“ Kayseri’de anne babasıyla yaşayan bir genç kız Kayseri’nin Gesi kasabasına gelin gider…
O zamanın şartlarında dolmuş, otobüs hatta araba dahi ulaşım aracı olarak yoktur…
Varsa yoksa merkep ya da atlarla…
Gesi’ye gelin giden bu kız evlendikten sonra bir daha ailesini görmeye gidemez,hiç götüren de olmaz.
Bu durum kızın içine kor gibi düşer, anne özlemi onu yakar, kavurur.
Kocası da vurdumduymaz, gamsız biridir, genç kızla hiç ilgilenmez.
Kayınvalidesi ise düşman başına…
Kıza yapmadığı cefayı bırakmaz.
Kocasının ilgisizliği, kayınvalidesinin zulümleri altında günler geçer…
Genç kızın delikanlıdan çocukları olur…Onlarla avunmaya çalışır, anne baba özlemini onlarla unutmaya çalışır ama heyhat!
Nafile…
Annesine olan özlemi bir türlü dinmez, geçmek bilmez.
Her kız evladı gibi o da anneye düşkündür…
Annesinden hiç haber alamadığı için çok üzülmekte…
Kahrolmakta…
Aylar, yıllar geçer ve kötü haber gelir;
Annesinin öldüğünü öğrenir !
Bu acı ve üzüntü ile Gesi’nin güzel bağları arasında hem ağlayarak hem de ağıtlar yakarak…
İşte bu meşhur “Gesi Bağları” türküsünü söyleye söyleye dolaşır durur…“
GESİ BAĞLARI (Sözleri)
Gesi bağlarında dolanıyorum
Yitirdim yarimi,aman aranıyorum
Bir tek selamına güveniyorum
Gel otur yanıma, hallarimi söyleyim
Derdimden anlamaz,ben o yari neyleyim
Gesi bağlarında üç top gülüm var
Hey Allah’tan korkmaz,sana bana ölüm var
Ölüm varsa bu dünyada zulüm var
Atma garip anam, beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Yöre; Kayseri
Kaynak; Ahmet Gazi Ayhan
Derleyen; Muzaffer Sarısözen
…………………………………………………
125 KITASI
Pek bilinmeyen ancak,her satırı yürekleri dağlayan,gönüllere kor gibi düşen 125 kıtası;
1
Gesi bağlarından gelsin geçilsin
Kurulsun masalar, rakı konyak içilsin
Herkes sevdiğini alsın çekilsin
Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor, ben o yâri neyleyim
2
Gesi bağlarında bir top gülüm var
Hey Allah’tan korkmazsana bana ölüm var
Ölüm var da şu gençlikte zulüm var
Atma anam atma beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın
anam yansın derdime
3
Gesi bağlarında tokaştım taşa
Gardaş ekmeğini, kakarlar başa
Çalışıp yeldiğim emeğin boşa
Örtün pencereyi değmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller
4
Gül koymuşlar menekşenin adını
Dünyada almadım ben muradımı
Ben ölürsem dertli koyun adımı
Yas tutsun ellerim, kına yakmayım,
Kör olsun gözlerim,
sürme çekmeyim.
5
Gesi bağlarında üç ırgat işler
Anamdan mı gelir şu uçan kuşlar?
Analar doğurur ele bağışlar
El kadar alnımda, kara yazım var
Evvel başım idi, bir de kuzum var
6
Gesi bağlarının gülleri mavi,
Ayrıldım anamdan gülemem gayrı,
Alımı yeşili giymeyim gayrı.
Gel otur yanıma, başımın tâcı
Ayrılık günleri ölümden acı
7
Gesi bağlarında dolanıyorum,
Yitirdim yârimi aranıyorum
Bir çift selâmına güveniyorum
Ben gülsem oynasam yasak diyorlar,
Varın, yoğun elinden alsak diyorlar.
8
Sac üstünde fısır fısır bazlama
Ana yâralıyım ciğer közleme
Ben ölüyom gelir diye gözleme
Ölüm olmasın da ayrılık olsun,
Bize sebep olan içten vurulsun.
9
Şu görünen bahçe bağ mola?
Şu dağın ardında anam var mola?
Anam da benim gibi yanar mola?
Ne deyim ağlayım bu böyle kalmaz,
Kulların başına gelmedik olmaz.
10
Gesi bağlarında kaynar serince
İçerim kan ağlar anam seni anınca
İflah olmam ben bu dertten ölünce
Yaz yaz mektubunu postaya bırak
Varamam yanına yollarım ırak.
11
Şu dereden akan bulanık seller
Derdi ben içerim ne bilsin eller
Oturup ağlasam delisin derler
Gayri dayanacak özüm kalmadı
Mektuba yazacak sözüm kalmadı….
12
Ocağa et koydum yiyesim geldi
Ciğerim anamı göresim geldi
Açıp mezarım giresim geldi
Ne deyip ağlayım alın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı
13
Gesi bağlarında şıvga dalım yok
Derdimi söylesem dinleyenim yok
Herkes güler oynar, sorgu sual yok
Devşirdim çiçeğim elimde kaldı
Gidiyom gurbete benim nem kaldı?
14
Gesi bağlarında bülbüller öter
Ateşim yanmadan tütünüm tüter,
Bana bir hal oldu ölümden beter.
Ne deyim ağlayım ah alnımın yazısı,
Böyle olur anam gelinlerin bazısı
15
Gesi bağlarında kılarım namaz,
Kılarım kılarım Hakka yâramaz,
Dostun ettiğini düşman yapamaz.
Meğer taşa biber ekilmez imiş
Kötülerin kahrı çekilmezimiş
16
Bir yüzük yaptırdım dar mı geliyor?
Gurbet eller sana zor mu geliyor?
Yalınız yatması ar mı geliyor?
Gel otur yanıma, başımın tacı
Ayrılık günleri ölümden acı
17
Dağdan yuvarlandı kayalarımız,
Gam ile yuğrulmuş mayalarımız,
Nola taş doğuraydı analarımız.
Yaz yaz mektubunu postaya bırak
Varamam yanına yollarım ırak
18
Bu yıl meyve çoktur dallar götürmez
Dağlar diken olmuş kervan oturmaz,
Benim bağrım yufka sitem götürmez,
Örtün pencereyi değmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller
19
Gesi bağlarında pişirdim nohut
Yârim ben ölüyom sen beni unut,
El kadar yavrumu yerime büyüt
Yas tutsun ellerim,
kına yakmayım,
Kör olsun gözlerim, sürme çekmeyim.
20
Gesi bağlarına indi bir Frenk
Ah çeker ağlarım dayanmaz yürek
Gönderin yârimi o bana gerek
El kadar alnımda, kara yazım var
Evvel başım idi, bir de kuzum var
21
Gesi bağlarında kaynar kum idim
Fener gibi yanan anam mum idim
Evvel Allah sonra, sensin ümidim
Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor, ben o yâri neyleyim
22
Gesi bağlarında bir top gül idim
Yağdı yağmur güneş vurdu eridim
Ezel yârin sevgilisi ben idim
Ben gülsem oynasam yasak diyorlar,
Varın, yoğun elinden alsak diyorlar.
23
Gesi bağlarında geçilmez yastan
Her yanım ıslandı yağmurdan yaştan
Sağ yanın ağrırsa sol yana yaslan
Ölüm olmasın da ayrılık olsun,
Bize sebep olan içten vurulsun.
24
Gene kalaylandı sofranın tası,
Silerim durulmaz gözümün yaşı
Şu benim çektiğim soysuzun işi
Ne deyim ağlayım bu böyle kalmaz,
Kulların başına gelmedik olmaz.
25
Yüceye kaldırın gelin ölüsü
Elmalar donatın söğüt dolusu
Bana derler kadersizin birisi
Yaz yaz mektubunu postaya bırak
Varamam yanına yollarım ırak.
26
Gesi bağlarında ötüşür kuşlar
Kalmadı başıma değmeyen taşlar
Anam bana kıydı ele bağışlar
Gayri dayanacak özüm kalmadı
Mektuba yazacak sözüm kalmadı….
27
Gesi bağlarında üç ağaç iğde
Ciğerim tutuşur gözlerim yerde
Çârem yok tutuldum amansız derde
Ne deyim ağlayım alnım yazısı,
Böyle olur gelinlerin bazısı
28
Ah çeker ağlarım dinmiyor acım
Ne yapsam silinmez şu alın yazım
Böyle m`olur gelin iken şu yüzüm?
Devşirdim çiçeğim elimde kaldı
Gidiyom gurbete benim nem kaldı?
29
Gesi bağlarının erimez karı
Ciğerim sızılar ağlarım zâri
Evvel benim iken şimdi el yâri
Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor, ben o yâri neyleyim
30
Halımı dokuyup bağ mı tutayım?
Issız gecelerde nasıl yatayım?
Kendimi ben ırmağa mı atayım?
El kadar alnımda, kara yazım var
Evvel bir başımdı, şimdi kızım var
31
Urganım atmadık dallar mı kaldı?
Başıma gelmedik hallar mı kaldı?
Bende söylemedik diller mi kaldı?
Meğer taşa biber ekilmez imiş
Kötülerin kahrı çekilmezimiş
32
Gesi bağlarında üç oylum kaya
Yatamam yıldızı hep saya saya
Tan vakti arkadaş olurum aya
Atma anam atma beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime
33
Gesi yamacında öten gumrular
Ötüp de yuvada yatan gumrular
Halimi görüp de utan gumrular
Örtün pencereyi değmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller
34
Kurbağalar sağ yanımda ötüşür
Ötüşür de zıp zıp zıplar sekişir
Yazıda yatanın üstü pek üşür
Yas tutsun ellerim, kına yakmayım,
Kör olsun gözlerim, sürme çekmeyim.
35
Katar katar gökyüzünde uçan kaz
Köşe bucak avcılardan kaçan kaz
Söyleşip yâr ile bana açan kaz
El kadar alnımda, kara yazım var
Evvel başım idi, bir de kuzum var
36
Gesinin bahçeleri yoncalıklar
Tatlı suda oynar ala balıklar
Gelin saçlarında ince belikler
Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor, ben o yâri neyleyim
37
Gesiye giderken yollar ayrılır,
Bindim arabaya başım devrilir,
Bize kısmet gurbet elde verilir.
Ben gülsem oynasam yasak diyorlar,
Varın, yoğun elinden alsak diyorlar.
38
Ne deyim ağlayım alnım yazısı
Gütmezimiş anaların kuzusu
Gütmezimiş anaların yavrusu
Ölüm olmasın da ayrılık olsun,
Bize sebep olan içten vurulsun.
39
Tıkır tıkır merdivenden inmedim
Güle güle yâr koynuna girmedim
Cahilidim kıymetini bilmedim
Ne deyim ağlayım bu böyle kalmaz,
Kulların başına gelmedik olmaz.
40
Kuruldu kazanım herenim yoktur
Söküldü sim saçım örenim yoktur
Kapıdan içeri girenim yoktur
Yaz yaz mektubunu postaya bırak
Varamam yanına yollarım ırak.
41
Gesi bağ bahçe bağ mola?
Şu dağın ardında anam var mola?
Oturur da beni yadeder moola?
Gayri dayanacak özüm kalmadı
Mektuba yazacak sözüm kalmadı….
42
Gesi bağlarında bulanık seller
Derdim içerimde ne bilsin eller,
Oturup ağlaşam divâne derler
Ne deyip ağlayım alın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı
43
Ateş alıp ısınmadım korunda
Güle güle yâr gezmedim kolunda
Methim gezer, elalemin dilinde
Devşirdim çiçeğim elimde kaldı
Gidiyom gurbete benim nem kaldı?
44
Yüce dağ başında kamber tay olur
Anamı andıkça aklım zay olur
Ayrılık dediğin birkaç ay olur
Ne deyim ağlayım alnımın yazısı,
Böyle olur gelinlerin bazısı
45
Bülbül gelmiş gül dalına konuyor
Hangi dala yuva yapsa kuruyor
Herkesin yâri yanında duruyor
Meğer taşa biber ekilmez imiş
Kötülerin kahrı çekilmezimiş
46
Bülbülüm uçtu da kafesi durur
Ne güzel ellerin baban da görür
Babasız yuvada evlât mı büyür
Meğer taşa biber ekilmez imiş
Kötülerin kahrı çekilmezimiş
47
Gesi Bağlarında takıldım taşa,
Kardeş ekmeğini kakarlar başa,
Yelip çalıştığım, emeğim boşa,
Atma anam atma beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime
48
Dolup dolup taşar gözüm pınarı
Arayıp bulayım özüm o yâri
Ne etsin durdursun bendeki zarı
Örtün pencereyi değmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller
49
Gesi bağlarında kumrular olur
Zayıf kalan yavru yuvada kalır
Erken tüleyenler ömürlü olur
Yas tutsun ellerim, kına yakmayım,
Kör olsun gözlerim, sürme çekmeyim.
50
Gesi bağlarında bade içerler
İçerler de hep kendinden geçerler
Şafakla birlikte yonca biçerler
El kadar alnımda, kara yazım var
Evvel başım idi, bir de kuzum var
51
Yazmam gül yaprağı düremem gayrı
Yalınız evlere giremem gayrı
Bana bir hal oldu gülemem gayrı
Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor, ben o yâri neyleyim
52
Gesi bağlarının gülü olayım
Arayı arayı yâri bulayım
Gül, bülbülden başkasına sorayım
Ben gülsem oynasam yasak diyorlar,
Varın, yoğun elinden alsak diyorlar.
53
Gesi bağlarında kamber tay olur
Anamı andıkça anam aklım zay olur
Ayrılık dediğin bir kaç ay olur
Ölüm olmasın da ayrılık olsun,
Bize sebep olan içten vurulsun.
54
Sandıktan basmamı giyesim geldi
Ciğerim anamı göresim geldi
Varıp iki elin öpesim geldi
Ne deyim ağlayım bu böyle kalmaz,
Kulların başına gelmedik olmaz.
55
Sofraya oturdum gelin kız gibi
Yüzüme bakarlar imkansız gibi
Ortadaki yemek acı tuz gibi
Yaz yaz mektubunu postaya bırak
Varamam yanına yollarım ırak.
56
Güğümlere su doldurdum ılımış
Benim kader ilk akşamdan uyumuş
Ne yapayım dostlar yazgım buyumuş
Gayri dayanacak özüm kalmadı
Mektuba yazacak sözüm kalmadı….
57
Gesi bağlarını belleyen olsa
Şu cahil gönlümü eyleyen olsa
Beni de anama yollayan olsa
Ne deyip ağlayım anam alın yazısı
Kader böyle imiş anam onmaz bazısı
58
Merdiveni tıkır tıkır inerken
Yazması boynunda yâri överken
Uyumuşum ak gerdandan severken
Devşirdim çiçeğim elimde kaldı
Gidiyom gurbete benim nem kaldı?
59
Gesi bağlarında has nâne biter
Bana bir hal oldu ölümden beter
Sevdiğim ettiğin canıma yeter
Ne deyim ağlayım alnımın yazısı,
Böyle olur gelinlerin bazısı
60
Bu nasıl tecelli bu nasıl kader
Derdim içimdedir ne bilsin eller
Otursam ağlasam deli mi derler
Meğer taşa biber ekilmez imiş
Kötülerin kahrı çekilmezimiş
61
Gesi bağlarında gülünen çayır
Ana ben ölüyom başını çevir
Kaynanam imansız, güveği gavur
Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor, ben o yâri neyleyim
62
Elimi atmadık dallar mı kaldı?
Başıma gelmedik haller mi kaldı?
Beni söylemedik diller mi kaldı?
Atma anam atma beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime
63
Gesi bağlarının yılanı olsam
Dolanı dolanı yanına varsam
Yattığın yastığa başımı koysam
Örtün pencereyi anam değmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller
64
Gesi bağlarında gülünen süsen
Hiç iflah olmuyor yârine küsen
Candan kimsen yok ki derdini disen
Yas tutsun ellerim, kına yakmayım,
Kör olsun gözlerim, sürme çekmeyim.
65
Anam yok ki baş ucumda ağlasın
Babasıza kız kuşağı kim bağlasın?
Kardeş yok ki dönüp dönüp çağlasın
El kadar alnımda, kara yazım var
Evvel başım idi, bir de kuzum var
66
Bülbüle su verdim altın tasınan
Yolunu beklerim anam bir hevesinen
Günlerim geçiyor çığlık sesinen
Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor, ben o yâri neyleyim
67
Çıra yanmayınca ceviz kavlamaz
Ciğer yanmayınca gözler ağlamaz
Ben derdimi desem kimse dinlemez
Ben gülsem oynasam yasak diyorlar,
Varın, yoğun elinden alsak diyorlar.
68
Gesi bağlarında bir tarla nohut
Ben ölüyom anam bir Yasin okut
Küçük kardeşimi yerime büyüt
Ölüm olmasın da ayrılık olsun,
Bize sebep olan içten vurulsun.
69
Bana gül diyorlar nasıl güleyim
Yürekte ayrılık kime söyleyim
Yaz mektup gönder de gönlüm eyleyim
Ne deyim ağlayım bu böyle kalmaz,
Kulların başına gelmedik olmaz.
70
Bulamadım kır atımın gemini
Süremedim gençliğimin demini
Ben sürmedim eller sürsün demini
Yaz yaz mektubunu postaya bırak
Varamam yanına yollarım ırak.
71
Çattım ocağıma hürmetim yoktur,
Döktüm zülfü saçı örenim yoktur
Anamdan babamdan gelenim yoktur
Gayri dayanacak özüm kalmadı
Mektuba yazacak sözüm kalmadı….
72
Ekin ektim orak alıp biçmeye
Ayran yaptım, testi ile içmeye
Gavli karar kıldım burdan göçmeye
Ne deyip ağlayım anam alın yazısı
Kader böyle imiş anam onmaz bazısı
73
İçesine ben salınıp gezmedim
Haram lokma yeyip uçkur çözmedim
Gesi bağlarını anam sensiz gezmedim
Devşirdim çiçeğim elimde kaldı
Gidiyom gurbete benim nem kaldı?
74
Gesi yokuşunda kumrular uçar
Uçar da haberi ellere saçar
Herkes sevdiğine kucaklar açar
Ne deyim ağlayım ah alnımın yazısı,
Böyle olur anam gelinlerin bazısı
75
Düzlüğünde harman edip savurdum
Eleyip ısıttım, toprak kavurdum
Koç yiğidi yazılara koyurdum
Meğer taşa biber ekilmez imiş
Kötülerin kahrı çekilmezimiş
76
Engine yüksekli kayalarımız,
Gam ile yoğrulu mayalarımız.
Doğurmaz olsaydı analarımız,
Neyleyim neyleyim hep anlımın yazısı,
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu
77
Mezarımı geniş açın dar olsun,
Etrafı mor sümbüllü bağ olsun,
Ben ölüyom ahbablarım sağ olsun
El kaldır anlımda türlü yazım var
Evvel bir başımdı şimdi körpe kuzum var.
78
Sandıktan basmamı giyesim geldi,
Ayırdı şu dağlar da ölesim geldi
Anam seni artık göresim geldi
Örtün pencereyi esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller
79
Gesi bağlarında da açılmış güller
Derdimi söylesem de deli olmuş derler
Şu gizli sevdamı da bilmesin eller
Gel otur yanıma da boyu posu güzelim
Gülerim ağlarım da ah çekerek gezerim
80
Gesi bağlarında kaynar karınca
İçim kan ağlar anam yaşıtım görünce
Ben bu dertten iflâh olmam, ölünce
Hep yalan mı oldu anam o geçen günler?
Bahçemizde ötmez oldu anam bülbüller.
81
Gesi bağlarında yiğitler gezer
Eller ne bilsin anam yüreğim ezer
Yârim gitti gurbete de hasreti üzer
Ben gülsem oynasam anam yasak diyorlar,
Varını eliniden anam alsak diyorlar.
82
Gesi bağlarının köpeği olsam
Koklayı koklayı da anamı bulsam
Bulduğum yerde de öpüp koklasam
Ama garip anam yazılara ayabana
Keşke verseyidin köyümüzde çobana
83
Gesi bağlarında da bülbüller öter,
Anamın ekmeği de burnuma tüter
El kadar verseler de o bana yeter
El kadar alnımda türlü türlü yazım var
Evvel bir başımdı, bir de körpe kuzum var
84
Gesi bağlarında yolun sağında
Güller çiçek mi açar yavru bağında
Yavrusu koynunda elin yanında
Yas tutsun ellerim kına yakmayım
Kör olsun gözlerim de sürme çekmeyim
85
Gesi bağlarına attım urganı,
Üstüme örttüler gurbet yorganı
Benim anam çifte kessin kurbanı
Ne deyim ağlayım hep anlımın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı
86
Gesi bağlarında dikili taşlar
Benden selâm söylen gökteki kuşlar
Gurbetelde kaldı yâren yoldaşlar
Örtün pencereyi esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller
87
Her boyadan bir boyalı taşım var
Yaşım küçük ne belalı başım var
Feleğinen döğüşecek işim var
El kadar alnımda türlü türlü yazım var
Evvel bir başımdı, bir de körpe kuzum var
88
Anam kirmenini alsın eline,
Tarasın yününü taksın beline,
Gelsin baksın yavrusunun haline,
Ben gülsem oynasam yasak diyorlar
Varını elinden alsak diyorlar
89
Başına bürünmüş el kadar astar
Asker babasını yavrusu ister
Bir suretin sal da yavruya göster
Neyleyim dünyayı yâr olmayınca
Tomurcuk gül iken koklamayınca
90
Gesi bağlarında salkım söğütler
Oynaşırlar gölgesinde yiğitler
Anam yok ki versin bana öğütler
Neyleyim neyleyim hep anlımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu
91
Ocağımı çattım harenim yoktur,
Söküldü zülüfüm örenim yoktur
Kapımdan içeri girenim yoktur
Gel otur yanıma başımın tacı
Ayrılık ekmeği zehirden acı
92
Gesi bağlarında açıldı güller
Sevdiği yanında sefada eller
Hep bize dokanır yâramaz diller
Ben gülsem oynasam yasak diyorlar
Varını elinden alsak diyorlar
93
Arı olsam her çiçeğe konarım
Yâr yitirdim yana yana ararım
Var mı benim şu Gesiye zararım
Atma anam atma beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime
94
Gesi dedikleri bir çatal dere
Ahbablar içinde yüreğim yâra
Çok emekler verdim vefasız yâra
Örtün pencereyi esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller
95
Yine suyla doldu sokunun taşı
Silerim de dinmez gözümün yaşı
Benim çekdiklerim bir soysuz yası
Meğer taşa biber ekilmezimiş
Kötülerin kahrı çekilmezimiş
96
Anam beni ne hal ile doğurdu
Çok kapıda hamur edip yoğurdu
Gücüm yeter yetmez işler buyurdu
Gurbet elde neler geldi başıma
Anam yokki şu derdime katıla
97
Anam, mendilimi düremiyorum
Yalnızım, evlere giremiyorum
Anasız babasız duramıyorum
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu
98
Anam yok ki ağıdımı dinlesin
Babam yok ki şikâyetim, inlesin
Şu cahil gönlümü kimler eğlesin
El kadar alnımda türlü türlü yazım var
Evvel bi başımdı, şimdi körpe kuzum var
99
Gesi bağlarında gülüm duruyor
Hangi dala yuva yapsam kuruyor
Bülbül bile kadersizi biliyor
Ne deyip ağlayım hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu
100
Yazmam gül yaprağı düremiyorum
Yalnızım, eşikten giremiyorum
Sökük sim saçımı öremiyorum
Devşirdim çiçeği aman dalda nem kaldı?
Gidiyom gurbete benim burda nem kaldı?
101
Belletim bağımı yemedim üzüm
Kaynattım pekmezi gelirim güzün,
Garibe vermezler bir salkım üzüm
Neyleyim ağlayım anam alın yazısı
Kader böyle imiş anam onmaz bazısı
102
Bu yıl çiçek çoktur dallar götürmez
Dağlar diken olmuş kervan götürmez
Benim bağrım yaz olmuş sitem götürmez
Eğil dağlar eğil yârim, göresim geldi
Siyah zülfüm yüzüne süresim geldi
103
Yazmam gül yaprağı karanfil irenk
Aksine vuruyor devranı felek
Gesi bağlarında Leylâ diyerek
Ah neyleyim anam şu alnımın yazısı
Kader böyle imiş anam onmaz bazısı
104
Çırpını çırpını yuvadan uçtum
Ağlayı ağlayı bu hale düştüm
Getirin anamı babamdan geçtim
Neyleyim neyleyim hep anlımın yazısı
Gülmemiş dünyada anamın kuzusu
105
Gesi bağlarını gördün mü bilmem?
Bahçesinde bağdaş kurdun mu bilmem?
Gizli sırlarıma erdin mi bilmem?
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmeyen ben o yâri neyleyim
106
Vakit gelmeyince söğüt mü kavlar?
Ciğer yanmayınca gözler mi ağlar?
Oturup ağlasam gözyaşım çağlar?
Gel otur yanıma hallerim söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yâri neyleyim
107
Gesi bağlarında geçemiyorum,
Az doldur kadehi içemiyorum
Anamdan babamdan geçemiyorum
Ölüm olmasın da ayrılık olsun
Bize sebep olan içten vurulsun
108
Gesiye giderken yolun sağında
Güller açmış, nazlı yârin bağında
Yeni değmiş on üç ondört çağında
Gel otur yanıma boyu posu güzelim
Dost düşman yanında güler oynar gezerim
109
Eşik arasında fenerim yitti
Feleğin ettiği gücüme gitti
Bana ettiğini kimlere etti
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime
110
Ellerin mektubu gelir okunur,
Benim yüreğime hançer sokulur
Bugün posta günü canım sıkılır
Atma anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime
111
Everekin bayırına düzüne,
Döndüm baktım karlar yağmış izime,
Uyma dedim uydun eller sözüne
Sağ olanlar bir olur kavuşur
Küs olanlar bir gün gelir barışır
112
Gesinin etrafı tozlu yol mola?
Salını salını gelen yâr mola?
Urgan atıp ölsem ölüm zor mola?
Şimdi ben anladım onmadığımı,
Daha çilelerim dolmadığını
113
Gesinin evleri kemer kemerdir
Derdim içerimde küme kümedir
Ağlamak dururken gülmek nemedir?
Örtün pencereyi esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller
114
Söktüm sim saçımı örenim yoktur
Kapıdan içeri girenim yoktur
Ağlasam sızlasam görenim yoktur
Doğurmaz olsaydın anam başım belalı
Bir murat almadım anam doğdum doğalı
115
Salkım söğüt gibi dallarım yerde
Gözlerim o yâri gözlerim yolda
Götürün anama evleri nerde?
Gurbet elde neler geldi başıma
Anam yok ki şu derdime katalana
116
Şu dağlara çıksam yolu arasam
Mendilim elimde döne döne ağlasam
Anam yok ki ben derdimi söylesem
Ne deyim ağlayım anam alın yazısı
Kader böyle imiş anam onmaz bazısı
117
Tel tel olur Kayseri’nin ovası
Yüzüne bakmadım karın doyası
Taze olur evlilerin boyası
Ne deyim de ağlayayım alın yazısı
Gülüp oynamıyor gelinler bazısı
118
Yüce dağ başına gelmesin eller
Bugün efkarlıyım açmasın güller
Diz dize gelip de döktüğüm diller
Ne deyim de ağlayayım bu böyle olmaz
Kulların başına gelmedik olmaz
119
Gesiye gidenin bağrı taş gerek
Altı saltanatlı bir gardaş gerek
Ağlamak dururken gülmek ne gerek
Yas tutsun ellerim kına yakmayım
Kör olsun gözlerim sürme çekmeyim
120
Bülbüle su verdim altın tasınan
Yolunu beklerim bir hevesinen
Ocağın başında altın fesinen
Ölüm olmasın da ayrılık olsun
Bize sebep olan Allah’tan bulsun
121
Gesi bağlarında gül ile nergis
Sabahlar olmuyor sevdiğim sensiz
Cennetin köşkün de olamam sensiz
Yas tutsun ellerim kına yakmayım
Kör olsun gözlerim sürme çekmeyim
122
Kırıldı kanadım kefenem yoktur
Kapıdan içeri girenim yoktur
Gurbette anamın haberi yoktur
Beklerim yolunu gelene kadar
Çekerim derdini ölene kadar
123
Kütür kütür kırdın felek dalımı
Kimselere diyemiyom halimi
Ben sana ne yaptım Allah zalimi
Neyleyim neyleyim hep alnım yazısı
Gülmemiş bu dünyada anam kuzusu
124
Gesi bağlarında dolanıyorum
Yitirdim yârimi aranıyorum
Bir çift selâmına güveniyorum
Eğil dağlar eğil gülleriniz açtı mı?
Benim sevdiceğim burdan geçti mi?
125
Yağmur yağar ince elek tülbentten
Kurtar Allah’ım beni gayri gurbetten
Ölmeyince kurtuluş yok bu dertten
Yol ver dağlar ben gideyim sılâma
Sılâm zümrüt beni sakın kınama!
Gödül Dağları
Gödül Dağları'ndan gelsin geçilsin
Soğuk sularından kana kana içilsin
Herkes sevdiğini alsın seçilsin
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim.
Gödül Dağları'nda dolanıyorum
Yitirdim yarimi (anam) aranıyorum
Bir çift selamına güveniyorum
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansım derdime.
Gödül Dağlarında bülbüller öter
Ateşim yanmadan (anam) tütünüm tüter
Bana bir hal olmuş ölümden beter
Gödül Dağları'nda üç ırgat işler
Sıladan geliyor (anam) şu uçan kuşlar
Anneler doğurur ele bağışlar
Örtün pencereleri (anam) esmesin yeller
Dertli olduğumu (anam) bilmesin eller.
Gödül Dağları'nın gülleri mavi
Ayrıldım yarimden (anam) gülemem gayri
Yardan ayrılanın böyle olur hali
Yas tutsun ellerim (anam) kına yakmayım
Kör olsun gözlerim (anam) sürme çekmeyim.
Gödül Dağları'nda tokaştım taşa
Kardeş ekmeğini (anam) kakarlar başa
Girip çalıştığım emeğim boşa
Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
Gödül'e giderken yolum ayrıldı
Bindim arabaya (anam) başım çevrildi
Siyah saçım sağ yanıma devrildi
Tıkır tıkır merdivenden inmedim
Güle güle anam yar koynuna girmedim
Cahil idim kıymetini bilmedim
Atma anam atma , beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Kuruldu kazanım harenim yoktur
Söküldü sim saçım anam örenim yoktur
Kapıdan içeri girenim yoktur
Örtün pencereler anam esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Bana gül diyorlar neme güleyim
Ayrılık üzerimdeki, kime neyleyim
Bir mektup gönder gönlüm eyleyim
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada, anamın kuzusu.
Bulamadım kır atımın gemini
Süremedim anam gençliğimin demini
Ben sürmedim eller sürsün demini
Neyleyim dünyada anam yar olmayınca
Domurcuk gül iken anam koklamayınca.
Çattım ocağıma hürmetim yoktur
Döktüm zülfü saçı anam örenim yoktur
Anamdan babamdan gelenim yoktur
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Enginli yüksekli kayalarımız
Gam ile yoğrulu anam mayalarımız
Doğurmaz olsaydı analarımız
Neyleyim neyleyim hep alınım yazısı
Urganım atmadık dallar mı kaldı
Başıma gelmedik anam haller mi kaldı
Beni söymedik diller mi kaldı
Ne deyip ağlayım, anam alın yazgısı
Kader böyle imiş anam onmaz bazısı.
Şu görünen bahçe m'ola bağ m'ola
Şu dağın ardında yarim var m'ola
Oturup da beni yad eder m'ola
Atma anam atma beni dağlar ardına
Sac üstünde fısır fısır bazlama
Küçük iken ciğerlerim gözleme
Ben giderim gelir diye gözleme
Örtün pencereyi, anam esmesin yeller
Gödül Dağlarında şıvga dalım yok
Derdimi söylesem anam dinler yarim yok
Herkes güler oynar sorgu sual yok
Ben gülsem oynasam anam yasak diyorlar
Yarını elinden anam alsak diyorlar.
Gödüle giderken yolum ayrıldı
Bindim arabaya başım çevrildi
Selvi saçım sol yanıma devrildi
Ölüm olmasın da anam ayrılık olsun
Bize sebep olan anam içten vurulsun.
Mezarımı geniş açın dar olsun
Etrafı mor sümbüllü bağ olsun
Ben ölüyom ahbaplarım sağ olsun
El kadar alnımda türlü yazım var
Evvel bir başımdı, şimdi körpe kuzum var.
Ateş alıp ısınmadım korunda
Güle güle anam yar gezmedim kolunda
Methim gezer elalemin dilinde
Atma anam atma, beni dağlar ardına
Bülbül gelmiş gül dalına konuyor
Hangi dala yuva yapsa kuruyor
Herkesin yari yanında duruyor
Bülbülüm uçtu da kafesi durur
Ne güzel ellerin (anam) babası durur
Babasız yuvada evlat mı büyür
Yazmam gül yaprağı düremem gayri
Yalnızım evlere (anam) giremem gayri
Bana bir hal oldu diyemem gayri
Gödül Dağlarında kılarım namaz
Kılarım kılarım halka yaramaz
Haktan geldi bize bir ulu niyaz
Örtün pencereleri değmesin yeller
Bugün efkarlıyım gelmesin eller.
Gödül Dağları'nın gülü olayım
Arayı arayı yari bulayım
Gül bülbülden başkasına sorayım
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim.
Gödül Dağları'nda kamber tay olur
Anam andıkça aklım zay olur
Ayrılık dediğin birkaç ay olur
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller.
Şu dereden akan bulanık seller
Derdim içirimde ne bilsin eller
Oturup ağlasam divane derler
Ne deyim ne ağlayım hep alnımın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı.
Sandıktan basmamı giyesim geldi
Ciğerim anamı göresim geldi
Varıp iki elini öpesim geldi
Tandıra et vurdum yiyesim geldi
Açıp mezarına giresim geldi
Ne deyim ağlayım hep alnımın yazısı
Gödül Dağları'nda bir top gülüm var
Hey Allah'tan korkmaz sana bana ölüm var
Ölüm varsa bu dünyada zulüm var
Gödül Dağları'nda geçilmez yastan
Dört yanım ıslandı yağmurdan yaştan
Sağ yanım ağrıdı soluma yaslan
Hep yalan mı oldu o geçen günler
Bahçede ötmez oldu bülbüller.
Gödül Dağları'nda açılmış güller
Derdimi söylesem deli olmuş derler
Seni sevdiğimi bilmesin eller
Gel otur yanıma boyu posu güzelim
Gülemem ağlarım ah çekerim gezerim
Gödül Dağlarında kaynar karınca
İçim kan ağlar anam yaşıtım görünce
Ben bu dertten iflah olmam ölünce
Hep yalan mı oldu anam o geçen günler
Bahçede ötmez oldu anam bülbüller.
Gödül Dağlarında yiğitler gezer
Eller ne bilsin anam yüreğimi ezer
Yarim gitti hasreti beni üzer
Varını elinden anam alsak diyorlar.
Gödül Dağlarının köpeği olsam
Koklayı koklayı anamı bulsam
Bulduğum yerde öpsem koklasam
Atma garip anam yazılara yabanlara
Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
Anamın ekmeği burnumda tüter
El kadar verseler o bana yeter
El kadar alnımda türlü türlü yazım var
Gödül Dağları'nda bir oylum kaya
Düşmüşüm sevdana ne diyon bana
Bir yüzük yaptırdım yadigar sana
Takın parmağına dar mı geliyor
Gurbete gitmesi zor mu geliyor.
Gödül Dağlarında yolun sağında
Güller çiçek mi açar gavur bağında
Yavrusu koynunda elin yanında
Yas tutsun ellerim kına yakmayım
Kör olsun gözlerim sürme çekmeyim.
Gödül Dağlarında attım urganı
Üstüme örttüler gurbet yorganı
Benim anam çifte kessin kurbanı
Ne deyip ağlayım hep alnımın yazgısı
Gödül Dağlarında dikili taşlar
Benden selam söylen hey uçan kuşlar
Memlekette kaldı yaren yoldaşlar
Her boyadan bir boyalı taşım var
Yaşım küçük ne belalı başım var
Feleğinen döğüşecek işim var
Anam kirmenini alsın eline
Tarasın yününü taksın beline
Gelsin baksın yavrusunun haline
Ben gülsem oynasam yasak diyorlar
Varını elinden alsak diyorlar.
Başına bürünmüş el kadar astar
Asker babasını yavrular ister
Benim yarim diye yolunu gözler
Neyleyim dünyada yar olmayınca
Domurcuk gül iken koklanmayınca.
Gödül Dağlarında ötüşen kuşlar
Hayıra çıkmadı gördüğüm düşler
Yıldan yıla meyva veren ağaçlar
Devşirdim çiçeği dalda ne kaldı
Gidiyom gurbete burda nem kaldı.
Gödül Dağlarında salkım söğütler
Anam yok ki versin bana öğütler
Gün görüp gidiyor benden kötüler
Ocağımı çattım herenim yoktur
Söküldü sim saçım örenim yoktur
Gel otur yanıma başımın tacı
Ayrılık ekmeği zehirden acı.
Gödül Dağlarında açıldı güller
Sevdiği yanımda sefada eller
Hep bize tokandı yaramaz diller
Arı olsam her çiçeğe konarım
Yar yitirdim yana yana ararım
Var mı benim şu Gödül'e zararım
Gödül dedikleri bir çatal dere
Ahbaplar içinde yüreğim yara
Çok emekler verdim vefasız yere
Örtün pencereler esmesin yeller
Yine kalaylandı sofanın taşı
Silerim silerim gitmez gözümün yaşı
Benim çektiklerim bir soysuz yası
Meğer taşa biber ekilmez imiş
Kötülerin kahrı çekilmez imiş.
Anam beni ne hal ile doğurdu
El kapısı hamur etti yoğurdu
Gücüm yeter yetmez işler buyurdu
Gurbet elde neler geldi başıma
Anam yok ki şu derdime katıla.
Anam mendilimi düremiyorum
Yalnızım evlere giremiyorum
Anasız babasız duramıyorum
Anam yok ki ağıdımı dinlesin
Babam yok ki şikayetim dinlesin
Şu cahil gönlümü kimler eylesin
Evvel bir başımdı,şimdi körpe kuzum var.
Gödül Dağlarında gülüm duruyor
Hangi dala yuva yapsam kuruyor
Bülbül bile kadersizi biliyor
Ne deyip ağlayım hep alnımın yazısı
Onmaz imiş güzellerin bazısı.
Yazmam gül yaprağı düremiyorum
Söktüm sim saçımı öremiyorum
Devşirdim çiçeği benim dalda ne kaldı
Gidiyom gurbete benim burda nem kaldı.
Bellettim bağımı yemedim üzüm
Kaynattım pekmezi gelirim güzün
Garibe vermezler bir salkım üzüm
Neydeyim ağlayım alın yazısı
Bu yıl çiçek çoktur dallar götürmez
Dağlar diken olmuş kervan oturmaz
Benim bağrım yaz olmuş sitem götürmez
Eğil dağlar eğil yari göresim geldi
Siyah zülfümü yüzüne süresim geldi.
Yüceden kaldırın gelin ölüsü
Elmalar donatın söğüt dolusu
Bana derler kadersizin birisi
Dertli diye çağırsınlar adımı
Yazmamınan bağlasınlar başımı.
Yazmam gül yaprağı karanfil irenk
Aksine vuruyor devran-ı felek
Gödül Dağlarında Leyla diyerek
Ah neyleyim şu alnımın yazısı
Ayrılık serime düştü neyleyim
Anamdan doğalı ben de böyleyim
Gülemem ağlarım ah çekerim gezerim.
Çırpını çırpını yuvadan uçtum
Ağlayı ağlayı bu hale düştüm
Getirin anamı babamdan geçtim
Gülmemiş dünyada, anamın kuzusu.
Çıra yanmayınca ceviz mi kavlar
Ciğer yanmayınca gözler mi ağlar
Oturum ağlasam divane derler
Gödül Dağlarının yılanı olsam
Dolanı dolanı yanına varsam
Uyusam uyansam derdime yansam
Hep yalan oldu o geçen günler
Gödül Dağlarını gördün mü bilmem
Toprağına bağdaş kurdun mu bilmem
Gizli sırlarıma erdin mi bilmem
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim
Gödül Dağlarından geçemiyorum
Az doldur kadehi içemiyorum
Anamdan babamdan geçemiyorum
Ölüm olmasın da ayrılık olsun
Bize sebep olan içten vurulsun.
Gödül'e giderken yolun sağında
Güller açmış nazlı yarin bağında
Yeni değmiş on üç on dört çağında
Dost düşman yanında güler oynar gezerim
Siyah zülfünü yüzüme süresim geldi.
Eşik arasında fenerim yitti
Feleğin ettiği gücüme gitti
Bana ettiğini kimlere etti
Ellerin mektubu gelir okunur
Benim yüreğime hançer sokulur
Bugün posta günü canım sıkılır
Atma garip anam yazılara yabana
Evereğin bayırına düzüne
Döndüm baktım karlar yağmış izime
Uyma dedim uydun eller sözüne
Sağ olanlar bir gün olur kavuşur
Küs olanlar bir gün gelir barışır.
Gödül'nin etrafı tozlu yol m'ola
Salını salını gelen yar m'ola
Urgan atsam ölsem ölüm zor m'ola
Şimdi ben anladım onmadığımı
Daha çilelerimin dolmadığını.
Gödül'ün evleri kemer kemerdir
Derdim içimde küme kümedir
Ağlamak dururken gülmek nemedir
Söktüm sim saçımı örenim yoktur
Ağlasam sızlasam görenim yoktur
Doğurmaz olsaydın anam başım belalı
Bir murat almadım anamdan doğalı.
Salkım söğüt gibi dallarım yerde
Gözlerim gözlerim gözlerim yolda
Götürün anama evleri nerde
Anam yok ki şu derdime katlana.
Şu dağlara çıksam yolu arasam
Mendilim elimde döne döne ağlasam
Anam yok ki ben derdimi söylesem
Ne deyim ağlayım alın yazısı
Tel tel olur Kelkit'nin ovası
Yüzüne bakmadım karın doyası
Taze olur evlilerin boyası
Ne deyip ağlayım alın yazısı
Gülüp oynamıyor gelinlerin bazısı.
Yüce dağ başına gelmesin eller
Bu gün efkarlıyım açmasın güller
Diz dize gelip de döktüğüm diller
Ne deyip ağlayım bu böyle olmaz
Kulların başına gelmedik kalmaz.
Gödül Dağlarından indi bir firek
Bu mektubu yazan dertli bir yürek
Gönderin anamı o bana gerek
Yaz yaz mektubu postaya bırak
Varamam yanına yollar pek ırak.
Gödül'e gidenin bağrı taş gerek
Atı saltanatlı bir kardeş gerek
Ağlamak dururken gülmek ne gerek
Sofraya oturdum gelin kız gibi
Gözüme bakarlar imkansız gibi
Ortadaki yemek acı tuz gibi
Güğümlere su doldurdum ılımış
Benim kader ilk akşamdan uyumuş
Ne yapayım dostlar yazım bu imiş
Gödül Dağlarını belleyen olsa
Şu cahil gönlümü eğleyen olsa
Beni de anama yollayan olsa
Gödül Dağlarında kaynar kum idim
Ben eller içinde yanan mum idim
Önce Allah, sonra senden umudum
Merdivenden tıkır tıkır inerken
Yazması boynuma dolanır severken
Uyumuşum ak gerdandan emerken
Örtün pencereler değmesin yeller
Bu gün efkarlıyım gelmesin eller.
Gödül Dağlarında has nane biter
Bana bir hal oldu ölümden beter
Sevdiğim ettiğin canıma yeter
Yaz yaz mektubunu postaya bırak
Varamam yanına, yollar çok ırak.
Gül koymuşlar menekşenin adını
Almadım dünyadan ben muradımı
Ben ölürsem dertli koyun adımı
Bu nasıl tecelli bu nasıl kader
Derdim içimdedir ne bilsin eller
Oturup ağlasam deli mi derler
Neyleyim, neyleyim hep alnımın yazısı
Gödül Dağlarında gül ile çayır
Ana ben ölüyom başını çevir
Kaynanam imansız, güveyin gavur
Ne diyeyim ağlayayım alın yazısı
Elimi atmadık dallar mı kaldı
Başıma gelmedik haller mi kaldı
Beni söylemedik diller mi kaldı
Evvel bir başımdı şimdi körpe kuzum var.
Gödül Dağlarında gül ile susam
Tecellisi olmaz yerine küsen
Candan kimsem yok derdimi desem
Evvel yalnızdım şimdi kuzum var.
Anam yok ki diye diye ağlasın
Babam yok ki kuşağımı bağlasın
Kardeş yok ki salacamda baş tutsun
Bülbüle su verdim altın tasınan
Yolunu beklerim bir hevesinen
Günlerim geçiyor ah u zarınan
Gödül Dağlarında gül ile nergis
Sabahlar olmuyor sevdiğim sensiz
Cennetin köşkünde duramam sensiz
Bize sebep olan Allah'tan bulsun.
Gödül Dağlarında bir tarla nohut
Anam ben ölüyom bir yasin okut
Küçük kardeşimi yerime büyüt
Dağdan yuvarlandı kayalarımız
Gam ile yoğruldu mayalarımız
N'ola taş doğuraydı analarımız
Ne deyim ağlayım hep alın yazısı
Kuruldu kanadım kefenim yoktur
Gurbette anamın haberi yoktur
Beklerim yolunu gelene kadar
Çekerim derdini ölene kadar.
Kütür kütür kırdın felek dalımı
Kimselere diyemiyom halimi
Ben sana ne yaptım Allah'ın zalimi
Gödül Dağlarında dolanıyorum
Yitirdim yarimi aranıyorum
Eğil dağlar eğil gülleriniz açtı mı
Benim sevdiceğim burdan geçti mi.
Yağmur yağar ince elek tülbentten
Kurtar Allah beni gayri gurbetten
Ölmeyince kurtuluş yok bu dertten
Yol ver dağlar ben gideyim sılama
Sılam zümrüt yeşili buna nasıl dayana.
Gödül Dağlarında bir top gül idim
Yağmur yağdı güneş vurdu eridim
Evvel yarin sevdiceği ben idim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim
GESİ BAĞLARI TÜRKÜSÜ
Gesi bağlarından gelsin geçilsin
Kurulsun masalar rakı konyak içilsin
Herkes sevdiğini alsın seçilsin
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim.
Gesi bağlarını belleyen olsa
Şu cahil gönlümü anam eyleyen olsa
Beni de anama yollayan olsa
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmeyen ben o yarı neyleyim .
Gesi bağlarında dolanıyorum
Yitirdim yarimi anam aranıyorum
Bir çift selamına güveniyorum
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Gesi bağlarında kaynar kum idim
Ben eller içinde anam yanan mum idim
İbda Allah, sonra senden umudum
Gel otur yanına hallerimi söyleyim
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim.
Gesi bağlarında bir top gülüm var
Hey Allah'tan korkmaz sana bana ölüm var
Ölüm varda şu gençlikte zulüm var
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Merdivenden tıkır tıkır inerken
Yazması boynuma dolanıyor severken
Uyumuşum ak gerdandan öperken
Örtün pencereler anam değmesin yeller
Bugün efkarlıyım anam gelmesin eller.
Gesi bağlarında bülbüller öter
Ateşim yanmadan anam tütünüm tüter
Bana bir hal olmuş ölümden beter
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Gesi bağlarında has nane biter
Bana bir hal oldu anam ölümden beter
Sevdiğim, ettiğin canıma yeter
Yaz yaz mektubunu, anam postaya bırak
Varamam yanına, anam yollar çok ırak.
Gesi bağlarında üç ırgat işler
Sıladan geliyor anam şu uçan kuşlar
Anneler doğurur ele bağışlar
Örtün pencereler anam esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Gül koymuşlar menekşenin adım
Almadım dünyadan anam ben muradımı
Ben ölürsem dertli koyun adımı
Atma garip anam yazılara yabana
Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
Gesi bağlarının gülleri mavi
Ayrıldım yarimden anam gülmeyin gayri
Yardan ayrılanın böyle olur hali
Yas tutsun ellerim anam kina yakmayım
Kör olsun gözlerim anam sürme çekmeyim.
Bu nasıl tecelli bu nasıl kader
Derdim içimdedir anam ne bilsin eller
Otursam ağlasam delimi derler
Neyleyim neyleyim, hep anlımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Gesi bağlarında tokaştım taşa
Kardeş ekmeğini anam kakarlar başa
Garip çalıştığım emeğim boşa
Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
Halimden bilmeyen, ben o yari neyleyim.
Gesi bağlarında gülünen çayır
Ana ben ölüyom aman başını çevir
Kaynanam imansız güveyin gavur
Ne diyeyim ağlayayım alın yazısı
Kader böyle imiş anam onmaz bazısı.
Gesi'ye giderken yolum ayrıldı.
Bindim arabaya anam başım çevrildi
Siyah saçım sağ yanıma devrildi
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Elimi atmadık dallar mı kaldı
Başıma gelmedik anam haller mi kaldı
Beni söylemedik diller mi kaldı
El kadar anımda, türlü türlü yazım var
Evvel bir başımdı, şimdi körpe kuzum var.
Tıkır tıkır merdivenden inmedim
Güle güle anam yar koynuna girmedim
Cahil idim kiymetini bilmedim
Atma anam atma beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Ateş alıp ısınmadım korunda
Güle güle anam yar gezinedim kolunda
Methim gezer elalemin dilinde
Atma anam atma, beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Kuruldu kazanım harenim yoktur.
Söküldü sim saçım anam örenim yoktur
Kapıdan içeri girenim yoktur
Örtüm pencereler anam esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Bülbül gelmiş gül dalına konuyor
Hangi dala yuva yapsa kuruyor
Herkesin yari yanında duruyor
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Sofraya oturdum gelin kız gibi
Gözüme bakarlar anam imkansız gibi
Ortadaki yemek acı tuz gibi
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim.
Bülbülüm uçtu da, kalesi durur
Ne güzel ellerin anam babası durur
Babasız yuvada evlat mı büyür
Örtün pencereler, anam esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Güğümlere su doldurdum ılımış
Benim kader anam ilk akşamdan uyumuş
Ne yapayım dostlar yazım bu imiş
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Yazmam gül yaprağı düremem gayri
Yalnızım evlere anam giremem gayri
Bana bir hal oldu diyemem gayri
Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor, ben o yari neyleyim.
Gesi bağlarında kılarım namaz
Kılarım kılarım anam, halka yaramaz
Haktan geldi bize bu ulu niyaz
Örtün pencereleri anam değmesin yeller
Bugün efkarlıyım anam gelmesin eller.
Çıra yanmayınca ceviz kavlamaz
Ciğer yanmayınca anam gözler ağlamaz
Ben derdimi desem kimse dinlemez
Ne edeyim ağlarım, anam alın yazısı
Kader böyle imiş, anam onmaz bazısı.
Gesi bağlarının gülü olayım
Arayı arayı anam yarim bulayım
Gülü bülbülden başkasına sorayım
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim.
Gesi bağlarında bir tarla nohut
Ben ölüyorum anam bir yasin okut
Küçük kardeşimi yerime büyüt
Örtün pencereleri anam esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Gesi bağlarında kamber tay olur
Anamı andıkça anam aklım zay olur
Ayrılık dediğin bir kaç ay olur
Örtün pencereler esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Dağdan yuvarlandı kayalarımız
Gam ile yoğrulmuş anam mayalarımız
N'ola taş doğursa analarımız
Ne deyip ağlayım anam alın yazısı
Kader böyle imiş anam onmaz bazısı.
Şu dereden akan bulanık seller
İçimdeki derdim anam ne bilsin eller
Oturup ağlasam divane derler
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Gül koymuşlar menekşenin adını
Almadım dünyadan anam ben muradımı
Ben ölürsem dertli koyun adımı
Örtün pencereleri anam esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Sandıktaki basmamı giyesim geldi
Ciğerim anamı anam göresim geldi
Varıp ellerini öpesim geldi
Örtün pencereleri anam esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Bana gül diyorlar neme güleyim
Ayrılık üzerimdeki kime neyleyim
Bir mektup gönder gönlüm eyleyim
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Tandıra et vurdum yiyesim geldi
Ciğerim anamı anam göresim geldi
Açıp mezarına giresim geldi
Ne deyim ağlayım hep alnımın yazısı
Kader böyle imiş anam onmaz bazısı.
Bulamadım kır atımın gemini
Süremedim anam gençliğimin demini
Ben sürmedim eller sürsün demini
Neyleyim anam dünyada yar olmayınca
Domurcuk gül iken anam koklamayınca.
Gesi bağlarının yılanı olsam
Dolanı dolanı anam yanına varsam
Yattığın yastığa başımı koysam
Örtün pencereleri anam esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Çattın ocağıma hürmetim yoktur
Döktüm zülfü saçı anam örenim yoktur
Anamdan babamdan gelenim yoktur
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Gesi bağlarında gülünen susam
Tesellisi olmaz anam yarine küsen
Candan kimsem yok ki derdimi desem
El kadar alnımda türlü türlü yazım var
Evvel bir başımdı şimdi körpe kuzum var.
Enginli yüksekli kayalarımız
Gam ile yuğrulu anam mayalarımız
Doğurmaz olsaydı analarımız
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Anam yok ki diye diye ağlasın
Babam yok ki anam kuşağımı bağlasın
Kardeş yok ki salacamda baş tutsun
Atma garip anam yazılara yabana
Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
Urganım atmadık dallar mı kaldı
Başıma gelmedik anam haller mi kaldı
Beni söylemedik diller mi kaldı
Ne deyip ağlayım, anam alın yazısı
Kader böyle imiş anam onmaz bazısı.
Bülbüle su verdim altın tasınan
Yolunu beklerim anam bir hevesinen
Günlerim geçiyor ahuzarınan
Eğil dallar eğil gülleriniz açtı mı
Benim sevdiceğim buralardan geçtimi.
Şu görünen bahçemola bağmola
Şu dağın ardında yarim varmola
Oturup da beni yadeder mola
Atma anam atma beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Gesi bağlarında gülünen nergiz
Sabahlar olmuyor anam sevdiğim sensiz
Cennetin köşkünde duramam sensiz
Ölüm olmasın da anam ayrılık olsun
Bize sebep olan anam Allah'tan bulsun.
Sac ütünde fısır fısır bazlama
Küçük iken oldu ciğerlerim gözleme
Ben diyorum gelir diye gözleme
Örtün pencereleri anam esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Halılar dokuyup bağ mı tutayım
Issız gecelerde anam nasıl yatayım
Ben kendimi ırmağa mı atayım
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim.
Gesi bağlarında şivga dalım yok
Derdimi söylesem anam dinler yarim yok
Herkes güler oynar sorgu sual yok
Ben gülsem oynasam anam yasak diyorlar
Varını elinden anam alsak diyorlar.
Gesi'ye giderken yolum ayrıldı
Bindim arabaya anam başım çevrildi
Selvi saçım sol yanıma devrildi.
Ölüm olmasın da anam ayrılık olsun
Bize sebep olan anam içten vurulsun.
Gesi’nin etrafi tozlu yol mola
Salını salını anam gelen yar mola
Urgan atsam ölsem ölüm zor mola
Örtün pencereler anam esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Yağmur yağar ince elekten tülbentten
Kurtar Allah kurtar beni gayri gurbetten
Ölmeyince kurtuluş yok bu dertten
Hep yalan oldu anam, o geçen günler
Ötmez oldu anam bahçedeki bülbüller.
Gesi'nin evleri kemer kemerdir
Derdim içime anam küme kümedir
Ağlamak dururken gülmek nemedir
Örtün pencereler anam esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Mezarımı geniş açın dar olsun
Etrafı anam mor sümbüllü bağ olsun
Ben ölüyom ahbapların sağ olsun
El kadar alnımda türlü yazım var
Evvel bir başımdı, şimdi körpe kuzum var.
Söktüm sim saçımı örenim yoktur
Kapıdan içeri anam girenim yoktur
Ağlasam sızlasam görenim yoktur
Doğurmaz olsaydın anam başım belalı
Bir murad almadım ben anamdan doğalı.
Yüceden kaldırın gelin ölüsü
Elmalar donatın; anam söğüt dolusu
Bana derler kadersizin birisi
Dertli diye çağırsınlar; anam adımı
Yazmamınan bağlasınlar; anam başımı.
Salkım söğüt gibi dallarım yerde
Gözlerim gözlerim anam gözlerim yolda
Götürün anama evleri nerde
Gurbet elde neler geldi anam başıma
Anam yok ki şu derdime anam başara.
Gesi bağlarında gülüm duruyor
Hangi dala yuva yapsam; anam kuruyor
Bülbül bile kadersizi biliyor
Şimdi ben anladım; anam onmadığını
Daha çilelerim; anam dolmadığını.
Şu dağlara çıksam yolu arasam
Mendilim elimde döne döne ağlasam
Anam yok ki ben derdimi söylesem
Nedeyim ağlayım anam alın yazısı
Kader böyle imiş anam onmaz bazısı.
Yazmam gül yaprağı karanfil irenk
Aksine vuruyor anam devranı felek
Gesi bağlarında Leyla diyerek
Ah neyleyim anam şu alnımın yazısı
Onmaz imiş anam güzellerin bazısı.
Tel tel olur Kayseri'nin yası
Yüzüne bakmadım anam karın doyası
Taze olur evlilerin boyası
Ne deyip ağlayım anam alın yazısı
Gülüp oynamıyor gelinlerin bazısı.
Yazmam gül yaprağı düremiyorum
Yalnızım evlere anam giremiyorum
Söktüm sim saçımı öremiyorum
Devşirdim çiceği benim dalda ne kaldı
Gidiyom gurbete benim burda nem kaldı.
Yüce dağ başına gelmesin eller
Bugün efkarlıyım anam açmasın güller
Diz dize gelipte döktüğüm diller
Ne deyip ağlayım anam bu böyle olmaz
Kulların başına anam gelmedik kalmaz.
Gesi'ye giderken yolun sağında
Güller açmış anam nazlı yarin bağında
Yeni değmiş on üç on dört çağında
Gel otur yanıma boyu bosu güzelim
Dost düşman yanında güler oynar gezerim.
Gesi bağlarından indi bir firek
Bu mektubu yazan anam bir dertli bir yürek
Gönderin anamı o bana gerek
Yaz yaz mektubu anam postaya bırak
Varamam yanına anam yollar pek ırak.
Gesi’ye giderken yolum ayrıldı
Bindim arabaya anam başım çevrildi
Siyah saçım sağ yanıma devrildi
Eğil dallar eğil yari göresim geldi
Siyah sülfünü yüzüme süresim geldi.
Gesi'ye gidenin bağrı taş gerek
Altı saltanatlı anam bir kardeş gerek
Ağlamak dururken gülmek ne gerek
Yas tutsun ellerim anam kina yakmayım
Kör olsun gözlerim anam sürme çekeyim.
Eşik arasında fenerim yitti
Feleğin ettiği anam gücüme gitti
Bana ettiğini kimlere etti
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimiseler yanmasın anam yansın deredime.
Kuruldu kazanım kefenim yoktur
Kapıdan içeri anam girenim yoktur
Gurbette anamın haberi yoktur
Beklerim yolunu anam gelene kadar
Çekerim derdini anam ölene kadar.
Ellerin mektubu gelir okunur
Benim yüreğime anam hançer sokulur
Bugün posta günü canım sıkılır
Atma garip anam yazılara yabana
Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
Kütür kütür kırdın felek dalımı
Kimselere diyemiyom anam halimi
Ben sana ne yaptım dünya zalimi
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Evereğin bayırına düzüne
Döndüm baktım anam karlar yağmış izime
Uyma dedim uydun eller sözüne
Sağ olanlar anam bir gün olur kavuşur
Küs olanlar anam bir gün olur barışır.
Ocağımı çattım harenim yoktur
Söküldü sim saçım anam örenim yoktur
Kapıdan içeri girenim yoktur
Gel otur yanıma anam başımın tacı
Ayrılık ekmeği anam zehirden acı.
Gesi bağlarında açıldı güller
Sevdiği yanında anam sefada eller
Hep bize tokandı yaramaz güller
Ben gülsem oynasam yasak diyorlar
Varını elinden anam alsak diyorlar.
Anam yok ki ağıdımı dinlesin
Babam yok ki anam şikayetim dinlesin
Şu cahil gönlümü kimler eylesin
El kadar alnımda türlü türlü yazım var
Evvel bir başımdı şimdi körpe kuzum var.
Başına bürünmüş el kadar astar
Asker babasını anam yavrular ister
Benim yarim diye yolunu gözler
Neyleyim dünyada anam yar olmayınca
Domurcuk gül iken anam koklanmayınca.
Arı olsam her çiceğe konarım
Yar yitirdim yana yana anam ararım
Var mı benim şu Gesi'ye zararım
Atma anam atma beni dağlar ardına
Kimse yanmasın anam yansın derdime.
Çıra yanmayınca ceviz mi kavlar
Ciğer yanmayınca anam gözler mi ağlar
Oturup ağlasam divane derler
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim.
Gesi bağlarında ötüşen kuşlar
Hayra çıkmadı anam gördüğüm düşler
Yıldan yıla meyve veren ağaçlar
Devşirdim çiceği benim dalda nem kaldı
Gidiyom gurbete benim burda nem kaldı.
Gesi dedikleri bir çatal dere
Ehbaplar içinde anam yüreğim yara
Çok emekler verdim vefasız yare
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Gesi bağlarının yılanı olsam
Dolanı dolanı anam yanına varsam
Uyusam uyansam derdime yansam
Yol ver dağlar yol ver ben gideyim sılama
Sılam zümrüd yeşili nasıl dayanayım.
Gesi bağlarında salkım söğütler
Anam yok ki anam versin bana öğütler
Gün görüp gidiyor benden kötüler
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Gesi bağlarında geçilmez yastan
Dört yanım ıslandı anam yağmurdan yaştan
Sağ yanım ağrıdı soluma yaslan
Hep yalan mı oldu anam o geçen günler
Ötmez oldu anam bahçedeki bülbüller.
Gesi bağlarını gördün mü bilmem
Toprağa bağdaş anam kurdun mu bilmem
Gizli sırlarna erdin mi bilmem
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim.
Gesi bağlarında bülbüller öter
Anamın ekmeği anam burnumda tüter
El kadar verseler o bana yeter
El kadar alnımda türlü türlü yazım var
Evvel tek başımdı şimdi körpe kuzum var.
Gesi bağlarında açılmış güller
Derdimi söylesem anam delolmuş derler
Seni sevdiğimi anam bilmesin eller
Gel otur yanıma boyu posu güzelim
Gülemem ağlarım ah çekerim gezerim.
Gesi bağlarından geçemiyorum
Az doldur kadehi anam içemiyorum
Anamdan babamdan geçemiyorum
Ölüm olmasında anam ayrılık olsun
Bize sebep olan anam içten vurulsun.
Gesi bağlarında bir oylum kaya
Düşmüşüm sevdana anam ne diyon bana
Bir yüzük yaptırdım yadigar sana
Takın parmağına dar mı geliyor
Gurbete gitmesi anam zor mu geliyor.
Gesi bağlarında kaynar karınca
İçim kan ağlıyor anam yaşıtımı görünce
Ben bu dertten iflah olmam ölünce
Hep yalan mı oldu anam o geçen günler
Ötmez oldu anam bahçedeki bülbüller.
Bellettim bağımı yemedim üzüm
Kaynattım pekmezi anam gelirim güzün
Garibe vermezler bir salkım üzüm
Ne deyim ağlayım anam alın yazısı
Kader böyle imiş anam onmaz bazısı.
Gesi bağlarında yolun sağında
Güller çiçek mi açar yavrumun bağrında
Yavrusu koynunda elin yanında
Yas tutsun ellerim anam kına yakmayın
Kör olsun gözlerim anam sürme çekmeyin.
Gesi bağlarında yiğitler gezer
Eller ne bilsin anam yüreğim ezer
Yarim gitti hasreti beni pek üzer
Gülsem oynasam anam yasak diyorlar
Varını elinden anam alsak diyorlar.
Bu yıl çiçekler çok dallar götürmez
Dağlar diken olmuş anam kervan oturmaz
Benim bağrım yaz olmuş sitem götürmez
Eğil dallar eğil yari göresim geldi
Siyah zülfün yüzüme süresim geldi.
Bugün efkarlıyım esmesin yeller
Derdim içimdeki anam ne bilsin eller
Otursam ağlasam deli mi derler
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Gesi bağlarının köpeği olsam
Koklayı koklayı anamı bulsam
Bulduğum yerde öpsem koklasam
Atma garip anam yazılara yabana
Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
Bana gül diyorlar neme güleyim
Ayrılık serime düştü anam neyleyim
Anamdan doğalı bende böyleyim
Gel otur yanıma boyu posu güzelim
Gülemem ağlarım ah çekerim gezerim.
Gesi bağlarına attım urganı
Üstümü örttüler anam gurbet yorganı
Benim anam çifte kessin kurbanı
Ne diyip ağlayım hep alnımın yazgısı
Kader böyle imiş anam onmaz bazısı.
Yeni kalaylandı sofanın tası
Silerim silerim gitmez gözümün yaşı
Benim çektiklerim bir soysuz yası
Meğer taşa biber anam ekilmez imiş
Kötülerin kahrı anam çekilmez imiş.
Çırpını çırpını yuvadan uçtum
Ağlaya ağlaya anam bu hale düştüm
Getirin anamı babamdan geçtim
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Gesi bağlarında dikili taşlar
Benden selam söyleyin anam hey uçan kuşlar
Memlekette kaldı yaren yoldaşlar
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Anam beni ne hal ile doğurdu
El kapısı anam hamur etti yuğurdu
Gücüm yeter yetmez işler buyurdu
Gurbet elde neler geldi anam başıma
Anam yok ki derdime anam katıla.
Anam kirmenini alsın eline
Tarasın yününü anam taksın eline
Gelsin baksın yavrusunun haline
Ben gülsem oynasam anam yasak diyorlar
Varını elinden anam alsak diyorlar.
Her boyadan bir boyalı taşım var
Yaşım küçük anam ne belalı başım var
Feleğinen döğüşecek işim var
El kadar alnımda türlü türlü yazım var
Evvel bir başımdı şimdi körpe kuzum var.
Anam mendilimi düremiyorum
Yalnızım evlere anam giremiyorum
Anasız babasız duramıyorum
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
ANONİM
GESİ BAĞLARI TÜRKÜSÜNÜN ÖYKÜSÜ
1.Dünya Savaşı sırasında 1915 yılında yapılan Çanakkale Savaşı devam ederken Gesi'de durum şöyledir: Gesi bağlarının sulanmasında kullanılan Salkuma (Gürpınar) suyunun kurumasıyla (Yine bu dönemde Taçın suyu da kurumuştur.) meydana gelen çekirge baskını sebebiyle Gesi'de bulunan yeşil alan tamamiyle yok olmuştur.
Gesi’de o dönemde dini inancının sağlamlığıyla tanınan Hacı Osman Ağa adındaki şahsın mülkü olan ve günümüzde ilkokul lojmanlarının bulunduğu bahçe bu çekirge istilasından zarar görmeyen tek bahçe olmuştur.
Hacı Osman Ağa diye anılan bu kişi, yine Gesi'ye ait olan “Yarim İstanbul'u mesken mi tuttun” adlı türküsünü ilk söyleyen Şerif Hala'nın (Durna Yenge) babasıdır.
Bu dönemde Çanakkale Savaşı münasebetiyle seferberlik ilan edilmiş, köyde bulunan eli silah tutan bütün erkekler askere alınmıştır.
Bu dönem savaş sebebiyle kayıp olan Devlet otoritesi ve köyün erkeksiz kalması Gesi'yi korunaksız bırakmış kadın ve çocuklar eşkıya baskınına, başı bozuk takımının yağma ve talanına maruz kalmışlardır.
Ayrıca yine köy halkına mensup kimi erkekler savaşa gitmemek için camilerde imam, müezzin, faraşçı gibi görevleri askerlikten kaçmak için ellerine geçirmişler, gereğinden fazla sayıda insan bu görevleri yapar görünmüşlerdir.
Hatta halk arasında şair ruhlu kadınlar tarafından bu istismarcı insanların durumunu tasvir eden deyişlerde söylenmiştir.
Mesela; yukarı caminin hocası Emin/Namazlığını bilmediğine erdim yemin, şeklinde manzum bir söyleyiş vardır.
Bu şartlar altında asker kaçaklarının ve eşkiyaların gece gündüz demeden yaptığı zulümler devam ederken birgün bir düğünün bitimi esnasında (üçüncü gün) tekke üstü denilen meydanda kalabalığın dağıldığı sırada köyde zulüm yapan iki asker kaçağı babası cephede bulunan ve annesiyle birlikte yalnız yaşayan bir kızı evinden alarak kaçırmak istemişler, bu sırada kızın annesi evde bulunan çifte dolma av tüfeğini eline alarak kızını bu iki zorbadan kurtarmak istemiş, ancak zorbalar kızı hedef durumunda tutarak geri geri ilerlemek suretiyle tekke bayırı ve devamı olan Derebayırı güzergahından bahçeler arasını takip ederek Paşapınarı'na götürmüşlerdir.
Sülale lakapları Molla olarak bilinen kızın ailesi soylu kişilerden oluşmaktaydı.
Hikayeye konu olan kızın adı Molla (Mulla) Fadime idi.
Annesi Şerif, Babası Alimülazım, Alimülazımın kardeşi Sarı Yusuf Mulla Fadime’nin bir de kızı vardır.
İsmi Sabiha'dır.
Zincidere'de vazifesi olan bir subayla evlenmiştir.
Molla Fadime olaydan sonra bir daha evine dönmemiş, acılı kız utancından ve girdiği bunalımdan dolayı bugün Gesi bağları türküsü olarak bilinen türküyü yaşadığı acıları ve üzüntüleriyle okumaya başlamıştır.
Bu bunalımdan doğan ve aslı Mulla Fadime'ye ait olan türküye daha sonra başka insanlar tarafından bazı kıtalarda eklenmiştir.
Yaşadığı ömür içerisinde tek bir türkü söylemiş olan Mulla Fadime’nin türküsü orijinal halini muhafaza etmiştir.
Bugün elimizde Gesi Bağları Türküsüne ait olduğu söylenen 80-100 kıt'a olmasına rağmen türkünün teması kafiye düzeni ve ölçüsü dikkate alındığında orijinal kıt'aların 52 civarında olduğu söylenebilir.
Daha sonra yaşayan bazı insanlar kimi üzüntülü durumlarda türküden aldıkları ilhamla yeni kıt'alar eklemişlerdir.
Ancak bu kıtalar öykünün konusuyla çelişkiler göstermektedirler.
Gesi Bağları Türküsü Ahmet Gazi Ayhan tarafından derlenerek TRT Repartuarına, Kayseri Merkez Gesi Kasabası Türküsü olarak geçmiştir.
Türkünün nazım birimi beşliktir.
Türkünün nazım birimi birinci mısrası 11'li hece ölçüsü ile yazılmış, 2 mısrası 13'lü hece ölçüsü ile yazılmıştır.
3.misrası 11'li hece ölçüsü ile yazılmış olup, nakarat bölümü 13 heceden müteşekkildir.
Türküde yer alan kıtaların ihtiva ettiği anlam doğrultusunda 10 ayrı nakarat kullanılmıştır.
Kafiye şeması: ababb
GESİ BAĞLARI TÜRKÜSÜ
Gesi bağlarından gelsin geçilsin Kurulsun masalar rakı konyak içilsin Herkes sevdiğini alsın seçilsin Gel otur yanıma hallerimi söyleyim Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim.
Gesi bağlarını belleyen olsa Şu cahil gönlümü anam eyleyen olsa Beni de anama yollayan olsa Gel otur yanıma hallerimi söyleyim Halimden bilmeyen ben o yarı neyleyim .
Gesi bağlarında dolanıyorum Yitirdim yarimi anam aranıyorum Bir çift selamına güveniyorum Atma garip anam beni dağlar ardına Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Gesi bağlarında kaynar kum idim Ben eller içinde anam yanan mum idim İbda Allah, sonra senden umudum Gel otur yanına hallerimi söyleyim Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim.
Gesi bağlarında bir top gülüm var Hey Allah'tan korkmaz sana bana ölüm var Olüm varda şu gençlikte zulüm var Atma garip anam beni dağlar ardına Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Merdivenden tıkır tıkır inerken Yazması boynuma dolanıyor severken Uyumuşum ak gerdandan öperken Örtün pencereler anam değmesin yeller Bugün efkarlıyım anam gelmesin eller.
Gesi bağlarında bülbüller öter Ateşim yanmadan anam tütünüm tüter Bana bir hal olmuş ölümden beter Atma garip anam beni dağlar ardına Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Gesi bağlarında has nane biter Bana bir hal oldu anam ölümden beter Sevdiğim, ettiğin canıma yeter Yaz yaz mektubunu, anam postaya bırak Varamam yanına, anam yollar çok ırak.
Gesi bağlarında üç ırgat işler Sıladan geliyor anam şu uçan kuşlar Anneler doğurur ele bağışlar Örtün pencereler anam esmesin yeller Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Gül koymuşlar menekşenin adım Almadım dünyadan anam ben muradımı Ben ölürsem dertli koyun adımı Atma garip anam yazılara yabana Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
Gesi bağlarının gülleri mavi Ayrıldım yarimden anam gülmeyin gayri Yardan ayrılanın böyle olur hali Yas tutsun ellerim anam kina yakmayım Kör olsun gözlerim anam sürme çekmeyim.
Bu nasıl tecelli bu nasıl kader Derdim içimdedir anam ne bilsin eller Otursam ağlasam delimi derler Neyleyim neyleyim, hep anlımın yazısı Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Gesi bağlarında tokaştım taşa Kardeş ekmeğini anam kakarlar başa Garip çalıştığım emeğim boşa Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim Halimden bilmeyen, ben o yari neyleyim.
Gesi bağlarında gülünen çayır Ana ben ölüyom aman başını çevir Kaynanam imansız güveyin gavur Ne diyeyim ağlayayım alın yazısı Kader böyle imiş anam onmaz bazısı.
Gesi'ye giderken yolum ayrıldı. Bindim arabaya anam başım çevrildi Siyah saçım sağ yanıma devrildi Atma garip anam beni dağlar ardına Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Elimi atmadık dallar mı kaldı Başıma gelmedik anam haller mi kaldı Beni söylemedik diller mi kaldı El kadar anımda, türlü türlü yazım var Evvel bir başımdı, şimdi körpe kuzum var.
Tıkır tıkır merdivenden inmedim Güle güle anam yar koynuna girmedim Cahil idim kiymetini bilmedim Atma anam atma beni dağlar ardına Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Ateş alıp isinmadım korunda Güle güle anam yar gezinedim kolunda Methim gezer elalemin dilinde Atma anam atma, beni dağlar ardına Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Kuruldu kazanım harenim yoktur. Söküldü sim saçım anam örenim yoktur Kapıdan içeri girenim yoktur Örtüm pencereler anam esmesin yeller Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Bülbül gelmiş gül dalına konuyor Hangi dala yuva yapsa kuruyor Herkesin yari yanında duruyor Atma garip anam beni dağlar ardına Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Sofraya oturdum gelin kız gibi Gözüme bakarlar anam imkansız gibi Ortadaki yemek acı tuz gibi Gel otur yanıma hallerimi söyleyim Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim.
Bülbülüm uçtu da, kalesi durur Ne güzel ellerin anam babası durur Babasız yuvada evlat mı büyür Örtün pencereler, anam esmesin yeller Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Güğümlere su doldurdum ilımış Benim kader anam ilk akşamdan uyumuş Ne yapayım dostlar vazım bu imiş Örtün pencereler esmesin yeller Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Yazmam gül yaprağı düremem gayri Yalnızım evlere anam giremem gayri Bana bir hal oldu diyemem gayri Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim Halimden bilmiyor, ben o yari neyleyim.
Gesi bağlarında kılarım namaz Kılarım kılarım anam, halka yaramaz Haktan geldi bize bu ulu niyaz Örtün pencereler anam değmesin yeller Bugün efkarlıyım anam gelmesin eller.
Çıra yanmayınca ceviz kavlamaz Ciğer yanmayınca anam gözler ağlamaz Ben derdimi desem kimse dinlemez Nedeyim ağlayım, anam alın yazısı Kader böyle imiş, anam onmaz bazısı.
Gesi bağlarının gülü olayım Arayı arayı anam yarim bulayım Gül bülbülden başkasına sorayım Gel otur yanıma hallerimi söyleyim Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim.
Gesi bağlarında bir tarla nohut Anam ben ölüyom aman bir yasin okut Küçük kardeşimi yerime büyüt Örtün pencereler, anam esmesin yeller Dertli olduğumu, anam bilmesin eller.
Gesi bağlarında Kamber tay olur Anamı andıkça anam aklım zay olur Ayrılık dediğin birkaç ay olur Örtün pencereler esmesin yeller Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Dağdan yuvarlandı kayalarımız Gam ile yoğrulmuş anam mayalarımız N'ola taş doğursa analarımız Ne deyip ağlayım, anam alın yazısı Kader böyle imiş anam onmaz bazısı.
Şu dereden akan bulanık seller Derdim içindeki anam ne bilsin eller Oturup ağlasan divane derler Ortün pencereler esmesin yeller Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Gül koymuşlar menekşenin adını Almadım dünyadan anam ben muradımı Ben ölürsem dertli koyun adımı Örtün pencereler, anam esmesin yeller Dertli olduğumu, anam bilmesin eller.
Sandıktan basmamı giyesim geldi Ciğerim anamı anam göresim geldi Varıp ellerini öpesim geldi Örtün pencereler anam esmesin yeller Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Bana gül diyorlar name güleyim Ayrılık üzerimdeki, kime neyleyim Bir mektup gönder gönlüm eyleyim Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı Gülmemiş bu dünyada, anamın kuzusu.
Tandıra et vurdum yiyesim geldi Ciğerim anamı anam göresim geldi Açıp mezarına giresim geldi Ne deyim ağlayım hep alnımın yazısı Kader böyle imiş anam onmaz bazısı.
Bulamadım kır atımın gemini Süremedim anam gençliğimin demini Ben sürmedim eller sürsün demini neyleyim. anam dünyada yar olmayınca Domurcuk gül iken anam koklamayınca.
Gesi bağlarının yılanı olsam Dolanı dolanı anam yanına varsam Yattığın yastığa başımı koysam Örtün pencereler anam esmesin yeller Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Cattın ocağıma hürmetim voktur Döktüm zülfü saçı anam örenim yoktur Anamdan babamdan gelenim yoktur neyleyim. Neyleyim hep alnımın yazısı Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Gesi bağlarında gülünen susam Tecellisi olmaz anam yerine küsen Candan kimsem yok ki derdimi desem El kadar alnımda türlü türlü yazım var Evvel bir başımdı, şimdi körpe kuzum var.
Enginli yüksekli kayalarımız Gam ile yuğrulu anam mayalarımız Doğurmaz olsaydı analarımız neyleyim. Neyleyim hep alnımın yazısı Gülmemiş bu dünyada anamin kuzusu.
Anam yok ki diye diye ağlasın Babam yok ki anam kuşağımı bağlasın Kardeş yo ki salacamda baş tutsun Atma garip anam, yazılara yabana Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
Urganım atmadık dallar mı kaldı Başıma gelmedik anam haller mi kaldı Beni söylemedik diller mi kaldı Ne deyip ağlayım, anam alın yazgısı Kader böyle imiş anam onmaz bazısı.
Bülbüle su verdim altın tasınan Yolunu beklerim anam bir hevesinen Günlerim geçiyor ahuzarinan Eğil dallar eğil gülleriniz açt mi Benim sevdiceğim buralardan geçtimi.
şu görünen bahçemola bağmola Şu dağın ardında yerim varmola Oturup da beni yadeder mola Atma anam atma beni dağlar ardına Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Gesi bağlarında gülünen nergiz Sabahlar olmuvor anam sevdiğim sensiz Cennetin köşkünde duramam sensiz Ölüm olmasın da anam ayrılık olsun Bize sebep olan, anam Allah'tan bulsun.
Sac ütünde fısır fisir bazlama Küçük iken oldu ciğerlerim gözleme Ben diyorum gelir diye gözleme Örtün pencereler, anam esmesin yeller Dertli olduğumu, anam bilmesin eller.
Halılar dokuyup bağ mı tutayım Issiz gecelerde anam nasıl yatayım Ben kendimi irmağa mı atayım Gel otur yanıma hallerimi söyleyim Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim.
Gesi bağlarında şivga dalım yok Derdimi söylesem anam dinler yarim yok Herkes güler oynar sorgu sual yok Ben gülsem oynasam anam yasak diyorlar Varını elinden anam alsak diyorlar.
Gesi'ye giderken yolum ayrıldı Bindim arabaya anam başım çevrildi Selvi saçım sol yanıma devrildi.Ölüm olmasın da anam ayrılık olsun Bize sebep olan, anam içten vurulsun.
Gesi’nin etrafi tozlu yol mola Salını salını anam gelen yar mola Urgan atsam ölsem ölüm zor mola Örtün pencereler anam esmesin yeller Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Yağmur yağar ince elekten tülbentten Kurtar Allah kurtar beni gayri gurbetten Ölmeyince kurtuluş yok bu dertten Hep yalan oldu anam, o geçen günler Bahçedeki ötmez oldu anam bülbüller.
Gesi'nin evleri kemer kemerdir Derdim içime anam küme kümedir Ağlamak dururken gülmek nemedir Örtün pencereler anam esmesin yeller Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Mezarımı geniş açın dar olsun Etrafı anam mor sümbüllü bağ olsun Ben ölüyom ahbapların sağ olsun El kadar alnımda türlü yazım var Evvel bir başımdı, şimdi körpe kuzum var.
Söktüm sim saçımı örenim yoktur. Kapıdan içeri anam girenim yoktur Ağlasam sizlasam görenim voktur Doğurmaz olsaydın anam başım belalı Bir murad almadım ben anamdan doğalı.
Yüceden kaldırın gelin ölüsü Elmalar donatın; anam söğüt dolusu Bana derler kadersizin birisi Dertli diye çağırsınlar; anam adımı Yazmaminan bağlasınlar; anam başımı.
Salkım söğüt gibi dallarım yerde Gözlerim gözlerim anam gözlerim yolda Götürün anama evleri nerde Gurbet elde neler geldi anam başıma Anam yok ki şu derdime anam başara.
Gesi bağlarında gülüm duruyor Hangi dala yuva yapsam; anam kuruyor Bülbül bile kadersizi biliyor Şimdi ben anladım; anam onmadığını Daha çilelerim; anam dolmadığını.
Şu dağlara çıksam yolu arasam Mendilim elimde döne döne ağlasam Anam yok ki ben derdimi söylesem Nedeyim ağlayım anam alın yazısı Kader böyle imim anam onmaz bazısı.
Yazmam gül yaprağı karafil irenk Aksine vuruyor anam devrani felek Gesi bağlarında Leyla diyerek Ah neyleyim anam şu alnımın yazısı Onmaz imiş anam güzellerin bazısı.
Tel tel olur Kayseri'nin yası Yüzüne bakmadım anam karın doyası Taze olur evlilerin boyası Ne deyip ağlayım anam alın yazısı Gülüp oynamıyor gelinlerin bazısı.
Yazmam gül yaprağı düremiyorum Yalnizim evlere anam giremiyorum Söktüm sim saçımı öremiyorum Devşirdim çiceği benim dalda ne kaldı Gidiyom gurbete benim buruda nem kaldı.
Yüce dağ başına gelmesin eller Bugün efkarlıyım anam açmasın güller Diz dize gelipte döktüğüm diller Ne devip ağlayım anam bu böyle olmaz Kulların başına anam gelmedik kalmaz.
Gesi'ye giderken yolun sağında Güller açmış anam nazlı yarin bağında Yeni değmiş on üç on dört çağında Gel otur yanıma boyu bosu güzelim Dost düşman yanında güler oynar gezerim.
Gesi bağlarından indi bir firek Bu mektubu yazan anam bir dertli bir yürek Gönderin anami o bana gerek Yaz yaz mektubu anam postaya bırak Varamam yanına anam yollar pek irak.
Gesi’ye giderken yolum ayrıldı Bindim arabaya anam başım çevrildi Siyah saçım sağ yanıma devrildi Eğil dallar eğil yari göresim geldi Siyah sülfünü yüzüme süresim geldi.
Gesi'ye gidenin bağrı taş gerek Altı saltanatlı anam bir kardeş gerek Ağlamak dururken gülmek ne gerek Yas tutsun ellerim anam kina yakmayım Kör olsun gözlerim anam sürme çekeyim.
Eşik arasında fenerim yitti Feleğin ettiği anam gücüme gitti Bana ettiğini kimlere etti Atma garip anam beni dağlar ardına Kimiseler yanmasın anam yansın deredime.
Kuruldu kazanım kefenim yoktur Kapıdan içeri anam girenim yoktur Gurbette anamın haberi yoktur Beklerim yolunu anam gelene kadar Çekerim derdini anam ölene kadar.
Ellerin mektubu gelir okunur Benim yüreğime anam hançer sokulur Bugün posta günü canım sıkılır Atma garip anam yazılara yabana Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
Kütür kütür girdin felek dalımı Kimselere diyemiyom anam halimi Ben sana ne yaptım Dünya zalimi neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı Gülmemiş bu Dünyada, anamın kuzusu.
Evereğin bayırına düzüne Döndüm baktım anam karlar yağmış izime Uyma dedim uydun eller sözüne Sağ olanlar anam bir gün olur kavuşur Küs olanlar anam bir gün olur barışır.
Ocağımı çattım harenim yoktur Söküldü sim saçım anam örenim yoktur Kapıdan içeri girenim yoktur Gel otur yanıma anam başımın tacı Ayrılık ekmeği anamı zehirden aci.
Gesi bağlarında açıldı güller Sevdiği yanında anam sefada eller Hep bize tokandı yaramaz güller Ben gülsem oynasam yasak diyorlar Varın elinden anam alsak diyorlar.
Anam yokki ağıdımı dinlesin Babam yokki anam şikayetim dinlesin Şu cahil gönlümü kimler eylesin El kadar alnımda türlü türlü yazım var Evvel bir başımdı şimdi körpe kuzum var.
Başına bürünmüş el kadar astar Asker babasın anam yavrular ister Benim yarim diye yolunu gözler neyleyim dünyada anam yar olmayınca Domurcuk gül iken anam koklanmayınca.
Arı olsam her çiceğe konarım Yar yitirdim yana yana anam ararım Varmı benim şu gesive zararım Atma anam atma beni dağlar ardına Kimse yanmasın anam yansın derdime .
Çıra yanmayınca ceviz mi kavlar Ciğer yanmayınca anam gözler mi ağlar Oturum ağlasam divane derler Gel otur yanıma hallerimi söyleyim Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim.
Gesi bağlarına ötüşen kuşlar Hayra çıkmadı anam gördüğüm düşler Yıldan yıla meyve veren ağaçlar Devşirdim çiceği benim dalda ne kaldı Gidiyom gurbete benim burada nemkaldı.
Gesi dedikleri bir çatal dere Ehbaplar içinde anam yüreğim yara Çok emekler verdim vefasız yere Örtün pencereleri esmesin yeller Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Gesi bağlarının yılanı olsam Dolanı dolanı anam yanına varsam Uyusam uyansam derdimi yansam Yol ver dağlar yol ver ben gideyim sılama Sılam zümrüd yeşili nasıl dayanayım.
Gesi bağlarında salkım söğütler Anam yo ki anam versin bana öğütler Gün görüp gidiyor benden kötüler Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı Gülmemiş bu dünyada, anamın kuzusu.
Gesi bağlarında geçilmez yastan Dört yanım islandı anam yağmurdan yaştan Sağ yanım ağrıdı soluma yaslan Hep yalanmi oldu anam o geçen günler Bahçede ötmez oldu anam bülbüller.
Gesi bağlarını gördün mü bilmem Toprağa bağdaş anam kurdun mu bilmem Gizli sırlarna erdin mi bilmem Gel otur yanıma hallerimi söyleyim Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim .
Gesi bağlarında bülbüller öter Anamın ekmeği anam burnumda tüter El kadar verseler o bana yeter El kadar alnımda türlü türlü yazım var Evvel tek başımdı şimdi körpe kuzum var.
Gesi bağlarında açılmış güller Derdimi söylesem anam deli olmuş derler Seni sevdiğimi bilmesin eller Gel otur yanıma boyu posu güzelim Gülemem ağlarım ah çekerim gezerim.
Gesi bağlarından geçemiyorum Az doldur kadehi anam içemiyorum Anamdan babamdan geçemiyorum Ölüm olmasında anam ayrılık olsun Bize sebep olan anam içten vurulsun.
Gesi bağlarında bir oylum kaya Düşmüşüm sevdana anam ne diyon bana Bir yüzük yaptırdım yadigar sana Takın parmağına dar mı geliyor Gurbete gitmesi anam zormu geliyor.
Gesi bağlarında kaynar karınca İçim kan ağlıyor anam yaşıtım görünce Ben bu dertten iflah olmam ölünce Hep yalan mı oldu anam o geçen günler Ötmez oldu anam bahçedeki bülbüller.
Bellettim bağımı yemedim üzüm Kaynattım pekmezi anam gelirim güzün Garibe vermezler bir salkım üzüm Ne deyim ağlayım anam alın yazısı Kader böyle imiş anam onmaz bazısı.
Gesi bağlarında yolun sağında Güller çiçek mi açar yavrumun bağrında Yavrusu koynunda elin yanında Yas tutsun ellerim anam kina yakmayın Kör olsun gözlerim anam sürme çekmeyin.
Gesi bağlarında yigitler gezer Eller ne bilsin anam yüreğimi ezer Yarim gitti hasreti beni üzer Gülsem oynasam anam yasak diyorlar Varını elinden anam alsak diyorlar.
Bu yıl çiçekler çoktur dallar götürmez Dağlar diken olmuş anam kervan otumaz Benim bağrım yaz olmuş sitem götürmez Eğil dallar eğil yari göresim geldi Siyah zülfünü yüzüme süresim geldi.
Bugün efkarlıyım esmesin yeller Derdim içimdeki anam ne bilsin eller Otursam ağlasam deli mi derler Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Gesi bağlarının köpeği olsam Koklayı koklayı anamı bulsam Bulduğum yerde öpsem koklasam Atma garip anam yazılara yabanlara Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
Bana gül diyorlar neme güleyim Ayrılık serime düştü anam neyleyim Anamdan doğalı bende böyleyim Gel otur yanıma boyu posu güzelim Gülemem ağlarım ah çekerim gezerim.
Gesi bağlarına attım urganı Üstümü örttüler anam gurbet yorganı Benim anam çifte kessin kurbanı Ne diyip ağlayım hep alnımın yazgısı Kader böyle imiş anam onmaz bazısı.
Yine kalaylandı sofanın tası Silerim silerim gitmez gözümün yaşı Benim çektiklerim bir soysuz yası Meğer taşa biber anam ekilmezmiş Kötülerin kahrı anam çekilmezmiş.
Çırpını çırpını yuvadan uçtum Ağlaya ağlaya anam bu hale düştüm Getirin anamı babamdan geçtim Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Gesi bağlarında dikili taşlar Benden selam söyleyin anam hey uçan kuşlar Memlekette kaldı yaren yoldaşlar Örtün pencereyi esmesin yeller Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Anam beni ne hal ile doğurdu El kapısı anam hamur ettiği yuğurdu Gücüm yeter yetmez işler buyurdu Gurbet elde neler geldi anam başıma Anam yokki derdime anam katıla.
Anam kirmenini alsın eline Tarasın yününü anam taksın eline Gelsin baksın yavrusunun haline Ben gülsem oynasam anam yasak diyorlar Varını elinden anam alsak diyorlar.
Her boyadan bir boyalı taşım var Yaşım küçük anam ne belalı başım var Feleğinen döğüşecek işim var El kadar alnımda türlü türlü yazım var Evvel bir başımdı şimdi körpe kuzum var.
Anam mendilimi düremiyorum Yalnızım evlere anam giremiyorum Anasız babasız duramıyorum Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
ANONİM
GESİ BAĞLARI
Gesi Bağları'ndan gelsin geçilsin
Kurulsun masalar rakı konyak içilsin
Herkes sevdiğini alsın seçilsin
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim.
Gesi Bağları'nda dolanıyorum
Yitirdim yarimi (anam) aranıyorum
Bir çift selamına güveniyorum
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansım derdime.
Gesi bağlarında bülbüller öter
Ateşim yanmadan (anam) tütünüm tüter
Bana bir hal olmuş ölümden beter
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansım derdime.
Gesi Bağları'nda üç ırgat işler
Sıladan geliyor (anam) şu uçan kuşlar
Anneler doğurur ele bağışlar
Örtün pencereleri (anam) esmesin yeller
Dertli olduğumu (anam) bilmesin eller.
Gesi Bağları'nın gülleri mavi
Ayrıldım yarimden (anam) gülemem gayri
Yardan ayrılanın böyle olur hali
Yas tutsun ellerim (anam) kına yakmayım
Kör olsun gözlerim (anam) sürme çekmeyim.
Gesi Bağları'nda tokaştım taşa
Kardeş ekmeğini (anam) hakarlar başa
Girip çalıştığım emeğim boşa
Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim.
Gesi'ye giderken yolum ayrıldı
Bindim arabaya (anam) başım çevrildi
Siyah saçım sağ yanıma devrildi
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansım derdime.
Tıkır tıkır merdivenden inmedim
Güle güle anam yar koynuna girmedim
Cahil idim kıymetini bilmedim
Atma anam atma , beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Kuruldu kazanım harenim yoktur
Söküldü sim saçım anam örenim yoktur
Kapıdan içeri girenim yoktur
Örtün pencereler anam esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Bana gül diyorlar neme güleyim
Ayrılık üzerimdeki, kime neyleyim
Bir mektup gönder gönlüm eyleyim
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada, anamın kuzusu.
Bulamadım kır atımın gemini
Süremedim anam gençliğimin demini
Ben sürmedim eller sürsün demini
Neyleyim dünyada anam yar olmayınca
Domurcuk gül iken anam koklamayınca.
Çattım ocağıma hürmetim yoktur
Döktüm zülfü saçı anam örenim yoktur
Anamdan babamdan gelenim yoktur
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Enginli yüksekli kayalarımız
Gam ile yoğrulu anam mayalarımız
Doğurmaz olsaydı analarımız
Neyleyim neyleyim hep alınım yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Urganım atmadık dallar mı kaldı
Başıma gelmedik anam haller mi kaldı
Beni söymedik diller mi kaldı
Ne deyip ağlayım, anam alın yazgısı
Kader böyle imiş anam onmaz bazısı.
Şu görünen bahçe m'ola bağ m'ola
Şu dağın ardında yarim var m'ola
Oturup da beni yad eder m'ola
Atma anam atma beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Sac üstünde fısır fısır bazlama
Küçük iken ciğerlerim gözleme
Ben diyorum gelir diye gözleme
Örtün pencereler, anam esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Gesi bağlarında şıvga dalım yok
Derdimi söylesem anam dinler yarim yok
Herkes güler oynar sorgu sual yok
Ben gülsem oynasam anam yasak diyorlar
Yarını elinden anam alsak diyorlar.
Gesiye giderken yolum ayrıldı
Bindim arabaya başım çevrildi
Selvi saçım sol yanıma devrildi
Ölüm olmasın da anam ayrılık olsun
Bize sebep olan anam içten vurulsun.
Mezarımı geniş açın dar olsun
Etrafı mor sümbüllü bağ olsun
Ben ölüyom ahbaplarım sağ olsun
El kadar alınımda türlü yazım var
Evvel bir başımdı, şimdi körpe kuzum var.
Ateş alıp ısınmadım korunda
Güle güle anam yar gezmedim kolunda
Methim gezer elalemin dilinde
Atma anam atma, beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansım derdime.
Bülbül gelmiş gül dalına konuyor
Hangi dala yuva yapsa kuruyor
Herkesin yari yanında duruyor
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansım derdime.
Bülbülüm uçtu da kafesi durur
Ne güzel ellerin (anam) babası durur
Babasız yuvada evlat mı büyür
Örtün pencereleri (anam) esmesin yeller
Dertli olduğumu (anam) bilmesin eller.
Yazmam gül yaprağı düremem gayri
Yalnızım evlere (anam) giremem gayri
Bana bir hal oldu diyemem gayri
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim.
Gesi bağlarında kılarım namaz
Kılarım kılarım halka yaramaz
Haktan geldi bize bir ulu niyaz
Örtün pencereleri değmesin yeller
Bugün efkarlıyım gelmesin eller.
Gesi Bağları'nın gülü olayım
Arayı arayı yari bulayım
Gül bülbülden başkasına sorayım
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim.
Gesi Bağları'nda kamber tay olur
Anam andıkça aklım zay olur
Ayrılık dediğin birkaç ay olur
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller.
Şu dereden akan bulanık seller
Derdim içimdeki ne bilsin eller
Oturup ağlasam divane derler
Ne deyim ne ağlayım hep alnımın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı.
Sandıktan basmamı giyesim geldi
Ciğerim anamı göresim geldi
Varıp iki elini öpesim geldi
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller.
Tandıra et vurdum yiyesim geldi
Ciğerim anamı göresim geldi
Açıp mezarına giresim geldi
Ne deyim ağlayım hep alnımın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı.
Gesi Bağları'nda bir top gülüm var
Hey Allah'tan korkmaz sana bana ölüm var
Ölüm varsa bu dünyada zulüm var
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansım derdime.
Gesi Bağları'nda geçilmez yastan
Dört yanım ıslandı yağmurdan yaştan
Sağ yanım ağrıdı soluma yaslan
Hep yalan mı oldu o geçen günler.
Bahçede ötmez oldu bülbüller
Gesi Bağları'nda açılmış güller
Derdimi söylesem deli olmuş derler
Seni sevdiğimi bilmesin eller
Gel otur yanıma boyu posu güzelim
Gülemem ağlarım ah çekerim gezerim
Gesi bağlarında kaynar karınca
İçim kan ağlar anam yaşıtım görünce
Ben bu dertten iflah olmam ölünce
Hep yalan mı oldu anam o geçen günler
Bahçedeki ötmez oldu anam bülbüller.
Gesi bağlarında yiğitler gezer
Eller ne bilsin anam yüreğimi ezer
Yarim gitti hasreti beni üzer
Ben gülsem oynasam anam yasak diyorlar
Varını elinden anam alsak diyorlar.
Gesi bağlarının köpeği olsam
Koklayı koklayı anam anamı bulsam
Bulduğum yerde öpsem koklasam
Atma garip anam yazılara yabanlara
Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
Gesi bağlarında bülbüller öter
Anamın ekmeği burnuma tüter
El kadar verseler o bana yeter
El kadar alnımda türlü türlü yazım var
Evvel bir başımdı, şimdi körpe kuzum var.
Gesi Bağları'nda bir oylum kaya
Düşmüşüm sevdana ne diyon bana
Bir yüzük yaptırdım yadigar sana
Takın parmağına dar mı geliyor
Gurbete gitmesi zor mu geliyor.
Gesi Bağlarında yolun sağında
Güller çiçek mi açar yavru bağrında
Yavrusu koynunda elin yanında
Yas tutsun ellerim kına yakmayım
Kör olsun gözlerim sürme çekmeyim.
Gesi Bağlarında attım urganı
Üstüme örttüler gurbet yorganı
Benim anam çifte kessin kurbanı
Ne deyip ağlayım hep alnımın yazgısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı.
Gesi Bağlarında dikili taşlar
Benden selam söylen hey uçan kuşlar
Memlekette kaldı yaren yoldaşlar
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller .
Her boyadan bir boyalı taşım var
Yaşım küçük ne belalı başım var
Feleğinen döğüşecek işim var
El kadar alnımda türlü türlü yazım var
Evvel bir başımdı, şimdi körpe kuzum var.
Anam kirmenini alsın eline
Tarasın yününü taksın beline
Gelsin baksın yavrusunun haline
Ben gülsem oynasam yasak diyorlar
Varını elinden alsak diyorlar.
Başına bürünmüş el kadar astar
Asker babasını yavrular ister
Benim yarim diye yolunu gözler
Neyleyim dünyada yar olmayınca
Domurcuk gül iken koklanmayınca.
Gesi bağlarında ötüşen kuşlar
Hayıra çıkmadı gördüğüm düşler
Yıldan yıla meyva veren ağaçlar
Devşirdim çiçeği dalda ne kaldı
Gidiyom gurbete burda nem kaldı.
Gesi bağlarında salkım söğütler
Anam yok ki versin bana öğütler
Gün görüp gidiyor benden kötüler
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Ocağımı çattım herenim yoktur
Söküldü sim saçım örenim yoktur
Kapıdan içeri girenim yoktur
Gel otur yanıma başımın tacı
Ayrılık ekmeği zehirden acı.
Gesi bağlarında açıldı güller
Sevdiği yanımda sefada eller
Hep bize tokandı yaramaz diller
Ben gülsem oynasam yasak diyorlar
Varını elinden alsak diyorlar.
Arı olsam her çiçeğe konarım
Yar yitirdim yana yana ararım
Var mı benim şu Gesi'ye zararım
Atma anam atma beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansım derdime.
Gesi dedikleri bir çatal dere
Ahbaplar içinde yüreğim yara
Çok emekler verdim vefasız yere
Örtün pencereler esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller .
Yine kalaylandı sofanın taşı
Silerim silerim gitmez gözümün yaşı
Benim çektiklerim bir soysuz yası
Meğer taşa biber ekilmez imiş
Kötülerin kahrı çekilmez imiş.
Anam beni ne hal ile doğurdu
El kapısı hamur etti yoğurdu
Gücüm yeter yetmez işler buyurdu
Gurbet elde neler geldi başıma
Anam yok ki şu derdime katıla .
Anam mendilimi düremiyorum
Yalnızım evlere giremiyorum
Anasız babasız duramıyorum
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu .
Anam yok ki ağıdımı dinlesin
Babam yok ki şikayetim dinlesin
Şu cahil gönlümü kimler eylesin
El kadar alnımda türlü türlü yazım var
Evvel bir başımdı,şimdi körpe kuzum var.
Gesi bağlarında gülüm duruyor
Hangi dala yuva yapsam kuruyor
Bülbül bile kadersizi biliyor
Ne deyip ağlayım hep alnımın yazısı
Onmaz imiş güzellerin bazısı .
Yazmam gül yaprağı düremiyorum
Yalnızım evlere giremiyorum
Söktüm sim saçımı öremiyorum
Devşirdim çiçeği benim dalda ne kaldı
Gidiyom gurbete benim burda nem kaldı.
Bellettim bağımı yemedim üzüm
Kaynattım pekmezi gelirim güzün
Garibe vermezler bir salkım üzüm
Neydeyim ağlayım alın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı.
Bu yıl çiçek çoktur dallar götürmez
Dağlar diken olmuş kervan oturmaz
Benim bağrım yaz olmuş sitem götürmez
Eğil dağlar eğil yari göresim geldi
Siyah zülfümü yüzüne süresim geldi.
Yüceden kaldırın gelin ölüsü
Elmalar donatın söğüt dolusu
Bana derler kadersizin birisi
Dertli diye çağırsınlar adımı
Yazmamınan bağlasınlar başımı.
Yazmam gül yaprağı karanfil irenk
Aksine vuruyor devran-ı felek
Gesi bağlarında Leyla diyerek
Ah neyleyim şu alnımın yazısı
Onmaz imiş güzellerin bazısı.
Bana gül diyorlar neme güleyim
Ayrılık serime düştü neyleyim
Anamdan doğalı ben de böyleyim
Gel otur yanıma boyu posu güzelim
Gülemem ağlarım ah çekerim gezerim.
Çırpını çırpını yuvadan uçtum
Ağlayı ağlayı bu hale düştüm
Getirin anamı babamdan geçtim
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş dünyada, anamın kuzusu.
Çıra yanmayınca ceviz mi kavlar
Ciğer yanmayınca gözler mi ağlar
Oturum ağlasam divane derler
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim.
Gesi bağlarının yılanı olsam
Dolanı dolanı yanına varsam
Uyusam uyansam derdime yansam
Hep yalan oldu o geçen günler
Bahçede ötmez oldu bülbüller.
Gesi bağlarını gördün mü bilmem
Toprağına bağdaş kurdun mu bilmem
Gizli sırlarıma erdin mi bilmem
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim
Gesi bağlarından geçemiyorum
Az doldur kadehi içemiyorum
Anamdan babamdan geçemiyorum
Ölüm olmasın da ayrılık olsun
Bize sebep olan içten vurulsun.
Gesi'ye giderken yolun sağında
Güller açmış nazlı yarin bağında
Yeni değmiş on üç on dört çağında
Gel otur yanıma boyu posu güzelim
Dost düşman yanında güler oynar gezerim
Gesi'ye giderken yolum ayrıldı
Bindim arabaya başım çevrildi
Siyah saçım sağ yanıma devrildi
Eğil dağlar eğil yari göresim geldi
Siyah zülfünü yüzüme süresim geldi.
Eşik arasında fenerim yitti
Feleğin ettiği gücüme gitti
Bana ettiğini kimlere etti
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansım derdime.
Ellerin mektubu gelir okunur
Benim yüreğime hançer sokulur
Bugün posta günü canım sıkılır
Atma garip anam yazılara yabana
Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
Evereğin bayırına düzüne
Döndüm baktım karlar yağmış izime
Uyma dedim uydun eller sözüne
Sağ olanlar bir gün olur kavuşur
Küs olanlar bir gün gelir barışır.
Gesi'nin etrafı tozlu yol m'ola
Salını salını gelen yar m'ola
Urgan atsam ölsem ölüm zor m'ola
Şimdi ben anladım onmadığımı
Daha çilelerimin dolmadığını.
Gesi'nin evleri kemer kemerdir
Derdim içimde küme kümedir
Ağlamak dururken gülmek nemedir
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller .
Söktüm sim saçımı örenim yoktur
Kapıdan içeri girenim yoktur
Ağlasam sızlasam görenim yoktur
Doğurmaz olsaydın anam başım belalı
Bir murat almadım anamdan doğalı.
Salkım söğüt gibi dallarım yerde
Gözlerim gözlerim gözlerim yolda
Götürün anama evleri nerde
Gurbet elde neler geldi başıma
Anam yok ki şu derdime katlana.
Şu dağlara çıksam yolu arasam
Mendilim elimde döne döne ağlasam
Anam yok ki ben derdimi söylesem
Ne deyim ağlayım alın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı.
Tel tel olur Kayseri'nin ovası
Yüzüne bakmadım karın doyası
Taze olur evlilerin boyası
Ne deyip ağlayım alın yazısı
Gülüp oynamıyor gelinlerin bazısı.
Yüce dağ başına gelmesin eller
Bu gün efkarlıyım açmasın güller
Diz dize gelip de döktüğüm diller
Ne deyip ağlayım bu böyle olmaz
Kulların başına gelmedik kalmaz.
Gesi bağlarından indi bir firek
Bu mektubu yazan dertli bir yürek
Gönderin anamı o bana gerek
Yaz yaz mektubu postaya bırak
Varamam yanına yollar pek ırak.
Gesi'ye gidenin bağrı taş gerek
Atı saltanatlı bir kardeş gerek
Ağlamak dururken gülmek ne gerek
Yas tutsun ellerim kına yakmayım
Kör olsun gözlerim sürme çekmeyim.
Sofraya oturdum gelin kız gibi
Gözüme bakarlar imkansız gibi
Ortadaki yemek acı tuz gibi
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim.
Güğümlere su doldurdum ılımış
Benim kader ilk akşamdan uyumuş
Ne yapayım dostlar yazım bu imiş
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller .
Gesi bağlarını belleyen olsa
Şu cahil gönlümü eğleyen olsa
Beni de anama yollayan olsa
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim.
Gesi bağlarında kaynar kum idim
Ben eller içinde yanan mum idim
Ibdı Allah, sonra senden umudum
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim.
Merdivenden tıkır tıkır inerken
Yazması boynuma dolanır severken
Uyumuşum ak gerdandan emerken
Örtün pencereler değmesin yeller
Bu gün efkarlıyım gelmesin eller.
Gesi bağlarında has nane biter
Bana bir hal oldu ölümden beter
Sevdiğim ettiğin canıma yeter
Yaz yaz mektubunu postaya bırak
Varamam yanına, yollar çok ırak.
Gül koymuşlar menekşenin adını
Almadım dünyadan ben muradımı
Ben ölürsem dertli koyun adımı
Atma garip anam yazılara yabana
Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
Bu nasıl tecelli bu nasıl kader
Derdim içimdedir ne bilsin eller
Oturup ağlasam deli mi derler
Neyleyim, neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Gesi bağlarında gül ile çayır
Ana ben ölüyom başını çevir
Kaynanam imansız, güveyin gavur
Ne diyeyim ağlayayım alın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı.
Elimi atmadık dallar mı kaldı
Başıma gelmedik haller mi kaldı
Beni söylemedik diller mi kaldı
El kadar alnımda türlü türlü yazım var
Evvel bir başımdı şimdi körpe kuzum var.
Gesi bağlarında gül ile susam
Tecellisi olmaz yerine küsen
Candan kimsem yok derdimi desem
El kadar alnımda türlü yazım var
Evvel yalnızdım şimdi kuzum var.
Anam yok ki diye diye ağlasın
Babam yok ki kuşağımı bağlasın
Kardeş yok ki salacamda baş tutsun
Atma garip anam yazılara yabana
Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
Bülbüle su verdim altın tasınan
Yolunu beklerim bir hevesinen
Günlerim geçiyor ah u zarınan
Örtün pencereler esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller .
Gesi bağlarında gül ile nergis
Sabahlar olmuyor sevdiğim sensiz
Cennetin köşkünde duramam sensiz
Ölüm olmasın da ayrılık olsun
Bize sebep olan Allah'tan bulsun.
Gesi bağlarında bir tarla nohut
Anam ben ölüyom bir yasin okut
Küçük kardeşimi yarime büyüt
Örtün pencereler esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller .
Dağdan yuvarlandı kayalarımız
Gam ile yoğruldu mayalarımız
N'ola taş doğuraydı analarımız
Ne deyim ağlayım hep alın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı.
Kuruldu kanadım kefenim yoktur
Kapıdan içeri girenim yoktur
Gurbette anamın haberi yoktur
Beklerim yolunu gelene kadar
Çekerim derdini ölene kadar.
Kütür kütür kırdın felek dalımı
Kimselere diyemiyom halimi
Ben sana ne yaptım Allah'ın zalimi
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Gesi bağlarında dolanıyorum
Yitirdim yarimi aranıyorum
Bir çift selamına güveniyorum
Eğil dağlar eğil gülleriniz açtı mı
Benim sevdiceğim burdan geçti mi.
Yağmur yağar ince elek tülbentten
Kurtar Allah beni gayri gurbetten
Ölmeyince kurtuluş yok bu dertten
Yol ver dağlar ben gideyim sılama
Sılam zümrüt yeşili buna nasıl dayana.
Gesi bağlarında bir top gül idim
Yağmur yağdı güneş vurdu eridim
Evvel yarin sevdiceği ben idim
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim.
https://gesivakfi.org/images/banners/gesibaglari.pdf
https://gesivakfi.org/images/banners/GesiBaglari_tam_metni.pdf
| 1-Heyder Baba, ıldırımlar şahanda, | 1 Haydar Baba, yıldırımlar çakınca, |
| Seller, sular şakkıldayıb ahanda, | Seller sular şakıldayıp akınca, |
| Kızlar ona saf bağlayıb bahanda, | Kızlar ona saf bağlayıp bakınca, |
| Selâm olsun şevkatize, elize, | Selām olsun, şevketinize, elinize, |
| Menim de bir adım gelsin dilize | Benim de bir adım gelsin dilinize. |
| 2-Heyder Baba, kehliklerin uçanda, | 2 Haydar Baba, kekliklerin uçunca, |
| Göl dibinden dovşan kalkıb, kaçanda, | Çalı dibinden tavşan kalkıp kaçınca, |
| Bahçaların çiçeklenib açanda, | Bahçelerin çiçeklenip açınca, |
| Bizden de bir mümkün olsa, yâd ele, | Bizi de bir mümkün ise yād eyle, |
| Açılmayan ürekleri şâd ele | Açılmayan yürekleri şād eyle. |
| 3-Bayram yeli çardakları yıhanda, | 3 Bayram yeli çardakları yıkınca, |
| Novruz gülü, kar çiçeği çıhanda, | Nevruz gülü, kar çiçeği çıkınca, |
| Ağ bulutlar köyneklerin sıhanda, | Ak bulutlar gömleklerini sıkınca, |
| Bizden de bir yâd eyleyen sağ olsun, | Bizi de bir yād eyleyen sağ olsun, |
| Derdlerimiz koy dikkelsin dağ olsun | Dertlerimiz koy dikelsin, dağ olsun. |
| 4-Heyder Baba, gün dalıvı dağlasın, | 4 Haydar Baba, güneş sırtını dağlasın, |
| Üzün gülsün, bulakların ağlasın, | Yüzün gülsün, çeşmelerin ağlasın, |
| Uşaklarun bir deste gül bağlasın, | Çocukların bir deste gül bağlasın, |
| Yel gelende ver getirsin bu yana, | Yel gelince ver getirsin bu yana, |
| Belke menim yatmış bahtım oyana | Belki benim yatmış bahtım uyana. |
| 5-Heyder Baba, senin üzün ağ olsun, | 5 Haydar Baba, senin yüzün ak olsun, |
| Dört bir yanın bulak olsun, bağ olsun, | Dört bir yanın çeşme olsun, bağ olsun, |
| Bizden sora senin başın sağ olsun, | Bizden sonra senin başın sağ olsun, |
| Dünya kazov-kader, ölüm-itimdi, | Dünya kaza ve kader, ölüm yitimdir, |
| Dünya boyu oğulsuzdu, yetimdi | Dünya boyu oğulsuzdur, yetimdir. |
| 6-Heyder Baba, yolum senden keç oldu, | 6 Haydar Baba, yolum senden ayrıldı, |
| Ömrüm keçdi, gelenmedim geç oldu, | Ömrüm geçti, gelemedim geç oldu, |
| Heç bilmedim gözellerin neç oldu, | Hiç bilmedim güzellerin ne oldu, |
| Bilmezidim döngeler var, dönüm var, | Bilmezidim dönemeç var, dönme var, |
| İtginlik var, ayrılık var, ölüm var | Kaybolma var, ayrılık var, ölüm var. |
| 7-Heyder Baba, igit emek itirmez | 7 Haydar Baba, yiğit emek yitirmez, |
| Ömür geçer efsus bere bitirmez, | Ömür geçer, esef yara kapatmaz, |
| Nâmerd olan ömrü başa yetirmez, | Nāmert olan ömrü tamamlayamaz, |
| Biz de vallah unutmarık sizleri, | Biz de vallahi unutmayız sizleri, |
| Görenmesek helâl edin bizleri | Göremesek helāl edin bizleri. |
| 8-Heyder Baba, Mir Ejder seslenende, | 8 Haydar Baba, Mir Ejder seslenince, |
| Kend içine sesden-köyden düşende, | Köy içine ses ve seda düşünce, |
| Aşık Rüstem, sazın dillendirende, | Āşık Rüstem sazını dillendirince, |
| Yadındadır ne hövlesek kaçardım, | Hatırında mıdır ne korkuyla kaçardım, |
| Kuşlar tekin kanad çalıb uçardım | Kuşlar gibi kanat çalıp uçardım. |
| 9-Şengülava yurdu, aşık alması, | 8 Haydar Baba, Mir Ejder seslenince, |
| Gâh da gedib orda konak kalması, | Köy içine ses ve seda düşünce, |
| Daş atması, alma-heyva salması, | Āşık Rüstem sazını dillendirince, |
| Kalıb şirin yuhu kimin yadımda, | Hatırında mıdır ne korkuyla kaçardım, |
| Eser koyub, ruhumda her zadımda | Kuşlar gibi kanat çalıp uçardım. |
| 10-Heyder Baba, Kuru gölün kazları, | 10 Haydar Baba, Kuru Göl'ün kazları, |
| Gediklerin sazak çalan sazları, | Gediklerin ıslık çalan sazları, |
| Ket kövşenin payızları, yazları, | Kendin köyün sonbaharları, yazları, |
| Bir sinema perdesidir gözümde, | Bir sinema perdesidir gözümde, |
| Tek oturub, seyr ederem özümde | Tek oturup seyrederim kendimde. |
| 11-Heyder Baba, Karaçemen caddası, | 11 Haydar Baba, Kara Çimen caddesi, |
| Çovuşların geler sesi, sedası, | Kervancıların gelir sesi sedası, |
| Kerbelâ'ya gedenlerin kadası, | Kerbelā'ya gidenlerin kazāsı, |
| Düşsün bu aç, yolsuzların gözüne, | Düşsün bu aç yolsuzların gözüne, |
| Temeddünün uyduk yalan sözüne | Medeniyetin uyduk yalan sözüne. |
| 12-Heyder Baba, şeytan bizi azdırıb, | 12 Haydar Baba, şeytan bizi azdırmış, |
| Mehebbeti üreklerden kazdırıb, | Muhabbeti yüreklerden kazdırmış, |
| Kara günün ser-nüviştin yazdırıb, | Kara günün alın yazısını yazdırmış, |
| Salıb halkı bir-birinin canına, | Salmış halkı birbirinin canına, |
| Barışığı beleşdirib kanına | Barışı bulaştırmış kanına. |
| 13-Göz yaşına bakan olsa, kan ahmaz, | 13 Gözyaşına bakan olsa kan akmaz, |
| İnsan olan hancer beline takmaz, | İnsan olan hançer beline takmaz, |
| Amma hayıf, kör tutduğun burahmaz, | Ama yazık kör tuttuğunu bırakmaz, |
| Behiştimiz cehennem olmahdadır, | Cennetimiz cehennem olmaktadır, |
| Ziheccemiz meherrem olmahdadır | Zilhiccemiz muharrem olmaktadır. |
| 14-Hazan yeli yarpakları tökende, | 14 Hazan yeli yaprakları dökünce, |
| Bulut dağdan yenib kende köçende, | Bulut dağdan inip köye çökünce, |
| Şeyhülislam gözel sesin çekende, | Şeyhelislām güzel sesini yükseltince, |
| Nisgilli söz üreklere deyerdi, | Hasretli söz yüreklere değerdi, |
| Ağaçlar da Allah'a baş eyerdi | Ağaçlar da Allah'a baş eğerdi. |
| 15-Daşlı bulak daş-kumunan dolmasın, | 15 Tatlı Çeşme taşla kumla dolmasın, |
| Bahçaları saralmasın, solmasın, | Bahçeleri sararmasın solmasın, |
| Ordan keçen atlı susuz olmasın, | Ordan geçen atlı susuz olmasın, |
| Deyne bulak, hayrın olsun, aharsan, | De ki çeşme hayrın olsun akarsan, |
| Ufuklara humar-humar baharsan | Ufuklara humar humar bakarsan. |
| 16-Heyder Baba, dağın daşın seresi, | 16 Haydar Baba, dağın taşın yalçını, |
| Kehlik okur, dalısında feresi, | Keklik ötüyor arkasında yavrusu, |
| Kuzuların ağı, bozu, karası, | Kuzuların akı, bozu, karası, |
| Bir gedeydim dağ-dereler uzunu, | Bir gideydim dağlar dereler boyu, |
| Okuyaydım: 'Çoban, kaytar kuzunu' | Okuyaydım çoban döndür kuzuyu. |
| 17-Heyder Baba, Sulu yerin düzünde, | 17 Haydar Baba Sulu Yer'in ovasında, |
| Bulak kaynar çay çemenin gözünde, | Pınar kaynar çayın, çimenin gözünde, |
| Bulakotu, üzer suyun üzünde, | Pınar otu yüzer suyun yüzünde, |
| Gözel kuşlar ordan gelib keçerler, | Güzel kuşlar ordan gelip geçerler, |
| Halvetleyib bulakdan su içerler | Halvetleyip pınardan su içerler. |
| 18-Biçin üstü sünbül biçen orahlar, | 18 Biçin vakti sünbül biçen oraklar, |
| Ele bil ki, zülfü darar darahlar, | Öyle bil ki zülfü tarar taraklar, |
| Şikarçılar bildirçini sorahlar, | Avcılar bildırcını araştırır, |
| Biçinçiler ayranların içerler, | Biçiciler ayranlarını içerler, |
| Bir huşlanıb, sondan durub biçerler | Bir pinekleyip sonra kalkıp biçerler. |
| 19-Heyder Baba, kendin günü batanda, | 19 Haydar Baba, köyün güneşi batınca, |
| Uşakların şamın yeyib yatanda, | Çocukların akşamlığını yiyip yatınca, |
| Ay bulutdan çıkıb kaş-göz atanda, | Ay buluttan çıkıp, göz kırpınca, |
| Bizden de bir sen onlara kıssa de, | Bizden de bir sen onlara kıssa de, |
| Kıssamızdan çoklu gam u gussa de | Kıssamızda çokça gam ve gusse de! |
| 20-Karı nene gece nağıl deyende, | 20 İhtiyar nine gece masal söyleyince, |
| Külek kalkıb kap-bacanı döyende, | Rüzgār çıkıp kapıyı bacayı dövünce, |
| Kurd keçinin Şengülüsün yeyende, | Kurt keçinin şengülünü yiyince, |
| Men kayıdıb bir de uşak olaydım, | Ben dönüp bir daha çocuk olaydım, |
| Bir gül açıb ondan sora solaydım | Bir gül açıp ondan sonra solaydım. |
| 21-'Emmecan'ın bal bellesin yeyerdim, | 21 Hala Can'ın bal bükmesini yerdim, |
| Sondan durub üs donumu geyerdim, | Sonra kalkıp elbisemi giyerdim, |
| Bahçalarda tiringeni deyerdim, | Bahçelerde terennümü söylerdim, |
| Ay özümü o ezdiren günlerim, | Ah kendimi o nazlandırdığım günlerim, |
| Ağac minib, at gezdiren günlerim | Ağaç binip at gezdirdiğim günlerim. |
| 22-Heçi hala çayda paltar yuvardı, | 22 Heçi teyze çayda çamaşır yıkardı, |
| Memmed Sadık damlarını suvardı, | Memmed Sadık evlerini sıvardı, |
| Heç bilmezdik dağdı, daşdı, divardı | Hiç bilmezdik dağ mı, taş mı, duvar mı, |
| Her yan geldi, şıllak atıb aşardık, | Neresi olsa zıplayarak aşardık, |
| Allah, ne koş, gamsız-gamsız yaşardık | Allah ne hoş gamsız gamsız yaşardık. |
| 23-Şeyhülislam münâcatı deyerdi, | 23 Şeyhelislām münacatı söylerdi, |
| Meşed Rahim lebbâdeni geyerdi, | Meşed Rahim cübbeyi giyerdi, |
| Meşdâceli bozbaşları yeyerdi, | Meşdaceli bozbaşları yerdi, |
| Biz hoş idik, hayrat olsun, toy olsun, | Biz hoş idik hayrat olsun, düğün olsun, |
| Fark eylemez, her n'olacak, koy olsun | Fark eylemez her ne olacaksa koy olsun. |
| 24-Melik Niyaz verendilin salardı, | 24 Melik Niyaz tüfeğini atardı, |
| Atın çapıb kıykacıdan çalardı, | Atını koşturup çaprazlama vururdu, |
| Kırkı tekin gedik başın alardı | Şahin gibi gedik başını tutardı, |
| Dolayıya kızlar açıb pencere, | Etraflara kızlar açmış pencere, |
| Pencerelerden ne gözel menzere | Pencerelerde ne güzel manzara. |
| 25-Heyder Baba, kendin toyun tutanda, | 25 Haydar Baba, köyün düğününü yapınca, |
| Kız gelinler hena, pilte satanda, | Kızlar gelinler kına, fitil satınca, |
| Bey geline damdan alma atanda, | Bey geline damdan elma atınca, |
| Menim de o kızlarında gözüm var, | Benim de o kızlarında gözüm var, |
| Aşıkların sazlarında sözüm var | Āşıkların sazlarında sözüm var. |
| 26-Heyder Baba, bulakların yarpızı, | 26 Haydar Baba, pınarların yarpuzu, |
| Bostanların gülbeseri, karpızı, | Bostanların hıyarı, karpuzu, |
| Çerçilerin ağ nebatı sakkızı, | Çerçilerin ak nöbet şekeri, sakızı, |
| İndi de var damağımda, dad verer, | Şimdi de yine, damağımda tat verir, |
| İtgin geden günlerimden yad verer | Yitkin giden günlerimden yād verir. |
| 27-Bayram idi gece kuşu ohurdu, | 27 Bayram idi, gece kuşu ötüyordu, |
| Adaklı kız bey çorabın tohurdu, | Nişanlı kız bey çorabını örüyordu, |
| Herkes şalın bir bacadan sohurdu, | Herkes şalını bir bacadan sokuyordu, |
| Ay ne gözel kaydadı şal sallamak, | Ah ne güzel adettir şal sallamak, |
| Bey şalına bayramlığın bağlamak | Bey şalına bayramlığını bağlamak. |
| 28-Şal istedim men de evde ağladım, | 28 Şal istedim ben de evde ağladım, |
| Bir şal alıb tez belime bağladım, | Bir şal alıp, tez belime bağladım, |
| Gulam gile kaçdım, şalı salladım, | Gulam'lara koştum şalı salladım, |
| Fatma hala mene çorab bağladı, | Fatma teyze bana çorap bağladı, |
| Han nenemi yada salıb ağladı | Han Nene'mi hatırlayıp ağladı. |
| 29-Heyder Baba, Mirzemmed'in bahçası, | 29 Haydar Baba, Mirzemmed'in bahçesi, |
| Bahçaların turşa şirin alçası, | Bahçelerin ekşi, tatlı eriği, |
| Gelinlerin düzmeleri, tahçası | Gelinlerin dizmeleri, rafları, |
| Hey düzüler gözlerimin refinde, | Hey dizilir gözlerimin rafında, |
| Heyme vurar hatıralar sefinde | Çadır kurar hatıralar safında. |
| 30-Bayram olub, kızıl palçık ezerler, | 30 Bayram olup kızıl balçık ezerler, |
| Nakış vurub, otakları bezerler, | Nakış yapıp odaları bezerler, |
| Tahçalara düzmeleri düzerler | Raflarda dizmeleri dizerler, |
| Kız-gelinin fındıkçası, henası, | Kızın gelinin fındıkçası, kınası, |
| Heveslener anası, kaynanası | Heveslenir anası kaynanası. |
| 31-Bakıçının sözü, sovu, kağızı | 31 Bakūcunun sözü, sohbeti, kāğıdı, |
| İneklerin bulaması, ağızı, | İneklerin bulaması, ağızı, |
| Çerşenbenin girdekânı, mövizi | Çarşambanın cevizi, kuru üzümü, |
| Kızlar deyer: "Atıl-matıl, çerşenbe, | Kızlar der: "atıl matıl çarşamba, |
| Ayna tekin bahtım açıl, çerşenbe" | Ayna gibi bahtım açıl çarşamba." |
| 32-Yumurtanı göyçek, güllü boyardıh, | 32 Yumurtayı güzel güllü boyardık, |
| Çakkışdırıb sınanların soyardıh, | Çakıştırıp kırılanları soyardık, |
| Oynamakdan birce meğer doyardıh, | Oynamaktan bir defa acaba doyar mıydık |
| Eli mene yaşıl aşık vererdi, | Ali bana yeşil aşık verirdi, |
| İrza mene novruz gülü dererdi | Rıza bana nevruz gülü dererdi. |
| 33-Novruz Ali hermende vel sürerdi, | 33 Nevruz Ali harmanda döven sürerdi, |
| Kâhdan enib küleşlerin kürerdi, | Bazan inip samanları kürürdü, |
| Dağdan da bir çoban iti hürerdi, | Dağdan da bir çoban iti ürürdü, |
| Onda gördün ulak ayak sahladı, | O zaman gördün eşek ayak sakladı, |
| Dağa bakıb kulakların şahladı | Dağa bakıp kulaklarını dikti. |
| 34-Akşam başı nahırçılar gelende, | 34 Akşam üstü sürü ile gelince, |
| Kodukları çekib, vurardık bende, | Sıpaları çekip vururduk bende, |
| Nahır keçib gedib yetende kende, | Sürü geçip gidip yetince köye, |
| Heyvanları çılpak minib kovardıh, | Hayvanları çıplak binip sürerdik, |
| Söz çıksaydı, sine gerib sovardıh | Söz çıksaydı sine gerip savardık. |
| 35-Yaz gecesi çayda sular şarıldar, | 35 Yaz gecesi çayda sular şarıldar, |
| Daş kayalar selde aşıb, karıldar, | Taşlar kayalar selde aşıp harıldar, |
| Karanlıkda kurdun gözü parıldar, | Karanlıkta kurdun gözü parıldar, |
| İtler gördün, kurdu seçib ulaşdı, | Köpekler gördün, kurdu seçip ulaştı, |
| Kurd da gördün, kalkıb gedikden aşdı | Kurt da gördün kalkıp gedikten aştı. |
| 36-Kış gecesi tövlelerin otağı, | 36 Kış gecesi tavlaların odası, |
| Kentlilerin oturağı, yatağı, | Köylülerin oturduğu, yatağı, |
| Buharıda yanar odun yanağı, | Ocakta yanar ateşin yanağı, |
| Şebçeresi, girdekânı, iydesi, | Şebçeresi, cevizi, iğdesi, |
| Kendi basar gülüb-danışmak sesi | Köyü kaplar gülüp konuşmak sesi. |
| 37-Şücâ haloğlunun Baki savgati, | 37 Şuca teyzeoğlunun Bakū hediyesi, |
| Damda kuran samavarı, söhbeti, | Damda kurduğu semaveri, sohbeti, |
| Yadımdadı şestli keddi, kameti, | Hatırımdadır düzgün boyu, kameti, |
| Cünemmegin toyu döndü, yas oldu, | Genç ölünün düğünü döndü yas oldu, |
| Nene Kız'ın baht aynası kâs oldu | Nene Kız'ın baht aynası kırıldı. |
| 38-Heyder Baba, Nene Kızın gözleri, | 38 Haydar Baba, Nene Kız'ın gözleri, |
| Rakşende'nin şirin-şirin sözleri, | Rahşende'nin tatlı tatlı sözleri, |
| Türki dedim, okusunlar özleri, | Türkçe dedim okusunlar kendileri, |
| Bilsinler ki, adam geder ad kalar, | Bilsinler ki adam gider, ad kalır, |
| Yahşı-pisden ağızda bir dad kalar | Güzelden pisten ağızda bir tat kalır. |
| 39-Yaz kabağı gün güneyi döyende, | 39 Yaza doğru güneş güneyi dövünce, |
| Kend uşağı kar güllesin sövende, | Köy çocukları kar topunu sevince, |
| Kürekçiler dağda kürek züvende, | Kayakçılar dağda kayak kayınca, |
| Menim ruhum ele bilin ordadır, | Benim ruhum öyle bilin ordadır, |
| Kehlik kimi batıb kalıb, kardadır | Keklik gibi batmış, kalmış, kardadır. |
| 40-Karı Nene uzadanda işini, | 40 İhtiyar Nene uzatınca işini, |
| Gün bulutdan eyirerdi teşini, | Güneş bulutta eğirirdi iği, |
| Kurd kocalıb, çekdirende dişini, | Kurt kocalıp çektirince dişini, |
| Sürü kalkıb dolayıdan aşardı, | Sürü kalkıp etraflardan aşardı, |
| Badyaların südü aşıb-daşardı | Bakraçların sütü aşıp taşardı. |
| 41-Hecce Sultan emme dişin kısardı, | 41 Hatçe Sultan hala dişini kısardı, |
| Molla Bağır emoğlu tez mısardı, | Molla Bakır amca oğlu tez sinerdi, |
| Tendir yanıb, tüstü evi basardı, | Tandır yanıp duman evi basardı, |
| Çaydanımız arsın üste kaynardı, | Çaydanlığımız demir üstünde kaynardı, |
| Kovurkamız saç içinde oynardı | Kavurgamız saç içinde oynardı |
| 42-Bostan pozub getirerdik aşağı, | 42 Bostan bozup getiriyorduk aşağı, |
| Doldurardık evde tahta tabağı, | Dolduruyorduk evde tahtayı, tabağı, |
| Tendirlerde pişirerdik kabağı, | Tandırlarda pişiriyorduk kabağı, |
| Özün yeyib, tohumların çıtlardıh, | Kendisini yiyip çekirdeklerini çıtlatıyorduk, |
| Çok yemekden lap az kala çatlardıh | Çok yemekten tam az kalsın çatlıyorduk. |
| 43-Verzeğan'dan armud satan gelende, | 43 Verziğan'dan armut satan gelince, |
| Uşakların sesi düşerdi kende, | Çocukların sesi düşerdi köye, |
| Biz de bu yandan eşidib bilende, | Biz de bu yanda işitip bilince, |
| Şıllak atıb bir kışkırık salardıh, | Zıplayarak bir haykırış salardık, |
| Buğda verib armudlardan alardıh | Buğday verip armutlardan alırdık. |
| 44-Mirza Tağı'ynan gece getdik çaya, | 44 Mirza Taki'yle gece gittik çaya, |
| Men bakıram selde boğulmuş aya, | Ben bakıyorum selde boğulmuş aya, |
| Birden ışık düşdü otay bahçaya, | Birden ışık düştü karşı bahçeye, |
| "Eyvay dedik, kurddu", kayıtdık, kaşdıh, | Eyvah dedik kurttur, döndük kaçtık, |
| Heç bilmedik ne vakt küllükden aşdıh | Hiç bilmedik ne vakit küllükten aştık. |
| 45-Heyder Baba, ağaçların ucaldı, | 45 Haydar Baba, ağaçların yüceldi, |
| Amma hayıf cevanların kocaldı, | Ama yazık, civanların kocaldı, |
| Tokluların arıklayıb acaldı, | Tokluların zayıflayıp takattan düştü, |
| Kölge döndü, gün batdı, kaş kereldi, | Gölge döndü, güneş battı, kaş karardı, |
| Kurdun gözü karanlıkda bereldi | Kurdun gözü karanlıkta açıldı. |
| 46-Eşitmişem yanır Allah çırağı, | 46 İşitmişim yanıyor Allah çerağı |
| Dayır olub mescidüzün bulağı, | İşler olmuş mescidinizin pınarı, |
| Râhat olub kendin evi, uşağı, | Rahat olmuş köyün evi, çocuğu, |
| Mensur Han'ın eli kolu var olsun, | Mansur Han’ın eli kolu var olsun, |
| Harda kalsa, Allah ona yar olsun | Nerde kalsa Allah ona yār olsun. |
| 47-Heyder Baba, Moll' İbrahim var, ya yoh? | 47 Haydar Baba, Molla İbrahim var mı, yoksa yok mu? |
| Mekteb açar, okur uşaklar, ya yoh? | Mektep açar mı, okuyor mu çocuklar, yoksa yok mu? |
| Hermen üstü mektebi bağlar, ya yoh? | Harman vakti mektebi kapatıyor mu, yoksa yok mu? |
| Menden ahonda yetirersen selâm, | Benden hocaya eriştirirsin selām, |
| Edebli bir selâm-ı mâ lâkelâm | Edepli, söz götürmez bir selām. |
| 48-Hecce Sultan emme gedib Tebriz'e, | 48 Hatce Sultan hala gitmiş Tebriz’e, |
| Amma ne Tebriz ki, gelemmir bize, | Ama ne Tebriz ki gelemiyor bize, |
| Balam durun, koyak gedek evmize, | Yavrum kalkın bırakalım gidelim evimize, |
| Ağa öldü, tufakımız dağıldı, | Baba öldü birliğimiz dağıldı, |
| Koyun olan yad gediben sağıldı | Ne kadar koyun varsa yabana gidip sağıldı. |
| 49-Heyder Baba, dünya yalan dünyadı, | 49 Haydar Baba, dünya yalan dünyadır, |
| Süleyman'dan, Nuh'dan kalan dünyadı, | Süleyman’dan Nuh’tan kalan dünyadır, |
| Oğul doğan, derde salan dünyadı, | Oğul doğuran, derde salan dünyadır, |
| Her kimseye her ne verib alıbdı, | Her kimseye her ne vermişse almıştır, |
| Eflatun'dan bir kuru ad kalıbdı | Eflatun’dan bir kuru ad kalmıştır. |
| 50-Heyder Baba, yaru yoldaş döndüler, | 50 Haydar Baba, yār ve yoldaş döndüler, |
| Bir-bir meni çölde koyub, çöndüler, | Bir bir beni çölde bırakıp çekildiler, |
| Çeşmelerim, çırahlarım, söndüler, | Çeşmelerim, çerağlarım söndüler, |
| Yaman yerde gün döndü, akşam oldu, | Kötü yerde gün döndü, akşam oldu, |
| Dünya mene harâbe-i şâm oldu | Dünya bana Şam harabesi oldu. |
| 51-Emoğluynan geden gece Kıpçağ'a, | 51 Amca oğluyla gittiğimiz gece, Kıpçağa, |
| Ay ki çıkdı, atlar geldi oynağa, | Ay ki çıktı atlar başladı oynamağa, |
| Dırmaşırdık, dağdan aşırdık dağa, | Tırmanıyorduk, dağdan aşıyorduk dağa, |
| Meşmemi Han göy atını oynatdı, | Meşmemi Han kır atını oynattı, |
| Tüfengini aşırdı, şakkıldatdı | Tüfeğini aşırdı şakıldattı. |
| 52-Heyder Baba, Kara gölün deresi, | 52-Heyder Baba, Kara gölün deresi, |
| Hoşgenâb'ın yolu, bendi, beresi, | Hoşgenâb'ın yolu, bendi, beresi, |
| Orda düşer çil kehliğin feresi, | Orda düşer çil kekliğin feresi (yavrusu), |
| Ordan keçer yurdumuzun özüne, | Ordan geçer yurdumuzun özüne, |
| Biz de keçek yurdumuzun sözüne | Biz de geçek yurdumuzun sözüne |
| 53-Hoşgenâb'ı yaman güne kim salıb? | 53 Huşgenabı kötü güne kim atmış? |
| Seyyidlerden kim kırılıb, kim kalıb? | Seyyidlerden kim ölmüş, kim kalmış? |
| Amir Gafar dam daşını kim alıb? | Āmir Gaffar’ın damını taşını kim almış? |
| Bulak gene gelib gölü doldurur, | Pınar yine gelip gölü dolduruyor mu? |
| Ya kuruyub, bahçaları soldurur | Yoksa kuruyup bahçeleri solduruyor mu? |
| 54-Amir Gafar seyyidlerin tacıydı, | 54 Āmir Gaffar seyyidlerin tacıydı, |
| Şahlar şikar etmesi kıykacıydı, | Şahları avlaması, çaprazıydı, |
| Merde şirin, nâmerde çok acıydı, | Merde tatlı, nāmerde çok acıydı, |
| Mazlumların hakkı üste eserdi, | Mazlumların hakkı üstüne titrerdi, |
| Zalimleri kılıç tekin keserdi | Zalimleri kılıç gibi keserdi. |
| 55-Mir Mustafa dayı, uca boy baba, | 55 Mir Mustafa dayı yüce boy baba, |
| Heykelli, sakkallı, Tolustoy baba, | Heykelli, sakallı Tolstoy baba, |
| Eylerdi yas meclisini, toy baba, | Eylerdi yas meclisini toy baba, |
| Hoşgenâb'ın âb-ı rûsu, erdemi, | Huşgenabın yüzsuyu, fazileti, |
| Mescidlerin, meclislerin görkemi | Mescitlerin, meclislerin gösterişlisi. |
| 56-Mecdüssâdât gülerdi bağlar kimi, | 56 Mecdüssādat gülerdi bağlar gibi, |
| Guruldardı, buludlu dağlar kimi, | Gürülderdi bulutlu dağlar gibi, |
| Söz ağzında erirdi yağlar kimi, | Söz ağzında erirdi yağlar gibi, |
| Alnı açık, yakşı, derin kanardı, | Alnı açık, güzel, derin anlardı, |
| Yaşıl gözler çırağ tekin yanardı | Yeşil gözler çerağ gibi yanardı. |
| 57-Menim atam süfreli bir kişiydi, | 57 Benim babam sofralı bir kişiydi, |
| El elinden tutmak onun işiydi, | El elinden tutumak onun işiydi, |
| Gözellerin âhire kalmışıydı, | Güzellerin āhire kalmışıydı, |
| Ondan sonra dönergeler döndüler, | Ondan sonra çarklar dönmüşler, |
| Mehebbetin çırağları söndüler | Muhabbetin çerağları sönmüşler. |
| 58-Mir Sâlih'in deli sevlik etmesi, | 58 Mir Salih’in delice hareket etmesi, |
| Mir Aziz'in şirin şahsey getmesi, | Mir Azizin tatlı şahsey gitmesi, |
| Mir Memmed'in kurulması, bitmesi, | Mir Memmedin kurulması, bitmesi, |
| İndi desek, ahvâlâtdı, nağıldı, | Şimdi desek hikāyedir, masaldır, |
| Keçdi getdi, itdi batdı, dağıldı | Geçti, gitti, yitti, battı, dağıldı. |
| 59-Mir Abdül'ün aynada kaş yahması, | 59 Mir Abdul’un aynada kaş yakması, |
| Çövçülerinden, kaşının ahması, | Uçlarından kaşının akması, |
| Boylanması, dam-divardan bahması, | Uzanması, damdan duvardan bakması, |
| Şah Abbas'ın dürbini, yâdeş behayr, | Şah Abbasın dürbünü, hayırla yād edilsin.. |
| Hoşgenâb'ın hoş günü, yâdeş behayr | Huşgenabın hoş günü, hayırla yād edilsin. |
| 60-Sitâr' emme nezikleri yapardı, | 60 Sitare hala çörekleri yapardı, |
| Mir Kadir de her dem birin kapardı, | Mir Kadir de her an birini kapardı, |
| Kapıb, yeyib, dayça tekin çapardı, | Kapıp yiyip tay gibi koşardı, |
| Gülmeliydi onun nezik kappası, | Gülünecek şeydi onun çörek kapması, |
| Emmemin de, ersininin şappası | Halamın da hamur kepçesinin şaplaması. |
| 61-Heyder Baba, Amir Heyder neyneyir? | 61 Haydar Baba, Āmir Haydar neyliyor, |
| Yakın gene samavarı keyneyir, | Muhakkak, yine semaveri kaynıyor, |
| Day kocalıb, alt engiynin çeyneyir, | Daha kocalmış alt çenesiyle çiyniyor, |
| Kulak batıb, gözü girib kaşına, | Kulak batmış, gözü girmiş kaşına, |
| Yazık emme, havâ gelib başına | Yazık hala, hava gelmiş başına. |
| 62-Hanım emme Mir Abdül'ün sözünü, | 62 Hanım hala, Mir Abdulun sözünü, |
| Eşidende eyer ağzı, gözünü, | İşitince eğer ağzını gözünü, |
| Melkâmıd'a verer onun özünü, | Azraile verir onun kendisini, |
| Da'vaların şuhlugılan katallar, | Davalarını şaka ile katarlar, |
| Eti yeyib, başı atıb yatallar | Eti yiyip kafayı vurup yatarlar. |
| 63-Fizze hanım Hoşgenâb'ın gülüydü, | 63 Fizze Hanım, Huşgenab’ın gülüydü, |
| Amir Yahya em kızının kuluydu, | Āmir Yahya amca kızının kuluydu, |
| Ruhsâre artist idi, sevgiliydi, | Ruhsāre artist idi, sevgiliydi, |
| Seyid Hüseyn Mir Salih'i yansılar, | Seyyid Hüseyin Mir Salih’i taklit eder, |
| Amir Cefer geyretlidir, kan salar | Āmir Cafer gayretlidir, kan salar. |
| 64-Seher tezden nahırçılar gelerdi, | 64 Sabah erken sığırtmaçlar gelirdi, |
| Koyun kuzu dam bacadan melerdi, | Koyun kuzu damda bacada melerdi, |
| Emme Can'ım körpelerin belerdi, | Hala Can’ım körpelerini belerdi, |
| Tendirlerin kavzanardı tüstüsi, | Tandırların yükselirdi dumanı, |
| Çöreklerin gözel iyi, istisi | Çöreklerin güzel kokusu, sıcağı. |
| 65-Göyerçinler deste kalkıb uçallar, | 65 Güvercinler küme halinde kalkıp uçarlar, |
| Gün saçanda kızıl perde açallar, | Güneş ışıklarını saçınca kızıl perde açarlar, |
| Kızıl perde açıb, yığıb kaçallar, | Kızıl perde açıp yığıp kaçarlar, |
| Gün ucalıb, artar dağın celâli, | Güneş yükselip artar dağın celāli, |
| Tebietin cevanlanar cemâli | Tabiatın gençleşir cemali. |
| 66-Heyder Baba, karlı dağlar aşanda, | 66 Haydar Baba, karlı dağlar aşınca, |
| Gece kervan yolun aşıb çaşanda, | Gece kervan yolunu kaybedip şaşırınca, |
| Men hardasam, Tehran'da, ya Kâşan'da, | Ben nerdeysem, Tahran’da veya Kāşan’da |
| Uzaklardan gözüm seçer onları, | Uzaklardan gözüm seçer onları, |
| Hayâl gelib, aşıb keçer onları | Hayal gelip aşıp geçer onları. |
| 67-Bir çıkaydım Damkaya'nın daşına, | 67 Bir çıkaydım Dam Kaya’nın taşına, |
| Bir bakaydım keçmişine, yaşına, | Bir bakaydım geçmişine, yaşına, |
| Bir göreydim neler gelib başına, | Birgöreydim neler gelmiş başına, |
| Men de onun karlarıylan ağlardım, | Ben de onun karlarıyla ağlardım, |
| Kış donduran ürekleri dağlardım | Kışın dondurduğu yürekleri dağlardım. |
| 68-Heyder Baba, gül konçesi handandı | 68 Haydar Baba, gül goncası handandır, |
| Amma hayıf, ürek gazası kandı, | Ama yazık, yürek gıdası kandır, |
| Zindegânlık bir karanlık zindandı, | Hayat bir karanlık zindandır, |
| Bu zindanın derbeçesin açan yok, | Bu zindanın kapısını açan yok, |
| Bu darlıkdan bir kurtulub kaçan yok | Bu darlıktan bir kurtulup kaçan yok. |
| 69-Heyder Baba, göyler bütün dumandı, | 69 Haydar Baba, gökler bütün dumandır, |
| Günlerimiz birbirinden yamandı, | Günlerimiz birbirinden yamandır, |
| Birbirizden ayrılmayın, amandı, | Birbirinizden ayrılmayın amandır, |
| Yakşılığı elimizden alıblar, | İyiliği elimizden almışlar, |
| Yakşı bizi yaman güne salıblar! | İyi bizi kötü güne salmışlar. |
| 70-Bir soruşun bu karkınmış felekden, | 70 Bir sorun bu beddualı felekten, |
| Ne isteyir bu kurduğu kelekden? | Ne istiyor bu kurduğu tuzaktan |
| Deyne, keçirt ulduzları elekden, | De ki geçirt yıldızları elekten, |
| Koy tökülsün, bu yer üzü dağılsın, | Koy dökülsün, bu yer yüzü dağılsın, |
| Bu şeytanlık korkusu bir yığılsın | Bu şeytanlık kurgusu bir yığılsın. |
| 71-Bir uçaydım bu çırpınan yelinen, | 71 Bir uçaydım bu çırpınan yel ile, |
| Bağlaşaydım dağdan aşan selinen, | Yarışaydım dağdan inen sel ile, |
| Ağlaşaydım uzak düşen elinen, | Ağlaşaydım uzak düşen el ile, |
| Bir göreydim ayrılığı kim saldı? | Bir göreydim ayrılığı kim saldı, |
| Ölkemizde kim kırıldı, kim kaldı? | Ülkemizde kim kırıldı, kim kaldı. |
| 72-Men senin tek dağa saldım nefesi, | 72 Ben senin gibi dağa saldım nefesi, |
| Sen de kaytar, göylere sal bu sesi, | Sen de döndür göklere sal bu sesi, |
| Baykuşun da dar olmasın kefesi, | Baykuşun da dar olmasın kafesi, |
| Burda bir şîr darda kalıb bağırır, | Burda bir arslan darda kalmış bağırıyor, |
| Mürüvvetsiz insanları çağırır | Mürüvvetsiz insanları çağırıyor. |
| 73-Heyder Baba, gayret kanın kaynarken, | 73 Haydar Baba, gayret kanın kaynarken, |
| Karakuşlar senden kopub kalkarken, | Kara kuşlar senden kopup kalkarken, |
| O sıldırım daşlarıynan oynarken, | O sarp yalçın taşlarınla oynarken, |
| Kavzan, menim himmetimi orda gör, | Yüksel, benim himmetimi orda gör, |
| Ordan eyil, kâmetimi darda gör | Ordan eğil, kametimi darda gör. |
| 74-Heyder Baba, gece durna keçende, | 74 Haydar Baba, gece turna geçince, |
| Köroğlunun gözü kara seçende, | Köroğlu’nun gözü kara seçince, |
| Kıratını minib, kesib biçende, | Kır atını binip kesip biçince, |
| Men de burdan tez matlaba çatmaram, | Ben de burdan tez gayeye erişmem, |
| Eyvaz gelib çatmayıncan yatmaram | Ayvaz gelip erişmeyince yatmam. |
| 75-Heyder Baba, merd oğullar doğginan, | 75 Haydar Baba, mert oğullar doğur, |
| Nâmerdlerin burunların oğginan, | Nāmertlerin burunlarını sürt, |
| Gediklerde kurdları dut boğginan, | Gediklerde kurtları tut, boğ, |
| Koy kuzular ayın şayın otlasın, | Koy kuzular sere serpe otlasın, |
| koyunların kuyrukların katlasın | Koyunların kuyruklarını katlasın. |
| 76-Heyder Baba, senin könlün şad olsun, | 76 Haydar Baba, senin gönlün şād olsun, |
| Dünya varken ağzın dolu dad olsun, | Dünya durdukça ağzın dolu tad olsun, |
| Senden keçen yakın olsun, yad olsun, | Senden geçen tanıdık olsun, yabancı olsun, |
| Deyne menim şâir oğlum Şehriyâr, | De ki benim şair oğlum Şehriyar, |
| Bir ömürdür gam üstüne gam çalar | Bir ömürdür gam üstüne gam yığar. |
1-Heyder Baba, ıldırımlar şahanda,
Seller, sular şakkıldayıb ahanda,
Kızlar ona saf bağlayıb bahanda,
Selâm olsun şevkatize, elize,
Menim de bir adım gelsin dilize
2-Heyder Baba, kehliklerin uçanda,
Göl dibinden dovşan kalkıb, kaçanda,
Bahçaların çiçeklenib açanda,
Bizden de bir mümkün olsa, yâd ele,
Açılmayan ürekleri şâd ele
3-Bayram yeli çardakları yıhanda,
Novruz gülü, kar çiçeği çıhanda,
Ağ bulutlar köyneklerin sıhanda,
Bizden de bir yâd eyleyen sağ olsun,
Derdlerimiz koy dikkelsin dağ olsun
4-Heyder Baba, gün dalıvı dağlasın,
Üzün gülsün, bulakların ağlasın,
Uşaklarun bir deste gül bağlasın,
Yel gelende ver getirsin bu yana,
Belke menim yatmış bahtım oyana
5-Heyder Baba, senin üzün ağ olsun,
Dört bir yanın bulak olsun, bağ olsun,
Bizden sora senin başın sağ olsun,
Dünya kazov-kader, ölüm-itimdi,
Dünya boyu oğulsuzdu, yetimdi
6-Heyder Baba, yolum senden keç oldu,
Ömrüm keçdi, gelenmedim geç oldu,
Heç bilmedim gözellerin neç oldu,
Bilmezidim döngeler var, dönüm var,
İtginlik var, ayrılık var, ölüm var
7-Heyder Baba, igit emek itirmez
Ömür geçer efsus bere bitirmez,
Nâmerd olan ömrü başa yetirmez,
Biz de vallah unutmarık sizleri,
Görenmesek helâl edin bizleri
8-Heyder Baba, Mir Ejder seslenende,
Kend içine sesden-köyden düşende,
Aşık Rüstem, sazın dillendirende,
Yadındadır ne hövlesek kaçardım,
Kuşlar tekin kanad çalıb uçardım
9-Şengülava yurdu, aşık alması,
Gâh da gedib orda konak kalması,
Daş atması, alma-heyva salması,
Kalıb şirin yuhu kimin yadımda,
Eser koyub, ruhumda her zadımda
10-Heyder Baba, Kuru gölün kazları,
Gediklerin sazak çalan sazları,
Ket kövşenin payızları, yazları,
Bir sinema perdesidir gözümde,
Tek oturub, seyr ederem özümde
11-Heyder Baba, Karaçemen caddası,
Çovuşların geler sesi, sedası,
Kerbelâ'ya gedenlerin kadası,
Düşsün bu aç, yolsuzların gözüne,
Temeddünün uyduk yalan sözüne
12-Heyder Baba, şeytan bizi azdırıb,
Mehebbeti üreklerden kazdırıb,
Kara günün ser-nüviştin yazdırıb,
Salıb halkı bir-birinin canına,
Barışığı beleşdirib kanına
13-Göz yaşına bakan olsa, kan ahmaz,
İnsan olan hancer beline takmaz,
Amma hayıf, kör tutduğun burahmaz,
Behiştimiz cehennem olmahdadır,
Ziheccemiz meherrem olmahdadır
14-Hazan yeli yarpakları tökende,
Bulut dağdan yenib kende köçende,
Şeyhülislam gözel sesin çekende,
Nisgilli söz üreklere deyerdi,
Ağaçlar da Allah'a baş eyerdi
15-Daşlı bulak daş-kumunan dolmasın,
Bahçaları saralmasın, solmasın,
Ordan keçen atlı susuz olmasın,
Deyne bulak, hayrın olsun, aharsan,
Ufuklara humar-humar baharsan
16-Heyder Baba, dağın daşın seresi,
Kehlik okur, dalısında feresi,
Kuzuların ağı, bozu, karası,
Bir gedeydim dağ-dereler uzunu,
Okuyaydım: 'Çoban, kaytar kuzunu'
17-Heyder Baba, Sulu yerin düzünde,
Bulak kaynar çay çemenin gözünde,
Bulakotu, üzer suyun üzünde,
Gözel kuşlar ordan gelib keçerler,
Halvetleyib bulakdan su içerler
18-Biçin üstü sünbül biçen orahlar,
Ele bil ki, zülfü darar darahlar,
Şikarçılar bildirçini sorahlar,
Biçinçiler ayranların içerler,
Bir huşlanıb, sondan durub biçerler
19-Heyder Baba, kendin günü batanda,
Uşakların şamın yeyib yatanda,
Ay bulutdan çıkıb kaş-göz atanda,
Bizden de bir sen onlara kıssa de,
Kıssamızdan çoklu gam u gussa de
20-Karı nene gece nağıl deyende,
Külek kalkıb kap-bacanı döyende,
Kurd keçinin Şengülüsün yeyende,
Men kayıdıb bir de uşak olaydım,
Bir gül açıb ondan sora solaydım
21-'Emmecan'ın bal bellesin yeyerdim,
Sondan durub üs donumu geyerdim,
Bahçalarda tiringeni deyerdim,
Ay özümü o ezdiren günlerim,
Ağac minib, at gezdiren günlerim
22-Heçi hala çayda paltar yuvardı,
Memmed Sadık damlarını suvardı,
Heç bilmezdik dağdı, daşdı, divardı
Her yan geldi, şıllak atıb aşardık,
Allah, ne koş, gamsız-gamsız yaşardık
23-Şeyhülislam münâcatı deyerdi,
Meşed Rahim lebbâdeni geyerdi,
Meşdâceli bozbaşları yeyerdi,
Biz hoş idik, hayrat olsun, toy olsun,
Fark eylemez, her n'olacak, koy olsun
24-Melik Niyaz verendilin salardı,
Atın çapıb kıykacıdan çalardı,
Kırkı tekin gedik başın alardı
Dolayıya kızlar açıb pencere,
Pencerelerden ne gözel menzere
25-Heyder Baba, kendin toyun tutanda,
Kız gelinler hena, pilte satanda,
Bey geline damdan alma atanda,
Menim de o kızlarında gözüm var,
Aşıkların sazlarında sözüm var
26-Heyder Baba, bulakların yarpızı,
Bostanların gülbeseri, karpızı,
Çerçilerin ağ nebatı sakkızı,
İndi de var damağımda, dad verer,
İtgin geden günlerimden yad verer
27-Bayram idi gece kuşu ohurdu,
Adaklı kız bey çorabın tohurdu,
Herkes şalın bir bacadan sohurdu,
Ay ne gözel kaydadı şal sallamak,
Bey şalına bayramlığın bağlamak
28-Şal istedim men de evde ağladım,
Bir şal alıb tez belime bağladım,
Gulam gile kaçdım, şalı salladım,
Fatma hala mene çorab bağladı,
Han nenemi yada salıb ağladı
29-Heyder Baba, Mirzemmed'in bahçası,
Bahçaların turşa şirin alçası,
Gelinlerin düzmeleri, tahçası
Hey düzüler gözlerimin refinde,
Heyme vurar hatıralar sefinde
30-Bayram olub, kızıl palçık ezerler,
Nakış vurub, otakları bezerler,
Tahçalara düzmeleri düzerler
Kız-gelinin fındıkçası, henası,
Heveslener anası, kaynanası
31-Bakıçının sözü, sovu, kağızı
İneklerin bulaması, ağızı,
Çerşenbenin girdekânı, mövizi
Kızlar deyer: "Atıl-matıl, çerşenbe,
Ayna tekin bahtım açıl, çerşenbe"
32-Yumurtanı göyçek, güllü boyardıh,
Çakkışdırıb sınanların soyardıh,
Oynamakdan birce meğer doyardıh,
Eli mene yaşıl aşık vererdi,
İrza mene novruz gülü dererdi
33-Novruz Ali hermende vel sürerdi,
Kâhdan enib küleşlerin kürerdi,
Dağdan da bir çoban iti hürerdi,
Onda gördün ulak ayak sahladı,
Dağa bakıb kulakların şahladı
34-Akşam başı nahırçılar gelende,
Kodukları çekib, vurardık bende,
Nahır keçib gedib yetende kende,
Heyvanları çılpak minib kovardıh,
Söz çıksaydı, sine gerib sovardıh
35-Yaz gecesi çayda sular şarıldar,
Daş kayalar selde aşıb, karıldar,
Karanlıkda kurdun gözü parıldar,
İtler gördün, kurdu seçib ulaşdı,
Kurd da gördün, kalkıb gedikden aşdı
36-Kış gecesi tövlelerin otağı,
Kentlilerin oturağı, yatağı,
Buharıda yanar odun yanağı,
Şebçeresi, girdekânı, iydesi,
Kendi basar gülüb-danışmak sesi
37-Şücâ haloğlunun Baki savgati,
Damda kuran samavarı, söhbeti,
Yadımdadı şestli keddi, kameti,
Cünemmegin toyu döndü, yas oldu,
Nene Kız'ın baht aynası kâs oldu
38-Heyder Baba, Nene Kızın gözleri,
Rakşende'nin şirin-şirin sözleri,
Türki dedim, okusunlar özleri,
Bilsinler ki, adam geder ad kalar,
Yahşı-pisden ağızda bir dad kalar
39-Yaz kabağı gün güneyi döyende,
Kend uşağı kar güllesin sövende,
Kürekçiler dağda kürek züvende,
Menim ruhum ele bilin ordadır,
Kehlik kimi batıb kalıb, kardadır
40-Karı Nene uzadanda işini,
Gün bulutdan eyirerdi teşini,
Kurd kocalıb, çekdirende dişini,
Sürü kalkıb dolayıdan aşardı,
Badyaların südü aşıb-daşardı
41-Hecce Sultan emme dişin kısardı,
Molla Bağır emoğlu tez mısardı,
Tendir yanıb, tüstü evi basardı,
Çaydanımız arsın üste kaynardı,
Kovurkamız saç içinde oynardı
42-Bostan pozub getirerdik aşağı,
Doldurardık evde tahta tabağı,
Tendirlerde pişirerdik kabağı,
Özün yeyib, tohumların çıtlardıh,
Çok yemekden lap az kala çatlardıh
43-Verzeğan'dan armud satan gelende,
Uşakların sesi düşerdi kende,
Biz de bu yandan eşidib bilende,
Şıllak atıb bir kışkırık salardıh,
Buğda verib armudlardan alardıh
44-Mirza Tağı'ynan gece getdik çaya,
Men bakıram selde boğulmuş aya,
Birden ışık düşdü otay bahçaya,
"Eyvay dedik, kurddu", kayıtdık, kaşdıh,
Heç bilmedik ne vakt küllükden aşdıh
45-Heyder Baba, ağaçların ucaldı,
Amma hayıf cevanların kocaldı,
Tokluların arıklayıb acaldı,
Kölge döndü, gün batdı, kaş kereldi,
Kurdun gözü karanlıkda bereldi
46-Eşitmişem yanır Allah çırağı,
Dayır olub mescidüzün bulağı,
Râhat olub kendin evi, uşağı,
Mensur Han'ın eli kolu var olsun,
Harda kalsa, Allah ona yar olsun
47-Heyder Baba, Moll' İbrahim var, ya yoh?
Mekteb açar, okur uşaklar, ya yoh?
Hermen üstü mektebi bağlar, ya yoh?
Menden ahonda yetirersen selâm,
Edebli bir selâm-ı mâ lâkelâm
48-Hecce Sultan emme gedib Tebriz'e,
Amma ne Tebriz ki, gelemmir bize,
Balam durun, koyak gedek evmize,
Ağa öldü, tufakımız dağıldı,
Koyun olan yad gediben sağıldı
49-Heyder Baba, dünya yalan dünyadı,
Süleyman'dan, Nuh'dan kalan dünyadı,
Oğul doğan, derde salan dünyadı,
Her kimseye her ne verib alıbdı,
Eflatun'dan bir kuru ad kalıbdı
50-Heyder Baba, yaru yoldaş döndüler,
Bir-bir meni çölde koyub, çöndüler,
Çeşmelerim, çırahlarım, söndüler,
Yaman yerde gün döndü, akşam oldu,
Dünya mene harâbe-i şâm oldu
51-Emoğluynan geden gece Kıpçağ'a,
Ay ki çıkdı, atlar geldi oynağa,
Dırmaşırdık, dağdan aşırdık dağa,
Meşmemi Han göy atını oynatdı,
Tüfengini aşırdı, şakkıldatdı
52-Heyder Baba, Kara gölün deresi,
Hoşgenâb'ın yolu, bendi, beresi,
Orda düşer çil kehliğin feresi,
Ordan keçer yurdumuzun özüne,
Biz de keçek yurdumuzun sözüne
53-Hoşgenâb'ı yaman güne kim salıb?
Seyyidlerden kim kırılıb, kim kalıb?
Amir Gafar dam daşını kim alıb?
Bulak gene gelib gölü doldurur,
Ya kuruyub, bahçaları soldurur
54-Amir Gafar seyyidlerin tacıydı,
Şahlar şikar etmesi kıykacıydı,
Merde şirin, nâmerde çok acıydı,
Mazlumların hakkı üste eserdi,
Zalimleri kılıç tekin keserdi
55-Mir Mustafa dayı, uca boy baba,
Heykelli, sakkallı, Tolustoy baba,
Eylerdi yas meclisini, toy baba,
Hoşgenâb'ın âb-ı rûsu, erdemi,
Mescidlerin, meclislerin görkemi
56-Mecdüssâdât gülerdi bağlar kimi,
Guruldardı, buludlu dağlar kimi,
Söz ağzında erirdi yağlar kimi,
Alnı açık, yakşı, derin kanardı,
Yaşıl gözler çırağ tekin yanardı
57-Menim atam süfreli bir kişiydi,
El elinden tutmak onun işiydi,
Gözellerin âhire kalmışıydı,
Ondan sonra dönergeler döndüler,
Mehebbetin çırağları söndüler
58-Mir Sâlih'in deli sevlik etmesi,
Mir Aziz'in şirin şahsey getmesi,
Mir Memmed'in kurulması, bitmesi,
İndi desek, ahvâlâtdı, nağıldı,
Keçdi getdi, itdi batdı, dağıldı
59-Mir Abdül'ün aynada kaş yahması,
Çövçülerinden, kaşının ahması,
Boylanması, dam-divardan bahması,
Şah Abbas'ın dürbini, yâdeş behayr,
Hoşgenâb'ın hoş günü, yâdeş behayr
60-Sitâr' emme nezikleri yapardı,
Mir Kadir de her dem birin kapardı,
Kapıb, yeyib, dayça tekin çapardı,
Gülmeliydi onun nezik kappası,
Emmemin de, ersininin şappası
61-Heyder Baba, Amir Heyder neyneyir?
Yakın gene samavarı keyneyir,
Day kocalıb, alt engiynin çeyneyir,
Kulak batıb, gözü girib kaşına,
Yazık emme, havâ gelib başına
62-Hanım emme Mir Abdül'ün sözünü,
Eşidende eyer ağzı, gözünü,
Melkâmıd'a verer onun özünü,
Da'vaların şuhlugılan katallar,
Eti yeyib, başı atıb yatallar
63-Fizze hanım Hoşgenâb'ın gülüydü,
Amir Yahya em kızının kuluydu,
Ruhsâre artist idi, sevgiliydi,
Seyid Hüseyn Mir Salih'i yansılar,
Amir Cefer geyretlidir, kan salar
64-Seher tezden nahırçılar gelerdi,
Koyun kuzu dam bacadan melerdi,
Emme Can'ım körpelerin belerdi,
Tendirlerin kavzanardı tüstüsi,
Çöreklerin gözel iyi, istisi
65-Göyerçinler deste kalkıb uçallar,
Gün saçanda kızıl perde açallar,
Kızıl perde açıb, yığıb kaçallar,
Gün ucalıb, artar dağın celâli,
Tebietin cevanlanar cemâli
66-Heyder Baba, karlı dağlar aşanda,
Gece kervan yolun aşıb çaşanda,
Men hardasam, Tehran'da, ya Kâşan'da,
Uzaklardan gözüm seçer onları,
Hayâl gelib, aşıb keçer onları
67-Bir çıkaydım Damkaya'nın daşına,
Bir bakaydım keçmişine, yaşına,
Bir göreydim neler gelib başına,
Men de onun karlarıylan ağlardım,
Kış donduran ürekleri dağlardım
68-Heyder Baba, gül konçesi handandı
Amma hayıf, ürek gazası kandı,
Zindegânlık bir karanlık zindandı,
Bu zindanın derbeçesin açan yok,
Bu darlıkdan bir kurtulub kaçan yok
69-Heyder Baba, göyler bütün dumandı,
Günlerimiz birbirinden yamandı,
Birbirizden ayrılmayın, amandı,
Yakşılığı elimizden alıblar,
Yakşı bizi yaman güne salıblar!
70-Bir soruşun bu karkınmış felekden,
Ne isteyir bu kurduğu kelekden?
Deyne, keçirt ulduzları elekden,
Koy tökülsün, bu yer üzü dağılsın,
Bu şeytanlık korkusu bir yığılsın
71-Bir uçaydım bu çırpınan yelinen,
Bağlaşaydım dağdan aşan selinen,
Ağlaşaydım uzak düşen elinen,
Bir göreydim ayrılığı kim saldı?
Ölkemizde kim kırıldı, kim kaldı?
72-Men senin tek dağa saldım nefesi,
Sen de kaytar, göylere sal bu sesi,
Baykuşun da dar olmasın kefesi,
Burda bir şîr darda kalıb bağırır,
Mürüvvetsiz insanları çağırır
73-Heyder Baba, gayret kanın kaynarken,
Karakuşlar senden kopub kalkarken,
O sıldırım daşlarıynan oynarken,
Kavzan, menim himmetimi orda gör,
Ordan eyil, kâmetimi darda gör
74-Heyder Baba, gece durna keçende,
Köroğlunun gözü kara seçende,
Kıratını minib, kesib biçende,
Men de burdan tez matlaba çatmaram,
Eyvaz gelib çatmayıncan yatmaram
75-Heyder Baba, merd oğullar doğginan,
Nâmerdlerin burunların oğginan,
Gediklerde kurdları dut boğginan,
Koy kuzular ayın şayın otlasın,
koyunların kuyrukların katlasın
76-Heyder Baba, senin könlün şad olsun,
Dünya varken ağzın dolu dad olsun,
Senden keçen yakın olsun, yad olsun,
Deyne menim şâir oğlum Şehriyâr,
Bir ömürdür gam üstüne gam çalar
*******************************
1 Haydar Baba, yıldırımlar çakınca,
Seller sular şakıldayıp akınca,
Kızlar ona saf bağlayıp bakınca,
Selām olsun, şevketinize, elinize,
Benim de bir adım gelsin dilinize.
2 Haydar Baba, kekliklerin uçunca,
Çalı dibinden tavşan kalkıp kaçınca,
Bahçelerin çiçeklenip açınca,
Bizi de bir mümkün ise yād eyle,
Açılmayan yürekleri şād eyle.
3 Bayram yeli çardakları yıkınca,
Nevruz gülü, kar çiçeği çıkınca,
Ak bulutlar gömleklerini sıkınca,
Bizi de bir yād eyleyen sağ olsun,
Dertlerimiz koy dikelsin, dağ olsun.
4 Haydar Baba, güneş sırtını dağlasın,
Yüzün gülsün, çeşmelerin ağlasın,
Çocukların bir deste gül bağlasın,
Yel gelince ver getirsin bu yana,
Belki benim yatmış bahtım uyana.
5 Haydar Baba, senin yüzün ak olsun,
Dört bir yanın çeşme olsun, bağ olsun,
Bizden sonra senin başın sağ olsun,
Dünya kaza ve kader, ölüm yitimdir,
Dünya boyu oğulsuzdur, yetimdir.
6 Haydar Baba, yolum senden ayrıldı,
Ömrüm geçti, gelemedim geç oldu,
Hiç bilmedim güzellerin ne oldu,
Bilmezidim dönemeç var, dönme var,
Kaybolma var, ayrılık var, ölüm var.
7 Haydar Baba, yiğit emek yitirmez,
Ömür geçer, esef yara kapatmaz,
Nāmert olan ömrü tamamlayamaz,
Biz de vallahi unutmayız sizleri,
Göremesek helāl edin bizleri.
8 Haydar Baba, Mir Ejder seslenince,
Köy içine ses ve seda düşünce,
Āşık Rüstem sazını dillendirince,
Hatırında mıdır ne korkuyla kaçardım,
Kuşlar gibi kanat çalıp uçardım.
8 Haydar Baba, Mir Ejder seslenince,
Köy içine ses ve seda düşünce,
Āşık Rüstem sazını dillendirince,
Hatırında mıdır ne korkuyla kaçardım,
Kuşlar gibi kanat çalıp uçardım.
10 Haydar Baba, Kuru Göl'ün kazları,
Gediklerin ıslık çalan sazları,
Kendin köyün sonbaharları, yazları,
Bir sinema perdesidir gözümde,
Tek oturup seyrederim kendimde.
11 Haydar Baba, Kara Çimen caddesi,
Kervancıların gelir sesi sedası,
Kerbelā'ya gidenlerin kazāsı,
Düşsün bu aç yolsuzların gözüne,
Medeniyetin uyduk yalan sözüne.
12 Haydar Baba, şeytan bizi azdırmış,
Muhabbeti yüreklerden kazdırmış,
Kara günün alın yazısını yazdırmış,
Salmış halkı birbirinin canına,
Barışı bulaştırmış kanına.
13 Gözyaşına bakan olsa kan akmaz,
İnsan olan hançer beline takmaz,
Ama yazık kör tuttuğunu bırakmaz,
Cennetimiz cehennem olmaktadır,
Zilhiccemiz muharrem olmaktadır.
14 Hazan yeli yaprakları dökünce,
Bulut dağdan inip köye çökünce,
Şeyhelislām güzel sesini yükseltince,
Hasretli söz yüreklere değerdi,
Ağaçlar da Allah'a baş eğerdi.
15 Tatlı Çeşme taşla kumla dolmasın,
Bahçeleri sararmasın solmasın,
Ordan geçen atlı susuz olmasın,
De ki çeşme hayrın olsun akarsan,
Ufuklara humar humar bakarsan.
16 Haydar Baba, dağın taşın yalçını,
Keklik ötüyor arkasında yavrusu,
Kuzuların akı, bozu, karası,
Bir gideydim dağlar dereler boyu,
Okuyaydım çoban döndür kuzuyu.
17 Haydar Baba Sulu Yer'in ovasında,
Pınar kaynar çayın, çimenin gözünde,
Pınar otu yüzer suyun yüzünde,
Güzel kuşlar ordan gelip geçerler,
Halvetleyip pınardan su içerler.
18 Biçin vakti sünbül biçen oraklar,
Öyle bil ki zülfü tarar taraklar,
Avcılar bildırcını araştırır,
Biçiciler ayranlarını içerler,
Bir pinekleyip sonra kalkıp biçerler.
19 Haydar Baba, köyün güneşi batınca,
Çocukların akşamlığını yiyip yatınca,
Ay buluttan çıkıp, göz kırpınca,
Bizden de bir sen onlara kıssa de,
Kıssamızda çokça gam ve gusse de!
20 İhtiyar nine gece masal söyleyince,
Rüzgār çıkıp kapıyı bacayı dövünce,
Kurt keçinin şengülünü yiyince,
Ben dönüp bir daha çocuk olaydım,
Bir gül açıp ondan sonra solaydım.
21 Hala Can'ın bal bükmesini yerdim,
Sonra kalkıp elbisemi giyerdim,
Bahçelerde terennümü söylerdim,
Ah kendimi o nazlandırdığım günlerim,
Ağaç binip at gezdirdiğim günlerim.
22 Heçi teyze çayda çamaşır yıkardı,
Memmed Sadık evlerini sıvardı,
Hiç bilmezdik dağ mı, taş mı, duvar mı,
Neresi olsa zıplayarak aşardık,
Allah ne hoş gamsız gamsız yaşardık.
23 Şeyhelislām münacatı söylerdi,
Meşed Rahim cübbeyi giyerdi,
Meşdaceli bozbaşları yerdi,
Biz hoş idik hayrat olsun, düğün olsun,
Fark eylemez her ne olacaksa koy olsun.
24 Melik Niyaz tüfeğini atardı,
Atını koşturup çaprazlama vururdu,
Şahin gibi gedik başını tutardı,
Etraflara kızlar açmış pencere,
Pencerelerde ne güzel manzara.
25 Haydar Baba, köyün düğününü yapınca,
Kızlar gelinler kına, fitil satınca,
Bey geline damdan elma atınca,
Benim de o kızlarında gözüm var,
Āşıkların sazlarında sözüm var.
26 Haydar Baba, pınarların yarpuzu,
Bostanların hıyarı, karpuzu,
Çerçilerin ak nöbet şekeri, sakızı,
Şimdi de yine, damağımda tat verir,
Yitkin giden günlerimden yād verir.
27 Bayram idi, gece kuşu ötüyordu,
Nişanlı kız bey çorabını örüyordu,
Herkes şalını bir bacadan sokuyordu,
Ah ne güzel adettir şal sallamak,
Bey şalına bayramlığını bağlamak.
28 Şal istedim ben de evde ağladım,
Bir şal alıp, tez belime bağladım,
Gulam'lara koştum şalı salladım,
Fatma teyze bana çorap bağladı,
Han Nene'mi hatırlayıp ağladı.
29 Haydar Baba, Mirzemmed'in bahçesi,
Bahçelerin ekşi, tatlı eriği,
Gelinlerin dizmeleri, rafları,
Hey dizilir gözlerimin rafında,
Çadır kurar hatıralar safında.
30 Bayram olup kızıl balçık ezerler,
Nakış yapıp odaları bezerler,
Raflarda dizmeleri dizerler,
Kızın gelinin fındıkçası, kınası,
Heveslenir anası kaynanası.
31 Bakūcunun sözü, sohbeti, kāğıdı,
İneklerin bulaması, ağızı,
Çarşambanın cevizi, kuru üzümü,
Kızlar der: "atıl matıl çarşamba,
Ayna gibi bahtım açıl çarşamba."
32 Yumurtayı güzel güllü boyardık,
Çakıştırıp kırılanları soyardık,
Oynamaktan bir defa acaba doyar mıydık
Ali bana yeşil aşık verirdi,
Rıza bana nevruz gülü dererdi.
33 Nevruz Ali harmanda döven sürerdi,
Bazan inip samanları kürürdü,
Dağdan da bir çoban iti ürürdü,
O zaman gördün eşek ayak sakladı,
Dağa bakıp kulaklarını dikti.
34 Akşam üstü sürü ile gelince,
Sıpaları çekip vururduk bende,
Sürü geçip gidip yetince köye,
Hayvanları çıplak binip sürerdik,
Söz çıksaydı sine gerip savardık.
35 Yaz gecesi çayda sular şarıldar,
Taşlar kayalar selde aşıp harıldar,
Karanlıkta kurdun gözü parıldar,
Köpekler gördün, kurdu seçip ulaştı,
Kurt da gördün kalkıp gedikten aştı.
36 Kış gecesi tavlaların odası,
Köylülerin oturduğu, yatağı,
Ocakta yanar ateşin yanağı,
Şebçeresi, cevizi, iğdesi,
Köyü kaplar gülüp konuşmak sesi.
37 Şuca teyzeoğlunun Bakū hediyesi,
Damda kurduğu semaveri, sohbeti,
Hatırımdadır düzgün boyu, kameti,
Genç ölünün düğünü döndü yas oldu,
Nene Kız'ın baht aynası kırıldı.
38 Haydar Baba, Nene Kız'ın gözleri,
Rahşende'nin tatlı tatlı sözleri,
Türkçe dedim okusunlar kendileri,
Bilsinler ki adam gider, ad kalır,
Güzelden pisten ağızda bir tat kalır.
39 Yaza doğru güneş güneyi dövünce,
Köy çocukları kar topunu sevince,
Kayakçılar dağda kayak kayınca,
Benim ruhum öyle bilin ordadır,
Keklik gibi batmış, kalmış, kardadır.
40 İhtiyar Nene uzatınca işini,
Güneş bulutta eğirirdi iği,
Kurt kocalıp çektirince dişini,
Sürü kalkıp etraflardan aşardı,
Bakraçların sütü aşıp taşardı.
41 Hatçe Sultan hala dişini kısardı,
Molla Bakır amca oğlu tez sinerdi,
Tandır yanıp duman evi basardı,
Çaydanlığımız demir üstünde kaynardı,
Kavurgamız saç içinde oynardı
42 Bostan bozup getiriyorduk aşağı,
Dolduruyorduk evde tahtayı, tabağı,
Tandırlarda pişiriyorduk kabağı,
Kendisini yiyip çekirdeklerini çıtlatıyorduk,
Çok yemekten tam az kalsın çatlıyorduk.
43 Verziğan'dan armut satan gelince,
Çocukların sesi düşerdi köye,
Biz de bu yanda işitip bilince,
Zıplayarak bir haykırış salardık,
Buğday verip armutlardan alırdık.
44 Mirza Taki'yle gece gittik çaya,
Ben bakıyorum selde boğulmuş aya,
Birden ışık düştü karşı bahçeye,
Eyvah dedik kurttur, döndük kaçtık,
Hiç bilmedik ne vakit küllükten aştık.
45 Haydar Baba, ağaçların yüceldi,
Ama yazık, civanların kocaldı,
Tokluların zayıflayıp takattan düştü,
Gölge döndü, güneş battı, kaş karardı,
Kurdun gözü karanlıkta açıldı.
46 İşitmişim yanıyor Allah çerağı
İşler olmuş mescidinizin pınarı,
Rahat olmuş köyün evi, çocuğu,
Mansur Han’ın eli kolu var olsun,
Nerde kalsa Allah ona yār olsun.
47 Haydar Baba, Molla İbrahim var mı, yoksa yok mu?
Mektep açar mı, okuyor mu çocuklar, yoksa yok mu?
Harman vakti mektebi kapatıyor mu, yoksa yok mu?
Benden hocaya eriştirirsin selām,
Edepli, söz götürmez bir selām.
48 Hatce Sultan hala gitmiş Tebriz’e,
Ama ne Tebriz ki gelemiyor bize,
Yavrum kalkın bırakalım gidelim evimize,
Baba öldü birliğimiz dağıldı,
Ne kadar koyun varsa yabana gidip sağıldı.
49 Haydar Baba, dünya yalan dünyadır,
Süleyman’dan Nuh’tan kalan dünyadır,
Oğul doğuran, derde salan dünyadır,
Her kimseye her ne vermişse almıştır,
Eflatun’dan bir kuru ad kalmıştır.
50 Haydar Baba, yār ve yoldaş döndüler,
Bir bir beni çölde bırakıp çekildiler,
Çeşmelerim, çerağlarım söndüler,
Kötü yerde gün döndü, akşam oldu,
Dünya bana Şam harabesi oldu.
51 Amca oğluyla gittiğimiz gece, Kıpçağa,
Ay ki çıktı atlar başladı oynamağa,
Tırmanıyorduk, dağdan aşıyorduk dağa,
Meşmemi Han kır atını oynattı,
Tüfeğini aşırdı şakıldattı.
52-Heyder Baba, Kara gölün deresi,
Hoşgenâb'ın yolu, bendi, beresi,
Orda düşer çil kehliğin feresi,
Ordan keçer yurdumuzun özüne,
Biz de keçek yurdumuzun sözüne
53 Huşgenabı kötü güne kim atmış?
Seyyidlerden kim ölmüş, kim kalmış?
Āmir Gaffar’ın damını taşını kim almış?
Pınar yine gelip gölü dolduruyor mu?
Yoksa kuruyup bahçeleri solduruyor mu?
54 Āmir Gaffar seyyidlerin tacıydı,
Şahları avlaması, çaprazıydı,
Merde tatlı, nāmerde çok acıydı,
Mazlumların hakkı üstüne titrerdi,
Zalimleri kılıç gibi keserdi.
55 Mir Mustafa dayı yüce boy baba,
Heykelli, sakallı Tolstoy baba,
Eylerdi yas meclisini toy baba,
Huşgenabın yüzsuyu, fazileti,
Mescitlerin, meclislerin gösterişlisi.
56 Mecdüssādat gülerdi bağlar gibi,
Gürülderdi bulutlu dağlar gibi,
Söz ağzında erirdi yağlar gibi,
Alnı açık, güzel, derin anlardı,
Yeşil gözler çerağ gibi yanardı.
57 Benim babam sofralı bir kişiydi,
El elinden tutumak onun işiydi,
Güzellerin āhire kalmışıydı,
Ondan sonra çarklar dönmüşler,
Muhabbetin çerağları sönmüşler.
58 Mir Salih’in delice hareket etmesi,
Mir Azizin tatlı şahsey gitmesi,
Mir Memmedin kurulması, bitmesi,
Şimdi desek hikāyedir, masaldır,
Geçti, gitti, yitti, battı, dağıldı.
59 Mir Abdul’un aynada kaş yakması,
Uçlarından kaşının akması,
Uzanması, damdan duvardan bakması,
Şah Abbasın dürbünü, hayırla yād edilsin..
Huşgenabın hoş günü, hayırla yād edilsin.
60 Sitare hala çörekleri yapardı,
Mir Kadir de her an birini kapardı,
Kapıp yiyip tay gibi koşardı,
Gülünecek şeydi onun çörek kapması,
Halamın da hamur kepçesinin şaplaması.
61 Haydar Baba, Āmir Haydar neyliyor,
Muhakkak, yine semaveri kaynıyor,
Daha kocalmış alt çenesiyle çiyniyor,
Kulak batmış, gözü girmiş kaşına,
Yazık hala, hava gelmiş başına.
62 Hanım hala, Mir Abdulun sözünü,
İşitince eğer ağzını gözünü,
Azraile verir onun kendisini,
Davalarını şaka ile katarlar,
Eti yiyip kafayı vurup yatarlar.
63 Fizze Hanım, Huşgenab’ın gülüydü,
Āmir Yahya amca kızının kuluydu,
Ruhsāre artist idi, sevgiliydi,
Seyyid Hüseyin Mir Salih’i taklit eder,
Āmir Cafer gayretlidir, kan salar.
64 Sabah erken sığırtmaçlar gelirdi,
Koyun kuzu damda bacada melerdi,
Hala Can’ım körpelerini belerdi,
Tandırların yükselirdi dumanı,
Çöreklerin güzel kokusu, sıcağı.
65 Güvercinler küme halinde kalkıp uçarlar,
Güneş ışıklarını saçınca kızıl perde açarlar,
Kızıl perde açıp yığıp kaçarlar,
Güneş yükselip artar dağın celāli,
Tabiatın gençleşir cemali.
66 Haydar Baba, karlı dağlar aşınca,
Gece kervan yolunu kaybedip şaşırınca,
Ben nerdeysem, Tahran’da veya Kāşan’da
Uzaklardan gözüm seçer onları,
Hayal gelip aşıp geçer onları.
67 Bir çıkaydım Dam Kaya’nın taşına,
Bir bakaydım geçmişine, yaşına,
Birgöreydim neler gelmiş başına,
Ben de onun karlarıyla ağlardım,
Kışın dondurduğu yürekleri dağlardım.
68 Haydar Baba, gül goncası handandır,
Ama yazık, yürek gıdası kandır,
Hayat bir karanlık zindandır,
Bu zindanın kapısını açan yok,
Bu darlıktan bir kurtulup kaçan yok.
69 Haydar Baba, gökler bütün dumandır,
Günlerimiz birbirinden yamandır,
Birbirinizden ayrılmayın amandır,
İyiliği elimizden almışlar,
İyi bizi kötü güne salmışlar.
70 Bir sorun bu beddualı felekten,
Ne istiyor bu kurduğu tuzaktan
De ki geçirt yıldızları elekten,
Koy dökülsün, bu yer yüzü dağılsın,
Bu şeytanlık kurgusu bir yığılsın.
71 Bir uçaydım bu çırpınan yel ile,
Yarışaydım dağdan inen sel ile,
Ağlaşaydım uzak düşen el ile,
Bir göreydim ayrılığı kim saldı,
Ülkemizde kim kırıldı, kim kaldı.
72 Ben senin gibi dağa saldım nefesi,
Sen de döndür göklere sal bu sesi,
Baykuşun da dar olmasın kafesi,
Burda bir arslan darda kalmış bağırıyor,
Mürüvvetsiz insanları çağırıyor.
73 Haydar Baba, gayret kanın kaynarken,
Kara kuşlar senden kopup kalkarken,
O sarp yalçın taşlarınla oynarken,
Yüksel, benim himmetimi orda gör,
Ordan eğil, kametimi darda gör.
74 Haydar Baba, gece turna geçince,
Köroğlu’nun gözü kara seçince,
Kır atını binip kesip biçince,
Ben de burdan tez gayeye erişmem,
Ayvaz gelip erişmeyince yatmam.
75 Haydar Baba, mert oğullar doğur,
Nāmertlerin burunlarını sürt,
Gediklerde kurtları tut, boğ,
Koy kuzular sere serpe otlasın,
Koyunların kuyruklarını katlasın.
76 Haydar Baba, senin gönlün şād olsun,
Dünya durdukça ağzın dolu tad olsun,
Senden geçen tanıdık olsun, yabancı olsun,
De ki benim şair oğlum Şehriyar,
Bir ömürdür gam üstüne gam yığar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder