Allah | Allah. |
There is no god but him | O'ndan başka ilah yoktur. |
Hearts are under his control | Kalpler O'nun kontrolündedir. |
He is the one who turns everything upside down | Her şeyi evirip çevirendir. |
He is the creator of everything | Her şeyi yaratandır. |
There is no power other than him. | O'ndan başka kuvvet yoktur. |
All beings have submitted to him | Tüm varlıklar O'na boyun eğmiştir. |
It encompasses everything | Her şeyi sarıp kuşatandır. |
It is destiny that determines | Kaderi belirleyendir. |
All things come to him in the end | Bütün işler sonunda O'na varır. |
He does what he wills | Dilediğini yapandır. |
He is omnipotent | Her şeye gücü yetendir. |
He is the one who created the life of the world for the test. | İmtihan için dünya hayatını yaratandır. |
He is the creator of good and evil. | Hayrı da şerri de yaratandır. |
He is the witness of everything. | Her şeye şahit olandır. |
Hears and sees all | Her şeyi işiten ve görendir. |
He is the watcher and protector above everything. | Her şeyin üzerinde gözetici ve koruyucudur. |
He is all knowing | Her şeyden haberi olandır. |
He is the one who created everything without an example. | Her şeyi örneksiz yaratandır. |
Knows the unseen | Gaybı bilendir. |
İt comes from nothing | Yoktan varedendir. |
He doesn't need anything | Hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır. |
Every being needs | Her varlığın muhtaç olduğudur. |
Far from all shortcomings | Bütün eksikliklerden uzaktır. |
Unborn and unborn | Doğurmamış ve doğurulmamıştır. |
He is the sole owner of the property | Mülkün tek sahibidir. |
He is the heir of everything | Her şeyin varisidir. |
He is the owner of the heavens and the earth and everything in between. | Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin sahibidir. |
He is the one who created everything with measure. | Her şeyi ölçüyle yaratandır. |
The great is the supreme and the great | Ulu, Yüce ve Büyük olandır. |
İs always alive | Daima diri olandır. |
Unsurprising and unforgettable | Şaşırmayan ve unutmayandır. |
İs prostrated | Secde edilendir. |
It is anointed | Tesbih edilendir. |
İs praised | Hamd edilendir. |
İs worthy of praise | Övülmeye layık olandır. |
He is the owner of dignity and honor | İzzet ve şerefin sahibidir. |
İs what remains | Baki olandır. |
He is always superior and victorious | Daima üstün ve galip olandır. |
He has the most beautiful names | En güzel isimlerin sahibidir. |
He is the best proxy | En güzel vekildir. |
He is a true friend and helper. | Gerçek dost ve yardımcıdır. |
He owns all the realms | Bütün alemlerin sahibidir. |
It is very fair | Çok adaletli olandır. |
He is very forgiving | Çok bağışlayıcı olandır. |
The most merciful of the merciful | Merhametlilerin en merhametlisidir. |
He is wise and wise | Hüküm ve hikmet sahibidir. |
He is the sole owner of the judgment | Hükmün tek sahibidir. |
He is the owner of grace | Lütuf sahibi olandır. |
Accepts repentance | Tövbeleri kabul edendir. |
Responds to sincere prayer | Samimi duaya karşılık verendir. |
He is the one who repays the good | İyiliğin karşılığını fazlasıyla verendir. |
Thanksgiving is rewarding | Şükrün karşılığını verendir. |
He teaches man everything. | İnsana her şeyi öğretendir. |
He is the healer | Şifa verendir. |
He is the giver of sustenance | Rızık verendir. |
It makes laugh and cry | Güldüren ve ağlatandır. |
Giver and taker | Can veren ve alandır. |
Raises the dead | Ölüleri diriltendir. |
He is the one who created the day of reckoning | Hesap gününü yaratandır. |
He is quick to account | Hesabı çabuk görendir. |
Promise is right | Vaadi hak olandır. |
It warns and frightens | Uyarıp korkutandır. |
He knows best who is on the right path and straying from the right path. | Hidayette olanı ve doğru yoldan sapanı en iyi bilendir. |
He is the one who traps the disbelievers | İnkarcılara tuzak kurandır. |
He is the one who thwarts the snares of the disbelievers. | İnkarcıların tuzaklarını boşa çıkarandır. |
He gives time to the unbelievers to increase their sins. | İnkarcılara günahlarının artması için süre tanıyandır. |
He is the one who gives hardship and distress to the disbelievers. | İnkarcılara zorluk ve sıkıntı verendir. |
He misleads the unbelievers | İnkarcıları saptırandır. |
Its deniers are the destructive | İnkarcıları kahredici olandır. |
He who takes revenge on the disbelievers | İnkarcılardan intikam alandır. |
He punishes the disbelievers | İnkarcıları azaplandırandır. |
He is the one who created hell for the disbelievers. | İnkarcılar için cehennemi yaratandır. |
He is the one who reveals the disease in the hearts of the hypocrites | Münafıkların kalplerindeki hastalığı ortaya çıkarandır. |
It is he who makes hypocrites contemptible and contemptible. | Münafıkları hor ve aşağılık kılandır. |
He who punishes the hypocrites | Münafıkları azaplandırandır. |
He guides the believers to the straight path. | Müminleri doğru yola iletendir. |
He is the one who brings the believers together | Müminleri bir araya getirendir. |
He who reconciles the hearts of the believers | Müminlerin kalplerini uzlaştırandır. |
He is the one who makes believers love faith and makes unbelief ugly. | Müminlere imanı sevdirip, küfrü çirkin gösterendir. |
He makes things easy for believers | Müminlerin işlerini kolaylaştırandır. |
He loves believers | Müminleri sevendir. |
It gives believers a sense of security and peace. | Müminlere güven duygusu ve huzur verendir. |
He covers the evils of the believers | Müminlerin kötülüklerini örtendir. |
He created paradise for believers | Müminler için cenneti yaratandır. |
He is the one who helps those who help their religion in this world and in the hereafter. | Dinine yardım edenlere dünyada ve ahirette yardım edendir. |
Holy quran | Kuran'ı Kerim. |
Sent down by god | Allah tarafından indirilmiştir. |
Revealed through gabriel | Cebrail vasıtasıyla vahyolunmuştur. |
Downloaded in arabic | Arapça olarak indirilmiştir. |
There are many wisdoms behind the posting. | Gönderilişinin birçok hikmeti vardır. |
It is an advice and a warning to people. | İnsanlara bir öğüt ve uyarıdır. |
It cannot be written exactly | Benzeri kesin olarak yazılamaz. |
Mentioned in previous books | Daha önceki kitaplarda bahsi geçmektedir. |
They are under the protection of allah | Allah'ın korumasındadırlar. |
The main reference resource | Temel başvuru kaynağıdır. |
It is clear and understandable | Açık ve anlaşılırdır. |
Explained one by one | Birer birer açıklanmıştır. |
Downloaded in phases | Safhalar halinde indirilmiştir. |
İs the light of allah | Allah'ın nurudur. |
Healing, guidance and mercy for those who believe | İman edenler için şifa, hidayet ve rahmettir. |
Your words are the most beautiful | Sözlerin en güzelidir. |
Separates right from wrong | Doğruyu yanlıştan ayırır. |
It leads to the truth, shows the way | Doğruya götürür, yol gösterir. |
It is ordained for the believers | Müminlere farz kılınmıştır. |
Orders to rule with justice | Adaletle hükmetmeyi emreder. |
Traps the unbelievers | İman etmeyenleri tuzağa düşürür. |
Believers | Müminler. |
They fear only allah | Yalnızca Allah'tan korkup sakınırlar. |
They only worship allah | Yalnızca Allah'a ibadet ederler. |
They put god above all else. | Allah'ı her şeyin üzerinde tutarlar. |
They seek no god but allah | Allah'tan başka ilah aramazlar. |
They do not associate anything with allah | Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmazlar. |
They do not blindly follow their ancestors | Atalarına körü körüne uymazlar. |
They believe without any doubt | Hiçbir kuşkuya kapılmadan iman ederler. |
They believe in the unseen | Gayba iman ederler. |
They know that everything is from allah | Her şeyin Allah'tan olduğunu bilirler. |
Their main goal is the pleasure of allah | Asıl hedefleri Allah'ın rızasıdır. |
They live their whole lives for the sake of allah | Hayatlarının tamamını Allah'ın rızası için yaşarlar. |
They guard the boundaries of allah | Allah'ın sınırlarını korurlar. |
They know their helplessness before god. | Allah karşısında acizliklerini bilirler. |
They submit wholeheartedly to the verses of allah | Allah'ın ayetlerine gönülden boyun eğerler. |
They rely on allah | Allah'a güvenip-dayanırlar. |
They know that help is only from allah | Yardımın ancak Allah'tan olduğunu bilirler. |
They always remember allah | Daima Allah'ı anarlar. |
They trust only in allah, not in their power and means. | Güç ve imkanlarına değil sadece Allah'a güvenirler. |
They are strongly attached to the Qur'an. | Kuran'a kuvvetle bağlanmışlardır. |
Verses of the Qur'an increase their fear of allah and their faith | Kuran ayetleri Allah korkularını ve imanlarını arttırır. |
They will never be ungrateful to allah | Allah'a asla nankörlük etmezler. |
They firmly believe in the day of judgment | Kıyamet gününe kesin olarak inanırlar. |
They are afraid of the doomsday | Kıyamet gününden korkarlar. |
They firmly believe in the existence of the afterlife. | Ahiret varlığına kesin olarak inanırlar. |
They are not attached to the life of the world | Dünya hayatına bağlanmazlar. |
They are directed towards the hereafter. | Ahirete yönelmişlerdir. |
They don't worry about the future | Gelecek endişesi taşımazlar. |
They believe in destiny | Kadere tam iman ederler. |
They know that they owe all their characteristics to allah. | Tüm özelliklerini Allah'a borçlu olduklarını bilirler. |
They consider everything that happens to them as good. | Başlarına gelen her şeyi hayır gözüyle değerlendirirler. |
They sincerely obey allah, his decrees and his messengers. | Allah'a, hükümlerine ve elçilerine gönülden itaat ederler. |
They are in the way of the prophets and messengers | Peygamberlerin ve elçilerin yolundadırlar. |
They follow the sunnah of the prophet | Peygamberin sünnetine uyarlar. |
They do not fall under the influence of the devil | Şeytanın etkisine girmezler. |
They take satan and his followers as enemies. | Şeytanı ve yandaşlarını düşman edinirler. |
They take only allah and those who believe as friends. | Sadece Allah'ı ve inananları dost edinirler. |
They are together with other believers | Diğer müminlerle bir aradadırlar. |
They pay attention to prayer | Namaza titizlik gösterirler. |
They also pray at night. | Geceleri de ibadet ederler. |
They ask forgiveness from allah | Allah'tan bağışlanma dilerler. |
They ask forgiveness for both their own sins and the sins of other believers. | Hem kendi günahları hem de diğer müminlerin günahları için bağışlanma dilerler. |
They strive to get closer to god. | Allah'a yakınlaşmak için gayret ederler. |
They thank allah | Allah'a şükrederler. |
They fight in the way of allah with all their might. | Tüm güçleriyle Allah yolunda mücadele ederler. |
Difficulties cannot turn them from their faith | Zorluklar imanlarından döndüremez. |
They preach the religion of allah | Allah'ın dinini tebliğ ederler. |
They do not show slackness in the struggle in the way of allah | Allah yolunda mücadelede gevşeklik göstermezler. |
They prepare for the struggle in the way of allah. | Allah yolunda mücadelede için hazırlık yaparlar. |
They support each other to fight | Birbirlerini mücadele için desteklerler. |
They make the fight in time | Mücadeleyi zamanında yaparlar. |
If necessary, they can hide their faith in the struggle. | Gerekirse mücadelede imanlarını gizleyebilirler. |
They fight the notables of the disbelievers. | İnkâr edenlerin ileri gelenleriyle mücadele ederler. |
They are tough and honorable to those who disbelieve | İnkâr edenlere karşı zorlu ve onurludurlar. |
They are wary of disbelievers | İnkâr edenlere karşı tedbirlidirler. |
They trap deniers | İnkarcılara tuzak kurarlar. |
The traps set by the unbelievers for the believers will come to nothing. | İnkarcıların müminlere kurduğu tuzaklar boşa çıkar. |
They are a deterrent to deniers | İnkarcılara karşı caydırıcıdırlar. |
They turn away from the disbelievers | İnkarcılardan yüz çevirirler. |
They prevent the tyranny of the deniers | İnkarcıların zorbalıklarına engel olurlar. |
They fight hypocrites | Münafıklarla mücadele ederler. |
They do not include hypocritical characters among them. | Münafık karakterlileri aralarında barındırmazlar. |
They punish hypocrites | Münafıkları cezalandırırlar. |
They spend | İnfak ederler. |
They spend secretly or openly. | Gizli ya da açık infak ederler. |
They give zakat appropriately. | Zekâtı gereği gibi verirler. |
If necessary, they relocate en masse. | Gerekirse toplu olarak yer değiştirirler. |
They abide by the safety | Emanete riayet ederler. |
They are reliable people | Güvenilir insanlardır. |
Have strong personalities | Güçlü kişilikleri olur. |
They are brave and determined | Cesur ve kararlıdırlar. |
They respond to evil in the best way. | Kötülüğe en güzel şekilde karşılık verirler. |
They enjoin good and forbid evil | İyiliği emreder, kötülükten menederler. |
They always do good and nice behavior | Daima iyi ve güzel davranışlarda bulunurlar. |
They compete in charity | Hayırlarda yarışırlar. |
They are tolerant and forgiving | Hoşgörülü ve bağışlayıcıdırlar. |
They are just | Adaletlidirler. |
They are humble | Alçakgönüllüdürler. |
They are compassionate and gentle | Merhametli ve yumuşak huyludurlar. |
They do not pressure anyone to become a muslim, they do not use force. | Müslüman olması için kimseye baskı yapmazlar, zor kullanmazlar. |
They don't get angry | Öfkelerine kapılmazlar. |
They do not take any interest in return for the notification. | Tebliğ karşılığında menfaat gözetmezler. |
They act in consultation with each other | Birbirlerine danışarak hareket ederler. |
They consult with those who know. | Bilenlere danışırlar. |
They do not act according to their egos. | Nefislerine göre hareket etmezler. |
They are moderate | İtidallidirler. |
They are patient | Sabırlıdırlar. |
They act with reason, not with their emotions. | Duygularıyla değil akıl ile hareket ederler. |
They don't resist their mistakes | Hatalarında direnmezler. |
They are not arrogant | Kibirli değildirler. |
They don't mock | Alay etmezler. |
They follow the right, not the majority. | Çoğunluğa değil hakka uyarlar. |
God's support is always with them | Allah'ın desteği daima yanlarındadır. |
They don't say things they won't do | Yapmayacakları şeyleri söylemezler. |
They place the satisfaction of other believers ahead of their own selves. | Diğer müminlerin hoşnutluklarını kendi nefislerinden önde tutarlar. |
They stick to their word | Sözlerine sadıktırlar. |
They are fond of each other | Birbirlerine düşkündürler. |
They are measured and respectful towards each other. | Birbirlerine karşı ölçülü ve saygılıdırlar. |
They scrupulously avoid disagreement and disagreement. | Ayrılığa ve anlaşmazlığa düşmekten titizlikle kaçınırlar. |
They don't waste | İsraf etmezler. |
They protect the poor | Yoksulları korurlar. |
Their marriage is according to the Qur'an | Evlilikleri Kuran'a göredir. |
They make their testimonies straight | Şahitliklerini dosdoğru yaparlar. |
They turn away from empty and useless things | Boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler. |
They do not go to extremes in religion | Dinde aşırılığa kaçmazlar. |
They are chaste | İffetlidirler. |
They don't take anyone's rights. | Kimsenin hakkını yemezler. |
They are altruistic | Fedakardırlar. |
They avoid jealousy and selfishness | Kıskançlık ve bencillikten kaçınırlar. |
They never despair | Asla ümitsizliğe kapılmazlar. |
They don't back criminals | Suçlulara arka çıkmazlar. |
They are peacemakers and conciliators. | Barıştırıcı ve uzlaştırıcıdırlar. |
They give importance to aesthetics and art. | Estetik ve sanata önem verirler. |
They don't talk behind their backs and look for flaws | Arkadan konuşmaz ve kusur araştırmazlar. |
They protect their health, they do not torture their bodies | Sağlıklarını korur, bedenlerine eziyet etmezler. |
They treat their parents well | Anne-babaya iyi davranırlar. |
They do not shy away from difficulties | Zorluklardan yılmazlar. |
They are absolutely not afraid of dying or being killed. | Ölmekten veya öldürülmekten kesinlikle korkmazlar. |
Unaffected by wealth and position | Zenginlik ve mevkiden etkilenmezler. |
They protect and watch over women | Kadınları koruyup, gözetirler. |
They attach great importance to cleanliness | Temizliğe büyük önem verirler. |
It is obvious from their faces that they are believers. | Mümin oldukları yüzlerinden belli olur. |
They are under the protection of allah | Allah'ın koruması altındadırlar. |
They say the most beautiful word | Sözün en güzelini söylerler. |
Hypocrites | Münafıklar. |
They emerge from the community of believers. | Mümin topluluğunun içinden çıkarlar. |
They don't believe in god | Allah'a iman etmemektedirler. |
They don't understand the quran | Kuran'ı anlamazlar. |
They are in doubt about the hereafter. | Ahiret hakkında kuşku içindedirler. |
Distorted interpretations of the Qur'an | Kuran'ı çarpık yorumlarlar. |
Some have turned to unbelief after belief. | Bazıları imandan sonra küfre sapmışlardır. |
They want to give the impression that they are believers even though they do not believe. | İman etmedikleri halde mümin oldukları izlenimini uyandırmak isterler. |
They try to deceive allah and the believers | Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. |
They say what is not in their hearts | Kalplerinde olmayanı söylerler. |
They are the enemies of the believers | Müminlerin düşmanıdırlar. |
They take the unbelievers as friends and confidants. | İnkâr edenleri dost ve sırdaş edinirler. |
They cooperate with the disbelievers against the believers. | İnkâr edenlerle müminlere karşı iş birliği içindedirler. |
They are under the influence of the devil | Şeytanın etkisi altındadırlar. |
They are friends of satan | Şeytan'ın dostudurlar. |
They think that allah is unaware of their evil deeds. | Allah'ı, yaptıkları kötülüklerden habersiz sanırlar. |
They fear people, not god. | Allah'tan değil, insanlardan korkarlar. |
They seek the consent of people, not god. | Allah'ın değil, insanların rızasını gözetirler. |
They stay away from fighting in the way of allah by making excuses. | Allah yolunda mücadele etmekten bahaneler sürerek uzak dururlar. |
They are happy to be left behind from the struggle. | Mücadeleden geri kalmaktan sevinç duyarlar. |
They know very little about god. | Allah'ı çok az anarlar. |
They are disturbed by the remembrance of allah | Allah'ın anılmasından rahatsız olurlar. |
They see what allah likes ugly. | Allah'ın beğendiklerini çirkin görürler. |
They reluctantly worship | İsteksizce ibadet ederler. |
They worship for show | Gösteriş için ibadet ederler. |
They mock believers who spend | İnfak eden müminleri alaya alırlar. |
They avoid hard jobs, accept easy jobs | Zor işlerden kaçarlar, kolay işleri kabul ederler. |
They try to stay away from believers as much as they can. | Müminlerden ellerinden geldiği kadar uzak durmaya çalışırlar. |
They try to persecute believers | Müminlere eziyet etmeye çalışırlar. |
They are full of hatred towards believers. | Müminlere karşı nefretle doludurlar. |
They especially feel hatred and anger towards the prophets. | Özellikle peygamberlere kin ve öfke duyarlar. |
Obedience goes too far | İtaat çok ağırlarına gider. |
They want the community of believers to disperse. | Mümin topluluğunun dağılmasını isterler. |
They try to spread fake news when they are among the believers. | Müminlerin arasındayken yalan haber yaymaya çalışırlar. |
They want believers to be put in a difficult situation. | Müminlerin zor duruma düşmelerini isterler. |
They do not want believers to be rich | Müminlerin zengin olmalarını istemezler. |
They take up residence to harm believers. | Müminlere zarar vermek için mesken edinirler. |
Believers feel sad when good befalls them. | Müminlere iyilik isabet edince üzülürler. |
They gather secretly and plan rebellion and enmity against believers. | Gizli toplanıp müminlere karşı isyan ve düşmanlık planları kurarlar. |
When they are with the believers, they try to please them. | Müminlerin yanındayken onları hoşnut etmeye çalışırlar. |
They try to defame the believers | Müminleri karalamaya çalışırlar. |
They ridicule the believers behind their backs. | Müminlerin arkalarından onları alaya alırlar. |
They are of the opinion that believers are in error. | Müminlerin yanılgı içinde oldukları kanaatindedirler. |
They also want to prevent believers from fighting in the way of allah. | Müminleri de Allah yolunda mücadeleden alıkoymak isterler. |
They are seditious | Fitnecidirler. |
They make mischief in the name of correcting | Düzeltmek adı altında bozgunculuk yaparlar. |
They take their oaths as a shield and try to deceive the believers. | Yeminlerini siper edinip müminleri aldatmaya çalışırlar. |
They always try to cause mayhem | Sürekli kargaşa çıkarmak için uğraşırlar. |
They continue to act like believers among believers for their own benefit. | Menfaatleri için müminlerin arasında mümin gibi davranmayı sürdürürler. |
When they cannot meet their interests, they leave the believers. | Menfaatlerini karşılayamadığı zaman müminlerden ayrılırlar. |
They wait for the hard times that believers will face in order to harm believers. | Müminlere zarar vermek için müminlerin karşılaşacakları zor anları beklerler. |
Reveal their true face in difficult times | Zor zamanında gerçek yüzleri ortaya çıkar. |
Believers are very afraid that their enemies will harm them too. | Müminlerin düşmanlarının kendilerine de zarar vermesinden çok korkarlar. |
They cause strife, especially in times of difficulty. | Özellikle zorluk zamanında fitne çıkarırlar. |
In times of difficulty they commit unfaithfulness | Zorluk zamanında sadakatsizlik yaparlar. |
They talk like believers before they face difficulties. | Zorluklarla karşılaşmadan önce mümin gibi konuşurlar. |
They are arrogant | Kibirlidirler. |
When they have interests, they appear among the believers. | Menfaatleri olduğunda müminlerden gözükürler. |
They are recognized by their faces, distorted looks and speech. | Yüzlerinden, bozuk bakış ve konuşmalarından tanınırlar. |
They become ungrateful | Nankör olurlar. |
Their appearance and speech can be flamboyant | Dış görünüşleri ve konuşmaları gösterişli olabilir. |
They are mindless | Akılsız olurlar. |
They think they are smarter than believers. | Kendilerini müminlerden daha akıllı zannederler. |
They are constantly in distress, uneasiness and fear. | Sürekli sıkıntı, tedirginlik ve korku içindedirler. |
They do not know how to take advice from what happened to them. | Başlarına gelenlerden öğüt almayı bilmezler. |
Constantly praising themselves, trying to clear them | Sürekli kendilerini över, temize çıkarmaya çalışırlar. |
They are constantly deceived by delusions, they are under suspicion | Sürekli kuruntulara aldanır, kuşkuya kapılırlar. |
They are also in conflict among themselves. | Kendi aralarında da anlaşmazlık içindedirler. |
They are not aware of allah's support for believers. | Allah'ın müminlere olan desteğinin farkında değildirler. |
They do not spend in the way of allah | Allah yolunda harcama yapmazlar. |
They carry blasphemous news | Küfre haber taşırlar. |
They do nothing for free | Karşılıksız hiçbir şey yapmazlar. |
They can't achieve any of their goals | Amaçlarının hiçbirine ulaşamazlar. |
God will surely reveal their condition. | Allah onların durumlarını mutlaka ortaya çıkarır. |
Allah makes them despised and despicable in the world. | Allah onları dünyada hor ve aşağılık kılar. |
They will be thrown into the lowest level of hell. | Cehennemin en aşağı tabakasına atılacaklardır. |
Unbelievers | İman Etmeyenler. |
They don't believe in god | Allah'a iman etmezler. |
They don't fear god | Allah'tan korkmazlar. |
They associate partners with allah | Allah'a şirk koşarlar. |
They are disrespectful to god | Allah'a karşı saygısızdırlar. |
They cannot bear the remembrance of allah | Allah'ın anılmasına tahammül edemezler. |
They think that allah is unaware of what they do. | Allah'ı kendilerinin yaptıklarından habersiz sanırlar. |
They do not believe in the existence of the apocalypse | Kıyametin varlığına inanmazlar. |
They do not believe in the existence of the hereafter. | Ahiretin varlığına inanmazlar. |
They do not believe that allah will resurrect them after death. | Allah’ın kendilerini öldükten sonra dirilteceğine inanmazlar. |
They hold grudges and hatred towards allah, religion and those who believe. | Allah'a, dine ve iman edenlere karşı kin ve nefret içindedirler. |
They deny the messengers sent by allah | Allah’ın gönderdiği elçileri yalanlarlar. |
They are in doubt about the Qur'an | Kuran hakkında şüphe içindedirler. |
They don't take advice | Öğüt almazlar. |
They try to prevail against those who believe by using violence. | Zorbalık yaparak iman edenlere karşı galip gelmeye çalışırlar. |
They mock religion and believers | Dini ve iman edenleri alaya alırlar. |
They want believers to be put in a bad situation | İman edenlerin kötü duruma düşmelerini isterler. |
They persist in their denial | İnkarlarında ısrarlıdırlar. |
They are unreliable people | Güvenilmez kişilerdir. |
They are aggressive and ruthless | Saldırgan ve acımasızdırlar. |
They never abandon their perverted beliefs | Sapkın inançlarını asla terk etmezler. |
They try to distort the verses of allah | Allah'ın ayetlerini çarpıtmaya çalışırlar. |
They falsely swear | Yalan yere yemin ederler. |
They argue about allah and religion even though they have no knowledge. | Allah ve din hakkında bilgileri olmadığı halde tartışırlar. |
They are arrogant against the signs of allah | Allah'ın ayetlerine karşı büyüklenme içindedirler. |
They try to deviate from the path of allah | Allah yolundan saptırmaya çalışırlar. |
They want to see miracles to believe | İman etmek için mucize görmek isterler. |
They love and prefer denial over faith. | İmana karşı inkârı sevip tercih ederler. |
Even if they see a miracle, they will not believe | Mucize görseler bile iman etmezler. |
They wage war against the religion of allah | Allah'ın dinine karşı savaş açarlar. |
Their hearts are insensitive to faith | Kalpleri imana karşı duyarsızdır. |
Their hearts are full of worldly ambition | Kalpleri dünya hırsıyla doludur. |
Have superstitions | Batıl inançları vardır. |
They act with conjecture and guesswork. | Zan ve tahminlerle hareket ederler. |
They are in great deception. | Büyük bir aldanış içindedirler. |
They can't see the right | Hakkı göremezler. |
They are mindless | Akılsızdırlar. |
They think they are smart | Kendilerini akıllı zannederler. |
Superficial and simple thinkers | Yüzeysel ve basit düşünürler. |
They value things that are empty and aimless. | Boş ve amaçsız şeylere değer verirler. |
They take their souls and desires as gods | Nefis ve hevalarını ilah edinirler. |
They are fond of their lust | Şehvetlerine düşkündürler. |
They are in fear | Korku içindedirler. |
They flee from the believers | İman edenlerden kaçarlar. |
Moods are troubled | Ruh halleri sıkıntılıdır. |
They are constantly in doubt and worry. | Sürekli bir şüphe ve endişe içindedirler. |
They immediately fall into despair. | Hemen ümitsizliğe kapılırlar. |
They are in conflict even among themselves. | Kendi aralarında bile anlaşmazlık içindedirler. |
They drag each other to hell | Birbirlerini cehenneme sürüklerler. |
They try to defame the believers with their slander. | Müminleri iftiralarıyla karalamaya çalışırlar. |
They are arrogant and spoiled | Kibirli ve şımarıktırlar. |
They do not accept their helplessness. | Acizliklerini kabul etmezler. |
They cook | Pistirler. |
They are ungrateful | Nankördürler. |
They don't know how to settle | Yetinmeyi bilmezler. |
They always waste | Sürekli israf ederler. |
They are stingy | Cimridirler. |
They don't help the poor | Yoksullara yardım etmezler. |
Eats people's rights | İnsanların haklarını yerler. |
They are eager to show off | Gösteriş yapmaya meraklıdırlar. |
They boast of wealth and power | Mal ve güçle övünürler. |
They rely on their wealth and abundance | Servetlerine ve sayılarının çok olmasına güvenirler. |
They only respect those who have property and power. | Sadece malı ve gücü olana saygı duyarlar. |
They are on the side of what they see strong, not right. | Haklıdan değil güçlü gördüklerinden yana olurlar. |
They make each other friends and confidants | Birbirlerini dost ve sırdaş edinirler. |
They deviate by saying the same words | Aynı sözleri söyleyerek saparlar. |
They are friends of the devil | Şeytanın dostlarıdırlar. |
But they can marry each other | Ancak birbirleriyle evlenebilirler. |
They don't value women. | Kadınlara değer vermezler. |
All his efforts in the world will be in vain. | Dünyadaki tüm uğraşıları boşa gidecektir. |
They will be punished in this world and in the hereafter. | Dünyada da ahirette de azaplandırılacaklardır. |
Allah's orders and advice | Allah'ın emir ve tavsiyeleri. |
Not to associate partners with allah | Allah'a şirk koşmamak. |
Worshiping only allah | Yalnızca Allah'a kulluk etmek. |
Knowing no god but allah | Allah'tan başka ilah tanımamak. |
Not to act like unbelievers despite knowing the existence of allah | Allah’ın varlığını bildiği halde inkarcılar gibi davranmamak. |
Fearing only allah | Yalnızca Allah'tan korkmak. |
Fear god as much as possible | Allah'tan korkabildiğince çok korkmak. |
Relying only on god | Yalnızca Allah'a güvenip dayanmak. |
To take only allah, the prophet and the believers as friends and helpers. | Yalnızca Allah'ı peygamberi ve müminleri dost ve yardımcı edinmek. |
Being sincere and honest with god | Allah'a karşı samimi ve dürüst olmak. |
Being sincere with allah all the time, not just in times of danger. | Sadece tehlike anında değil, her zaman Allah'a karşı samimi olmak. |
Not bending the tongue | Dil eğip bükmemek. |
Protecting allah's halal-haram boundaries | Allah'ın helal haram sınırlarını korumak. |
Don't make halal haram | Helali haram kılmamak. |
To fully implement god's decrees | Allah'ın hükümlerini eksiksiz uygulamak. |
To be determined to apply god's decrees | Allah'ın hükümlerini uygulamada kararlılık göstermek. |
Living your whole life for god | Hayatının tamamını Allah için yaşamak. |
Only for the sake of allah | Sadece Allah'ın rızasını gözetmek. |
Observing the will of allah at all times | Her an Allah'ın rızasını gözetmek. |
Applying whatever way allah's consent can be gained the most | Allah'ın rızası en çok hangi tavırla kazanılabiliyorsa onu uygulamak. |
Be devoted to god | Allah'a gönülden bağlı olmak. |
Not to be ungrateful to god | Allah'a karşı nankörlük etmemek. |
Never lose hope in god | Allah'tan hiçbir şekilde ümit kesmemek. |
Giving thanks to god | Allah'a şükretmek. |
Not to rebel when faced with difficulties in the way of allah | Allah yolunda zorluklarla karşılaşınca isyana sapmamak. |
To be submissive to allah, not to be arrogant | Allah'a karşı boyun eğici olmak büyüklenmemek. |
Not to rebel against allah and his prophet | Allah'a ve peygamberine başkaldırmamak. |
Knowing that everything is under allah's control and being content with it | Her şeyin Allah'ın kontrolünde olduğunu bilmek ve bundan razı olmak. |
To love god | Allah'ı çok sevmek. |
Appreciating allah's omnipotence properly | Allah'ın kadrini hakkıyla takdir etmek. |
Looking for ways to get closer to god | Allah'a yakınlaşmak için yollar aramak. |
Not forgetting allah | Allah'ı unutmamak. |
Remembering allah a lot | Allah'ı çok anmak. |
Not being slack in the remembrance of allah | Allah'ı anmada gevşeklik göstermemek. |
Not following those who are slack in the remembrance of allah | Allah'ı anmada gevşek olanlara uymamak. |
Refraining from remembrance of allah | Allah'ı anma konusunda engel tanımamak. |
Believing in judgment day | Hesap gününe inanmak. |
Fear of the day of judgment | Hesap gününden korkmak. |
Belief in the existence of the hereafter | Ahiretin varlığına kesin olarak iman etmek. |
Do not doubt the resurrection | Dirilişten yana kuşku duymamak. |
Remembering the hereafter, wishing for the hereafter | Ahireti anmak, ahireti istemek. |
Not looking for a way outside of islam | İslam dışında yol aramamak. |
Not acting according to the majority | Çoğunluğa göre hareket etmemek. |
To believe in the Qur'an | Kuran'a iman etmek. |
Believing in the whole Qur'an | Kuran'ın tamamına iman etmek. |
Do not doubt the Qur'an | Kuran'dan kuşku duymamak. |
Ruling with the Qur'an | Kuran'la hükmetmek. |
Believing the truth | Doğruyu görür görmez iman etmek. |
Not to disbelieve after believing | İman ettikten sonra küfre sapmamak. |
Seeking refuge in allah from satan while reading the Qur'an | Kuran okurken şeytandan Allah'a sığınmak. |
Silence and listening while the quran is being recited | Kuran okunurken susup dinlemek. |
Thinking over the Qur'an | Kuran üzerinde düşünmek. |
Remembering the Qur'an | Kuran'ı hatırda tutmak. |
Reading the Qur'an in order | Kuran'ı düzen içinde okumak. |
Giving advice with the Qur'an | Kuran'la öğüt vermek. |
Leaving the environment where the Qur'an is denied | Kuran'ın inkâr edildiği ortamdan ayrılmak. |
To believe in the unseen | Gayba iman etmek. |
Believing in prophets | Peygamberlere iman etmek. |
Not betraying the prophets | Peygamberlere ihanet etmemek. |
Not to discriminate among the prophets | Peygamberlerin aralarında ayırım yapmamak. |
Obeying the prophets | Peygamberlere itaat etmek. |
Not to defy the prophet | Peygambere karşı gelip zorluk çıkarmamak. |
Remembering the prophets | Peygamberleri anmak, hatırlamak. |
Be very respectful to the prophets | Peygamberlere çok saygılı olmak. |
Defending and supporting the prophets | Peygamberleri savunup desteklemek. |
Believing in angels | Meleklere iman etmek. |
To believe in all the books | Bütün kitaplara iman etmek. |
Avoid sin | Günahtan sakınmak. |
Abandoning all forms of sin | Günahın her türlüsünü terk etmek. |
Don't get caught up in the worldly life | Dünya hayatına kapılmamak. |
Not killing children for fear of poverty | Yoksulluk endişesiyle çocukları öldürmemek. |
Not to deify the soul | Nefsi ilah edinmemek. |
Not feeling enough | Kendini yeterli görmemek. |
Not to protect the self, not to defend | Nefsi korumamak, savunmamak. |
Purify the soul | Nefsi arındırmak. |
Not to oppress oneself | Kendi nefsine zulmetmemek. |
To be with believers | Müminlerle birlikte olmak. |
Being compassionate and humble towards believers | Müminlere karşı şefkatli ve tevazulu olmak. |
Do not consider oneself superior | Kendini üstün görmemek. |
Not to envy | Haset etmemek. |
Not to mock | Alay etmemek. |
Not gossip | Dedikodu yapmamak. |
Not calling believers by nicknames they dislike | Müminleri hoşlanmadıkları lakaplarla çağırmamak. |
To speak the best of words to believers | Müminlere sözün en güzelini söylemek. |
Not making fun of brow eye marks | Kaş göz işaretleriyle alay etmemek. |
Making believers friends and confidants | Müminleri dost ve sırdaş edinmek. |
To put the souls of believers above their own | Müminlerin nefislerini kendi nefsinden üstün tutmak. |
Giving the believers good news of paradise | Müminleri cennetle müjdelemek. |
Praying | Namaz kılmak. |
Praying 5 times a day | Namazı 5 vakit kılmak. |
Praying at obligatory times | Namazı farz olan vakitlerde kılmak. |
To perform the prayer | Namazı dosdoğru kılmak. |
To pray with awe | Namazı huşuyla kılmak. |
Turning to the qibla in prayer | Namazda kıbleye dönmek. |
Not praying for show | Gösteriş için namaz kılmamak. |
Recitation in prayer | Namazda kıraat. |
Bowing and prostrating | Rükû ve secde etmek. |
Continue the prayers | Namazlara devam etmek. |
Ordering his people to pray | Ehline namaz kılmayı emretmek. |
Not approaching the prayer while intoxicated and junub | Sarhoşken ve cünüpken namaza yaklaşmamak. |
Shortening the prayer in battle and remembrance of allah after prayer | Savaşta namazı kısaltmak ve namazdan sonra Allah'ı anmak. |
Friday prayer | Cuma namazı kılmak. |
Performing the funeral prayer | Cenaze namazını kılmak. |
To make wudu- to make tayammum | Abdest almak- teyemmüm etmek. |
Reading the Qur'an at the time of the morning prayer | Sabah namazı vaktinde Kuran okumak. |
Asking for forgiveness at the time of the morning prayer | Sabah namazı vaktinde bağışlanma dilemek. |
Preach the religion | Dini tebliğ etmek. |
Not forcing anyone to join the religion | Dine girmesi için kimseyi zorlamamak. |
Not trying to complicate religion | Dini zorlaştırmaya çalışmamak. |
Do not go to extremes in religion | Dinde aşırılığa kaçmamak. |
Do not use religion for your interests | Dini, çıkarlarına alet etmemek. |
Give good advice | Güzel sözle öğüt vermek. |
Do not hesitate to defend the right | Hakkı savunmaktan çekinmemek. |
To summon good, to forbid evil | Hayra çağırmak, kötülükten menetmek. |
Taking a harsh and deterrent attitude towards hypocrites | Münafıklara sert ve caydırıcı tavır koymak. |
Turning away from hypocrites | Münafıklardan yüz çevirmek. |
Not performing the prayer of a hypocrite who dies | Münafıklardan ölen birinin namazını kılmamak. |
Spend in the way of allah | Allah yolunda harcamak, infak etmek. |
Spend on loved things | Sevilen şeylerden infak etmek. |
Amount to be spent | İnfak edilecek miktar. |
Not to spend something for himself that he does not like | Kendisi için beğenmediği bir şeyi infak etmemek. |
To spend willingly | Gönülden, seve seve infak etmek. |
To spend openly or secretly | Açık veya gizli infak etmek. |
Give alms | Zekât vermek. |
Not to deal with alms | Sadakaları başa kakmamak. |
Preferring to give alms in secret | Sadakaları gizli vermeyi tercih etmek. |
Do not scold those who ask for alms | Sadaka isteyeni azarlamamak. |
Glorify god | Allah'ı tesbih etmek, yüceltmek. |
Rosary times | Tesbih vakitleri. |
Praying when riding on vehicles and vehicles | Bineklere, taşıtlara binildiğinde tesbih etmek. |
What allah has forbidden | Allah'ın haram kıldığı şeyler. |
One of the foods that allah has made haram can be eaten in case of an inevitable need. | Allah'ın haram kıldığı yiyeceklerden kaçınılmaz ihtiyaç halinde yenebileceği. |
Not to waste | İsraf etmemek. |
Not be stingy | Cimri olmamak. |
To struggle in the way of allah, to strive (effort) | Allah yolunda mücadele etmek, ceht etmek (çaba harcamak). |
Struggling with property and life | Mallarla ve canla mücadele etmek. |
Fighting the leaders of the deniers | İnkarcıların önderleriyle mücadele etmek. |
Steadfastness in the fight | Mücadelede kararlılık göstermek. |
To consider nothing superior to allah, his messenger and struggle. | Hiçbir şeyi Allah'tan, elçisinden ve mücadeleden üstün görmemek. |
Keep up the fight | Mücadeleden geri kalmamak. |
Not making excuses to stay behind the fight | Mücadeleden geri kalmak için bahaneler öne sürmemek. |
Not asking permission to stay behind the fight | Mücadeleden geri kalmak için izin istememek. |
Fighting for weak men, women and children | Zayıf kalmış erkek, kadın ve çocuklar için mücadele etmek. |
Fighting until there is no fitna on earth | Yeryüzünde fitne kalmayıncaya kadar mücadele etmek. |
Applying different tactics from time to time in the fight | Mücadelede zaman zaman değişik taktikler uygulamak. |
To follow the activities of the deniers | İnkarcıların faaliyetlerini takip etmek. |
Demanding to be at the forefront of the struggle | Mücadelede en önde gidenlerden olmayı talep etmek. |
Taking refuge in god from satan | Şeytandan Allah'a sığınmak. |
Don't follow the devil | Şeytanın peşinden gitmemek. |
Don't befriend the devil | Şeytanı dost edinmemek. |
Not afraid of the devil | Şeytandan korkmamak. |
Fighting the devil's friends | Şeytanın dostlarıyla savaşmak. |
Fasting in ramadan | Ramazan ayında oruç tutmak. |
While sick or traveling | Hastayken veya yolculuktayken tutulamayan orucun kefareti. |
Approaching women during ramadan | Ramazan ayında kadınlara yaklaşmak. |
Not paying interest | Faiz yememek. |
Go on pilgrimage | Hacca gitmek. |
Completing hajj and umrah | Haccı ve umreyi tamamlamak. |
Remembrance of allah in hajj | Hacda Allah'ı anmak. |
Harams to be avoided during hajj | Hac sırasında sakınılacak haramlar. |
Illness in hajj | Hacda hastalık durumu. |
Worship in case of being prevented from pilgrimage | Hacdan alıkonma durumunda yapılacak ibadetler. |
Worship in hajj | Hacda uygulanması gereken ibadetler. |
Remembrance of allah upon descent from arafat | Arafat'tan inişte Allah'ı anmak. |
Victim | Kurban. |
Respecting the pilgrims | Hacılara saygı göstermek. |
Not hunting while in ihram | İhramlıyken avlanmamak. |
Expiation for hunting while in ihram | İhramlıyken avlanmanın kefareti. |
Number of months where war is forbidden | Savaş haram olan ayların sayısı. |
Responding to the one who attacked in the haram months | Haram aylarda saldırana mukabele. |
The attitude at the end of the haram months | Haram aylar sonundaki tavır. |
Praying to god | Allah'a dua etmek. |
Praying only to god | Yalnızca Allah'a dua etmek. |
Praying in the names of allah | Allah'ın isimleriyle dua etmek. |
Praying between fear and hope | Korku ve umut arası dua etmek. |
God's favorite form of prayer | Allah'ın beğendiği dua şekli. |
Not praying to allah only for worldly life | Allah'a sadece dünya hayatı için dua etmemek. |
Asking allah for help with patience and salat | Sabır ve salat ile Allah'tan yardım dilemek. |
Worship at night | Geceleri de ibadet yapmak. |
Salam and salutation to the prophets | Peygamberlere salat ve selam etmek. |
To ask forgiveness from allah, to repent | Allah'tan bağışlanma dilemek, tövbe etmek. |
Asking forgiveness for believers | Müminler için bağışlanma dilemek. |
Asking for forgiveness immediately after a mistake | Hatadan sonra hemen bağışlanma dilemek. |
Not knowingly repeating the mistake made | Yapılan hatayı bilerek tekrarlamamak. |
Forgive the repentant | Tövbe edeni bağışlamak. |
Not asking forgiveness for unbelievers | İnkarcılar için bağışlanma dilememek. |
Remembrance of allah and asking forgiveness when people enter religion in waves | İnsanların dalga dalga dine girdikleri zaman Allah'ı anmak ve bağışlanma dilemek. |
Remembrance of allah when faced with the enemy group | Düşman topluluğuyla karşılaşıldığında Allah'ı anmak. |
Be patient | Sabırlı olmak. |
Being patient with an unbelieving people | İnanmayan bir topluluğa karşı sabırlı olmak. |
Patience with believers | İnananlarla birlikte sabır göstermek. |
Compete in patience | Sabırda yarışmak. |
Not arguing over what is not known | Bilgi sahibi olunmayan şey üzerinde tartışmamak. |
Not to swear | Yemin edip durmamak. |
Not to break the oath | Yemini bozmamak. |
Not to stray from goodness by making an excuse to swear | Yemini bahane ederek iyilikten uzaklaşmamak. |
Not to make the oath an element of corruption | Yemini bozgunculuk unsuru yapmamak. |
The oath to stay away from his wife | Hanımından uzak kalmak için edilen yemin. |
Atonement of the oath | Yeminin kefareti. |
To be fair | Adaletli olmak. |
Observing justice even against relatives | Yakınların aleyhinde bile olsa adaleti gözetmek. |
Not to deviate from justice because of personal grudge | Şahsi kin dolayısıyla adaletten sapmamak. |
To testify with justice among the believers | Müminlerin arasında adaletle şahitlik etmek. |
Acting justly towards those who do not fight believers in religion | Müminlerle dinde savaşmayanlara karşı adaletli davranmak. |
Being fair in size and weight | Ölçü ve tartıda adaletli olmak. |
Being tolerant and forgiving | Hoşgörülü ve bağışlayıcı olmak. |
Being compassionate and gentle | Merhametli ve yumuşak huylu olmak. |
Sticking to the agreement when an agreement is made with the polytheists | Müşriklerle anlaşma yapıldığında anlaşmaya sadık kalmak. |
The attitude to be shown when the polytheists ask for forgiveness | Müşrikler aman dilediklerinde gösterilecek tavır. |
To be chaste | İffetli olmak. |
A believer can only marry a believer. | Mümin olanın ancak mümin olanla evlenebileceği. |
Not marrying a woman who denies | İnkâr eden kadını nikahlamamak. |
Marrying single believers | Bekar müminleri evlendirmek. |
The unmarried act of chastity | Evli olmayanların iffetli davranmaları. |
He can marry believers from the people of the book. | Ehli kitap'tan mümin olanlarla evlenebileceği. |
To make a believer arbitrator in case of discord between husband and wife | Karı-kocanın arasının bozulması durumunda bir mümini hakem yapmak. |
Making a living for the woman in divorce | Boşanmada kadının geçimini sağlamak. |
The property given to the woman in marriage is not taken back in the divorce. | Evlilikte kadına verilen malların boşanmada geri alınmaması. |
Waiting period for iddah after divorce | Boşandıktan sonra kadının iddet bekleme süresi. |
No need to wait for iddah if he has not had intercourse | İlişkide bulunmadıysa iddet beklemesine gerek olmaması. |
Waiting time if woman's husband dies | Kadının kocası ölürse bekleme süresi. |
Approaching women | Kadınlara yaklaşma. |
Not having intercourse while the woman is on menstruation | Kadın hayız halindeyken ilişkide bulunmamak. |
Protection of women and the importance given to women | Kadının korunması ve kadına verilen önem. |
Not commit adultery | Zina yapmamak. |
Not to accuse without being sure of adultery | Emin olmadan zinayla suçlamamak. |
Women's dressing appropriately | Kadının tesettüre uygun giyinmesi. |
Not making zikhar and penance | Zihar yapmamak ve kefareti. |
Giving orphans their property | Yetimlerin mallarını kendilerine vermek. |
Giving the relatives, the poor and the wayfarer their rights | Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını vermek. |
Protecting, feeding and supporting the poor | Yoksulları korumak, doyurmak ve destek olmak. |
Raising orphans | Yetimleri yetiştirmek. |
Be tolerant of parents | Ebeveyne hoşgörülü davranmak. |
Be kind to adoptees | Evlatlıklara iyi davranmak. |
Be tolerant of captives | Esirlere hoşgörülü davranmak. |
Feeding the captives | Esirleri doyurmak. |
Eating from halal food | Helal olan şeylerden yemek. |
Eating and drinking clean of halal things | Helal olan şeylerin temizlerinden yiyip içmek. |
Not to eat meat that is slaughtered without the name of allah | Allah'ın adı anılmadan kesilen etlerden yememek. |
To feed to those who want or those who are full-eyed | İsteyene de tok gözlü olana da yedirmek. |
To migrate when necessary | Gerektiğinde hicret etmek. |
Not befriending those who did not migrate | Hicret etmeyenleri dost edinmemek. |
Fulfilling promises and covenants | Sözleri ve ahitleri yerine getirmek. |
Being faithful to god's covenant | Allah'a verilen ahde sadık kalmak. |
Not to change the promise made to allah for profit | Allah'a verilen sözü menfaat karşılığı değiştirmemek. |
Not to say what he can't do | Yapamayacağı şeyi söylememek. |
To be safe | Emanet ehli olmak. |
Entrust the trustee | Emaneti ehline vermek. |
Make the witness right | Şahitliği doğru yapmak. |
Substituting the righteous for the one who does not testify correctly | Şahitliği doğru yapmayanın yerine doğru yapanı geçirmek. |
Not to lie | Yalan söylememek. |
Believers should not be divided, they should be united. | Müminlerin ayrılığa düşmemeleri, birlik olmaları. |
Look no | Hayır gözüyle bakmak. |
Not indulging in blessings | Nimetler içindeyken şımarmamak. |
Don't overflow | Taşkınlık yapmamak. |
Do good | İyilik yapmak. |
Recipe for goodness | İyiliğin tarifi. |
Compete in charity | Hayırlarda yarışmak. |
To do righteous deeds | Salih amellerde bulunmak. |
When you finish one job, move on to the next | Bir işi bitirince diğerine geçmek. |
Turn away from empty things | Boş şeylerden yüz çevirmek. |
Turning away from the ignorant | Cahillerden yüz çevirmek. |
Not making definite decisions about the future | Gelecek hakkında kesin hüküm vermemek. |
Knowing that power belongs to allah | Kuvvetin Allah'a ait olduğunu bilmek. |
Not showing fondness for property | Mala düşkünlük göstermemek. |
Not to boast of wealth and abundance | Mal ve çoklukla övünmemek. |
Not to be spoiled with what god has given you | Allah'ın verdikleriyle şımarmamak. |
Not belittle people | İnsanları küçümsememek. |
Be restrained | İtidalli olmak. |
Not to bribe in order to undermine the rights of others | Başkalarının hakkını yemek amacıyla rüşvet vermemek. |
Writing down the debt | Verilen borcun yazılması. |
Postponing or forgiving the debt of the one in difficulty | Zorluk içinde olanın borcunu ertelemek veya borcu affetmek. |
Evaluate everything with the eye of an example | Her şeyi ibret gözüyle değerlendirmek. |
Taking lessons from the fate of guilty sinners | Suçlu günahkarların akıbetlerinden ibret almak. |
Taking a lesson from the experiences of the tribes that lived in the past | Eskiden yaşamış kavimlerin yaşadıklarından ibret almak. |
Responding to the greeting | Verilen selama karşılık vermek. |
Entering houses through their doors | Evlere kapılarından girmek. |
Not to enter other houses without permission | İzinsiz olarak başka evlere girmemek. |
Entering the houses by greeting the people inside | Evlere, içindekilere selam vererek girmek. |
Making room for others in mosques | Mescitlerde başkalarına yer açmak. |
Keeping mosques clean and repairing | Mescitleri temiz tutmak, onarmak. |
Wearing ornaments while coming to mosques | Mescitlere gelirken ziynetler takmak. |
Don't drink, don't gamble | İçki içmemek, kumar oynamamak. |
No one can touch the Qur'an except those who have been cleansed | Temizlenenlerden başkası Kuran'a dokunamaz. |
İnheritance law | Miras hukuku. |
Not be a forced heir | Zorla mirasçı olmamak. |
Probate law | Vasiyet hukuku. |
Witnessing in will | Vasiyette şahit olunması. |
Verses by subject | Konularına göre ayetler. |
Everything is created according to destiny | Her şey kadere göre yaratılmıştır. |
Living according to the limits set by allah | Allah'ın koymuş olduğu sınırlara göre yaşamak. |
There is no difficulty in religion | Dinde zorluk yoktur. |
The concept of discipline in the Qur'an | Kuran'da disiplin kavramı. |
World life | Dünya hayatı. |
Conscience | Vicdan. |
Yummy | Nefis. |
Death | Ölüm. |
Apocalypse | Kıyamet. |
Paradise | Cennet. |
Men and women are equal in the Qur'an | Kuran'da kadın ile erkek eşittir. |
Hell | Cehennem. |
Devil's traits | Şeytanın Özellikleri. |
Answers from the Qur'an to the questions unbelievers ask believers | İman etmeyenlerin müminlere sordukları sorulara Kuran'dan cevaplar. |
Examples of the denialist characters described in the Qur'an | Kuran'da tarif edilen inkârcı karakterlerinden örnekler. |
Few have true faith | Gerçek imana sahip olanlar çok azdır. |
All prophets called to the true religion | Bütün peygamberler hak dine çağırmışlardır. |
God's questions to unbelievers | Allah'ın iman etmeyenlere soruları. |
Some cause-effect relationships from the Qur'an | Kuran'dan bazı- sonuç ilişkileri. |
No one can be forced to become a muslim. | Müslüman olması için kimse zorlanamaz. |
Forgiveness and tolerance in the Qur'an | Kuran'da bağışlamak ve hoşgörülü olmak. |
O'ndan başka ilah yoktur.
Kalpler O'nun kontrolündedir.
Herşeyi evirip çevirendir.
Herşeyi yaratandır.
O'ndan başka kuvvet yoktur.
Tüm varlıklar O'na boyun eğmiştir.
Herşeyi sarıp kuşatandır.
Kaderi belirleyendir.
Bütün işler sonunda O'na varır.
Dilediğini yapandır.
Herşeye gücü yetendir.
İmtihan için dünya hayatını yaratandır.
Hayrı da, şerri de yaratandır.
Herşeye şahit olandır.
Herşeyi işiten ve görendir.
Herşeyin üzerinde gözetici ve koruyucudur.
Herşeyden haberi olandır.
Herşeyi örneksiz yaratandır.
Gaybı bilendir.
Yoktan varedendir.
Hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır.
Her varlığın muhtaç olduğudur.
Bütün eksikliklerden uzaktır.
Doğurmamış ve doğurulmamıştır.
Mülkün tek sahibidir.
Herşeyin varisidir.
Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin sahibidir.
Herşeyi ölçüyle yaratandır.
Ulu, Yüce ve Büyük olandır.
Daima diri olandır.
Şaşırmayan ve unutmayandır.
Secde edilendir.
Tesbih edilendir.
Hamd edilendir.
Övülmeye layık olandır.
İzzet ve şerefin sahibidir.
Baki olandır.
Daima üstün ve galip olandır.
En güzel isimlerin sahibidir.
En güzel vekildir.
Gerçek dost ve yardımcıdır.
Bütün alemlerin sahibidir.
Çok adaletli olandır.
Çok bağışlayıcı olandır.
Merhametlilerin en merhametlisidir.
Hüküm ve hikmet sahibidir.
Hükmün tek sahibidir.
Lütuf sahibi olandır.
Tevbeleri kabul edendir.
Samimi duaya karşılık verendir.
İyiliğin karşılığını fazlasıyla verendir.
Şükrün karşılığını verendir.
İnsana herşeyi öğretendir.
Şifa verendir.
Rızık verendir.
Güldüren ve ağlatandır.
Can veren ve alandır.
Ölüleri diriltendir.
Hesap gününü yaratandır.
Hesabı çabuk görendir.
Vaadi hak olandır.
Uyarıp korkutandır.
Hidayette olanı ve doğru yoldan sapanı en iyi bilendir.
İnkarcılara tuzak kurandır.
İnkarcıların tuzaklarını boşa çıkarandır.
İnkarcılara günahlarının artması için süre tanıyandır.
İnkarcılara zorluk ve sıkıntı verendir.
İnkarcıları saptırandır.
İnkarcıları kahredici olandır.
İnkarcılardan intikam alandır.
İnkarcıları azaplandırandır.
İnkarcılar için cehennemi yaratandır.
Münafıkların kalplerindeki hastalığı ortaya çıkarandır.
Münafıkları hor ve aşağılık kılandır.
Münafıkları azaplandırandır.
Müminleri doğru yola iletendir.
Müminleri bir araya getirendir.
Müminlerin kalplerini uzlaştırandır.
Müminlere imanı sevdirip, küfrü çirkin gösterendir.
Müminlerin işlerini kolaylaştırandır.
Müminleri sevendir.
Müminlere güven duygusu ve huzur verendir.
Müminlerin kötülüklerini örtendir.
Müminler için cenneti yaratndır.
Dinine yardım edenlere dünyada ve ahirette yardım edendir.
Kuran'ı Kerim.
Allah tarafından indirilmiştir.
Cebrail vasıtasıyla vahyolunmuştur.
Arapça olarak indirilmiştir.
Gönderilişinin birçok hikmeti vardır.
İnsanlara bir öğüt ve uyarıdır.
Benzeri kesin olarak yazılamaz.
Daha önceki kitaplarda bahsi geçmektedir.
Allah'ın korumasındadırlar.
Temel başvuru kaynağıdır.
Açık ve anlaşılırdır.
Birer birer açıklanmıştır.
Safhalar halinde indirilmiştir.
Allah'ın nurudur.
İman edenler için şifa, hidayet ve rahmettir.
Sözlerin en güzelidir.
Doğruyu yanlıştan ayırır.
Doğruya götürür, yol gösterir.
Müminlere farz kılınmıştır.
Adaletle hükmetmeyi emreder.
İman etmeyenleri tuzağa düşürür.
Müminler.
Yalnızca Allah'tan korkup sakınırlar.
Yalnızca Allah'a ibadet ederler.
Allah'ı herşeyin üzerinde tutarlar.
Allah'tan başka ilah aramazlar.
Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmazlar.
Atalarına körü körüne uymazlar.
Hiçbir kuşkuya kapılmadan iman ederler.
Gayba iman ederler.
Herşeyin Allah'tan olduğunu bilirler.
Asıl hedefleri Allah'ın rızasıdır.
Hayatlarının tamamını Allah'ın rızası için yaşarlar.
Allah'ın sınırlarını korurlar.
Allah karşısında acizliklerini bilirler.
Allah'ın ayetlerine gönülden boyun eğerler.
Allah'a güvenip-dayanırlar.
Yardımın ancak Allah'tan olduğunu bilirler.
Daima Allah'ı anarlar.
Güç ve imkanlarına değil sadece Allah'a güvenirler.
Kuran'a kuvvetle bağlanmışlardır.
Kuran ayetleri Allah korkularını ve imanlarını arttırır.
Allah'a asla nankörlük etmezler.
Kıyamet gününe kesin olarak inanırlar.
Kıyamet gününden korkarlar.
Ahiret varlığına kesin olarak inanırlar.
Dünya hayatına bağlanmazlar.
Ahirete yönelmişlerdir.
Gelecek endişesi taşımazlar.
Kadere tam iman ederler.
Tüm özelliklerini Allah'a borçlu olduklarını bilirler.
Başlarına gelen herşeyi hayır gözüyle değerlendirirler.
Allah'a, hükümlerine ve elçilerine gönülden itaat ederler.
Peygamberlerin ve elçilerin yolundadırlar.
Peygamberin sünnetine uyarlar.
Şeytanın etkisine girmezler.
Şeytanı ve yandaşlarını düşman edinirler.
Sadece Allah'ı ve inananları dost edinirler.
Diğer müminlerle biraradadırlar.
Namaza titizlik gösterirler.
Geceleri de ibadet ederler.
Allah'tan bağışlanma dilerler.
Hem kendi günahları, hem de diğer müminlerin günahları için bağışlanma dilerler.
Allah'a yakınlaşmak için gayret ederler.
Allah'a şükrederler.
Tüm güçleriyle Allah yolunda mücadele ederler.
Zorluklar imanlarından döndüremez.
Allah'ın dinini tebliğ ederler.
Allah yolunda mücadelede gevşeklik göstermezler.
Allah yolunda mücadelede için hazırlık yaparlar.
Birbirlerini mücadele için desteklerler.
Mücadeleyi zamanında yaparlar.
Gerekirse mücadelede imanlarını gizleyebilirler.
İnkar edenlerin ileri gelenleriyle mücadele ederler.
İnkar edenlere karşı zorlu ve onurludurlar.
İnkar edenlere karşı tedbirlidirler.
İnkarcılara tuzak kurarlar.
İnkarcıların müminlere kurduğu tuzaklar boşa çıkar.
İnkarcılara karşı caydırıcıdırlar.
İnkarcılardan yüz çevirirler.
İnkarcıların zorbalıklarına engel olurlar.
Münafıklarla mücadele ederler.
Münafık karakterlileri aralarında barındırmazlar.
Münafıkları cezalandırırlar.
İnfak ederler.
Gizli ya da açık infak ederler.
Zekatı gereği gibi verirler.
Gerekirse toplu olarak yer değiştirirler.
Emanete riayet ederler.
Güvenilir insanlardır.
Güçlü kişilikleri olur.
Cesur ve kararlıdırlar.
Kötülüğe en güzel şekilde karşılık verirler.
İyiliği emreder, kötülükten menederler.
Daima iyi ve güzel davranışlarda bulunurlar.
Hayırlarda yarışırlar.
Hoşgörülü ve bağışlayıcıdırlar.
Adaletlidirler.
Alçakgönüllüdürler.
Merhametli ve yumuşak huyludurlar.
Müslüman olması için kimseye baskı yapmazlar, zor kullanmazlar.
Öfkelerine kapılmazlar.
Tebliğ karşılığında menfaat gözetmezler.
Birbirlerine danışarak hareket ederler.
Bilenlere danışırlar.
Nefislerine göre hareket etmezler.
İtidallidirler.
Sabırlıdırlar.
Duygularıyla değil akıl ile hareket ederler.
Hatalarında direnmezler.
Kibirli değildirler.
Alay etmezler.
Çoğunluğa değil hakka uyarlar.
Allah'ın desteği daima yanlarındadır.
Yapmayacakları şeyleri söylemezler.
Diğer müminlerin hoşnutluklarını kendi nefislerinden önde tutarlar.
Sözlerine sadıktırlar.
Birbirlerine düşkündürler.
Birbirlerine karşı ölçülü ve saygılıdırlar.
Ayrılığa ve anlaşmazlığa düşmekten titizlikle kaçınırlar.
İsraf etmezler.
Yoksulları korurlar.
Evlilikleri Kuran'a göredir.
Şahitliklerini dosdoğru yaparlar.
Boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler.
Dinde aşırılığa kaçmazlar.
İffetlidirler.
Kimsenin hakkını yemezler.
Fedakardırlar.
Kıskançlık ve bencillikten kaçınırlar.
Asla ümitsizliğe kapılmazlar.
Suçlulara arka çıkmazlar.
Barıştırıcı ve uzlaştırıcıdırlar.
Estetik ve sanata önem verirler.
Arkadan konuşmaz ve kusur araştırmazlar.
Sağlıklarını korur, bedenlerine eziyet etmezler.
Anne-babaya iyi davranırlar.
Zorluklardan yılmazlar.
Ölmekten veya öldürülmekten kesinlikle korkmazlar.
Zenginlik ve mevkiden etkilenmezler.
Kadınları koruyup-gözetirler.
Temizliğe büyük önem verirler.
Mümin oldukları yüzlerinden belli olur.
Allah'ın koruması altındadırlar.
Sözün en güzelini söylerler.
Münafıklar.
Mümin topluluğunun içinden çıkarlar.
Allah'a iman etmemektedirler.
Kuran'ı anlamazlar.
Ahiret hakkında kuşku içindedirler.
Kuran'ı çarpık yorumlarlar.
Bazıları imandan sonra küfre sapmışlardır.
İman etmedikleri halde mümin oldukları izlenimini uyandırmak isterler.
Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar.
Kalplerinde olmayanı söylerler.
Müminlerin düşmanıdırlar.
İnkar edenleri dost ve sırdaş edinirler.
İnkar edenlerle müminlere karşı işbirliği içindedirler.
Şeytanın etkisi altındadırlar.
Şeytan'ın dostudurlar.
Allah'ı, yaptıkları kötülüklerden habersiz sanırlar.
Allah'tan değil, insanlardan korkarlar.
Allah'ın değil, insanların rızasını gözetirler.
Allah yolunda mücadele etmekten bahaneler sürerek uzak dururlar.
Mücadeleden geri kalmaktan sevinç duyarlar.
Allah'ı çok az anarlar.
Allah'ın anılmasından rahatsız olurlar.
Allah'ın beğendiklerini çirkin görürler.
İsteksizce ibadet ederler.
Gösteriş için ibadet ederler.
İnfak eden müminleri alaya alırlar.
Zor işlerden kaçarlar, kolay işleri kabul ederler.
Müminlerden ellerinden geldiği kadar uzak durmaya çalışırlar.
Müminlere eziyet etmeye çalışırlar.
Müminlere karşı nefretle doludurlar.
Özellikle peygamberlere kin ve öfke duyarlar.
İtaat çok ağırlarına gider.
Mümin topluluğunun dağılmasını isterler.
Müminlerin arasındayken yalan haber yaymaya çalışırlar.
Müminlerin zor duruma düşmelerini isterler.
Müminlerin zengin olmalarını istemezler.
Müminlere zarar vermek için mesken edinirler.
Müminlere iyilik isabet edince üzülürler.
Gizli toplanıp müminlere karşı isyan ve düşmanlık planları kurarlar.
Müminlerin yanındayken onları hoşnut etmeye çalışırlar.
Müminleri karalamaya çalışırlar.
Müminlerin arkalarından onları alaya alırlar.
Müminlerin yanılgı içinde oldukları kanaatindedirler.
Müminleri de Allah yolunda mücadeleden alıkoymak isterler.
Fitnecidirler.
Düzeltmek adı altında bozgunculuk yaparlar.
Yeminlerini siper edinip müminleri aldatmaya çalışırlar.
Sürekli kargaşa çıkarmak için uğraşırlar.
Menfaatleri için müminlerin arasında mümin gibi davranmayı sürdürürler.
Menfaatlerini karşılayamadığı zaman müminlerden ayrılırlar.
Müminlere zarar vermek için müminlerin karşılaşacakları zor anları beklerler.
Zor zamanında gerçek yüzleri ortaya çıkar.
Müminlerin düşmanlarının kendilerine de zarar vermesinden çok korkarlar.
Özellikle zorluk zamanında fitne çıkarırlar.
Zorluk zamanında sadakatsizlik yaparlar.
Zorluklarla karşılaşmadan önce mümin gibi konuşurlar.
Kibirlidirler.
Menfaatleri olduğunda müminlerden gözükürler.
Yüzlerinden, bozuk bakış ve konuşmalarından tanınırlar.
Nankör olurlar.
Dış görünüşleri ve konuşmaları gösterişli olabilir.
Akılsız olurlar.
Kendilerini müminlerden daha akıllı zannederler.
Sürekli sıkıntı, tedirginlik ve korku içindedirler.
Başlarına gelenlerden öğüt almayı bilmezler.
Sürekli kendilerini över, temize çıkarmaya çalışırlar.
Sürekli kuruntulara aldanır, kuşkuya kapılırlar.
Kendi aralarında da anlaşmazlık içindedirler.
Allah'ın müminlere olan desteğinin farkında değildirler.
Allah yolunda harcama yapmazlar.
Küfre haber taşırlar.
Karşılıksız hiç bir şey yapmazlar.
Amaçlarının hiçbirine ulaşamazlar.
Allah onların durumlarını mutlaka ortaya çıkarır.
Allah onları dünyada hor ve aşağılık kılar.
Cehennemin en aşağı tabakasına atılacaklardır.
İman Etmeyenler.
Allah'a iman etmezler.
Allah'tan korkmazlar.
Allah'a şirk koşarlar.
Allah'a karşı saygısızdırlar.
Allah'ın anılmasına tahammül edemezler.
Allah'ı kendilerinin yaptıklarından habersiz sanırlar.
Kıyametin varlığına inanmazlar.
Ahiretin varlığına inanmazlar.
Allah'in kendilerini öldükten sonra dirilteceğine inanmazlar.
Allah'a, dine ve iman edenlere karşı kin ve nefret içindedirler.
Allah'in gönderdiği elçileri yalanlarlar.
Kuran hakkında şüphe içindedirler.
Öğüt almazlar.
Zorbalık yaparak iman edenlere karşı galip gelmeye çalışırlar.
Dini ve iman edenleri alaya alırlar.
İman edenlerin kötü duruma düşmelerini isterler.
İnkarlarında ısrarlıdırlar.
Güvenilmez kişilerdir.
Saldırgan ve acımasızdırlar.
Sapkın inançlarını asla terk etmezler.
Allah'ın ayetlerini çarpıtmaya çalışırlar.
Yalan yere yemin ederler.
Allah ve din hakkında bilgileri olmadığı halde tartışırlar.
Allah'ın ayetlerine karşı büyüklenme içindedirler.
Allah yolundan saptırmaya çalışırlar.
İman etmek için mucize görmek isterler.
İmana karşı inkarı sevip tercih ederler.
Mucize görseler bile iman etmezler.
Allah'ın dinine karşı savaş açarlar.
Kalpleri imana karşı duyarsızdır.
Kalpleri dünya hırsıyla doludur.
Batıl inançları vardır.
Zan ve tahminlerle hareket ederler.
Büyük bir aldanış içindedirler.
Hakkı göremezler.
Akılsızdırlar.
Kendilerini akıllı zannederler.
Yüzeysel ve basit düşünürler.
Boş ve amaçsız şeylere değer verirler.
Nefis ve hevalarını ilah edinirler.
Şehvetlerine düşkündürler.
Korku içindedirler.
İman edenlerden kaçarlar.
Ruh halleri sıkıntılıdır.
Sürekli bir şüphe ve endişe içindedirler.
Hemen ümitsizliğe kapılırlar.
Kendi aralarında bile anlaşmazlık içindedirler.
Birbirlerini cehenneme sürüklerler.
Müminleri iftiralarıyla karalamaya çalışırlar.
Kibirli ve şımarıktırlar.
Acizliklerini kabul etmezler.
Pistirler.
Nankördürler.
Yetinmeyi bilmezler.
Sürekli israf ederler.
Cimridirler.
Yoksullara yardım etmezler.
İnsanların haklarını yerler.
Gösteriş yapmaya meraklıdırlar.
Mal ve güçle övünürler.
Servetlerine ve sayılarının çok olmasına güvenirler.
Sadece malı ve gücü olana saygı duyarlar.
Haklıdan değil güçlü gördüklerinden yana olurlar.
Birbirlerini dost ve sırdaş edinirler.
Aynı sözleri söyleyerek saparlar.
Şeytanın dostlarıdırlar.
Ancak birbirleriyle evlenebilirler.
Kadınlara değer vermezler.
Dünyadaki tüm uğraşıları boşa gidecektir.
Dünyada da ahirette de azaplandırılacaklardır.
Allah'ın emir ve tavsiyeleri.
Allah'a şirk koşmamak.
Yalnızca Allah'a kulluk etmek.
Allah'tan başka ilah tanımamak.
Allah'In varlığını bildiği halde inkarcılar gibi davranmamak.
Yalnızca Allah'tan korkmak.
Allah'tan korkabildiğince çok korkmak.
Yalnızca Allah'a güvenip dayanmak.
Yalnızca Allah'ı peygamberi ve müminleri dost ve yardımcı edinmek.
Allah'a karşı samimi ve dürüst olmak.
Sadece tehlike anında değil, her zaman Allah'a karşı samimi olmak.
Dil eğip bükmemek.
Allah'ın helal-haram sınırlarını korumak.
Helali haram kılmamak.
Allah'ın hükümlerini eksiksiz uygulamak.
Allah'ın hükümlerini uygulamada kararlılık göstermek.
Hayatının tamamını Allah için yaşamak.
Sadece Allah'ın rızasını gözetmek.
Her an Allah'ın rızasını gözetmek.
Allah'ın rızası en çok hangi tavırla kazanılabiliyorsa onu uygulamak.
Allah'a gönülden bağlı olmak.
Allah'a karşı nankörlük etmemek.
Allah'tan hiç bir şekilde ümit kesmemek.
Allah'a şükretmek.
Allah yolunda zorluklarla karşılaşınca isyana sapmamak.
Allah'a karşı boyun eğici olmak büyüklenmemek.
Allah'a ve peygamberine başkaldırmamak.
Herşeyin Allah'ın kontrolünde olduğunu bilmek ve bundan razı olmak.
Allah'ı çok sevmek.
Allah'ın kadrini hakkıyla takdir etmek.
Allah'a yakınlaşmak için yollar aramak.
Allah'ı unutmamak.
Allah'ı çok anmak.
Allah'ı anmada gevşeklik göstermemek.
Allah'ı anmada gevşek olanlara uymamak.
Allah'ı anma konusunda engel tanımamak.
Hesap gününe inanmak.
Hesap gününden korkmak.
Ahiretin varlığına kesin olarak iman etmek.
Dirilişten yana kuşku duymamak.
Ahireti anmak, ahireti istemek.
İslam dışında yol aramamak.
Çoğunluğa göre hareket etmemek.
Kuran'a iman etmek.
Kuran'ın tamamına iman etmek.
Kuran'dan kuşku duymamak.
Kuran'la hükmetmek.
Doğruyu görür görmez iman etmek.
İman ettikten sonra küfre sapmamak.
Kuran okurken şeytandan Allah'a sığınmak.
Kuran okunurken susup dinlemek.
Kuran üzerinde düşünmek.
Kuran'ı hatırda tutmak.
Kuran'ı düzen içinde okumak.
Kuran'la öğüt vermek.
Kuran'ın inkar edildiği ortamdan ayrılmak.
Gayba iman etmek.
Peygamberlere iman etmek.
Peygamberlere ihanet etmemek.
Peygamberlerin aralarında ayırım yapmamak.
Peygamberlere itaat etmek.
Peygambere karşı gelip zorluk çıkarmamak.
Peygamberleri anmak, hatırlamak.
Peygamberlere çok saygılı olmak.
Peygamberleri savunup desteklemek.
Meleklere iman etmek.
Bütün kitaplara iman etmek.
Günahtan sakınmak.
Günahın her türlüsünü terk etmek.
Dünya hayatına kapılmamak.
Yoksulluk endişesiyle çocukları öldürmemek.
Nefsi ilah edinmemek.
Kendini yeterli görmemek.
Nefsi korumamak, savunmamak.
Nefsi arındırmak.
Kendi nefsine zulmetmemek.
Müminlerle birlikte olmak.
Müminlere karşı şefkatli ve tevazulu olmak.
Kendini üstün görmemek.
Haset etmemek.
Alay etmemek.
Dedikodu yapmamak.
Müminleri hoşlanmadıkları lakaplarla çağırmamak.
Müminlere sözün en güzelini söylemek.
Kaş göz işaretleriyle alay etmemek.
Müminleri dost ve sırdaş edinmek.
Müminlerin nefislerini kendi nefsinden üstün tutmak.
Müminleri cennetle müjdelemek.
Namaz kılmak.
Namazı 5 vakit kılmak.
Namazı farz olan vakitlerde kılmak.
Namazı dosdoğru kılmak.
Namazı huşuyla kılmak.
Namazda kıbleye dönmek.
Gösteriş için namaz kılmamak.
Namazda kıraat.
Rüku ve secde etmek.
Namazlara devam etmek.
Ehline namaz kılmayı emretmek.
Sarhoşken ve cünupken namaza yaklaşmamak.
Savaşta namazı kısaltmak ve namazdan sonra Allah'ı anmak.
Cuma namazı kılmak.
Cenaze namazını kılmak.
Abdest almak - teyemmüm etmek.
Sabah namazı vaktinde Kuran okumak.
Sabah namazı vaktinde bağışlanma dilemek.
Dini tebliğ etmek.
Dine girmesi için kimseyi zorlamamak.
Dini zorlaştırmaya çalışmamak.
Dinde aşırılığa kaçmamak.
Dini, çıkarlarına alet etmemek.
Güzel sözle öğüt vermek.
Hakkı savunmaktan çekinmemek.
Hayra çağırmak, kötülükten men etmek.
Münafıklara sert ve caydırıcı tavır koymak.
Münafıklardan yüz çevirmek.
Münafıklardan ölen birinin namazını kılmamak.
Allah yolunda harcamak, infak etmek.
Sevilen şeylerden infak etmek.
İnfak edilecek miktar.
Kendisi için beğenmediği bir şeyi infak etmemek.
Gönülden, seve seve infak etmek.
Açık veya gizli infak etmek.
Zekat vermek.
Sadakaları başa kakmamak.
Sadakaları gizli vermeyi tercih etmek.
Sadaka isteyeni azarlamamak.
Allah'ı tesbih etmek, yüceltmek.
Tesbih vakitleri.
Bineklere, taşıtlara binildiğinde tesbih etmek.
Allah'ın haram kıldığı şeyler.
Allah'ın haram kıldığı yiyeceklerden kaçınılmaz ihtiyaç halinde yenebileceği.
İsraf etmemek.
Cimri olmamak.
Allah yolunda mücadele etmek,cehd etmek (çaba harcamak).
Mallarla ve canla mücadele etmek.
İnkarcıların önderleriyle mücadele etmek.
Mücadelede kararlılık göstermek.
Hiçbir şeyi Allah'tan, elçisinden ve mücadeleden üstün görmemek.
Mücadeleden geri kalmamak.
Mücadeleden geri kalmamak için bahaneler öne sürmemek.
Mücadeleden geri kalmak için izin istememek.
Zayıf kalmış erkek, kadın ve çocuklar için mücadele etmek.
Yeryüzünde fitne kalmayıncaya kadar mücadele etmek.
Mücadelede zaman zaman değişik taktikler uygulamak.
İnkarcıların faaliyetlerini takip etmek.
Mücadelede en önde gidenlerden olmayı talep etmek.
Şeytandan Allah'a sığınmak.
Şeytanın peşinden gitmemek.
Şeytanı dost edinmemek.
Şeytandan korkmamak.
Şeytanin dostlarıyla savaşmak.
Ramazan ayında oruç tutmak.
Hastayken veya yolculuktayken tutulamayan orucun kefareti.
Ramazan ayında kadınlara yaklaşmak.
Faiz yememek.
Hacca gitmek.
Haccı ve umreyi tamamlamak.
Hacda Allah'ı anmak.
Hac sırasında sakınılacak haramlar.
Hacda hastalık durumu.
Hacdan alıkonma durumunda yapılacak ibadetler.
Hacda uygulanması gereken ibadetler.
Arafat'tan inişte Allah'ı anmak.
Kurban.
Hacılara saygı göstermek.
İhramlıyken avlanmamak.
İhramlıyken avlanmanın kefareti.
Savaş haram olan ayların sayısı
Haram aylarda saldırana mukabele.
Haram aylar sonundaki tavır.
Allah'a dua etmek.
Yalnızca Allah'a dua etmek.
Allah'ın isimleriyle dua etmek.
Korku ve umut arası dua etmek.
Allah'ın beğendiği dua şekli.
Allah'a sadece dünya hayatı için dua etmemek.
Sabır ve salat ile Allah'tan yardım dilemek.
Geceleri de ibadet yapmak.
Peygamberlere salat ve selam etmek.
Allah'tan bağışlanma dilemek,tövbe etmek.
Müminler için bağışlanma dilemek.
Hatadan sonra hemen bağışlanma dilemek.
Yapılan hatayı bilerek tekrarlamamak.
Tevbe edeni bağişlamak.
İnkarcılar için bağışlanma dilememek.
İnsanların dalga dalga dine girdikleri zaman Allah'ı anmak ve bağışlanma dilemek.
Düşman topluluğuyla karşılaşıldığında Allah'ı anmak.
Sabırlı olmak.
İnanmayan bir topluluğa karşı sabırlı olmak.
İnananlarla birlikte sabır göstermek.
Sabırda yarışmak.
Bilgi sahibi olunmayan şey üzerinde tartışmamak.
Yemin edip durmamak.
Yemini bozmamak.
Yemini bahane ederek iyilikten uzaklaşmamak.
Yemini bozgunculuk unsuru yapmamak.
Hanımından uzak kalmak için edilen yemin.
Yeminin kefareti.
Adaletli olmak.
Yakınların aleyhinde bile olsa adaleti gözetmek.
Şahsi kin dolayısıyla adaletten sapmamak.
Müminlerin arasında adaletle şahitlik etmek.
Müminlerle dinde savaşmayanlara karşı adaletli davranmak.
Ölçü ve tartıda adaletli olmak.
Hoşgörülü ve bağışlayıcı olmak.
Merhametli ve yumuşak huylu olmak.
Müşriklerle anlaşma yapıldığında anlaşmaya sadık kalmak.
Müşrikler aman dilediklerinde gösterilecek tavır.
İffetli olmak.
Mümin olanın ancak mümin olanla evlenebileceği.
İnkar eden kadini nikahlamamak.
Bekar müminleri evlendirmek.
Evli olmayanların iffetli davranmaları
Ehli kitap'tan mümin olanlarla evlenebileceği.
Karı-kocanın arasının bozulması durumunda bir mümini hakem yapmak.
Boşanmada kadının geçimini sağlamak.
Evlilikte kadına verilen malların boşanmada geri alınmaması
Boşandıktan sonra kadının iddet bekleme süresi.
İlişkide bulunmadıysa iddet beklemesine gerek olmaması
Kadının kocası ölürse bekleme süresi.
Kadınlara yaklaşma.
Kadın hayiz halindeyken ilişkide bulunmamak.
Kadının korunması ve kadına verilen önem.
Zina yapmamak.
Emin olmadan zinayla suçlamamak.
Kadının tesettüre uygun giyinmesi.
Zihar yapmamak ve kefareti.
Yetimlerin mallarını kendilerine vermek.
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını vermek.
Yoksulları korumak, doyurmak ve destek olmak.
Yetimleri yetiştirmek.
Ebebeyne hoşgörülü davranmak.
Evlatlıklara iyi davranmak.
Esirlere hoşgörülü davranmak.
Esirleri doyurmak.
Helal olan şeylerden yemek.
Helal olan şeylerin temizlerinden yiyip içmek.
Allah'ın adı anılmadan kesilen etlerden yememek.
İsteyene de, tok gözlü olana da yedirmek.
Gerektiğinde hicret etmek.
Hicret etmeyenleri dost edinmemek.
Sözleri ve ahidleri yerine getirmek.
Allah'a verilen ahde sadık kalmak.
Allah'a verilen sözü menfaat karşılığı değiştirmemek.
Yapamayacağı şeyi söylememek.
Emanet ehli olmak.
Emaneti ehline vermek.
Şahitliği doğru yapmak.
Şahitliği doğru yapmayanın yerine doğru yapanı geçirmek.
Yalan söylememek.
Müminlerin ayrılığa düşmemeleri, birlik olmaları
Hayır gözüyle bakmak.
Nimetler içindeyken şımarmamak.
Taşkınlık yapmamak.
İyilik yapmak.
İyiliğin tarifi.
Hayırlarda yarışmak.
Salih amellerde bulunmak.
Bir işi bitirince diğerine geçmek.
Boş şeylerden yüz çevirmek.
Cahillerden yüz çevirmek.
Gelecek hakkında kesin hüküm vermemek.
Kuvvetin Allah'a ait olduğunu bilmek.
Mala düşkünlük göstermemek.
Mal ve çoklukla övünmemek.
Allah'ın verdikleriyle şımarmamak.
İnsanları küçümsememek.
İtidalli olmak.
Başkalarının hakkını yemek amacıyla rüşvet vermemek.
Verilen borcun yazılması
Zorluk içinde olanın borcunu ertelemek veya borcu affetmek.
Herşeyi ibret gözüyle değerlendirmek.
Suçlu günahkarların akibetlerinden ibret almak.
Eskiden yaşamış kavimlerin yaşadıklarından ibret almak.
Verilen selama karşılık vermek.
Evlere kapılarından girmek.
İzinsiz olarak başka evlere girmemek.
Evlere, içindekilere selam vererek girmek.
Mescitlerde başkalarına yer açmak.
Mescitleri temiz tutmak, onarmak.
Mescitlere gelirken ziynetler takmak.
İçki içmemek, kumar oynamamak.
Temizlenenlerden başkası Kuran'a dokunamaz.
Miras hukuku.
Zorla mirasçı olmamak.
Vasiyet hukuku.
Vasiyette şahit olunması
Konularına göre ayetler.
Herşey kadere göre yaratılmıştır.
Allah'ın koymuş olduğu sınırlara göre yaşamak.
Dinde zorluk yoktur.
Kuran'da disiplin kavramı
Dünya hayatı
Vicdan.
Nefis.
Ölüm.
Kıyamet.
Cennet.
Kuran'da kadın ile erkek eşittir.
Cehennem.
Şeytanın Özellikleri.
İman etmeyenlerin müminlere sordukları sorulara Kuran'dan cevaplar.
Kuran'da tarif edilen inkarcı karakterlerinden örnekler.
Gerçek imana sahip olanlar çok azdır.
Bütün peygamberler hak dine çağırmışlardır.
Allah'ın iman etmeyenlere soruları
Kuran'dan bazı sebep-sonuç ilişkileri.
Müslüman olması için kimse zorlanamaz.
Kuran'da bağışlamak ve hoşgörülü olmak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder