığa hak ve hakikati anlatma adına ciddi gayret gösteren ve önde olan kimselerin, yakın çevresiyle ilişkilerinde kırıcı olma veya baskıcı davranmaları gibi bir kısım problemler gözlenebiliyor. Bu konuda …
Soru: Hariçte meydana gelen can sıkıcı hâdiseler ve maruz kalınan bir kısım musibetler bizi ciddi meşgul ediyor ve kendi değerlerimizden uzaklaştırabiliyor. Bu konuda kalb istikametini koruma adına dikkat edilecek hususlar …
Soru: Gerçek âlimden kastedilen nedir? Âlimler tarih boyunca sosyal hayatta ne gibi fonksiyonlar görmüştür? Günümüz toplumunda onları ne gibi sorumluluklar beklemektedir? Cevap:Hemen ifade etmek gerekir ki her şeyi en iyi …
Soru: Belirli bir alandan sorumlu olan veya herhangi bir yerin idaresini üstlenen insanlar bir süre sonra kendilerini oranın maliki gibi görmeye başlayabiliyorlar. Bu konudaki mü’mince mülâhaza ve davranış nasıl olmalıdır? …
Soru: Maruz kalınan belâ ve musibetlerin hakikî tevhide ulaşmada bir rolü var mıdır? Cevap: Tevhid-i hakikî, sebepler dünyasında yaşayan ve zahiren onların hazırladığı şatafatla kuşatılan insanın, iradî olarak kendini çevreleyen bütün …
Soru: Gerek Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) hayat-ı seniyyelerine ve gerekse Kur’ân-ı Kerim’de geçen peygamber kıssalarına bakıldığında, toplumsal statü açısından önde görünen ve yüksek hayat standartlarına sahip insanların hakkı …
Soru: Sohbetlerinizde sık sık Usûlüddin’e bağlı kalmanın öneminden bahsediyorsunuz. Konunun açılımını lütfeder misiniz? Cevap: Usûlüddin, dinde temel olan asıllar, prensipler, ölçüler demektir. İnancın çerçevesini belirleyen esaslar, Cenâb-ı Hakk’ı tanıma adına ortaya …
Soru: Gerek dünyada gerekse ahirette “keşke” dememek için nasıl bir hayat yaşamalıyız? Cevap: Bir mü’min, dünya ve ukbasını keşke nedametleriyle kirletmek istemiyorsa, en başta Allah’ı (celle celâluhu) bilmeli, O’nun yolunda yürümeli, …
Soru: “İyiliği teşvik etme ve kötülükten sakındırma” vazifesi eda edilirken yapma yolunda yıkımlara sebebiyet vermemek için dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir? Cevap: Kur’ân-ı Hakîm’in beyanları içinde “iyiliği teşvik, kötülükten sakındırma” vazifesi, …
Soru: Asırlardan beri rahnedâr olan bir kalenin tamiri adına takip edilmesi gereken yol ve yöntemler nelerdir? Cevap: Öncelikle belirtmek gerekir ki tamir tahribe nispetle bin kat daha zordur. Çünkü tamir için, …
Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz’den mervi olup namazın değişik fasıllarında okunabilecek duaların bir kısmı şunlardır: 1. Rukû’da Okunacaklar سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ “Sübhânsın ya Rab! Seni tesbih ederim, Sen noksan …
a. Teheccüd Namazı Teheccüd, gecenin namazla ihya edilmesi demektir. Gece, melekût âleminin kapılarının aralandığı, semavî birtakım menfezlerin açıldığı ve ötelerin müşâhede edildiği bir zaman dilimidir. Bediüzzaman’ın tespitiyle, teheccütle gecenin ihya …
a. Farzları Tamamlarlar Nafile namazlar, “cebren li’n-noksan” teşrî kılınmıştır. Bunun mânâsı şudur; onlar farzlarda meydana gelecek herhangi bir eksikliği gidermek için eda edilir. Dolayısıyla bizim, beş vakit namazla birlikte onlara tahsis edilen …
İnsanlarla bir araya gelme, onlarla kaynaşma, birbirinin kederiyle üzülüp sevinciyle sevinme, medenî olmanın bir muktezasıdır. Onun içindir ki daha Muhacirler Medine’ye hicret etmeden, Ensar kendi arasında, “Yahudiler ve Hıristiyanlar her …
Cuma namazının ehemmiyetine binaen onun için birtakım şartlar öngörülmüş, bu şartlar yerine getirilmeden Cuma namazının kabul olmayacağı bildirilmiştir. En başta, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, ferdin cuma namazını tek başına değil; bir …
Araplar, haftanın yedi gününü isimlendirirken, birinci gün, ikinci gün, üçüncü gün.. der; cuma gününe de mâşerî vicdanın belli bir noktaya teveccüh etmek suretiyle Cenâb-ı Hak’tan gelenlerden istifade etme günü mânâsına …
Cuma namazı, namaz olarak sair namazlardan farksızdır; yani o da kıyam, kıraat, rukû, sücud ve celseden ibarettir. Başka bir ifadeyle, insanın kanat çırpıp Rabbisine yükselmesinden, bir arşiye çizip miracını gerçekleştirmesinden, …
İslâm, cihanşümûl bir dindir. Bu sebeple o, bir yandan bütün milletleri Allah önünde birlik olmaya çağırırken diğer yandan Müslümanların kendi içlerinde bir birlik teşkil etmelerini ve birbirleriyle kardeş yakınlığı içinde …
a. Gönle Huzur ve İnşirah Verir Namaz, insanın, zâhirî pisliklerden temizlendikten sonra kalb ve ruhuyla da yunup yıkanması, huzur-u kibriyaya kabul edilmeye hazır hâle gelmesi demektir. Bu yönüyle o, insanın …
Hayat, namaza göre tanzim edilmeli ve namaz, bir takvim gibi hayatın her noktasını kuşatmalıdır. Hayatın gerçek takviminin blokajı namaz üzerine oturtulmalıdır. Namaz vakitleri köşe taşları olmalı ve sair işler bu …
a. Namazda İç ve Dış Tadil-i Erkân Tadil-i erkân; namazın rükünlerini, namazı oluşturan hareketleri hakkını vererek yapmak; her bir rüknü, rükünler arasındaki fasılaları, en azından azalar sükûnete erip uzuvlarda itmi’nan …
a. İftitah (Başlangıç) Tekbiri Kalbe bütünlük kazandırmak, bulunduğu buudların üstüne çıkıp ayrı bir âleme girmek ve âdeta nefsini boğazlayarak “Allahu ekber” demek, namaz kılmak için bir başlangıç teşkil etmektedir. Dikkat …
a. Hadesten Tahâret (Abdest ve Gusül Alma) Hadesten tahâret, kısaca gözle görülmeyen (mânevî) kirlerden temizlenme demektir. Abdest almak, gusül abdesti almak, bunların mümkün olmadığı zamanlarda teyemmüm etmek gibi. Hades, genel …
2012 Ramazan Bayramı’nda Muhterem Hocamızın Huzurunda Okunan Hutbe الله أكبر كبيرا – والحمد الله كثيرا – وسبحان الله بكرة و أصيلا اَلْحَمْدُ للهِ. اَلْحَمْدُ للهِ. اَلْحَمْدُ للهِ الَّذِى هَدَانَا لِهذَا.وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْ …
Bir bütün ne kadar kıymetli ise, o bütünü meydana getiren parçalar da o nispette kıymet arz eder. Bir topluluk ya da bir millet düşünün ki ferden ferda kafaları, kalbleri, hisleri …
Farz namazlara konsantre olma adına önemli olan bir diğer şey de onlardan önce eda edilecek olan nafile (sünnet) namazlarıdır. Nafile namazlar, insanın yüreğinin, namazda daha bir dolup ayrı bir dolgunluğa …
Namaza konsantre olma adına abdestten sonra ikinci basamağı ezan teşkil eder. Mü’min, şeytanî duygu ve düşüncelerden sıyrılmaya abdestle adım atar fakat ezanla daha bir derinleşir, inşiraha erer ve içinde tatlı …
Allah (celle celâluhu), hayatımızı bütünüyle nefsimiz hesabına kullanmamızdan razı değildir; O (celle celâluhu), zamanın belli aralıklarında huzuruna varıp kemerbeste-i ubûdiyet içinde kulluğumuzu arz etmemizi emretmektedir. Bu emirlerin başında ise beş …
a. Şeytanın Vesvese Vermesi Şeytan, Allah’ın emrine isyan ettiği anda söylediği, فَبِمَا أَغْوَيْتَنِي لَأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَقِيمَ “Beni rahmetinden uzaklaştırmana karşılık, and içerim ki ben de onları (kullarını) saptırmak için Senin doğru …
Tekbir (Allahu ekber), tesbih (Sübhânallah), tahmid (Elhamdülillah), Fâtiha ve Tahiyyat gibi hususi cümleler, namazın çekirdekleri mahiyetindedirler. Ondandır ki namazdaki bütün hareket ve zikirlerde “Sübhânallah”, “Elhamdülillah” ve “Allahu ekber” sözlerinin mânâları …
Şuarâ sûresinde yer alan, وَتَقَلُّبَكَ فِي السَّاجِدِينَ“Allah, senin, secde edenler arasında dolaşmanı / secdede nasıl kıvrım kıvrım kıvrandığını görüyor-biliyor.”[33] âyeti bize, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ibadetini tasvir etmenin dışında, nasıl …
a. İbadetlerde Taabbüdîlik Cenâb-ı Hakk’a teveccühte, ibadet ve dualarda bir sırr-ı ubûdiyet (kulluk sırrı) vardır. Yani onlara yüklenen mânâları kul bilemeyebilir; ama sırf emredildiği için onların gereğini eda eder ve …
İslâm dininde namazın yeri çok büyüktür. Kur’ân’da, inanmaya ait meselelerin hemen ardından namazdan bahsedilir. Biz, başkaları için öyle düşünmesek de sahabe, kendi aralarında namaz kılmayanın imanından şüphe ederdi. Bu konuda, …
Namaz mü’minin miracı, miraç yolunda ışığı-burağı.. yollardaki inanmış gönüllerin sefinesi-peyki-uçağı.. kurbet ve vuslat yolcusunun ötelere en yakın karargâhı, en son otağı, gaye ile hemhudut en büyük vesilelerden biridir. Kıyamet gününde, …
Soru: Son senelerde Ramazan-ı Şerif denilince gösterişli iftar sofraları ve şölen edalı programlar akla gelir oldu. Fakat Ramazan’la alâkalı bazı yazılarda biraz daha sükûnet, derinlik ve incelik ufku gösteriliyor. Kurbetimize vesile …
Soru: Kültürümüzde, Ramazan biter bitmez, gelecek Ramazan’a on bir ay kaldı, mülâhazasının mevcudiyetini nasıl değerlendirmeliyiz? Cevap: Böyle bir düşünce, yetiştiği kültür ortamı itibarıyla toplumumuzda bir ahlâk hâline gelmiştir. Aslında Allah’a gönülden inanmış …
Soru: Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem): إذَا دَخَلَ شَهْرُ رَمَضَانَ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ السَّمَاءِ وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ جَهَنَّمَ وَسُلْسِلَتْ الشَّيَاطِينُ “Ramazan-ı Şerif girdiğinde sema (bir rivayette Cennet[1]) kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar zincirlere vurulur.”[2] buyuruyor. …
Soru: Bir hadis-i şerifte, مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ “Her kim inanarak ve karşılığını sırf Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır.”[1] buyruluyor. Buradaki “inanarak ve …
Soru: Ramazan’ı bütün derinliğiyle duyabilmek için nasıl bir donanıma sahip olmak gerekir? Cevap: Ramazan’ı kendi derinliğiyle duyabilmek, biraz onu duymaya çalışan insanın derinliğine bağlıdır. İnsan, Ramazan’ı hangi seviyede yaşarsa yaşasın, zâhire bakan yönü …
Toplum, fertlerden teşekkül eder. Öteden beri insanlar hep topluluklar hâlinde yaşamışlardır. Bir topluluğun huzur ve sükûn içinde varlığını devam ettirmesi de ancak fertlerinin sağlam ve karakterli bir yapıya sahip olmalarına …
İnsanoğlu, Cenâb-ı Hakk’ın sayılamayacak kadar lütuf ve ihsanına mazhardır. Rahmeti Sonsuz’un insana verdiği nimetlerden biri de onu kendi aklıyla başbaşa bırakmayıp, yol gösterici olarak peygamberleri ve kitapları göndermesidir. Bunlar vasıtasıyla …
Her mevzuda olduğu gibi oruçta da dikkat edilmesi gereken bir takım meseleler vardır. Oruçtan hasıl olması istenen neticelere ulaşabilmek için başlıca şu hususlara dikkat edilmelidir. 1. Sahurda Dikkat Edilecekler Sahur; …
1. Farz Oruçlar a. Ramazan Orucu Oruç, İslâm’da mükelleflere yapmaları emredilen önemli ibadetlerden biridir. Ramazan orucu, hicretin ikinci yılı farz kılınmıştır. Hastalık, yolculuk gibi herhangi bir özrü bulunmayan akıl baliğ …
Orucun Allah katında büyük bir değeri vardır. Bu sebepledir ki İslâm onu, bazen önemli işlerin yerine geçecek bir bedel bazen de bir suça, bir günaha ya da ameldeki bir eksikliğe …
Kur’ân-ı Kerim pek çok meseleyi icmali olarak ele alır. Onları tafsil edecek olan ise Kur’ân’ın kendisine indirildiği Resûlullah’tır. Zira Kur’ân’ın kendisinden sonra onun en büyük müfessiri, Allah Resûlü’dür (sallallâhu aleyhi …
İslâm dininin ahkâmının birçoğu tedrici olarak inmiştir. Yani tek seferde değil, merhale merhale gelmiştir. Böylece insanların onu kabulü kolaylaşmış ve öteden beri alışageldikleri âdetlerden daha kolay vazgeçebilmişlerdir. İşte bu şekilde …
Oruç, Kur’ân-ı Kerim’in açık emriyle bütün mü’minlere farz kılınan bir ibadettir. Allah (celle celâluhu) Bakara sûresinde şöyle buyurmaktadır: يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَـنُوا كُـتِبَ عَلَيْـكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُـتِبَ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ …
Oruç, Cenâb-ı Hakk’ın, mü’minleri mükellef tuttuğu önemli ibadetlerden biridir. Orucun Arapçadaki karşılığı olan “savm”, lügatte mutlak mânâda bir şeyi terkedip yapmamak anlamına gelir. Istılahta ise, oruç tutmaya ehil kişilerin, ibadet …
Ramazan ayının hususiyetlerinden birisi de içinde yer alan Kadir gecesidir. Bu geceye isim olan “kadir”, Türkçemizde kullandığımız “kadir” kelimesinden farklı değildir, kökeni de sigası da aynıdır. Yani bu gecede bir …
1. Ramazan’a Fikren Hazırlanma Ramazan ayını en güzel şekilde değerlendirebilmek için daha önce de işaret ettiğimiz gibi öncelikle onun kıymetinin bilinmesi gerekir. İnsan, kıymetini bilmediği bir şeyi nasıl ve nerede …
1. Gufranla Tüllenen Ay Hiç dinmeyen bir neşe, hiç bitmeyen bir zevk, hiç eksilmeyen bir aşkla tütüp giden bir ay varsa o da Ramazan’dır. Bir sene içinde geçen bütün nazlı …
Soru: Her sene, gökten inen bir sekîne gibi gelip gönüllerimizi yumuşatan, eriten ve belli bir kıvama ulaştıran Ramazan ayını fert ve toplum hayatımız adına kâmil mânâda değerlendirebilmek için neler tavsiye …
Soru: رَضِينَا بِاللهِ رَبًّا وَبِالْإِسْلَامِ دِينًا وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولًا “Rab olarak Allah’tan, din olarak İslâm’dan, resûl olarak da Hazreti Muhammed’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) razı olduk.” (Buhârî, ilim 29; Müslim, sıyâm 197) …
Soru: İslâm’ın, insan tabiatının bir yanı ve derinliği hâline gelmesi hangi hususlara bağlıdır? Cevap: İslâm’a ait nazarî bilgilerin, insan vicdanında mahiyet-i nefsü’l-emriyesine uygun şekilde duyulup hissedilebilmesi ve onların zamanla insan tabiatının …
Soru: A’râf Sûresi’nde yer alan, فَلَمَّا أٰتَاهُمَا صَالِحًا جَعَلاَ لَهُ شُرَكَاءَ فِيمَا أٰتَاهُمَا فَتَعَالَى اللهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ “Allah kendilerine kusursuz bir çocuk verince, annesi de babası da ölçüyü kaçırıp verdiği …
Soru: Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) peygamberlik ve devlet başkanlığı vazifesinin yanı sıra aynı zamanda bir baba, bir eş ve ashabının da en yakın dostuydu. O, zamanını öyle tanzim …
Soru: Yazı ve sohbetlerde cins dimağlardan bahsediliyor. Cins dimağdan maksat nedir? Bu tür insanların kabiliyetlerinin inkişafı adına dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir? Cevap: Cins dimağ dediğimizde, içinde yaşadığı çağı, toplumu, insanı, …
Soru: Mesleğimizin çok önemli bir esası olan tefekkür ameliyesinin istenen seviyede gerçekleştirilebilmesi hangi esaslara bağlıdır? Cevap: Tefekkür, insanın kendi iç dünyası hakkında kendini düşünmeye zorlaması, eşya ve hadiseleri sürekli hallaç etmesi …
Soru: Yapılan hizmetlerin hissîlikten uzak, makul ve objektif bir şekilde anlatılması gerektiği üzerinde duruyorsunuz. Bu hususu izah eder misiniz? Cevap: Öncelikle ifade etmek gerekir ki, insan, hakkında yapılan eleştiri ve tenkitlere …
Soru: Topluma zarar vermeyen çirkinliklere göz yumma, adanmışların önemli bir vasfı olarak zikrediliyor. İslâm’da nehy-i ani’l-münkerin (kötülüklerden sakındırma) önemli bir esas olduğu zaviyesinden meseleye bakılacak olursa, günahlara göz yumma ve …
Soru: Güzel bir netice veya başarı elde edildiğinde mü’mince mülâhaza nasıl olmalıdır? Cevap: Hakikî bir mü’min, bütün iyilik, güzellik ve başarıların Allah’tan geldiğini, kötülük ve başarısızlıkların ise nefsinden kaynaklandığını bilir. Zira …
Soru: Hazreti Üstad’ın, “Ben, cemiyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, âhiretimi de!” cümlesini nasıl anlamalıyız? Cevap: Çağın devasa kâmetinden önce yaşayan Hazreti Ebû Bekir Efendimiz (radıyallahu anh) Hallac-ı Mansûr, …
Bâtılı tasvirin safi zihinleri idlâl edeceği ifade ediliyor. Fakat bâtıldan insanları uzak tutma adına onun kötülüğünün de anlatılması gerekiyor. Bu iki husus arasındaki denge nasıl kurulmalıdır? Cevap: Öncelikle bir şeye “kötü” …
Soru: Dinî duygu ve düşüncede yenilenme sevdalısı insanların belirgin özellikleri nelerdir? Cevap: Yıllardır Müslümanların yaşadığı coğrafyada ruhî hayatın büyük ölçüde söndürülmesi, aşk u vecdin bütün bütün unutturulup gönüllerin diline zincir vurulması, …
Soru: İman hizmetinin gerektirdiği sorumluluk ve liyakati ortaya koyamayanların âdet-i ilâhiye açısından dairenin dışına itilmeye müstahak hâle geldikleri ifade ediliyor. Bu kötü akıbete müstahak olmamak, diğer taraftan liyakat sahibi olabilmek …
Soru: Mü’minûn Sûresi’nin ilk âyetleri nâzil olduktan sonra Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) اَللّٰهُمَّ زِدْنَا وَلَا تَنْقُصْنَا وَأَكْرِمْنَا وَلَا تُهِنَّا وَأَعْطِنَا وَلَا تَحْرِمْنَا وَاٰثِرْنَا وَلَا تُؤْثِرْ عَلَيْنَا وَارْضَ عَنَّا وَأَرْضِنَا …
Soru: Enaniyet ve benliğin kuvvet bulmasının en önemli sebeplerinden biri olarak ubûdiyet zaafiyetine vurguda bulunuluyor. Ubûdiyet zaafiyetiyle enaniyetin kuvvet bulması arasında nasıl bir ilişki vardır? Cevap:Arapça “a-b-d” kökünden türeyen ubûdiyet, …
İstişare Kendi Fikirlerimizi Dayatma Yeri Olmamalı İstişare esnasında insaf ve vicdan kriterleriyle meseleleri değerlendirmenin önemli bir ölçüsü de Kur’ân-ı Kerim’in amellerin tartılmasıyla ilgili beyan buyurduğu şu ölçüdür: فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ …
Soru: İslâm’da istişarenin usûl ve adabı nedir? Cevap: Kur’ân-ı Kerim, herhangi bir tevil ve yoruma ihtiyaç bırakmayacak şekilde, açık ve net olarak, istişareyi Müslümanların zarurî vasfı olarak zikretmiş ve onun, hayatın …
Soru: Bediüzzaman Hazretleri, müşterek yapılan ahirete yönelik iş ve amellerde elde edilen sevapların bütününün, onlara ortak olan her bir ferdin hasenat defterine eksiksiz bir şekilde kaydedileceği hususu üzerinde duruyor. Bu …
Soru: Üstad Hazretleri “Hakikat Çekirdekleri” ve “Sünuhat’ isimli eserlerinde, “Cumhur-u avamı burhandan ziyade me’hazdaki kutsiyet imtisâle sevk eder.” diyor. Bu sözün izahını lütfeder misiniz? Cevap: “Avam halk” mânâsına gelen “cumhur-u avam” …
Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) okunmasını tavsiye buyurduğu duaların birisinde, اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ نَفْسًا بِكَ مُطْمَئِنَّةً تُؤْمِنُ بِلِقَائِكَ وَتَرْضَى بِقَضَائِكَ وَتَقْنَعُ بِعَطَائِكَ “Allah’ım! Senden, Sana kavuşacağına inanan, hükmüne razı olan, …
Cenâb-ı Hak, اَلْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الْإِسْلَامَ دِينًا “İşte bugün sizin dininizi kemâle erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin hakkınızda hoşnutluğumu din olarak İslâm’a bağladım.” …
Soru: Hakka hizmet yolunda nelere karşı teyakkuz hâlinde olmalı ve nasıl bir teyakkuz tavrı sergilenmelidir? Cevap: “Uyanma, uyanık durma, gözünü dört açma” gibi mânâlara gelen “yakaza” kelimesinden türeyen “teyakkuz”, “tefe’ul” kipinden …
Soru: İnsanlığa hizmet yolunda koşturanların; “gıpta damarıyla kardeşlerini, aidiyet mülahazasıyla diğer mü’minleri, gelecek vaat ediyor görünmekle de düşmanlığa kilitli hasım cepheyi tahrik etme” tehlikesiyle karşı karşıya gelebileceği ifade ediliyor. Bu …
Soru: Bir mü’minin, kötü söz ve muamele karşısında karakterinde çatlama ve kırılma yaşamaması için dikkat etmesi gereken hususlar nelerdir? Cevap:Kendi düşünce dünyamız ve terminolojimiz açısından karakter, İslâm’ın emretmiş olduğu amel …
Soru: Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir duasında şöyle buyuruyor: اَللّٰهمَّ أَحْيِنِي مِسْكِينًا وَأَمِتْنِي مِسْكِينًا وَاحْشُرْنِي فِي زُمْرَةِ الْمَسَاكِينِ “Allah’ım, beni miskin olarak yaşat, miskin olarak öldür ve miskinler …
Soru: Duada ülfet ve ünsiyet perdesini yırtma adına neler tavsiye edersiniz? Cevap: Dua etmek isteyen bir insanın, huzur-u ilâhîde bulunuyor olma şuuruyla ellerini kaldırması, ağzından çıkan kelimeleri şuurluca telaffuz etmesi ve …
Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) çokça tekrar ettiği: اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَى وَالتُّقَى وَالْعَفَافَ وَالْغِنَى “Allah’ım, Senden hidayet, takva, iffet ve gına istiyorum.” (Müslim, zikr 72; Tirmizî, daavât …
Soru: Dünya hayatının fani imkânlarını ebedî hayatın sonsuz güzelliklerine dönüştürebilmek için müminin dünyaya bakış açısı nasıl olmalıdır? Cevap: Ebed için yaratılan, ebede namzet bulunan ve sonsuz saadet hülyalarıyla oturup kalkan insanoğlu, …
Soru: Dinimizin ister fert, isterse toplum hayatında hedeflediği sürekli canlı kalma ve aktif olma ufkunu nasıl yakalayabiliriz? Cevap: İslâm’ın ortaya koyduğu dünya görüşü ve hayat anlayışında durağanlığa yer yoktur; insandan toprağa, …
Soru: İnsanın maneviyata ve metafizik âlemlere açılabilmesi hangi hususlara bağlıdır? Cevap: Bazı insanlar, maddiyatı her şey gördüklerinden dolayı manaya ve metafiziğe karşı kapalı bir hayat yaşarlar. Bu kişilerin maneviyata kapalı kalmasında …
Soru: Hazreti Üstad, yapmış olduğu halis bir tefe’ülde İmam Rabbânî Hazretleri’nin kendisine “Tevhid-i kıble et!” tavsiyesinde bulunduğunu ve bunun üzerine tek mürşid olarak Kur’ân-ı Kerim’e sarıldığını ifade buyuruyor. Bu mesele …
Soru: Peygamber yolunun temsilcilerinde bulunması gereken iffet anlayışı nasıl olmalıdır? Cevap: Bütün peygamberler, hayatlarını, gökler ötesinin mesajlarını insanlığa sunma istikametinde kullanmış, bunun karşılığında kimseden bir beklentiye girmemiş, tevazu ve mahviyetle hayatlarını …
Soru: Çevremizde olup biten münasebetsiz ve olumsuz bir kısım hâdiseler karşısında, inanan gönüller nasıl bir duruş sergilemelidir? Cevap: Öncelikle bilinmesi gerekir ki, menfi bir kısım hâdiselerin cereyan etmesi ilk olmadığı gibi …
Soru: Adanmışlık ruhunun gönüllerde canlılığını sürekli koruyabilmesi için göz önünde bulundurulması gereken temel disiplinler nelerdir? Cevap: Her şeyden evvel adanmış gönüllerin güven kredilerini zedeleyebilecek her türlü tavır ve davranıştan uzak durmaları …
Soru: Bir hadis-i şerifte Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallâllahu aleyhi ve sellem) mü’mini ekine, münafığı ise sedir ağacına benzetmiştir. Bu hadisi nasıl anlamalıyız? Cevap: Söz konusu hadis-i şerif manen rivayet edildiği için, …
Soru: Rıza ve rıdvan arasında fark var mıdır? Rıdvana ulaşmanın en önemli vesileleri nelerdir? Cevap: Rıza, insanın Allah’tan ve onun vaz’ etmiş olduğu din-i mübin-i İslâm’dan hoşnut olması, Cenâb-ı Hakk’ın her …
Soru: “Selâmla gidilen beldelerde kalıcı olunduğu ama kılıçla girilen yerlerde uzun süre durulsa bile müessir bir iz bırakılamadığı” ifade edildi. Selâmla gitmekten maksat nedir? Selâm ruhu nasıl anlaşılmalıdır? Cevap: Öncelikle bilinmesi …
Sesi-soluğu, vâridâtı, aşk u heyecanı ve insanlığa vaad ettikleriyle çağları aşan öyle yüce kametler vardır ki, üzerlerinden asırlar ve asırlar geçse de onlar hep taze ve canlıdırlar. Zaman onları eskitemez, …
Dünyada iç içe buhranlar yaşanıyor. İnsanlık huzursuz ve hep hafakanla oturup kalkıyor. Yarınlar hakkında kimsenin olumlu bir düşüncesi yok. Hâdiseler boz bulanık, herkes feveran içinde, emeller de simsiyah. Zalim zulmüyle …
Bu kâinatta her şey Hakk’ı gösteren bir ayna, O’nu söyleyen talâkatlı bir dil ve O’nu mırıldanan bir nağmedir. İnsan, eşya ve bütün varlık sesleriyle-sükutlarıyla, hareketleriyle-duruşlarıyla, mevcudiyetleriyle-semereleriyle hep O’nu dillendirir, O’na …
Yıllar geçiyor ki, yâ Muhammed, Aylar bize hep Muharrem oldu! Akşam ne güneşli geceydi; Eyvah o da leyl-i mâtem oldu! ……………… Allah için ey Nebî-yi Mâsum, İslâm’ı bırakma böyle bîkes, …
Bugün bütün bir millet olarak hemen hepimiz sürekli telaş ve endişe ile oturup kalkıyor; hafakandan hafakana sürükleniyor; teşebbüslerimizde panikler yaşıyor ve iki adım ötede bilmem ne tür ürperten sürprizlerle karşılaşacağımız …
“Zihnî dehr elinden her zaman ağlar Vardım bahçesine bâğubân ağlar Sümbüller perişan güller kan ağlar Şeyda bülbül terk edeli bu bağı.” (Zihnî) Gönüldeki hüzün-keder, neş’e-sevinç, merhamet-şefkat… gibi duyguların coşup bulutlaşması ve …
Tuhaf bir dönemden geçiyoruz; ışık karanlıkla iç içe, gece gündüzle at başı; bir yanda yığın yığın ölüme sürüklenenler, diğer yanda İsrafil sûru almış gibi dirilenler; bir tarafta bahar meltemleri üfül …
Varlığın çehresindeki perdeyi kaldıran; eşyanın ruhunda meknî bulunan sırları gün yüzüne çıkaran; yerle gök arasındaki kopukluğu giderip bir kere daha arzı semalara bağlayan; akılla kalbi en sağlam esaslar çerçevesinde buluşturup …
İnsanoğlu yaratıldığı günden bu yana, gündüzlerin yanında geceler, ışığın yanında da karanlıklar hiç eksik olmadı. Yerküre üzerinde nur ve zulmetin münavebesi gibi her zaman aydınlıkları kapkara günler takip etti ve …
Kalb dendiğinde ilk akla gelen, göğsün sol yanında, sol memenin altında, hem sinir hem kas esaslarını câmi; karıncıkları, kulakçıkları bulunan ve insan uzuvları arasında kendi kendine hareket etme özelliği taşıyan; …
İç donanımı itibarıyla kadın bir şefkat âbidesidir; şefkati de yaratılış ve tabiatından kaynaklanmaktadır. Bu nezih tabiat, yanlış müdahalelerle kirletilmemişse, hep şefkat düşünür, şefkat söyler; şefkatle oturur-kalkar; bir ömür boyu çevresindekileri …
Şiir gönül, his ve duyguların diliyle, insan gerçeği ve özünün; onun aşk, heyecan, tasa, keder ve sevinçlerinin; varlık ve ötesini duyuş, seziş ve değerlendirmelerinin açık-kapalı, doğrudan doğruya veya dolaylı yollarla …
Kâinatlar sayfa sayfa, satır satır, kelime kelime ve nakış nakış mânâlarla bezeli muhteşem bir kitap, bir meşher, bir saray; her parçasıyla bütün eşya, her çeşidiyle topyekün hâdiseler de “Daha güzeli …
Gözümüzü, gönlümüzü okşayan, ruhlarımızda heyecan ve takdir hisleri uyaran, sonra gidip iç âlemimizde estetiğe dönüşen ve bize tarifi güç en tatlı, en neşeli anlar yaşatan mefhum, mânâ, muhteva, manzara gibi …
Dil, kültürün temel dinamiklerindendir. Milletlerin gücü, dil ve düşüncelerinin gücüyle doğru orantılıdır. Bir toplum, dilde, düşüncede ne kadar zengin ise, o kadar güçlü sayılır. Bir fert, kendi dilini ne kadar …
Nazım ve nesir yoluyla hâle ve duruma göre söylenen ya da yazılan zarif, ölçülü, âhenkli, dil kurallarına uygun sözler veya bu çerçevedeki sözlerden bahseden ilim diyebileceğimiz edebiyat; aslında terbiye, nezaket, …
Varlığın plânını Rahmeti Sonsuz’un ilmi, mimarisini de beyanı resmetmiştir. Yaratılışla beyan, “âyân-ı sâbite”nin mahremlerden mahrem harîminde ikiz olarak belirmiş, sonra da haricî vücuda yürümüşlerdir. Hazreti Rahmân, insanı yaratırken, onun özünü, …
Soru: İçinde bulunduğumuz asrın hayat tarzı ve beşerin korkunç sefaheti karşısında nasıl bir nesil yetiştirmeliyiz? Cevap: Evvelâ şunu ifade etmek gerekir ki beşer, tarih sahnesine çıktığı ilk andan itibaren ilerlemesini ne ile …
Soru: Osmanlı tarihinde “Lale Devri” ismiyle bilinen bir zevk ve eğlence döneminden bahsedilir. Bu dönemin, Osmanlı’nın yıkılışına bir işaret olduğunu söyleyebilir miyiz? Cevap: Osmanlı tarihinde 1718-1730 yılları arasında geçen süreye ‘Lale Devri’ …
Soru: Dünya nüfusunun artması ile birlikte rızkın azaldığı söyleniyor. Her doğan çocuğun rızkını Allah (celle celâluhu) gönderdiğine göre bu rızık azlığının sebebi ne olabilir? Cevap: Cenâb-ı Hak her doğan çocuğun rızkını gönderir.[1] Fakat …
Soru: Cemel, Sıffîn ve Kerbelâ vak’alarında İslâm adına büyük kayıpların meydana geldiğini biliyoruz. Bu hâdiselerin bize bakan hayırlı yanları var mıdır? Cevap: Cemel, Sıffîn ve Kerbelâ vak’aları, Müslümanların içine kendi elleriyle parçalayıcı …
Soru: Medreselerdeki eğitim sisteminin ezberciliğe dayandığı, buralarda pozitif ilimlerden ziyade dinî ilimlerin hâkim olduğu, bu durumun da Avrupa karşısındaki geri kalışımızın en temel sebeplerinden biri olduğu söyleniyor. Mülâhazalarınızı alabilir miyiz? Cevap: Her …
Soru: Tarikat ve tekkelerin günümüzdeki durumlarıyla ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz? Cevap: Beni yıllardır dinleyenler bilirler ki hayatımın hiçbir döneminde tekke ve tarikatlere karşı olmadım. Hatta böyle bir düşünceyi aklımın köşesinden bile geçirmedim. …
Soru: Eskiden beri bize, abdest sularının diğer kirli sulara karıştırılmaması tavsiye edilir. Bu gibi tavsiyeleri de göz önünde bulundurduğumuzda geleceğin projelerini yapacak genç mühendis adaylarına neler tavsiye edersiniz? Cevap: Bu konu daha …
Soru: İnsanı diğer varlıklardan ayıran hususiyetler nelerdir? Cevap: İnsan, değişik yönleriyle sair varlıklardan çok farklıdır. Ancak aradaki fark bazen minimuma indiği gibi bazen de maksimuma çıkar. İnsan bazen öyle alçalır ki, kendi …
Soru: “İnsan kâinatın fihristidir” ve “İnsan küçültülmüş bir kâinattır” deniyor. Bu ifadeleri izah eder misiniz? Cevap: İnsan, fizyolojisiyle ele alınıp maddî yapısıyla masaya yatırılarak incelendiği zaman, onun hakikaten bir kâinat şeklinde olduğu …
Soru: Dünyanın değişik kıtalarına asırlarca adaletle hükmedip büyük devletler kuran Müslümanlar, bugün perişan bir vaziyettedirler. Bizler bu duruma neden düştük ve bu durumdan kurtulmanın çareleri nelerdir? Cevap: Din olarak İslâmiyet’i …
Soru: Felsefenin ve felsefî nazariyelerin İslâmî esaslarla telif edilme çabalarının hükmü nedir? Farabî ve İbn Sina hakkındaki fikirlerinizi öğrenebilir miyiz? Cevap: Yunanca “Philosophia” kelimesinden gelen felsefe, “hikmet sevgisi” demektir. Bu ilmin erbabına …
Soru: ‘İslâm’ın ruhu’ ifadesi ne anlama gelmektedir? Cevap: En küçük canlılardan en mükemmel canlı olan insana kadar her şeyin bir ruhu vardır. Beşerî sistemlerin bir ruhu olduğu gibi İslâm’ın da bir ruhu …
Soru: Çeşitli sebeplerle aramızdan ayrılan kardeşlerimizle yeniden irtibat kurmanın usûlleri nelerdir? Böyle bir şeye sebep olmanın vebali var mıdır? Ayrılanlara terettüp eden bir mesuliyet var mıdır? Cevap: Ulemâdan biri birgün kendi kendine …
Soru: Allah yolunda hizmet etmemizi istemeyen anne ve babalarımıza karşı tavrımız nasıl olmalıdır? Cevap: İslâm’ın yaşanması hususunda her dönemin farklı öncelikleri vardır. Mesela, Emevi, Abbasi ve Osmanlı devirlerinde herkesin kılıcı eline alması, …
Soru: Hakka hizmet yolunda ilk günkü aşk, şevk ve canlılığımızı koruyabilme adına neler yapabiliriz? Cevap: Her şey, ilk ortaya atıldığında, yeni ve ter ü taze olması itibariyle insan ruhunda bir heyecan meydana …
Soru: Ülfetten nasıl kurtulabiliriz? Cevap: Ülfet, insanın, belli şeylere karşı alışkanlık kazanması suretiyle, etrafında görüp durduğu olağanüstü varlık ve hâdiselere karşı lâkayt ve alâkasız kalması demektir. İnsan, yaratılışı itibariyle ülfete açık bir …
Soru: Sadece kendi yolunu hak bilmek ve sadece belirli kitapları okumak ifrat sayılır mı? Cevap: Öteden beri herkes, kimde bir ışık görmüşse –başka ışık bilmediği için– gece karanlığında onu yıldız zannetmiş, peşine takılmış ve hedefini onunla …
Soru: Müslümanların, “Mü’minler kardeştirler.”[1] âyet-i kerimesini, ruhuna uygun bir şekilde anlayabilmeleri ve İslâm kardeşliğinin devamlılığı için nasıl bir anlayış içinde olmaları lâzımdır? Cevap: İslâm kardeşliği başlı başına bir mevzu olup özellikle …
Soru: Sohbetlerinizde, İslâm âlimlerinin idarî makamlara talip olmaması gerektiğini ifade ediyorsunuz. Bu durum, Müslümanlar adına bir kısım zararlara yol açmaz mı? Cevap: Bir gün Seyyidina Hazreti Ali’ye yağız bir Arap atı getirirler. …
Soru: “Şu istikbal inkılâbâtı içinde en yüksek ve gür sadâ, İslâm’ın sadâsı olacaktır.” ifadesinin tezahürü için nasıl bir gayret içinde bulunmalıyız? Cevap: Her şeyden önce, Rabbimden ümmet-i Muhammed’i daha fazla bekletmemesini ve …
Soru: İslâmiyet gibi mükemmel bir dinin gönüllerde tekrar yer bulabilmesi adına nasıl hareket etmeliyiz? Cevap: İslâm’ın kâmil bir sistem olduğunu Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şerifler anlatmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de bir-iki âyette içtimaî, iktisadî, …
Soru: Tevekkül, zühd ve tevazu kavramlarını izah edip bunların bir Müslüman için önemini açıklar mısınız? Cevap: Tevekkül, vekil, müvekkil, aynı kökten gelen Arapça kelimelerdir. Vekil, bir işin kendisine havale edildiği kimse demektir. …
Soru: Ehl-i tasavvuf, ölmeden önce Allah’a kavuşmak için çabalıyorlar. Acaba bir insanın ölmeden önce Allah’a kavuşması mümkün müdür? Cevap: Allah’a vâsıl olma, Allah’a ulaşma, farklı seyir mertebelerinden geçmek suretiyle olur. Tabii tasavvuftan …
Soru: Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Allah’ım, beni fakir olarak yaşat, fakir olarak öldür ve fakir olarak haşret!” şeklindeki duasını nasıl anlamalıyız? Cevap: Eğer ortada söylenmiş bir söz varsa, bu konuda mühim …
Soru: Kibrin imana engel ve ilerlemeye mâni olduğu söyleniyor. Kibirden nasıl kurtulabiliriz? Cevap: Kibir, insanın, kendisini üstün ve büyük görmesi; hakkı olmayan yerlere kendisini lâyık görmesi demektir. İnsan ancak imanın güçlendirilmesi sayesinde …
Soru: Hint fakirlerinin anlattıklarına göre yoga yapan insanlarda olağanüstü haller meydana geldiği söyleniyor. Bu konuda ne dersiniz? Cevap: Bu ve benzer meseleler üzerinde Varlığın Metafizik Boyutu[1] isimli kitapta uzunca durulmuştu. Ancak soruya ve soru …
Soru: Bediüzzaman Hazretleri’nin, “Bir tek saat, beş vakit namaza abdestle beraber kâfi gelir.”[1] ve “Bu zamanda kebâiri (büyük günahları) terk, ferâizi imtisal eden (farzları yerine getiren) kurtulur.”[2] ifadelerini nasıl anlamalıyız? Cevap: “Bir …
Soru: Hakiki manada bir mürşidde olması gereken özellikler nelerdir? Cevap: Bir mürşid, kalb ve ruh hayatı yolculuğunda rehberlik isteyenlere karşı vazifesini yaparken müridin umumi durumunu mutlaka nazar-ı itibara alır. Gerçek bir mürşid, …
Soru:“Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır.” deniliyor. Zamanın mürşidine tâbi olunursa ahirete imanla gidileceği telkin ediliyor ve zamanın mürşidi olarak belli kişilerden bahsediliyor. Dolayısıyla onlara tâbi olmayanlar bir nevi mânevî baskıya tâbi …
Soru: “Fikirden keşfe, hocadan mürşide, şeriattan tarikata, ondan da hakikate geçmek lazımdır” sözünü açıklar mısınız? Cevap: Müsaadenizle, belli bir maksada matuf söylendiği anlaşılan bu ifadeleri tek tek kritik edelim: Birincisi, fikirden keşfe …
Soru: Bu dünyada herhangi bir keşif ve keramete mazhar olmadan, sadece azimet ile İslâm’ı yaşayan birisi, keşif ve keramete mazhar olan kişilerden daha yüce makamlara ulaşabilir mi? Cevap: Allah (celle celâluhu), keşif …
Soru: Risale-i Nur’da: “İnsanda öyle bir latîfe, öyle bir hâlet vardır ki, o latîfe lisanıyla her ne sual edilirse, –velev ki fâsık da olsun– Cenâb-ı Hak o latîfeye hürmeten o matlubu …
Soru: Aklen, fikren şeytanın oyuncağı hâline gelmiş, herkes hakkında suizan eden bir kişi için kalbî duruluğa ulaşmanın yolları nelerdir? Cevap: Başkaları hakkında suizan etme, aklını şeytana kaptırmış ve kalbinde şeytanın taht kurmasına imkân hazırlamış bir insanın içine düşeceği …
Soru: İki-üç senedir mütedeyyin çevrede bulunduğum hâlde devamlı arkasından koştuğumuz o huzurlu ve mutmain gönlü kendimde göremiyorum. Öğrendiğim, izahını dinlediğim İslâmî pek çok meseleyi hâlâ hazmedemedim. Nefsim zaman zaman başını kaldırıp …
Soru: Rüyamda Peygamber Efendimiz’i (sallallâhu aleyhi ve sellem), sahâbe-i kiram efendilerimizi ve diğer büyük zatları görmeyi arzu ettiğim hâlde göremiyorum. İmanımdan şüphe eder hâle geldim. Ne dersiniz? Cevap: Rüyalar, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi …
Soru: İnsanlarla cinler arasında bir münasebet var mıdır? Cevap: Cinler hakkında duyduğumuz ve bildiğimiz şeyler, onların da bizim gibi Allah Teâlâ’ya iman ve ibadetle mükellef oldukları, dünyanın onlar için de bir imtihan …
Soru: Âhirzamanda gelecekleri bildirilen Hazreti Mehdi ve Hazreti Mesih kendilerini ilân edecekler midir? Yine âhirzamanda ortaya çıkacağı söylenen “Kahtânî” hakkında bilgi verebilir misiniz? Cevap: Öncelikle şunu ifade edeyim ki Mehdi, bir peygamber …
Soru: Bir kısım büyük zatlar, hicrî 1400 yılının, İslâm âlemi için mühim hâdiselere gebe olduğunu, 1500 yılına ulaşılmayacağını, bunun için Müslümanların hazırlıklı ve dikkatli olmaları gerektiğini söylüyorlar. Bu doğru mudur? Cevap: Evliyaullahın, …
Soru: Bid’at ne demektir? Bid’atın iyisi kötüsü olur mu? Cevap: Bid’at, lügat itibariyle yeni icat, inşa ve ihdas edilen şey, yenilik mânâlarına gelir. Istılahî mânâsıyla bid’at, dinin usul ve füruu vaz’ edildikten …
Soru: Müslüman olmayan bir aileden dünyaya gelen ve rüşde ermeden vefat eden çocukların ahiretteki durumları ne olacaktır? Cevap: Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) sahih bir hadis-i şeriflerinde, كُلُّ مَوْلُودٍ يُولَدُ عَلَى الْفِطْرَةِ …
Soru: Âyet ve hadislerde Cennet ve Cehennem hangi yönleriyle nazara verilmektedir? Cevap: Günümüze kadar pek çok âlim, Kur’an esasları çerçevesinde Cennet ve Cehennem’in tasvirini yapmıştır. İşin doğrusu, Cennet ve Cehennem, birer hakikat …
Soru: Kur’an-ı Kerim’de, peygamberlerin kıssalarından bahsedilmesinin hikmetleri nelerdir? Cevap: Kur’an-ı Kerim’de, Hazreti Âdem’den (aleyhisselâm) başlayıp Hazreti Mesih’e (aleyhisselâm) kadar devam eden peygamber kıssaları yer almaktadır. Bu kıssalar içerisinde en fazla Hazreti Musa’dan …
Soru: Bediüzzaman Hazretleri’nin, “Ey nâdan nefsim! Bil ki: Çendan dünya ve mevcûdât fânidir. Fakat her fâni şeyde, bâkiye îsal eden iki yol bulabilirsin ve can ve canan olan Mahbub-u Lâyezal’in …
Soru: Bediüzzaman Hazretleri, Mesnevî-i Nûriye’de, “Arş; Allah’ın, Evvel, Âhir, Zâhir ve Bâtın isimlerinin halîtasıdır” diyor. Bu isimlerin ihtiva ettiği hakikatleri açıklayabilir misiniz? Cevap: Allah’ın nâmütenâhî (sonsuz) isimleri vardır. Bunların içinde …
Soru: İlk insan ve aynı zamanda ilk peygamber olan Hz. Âdem’den itibaren tek Allah inancı telkin ve tebliğ edildiği halde şirkin bu kadar yaygın bir hal almasının sebebi nedir? Cevap: …
Soru: Allahu Teâlâ niçin bütün insanları tek bir din etrafında toplamadı da insanlar çeşitli dinleri benimsediler? Cevap: Her şeyden önce bütün mü’minler bilmelidir ki, bir edep ve saygı gereği olarak insanlar Allah’a …
Topluma karşı mükellef olduğumuz vazifeleri yerine getirme adına daha faydalı olacağı kanaatiyle yüz yüze soru-cevap faslını başlatmış bulunuyoruz. Sorularınıza geçmeden önce müsaadenizle maksadımızı aydınlatacak bir-iki hususu arz etmek istiyorum.[1] Evvela; …
Hazan kış güftesiyle gelir, bestesi bahar, Karın-buzun bağrında mayalanır çemenzar! Mevsim gelince bir bakarsın nevbahâr olur; “Gül açar, bülbül öter” her yer lâlezâr olur. (Kırık Mızrap) Gökte ve yerde ne …
Cenâb-ı Hak, minnet sadedinde Hz. Musa’ya (aleyhisselâm) şöyle der: وَأَلْقَيْتُ عَلَيْكَ مَحَبَّةً مِنِّي وَلِتُصْنَعَ عَلَى عَيْنِي “Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım.”[1] Bu âyetten anlaşılıyor ki, Allah (celle celâluhu), …
Cumhura göre, peygamberler, günahın küçüğünden de büyüğünden de korunmuştur. Onlar, günahın en küçüğünü dahi işlememişlerdir. Bazı peygamberlere isnat edilen sürçme ve hatalar ise, evvelâ günah değildir; ikinci olarak da onların …
1. Vehen (Dünya Sevgisi – Ölümden Korkma) Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) günümüze çok yakın hâdiselerden de haber vermişti. İşte bunlardan biri: يُوشِكُ اْلأُمَمُ أَنْ تَدَاعَى عَلَيْكُمْ كَمَا تَدَاعَى اْلأَكَلَةُ …
Allah Resûlü, zahidlerin en zahidiydi. O’ndaki verâ, yani kaba mânâsıyla şüpheli şeylerden kaçınma, -o seviyede olmak şartıyla- ikinci bir insanda yoktu. O, bütün tavır ve hareketlerini, bu çizgiye göre ayarlamıştı. …
Bu bölümde Allah Resûlü’nün çeşitli ilim dallarıyla alâkalı meseleler üzerinde söylediği sözlerin, yine O’nun doğruluğuna şehadeti hakkında ve gayet mücmel bir şekilde durmak istiyoruz. O, on dört-on beş asır evvel …
1. İbrahim’in (aleyhisselâm) Duası, İsa’nın (aleyhisselâm) Müjdesi Bir gün ashabdan biri Allah Resûlü’ne: “Yâ Resûlallah, biraz kendinizden bahseder misiniz?” der. Cevabının bir kısmında, Allah Resûlü şöyle buyurur: “Ben, İbrahim’in duası ve …
Bir erkân-ı harp, askerî derinliklerinin yanında, aynı zamanda bir liderdir. Onun için bir liderde olması gereken bütün hususiyetler, bir erkân-ı harpte de olmalıdır. Biz bu hususiyetleri birkaç madde içinde özetlemeye …
Sahabe, sünnetin ehemmiyetini çok iyi kavramıştı. Çünkü, Kur’ân-ı Kerim, Allah Resûlü’ne iniyor, O’nun tarafından tebliğ ediliyor, açıklanıyor ve yaşanıyordu ki, anlamanın bütün faktörleri mevcuttu. 1. Kur’ân’ın Sünnete Teşviki وَمَا آتَاكُمُ …
Sünnet, Kur’ân-ı Kerim’le birlikte İslâm’ın iki temel direğinden biridir ve sünnet olmadan, hadis olmadan İslâm düşünülemez. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) söz, fiil ve takrîrlerinden oluşan sünnet, daha Efendimiz zamanında …
Işığa hamile kapkaranlık bir dünya.. ve Nebi’nin zuhuruna az bir zaman kala müjde ve muştu dolu akisler var ufukta.. vicdanlarda tesiri o kadar fazla ki, birçok Mekkeli gelecek son Nebi’yi …
Allah Resûlü’nün o gün hallettiği nice problemler var ki bugün henüz halledilmiş sayılmazlar. Gelecek ve daha uzak gelecektekiler ise, bütün bütün bir problem yumağı. Meselâ; uzak bir gelecekte, insanlığın başına …
Kâbe’nin Tamiri Cahiliye insanı, âdeta fitnenin çocuğuydu. Sanki onların bütün vazifeleri ve yaratılış gayeleri fitne çıkarmaktı. Üçü bir araya gelse, muhakkak orada bir fitne tutuştururlardı. İşte bu insanları bir araya …
Cenâb-ı Hakk’ın “Rab” isminin en üst seviyede temsilcisi Hz. Muhammed’dir (sallallâhu aleyhi ve sellem). O, Cenâb‑ı Hakk’ın bu isminin peygamberler dahil, insanlar arasında en zirve temsilcisi müstesna bir fıtrattır. Tabiî …
Hadis hakkında söz söyleyen birtakım müsteşrikler ve onların İslâm dünyasındaki takipçileri, hadislerin sayısının çok yüksek olduğunu ve bilhassa bazı sahabilerin çok fazla hadis rivayet ettiklerini ileri sürerek, sahih hadislere ve …
Allah Resûlü’nün fetanetinin ayrı bir buudu da O’nun cevâmiü’l-kelim sahibi oluşuyla ortaya çıkar. Evet, O bir söz sultanıydı. Nasıl olmaz ki, Cenâb-ı Hak O’nu Kendi kelâmına tercüman olsun diye göndermişti. …
Sifru’t-Tekvin’in 228’inci sayfasında Hz. Lut Aleyhisselâm’ın kızlarıyla münasebette bulunduğu, içki içtiği, zina ettiği ve neslinin kızlarından devam ettiği gibi hezeyanlardan bahsedilir.[1] Düşünün ki, bu peygamberi dinlemedikleri için Sodom ve Godom, …
Allah Resûlü, fevkalâde bir tevazu insanıydı. Zaten büyüklerde, büyüklüğün alâmeti tevazu; küçüklerde küçüklüğün alâmeti ise, gurur ve tekebbürdür.[1] O, tevazuu nispetinde büyüyordu. Evet O büyüktü, onun için de mütevazi idi. مَنْ تَوَاضَعَ …
Bütün nebiler masumdur. Nebiler Serveri ise, masumlar üstü masumdur. Çünkü O, nebilerin sultanı, efendisi ve bütün varlığın yaratılış gayesidir. Peygamberlik şiirine bir kâfiye gerekiyordu. Allah (celle celâluhu), en sevdiğini, âdeta …
Mevzu ile alâkalı âyetlere geçmeden kısaca bazı hususlara dikkatinizi rica edeceğim: Zelle Meselesi Birincisi: Peygamberler, iki şeyden birini tercih durumunda kaldıklarında, aliyyüla’lâ (iyilerin en iyisi) dururken a’lâyı (iyiyi) seçmişlerse, bu onlar …
Hudeybiye’yi, incelerken, Allah Resûlü’nün, üstün idareciliği faslında, müşkilleri nasıl çözdüğünü bir ölçüde tahlil etmiştik. Hudeybiye’de bir harp olması muhakkaktı. Ancak Allah Resûlü, kuvvet dengesi olmadığı bir yerde -ki karşı tarafta, …
Daha önce sürgün edilen Nadîroğulları, Hayber’e yerleşmiş ve Hayberlileri sürekli Allah Resûlü’ne karşı kışkırtıyorlardı. İleri gelenlerinden bazılarını Kureyş’e, bazılarını da Gatafan kabilesine gönderdiler. Her iki taraf da, zaten Müslümanları yok …
Allah Resûlü, bütün seferlerine gece çıkıyordu. Gecede ayrı bir sır vardı. Zaten Kur’ân-ı Kerim de, dolaylı yollarla O’na hep gece yolculuğunu tavsiye etmiyor mu? Hz. Musa (aleyhisselâm) inananları, geceleyin alıp …
Tam Medine’ye geldikleri an, Nuaym İbn Mesud -ki o esnada henüz yolunu bulamamış, henüz şikârına okunu atamamış, henüz ışığa, gündüze uyanamamış bir tali’sizdir. Onu tanıyanlar, ona şeytan derlerdi. Evet, öyle …
Şimdi de, Allah’ın (celle celâluhu) inayetiyle, Uhud’a dönerek, bir de Uhud zaviyesinden, O muhteşem asker, O Büyük İnsan ve O menendi olmayan Nebi’nin, Uhud’da ortaya koyduğu firaset ve fetaneti beraber …
Ve işte böyle semavî bir ihtişamla Bedir’e gelindi.. ve artık, i’lâ-yı kelimetullah yaparken, yani Allah’ın (celle celâluhu) yüce adını, en masum duygu ve düşüncelerle etrafta neşrederken, O’nu engellemeye çalışan insanlara …
Belki bir süre Allah O’na, maddî cihad kapılarını kapalı tutmuştu. İşin tabiatı icabı veya her şeyin bir vakt-i merhûnu olması hesabıyla uzun seneler bu hep böyle devam etmişti. Neden sonra …
Size bir vâkıayı arîz-amîk anlatarak, önemli bir hususun mukaddimesini hazırlamaya çalıştım ki, o da Hudeybiye’nin getirdikleriydi. Ne getirdi Hudeybiye? Allah Resûlü bir sulh yapmıştı, bu sulh Müslümanlara ne kazandırdı? 1. …
Bir kere daha hatırlatalım: Allah Resûlü, nazarı nereye ulaştı ise kademi oraya basan, misli görülmemiş bir liderdi. Düşüncelerini pratiğe dökmede O’nun eşi ve menendi yoktu. Mevzu ile alâkalı dünya kadar …
Bir liderin, cemaati ve arkasındaki insanlar tarafından her yönüyle hüsnü kabul görmesi ve onun güvenilir, itimat edilir bir insan hâline gelmesi; ferdî, ailevî, içtimaî, iktisadî, siyasî, o topluma ait bütün …
Allah Resûlü, arkasındaki insanları çok isabetli olarak yerli yerinde kullanmıştır. Kime hangi vazifeyi vermişse, muhakkak ki mevcut arasında o işe en liyakatlısını hem de tam bir isabetle tespit etmiştir -ki …
Efendimiz’in fetanetinin ayrı bir buudu da, O’nun, karşısına çıkan bütün problemleri -hangi sahaya ait olursa olsun- gayet rahat ve tereyağından kıl çekme kolaylığında çözmesidir ki, bu husus da yine O’nun …
Hep zirvelerde dolaşan Allah Resûlü, hayatın hemen bütün ünitelerinde de hep zirvede olmuştu. İnsanlar O’nu ararken, ne kendi seviyelerinde ne de yaşadıkları asrın büyük insanları seviyelerinde aramamalıdırlar. Araştırmacılar O’nu ararken …
1. Mescitte Bevleden Şahsa Karşı Tutumu Buhârî, Müslim, şu vak’ayı naklediyorlar: “Bir gün Allah Resûlü mescitte oturuyorlardı. Bir bedevi içeriye girdi; ihtimal Efendimiz’e bir şeyler sorup öğrenecekti. Fakat bu adam …
Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) talim ve terbiye adına ortaya attığı esaslar, tafsilatıyla Kur’ân-ı Kerim ve Sünnet’te ifade edilmiştir. Aslında, hiçbir şey olmasa da sadece O’nun Kur’ân-ı Kerim’i insanlara tebliğ …
1. Aksiyon ve Amel Dikkat ve teemmül isteyen bir beyanlarında, amel ve aksiyon adına Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: إِنَّ اللّٰهَ تَعَالَى يُحِبُّ الْعَبْدَ الْمُؤْمِنَ اْلمُحْتَرِفَ “Allah elinden iş …
Efendimiz’in umumî mânâda terbiyeciliğine geçmeden evvel, mevzua ışık tutacak şu âyeti kısaca tahlil etmeye çalışalım. Zira, Allah Resûlü’nün içinde bulunduğu şartları ve hangi seviyedeki insanları alıp terbiye potasında erittiğini bilmeden, …
Allah Resûlü vahiyle müeyyed ufkuyla devleti ayakta tutacak dinamikleri çok iyi tespit etmiş ve bunları israf etmeden yerli yerinde kullanmıştır. O, büyük erkân-ı harpler yetiştiren.. ilim düşüncesini coşturan ruha ve …
Allah Resûlü’nün, yarınları bugün gibi, hatta avucunun içi gibi görmesi, O’na has bir keyfiyetti. Hudeybiye’den çıkardığımız o büyük ders de işte budur. Allah Resûlü öyle yeni, taze düsturlar ortaya koymuştur …
Hadis, Resûl-i Ekrem Efendimiz Hazretleri’nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) akvâl, ef’âl ve ahvâlini (söz, fiil ve davranışlarını) bildiren ilimdir. Çokları, sünnetin takrîrî kısmını da ef’âli içinde zikretmişlerdir. Öyle veya bu …
Sünnetin Kur’ân-ı Kerim’den ayrı bir teşrî kaynağı olmasının ve Kur’ân gibi bazı şeyleri helâl, bazı şeyleri de haram kılarak, farz, vacip, sünnet, müstehap, mübah, âdâp, mekruh, müfsid adına ölçüler koymasının …
Sünnet, lügat mânâsı itibarıyla, “gidişat, -iyi ya da kötü- takip edilen yol” demektir. Bu mânâyı ifade eden bir hadis-i şerifte: مَنْ سَنَّ فِي اْلإِسْلاَمِ سُنَّةً حَسَنَةً فَلَهُ أَجْرُهَا وَأَجْرُ مَنْ …
Sünnetin, Ömer İbn Abdülaziz döneminde tedvîn edildiği doğru olmakla birlikte eksik bir görüştür.. ve bu hususta gözden kaçırılan önemli bir nokta vardır ki, Resûlullah’ın sağlığında bazı sahabiler tarafından Kur’ân gibi …
Bu arada, bazı âlimler, rivayet bi’l-mânâyı belli şartlarda tecviz etmişlerdir ki, bu şartları şöyle sıralayabiliriz: a) Ravi, lisana tam mânâsıyla vâkıf olmalıdır. Lisana vâkıf olmayan, lisandaki nüansları bilmeyen bir insanın, Efendimiz’den …
Başlangıçtan bugüne muhaddisîn-i izâmın gösterdikleri o takdire şâyân ceht, gayret ve hadis mevzuunda sergiledikleri hassasiyet sayesinde neyin sahih, neyin mevzû olduğu apaçık ortaya çıkmış olmasına ve Kur’ân gibi, onun tefsiri, …
Sahabe-i kiram olsun, ihsanla onlara ittiba eden tâbiîn‑i izâm ve tebe-i tâbiîn-i fihâm olsun, hepsi de duyduklarını hemen kabul ediveren insanlar değildi. Bunlar kalben çok safi olmakla beraber, bu mevzuda …
Kur’ân-ı Kerim, nasıl Efendimiz’in risaleti ve sunduğu mesaj mevzuunda hassasiyet gösteriyor, sahabe-i kiram da, aynı şekilde O’ndan gelen her şeyi kemal-i hassasiyetle kabulleniyor, korumaya alıyor ve neşrediyorlardı. Ne Efendimiz’in (sallallâhu …
Müsteşriklerle, onların İslâm dünyasındaki takipçilerinin hücum oklarına en fazla maruz kalan sahabiler, hadis ıstılahında “Müksirûn-u Sahabe” denilen, çok hadis rivayet etmiş olan ashab-ı Resûl (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve bunların …
Kur’ân, sünneti bize intikal ettiren ve tertemiz kanal olan sahabeyi böyle destanlaştırmaktadır. Şimdi, bir de ashap hakkında şerefsüdûr olan hadis-i şeriflerin nurefşân ikliminde temâşâ edelim onları. 1. İmam Buhârî ve Müslim’in …
İmam İbn Hazm, kendisi gibi pek çok müçtehit ve eimmenin kanaatine tercüman olarak: “Sahabe-i kiramın bütünü ehl‑i Cennet’tir.”[1] der. İçlerinde Aşere-i Mübeşşere gibi bazılarının hayatta iken Cennet’le müjdelenmesi,[2] onların Cennet’te de belli …
Nereden gelmektedir sahabenin büyüklüğü? 1. Risalet Cihetiyle Beraberlik Birincisi sahabe, Allah Resûlü’nün peygamberliğiyle ve risaletiyle münasebettardır. Allah Resûlü’nün vefatıyla nübüvvet kapısı kapanmış olduğundan, daha sonra gelen veliler, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi …
SORU— Niyet insanı kurtarabilir mi? CEVAP— İş, amel ve kararlılığa götüren niyet insanı kurtarabilir. Neticede azim ve gayrete inkılâp etmeyen bir niyet ise asla.. Niyet, bir kasd ve teveccüh, bir azim …
Kur’ân-ı Kerim, sahabeyi dile getirdiği pek çok âyette tâbiînden de bahseder; meselâ: وَالسَّابِقُونَ اْلأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَاْلأَنْصَارِ وَالَّذِينَ اتَّبَعُوهُم بِإِحْسَانٍ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي تَحْتَهَا …
Mevzua girmeden önce küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum. “Allah Resûlü’nün muhteşem fetaneti” ana başlığı üzerinde duruyorduk. Söz buraya gelmişken bir kere daha tekrar edelim: Fetanet; karşısında aklın dilinin tutulduğu, iflas ettiği vahiy …
Allah Resûlü’nün rahmet ve şefkati de O’nun fetanetinin bir buudunu teşkil eder. O’nun şefkat ve rahmetinde, aynı zamanda muhteşem bir kavrayışın ayrı bir derinliği gizlidir. Evet, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve …
Bundan evvelki bölümde, Efendimiz’in, Cenâb-ı Hakk’ın rahmâniyet ve rahîmiyetine en mücellâ, en parlak bir ayna olduğunu arz etmeye çalıştık. O’nun, rahmâniyet ve rahîmiyette nasıl bir denge tutturduğunu ve bunu fetanetiyle …
Tebliğde önemli bazı hususlar vardır. Bunlardan bir kısmını yukarıda arz etmiştik. Onların kısa bir özetini vererek, arz etmediğimiz kısmı da bu hulâsaya bina edip tebliğ mevzuunu bitirelim. Birincisi: Tebliğin bir fetanet …
Peygamber, yalnız vazifesini düşünür, dedik. Evet, öyle peygamberler gelmiş geçmiştir ki, bütün bir hayat boyu mücadele etmelerine, tebliğde bulunmalarına rağmen, kendilerine inanan tek bir insan olmamıştır.[1] Fakat, onlar, hep itminan içinde …
Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Mevlid Kandili vesilesiyle gerçekleştirdiği sohbeti “Ebedi Saadet Yolunda” başlığıyla yeni BAMTELİ olarak yayınlandı. Herkul.org sitesinde yayınlanan sohbette yine birbirinden önemli konulara değinen Hocaefendi : “Hiç tereddüdünüz …
Allah Resûlü, bir taraftan böyle değişik istidatları etrafa gönderip irşad vazifesini sürdürürken, diğer taraftan da devlet reislerine ve meliklere gönderdiği nâmelerle onları hak dine davet ediyordu. Bu da tebliğin ayrı …
Allah (celle celâluhu), Nebisine hitaben bir âyet-i kerimede şöyle buyurur: يَا أَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ وَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ وَاللّٰهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ إِنَّ …
Nebinin, mesaj getirmesi, getirdiği mesajları başkalarına ulaştırması, elbette diğer insanlardan çok farklıdır. Zaten mesaj getirme bakımından bir başkasının nebilere benzerliği de söz konusu değildir. Onlar tebliğde bulunurken, bize tebliğ yapmanın …
Bu arada bir de Efendimiz’in bir iki duasına dikkatinizi çekmek istiyorum. O’nun dualarında kullandığı kelimeler ve bu dualardaki derinlik de, apayrı ve başkalarının ulaşamayacağı kadar ulvî bir zenginlik arz etmektedir. …
Meselenin bir başka yönü de “ismet”, peygamber olmayanlar için de söz konusu olabilir mi? Yani, peygamberlerin dışında, bazı seçkin insanları da Allah (celle celâluhu), günah işlemekten korur mu? Yine âlimlerin …
Bütün peygamberler (aleyhimüsselâm) masumdur. Onların hayatında kasdî herhangi bir inhiraf söz konusu değildir. Onlar, seçkin ve kudsî olarak yaratılmış müstesna insanlardır. Sadece hayırlı değil, hayırlılar içinde de en seçkinlerinden daha …
Dua, bir ibadettir,[1] dua kulluğun özüdür,[2] dua Rabbe dönüş ve yönelişin adıdır. Kulluktan bahsedilen bir yerde, duadan bahsetmemek mümkün değildir. Zaten, Allah (celle celâluhu) da “Duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var!”[3] buyurmuyor mu? ve “Dua edin …
Hele ibadeti, hele ibadeti! O’nun ibadetine bakan insan, sanki O, hayatında başka hiçbir iş yapmamış da, hep ibadet etmiş zannederdi. Evet O, kulluğunda bu kadar derindi. Zaten, bütün güzelliklerde de …
Efendimiz’in yaşadığı devri şöyle bir düşünüverelim: Bir taraftan sahabe, halledemediği şer’î meseleleri Allah Resûlü’ne getirip O’nun halletmesini isterken, diğer taraftan İslâm’a girmek isteyen bazı insanların kafalarındaki tereddüt ve şüpheler de …
Bir ağacın altında istirahat etmektedir. Tam o esnada Gavres isminde bir kâfir, O’nun uykusundan istifade ederek, dala asılı kılıcını alır ve âdeta gırtlağına dayar. Müstehzî bir eda ile de: “Şimdi …
Nebiler Sultanı, Allah’tan gelen mesajları emniyet içinde muhafaza ediyor ve bu emniyet atmosferini de, bütün varlığı içine alacak kadar geniş tutuyordu. Ümmetini de aynı ahlâkla ahlâklanmaya çağırıyor ve onlara, insanlar …
Fetanet, akılla aklı aşma demektir. Ona, peygamber mantığı da diyebileceğimizi arz etmiştim. Bu mantık; ruh, kalb, his ve letâifi bir araya getirip, mütalâa edilecek şeyi öyle mütalâa etmenin adıdır. Fetanet, …
A. Yakın Zamanda Buhârî ve Müslim, Hz. Üsame’den naklediyor; (Üsame, Zeyd b. Hârise’nin oğludur. Allah Resûlü, Üsame’yi çok sever ve yanından ayırmazdı. Hz. Hasan veya Hüseyin’i bir dizine oturtursa, çok …
Hicret edeceği zaman, evinin dört bir yanı, kendisini öldürmek için can atan insanlarla kuşatıldığında, O: وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدّاً وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدّاً “Biz onların önlerine de, arkalarına da sed koyduk.”[1]âyetini …
“Gayb” kelimesi, Kur’ân-ı Kerim’de çeşitli âyetlerde değişik şekilleriyle ele alınır: وَعِنْدَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لاَ يَعْلَمُهَا إِلاَّ هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِنْ وَرَقَةٍ إِلاَّ يَعْلَمُهَا وَلاَ حَبَّةٍ …
1. Başta Buhârî, Müslim bütün hadis kitapları ittifakla şu hâdiseyi naklediyorlar: Bir gün Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) minbere çıkmış.. nazarı gaybî âlemler ufkunda ve öfke şeklinde tezahür eden celâlî …
Doğruluk, peygamberliğin mihveridir. Peygamberlik, doğruluk yörüngesi üzerinde hareket eder. Peygamberin ağzından çıkan her şey tasdik edalıdır. Çünkü onlar, hilâf-ı vaki hiçbir beyanda bulunmazlar. Kur’ân-ı Kerim bazı peygamberlerin büyüklüğünü anlatırken, bize …
Peygamberler kendi aralarındaki derece farkıyla beraber[1] hepsi de Cenâb-ı Hakk’ın Zât’ının tecellîsine mazhar seçkin ruhlardır. Allah (celle celâluhu), Kendisine onları mahrem kabul etmiş, ağyâra kapalı seralarda büyütmüş, geliştirmiş ve gözlerine, Kendinden …
1. RABBANÎLİK Hiçbir peygamber, düşünüp taşınıp şöyle bir sistem ortaya koyayım, diyerek işe başlamamıştır ve başlamaz. Risalet mevzuunda doğrudan doğruya Cenâb-ı Hak, insanlar içinden bir kimseyi peygamber yapmayı murad buyurur.. …
Günümüzün zavallı insanı, nice değer ölçülerini kaybettiği gibi, peygamberlere ve özellikle de peygamberler sultanı Hz. Muhammed Aleyhisselâm’a karşı, bakışı, tavrı, düşüncesi de tamamen alt-üst olmuş durumda. Oysaki O’nu, herhangi bir …
1. Şam Yolculuğu ve Rahip Bahîra Siyer kitapları Allah Resûlü’nün ilk yolculuğunu amcası Ebû Talib’le ve henüz on iki yaşında iken yaptığını naklederler. Bu yolculuk Şam’a yapılmaktadır. Kervan bir yerde …
1. Emniyet İnsanı O’nun çocukluk, gençlik ve olgunluk dönemlerinin hepsi, peygamberliğinin mukaddimesi, basamakları ve merdivenleri mahiyetindeydi. Öyle ki, O’nu tanıyanların birçoğu risaletini ilân eder etmez hemen O’na inanıp teslim olmuşlardı. …
Tevhid akidesinin sarsıldığı her zaman dilimi karanlıktır. Zira semavat ve arzın nuru olan Allah inancının bütün sinelere hâkim olmaması, ruh ve vicdanları simsiyah hâle getirir. Böyle bir kalb ve vicdanın …
İnsan, güzergâhı melekût âlemi, gözü ceberût ufkunda, hedefinde lâhût zirveleri, mülk diyarının üveyki, engin donanımlı, ekstra iltifatlara açık müstesna bir varlıktır. O, ruhlar âleminden ayrılarak gelir, melekût âleminin kesîf bir …
Cenâb-ı Hakk’ın güzellerden güzel isimleri diyeceğimiz “esmâ-i hüsnâ”, ta devr-i risaletpenâhiden itibaren, “Zât-ı ulûhiyet”i evsâf-ı celâliye ve cemaliyesine uygun şekilde bilme ve tanıma adına yanıltmayan bir kaynak olmuş; onları doğru …
Lügat itibarıyla, hâl, unvan, vasıf, keyfiyet ve nitelik mânâlarına gelen sıfat, “usûlüddin”ce Cenâb-ı Hakk’ı vasfeden, nitelendiren ve bir anlamda “Zât-ı Baht”ın hicabı sayılan bir kısım müteâl ve mübeccel –ulviyeti Mevsuf-u …
Meydana gelme, belli olma, belirlenme mânâlarına gelen taayyün, mutasavvıfînce Zât-ı Hak’ta var olan ve Hazreti Vücud, Hayat ve İlim’de “bi gayri keyf” tafsile ulaşan, birbiriyle irtibatlı değişik mertebelerde farklı mahiyetlerin farklı tecellî …
Levh; yassı, düz, üzerine yazı yazılabilecek bir cisim. “Levh-i Mahfuz”; Allah tarafından üzerine maddî-mânevî, canlı-cansız her şeyin kayıt ve tesbit edildiği mânevî bir levha veya bütün bu hususlara bakan ilm-i …
Arş Lügat itibarıyla, çardak, taht, binanın tavanı veya bir şeyin ufku mânâlarına gelen arş; bütün gökleri ve yerleri kaplayan, bütün burçları kuşatan, maddî-mânevî umum kâinatlarla alâkalı ilâhî emir, irade ve …
Lügat itibarıyla doğru, gerçek, sabit mânâlarına gelen hak kelimesi, söz ve akîdede vâkıa mutabık demektir ki karşılığı bâtıldır. Ayrıca, görülüp işitildiğinde hemen anlaşılır olana da hak denir. Mutlak zikredildiğinde ‘ …
Bu konuda söz söylemeye hâlimin de, dilimin de müsait olmadığının farkındayım. Kalem ve kelimelerim de bana bunu söylüyor. Susmak ve bir şey yazmamak gönlümde bir ızdırap, haddimi aşan bir mevzuda …
İnsanın nefis ve enâniyet cihetiyle bütün bütün yok olması ve kendi uzaklığını aşarak gidip “vuslat” ve “üns billâh”a ulaşması önemli bir mazhariyet ve başarıdır; ancak her muvaffakiyet ve başarı gibi …
Sâlik: Bir yolu tutup giden anlamındaki bu kelime, tasavvuf erbabınca Allah’ın rızasını kazanma hedefine bağlı, belli bir disiplin içinde O’na yürüyen; yürüyerek tabiatındaki uzaklaşma temayüllerini nötralize eden veya kendi uzaklığını aşmaya …
Allah gaye, insan yolcu ve yollar mahlukatın solukları sayısınca. İlâhî isimlere mazhariyet, yolcuların lütfî donanımları, onlara özel teveccühler, hizmet-i lâhikaya önceden iltifatlar, bu yolda çizgi belirleyici önemli esaslar.. hedefin Hak …
Mürîdin Hakk’ı murad etmesi, sâlikin usulünce seyr u sülûkta bulunması, vâsılın da kendi uzaklığını aşması; evet, bunların her birinin arızasız gerçekleşmesi, sonra da bu ilâhî teveccüh ve iltifatların temâdîsi, evvelen …
Erişen, ulaşan, kavuşan mânâlarına gelen vâsıl; tasavvuf erbâbınca, beden ve cismâniyetle alâkalı hicaplardan bir bir sıyrılıp, kendine ait uzaklıkları aşarak herkese ve her şeye yakınlardan daha yakın bulunan Cenâb-ı Hakk’ın …
Hullet, içten samimi bir dostluk; hıllet ise, bir musâdaka ve kardeşliktir. Hullet’i, bir şeyin eczâsı içine nüfuz ederek onun mâhiyetini değiştirme, içten ve dıştan onu kuşatarak başkalaştırıp ikinci bir tabiata …
Bağış, ihsan, hak vergisi ve ekstra ilâhî lütuflar mânâsına gelen mevhibe; kalbe gelen, içe doğan ve insanın gönlüne tulû eden vârid -biz bunu daha ziyade çoğul olarak “vâridât” şeklinde kullanırız- …
Cenâb-ı Hakk’ın, ârifân kalbinden bütün mâsivâullahı (Allah’tan gayri her şeyi) silip-süpürüp setretme sadedinde -bîkem u keyf- o müteâl varlığını onların o temizlerden temiz gönüllerine duyurma murad-ı sübhânîsine bağlı tecelli eden …
Bakma, göz atma, mülâhazaya alma, iltifat etme diyeceğimiz “nazar” kelimesiyle; yönelme, yakınlık duyma, iltifatta bulunma, sevme veya sevgi emâreleri izhar etme… mânâlarına gelen “teveccüh” sözcüğü bir anlamda aynı şeyleri ifade …
Konuyla alâkalı Hamdi Yazır’ın mütalâası da arz edilmeye değer mahiyettedir. Allâme Hamdi Yazır tefsirinde, mucizeyi kabul etmeyen düşünür ve filozoflara karşı oldukça ciddî bir müdafaa serdettikten sonra özetle şu tespitte …
Bu bölümde Zümrüt Tepelerin konusu sadece keramet olacaktı; ancak onunla mucize arasında, cereyan ve zuhur keyfiyeti açısından ciddi bir paralellik bulunduğundan, kuşbakışı da olsa evvela ‘mucize’ deyip sonra esas konuya …
İşin aslına bakılacak olursa, nefsin de insan mahiyetindeki diğer elemanlardan hemen hiçbir farkı yoktur. İnsan, ilk yaratılışıyla kendisine tevdî edilen bu elemanları, Yaratan’ın belirlediği çerçevede ve yaratılışın gayeleri istikametinde kullandığı …
Nefis, zatında maddeden mücerred, ama iş ve icraatında her zaman maddeye mukarin bir cevherdir ki, herhangi bir şeyin özü, esası, kendi demektir. Onu; ruh, kalb, ceset, hevâ, heves ve şeytanın …
Anlama, idrak etme, us mânâlarına gelen akıl; ıstılah olarak, zahirî hâsselerle idrak edilemeyen şeyleri kavrayıp değerlendirebilen ilâhî bir nurdur. Akla, maddeden mücerret, ama faaliyetlerinde madde ile müşterek ve bitişik hareket …
Usûlüddin Açısından İrade: Lügat mânâsı itibarıyla dileme, isteme, ihtiyâr etme, mütesâvi iki şeyden birini tercihte bulunma anlamlarına gelen bu kelime etrafında önemli dört ayrı cereyan oluşmuştur: 1) İradeyi bütün bütün yok …
İnsanın özü, kendini duyuş ve bilişi de diyebileceğimiz vicdan; insan ruhunun, iyiyi kötüden tefrik edebilen irade, kalbin ayrı bir derinliğinin unvanı sayılan lâtîfe-i rabbâniye (fuâd), şuur vâridatıyla zihin ve ihsas …
Sofiye ve Ruh Sofiye, ruhu, ilâhî hayatın bir tecellisi, bir zılli ve hakikatine Cenâb-ı Hakk’ın kimseyi tam muttali kılmadığı bir cevher olarak tarif etmiştir ki, hükema ona “nefs-i nâtıka”, sofiler …
Ruh konusunda İbn-i Sina: Kendinden sonra gelen hemen bütün fikir adamları ve mutasavvıfîn üzerinde büyük tesirleri görülen İbn-i Sina, üstün dehası, fevkalade azmi ve engin ilim aşkıyla kadim filozofları iyi …
Günümüze Doğru Son asırlara gelince, eski felsefenin bütün esasları yeniden gözden geçirilerek sorgulandı. Hür düşüncenin kısmen de olsa önü açıldı. Hatta dinî metinler bile tenkide tâbi tutulmaya başlandı; hakikat aşkı, …
Kalbin Zümrüt Tepeleri ama, önce, Şehristânî’nin ‘Milel ve Nihal’i, Gazâlî’nin ‘Tehâfütü’l-Felâsife’si, Mustafa Sabri Bey’in ‘Mevkıfu’l-Akli ve’l-İlmi ve’l-Âlem’i, Günaltay’ın ‘Felsefe-i Ûlâ’sı, Ali Arslan Bey’in ‘El-Ba’s ve’l-Hulûd’u çerçevesinde, tasavvuftaki ruh telakkisine giriş …
SORU: Bütün Peygamberler Arap Yarımadasından zuhur ettiğine göre, peygamber gönderilmeyen diğer kıtalarda yaşayanları inanç ve amel açısından mesul tutmak nasıl hak ve adalet olur? CEVAP: Bu sualin iki yönü var: 1- …
Hazreti Adem’in hilafet pâyesiyle şereflendirilmesinin arkasında, onun esmâ-i ilâhiyeye vukufu ve o isimlerin müsemmâları da diyebileceğimiz eşyâyı iyi okuması, derken esmâdan Müsemmâ-i Akdes’e yönelmesi ve her şeyin mâhiyetini, hakikatini kavraması …
Vahdet ve kesret sözcükleri de tıpkı “Evvel”-“Âhir”, “Zâhir”-“Bâtın” isimleri gibi lügavî mânâları itibarıyla birbirinin mukabili, hakikatleri açısından “zıdd-ı mülâyim” çerçevesinde hep birbirini hatırlatan ve beraber anılan kelimelerdendir. Birlik, yalnızlık, teklik …
Müslümanların içinde bazıları Kur’an ve Sünnet’in açık emirlerine ve selef-i sâlihînin saf, temiz, dupduru içtihat ve istinbatlarına “zâhirîlik” deyip her şeyi hafife aldı ve değişik fantastik mülâhazalarla kabul edilemez tevil …
İlk, birinci ve kadim demek olan “Evvel” bidayeti olmayan, her şeyden akdem ve bütün varlığın mebdei ve mübdii; son, en son ve nihayeti bulunmayan anlamındaki “Âhir” ise, bütün eşyanın fena …
Problemlerin üst üste yığıldığı bir dönemde dünyaya geldiğimiz için bazen hâlimizden şikâyet edebiliyoruz. Beşer tabiatının bir gereği olarak iyilik ve kemali arıyor, geçmişteki güzel günleri özlüyor ve “Keşke daha evvel …
Ehadiyet; birlik, teklik mânâsına gelen “ehad” kelimesinden türetilmiştir. “Bir” demek olan, ferd ve vâhid mânâlarını da ihtiva eden ehad, mâadâyı nefyetmede emsali kelimelerden daha mübalâğalı ve ikincisi olmayan bir rakamdır. …
Halik’in namütenahi isimleri olduğu gibi o esma ve arkalarındaki sıfatların birinci, ikinci ve üçüncü… derecede tecelli alanları ve taayyün noktalarının bulunduğu da bir gerçek. Bu âlemler, hem bizim idrak ufkumuz …
Her şeyin özü, esası, zâtı mânâlarına gelen ayn, çoğulu “âyân”, “sâbite” kelimesine muzaf kılınıp “âyân-ı sâbite” şeklini alınca “hakâik-ı eşyâ-yı ilmiye” diyebileceğimiz Hz. Âlem-i ilmiyede esmâ-i ilâhiyenin sûret-i tecellilerinden ibaret …
Vahiy ve ilham, usûl ve furûa müteallik değişik ilim dallarında arîz ve amîk olarak üzerinde durulagelmiş bir konu: Bunlar feyiz ve tecellînin önemli birer buudu olmaları itibarıyla, hemen tedvin döneminden …
Artma, çoğalma, taşma ve bolluk, bereket mânâlarına geliyor feyiz. Bir şeyi var etme, onu varlığın bütün hususiyetleriyle serfiraz kılma; ilhamlarla, mevhibelerle kalbî ve ruhî hayatı derinleştirerek bazı kimseleri iç enginliklere …
Görünme, belirme, ortaya çıkma ve Allah’ın hususî lutuflarına nail olma da diyeceğimiz tecellî; Cenâb-ı Hakk’tan gelen meârif nûrları sayesinde, sâlikin kalbinde ilâhî sırların ayân olması hâlidir ki; her hak yolcusu …
Nücebâ: Herhangi bir şeyin özü, usâresi, aslı ve insanların asîli mânâlarına gelen necîbin çoğulu bu tabir; ricâlullahtan kırklar veya kırkların bir kısmı hakkında kullanılan ayrı bir unvandır. Muhakkikîne göre bunlar, …
Veli; malik, sahip, muîn, sadık, nâsır mânâlarına gelip, hak dostu, hak eri; dostluk hisleriyle Allah’a yönelen ve O’nun tarafından dostluk muamelesi gören ermiş insan demektir. Böyle bir mazhariyete ermişliğe de …
Doğru yolu gösterme, gönülleri Hakk’a uyarma; söz, yazı ve daha değişik vesileleri değerlendirmek suretiyle kalben, fikren insanların Allah’a ulaşmasına engel sayılan mâniaları bertaraf ederek duygu ve düşünceleri Hak’la buluşturma; Hak’la …
Türkçe’de kat, huzur, nezd sözcükleriyle karşılamaya çalıştığımız, bir mânâda “ınde” lafzının da müteradifi sayılan “ledün” kelimesi, “ilm-i ledün” şeklinde izafetle kullanılınca; gayb ilmi, esrar ilmi, Allah tarafından insanın gönlüne atılan …
Bir hedefi takip eden, bir yolda yürüyen ve Allah’a ulaşma gayreti içinde bulunan hak yolcusu diyeceğimiz sâlik; usulünce, Hakk’a ulaşma cehdi içinde bulunan herkese denir ki; her ferdin, istidat, kabiliyet …
Derviş; Farsçadaki derviz, dervij sözcükleri gibi fakir, yoksul mânâlarına gelen bir kelime. Dünyevî fakirlik, acizlik, yoksulluk da aynı sözcükle ifade edilse de Allah’a karşı, aczinin, fakrının ve ihtiyaçlarının farkında olma …
Yetkin insan demek olan insan-ı kâmil; Allah’ın ef’âl, esmâ, sıfât, hatta şuûnât-ı zâtiyesinin en parlak aynası demektir. “Mutlak zikir kemaline masruftur.” esprisi açısından, insan-ı kâmil denince, ilk akla gelen Hakikat-ı …
Konuşmamak, sessiz kalmak ve sükût etmek demek olan samt; Sofiyece, konuşmadan kaynaklanan ya da kaynaklanması muhtemel bulunan, faydasız, belki de bazen zararlı olan söz, beyan ve mütalâalara karşı مَا يَلْفِظُ …
Soru: 1) Aslında ortak acı diyebileceğimiz Kerbelâ mezâlimi -maalesef- Alevîler ve Sünnîler arasında kavga ve ayrılıklara sebepmiş gibi gösterilip suistimal edilebiliyor. O elîm hâdise hangi suretle hatırlanmalı ve Kerbelâ şehitleri …
Vâsıl, mârifet zirvesinin en son basamağı itibarıyla Allah’ı bilen ve bilgisinin derinliği ölçüsünde O’nun emir ve yasakları mevzuunda her zaman titiz davranan; iç dünyası açısından, diğer bir ifadeyle, kalb ve …
Yolculuk yapma, bir yerden bir yere intikal etme mânâlarına geliyor sefer. Sofiye onu, kayıtlı yaşamaktan kurtulup kayıtsızlığa erme, bedenî ve cismanî alâkalardan sıyrılarak, kalb ufkunda Allah’a teveccüh etme şeklinde yorumlar. …
Sohbet; Cenâb-ı Hakk’a yönlendiren yararlı konuşmalarda bulunma, söz ve düşünce ile başkalarının ufkunu açma, bir insanın kendisine karşı duyulan hüsnüzannı, gönülleri sonsuza yönlendirmede bir kredi gibi kullanma ve hep hayırhahlık …
Seyr-u sülûk-i ruhanîde; letâif-i aşere (on lâtife) veya yedi nefis mertebesine bağlı olarak kalbî ve ruhî hayat derecesini elde etme, erbabınca müteâref bir yöntemdir ve çile disiplini dahil bugüne kadar …
Zevk u sefadan bütün bütün el çekerek, beden ve cismaniyeti aşma istikametinde katlanılan sıkıntı, eziyet mânâlarına gelen çile; hak yolcusunun, nefis tezkiyesi ve ruh terbiyesi adına, asgarî kırk gün olmak …
Gezme, gezinme, temâşâ etme mânâlarına gelen “seyr” kelimesiyle; bir yola girme, bir kimseyi veya bir yönü takip etme, bir düşünce ve bir sisteme bağlanma anlamındaki “sülûk” sözcüğünden mürekkep olan “seyr …
İnsanın teşebbüslerinde ciddî olması, güç ve tâkatını tam olarak ortaya koyması diyebileceğimiz mücâhede; gönül erbabınca, iradenin hakkını vermek, nefis ile savaşmak, onu yenebilme yollarını araştırmak, bedenin istekleriyle dinin emirleri -velev …
Kelime olarak uyanıklık demek olan yakaza; tasavvuf erbabınca, mebde itibarıyla Hakk’ın emir ve yasakları karşısında uyanık, titiz ve duyarlı olmak; bir kısım ilâhî ihsanlara mazhariyet mânâsında müntehâ itibarıyla da değişik …
Soru: Bir din ki Allah tarafından geldiğinde şüphe yoktur. Ve beşeriyetin hayrı için gönderildiğinde de şüphe yoktur. Hal böyle iken nasıl oluyor da köleliği mubah kılıyor? Cevap: Bu mevzu un tarihi …
Tevhid; vahdet kökünden, birleştirme, bir kılma, bir sayma, Allah’ı birleme, “Lâ ilâhe illallah” hakikatine inanma ve bu yüce hakikati sürekli tekrarlayıp durma mânâlarına gelir. Sofîye ıstılahında tevhide, bu mânâların yanında; …
Toplanmak, toplamak, biriktirmek, biriktirilmek mânâlarına gelen “cem” tasavvuf erbabınca; zevkî ve hâlî olarak bütün dünya ve içindekileri (mâsivâ) görmeyecek, duymayacak ölçüde Hakk’a tahsîs-i nazar, tahsîs-i şuur, tahsîs-i histe bulunarak, kalben …
Tefrid; yalnızlaşmak, dünyadan el-etek çekerek bir köşeye çekilip ibadetle meşgul olmak.. ve daha has ifadesiyle, sâlikin, hiç kimsenin sahip olamadığı hâl ve makamları ihraz etmesine rağmen, mahviyet içinde ciddî bir …
Soymak, soyulmak, yalnız bırakmak ve her şeyden el-etek çekmek mânâlarına gelen tecrid; enfüsî olarak cismanî ve bedenî arzulardan bütün bütün sıyrılmak, afâkî olarak da kalben, Allah’tan gayrı (mâsivâ) her şeyden …
Bulunma, var olma mânâlarına gelen vücûd, istiğfar eden günahkârlar için لَوَجَدُوا اللهَ تَوَّابًا رَحيمًا “Onlar Allah’ı tevbelerini kabul eden bir Rahîm olarak bulurlar.” (Nisâ, 4/64) veya herhangi bir inhiraf sonucunda istiğfar edenlerle …
Telbîs; gayret ehline Hazreti Feyyâz-ı Ezelî’nin ihsan buyurduğu nûrlu dakika, saat ve daha geniş zamanları; sonra bütün bu zaman parçaları içinde insanlara lutfettiği ikramları, kerametleri; o kâmil insanların, yalana, aldatmaya …
Bir şeyin gerçek veya doğru olup olmadığını araştırma-soruşturma, ortaya çıkarma ve inkâr edilemeyecek, çürütülemeyecek delillerle ispatlama mânâlarına gelen tahkik; erbab-ı tasavvufça, Hazreti Zât-ı Ehad u Samed’i, vücûd ve evsâf-ı kemaliyesiyle, …
Kelime mânâsı itibarıyla, devam, sebat ve hep aynı hâl üzere kalma anlamına gelen bekâ; kulun, kendi nefsi dahil bütün eşyayı -onların zâtları ve nefisleri itibarıyla- yok kabul edip, canlı-cansız her …
Fenâ; yok olma, zeval bulma mânâlarında “bekâ”nın mukabili bir kelimedir ve bir kısım farklı mefhumlarla izâfî münasebeti de söz konusudur. Meselâ; tevbe-i nasûhun lâzımına “fenâ-yı muhalefet”, zühd hakikatinin nihâî gereğine …
Lügat mânâsı itibarıyla bilmek de demek olan mârifet; düşünce ve himmetle, vicdan ve iç tefahhusla elde edilen hususî bir bilgidir ki, ilimden farklı bir muhtevaya sahiptir. İlim; okuma, öğrenme, araştırma, …
Ayırmak, ayrılmak ve belli bir çerçeve içine yerleştirilmek de diyebileceğimiz FASL; dünya ve ukbâ alâkalarından -onların kendilerine bakan yanları itibarıyla- sıyrılmak.. böyle bir sıyrılmada iradenin dahli olabileceği mülâhazasıyla, ondan da …
Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, 02/09/2017 tarihinde yayımlanan Bamteli sohbetinde şunları söylemişti: Işık zulmeti boğa, bayram o bayram olur!.. Bu bayramlar, asıl bayramı hatırlatma adına âdeta birer tembih mahiyetinde bir misyon …
2014 Kurban Bayramı’nda Kamp’da Okunan Hutbe الله أكبر كبيرا – والحمد الله كثيرا – وسبحان الله بكرة و أصيلا اَلْحَمْدُ للهِ. اَلْحَمْدُ للهِ. اَلْحَمْدُ للهِ الَّذِى هَدَانَا لِهذَا. وَمَا كُنَّا …
Lügat mânâsı itibarıyla bilmek de demek olan mârifet; düşünce ve himmetle, vicdan ve iç tefahhusla elde edilen hususî bir bilgidir ki, ilimden farklı bir muhtevaya sahiptir. İlim; okuma, öğrenme, araştırma, …
Mebdede her şey küçük bir açıyla başlar. Daha sonra arkadan gelenler o işe sahip çıkar, omuz verir, yeni yol ve metotlar geliştirir, farklı alternatifler ortaya koyarlar. İşte kurban da, bir …
SORU: Peygamberimizin (S.A.V) çok kadınla evlenmesini kınıyorlar, ne dersiniz? CEVAP: Hemen arz edeyim ki, bu hususta ileri-geri söz söyleyenler, hiçbir şey okumamış ve düşünmemiş kimselerdir. Eğer, (Megazi) ve (Siyer)i azıcık bakma …
Soru: 1) Kurban, bazı kimseler için sadece bir ibadet manasına gelse de, yüce himmetli mü’minler onu insanlara kurbetin de önemli bir vesilesi olarak değerlendiriyorlar. Hatta dün belli bölgelerde et ve …
Sarhoşluk ve kendinde olmama hâli diyebileceğimiz sekir; sofîye ıstılahında sâlikin, sübühât-ı vechin şuâları karşısında mest olup kendini kaybetmesidir ki, onun yeniden his ve şuur âlemine dönmesi demek olan sahv ile …
Bir şeyi temâşâ etme ve gözleme mânâlarına gelen müşâhede; ef’âlde esmâyı, esmâda “Müsemmâ-yı Akdes”i basiretle rü’yete denir. Diğer bir yaklaşımla, müşâhede, kurb erlerinin, “min verâi hicâb” ufkuna ulaşarak, eşyanın “ehadiyet-i …
Allah’ı ve Rasûlü’nü Sevmek ve Sevdirmek *Allah Rasûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) fazileti ve üstünlüğü için bir had, bir sınır yoktur. Olmadığından dolayı hiçbir nâtık kimse O’nu gerektiği gibi dillendiremez, …
Keşf kelimesinden gelen mükâşefe; hakikat ehline, ilâhî sırların zuhûr etmesi demektir ki; sâlikin, mânevî mücâhede yoluyla yükselip esmâ ve sıfât hakikatlerini duyması, sezmesi ve bilmesi ruh hâlinden ibarettir. Öyle ki, …
Renk verme, boyama, boyanma ve farklı görünümler arzetme mânâlarına gelen telvin; sofiye ıstılahınca, bir hâlden bir hâle, bir tavırdan bir tavıra intikal ederek farklı renk ve görüntüler sergileme.. konup-kalktığı yerler …
Neş’e ve sevinç mânâlarına gelen sürûr; insanın içini ve dışını saran bir tür hoşnutluktur ki, her vicdanda farklı farklı hissedilse de hemen hepsi Hazreti Enîs’ten gelen değişik dalga boyundaki “üns” …
Kalbin, arı-duru, kedersiz-küdûretsiz ve tertemiz olması diyeceğimiz safâ; sofîye ıstılahında, beşerî, cismanî ve nefsânî bulanıklıklardan arı-berî ve şeffaf olma hâlidir ki; “Şüphesiz onlar bizim nezdimizde saflardan saf hayırlı kimselerdi.” (Sâd, …
Zamandan bir parça ve çağ da demek olan vakit; sofîlerce, Hak yolcusunun üzerine akıp gelen ilâhî vâridat ve kurb dalga boylu tecellîlerin zamanıdır ki; böyle bir vâridat kendine has televvünleriyle …
Kaybolma, belirsizleşme diyebileceğimiz “gaybet” kalbin, madde âlemiyle olan alâkalardan uzaklaşması, hatta “mâsivâ” dediğimiz, Allah’tan gayrı her şeyden tecerrüd etmesi demektir ki, “gayb” sözcüğünün ifade ettiği mânâdan oldukça farklı sayılır. Zira …
Dalma, içine gömülme, boğulma mânâlarına gelen “gark” kelimesinden türetilmiş istiğrak; kendinden geçme, dünyayı unutma, kalbini dünyevî endişelerden temizleyip bütünüyle Hakk’a yönelme.. ve binnetice vecde gelerek bir mânâda kendini bilemeyecek şekilde …
Katmerli gurbet de diyebileceğimiz iğtirab; sürekli düzelmeleri bozulmaların takip etmesi ve salâhları fesatların kovalaması; gece-gündüz devridaimi gibi, gönlün biraz aydınlanmasını müteakip hemen yeniden karanlığın bastırması duygusudur ki, hemen her zaman …
Gariplik, yabancılık, vatandan ayrı düşme mânâlarına gelen gurbet; sofîye ıstılahında, Maksûd’a ulaşabilmek için, o güne kadar alışılagelen dünya ve onun câzibedar atmosferinden uzaklaşma veya o atmosferde uhrevî buudlu yaşama şeklinde …
Gizli şey demek mânâsına gelen sır; sofiye ıstılahında: Kalbde ilâhî vedîa olan bir lâtife-i rabbâniyedir. Bedende ruhun emanet ve vedîa olması mânâsında bir lâtife. İrade, zihin, his “lâtife-i rabbâniye” dediğimiz …
Birinin idaresine verilen şahıs, toplum, memleket veya ülke mânâlarına gelen vilâyet; sofiye ıstılahında, sâlikin, nefis ve enâniyet cihetiyle fani olması ve Hz. Vâcibü’l-Vücûd’a karşı yakınlık kazanması yolunda, üzerinde Zât-ı Hayy-ı …
Çalışıp-çabalama, ırz, namus, şeref ve itibarın korunması mevzuunda hassas davranma mânâlarına gelen gayret; mukaddes ve münezzeh ilâhî gayretin ifadesi olan yasaklara karşı duyarlı olmayı ve fuhşiyâttan, münkerâttan uzak durmayı, Cenâb-ı …
Bulunduğu yer ve olduğu hâlden sıkılma, içinde bulunduğu kafesten sıkılma ve esaretten rahatsızlık duyma hâli diyeceğimiz kalak; âbidin, Cennet’e olan iştiyakının ötesinde, ârifin, mârifet hislerinden daha derince ve muhibbin sabrını …
Bir şeyden hoşlanma, haz duyma, cümbüş ve eğlence mânâlarına gelen ‘zevk’, sofiye ıstılahında, ilâhî tecellilerin ilk esintileri ve şuhûd ufkunun yer yer zuhûr eden varidlerindendir ki, ‘bevârik-i mütevâliye’ de diyebileceğimiz …
Soru: Zaman zaman sohbetlerde geçen “hizmet tiryakiliği” ifadesiyle kastedilen anlamlar nelerdir, hizmet tiryakilerinin hususiyetleri nelerdir? Cevap: En kestirme ifadesiyle hizmet tiryakiliği, belirli bir gaye-i hayale adanma demektir. Eğer bir insan hizmet …
Lügat mânâsı itibarıyla, ayırmak, ayrılmak, seçilmek mânâlarına gelen fark; sofîyece, kesretten vahdeti, vahdetten de kesreti apaçık müşâhede etme hâli diye yorumlanmıştır. Biraz daha açmak icap ederse fark, Zât-ı Bârî hakkındaki …
Lügat mânâsı itibarıyla “şimşek” sözcüğüyle karşılayacağımız “berk”, hak yolcusuna yolun ilk merhalelerinde tecellî eden bir nûrdur ki, “kurb” sâlikleri için ilk davetiye sayılır. Ehl-i hakikat, tecellî-i berkiyeyi, Kur’ân-ı Kerim’de, değişik …
Vecd u tevâcüdün sonunu hayret ve heymanla noktalamıştık. “Hayret”e daha önceki bölümlerde anlatıldığı mülâhazasıyla temas etmeyecek; fakat onun bir başka varyantı sayılan “dehşet”le, makam olmasa da sâlik için bazı ahvâlde …
İnsan benliğini bütünüyle iştiyakın sarması; hâlin, akıl, mantık ve muhakemenin önüne geçmesi diyebileceğimiz vecd, Cenâb-ı Hakk’ın, kulunun kalbine sürpriz bir teveccühü ve beklenmedik bir vâridatıdır. Böyle bir tecellî cemâl dalga …
Tasavvurda zenginlik, düşüncede tutarlılık, varlığın perde arkasına ıttılâ ve basiretli davranma da diyebileceğimiz firâset; insanın, kalbini kin, nefret, iğbirar, nifak ve ucup gibi.. mânevî hastalıklardan temizleyip, iman, mârifet, muhabbet ve …
İlim, irfan, fıkıh, felsefe, sebeplerin ruhunu kavrama, eşyanın perde önü ve perde arkasına ıttıla, kâinat kitabı ve dinin özündeki fayda, maslahat ve gayelere vukuf gibi.. pek çok mânâlara gelen hikmet; …
İnsan duyularıyla elde edilen veya Allah’ın (c.c.) vahiy ve ilham yoluyla bildirdiği bilgi ki, zaman zaman onun herhangi bir tezahürünü ifade sadedinde: Gerçeğe, vâkıa uygun bilgi veya birşeyi olduğu gibi …
Akıllılık, usluluk, hâl, tavır ve davranış güzelliği veya insanlara iyi muamelede bulunma mânâlarına gelen edep; sofîlerce “edeb-i şeriat”, “edeb-i hizmet”, “edeb-i Hak” ünvanları altında yanlışlıklardan korunma ve yanlışlığa sürükleyen sebep …
İnsanın, başkalarını kendisine tercih etmesi mânâsına gelen îsâr; ahlâkçılara göre, toplumun menfaat ve çıkarlarını şahsî çıkarlarından önce düşünmek.. tasavvuf erbabınca ise, en hâlisâne bir tefânî düşüncesiyle topyekün şahsiliklere karşı bütün …
Meşru her isteğin, herhangi bir engelle karşılaşmadan gerçekleştirilmesi.. veya herhangi bir baskı, mahkûmiyet, boyunduruk altında bulunmama hâli.. ya da seçme, seçilme ve hareket serbestisi şeklinde yorumlanan hürriyet, ister düşünce tarihi, …
Tasavvuf; sofî ve mutasavvıfların Hakk’a ulaşma yollarına verilen bir isimdir. Tasavvuf, hakikat yolunun nazarî yanını, dervişlik de amelî cephesini ifade eder. Ayrıca, tarikatın nazarî tarafına “ilm-i tasavvuf”, amelî yanına da …
Bazen din adına yapılan vazifelerde aldanıyor; bizden istenilen formaliteleri yerine getirmekle vazifemizi yaptığımızı zannediyoruz. Diyelim ki bir yerde imamlık yapıyoruz; camiye geliyoruz, milletin önüne geçip namaz kıldırıyoruz. Vazifeyi bitirince de …
Rızâ; insan kalbinin, başa gelen hadiselerle sarsılmaması, kaderin tecellilerini iç hoşnutluğu ile karşılaması; diğer bir yaklaşımla, başkalarının üzülüp müteessir oldukları, şaşırıp dehşete düştükleri olaylar karşısında gönül mekanizmasının tam bir sükûn …
Ağrı, acı, tahammülü güç ve katlanması zor hâdise ve vak’alar karşısında dişini sıkıp dayanma mânâlarına gelen sabır; açık-kapalı “Sabırla yardım isteyiniz.” (Bakara , 2/45), “Sabredin ve sabırda yarışın” (Âl-i İmran …
Görülen herhangi bir iyiliğe karşı gösterilen memnûniyet ve minnettarlık mânâlarına gelen şükür; ıstılahta, insana bahşedilen duygu, düşünce, âzâ ve cevârihi yaratılış gâyeleri istikametinde kullanmaya denir ki; kalble, lisânla îfâ edilebileceği …
Kalb, iki yönü olan öyle nûrânî bir cevherdir ki, bir yönüyle devamlı ruhlar âlemine, diğer yönüyle de cisimler âlemine bakar. Cisim, şer’î ölçülerin birleştiriciliğinde rûhun emrine girmişse, kalb, rûhlar âlemi …
Çekingenlik ve utanma da demek olan hayâ; sofîye ıstılahında, Allah korkusu, Allah mehâfeti ve Allah mehâbetiyle O’nun istemediği şeylerden çekinmek mânâsına gelir. Böyle bir hissin, insan tabiatında bulunan hayâ duygusuna …
Doğru düşünce, doğru söz, doğru davranış mânâlarına gelen sıdk; hak yolcusunun hilâf-ı vâki her şeye kapanıp, hayatını doğruluğa göre plânlaması, sadâkatin emin bir temsilcisi olması.. diğer bir tabirle, duygu, düşünce, …
Gençlik ve yiğitlik sözcükleriyle karşılamağa çalıştığımız fütüvvet, örfî mânâsı itibarıyla, kerem, sehâ, iffet, emanet, vefâ, şefkat, ilim, tevâzu ve takvâ gibi gerçekleri özünde toplayan bir mânâlar ve dinamikler halîtası ve …
Tevâzu; yüzü yerde olma ve alçakgönüllülük mânâlarına gelir ki, tekebbürün zıddıdır. Onu; insanın Hak karşısında gerçek yerinin şuurunda olup, ona göre davranması ve halk arasındaki durumunu da bu anlayış zâviyesinden …
Hâl; insanın kendi derinliklerinde ötelerden gelen esintilerle yaşaması ve kalb ufkunda cereyân eden gece-gündüz, sabah-akşam farklılığının duyulup hissedilmesidir. Onu insanın cehd ve gayreti olmadan, insan kalbini saran sevinç-hüzün, kabz-bast şeklinde …
Huy, tabiat, seciye de diyebileceğimiz huluk; yaratılışın en önemli gâyesi, cebr-i halkînin gerçek buudu ve insan iradesinin “halk” hakikatı üzerinde ilâhî ahlâk hedefli tasarrufudur. Bu tasarrufu iyi kullanıp, “halk”a huluk …
Lügat ve kâmuslarda; “uygunsuz, yakışıksız ve gereksiz şeylerden sakınmak, haram ve yasaklara karşı da, titiz davranmak, tetikte olma.. veya memnû’ şeylere girme endişesiyle, bütün şüpheli hususlara karşı kapanma” mânâsına hamledilmiştir. …
Allah’a güven ve itimat ile başlayıp, kalben beşerî güç ve kuvvetten teberri kuşağında sürdürülen ve neticede her şeyi Kudreti Sonsuz’a havale edip vicdânen itimad-ı tâmmeye ulaşma ile sona eren âlem-i …
Doğruluk demek olan istikamet; ehl-i hakikatça, itikatta, amelde, muâmelâtta ve yeme-içme gibi bütün davranışlarda ifrat ve tefritten sakınıp, nebîler, sıddîkler, şehidler ve sâlihlerin yolunda yürümeye îtinâ gösterme şeklinde yorumlanmıştır ki, …
Allah’ın emirlerini yerine getirme, O’na kullukta bulunma ve kulluğunun şuurunda olma mânâlarına gelen ibâdet ve ubûdiyet; bazılarına göre aynı mânâya hamledilmiş ise de, büyük çoğunluğun nokta-i nazarı, bu kelimelerin lâfızları …
Takvâ, vikâye kökünden gelir; vikâye de gayet iyi korunma ve sakınma demektir. Şer’î ıstılahta takvâ, “Allah’ın emirlerini tutup, yasaklarından kaçınmak suretiyle O’nun azabından korunma cehdi” şeklinde tarif edilmiştir. Lügat ve …
Dünyevî hazları terk edip, cismânî meyillere karşı koyma mânâlarına gelen zühd; sofîlerce daha çok, dünya lezzetlerine karşı alâkasız kalıp, ömür boyu âdeta bir perhiz hayatı yaşamak, davranışlarında “takvâ”yı esas tutarak, …
İyi bir şeyi bekleme ve elde edebilme ümidi.. Allah’ın lütuf ve ihsanlarını umma hissi.. gelecek adına emellerle dopdolu olma ve arzu edilen şeylerin elde edilebileceği mülâhazasıyla yaşama mânâlarına gelen recâ, …
Fakirlik, yoksulluk, muhtaç bulunduğu şeylere sahip ola-mama mânâlarına gelen fakr; erbâbınca kalben bütün varlıktan vazgeçip, sadece ve sadece abd ve Ma’bûd münasebeti içinde bulunma, yalnız Allah’a muhtaç olduğunu duyma ve …
Herhangi bir şeyden kaçma ve uzaklaşma mânâlarına gelen firar; erbâbınca, halktan Hakk’a seyerân etmenin, gölgeden asla ilticâda bulunmanın, damlayı bırakıp deryaya yönelmenin, zerreden vazgeçip güneşe teveccühün ve benlikten sıyrılıp vücudu …
Anmak, hatırlamak, yâd etmek mânâlarına da gelen zikir; sofîlerce, Allah’ın (c.c.) ad ve unvanlarının teker teker veya birkaçının bir arada tekrar edilmesinden ibarettir. Zikir, Allah’ı münferiden veya topluca anma yollarının …
Herhangi bir mevzuda, geniş, derin ve sistemli düşünme mânâlarına gelen tefekkür; erbâbınca, kalbin çırası, rûhun gıdası, bilginin rûhu ve İslâmî hayatın da kanı, canı ve ziyâsıdır. Tefekkür olmayınca kalb karanlıklaşır, …
Hesap görme, hesaplaşma, kendi kendini sorgulama diyebileceğimiz muhâsebe; mü’minin, her gün, her saat, iyi-kötü, yanlış-doğru, günah-sevap yaptığı şeyleri gözden geçirip, hayırları, güzellikleri şükürle karşılaması; inhirafları, günahları istiğfarla gidermeye çalışması; yanlışlıkları, …
Gözetme, mülâhazaya alma, intizarda bulunma, kontrol etme ve kontrol edildiği şuuruyla yaşama mânâlarına gelen murâkabe; hâl ehlince Allah’tan gayri her şeyden alâkayı keserek kalben Cenâb-ı Hakk’a yönelmek, ilm-i ilâhî’nin her …
Yakîn, şekten, şüpheden kurtulmak; doğru, sağlam ve kesinlerden kesin bir bilgiye, hem de herhangi bir tereddüt ve kuşkuya düşmeyecek şekilde ulaşmak ve o bilgiyi rûha mâl etmek demektir. Yerinde îkân, …
Çekme, çekip kendine bağlama, kendinden geçme ve rûhî heyecan sözleriyle ifadelendireceğimiz cezbe, tasavvuf ıstılahında; Allah’ın, sâliki kendine çekmesi, bundan doğan vecd hâli ve sâlikin beşerî sıfatlardan sıyrılarak ilâhî vasıflarla -ahlâk-ı …
Aşk u şevk vâdilerinde seyahat eden hak yolcusu, zaman zaman aşk ateşiyle yanar durur, zaman zaman da Sevgili’nin sunduğu ölümsüzlük şarabını içer ve şevk u tarâbla coşar.. yanıp gezerken “ey …
Şiddetli arzu, aşırı istek, marifet kaynaklı neş’e, sevinç ve hasret çekme manâlarını ihtiva eden şevk; sûfîyece, tam idrak ve ihata edilemeyen veya müşahede edilip de sonra kaybolan mahbûba “sevgili” karşı, …
Muhabbet; sevgi, kalbî alâka, herhangi bir şeye veya herhangi birine düşkünlük mânâlarına gelir ki; insanın duygularını bütünüyle tesiri altına alması itibarıyla aşk, vuslat arzusuyla yanıp-tutuşma şeklinde daha derin buudlara ulaşmasına …
Herkesin elinden gelmeyen ustalık, maharet; her yerde ve herkeste görülmeyen hususiyet, hüner ve hususî bir bilme diye mânâlandıracağımız mârifet; hak yolunun yolcularınca, bilmenin bilenle bütünleşip onun tabiatı hâline gelmesi ve …
Yakınlık mânâsına gelen kurb, sofîyece, insanın mâverâîleşip cismâniyet çeperini aşarak Allah’a yaklaşması demektir. Kurbu, Allah’ın (c.c.), kullarına yaklaşması şeklinde anlayanlar olmuş ise de, bu O’na mekân ve mesafe izâfe mânâlarını …
Dil beyt-i Hudâdır ânı pâk eyle sivâdan Kasrına nüzûl eyleye Rahmân gecelerde. (İ. Hakkı) Gönül ve yürek olarak da tanıdığımız kalb başlıca iki mânâda kullanılır: Birisi, göğsün sol tarafında, sol …
Sekîne; sükûn kökünden, vakar, ciddiyet, mehâbet, ünsiyet; ya da dalgaların dinmesi ve onun sakinleşmesi mânâlarına gelir ki, hafiflik, huzursuzluk, kararsızlık ve telâşın zıddıdır. Sekîne, tasavvuf erbâbınca; gaybî vâridatla kalbin oturaklaşmasıdır …
Sözlüklerin; idrâk, fetânet, delil ve şâhit kelimeleriyle karşılamaya çalıştıkları basîret, kâmus ve ta’rifât kitaplarında: “Kalb gözünün açıklığı, idrâk genişliği, daha başlangıçta iken neticeyi görüp-sezme ve yarınları bugünle beraber değerlendirebilme melekesi” …
İsteme, dileme, arzu ve isteklerin gerçekleştirilip ortaya konması yeteneği veya iki şeyden birini tercih etme mânâlarına gelen irâde; hayatını kalb ve ruh seviyesinde yaşayanlarca: “Nefsin isteklerini aşma, bedenin arzularına başkaldırma, …
Soru: Sürûr ve neşe günleri olan bayramların hakkıyla duyulup hissedilebilmesi ve dinin muhkemâtına uygun bir şekilde değerlendirilmesi adına neler tavsiye edersiniz? İslâm’da her ibadet ve emrin kendine mahsus ifade ettiği …
Ramazan gelirken bin nazla ve dolu dolu düşüncelerle gelir. Gece-gündüz hep gufranla tüllenir durur. Mîâdı dolunca da kendini duyura duyura gider. Ne var ki Ramazanlaşan ruhlara tam bir boşluk yaşatmamak …
1. Bayram Düşünceleri Ramazan öncüsü, hayırla, bereketle gelen aylar, sessiz, sakin, fakat dolu dolu bir feyzin taşıp bütün gönülleri saracağı mübarek günlerin ufukta olduğunun emareleri ve işaretleri gibidirler. Her inanmış …
Kast; teveccüh, îtimat, dosdoğru yürüme, bir hedef belirleyip o istikamette hareket etme, ifrat ve tefrite düşmeden itidalli düşünme, itidalli yaşama ve hep itidali takip etme mânâlarına gelir ki, lügatlere mevzu …
Hemen her seviyedeki insanın, değişik buudlarda yaşama yörüngesi içine girip onu tesir altına alan “kabz u bast”, yaşadığı hayatın şuurunda olan ve hayatını duyarak yaşayan hemen her ferdi alâkadar eder. …
Tenha bir yere çekilme, inzivada bulunma ve yalnızlığı intihab etme mânâlarına gelen halvet, sofîlere göre, halktan uzletle bütün bütün Hakk’a yönelip, duyuş, seziş, zevk ve hâl çerçevesinde her zaman O’nunla …
Kur’an-ı Kerim’in 97. suresi olan Kadir Suresi’nde Cenab-ı Hak, Kadir Gecesi’nin kıymet ve fazileti anlatılmaktadır. Bu dosyada Fethullah Gülen Hocaefendi’nin eserlerinde geçen Kadir Gecesi ile alâkalı yazıları okuyacaksınız. Kur’an-ı Kerim’in …
Soru: Kadir Sûresi’nde Kur’ân’ın Kadir gecesinde nâzil olduğu buyuruluyor. Fakat biz, Kur’ân’ın âyet âyet nâzil olduğunu biliyoruz. Bu konuyu izah eder misiniz? Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerim’de Kadir gecesinin yüceliğini şu …
Soru: İnsanları saptırma adına şeytanın kullandığı başlıca argümanlar nelerdir? Cevap: Şeytanın önemli oyunlarından biri, insanı tepetaklak Cehennem’e götürebilecek büyük şeyleri, küçük göstermesidir. Hz. Pir, küçük gibi görünen şeylerin insan açısından büyük tehlike …
Soru: Bediüzzaman Hazretleri dört büyük mânevî hastalığı sayarken yeis, ucub ve gurur ile birlikte suizannı da zikretmiştir. İster aynı daire içinde bulunan isterse farklı meşreplere mensup olan insanların suizandan kurtulmaları ve …
Soru: Ölüm korkusu ile imansız ahirete gitme korkusu birbirinden nasıl ayırt edilebilir? Cevap: İnsan, iki ayrı derinliği olan bir varlıktır. Onun bir cismanî bir de ruhanî yönü vardır. Cismaniyeti itibarıyla insan, hayatın …
Mazlumlar, mağdurlar nazar-ı itibara alınarak, onların o sıkıntıları, dertleri paylaşılmalı!.. Hani hep ism-i mef’ûl kipiyle ifade ediyoruz: Mazlûmiyetlerini, mağduriyetlerini, ma’zuriyetlerini, mahkûmiyetlerini, daha değişik gâileler ile malul bulunmalarını… Bunların hepsini birden …
Seferberlik mülahazasıyla hizmet İçinde bulunduğumuz şartlar itibarıyla, konjonktür itibarıyla, zannediyorum meseleyi seferberlik şeklinde ele almak lazım; kadın-erkek, çoluk-çocuk, genç-ihtiyar, herkesin yapabileceği şeyi yapması lazım. Bizim dinimizin temel disiplinleri zaviyesinden bakacak …
يَشَاءُ – مَشِيئَةً شَاءَ – “Şâe-Yeşâü-Meşîeten” “dilemek” mânâsına gelen bir kelimedir. Ve Kur’ân’da en çok geçen kelimelerden biri de budur. Meşîet, Cenâb-ı Hakk’ın dilemesi bakımından kader mevzuu ile alâkalıdır. Bu alâka …
Kâinatta, kader, plân, program, ölçü ve denge hâ-kimdir. اللهُ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ أُنثَى وَمَا تَغِيضُ اْلأَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُ وَكُلُّ شَيْءٍ عِندَهُ بِمِقْدَارٍ * عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْكَبِيرُ الْمُتَعَالِ * …
Allah (cc), çeşitli vesileler göndererek insanları hidâyete erdirir. Peygamberler insanların hidâyetine vesile olduğu gibi gönderilen kitaplar da yine aynı şekilde insanların hidâyetine vesiledir. Tebliğ yapan insanların yaptıkları tebliğ ve irşad …
Âyette şöyle denilmektedir: أَلاَ لَهُ الْخَلْقُ وَاْلأَمْرُ تَبَارَكَ اللهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ “Dikkat edin, yaratma da emir de O’na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir.” (A’raf, 7/54) Emir ve yaratma Allah’a …
Bu mevzûa bir hadîs-i şerifle başlamak istiyorum. Bu hadîste Efendimiz (sav): ‘Sizden hiç kimse yoktur ki, cennet ve cehennemdeki yeri bilinmiş olmasın’[1] buyuruyor. Demek oluyor ki, daha insan yaratılmadan, Cenâb-ı Hak, …
Kader meselesi, ancak aşağıda zikredeceğimiz âyet ve hadîslerin ışığı altında ele alınır ve işlenirse Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat anlayışına uygunluk sağlanmış olur. Yoksa ya itizalî ya da cebrî düşüncelere kaymaktan kurtulamayız. …
- KÜRSÜ
Son Derece Basit, Küçük ve Zayıf Bir İradeye Mukabil, Sonsuz Bir Cennet veya Cehennem’in Verilmesi
Son Derece Basit, Küçük ve Zayıf Bir İradeye Mukabil, Sonsuz Bir Cennet veya Cehennem’in Verilmesi Nasıl İzah Edilebilir? Aslında bizler Cennet gibi gelecekle ilgili lûtf-u İlâhîye nâil olmayı değil, daha …
Sahih bir hadiste, ‘Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hıristiyan, Yahudi veya Mecusi (günümüzde de falan filan…..izm’den) yapar’ buyrulmaktadır. 1. Her insan, yaratılış itibariyle lekesiz, tertemiz, iman ve …
Allah Çok İnsanlara, Araba, Apartman, Mal, Mülk, İtibar, Arkadaş, Şan, Şöhret Vermiş; Bazı İnsanlara da Fakirlik, Dert, Musibet, Elem, Keder Vermiş; Sonraki İnsanlar Çok mu Kötü, Yoksa Allah Öbürlerini Çok …
- KÜRSÜ
Allah (celle celâluhu), Beni Neden Bana Sormadan, İrademe Danışmadan Yaratıp, Kaderin Mahkûmu Yapmış?
Allah (cc), Beni Neden Bana Sormadan, İşin Başında İrademe Danışmadan Yaratıp, Kaderin Mahkûmu Yapmış? Sonra, Benim Kaderim Neden Zengin ve Müreffeh Olmak Değil de, Belâ ve Musibetlere Maruz Kalmak Şeklinde …
Maalesef birkaç asırdır Allah’a iman insanlara unutturulmuş, Peygamber sevgisi zihinlerden sökülüp atılmış, kulluk şuuru silinip gitmiş, hudû ve huşû hissi kalmamış. Hakiki Müslümanlık, yerini şeklî ve formel Müslümanlığa bırakmış. Ne …
Allah’ı sevdik ama O’na iştiyakla ölüp ölüp dirilemedik Allah’ı delice sevemedik; sevdik ama delice sevemedik. “Her şeysiz olabilir ama Sensiz olamaz!” yürekten diyemedik. O’nun sevdiğini gönülden sevemedik; Habîbini (sallallâhu aleyhi …
Soru: Çeşitli vesilelerle hayatı ve hâdiseleri duyarak, hissederek ve süzerek yaşamanın öneminden bahsediliyor. Hayatı süzerek yaşama ne demektir? Cevap: İsmine ne dersek diyelim, bir insanın hayatını çevreleyen eşya ve hâdiselerin dilini …
Soru: Kehf Sûresi’nde, “De ki: Size işledikleri ameller bakımından ahirette en büyük kayba uğrayanların kimler olduklarını bildirelim mi? Onlar o kimselerdir ki dünya hayatında ortaya koydukları bütün sa’y u gayretleri hep …
Çocukluğundan itibaren hayatını Kur’an’ı anlamaya ve anlatmaya, yaşamaya ve yaşatmaya adayan Fethullah Gülen Hocaefendi’nin yazılı, sözlü, fiilî bütün eserleri bu amaca hizmet etmektedir. Bu meseleye dair sohbetlerinden biri olan 9 …
Oruç-Beden ve Ruh İlişkisi İnsan, ruhla cesetten mürekkep bir varlıktır. Ruhun olmadığı cesed bir mana ifade etmediği gibi, cesedin olmadığı ruh da -teklif dünyası adına- çok fazla bir şey ifade …
“Dediler ki: Derttir dermanın seni!..” *Dermanı derdin içinde aramak lazım. Kalbi tetikleyen ve gözü açan dert, dermandır. Bu manayı dile getiren çok güzel sözler vardır: Bunlardan biri şu mısralardır: “Derd-i derunuma …
Soru: Kur’an ayında, Kur’an sayesinde yeniden hayat bulabilmemiz için neler tavsiye edersiniz? Cevap: Bütün bir sene Kur’an’dan uzak kalmış olanlar bile Ramazan’ın nûrefşân ikliminde ciddi bir susamışlık içinde Kelam-ı İlahi’den kevser …
Gök kapılarının açıldığı kutlu zaman dilimleri çok iyi değerlendirilmelidir!.. Ramazan nesrimize girmiş, şiirimize girmiş, edebiyatımıza girmiş, vaaz u nasihatlere mevzu olmuş; bu güne kadar, zannediyorum söylenecek her şey söylenmiş. Cenâb-ı …
Dünyada iç içe buhranlar yaşanıyor. İnsanlık huzursuz ve hep hafakanla oturup kalkıyor. Yarınlar hakkında kimsenin olumlu bir düşüncesi yok. Hâdiseler boz bulanık, herkes feveran içinde, emeller de simsiyah. Zalim zulmüyle …
Öncelikle, bu mübarek ayı en güzel şekilde değerlendirmek için Ramazan ve oruçla alakalı makaleler tekrar okunabilir. Özellikle “Ramazan Risalesi”, üzerinde dikkatle durularak ve müzakere edilerek okunmalıdır. Ramazan-ı Şerif orucu çok …
“Göz çok geniş bir sahayı gördüğü halde, bir kıl onun görmesine mani olur” sözü kalb ve ruh hayatımız için neler ifade etmektedir? Günümüzde dünyevî meşguliyet ve aktüel mevzûların insanın ufkunu …
İçinde bulunduğumuz şartları ya da maruz kaldığımız bir musibeti yakınlarımıza anlatırken, hiç farkına varmadan arz-ı hal ve vakayı rapor maksadından uzaklaşıp Cenâb-ı Hakk’ı kullarına şikâyet etmiş olmamak için hangi esasları …
Günümüzdeki hayat tarzı, maddî imkânlar ve dünyevî meşguliyetlerin çokluğu, sürekli bir şekilde insanı dünyaya çağırıyor. Bu sebeple insanın içinde kimi zaman kendini toplumdan tecrit etme, inzivaya kapanma gibi istek ve …
Cenâb-ı Hakk’ın inâyetini celbeden vesileler ve onu inkıtaya uğratan sebepler nelerdir? İnâyet-i ilahiyenin kesilmemesi için bilhassa hangi hususlara dikkat edilmelidir? “İnâyet” kelimesi lütuf, ihsan ve iyilikte bulunmak, imdada yetişmek, görüp …
Soru: Selef-i salihînden birçok âlimin henüz küçük yaşta iken ilim tahsili için yuvalarından ayrılıp seyahate çıktıklarını görüyoruz. İyi bir eğitim için çocuk yaşta evden ayrılıp başka bir yere gitmek gerekli …
Kur’an-ı Kerim’de, Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’e tevcih edilen “Sakın inkarcılara arka çıkma!” ve “Sakın müşriklerden olma!” şeklindeki hitaplar nasıl anlaşılmalıdır? Bu türlü ilahî hitapları, Allah Rasûlü’ne yöneltilen …
İstek ve arzularımızın hüdâ eksenli mi yoksa hevâ u heves kaynaklı mı olduğunu nasıl tesbit edebiliriz? Bu mevzûda dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir? İnsanın, Hak yolunda bulunurken dahi hiç farkına …
Bir dönem hak ve hakikate aktif bir şekilde hizmet eden insanlar zamanla aşk u şevkten mahrum, tembellik ve miskinlikle mâlul bir duruma düşebiliyorlar? Bu hâlden kurtulmak, iştiyak ve heyecanı yeniden …
İnsanın kendi hata ve kusurlarını tespit etmesinin, kemale yürümenin ilk adımı olduğu gerçeğinden hareketle hata ve kusurlarımızı tespit adına neler tavsiye edersiniz? İnsanın işlediği hata, kusur ve günahlar çeşit çeşit, …
Ümmet-i Muhammed’in bir isminin de “Hammadûn ümmeti” olduğu ifade ediliyor. Burada şükrün değil de hamdin kullanılmasının hikmetini ve “hammadûn” kelimesinden kastedilen mânâ nedir? “Hamd”in şükür mânâsına geldiği yerler olsa da …
Bir sohbetinizde, Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in Hazreti Ebu Zerr’e dört maddelik bir nasihatte bulunduğunu anlatmıştınız. Söz konusu nebevî beyandan kendi adımıza almamız gereken mesajlar nelerdir? İbn-i Hacer …
İman ve İslâm çok büyük bir lütuf ve mazhariyet olduğu gibi, iman ve İslâm’a hizmet şuurunun da bu mazhariyetin ayrı bir derinlik ve buudu olduğu ifade ediliyor. Böyle bir mazhariyetin …
Muhatabın seviyesine göre konuşmanın ölçüsü nedir? Aslında ekseriyet tarafından anlaşılacağı umulan makaleler ya da konuşmalar maalesef bazı insanlara ağır gelebiliyor; dergi ve gazetedeki yazılarda daha sade ve anlaşılır bir dil …
Mü’minlerin, ister ferdî isterse de içtimaî musibetleri kendi günahlarının neticesi bilmeleri mevzuunda her zaman hatırda tutmaları gereken ölçüler nelerdir? İman sayesinde, canlı-cansız bütün eşya renk, şekil, desen, mahiyet değiştirip başkalaşmış …
Kıymetli dostlar, Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, Haziran 2013`de Ikindi namazına müteakiben yaptığı hasbihalde Berâat Gecesi ile ilgili sözlerine başladı. Bu mübarek zaman dilimiyle alakalı hadis-i şeriflere işaretlerde bulundu: Rasûl-ü Ekrem …
Akıl-his-heyecan dengesi nasıl muhafaza edilebilir? Bu mevzuda dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir? Akıl; hakla bâtılı, doğruyla yanlışı, iyiyle kötüyü birbirinden ayırma adına insana bahşedilen ilâhî bir armağandır. Ruhun en önemli …
Oyun; çocukların kendini eğlendirmek, ilerdeki hayata hazırlamak ve enerjilerini harcamak için yaptıkları bir kısım vücut hareketleridir. Misâl olarak eski oyun ve sporlarımızdan: Koşu, güreş, yüzücülük, binicilik, körebe, saklambaç, evcilik; şimdikilerden …
Çocuğun iç donatımının yanında, bedenî ve fizikî durumunun da aynı hassâsiyetle ele alınması, sıhhatli bir terbiyenin gereği ve onun başta gelen esaslarındandır. Disiplin Aslında, çocuğu insanlığa yükseltme ve onun yüce …
Çocuk, hemen hemen bütün bir gelişme döneminde, çevresinde cereyân eden şeylerin tesirinde kalır. Ona göre şekillenir ve ona göre benlik kazanır. Etrafında cereyan eden şeyler, onun duygularına yâr, kalp ve …
Yuva, insanoğluyla beraber varolmuş, çok eski; fakat hiçbir zaman eskimemiş bir müessesidir. tarih boyunca yer yer sert darbelere maruz kalmış, hatta, tasfiyeye tabi tutulduğu anlar olmuş, ama o, her defasında …
M.Fethullah Gülen Hocaefendi’nin son Kırık Testi sohbeti Herkul.org intermet sitesinde yayınlandı. Soru: Kalb kasvetinin tezahürleri, sebepleri ve çareleri nelerdir? Cevap: Kalb kasveti, kalb katılığı demektir. Kalb katılığı olan …
Şimdi, bu noktadan geri dönerek, hâneye kuşbakışı bir göz atmak ve sonra da bizzat onun talim ve terbiyesine ve bu hususta ona verilmesi gerekli olan şeylere temas etmek istiyoruz. Aile, …
Soru: İslâm, fikir ve hayata ne vermiştir? Fikir de, hayat da ancak İslâm sayesinde gerçek anlamını kazanabilmiştir. İnsan bazı hakikatlere kalb yoluyla muttali olur; evet, gözün göremeyeceği şeyler kalb yoluyla …
Soru: Müslümanlığın yaşanmadığı yerlerde doğan ve yetişen kimseler daha ziyade gayrimüslim olarak yaşıyor ve öylece ölüyorlar. İslâmiyet’in anlatıldığı ve yaşandığı yerlerde doğan ve yetişen kimseler çoğunlukla mü’min olarak yaşıyor, mü’min …
Soru: Kâinat, ilk yaratılışında böyle tagayyürlü, inkılâplı, mâil-i inhidam bir surette yaratılacağına, ebede elverişli olarak sabit bir şekilde yaratılsaydı; bu, tahripten sonra ebediyete kâbil, sağlam bir şekilde yapılmasından daha iyi …
Soru: Materyalist felsefecilerin yönelttikleri sorulardan birisi de: “Ruh mu, yoksa beden mi önce yaratılmıştır?” sorusudur. Bize göre ruh mu önce yaratılmıştır? Bunu aklen ve mantıken nasıl ispatlayabiliriz? Esasen bu, bir …
Soru: Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Âdemoğlunun şu hasletlerinden başkasında bir hakkı yoktur: Barınacağı ev, vücudunu örtecek elbise, katıksız ekmek ve su.”[1] Zamanımızda bilhassa evlenmek isteyenler çok acayip …
Soru: İslâm’ın içinde bulunduğu durumu kendi çapımıza göre kavrayabildiğimiz hâlde, dünyada iken mal edinme arzusundan kendimizi kurtaramıyoruz. Bu konuda tavsiyeleriniz nelerdir? Günümüzde İslâm’ın içinde bulunduğu durumun hakikat ölçülerine göre kavranması, …
Soru: Bir Müslümanın tolerans ve müsamaha hudutlarını izah eder misiniz? Batı’dan dilimize giren tolerans kelimesi, hoşa gitmeyen hususları vicdan ve iman enginliği ve sine genişliği içinde tolere veya duyguların gücüyle …
Soru: Kardeşime namaz kılması için nasihatte bulunuyorum. Ancak netice değişmiyor. Bundan dolayı çok rahatsız oluyorum. Ne yapmamı tavsiye edersiniz? Yapılan nasihatlere karşı reaksiyon gösteriliyorsa o kişinin üzerine gitmemek ve mümkünse …
Soru: Ashab-ı Uhdûd kimlerdir? Bu hususta malumat verir misiniz? Sorunun cevabına geçmeden önce bir iç mülâhazamı arz etmek istiyorum: İmam Malik’e, içinden çıkamadıkları kırk tane soru sormak üzere uzak diyarlardan …
Soru: Günümüzde İslâm’a hizmet, öncelikle İslâmî ilimleri mi, yoksa tabiî ilimleri öğrenmekle mi daha iyi yapılır? Her Müslümanın –derecesine göre– ilim öğrenmesinde zaruret vardır. Ancak bu ilimler arasında farz-ı ayn …
Soru: Hayatın gayesi nedir ve şükrü nasıl eda edilir? Üstad Hazretleri Lem’alar’da, kâinatın gayesinin hayat, hayatın gayesinin de şükür olduğunu ve bunun aksine, hayatın gayesini, “Rahatça yaşamak; gafletle lezzet peşinden koşmak …
Soru: İhlâs ve Uhuvvet risalelerinin lâakal (en az) onbeş günde bir defa okunmasının ısrarla tavsiye edilmesindeki hikmet nedir? Bu alışkanlığı nasıl kazanabiliriz? İhlâs ve Uhuvvet risalelerinin mevzu olarak ele aldığı …
Soru: Bazı ülkelerde sefahetin çok ileri seviyede olduğu söyleniyor. Bu memleketlerin istikbali hakkında ne dersiniz? Sefahet ve sefalet nereye girmişse orayı helâkete sürüklemiştir. Nerdeyse bu iki virüsün şimdiye kadar içine …
Soru: Müslüman olarak yaşamak, Müslüman olarak ölmek ve öbür tarafta salihler zümresine ilhak olmak için ferdin alacağı durum nedir? Evvelâ, bir insanın Müslüman olarak yaşaması, onun Müslüman olarak ölmesi için …
Soru: Kendi aklımıza, fikrimize ve nefsimize itimat etmek bazen bizi istişareden alıkoyabiliyor. Bu konuda ne buyurursunuz? İnsan, çok akıllı ve ehl-i ilim dahi olsa hiçbir zaman istişareden vazgeçmemelidir. Zira istişare, …
Soru: Nefsimize karşı mücadelemizde hep mağlup oluyoruz. Bizi, nefsimizin desiselerinden kurtaracak ciddi bir gayretin içinde nasıl olabiliriz? İnsan, nefsine karşı hep ciddi bir iradeyle savaş vermeli ve ona kesinlikle teslim-i …
Gerçek hayat, gönül seviyesinde sürdürülen hayattır. Gönlüyle var olan insan, geçmişi ve geleceği bir vâhidin iki yüzü gibi görerek zamanüstü bir varlık hâline gelir. Böyle bir ruh, ne geçmişin elemleriyle …
Yüce Yaratıcı ki, varlığı varlığımızın sebebi, ululuğu kâinatları ihâta etmiş; ışığı her şeyde nümâyândır. Gökler ve yer O’nun nurunun akislerinden birer parıltı, varlık bütünüyle, O’nun kulağı küpeli kölesidir. O, gönlü …
Her yüce dâvâ ve hakikat, temsilcilerinin kararlılığı, sadakati ve onu muhafaza hususunda gösterecekleri gayretle devamlılık kazanır ve âlemşümûl bir hüviyete ulaşır. Aksine böyle bir dâvâ, düşmanlarının sık sık saldırı ve …
İnsanda pek çok iyi şeylerin özü ve çekirdekleri bulunduğu gibi, bazı maslahatlar için kötü şeylerin esasları da onda mevcuttur. Meselâ, hasbîlik, samimiyet, diğergamlık, istiğnâ gibi güzel huyların yanında, çok kimse …
Ortalık henüz alaca karanlık içinde iken, etrafa Hakk’ın mesajlarını duyuran sen oldun. Kadirnâşinaslar bilmeseler dahi, bunun böyle olduğuna yer-gök şahittir. Sakın, usûl bilmezlerin hâline bakıp da sitemkâr olma! Ettiğin hizmeti …
Günümüzde çeşitli fikir akımları ve cereyanlar var; bunlar olacaktır da. Her şeyden evvel insanımız, boğucu bunalımlar içindedir. İlimlerin esası araştırmaya götüren şüpheler olduğu gibi, fikir akımlarının menşei de, bir bakıma …
Çocukların tâlim ve terbiyesi, hânenin nizam, huzur ve âhengi adına insanlık mektebinin ilk hocası kadındır. Kadına yeni yeni yerler arandığı günümüzde bir kere daha, Kudret elinin ona bahşettiği bu müstesnâ …
İnsana bahşedilen benlik emaneti, en büyük gerçeği tanıyıp bulma yolunda ona verilmiş mukaddes bir armağandır; vazife biter bitmez de taşa çalınıp kırılması gerekli olan bir armağan. Böyle yapılmadığı takdirde o, …
Ticaret, para ve emtia diliyle, her şeyin dizgini elinde olan Zât’a rızık adına müracaatta bulunmaktır. Bu müracaat mutlaka yapılmalıdır ama, isteklerin yerine getirilme işinin O’na ait olduğu da unutulmamalıdır. Teknik …
Bizde, “Çocuk aziz ise, terbiyesi daha azizdir.” diye bir söz vardır; ne kadar doğru! Çocuk terbiyesinde ana-baba, perhizli insan gibi olmalı ve terbiyede ölçüye çok riayet etmelidirler. 0-5 yaş arası …
Sır, karşı koyulmaz bir güç kaynağı ve bozguna uğratılamayan bir ordu gibidir. Sır bir namustur; onu koruyan -ister kendisine isterse başkasına ait olsun- namusunu korumuş olur. Onu fâşeden ise, şeref …
Senin halktan beklediğin muamele, halkın da senden beklediği muameledir. Başkalarının yardımına koşmak, Allah’ın inâyetine sunulmuş en beliğ bir davetiyedir. Senin halktan beklediğin muamele, halkın da senden beklediği muameledir. Başkalarının yardımına …
Çok konuşmak, aklî ve ruhî dengesizliğe delâlet eden bir hastalıktır. Makbul söz, en kestirme bir yolla, muhatabın kafasını karıştırmadan ona bir şey anlatan sözdür. Muhataba bir şeyler anlatabilmek için uzun …
İnsanoğlu için gerçek hayat, ilim ve irfanla kâbil olacağından, öğrenip öğretmeyi ihmal edenler, hayatta olsalar dahi ölü sayılırlar. Zira, insanın yaratılışının en önemli gâyesi, görüp bilmek ve öğrendiklerini başkalarına bildirmekten …
His, insanın kendi duyma çizgisine giren şeyleri zâhir ve bâtın hasseleri, yani, dış ve iç duyularıyla kavraması demektir ki, bu mevzuda bir veya birkaç şeyi birden kavrayana hassas denir. Akıl, …
Hayat, ilâhî bir sırdır; mâhiyetini de ancak Hak sırlarına âşina olanlar bilir. Mutlak hayat, bir bedenî yaşayıştır. Bedendeki hararet ve canlılık tamamen fıtrîdir ve alınan gıdaların kan ve enerjiye dönüşmesi …
Yolumuz üzerine serip sergilediğin, sonra da bizi görmeye davet ettiğin meşherlerini, en mükemmel şekiller hâlinde sarıp sarmaladığın en bedî, en çarpıcı san’at eserlerini ve Sana ait gizli güzelliklerin tecellileri olarak …
Aklın yolunu aydınlatıp ona yeni ufuklar açan bir ilâhî meş’ale vardır ki, onun aydınlığında bir senede kat’edilecek yollar bir saatte alınabilir: O da, fikirdir. Fikrin işi, doğruyu araştırmaktır. Malzemesi ilâhî …
Aşk, Rahmeti Sonsuz’un, insanoğluna gelip ulaşan en gizli lütuflarından biridir. Aşk, bir nüve, bir çekirdek olarak hemen her fertte bulunur. Şartların elverdiği ölçüde de o çekirdek ve tohum, ağaçlar gibi …
Aç herkese açabildiğin kadar sîneni, ummanlar gibi olsun! İnançla geril ve insana sevgi duy; kalmasın alâka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül..! İyileri iyilikleriyle alkışla; inanmış gönüllere karşı mürüvvetli …
İhtiyat, bir iş ve bir hamlede zarar ihtimallerine karşı ve maruz kalınan musibetler neticesinde âh u vâha düşmemek için ehemmiyetli bir davranıştır. Sebeplere tevessülde gerekli hazırlığı yapamamış nice müteşebbis vardır …
Yaşama mücâdelesi veren ve yarınlara ulaşmak isteyen her millet, ancak, kendi güç kaynaklarına; kendi manâ köklerine, kendi dînine, kendi îmânına, kendi azmine dayandığı ölçüde mevcûdiyetini devam ettirebilir. Aksine, ne ayakta …
Her şey gönlümüzce olmasa bile, doğruluk sancağının dalgalanmaya başladığı muhakkak.. hâdiseler arzu ve isteklerimize göre cereyan etmese de, ruhlarımıza inşirâh veren esintilerin olduğunda şüphe yok.. evet, yer yer acı bir …
Târihî devr-i dâimlerle Hakk inâyetinin tecellîlerine açık yeni bir çağın sath-ı mâiline girmiş bulunuyoruz. Bizim dünyâmız adına 18. asır, özünden uzaklaşanların ve muhâkemesiz mukallitlerin; 19. asır, kendini değişik fantezilere kaptırmış, …
Bin seneyi aşkın geniş bir zaman dilimi içinde hep şanlı devirler yaşamış ve hep güzelliklere açık bulunmuş şu mübârek dünyâ, bir-iki asır var ki, buhrandan buhrana sürüklenmekte ve çepeçevre rûhunu …
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Kırık Testi sohbeti ‘herkul.org’ internet sitesinde yayınlandı. Şeytanın oyunları KIRIK TESTİ Soru: İnsanları saptırma adına şeytanın kullandığı başlıca argümanlar nelerdir? Cevap: Şeytanın önemli oyunlarından biri, insanı tepetaklak …
Yıllar var ki, milletimizin kaderiyle alâkalı, ileriye dönük ciddî hiç bir plânımız olmadı. Bu bulanık zaman dilimi içinde, hayırları hep nevzuhûr tecellîleriyle tanıdık; şerleri de, gelip millete tosladığında veya çarpıp …
Ortaasya’daki kıpırdanışlar, birkaç asırdan beri rûhunu yitirmiş, paramparça olmuş bir milletin yeniden diriliş hareketleridir. Bu mübârek topluluk şu anda, can damarını koparan, kanını emen hasımlarını tanıma, bir esaret tasması gibi …
Bir kısım zararlı inatlarımızı müşâhede ettikçe, târihî tekerrürlerden hiçbir şey anlamadığımızı görüyor, üzülüyor, utanıyor ve zaman zaman da sarsılıyoruz… Birkaç asır var ki batı hayranlığı bizde böyle bir inat ve …
Cumhura muhafelet hatadır. Ancak cumhur, cumhur olduğu zaman bu hüküm doğru ise de, aksine, muvafakat hatadır. Mühendislerin bir hasta hakkındaki görüşlerine muhalefet eden hata etmiş sayılmayacağı gibi, inşaat hesaplarında doktorların …
‘Muhabbet bir Süleymandır Gönül taht-ı revân olmuş.’ (M. Lütfi) Gönül; insanoğlunun, en önemli, en ciddî yanı; onun mânevî varlığının ifâdesi, his ve inançlarının kaynağı ve insan derinliklerine açılan yolların hem …
İdeal bir cemiyet, ideal fertlerden meydana gelir. Parça ve parçacıkları günâhlardan ibaret hezeyan yığınlarına gelince, bunlar, iyiye, güzele ve hayırlara kapalı bir kısım kuru kalabalıklardır. İdeal insan veya eskilerin ifadesiyle, …
Bugün, aşk, pek çoğumuzun sînesinde pas tuttu; mürüvvet avuçlarımızın içinde, göz göre göre gül yaprakları gibi kurudu ve savruldu.. ümit, kolu-kanadı kırık, şurada-burada sürüm sürüm.. himmet ve cesâretlerimiz ise, şiddetli …
Yıllar var ki, gözlerimiz yollarda ve geleceğin hülyâlı mâvilikleri içinde varlığı en temiz ruhlardan daha temiz, düşüncesi çağın bütün problemlerini çözecek kadar güçlü, sînesi meleklerin gönülleri kadar yumuşak ve iradesi …
Eksiksiz tam bir yenileşme, ancak, ruh, zekâ, his ve irâdenin müşterek gayretleriyle mümkündür. Ruh gücünü, bütünüyle kullanmak, geçmişten gelen bilgileri eksiksiz değerlendirmek, sürekli olarak ilhâm ve mâneviyât esintilerine açık kalabilmek, …
Bir zamanlar bizim dünyâmız, kendine has renk ve ışıkları, güzellik ve derinlikleriyle müşahedesine doyum olmayan bir meşher ve başlı başına bir kültür; bir medeniyet ülkesiydi. Bu ülkede hayat o kadar …
Soru: İslâm’da istişarenin usûl ve adabı nedir? Cevap: Kur’ân-ı Kerim, herhangi bir tevil ve yoruma ihtiyaç bırakmayacak şekilde, açık ve net olarak, istişareyi Müslümanların zarurî vasfı olarak zikretmiş ve onun, …
Geceler, o tertemiz siyah örtüsüyle bütün bir varlığı sarınca, bir kısım karanlık ruhlar kendilerini her şeyden kopmuş, yalnız ve garip hissederler. Oysa ki, en karanlık anlarda, en tenha yerlerde, en …
Şanlı devirlerimizi bütün ihtişamıyla ihya edip geriye getirmek, “dünü” bir kere daha yaşamak gibi imkânsızdır. Ne var ki, milletçe varlık ve bekâmız, bu muhteşem devirlerle çok alâkalı ve içli-dışlıdır. Bizim …
Başını kaldır çevrene bak ve dünü-bugünü birarada görmeye çalış! Herşeyin muntazam bir tempoyla değişip gelişmekte olduğunu; dün minik bir tomurcuk, kuru bir tohumcuktan ibaret olan filizlerin, dânelerin boy atıp başak …
Asırlar var ki, mazlumlardan daha mazlum, mağdurlardan daha mağdur şu bizim dünyâmızın insanı, değişik buuttaki baskılarla gerildikçe gerildi; maruz kaldığı zulümlerle her gün biraz daha sertleşti ve ardı arkası kesilmeyen …
Tarihin belli bir döneminde başlayıp, bugünlere kadar uzayıp gelen bir mizaç inhirâfıyla, bize ait değerler hep horlandı, hep hakir görüldü. Bu dönemde, gönlünü bir kısım fantezilere kaptırmış, ruh dünyâsıyla lime …
Arkadaş, varolduğun sürece her türlü kötülüğe karşı duygu, düşünce ve gönlünün kapılarını kapa! Her zaman Hakk ölçüleri içinde en iyiyi, en güzeli ve en doğruyu ara! Bütün kinleri, nefretleri, bencillikleri …
‘Muhabbet bir Süleymandır Gönül taht-ı revân olmuş.’ (M. Lütfi) Gönül; insanoğlunun, en önemli, en ciddî yanı; onun mânevî varlığının ifâdesi, his ve inançlarının kaynağı ve insan derinliklerine açılan yolların hem …
“Gevşeklik göstermeyin, tasalanmayın; Eğer iman ediyorsanız üstünsünüz.” (Âl-i İmrân, 3/139) Hâlihazırdaki tablo oldukça ürpertici; ancak iman, ümit ve Allah’a teveccüh sayesinde aşılmayacak gibi de değil. Eğer insan, güneşe doğru yürür …
Ey Merhametlilerin En Merhametlisi! Bu koskoca kâinatları bir kitap gibi önümüze seren Sen; onun esrarını vicdanlarımıza duyuran Sen ve vicdanlarımızı lâhûtî esrarının mevcelenip geldiği iklime bir sahil yapan yine Sensin! …
Tarih bir düzine tekerrürlerden ibaret gibidir. Hâdiseler o kadar birbirine yakın ve benzer cereyan etmektedir ki, insan yanılıp da, hep aynı çizgide, aynı şeylerin cereyan ettiği hükmünü verebilir. Buna rağmen, …
Asrımızda insan dehâsı daha çok teknik ve teknolojinin inkişafı yönünde seferber olduğu için, ister istemez topluluklar mistik bir hava içinde bu istikamete kaymaya başladılar. İnsanlık bir taraftan, bu süratli ve …
Başkalaşma âdeta bir virüs, bir mikrop gibidir. Bir kere insana musallat olmaya başladığı zaman artık kolay kolay onun yakasını bırakmaz. Nasıl ki dişin dibine gelip yerleşen bir mikrop hemen binlercesini …
Hayatlarını Allah rızasını kazanma yolunda, O’nu sevip O’nun tarafından sevilme idealine bağlamış adanmışların en çarpıcı yanları, en önemli güç kaynakları, maddî-mânevî herhangi bir beklentilerinin olmamasında aranmalıdır. Onların hesap ve plânlarında, …
Karakol, sükunetin, huzurun ve emniyetin remzidir. Ondaki düzen, huzur ve orada gözlerin uyanık oluşu, umumî emniyet ve muvazenenin en büyük teminatıdır. Ondaki kargaşa ve bunalımlar ise, arkasındaki topluluklar için en …
Gelin, milletçe gönüllerimizi cehaletten, kabalıktan, bağnazlıktan, kinden, nefretten, hasetten arındırarak, dinî desen ve millî renklerimiz çerçevesinde yeniden kendimiz olalım. “Erbaîn”ler çıkarırcasına, gece-gündüz sürekli nefsânî arzularımıza karşı durarak, kalblerimize ve ruhlarımıza …
Biz, düşüncelerin hayata dönüştüğü, hayatın, bütün zamanları aşkın bir hızla akıp gittiği, rüyalara sığmayan bir aydınlık geçmişten geliyoruz. Bugüne kadar pek çok defa aşılmaz gibi görülen bâdireleri -Hakk’ın inayetiyle- aştık; …
Bir zamanlar bu mübarek dünya; rengi, deseni, havası, insanı, ruhanî iklimi, millet olarak kendi kimliğini koruma azm ü gayreti, geçmişten tevarüs ettiği değerleri, kökleri semaviliğe dayanan âdetleri, an’aneleri ve bütün …
Soru: Muhterem Efendim, gıybetin topluma musallat olmuş sinsi bir kurt ve insanlar arası ilişkileri bozan çirkin bir günah olduğu herkesçe iyi bilinen bir husus. Buna rağmen toplumda hâlâ var olması …
Aciz, fakir, muhtaç ve kendine yetmediğinin şuurunda olan kulun, tazarru, tezellül ve alçak gönüllülük içinde, Rahmeti Sonsuz’a yönelip, hâlini O’na arz ederek istediklerini O’ndan istemesinin ayrı bir unvanı sayılan dua, …
İman ve namaz aynı döl yatağında neş’et etmişlerdir; namaz, imanın ikiz kardeşidir. İman, dinin ve diyanetin nazarî yanını teşkil eder; o nazarî yanın takviye edilmesi ve tabiatın bir derinliği haline …
Milletçe birbirimize karşı saygının, sevginin, insanî münasebetlerin yeniden canlandığı yakın geçmişteki o kısa dönemde, bir baştan bir başa bütün ülkede her şey daha bir farklı görünüyor ve daha bir sıcak …
Yeryüzü muvâzenesinin tamamen bozulduğu, içtimâî coğrafyanın sürprizlere hâmile bulunduğu şu günlerde, ‘tabakât-ı beşer’ çapında sözünü geçirebilecek bir yüce devlete ve âlî bir millete, ne kadar muhtaç olduğumuz her türlü izahtan …
İnsan, üstün yönleriyle beraber kusurları da çok olan bir varlıktır. Ona gelinceye kadar hiçbir canlı, bağrında bu kadar zıtlıkları barındırmamıştır. O, Cennetlerin semalarında kanat çırpıp pervaz ettiği aynı anda, beklenmedik …
Ramazan gelirken bin nazla ve dolu dolu düşüncelerle gelir. Gece-gündüz hep gufranla tüllenir durur. Mîâdı dolunca da kendini duyura duyura gider. Ne var ki Ramazanlaşan ruhlara tam bir boşluk yaşatmamak …
Gönül insanı, ufku, inancı ve davranışlarıyla tam bir ruh ve mânâ kahramanıdır. Onun derinlik ve enginliği, bilgi ve müktesebâtıyla değil; gönül zenginliği, ruh saffeti ve Hakk’a kurbeti itibarıyladır. Ona göre, …
Öğrenme ve öğretme göklere dayalı iki yüce vazifedir. Bu vazife ile, insanın ruhundaki ehlîlik ve ehliyet ortaya çıkarılır ve o, topluma armağan edilecek hâle getirilir. Öğrenme ve öğretme inbiğinden geçmemiş …
Her ders yılına girerken, mektebi ve muallimi düşünmeden edemeyiz. Nasıl düşünmeyiz ki, mektep, hayatî bir laboratuar; derslerimiz hayat iksiri; muallim ise bu esrarlı şifahânenin kahraman üstadıdır. Mektep bir öğrenme yeridir. …
Hakk rahmetinin insan gözünde damla damla olmasıdır gözyaşları. Dilin, duygunun ve gönlün el ele, yüz yüze birleştiği, iç içe girdiği ânın çiçekleşmesi üzerinde jâledir gözyaşları… Cennet hûrilerinin kulaklarındaki küpeler, göz …
Arz-ı hâl etmek üzere artık kapının önündeyiz. Gözlerimiz zuhur edecek teveccüh tayfları ufkunda, dudaklarımızı Zât’ını tazimle süsleyip sinelerimizin âhlarını mırıldanarak, kulak kesilmiş takdirlerinizi bekliyoruz. Ayrı düştüğümüz o talihsiz günlerde …
Senin mâhiyetin hatta meleklerden de ulvîdir. Avâlim sende pünhandır, cihanlar sende matvîdir. M.A. İnsan, her felsefî ve ilmî görüşün temel mevzuudur. O hesaba katılmadan ne bir felsefe yapmak, ne de ilimlere …
Kur’ân’da anlatılan bazı kavimlerin, kendilerine gönderilen peygamberlere her türlü eza ve cefayı reva görmelerinin önemli sebeplerinden birisinin de onların kibir ve temerrütleri olduğu anlaşılıyor. Günümüzde maruz kalınan zulümlerde kibrin rolü …
Ana için derler, sonu yok ızdırabın… Hep enîndir anada sesi, telin, mızrabın… Fânîler arasında en muazzez varlıktır ana. O, yeryüzünde dolaşırken gökteki bir baş ve cennet de ayaklarının altındadır. Pabucunun …
Mehlika Sultan’a âşık yedi genç Kara sevdâlı birer âşıktı. Bir hayâlet gibi dünya güzeli Girdiğinden beri rüyâlarına; Hepsi meshûr, o muammâ güzeli Gittiler görmeğe Kaf dağlarına. Y.K. Neslimiz, yaşadığı dönemi …
Sinelerin düşmanlığa yenik düştüğü, ruhlarda bulantıların yaşandığı, kinin, nefretin bütün bütün azgınlaştığı, herkesin birbirinin kurdu hâline geldiği şu meş’um ve kapkara günlerde bizim, sudan, havadan daha çok sevgiye, merhamete ihtiyacımız …
Bu konuda söz söylemeye hâlimin de, dilimin de müsait olmadığının farkındayım. Kalem ve kelimelerim de bana bunu söylüyor. Susmak ve bir şey yazmamak gönlümde bir ızdırap, haddimi aşan bir mevzuda …
Soru: Bediüzzaman Hazretleri, “Mesleğimiz ‘Haliliye’ olduğu için meşrebimiz ‘hıllet’tir.” buyuruyor. (Lemalar, s. 162) Mesleğimizin, Halilullah (Allah’ın Dostu) ünvanına sahip Hz. İbrahim’le (aleyhisselam) irtibatı hangi yönlerden değerlendirilebilir? Cevap: Allah …
Lügat itibarıyla doğru, gerçek, sabit mânâlarına gelen hak kelimesi, söz ve akîdede vâkıa mutabık demektir ki karşılığı bâtıldır. Ayrıca, görülüp işitildiğinde hemen anlaşılır olana da hak denir. Mutlak zikredildiğinde ‘ …
Zât-ı Ulûhiyete, Ehadiyeti itibarıyla bakılınca, esmâ ve sıfâttan kat-ı alâka ile ondan Zât-ı Baht kastedilir. Vâhidiyet açısından nazar edildiğinde ise, esmâ-i ilâhiye ve sıfât-ı sübhâniye de duyulur, sezilir. Burada vicdanın, …
Lâfz-ı Celâl ve İsm-i Âzam da denen ‘Allah’ kelime-i mübarekesi, kendini bize ‘Esmâ-i Hüsnâ’sıyla bildiren ve sıfât-ı sübhâniyesiyle zihin, mantık ve muhâkemelerimize bir çerçeve vaz’eden, bütün esmânın Müsemmâ-yı Akdesi ve …
Yıllar var ki, toplum olarak pek çok garip oluşumun hem “fâsit” hem de “sâlih” dairelerini birden yaşıyoruz. Bir yandan geçmişteki inkırazlara rahmet okutturacak kadar büyük çöküşlerin en ürperticileriyle künde künde …
Soru: Hz. Şuayb’ın, kavmine hitaben söylediği, “Ey kavmim, şimdi eğer ben Rabbim’den gelmiş delillere dayanıyorsam; O da nezdinden bana güzel bir rızk ve nasip lütfetmişse, (sizin dediğiniz gibi davranırsam) O’na …
Eğer insanoğlu yeryüzünde Allah’ın halifesi, bütün yaratılanlar arasında Hakk’ın gözdesi, topyekün varlığın özü, usâresi ve Yüce Yaratıcı’nın en parlak aynası ise -ki bunun böyle olduğunda şüphe yoktur- onu bu âleme …
Varlığın mânâ buudu, ona açık olanlar için kat’iyen bir vehim, bir hayal, bir kuruntu, bir hezeyan değil; o bir vak’a ve bir iç sistemdir. Varlığımızın kabul edilir şekildeki izahı, hayatımızın …
Yıllar var ki bu ülkede, ruh da ruh ufku da sürekli anlamsız görülmüş hatta hafife alınmış ve horlanmıştır. Bilhassa bir kısım müstağriblerle, bazı inkılâpçı geçinenler “değişim” ve “dönüşüm” adı altında, …
İnsanoğlu, ölmek için var olur, dirilmek için ölür ve ebediyeti duyup yaşamak için de dirilir. Bir bir gelinir bu dünyaya.. bir bir yürür herkes bu upuzun hayat yolunda.. onca müştereklere …
İnanmadığı hâlde inanıyor görünmek, akide ve düşüncelerinde münkir olmasına rağmen farklı bir tavır ve kanaat sergilemek, her zaman duruma göre hareket edip sürekli iki yüzlü davranmak demek olan nifak; ferdî, …
Bizimle aynı kaynaktan beslenmeyen, aynı memeden süt emmeyen ve geçmişten gelen aynı değerleri paylaşmayanların, ızdıraplarımızı anlamaları mümkün olmadığı gibi genel tavırlarımız karşısında kendilerini hayretten alamayacakları da açıktır.. açıktır; zira bugünü …
Çağın insanı, gayesizliğin, mefkûresizliğin kurbanı olmuştur. O bazen mefkûresizliğiyle iradesinin üzerine yatarak olduğu yerde kokuşmuş kalmış; bazen de iradî olma adına etrafını yakıp yıkmış, bir anarşist, bir nihilist gibi davranmıştır. …
Sonsuzun, kelime ve harfler dünyasında parıldayan ışığıdır Kur’ân. İns u cinnin duygu, düşünce ve his atlasında melekutun sesi-soluğudur Kur’ân. Gün gelip de O, en müstesna bir sadef içinde inciye dönüşünce, …
Küfr; Allah’ın nimetlerini görmezlikten gelerek nankörlük etme anlamında bir kelime. Bir hareke farkıyla kefr, herhangi bir şeyin üzerini örtüp gizleme mânâsına gelir ki, tohumun toprağın bağrında, tomurcuğun da yapraklar arasında …
Birkaç asırdan beri tamamen üslûbunu yitirmiş şu dünyada herkes bir şeyin peşinde; biz de kendi ruhumuzu arıyoruz. Bu aramayı devam ettirebilirsek, kendimiz olarak dirileceğimiz günlerin çok yakın olduğunu söyleyebiliriz.. evet, …
İnsanoğlu var olduğu günden beri, çok defa hep başka bir dünya özlemi içinde bulunmuş ve zaman zaman da yaşadığı dönemi yerden yere vuragelmiştir. Böyle bir mülâhaza, vicdandaki ebet arzusu veya …
Hiçbirimiz, zamanın, bize ait çerçevesi içinde kalmaya razı değilizdir; ya hayallerimizle geçmişin enginliklerinde seyahat eder hamâset soluklarız ya da ümitlerimizle hep geleceğe doğru kanat çırpar; iman, Hakk’a güven ve O’na …
İçinde bulunduğumuz çağ, vadettiği müspet ve güzel şeylerin yanında, bizim için hep bir ızdırap ve inkisar çağı oldu. Sadece bizim için de değil; onunla tanışırken, henüz kalbî, ruhî, fikrî ve …
Yeryüzündeki insanlık macerası, İslâm’la hedefine ulaşmış ve evrensel bir kurtuluş mesajı olarak yerine oturmuştur. Var olduğu günden beri yaratılış muamması karşısında sürekli didine-çabalaya iki büklüm olmuş felsefe, ancak İslâm’ın ortaya …
Işık, karanlıklarla savaşarak gerçek derinliğine ulaşır.. güzellik, çirkinlikler içinde daha bir belirginleşir.. iyiler, fâikiyetlerini tam olarak ancak kötüler arasında ortaya koyabilir; hiç olmazsa bazıları için bu böyledir.. toplum, huzura ihtiyaç …
Sevgi yaşatan bir iksirdir; insan sevgiyle yaşar.. sevgiyle mutlu olur ve sevgiyle çevresini mutlu eder. İnsanlık sözlüğünde sevgi bizim canımızdır; biz birbirimizi onunla hisseder, onunla duyarız. Allah, insanları birbirine bağlama …
Günümüzde her şeyden daha çok, Allah’a karşı vazifesini yerine getirme şuuruyla gerilmiş mes’uliyet nesillerine ve topluma rehber olabilecek ideal insanlara ihtiyaç var. İnsanlığı, birkaç asırdan beri içinde bocalayıp durduğu ilhad, …
Varlığın özü, usâresi insan; kâinatların fihristi ve hülâsası da insandır. Mevcudatın merkez noktasını insan tutar; canlı-cansız diğer her nesne ise onun çevresinde iç içe halkalar teşkil ederler. Öyle ki, Yüce …
İnsanoğlu, yeryüzüne ayak bastığı günden beri hep huzur rüyaları görmüş, huzur sayıklamış, huzur arkasından koşmuş ve huzur uğrunda ne kavgalar, ne kavgalar vermiştir. Bazen onu, çok çalışıp çok kazanmada ve …
Şartların ağırlaşması, baskı ve zulümlerin artması bazı kimselerde ümitsizlik hâsıl edebiliyor? Bu tür durumlarda müstakim çizginin korunabilmesi adına yapılması gerekenler nelerdir? Öncelikle bir hususu hatırlatmakta fayda görüyorum. Cereyan eden hâdiselerin …
Bu hayatın yaşama külfetine değip değmemesi büyük ölçüde, varlığın gâyesinin bilinip bilinmemesine bağlıdır. Hatta diyebiliriz ki, varlık ve insan mülâhazamızın zaman zaman bize hatırlattığı hayat muammâsı, daha çok duyularak, hissedilerek, …
Tarifler çerçevesinde veya bilim ve mârifet nazariyesi açısından iman; “emn ü eman” kökünden türetilmiş, inanmak, güven vaad etmek, başkalarının emniyetini temin etmek.. ya da emin, güvenilir ve sağlam olmak mânâlarına …
Hataları Giderme Yolu Buraya kadar insanları ayıplamama, hor görmeme ve kusurları affetme üzerinde durmaya çalıştık. Bütün bunlardan hata ve yanlışlar karşısında sessiz kalınması ve hiçbir şekilde bunlara müdahale edilmemesi gerektiği …
Eski düşünce kendini yenileyememenin kurbanı oldu; yenisi ise, tepkilerle, fantezilerle kendi kendini yeyip bitirdi. Her iki düşüncenin de kendi içinde bazı tutarlı yanları olduğu muhakkak; ama hep karşı karşıya ve …
Gönüller arası iç içe uzayıp giden pek çok gizli yollar vardır. Herkes kendi ufkunda seyahat ederken, bilerek ya da bilmeyerek bir sürü de kesişme ve “örtüşme” noktalarında beraberlik yaşanır ve …
Aklın, mantığın ciddî biçimde yara aldığı ve hislerin, heveslerin muhakemenin önüne geçtiği günümüzde, her zamankinden daha fazla dikkat etme konumunda olan bizlerin, çevremizde meydana gelen hâdiseleri, gerçek sebep ve sâikleriyle …
Yıllar var ki milletçe, hakikî ihtiyaçlarımızı görmezlikten gelerek, ihtiyaçmışçasına bir kısım fanteziler arkasından koşup durduk. Bazen neyin ihtiyaç olduğunu kestiremeyerek, bazen de bir kısım lükslerimizi ihtiyaç zannederek, hayatımızı bütünüyle bu …
Yıllar var ki toplumumuzda sürekli bir düşünce kayması yaşanıyor ve her gün daha da yaygınlaşan bir üslûp bozukluğu bütün duygu ve düşünceleri âdeta esir alıyor. Beyanlar fevkalâde dekolte, ifadeler olabildiğine …
Dua; bir çağrı, bir yakarış ve küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya, arzdan, arzlılardan semâlar ötesine bir yöneliş, bir talep, bir niyaz ve bir iç dökmedir. Dua eden, kendi küçüklüğünün ve yöneldiği …
Ey nefis! Sıyrıl hazan duygularından ve bir yeşillik ol, uçuşsun kuşlar, kuşçuklar çevrende.. bir su kaynağı ol, koşsun bütün bağrı yanıklar semtine.. mumlar gibi eri ve etrafına ışıklar saç; hem …
Bugün hemen bütün dünyada olduğu gibi, bizim toplumumuzda da iç içe bunalımlar yaşanmakta; inanç bunalımı, düşünce bunalımı, kıstas bunalımı, sistem bunalımı, ahlâk bunalımı, aile bunalımı, idare bunalımı, rejim bunalımı gibi… …
Derinleşmiş bir ruhun gönül yamaçlarına akseden en canlı ışıklar, daha çok yol mülâhazası ve murâkabe anında kendilerini hissettirirler. Bu dünyanın şartlarına göre yaratılan insanoğlunun, dönüp kendini Var Edene yönelmesi, mesafelere …
“Ne harâbî, ne harâbâtîyim Kökü mâzide olan âtîyim.” (Yahya Kemal) “Muştular geleceğe, selam şanlı mâziye.” (Kırık Mızrap) Hiç şüphesiz bir topluma yapılacak kötülüklerin başında, o toplumu, bugünkü ve yarınki varlığının …
Matematikle ile alakalı Arapça bir tabir. Bir cemiyette hakiki bir birlik, hakiki bir bütünlük yoksa kesirlerde olduğu gibi işte, hani ikide bir dersiniz onda bir olunca rakamın büyümesi iyice küçültür …
Günümüzde her şeyden daha çok, Allah’a karşı vazifesini yerine getirme şuuruyla gerilmiş mes’uliyet nesillerine ve topluma rehber olabilecek ideal insanlara ihtiyaç var. İnsanlığı, birkaç asırdan beri içinde bocalayıp durduğu ilhad, …
Soru: Hadis-i şeriflerde bir taraftan mü’minin ayıplanmaması, hakir görülmemesi ve kusurlarının örtülmesi emredilirken diğer yandan da zulüm ve kötülüklere karşı sessiz ve tepkisiz kalınmaması emredilmektedir. Bu konuda mü’mince duruş nasıl …
Yüksek düşünceleri, yüce gayeleri, büyük ve evrensel projeleri ancak, her zaman yüksek uçabilen, uzun soluklu; yürüdüğü yolda hız kesmeden yürüyen, durduğu yerde kararlı duran, uhrevî zevklerle gerilmiş kara sevdalılar gerçekleştirebilir. …
Sevgili Dostlar, Başta şirin ülkemizin güzel insanları olmak üzere bütün ümmet-i Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselam) her türlü musibetten kurtulup selamete çıkması, maddî manevî sıkıntılardan sıyrılıp inşiraha kavuşması, özellikle de inananlar arasında …
Gün batıp herkes yuvaya dönünce, çarşı-pazar dört bir yanı düşündüren bir sessizlik kaplar; bir mânâda her şey susar; sadece gece konuşmaya başlar ve bunu da büyük ölçüde leylîler anlar. Leylîler …
Çağın insanı, gayesizliğin, mefkûresizliğin kurbanı olmuştur. O bazen mefkûresizliğiyle iradesinin üzerine yatarak olduğu yerde kokuşmuş kalmış; bazen de iradî olma adına etrafını yakıp yıkmış, bir anarşist, bir nihilist gibi davranmıştır. …
Sevgi yaşatan bir iksirdir; insan sevgiyle yaşar.. sevgiyle mutlu olur ve sevgiyle çevresini mutlu eder. İnsanlık sözlüğünde sevgi bizim canımızdır; biz birbirimizi onunla hisseder, onunla duyarız. Allah, insanları birbirine bağlama …
Hiçbirimiz, zamanın, bize ait çerçevesi içinde kalmaya razı değilizdir; ya hayallerimizle geçmişin enginliklerinde seyahat eder hamâset soluklarız ya da ümitlerimizle hep geleceğe doğru kanat çırpar; iman, Hakk’a güven ve O’na …
Yıllar var ki milletçe pek çoğumuz, hususiyle de zirvedekiler, bir türlü düşüncelerimizi saran vehimlerden sıyrılarak gerçeklerle yüz yüze gelmeye cesâret edememişizdir. Yalan-doğru ayırımı yapmadan her söze kanmış, mesnetsiz ve nesepsiz …
Büyük ve ciddî istihâleler arefesinde bulunuyoruz. Toplum sancı sancı üstüne kıvranıp duruyor
Her şey duyduk. her şey gördük ve nice nice hâdiselerin içine girip çalkalandık. Ama üzüntüyü atıp huzura eremedik. Duygularımızla doyup itmi’nâna ulaşamadık. Çünkü ihtiyaçlarımız başka, o ihtiyaçları gidermek için bize …
Sabır, yücelme ve fazilete ermenin mühim bir esası ve iradenin zaferidir. O olmadan, ne ruhu inkişaf ettirmeden, ne de yücelip benliğin sırlarına ermeden bahsedilemez.
İstikameti yakalayamamış kişilerin başkaları nazarında inandırıcı olmaları da mümkün değildir.
Neslimiz, en bunalımlı bir devreyi yaşamaktadır. Asırlarca devam edegelen terk edilmişlik, iç içe musibetler hâlinde onun devrinde meyve verdi.
Nerdesin, yıllarca hasretini çektiğimiz kahraman? Nerdesin, hayâllerimizin güvercini, rüyâlarımızın üveyki? Nerdesin ‘ba’su ba’del-mevt’ imizin müjdecisi?
Merhamet edin ki, merhamete mazhar olasınız! Yerde merhamet eden bir ele, gökler ötesi âlemlerden bin muştu gelir.
Bir bahar gibi başlar her şey. Güzel tasavvurlar, tatlı düşünceler ve zümrütten hayallerle…
İnsanı, insan olduğu için sevmek ve saygılı olmak; Yaratıcıya saygılı olmanın ifâdesidir.
İman ve ümit huzurun ilk şartıdır. Vicdanî yüceliğe erememiş, orada kendi cennetini kuramamış kimselerin huzurlu olması düşünülemeyeceği gibi, geleceği ümitle bekleyen ve mutlu istikbalin hazlarıyla gönlünde Cennetler kuranların da huzursuzluğu …
Milletçe, bu anlayışta bir muhasebeye ne kadar muhtaç olduğumuz, her türlü tariften varestedir.
İnsanı, insan olduğu için sevmek ve saygılı olmak; Yaratıcıya saygılı olmanın ifâdesidir. Yoksa kendi gibi düşünenleri sevmek ve saymak, samimi ve insanca bir sevgi ve saygı değil, bir bencillik ve …
Muallim, doğumdan ölüme kadar, bütün bir hayat boyu, hayatı şekillendiren kudsî üstaddır. Milletine, kader programında rehberlik yapıp, ahlâk ve karakterini yücelten ve ona ebediyet şuurunu aşılayan, melek soluklarının mihraklaştığı bu …
Bugün, büyük felâketler ve tehlikelerle karşı karşıya olduğumuz kadar, büyük imkân ve ümitlere de sahip bulunmaktayız. On dokuz ve yirminci asır, hayır adına da şer adına da en zengin ve …
Nereden çıktı bu kadar ‘cinsi bozuk, ahlâkı fenâ!’
Tufeylî, başkalarının sırtından geçinen bir asalaktır.
Ana için derler, sonu yok ızdırabın… Hep enîndir anada sesi, telin, mızrabın… Fânîler arasında en muazzez varlıktır ana. O, yeryüzünde dolaşırken gökteki bir baş ve cennet de ayaklarının altındadır. Pabucunun …
Gevşeklik göstermeyiniz, tasalanmayınız; İnanıyorsanız mutlaka üstünsünüz!” İşte yüreklere derman, diriltici nefes! İnsanoğlu bu dünyada, kendini bulma, özüne erme uğrunda, tehlikeleri çok, geçidi yok önünde sarp dağların, derin derelerin bulunduğu upuzun …
Kendini Yenileme Kendini yenileme, devamlı var olabilmenin ilk şartı ve en mühim esasıdır. Sırası geldikçe kendini yenileyemeyenler, güçlü de olsalar, er geç tükenip gitmeye mahkûmdurlar. Her şey, kendini yenileyerek canlı …
Işık Süvarileri Yıllar var ki milletimiz, bütün müesseseleriyle bir varoluş mücâdelesi içinde çırpınıp durmaktadır. Değişik çizgi ve değişik buudlarda cereyan eden bu mücâdelede, insanımıza gerçek diriliş vâ’deden çaplı hamleler olduğu …
Neleri gördük, ne denli dudaklarımız ümitsizlikle burkuldu, içimiz kanadı… Ya şimdi?
(Not:Videoyu görüntüleyebilmek için videonun altında bulunan daha fazla göster butonuna tıklamayı unutmayın) Soru: Yurtdışında yaşayan insanların bazı hassasiyetlerini ve metafizik gerilimlerini kaybedebilecekleri kaygısını taşıyor musunuz? Değişik vesilelerle, “Keşke bir milyon …
Geleceğin fikir işçileri, yarının kurucuları ve âtîdeki nesillerin rehberleri olacaklardır. Dünya, onların harman edeceği düşüncelerle yeniden kurulacak; gelecek, onların sundukları mesajlarla aydınlığa kavuşacaktır. Onlar; kat’iyyen, zahmet ve sıkıntı bilmeyen mirasyediler …
Hizmet bir vazife, imtihan; hizmet yolunun tabii cilvesi. Tekrar etmeme gerek yok.
Yeni bir vazife dönemini daha idrak ederken, yüreklerimizde Zeliha’nın aşk u hicrânı, Yakub’un âh u efgânı, gözümüzü açacak, gönüllerimizi şâd edecek müjdeler bekliyoruz. Ölü ve karanlık yılların, önüne katıp sürüklediği …
Şu muhteşem kâinat kitabındaki âhenk, eşyânın birbirine destek olması ve birbiriyle baş başa, omuz omuza vererek bir bütün teşkîl etmesiyle devam etmekte; her türlü yıkılım ve tahrîb ise birbirine zıt …
“Eğer sen hak ile meşgul olmazsan, bâtıl seni işgal eder!”
Çile, yüce hedeflere varmanın ve yüksek neticeler elde etmenin tek yoludur. Hakikat yolcusu, çile ile günahlardan arınır; onunla saflaşır ve onunla özüne erer. Çilenin olmadığı yerde ne olgunlaşmadan ne de …
Yıllar var ki cehâlet, görgüsüzlük ve uyuşukluğun çevremizde meydana getirdiği karanlık atmosferi aşarak, şanlı mazimizi aydınlatan ışık kaynaklarından istifâde edemez ve aydınlanamaz olduk. Bizler yakın geçmişimiz itibariyle, atâlet ve rûh …
Bu millet, birkaç asırdan beri kendi bünyesinde akıl almaz zıtlaşmalara, anlaşılmaz kutuplaşmalara düşerek, içten içe kendi kendini çürütmüş ve âdetâ düşmanlarının emellerine hizmet eder hâle gelmiştir. Bir kesim, kendisinin sağmal’ı …
Resûl-i Ekrem’in (aleyhi ekmelüttehaya) neslini sevmek, Alevî’siyle Sünnî’siyle hepimiz için çok önemli bir vecibedir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de, Allah Resûlü’nün, peygamberlik vazifesine bedel olarak hiçbir ücret talep etmediği, ümmetinden sadece Âl-i …
Hazreti Hüseyin Efendimiz kendi ahfadı ile Kerbela’da şehid edilmiştir. O günü vesile sayarak bir araya geliriz. Oruç tutarız, iftar yaparız, aşure ikram eder, insanların gönüllerini alırız. Alevi-Sünni insanları bir araya …
Mukaddes Göç – Yeni bir Hicret dönemi başlıyor… Allah’ın adını duyurmak O’nun sevgisini kazanmak Efendimizin Namı Celili’ni Dünyanın dört bir yanına ulaştırmak Hicret edin hayat bulun Başkaları için yaşayın…
Osmanlı’nın üst üste zulüm ve ihanetlere uğradığı, İslâm âleminin müstemlekeciler tarafından adeta tırpanlandığı ve fikir, düşünce adına dümdüz edildiği, geriye sadece Osmanlı’ya sövme ve vefasızlığın miras kaldığı bir dönemin akabinde, …
Son dönemde hadiseler dış yüzleri itibarıyla insanı bedbinliğe ve karamsarlığa sevk edecek şekilde cereyan ediyor. Ancak bir şey var ki, onu da inkâr edemem. Şöyle ki, eğer Cenab-ı Vacibu’l-Vücud ve …
Bir hizmetin başında, o işi başlatan fertler henüz bir imtihana tâbi tutulmamış ve hizmet dışı mülâhazalara dalmamışlarsa, onlar fevkalâde bir aşk ve şevkle vazifelerini yerine getirirler. Ne var ki, bazen …
Olumlu ve müspet davranışların, temsil mevkiinde bulunan insanlar tarafından ortaya konulması, o işin müessiriyeti açısından çok önemlidir. Yani bir insan namazı anlatıyorsa öyle bir namaz kılmalı ki, dışarıdan ona bakanlar, …
Bu konudaki o mübarek “ba’s ü ba’de’l-mevt”in ilk basamağı, Hazreti Allah ile Hâlık-mahlûk münasebetinin gerçekleşmesine; varlık içinde insan olarak yerimizin doğru tespit edilmesine; mahiyet-i insaniyenin bir fihrist gibi yanlışsız okunup …
Izdırap ve çile, bu yolun kaderidir. O hâlde irşâd ve tebliğ adamı, daha işin başında ızdırap ve çileye razı olmalıdır. Tıpkı nebilerin, sıddîklerin, şehitlerin ve bütün salih mürşitlerin razı olduğu …
Kurban Bayramı, Hazreti İbrahim ve İsmail’den günümüze kadar, hep bir kahramanlık, bir fedakârlık, bir hasbîlik ve bir teslimiyet sembolü olagelmiştir. Kurban Bayramı, tıpkı orduların savaşa gidişi gibi gürül gürül tekbirlerle …
Soru: Hizmet’in en mümeyyiz vasıflarından biri olan “başkalarına el uzatma” hasletini kazanma ve bunu pratiğe dökme adına yapılabilecek faaliyetler nelerdir? Cevap: Başkalarının yardımına koşmak, Allah’ın inayetine sunulmuş en beliğ bir davetiyedir. Zira …
Ümitle uzun yollar aşılır; ümitle kandan irinden deryalar geçilir
Yunus’un diliyle ‘dövene elsiz, sövene dilsiz ve gönülsüz’dürler.
‘Milletimin imanını selâmette görürsem,Cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım;Çünkü vücûdum yanarken, gönlüm gülgülistan olur.’ Yıllaryılı bizi kurtaracak insanın hasretini çekip durduk.. yaramızı saracak, derdimize derman olacak insanın hasretini… Hele havanın iyiden …
Ağlamak kaderimiz oldu. Yıllar yılı ağlamadan başka bir şey bilemedik. Ölen insanımıza, yıkılan umranımıza, târumâr olan harmanımıza ve kâidesiz kalan ümidimize ve cesaretimize… Hayat fânusumuzu elinde gördüğümüz batılı, bizden çok …
Senin uğruna bu yola atıldık. Acılarına ortak olmak, ızdıraplarını dindirmek, gönlünü âbâd etmek için… Bize gönül koyma! ‘Ağırdan aldık’; vaktinde imdadına yetişemedik. Ama inan; sînemizde hep Yakub’un âh u efgânını(1), …
Sen Mevlâ’yı sevende, Mevlâ seni sevmez mi?!. Rızasına ivende rızasını vermez mi?!.
Adalet mülkün temeli, zulüm, bu temele yerleştirilmiş bir dinamit; adalet, Hakk’ı ve halkı hoşnut etmenin en emin yolu, zulüm, bu yolda yürekleri hoplatacak bir gulyabâni; adalet hakkın sesi ve soluğu, …
Bugüne kadar hiçbir ideoloji, insanları uzun zaman bir arada tutmayı başaramadı. Bir arada tutmak şöyle dursun, böyle bir beraberliğin gerektirdiği şartları dahi tam olarak ortaya koyamadı. Ne yakın tarih itibarıyla …
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder