Bismillah her hayrın başıdır. Sözler 5
Ben nefsimi herkesten ziyade nasihata muhtaç görüyorum. Sözler 534
Herşey, Cenab ı Hakk'ın takdiriyledir. Sözler 684
Sizin herşey'iniz muhafaza ediliyor. Her ameliniz yazılmıştır. Mektubat 227
Şu âlemde mü'minin mü'mine karşı en büyük yardımı dua iledir. Barla 247
Kabir var, hiç kimse inkâr edemez. Sözler 1 42
Ey arkadaş! İnsan da başıboş, serseri, sahibsiz bir hayvan değildir.Mes 44
Cesed i insan; havaya, suya, gıdaya muhtaç olduğu gibi, ruh u insan da namaza muhtaçtır. Sözler 778
Zulme rıza zulümdür; tarafdar olsa, zâlim olur. Kastamonu L. 207
Dinleyen söyleyenden daha iyi anlar. Sözler 355
Cenab ı Hakk'ın rızası ihlas ile kazanılır. Lem'alar 152
Nasihat istersen, ölüm yeter. Mektubat 282
Allah'a tevekkül edene Allah kâfidir. Mesnevi 13013
Hastalık, sabun gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler. Lem'alar 209
Nefsini ıslah etmeyen, başkasını ıslah edemez. Sözler 269
Sen başıboş olmadığın gibi, bu hâdiseler de başıboş olamazlar. Şualar 109
Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki, bütün vaktini ona sarfediyorsun! S 271
Dünya seyyar bir ticaretgâhtır. Öyle ise alış verişini yap, gel... Sözler 204
Evet bir incir çekirdeğinden koca bir incir ağacını ve ince bir sap ile koca bir kavunu bağlayıp çıkaran kudrete hiç bir şey ağır gelmez. Mesnevi 94
Zamanın geçti kabirden başka mekânın var mı? Mesnevi 96
Ömür kuşu da şimşek gibi geçmekte olup, seni kabir yuvasında hemen hemen nerede ise yumurtlamak üzeredir. B. Mesnevi 222
Şimdiden görüyorum ki: Yakın bir zamanda ben kefenimi giydim, tabutuma bindim, dostlarımla veda eyledim. Lem'alar 129
Ömür sermayesi pek azdır. Lüzumlu işler pek çoktur. Lem. 202
Misafir olan kimse, beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Mesnevi 119
Dost istersen Allah yeter. Evet o dost ise, herşey dosttur. Mektubat 282
"Lezzetleri tahrib edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz." Lem'alar 163
Kabre gideceğini bil, öyle hazırlan. Lem'alar 207
Lezzetlerin zevalinden sonra kalan dumanları, günahlarıdır. Mesnevi 71
Zarara rızasıyla girene merhamet edilmez ve lâyık değildir. Sözler 147
İnsan, şu dünyaya bir memur ve misafir olarak gönderilmiş... Sözler 294
Kadınlar yuvalarından çıkıp beşeri yoldan çıkarmış, yuvalarına dönmeli. Sözler 668
Gördüm ki, ben bir yolcuyum. Uzun bir yola gidiyorum, yani gönderiliyorum. Sözler 325
Ahbabın gittikleri âlem karanlıklı değil, yalnız yerlerini değiştirdiler; yine görüşeceksiniz. Lem'alar 250
Biz gidiyoruz, aldanmakta faide yok. Gözümüzü kapamakla bizi burada durdurmazlar,sevkiyat var. Lem'alar 224
Merdane kabre bak, dinle ne taleb eder. Sözler 170
Kanaat eden, iktisad eder; iktisad eden, bereket bulur. Mek. 282
Hased, hased edeni yakar. Uhuvvet Risalesi 38
Hakikî ömrünü, bulunduğun gün bil. Sözler 273
Şükürde bir zahmet yoktur. Bilakis nimetin lezzetini arttırır. Mesnevi 12340
Müslüman olduğumuza şükretmeliyiz. Sözler 19
(Ölüm) ile cesed dağılır, ruh bâki kalır. İşarat ül İ'caz 183
Ölümün hakikatını gören kâmil insanlar, ölümü sevmişler. Daha ölüm gelmeden ölmek istemişler. Sözler 31
Senin vücudun taştan, demirden değildir. Lem'alar 208
Yalnız ve yalnız Allah rızası için çalış ... İhlâs Risalesi 76
Hayat ı ebediye burada kazanılacaktır. Mektubat 71
Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur. Sözler 29
Zekatı vermeyenin herhalde elinden zekat kadar bir mal çıkacak. .Mek 173
Her müşkilat, (Allah'ın) kudretiyle hallolur. Mesnevi 92
Ecel ve kabir insanı beklediği gibi, Cennet ve Cehennem de insanı bekliyor ve gözlüyor. Sözler 87
"Lüzumsuz, geçici ve günahlı zevklerin âkıbeti, elemler ve teessüfler olmasından istemiyorum." Emirdağ L. 264
Hastaların duasını alınız, onların duası makbuldür. Lem'alar 214
İmana gel, mükedder olma. (Allah) seni senden daha ziyade düşünür. Mesnevi 120
Yardım vasıtası zekâttır. İşarat ül İ'caz 45
Devlete intisab; hizmet etmek içindir. Maaş kapmak için değildir. A.Bediiye 331
Mâzide şükrünü eda etmediğin nimetlerin şükrünü kaza etmek lâzımdır. Mesnevi 137
Eğer namaz kılmazsan, senin o günkü âlemin zulümatlı ve perişan bir halde gider. Sözler 273
İnsandaki nefis ise, şeytanı her vakit dinler. Lem'alar 74
Dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun. Mesnevi 130
Açılmaz düğümler, (Allah'ın) iradesiyle açılır. Mesnevi 92
Devam etmeyen bir lezzette, hayır yoktur. B. Mesnevi 563
(İnsan:), " az çok, büyük küçük her şeyden, her amelinden muhasebe ve sorguya çekilecektir." B. Mesnevi 444
Semanın yüzünde, hikmet içinde bir hareketi görmeyi âyet emrediyor. Sözler 602
İbadet, yaradılışın ücreti ve neticesidir. İşarat ül İ'caz 98
Şükür, nimeti ziyadeleştirir, gafleti kaçırır. Lem'alar 275
Nefis, hizmet zamanında geri kaçar. Mesnevi 208
Yapan bilir; Elbette bilen konuşur. Mektubat 89
(Kabirde yatanların lisan ı hâli:) Biz ölmemişiz ve ölmeyeceğiz, yine sizinle görüşeceğiz. Lem'alar 199
(Âhiret imanı, ihtiyarlara der:) Merak etmeyiniz, Sizin ebedî bir gençliğiniz var, gelecek ve parlak bir hayat ve nihayetsiz bir ömür sizi bekliyor. Şualar 225
Kabrin öbür tarafındaki endişe i istikbal her ferdin en mühim mes'elesidir. L. 173
Kabrin arkası için çalışınız, hakikî saadet ve lezzet ondadır. Mektubat 283
(Allah), bir insanı kâinat sisteminde hârika cihazlarıyla bir katre sudan birden zahmetsiz yaratır. Şualar 659
Ettiğiniz bütün iyilikleriniz muhafaza edilmiş, mükâfatlarInI göreceksiniz. Ş 225
Amelinizde rıza yı İlahî olmalı. Eğer o razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Lem'alar 160
Kusurlu geçmiş zamanlarıma pişman ve nâdim olup, evvelki güldüklerime şimdi ağlıyorum. Barla L. 97
Namaz kılanın diğer mübah dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır. Sözler 21
Herşey kader ile takdir edilmiştir. Öyle ise kısmetine razı ol ki, kolaylık üstünde kolaylık göresin. B. Mesnevi 257
Kavga kapısını kapamak için banka kapısını kapayınız. S. 409
Ey insan, düşün! Sen alâküllihal öleceksin. Lem'alar 86
Sen her cihetten fakir ve O'na muhtaçsın. B. Mesnevi 257
Senin şu fâni dünyana bedel, bâki bir Cennet seni bekler. Mektubat 227
Arkadaş, topraktan ve toprağa inkılab etmekten, kabirden ve kabre girip yatmaktan tevahhuş etme!Mesnevi 241
Bizler uzun bir seferdeyiz. Buradan kabre, kabirden haşre, haşirden ebed memleketine gitmek üzereyiz. Mesnevi 220
Elbette en bahtiyar odur ki: Dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin. Mektubat 71
İnsan hayvan gibi yaşamamalıdır. Ve yaşamaz. Muhakemat 139
Kendine gel. İnsaniyete lâyık bir surette yüksel. Sözler 679
Bil, Ey Aziz Kardeşim! Tefekkür, gafleti izale eder. Mes. 147
Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!Mesnevi 130
Bir şey tamamiyle elde edilemediği takdirde, o şeyi tamamiyle terketmek câiz değildir. İşarat ül İ'caz 9
Şu kısa, fâni ömrünü ... Bâki şeylere sarfet ki, bâki kalsın. Mesnevi 182
Allah namına vermek, Allah namına almak lâzımdır. Mek. 14
Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer. Lem'alar 17
Ey dil, iyi tad! Bir tavla kapıcısı ve bir fabrika yasakçısı nerede? Hazine i hassa i rahmet nâzırı nerede? Sözler 28
Evet ümidvar olunuz. Şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sadâ, İslâmın sadâsı olacaktır. Tarihçe i Hayat 133
Devamı olmayan şeyde kalb için hakikî bir lezzet yoktur. B. Mesnevi 257
Eğer aklın varsa, kanaata alış ve rızaya çalış. Mektubat 286
Kabir kapısını kapamadığınız için, siz kat'î olarak bu yolun yolcususunuz. S. 634
Cisminin küçüklüğüne bakıp da günahlarını küçük zannetme. Mesnevi 118
Herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder. Sözler 170
Eğer Allah'ı buldunsa, bütün eşya senindir gör. Sözler 220
Hayat apartmanı yıkılıyor. Ömür tayyaresi şimşek gibi geçiyor. Mesnevi 109
Ne iyilik ve ne fenalık, cezasız kalmayacaktır. Gençlik R. 112
(Kur'an mü'mine der:) Hayatın az ise, hayat ı bâkiyeyi düşün.. Sözler 635
(Kur'an mü'mine der:) Ömrün kısa ise; ebedî bir ömrün var, merak etme. S. 635
Fâniyim, fâni olanı istemem. Sözler 221
Âcizim, âciz olanı istemem. Sözler 221
En ziyade musibet ve meşakkate giriftar olanlar, insanların en iyisi, en kâmilleridirler. Lem'alar 213
Kur'an kalblere kuvvet ve gıdadır. Ruhlara şifadır. Mesnevi 127
Kendini başıboş zannetme. Sözler 170
"Nekadar güzel yapılmış" de, "Ne kadar güzeldir." Deme. Gençlik Rehberi 143
Demek değmez ki alınsa, çürük maldır hep bu çarşıda. Öyle ise geç, iyi mallar dizilmiş arkasında... Sözler 205
Umumî ve en mühim bir ihtiyaç ancak âhirettir. Mesnevi 38
Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler. Mektubat 225
Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi. Mektubat 302
Büyük görünme küçülürsün. Sözler 724
Merak ilmin hocasıdır. Sünuhat 45
"Namaz, dinin direğidir." İşarat ül İ'caz 43
Şu vücud, sende vedia ve emanettir. Sözler 213
(Dünya) misafirler için yapılmış bir handır ki daima dolup boşalıyor. Mesnevi 43
Mal istersen, kanaat yeter. Mektubat 282
Düşman istersen, nefis yeter. Mektubat 282
Devam olmayan bir şeyde lezzet yoktur. Mesnevi 129
Nefis daima kötü şeylere sevkeder. Lem'alar 275
Dünya bir gün bize haydi dışarı diyecek. Lem'alar 208
Dünyaya ne için geldiğini öğren. Lem'alar 208
Seni yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan. Lem'alar 207
Kabir var, hiç kimse inkâr edemez. Sözler 142
Kıyamette arz ölüp, siz sağ olarak çıkacaksınız. Sözler 432
Bilirsin ki; ömür kısadır, lüzumlu işler pek çoktur. Barla L. 66
Dünya seni terketmeden evvel, sen dünyayı terket. D.H. Örfi 31
Zaman gösterdi ki: Cennet ucuz değil, Cehennem dahi lüzumsuz değil. Mek. 472
Misafir, yolunu düşünmeli. Nasılki bu odadan çıkacağım, ... diğer bir gün de dünyadan çıkacağım. Lem'alar 236
Nev' i beşerin en büyük mes'elesi Cehennem'den kurtulmaktır. Şualar 232
Bir bülbülü yaratan, bütün kuşları yaratan olabilir. Şualar 662
Hakikî ve elemsiz lezzet, yalnız imanda ve iman ile olabilir. Şualar 199
Sizdeki gençlik kat'iyen gidecek. Sözler 145
Âhiretin vücudu, dünyanın vücudu kadar kat'î ve şübhesizdir. Lem'alar 310
(Dünya) bizi terketmeden, biz onu terke çalışmalıyız. Lem: 208
Ömür durmuyor, çabuk gidiyor. Tarihçe i hayat : 555
Elbette pek yakında birbirimizden ayrılacağız. Tarihçe 554
Hayat, teessürat ile tasaffi edip, teellümat ile cilalanarak kuvvet buluyor. B.Mes: 380
İnsanlara dinlettirmek ve hidayet vermek, Cenab ı Hakk'ın vazifesidir. Lem'alar 131
Madem her vakit ecel gelebilir; eğer insanı gaflet içinde yakalasa, ebedî hayatına çok zarar verebilir. Lem'alar 212
Günahlar, hayat ı ebediyede daimî hastalıklardır. Lem'alar 209
Hastalık gafleti dağıtır, âhireti düşündürür, ölümü tahattur ettirir. Lem 212
Hastaların kalbini hoşnud etmek, teselli vermek, mühim bir sadaka hükmüne geçer. Lem'alar 214
Elbette biz başıboş değiliz. Sözler 287
(Allah:) Kabirden sizi ihya edip, haşre getirip, huzur u kibriyasında hesabınızı görecektir. Sözler 116
Bediüzzaman diyor ki: "Bir zaman gelecek, herkes benim halime gıbta edecektir." Tarihçe i hayat 48
Ehl i iman ile bütün kâinat alâkadardır, ondan memnundur. Lem'alar 86
Biz, hizmetle mükellefiz. Neticeleri ve muvaffakıyet, Cenab ı Hakk'a aittir. Kastamonu L. 88
Her şeyin iyisine bak!. Sözler 35
Helâl dairesi geniştir. Keyfe kâfi gelir. Sözler 29
Sen burada misafirsin ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Mesnevi 119
Dünya madem fânidir, değmiyor alâka i kalbe... Mektubat 79
Kur'an: Akıllara istikamet ve nur ve hayata hayat ve saadet veriyor.Söz 446
"Mü'minin niyeti, amelinden hayırlıdır." Sözler 361
Kadere iman eden, gamlardan kurtulur. Şualar 260
En büyük hata , insan, kendini hatasız zannetmesidir. Tarihçe i Hayat 72
Şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez. Lem 88
Bu dünya eğer daimî olsa idi ve yolumuzda ölüm olmasaydı ... Ben de seninle beraber senin haline acıyacaktım. Lem'alar 208
Evet bu kâinatın perdesi altında çok acaib şeyler vardır, bizleri bekliyorlar. Mes 27
Bu insan zanneder mi ki, başı boş bırakılacak ve yarınki hesaba çekilmeyecek. B. Mesnevi 70
Madem iman gibi hadsiz derecede kıymetdar bir nimet bizde vardır; ihtiyarlık da hoştur, hastalık da hoştur, vefat da hoştur. Lem'alar 238
Seherdir ehl i zenbin tevbegâhı. Sözler 234
Uyan ey gözlerim vakt i seherde. Sözler 234
İnsan bu âleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir. S 316
Allah'ın nuru ile nurlanan bir gönlün semasını hangi bulutlar kaplayabilir? T. H. 9
Rahat, zahmette; zahmet, rahattadır. Lem'alar 125
Sizin hanenizdeki masum evlâdlarınızla masumane sohbet, yüzer sinemadan daha ziyade zevklidir. Lem'alar 203
Bir tek saat, beş vakit namaza abdestle kâfi gelir. Sözler 21
Tenbellikle namazı terkeden veyahud kıymetini bilmeyen; ne kadar câhil, ne derece hâsir, ne kadar zararlı olduğunu bilâhare anlar, ama iş işten geçer. İ. İ'caz 43
Herşey gibi, elbette gençliğin dahi lezzetleri gidecek. Lem 233
Bir saatin sanatkârı nasıl saatini çevirir, açar, gösterir, tarif eder; Kur'an dahi, elinde kâinatı tutmuş öyle yapıyor. Mektubat 190
(Tabiat), bir nakıştır, nakkaş olamaz. Lem'alar 186
Dindaşlarınızla ittifak ediniz.. yani, ihtilafa düşmeyiniz. Lem'alar 155
Şeytanın arkadaşları çoktur. A'sar ı Bediiye: Münazarat
Bir tek adam seninle hidayete gelse, sahra dolusu kırmızı koyun, keçiden daha hayırlıdır. Şualar 336
Mâdem Allah var. Elbette âhiret vardır. Sözler 104
Milletin kalb hastalığı; za'f ı diyanettir. Bunu takviye ile sıhhat bulabilir. H. Ş. 86
İnsan ibadetine i'timad etmemelidir ve dâima ibadetinin artmasına çalışmalıdır. İşarat ül İ'caz 99
Dünyanın lezaizi zehirli bala benzer. Lezzeti nisbetinde elemi de vardır. Mes 125
"Bir saat tefekkür, bir sene ibadet i nâfile hükmünde" Kastamonu L. 10
Bütün yıldızları elinde tutmayan, birtek zerreye Rab olamaz. Sözler 591
(İnsan) Kusur etse, istiğfar etmeli. Yâ Rab! Kusurumuzu afvet, bizi kendine kul kabul et ...Âmin. Sözler 29
Cenab ı Hak herşeyden daha büyüktür. B. Mesnevi 121
İnsan der: "Çürümüş kemikleri kim diriltecek?" Sen, de: "Kim onları bidayeten inşa edip hayat vermiş ise, o diriltecek." Sözler 114
Sivrisineğin gözünü halkeden, Güneş'i dahi o halketmiştir. Mektubat 468
Bu zamanda en büyük ihsan, bir vazife, imanını kurtarmaktır. Emirdağ L 62
Bak çeşmelere, çaylara, ırmaklara... Yerden, dağlardan kaynamaları tesadüfî değildir. Sözler 671
Kur'an, bitmez ve tükenmez bir hazinedir. Mektubat 388
Bu meydan ı imtihanda olanlar, başı boş değiller; saadet sarayları ve zindanlar onları bekliyorlar... Sözler 52
"Beli bükülmüş ihtiyarlarınız olmasaydı, belâlar sel gibi üzerinize dökülecekti." Lem'alar 236
Hastalığın faidelerini, sevabını ve çabuk geçeceğini düşün, merakı kaldır, hastalığın kökünü kes. Lem'alar 210
(İnsan), Bir çiçeği istediği gibi, koca bir baharı da ister. Sözler 319
Ölüm, muzır hayvanlarla dolu bir hapisten geniş bir sahraya çıkmak gibidir. İşarat ül İ'caz 180
Bir derman, haddinden geçse, dert getirir. Mektubat 475
Her vakit "Besmele"ye, ... ihtiyaç vardır. Mesnevi 231
Hastalığın hafifleşmesini istersen, merak etmemeye çalış. Lem'alar 210
Mâdem ben de bu vatanın bir evlâdıyım, bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır. Emirdağ 105
İhlâsı kazanmak çok mühimdir. Lem'alar 133
Hiç kimse, hiçbir işini besmelesiz bırakmasın. İşarat ül İ'caz 15
Bu dünya ebedî kalmak için yaratılmış bir menzil değildir. Mesnevi 43
Cennet dahi ucuz değildir, mühim fiat ister. Mektubat 397
Kur'an'ın zincirini muhkem tut. Onun sözüne kulak ver. Başkaları seni aldatmasın. Nurun ilk kapısı 143
İşlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şübhe, kalb ve ruhumuza yaralar açar. Lem'alar 8
(Allah), arının kanat sahifesini, hüceyrat ve zerrat ile yazdığı gibi, sema sahifesini de yıldızlar ve güneşler ile yazar, tezyin eder. B. Mesnevi 271
(Şu dünya); Bir lezzet verse, bin elem takar, çektirir. Lem 129
Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der. S: 6
Zekatı vermeyenin herhalde elinden zekat kadar bir mal çıkacak; ya lüzumsuz yerlere verecektir, ya bir musibet gelip alacaktır. Mektubat 273
Zaman ihtiyarlandıkça, Kur'an gençleşiyor. Mektubat 475
Ey nefis! Başta Habibullah, bütün ahbabın kabrin öbür tarafındadırlar. Sözler 169
Evet Kur'anın düsturları, kanunları, ezelden geldiğinden ebede gidecektir. S 408
Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider... Sözler 212
Cehennem lüzumsuz değil; çok işler var ki, bütün kuvvetiyle "Yaşasın Cehennem!" der. Mektubat 397
Nasihatı dinleyen, ancak cehlini bilenlerdir. Os. İşarat ül İ'caz
Hâlıkımız bizden ne suretle razı olacak ve bugün ne gibi bir sa'y ile sahife i hayatımı kapatacağım. Barla l.. 114
Kabirden başka mekânın var mı? Mesnevi 96
Evet vakit yaklaştı. Dünya kazuratından temizlenmek üzere bir gusül lâzımdır. Mesnevi 129
Allahı tanımayanın dünya dolusu belâ başında vardır. Lem: 210
Evet, iğnenin yaptığı işi balta yapamaz. B. Mesnevi 638
Mâdem, Cenab ı Hak var, her şey var. Mektubat 289
Ehl i iman ile bütün kâinat alâkadardır, ondan memnundur. Lem'alar 86
Biliniz kardeşlerim, ben kendimi âhirete göç etmek üzere görüyorum. B. Mes 382
Sakın deme ki: "Ben bir şeyin hepsini bilip anlamazsam, o şeyin hepsini de istemem. B. Mesnevi 387
Acaba sen bir bostanın içine girdiğin zaman, o bostanın bütün meyvelerini yiyemezsen hepsini terkedecek misin? B. Mesnevi 387
Eğer bir insaf edip düşünebilseydin, pire ve sivrisinek gibi küçücük hayvanata bu kadar kızıp öfkelenmezdin. B. Mesnevi 395
Senin yemen için sana kavun ve elmayı hazırlayan zât, elbette senden daha çok senin yediğini alîmdir. B. Mesnevi 398
Dallar ve damarlar, ancak Rahmetin birer çeşmesi ve ni'metin birer borusudurlar. B. Mesnevi 398
Gururu bırak, aczini anla, mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya ne için geldiğini öğren. Lem'alar 208
Kur'an hem zikirdir, hem fikirdir, hem hikmettir, hem ilimdir, hem hakikattir, hem şeriattır. Mesnevi 128
İlahî! Ben seviyor ve temenni ediyorum ki, benim binlerce lisanım olsaydı da, tâ kıyamete kadar benim bedelime istiğfar etseydiler. B. Mesnevi 405
"Allah'tan başka bütün çağırdığınız ve ibadet ettiğiniz şeyler toplansalar, bir sineği halkedemezler." Lem'alar 241
Nefsini ıslah etmeyen, başkasını ıslah edemez.Öyle ise nefsimden başlarım. S 269
Geçmiş günlerin zahmeti, bugün rahmete kalbolmuş; elemi gitmiş, lezzeti kalmış. Sözler 270
Bil ki: Her yeni gün, sana hem herkese, bir yeni âlemin kapısıdır. Sözler 273
Kudret i ezeliyeye nisbetle, ölümden sonra haşrin gelmesi, güzden sonra baharın gelmesi gibidir. Mesnevi 45
Herşey Allah'ın malıdır ve ondan gelmiştir ve ona dönecektir. B. Mesnevi 373
Bütün her şey, Allah'tandır ve Allah'ındır. B. Mesnevi 373
Kur'anın bir kısmı, bir kısmını tefsir eder. İşarat ül İ'caz 26
Kur'an güneşi dahi her tarafı ziyasıyla aydınlatmıştır. B. Mesnevi 350
Eyvah! Aldandık. Şu hayat ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi' ettik. Sözler 212
Yakında gelecek şeylerin gelmiş gibi görülmesi bir derece hakikattır. Lem'alar 274
Acz ve fakrımı vesile yaparak Rabbime iltica ettim. Mes. 50
Tesbih ederiz o zâtı ki, su ve havayı hem mikroba, hem de file beraber olarak rızık edip lokma yapar. B. Mesnevi 374
"Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! ... Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir." Sözler 52
Bir şeyin ehemmiyeti ise, o şeyin kıymeti miktarıncadır. B. Mesnevi 431
Hepsi anlaşılmazsa, hepsini bırakmak kâr ı akıl değildir. B. Mesnevi 356
"Kim ki, Allah'a tevekkül ederse; Allah onun vekilidir." B. Mesnevi 192
Sen boş ve ehemmiyetsiz bir şey olup istediğin yerde otlamak üzere ipin boğazına sarılmış değilsin. B. Mesnevi 520
Elemler ise sevab cihetiyle manevî lezzet yetiştiriyor. S: 636
İmana gel ki, elemden emin olasın. Mesnevi 112
Kabir ise, zulümatlı bir kuyu ağzı değil; nuraniyetli âlemlerin kapısıdır. Sözler 204
Beni dünyaya çağırma, Ona geldim fena gördüm. Sözler 219
Bir gözün yoksa, iki gözü de olmayan a'malara bak! Allah'a şükret. Lem'alar 215
(Allah'ın) emir ve iradesi olmazsa hiçbir şey hattâ hiçbir zerre hareket edemez. Şualar 606
Umuma el atmak, umumu terk etmek demektir. Muhakemat 28
Ey insan! İnsan isen, şu güzel işlere, tabiatı, tesadüfü ... karıştırma!Söz 357
Mâdem Allah var, sana bakar, sana herşey var. Lem'alar 219
Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ... S 146
"Allah'a imanınız varsa, elbette Allah'ı seveceksiniz." Lem 57
Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır..Mek 473
(Toprak), hadsiz bir rahmetin perdesidir ve içine giren hiçbir şey başı boş kalmıyor. Emirdağ 1 237
"Resul i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş: "Ben ve benden evvel gelen peygamberlerin en ziyade faziletli ve kıymetli Sözleri, "Lâ ilahe illallah" kelâmıdır." Şualar 9
Kendini beğenen, belayı bulur zahmete düşer; kendini beğenmeyen, safayı bulur, rahmete gider. Mektubat 282
Dünya; ... gelen geçenlerin alış verişi için yol üstünde kurulmuş bir pazardır. Lem'alar 233
İnsan, ebed için yaratılmıştır. İşarat ül İ'caz 146
Ölümü düşünen ... âhiretine ciddî çalışır. Mektubat 282
"En hayırlı genç odur ki; ihtiyar gibi ölümü düşünüp âhiretine çalışarak, gençlik hevesatına esir olmayıp gaflette boğulmayandır." Mektubat 282
Dünya; ... her gün dolar boşalır bir misafirhanedir. Lem. 233
Riya ... Hayrı, şer eder. Nurun İlk Kapısı 46
Hayr, o vakit hayr olur ki; Allah için ola. Nurun İlk Kapısı 45
İnkâr etmemek başkadır, iman etmek bütün bütün başkadır. Emirdağ 1 203
Yahu bu sineğe bak! Gayet küçücük zarif elleriyle kanatlarını, gözlerini siler süpürür. Mesnevi 80
Büyük günahları serbest işleyip istiğfar etmemek ve aldırmamak, o imandan hissesi olmadığına delildir. Emirdağ 1 203
"De ki: Cenab ı Hak bana kâfidir. Madem o var, herşey var." Lem'alar 52
Ben ihtiyar oluyorum, bundan sonra kaç sene yaşayacağımı bilmiyorum. Öyle ise bana en mühim iş, hayat ı ebediyeye çalışmak lâzım geliyor. Mek 62
Dünyevî dostlar ve rütbeler, kabir kapısına kadardır. Mek. 71
Madem dünya bir misafirhanedir; vefat eden çocuk nereye gitmişse, siz de biz de oraya gideceğiz. Mektubat 79
Senin küçük bahçeni halk ettiği gibi, Cennet'i dahi senin için halk edebilir ve halk etmiş. Mektubat 227
Dünyadaki her lezzetli şeyin en a'lâsı Cennet'te bulunur. Sözler 648
Cehennem ağzını açmış bekliyor. Cennet ise ağuş u nazdaranesini açmış gözlüyor. Sözler 525
"Her sabah bir melaike çağırıyor: "Ölmek için tevellüd edip dünyaya gelirsiniz, harab olmak için binalar yapıyorsunuz." Diyor. Lem'alar 248
Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menba'larını göster. Sözler 52
Dünyevî bir lezzette çok elemler var. Bir üzüm tanesini yedirir, on tokat vurur gibi hayatın lezzetini kaçırır. Sözler 150
"İman eden ve iyi işler işleyen mü'minlere beşaret ver ki, altında nehirler akan Cennetler onlarındır." İşarat ül İ'caz 139
Eyvah! Hem gençlik gitti, hem ömür gitti, hem müflis olarak kabre gidiyorum; keşki aklımı başıma alsaydım. Mektubat 422
Dünyamızı, dinimiz uğrunda ve âhiretimize her vakit feda etmeye hazırız. M: 431
(İnsanın) muhakemesi için dünya kapısı kapanıp, âhiret kapısı açılır. S 614
İnsanlar öldükten sonra, ruhları başka makamlara gider. S: 614
İbadette gençlik kuvvetini sarfetmenin neticesi: Dâr ı saadette ebedî bir gençliktir. Sözler 648
Evet bir kavun çekirdeğini halk eden zât, bilbedahe kavunu halk edendir; ondan başkası olamaz. Şualar 26
Evet dünya, öldükten sonra âhiret olarak diriltilecektir. S: 533
Ebedî ömrün önündedir. O ömr ü bâkide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fâni ömürde sa'y ve çalışmalarına bağlıdır. Mesnevi 130
"Bu latif kıymetdar göz ve kulağı verecek ancak Rabbinizdir." Sözler 416
İman, bir manevî tuba i Cennet çekirdeğini taşıyor. Sözler 17
Küre i Arz bir mahluktur, Cenab ı Hakk'ı tesbih ediyor. Mektubat 353
Senin hanen hükmünde bulunan cesedin bile emanettir. Mesnevi 66
Tesadüf yok, hâdisat başıboş gelmiyor, intizamsız değillerdir. Mektubat 349
Size beğendirmek için değil, belki Hakk'a hizmet için yazdım, vesselâm. A.Bediiye, Münazarat 404
Kadere teslim ol ki, selâmette kalasın. Mesnevi 112
Üç günden fazla bir mü'min, diğer bir mü'mine küsmemek İslâmiyet emrediyor. Sözler 152
Cenab ı Hak bize nur ve nuranî vazifeyi vermiş. Kas. L. 118
Allah için çalışınız ... O vakit sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer. Lem'alar 17
Bilerek kendi zararına fiilen rıza göstermek cihetinde, zarara razı olana şefkat edilmez. Kastamonu L. 123
Saadet i beşeriye dünyada adalet ile olabilir. Adalet ise doğrudan doğruya Kur'anın gösterdiği yol ile olabilir. Hutbe i Şamiye 79
Evet hürmet verilir, istenilmez. Uhuvvet Risalesi 55
İnsanda en tehlikeli damar, enaniyettir ve en zaîf damarı da odur. Mek 424
Bu zaman cemaat zamanıdır. Kastamonu L. 6
Ni'met ve Rahmet i İlâhiyenin fiatı, şükürdür. Emirdağ 1 32
Böyle bir zamanda en lüzumlu, en ehemmiyetli, en birinci vazife imanı kurtarmaktır. Kastamonu L. 22
Bu dâvadan vazgeçilmez. Şualar 339
İmanı kurtarmak ve kuvvetlendirmek ve tahkikî yapmanın en kısa ve en kolay yolu Risale i Nur'dadır. Kastamonu L. 77
Hâlık ı Rahman'ın ibadından istediği en mühim iş, şükürdür. Mektubat 364
İnsanda en tehlikeli damar, enaniyettir. Ve en zaif damarı da odur. Mek 424
Hakikat ise; Hak söyler, doğru konuşur. Sözler 651
"Onlara ihtar ettiğimiz ders ve nasihatı unuttukları ve amel etmedikleri vakit, onları tutup musibet altına aldık." Os. Lem. 679
"Hayvanatın bekaları rızık iledir ve rızıkları ottur; Onların rızkı da yağmurdur. Yağmur ki, âb ı hayattır ve rahmettir; Ve rızık da semâvatttan gelir." Os. Lem'alar 671
"Demeyiniz ki: Sen böyle yapmasaydın, böyle olmayacaktı." Os. Lem'alar 683
Hased ve kıskançlıkta öyle bir muaccel ceza var ki: O hased, hased edeni yakar. Uhuvvet Risalesi 54
"Kimin için Allah var, ona herşey var ve kimin için yoksa, herşey ona yoktur". Sözler 462
Fitne i âhir zamanın mâhiyeti bana göründü ki, o fitnenin en dehşetlisi ve câzibedârı kadınların yüzsüz yüzünden çıkıyor. Gençlik Rehberi 16
"Bir bela, bir musibetten çekininiz ki, geldiği vakit yalnız zalimlere mahsus kalmayıp masumları da yakar." Sözler 172
Kur'an kalblere kuvvet ve gıdadır. Ruhlara şifadır. Gıdanın tekrarı kuvveti artırır. Mesnevi 127
Ya İlâhi! .. Bizi azab âteşinden ve cehennemden kurtar! Os. Şualar 100
Sana itimad ediyorum ve herşeyi senin için terkediyorum ve yalnız seninim ve seni istiyorum. Nurun İlk Kapısı 18
"Rabbimizin bizden istediği nedir?" Sözler 491
Dua edileceği vakit, istiğfar ile manevî temizlenmeli, sonra makbul bir dua olan salavat ı şerifeyi şefaatçı gibi zikretmeli . Mektubat 279
İlimlerin esası, ilimlerin şahı ve padişahı; iman ilmidir. Sözler 749
"Ey insanlar, duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var?" Mek: 299
Zikir ve duadan maksad sevabdır ve merhamet i İlahiyeyi celbetmektir. Mes 230
Ey kendini insan bilen insan! Kendini oku... Yoksa hayvan ve camid hükmünde insan olmak ihtimali var!Sözler 687
Haşir meydanı da bir harmandır. Kâinatın başak ve semeresi olan benî Âdemi intizar etmektedir. Mesnevi 117
Kötü hasletler, bâtıl itikadlar, günahlar, bid'alar; manevî kirlerden olduklarını unutmamalıyız. Lem'alar 307
Baş ile yapılan secde Allah için olursa ibadettir, gayrısı için dalalettir. Mesnevi 196
Allah mâliktir, sendeki mülkünü senin için saklamak üzere alıyor. Mesnevi 130
Sultan ı ezelî, bütün mevcudatı içinde biz insanları seçmiş. İ. İ'caz 13
Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun? Sözler 236
(İnsan) Eğer sabretse, musibetin mükâfatını düşünse, şükretse, o vakit herbir saati bir gün ibadet hükmüne geçer. Lem'alar 10
Şu kısa, fâni ömrünü fâni şeylere sarfetme ki, fâni olmasın. Bâki şeylere sarfet ki, bâki kalsın. Mesnevi 182
Senin hakkın medih değil istiğfardır, nedâmettir. Sözler 230
Şükür ve muhabbet ve hamd ve ibadet ise; hayatın meyvesi olduğu gibi, kâinatın gayesidir. Lem'alar 331
Bu zamanda ehl i İslâmın en mühim tehlikesi, fen ve felsefeden gelen bir dalaletle kalblerin bozulması ve imanın zedelenmesidir. Lem'alar 104
Evet, herşeyi maddiyatta arayanların akılları gözlerindedir. Göz ise, ma'neviyatı göremez. Muhakemat 18
(Kabir); Mü'min için, zindandan bir bahçeye açılan bir kapıdır. S. 38
Din hayatın hayatı, hem nuru, hem esası. İhya yı din ile olur şu milletin ihyası. Sözler 717
Beni merak etmeyiniz. İktisad ve kanaat, bana iki hazinedir; tükenmez bitmez. Emirdağ 1 89
Hakikî adalet ve te'sirli ceza odur ki; Allah'ın emri nâmıyla olsun. Yoksa te'siri yüzden bire iner. Hutbe i Şamiye 78
Sen kusur, fakr, acz ve ihtiyaç unsurlarından terkib edilmiş bir şeysin. B. Mes 455
Hakikat usandırmaz. Tarihçe 135
Allah namına işlemeli, başlamalı ... Ve Allah hesabiyle vermeli ve almalı. S: 29
"Bir sineğin kanadını kırk kağnıya yüklettim, kırkı da çekemedi kaldı." Os. Le. 655
Birden gördüm; Bir sinek, elime kondu, emânetullah olan gözünü, yüzünü, kanatlarını güzelce temizlemeye başladı. Os. Lem'alar 656
Demir büyük bir ni'met i İlâhiyedir. Os. Lem'alar 666
Ey akıl, dikkat et! Ey göz, güzel bak! Ey dil, iyi tat!Sözler 28
Her üren kelbin ağzına bir taş atacak olsan, dünyada taş kalmaz. İ.İ'caz.124
.Mevt, ancak ruhun cesed kafesinden çıkmasıyla tebdil i mekân etmesinden ibarettir. İ.İ 179
Allah'ın hesabına kâinata bakan adam her ne müşahede ederse ilimdir. Mesnevi 199
İktisad ise, bu zamanda herkese lâzımdır. Emirdağ 1 106
Şöhret, insanın malı olmayanı da, insana mal eder. Mu. 23
Bahar dahi bir çiçektir ve Cennet dahi görülmedik bir çiçektir. Şualar 78
"Cenab ı Hak vâdediyor: Bizim uğrumuzda mücahede edenlere mutlaka yollarımızı gösteririz." Tarihçe 9
"Âlimler, peygamberlerin vârisleridirler." Tarihçe 8
Ecel gizli olmasından, vasiyetnâme yazmak sünnettir. E.1 136
Başıma ne gelse, altında bir Rahmet var. Emirdağ L. 1 137
Ey nefsim! Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun. Emirdağ L. 1 198
(Ey Nefsim!), Hevesli akılsız çocuklar gibi, muvakkat, ehemmiyetsiz lezzetlerin peşinde koşma!Emirdağ L.1 199
İnsan eğer insan olmazsa, şeytan bir hayvana inkılâb eder. Lem'alar 120
Mahlukatın en mükerremi, belki en a'lâsı olan insan, eğer bozulsa, bozuk hayvandan daha ziyade bozuk olur. Lem'alar 82
Hayat ı bâkiyede madem beraberiz, bir muvakkat müfarakat olsa da, sizi müteessir etmesin. Emirdağ L. 1 140
Bu hayat gidiyor, bâki bir hayat geliyor. Mektubat 439
Hasta evvelâ kendine bakmalı, sonra hastalara balabilir. Mektubat 355
Cenab ı Hak beni de, sizi de tarîk ı Hak'tan şaşırtmasın. Âmîn. Barla L. 248
Güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. Mektubat 358
Mübarek karınca dahi, güya hırs vasıtasıyla ayaklar altında kalmış ezilir. Mek 366
Şükür içinde, safi bir iman var, hâlis bir tevhid bulunur. Mektubat 366
Ecel gizli olduğundan, herbir günde ölmek ihtimali var. Mektubat 415
"Eken biçer", atalarımızdan kalma mübarek bir sözdür. Emirdağ L. 1 135
Çalışınız, çalışınız, çalışınız ve kat'iyen inanınız ki; Nur'un şefaatı, Nur'un duası, Nur'un himmeti sizleri kurtaracaktır. Emirdağ L. 1 135
Allah'ın sizlere ihsan ettiği ezelî lütfuna karşı secdeden başlarınızı kaldırmayınız. Emirdağ L. 1 135
Çirkin perdeler altında, gayet güzel neticeler var. E: 1 132
Geçici, muvakkat sıkıntılara ve sarsıntılara ehemmiyet vermemek lâzımdır. Emirdağ L. 1 132
"Bazan bir saat tefekkür, bir sene ibadetten daha hayırlı olur." Emirdağ L. 1 104
Kaderin herşeyi güzeldir, hayırdır. Ondan gelen şer de hayırdır. Çirkinlik de güzeldir. Sözler 472
24 Saattan yalnız bir saatı, beş namaz için Hâlık Teâlâ bizden istedi. Tarihçe 134
Nar ağacı sâfi bir şarabı, hazine i rahmetten alıp meyvesine yedirir; kendisi çamurlu ve bulanık bir suya kanaat eder. Lem: 124
Sizin her şeyiniz muhafaza ediliyor. Mektubat 227
"Ne mutlu o adama ki, kendini bilip haddinden tecavüz etmez." Lem'alar 132
Zulme rıza, zulümdür. Kastamonu L. 207
Uyan, aklını başına al! B. Mesnevi 521
Sen nerede olursan ol, orası Allah'ın mülküdür. B. Mesnevi 521
Yâ Rabbi, ben senin isminin yardımıyla ve O'nun bereketiyle okuyacağım. Emirdağ 2 L. 97
Bu uzun yolda birinci menzilim dünya, ikinci menzilim kabirdir. Nurun İlk Kapısı 144
İnsanlar; ticaretlerini yapıp, vazifelerini bitirip ve hizmetlerini itmam ettikten sonra, yine onları gönderen Hâlık ı Zülcelaline dönecekler. Mektubat 228
Evet, Hakk'ı tanıyan, hakkın hâtırını hiçbir hâtıra fedâ etmez. Zira, Hakk'ın hâtırı âlîdir, hiçbir hâtıra fedâ edilmemek gerekir. Münazarat 15
Çok iyiler var ki, iyilik zannı ile fenalık yapıyorlar. Mün. 16
Atmaca kuşu serçelere tasliti, zâhiren rahmete uygun gelmez. Halbuki serçe kuşunun istidadı, o taslit ile inkişaf eder. Sözler 232
"Sözleri dinleyip en güzeline tâbi' olup fenasına bakmayanlar, hidayet i İlahiyeye mazhar akıl sahibi onlardır" Şualar.. 509
Ben nefsimi herkesten ziyade nasihata muhtaç görüyorum.Sözler 5
İbadetin ruhu, ihlastır. İhlas ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır. İşarat ül İ'caz 85
"Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. Sana dehalet ediyorum ve sana hizmetkârım ve senin rızanı istiyorum ve seni arıyorum." Sözler 36
Bu dünya bir misafirhanedir. Mektubat 438
Namaz dini, zekât asayişi muhafaza eden İlahî iki esastırlar. İşarat ül İ'caz 43
Kâinatı elinde tutamayan, zerreyi halkedemez. Sözler 700
Ey insan! Bilir misin nereye gidiyorsun ve nereye sevk olunuyorsun? Mektubat 228
Mü'minin, mü'mine karşı vazifesi: Büyüğe hürmet, küçüğe merhamet, müsaviye muhabbet ... A.Bediiye
İslâmiyet'te imandan sonra en yüksek hakikat namazdır. Tarihce 143
İmanı kurtarmak ve Kur'ana hizmet için, Mekke'de olsam da buraya gelmek lâzımdı. Çünki, en ziyâde burada ihtiyaç var. Emirdag 1 195
Cenab ı Hakk'a hadsiz şükür ederim ki; beni bana beğendirmemiş, dehşetli kusurlarımı bana göstermiş. Emirdag L. 1 161
Gördüm ki: Ömrüm koşarak gidiyor, âhirete yakınlaşmış. Lem'alar 256
İman dahi hayata hayat ve ruh oldukça, beka bulur hem bâki meyveler verir. Lem'alar 257
Bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fâni dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise, aziz olarak çıkmaya çalış. Mesnevi 119
Fenalığı kendinden, iyiliği Allah'tan bil. Sözler 37
Bir elmayı, bir adama hakikî rızk olarak vermek; bütün yeryüzünü bütün meyvelerle dolduran o zât verebilir. Sözler 418
Sure i İhlas'ın herbir harfinin haseneleri, binbeşyüze yakındır. Sözler 347
İslâmiyet noktasında bu asır, gayet ehemmiyetli ve dehşetlidir. Kastamonu L. 187
Sizler baktınız. Günahlardan başka ne kazandınız? Ben bakmadım, ne kaybettim? Kastamonu L. 208
"Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm, sana dehalet ediyorum ve herşeyi sana bırakıyorum ve sana tevekkül ediyorum." B. Mesnevi 463
Meyveler nümunelerdir, yutmaya değil tatmaya izin var. Tâ ki asıllarına müşteri olunsun. B. Mesnevi 463
Ruhumun hanesi olan cismimin de hergün bir taşı düşmekle yıpranıyor. Lem 224
Sen hayırlı amelinin ücretini, amelden önce almışsın. B. Mesnevi 465
"İlminden mefaat görülen bir âlim, bin âbidden hayırlıdır. Tefekkürnâme 5
Madem ölüm var, kabre girilecek; bu hayat gidiyor, bâki bir hayat geliyor. Mek 439
Şu koca kâinat sarayının bir ustası var. O usta onu bilir, görür, yapar, idare eder. Sözler 687
(Peygambrimiz (a.s.m.) ferman etmiş: "Rabbim bana edebi, güzel bir surette ihsan etmiş, edeblendirmiş." Lem'alar 54
Gıybet odur ki: Gıybet edilen adam hazır olsa idi ve işitse idi, kerahet edip darılacaktı. Eğer doğru dese, zâten gıybettir. Mektubat 276
Allah'ı tanımayanın dünya dolusu bela başında vardır. Allah'ı tanıyanın dünyası nurla ve manevî sürurla doludur. Lem'alar 210
Dua bir ibâdettir. Mektubat 301
Diyebilirsin: "Benim Rabb ı Rahîm'im dünyayı bana bir hane yaptı. Ay ve güneşi, o haneme bir lâmba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra i nimet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı. Sözler 328
Her mü'minin namazı, onun bir nev'i mi'racı hükmündedir. Şualar: 92
Sâni' i Zülcelal, kendi san'atının mu'cizeleri ile kendini tanıttırmak ve bildirmek ister. Sözler 329
Kabre girip uyandırılmamak üzere rahat yatamazsınız. S: 400
Sana i'timad ediyorum ve herşeyi senin için terkediyorum ve yalnız seninim ve seni istiyorum. Nurun İlk Kapısı 18
Hayat musibetlerle, hastalıklarla tasaffi eder, kemal bulur, kuvvet bulur, terakki eder, netice verir. Lem'alar 9
Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı. Sözler 272
Asıl söz ise Kur'anındır. Zira söz odur ve söz onundur. Dinleyelim: Sözler 91
Merak musibeti ikleştirir, maddî musibeti kalbde de yerleştirmek için bir kök olur. Şualar 323
Allah birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma!Mek: 224
Herşeyde bir güzellik ciheti var ve Rahmetin bir cilvesi var. Şualar 323
Kader adalet ve hikmetle iş görür. Şualar 323
Hadîs i Şerif'te vardır ki: "Bir adam seninle imana gelmesi, sana sahra dolusu kırmızı koyunlardan daha hayırlıdır." E. 1 104
Her bir bahar, birtek çiçek gibi, gayet muntazam ve mevzun olarak, zeminin yüzüne bir Cemil ve Celil'in eliyle takılıp koparılıyor; konup kaldırılıyor. Sözler 164
(İnsan), öyle bir Kerim'e misafir olmuş ki nihayetsiz rahmet hazinelerini ona açmış. Sözler 323
Allah'a sığınmaktan başka çâre yoktur. B. Mesnevi 526
Allah'tan başka çağırdığınız bütün ilahlarınız toplansalar da yine bir tek sineği halk ve icad edemezler. B. Mesnevi 528
Çok kıymettar ni'metlerin makbul fiyatları, başta Bismillahirrahmanirrahim ve âhirinde Elhamdülillah demektir. Şualar 162
Namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir. Sözler 21
Uyanmış, insaniyeti tatmış, müstakbele ve ebede namzed olmuş adam, dinsiz yaşayamaz. Tarihce 84
Sinek tavuktan san'atça ileri geçmezse de, geri de kalmaz. Lem'alar 240
Bir adamın bir hikmet kelimesini işitmesi, bazan olur ki ona bir sene ibadetten hayırlı olur. Tefekkürnâme
"Din nasihatten iberettir." A.Bediiye 393
Dünyanın yüz bahçesi, fâni olmak haysiyetiyle âhiretin bâki olan bir ağacına mukabil gelemez. Emirdag L. 1 87
Dünya için din feda olunmaz. Hutbe i Şamiye 86
Hastalık seni tam uyandırıncaya kadar sabra çalış. Lem'alar 207
Umum vaktinizi, hattâ uykuda dahi olsa, ibadette olmak isterseniz, öyle ise farz namazınızı terk etmeyiniz. El yazma
Yağmur namazı ve duası bir ibadettir. Yağmursuzluk, o ibadetin vaktidir. Yoksa o ibadet ve o dua, yağmuru getirmek için değildir. Sözler 317
Kabrinde çok günahları kazanan ve kazandıran çıplak bacakları yılan suretinde görünecek ve Cehennem'de o çirkinleşmiş uzuvlarının yanmalarının azablarını çekecek. Os. Lem'alar
Kur'andan ve hadisten sonra en mühim hüccet i imaniye, Risale i Nur'dur. G. Münteşir 53/155
Bir adamın imanını kurtarmak, on adamı veli yapmaktan daha sevablı bir hizmettir. Kastamonu L. 84
"Herşeye bedel Allah bana kâfi ve vâfi ve şâfidir. Âmenna." B. Mesnevi 539
Ey kardeş bil ki! Menfaat gibi zarar dahi doğrudan doğruya Cenab ı Hak'tandır. B. Mesnevi 540
hayat gibi ölüm dahi doğrudan doğruya Allah'ın kudret ve kaderi iledir. B. Mes 540
Abdin hal i secdedeki ânı, Rabbisine en yakın halidir. B. Mesnevi 545
Hakikî bir Müslüman, samimî bir mü'min hiçbir zaman anarşiye ve bozgunculuğa taraftar olmaz. Tarihce 653
Dinin şiddetle men'ettiği şey, fitne ve anarşidir. Tarihce 653
Eğer malı çok seversen, hırs ile değil, belki kanaat ile malı taleb et, tâ çok gelsin. Mektubat 272
(Cenab ı Hak), korktuğumuz en büyük şeylerden daha büyüktür. Şualar 234
Gıybet, ehl i adavet ve hased ve inadın en çok istimal ettikleri alçak bir silâhtır. Mektubat 276
Hazret i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm işaret etmiştir ki: "Hazret i İsa nâzil olup gelecek, ümmetimden olacak, şeriatımla amel edecektir." Mektubat 470
Âhirzamanda Hazret i İsa'nın (A.S.) din i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek. Kastamonu L. 111
İlim odur ki, kalbde yerleşsin. Yalnız akılda olsa insana mal olmuyor. A.Bediiye 634
İslâmiyetin menşei, ilim; Esası, akıldır. İşarat ül İ'caz 104
Hazmolmayan ilim, telkin edilmemeli. Sözler 706
Gençlik ni'metine bir şükür olarak, o tatlı ni'meti, iffetle, istikamette sarfetmek lâzım ve elzemdir. Şualar 204
Madem Rahîm bir Hâlıkımız var; bizim için gurbet olamaz. Madem o var, bizim için herşey var. Lem'alar 228
Nev i beşere rahmet olan Kur'an ancak umumun, lâakal ekseriyetin saadetini tazammun eden bir medeniyeti kabul eder. Tarihce 132
Nefsim her fenalığı ister. Mektubat 68
Kısa bir ömürde, az bir lezzet için; ebedî, daimî hayatını ve saadet i ebediyesini berbad etmek, ehl i aklın kârı değil. Mek. 68
Âhireti bilen ve dünyanın hakikatını keşfeden; aklı varsa pişman olmaz, yeniden dünyaya dönüp uğraşmaz. Mektubat 68
Kur'an yıldızlarına perde çekilmez. Gözünü kapayan yalnız kendi görmez, başkasına gece yapamaz. Mektubat 66
Ecel birdir, değişmez. Sözler 152
Benim boynumda veya koynumda bir akrep bulunduğunu biri söylese veya gösterse; ondan darılmak değil, belki memnun olmak lâzım gelir. Mektubat 64
Bu dünya fânidir. En büyük dâvâ, bâki olan âlemi kazanmaktır. İnsanın i'tikadı sağlam olmazsa, dâvâyı kaybeder. Emirdağ L. 15
Yanıma gelen herkese demişim: "İman lâzım, İslâmiyet lâzım"... Mektubat 63
En mühim, en lüzumlu, en selâmetli olan imana hizmet cihetini tercih ettim. Mektubat 63
Kanaat ve iktisad; maaştan ziyade sizin hayatınızı idame ve rızkınızı temin eder. Mektubat 418
Kur'an ı Hakîm, her zaman kıyametin acaibini tehdid suretinde zikrediyor. "Göreceksiniz..." diyor. Mektubat 59
Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan; bu zamanın mühim, hakikatlı bir âlimi olabilir. Lem'alar 167
Cennet Cehennem, şecere i hilkatten ebed tarafına uzanıp eğilerek giden dalının iki meyvesidir. Sözler 532
Lezzet i hizmet i imaniye, her kederi unutturur. Barla L. 261
Tevekkül, kanaat ve iktisad öyle bir hazine ve bir servettir ki, hiçbir şey ile değişilmez. Mektubat 14
Cesed, gelip geçicidir. Sözler 517
Bilirsin ki: En ziyade insanı tahrik eden meraktır. Sözler 238
Cennet adamlar istediği gibi, Cehennem de adam ister. Emirdag L. 43
Şimdi insanlarda kim var ki, kusuru bulunmasın. Mâdem, hasenat seyyiata râcih gelse afvedilir. G. Münteşir 53/391
Cesed ruhun hanesi ve yuvasıdır, libası değildir. Sözler 517
Şu koca kâinat sarayının bir ustası var. O usta onu bilir, görür, yapar, idare eder. Sözler 687
Bu meydan ı imtihanda olanlar, başı boş değiller; saadet sarayları ve zindanlar onları bekliyorlar... Sözler 52
Yahu, bu da geçer. Mektubat 278
Cenab ı Hak bir abdini severse, dünyayı ona küstürür, çirkin gösterir. Mektubat 278
Bu latif, nazik masnuatı o kuru ağaçlardan ihraç eden kudrete hiç bir şey ağır gelmez. Mesnevi 108
Ölüm beni ahbabımdan ayırmıyor, belki yüzde doksan dokuz ahbabın bulunduğu güzel bir âleme götürüyor. G. Münteşir 53/411
Ölüm bizim için bir terhistir. G. Münteşir 53/411/503
Büyük bir mühendis, bir hastalığın keşfinde ve tedavisinde bir küçük tabib kadar hükmü geçmez. Konferans 65504
Evet, kim kendi uyanık vicdanını dinlerse, "Ebed, Ebed" sesini işitecektir. Sözler 522
Bütün kâinat o vicdana verilse, ebede karşı olan ihtiyacının yerini dolduramaz. Sözler 522
Ni'mete şükredilse, ma'nen ziyâdeleşir. Gençlik Rehberi 24
Bir insan yalnız kendi nefsine dinlettirse yeter. Barla L. 260
Evet, Cennet ucuz olmadığı gibi, Cehennem de lüzumsuz değil. Barla L. 284
Ecel gizlidir; her vakit ölüm, başını kesmek için gelebiliyor ve genç ihtiyar farkı yoktur. Sözler 142
Dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini, rahatını isterseniz; meşru dairedeki keyfe iktifa ediniz. O, keyfinize kâfidir. Sözler 144
Birşeyden uzak olan bir kimse, yakın olan adam kadar o şeyi göremez. Ne kadar zeki olursa olsun. Mesnevi 239
Zalim izzetinde, mazlum zilletinde kalıp buradan göçüp gidiyorlar. Demek bir mahkeme i kübraya bırakılıyor. Sözler 54
"Cihadın en faziletlisi, kişinin kendi nefsi ve hevâsına karşı mücâhede etmesidir." Tefekkürnâme 33
İnsaniyetin cihazatı, hayvan gibi hayat ı dünyeviyeyi kazanmak için verilmemiş. Sözler 126
Şu vesvese öyle bir şeydir ki, cehil onu davet eder, ilim onu tardeder. Tanımazsan gelir, tanısan gider. Sözler 274
Size yeşil ağaçtan ateş çıkaran bir zât, çürümüş kemiğe hayat verebilir. Sözler 400
Felsefe, her şeyi çirkin, korkunç gösteren siyah bir gözlüktür. Şualar 753
İman ise, herşeyi güzel, ünsiyetli gösteren şeffaf, berrak, nuranî bir gözlüktür. Şualar 753
"Bilerek zarara razı olana şefkat edip lehinde bakılmaz." Mektubat 362
Bilirsin ki, Rabb i Rahimimizin rahmeti çok geniştir. O yaradan Rahîm i ZülCelâl'in rahmeti hadsizdir. G. Münteşir 53/682
Ana rahminde bulunduğum zaman Rezzâk ı A'lem olan Kâdir i Mutlak ve tekaddes hazretleri senin rızkını bacadan indirir gibi ana rahminde seni gıdalandırmadı mı? G. Münteşir 53/665/522
Ey İnsan! Senin nokta i istinadın, ancak ve ancak Allah'a olan imandır. Şualar 756
Ruhuna, vicdanına nokta i istimdad ise ancak âhirete olan imandır. Şualar 756
Mü'min olan bir insanın dünyanın kuruluşundan sonuna kadar uzanan manevî bir ömrü vardır. Şualar 756
Kâinatta müessir i hakikî, yalnız Allah'tır. B. Mesnevi 575
(Allah), hem Hakîm'dir, hem Rahîm'dir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder, çevirir. Mektubat 225
Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi "Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler" de, pencerelerden seyret, içlerine girme. Mektubat 225
Nihayetsiz hacat ı insaniyeyi ihsan edecek, ancak nihayetsiz bir kudret ve muhit bir ilim sahibi olabilir. Öyle ise, mabudiyete lâyık yalnız odur. Sözler 319
Hırs, sebeb i mahrumiyettir; tevekkül ve kanaat ise, vesile i rahmettir. Mektubat 271
Hırs, hasâret ve muvaffakiyetsizliğin sebebidir.. Lem'alar 145531 Bence şu dâr ı dünyada en kıymettar şey, sıddık bir dosttur. G. Münteşir 290/1
Cenab ı Hak (C.C.) nasılki senin yanında hazırdır. Aynı zamanda bütün herşeyin de yanındadır. B. Mesnevi 580
Kat'iyyen bil ki! Cenab ı Allah (C. Şanuhu) bize bizden daha yakındır. Biz ise ondan nihayetsiz uzağız. B. Mesnevi 581
Evet; "Bizlere bu hizmet i kudsiyede, bu hakaik yolunda ölmek, vesile i necat ve saadettir." Emelini taşıyoruz. G. Münteşir 435/310
Biliyor musun vesvesen neye benzer? Musibete benzer. Ehemmiyet verdikçe şişer. Ehemmiyet vermezsen söner. Sözler 274
Ölüm firak değil, visaldir, tebdil i mekândır, bâki bir meyveyi sünbül vermektir. Lem'alar 256
Sadaka nasıl mal ile olur. İlim ile dahi olur. Kavl ile, fiil ile, nasihat ile de oluyor. Sözler 371
Bir dert görünürse, devâsı âsandır. Münazarat 34
Bir elmayı halkedecek; elbette dünyada bütün elmaları halketmeye ve koca baharı icad etmeye muktedir olmak gerektir. Sözler 79
Kat'iyyen bil ki; saadet, tevekküldedir. Öyle ise Allah'a tevekkül et ki, dünyada istirahat edip âhirette müstefid olasın. B. Mesnevi 582-540
Baharı icad etmeyen, bir elmayı icad edemez. Zira o elma o tezgâhta dokunuyor. Bir elmayı icad eden, bir baharı icad edebilir. Sözler 79
Bir ticaret edemedim. Gideceğim yer için bir mal alamadım. Sözler 325
Tevbe et, tevekkül et! Sözler 326
Dua, ubûdiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir. Mektubat 302
İnsanın helâl sa'yiyle meşru dairede gördüğü zevkler, lezzetler, keyfine kâfidir. Harama girmeye ihtiyaç bırakmaz. Sözler 327
Bu dünya çabuk tebeddül eder bir misafirhane olduğunu yakînen iman edip bildim ... her yer misafirhanedir. Mektubat 73
Haksızlığı hak iddia edenlere karşı hak dava etmek ve onlara müracaat etmek; bir haksızlıktır, hakka karşı bir hürmetsizliktir. Mektubat 74
Benim diyânette ve ihlâsta noksaniyetim var. Mektubat 74
Gayr ı meşru' bir muhabbetin neticesi, merhametsiz bir adavettir. Mektubat 75
Nebatatın tohumları ve çekirdekleri, onların niyetleridir. Sözler 361
Câhil dost, düşman kadar zarar verebilir. Muhakemat 51
Kat'iyen biliniz: Şan ü şeref ve hodfüruşluk ve kendine güvenmek ve şahsımı beğendirmekten ürküyorum ve kaçıyorum ve şahsıma karşı medihlerden hoşlanmıyorum. Emirdag L. 166
Suud ve terakki, müslüman için ancak İslâmiyette ve imanlı olmaktadır. Kas. L. 18
Tam toprak gibi mahviyet ve terk i enaniyet ve tevazu u mutlakta bulunmak şarttır. Kastamonu L. 18
Dikkatlice çiğneyiniz, tâ hazmolsun. A.Bediiye 356
Ölüm gelse, baş üstüne geldin demek gerektir. Emirdag L. 199
Şöyle azîm ırmakların elbette mümkün değil, şu dağlar hakikî menbaları olsun. Sözler 250
Hürriyetin şe'ni odur ki, ne nefsine, ne gayriye zararı dokunmasın. Münazarat 20
Baharı icad etmeyen, bir elmayı icad edemez. Zira o elma, o tezgâhta dokunuyor. Sözler 79
Çok iyiler var ki, iyilik zannıyla fenâlık yapıyorlar. Münazarat 16
Sefahet ve rezaletteki hürriyet, hürriyet değildir. Belki hayvanlıktır, şeytanın istibdadıdır, nefs i emmareye esir olmaktır. Münazarat 19
Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen güzel rü'ya görür. Güzel rü'ya gören, hayatından lezzet alır. Münazarat 36
(Kur'an), küçük basit bir çocuğun hâfızasına ağır gelmiyor, hıfzedebilir. Sözler 378
Seyyid ül Mürselîn gibi bir rehberim, Kur'an ı Azîmüşşan gibi bir mürşidim ... var. Barla L. 29
İlim yaşını aldıkça tezayüd, kuvvet ihtiyarladıkça tenakus eder. A.Bediiye 412
Fâni lezzetlere mukabil, lezaiz i bâkiyeyi veren Hâlıkı daha ziyade ubudiyetle sevmek lâzım değil midir? Mesnevi 213
İnsanın Allah'a karşı ubudiyet, vazifesidir. Terk i kebair takvasıdır. Nefis ve şeytanla uğraşması, cihadıdır. Mesnevi 224
Tevekkülsüzlük içinde derd i maişet, ruha sersemlik ve felsefe i tabiiye ve maddiye akla körlük verir. Sözler 492
Herkes bir ahlâkta olamaz. Bazıları meşru' dairede rahatını istese de, itiraz edilmemeli. Kastamonu L. 223
Esbab ve vesaitin arkasında, kudretin şuaı görünür; tesir onundur, esbab ise perdedir. İşarat ül İ'caz 191
Kendisine Arz'ın müştemilâtı ihsan edilmiş insanın elbette saadet i ebediyeye liyakatı vardır. İşarat ül İ'caz 191
Hangi şeye dikkat etsen şehadet eder ki: Bu fâniden sonra bir bâki var... Sözler 57
Görüyorsunuz ki, hiç kimse elindekini muhafaza edemiyor. Herkes gibi elinizden çıkacaktır. Sözler 25
Şu zaman da gösterdi: Cehennem lüzumsuz olmaz, Cennet ucuz değildir. Sözler 708
Nasılki bu yaz ve güzün âhiri kıştır. Öyle de, gençlik yazı ve ihtiyarlık güzünün arkası kabir ve berzah kışıdır. Şualar 198
Çekirdeği yapan, onun üstünde ağacı o yapar; ve ağacı yapan, onun üstünde meyveleri dahi o icad eder. Lem'alar 324
Derilerinin diriltilip iade edilmesi, evlâdının icadından daha garib değildir. B. Mesnevi 543
İmanın kuvveti lâkaydlığa ve ibadetin iştiyakı sefahete manidir. Lem'alar 169
Kabir ise, zulümatlı bir kuyu ağzı değil; nuraniyetli âlemlerin kapısıdır. Sözler 204
Ey nefis! Seni tutup düşmekten muhafaza eden Zât ı Kayyum'a dayan. Mesnevi 184
Mesâil i imaniyenin münakaşa sûretinde bahsi, câiz değildir. Mektubat 42
Semavat sahifesini güneş ve yıldızlarla yazan kudretle, bal arısıyla karıncanın sahifelerini hüceyrat ve zerrat ile yazan kudret birdir. Mesnevi 55
Ölüm haktır. Evet bu hayat ve bu beden şu azîm dünyaya direk olacak kabiliyette değildir. Mesnevi 52
Rabbim birdir. Evet herkesin bütün saadetleri, bir Rabb ı Rahîm'e olan teslimiyete bağlıdır. Mesnevi 52
Ne mutlu sizlere ki; hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz. Zahmetiniz bitti, rahata ve rahmete gidiyorsunuz. Mektubat 227
Tabiatın perdesi ile Allah'ın nurunu görmeyen insan, herşeye bir uluhiyet verip kendi başına musallat eder. Sözler 539
Mal sahibi zannettiğin esbab, mal sahibi değillerdir. Asıl mal sahibi, onların arkasında iş gören kudret i ezeliyedir. Mesnevi 10
İslâmın ve Asya'nın istikbali, uzaktan gayet parlak görünüyor. Muhakemat 42
Bu kâinat, bir elden çıkmış ve bir tek zâtın mülküdür. Sözler 103
"Mü'minler Cehennem'e gitmemek için Allah'tan isterim, benim vücudum Cehennem'de büyüsün ki, onların yerine azab çeksin" Emirdag L. 2 152
Ben bir hizmetkârım, çekirdek gibi çürüdüm gittim. Risale i Nur ise, Kur'an ı Hakîm'in tefsiridir, manasıdır. Emirdag L. 2 133
Ameller ancak niyetlere göredir. Münazarat 78
Tamamı elde edilemeyen şeyin tamamı terk edilmez. Münazarat 78
"Bir ilim talebesi, ilmi tahsil ederken vefat etse; Onun derecesi ile enbiyâ derecesi arasında bir peygamberlik derecesi kalır." Tefekkürnâme 15
Müslümanın kardeşine takdim edecek olduğu en iyi hediye; Onu doğru yola iletecek, ya da kötü yoldan alıkoyacak olan hikmetli bir sözdür. Tefekkürnâme 13
İbadetin ruhu ihlâstır. İhlâs ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır. İşarat ül İ'caz 85
Kâfir, saat gibi kendi yaptığı amelden haberi yok. Amma vakitleri bildirmek gibi nev i beşere pek büyük bir hizmeti vardır. Bu sırra binaen dünyada mükâfatını görür. Mesnevi 212
Şirk öyle bir cürümdür ki, herbir mahlukun hakkına ve şerefine ve haysiyetine bir tecavüzdür. Ancak onu Cehennem temizler. Şualar 11
Kâinatın inkârı mümkün olsa bile, Sâni'in inkârı mümkün değildir. Mesnevi 72
İmansızlıkta hiçbir cihet i lezzet yok. Elem içinde elemdir, zulmet içinde zulmettir, azab içinde azabdır. Mektubat 63
Bismillah her hayrın başıdır. Sözler: 5
Eğer anlasa idin ki, ömrün azdır hem faidesiz gidiyor. Sözler 269
İnsanları canlandıran emeldir; öldüren ye'stir. Mektubat 473
Geçmiş günlerin zahmeti, bugün rahmete kalbolmuş; elemi gitmiş, lezzeti kalmış. Sözler 270
Âkıl isen, ibadet cihetinde yalnız bugünü düşün. Sözler 270
Cenab ı Hakk'ın sana verdiği sabır kuvvetini eğer yanlış yolda dağıtmazsan, her meşakkate ve her musibete kâfi gelebilir ve o kuvvetle dayan. Sözler 271
Allah'ın rahmetinden fazla rahmet edilmez. Sözler 721
Allah'ın gazabından fazla gazab edilmez. Öyle ise işi bırak o Âdil i Rahîm'e. Fazla şefkat elemdir. Sözler 721
Kuvvet hakka hizmetkâr olmalı. Sözler 706
Menfaatı esas tutan siyaset canavardır. Sözler 707
Beşer hayatını isterse, enva' ı ribayı öldürmeli. Sözler 709
Kur'an ı Hakîm, hakîmdir. Herşeye, kıymeti nisbetinde bir makam verir. Sözler 267
Kur'an, öyle bir zâtın kelâmıdır ki; bütün zamanları ve içindeki bütün eşyayı bir anda görüyor. Sözler 267
Bil ey hodgâm! Bu dünyada saadet, terk i dünyada. Sözler 205
Kaderi tenkid eden başını örse vurur, kırar. Rahmete itiraz eden, rahmetten mahrum kalır. Mektubat 266
Her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. Münazarat 14
kimse demez ayranım ekşidir. Fakat siz mehenge vurmadan almayınız. Zira çok silik söz ticarette geziyor. Münazarat 14
Kur'an yıldızlarına perde çekilmez."Gözünü kapayan, yalnız kendi görmez, başkasına gece yapamaz. Şualar 465
Güya binler sene ömrün var gibi en lüzumsuz malûmat ile vakit geçiriyorsun. Sözler: 271
Mevcudiyetimizin hâmisi olan İslâmiyetten elini gevşetme, dört el ile sarıl; yoksa mahvolursun. Mektubat 474
Musibet; cinayetin neticesi, mükâfatın mukaddimesidir. Mektubat 474
Deli adama "iyisin, iyisin" denilse iyileşmesi, iyi adama "fenasın, fenasın" denilse fenalaşması nâdir değildir. Mektubat 474
Balık suda yaşadığı gibi, güneşin ateşinde dahi o nurani sekeneler bulunur. Söz 507
İstikbal yalnız ve yalnız İslâmiyetin olacak ve hâkim, hakaik i Kur'aniye ve imaniye olacak. Hutbe i Şamiye 21
Asabiyet i cahiliye, birbirine tesanüd edip yardım eden gaflet, dalalet, riya ve zulmetten mürekkeb bir macundur. Mesnevi 112
Böyle acib bir zamanda, şübheli mallarda, zaruret derecesinde iktifa etmek lâzımdır. Lem'alar 142
Müşteri olmadan, istemeden malımı satmam. A.Bediiye 405
Kader, her şeye bir mikdar ve o mikdara göre bir kalıb vermiştir. Mesnevi 181
Nazar ı dikkate almak lâzımdır ki, kim bir şeyde çok tevaggul etse; Galiben başkasında gabileşmesine sebebiyet verir. Muhakemat 17
"Men dakka dukka" kaidesiyle , su i zan eden, su i zanna mâruz olur. Uhuvvet 38
Mü'min kardeşinin harekâtını su i te'vil edenlerin harekâtı yakın bir zamanda su i te'vile uğrar, cezasını çeker. Uhuvvet Risalesi 38
Bütün fenlerin şehadetiyle, fıtratta israf yoktur. İşarat ül İ'caz 54
Cenab ı Hak sizlere nimetlerini tahsis ettiği gibi, sizin de şükrünüzü ona tahsis etmeniz lâzımdır. İşarat ül İ'caz 103
Bütün eşya öyle bir mizan ı adalet içinde istikbalden gelip, hale uğrayarak, maziye akıp gidiyor Lem'alar
Mazi zannedilen zaman ise, istikbale inkılâb etmiş ve hakikî istikbal odur ve oraya gideceğiz. Os. Lem'alar 570
Cenab ı Hak gayr ı mütenahî hikmetler için bu âlemi, imtihana sahne yaptı. İşarat ül İ'caz 140
"İnsan küçük bir cisim ise de, büyük âlemi içine alacak kadar büyüktür." İşarat ül İ'caz 187
Herkes bardağına göre denizden su alabilir. Mesnevi 243
Ah! Ne bahtiyardır o insan ki, bir mü'min kardeşinin imanının kurtulmasına sebeb olur. Tarihçe 17
Kur'ana her zaman beşerin ihtiyacı var. Tarihçe 20
Hayatın söndü, ancak bir şu'le kaldı. ... Şöhretin gitti, ancak bir an kaldı. Mesnevi 96
Şimdi şu zamanda iman ı tahkikînin dersini vermek, pek büyük bir fazilettir ve kudsî bir vazifedir. Barla L. 250
Çirkin görünen şeyin yaratılışı, çirkin değildir, güzeldir. İşarat ül İ'caz 72
Maddiyatta mehareti olanın maneviyatta hükmü hüccet olmasına sebeb olmadığı gibi, çok defa sözü dahi şayan ı istima' değildir. Muhakemat 18
Kur'an'ı dinle ve hükmüne muti ol ve ona yapış ve ahkâmıyla amel et. Sözler 37
Tatmaya izin var, tâ asıllarına talib olup müşteri olsun. Yoksa, hayvan gibi yutmaya izin yoktur. Sözler 37
Bil ki dünkü gün senin elinden çıktı. Yarın ise senin elinde sened yok ki, ona mâliksin. Öyle ise hakikî ömrünü, bulunduğun gün bil. Sözler 272
insanların haşri nebatatın haşri gibidir. Bunu gören onu nasıl inkâr eder? Mesnevi 46
(Nefis), iyi ciheti göstermekle, kötü ciheti altında yutturur. Mesnevi 183
Ey devamı isteyen nefis! Daimî olan bir Zât'ın zikrine devam eyle ki, devam bulasın. Mesnevi 184
Büyüğün küçüğe tekebbür etmeye hakkı yoktur. Mesnevi 188
Dağlar suların mahzenidir. Havanın tarağıdır, tasfiye ediyor. Mesnevi 195
Ne vakte kadar zâilat ı fâniyeye ihtimam ve bâkiyat ı daimeden tegafül edeceksin? Mesnevi 214
Dünya, âlem i âhirete bir fihriste hükmündedir. Mesnevi 214
(İnsan), hasenat yaptığı zaman, habbe habbe yapar. Seyyiat yaparsa kubbe kubbe yapar. Mesnevi 221
Nebatat ve hayvanat, enva'ıyla, efradıyla, Sâni'lerinin her şeye kadir olduğuna şehadet eden san'at hârikalarıdır. Mesnevi 241
"Nasıl bu nimete vâsıl oldun? Ne ile müstehak oldun? Ve şükründe bulundun mu?" diye suale çekileceksin. Mesnevi 137
Evet, Kur'an ı Hakîm, şu Kur'an ı Azîm i Kâinatın en âlî bir müfessiridir ve en belîğ bir tercümanıdır. Sözler 131
Ezan ı Muhammedî'nin (A.S.M.) o tatlı sesiyle, ibadete ve cemaate bir meyl, bir şevk husule gelir. İşarat ül İ'caz 43
İnşâallah istikbaldeki İslâmiyet'in kuvveti ile medeniyetin mehasini galebe edecek, zemin yüzünü pisliklerden temizleyecek, sulh u umumîyi de temin edecek. Hutbe i Şamiye 36
"En ziyade yaralananlar, siperini bırakıp kaçanlardır. En az yara alanlar, siperinde sebat edenlerdir!." Mektubat 417
Her birimiz bir vazifeyi kendine meşgale yapsa, sıkıntı kalmaz. Zâten işsizliktir ki, insanı sıkar. G. Münteşir 12/64
İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi; Hâlık ı Kâinat'ı tanımak ve ona iman edip ibadet etmektir. Şualar 100
Yaratıcı Cenab ı Hak'tır. G. Münteşir 52/51
Hazret i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm, dünyada bütün ümmetinin salavatlarını birden işitir. Sözler 194
Güya kıyametin kopmasına kadar yaşayacaksın gibi, yalnız ondan korkuyorsun. Aklını başına al. Lem'alar 114
"Müsbet şekilde bakılacak ve yapılacak çok vazifelerimiz bulunduğunu bilelim, vesselâm." G. Münteşir 59 /8
Bizim ve Nur'ların esas mesleği ve temel taşı, İhlâs olmasından; Dünya cereyanlarına ve siyasî işlere bakmamak, meşgul olmamak lâzımdır. Tâ, ihlâsa dokunmasın. G. Münteşir 60/69
Ben i'tiraf ediyorum ki, şahsım çürüktür, kusurludur. Ve Cenab ı Hak beni kendime beğendirmediğine çok şükrederim. Fakat, Kur'anın imânî hakikatlarına olan Risale i Nur'un hizmeti çürütülmez. G. Münteşir 60/69
Dünya fânidir, firaklarla doludur. Ey insanlar, adaveti bırakınız, Kur'an dersini dinleyip birleşiniz. Emirdağ L. 9
Değil yalnız Müslümanlarla, belki dindar Hıristiyan'larla dahi dost olup adaveti bırakmaya çalışıyorum. G. Münteşir 60 69
Milliyetimiz yalnız İslâmiyettir. Bütün biz kardeşiz. Irkçılıkla tefrika vermeyiniz. G. Münteşir 77
Risalet in Nur ise der: "Her kim olursan ol; bak, gör, yalnız gözünü aç, hakikatı müşahede et, saadet i ebediyenin anahtarı olan imanını kurtar." Kastamonu L. 11
Elbette nefs i emmaresini tam ikna' eden ve vesvesesini tamamen izale eden bir ders, gayet kuvvetli ve hâlistir. Kastamonu L. 11
Sen kendi cismine ve a'zalarına ve onlardaki eğri büğrü yerlerin meyvelerine ve faidelerine bak! Kemal i hikmet içinde kemal i kudreti gör. Sözler 663
Bu derce nâzik san'atlı, mizanlı, letâfetli, ibretli masnu'lar içinde hayvan gibi gezip bozamayız, bize bozdurmazlar. Asâ yı Musa 242
Gelecek meşakkatlerin hazırda yokluğunu düşünerek yalnız hazır saatteki musibete sabır içinde şükretmeliyiz. G. Münteşir 92/84
Güya rahmet tecessüm ederek katreler suretinde hazine i Rabbaniyeden akıyor manasında olduğundan, yağmura "rahmet" namı verilmiştir. Şualar 107
Görmüyor musun ki, her gün bir kafile gelir, biri gider, kaybolur. Daima dolar boşanır. Bir zaman sonra şu memleket tebdil edilecek. Sözler 49
Bu memleket her gün bir derece boşandığı gibi, bir gün gelir ki, bütün bütün boşanıp harab edilecek. Sözler 50
Misafirhane ise her gün dolar, boşanır. Sözler 53
Ey arkadaş! Demek, bu muvakkat memleket bir tarla hükmündedir. Bir talimgâhtır, bir pazardır.Elbette arkasında bir mahkeme i kübra, bir saadet i uzma gelecektir. Sözler 57
İsyan edip dinlemezseniz, müdhiş zindanlara atılacaksınız. Sözler 58
Bir adamın iyilikleri fenalıklarına kemmiyeten veya keyfiyeten ziyade gelse, o adam muhabbete ve hürmete müstehaktır. Lem'alar 88
Taat ise, cemaat ile daha efdal ve daha ahsendir. Muhakemat 58
Madem meşru daire; ruh ve kalb ve nefsin bütün lezzetlerine, safalarına, keyiflerine kâfidir.Gayr ı meşru daireye girme. Sözler 636
Azîm bir sermaye elinde bulunan insan, burada ticaret ile, ebedî daimî bir hayatın saadetine çalışmak için gelmiştir. Onun eline verilen sermaye de ömürdür. Lem'alar 206
Sâni' i A'lem, arzı istediği gibi ve hikmeti iktiza ettiği gibi yaratmıştır. Muhakemat 58
Evvelâ bil ve kat'î iman et ki: "Ecel mukadderdir, tegayyür etmez." Lem'alar 210
Çok ağır hastaların başında ağlayanlar ve sıhhatleri yerinde olanlar ölmüşler, o ağır hastalar şifa bulup yaşamışlar. Lem'alar 210
Evet nasılki şükür nimeti ziyadeleştirir.. öyle de şekva; hastalığı, musibeti tezyid eder. Lem'alar 211
Ebedî ömrün önündedir. Mesnevi 130
Sen de misafirsin; fuzulî olarak karışma, karıştırma. Sözler 636
Yol ise, hayat yoludur ki; âlem i ervahtan gelip kabirden geçer, âhirete gider. Sözler 18
"Sözün güzelliği kısalığındadır. Yediğin vakit az ye. Yedikten sonra dört beş saat kadar daha yeme." Lem'alar 147
"Şifa, hazımdadır. Yani, kolayca hazmedeceğin mikdarı ye. Nefse ve mideye en ağır ve yorucu hal, taam taam üstüne yemektir." Lem'alar 147
O istasyon ise, kabirdir. O seyahat ise kabre, haşre, ebede gidecek beşer yolculuğudur. Amele göre, takva kuvvetine göre, o uzun yolu mütefavit derecede kat'ederler. Sözler 21
Âhirzamanda Hazret i İsa Aleyhisselâm gelecek, Şeriat ı Muhammediye (A.S.M.) ile amel edecek. Mektubat 6
(İnsan), öldüğü zaman dünyası yıkılır, kıyameti kopar. Mesnevi 68
Sen açlıkla onun Rezzak ismini tanıdığın gibi, Şâfi ismini de hastalığınla bil. Lem'alar 207
Muhammedî A'rabî (a.s.m.), Resulullahdır ve bütün resullerin ekmelidir. Bütün mahlûkatın efdalidir. Sözler 190
Vazife i hayatını bitirenler, bu dâr ı fâniden, manen mesrurane, dağdağasız diğer bir âleme giderler. Tâ yeni vazifedarlara yer açılsın, gelip çalışsınlar. Sözler 17
Aklını başına al, kalbini temizle. Sözler 17
Dünyanın zevki, lezzeti devam etmiyor. Hususan meşru olmazsa hem devamsız, hem elemli, hem günahlı oluyor. Lem'alar 209
"Ermiş ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşer; imanlı bir hastanın titremesi de, öyle günahları silker." Lem'alar 209
Ya onun ömrü kısa, ya senin ömrün kısadır. Doymağa kâfi değil. Demek kıymeti yüksek, müddeti kısa olan şu tezyinat; ibret içindir, şükür içindir. Sözler 74
Teşhis i illete yardım edecek noktalar, hastanın vazifesidir. A.Bediiyye 356
Kör olası felsefe bilmiyor ki, şu mevcudat, her birisi çok ma'nalara delâlet eden birer kelimedir. B. Mesnevi 488
Evet günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra tâ nur u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Lem'alar 9
Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir manevî yılan olarak kalbi ısırıyor. Lem'alar 9
Şâfi ismi hastalığı istediği gibi, Rezzak ismi de açlığı iktiza ediyor. Lem'alar 9
Hayat musibetlerle, hastalıklarla tasaffi eder, kemal bulur, kuvvet bulur, terakki eder, netice verir, tekemmül eder; vazife i hayatiyeyi yapar. Lem'alar 9
(İnsan), sabretse, musibetin mükâfatını düşünse, şükretse, o vakit herbir saati bir gün ibadet hükmüne geçer. Kısacık ömrü uzun bir ömür olur. Lem'alar 10
Zeval i lezzet elemdir. Bazan muvakkat bir lezzet, daimî elem verir. Düşünmek ise o elemi deşiyor, teessüf akıtıyor. Lem'alar 10
Bu dünya tecrübe meydanıdır. Sözler 344
Bu zemin yüzü dahi, acele hareket eden kafilelerin yollarında bir gecelik konmak ve göçmek için bir handır. Şualar 195
Görüyorsunuz ki, hiç kimse elindekini muhafaza edemiyor. Herkes gibi elinizden çıkacaktır. Sözler 25
Celil i Zülcemal, Cemil i Zülkemal sana gayet yakındır, sen ondan gayet uzaksın. Sözler 195
Emanette hıyanet cezasını çekeceksin. Çünki en kıymetdar âletleri, en kıymetsiz şeylerde sarfedip nefsine zulmettin. Sözler 28
"Musibetlerde, ehl i imanın zâyi olan malları tam sadaka hükmündedir." Emir L. 175
Asâ yı Musa Risalesi tabiatta boğulanları dalaletten kurtarıyor ve bu zamanda herkese, hususan şübheye ve inkâra düşenlere lâzımdır ve tiryaktır. Emirdağ 1 178
Zülfikar, ehl i imana ve ehl i ilme ve bilhassa hâfızlara elzemdir. // Emirdağ 1 178
Evet güya insanlar gibi dünyalar dahi, birer misafirdir. Her mevsimde Zât ı Zülcelal'in emriyle âlem dolar, boşanır. Sözler 163
Nur mesleğinde, mü,minlerin uhuvveti esastır. Emirdağ 1 180
Yalnız günah cihetinde ölüyorum, hasenat cihetinde yaşıyorum diye Allah'a hadsiz şükrediyorum. Emirdağ 1 185
Bir tane toprak altına girer, vefat eder; fakat yüz tane sünbüller meydana geldiği gibi; rahmet i İlahiyeden ümidvarız ki ... Emirdağ 1 185
Eski zamanıma mesrurane bir seyahat ı maneviye i hayalî yaptık. Ondan bir ferah, bir inşirahla elîm sıkıntılarım zâil oldu. Emirdağ 1 192
Kur'an ı Hakîm, semavata nisbeten, büyük bir ağacın küçük bir meyvesi hükmünde olan arzı, bütün semavata denk tutuyor. Sözler 178
daimî bir çeşme, varidatsız büyük bir gölden daha büyük denilebilir.. Sözler 178
Maddî musibetlere de büyük nazariyle, ehemmiyetle baktıkça büyür. Lem'alar 12
Zalimlerin gaddarlıklarını değil deşmek, bakmak; belki düşünmek de meşrebimize gelmiyor. Emirdağ L. 210
Muvaffakıyet ve fütuhat ı Nuriye ve revaç ile intişarı ise, vazife i İlahiyedir. Vazifemizi yapıp, vazife i İlahiyeye karışmamak gerektir. Emirdağ L. 212
Bir müslüman, başka milletler gibi değil. Eğer dinini bıraksa anarşist olur, hiçbir kayıd altında kalamaz. Emirdağ L. 219
Ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor. Emirdağ L. 220
Siz de herkes gibi kabre koşuyorsunuz. Mektubat 220
"Nurla iştigalin, ölümden başka her belâya, hastalıklara bir ilâç olduğu gibi, dehşetli ölümü de, Cennet'in kapısı gösterip, ehl i imanı heyecanla şevke getiriyor. 27. Mektub 228
En müdhiş maraz asabiliktir. Zira herşeyi haddinden geçirmekle, aks ül amel yaptırır. Sünuhat 63
Sıkıntı, sefahetin muallimidir. Sünuhat 45
Akıldan akma değil, kalbde çıkan beyanatım. İster isen kabul et, ister isen etme, anlamak şartıyla. Sünuhat 52
İhtiyaç, medeniyetin üstadıdır. Sünuhat 45
Anlaşılmaz bir kitab, muallimsiz olsa; manasız bir kâğıttan ibaret kalır. Sözler 128
Evet görünüyor ki; şu âlemde tasarruf eden zât, nihayetsiz bir hikmetle iş görüyor. Sözler 66
Evet, dünyanın mahiyeti anlaşıldıktan sonra, elbette hayat ı ebediyeden başka beşeriyetin o inkisar ı hayal yarasını tedavi edecek, Kur'andan başka yoktur. Emir 1 241
Nurun mesleği, hakikat ve sünnet i seniye ve feraize dikkat ve büyük günahlardan çekinmek esastır. 27. Mektub 241
Bu zaman, imanı kurtarmak zamanıdır. 27. Mektub 242
Onlar mukaddesatını feda ettikleri dünya malı, nazarımızda hiç ehemmiyeti yok. Emirdağ L. 244
Yolculuk ise, âlem i ervahtan, rahm ı maderden, sabavetten, ihtiyarlıktan, dünyadan, kabirden, berzahtan, haşirden, Sırat'tan geçer bir uzun sefer i imtihandır. Sözler 31
Merak etmeyiniz, Nur galebe edecek. Emirdağ L. 256
Bu benlik ve enaniyet zamanında, mahviyet büyük bir fazilettir. G. Münteşir 53/6
"Kur'anı her cihetle tedkik ettim, her kelimesinde büyük bir hikmet gördüm. Bunun misli ve beşeriyeti idare edecek hiçbir eser yoktur ve gelemez." Emirdağ L. 268
Başka kitablar, hiç bir cihetle Kur'ana yetişemez. Hakikî söz odur, onu dinlemeliyiz. Emirdağ 1 269
İhtiyaç, her işin üstadıdır. Sünuhat 28
Garb üleması ve feylesofları itiraf ve ikrar etmişler ki: "İslâmiyetin kanunları, yüksek bir tarzda âlemin ıslahına kâfidir." Mektubat 215
Sana hoş gelen şeyleri al, sana hoş görünmeyeni bana bırak, ilişme!.. Sünuhat 2
Acaba kim vardır ki, küçücük bir tecrübe geçirmemiş ve dememiş ki: "Filan adam fenalık etti, belasını buldu. Sünuhat 5
Açlıktan ölmek yoktur. Zira şahm vesair surette iddihar olunan gıda bitmeden evvel ölüyor. Sünuhat 6
Bu mevcudatın dertlerini görüp dinleyen birisi var ki, istediklerini yapıyor. Tefekkürnâme 93
Kur'an ı Azîmüşşan lâyık olduğu mevki i muallâyı bütün cihanda ihraz edecektir. Sünuhat 25
Tarih bize gösteriyor ki, İslâm ne derece dine temessük etmiş ise terakki etmiş, ne vakit dinde za'f göstermiş ise tedenni etmiştir. Sünuhat 26
Bazan saadette felâket olduğu gibi, felâketten dahi saadet çıkar. Sünuhat 31
Sen ey mağrur nefsim! Üzüm ağacına benzersin. Fahirlenme! Salkımları o ağaç kendi takmamış, başkası onları ona takmış. Tılsımlar Mecmuası 91
Bu medenîlerden çoğu, eğer içi dışına çevrilse kurt, ayı, yılan, hınzır, maymun postu görülecek gibi hayale gelir. Sünuhat 33
Nev i beşere rahmet olan Kur'an ancak umumun, lâakal ekseriyetin saadetini tazammun eden bir medeniyeti kabul eder. Sünuhat 33
Bedâvette bir adam dört şeye muhtaç iken, medeniyet yüz şeye muhtaç ve fakir etmiştir. Sünuhat 34
Sa'y masrafa kâfi gelmediğinden hileye harama sevketmekle, ahlâkın esasını şu noktadan ifsad etmiştir. Sünuhat 36
(Allah), san'atça çok kıymetdar şeyleri, bize çok ucuz verir, ihsan eder. İstediği fiyat ise, bir "Bismillah" ve bir "Elhamdülillah"tır. Şualar 162
Bir gün olur elbette doğar şems i hakikat; Hiç böyle müebbed mi kalır zulmet i âlem. Sünuhat 45
O çok kıymetdar nimetlerin makbul fiyatları, başta "Bismillahirrahmanirrahîm" ve âhirinde "Elhamdülillah" demektir. Şualar 162
Her şey "Bismillah" der. İşte bütün mevcudat gibi herbir zerre ve zerratın herbir taifesi ve mahsus herbir cemaati, lisan ı hal ile "Bismillah" der, hareket eder. Sözler 558
Bu kışın devamına ihtimal verebilir misin? Her kışın bir baharı, her gecenin bir neharı vardır. Sünuhat 52
Tarfgirlik damarı, ihlâsı kırar, hakikatı değiştirir. Mektubat 272
Müteferrik büyük işlerde, yalnız kusurları görmek cerbezeliktir; aldanır ve aldatır. Cerbezenin şe'ni, bir seyyieyi sünbüllendirerek hasenata galib etmektir. Sünuhat 60
"Tahrib, tamirden çok kolaydır." Emirdağ L. 285
(Avrupa'nın terbiyesinin neticesi): Her şeyin en iyi cihetini nazara almak maslahat iken, en fena ciheti nazara alıp mütemadiyen milleti ye'se sevk ederek, ruh u cemaatı öldürüyor. Sünuhat 62
Şu medeniyet i habise ki, biz ondan yalnız zarar gördük. Sünuhat 39
İhtiyaç san'ata ve merak ilme ve sıkıntı vesait i sefahete hocalık edip talime başlarlar. Sünuhat 48
Hevesat ı nefsaniye ile erkeklerin karılaşması, karıların hayasızlıkla erkekleşmesine sebebdir. Sünuhat 45
Müsavatsız adalet, adalet değildir. Sünuhat 46
(Cenab ı Hak), manen der: "Ey abdim! İhtiyarınla hangi yolu istersen, seni o yolda götürürüm. Öyle ise mes'uliyet sana aittir!" Tılsımlar Mecmuası 86
Gördüm ki; kabir kapısı tam yolumun üstünde açık görünüp, ağzını açmış bana bakıyor. Lem'alar 229
İman, ileride gözünü açıp bana bakan kabri ve kabrin arkasında ebede giden caddeyi, nur u Kur'an ile gösterdi ki; o kabir, kuyu kapısı değil, belki âlem i nurun kapısıdır. Lem'alar 230
Aynada saçıma baktıkça, beyaz kıllar bana diyorlar: "Dikkat et!" Lem'alar 231
Pek çok alâkadar ve âdeta âşık olduğum dünya, bana "Uğurlar olsun" deyip, misafirhaneden gideceğimi ihtar ediyor. Lem'alar 231
Nur u Kur'an ile gördüm ki: Hem benim, hem herkes için, şu dünya muvakkat bir ticaretgâh ve hergün dolar boşalır bir misafirhanedir. Lem'alar 233
Ey nefsim! Yetmişüç sene, yüzde doksan adamdan ziyade zevklerden hisseni almışsın. Daha hakkın kalmadı. Emirdağ L. 198
(Ey nefsim!), Bir dakika gülmeye bedel, on saat ağlıyorsun. Emirdağ L. 198
Kader senin gizli hatalarına binaen, o musibet eliyle seni hem terbiye, hem hatana keffaret ediyor. Emirdağ L. 198
(Ey nefsim!), Hevesli akılsız çocuklar gibi, muvakkat, ehemmiyetsiz lezzetlerin peşinde koşma! Düşün ki; fâni zevkler, sana manevî elemler, teessüfler bırakıyor. Emirdağ L. 199
Büyük günahları serbest işleyip istiğfar etmemek ve aldırmamak, o imandan hissesi olmadığına delildir. Emirdağ L. 203
Âl i Beyt'in muhabbeti, Risale i Nur'da ve mesleğimizde bir esastır. Emirdağ L. 204
Demiştim ki: Beni bu gurbette, yalnızlıkta kitablarımın mütalaasından mahrum etmeyiniz. Emirdağ L. 287
(Bediüzzaman), hayatı boyunca, hanımlarla konuşmaktan, nazarıyla dahi meşgul olmaktan şiddetle içtinab etmiştir. Tarihçe 464
Allahımız bir, Peygamberimiz bir, Kur'anımız bir, zaruriyat ı diniyede umumumuz müttefikiz. Sünuhat 65
Kendi malından vermeli, yoksa Ali'den alıp Veli'ye vermemeli. İşârât 84
Bir şah, bir gedayı öldürse şeriat kısasa hükmeder, ikisini bir görür. Sünuhat 67
Adalet i Kur'aniye âlem kapısında durup, ribaya yasaktır, girmeye hakkın yoktur, der. Sünuhat 48
Cennet olmasa, Cehennem tazib etmez. İşârât 82
Daha büyüğünü düşünüp, küçükteki derece i nimeti görüp, Allah'a şükretmeli. İşârât 84
Demek muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli, hoş geldin demeli. İşârât 83
Ben yalnız değilim, o gizli hâkim bana bakıyor; beni tecrübe ediyor, bir maksad için beni bir yere sevkedip davet ediyor. Sözler 36
İnsanlar için bir haşir ve neşir olacak. Şualar 218
Kalb, ebed ül âbâda müteveccih açılmış bir penceredir. Bu fâni dünyaya râzı değildir. Mesnevi 120
Yağmurun kataratı, nurun lemeatı dağınık ve yayılmış kaldıkça, çabuk kurur, çabuk söner. Münazarat 18
Beşerin bulaşık eli karışmamak şartıyla, hiçbir şeyde hakikî nezafetsizlik ve çirkinlik görünmüyor. Lem'alar 310
Sadakayı alan sefahette değil, belki nafakasında ve hacat ı zaruriyesinde sarfetmeli. İşârât 76
Tasadduk malda olduğu gibi, ilimde, fikirde, fiilde de olur. İşârât 76
Zekat bir köprüdür ki, müslüman, kardeşi olan müslümana muavenet için ondan geçer. İşârât 77
"Bütün eşya, bütün ahvaliyle vücuda gelmeden ve geldikten sonra ve gittikten sonra yazılıdır ve yazılır ve yazılıyor." Sözler 164
Ehl i Sünnet Velcemaat, sahabeler zamanındaki fitnelerden bahis açmayı men'etmişler. Emirdağ L. 204
Bilirsin ki, büyük bir hasene ve iyilik, çok günahlara keffaret olur. Emirdağ L. 206
Gelecek günler ise madem daha gelmemişler; içlerinde çekeceği hastalık veya musibeti şimdiden düşünüp sabırsızlık göstermek, şekva etmek, ahmaklıktır. Lem' 11
Bir şeyden her şeyi yapmak ve herşeyi birtek şey yapmak, herşeyin hâlıkına has bir iştir. Sözler 61
Şu dünya gidişatına bakılsa görülüyor ki; en âciz, en zaîften tut tâ en kavîye kadar her canlıya lâyık bir rızık veriliyor. Sözler 63 64
Evet baharımızda yer yüzünü bir mahşer eden, yüzbin haşir nümunelerini icad eden Kadîr i Mutlak'a, Cennet'in icadı nasıl ağır olabilir? Sözler 72
Nefis, kendini hür ve serbest ister ve öyle telâkki eder. Mektubat 400
Beşer, fıtraten şu kâinatın Hâlıkına karşı hadsiz bir muhabbet üzerine yaratılmıştır. Lem'alar 57
Resul i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş: "Rabbim bana edebi, güzel bir surette ihsan etmiş, edeblendirmiş." Lem'alar 54
Evet siyer i Nebeviyeye dikkat eden ve Sünnet i Seniyeyi bilen, kat'iyen anlar ki: Edebin enva'ını, Cenab ı Hak habibinde cem'etmiştir. Lem'alar 54
Muhali taleb etmek, kendine fenalık etmektir. Bir dağdan uçmak niyeti ile kendini havalandıran parça paraça olur. Asar ı Bediiyye
Her şeyi yapamayan hiçbir şeyi yapamaz ve birtek şeyi halkeden, her şeyi yapabilir. Sözler 86
Bazı ehl i Cehennem'in bir dişi, dağ kadar olması; cinayetinin büyüklüğüne bir mikyas olarak haber verilmiş. Sözler 80
İnsan istidadı nisbetinde burada ekiyor ve ekiliyor, âhirette mahsul alıyor. Söz 86
Bütün insanların halkolunması ve haşredilmesi, kudret i İlahiyeye nisbeten birtek insanın halkı ve haşri gibi âsandır. Sözler 90
Nimetin devamı, nimetin zâtından daha kıymetlidir. Lezzetin bekası, lezzetten daha lezizdir. Cennet'te devam, Cennet'in fevkindedir ve hâkeza... Şualar 759
Gayet kuvvetli ve hikmetli ve şefkatli bir mutasarrıf var ki, böyle nev i insana bakıyor, besliyor, istediğini veriyor. Sözler 102
Bahar faslında zeminin dar sahifesinde hatasız yüzbin kitabı birbiri içinde yazan bir kalem i kudret gözümüz önünde yorulmadan işliyor. Sözler 101
Kâinatın sahibi, kâinattan zemini ve zeminden nev i insanı intihab edip gayet büyük bir makam, bir ehemmiyet vermiş. Sözler 103
Akılları gözlerinde olan avâma ders veren, fiildir. Asar ı Bediiyye 405
Eğer biz, doğru İslâmiyet'i ve İslâmiyet'e lâyık doğruluğu ve istikameti göstersek, bundan sonra onlardan fevc fevc dâhil olacaklardır. Tarihçe 84
İzzetle mevti, zilletle hayata tercih edenlerdeniz. Mektubat 48
Dünya ile ecelimden başka bir alâkam yok. Mektubat 48
Birisi var ki, bize zemin yüzünü rahmetin binlerle hediyeleri ile doldurmuş, bir ziyafetgâh yapmış. Şualar 168
(Allah), dünya ve âhireti, iki menzil gibi bunu kapar, onu açar bir Kadîr i Zülcelal'dir. Sözler 425
Haşirde herkesin bütün a'mali bir sahife içinde yazılı olarak neşrediliyor. Sözler 426
Âlemde abes yok. Fıtratta israf yok. İşarat ül İ'caz 53
"Bu manevî bahçenin bütün meyvelerini koparamıyorum" diye vazgeçmek kâr ı akıl değildir. İnsan ne kadar koparsa, o kadar kârdır. Lem'alar 340
Evet iman kalbde, kafada daimî bir manevî yasakçı bıraktığından fena meyelanlar histen, nefisten çıktıkça "yasaktır" der, tardeder kaçırır. Hutbe i Şamiye 77
Kâinata Rab olan, kâinat içinde mazlum küçük mahlukların dertlerini görmek, feryatlarını işitmek gerektir. Dertlerini görmeyen, feryatlarını işitmeyen, "Rab" olamaz. Sözler 427
Muhit bir ilmin tecellisidir ki, o tecelli kadere, kader de mikdara, mikdar da kalıba tahavvül eder. Mesnevi 139
Her şey, içerisindeki zerrata bir kalıbtır. Mesnevi 139
Derman hadden geçerse derd getirir, öldürür. Sözler 718
(Güneş), kendi azametiyle beraber sema denizinin yüzünde ancak parlak bir katreciktir ki, ona ism i Nur'dan yalnız bir şua tecelli ile aksetmiştir. B. Mesnevi 486
Ferşten arşa, ezelden ebede kadar en geniş dairelerde insanın vazifesi, yalnız duadır. Mesnevi 110
Güzel gör, hem güzel bak. Tâ güzel düşünmeli. Güzel bil, hem güzel düşün. Tâ leziz hayatı bulmalı. Sözler 711
Hakikî bütün elem dalalette, bütün lezzet imandadır. Sözler 740
Acaba hergün hergün ekmek yersin, su içersin, havayı teneffüs edersin; sana onlar usanç veriyor mu? Sözler 270
Lezzetin elemde, elemin lezzette. Asar ı Bediiyye
Düşman meçhul olduğu zaman, daha zararlı olur. Kandırıcı olursa, daha habîs olur. Aldatıcı olursa, fesadı daha şedid olur. Os. İşarat ül İ'caz
Hayatta gayeme ulaşmak için en büyük mürşidim, ilimdir. G. münteşir
Ey gaflete dalıp ve bu hayatı tatlı görüp ve âhireti unutup, dünyaya talib bedbaht nefsim! Bilir misin neye benzersin? Deve kuşuna... Sözler 169
(Kabri), Bismillah diyerek çalıyorum, Eyvah diyerek kaçmıyorum. Elhamdülillah diyerek rahat bulup yatacağım. Allahü Ekber diyerek ezan ı haşri işitip kalkacağım. Sözler 207
"İktisad eden, maişetçe aile belasını çekmez" hadîs i şerifi sırrıyla: İktisad eden, maişetçe aile zahmet ve meşakkatini çok çekmez. Lem'alar 141
Hayatın yuvası olan cesedi o zerrelere vazife görmek, nurlanmak, talimat yapmak için bir misafirhane, bir mekteb, bir kışladır. Lem'alar 330
Peygamberimiz (a.s.m.), öyle bir istikbalden doğru olarak haber veriyor ki: Şu dünyevî istikbal, ona nisbeten bir katre serab hükmündedir. Sözler 239
Kur'an umum ehl i akla ders veriyor. Sözler 245
Kur'an mu'cizedir. Hem nihayetsiz belâgattadır. Hem, umuma her vakitte hidayettir. Sözler 245
Nasıl, Allah'tan korkmuyorsunuz? Halbuki taşlardan ibaret olan dağlar, onun haşyetinden ezilip dağılıyor. Sözler 250
Dövülmeden ağlama, hiçten korkma, ademe vücud rengi verme. Bu saati düşün; sendeki sabır kuvveti bu saate kâfi gelir. Lem'alar 11
Ömrümün son dakikalarına kadar bu hizmet i kudsiyede hâdim ve şakird olarak bulunayım İnşâallah ü Teala ve minallah i tevfik. G. Münteşir 435/ 320
"Üç nehrin herbirine Cennet'ten birer katre her vakit damlıyor ve ondan bereketlidirler." Sözler 250
Ehl i zındıkanın üstadı, Şeytandır. Mektubat 336
"Tevhid i kıble et." Yani: Birini üstad tut, arkasından git, başkasıyla meşgul olma. Mektubat 356
"Allah'a iman eden hiç kopmayacak bir zincir i nuraniye yapışır, temessük eder." Şualar 700
Su, çok yumuşaktır; üstünde durulmaz. Taş çok serttir, ondan istifade edilmez. Onun için Hakîm i Rahîm, toprağı taş üstünde serer. Sözler 251
Asıl hüner, kardeşini fena gördüğü vakit onu terketmek değil, belki daha ziyade uhuvvetini kuvvetleştirip ıslahına çalışmak, ehl i sadakatın şe'nidir. Şualar 319
Haşir gelmezse; Kader kalemiyle yazılan bu kitab ı kâinatın bütün mıhakkak ma'naları bozulur.Sözler 104
Kur'an ı Mu'ciz ül Beyan'ın hemen hemen üçten birisi haşir ve âhireti teşkil ediyor ve onu bütün hakaikine temel taşı ve üss ül esas yapıyor ve herşeyi onun üstüne bina ediyor. Sözler 105
Bu dünya bizi kovmadan evvel ve haydi dışarıya demeden, biz kemal i izzetle, Allah'a ısmarladık deyip izzetimizle bu fâni zevklerimizi bırakmalıyız. Emirdağ L. 1 201
Bir talebe, yüz dosta müreccahtır. Barla L.. 328
Dinden bir şeyi fasl veya olmayanı vasletmek, ikisi de câiz değildir. Muhakemat 52
İnsanın bu dünyada tulû' ve gurubu ve sair mukadderatı, kalem i kader ile cephesinde yazılıdır. İsterse başını taşa vursun ki, o yazıları silsin; fakat başı kırılır, yazılara bir şey olmaz ha!Mesnevi 122
(Bazan), kalb yoruluyor. Fikir, kendini eğlendirmek için rastgele bir şeyle meşgul olur. Şeytan fırsat bulur, pis şeyleri önüne serpiyor, sürüyor. Sözler 276
Mezheb i hak olan Ehl i Sünnet ve Cemaat derler ki: "Cenab ı Hak bir şeye emreder, sonra hasen olur. Nehyeder, sonra kabih olur. Sözler 276
İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre hâdisatın tazyikatından kurtulabilir. S: 314
Demek bunlar kendi kendilerine işlemiyorlar. Onları işlettiren gizli bir kudret sahibi vardır. Sözler 280
Bütün bu âlemin san'atlarını tefekkür et!Sözler 282
San'atlı bir nakış, nakkaşını bildirmemek olmaz. Nasıl olur ki: Bir harfte koca bir kitabı yazan, bir nakışta bin nakşı nakşeden nakkaş, kendi kitabıyla ve nakşıyla bilinmesin? Sözler 283
Kalem i kader, dağ gibi bir ağaçta ne yazmış ise, tırnak gibi meyvesinde dahi dercetmiştir. Sözler 283
Âdeta şu ova, dağlar birer sahife; yüzbinlerle ayrı ayrı kitablar içinde yazılıyor. Hem hatasız, noksansız olarak yazılıyor. Sözler 283
Nasılki bir ırmağın kabarcıkları gidiyor, arkasından gelen kabarcıklar, gidenler gibi parladığından anlaşılıyor ki; onları parlattıran, daimî ve yüksek bir ışık sahibidir. Sözler 288
Bak şu kâinat bostanına, şu zeminin bağına, şu semanın yıldızlarla yaldızlanmış güzel yüzüne dikkat et!Sözler 294
Bak, şu semavatın denizinde yüzen ve şu zeminin yüzünde serpilen rengârenk mevcudata ve çeşit çeşit masnuata dikkat et!Sözler 295
Elimize geçen şu meyveler, Vâhid i Ehad'in malı olmazsa, bütün dünyayı verse idik, birtek narı yiyemezdik. Sözler 305
Cenab ı Hak'tan niyaz ediyorum ki: Bundan sonra Cenab ı Hak bana o hizmete lâyık ihlas ihsan etsin, ehl i dünyaya tasannu' ve riyadan kurtarsın. Lem'alar 10
Ey ehl i iman! Bu müdhiş düşmanlarınıza karşı zırhınız: Kur'an tezgâhında yapılan takvadır. Lem'alar 72
Siperiniz, Resul i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Sünnet i Seniyesidir. Lem' 72
Ey ehl i iman! Bu müdhiş düşmanlarınıza karşı ... silâhınız, istiaze ve istiğfar ve hıfz ı İlahiyeye ilticadır. Lem'alar 72
Her dua için cevab vermek var; fakat kabul etmek, hem ayn ı matlubu vermek Cenab ı Hakk'ın hikmetine tâbi'dir. Sözler 317
Bir kalb ve vicdan, fezâil i İslâmiye ile mütezeyyin olmazsa, ondan hakikî hamiyet ve sadakat ve adalet beklenilmez. Münazarat 20
Bir müslüman başkasına benzemez. Dini terkedip İslâmiyet seciyesinden çıkan bir müslim; adalalet i mutlakaya düşer, anarşist olur, daha idare edilmez. Emirdağ L. 1 21
Bu dünyayı bir hane gibi idare eden bir zât; hem beni, hem bu çocukları, hem validelerimizi besliyor, rızıklarını veriyor. Emirdağ L. 1 32
Evet bu zamanlarda öyle günahlar, zulümler oluyor ki; rahmet istemeye yüzümüz kalmıyor. Emirdağ L. 1 33
O belalar, ehemmiyetsiz fâni şişelerimizi ve cam parçalarımızı kırmalarıyla, bâki ve uhrevî elmasları bize kazandırıyorlar diye sabır içinde şükretmeliyiz ve sevinmeliyiz. Emirdağ L. 1 36
Kur'an ve ehl i iman, hadsiz masnuatı bir Sâni' i Vâhid'e verir. Doğrudan doğruya her işi ona isnad eder. Mektubat 257
"Herşey zıddıyla bilinir." Meselâ, karanlık olmazsa ışık bilinmez, lezzetsiz kalır. Soğuk olmazsa hararet anlaşılmaz, zevksiz kalır. Lem'alar 209
Bu hizmete, yani ehl i imanı dalalet i mutlakadan kurtarmağa lüzum olsa dünyevî hayat gibi, uhrevî hayatımı da feda etmek bir saadet bilirim. Emirdağ L. 1 13
Hayvanlara dikkat et! Nasıl "Ya Rahman, Ya Rezzak" diyorlar. Sözler 334
İnsan olan bir insandan sor. Bak nasıl bütün esma i hüsnayı okuyor ve cephesinde yazılı. Sen de dikkat etsen okuyabilirsin. Sözler 334
Evet, insanın en birinci üstadı ve en te'sirli muallimi, onun vâlidesidir. Lem'alar 200
Bu zamanda en büyük bir ihsan, bir vazife, imanını kurtarmaktır, başkaların imanına kuvvet verecek bir surette çalışmaktır. Emirdağ L. 1 62
"Acaba ben mi divane olmuşum ki, bütün dünyayı kendiyle meşgul eden bu hâdisata bakmıyorum, ehemmiyet vermiyorum. Yoksa insanlar mı divane olmuşlar?" Emirdağ L. 1 55
Bir çocuk küçüklüğünde kuvvetli bir ders i imanî alamazsa, sonra pek zor ve müşkil bir tarzda İslâmiyet ve imanın erkânlarını ruhuna alabilir. Emirdağ L. 1 41
Risale i Nur'un bir esası, kusurunu bilmekle mahviyetkârane yalnız rıza i İlahî için rekabetsiz hizmet etmektir. Emirdağ L. 1 87
Evet nimete karşı şükretmek ise; in'amı şuuren bilmek ve mün'imin iltifatını derketmek ile olur. Bu ise nimetten çok daha leziz bir nimettir. B. Mesnevi 517
İhlas dairesinde, hizmet noktasında çok hırs ve kanaatsizlik gösterdiğimiz halde, neticelerine ve semeratına karşı kanaatla mükellefiz. Emirdağ L. 1 90
Emir ve izn i İlahî ve havl ve kuvvet i Rabbaniye ile, umum hayvanatın melaikeden bir çobanı, bir nâzırı olduğu gibi; kuş taifesinin de bir çobanı var. Emir 1 92
Risale i Nur Kur'an semalarından bir sema yı maneviyenin güneşleri, ayları ve yıldızlarıdır. Emirdağ L. 1 98
Muhali taleb etmek, kendine fenalık etmektir. Münazarat 17
İnadın gözü, meleği Şeytan görür. Sözler 718
Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinat ve kâinattaki mevcudatın tesbihatları onda dizilmiştir. Emirdağ L. 1 97
O meyveler, nümunelerdir. Tatmaya izin var, tâ asıllarına talib olup müşteri olsun. Yoksa, hayvan gibi yutmaya izin yoktur. Sözler 37
Dikkat ediniz; gözünüzle görseniz dahi perdeyi yırtmayınız. Fenalığa karşı iyilikle mukabele ediniz. Emirdağ L. 1 108
Kur'an ı Hakîm ehl i şuura imamdır, cin ve inse mürşiddir, ehl i kemale rehberdir, ehl i hakikata muallimdir. Mektubat 311
Kur'anın manaları, dağ gibi akılları işba' ettiği gibi, sinek gibi küçücük basit akılları dahi aynı sözlerle talim eder, tatmin eder. Sözler 409
"Fatihanın Kur'an kadar sevabı vardır." Sözler 346
Bizler için şimdi herşeyin iyi tarafına ve güzel cihetine ve ferah verecek vechine bakmak lâzımdır ki manasız, lüzumsuz, zararlı, sıkıntılı, çirkin, geçici haller nazar ı dikkatimizi celbedip kalbimizi meşgul etmesin. Şualar 510
Şu âlemin mikyasıyla âlem i ebedînin şeyleri tartılmaz. Buranın en büyüğü, oranın en küçüğüne müvazi gelemez. Sözler 348
Bazan olur ki; birtek kelime, birtek tesbih, öyle bir saadet hazinesini açar ki, altmış sene hizmetle o açılmamış. Sözler 349
Rûy i zemin, umumî bir mezraadır. İçindeki bütün hayvanatın taifelerine Hâlık ı Zülcelal'in emriyle, izniyle, hesabıyla, havl ve kuvvetiyle bir melek i müekkel nezaret eder. Sözler 353
Her şeyin suret i maddiyesinde Kudret i Rabbanî ustadır, kader mühendistir. Mesnevi 34
"Arştan ferşe, yıldızlardan sineklere, meleklerden semeklere, seyyarattan zerrelere kadar herşey Cenab ı Hakk'a secde ve ibadet ve hamd ve tesbih eder. Sözler 352
(Melekler), nurdan mahluk oldukları için gıdalarına nur kâfidir. Hattâ nura yakın olan rayiha i tayyibe dahi onların bir nevi gıdalarıdır ki, ondan hoşlanıyorlar. Sözler 353
"Bir âlimin yatağına yaslanarak ilmine (kitabına) bir saat bakması, yetmiş saat ibadetten hayırlıdır." Tefekkürnâme
İman ne kadar mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar. İşte asr ı saadet. Münazarat 23
İfrat ve tefrit de muzırdır. Belki daha ziyade, fakat ifrat, tefrite sebeb olduğundan daha kabahatlidir. Muhakemat 22
Acaba bir şeriat, "karıncaya bilerek ayak basmayınız!" dese, tâzibinden men' etse, nasıl Benî Âdem'in hukukunu ihmal eder. Münazarat 66
"Din ile dünyayı taleb edenlere veyl olsun." Tefekkürnâme
Herşey, Nur u Ahmedî (A.S.M.) ile alâkadardır. Sözler 362
Allahım! Sen benim mâbudumsun, senin rızan benim matlubumdur. B. Mesnevi
(Ey nefis!) Hayvan gibi olamazsın. Sözler 362
Eğer bir adamın iyilikleri fenalıklarına kemmiyeten veya keyfiyeten ziyade gelse, o adam muhabbete ve hürmete müstehaktır. Lem'alar 88
İnsan, fıtratındaki zulüm damarıyla, şeytanın telkiniyle, bir zâtın yüz hasenatını bir tek seyyie yüzünden unutur, mü'min kardeşine adavet eder, günahlara girer. Lem' 88
Sinek ve böceklerin bülbülleri hem çoktur, hem çeşit çeşittirler. Sözler 355
"Cenab ı Hak bir adamı senin elinle hidayete getirmesi, güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha hayırlıdır." Tefekkürnâme
Yeryüzünün tarlasında nebatatın herbir taifesi ... "Ya Rabbena! Bize kuvvet ver ki, yeryüzünün herbir tarafında taifemizin bayrağını dikmekle saltanat ı rububiyetini lisanımızla ilân edelim." Sözler 356
"Cenab ı Allah şu ümmetin üstünde hem deccal'in kılıncını, hem de büyük harb kılıncını beraber cem etmeyecektir." Tefekkürnâme
Şu kâinat sarayında bir nevi hademe olan insanlar, hem melaikeye benzer, hem hayvanata benzer. Sözler 357
"Kim ki, İslâmı ihya etmek niyeti ile ilimden bir bâb tahsil ederse, onun derecesi ile peygamberlerin derecesi arasında yalnız bir derece kalmış olur." Tefekkürnâme
Evet biz ücretimizi almışız. Ona göre hizmetle ve ubudiyetle muvazzafız. Sözler 360
"Bir ilim talebesi, ilim tahsil etmekte iken vefat etse, şehid olur." Tefekkürnâme
Elbette bu zamanda umum âlem i İslâmı alâkadar edecek bir kudsî vazife yüzünden hafif bir zahmete ehemmiyet vermemekle mükellefiz. Şualar 323
Peygamberimiz (a.s.m.) buyuruyorlar ki: "Kur'anı öğrenen ve öğreten ve içindeki hakaiki ders veren, bilmiş olsunlar ki, kıyamet günüde onların Cennet'e girmelerine sâik ve delil ben olacağım." Tefekkürnâme
Bizden gayrısına kendisini benzeten, bizden değildir. Sakın, Yahudi ve Hıristiyanlara kendinizi benzetmeyiniz." Tefekkürnâme
(Kur'ana) yapış. Her derde bir deva, her zulmete bir ziya, her ye'se bir rica, içinde vardır. Lem'alar 226
Hiss i rekabet, makina i terakkiyat ı medeniyetin buharı hükmünde olan müsabakayı intac eder. Asar ı Bediiyye 356
Kur'an ı Hakîm'in bize verdiği en mühim bir ders, "iman ı bil'âhiret"tir. Lem'alar 227
Bunu da inkâr etmem: Medeniyette vardır mehasin i kesîre.. lâkin onlar değildir ne Nasraniyet malı, ne Avrupa icadı. Sözler 714
Eğer ezkiya zekâvetlerinin zekâtını ve ağniya velev zekâtın zekâtını milletin menfaatına sarfetseler; milletimiz de başka milletlere yolda karışabilir. Münazarat 63
Allah'tan havf eden, başkaların kasavetli, belalı havfından kurtulur. Sözler 358
Mahşerde herkes "nefsî nefsî" dediği zaman, yine "ümmetî ümmetî" diyerek en kudsî ve en yüksek bir fedakârlık ile, yine şefaatıyla ümmetinin imdadına koşan bir zâtın gittiği âleme gidiyoruz. Lem'alar 225
Bir ilâcı istihsan edip izdiyad etmek, devâyı dâ'e inkılâb etmektir. Muhakemat 32
Kavun, kalbinde nüveler suretinde bin niyet eder ki, "Ya Hâlıkım! Senin esma i hüsnanın nakışlarını yerin bir çok yerlerinde ilân etmek isterim." Sözler 361
"Ey insanlar! Rabbinize ibadet ediniz." B. Mesnevi 357
(Hayatın) yalnız dünyevî ehemmiyetsiz meyvelerini görüp dünyaya gelişinden pişmanlık gösterme. Mektubat 225
Nasılki hayatın dünyaya gelmesi bir halk ve takdir iledir; öyle de, dünyadan gitmesi de bir halk ve takdir ile, bir hikmet ve tedbir iledir. Mektubat 7
İlim azizdir, zelil etmek istemem. Hem de size göstermek isterim ki: Bir kısım ehl i ilim vardır ki; dünyaya tenezzül etmez ve san'at ı ilmi, medar ı maişet etmez. Münazarat 68
Kur'an, bütün ins ü cinnin bütün tabakalarını imana davet eder. Sözler 390
Yedi def'adır şu hayat elimden üçacaktı. Emâneten elimde bırakılmış. Bunu vermekten minnet etmek hakkım değildir. Münazarat 74
Maddiyatta tevaggul eden, ma'neviyatta gabileşir ve sathî olur. Muhakemat 18
Herkesin istidadına göre eğer kaybetmezse orada bir saadeti vardır. Sözler 74
Dünkü günü halkeden ve o güne mahsus mevcudatı icad eden zât; yarınki günü mevcudatıyla halketmeye muktedir olduğu hiçbir vecihle şübhe getirmez. Sözler 78
(Kur'an), hiçbir şeyi, hiçbir kimseyi, taklid etmemiş. Hiç kimse de onu taklid edemiyor. Sözler 374
Dünyada en sevdiğim şey muhabbet ve en darıldığım şey de husumet ve adavettir. Münazarat 77
(Kur'an), binler defa tekrar edilse usandırmıyor, belki lezzet veriyor. Sözler 378
"Bir harf kâtibsiz olmaz" bildikleri halde, nasıl bir harfinde bir kitab yazılan şu kâinat kitabını, kâtibsiz zannediyorlar. Sözler 387
Bize ve merakımıza, dairemiz içindeki ezvâk ı ma'neviye ve envâr ı imaniye kâfi ve vâfidir. Kastamonu L. 118
Sen de onların inkârından müteellim olma. Allah'ın akılsız hayvanları çoktur, de. Sözler 387
Herbir sersemin safsatasına, her divanenin hezeyanına kulak verilmez. Sözler 388
Herkesin bu âlemde birer âlemi var, birer kâinatı var. Emirdağ L. 2 69
Lübbü bulmayan, kışır ile meşgul olur. Hakikatı tanımayan hayâlata sapar. Muhakemat 49
İttihad, cehl ile olmaz. İttihad, imtizâc ı efkârdır. Münazarat 73
"Mü'minler, ancak kardeştirler." Münazarat 76
"Birinizi kendisi için istediği şeyi kardeşi için de istemedikçe tam iman etmiş olmaz." Münazarat 76
Yalnız günah cihetinde ölüyorum, hasenat cihetinde yaşıyorum diye Allah'a hadsiz şükrediyorum. Emirdağ L 1 184
Cenab ı Hak ezelîdir, ebedîdir, evvel ve âhirdir. Hiçbir cihette ne zâtında, ne sıfâtında, ne ef'alinde nazîri, küfvü, şebihi, misli, misali, mesîli yoktur. Sözler 412
Çoklar var ki, büyüklerine ve mürşidlerine itimad edip tenbellik eder. Hattâ bazan, "Namazımız kılınmış" der. Sözler 413
(Cenab ı Hak), "sizi bir mahkeme i kübraya gönderecektir. Yeri ihya ettiği gibi, sizi de ihya edecektir." Sözler 416
Koca kâinatı idare eden, küçük mahlukatı başka ellere bırakmaz. Sözler 417
Senin Rabbin alîm ve hakîm'dir. Sözler 418
Dünyevî dostlar ve rütbeler, kabir kapısına kadardır. Mektubat 71
Cennet Cehennem, şecere i hilkatten ebed tarafına uzanıp eğilerek giden dalının iki meyvesidir. Sözler 532
Risale i Nur onun her müşkilini halledebilir. Hâlisane, teslimkârane ona çalışsın, onu dinlesin. Emirdağ L 1 158
İnsanlara kendini bildirmek, bir şöhretperestlik olmasından; bir enaniyet, bir hodfüruşluk, bir riyakârlık ihtimali var. Bu ise, bizim gibilere tam zarardır. Emir L 1 161
Peygamberimiz (a.s.m.), üstad ı Ezelî'sinden ders alıyor, sonra söylüyor. Sözler 406
Işık verici, ısındırıcı müteharrik bir lâmba olan Güneş, elbette bir gün seyri bitecek, mahall i kararına yetişecek, size faidesi dokunmayacak bir suret alacaktır. Sözler 393
Nasıl gündüzün ziyası "Güneş'ten geldim" der. Kur'an dahi, "Ben, Hâlık ı Âlem'in beyanıyım ve kelâmıyım" der. Sözler 397
"Güneş, nurani bir ağaçtır. Seyyareler onun müteharrik meyveleri... Ağaçların hilafına olarak güneş silkinir, tâ o meyveler düşmesin. Eğer silkinmezse, düşüp dağılacaklar." Sözler 394
"Evet Güneş bir meyvedardır; silkinir tâ düşmesin seyyar olan yemişleri. Eğer sükûtuyla sükûnet eylese, cezbe kaçar, ağlar fezada muntazam meczubları." Sözler 394
(Allah), madem ki, yapar ve bilir; elbette konuşur. Madem konuşur, elbette konuşmasına yakışan Kur'andır. Sözler 398
"İstediğin her şey için Kur'andan her ne istersen al." Sözler 398
Nur'un hizmeti; hem maişet, hem rahat ı kalbe bereketleriyle yardım ettiği gibi; ibadet i tefekkürî nev'inden olması cihetiyle, mübarek ayların sevablarına büyük yardımı olur. Emirdağ L. 1 167
(Kur'an), her asırda taze nâzil oluyor gibi tazeliğini, gençliğini muhafaza ediyor. Sözler 407
Evet Kur'an, bir hutbe i ezeliyye olarak umum asırlardaki umum tabakat ı beşeriyeye birden hitab ettiği için öyle daimî bir şebabeti bulunmak lâzımdır. Sözler 407
Kur'anın düsturları, kanunları, ezelden geldiğinden ebede gidecektir.Medeniyetin kanunları gibi ihtiyar olup ölüme mahkûm değildir. Dâima gençtir, kuvvetlidir. Söz: 408
Elbette isyan edeni Cehennem'e müstehak olur. Muhakemat 30
Biz bakıyoruz, bu zamanda en büyük ihsan, imanı kurtarmaktır. Ve görüyoruz, imanı hârika bürhanlarla kurtaran başta Risale i Nur'dur. Kastamonu L. 46
Dünya için din feda olunmaz. Tarihçe 58
Nasıl maddî hava fena ise, fena tesir ediyor. Manevî hava da bozulsa, herkesin istidadına göre bir sarsıntı verir. Kastamonu L. 66
Hüsn ü niyet öyle bir kimyadır ki; şişeleri, elmasa çevirir; toprağı, altun yapar. Kastamonu L. 67
Bir şey bütün elde edilmezse, bütün bütün elden kaçırılmaz. Lem'alar 340
Zâhiren çirkin perdeler altında, gayet güzel neticeler var. Emirdağ 1 132
Her şey, Cenâb ı Hakk'ın takdiriyledir. Sözler 4681004
Sizin herşeyiniz muhafaza ediliyor. Her ameliniz yazılmıştır. Mektubat 227
Evet, dünya öldükten sonra âhiret olarak diriltilecektir. Sözler 5331003
Karnı aç olan bir kimse, bütün insanları aç zanneder. B. Mesnevi 109
Hidayet, ruhun Cennet'idir. İşârat ül İcaz 60
Dalâlet, ruhun Cehennem'idir. İşârat ül İcaz 60
(İman), her derdin en kudsî dermanıdır. Kastamonu L. 14
Senin elin kırık ise, kesilmiş ellere bak. Lem'alar 215
İnsan hatâdan hâli olamaz: fakat tevbe kapısı açıktır. Kastamonu L 34
Gençlik gidiyor. Ömür geçiyor ... Zamanlar geri gelmiyor. Gençlik Rehberi 235
Biz de bütün kuvvetimiz ve merakımızla, vaktimizi kudsî vazifeye hasretmeliyiz. Onun hâricindekileri mâlâyani bilip, vaktimizi zâyi etmemeliyiz. Emirdağ L. 441013
Size kâinatın en büyük mes'elesi olan iman hizmeti yeter. Kastamonu L. 193
Fâni zevkler, sana ma'nevî elemler bırakıyor. Emirdağ L. 199
İnsan ebed için halkedilmiş ve ebede gidecektir. Sözler 88
Elbette bir vakit O'na döneceğiz. Lem'alar 120
İman hizmeti, iman hakaiki, bu kâinatta her şeyin fevkindedir: Hiç bir şeye tâbi ve âlet olamaz. Kastamonu L. 137
Evet, geçmiş ömrü israf ettik, zâyi ettik. Çok mübârek zatlar, ahbablar kaybettik. Yalnız kaldım. O mübâreklerle âhirete çalışmadım. Barla L. 109
Allah, elbette seni senden daha çok görüyordur ... Ve sana senden daha yakındır. Mesnevi 158
Başka kitablar, hiçbir cihetle Kur'ana yetişemez. Hakikî söz odur: onu dinlemeliyiz. Gençlik Rehberi 109
Gözümüzle görüyoruz: Birisi var ki, bize zemin yüzünü rahmetin binlerle hediyeleriyle doldurmuş, bir ziyafetgâh yapmış. Şualar 1681022
Risale i Nur, bu zamanın bir mürşididir. Kastamonu L. 31
Bediüzzaman diyor ki: Mal ve servet bana lezzet vermiyor: dünyaya ancak bir misafirhane nazarıyle bakıyorum. Tarihçe 48
Hakaik i imaniye ve hizmet i nuriye i kudsiye, kâinatta hiçbir şey'e âlet olamaz:Rıza yı İlâhiden başka bir gayesi olamaz. Emirdağ L. 39
Gelin, hepimiz bu hevâi ve nefsî arzulardan vazgeçelim: Hakaik i Kur'aniyenin önünde diz çökelim ve bu asrın saadeti olan Nur Medresesine koşalım. Şualar 558
Bu hizmette doğrudan doğruya, yalnız Cenâb ı Hakk'ın rızasını esas maksad yapmak gerektir. Lem'alar 160
Peygamberimiz (A.S.M.), insanların çekilmesiyle ve dinlememesiyle daha ziyâde sa'y ü gayret ve ciddiyetle tebliğ etmiş. Lem'alar 131
Sen neci oluyorsun ki, böyle hırs ile, Herkes beni dinlesin! diye vazifeni unutup vazife i İlâhiyeye karışıyorsun? Lem'alar 152
Kabul ettirmek, senin etrafına halkı toplamak Cenâb ı Hakk'ın vazifesidir: vazifeni yap, Allah'ın vazifesine karışma. Lem'alar 152
Hayat ı ebediyeyi kazanmakta en birinci vâsıta ve saâdet i ebediyenin anahtarı, imandır. Şualar 4621031
Bütün kâinatın en büyük gayesi, ubûdiyet i insaniyedir. Emirdağ L. 57
Herbiriniz, ötekinin faziletlerine nâşir olunuz. Uhuvvet Risalesi 45
Sakın, birbirinize tenkid kapısını açmayınız. Uhuvvet Risalesi 45
Risale i Nur'un vazifesi, imanı kuvvetlendirip kurtarmaktır. Şualar 393
Yer ve gök, iki mutî asker gibi emirlerine bakan bir zâta (Allah'a) isyan edilmez, edilmemeli ... Sözler 376
En büyük ve en yüksek maksad, hakaik i imaniyedir. Kastamonu L. 112
Dünya harab edildikten sonra, o dünyayı yapan zât, yine daha güzel bir sûretle onu tamir edecek,âhiretten bir menzil yapacaktır. Sözler 333
Kur'ana ait en cüz'i, en küçük bir nüktenin de kıymeti büyüktür. Kastamonu L. 224
Risale i Nur, iman kurtarıcıdır. Kastamonu L. 2351040 (Güneş) bir soba, bir lambadır. Odununu, gazyağını veren kimdir? Bil, ayıl!Kastamonu L. 232
Dünya bütün şa'şaasıyla, âhirete nisbeten bir zindan hükmündedir. Sözler 204
Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Lem'alar 68
Fenalığa karşı, iyilikle mukabele ediniz. Emirdağ L. 108
İbadeti terkeden, mevcûdatın ibadetini görmez ve göremez: belki de inkâr eder. Lem'alar 190
Dünyaya ait işler, kırılmağa mahkûm şişeler hükmündedir. Mektubat 33
Kabir,ehl i iman için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısıdır. Sözler 142
Bir saray gibi şu âlemin tek bir ustası vardır. Sözler 280
İhlâsı kazanmak çok mühimdir. Lem'alar 133
Bir gıybet etsen, murdar bir et sûretinde sana yedirirler. Sözler 581
Eğer Allah razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok!Lem'alar 160
İslâmın ve Asya'nın istikbali, uzaktan gayet parlak görünüyor. Muhakemat 42
Ben bir hizmetkârım, çekirdek gibi çürüdüm gittim. Risale i Nur ise, Kur'an ı Hakîmin tefsiridir, ma'nasıdır. Emirdağ L. 133
Tabiatın perdesi ile Allah'ın nurunu görmeyen insan, herşey'e bir ulûhiyet verip, kendi başına musallat eder. Sözler 539
Ben şu evi nasıl yaptım ve tanzim ettim: Öyle de, şu dünya hânesini birisi yapmış ve tanzim etmiş. Sözler 537
Kuvvet haktadır, hak kuvvette değildir. Sözler 541
İnsanlarda sıhhat ve istikamet ile vahdet olmazsa, ziyadeleşmekle küçülür, bozuk olur, kıymetsiz olur!.. Mektubat 475
Ey nefis! Eğer takva ve amel i salih ile Hâlıkını râzı etti ise, halkın rızâsını tahsile lüzûm yoktur. Mesnevi 185
Ecel ve herşey, kader i İlâhi iledir. Lem'alar 130
İnsan kendi vazifesini yapıp, Cenâb ı Hakk'ın vazifesine karışmamalı. Lem'alar 131
Allah'a abd ve asker olmak, öyle lezzetli bir şereftir ki, ta'rif edilmez. Sözler 29
Evet, Cennet ucuz değil: iki hayatı imha eden küfr ü mutlaktan kurtarmak, bu zamanda pek çok ehemmiyetlidir. Şualar 296
Evet, Kur'anın dediği gibi: İnsan, seyyiatından tamamen mes'uldür: çünki, seyyiatı isteyen odur. Sözler 464
İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydalı olandır. Münazarat
Başkasının dalâleti, sizin hidayetinize zarar etmez. Emirdağ L. 44
Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!Münazarat
Bir sünnet yüzünden yüz günaha girilmez. Hanımlar Rehberi 25
(Melekler), Emre muhalefet etmezler: ne emrolunsa onu yaparlar. Sözler 511
İnsan öldükten sonra, esaslı bir ciheti bâkidir: o esas ise ruhtur. Şualar 225
Her mevcûd, san'atlı ve hikmetli vücûda geliyor. Lem'alar 178
Hüsn ü niyet öyle bir kimyadır ki, şişeleri elmasa çevirir: toprağı altın yapar. Kastamonu L. 67
Bu asrın hassası şudur ki: hayat ı dünyeviyeyi, hayat ı bâkiyeye bilerek tercih ettiriyor. Kastamonu L. 104
Şübheli mal hükmünde ve ma'nen müşterek olan erzâk ı umûmiyeden helâl olmak için, miktâr ı zârûret derecesinde kanaat ediyorum. Kastamonu L. 141
Kader i İlâhiyeye karşı şekva ile değil, rızâ ile karşılar. Kastamonu L. 141
Farzları yapan, kebireleri işlemeyen kurtulur. Kastamonu L. 148
Takvâ, menhiyattan ve günahlardan içtinâb etmek ve amel i sâlih, emir dâiresinde hareket ve hayrât kazanmaktır. Kastamonu L. 148
Bir haramın terki vâcibtir. Bir vâcibi işlemek, çok sünnetlere mukabil sevabı var. Kastamonu L. 148
Bu dünya hayatı, hususan bu zamanda, bu şerâit altında kıymeti yoktur. Başa ne gelse gelsin,hoş görmeli. Şualar 336
Mâdem herşey gidiyor ve gittikten sonra, eğer lezzet ve keyf ise, boşu boşuna gider, bir hasret kalır. Şualar 300
Risaleleri ciddî okumak ve yazmak, yirmi sene medresede okumaktan fâiktir ve daha menfaatlidir. Barla L. 142
Ekser hastalıklar sû i istimalâttan, perhizsizlikten ve israftan ve hatîattan ve sefâhetten ve dikkatsizlikten geliyor. Lem'alar 217
En zâif, en aptal hayvan: en iyi beslenir. (Meyve kurtları ve balıklar gibi) Sözler 23
En âciz, en nâzik mahlûk: en iyi rızkı o yer. (Çocuklar ve yavrular gibi) Sözler 23
Şu ateş azâbı, Kur'ana imtisal etmeyen kâfirlere hazırlanmıştır. İşarât ül İ'caz 127
Cehennem matvîdir: ya'ni bükülmüştür: ya'ni tam açık değildir. İşarât ül İ'caz 129
Ne vardı, insanlar ya göründüğü gibi olsa, yahud olduğu gibi görünseler idi. Zekâi Barla L. 180
Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. Asar ı Bediiyye Münazarat 67
Büyük işlerde yalnız kusurları gören, cerbezelik ile aldanır veya aldatır. Münazarat 34
Me'muriyete veya imârete giren, yalnız hamiyet ve hizmet için girmelidir. Yoksa, yalnız maişet ve menfaat için girse, bir nev'i çingenelik eder. Münazarat 39
Ne yapayım, acele ettim kışta geldim: sizler Cennet âsâ bir baharda geleceksiniz. Münazarat 48
Bir def'a okumak kâfi değil. Hepsi yanında bulunup, dâima okumalıdır. Barla L. 51
Şimdi ekilen Nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır. Münazarat 48
(İnsan), elden geldiği kadar kusurları kendine lâyık görmez ve kabul etmez. Sözler 477
(İnsan), kendini görür, kendine güvenir, kendini beğenir. Sözler 477
Ne vakit bir araya gelsek, Sözler'den birini açıp okuyoruz ... tatlı tatlı istifade edip, Üstadımızla görüşüyoruz. Kastamonu L. 216
Herkes bir ahlâkda olamaz. Bazıları meşru' dâirede rahatını istese de, i'tiraz edilmemeli. Kastamonu L. 223
Ma'nevî bir istiğfar olan kusurumu bildim. Kastamonu L. 223
Kur'an bizi siyasetten men etmiş: tâ ki, elmas gibi hakikatları ehl i dünyanın nazarında cam parçalarına inmesin. Kastamonu L. 240
Cenâb ı Hak bize akrebdir ve herşeyden daha ziyâde yakındır. Biz ise, O'ndan nihayetsiz uzağız. Sözler 492
Hadîste var ki, Dünya muhabbeti, bütün hataların başıdır. Sözler 494
Cennet, bütün lezâiz i ma'neviyeye medâr olduğu gibi, bütün lezâiz i cismâniyeye de medârdır. Sözler 497
Ehl i Cennet ruhları, berzah âleminde yeşil kuşların cevflerine girerler ve Cennet'te gezerler. Sözler 505
Ben Allah'ın emriyle, cihad yolunda hareket etmeye vazifedârım. Cenâb ı Hakk'ın vazifesine karışmam: muzaffer etmek veya mağlûb etmek O'nun vazifesidir. Lem'alar 131
Peygamberimiz (A.S.M.), Cenâb ı Hakk'ın vazifesine karışmazdı. Lem'alar 131
İnsan, bütün kâinatla alâkadardır. Sözler 471
Şübheler, erkân ı imaniyenin za'fından ileri geliyor. Lem'alar 131
Bu hasbî ve Kur'anî hizmetten zevk alıyoruz: lâyıkıyla yapamıyorsak da yolunda bulunuyoruz. Barla L. 53
Bir dert görünürse devâsı âsandır. Münazarat 34
Biz, ruhumuzla, canımızla, vicdânımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle demeliyiz ki: Biz ölsek, milletimiz olan İslâmiyet haydır, ilelebed bâkidir. Münazarat 61
Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz, sahibsiz olamaz. Bir harf kâtibsiz olamaz, biliyorsun. Nasıl oluyor ki, nihayetsiz derecede muntazam şu memleket hâkimsiz olur? Sözler 49
Mal sahibi zannettiğin esbâb, mal sahibi değillerdir. Asıl mal sahibi onların arkasında iş gören Kudret i Ezeliyedir. Mesnevi 10
Mü'minler Cehennem'e gitmemek için Allah'tan isterim, benim vücûdum Cehennem'de büyüsün ki, onların yerine azab çeksin. Emirdağ L. 38
Âkıbeti görmiyen kör hissiyatın hükmiyle, hâzır bir dirhem zehirli lezzeti, ileride bir batman sâfi lezzete tercih etmek bu zamanın dehşetli bir marazı, bir musibetidir. Kastamonu L. 197
Cesed, gelip geçicidir. Sözler 517
Cesed, ruhun hânesi ve yuvasıdır: libâsı değil!Sözler 517
İbadetin yapılması, ateşe girmemeğe vesiledir. İşârat ül İ'caz 127
Ey insanlar! Allah'ın emirlerine imtisal etmeyip, bilhassa taşlara ve câmid şeylere ibâdet yaparsanız, muhakkak biliniz ki, tapanlar ile taptıkları şeyleri yiyip yutacak bir ateşe gireceksiniz. İşârat ül İ'caz 127
Âyât ı Kur'aniyyede öyle bir câmiiyyet var ki, her derde devâ, her hâcete gıda olabilir. Sözler 213
Ahvâl i uhreviyye ve berzahiyye ise, çendan akl ı beşer kendi başiyle yetişemiyor, göremiyor. Fakat, Kur'anın gösterdiği yollar ile onları görmek derecesinde isbat ediyor. Mesnevi 43
Tevhidin en kuvvetli delili ve kudretin en hayretli mu'cizesi, sûretleri açmasıdır. Şualar 167
(Allah'ın) mevcûdata karşı nisbeti hallâkıyyettir. Emr i kün feyekün ile, irâde i ezeliyesiyle, ihtiyariyle îcad eder. İcâbî ve ızdırârî ve sudûr u gayr i ihtiyari gibi münâfi i kemâl her bir rabıtadan münezzehtir. Sözler 412
Cevv berrak, sâfi, hiç bir şey yokken, bir mahşer i acâib gibi dağvâri parçaları kendi kendine toplamıyor. Belki, zîhayatı tanıyan birisidir ki, gönderiyor. Sözler 412
Beğendiğin şeyde ifrat etme! Lemaât 718
Hakkı bulduktan sonra, ehak için ihtilâfı çıkarma!Lemaat 718
Kuva yı insaniye, tahdid edilmediğinden cinayeti büyük olur. Lemaat 707
Kâmillerde büyüklük mikyasıdır küçüklük. Nâkıslarda küçüklük mîzânıdır, büyüklük. Lemaat 724
Kışrı lüb zannetmek, lübbü zâyi etmektir. Asar ı Bediiyye Lemaat
Nur Şakirdlerinden çokları, hem malını, hem istirahatını, hem dünya zevklerini, hem lüzûm olsa hayatını Nur'un hizmetinde feda ediyorlar. Sen ey nefsim! Neden fedakârlıkta en geri kalmak istersin? Emirdağ L. 200
(Bütün muhakkikler), Tılsim ı kâinatı ve muamma yı hilkati keşf ve fetheden yalnız sensin, Ey Kur'an ı Kerim! demişler. Sözler 435
(Kur'an ı Kerim) bir ilm i muhite istinad ediyor ve cemi' eşyayı birden görebilir: ezel ve ebed ortasında bütün hakaik ı bir anda müşahade eder bir Zât'ın kelâmıdır. Âmennâ ... Sözler 436
Evet, velâyetin kerâmeti olduğu gibi, niyet i hâlisenin dahi kerâmeti vardır. Samimiyetin dahi kerâmeti vardır. Mektubat 372
Evet, hakikat ı mutlaka mukayyed enzâr ile ihâta edilmez. Kur'an gibi bir nazar ı küllî lâzım ki, ihâta etsin. Sözler 439
Peygambere (A.S.M.) intisab edip, O'nun kemalâtına istinad ederek O'nun pederâne şefkatine i'timad edip kusur ve hatîat etmemelisiniz ... Sözler 413
Kur'an ı Mübîn, yirmi senede hâcetlerin mevkileri i'tibâriyle necim necim olarak, müteferrik parça parça nüzûl ettiği halde, öyle bir kemâl i tenâsübü vardır ki, gûya bir def'ada nâzil olmuş gibi bir münasebet gösteriyor. Sözler 414
İstidat ve ihtiyac ı fıtrî lisaniyle insan ne istemişse, bütün verilmiş. İnsana olan ni'met i İlâhiyye, ta'dâd ile bitmez, tükenmez. Sözler 422
Elhamdülillah, siyasetten tecerrüd sebebiyle, Kur'anın elmas gibi hakikatlarını propaganda i siyaset ittihamı altında cam parçalarının kıymetine indirmedim. Mektubat 49
Bütün mevcûdatın muntazam sûretlerini basit maddeden yapmak ve açmak, vahdeti bedahetle isbat eder. Şualar 170
Meziyetin varsa, hafâ turâbında kalsın: tâ neşvünema bulsun. Lemaat 720
Bütün erkân ı imaniyenin inkişafiyle, hakikî kemâl bulunur. Sözler 335
Âyinedir bu âlem, her şey hak ile kâim. Mir'ât ı Muhammed'den Allah görünür dâim. Barla L. 86
Ebedî ve sermedî olan bir cemâlin seyirci müştâkı ve âyinedâr âşıkı, elbette bâki kalıp ebede gidecektir. Sözler 126
İnsan, eğer kesrete dalıp kâinat içinde boğulup dünyanın muhabbetiyle sersem olarak fânilerin tebessümlerine aldansa, onların kucaklarına atılsa, elbette nihayetsiz bir hasarete düşer. Sözler 364
Cenâb ı Hak, haşirde adâlet i mutlaka ile mîzân ı ekberinde a'mâl i mükellefini tarttığı zaman, hasenatı seyyiata galibiyeti, mağlûbiyeti noktasında hükmeyler. Lem'alar 88
Evet bir bahr ı müsebbih olan şu semavatın kelimat ı tesbihiyesi: güneşler, aylar, yıldızlar olduğu gibi, bir tayr ı müsebbih ve hâmid olan şu zeminin dahi elfaz ı tahmidiyesi: hayvanlar, nebatlar ve ağaçlardır. Sözler 164
O cüz' i ihtiyarîden dahi vazgeçip, irade i İlahiyeye işini bırakıp, kendi havl ve kuvvetinden teberri edip, Cenab ı Hakk'ın havl ü kuvvetine iltica ederek hakikat ı tevekküle yapışmaktır. Sözler 212
Güzel değil batmakla gaib olan bir mahbub. Çünki zevale mahkûm, hakikî güzel olamaz. Aşk ı ebedî için yaratılan ve âyine i Samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli. Sözler 214
Zeval i lezzet, elem olduğu gibi: zeval i lezzetin tasavvuru dahi bir elemdir. Sözler 215
Nimet içinde in'am görünür: Rahman'ın iltifatı hissedilir. Nimetten in'ama geçsen, Mün'im'i bulursun. Sözler 216 217
Hem her eser i Samedanî, bir mektub gibi, bir Sâni' i Zülcelal'in esmasını bildirir. Nakıştan manaya geçsen, esma yoluyla Müsemmayı bulursun. Sözler 217
Evet, masnuatta hiçbir eser yok ki, çok ma'nalı bir lâfz ı mücessem olmasın, Sâni' i Zülcelal'in çok esmâsını okutturmasın. Sözler 217
Tohumlar gibi neşv ü nemasız kalan birçok istidad çekirdekleri, zâhirî çirkin görünen hâdiseler yüzünden sünbüllenip güzelleşir. Sözler 231 232
Şeriât, vâzı ı esaret değildir. Belki en vahşi bir suretten, böyle tamamen hürriyete yol açacak ve geçebilecek bir surete indirmiştir: ta'dil etmiştir. Sünuhat 68
Âlemin her hâlinde hayr ı mahz olamaz. Sünuhat 69
Evet, madem ezelî, ebedî bir Allah var: elbette Saltanat ı Ulûhiyetinin sermedî bir medârı olan âhiret vardır. Sözler 101
Kur'an ı Hakîm, şu kâinattan bahsediyor: tâ, zât ve sıfat ve esmâ i İlâhiyeyi bildirsin. Sözler 243
Ey insan! Şu kâinattan maksad ı a'lâ: tezahür ü rububiyete karşı, ubudiyet i külliye i insaniyedir ve insanın gaye i aksası, o ubudiyete ulûm ve kemalât ile yetişmektir. Sözler 264
Sun'î tasarrufât ı beşeriye ise, fıtratta câri olan nevamis i İlahînin sereyanlarını keşf ile, tevfik i hareket edip, lehinde istimal etmektir. Sünuhat 13
İlm i ezelî, imkânî vücûdlara âyine olduğu gibi, imkânî vücûdlar da vücûd ü vücûbîye âyinedir. Mesnevi 146
Üslûb u Kur'anın o kadar acib bir cem'iyeti var ki, birtek sure, kâinatı içine alan bahr i muhit i Kur'anîyi içine alır. Birtek âyet, o surenin hazinesini içine alır. Sözler 398
Desatir i hikmet, nevamis i hükûmetle: kavanin i hak, revabıt ı kuvvetle imtizaç etmezse, cumhur u avamda müsmir olamaz. Sünuhat 63
Şu misafirhanelerden herkes çabuk gidip, kayboluyor. O kemal ve o cemalin bir ışığını belki zayıf bir gölgesini, bir anda bakıp doymadan gidiyor. Demek bir seyrangâh ı daimîye gidiliyor.. Sözler 51
Şu muhteşem kâinat öyle bir saraydır ki: Ay, Güneş lâmbaları: yıldızlar, mumları: zaman, bir ip, bir şerittir ki, o Sâni' i Zülcelal her sene bir başka âlemi ona takıp, gösteriyor. Sözler 60
Hıristiyanlığın malı olmayan medeniyeti ona mal etmek, İslâmiyetin düşmanı olan tedenniyi ona dost göstermek, feleğin ters dönmesine delildir. Sünuhat 50
Nihayetsiz hacat ı insaniyeyi ifa edecek, ancak nihayetsiz bir kudret ve muhit bir ilim sahibi olabilir. Öyle ise, mabudiyete lâyık yalnız odur. Sözler 319
Hiç bir kardeşimi kıskandırmak değil, belki takdirler ve takdisler ve tebriklerle teşçî ve teşvik ediyorum. Gayr i münteşir 53/382
Elbette bu kadar ağır şerâit altında göz önünde bu fevkalâde hizmet i imaniye ile yüzbinler bîçâreleri şübhelerden kurtarmak öyle bir hasenedir ki, binler kusuru afveder. Gayr i münteşir 53/391
Bu âlemde çok taifelere kumandanlık yapan ve karışan ve bazan karıştıran bir zabit, toprağa girip her amelinden sual olunmamak ve uyandırılmamak üzere yatıp saklanmayacaktır. Şualar 219
Ey İnsan! Hayatın ağır tekâlifini omuzuna alıp zahmet çekme. Hayatın fenasını düşünüp, hüzne düşme. Yalnız dünyevî, ehemmiyetsiz meyvelerini görüp dünyaya gelişinden pişmanlık gösterme. Mektubat 225
Dünyada hapsin korkusundan en ağır işlerde fütursuz hizmet ettiğin halde: Cehennem gibi bir haps i ebedînin havfı, en hafif ve latif bir hizmet için sana gayret vermiyor mu? Sözler 271
Allah'ın gadabından fazla gadab edilmez. Lemaat 225
Bu kâinat bir elden çıkmış. Ve bir tek zâtın mülküdür. Sözler 103
Mahiyetçe en büyük, en mükerrem, en müşerref bir mahluk olan insanın büyük olan amelleri, mühim olan fiilleri: mühim bir hesab ve mizana girecek, sahife i amelleri neşredilecek. Sözler 178
(İnsan), Kudret i Fâtıranın büyük mu'cizelerinden olan dikenli otları ve ağaçları muzır, manasız telakki eder. Halbuki onlar, otların ve ağaçların mücehhez kahramanlarıdırlar. Sözler 232
Mert ve vicdanlı bir mü'min, küçük ve cüz'i bir hata veya menfaatle yüzer zararı ehl i imana vermez. Eğer hata etse verse, çabuk tevbe etmek lâzımdır. Sözler 153
Böyle acîb bir zamanda, şübheli mallarda, zarûret derecesinde iktifa etmek lâzımdır. Lem'alar 142
Mahşerde herkes nefsî nefsî dediği zaman, yine ümmetî ümmetî diyerek en kudsî ve en yüksek bir fedakârlık ile, yine şefaatıyla ümmetinin imdadına koşan bir zâtın gittiği âleme gidiyoruz. Lem'alar 224 225
İşlediğimiz her bir günah, kafamıza giren her bir şübhe, kalb ve ruhumuza yaralar açar. Lem'alar 8
Binler ruhum olsa, binler hastalıklara mübtela olsam ve zahmetler çeksem, yine bu milletin imanına ve saadetine hizmet için burada kalmağa Kur'andan aldığım dersle karar verdim ve vermişiz. Emirdağ L. 195
Şimdi ehl i iman, değil müslüman kardeşleriyle belki hristiyanın dindar ruhanîleriyle ittifak etmek ve medar ı ihtilaf mes'eleleri nazara almamak, niza' etmemek gerektir. Çünki küfr ü mutlak hücum ediyor. Emirdağ L. 206
Fıtrat ve vicdan akla bir penceredir. Tevhidin şuâını gösteriyorlar. Mesnevi 231
Sinek kanadından tâ semavat kandillerine kadar o derece ince bir intizam gözetilmiş ki, sinek kanadı kadar şirke yer bırakılmamış. Sözler 389
Hayat, Zât ı Hayy ı Kayyum'a baktıkça ve iman dahi hayata hayat ve ruh oldukça, beka bulur hem bâki meyveler verir, hem öyle yükseklenir ki, sermediyet cilvesini alır, daha ömrün kısalığına ve uzunluğuna bakılmaz. Lem'alar 257
Ni'met ve Rahmet i İlâhiyenin fiatı, şükürdür. Emirdağ L. 32
Ehl i hakikatın sohbetine zaman, mekân mâni' olmaz: manevî radyo hükmünde biri şarkta biri garbda, biri dünyada biri berzahta olsa da rabıta i Kur'aniye ve imaniye onları birbiriyle konuşturur. Kastamonu L. 5
Benim Sâniim her şey'e kadîr, her şey'e alîm, her şey'i görür ve her şey'i işitir bir zâttır. Sözler 594
Benim Sâniim öyle bir zâttır ki, hiçbir şey ondan gizlenemez, hiçbir şey ona nazlanıp ağır gelemez. Yıldızlar, zerreler kadar ona kolay gelir. Sözler 595
Her gün yirmi dört saat sermaye i hayatı Hâlıkımız bize ihsan ediyor. Tâ ki, iki hayatımıza lâzım şeyler o sermaye ile alınsın. Şualar 193
Pederine isyan eden ve onu rencide eden, insan bozması bir canavardır. Sözler 639
Nasıl gündüzün ziyası Güneş'ten geldim der. Kur'an dahi, Ben, Hâlık ı Âlem'in beyanıyım ve kelâmıyım der. Sözler 397
Zerre kimin ise, gezdiği bütün yerler de O'nundur. Sözler 553
Şu zerreleri binler muhtelif menzillerden geçiren, sevk eden: elbette ve elbette bir Rezzak ı Kerim, bir Hallak ı Rahîm'dir ki, kudretine nisbeten zerreler, yıldızlar omuz omuza müsavidirler. Sözler 553
Zerreler başı boş değiller. Sözler 557
Rahmet i İlâhiyeden ileri şefkat olunmaz. Kastamonu L. 220
Cennet'te cisim, ruh ile beraber gider. Sözler
Şimdi en mühim iş, taklidî imanı tahkikî imana çevirerek imanı kuvvetlendirmektir, imanı takviye etmektir, imanı kurtarmaktır. Sözler 749
Yegâne kurtuluş çaremiz, Kur'an ı Hakîm'in imanî âyetlerini ve bu asra bakan âyet i kerimelerini tefsir eden yüksek bir Kur'an tefsirine sarılmaktır. Sözler 750
Böyle dehşetli bir asırda, insanın en büyük mes'elesi: imanı kurtarmak veya kaybetmek dâvâsıdır. Sözler 752
Toprak, rahmet kapısı ve Cennet salonunun bir penceresidir. Sözler 750
(Bediüzzaman), Vazifem Kur'ana hizmettir. Galib etmek, mağlub etmek Cenab ı Hakk'a aittir. diye iman ederek, bir an bile faaliyetten geri kalmamıştır. Sözler 762
Alâkadar olduğum fâni şeylerin fâniliğini gördüm. Kendime de baktım, nihayet i aczde gördüm. Lem'alar 239
Madem cismen fâniyim, bu fânilerden bana ne hayır gelebilir? Madem ben âcizim, bu âcizlerden ne bekleyebilirim? Benim derdime çare bulacak bir Bâki i Sermedî, bir Kadîr i Ezelî lâzım. Lem'alar 239
Levh i mahfuz açılsa, ancak hakikî unsurlar birbirinden tefrik edilebilir. 26. Mektub 326
Rahmet i İlâhiyeden ümid kesilmez. 26. Mektub 327
Hayat, vahdet ve ittihadın neticesidir. İmtizackârane ittihad gittiği vakit, manevî hayat da gider. Barla L 124
Tesanüd bozulsa, cemaatın tadı kaçar. Barla L. 124
Makinenin çarkları birbirine muavenete mecburdur. Hem birbirini kıskanmak değil, belki bilakis birbirinin fazla kuvvetinden memnun olurlar. Barla L. 124
Boynuzsuz olan hayvanın kısası, kıyamette, boynuzludan alınır. Os. 28. Lem'a
Bütününü bilemedim diye vazgeçme! Tekrar ile oku ... Zülfikar mecmuası
Bütün eşya bir tek zâta verilse, bu kâinatın îcadı ve tedbiri, bir ağaç kadar kolay olur. 2. Şua 23
Kur'an ı Hakîmin eczahane i kudsiyesinde, umum dertlerinize şifa verecek ilâçlar vardır. 26. Lem'a 267
Mâdem Cenab ı Hak var. O, herşeye bedeldir. Mâdem, O Bâkidir, elbette O kâfidir. 26. Lem'a 265
Evet zaman geçtikce, Kur'an ı Hakîmin daha ziyâde hakâiki inkişaf eder. 29. Mektub 388
Tesadüfî zannolunan unsurlar, çok nâzik hikmetleri ve ehemmiyetli vazifeleri görüyorlar. 29. Mektub 390
Elhükmü lil ekser. Sırrınca, eksere zarar dokunduran düşmandır: dost değildir. 29. Mektub, 1. Kısım 420
(İhtiyarlar), kabre yakınlaşıyorlar, ölüme yaklaşıyorlar, dünyadan uzaklaşıyorlar, âhirete yanaşıyorlar. 29. Mektub 3. Kısım 421
Kardeşlerim, enâniyetin işimizde en tehlikeli ciheti, kıskançlıktır. 29. Mektub 426
Bazı zaman olur ki, bir anahtar bir hazineden ziyâde, ehemmiyetli olur. Çünki, hazine kapalıdır: fakat bir anahtar çok hazineleri açabilir. 29. Mektub 425
Ey Kardeşlerim! Dikkat ediniz: vazifeniz kudsiyedir, hizmetiniz ulvîdir. 29. Mektub 427
Her bir saatiniz, bir gün ibâdet hükmüne geçebilecek bir kıymettedir. Biliniz ki, elinizden kaçmasın. 29. Mektub 427
Küre i arz bahçesi dahi, bir çiçek hükmündedir. Gayet muntazam, küllî, vazife i tesbihiyesi vardır. 29. Söz 512
Semâ, güneşlerle yıldızlarla tesbihat yapar. 29. Söz 513
Zemin tek bir mahlûk iken, yüzbin baş ile, her başda yüzbinler ağız ile, her ağızda yüzbinler lisan ile vazife i ubûdiyeti ve tesbihat ı Rabbaniyeyi yapıyor. 29. Söz 513
Hakikat birdir. Hangi kapıyla girsen, aynını göreceksin. Muhakemat 111
İslâmiyetin esasları o kadar derindir ki: felsefenin en derin esasları omlara yetişmez, belki sathî kalır. 29. Mektub 442
Bir farz, bin sünnete müreccah olduğu gibi: bir sünnet i seniyye dahi, bin âdâb ı tasavvufa müreccahtır. 29. Mektub 454
Saadet i dâreyn ve elemsiz lezzet ve vahşetsiz ünsiyet ve hakikî zevk ve ciddî saadet, iman ve İslâmiyetin hakikatındadır. 29. Mektub 456
(İnsan), nasıl ki hânesini sever, koca dünyayı da öyle sever. 1. Lem'a 7
(İnsan), nasıl ki küçük bahçesini sever, öyle de hadsiz ebedî Cennet'i dahi müştâkane sever. 1. Lem'a 7
Acaba Hâlık ı semavat ve arzdan başka hangi sebeb var ki, en ince ve en gizli hâtırat ı kalbimizi bilecek. 1. Lem'a 6
Dövülmeden ağlama, hiçten korkma, ademe vücud rengi verme. Bu saati düşün: sendeki sabır kuvveti bu saate kâfi gelir. 2. Lem'a 11
Cenab ı Hakkın insana verdiği sabır kuvvetini evham yolunda dağıtmazsa, her mûsîbete karşı kâfi gelebilir. 2. Lem'a 10
Gelecek günler ise, mâdem daha gelmemişler: İçlerinde çekeceği hastalık veya mûsîbeti şimdiden düşünüp, sabırsızlık göstermek, şekva etmek, ahmaklıktır. 2. Lem'a 11
Zevâl i lezzet, elemdir. Bâzen muvakkat bir lezzet, dâimî elem verir. 2. Lem'a 10
Mûsîbete giriftar olan adam, i'tirazkârâne şekvâ ve merakla onu karşılamak, mûsîbeti ikileştiriyor. 2. Lem'a 12
Her insan, gayet şiddetli bir sûrette uzun bir ömür ister: bekâya âşıktır. 3. Lem'a 17
Demek oraya gidiliyor. Âhireti inkâr etmek, dünya ve mâfîhayı inkâr etmek demektir. 10. Söz 86
Gözünü aç, hakikatı müşahade et. Saadet i ebediyenin anahtarı olan imanını kurtar. Kastamonu L. 11
Zenginler, fukaranın acınacak acı hallerini ve açlıklarını, oruçtaki açlıkla tam hissedebilirler. 29. Mektub 400
Aynada saçıma baktıkca, beyaz kıllar bana diyorlar: Dikkat et!26. Lem'a 230
Baktım ki, çok güvendiğim ve ezvâkına meftûn olduğum gençlik Elvedâ! diyor. 26. Lem'a 230
Nur u Kur'an ile gördüm ki, ölümün peçesi gerçi karanlık, siyah, çirkin ise de, fakat mü'min için asıl sîması, nûranîdir, güzeldir ... 26. Lem'a 230
Ecel gizli olduğundan, her bir günde ölmek ihtimali var. 29. Mektub 415
Rızka muhtaç olan eşcar yerinde durup, onların rızıkları onlara koşup geliyor. 29. Mektub 417
Hayvanat, hırs ile rızıklarının peşinde koştuklarından, ağaçlar gibi mükemmel beslenmiyorlar. 29. Mektub 417
Rızk mukadderdir. Ve ihsan ediliyor ve veren de, Cenab ı Haktır: O hem Rahîm, hem Kerîm'dir. 29. Mektub 418
Biz kudsî hizmetimizde, dâima müsbet hareket ediyoruz. 29. Mektub 419
Risalet in Nur'un kitabları, birbirine tercih edilmez. Her birinin, kendi makamında riyaseti var. Kastamonu L. 10
Maalesef insanlar teâvün sırrını idrâk edememişler. Hiç olmazsa, taşlar arasındaki yardım vaziyetinden ders alsınlar. İ. İ'caz 39
Ben demeyiniz, biz deyiniz. 29. Mektub
Ekser yerlerde bir kısım meyvedar ağaçlar, bir sene meyve verir, yâni, Rahmet hazinesinden ellerine verilir, o da verir. 16. Söz 201
Vücûd u insan, tavırdan tavıra geçtikce acîb ve muntazam inkılâblar geçiriyor. 29. Söz 523
Sizi hiçten bu derece hikmetli bir sûrette kim inşa' etmiş ise, O'dur ki, sizi âhirette diriltecektir. 29. Söz 524
Sizin haşirde iâdeniz, dirilmeniz, dünyadaki hilkatinizden daha kolay, daha rahattır. 29. Söz 524
Âyet işaret ediyor ki: En müzmin dertlere dahi derman bulunabilir. 20. Söz 255
Me'yus olmayınız. Her dert, Ne olursa olsun dermanı mümkündür. Arayınız, bulunuz. 20. Söz 255
Ölmüş kalbler, Nur u Hidayetle diriliyor. 20. Söz 255
Zararlardan sakınıp menfaatleri celbetmek, ancak Allah'ın havl ve kuvvetiyledir. B. Mesnevi 281
Mûsibetlere karşı tahaffuz ve hadsiz metâlibe ulaşmak, ancak Allah'ın kudretiyledir. B. Mesnevi 281
Ma'siyetlere karşı sabredip ta'ate muvaffak olmak, ancak Allah'ın yardımıyladır. B. Mesnevi 282
Her türlü belâ ve nikmetlerden halâs olup, hadsiz ni'metleri bulmak, ancak Allah'ın lütûf ve merhametiyledir. B. Mesnevi 282
Dalâlet ve kötülüklerden uzak kalıp, iyilik ve mehâsine mazhar olmak, ancak Allah'ın ihsaniyledir. B. Mesnevi 282
Elem ve kederlerden kurtulup hadsiz âmâline nâil olmak, ancak Allah'ın havl ve kuvvetiyledir. B. Mesnevi 282
Küfür ve dalâletin korkunç zülûmatından necat bulup, iman ve İslâmiyetin pek şirin ve şa'şaapâş envârına erişmek, ancak aliyy ül azîm olan Allah'ın fazlıyladır. B. Mesnevi 282
Her ne vakit hizmete fütur verir, neme lâzım deyip hususî nefsime ait işlerle meşgul olduğum zaman tokat yemişim. 10. Lem'a 41
Ne vakit nefsimi kurtarmak, yalnız âhiretimi düşünmek fikri bana galebe etti. Hizmet i Kur'aniyede muvakkat fütur geldi: aks i maksadımla tokat yedim. 10. Lem'a 41
Hizmet i Kur'aniyede bulunana: ya dünya ona küsmeli veya o dünyaya küsmeli. Tâ ihlas ile, ciddiyet ile hizmet i Kur'aniyede bulunsun. 10. Lem'a 42
Bu zamanda, şan şeref perdesi altında riyakârlık yer aldığından azamî ihlas ile bütün bütün enaniyeti terk lâzımdır. Emirdağ 2 L. 201
Dostlar uzaktan ruhuma Fatiha okusunlar, manevî dua ve ziyaret etsinler. Kabrimin yanına gelmesinler. Fatiha uzaktan da olsa ruhuma gelir. Emirdağ 2 L. 201
Dostların hataları, hizmetimizde bir nevi zulüm hükmüne geçtiği için, çabuk çarpılıyor. Şefkatli tokat yer, aklı varsa intibaha gelir. 10. Lem'a 47
Nasılki küçük kabahatleri işleyenlerin, nahiyelerde cezaları verilir. Büyük kabahatleri de büyük mahkemelere gönderilir. 10. Lem'a 48
Ehl i imanın ve has dostların hükmen küçük hataları, çabuk onları temizlemek için kısmen dünyada ve sür'aten verilir. 10. Lem'a 48
Ehl i dalaletin cinayetleri, o kadar büyüktür ki: Kısacık hayat ı dünyeviyeye cezaları sığışmadığından, mukteza yı adalet olarak âlem i bekadaki mahkeme i kübraya havale edildiği için, ekseriyetle burada cezaya çarpılmıyorlar. 10. Lem'a 48
Dünyada şu mü'min, kısmen kusuratından cezasını gördüğü için dünya onun hakkında bir dâr ı cezadır. Dünya, onların saadetli âhiretlerine nisbeten bir zindan ve cehennemdir. 10. Lem'a 48
Kâfirler madem Cehennem'den çıkmayacaklar. Hasenatlarının mükâfatlarını kısmen dünyada gördükleri ve büyük seyyiatları te'hir edildiği cihetle, onların âhiretine nisbeten dünya, cennetleridir. 10. Lem'a 48
Mü'min bu dünyada dahi kâfirden manen ve hakikat nokta i nazarında çok ziyade mes'uddur. 10. Lem'a 48
Mü'minin imanı, mü'minin ruhunda bir cennet i maneviye hükmüne geçiyor. 10. Lem'a 48
Kâfirin mahiyetinde manevî bir cehennemi ateşlendiriyor. 10. Lem'a 48
Hakaik i Kur'aniye nurdur, ziyadır. Tasannu, temelluk, tezellül zulmetleriyle birleşemiyor. 10. Lem'a 44
İhsan ı İlahî ile Risale i Nur, başka ilimler gibi meşakkatli derslere muhtaç değil. Emirdağ L 2 226
Âlem i berzaha gitmek benim için medar ı sürurdur. Siz mahzun olmayınız. Belki beni tebrik ediniz ki, zahmetten rahmete gidiyorum. Emirdağ L 2 234
Doğrudan doğruya Sünnete ittiba etmek, Resul i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ı hatıra getiriyor. 11. Lem'a 50
Sünnet i Seniyeye ittibaı kendine âdet eden, âdâtını ibadete çevirir, bütün ömrünü semeredar ve sevabdar yapabilir. 11. Lem'a 50
Şu kâinatın kıyamet vaktinde ölmesi muhakkak ul vuku' olduğu için, nazarımda vaki hükmüne geçti. 11. Lem'a 51
Mezaristana girenler mahvolmadılar, başka âleme gidiyorlar. 11. Lem'a 52
İtaat yolları içinde en makbulü ve en müstakimi ve en kısası, bilâ şübhe Habibullah'ın gösterdiği ve takib ettiği yoldur. 11. Lem'a 52 53
Ne mutlu o kimseye ki, Sünnet i Seniyeye ittibaından hissesi ziyade ola. Veyl o kimseye ki, Sünnet i Seniyeyi takdir etmeyip, bid'alara giriyor. 11. Lem'a 53
Edebin enva'ını, Cenab ı Hak habibinde cem'etmiştir. Onun Sünnet i Seniyesini terkeden, edebi terkeder. 11. Lem'a 54
Sâni' i Zülcelal'in çok esması var. Herbir ismin ayrı bir cilvesi var. 11. Lem'a 54
Gaffar ismi, günahların vücudunu ve Settar ismi, kusuratın bulunmasını iktiza ettikleri gibi: Cemil ismi de, çirkinliği görmek istemez. 11. Lem'a 54 55
Mesail i şeriatla sünnet i seniye düsturları, emraz ı ruhaniyede ve akliyede ve kalbiyede, hususan emraz ı içtimaiyede gayet nafi' birer devadır. 11. Lem'a 55
Sünnet i Seniye, saadet i dâreynin temel taşıdır ve kemalâtın madeni ve menbaıdır. 11. Lem'a 56
Demek oluyor ki: insan için en mühim âlî maksad, Cenab ı Hakk'ın muhabbetine mazhar olmasıdır. 11. Lem'a 57
Kalb i insan, kâinatı içine alabilir ve o kadar muhabbet taşıyabilir. 11. Lem'a 57
Evet herbir insan, o Hâlık ı Zülcelal'e karşı hadsiz bir muhabbete müstaid olduğu gibi, o Hâlık dahi herkesten ziyade cemal ve kemal ve ihsanına karşı hadsiz bir mahbubiyete müstehaktır. 11. Lem'a 57
Çünki Allah'ı sevmek, onun marziyatını yapmaktır. Marziyatı ise, en mükemmel bir surette Zât ı Muhammediyede (A.S.M.) tezahür ediyor. 11. Lem'a 58
Cennet'in bütün letaif ve mehasini ve lezaizi ve niamatı, bir cilve i rahmeti olan bir zâtın nazar ı muhabbetini kendine celbe çalışmak, ne kadar mühim ve âlî bir maksad olduğu bilbedahe anlaşılır. 11. Lem'a 59
Bahtiyar odur ki, bu ittiba ı Sünnette hissesi ziyade ola. Sünnete ittiba etmeyen, tenbellik eder ise, hasaret i azîme: ehemmiyetsiz görür ise, cinayet i azîme: tekzibini işmam eden tenkid ise, dalalet i azîmedir. 11. Lem'a 59
Herbir zîhayat, meselâ bu süslü çiçek ve şu tatlıcı sinek, öyle manidar, İlahî, manzum bir kasideciktir ki, hadsiz zîşuurlar onu kemal i lezzetle mütalaa ederler. 2. Şua 14
Mevcudatın icadındaki en mühim makasıd ı Rabbaniye, kendini zîşuurlara tanıttırmak ve sevdirmek ve medh ü senasını ettirmek ve minnetdarlıklarını kendine celbetmektir. 2. Şua 21
Evet, ebedî bir dâr ı saadeti kazandıran iman nimetini veren, elbette ve her halde o dâr ı saadeti halk eden ve imanı ona anahtar yapan bir Zât ı Zülcelal'in nimeti olabilir. 2. Şua 21 22
Şeytanın dahi, manevî terakkiyat ı beşeriyenin zenbereği olan müsabakaya ve mücahedeye sebeb olduğundan, o nev'in icadı dahi hayırdır, o cihette güzeldir. 2. Şua 31
İnanıyorsanız muhakkak üstünsünüz (Âl i İmran suresi âyet 139) Tarihçe: 631
Hayat bir faaliyet ve harekettir. Şevk ise matiyyesidir. Münazarat: 95
Bir hodpesend hakkı iltizam etse, çokları haksızlığa sevk eder, belki mecbur eder. Münazarat: 94
Ubudiyetin dâîsi emr i İlahî ve neticesi rıza yı Hak'tır. Semeratı ve fevaidi, uhreviyedir. 17. Lem'a: 131
Kader, ilm i ezelîden olduğu için: ilm i ezelî, hadîsin tabiriyle Manzar ı a'lâdan, ezelden ebede kadar herşey, olmuş ve olacak, birden tutar, ihata eder bir makam ı a'lâdadır. 26. Söz: 467
Nurlar, âdi şahsımdan değil, Kur'an güneşinin menbaından nurları alıyor. Emir 1: 228
Biz netice ile mükellef değiliz, hizmetle mükellefiz. Netice ve muvaffakiyet ise, Cenab ı Hakk'ın işidir. G..Münteşir 288/1
Sözler, semavat ı Kur'anın nuranî yıldızlarına bürhan zincirleriyle bağlanmıştır. Süflî, zaîf olan şahsımla bağlamadım ki, şahsımı düşürtmekle o Sözler'e sarsıntı gelebilsin. G.Münteşir 286/1
Cenab ı Hak size ve bize tarik ı hakta istikamet ve ihlas ihsan eylesin. Âmin. G.Münteşir 286/1
İnsan bir gülün yaprağıyla bir menekşenin kokmasıyla başını a'lâ yı illiyyîne çıkarması lâzımgelirken heyhat ki, istila eden karanlık başımıza geceyi getirmiş, göstermiyor. G.Münteşir: 435/308
İyi olan sen değilsin: takib ettiğin yol iyidir, güzeldir, parlaktır. Hüsrev Ağabey. Barla: 104
(Risaleler), Şu zamanın yaralarına devadır. Barla: 18
Semavat sahifesini güneş ve yıldızlarla yazan kudretle, bal arısıyla karıncanın sahifelerini hüceyrat ve zerrat ile yazan kudret birdir. Mesnevi: 55
Arkadaş! Mâlik i Hakikî'den gaflet, nefsin firavunluğuna sebeb olur. Mesnevi: 67
Rezzak ismi, gayet geniş bir surette rûy i zeminde cilvesi görünüyor. 12.Lem'a: 63
Hiç ümid edilmediği bir tarzda, memeden ve odundan rızıklar akıyor, baş gösteriyor. 12.Lem'a: 63
En ihtiyarsız ve iktidarsız hayvanlar, daha iyi yaşıyorlar, daha iyi besleniyorlar. 12.Lem'a: 64
Sâni' i Zülcelal, yedi kat semavatı halketmiştir. Hareket eden yıldızlar ise, balıklar gibi sema içinde gezerler ve tesbih ederler. 12.Lem'a: 67
Fennen ve hikmeten sabittir ki: Bu haddi yok feza yı âlem, nihayetsiz bir boşluk değil, belki esîr dedikleri madde ile doludur. 12.Lem'a: 67
Bir çekirdekten koca bir ağaca kadar ne kadar mertebeler var: mahiyet i insaniyedeki istidadda dahi ondan daha ziyade meratib var. 13.Lem'a: 71
Şeytanlar ve şeytanlara uyanlar, dalalete sülûk ettikleri için, küçük bir hareketle çok tahribat yapabilirler. 13.Lem'a: 72
Kuvve i şeheviye ve gazabiye ise, şeytan desiselerine hem kâbile, hem nâkile iki cihaz hükmündedirler. 13.Lem'a: 74
Âyinede yılanın sureti ısırmaz ve ateşin misali yandırmaz ve murdarın aksi, telvis etmez. 13.Lem'a: 75
Hayal veya fikir âyinesinde küfriyatın ve şirkin akisleri ve dalaletin gölgeleri ve şetimli çirkin sözlerin hayalleri, itikadı bozmaz, imanı tağyir etmez. 13.Lem'a: 75
Cinnî şeytanın vücuduna kat'î bir delili, insî şeytanın vücududur. 13.Lem'a: 82
İnsan küçük bir âlem olduğu gibi, âlem dahi büyük bir insandır. Bu küçük insan, o büyük insanın bir fihristesi ve hülâsasıdır. 13.Lem'a: 83
İnsan, fıtratındaki zulüm damarıyla, şeytanın telkiniyle, bir zâtın yüz hasenatını bir tek seyyie yüzünden unutur, mü'min kardeşine adavet eder, günahlara girer. 13.Lem'a: 88
İnsan garaz damarıyla, sinek kanadı kadar bir seyyie ile dağ gibi hasenatı örter, unutur: mü'min kardeşine adavet eder, insanların hayat ı içtimaiyesinde bir fesad âleti olur. 13.Lem'a: 88
Kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar: itiraf etse, afva müstehak olur. 13.Lem'a: 88
Eğer nefis ve şeytana tabi isen, senin komşuların, belki akrabaların senin şerrinden kurtulmak için mesrur olacaklar. 13.Lem'a: 86
Eğer Eûzü billahi mineşşeytanirracîm deyip, Kur'ana ve Habib i Rahman'a tabi isen: o vakit semavat ve arz ve mevcudat, herkesin derecesine nisbeten, senin derecene göre senin firakından müteessir olup manen ağlarlar. 13.Lem'a: 86 87
Şu hadsiz kâinatı şenlendiren, bilmüşahede rahmettir. 14.Lem'a: 97
Bir ağacın bütün heyetiyle meyvesine müteveccih olduğu gibi, bütün kâinatı insana müteveccih eden ve her tarafta ona baktıran ve muavenetine koşturan bilbedahe rahmettir. 14.Lem'a: 97
Bu hadsiz fezayı ve boş ve hâlî âlemi dolduran, nurlandıran ve şenlendiren, bilmüşahede rahmettir. 14.Lem'a: 97
Bu fâni insanı ebede namzed eden ve ezelî ve ebedî bir zâta muhatab ve dost yapan, bilbedahe rahmettir. 14.Lem'a: 97
Kardeşlerime de tavsiye ediyorum ki: İhtiyat etsinler, nâ ehillerin eline hakikatları vermesinler. Hem ehl i dünyanın evhamını tahrik edecek işlerde bulunmasınlar. 16. Lem'a: 105
Kardeşlerime tavsiye ediyorum ki: İnşikaka ve iftiraka sebebiyet veren münakaşa etmesinler. Yalnız müdavele i efkâr suretinde niza'sız mübahaseye alışsınlar. 16. Lem'a: 106
Malûmdur ki: Görünen hareket i Şems, zâhirîdir ve Küre i Arz'ın mahfî hareketine delildir: onu haber veriyor. 16. Lem'a: 107
Kur'an hakikî bir şakirdine cennet i ebediyeyi dahi gaye i maksad yaptırmadığı halde: bu zâil fâni dünyayı ona gaye i maksad hiç yapar mı? 17. Lem'a: 118 119
Ey insan! Senin elinde bulunan nefis ve malın senin mülkün değil, belki sana emanettir. O emanetin mâliki, herşeye kadîr, herşeyi bilir bir Rahîm i Kerim'dir. 17. Lem'a: 119
Senin şu hayatının gayesi, neticesi: o Mâlik'in esmasına ve şuunatına bir mazhariyettir. 17. Lem'a: 119
Bil ki: Kıymet ve ehemmiyet, kemmiyette ve aded çokluğunda değil. 17. Lem'a: 120
Muzır kâfirler ve kâfirlerin yolunda giden sefihler, Cenab ı Hakk'ın hayvanatından bir nevi habislerdir. 17. Lem'a: 121
İtikadı sarsılmış, ahlâkı bozulmuş yüz fâsıkın idaresi ve onlar içinde asayiş temini, binler ehl i salahatın idaresinden daha müşkildir. 17. Lem'a: 123
Arıdan, sinekten, tavuktan tut: tâ Şems ve Kamer'e kadar her şey kemal i lezzetle vazifesine çalışıyorlar. 17. Lem'a: 123
Bak, başında çok süt konserveleri taşıyan Hindistan cevizi ve incir gibi meyvedar ağaçlar, rahmet hazinesinden lisan ı hal ile süt gibi en güzel bir gıdayı ister, alır, meyvelerine yedirir: kendi bir çamur yer. 17. Lem'a: 124
Daima işsizler ömründen şikayet eder: eğlence ile çabuk geçmesini ister. Sa'yeden ve çalışan ise: şâkirdir, hamdeder, ömrün geçmesini istemez. 17. Lem'a: 125
Güneşlerin deveranından ve seyr ü seyahatlarından tut, tâ zerrelerin mevlevî gibi devretmelerine ve dönmelerine ve ihtizazlarına kadar kâinattaki bütün sa'y ü hareket, kanun u kader i İlahî üzerine cereyan ediyor. 17. Lem'a: 125
Arzın halifesi olan insanların ef'al ve âsâr ve akvalleri ve hasenat ve seyyiatları, kemal i dikkatle muhafaza edilir ve muhasebesi görülecek. 17. Lem'a: 138
Hâlık ı Rahîm, nev i beşere verdiği nimetlerin mukabilinde şükür istiyor. İktisad Risalesi 19. Lem'a: 139
İsraf ise şükre zıddır, nimete karşı hasaretli bir istihfaftır. İktisad ise, nimete karşı ticaretli bir ihtiramdır. 19. Lem'a: 139
Fâtır ı Hakîm, insanın vücudunu mükemmel bir saray suretinde ve muntazam bir şehir misalinde yaratmış. 19. Lem'a: 139
İsraf etmemek şartıyla ve sırf vazife i şükraniyeyi yerine getirmek ve enva' ı niam ı İlahiyeyi hissedip tanımak kaydı ile ve meşru olmak ve zillet ve dilenciliğe vesile olmamak şartıyla, lezzetini takib edebilir. 19. Lem'a: 140
İktisad eden, maişetçe aile belasını çekmez Hadis I Şerif Meâli. 19. Lem'a: 141
Böyle acib bir zamanda, şübheli mallarda, zaruret derecesinde iktifa etmek lâzımdır. 19. Lem'a: 142
Haram maldan, mecburiyetle zaruret derecesini alabilir: fazlasını alamaz. Evet muztar adam, murdar etten tok oluncaya kadar yiyemez. Belki, ölmeyecek kadar yiyebilir. 19. Lem'a: 142
Cenab ı Hak kemal i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedaya (yani fakire) padişah gibi, lezzet i nimetini ihsas ettiriyor. 19. Lem'a: 143
Evet bir fakirin, kuru bir parça siyah ekmekten açlık ve iktisad vasıtasıyla aldığı lezzet, bir padişahın ve bir zenginin israftan gelen usanç ve iştahsızlık ile yediği en a'lâ baklavadan aldığı lezzetten daha ziyade lezzetlidir. 19. Lem'a: 143
İmam ı Azam, bu sırra işaret olarak demiş. Hayırda ve ihsanda (fakat müstehak olanlara) israf olmadığı gibi, israfta da hiçbir hayır yoktur. 19. Lem'a: 144
Kanaatsızlık ise sa'ye, çalışmaya şevki kırar. Şükür yerine şekva ettirir, tenbelliğe atar. Ve meşru, helâl, az malı terk edip: gayr ı meşru, külfetsiz bir malı arar. Ve o yolda izzetini, belki haysiyetini feda eder. 19. Lem'a: 145
İktisadsızlık yüzünden müstehlikler çoğalır, müstahsiller azalır. Herkes gözünü hükûmet kapısına diker. O vakit hayat ı içtimaiyenin medarı olan san'at, ticaret, ziraat tenakus eder. O millet de tedenni edip sukut eder, fakirdüşer. 19. Lem'a: 145
Çocukların iktidar ve ihtiyarı geldikçe rızkı azalır, uzaklaşır, sakilleşir. 19. Lem'a: 146
Kanaat, bir define i hüsn ü maişet ve rahat ı hayattır. Hırs ise, bir maden i hasaret ve sefalettir. 19. Lem'a: 146
Kanaatsızlık ise çalışmanın şevkini kırar, tenbelliğe atar: hayatından şekva kapısını açar, mütemadiyen şekva ettirir. 19. Lem'a: 146
(Kanaatsizlik), ihlası kırar, riya kapısını açar. Hem izzetini kırar, dilencilik yolunu gösterir. İktisad ise, kanaatı intac eder. Kanaat, izzeti intac eder. 19. Lem'a: 146
İktisaddan gelen kanaat: şükür kapısını açar, şekva kapısını kapatır. Hayatında daima şâkir olur. Hem kanaat vasıtasıyla insanlardan istiğna etmek cihetinde teveccühlerini aramaz. İhlas kapısı açılır, riya kapısı kapanır. 19. Lem'a: 146
Evet, hangi müsrif ile görüşsen şekvalar işiteceksin. Ne kadar zengin olsa da, yine dili şekva edecektir. En fakir, fakat kanaatkâr bir adamla görüşsen: şükür işiteceksin. Hâşiye 19. Lem'a: 146
Evet zekat vermek ve iktisad etmek, malda bittecrübe sebeb i bereket olduğu gibi: israf etmek ile zekat vermemek, sebeb i ref' i bereket olduğuna hadsiz vakıat vardır. 19. Lem'a: 147
(İbn i Sina, bir âyeti şöyle tefsir etmiş:) İlm i Tıbb'ı iki satırla topluyorum. Sözün güzelliği kısalığındadır. Yediğin vakit az ye. Yedikten sonra dört beş saat kadar daha yeme. Şifa, hazımdadır. Yani, kolayca hazmedeceğin mikdarı ye. Nefse ve mideye en ağır ve yorucu hal, taam taam üstüne yemektir. 19. Lem'a: 147
Vücuda en muzır, dört beş saat fasıla vermeden yemek yemek veyahut telezzüz için mütenevvi yemekleri birbiri üstüne mideye doldurmaktır. İktisad Risalesi 19. Lem'a: 147
Ehl i hakkın ihtilafı hakikatsızlıktan gelmediği gibi, ehl i gafletin ittifakı dahi hakikatdarlıktan değildir. İhlâs Lem'ası 20. Lem'a: 149
Samimî bir ihlas, şerde dahi olsa neticesiz kalmaz. Evet ihlas ile kim ne isterse Allah verir. 20. Lem'a: 150
Hizmet i diniyenin mukabilinde dünyada bir şey istenilmemeli ki, ihlas kaçmasın. Hâşiye 20. Lem'a: 150
Haklı her meslek sahibinin, başkasının mesleğine ilişmemek cihetinde hakkı ise: Mesleğim haktır yahud daha güzeldir diyebilir. 20. Lem'a: 151
Şu zamanda dahi ehl i diyanet ve ehl i hakikat, değil yalnız dindaşı, meslekdaşı, kardeşi olanlarla samimî ittifak etmek, belki Hristiyanların hakikî dindar ruhanîleri ile dahi, medar ı ihtilaf noktaları muvakkaten medar ı münakaşa ve niza' etmeyerek müşterek düşmanları olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifaka muhtaçtırlar. Hâşiye 20. Lem'a: 151
Hayat ı içtimaiye i beşeriyede bir çığır açan, eğer kâinattaki kanun u fıtrata muvafık hareket etmezse: hayırlı işlerde ve terakkide muvaffak olamaz. Bütün hareketi şerr ve tahrib hesabına geçer. 22. Lem'a: 170
Nimet i İlahiyeyi tahdis suretinde, şükretmek niyetiyle diyorum ki: Cenab ı Hak fazl u keremiyle, ulûm u imaniye ve Kur'aniyeye çalışmak ve fehmetmek faziletini ihsan etmiştir. Bediüzzaman 22. Lem'a: 171
Ekser ehl i gafletçe matlub olan teveccüh ü nâs ve hüsn ü kabul ü halk dahi, mühim bir sırra binaen benim menfurumdur: onlardan kaçıyorum. Bediüzzaman 22. Lem'a: 171 172
Kabir kapısı kapanmıyor. 22. Lem'a: 173
Evet yolculara seyahat için vesika vermek bir vazife olduğu gibi, ebed tarafına giden yolculara da hem vesika, hemo zulümatlı yolda nur vermek öyle bir vazifedir ki, hiçbir vazife o vazife kadar ehemmiyetli değildir. 22. Lem'a: 173
Her vakit nihayetsiz kusurlarımı, hiçliğimi görüp, istiğfar ile teselli bulup, halklardan ihtiram değil, dua istiyorum. (Bediüzzaman) 22. Lem'a: 173
Risale i Nur'un mesleği, nezihane ve nazikane ve kavl i leyyindir. 23. Lem'a: 176
Âyât ı Kur'aniyede öyle bir câmiiyet var ki, her derde deva, her hacete gıda olabilir. 25.Söz: 398
İstediğin herşey için Kur'andan her ne istersen al . 25. Söz: 398
Evet, öyle olmak lâzım gelir. Çünki daima terakkiyatta kat' ı meratib eden bütün tabakat ı ehl i kemalin rehber i mutlakı elbette şu hâsiyete mâlik olması elzemdir. 25. Söz: 398
İnsan ı âsi, Çürümüş kemikleri kim diriltecek diye meydan okur gibi inkârına karşı Kur'an der: Kim bidayeten yaratmış ise, o diriltecek. 25. Söz: 400
O yaratan zât ise, herbir şeyi herbir keyfiyette bilir. Hem size yeşil ağaçtan ateş çıkaran bir zât, çürümüş kemiğe hayat verebilir. 25. Söz: 400
Mü'minlerin de, böyle edebsiz ehl i isyana karşı dayanmak için Cenab ı Hakk'ın çok inayatına muhtaçtırlar. 26. Söz: 465
Evet, Kur'anda kâinat Sânii'nin pek ciddî ve hakikî ve ulvî ve hak olarak konuşması ve konuşturması görünüyor. Taklidi îma edecek hiçbir emare bulunmuyor. 25. Söz: 404
Beşerin âsâr ve kanunları, beşer gibi ihtiyar oluyor, değişiyor, tebdil ediliyor. Fakat Kur'anın hükümleri ve kanunları, o kadar sabit ve rasihtir ki, asırlar geçtikçe daha ziyade kuvvetini gösteriyor. 25. Söz: 407
Sanem perestliği şiddetle Kur'an men'ettiği gibi, sanem perestliğin bir nevi taklidi olan suret perestliği de men'eder. 25. Söz: 410
Medeniyet ise, kadınları yuvalarından çıkarıp, perdelerini yırtıp, beşeri de baştan çıkarmıştır. 25. Söz: 410
Tesettür, kadınlar için fıtrîdir. Ref' i tesettür, fıtrata münafîdir. 25. Söz: 410 Hâşiye
Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat ı ulviye i insaniyeyi sarsar, tahrib eder. 25. Söz: 410
Kur'andan tereşşuh etmeyen ve Kur'anın malı olmayan ins ve cinnin bütün güzel sözleri toplansa, Kur'anı tanzir edemez. 25. Söz: 411 412
Cenab ı Hak ezelîdir, ebedîdir, evvel ve âhirdir. Hiçbir cihette ne zâtında, ne sıfâtında, ne ef'alinde nazîri, küfvü, şebihi, misli, misali, mesîli yoktur. 25. Söz: 412
Sema ve zemini, rızkınıza iki hazine gibi müheyya edip oradan yağmuru, buradan hububatı çıkaran kimdir? 25. Söz: 416
Allah'tan başka koca sema ve zemini iki muti hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi? Öyle ise, şükür ona münhasırdır. 25. Söz: 416
Sizin âzalarınız içinde en kıymetdar göz ve kulaklarınızın mâliki kimdir? Hangi tezgâh ve dükkândan aldınız? 25. Söz: 416
Bu latif kıymetdar göz ve kulağı verecek ancak Rabbinizdir. Sizi icad edip terbiye eden odur ki, bunları size vermiştir. Öyle ise yalnız Rab odur, Mabud da o olabilir. 25. Söz: 416
Ölmüş yeri ihya edip yüzbinler ölmüş taifeleri ihya eden kimdir? Hak'tan başka ve bütün kâinatın Hâlıkından başka şu işi kim yapabilir? Elbette o yapar. O ihya eder. 25. Söz: 416
(Allah), Madem Hak'tır, hukuku zayi' etmeyecektir. Sizi bir mahkeme i kübraya gönderecektir. Yeri ihya ettiği gibi, sizi de ihya edecektir. 25. Söz: 416
Koca kâinatı idare eden, küçük mahlukatı başka ellere bırakmaz. Demek, ister istemez Allah diyeceksiniz. 25. Söz: 417
Rızkınız, yerin hayatına bağlıdır. Yerin dirilmesi ise, bahara bakar. Bahar ise, Şems ve Kamer'i teshir eden, gece ve gündüzü çeviren zâtın elindedir. 25. Söz: 418
Bir elmayı, bir adama hakikî rızk olarak vermek: bütün yeryüzünü bütün meyvelerle dolduran o zât verebilir. Ve o, ona hakikî Rezzak olur. 25. Söz: 418
Kur'an, kulûbe kut ve gıda ve ukûle kuvvet ve gınadır ve ruha mâ ve ziya ve nüfusa deva ve şifa olduğundan usandırmaz. 25. Söz: 378
Herbir sersemin safsatasına, her divanenin hezeyanına kulak verilmez. 25. Söz: 388
Sinek kanadından tâ semavat kandillerine kadar o derece ince bir intizam gözetilmiş ki, sinek kanadı kadar şirke yer bırakılmamış. 25. Söz: 389
Bu latif kıymetdar göz ve kulağı verecek ancak Rabbinizdir. Sizi icad edip terbiye eden odur ki, bunları size vermiştir. Öyle ise yalnız Rab odur, Mabud da o olabilir. 25. Söz: 416
Ölmüş yeri ihya edip yüzbinler ölmüş taifeleri ihya eden kimdir? Hak'tan başka ve bütün kâinatın Hâlıkından başka şu işi kim yapabilir? Elbette o yapar. O ihya eder. 25. Söz: 416
(Allah), Madem Hak'tır, hukuku zayi' etmeyecektir. Sizi bir mahkeme i kübraya gönderecektir. Yeri ihya ettiği gibi, sizi de ihya edecektir. 25. Söz: 416
Koca kâinatı idare eden, küçük mahlukatı başka ellere bırakmaz. Demek, ister istemez Allah diyeceksiniz. 25. Söz: 417
Rızkınız, yerin hayatına bağlıdır. Yerin dirilmesi ise, bahara bakar. Bahar ise, Şems ve Kamer'i teshir eden, gece ve gündüzü çeviren zâtın elindedir. 25. Söz: 418
Bir elmayı, bir adama hakikî rızk olarak vermek: bütün yeryüzünü bütün meyvelerle dolduran o zât verebilir. Ve o, ona hakikî Rezzak olur. 25. Söz: 418
Kur'an, kulûbe kut ve gıda ve ukûle kuvvet ve gınadır ve ruha mâ ve ziya ve nüfusa deva ve şifa olduğundan usandırmaz. 25. Söz: 378
Herbir sersemin safsatasına, her divanenin hezeyanına kulak verilmez. 25. Söz: 388
Sinek kanadından tâ semavat kandillerine kadar o derece ince bir intizam gözetilmiş ki, sinek kanadı kadar şirke yer bırakılmamış. 25. Söz: 389
Işık verici, ısındırıcı müteharrik bir lâmba olan Güneş, elbette bir gün seyri bitecek, mahall i kararına yetişecek, size faidesi dokunmayacak bir suret alacaktır. 25. Söz: 393
Sâni' i Hakîm, işlerine esbab ı zâhiriyeyi perde ettiğinden, cazibe i umumiye namında bir kanun u İlahîsiyle sapan taşları gibi seyyareleri Güneş'le bağlamış. 25. Söz: 393
Hareket harareti, hararet kuvveti, kuvvet cazibeyi zâhiren tevlid eder gibi bir âdet i İlahiye, bir kanun u Rabbanîdir. 25. Söz: 394
Güneş, nurani bir ağaçtır. Seyyareler onun müteharrik meyveleri... Ağaçların hilafına olarak Güneş silkinir, tâ o meyveler düşmesin. Eğer silkinmezse, düşüp dağılacaklar. 25. Söz: 394
Şems meczub bir ser zâkirdir. Halka i zikrin merkezinde cezbeli bir zikreder ve ettirir. 25. Söz: 394
Allah bir ism i câmi' olduğundan esma i hüsna adedince tevhidler, içinde bulunur. 25. Söz: 395
Kur'an bir hutbe i ezeliyedir. Hem muhtelif, tabaka tabaka olarak asırlar üzerinde ve arkasında oturup dizilmiş bütün benî Âdeme hitab ediyor, ders veriyor. 25. Söz: 395
Bir kısım muhatabın maksadı ateşten kurtulmaktır. Bir kısmı yalnız Cennet'i düşünür. Bir kısım, saadet i ebediyeyi arzu eder. Bir kısım, yalnız rıza yı İlahîyi rica eder. Bir kısım, rü'yet i İlahiyeyi gaye i emel bilir. 25. Söz: 394
Ey müslümanlar!.. Müjde size. Ey müttaki!.. Sen Cehennem'den felah bulursun. Ey sâlih!.. Sen Cennet'e felah bulursun. Ey ârif!.. Sen rıza yı İlahîye nail olursun. Ey âşık!.. Sen rü'yete mazhar olursun. 25. Söz: 394
Nasıl gündüzün ziyası Güneş'ten geldim der. Kur'an dahi, Ben, Hâlık ı Âlem'in beyanıyım ve kelâmıyım der. 25. Söz: 397
Dünyayı ışıklandıran ziya, Güneş'ten başka hangi şeye yakışır? 25. Söz: 397
Tılsım ı kâinatı keşfedip âlemi ışıklandıran beyan ı Kur'an, Şems i Ezelî'den başka kimin nuru olabilir? 25. Söz: 397
Evet, bu dünyayı san'atlarıyla zînetlendiren bir san'atkârın, san'atını istihsan eden insanla konuşmaması muhaldir. 25. Söz: 398
(Allah), Madem ki, yapar ve bilir: elbette konuşur. Madem konuşur, elbette konuşmasına yakışan Kur'andır. 25. Söz: 398
Bir çiçeğin tanziminden lâkayd kalmayan bir Mâlik ül Mülk, bütün mülkünü velveleye veren bir kelâma karşı nasıl lâkayd kalır? Hiç başkasına mal edip hiçe indirir mi? 25. Söz: 398
Cenab ı Hak hakkında şekk olmaz ve olmamalı 23. Lem'a: 177 Âyet meâli
Evet madem mevcudat var ve inkâr edilmez. Hem her mevcud san'atlı ve hikmetli vücuda geliyor. 23. Lem'a: 178
Evet bir sineğin küçücük cismi, kâinatın ekser anasır ve esbabı ile alâkadardır: belki bir hülâsasıdır.23. Lem'a: 179
Senin vücudun bin kubbeli hârika bir saraya benzer ki: her kubbesinde taşlar, direksiz birbirine başbaşa verip, muallakta durdurulmuş. 23. Lem'a: 180 181
Eğer bütün eşya Vâhid i Ehad'e verilse: bütün eşya, bir tek şey gibi sühuletli ve kolay olur. 23. Lem'a: 183
Evet Cenab ı Hak senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen ibadete muhtaçsın, manen hastasın. İbadet ise, manevî yaralarına tiryaklar hükmünde(dir). 23. Lem'a: 190
İbadeti ve namazı terk eden adam, Sultan ı Ezel ve Ebed'in raiyeti hükmünde olan mevcudatın hukukuna ehemmiyetli bir tecavüz ve manevî bir zulüm eder. 23. Lem'a: 190
Mütefekkirane ve ciddî bir surette ibadet ve tesbih eden adam, mevcudatın hakikaten mevcud ve muhakkak olan ibadet ve tesbihatlarını bir derece keşfeder ve görür. 23. Lem'a: 190
Evet nasılki küfür, mevcudata karşı bir tahkirdir: terk i ibadet dahi, kâinatın kemalâtını bir inkârdır. 23. Lem'a: 191
Sen bir mevcudsun. Eğer Kadîr i Ezelî'ye kendini versen: bir kibrit çakar gibi, hiçten, yoktan, bir emirle, hadsiz kudretiyle, seni bir anda halkeder. 23. Lem'a: 192
Kader, ilmin bir nevidir ki, herşeyin manevî ve mahsus kalıbı hükmünde bir mikdar tayin eder. Ve o mikdarı kaderî, o şey'in vücuduna bir plân, bir model hükmüne geçer. 23. Lem'a: 193
Kudret icad ettiği vakit: gayet sühuletle o kaderî mikdar üstünde icad eder. 23. Lem'a: 193
O mikdar ı kaderî ve mikdar ı ilmî olmazsa: binler haricî ve maddî kalıplar, küçücük bir hayvanın cesedinde istimal edilmek lâzım gelir. 23. Lem'a: 193
İzdivaç ediniz: çoğalınız. Ben kıyamette, sizin kesretinizle iftihar edeceğim. 24. Lem'a: 198 H.Şerif Meâli
Malûmdur ki: muhitin, insanın ahlâkı üzerinde tesiri vardır. 24. Lem'a: 198
Evet bir valide veledini tehlikeden kurtarmak için hiçbir ücret istemeden ruhunu feda etmesi ve hakikî bir ihlas ile vazife i fıtriyesi itibariyle kendini evlâdına kurban etmesi gösteriyor ki: hanımlarda gayet yüksek bir kahramanlık var. 24. Lem'a: 199
Kadınların saadet i uhreviyesi gibi, saadet i dünyeviyeleri de ve fıtratlarındaki ulvî seciyeleri de bozulmaktan kurtulmanın çare i yegânesi, daire i İslâmiyedeki terbiye i diniyeden başka yoktur!.. 24. Lem'a: 201
Aklı başında olan bir adam: refikasına muhabbetini ve sevgisini, beş on senelik fâni ve zâhirî hüsn ü cemaline bina etmez. 24. Lem'a: 201
Şimdiki terbiye i medeniye perdesi altındaki hayvancasına muvakkat bir refakattan sonra ebedî bir müfarakata ma'rûz kalan o aile hayatı, esasiyle bozuluyor. 24. Lem'a: 202
Bahtiyardır o adam ki: refika i ebediyesini kaybetmemek için sâliha zevcesini taklid eder, o da sâlih olur. 24. Lem'a: 202
Bahtiyardır o kadın ki: kocasını mütedeyyin görür, ebedî dostunu ve arkadaşını kaybetmemek için o da tam mütedeyyin olur: saadet i dünyeviyesi içinde saadet i uhreviyesini kazanır. 24. Lem'a: 202
Veyl o zevc ve zevceye ki: birbirini ateşe atmakta yardım eder. Yani: medeniyet fantaziyelerine birbirini teşvik eder. 24. Lem'a: 202
Kat'iyen biliniz ki: bu hayat ı dünyeviyede hakikî lezzet, iman dairesindedir ve imandadır. Ve a'mal i sâlihanın her birisinde bir manevî lezzet var. 24. Lem'a: 203
Âdeta imanda bir Cennet çekirdeği ve dalalette ve sefahette bir Cehennem çekirdeği bulunduğunu, ben kendim çok tecrübelerle ve hâdiselerle aynelyakîn görmüşüm. 24. Lem'a: 203
Ruhumun hanesi olan cismimin de hergün bir taşı düşmekle yıpranıyor ve dünya ile beni kuvvetli bağlayan ümidlerim, emellerim kopmaya başladılar. 26. Lem'a: 224
Benim kalbim bütün kuvvetiyle beka istediği halde: hikmet i İlahiye, cesedimin harabiyetini iktiza ediyor. 26. Lem'a: 224 Hâşiye
Mahşerde herkes Nefsî, nefsî dediği zaman, yine Ümmetî, ümmetî diyerek en kudsî ve en yüksek bir fedakârlık ile, yine şefaatiyle ümmetinin imdadına koşan bir zâtın gittiği a'leme gidiyoruz. 26. Lem'a: 225
Madem âhiret var ve madem bâkidir ve madem dünyadan daha güzeldir ve madem bizi yaratan zât hem Hakîm, hem Rahîm'dir.. ihtiyarlıktan şekva ve teessüf etmemeliyiz. 26. Lem'a: 227
İhtiyarlık bana ihtar etti ki, gündüz nasıl şu siyah bir kabre tebeddül etti, dünya siyah kefenini giydi, öyle de: senin ömrünün gündüzü de geceye ve dünya gündüzü de berzah gecesine ve hayatın yazı dahi ölümün kış gecesine inkılâb edeceğini kalbimin kulağına söyledi. 26. Lem'a: 227 228
Madem Rahîm bir Hâlıkımız var: bizim için gurbet olamaz. Madem o var, bizim için herşey var. Madem o var, melaikeleri de var. 26. Lem'a: 228
Bu dünya boş değil, hâlî dağlar, boş sahralar Cenab ı Hakk'ın ibadıyla doludur. Zîşuur ibadından başka, onun nuruyla, onun hesabıyla taşı da ağacı da birer munis arkadaş hükmüne geçer. 26. Lem'a: 228
Evet başında şuur ve yüzünde gözü bulunana şu kâinat ve şu mevcudattaki nizam ve mizan ve tanzim ve tevzin: birtek, yekta, Vâhid, Ehad, Kadîr, Mürîd, Alîm, Hakîm bir zâtı vahdaniyet mertebesinde gösterir. 20. Mektub: 231
Ferş'ten Arş'a, seradan süreyyaya, zerrattan seyyarata, ezelden ebede kadar herbir mevcud, semavat ve arz, dünya ve âhiret, her şey onun mülküdür. 20. Mektub: 231
Elbette Kur'an ı Hakîm'in eczahane i kudsiyesinde, umum dertlerinize şifa verecek ilâçları vardır. Eğer iman ile ona müracaat edip ve ibadetle o ilâçları istimal etseniz, belinizde ve başınızdaki o ihtiyarlığın ve gamların ağır yükleri gayet hafifleşecektir. 26. Lem'a: 247
Ehl i hakikatın mütemadiyen, dünya gaddardır, mekkârdır, fenadır, aldanmayınız! demeleri ne kadar doğru olduğunu gözümle gördüm. 26. Lem'a: 248
Bir ağacın bir kısım meyvelerini kopardıkça yerine yine başka meyvelerin geldiği gibi, nev i beşerde bu zeval ve firak dahi bir teceddüddür, tazelenmektir. 26. Lem'a: 251
Gençlerinizin en iyisi, temkinde ve sefahetlerden çekilmekte ihtiyarlara benzeyenlerdir. 26. Lem'a: 253 H. Şerif
Ve ihtiyarlarınızın en fenası, sefahette ve başını gaflete sokmakta gençlere benzeyenlerdir. 26. Lem'a: 253 H. Şerif Meâli
Yüzer milyon başların feda oldukları bir kudsî hakikata, başımız dahi feda olsun. 26. Lem'a: 262
Dünyayı başımıza âteş yapsanız, hakikat ı Kur'aniyeye feda olan başlar, zendekaya teslim i silah etmeyecek, vazife i kudsiyesinden vazgeçmeyecekler, İnşâalllah 26. Lem'a: 262
Nur talebeleri birbirinin hallerinden, seciyelerinden, ihlas ve fedakârlıklarından ders almalarıyla beraber, Nurlar hizmetinde dünyevî menfaatleri daha aramazlar. 26. Lem'a: 267
Mevcudatın mahiyetini bilmek ayrıdır, vücudunu bilmek ayrıdır. Çok şeyler var: Vücudu bizce bedihî olduğu halde, mahiyeti bizce meçhul. 26. Söz: 466
Müşriklerin en mühim, en parlak mabud zannettikleri Güneş, müsahhar bir lâmba, camid bir mahluktur. 25. Söz:377
Evet Kur'an Güneş'ten Güneş için bahsetmiyor. Belki onu ışıklandıran zât için bahsediyor. 25. Söz: 378
(Kur'an), binler defa tekrar edilse usandırmıyor, belki lezzet veriyor. 25. Söz: 378
(Kur'an), Küçük basit bir çocuğun hâfızasına ağır gelmiyor, hıfzedebilir. 25. Söz: 378
(Kur'an), En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor. 25. Söz: 378
(Kur'an), Sekeratta olanın damağına şerbet gibi oluyor. Zemzeme i Kur'an onun kulağında ve dimağında, aynen ağzında ve damağında mâ i zemzem gibi leziz geliyor. 25. Söz: 378
Madem ecel gizlidir: her vakit ölüm, başını kesmek için gelebiliyor ve genç ihtiyar farkı yoktur. 13. Söz: 142
Kabir kapısını bir âlem i bâkiye, bir saadet i ebediyeye ve âlem i nura açılan bir kapıya kendi hakkında çevirmek hâdisesi: o insanın dünya kadar büyük bir mes'elesidir. 13. Söz: 142
Üç günden fazla bir mü'min diğer bir mü'mine küsmemek İslamiyet emrediyor. 13. Söz: 152
Merd, vicdanlı bir mü'min, küçük ve cüz'î bir hata veya menfaatle yüzer zararı ehl i imana vermez. 13. Söz: 153
Ecel birdir, değişmez!13. Söz: 152
Evet işlenmiş bir eser fiilsiz olmadığı gibi, fiil dahi fâilsiz olamaz. 4. Şua: 75
Malûmdur ki: herşeyin hüsnü, kendine göredir, hem binler tarzda bulunur ve nevilerin ihtilafı gibi güzellikleri de ayrı ayrıdır. 4. Şua: 77
Başta insan olarak bütün hayvanatın muntazaman bir perde i gaybdan gelen erzaklarına bak, rahmaniyet i İlahiyenin cemalini gör. 4. Şua: 77
Kur'anın misli yoktur ve olamaz ve hiçbir şey bu mu'cize i ekberin yerini tutamaz. 13. Söz: 155
Teşehhüdün mübarek kelimatı, Mi'rac gecesinde Cenab ı Hak ile Resulünün bir mükâlemeleri(dir). 6. Şua: 92
Her mü'minin namazı, onun bir nevi Mi'racı hükmündedir. 6. Şua: 92
Evet güya insanlar gibi dünyalar dahi, birer misafirdir. Her mevsimde Zât ı Zülcelal'in emriyle âlem dolar, boşanır. 14. Söz: 163
Şemsin şuaatı ile onu görmek ve tanımak gibi, Hâlıkımızın esma i hüsnasıyla ve sıfât ı kudsiyesiyle onu kabiliyetimizin nisbetinde tanımaya çalışabiliriz. 7. Şua: 144
Fâilsiz bir fiil ve müsemmasız bir isim mümkün olmadığı gibi: mevsufsuz bir sıfat, san'atkârsız bir san'at dahi mümkün değildir. 7. Şua: 145
Mütekellimînden ve ilm i Kelâm ülemasından birisi gelecek, bütün hakaik i imaniye ve İslâmiyeyi delail i akliye ile kemal i vuzuh ile isbat edecek. 7. Şua: 166
Bir zerre kuvvet i imaniyenin ziyadeleşmesi, bir batman marifet ve kemalâttan daha kıymetlidir ve yüz ezvakın balından daha tatlıdır. 7. Şua: 166
Elbette herşeyden evvel imanımızı taklidden tahkike çevirip kuvvetlendirmeliyiz. 7. Şua: 166
Tevhidin en kuvvetli delili ve kudretin en hayretli mu'cizesi, suretleri açmasıdır. 7. Şua: 167
Ölüm o kadar kat'î ve zâhirdir ki: bugünün gecesi ve bu güzün kışı gelmesi gibi ölüm başımıza gelecek. 11.Şua: 195
Herkesin iman mukabilinde bu zemin yüzü kadar bağlar ve kasırlar ile müzeyyen ve bâki ve daimî bir tarla ve mülkü kazanmak veya kaybetmek davası başına açılmış. 11.Şua: 203
Avukat tutmak isteyen onu (Risale i Nur'u) elde etse yeter. 11.Şua: 203
Senin o yüz senelik ömrün de, şeriat suyu ile iska ve âhirete sarfedilirse, âlem i bekada ilelebed semerelerinden istifade edeceksin. Mesnevi: 183
Evet kâinat sarayını tertemiz tutan bu ulvî, umumî tanzif: elbette İsm i Kuddüs'ün cilvesi ve muktezasıdır. 30. Lem'a: 307
Hizmet i Kur'an'da çalışalım, yorulalım, yol alalım. Barla: 156
Mana yı ubudiyetin esası olan: Kusurunu bilmek, fakr ve aczini anlamak, tezellül ile dergâh ı İlahiyeye iltica etmek. 26. Mektub: 320
Nefis cümleden süflî, vazife cümleden a'lâ. 26. Mektub: 320
bilet, sened ise: başta namaz olarak eda i feraiz ve terk i kebairdir. 7. Söz: 32
Bir hadîs i kudsîde Cenab ı Hak buyurmuş:Kulum beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim. 8.Söz: 35
Her şeyin iyisine bak. 8. Söz: 35
İyi şeylerden iyi istifade et!8. Söz: 35
Ben yalnız değilim, o gizli hâkim bana bakıyor: beni tecrübe ediyor, bir maksad için beni bir yere sevkedip davet ediyor. 8. Söz: 36
Acaba beni tecrübe edip kendini bana tanıttırmak isteyen ve bu acib yol ile bir maksada sevkeden kimdir? Söz: 361504 O meyveler, nümunelerdir. Tatmaya izin var, tâ asıllarına talib olup müşteri olsun. Yoksa, hayvan gibi yutmaya izin yoktur. 8. Söz: 371505 Dertlerini kalbin ağlamasıyla dergâh ı rahmette dök!9. Söz: 46
Ne olur ne olmaz, ölüme benzeyen uykuya girmeden evvel, son vazife i ubudiyetini yap!9. Söz: 46
Yevmiye defter i amelini hüsn ü hâtime ile bağlamak için salâte kıyam et!9. Söz: 46
İstikbal karanlığı içinde saadet i ebediyeye giden, nuranî yolu olan sırat ı müstakime hidayeti iste!9. Söz: 46
Gecede teheccüd ise, kabir gecesinde ve Berzah karanlığında ne kadar lüzumlu bir ışık olduğunu bil!9. Söz: 42
İzzetle mevti, zilletle hayata tercih edenlerdeniz. 13. Mektub: 48
Zararsız yol, zararlı yola müreccahtır. 16. Mektub: 71
Dünyevî dostlar ve rütbeler, kabir kapısına kadardır. 16. Mektub: 71
Ben imanın cereyanındayım. Karşımda imansızlık cereyanı var. Başka cereyanlarla alâkam yok. Bediüzzaman. 16. Mektub: 711514 Yalnız bütün vaktimi ve hayatımı, hakaik i imaniye ve Kur'aniyeye hasr ve vakfetmişim. 16. Mektub: 71
Kazaya rıza, kadere teslim İslâmiyetin bir şiarıdır. Cenab ı Hak sizlere sabr ı cemil versin. 17. Mektub: 77
Misafirhane ise her gün dolar, boşanır. 10. Söz: 53
Bütün nebatat ve eşcar güya San'at ı Rabbaniye murassaatını ve çiçek ve meyve denilen fıtrat ı İlahiyenin nişanlarını takınız, çiçekler açınız emr i Rabbaniyeyi dinliyorlar ki, rûy i zemin dahi gayet muhteşem bir bayram gününde, şahane resm i geçitte, sürmeli formaları ve murassa nişanları parlayan bir ordugâhı temsil ediyor. 10. Söz: 52
Eskiden dünyaya karıştığım için günahlarım çoktur. Onlara istiğfar ediyorum. Bediüzzaman Barla: 301
Kalbi intibaha gelen zâtlar okumaktan usanmaz. Barla: 366
Risaleler Kur'andan alındığı için kut ve gıda hükmündedir. Barla: 366
Bu âhirzaman çok çalkalanıyor, bu fitne i âhirzaman acib şeyler doğuracağını ihsas ediyor. Barla: 339
Her risalede herkesin hissesi var, fakat herkes her şeyini bilmek lâzım değildir. Barla: 3441523 Herkes her risalenin her mes'elesini anlamasına muhtaç değil. Ne kadar anlarsa kâfidir. Barla: 345
Şu baharın şu güzel gününde, şu güzel çiçekli olan şu yeşil sahraya gidip bir seyran ederiz. 10. Söz: 55
Hangi şeye dikkat etsen şehadet eder ki: Bu fâniden sonra bir bâki var... 10. Söz: 57
İnandım ki: Bu karmakarışık, kararsız misafirhanelerden başka ve kurb u şahanede bir diyar ı saadet vardır: biz de ona namzediz... 10. Söz: 58
Felsefe şakirdleri ve millet i küfriye ve nefs i emmarenin en müdhiş dalaleti, Cenab ı Hakk'ı tanımamaktadır. 10. Söz: 59
Bir harf kâtibsiz olmaz, bir kanun hâkimsiz olmaz. 10. Söz: 59
Evet bir şeyden her şeyi yapmak ve herşeyi birtek şey yapmak, herşeyin hâlıkına has bir iştir. 10. Söz: 61
Nasıl Güneş, ziya vermeksizin mümkün değildir. 10. Söz: 61
Nihayetsiz cinayet ise, nihayetsiz azabı îcab eder... 10. Söz: 631532 Meşher i san'at ı İlahiye olan aktar ı âlem sergilerine bak. 10. Söz: 68
Yeryüzündeki nebatat ve hayvanatın ellerinde olan ilânat ı Rabbaniyeye dikkat et!10. Söz: 68
Asıl söz ise Kur'anındır. Zira söz odur ve söz onundur. Dinleyelim!10. Söz: 91
Kur'an ı Mûciz ül Beyânın hemen hemen üçden birisi Haşir ve Âhireti teşkil ediyor ve onu, bütün hakâikına temel taşı ve üssül esas yapıyor ve herşey'i onun üstüne bina ediyor. 10. Söz: 105
Haşirde , ruhların cesedlere gelmesi var. Hem, cesedlerin ihyası var. Hem, cesedlerin inşası var. 10. Söz: 112
Haşirde sizi ihya edecek Zât, öyle bir Zât'tır ki, bütün kâinat O'na emirber nefer hükmündedir. 10. Söz: 115
Haşirde herkesin bütün a'mâli bir sahife içinde yazılı olarak neşrediliyor. 10. Söz: 115
Kur'an ı Hakîm'in bize verdiği en mühim bier ders: iman ı bil âhirettir. 10. Söz: 118 119
İnsaniyetin cihazatı, hayvan gibi hayat ı dünyeviyeyi kazanmak için verilmemiş. 11. Söz: 1261541 Nefsi gemlemekle bağlamak, ruhu kemalâta kamçılamakla serbest bırakmanın şe'ni, saadet i dareyndir. 12.Söz: 133
Kur'an içinde binler Kur'an bulunur ki, herbir meşreb sahibine birisini verir. 13. Söz: 138
Daima dediğim budur: Biz imanımızı kurtarmaya çalışacağız. Şualar: 282
İmtihana hazırlanınız. Mevcudiyetiniz ittihadla gösteriniz. D. Harbi Örfî: 53
(Mü'minde) Hırs maden i zillet ve hasarettir. 22. Mektub: 271
Rahmet i İlahiyeden ümidinizi kesmeyiniz. Hutbe i Şamiye: 18
Salavat ı bînihaye, ol Server i Kâinat ve Fahr i Âlem'e hediye olsun. Muhakemat: 7
İslâmiyet, fünunun seyyidi ve mürşidi ve ulûm u hakikiyenin reis ve pederidir. Muhakemat: 10
Maksada urûc etmek için mukaddemelerden istimdad etmek, ehl i tahkikin düsturlarındandır. Muhakemat: 12
Takarrur etmiş usûldendir: Akıl ve nakil taâruz ettikleri vakitte, akıl asıl itibar ve nakil tevil olunur. Fakat o akıl, akıl olsa gerektir. Muhakemat: 12
Kur'anı tefsir edecek, yine Kur'an ve hadîs i sahihtir. Muhakemat: 19
Hadîs, maden i hayat ve mülhim i hakikattır. Muhakemat: 22
Asıl insaniyet i kübra olan İslâmiyet, sema i müstakbelde ve Asya'nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev efşan olacaktır. Muhakemat: 35 36
Biz ölsek, milletimiz bâkidir. Kırk sene ile razı değiliz. En ekall bin sene galebeyi isteriz. Muhakemat: 41
Biz ancak Allah'ı ve rızasını istiyoruz. 11. Şua 256
Kadere iman olmazsa hayat ı dünyeviye saadeti mahvolur. 11. Şua: 261
Halketmek, icad etmek ona mahsustur. Esbab, yalnız bir perdedir. 11. Şua: 261
Kâinatta adem âlemleri hesabına çalışan şerirlerden ve insî ve cinnî şeytanlardan kendinizi muhafaza ediniz. 11. Şua: 266
Sarsılmaz bir iman isteyen ve dinsiz anarşistliğe karşı kırılmaz bir kılınç arayanlar, Âyet ül Kübra'ya müracaat etsinler. 15. Şua: 599
Nur Risaleleri, geceden sonra gündüzün ve kıştan sonra baharın gelmesi kat'iyetinde yüzer kuvvetli hüccetlerle haşir ve neşrin sabahını, baharını isbat etmişler. 15. Şua: 612
Bir yerden bir yere giden yolların ve bir noktadan uzak bir noktaya çekilen hatların en kısası ise, en doğrusudur ve müstakimidir. 15. Şua: 614
Maneviyatta ve manevî yollarda ve kalbî mesleklerde en doğrusu, en müstakimi ise en kısa ve en kolayıdır. 15. Şua: 614
Nihayetsiz cinayet ise, nihayetsiz azabı îcab eder. 10. Söz:63
Evet şu dâr ı dünya, beşerin ruhunda mündemiç olan hadsiz istidadların sünbüllenmesine müsaid değildir. Demek başka âleme gönderilecektir. 29. Söz: 525
Haşirde bütün zevil ervahın ihyası, bir sineğin baharda ihyasından daha ziyade kudrete ağır olmaz. 29. Söz: 529
Elhamdülillah inandım. Hem güneş gibi parlak ve gündüz gibi aydın bir tarzda inandım. 22.Söz: 290
Şu memleketin tek bir Mâlik i Zülkemali, şu âlemin tek bir Sahib i Zülcelali, şu sarayın tek bir Sâni' i Zülcemali bulunduğunu kabul ettim. 22.Söz: 290
Kâinatta hakikî olarak hiç bir vechile kudretine nihayet olmayan bir Hâlık ı Kadir'den başka, hiç bir tesir sahibi yoktur. Badıllı Mesnevi Nuriye: 99
Her şey evvelâ kader ile programları tayin edilir. Sonra eşya o kaderî program üzerine bina edilirler. Badıllı Mesnevi Nuriye: 99
Kudret, maâni kitabını, kader mistarı üzerine yazmış ve yazmaktadır. Badıllı Mesnevi Nuriye: 99
Bu insan böyle baş aşağı fânilik içinde daimi kalsın diye yaratılmamıştır. Belki ancak ibadet için yaratılmıştır. Badıllı Mesnevi Nuriye: 99
Evet nasılki dünkü gün pederimin kabri ise, yarın da benim mezarımdır. Ben dahi iki kabrin duvarı arasındayım . Badıllı Mesnevi Nuriye: 112
Eğer var olmayı seversen enaniyet cihetinde yok ol ki, vücud bulasın. Badıllı Mesnevi Nuriye: 148
Nefis, kendini eşyanın en küçüğü olarak ve belki de hiç olarak görmedikçe, bir nevi ta'tile veya şirk i hafiye olan meylden kurtulamaz. Badıllı Mesnevi Nuriye: 163
San'atın kemali ve ondaki nakışlar, hem o san'atın ittikan üzere yapılışı elbette bir ilm i muhiti ve mutlak bir basarı ve tam bir kudreti ve şamil bir iradeyi iktiza ediyor. Badıllı Mesnevi Nuriye: 184
Kemerli kubbelerdeki taşların bânisi yoktur denildiği vakit, o zaman her bir taş, bir usta kadar meharetli, hâkim ve mühendis olması olması iktiza eder. Badıllı Mesnevi Nuriye: 184 185
Ehl i iman için: ona kasdî olarak gelen herbir nimete başlarken, Bismillah demesi lâzımdır. Yani, ben Cenab ı Hakk'ın ismiyle ve hesabıyla alıyorum, vesait hesabına değil. Öyle ise şükür ve minnet yalnız onundur. Badıllı Mesnevi Nuriye: 190
Şu medeniyet i sefihe, gayet câlib hârikaları ve çok cazib oyuncakları izhar etmekle, insan sarayının sâkinleri olan latifeleri: ziya saçan lâmbaya müncelib olup çarparak yanıp kül olan pervane gibi düşüp yanmaktadırlar. Badıllı Mesnevi Nuriye: 193
Sakın sakın gözlerini ve ellerini dünyanın süs ve fantaziyelerine uzatmayasın. Badıllı Mesnevi Nuriye:222
Evet firak elemlerinin dikenleri, mülâkat esnasında kalbleri böyle parçalarsa, acaba firak vaktinde nasıl olur, sen kıyas et!Badıllı Mesnevi Nuriye:222
Nasıl ki güneşin mahit olan ziyasının vahdeti vâhidiyete işaret ediyor. Öyle de güneşin tecellisiyle o muhit ziyanın herbir cüz'ünde ve bütün zerrelerde güneşin hasiyetleriyle beraber vücudu temessül etmesi, ehadiyete remzeder. Feteemmel!Badıllı Mesnevi Nuriye:224
Bu vücudu ise: gel onu pek yüksek bir fiatla senden satın almak isteyen mûcidinin yoluna feda et! Evet ey nefis, gel bu pazarlık ve bey'a acele ile koş. Durma sat, belki feda et!Badıllı Mesnevi Nuriye:241
Gökler, safi yağmursuz ve kuru iken, yerler katı, ölü ve hayatsız olduğu halde Cenab ı Hakk'ın izniyle bu ikisi izdivac edip gökler yağmuru, zemin çiçekleri doğurup evlâd verdiler. Badıllı Mesnevi Nuriye:243
Halk ı cedid, halk ı evvelin misal i sebakıdır. Badıllı Mesnevi Nuriye:244
Halk ı cedid, halk ı evvelden çok kolay ve ehvendir. Badıllı Mesnevi Nuriye:244
Bir ağaca, esmadan ne ki tecelli ederse, çekirdek ve meyvesine de aynı o isimler tecelli ederler. Badıllı Mesnevi Nuriye:340
Ey nefis, daha sen ne zamana kadar geçici katrelere ihtimam edip dehşetli denizlere aldırmayacaksın. Badıllı Mesnevi Nuriye: 436
Senin elinle yapılan bir fiilin ile, hayalinin son sür'atiyle yapılan fiilinin nisbeti ne ise: hayal ile yapılan bir fiil dahi eğer mümkün olsaydı kudret i Bari'nin fiiline karşı nisbeti gibidir, belki de hiç münasebete gelmez. Badıllı Mesnevi Nuriye: 524
Evet bir ağacın ince ve dakik dalları üstünde menşur olan çiçeklerini inşa etmek, nev' i insanın ebna yı cinsini, birbirinden ayrılmış ve toprak olmuş olan kemiklerinin üstünde inşa etmekten daha kolay değildir. Badıllı Mesnevi Nuriye: 543
Birçok nimetler var ki, ağaçtan semerin çıkması gibi bütün kâinattan ince bir nizam, dakik bir mizan ile sıkıştırılıp sağılan birer katre gibidir. Badıllı Mesnevi Nuriye: 543 544
Evet baharda toprağın hadsiz ve adedsiz latif çiçeklerle ve güzel, cemil hayvanat ile süslenip bezenmesi, o Şems i Ezel'in kemal i rububiyetini nida edip ilân eden meşhud bir şahiddir. Badıllı Mesnevi Nuriye: 545
Topraktan ve toprağın içine gitmeklikten tevahhuş etme. Hem kabirden ve kabrin içinde durmaktan dehşetlenme!Badıllı Mesnevi Nuriye: 545
Demek anlaşılıyor ki, masnuatın bu süsleniş ve bezenişleri ve zuhura gelmek için müsabaka yolunda şu helâketli vaziyeti göstermeleri elbette ve her halde lâyetenahî bir nazara kendilerini arzetmek için olabilir. Badıllı Mesnevi Nuriye: 552
Çiçek, meyve, hayvan ve hüveynattan bütün zîhyatların herbir ferdi kâinatın heyet i mecmuasından sağılmış, süzülmüş ve âlemin bütün eczasından dakik, hassas mizanlarla ve ince cessas nizamlarla alınmış, çıkarılmış birer katre gibidirler. Badıllı Mesnevi Nuriye: 560
Ağaçlar ve hayvancıklar muntazaman meydana çıkıyorlar ve vazife başına geçiyorlar ve tesbihatlarını yapıp, bitirip, tohumlarını yerlerinde tevkil ederek gidiyorlar. Ş: 159
Çok kıymetdar nimetlerin makbul fiyatları, başta Bismillahirrahmanirrahîm ve âhirinde Elhamdülillah demektir. Ş: 162
Biz öyle bir hakikata hayatımızı vakfetmişiz ki, güneşten daha parlak ve Cennet gibi güzel ve saadet i ebediye gibi şirindir. Ş: 312
Evvel âhir tavsiyemiz: Tesanüdünüzü muhafaza: enaniyet, benlik, rekabetten tahaffuz ve itidal i dem ve ihtiyattır. Ş: 312
Mazlumun ahı, tâ arşa kadar gider. Ş: 290
Madem bizi çalıştıran Hâlıkımız Rahîm ve Hakîm'dir: başa gelen herşeyi rıza ile, sevinç ile, rahmetine, hikmetine itimad ile karşılamalıyız. Ş: 296
Madem herşey gidiyor ve gittikten sonra eğer lezzet ve keyf ise, boşu boşuna gider, bir hasret kalır. Ş: 300
Dünyanın mal ve evlâdı ve istirahatı pek muvakkat ve geçicidir. Ş: 301
Musibete şükür ise, musibetteki sevab ve uhrevî ve dünyevî faideleri içindir. Ş: 300
Büyük felâketler, güler yüzlü intibahlar doğurur. B: 223
Böyle olmasaydı şöyle olmazdı diye birbirinizden gücenmeyiniz. Ş: 310
Teşekki kaderi tenkid ve teşekkür kadere teslimdir. Ş: 310
Haşirde adalet i İlahiye, hasenelerin seyyielere racih gelmesiyle affettiğine binaen, siz de hasenelerin rüchanına göre muhabbet ve afv muamelesini yapmak lâzımdır. Ş: 330
Bu dünya hayatı, hususan bu zamanda, bu şerait altında kıymeti yoktur. Başa ne gelse gelsin, hoş görmeli. Ş: 336
Siz, birbirinize en fedakâr nesebî kardeşten daha ziyade kardeşsiniz. Kardeş ise, kardeşinin kusurunu örter, unutur ve affeder. Ş: 345
Bütün müslümanlar saadet i ebediye makarrında toplanacaklardır. Ş: 547
Evet bütün kâinatı bir saray, bir ev gibi muntazam idare eden ve yıldızları zerreler gibi hikmetli ve kolay çeviren ve gezdiren ve zerratı muntazam memurlar gibi istihdam eden Zât ı Akdes i İlahî'nin şeriki, nazîri, zıddı, niddi olmaz. S: 13
Bekası olmayan istihsan edicinin nazarında, kemalâtın kıymeti sukut eder. S: 68
Muvakkat sıkıntılara ve sarsıntılara ehemmiyet vermemek lâzımdır. E1: 132
Zâhiren çirkin perdeler altında, gayet güzel neticeler var. E1: 132
Dünya fâni olmakla beraber, bâki hayatın bâki meyvelerini verecek bir mezraasıdır. E1: 132
Hayat ı bâkiyede madem beraberiz, bir muvakkat müfarakat olsa da, sizi müteessir etmesin. E1: 140
Nar, nuru yakmaz. Nuranî dahi şemsde yaşar. (Balık suda gibi...) Ab: 24
Karıncanın gözünü, midesini halkeden zât, aynen odur ki, şemsi ve bütün kâinatı da halketmiştir. Ab: 76
İbadet ve câmi'de sultan ve derviş ve geda birdir. Müsavat ı hakikî düsturdur. Takvadan başka imtiyaz yoktur. Zira en ekrem, en müttakidir. Ve en müttaki en mütevazidir. Ab: 391
Bidayet i İslâmda kırk oldu saklanmadı. Nasıl, üçyüz milyondan sonra gizlenecek? Ab: 392
Hasenatı seyyiatına, savabı hatasına tereccuh edenler, mağfiret ve affa müstehaktırlar. Ab: 401
Akılları gözlerinde olan avama ders veren, fiildir. Ab: 405
Dünya içinde insan, insan içinde lisan, lisan içinde beyan, beyan içinde kelâm, kelâm içinde hurufu halkeden Hallak ı Rahman. Ab: 600
Evet gençlik damarı, akıldan ziyade hissiyatı dinler. His ve heves ise kördür, akibeti görmez. Bir dirhem hazır lezzeti, ileride bir batman lezzete tercih eder. S: 150
Bir saat muvakkat elem, zevaliyle ruhta bir manevî lezzet bırakır ve lezzetli saat, bilakis elem bırakır. S: 150
İnsan istidadı nisbetinde burada ekiyor ve ekiliyor, âhirette mahsul alıyor. S: 86
Âyine misal mevcudatın birbiri arkasında zeval ve fenalarıyla beraber, arkalarından gelenlerin üstünde ve yüzlerinde aynı hüsün ve cemalin cilvesinin bulunması gösterir ki: Cemal onların değil: belki o cemaller, bir hüsn ü münezzeh ve bir cemal i mukaddesin âyâtı ve emaratıdır. S: 68 Hâşiye
Nasılki şu âlem bütün mevcudatıyla Sâni' i Zülcelal'ine kat'î delalet eder: Sâni' i Zülcelal'in de sıfât ve esma i kudsiyesi, dâr ı âhirete delalet eder ve gösterir ve ister. S: 69
İhsan ihsandır, eğer nev'e olsa veya muhtaca ve fakire olsa... Sehavet o vakit tam sehavettir, eğer millet için olsa: yahut milleti tazammun eden bir ferde olsa güzeldir. Münâzarat: 68 69
Bazan adavet, şiddet i muhabbetten gelir. Münâzarat: 7071
Bir hodpesend hakkı iltizam etse, çokları haksızlığa sevk eder, belki mecbur eder. Münâzarat: 94
Hayat bir faaliyet ve harekettir. Şevk ise matiyyesidir. Münâzarat: 95
En büyük ders, doğruluk yolunda ölümünü istihkar dersi vermektir... Divan ı Harb i Örfi7
Siyaseti dinsizliğe âlet yapan bazı adamlar, kabahatını setr için başkasını irtica ile ve dinini siyasete âlet yapmakla itham ederler. Divan ı Harb i Örfi12
Musibetlerin tenevvüü, musikînin nağmelerinin tenevvüü gibi bana geliyordu. Bediüzzaman Divan ı Harb i Örfi45
İnşâallah istikbaldeki İslâmiyet'in kuvveti ile medeniyetin mehasini galebe edecek, zemin yüzünü pisliklerden temizleyecek, sulh u umumîyi de temin edecek. H: 36
Her kıştan sonra bir bahar, her geceden sonra bir sabah olduğu gibi, nev i beşerin dahi bir sabahı, bir baharı olacak inşâallah. Hakikat ı İslâmiyenin güneşi ile, sulh u umumî dairesinde hakikî medeniyeti görmeyi, rahmet i İlahiyeden bekliyebilirsiniz. H:. 37 38
İnsan, bu dünyaya yalnız güzel yaşamak için ve rahatla ve safa ile ömür geçirmek için gelmemiştir. Belki azîm bir sermaye elinde bulunan insan, burada ticaret ile, ebedî daimî bir hayatın saadetine çalışmak için gelmiştir. L: 206
Cenab ı Hak mevcudata karşı tevlid ve tevellüdü işmam edecek bütün rabıtalardan münezzehtir. Şerik ve muinden ve hemcinsten müberradır. Belki mevcudata karşı nisbeti, Hallakıyettir. S: 412
Cenab ı Hak ezelîdir, ebedîdir, evvel ve âhirdir. Hiçbir cihette ne zâtında, ne sıfâtında, ne ef'alinde nazîri, küfvü, şebihi, misli, misali, mesîli yoktur. S: 412
Peygamber'e (A.S.M.) intisab edip onun kemalâtına istinad ederek onun pederane şefkatine itimad edip kusur ve hatiat etmemelisiniz, demektir. S: 413
Rızkınız, yerin hayatına bağlıdır. Yerin dirilmesi ise, bahara bakar. Bahar ise, Şems ve Kamer'i teshir eden, gece ve gündüzü çeviren zâtın elindedir. Öyle ise bir elmayı, bir adama hakikî rızk olarak vermek: bütün yeryüzünü bütün meyvelerle dolduran o zât verebilir. S: 418
İstidad ve ihtiyac ı fıtrî lisanıyla insan ne istemişse, bütün verilmiş. İnsana olan nimet i İlahiye, ta'dad ile bitmez, tükenmez. Âyet Meali S: 422
Risale i Nur câmi' hakikatlar ve veciz sözler hazinesidir: bir cümlede bir sahifelik, bir sahifede on sahifelik, bir risalede bir kitablık mana ifade eden ve câmiülkelim hususiyetine mâlik bir şaheserdir. G: 235 235
Bir küçük talebe yaptığı işi büyük bir âlim yapamaz. Çünki büyük adam her şeyde büyük olmak lâzım gelmez. Muhakemat: 100
Herkes kendi san'atında büyüktür. Muhakemat: 100
Bir hükûmetin intizamında, her memura istidadı nisbetinde, vazife derecesinde, hizmet miktarınca ücret vermek lâzımdır. Muhakemat: 100
Vazifesi hizmetkârlık ve tabiatı çocukluk olanlar, büyük rütbeye girmekle tekebbür eder. Tekebbür etmekle tenasübünü bozup muaşereti teşviş eder. Muhakemat: 100
Lübbü bulmayan, kışır ile meşgul olur. Hakikatı tanımayan hayalâta sapar. Sırat ı müstakimi göremeyen, ifrat ve tefrite düşer. Müvazenesiz ve mizansız olan çok aldanır, aldatır. Muhakemat: 49
Hak gelir, bâtılölür. Muhakemat: 50
Bir adam müstaid ve kabil olduğu şeyi terk ve ehil olmayan şeye teşebbüs etmek, şeriat ı hilkate büyük bir itaatsizliktir. Muhakemat: 53
Sâni' i Âlem, arzı istediği gibi ve hikmeti iktiza ettiği gibi yaratmıştır. Sizin ey ehl i hayal!.. teşehhi ile istediğiniz gibi yaratmamıştır: akıllarınızı kâinata mühendis etmemiştir. Muhakemat: 58
Birşeyin vücudunu bilmek, o şeyin keyfiyet ve mahiyetini bilmekten ayrıdır. Muhakemat: 66
Kıssa hisse içindir: sana ne lâzım teşrihatı.. nasıl olursa olsun sana taalluk edemez. Kendi hisseni al, git. Muhakemat: 69
En ufak bir zerrede, Sânii ilân ettiği cihetle, koca bir kâinatın saltanatının küçük nümunesi mevcuddur, denilebilir. B: 70
Ahlâksızlık çirkefinin bir tufan halinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde, onun yani Bediüzzaman'ın feyzini bir sır gibi kalbden kalbe, mukavemeti imkânsız bir hamle halinde intikal eder görmekle teselli buluyoruz... Tarihçe i Hayat: 6
Gecelerimiz çok karardı ve çok kararan gecelerin sabahları pek yakın olur. Tarihçe i Hayat: 6
Kabir kapısında bekleyen bir adamın arkasındaki fâni dünyaya riyakârane bakması, acınacak bir hamakattır ve dehşet verici bir hasarettir. Tarihçe i Hayat: 26
Evet lezzetli üzüm salkımlarının hasiyetleri, kuru çubuğunda aranılmaz. İşte ben de öyle bir kuru çubuk hükmündeyim. Tarihçe i Hayat: 26
Senin mini mini hayat tekneni, dağlar gibi dalgaları bulunan, kısacık ömrünün denizinde aldanarak boğdurma. Ve hayat ı ebediyeni söndürmek isteyen, en büyük ve en yakın olan nefsinin hilesinden kurtulmaya çalış. B: 203
Gözünü aç da Hazret i Eyyub Aleyhisselâm'ın sabrına bak! Aklın varsa o Peygamber i Zîşan'ın (A.S.) sabırdaki kahramanlığını taklide çalış. B: 203
Bu kadar ikram ı İlahî karşısında bir taraftan kulluk edemediğim için gözlerim yaşarıyor, kalbim ağlıyor. Diğer taraftan da bâr gâh ı Samediyete afv olunmaklığım için yalvarırken, bîhad ve bîhesab minnet ve teşekkürlerimi takdim ediyorum. B: 207
Eserler birbirini takiben neşrolundukça, kıymetleri de mebsutan tezayüd etmektedir. B: 209
Büyük felâketler, güler yüzlü intibahlar doğurur. B: 223
Şu asırda dinsizlik ve tahribat fazlalaştı. İnşâallah mazlum ve masum ehl i imanın yüzü gülecek. Parlak bir hakikat güneşi tulû' edecek. B: 223
Hamdolsun, damarlarımızda dolaşan kan, binler senelik ehl i hak ve imandan, irsen intikal etmiş bir mayadır. Zekâi B: 223
Gündüz derd i maişetle vakit bulamadığımdan, gecenin bir kısmını o Nurlarla ışıklandıracağım. Babacan B: 234
Onbeş senedir hakikata giden yolu aramak için, çok kapılar çaldım. Çoklarında dünyaya aid zînetleri gördüğümden geri çekildim, fakat lillahilhamd tam bir kapı buldum. Cenab ı Hak beni o kapıya tam hizmetkâr yapıp sebat versin. Babacan B: 235
Cenab ı Hak gözlerimizin perdelerini kaldırsın, hakaikı hakkıyla bize göstersin, âmîn. B: 235
Arı kadar aklı olan, bu baharda bu çiçeklerden istifade etmezse ne denir? B: 242
Semavat zemine gıbta eder ki: zeminde hâlisen lillah sohbet ve zikir ve tefekkür için, bir iki adam, bir iki nefes, yani bir iki dakika beraber otururlar: kendi Sâni' i Zülcelalinin çok güzel âsâr ı rahmetini ve çok hikmetli ve süslü eser i san'atını birbirine göstererek Sâni'lerini sevip sevdirirler, düşünüp düşündürürler. B: 260
İlim iki kısımdır: Bir nevi ilim var ki, bir defa bilinse ve bir iki defa düşünülse kâfi gelir. Diğer bir kısmı, ekmek gibi, su gibi her vakit insan onu düşünmeye muhtaç olur. Bir defa anladım, yeter diyemez. İşte ulûm u imaniye bu kısımdandır. Elinizdeki Sözler ekseriyet itibariyle inşâallah o cümledendir. B: 260 261
Aklını başına topla, yaradılışındaki hikmeti düşün, haddini bil, ömür ve hayatını, sana saadet i ebediyeyi temin edecek şeylerle geçir. B: 298
Ceza ve hesab gününde, Mâlik i Yevm id Din'in huzurunda, mahlukat ve mevcudatın en kıymetdarı olan insanın aynen halk olunarak bulundurulaca(ktır). B: 298
Dirilmek var, ceza ve hesab günü var, uyanın' B: 299
Eskiden dünyaya karıştığım için günahlarım çoktur. Onlara istiğfar ediyorum. B: 301
Hâlık ı Zülcelal'in hususî iltifatını îma eden en gizli bir işarete, yüz bin can olsa ve feda edilse ve yüz bin sene ömür var ise, o yolda sarfedilse yine ucuzdur. B: 313
Ehl i kalb için bazan sükût dahi bir konuşmaktır. B: 314
Bu âhirzaman çok çalkalanıyor, bu fitne i âhirzaman acib şeyler doğuracağını ihsas ediyor. B: 339
Her risalede herkesin hissesi var, fakat herkes her şeyini bilmek lâzım değildir. B: 344
Şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada, İslâm'ın sadası olacaktır!Tarihçe i Hayat: 145
Zâhirde zararlı gibi görünen şeyler, hakikatta nimettir. Zahmette rahmet vardır. İman hizmeti uğrunda başımıza ne gelse hayırdır. Tarihçe i Hayat: 543
Biz başımıza geleceği düşünmekle mükellef değiliz, hizmet i Kur'aniye ile mükellefiz. Tarihçe i Hayat: 543
Biz, Rabb i Rahîmimizin daima inayeti altındayız. Ölsek şehidiz, kalırsak Kur'anın hizmetkârıyız. Tarihçe i Hayat: 543
Geliniz ey ehl i İslâm. Hep beraber ağlaşalım. Hâyır, hâyır! Gözyaşlarıyla, feryad ile tedavisi mümkün değil bu derdin... Allah için uğraşalım. Tarihçe i Hayat: 635
Risale i Nur yalnız bu vatan ve millet için değil, âlem i İslâm ve bütün beşeriyetin ihtiyacına cevab verecek bir külliyat olarak te'lif edilmiştir. Tarihçe i Hayat: 641
Zaman, İslâmiyet fedaisi olmak zamanıdır. Tarihçe i Hayat: 691
Fena şeylerle meşguliyet fena tesir eder. Fena iz bırakır. Tarihçe i Hayat: 691
Hususan böyle bir asırda Bâtılı iyice tasvir etmek, safî zihinleri idlâldir. Tarihçe i Hayat: 691
Risale i Nur, nuru yerleştirerek zulmeti izale ediyor: yok ediyor. İyiyi öğreterek, fenayı fark ve tefrik ettiriyor ve vazgeçiriyor. Hakikatı ders vermekle, bâtıldan kurtarıyor ve bâtıldan mahfuz kılıyor. Tarihçe i Hayat: 692
Birimiz dünyada birimiz âhirette, birimiz şarkta birimiz garbda, birimiz şimalde, birimiz cenubda olsak: biz yine birbirimizle beraberiz. Tarihçe i Hayat: 692
Kâinatta en yüksek hakikat imandır. İmandan sonra namazdır. Namaz kılmayan haindir. Hainin hükmü merduddur. Tarihçe i Hayat: 701
Bugün milyonlarca insanı coşturup, selâmete götüren bu Nur deryası daima kükreyecek, küfrü boğacak, zulmeti yırtacak, insanlığa hâmi ve halaskâr olacaktır. Tarihçe i Hayat: 708
Vazifemiz ihlas ile iman ve Kur'ana hizmet etmektir. Amma bizi muvaffak etmek ve halka kabul ettirmek ve muarızları kaçırmak ise, o vazife i İlahiyedir. Emirdağ Lahikası: 55 56
Binden bir iki adam sizden kabul etse, yine sarsılmamak gerektir. Bazan bir iki adam, bine mukabil geliyor. Emirdağ Lahikası: 56
bu vatanda küfr ü mutlaka karşı iman ve İslâmiyet'ten başka bir din, bir mezheb olamaz. Emirdağ Lahikası: 59
Hakikî bir Müslüman hiçbir zaman Yahudi ve Nasrani olamıyor. Olsa olsa dinsiz olup tam anarşist olur. Emirdağ Lahikası: 59
Aklî şeylerden fazla, temsiller ile hayalî şeyleri kabule, hayal daha yakındır. Es.İ. İşâratu'l îcaz: 131
Beni merak etmeyiniz. Ben gelen sıkıntıdan manevî sürur duyuyorum. Emirdağ Lahikası: 68
Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mi'rac'dan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mi'rac yaptım. Emirdağ Lahikası: 65
Ferdin ahkâmda istinbatı ve içtihadında (hevesi karışmamak şartıyla) o kendi nefsi için amel edebilir, fakat başkalarına hüccet tutamaz. Tâ bir nevi icma' o hükmü tasdik etsin. Emirdağ Lahikası: 89
Bir milyon değil, belki bin insanın hayat ı ebediyesini temine çalışmak, bir milyar insanın hayat ı fâniye i dünyeviye ve medeniyetine çalışmaktan daha kıymetdar(dır). Emirdağ Lahikası: 112
Ezelden ebede kadar bütün zîhayatların hayat hediyeleri Zât ı Vâcib ül Vücud'a hastır. Emirdağ Lahikası: 115
Bütün dualar ve ihtiyaçtan gelen ricalar ve nimetten çıkan şükürler ve ibadetler ve namazlar, Hâlık ı Külli Şey'e mahsustur. Emirdağ Lahikası: 116
Dünyanın üç aded yüzünden gayet güzel olan esma i İlahiyeye âyinelik eden birinci yüzündeki hadsiz güzellikler, tayyibeler ve dünyanın âhiret tarlası olan ikinci yüzündeki hadsiz hasenatlar, hayırlar ve manevî meyveler ve güzellikler, tamamıyla ezel ebed sultanı Kadîr i Zülcelal'e mahsustur. Emirdağ Lahikası: 117
Şeriatın bir tek mes'elesine ruhumu feda etmeye hazırım. Emirdağ Lahikası: 130
Ben bir hizmetkârım, çekirdek gibi çürüdüm gittim. Risale i Nur ise, Kur'an ı Hakîm'in tefsiridir, manasıdır. Emirdağ Lahikası: 133
Eğer başımdaki saçlarım adedince başlarım bulunsa hergün biri kesilse, hakikat ı Kur'aniyeye feda olan bu başı zendekaya ve küfr ü mutlaka eğmem ve bu hizmet i imaniye ve nuriyeden vazgeçmem ve geçemem. Ş: 351 352
Evet dünyanın mahiyeti anlaşıldıktan sonra, elbette hayat ı ebediyeden başka beşeriyetin o inkisar ı hayal yarasını tedavi edecek, Kur'andan başka yoktur. E1: 241
Beşerin duası, bir fiilî dua nev'inde samimî bir ihtiyaç ile cüz'î kesbi, bir makbul dua hükmüne geçer. Emirdağ Lahikası: 154
Bu hizmete, yâni ehl i îmanı dalâlet i mutlakadan kurtarmağa, lüzum olsa, dünyevî hayat gibi, uhrevî hayatımı da feda etmek bir saadet bilirim: binler dostlarım ve kardeşlerimin Cennete girmeleri için, Cehennemi kabûl ederim. Stg: 13
Hadisce sabittir ki, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm görülen rü'yada şeytan o rü'yaya karışamıyor. Stg: 21
Bir işde mehasin ve şeref hasıl oldukça, havassa peşkeş edilir: seyyiat olsa, avama taksim edilir. S.T. İşâratu'l îcaz: 84
Yüksek tabakada birinin öldürülmesiyle, çok seneler matem tutulur. Halbuki onun cinayetiyle tabaka i avamda yüzer, belki binler kişi telef olsa, bir iki günde unutulur. S.T. İşâratu'l îcaz: 85
Bir şah, bir gedayı öldürse şeriat kısasa hükmeder, ikisini bir görür. S.T. İşâratu'l îcaz: 85
Tarîk i gayr ı meşru ile bir maksadı takib eden, maksudunun zıddıyla ceza görüyor. S.T. İşâratu'l îcaz: 86
Semavat sahifesini güneş ve yıldızlarla yazan kudretle, bal arısıyla karıncanın sahifelerini hüceyrat ve zerrat ile yazan kudret bir dir.. Mesnevi Nuriye55
Bulut ile arz gibi camid ve mütehalif şeylerde tecavüb ve muavenet, yani birbirinin hacetine cevab vermek ve seyyarat gibi şemsten pek uzak olan yıldızların şemse veya birbirine tesanüd etmeleri, bütün eşyanın bir Müdebbirin idaresinde bulunduğuna şehadet eder. Mesnevi Nuriye55
Bir zîhayat, çok isim ve sıfatların tecellisine mazhardır. Meselâ, bir zîhayat vücuda geldiğinde Bari isminin cilvesine, teşekkülünde Musavvir sıfatının cilvesine, gıdalandığı zaman Rezzak isminin cilvesine: hastalıktan şifa bulduğunda, Şâfi isminin tecellisine ve hakeza tesirde mütesanid, âsârda mütehalif, çok sıfat ve isimlere mazhardır. Mesnevi Nuriye56
Kâinat bütün eczasıyla beraber gayr ı mütenahî eşkal ve vaziyetlere kabiliyeti, ihtimali, imkânı varken bu şekl i hazıra girmesi, elbette bir Hâlık ı Vâcib ül Vücud'un ihtiyar, irade ve tercihiyle olmuştur. Mesnevi Nuriye61
Dua eden kimse de, Kalbinde dolaşan arzu ve isteklerini Cenab ı Hak işitir deyip Kadir olduğu na itikad etmelidir. Bu itikad, Allah'ın her şeyi bilir ve herşeye kadir olduğunu istilzam eder. Mesnevi Nuriye 86
Müslümanlar ile ülfet ve muhabbetleri mümkün olmayan kâfirlere muhabbet boşa gidiyor. Onla rın muhabbetiyle karşılaşılamaz. Onlardan meded beklenilemez. Mesnevi Nuriye89
Nimet, şükrü görmezse gider. Mesnevi Nuriye99
Kur'anın en sarih ve en kat'î emri olan Salât gibi feraizi imtisal etmeniz lâzımdır. Tâ onun feyzi böyle hârika suretinde üstünüzde tevali ve devam etsin. Mesnevi Nuriye99
Bu dünya yı deniyye, şan ve şerefiyle öyle bir meta değil ki ...... maksud u bizzât olsun. Mesnevi Nuriye99
Bu millet i İslâmın cemaatleri çendan bir cemaat namazsız kalsa, fâsık da olsa yine başların dakini mütedeyyin görmek ister. Mesnevi Nuriye99
Yirmidört saatten bir saati işgal eden farz namaz gibi zaruriyat ı diniyede, yüzde doksandokuz ihtimal i necat var. Yalnız, gaflet ve tenbellik haysiyetiyle, bir ihtimal zarar ı dünyevî olabilir. Mesnevi Nuriye 101
Feraizin terkinde, doksandokuz ihtimal i zarar var. Yalnız gaflet ve dalalete istinad, tek bir ihti mal i necat olabilir. S: 101
Ene ile tabir edilen enaniyetin kalbi, Allah Allah zikrinin şua ve hararetiyle yanıp delinirse, büyü yüp gafletle firavunlaşamaz. Ve Hâlık ı Semavat ve Arz'a isyan edemez. O zikr i İlahî sayesinde, ene mahvolur. Mesnevi Nuriye103
Acaba çiçek açıp, semere veren ağaçlarda her sene icad edilen meyvelerin haşr ü neşirlerini gördükten sonra haşr i umumîyi istib'ad eden sıkılmaz mı? Mesnevi Nuriye108
Dut ve kayısı gibi meyveleri kuru ve camid bir ağaçtan ihraç ve icad etmekle o kuru ağacı acib bir vaziyete ve hayatdar antika bir şekle koyan kudret i ezeliyeye haşr i umumî ağır gelir mi? Hâşâ!S: 108
Bu latif, nazik masnuatı o kuru ağaçlardan ihraç eden kudrete hiç bir şey ağır gelmez. Bu bedihî bir mes'eledir. Fakat gözleri kör olanlar göremiyorlar. Mesnevi Nuriye108
Ey nefs i emmarem! Sana tabi değilim. Sen istediğin şeye ibadet et ve istediğin şeyin peşine düş: ben ancak ve ancak beni yaratıp, şems ve kamer ve arzı bana müsahhar eden Fâtır ı Hakîm i Zülcelal'e abd olurum. Mesnevi Nuriye109
Çocuğun eli yetişemediği bir şeyi peder ve vâlidesinden istediği gibi: abd de, acz ve fakrıyla Rabbına iltica eder ve Hâlıkından ister. Mesnevi Nuriye110
Bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklid ve tercüme edemez. Mesnevi Nuriye5
Mal sahibi zannettiğin esbab, mal sahibi değillerdir. Asıl mal sahibi, onların arkasında iş gören kudret i ezeliyedir. Mesnevi Nuriye10
İzzet ve azamet ister ki, esbab perdedar ı dest i kudret ola aklın nazarında: tevhid ve celal ister ki, esbab ellerini çeksinler tesir i hakikîden... Mesnevi Nuriye11
Şu hayvanların erzakını yetiştiren nebatat izn i İlahî ile meydana gelir. Hayvanat da emr i Rabbanî ile beşerin ihtiyacatını yerine getirir. Bal arısıyla ipek böceğinin insanlara yaptıkları yardımlar, bu davayı isbat eder. Mesnevi Nuriye16
Kesret vahdete isnad edilmediği takdirde, vahdeti kesrete isnad etmek mecburiyeti hasıl olur. Demek, dağınık bir nev'in icadındaki sühulet i hârika, vahdet ve tevhid sırrına bağlıdır. Mesnevi Nuriye18
Cenab ı Hakk'ın zâtında şeriki olmadığı gibi çünki intizam bozulur, âlem fesada gider fiilinde de şeriki yoktur. Çünki suubetten, güçlükten dolayı âlemin ademden çıkmamasına sebeb olur. 1742
Kâinatın tedbiriyle alâkadar olan her bir isim, âhiret ve haşri iktiza eder. Mesnevi Nuriye48
(İnsan) kendisini başıboş ve gayr ı mes'ul zannetmesin. Onun da divan ı muhasebatta pek karışık hesabları vardır. Ondan kurtulduktan sonra, müstehak olduğu yere gidecektir. Mesnevi Nuriye45
Nimete bakıldığı zaman Mün'im, san'ata bakıldığı zaman Sâni', esbaba nazar edildiği vakit Müessir i Hakikî zihne ve fikre gelmelidir. Mesnevi Nuriye51
Nazar ise, fünun u ekvanı maarif i İlahiyeye kalbedip hakikî gayelerine sevkedebilir. Demek nazar, esbab ve vesait hesabına olursa muzaaf cehaletlerdir. Eğer Allah hesabına olursa maarif i İlahiye olur. Badıllı Mesnevi Nuriye: 79
Eğer henüz gıyablarında mahkeme i adaletin âdilane kararı kendisine tebliğ olmayan mücrimler varsa bilsinler ki: Hâkim i Hakikî olan Allah u Zülcelal Hazretleri onları affetmiş değil. Belki şiddet i tecziye için mühlet vermiştir. Meğer ki nedamet ederek tövbekâr olup, afv dileye, tarziye vere.. Kime? Hazret i Kur'an'a ve Risale i Nur'a. Gayri Münteşir2: 53/394
Bir ağacın meyvesi hangi dalında bitse, o ağacın malı olması hasebiyle, öbür dalında biten benimdir der. Gayri Münteşir3: 435/303
Ey şarkta, garbda, şimalde, cenubdaki kardeşlerim! Said'in bir tek Mektubat ve Sözünü değil, bir yaprağını buldunuz: Said'i orada göreceksiniz.// Gayri Münteşir3: 103
Ben bütün kuvvetimle diyorum ki: Said'in şahsını görmek isterseniz bir kitabda değil, bir yaprak aralarında değil, hattâ satır aralarında hakiki şahsını görebilirsiniz. Gayri Münteşir3: 103
Milyonlar başlar feda oldukları o hakikata değil muvakkat rahatımız ve fâni dünya hayatımız, belki lüzum olsa başımızla beraber bütün şeref, mal, rahat, haysiyet, maddi ve manevi makamat kemâl i iftiharla feda edilse yine kazanıyoruz ve vazifemizdir. Gayri Münteşir3: 117
Îman ve Âhiretinizi kurtarmağa çalışınız. Gayr i Münteşir Neşriyat 161
Risale i Nur ifsad değil, ıslah ediyor. Gayr i Münteşir Neşriyat 161
İmansız İslâmiyet sebeb i necat olmadığı gibi, bilerek İslâmiyetsiz iman dahi dayanamıyor, belki necat veremiyor, denilebilir. B: 349
Kur'anî hizmet uğrunda, arzın sekenesi kadar hayatım olsa, her birisini feda etmeyi, ne büyük saadet ve şeref kabul etmişim. B: 353
Sözün güzelliği kısalığındadır. Yediğin vakit az ye. Yedikten sonra dört beş saat kadar daha yeme. Şifa, hazımdadır. Yani, kolayca hazmedeceğin mikdarı ye. Nefse ve mideye en ağır ve yorucu hal, taam taam üstüne yemektir. 17.Lema147
Vücuda en muzır, dört beş saat fasıla vermeden yemek yemek veyahut telezzüz için mütenevvi yemekleri birbiri üstüne mideye doldurmaktır. 17.Lema147
Bu zamanda iktisad, herkese farzdır. O.19.L. 1758
Teveccüh ü nâs istenilmez, belki verilir. Verilse de onunla hoşlanılmaz. Hoşlansa ihlası kaybeder, riyaya girer. Şan ü şeref arzusuyla teveccüh ü nâs ise: ücret ve mükâfat değil, belki ihlassızlık yüzünden gelen bir itab ve bir mücazattır. 20.L:147
Hüsn ü kabul ve hüsn ü tesir ve teveccüh ü nâsı kazanmak noktalarının Cenab ı Hakk'ın vazifesi ve ihsanı olduğunu ve kendi vazifesi olan tebliğde dâhil olmadığını ve lâzım da olmadığını ve onunla mükellef olmadığını bilmekle ihlasa muvaffak olur. Yoksa ihlası kaçırır. 20.L:150
Sahabelerin sena i Kur'aniyeye mazhar olan îsar hasletini kendine rehber etmek. Yani: Hediye ve sadakanın kabulünde başkasını kendine tercih etmek ve hizmet i diniyenin mukabilinde gelen menfaat ı maddiyeyi istemeden ve kalben taleb etmeden, sırf bir ihsan ı İlahî bilerek, nâstan minnet almayarak ve hizmet i diniyenin mukabilinde de almamaktır. Çünki hizmet i diniyenin mukabilinde dünyada bir şey istenilmemeli ki, ihlas kaçmasın. 20.L:150
Evet ihlas ile kim ne isterse Allah verir. 20.L:152
Cenab ı Hakk'ın rızası ihlas ile kazanılır. Kesret i etba' ile ve fazla muvaffakıyet ile değildir. Çünki onlar vazife i İlahiyeye ait olduğu için istenilmez: belki bazan verilir. Evet bazan bir tek kelime sebeb i necat ve medar ı rıza olur. Kemmiyetin ehemmiyeti o kadar medar ı nazar olmamalı. Çünki bazan bir tek adamın irşadı, bin adamın irşadı kadar rıza i İlahîye medar olur. 20.L:152
Ey sevaba hırslı ve a'mal i uhreviyeye kanaatsız insan! Bazı Peygamberler gelmişler ki, mahdud birkaç kişiden başka ittiba edenler olmadığı halde, yine o peygamberlik vazife i kudsiyesinin hadsiz ücretini almışlar. Demek hüner, kesret i etba' ile değildir. Belki hüner, rıza yı İlahîyi kazanmakladır. 20.L:152
Sen neci oluyorsun ki, böyle hırs ile Herkes beni dinlesin diye vazifeni unutup, vazife i İlahiyeye karışıyorsun? Kabul ettirmek, senin etrafına halkı toplamak Cenab ı Hakk'ın vazifesidir. Vazifeni yap, Allah'ın vazifesine karışma. 20.L:152
hak ve hakikatı dinleyen ve söyleyene sevab kazandıranlar, yalnız insanlar değildir. Cenab ı Hakk'ın zîşuur mahlukları ve ruhanîleri ve melaikeleri kâinatı doldurmuş, her tarafı şenlendirmişler. Madem çok sevab istersin, ihlası esas tut ve yalnız rıza yı İlahîyi düşün.20.L:152
Ey musibetzede ve ihtilafa düşmüş ehl i hak ve ashab ı hakikat! Bu musibet zamanında ihlası kaçırdığınızdan ve rıza yı İlahîyi münhasıran gaye i maksad yapmadığınızdan, ehl i hakkın bu zillet ve mağlubiyetine sebebiyet verdiniz. 20.L:156
Herkeste nefs i emmare bulunur. Bazı da hissiyat ı nefsiye damarlara ilişir. Bir derece hükmünü: kalb, akıl ve ruhun rağmına olarak icra eder. Lemalar166
Mesleğimiz uhuvvettir. Kardeş kardeşe peder olamaz, mürşid vaziyetini takınamaz. Uhuvvetteki makam geniştir. Gıbtakârane müzahameye medar olamaz. Olsa olsa, kardeş kardeşe muavin ve zahîr olur: hizmetini tekmil eder. Lemalar166
Madem Risale i Nur şakirdlerinin bir şahs ı manevîsi var, şübhesiz o şahs ı manevî bu zamanın bir âlimidir. Sizin kalemleriniz ise, o şahs ı manevînin parmaklarıdır. Lemalar167
Arşın sahibinden maada, arşın altındaki şeylere bizzât tasarruf eden imkân dairesinde kimse var mıdır! Kellâ. Çünki o kudret kısa ve kasır olmayıp muhit bir kudret olduğundan, açık bir yer, bir delik kalmıyor ki, gayr müdahale etsin. Mesnevi Nuriye186
Her bir masnuda, her bir zerrede görünen tasarruf u mutlak, kudret i muhita ve hikmet i basîrenin delalet ve şehadetleriyle sabittir ki, bütün eşyanın Sânii, vâhiddir, şeriki yoktur. Mesnevi Nuriye187
Şems, kamer, yıldız, arz gibi ecramı kabzasında tutan kudret, o ecramı öyle bir sühuletle tanzim etmiştir ki, dağılan tesbih tanelerini ipe dizen adam gibi, ne bir acz görmüştür ve ne başkasının yardımına ihtiyaç olmuştur. Mesnevi Nuriye190
İ'lem Eyyühel Aziz! Nefsine olan muhabbeti îcab ettiren nefsin sana olan kurbiyeti ise, Hâlıkına muhabbetin daha fazla olmalıdır. Çünki nefsinden o daha karibdir. Evet senin fikrin, ihtiyarın idrak edemedikleri sendeki mahfiyat, Hâlıkın nazarı ve ilmi altındadır. Mesnevi Nuriye243
İ'lem Eyyühel Aziz! Tevhid ile bütün eşyayı, Vâhid i Ehad'e isnad etmediğin takdirde, âlemde bulunan bütün efradın mazhar oldukları tecelliyat ı İlahiye adedince ilahları kabul etmek mecburiyetindesin. Evet gözünü şemsden yumduğun ve timsalleriyle irtibatını kestiğin zaman timsallerine ma'kes olan şeylerin adedince hakikî şemslerin vücudunu kabul etmeye mecbur olursun. Mesnevi Nuriye244
hilkat i kâinatın bir netice i azamı, ubudiyet i insaniyedir ve rububiyet i İlahiyeye karşı iman ve itaatla mukabeledir. Lemalar 83
enva' ı dalalet derecatına göre az çok kâinatın yaratılmasındaki hikmet i Rabbaniyeye ve dünyanın bekasındaki makasıd ı Sübhaniyeye zarar verdiği için, ehl i isyana ve ehl i dalalete karşı kâinat hiddete geliyor, mevcudat kızıyor, mahlukat öfkeleniyor. Lemalar 84
Ey cirmi ve cismi küçük ve cürmü ve zulmü büyük ve ayb ve zenbi azîm bîçare insan! Kâinatın hiddetinden, mahlukatın nefretinden, mevcudatın öfkesinden kurtulmak istersen, işte kurtulmanın çaresi: Kur'an ı Hakîm'in daire i kudsiyesine girmektir ve Kur'anın mübelliği olan Resul i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Sünnet i Seniyesine ittibadır. Gir ve tabi ol!Lemalar 84
Kur'an, kendi şakirdlerinin ruhuna öyle bir inbisat ve ulviyet verir ki: doksan dokuz taneli tesbihe bedel, doksan dokuz Esma i İlahiyenin cilvelerini gösteren doksan dokuz âlemlerin zerratını, birer tesbih taneleri olarak şakirdlerinin ellerine verir. "Evradlarınızı bununla okuyunuz." der. 17.Lema 119
Arıdan, sinekten, tavuktan tut: tâ Şems ve Kamer'e kadar her şey kemal i lezzetle vazifesine çalışıyorlar. Demek hizmetlerinde bir lezzet var ki, akılları olmadığından akibeti ve neticeleri düşünmeden, mükemmel vazifelerini îfa ediyorlar. !7.L: 123
bu Arz'ı böyle kendine sâcid ve âbid ve ibadına mescid ve mahluklarına beşik ve kendine müsebbih ve mükebbir eden Zât ı Zülcelal'e, yerin zerratı adedince hamd ve tesbih ve tekbir edip ve mevcudatı adedince hamd ediyoruz ki: bize bu nevi ubudiyeti ders veren Resul i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ına ümmet eylemiş. !7.L: 127 128
Rızk ı mecazîdir ki, sû' i istimalât ile hacat ı gayr ı zaruriye hacat ı zaruriye hükmüne geçip, görenek belasıyla tiryaki olup, terkedemiyor. İşte bu rızk, taahhüd ü Rabbanî altında olmadığı için: bu rızkı tahsil etmek, hususan bu zamanda çok pahalıdır. Başta izzetini feda edip zilleti kabul etmek, bazan alçak insanların ayaklarını öpmek kadar manen bir dilencilik vaziyetine düşmek, bazan hayat ı ebediyesinin nuru olan mukaddesat ı diniyesini feda etmek suretiyle o bereketsiz menhus malı alır. Lemalar 142
İsraf etmemek şartıyla ve sırf vazife i şükraniyeyi yerine getirmek ve enva' ı niam ı İlahiyeyi hissedip tanımak kaydı ile ve meşru olmak ve zillet ve dilenciliğe vesile olmamak şartıyla, lezzetini takib edebilir. Lemalar 140
Hâlık ı Rahîm, nev i beşere verdiği nimetlerin mukabilinde şükür istiyor. İsraf ise şükre zıddır, nimete karşı hasaretli bir istihfaftır. Lemalar 139
İktisad ise, nimete karşı ticaretli bir ihtiramdır. Evet iktisad hem bir şükr ü manevî, hem nimetlerdeki rahmet i İlahiyeye karşı bir hürmet, hem kat'î bir surette sebeb i bereket, hem bedene perhiz gibi bir medar ı sıhhat, hem manevî dilencilik zilletinden kurtaracak bir sebeb i izzet, hem nimet içindeki lezzeti hissetmesine ve zâhiren lezzetsiz görünen nimetlerdeki lezzeti tatmasına kuvvetli bir sebebdir. Lemalar 139
şemsin tulû' ve gurubu mukadder olduğu gibi, insanın da bu dünyada tulû' ve gurubu ve sair mukadderatı, kalem i kader ile cephesinde yazılıdır. İsterse başını taşa vursun ki, o yazıları silsin: fakat başı kırılır, yazılara bir şey olmaz ha!Mesnevi Nuriye122
masnuun nakışları kendisinden değildir. Ancak, kudret kalemiyle kaderin takdiri üzerine yazılıyor. Mesnevi Nuriye122
Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünki aramızdaki dere pek derindir. Doldurup hatt ı muvasalayı temin edemezsiniz. Ya siz de onlara iltihak edersiniz veya dalalete düşer boğulursunuz. Mesnevi Nuriye126
İnsanın fıtratında acib bir hal: İnsanın efradı arasında cismen ve sureten ayrılık varsa da pek azdır. Amma manen ve ruhen, aralarında zerre ile şems arasındaki ayrılık kadar bir ayrılık vardır. Fakat sair hayvanat öyle değildir. Mesnevi Nuriye129
Bu güzel âlemin bir mâliki bulunmaması muhal olduğu gibi, kendisini insanlara bildirip tarif etmemesi de muhaldir. Mesnevi Nuriye138
Bu kesif âlemde ruhanîleri deverandan, cinnîleri cevelandan, şeytanları cereyandan, melekleri seyerandan men'edecek bir mani yoktur. Mesnevi Nuriye138
Maddiyat âlemi Cenab ı Hakk'ın envar ı nimetini cezbetmek için hakikî bir ihtiyaç ile şemse muhtaç olduğu gibi, âlem i maneviyat dahi rahmet i İlahiyenin ziyalarını almak için şems i nübüvvete muhtaçtır. Mesnevi Nuriye139
Zîhayat, esma i hüsnanın tecelliyatına mazhariyetle Hâlıkı, evsaf ı kemaliye ile tavsif ve lisan ı haliyle hamdetmiş oluyor. Mesnevi Nuriye139
Kur'an ı Kerim'in bir meziyeti şudur ki: Bütün ülema ve ehl i meşreb gibi herkes hidayeti için, şifası için müteaddid surelerden ayrı ayrı âyetleri ahzedebilir. Mesnevi Nuriye141
(İnsan) hak ve hakikatın istilzam ettiği gibi Allah'ın masnuudur. Mesnevi Nuriye143
Tabiatın iki ciheti vardır. Biri zâhiridir ki, ehl i gaflet ve dalaletçe hakikat zannedilmiştir. Diğeri bâtınıdır ki, san'at ı İlahiye ve sıbga i Rahmaniyedir. Mesnevi Nuriye144
Âfâkî tefekkür, dipsiz denize benziyor, sahili yoktur. İçine dalma boğulursun. Mesnevi Nuriye147
Arkadaş! Nefsî tefekkürde tafsilâtlı, âfâkî tefekkürde ise icmalî yaparsan, vahdete takarrüb edersin. Aksini yaptığın takdirde kesret fikrini dağıtır, evham seni havalandırır. Enaniyetin kalınlaşır, gafletin kuvvet bulur, tabiata kalbeder. İşte dalalete îsal eden kesret yolu budur. Mesnevi Nuriye147
Her şeyin bir haddi var. O şey, o had ile mukayyeddir. Mesnevi Nuriye181
Nefs i nâtıkanın en yüksek matlubu devam ve bekadır. Hattâ vehmî bir devam ile kendisini aldatmazsa hiçbir lezzet alamaz. Mesnevi Nuriye184
Ey devamı isteyen nefis! Daimî olan bir Zât'ın zikrine devam eyle ki, devam bulasın. Ondan nur al ki sönmeyesin. Onun cevherine sadef ve zarf ol ki kıymetli olasın. Onun nesim i zikrine beden ol ki, hayatdar olasın. Esma i İlahiyeden birisinin hayt ı şuaıyla temessük et ki, adem deryasına düşmeyesin. Mesnevi Nuriye184
Ey devamı isteyen nefis! Daimî olan bir Zât'ın zikrine devam eyle ki, devam bulasın. Ondan nur al ki sönmeyesin. Onun cevherine sadef ve zarf ol ki kıymetli olasın. Onun nesim i zikrine beden ol ki, hayatdar olasın. Esma i İlahiyeden birisinin hayt ı şuaıyla temessük et ki, adem deryasına düşmeyesin. Mesnevi Nuriye184
Ceberutiyet ve istiklaliyetin izzeti ve kendini sevdirmek ve tanıttırmak muhabbeti, gayre müsaade etmiyor ki, arada ibadullahın enzarını kendine celbeden ismî bir vasıta bulunsun. Mesnevi Nuriye184
Nasılki şemsin nurundan, katre ve kabarcıklara varıncaya kadar hiç bir şey hariç kalmıyor. Bütün eşya o nur ile tenevvür ediyor. Kezalik bütün tasarrufat, kudret i ezeliyeye aittir. Başka bir şeyin müdahalesi yoktur. Küreden zerreye varıncaya kadar o kudretin tasarrufundan hariç değildir. Mesnevi Nuriye187
Yarın seni zillet ve rezaletlere maruz bırakmakla terkedecek olan dünyanın sefahetini bugün kemal i izzet ve şerefle terkedersen pek aziz ve yüksek olursun. Mesnevi Nuriye188
Bu âlemi şu kadar zînetler ile, nakışlar ile tezyin eden Mâlik ül Mülk, elbette ve elbette o hârika, antika, mu'cize manzaraları, zînetleri, seyircilerden, müşahidlerden, âşık ve müştaklardan, ârif dellâllardan hâlî bırakmayacaktır. Mesnevi Nuriye189
Hevam, balık gibi küçük hayvanların yumurtalarını, haşerat ve nebatatın tohumlarını, pek büyük bir rahmetle, bir lütuf ile, bir hikmetle hıfzeden Sâni' i Hakîm'in hâfiziyetine lâyık mıdır ki, âhirette semere veren ağaçlara çekirdek olacak a'malinizi hıfzetmesin, ihmal etsin? Halbuki sen hâmil i emanet, halife i arzsın. Mesnevi Nuriye193
Bir incir tohumunu tavırdan tavıra hıfzeden, devirden devire himaye eden, inhilâlden vikaye eden ve o tohumda incir ağacının teşkilâtına lâzım olan esasları kemal i ihtimam ile muhafaza eden, elbette ve elbette, halife i arz ünvanını alan nev' i beşerin a'malini ihmal etmez, hıfzeder. Mesnevi Nuriye193
Âyetler, necimler gibi ülfet perdesini deler atar. İnsanın kulağından tutar, başını eğdirir. O ülfetin altındaki havarik ul âdât mu'cizeleri o âdiyat içerisinde gösterir. Mesnevi Nuriye197
Ruh zâten zaman ile mukayyed değildir. Ruhu cismaniyetine galib olan evliyanın işleri, fiilleri sür'at ı ruh mizanıyla cereyan eder. Mesnevi Nuriye198
Hal ile mazi arasında öyle ince bir perde vardır ki, ruhun mazi cihetine geçmesine mani değildir. Cesede nisbeten bitmez bir mesafedir. Mesnevi Nuriye198 199
Kâfir, saat gibi kendi yaptığı amelden haberi yok. Amma vakitleri bildirmek gibi nev i beşere pek büyük bir hizmeti vardır. Bu sırra binaen dünyada mükâfatını görür. Mesnevi Nuriye212
Harf, gayrın manasını izah için bir âlet, bir hâdim olduğu gibi: şu mevcudat da, esma i hüsnanın tecelliyatını izhar, ifham, izah için bir takım İlahî mektublardır ki, içlerinde yazılı delail, berahin, havarık mu'cize i kudrettir. Mevcudat bu vecihle nazara alınması: ilim, iman, hikmettir. Mesnevi Nuriye214
İnsanın havf ve muhabbeti halka teveccüh ettiği takdirde, havf bir bela, bir elem olur. Muhabbet bir musibet gibi olur. Mesnevi Nuriye215
Havfın ile muhabbetini dünya ve dünya insanlarından çevir. Fâtır ı Hakîme tevcih et ki, havfın Onun merhamet kucağına çocuğun anne kucağına kaçtığı gibi leziz bir tezellül olsun. Muhabbetin de saadet i ebediyeye vesile olsun. Mesnevi Nuriye215
Dünyaya ve cismanî lezaize meyledersen, âciz, zelil bir cüz'î olursun. Eğer cihazatını insaniyet i kübra denilen İslâmiyet hesabına sarfedersen, bir küllî ve bir küll olursun. Mesnevi Nuriye215
Bu kadar elîm firak ve ayrılıklara maruz kalmakla çektiğin elemlerin sebebi ve kabahati sendedir. Çünki o muhabbetleri gayr yerinde sarfediyorsun. Eğer o muhabbetleri cem' edip Vâhid i Ehad'e tevcih ve Onun hesabıyla, izniyle sarfedersen, bütün mahbubların ile beraber bir anda birleşip sevinçlere, memnuniyetlere mazhar olacaksın. Mesnevi Nuriye215
İnsanın san'atıyla Hâlıkın san'atı arasındaki fark: İnsan kendi san'atının arkasında görünebilir, amma Hâlık'ın masnuu arkasında yetmişbin perde vardır. Fakat, Hâlıkın bütün masnuatı def'aten bir nazarda görünebilirse, siyah perdeler ortadan kalkar, nuranîler kalır. Mesnevi Nuriye217
Hayvanattan olsun nebatattan olsun tevellüd ile tenasül şümulüne dâhil olan her ferd vech i arzı istilâ ve tasallut etmek niyetindedir ki, arzı kendisine ve zürriyetine has ve hâlis bir mescid yapmakla Fâtır ı Hakîm'in esma i hüsnasını izhar ile Hâlıkına gayr ı mütenahî bir ibadette bulunsun. Mesnevi Nuriye217
Kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcar ve sebzevatın semeratında ve o semeratın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder. Lâkin âlem i şehadetin darlığına ve müstakbel ibadetlerin Allâm ül Guyub'un ilminde mevcud olduğuna binaen, niyetten fiile henüz çıkmayan onların ibadetleri kabul edilmiştir. Mesnevi Nuriye217
İnsan, her bir şeye muhtaç olduğu cihetle her şeyin melekûtu elinde ve her şeyin hazinesi yanında olan Zât ı Akdesden maada kimseye ibadet edemez. Mesnevi Nuriye221
İnsan hayat ı dünyeviye cihetiyle bir çekirdek olup, pek büyük semere ve sünbüller vermek için kendisine tevdi edilen cihazatı, bazı maddeleri elde etmek için tavuk gibi toprakları, gübreleri, necisleri eşmeye sarfeder, faidesiz tefessüh eder. Ve hayat ı maneviye cihetiyle emelleri ebede kadar uzanan bir şecere i bâkiyedir. Mesnevi Nuriye221
İnsan saltanat ı rububiyetin mehasinine nâzır ve esma i kudsiyenin cilvelerine dellâl ve kalem i kudretle yazılan Mektubat ı İlahiyeyi mütalaa ile mütefekkir olduğu cihetle, eşref i mahlukat ve halife i arz olmuştur. Mesnevi Nuriye222
İfrat ve tefritten kurtulmak için istikamet mizanına müracaat edilmeli. Mesnevi Nuriye227
Ey insan! Bu şems, azametiyle beraber size müsahhardır. Meskenlerinize nur veriyor. Yemeklerinizi hararetiyle pişirtiyor. Sizin öyle Azîm, Rahîm bir Mâlikiniz var ki, bu şems onun bir lâmbası olup misafirhanesinde sâkin misafirlerini ziyalandırıyor. Mesnevi Nuriye229
İnsanın Cenab ı Hak'tan hiç bir hakkı taleb etmeye hakkı yoktur. Bilakis daima ona şükretmeye medyundur. Çünki mülk onundur. İnsan onun memlûküdür. Mesnevi Nuriye229
Zikrin tekrarı kalbi tenvir eder. Duanın tekrarı bir takrirdir. Davet dahi, tekrarı nisbetinde tesiri, te'kidi vardır. Mesnevi Nuriye231
Bilirsiniz ki: Kur'an bu metin din i azîmin esasatını ve İslâmiyetin erkânını tesis ettiği gibi, içtimaat ı beşeriyeyi tebdil eden bir kitabdır. Mesnevi Nuriye231
Felsefe hakikattan udûl etmiş, kâinata mana yı ismiyle bakarak, kâinatı kâinat hesabına istihdam ediyor. Kur'an ise, Haktan hak ile nâzil olmuş, hakikata gidiyor. Mevcudata mana yı harfiyle bakarak Hâlıkının hesabına istihdam ediyor. Mesnevi Nuriye232
Müşriklerin mabud ittihaz ettikleri kocaman şems, âlem sarayında lüküs vazifesiyle muvazzaf müsahhar bir memur ve bir hizmetkârdır. Malûmdur ki, lâmba hizmetini gören camid bir şeyin ibadete, yani mabud olmaya hiç liyakatı var mıdır? Mesnevi Nuriye233 234
Nebatat ve hayvanat, enva'ıyla, efradıyla, Sâni'lerinin her şeye kadir olduğuna şehadet eden san'at hârikalarıdır. Mesnevi Nuriye241
Herkes bardağına göre denizden su alabilir. Mesnevi Nuriye243
Mikrop gibi en küçük ve daha küçük havaî, maî, türabî hayvanlar boş zannedilen âlemin yerlerini doldurmuşlardır. Mesnevi Nuriye243
Dalalet ne kadar acibdir. Zât ı Zülcelal'in lâzım ı zarurîsi olan ezeliyeti ve hassası olan icadı aklına sığıştırmayan, nasıl oluyor ki gayr ı mütenahî zerrata ve âciz şeylere veriyor. Mesnevi Nuriye249
Tabiat, âlem i şehadet denilen cesed i hilkatin anasır ve a'zasının ef'alini intizam ve rabt altına alan bir şeriat ı kübra yı İlahiyedir. Mesnevi Nuriye249
Kevn ve vücudda, imkân, kesret, infial mertebeleri vardır. İmkân mertebesi, vücub mertebesine bakar ve onu istilzam eder. Kesret mertebesi, vahdet mertebesine nâzırdır, onu iktiza eder. İnfial mertebesi, fâiliyet mertebesine mütevakkıftır. Bu mertebeler arasındaki istilzam, bizzarure vâcib, vâhid, fa'al bir Hâlık'ı iktiza ve istilzam eder. Mesnevi Nuriye61 62
Kâinat bütün eczasıyla beraber gayr ı mütenahî eşkal ve vaziyetlere kabiliyeti, ihtimali, imkânı varken bu şekl i hazıra girmesi, elbette bir Hâlık ı Vâcib ül Vücud'un ihtiyar, irade ve tercihiyle olmuştur. Mesnevi Nuriye61
Kâinat, umumî ve hususî, maddî ve manevî pek büyük ihtiyaçlar içindedir. Gerek vücuduna ve gerek bekasına lâzım şeyleri, işleri görmekten âcizdir. Bu gibi matlublarının şuuru olmaksızın yerine getirilmesi, elbette Rahman ı Rahîm ve Vâcib ül Vücud bir Sâni' i Hakîm tarafındandır. Mesnevi Nuriye61
Her sene kat kat ve katmerli yüzbin tarzda, masnuattan dokunmuş gömleklerini değiştirdiği ve çok defa dolup maziye boşaltarak gayb âlemine döktüğü bütün o müteceddid âlemleri ve arzın müteaddid gömleklerini nazara al: yani, bütün mazisini hazır farzet. Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı müvazene et. Göreceksin ki: Arz, ziyade gelmezse, noksan da kalmaz. 15.S: 178/Haşiye
Âyâtın yıldızlarına, hikmet i hakikiyenin mi'racıyla ve iman ve İslâmiyetin kanatlarıyla çıkılabilir. 12. lema Lemalar 69
Madem Rezzak ismi, gayet geniş bir surette rûy i zeminde cilvesi görünüyor ve madem hiç ümid edilmediği bir tarzda, memeden ve odundan rızıklar akıyor, baş gösteriyor. Eğer pür şerr beşer, sû' i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor. 12. lema Lemalar 63
Madem Hakîm i Mutlak israf etmiyor, abes şeyleri yaratmıyor. Ve madem mahlukatın vücudları, zîşuur içindir ve zîşuurla kemalini bulur ve zîşuurla şenlenir ve zîşuurla abesiyetten kurtulur. 12. lema Lemalar 65
Rızık doğrudan doğruya Kadîr i Zülcelal'in elindedir ve hazine i rahmetinden çıkar. 12. lema Lemalar 62
Ahlâk ı âliye i Peygamberiyeden olan ve belki kâinattaki nizam ı hikmet i İlahiyenin medarlarından olan iktisad ise, sefillik ve bahillik ve tama'kârlık ve hırsın bir halitası olan hısset ile hiç münasebeti yok. Yalnız, sureten bir benzeyiş var. Lemalar 144
Rızka muhtaç ağaçların fıtrî kanaatları, onların rızkını onlara koşturduğu gibi: hayvanatın hırs ile meşakkat ve noksaniyet içinde rızka koşmaları, hırsın büyük zararını ve kanaatın azîm menfaatını gösterir. Lemalar 145
Semiz balıkların vaziyet i kanaatkâranesi, mükemmel rızıklarına medar olması: ve tilki ve maymun gibi zeki hayvanların hırs ile rızıkları peşinde dolaşmakla beraber kâfi derecede bulmamalarından cılız ve zayıf kalmaları, yine hırs ne derece sebeb i meşakkat ve kanaat ne derece medar ı rahat olduğunu gösterir. Lemalar 145
İktisadsızlık yüzünden müstehlikler çoğalır, müstahsiller azalır. Herkes gözünü hükûmet kapısına diker. O vakit hayat ı içtimaiyenin medarı olan "san'at, ticaret, ziraat" tenakus eder. O millet de tedenni edip sukut eder, fakir düşer. Lemalar 145/Haşiye
Rızk ı helâl, acz ve iftikara göre gelir: iktidar ve ihtiyar ile değil. Belki o rızk ı helâl, iktidar ve ihtiyar ile makûsen mütenasibdir. Çünki çocukların iktidar ve ihtiyarı geldikçe rızkı azalır, uzaklaşır, sakilleşir. Lemalar 145 146
kanaat, bir define i hüsn ü maişet ve rahat ı hayattır. Hırs ise, bir maden i hasaret ve sefalettir. Lemalar 146
Hırs ihlası kırar, amel i uhreviyeyi zedeler. Çünki bir ehl i takvanın hırsı varsa, teveccüh ü nâsı ister. Teveccüh ü nâsı müraat eden, ihlas ı tâmmı bulamaz. Bu netice çok ehemmiyetli, çok cây ı dikkattir. Lemalar 146
İsraf, kanaatsızlığı intac eder. Kanaatsızlık ise çalışmanın şevkini kırar, tenbelliğe atar: hayatından şekva kapısını açar, mütemadiyen şekva ettirir. Lemalar 146
Evet, hangi müsrif ile görüşsen şekvalar işiteceksin. Lemalar 146/Haşiye
İktisaddan gelen kanaat: şükür kapısını açar, şekva kapısını kapatır. Hayatında daima şâkir olur. Hem kanaat vasıtasıyla insanlardan istiğna etmek cihetinde teveccühlerini aramaz. İhlas kapısı açılır, riya kapısı kapanır. Lemalar 146
Hayat ı içtimaiye i beşeriyede bir çığır açan, eğer kâinattaki kanun u fıtrata muvafık hareket etmezse: hayırlı işlerde ve terakkide muvaffak olamaz. Bütün hareketi şerr ve tahrib hesabına geçer. 22.lema Lemalar 170
Tabiatların ve sebeblerin üstünde dahi gayet muntazam bir eser i san'at var: onlar da sair mahlukat gibi masnu'durlar. Onları öyle yapan zât, onların neticelerini dahi yapar, beraber gösteriyor. 30.lema Lemalar324
Çekirdeği yapan, onun üstünde ağacı o yapar: ve ağacı yapan, onun üstünde meyveleri dahi o icad eder. 30.lema Lemalar324
Ben felillahilhamd kendi kusurumu, aczimi biliyorum. Değil müslümanlar üstünde mütekebbirane bir makam ı ihtiram istemek, belki her vakit nihayetsiz kusurlarımı, hiçliğimi görüp, istiğfar ile teselli bulup, halklardan ihtiram değil, dua istiyorum..(Bediüzzaman) 22.lema Lemalar 173
Kader i İlahî, o ehl i marifet adamın dostluk ümid ettiği yerden adavet gösterdi ki, hürmet yüzünden ilmi riyaya girmesin ve ihlası kazansın. (Bediüzzaman) 22.lema Lemalar 174
bu ehl i dünyanın hadsiz hassasiyetle ve hattâ riyakârlığın zerrelerini de hissedebilir bir tarzda, birden bana iliştiler. Ben Cenab ı Hakk'a şükrediyorum ki, bunların zulmü bana bir vasıta i ihlas oldu. (Bediüzzaman) 22.lema Lemalar 175
Kader, ilmin bir nevidir ki, herşeyin manevî ve mahsus kalıbı hükmünde bir mikdar tayin eder. Ve o mikdar ı kaderî, o şey'in vücuduna bir plân, bir model hükmüne geçer. Kudret icad ettiği vakit: gayet sühuletle o kaderî mikdar üstünde icad eder.23.L: 193
Evet bir vâlide veledini tehlikeden kurtarmak için hiçbir ücret istemeden ruhunu feda etmesi ve hakikî bir ihlas ile vazife i fıtriyesi itibariyle kendini evlâdına kurban etmesi gösteriyor ki: hanımlarda gayet yüksek bir kahramanlık var. Bu kahramanlığın inkişafı ile: hem hayat ı dünyeviyesini, hem hayat ı ebediyesini onunla kurtarabilir. 24.lema Lemalar 199 200
Şimdi terbiye i İslâmiyeden ve a'mal i uhreviyeden en kıymetli ve en lüzumlu esas, ihlastır. 24.lema Lemalar 201
Kadınların saadet i uhreviyesi gibi, saadet i dünyeviyeleri de ve fıtratlarındaki ulvî seciyeleri de bozulmaktan kurtulmanın çare i yegânesi, daire i İslâmiyedeki terbiye i diniyeden başka yoktur!.. Rusya'da o bîçare taifenin ne hale girdiğini işitiyorsunuz. 24.lema Lemalar 201
Şimdiki terbiye i medeniye perdesi altındaki hayvancasına muvakkat bir refakattan sonra ebedî bir müfarakata maruz kalan o aile hayatı, esasıyla bozuluyor. 24.lema Lemalar 202
Veyl o zevc ve zevceye ki: birbirini ateşe atmakta yardım eder. Yani: medeniyet fantaziyelerine birbirini teşvik eder. 24.lema Lemalar 202
(Kadınlar) daire i terbiye i İslâmiye içinde mes'ud bir aile hayatını geçirmeğe mahsus bir nevi mübarek mahlukturlar. Bu mübarekleri ifsad eden komiteler kahrolsunlar!.. Allah bu hemşirelerimi de bu serserilerin şerlerinden muhafaza eylesin, âmîn. 24.lema Lemalar 203
Kat'iyyen biliniz ki: Daire i meşruanın haricindeki zevklerde, lezzetlerde: on derece onlardan ziyade elemler ve zahmetler bulunduğunu Risale i Nur yüzer kuvvetli delillerle, hâdisatlarla isbat etmiştir. Uzun tafsilatı Risale i Nur'da bulabilirsiniz. 24.lema Lemalar 203
Eğer siz benim bedelime Risale i Nur'u kısmen elde edip okusanız veya dinleseniz, o vakit kaidemiz mucibince: bütün kardeşleriniz olan Nur şakirdlerinin manevî kazançlarına ve dualarına da hissedar oluyorsunuz. 24..L: 204
Ömür durmuyor, çabuk gidiyor. Lezzetle, ferahla gitse, lezzetin zevali elem olmasından, hem teessüf, hem şükürsüzlükle, gafletle, bazı günahları yerinde bırakır, fâni olur gider. 26.lema Lemalar 263
Zeval i elem bir manevî lezzet olmasından, hem bir nevi ibadet sayıldığından, bir cihette bâki kalır ve hayırlı meyveleriyle bâki bir ömrü kazandırır. 26.lema Lemalar 263
Âlem i İslâmın şecere i kübrasının menşei, çekirdeği, hayatı, medarı olan mahiyet i Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm'ın fevkalâde istidad ve cihazatıyla, âlem i İslâmiyetin maneviyatını teşkil eden kudsî kelimatı, tesbihatı, ibadatı en evvel bütün manalarıyla hissedip yapmaktan gelen terakkiyat ı ruhiyesini düşün: habibiyet derecesine çıkan ubudiyet i Muhammediyenin (A.S.M.) velayeti, sair velayetlerden ne kadar yüksek olduğunu anla!30.lema Lemalar327
"Şahsiyet i maneviye i Muhammediye (A.S.M.), kâinatın manevî bir güneşi olduğu gibi, bu kâinat denilen Kur'an ı Kebir'in âyet i kübrası ve o Furkan ı A'zam'ın ism i a'zamı ve İsm i Ferd'in cilve i a'zamının bir âyinesidir. Kâinatın umum zerratının umum zamanlarındaki umum dakikalarının bütün âşirelerine darbedilip, hasıl ı darb adedince o Zât ı Ahmediyeye salât ü selâm, nihayetsiz hazine i rahmetinden inmesini, Zât ı Ferd i Ehad i Samed'den niyaz ediyoruz!.. 30.lema Lemalar328"
Evet bir nohut tanesinde bütün Kur'anı yazar gibi: çamın gayet küçük bir tohumunda koca çam ağacının fihristesini ve mukadderatını yazan kalem, elbette semavatı yıldızlarla yazan kalem olabilir. 30.lema Lemalar338
Evet bir arının küçük kafasında kâinat bahçesindeki çiçekleri tanıyacak ve ekser enva'ıyla münasebetdar olacak ve bal gibi bir hediye i rahmeti getirecek ve dünyaya geldiği günde şerait i hayatı bilecek derecede bir istidadı, bir kabiliyeti, bir cihazı derceden zât: elbette bütün kâinatın Hâlıkı olabilir. 30.lema Lemalar339
Bir şey bütün elde edilmezse, bütün bütün elden kaçırılmaz." kaidesiyle, "bu manevî bahçenin bütün meyvelerini koparamıyorum" diye vazgeçmek kâr ı akıl değildir. İnsan ne kadar koparsa, o kadar kârdır. 30.lema Lemalar340
Saadet i ebediyenin anahtarı olan imanın kuvvetleşmesi ehemmiyeti çok azîmdir. İmanın bir zerre kadar kuvveti ziyade olması, bir hazinedir. İmam ı Rabbanî Ahmed i Farukî diyor ki: "Bir küçük mes'ele i imaniyenin inkişafı, benim nazarımda yüzler ezvak ve kerametlere müreccahtır." 30.lema Lemalar340
Bu kâinatın Hâlık ı Zülcelali Kayyum'dur. Yani bizâtihi kaimdir, daimdir, bâkidir. Bütün eşya onunla kaimdir, devam eder ve vücudda kalır, beka bulur. Eğer kâinattan bir dakikacık olsun o nisbet i kayyumiyet kesilse, kâinat mahvolur. 30.lema Lemalar341
Hamd ise, ibadetin icmalî bir sureti ve küçük bir nüshasıdır. İşâratu'l îcaz: 17
Cenab ı Hak insanı kâinata câmi' bir nüsha ve onsekiz bin âlemi hâvi şu büyük âlemin kitabına bir fihrist olarak yaratmıştır. Ve esma i hüsnadan herbirisinin tecelligâhı olan herbir âlemden bir örnek, bir nümune, insanın cevherinde vedîa bırakmıştır. İşaratul İcaz17
Evet kâinata dikkatle bakıldığı zaman, insanların taife ve kabileleri gibi, kâinatın zerratı münferiden ve müçtemian Hâlıklarının kanununa imtisalen, muayyen olan vazifelerine koşmakta oldukları hissedilir. Yalnız bedbaht insanlar müstesna!İşaratul İcaz18
Evet saadet i ebediye olmasa, en büyük nimetlerden sayılan aklın, insanın kafasında yılan vazifesini görmekten başka bir işi kalmaz. Kezalik en latif nimetlerden sayılan şefkat ve muhabbet, ebedî bir ayrılık düşüncesiyle, en büyük elemler sırasına geçerler. İşaratul İcaz19
Evet Cenab ı Hak müsebbebatı esbaba bağlamakla, intizamı temin eden bir nizamı kâinatta vaz' etmiş. Ve herşeyi, o nizama müraat etmeğe ve o nizamla kalmaya tevcih etmiştir. Ve bilhassa insanı da, o daire i esbaba müraat ve merbutiyet etmeğe mükellef kılmıştır. İşaratul İcaz20
İbadet, abdin Allah'a karşı bir hizmetidir. İane de, o hizmete karşı bir ücret gibidir. İşaratul İcaz21
Esbabı tamamen ihmal ve terketmek iyi değildir. Çünki o zaman, Cenab ı Hakk'ın hikmet ve meşietiyle kâinatta vaz'edilen nizama karşı bir temerrüd çıkar. Evet daire i esbabda iken tevekkül etmek, bir nevi tenbellik ve atalettir. İşaratul İcaz22
En büyük hidayet, hicabın kaldırılmasıyla hakkı hak, bâtılı bâtıl göstermektir. İşaratul İcaz22
Ferdî olmayan bir meslekte tevatür vardır: tevatürde, butlan yoktur. İşaratul İcaz25
Ey arkadaş! Her parlayan şey, yakıcı ateş değildir. Evet tekrar ve tekerrür bazan usanç veriyor, fakat umumî değildir. Her yere, her kelâma ve her kitaba şamil değildir. İşaratul İcaz30
Kur'an heyet i mecmuasıyla kalblere kut ve kuvvet olup, tekrarı usanç değil, halâvet ve lezzet verdiği gibi, Kur'anın âyetlerinde de öyle bir kısım vardır ki, o kuvvetin ruhu hükmünde olup tekerrür ettikçe daha ziyade parlar, hak ve hakikat nurlarını saçar. İşaratul İcaz30
Madem muntazam bir fiil, fâilsiz olmaz. Manidar bir kitab, kâtibsiz olmaz. San'atlı bir nakış, nakkaşsız olmaz. Elbette şu kâinatı dolduran ef'al i hakîmanenin bir fâili ve yeryüzünün mevsim be mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar Mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır. 31.S: 566
İbadetle yapılan tekliften hasıl olan meşakkat, hitab ı İlahiyeden neş'et eden zevk ve lezzetle karşılanır ve insanlara ağır gelmez. Ve keza hitab suretiyle ibadeti teklif etmek, abd ile Hâlık arasında vasıta olmadığına işarettir. İşaratul İcaz93
Arz'ın bu şekle getirilmesiyle nev' i beşere ve sair hayvanata kabil i sükna olarak hazır bulundurulması, ancak Allah'ın ca'liyle (yapmasıyla) lup tabiatın ve esbabın tesiriyle olmadığına bir remiz vardır. Çünki tesir i hakikînin esbaba verilmesi, bir nevi şirktir. İşaratul İcaz95
ibadet, şükürdür. Şükür, mün'ime edilir: yani nimetleri veren zâta şükretmek vâcibdir. İşaratul İcaz95
Arz ve Arz'dan çıkan mevalid, yani Arz'ın semereleri insanlara hâdim oldukları gibi, insanlar da onların Sâni'ine hâdim olmaları lâzım dır. İşaratul İcaz95
Rabbinize ibadet yaptığınızda şerik yapmayınız. Zira Rabbiniz ancak Allah'tır. Sizi, nev'iniz ile beraber halkeden odur. Ve Arz'ı size mesken olarak hazırlayan odur. Semayı sizin binanıza dam olarak yaratan odur. Ve sizin rızık maişetinizi tedarik için suları gönderen odur. Hülâsa, bütün nimetler onundur: öyle ise bütün şükürler ve ibadetler de ancak onadır. İşaratul İcaz95
Sizin terbiyeniz Rabbinizin elinde olduğundan, daima ona muhtaçsınız. Ve terbiyenize lâzım olan bütün levazımatı veren odur. Onun o nimetlerine şükür lâzımdır. Şükür ise ancak ibadettir. İşaratul İcaz97
Arz'ın tefrişine sebeb yani vesile, insandır. Bu misafirhanedeki ziyafet onun namına verildi. Fakat istifade, insanlara mahsus ve münhasır değildir. Öyle ise insanların ihtiyacından, istifadesinden fazla kalana abes denilemez. İşaratul İcaz100
Arz, bir hanenin tabanı gibi insan ve hayvanlara ferş ve bastedilmiştir. Öyle ise Arz'daki nebatat ve hayvanat, hanedeki efrad ı aile ile erzak ve saire gibi levazım ı beytiye hükmündedir. İşaratul İcaz100
Arz'ın sıkletinden dolayı suya batıp kaybolması tabiatının îcabatından olduğu halde, Cenab ı Hak merhametiyle bir kısmını dışarıda bırakarak, insanlar için bir mesken ve nimetlerine bir maide, yani bir sofra olmak üzere tefriş etmiştir. İşaratul İcaz100
Arz taş gibi katı ve sert değildir ki kabil i sükna olmasın ve su gibi mâyi de değildir ki, ziraat ve istifadeye kabil olmasın. Belki orta bir vaziyette yapılmıştır ki, hem mesken, hem mezraa olsun. Bu iki faidenin taht ı temine alınması, elbette ve elbette bir maksad, bir hikmet ve bir nizam ile olabilir. İşaratul İcaz100
Semanın insanlara bir sakf, bir dam gibi yapılması, yıldızların o damda asılı kandiller gibi olmalarını istilzam eder ki, teşbih tamam olsun. Öyle ise gayr ı mütenahî şu boşlukta dağınık bir şekilde yıldızların bulunması, akılları hayrette bırakan nizam ve intizamlı vaziyetleri, kör tesadüfe isnad edilemez. İşaratul İcaz100
Evet zahire bakılırsa insan bir zerre hükmündedir. Fakat insanın taşıdığı ruha, kafasına taktığı akla, kalbinde beslediği istidadlara nazaran bu âlem i şehadet dardır, istiab edemez. Ancak o ruhun arzularını ve o aklın fikirlerini ve o istidadların meyillerini tatmin ve temin edecek, âlem i âhirettir. İşaratul İcaz101
Yağmurun katreleri başıboş değildir: ancak bir hikmet altında ve bir nizam ı kasdî ile inerler. Çünki o mesafe i baîdeden gelmek ile beraber: rüzgâr ve hava da müsademelerine yardımcı olduğu halde, katrelerin aralarında müsademe olmuyor. Öyle ise o katreler başıboş olmayıp, gemleri, onları temsil eden meleklerin elindedir. İşaratul İcaz101
Siz rızkın gelmesine sebebsiniz amma, istifadesi size mahsus ve münhasır değildir ve başkalar da tebean istifadeye şeriktirler. Ve keza Cenab ı Hak sizlere nimetlerini tahsis ettiği gibi, sizin de şükrünüzü ona tahsis etmeniz lâzım dır. İşaratul İcaz103
Kahr ve cebr ile zahirî bir hâkimiyet, sathî bir tahakküm, kısa bir zamanda ibka edilebilir. Fakat bütün kalblere, fikirlere, ruhlara icra yı tesir ederek, zahiren ve bâtınen beğendirmek şartıyla vicdanlar üzerine hâkimiyetini muhafaza ve ibka etmek, en büyük hârika olmakla ancak nübüvvetin hassalarından olabilir. İşaratul İcaz109
Evet tehdidlerle, korkularla, hilelerle efkâr ı âmmeyi başka bir mecraya çevirtmek mümkün olur. Fakat tesiri cüz'îdir, sathîdir, muvakkat olur. Muhakeme i akliyeyi az bir zamanda kapatabilir. Amma irşadıyla kalblerin derinliklerine kadar nüfuz etmek, hissiyatın en incelerini heyecana getirmek, istidadların inkişafına yol açmak, ahlâk ı âliyeyi tesis ve alçak huyları imha ve izale etmek, cevher i insaniyetten perdeyi kaldırıp hakikatı teşhir etmek, hürriyet i kelâma serbestî vermek, ancak şua i hakikattan muktebes hârikulâde bir mu'cizedir. İşaratul İcaz109 110
Bir işde muvaffakıyet isteyen adam, Allah'ın âdetlerine karşı safvet ve muvafakatını muhafaza etsin ve fıtratın kanunlarına kesb i muarefe etsin ve heyet i içtimaiye rabıtalarına münasebet peyda etsin. Aksi takdirde fıtrat, adem i muvafakatla cevab verecektir. İşaratul İcaz110
Evet Hazret i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın getirdiği şeriatın hakaikı, fıtratın kanunlarındaki müvazeneyi muhafaza etmiştir. İçtimaiyatın rabıtalarına lâzım gelen münasebetleri ihlâl etmemiştir. Zaman uzadıkça, aralarında ittisal peyda olmuştur. Bundan anlaşılır ki: İslâmiyet, nev i beşer için fıtrî bir dindir ve içtimaiyatı tezelzülden vikaye eden yegâne bir âmildir. İşaratul İcaz111
Muhammed i Haşimî Aleyhissalâtü Vesselâm'a bak. O zât, ümmiliğiyle beraber, bir kuvvete mâlik değildi. Ne onun ve ne de ecdadının bir hâkimiyetleri sebkat etmemişti: bir hâkimiyete, bir saltanata meyilleri yoktu. Böyle bir vaziyette iken mühim bir makamda, tehlikeli bir mevkide, kemal i vüsuk ve itminan ile büyük bir işe teşebbüs etti. Bütün efkâr ı âmmeye galebe çaldı, bütün ruhlara kendisini sevdirdi. İşaratul İcaz111
Bazan olur ki, iki adamın söyledikleri bir söz, bir kelâm mütefavit olur: birisinin cehline sathîliğine, ötekisinin ilmine meharetine delalet eder. Şöyle ki: Bir adam düşünmeden, gayr ı muntazam bir surette söyler: ötekisi o sözün evvel ve âhirine bakar, siyak u sibakını düşünür ve o sözün başka sözler ile münasebetlerini tasavvur eder ve münasib bir mevkide, münbit bir yerde zer' eder. İşte bu adamın şu tarz ı hareketinden, derece i ilim ve marifeti anlaşılır. Kur'an ı Kerim'in fenlerden bahsederken aldığı fezlekeler, bu kabil kelâmlardandır. İşaratul İcaz111
Bu zamanda vesait, âlât u edevat, sanayiin tekemmülüyle çocukların oyuncakları gibi âdileşmiş olan çok şeyler vardır ki, eğer onlar bundan iki üç asır evvel vücuda gelmiş olsaydılar, hârikalardan addedilecekti. Kezalik kelâmlarda, sözlerde de zamanın tesiri vardır. Meselâ bir zamanda kıymetli bir sözün, başka bir zamanda kıymeti kalmaz. Binaenaleyh şu kadar uzun zamanlar, asırlar boyunca gençliğini, güzelliğini, tatlılığını, garabetini muhafaza eden Kur'an, elbette ve elbette hârikadır. İşaratul İcaz111 112
Kur'anın hükümleri uzun bir surede, uzun bir sure kısa bir surede, kısa bir sure bir âyette, bir âyet bir cümlede, bir cümle bir kelimede, o kelime de "sin, lâm, mim" gibi huruf u mukattaada irtisam eder, görünür. İşaratul İcaz33
Surelerin başlarındaki huruf u mukattaa, İlahî bir şifredir. Beşer fikri ona yetişemiyor. Anahtarı, ancak Hazret i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'dadır. İşaratul İcaz33
İman, Resul i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın tebliğ ettiği zaruriyat ı diniyeyi tafsilen ve zaruriyatın gayrisini icmalen tasdik etmekten hasıl olan bir nurdur. İşaratul İcaz41
Keza iman, Şems i Ezelî'den ihsan edilmiş bir nur olduğu gibi: saadet i ebediyeden de bir parıltıdır. Ve o parıltı ile, vicdanında bulunan bütün emel ve istidadlarının tohumları, bir şecere i tûbâ gibi neşv ü nemaya başlar, ebed memleketine doğru hareket eder, gider. İşâratu'l îcaz: 42
İman, Şems i Ezelî'den vicdan ı beşere ihsan edilen bir nur ve bir şuadır ki, vicdanın iç yüzünü tamamıyla ışıklandırır. Ve bu sayede bütün kâinat ile bir ünsiyet, bir emniyet peyda olur. Ve herşeyle kesb i muarefe eder. Ve insanın kalbinde öyle bir kuvve i maneviye husule gelir ki, insan o kuvvet ile her musibete, her hâdiseye karşı mukavemet edebilir. Ve öyle bir vüs'at ve genişlik verir ki, insan o vüs'atle geçmiş ve gelecek zamanları yutabilir. İşaratul İcaz42
Çok defa lisan insanın tasavvuratından incelerini tabirden âciz olduğu gibi kalbindeki ve vicdanındaki inceler de akla görünmez. İşaratul İcaz42
Nasılki Fatiha Kur'ana, insan kâinata fihristedir: namaz da hasenata fihristedir. Çünki namaz: savm, hac, zekat ve sair hakikaları hâvi olduğu gibi, idrakli ve idraksiz mahlukatın ihtiyarî ve fıtrî ibadetlerinin nümunelerine de şamildir. Meselâ: Secdede, rükû'da, kıyamda olan melaikenin ibadetlerini, hem taş, ağaç ve hayvanların o ibadetlere benzeyen durumlarını andıran bir ibadettir. İşâratu'l îcaz: 42
Dağınık bir vaziyette bulunan efradı büyük bir sevinçle içtimaa sevkettiren malûm âletin sesi gibi, âlem sahrasında dağılmış insanları cemaate davet eden ezan ı Muhammedî'nin (A.S.M.) o tatlı sesiyle, ibadete ve cemaate bir meyl, bir şevk husule gelir. İşaratul İcaz43
Namaz, kalblerde azamet i İlahiyeyi tesbit ve idame ve akılları ona tevcih ettirmekle adalet i İlahiyenin kanununa itaat ve nizam ı Rabbanîye imtisal ettirmek için yegâne İlahî bir vesiledir. İşaratul İcaz43
Sadakayı alan adam, o sadakayı sefahette değil, hacat ı zaruriyesinde sarfetmesi lâzımdır. İ:44
Âlem i beşerde hayat ı içtimaiyenin hayatı, muavenetten doğar. İnsanların terakkiyatına engel olan isyanlardan, ihtilâllerden, ihtilaflardan meydana gelen felâketlerin tiryakı, ilâcı muavenettir. İşâratu'l îcaz: 45
Tabakalar arasında musalahanın temini ve münasebetin tesisi, ancak ve ancak erkân ı İslâmiyeden olan zekat ve zekatın yavruları olan sadaka ve teberruatın heyet i içtimaiyece yüksek bir düstur ittihaz edilmesiyle olur. İşaratul İcaz46
Bütün âlemce her hususta sıdkı ve doğruluğu malûm ve müsellem olan Hazret i Muhammed i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm, parmağıyla kameri şakkettiği gibi, lisanıyla de saadet i ebediyenin kapılarını açmıştır. İşâratu'l îcaz: 56
Onüç asırdan beri yedi vecihle i'cazı tasdik edilen Kur'an ı Mu'ciz ül Beyan'ın haşir hakkındaki beyanatı, saadet i ebediyenin geleceğine kâfi bir delil değil midir? Başka bir delile ihtiyaç var mıdır? İşaratul İcaz56
İnsanın vücuduna bak. Nasıl tavırdan tavıra, yani nutfeden alakaya, alakadan mudgaya, mudgadan et ve kemiğe, et ve kemikten insan suretine bir kasd, bir irade ve bir ihtiyar altında mahsus kanunlarla, muayyen nizamlarla, muntazam hareketlerle intikal ettiğini ve kalıptan kalıba girip çıktığını gör.İ:56
Neş'e i ûlâya dikkat edenin, neş'e i uhra hakkında tereddüdü kalmaz. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ın emrettiği gibi: "Neş'e i ûlâyı gören adam, neş'e i uhrayı inkâr edebilir mi?" Çünki: İkinci teşekkül, yani ikinci yapılış: birinci teşekkülden daha kolaydır. Bunu yapan, onu daha kolay yapar. İşaratul İcaz57
Tahkike göre, nebatatın tohumları gibi "Acb üz zeneb" tabir edilen bir kısım zerreler, insanın tohumu hükmünde olup, haşirde o zerreler üzerine beden i insanî neşv ü nema ile teşekkül eder. İşaratul İcaz58
Gözün nuru, nur u imanla ışıklanırsa ve kavîleşirse, bütün kâinat gül ve reyhanlar ile müzeyyen bir Cennet şeklinde görünür. Gözün gözbebeği de, bal arısı gibi, bütün kâinat safhalarında menkuş gül ve çiçek gibi delillerinden, bürhanlarından alacağı ibret, fikret, ünsiyet gibi üsare ve şiralarından vicdanda o tatlı, iman balları yapar. İşaratul İcaz70 71
Eğer o göz küfür zulmetiyle kör olursa: dünya, genişliğiyle beraber bir hapishane şekline girer. Bütün hakaik i kevniye, nazarından gizlenir. Kâinat ondan tevahhuş eder. Kalbi ahzan ve ekdar ile dolar. İşaratul İcaz71
İnsanın kıymetini tayin eden, mahiyetidir. Mahiyetin değeri ise, himmeti nisbetindedir. Himmeti ise, hedef ittihaz ettiği maksadın derece i ehemmiyetine bakar. İşaratul İcaz75
Cenab ı Hakk'ın kudret, ilim, iradesi: şemsin ziyası gibi bütün mevcudata âmm ve şamil olup, hiçbir şeyle müvazene edilemez. Arş ı A'zam'a taalluk ettikleri gibi, zerrelere de taalluk ederler. Cenab ı Hak şems ve kameri halkettiği gibi, sineğin gözünü de o halketmiştir. İşaratul İcaz75
Cenab ı Hak kâinatta vaz' ettiği yüksek nizam gibi, hurdebînî hayvanların bağırsaklarında da pek ince ve latif bir nizam vaz' etmiştir. Semadaki ecramı birbiriyle rabteden cazibe i umumî kanunu gibi, cevahir i ferdi de, yani zerratı da o kanunun bir misliyle nazmetmiştir. Sanki bu zerrat âlemi, o semavî âleme küçük bir misaldir. Hülâsa, aczin müdahalesi ile kudret mertebeleri ayrılır. Aczi mümteni' olan kudretçe: büyük, küçük birdir. İşaratul İcaz76
Kalb gözü, sanki cevahire bir hazine olmak üzere Cenab ı Hak tarafından yapılan bir binadır. Vakta ki sû' i ihtiyarlarıyla ifsada uğradı ve cevherlere yapılan yerler, yılanlar ve akreplerle doldu: kapısı hatmedildi ki, o sâri hastalıktan başkaları mutazarrır olmasın. İşaratul İcaz77
Kalb imanın mahalli olduğu gibi, en evvel Sâni'i arayan ve isteyen ve Sâni'in vücudunu delailiyle ilân eden, kalb ile vicdandır. Zira kalb, hayat malzemesini düşünürken, en büyük bir acze maruz kaldığını hisseder etmez, derhal bir nokta i istinadı: kezalik emellerinin tenmiyesi (nemalandırmak) için bir çare ararken, derhal bir nokta i istimdadı aramaya başlar. İşaratul İcaz77
Zamanın hayal ve hülyalarından, muhitin evham ve hurafelerinden tecerrüd et, çıplak ol: bu asrın sahilinden dal, Ceziret ül Arab yarımadasına çık: o yarımadanın mahsulâtından olan insanların kılık ve kıyafetlerine gir, fikirlerini başına tak, pek geniş olan o sahraya bak. İşaratul İcaz114
Göreceksin ki: Bir insan tek başına... Ne muini var ve ne yardım edeni: ne saltanatı var ve ne definesi. Meydana çıkmış, bütün dünyaya karşı mübareze ediyor. Ve umum insanlara hücum etmeye hazırlanmıştır. Ve omuzlarına Küre i Arz'dan daha büyük bir hakikat almıştır. Elinde de insanların saadetini temin eden bir şeriat tutmuştur ki, libasa benzemiyor: cild ve deri gibi yapışık olup, istidad ı beşerin inkişafı nisbetinde tevessü' ve inkişaf etmekle, saadet i dâreyni intac ve nev' i beşerin ahvalini tanzim eder. İşaratul İcaz114
Şeriatın kanunları, kaideleri nereden gelmiş ve nereye kadar devam eder gider diye sorulduğu zaman, yine o şeriat, lisan ı i'cazıyla cevaben diyecektir ki: Biz Kelâm ı Ezelî'den ayrıldık, nev' i beşerin fikriyle beraber ebede kadar devam edip gideceğiz. Fakat nev' i beşer dünyadan kat' ı alâka ettikten sonra, biz de sureten teklif cihetiyle insanlardan ayrılacağız fakat maneviyatımız ve esrarımızla nev' i beşerin arkadaşlığına devam edip, onların ruhlarını gıdalandırarak, onlara delil olmaktan ayrılmayacağız. İşaratul İcaz114
Şecere i âlemde, meyl ül istikmal vardır. Yani kâinatın, bir ağaç gibi bütün zerratı ve eczası kemale meyleder ve kemale doğru yürümektedirler. İşaratul İcaz117
Kur'an ı Kerim'de takib edilen maksad ı aslî: isbat ı Sâni', nübüvvet, haşir, adalet ile ibadet esaslarına cumhur u nâsı irşad ve îsal etmektir. İşaratul İcaz118
Kur'an ı Kerim Cenab ı Hakk'ın vücud, vahdet ve azametine istidlal suretiyle kâinattan bahsetmiştir. Yoksa kâinatın bizzât keyfiyetini izah etmek için değildir. Çünki Kur'an ı Kerim coğrafya, kozmoğrafya gibi kasden kâinatın keyfiyetinden mana yı ismiyle bahseden bir fen, bir kitab değildir. İşaratul İcaz118
(Kur'an ı Kerîm) kâinat sahifesinde yazılan san'at ı İlahiyenin nakışları ve kudretin hilkat mu'cizeleri ve kozmoğrafyacıları hayrette bırakan nizam ve intizamla, mana yı harfiyle Sâni' ve Nazzam ı Hakikî'ye istidlal keyfiyetini öğretmek için nâzil olan bir kitabdır. İşaratul İcaz118
Kur'an ı Mu'ciz ül Beyan'ı talim eden Cenab ı Hakk'a kasem ederim ki: o Beşîr ve Nezîr'in (A.S.M.) basar u basireti, hakikatı hayalden tefrik edememekten münezzehtir, celildir, celîdir veya insanları kandırarak mağlatalara düşürtmekten, meslek i âlîleri ganidir, âlîdir, temizdir, tahirdir. İşaratul İcaz118
Ey insanlar! Allah'ın emirlerine imtisal etmeyip, bilhassa taşlara ve camid şeylere ibadet yaparsanız, muhakkak biliniz ki, tapanlar ile taptıkları şeyleri yiyip yutacak bir ateşe gireceksiniz. İşaratul İcaz127
şu ateş azabı, Kur'ana imtisal etmeyen kâfirlere hazırlanmıştır. Hem bu ateş, tufan vesair musibetler gibi iyi kötü bütün insanlara şamil musibetlerden değildir. Ancak bu musibeti celbeden, küfürdür. Bu beladan kurtuluş çaresi, ancak Kur'an ı Kerim'e imtisaldir. İşaratul İcaz127
Ey arkadaş! Ateş unsuru, kâinatın bütün kısımlarını istilâ etmiş pek büyük bir unsurdur. Bir damar gibi kâinatın yaratılışından başlayarak her tarafa dal budak salıp gelen şu şecere i nâriyeye nazar ı hikmetle dikkat edilirse, bu şecerenin başında yani sonunda büyük bir meyvenin bulunduğu anlaşılır. İşaratul İcaz128
Evet toprağın içinde büyük ve uzun bir damarı gören adam, o damarın başında kavun gibi bir meyvenin bulunduğunu zannetmesi gibi, âlemin her tarafında damarları bulunan şu şecere i nâriyenin de Cehennem gibi bir meyvesinin bulunduğuna bilhads yani sür'at i intikal ile hükmedebilir. İşaratul İcaz128
İttika, imana tâbidir. Yani ittika, iman olduktan sonra husule gelir. İşaratul İcaz137
Menfaat, necat ümidiyle taştan mamul mabud ittihaz ettiğiniz sanemler, size tazib âleti, yani sizi yandırıp yakan ateşe odun olmuşlardır. Zavallılar! Ne için bunu düşünmüyorsunuz? İşaratul İcaz137,138
Herbir hakikat ı İslâmiye necm i münir gibi bürhan ı neyyirdir. Nakş ı ezel ve ebed üzerinde görünüyor. Evet kelâm ı ezelîden gelen ebede gidecektir. Muhakemat: 34
Mahiyet i ilim bir dahi olsa, suret i tedrisi başkadır. Muhakemat: 35
Saltanat ı efkârın icra yı hasenesindendir ki: Hakaik i İslâmiyetin güneşi, evham ve hayalât bulutlarından kurtulmuş, her yeri tenvire başlamıştır. Hattâ dinsizlik bataklığında taaffün eden adamlar dahi o ziya ile istifadeye başlamıştırlar. Muhakemat: 37,38
Kur'an'ın üslûb u hakîmanesine yemin ederim ki: Nasara'yı ve emsalini havalandırarak dalalet derelerine atan, yalnız aklı azl ve bürhanı tard ve ruhbanı taklid etmektir. Muhakemat: 39
Ukûl ü selime yanında muhakkaktır ki: Hilkatte hayır asıl, şer ise tebaîdir. Hayır küllî, şer cüz'îdir. Muhakemat: 40
Âlemin herbir nev'ine dair bir fen teşekkül etmiş ve etmektedir. Fen ise, kavaid i külliyeden ibarettir. Külliyet i kaide ise, o nev'de olan hüsn ü intizamına keşşaftır. Demek cemi' fünun, hüsn ü intizama birer şahid i sadıktır. Evet külliyet intizama delildir. Zira birşeyde intizam olmazsa, hüküm külliyetiyle cereyan edemez. Muhakemat: 40
Ekrem i halk benî âdemdir. İstidadı ve san'atı buna şahiddir. Hem de benî âdemin en eşrefi, ehl i hak ve hakikat olan doğru Müslümanlardır. Hakaik i İslâmiyet buna şehadet ettiği gibi istikbalin vukuatı da tasdik edecektir. Muhakemat: 40
Eşhastan kat' ı nazar, nev'î ve umumî hüsn ve hakkın meydan ı galebesi istikbaldir. Biz ölsek, milletimiz bâkidir. Kırk sene ile razı değiliz. En ekall bin sene galebeyi isteriz.. Muhakemat: 41
Evet bu dar dünya, beşerin cevherinde mündemiç olan istidadat ı gayr ı mahdude ve ebed için mahluk olan müyulat ve arzularının sünbüllenmesine müsaid değildir. Beslemek ve terbiye için başka âleme gönderilecektir. Muhakemat: 42
İnsanın cevheri büyüktür, mahiyeti âliyedir, cinayeti dahi azîmdir. İntizamı da mühimdir, sair kâinata benzemez; intizamsız olamaz. Evet ebede namzed olan büyüktür; mühmel kalamaz, abes olamaz. Fena i mutlak ile mahkûm olamaz. Adem i sırfa kaçamaz. Cehennem ağzını, Cennet dahi ağuş u nazendaranesini açıp bekliyorlar. Muhakemat: 42
Asya'nın bahtını, İslâmiyetin taliini açacak yalnız meşrutiyet ve hürriyettir. Fakat şeriat ı garranın terbiyesinde kalmak şartıyla.. Muhakemat: 44
Mehasin i medeniyet denilen emirler, şeriatın başka şekle çevrilmiş birer mes'elesidir. Muhakemat: 44
Bir adam müstaid ve kabil olduğu şeyi terk ve ehil olmayan şeye teşebbüs etmek, şeriat ı hilkate büyük bir itaatsizliktir. Zira şanı odur ki; istidadı san'atta intişar ve tedahül ve san'atın mekayisine ihtiram ve muhabbet ve nevamisine temessül ve imtisal.. elhasıl, fena fi s san'at olmaktır. Muhakemat: 53
Nizam ı hilkat ı âlem denilen şeriat ı fıtriye i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczub ve misafir olan küre i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır. Muhakemat: 58
hükema i İlahiyyun nezdinde herbir nev' için hayy ve nâtık ve efrada imdad verici ve müstemiddi bir mahiyet i mücerrede vardır. Lisan ı şeriatta melek ül cibal ve melek ül bihar ve melek ül emtar gibi isimler ile tabir edilir. Fakat tesir i hakikîleri yoktur. Müessir i hakikî yalnız Zât ı Akdes'tir. Muhakemat: 60
Esbab ı zahiriyenin vaz'ındaki hikmet ise: İzhar ı izzet ve saltanat tabir olunan dest i kudret perdesiz daire i esbaba mün'atıf olan nazara karşı, zahiren umûr u hasise ile mübaşeret ve mülabeseti görülmemektedir. Fakat daire i akide denilen hak ve melekûtiyette herşey ulvîdir. Dest i kudretin perdesiz mübaşereti izzete münasibdir. Muhakemat: 60
Malûmdur, bir şeyin mahiyetinin keyfiyetini bilmek başkadır, o şeyin vücudunu tasdik etmek yine başkadır. Bu iki noktayı temyiz etmek lâzımdır. Zira çok şeylerin asıl vücudu yakîn iken, vehim onda tasarruf ederek tâ imkândan imtina' derecesine çıkarıyor. Muhakemat: 63
İfrat gibi tefrit de muzırdır, belki daha ziyade. Fakat ifrat, tefrite sebeb olduğundan daha kabahatlidir. Evet ifrat ile müsamahanın kapısı açıldı. Muhakemat: 22
Acaba defineye hariçten girmiş bir silik para bulunsa veyahut bir bostanda başka yerden düşmüş olan çürük ve acı bir elma görünse, hak ve insaf mıdır ki; umum defineyi kalp ve umum elmaları acı zannedip vazgeçmekle lekedar edilsin... Muhakemat: 22
Hakîm i Ezelî inayet i sermediye ve hikmet i ezeliyenin iktizası ile, şu dünyayı tecrübeye mahal ve imtihana meydan ve esma i hüsnasına âyine ve kalem i kader ve kudretine sahife olmak için yaratmış. 29.S: 532
Her şeyde bir hazine i rahmet kapısını bul ... Dua ile çal .. 3.S:19
Allah'a karşı fakrını hissedip yalvar .. Sözler: 32
İnsan bir misafir memur ve her şey geçici dir. Sözler: 43
İsyan edip dinlemezseniz, müdhiş zindanlara atılacaksınız. Sözler: 58
Her şeyin iyisine bak. İyi şeylerden iyi istifade et. Sözler: 35
Nefis ve heves esaretinden kurtul!Sözler: 58
Namazını şevk ile kıl!Sözler: 21
Kabir; İstasyondur. Sözler: 21
Piyango; Kumardır. Sözler: 21
Seyahat; Kabre, haşre, ebede gidecek beşer yolculuğudur. Sözler: 21
Hayatı kim vermiş, yapmış ise; rızıkla o hayatı besleyen ve idame eden de odur. Ondan başka olmaz... Sözler: 23
Hidayet ve tevfikı Erhamürrâhimîn'den iste... Sözler: 24
Lehinde şahid olabilen o misafir vaziyetleri, aleyhine çevirme!Sözler: 459
(Kıyamettre); dağlar uçarak denizler yanarak yeryüzü düzlenecek. 27.Söz: 531
Melaikeler beni görüyorlar ve fenalıklarımı kaydediyorlar. Şualar: 225
Madem herşey gidiyor ve gittikten sonra eğer lezzet ve keyf ise, boşu boşuna gider, bir hasret kalır. Şualar: 300
Dünyanın mal ve evlâdı ve istirahatı pek muvakkat ve geçici dir. Şualar: 301
Musibete şükür ise, musibetteki sevab ve uhrevî ve dünyevî faideleri içindir. Şualar: 300
Zalimler için yaşasın Cehennem!Şualar: 449
Nefis cümleden edna, vazife cümleden âlâ. Şualar: 452
Ben âhiret diyarına göçmek ve huzur u Resulullah'a varmak istiyorum. Bediüzzaman. Şualar: 525
Böyle olmasaydı şöyle olmazdı diye birbirinizden gücenmeyiniz. Şualar: 310
Biz imanımızı kurtarmaya çalışacağız. Şualar: 282
Mazlumun ahı, ta arşa kadar gider. Şualar : 290
Madem bizi çalıştıran Hâlıkımız Rahîm ve Hakîm'dir; başa gelen herşeyi rıza ile, sevinç ile, rahmetine, hikmetine itimad ile karşılamalıyız.. Şualar: 296
Teşekki, kaderi tenkid ve teşekkür, kadere teslim dir. Şualar: 310
Madem herşey gidiyor ve gittikten sonra eğer lezzet ve keyf ise, boşu boşuna gider, bir hasret kalır. Şualar: 300
İdarede kuvvet kanunda olmalı. Ve ilimde de, kuvvet hakta olmalı. Yoksa istibdad hükümferma olur. Asar ı Bediiyye: 374
Tevbenin kapısı açıktır. Zararın neresinden dönsen kardır. Bediüzzaman. G.m. 1995 Eğer hasmını mağlub etmek istersen, fenalığına karşı iyilikle mukabele et. Uhuvvet Risalesi
Büyük felaketler, güler yüzlü intibahlar doğurur. Barla Lahikası: 223
Ey insan! Aklını başına al! Eğer sen, ölmezsen ihtiyar olacaksın. Mektubat: 261
Evet, geçmiş ömrü israf ettik, zayi ettik. Barla Lahikası: 318
İmtihana hazırlanınız!D.H.Ö: 53
Kainatı elinde tutamayan, zerreyi halkedemez. Lemeat: 700
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder