İnsanın türkü seven dostları olmalı.
Aç kitap oku yara,
Sinemde yer kalmadı,
Meğer ok oku yara.
Gam vurur, gam zedeler,
Sinemi hakkak delemez,
Delerse gamze deler .
Geçen gün ömürdendir,
Feleğin bir kuşu var,
Pençesi demirdendir."
Sözüm sohbetim mert ile,
Nice onulmaz dert ile,
Koydunuz baş başa beni.
Hasretlerim ağuş ağuş,
Yemen'den mi gelir bu kuş,
Kanadında göz yaşı var.
Türkü türkü yağmalı biteviye...
Türk'ü söylemeli ...
***************************
Diyorlar bizde
Çitin; adı çeper;, oğlak da gıdik
Tay’a kurik derler, köpeğe gudik
Fasulyeye palğa, bulgura hedik
Mantıya da hıngel diyorlar bizde…
Telis, çuval demek pingel de folluk
Bütüne tomari, yayığa tuluk
Civcivlere cücük, hindiye culluk
Patatese kartel diyorlar bizde…
Un çobası herle, ahır bizde kom
Bacaya horik, leviye’ye lom
Dantel tentene, tuman ise don
Bedduaya gargış diyorlar bizde…
Sofra bezi dastar, samanlık merek
Demin’e bayah, sergene terek
Çaydanlığa çaynik, kovaya külek
Havluya da peşkir diyorlar bizde…
Dilsizin adı lal, görmiyene kor
Yoğurt suyu süzük, öksürük de çor
Banyo yapmak çimmek, peynire lor
Mızıkçıya cığız diyorlar bizde…
Sos anık ve urva, kirişe hetil
Geçen yıla bıldır, yatağa mitil
Kahverengi gavut, bakraca sitil
Yolluğa da cecim diyorlar bizde…
Elbise entari, yumağa kelep
Koyunlara davar, sürüye celep
Çamaşıra esbab, çapraza vereb
Rüzgara barhar diyorlar bizde…
Mandalara camış, kediye pisik
Sofralara sini, danaya mozik
Kuzu ve dananın yatağı kozlik
Divanlara peyke diyorlar bizde…
Havalara ayam, çeşmeler göze
Annemiz aba’dır, tezyemiz eze
Halalara bibi, tazeye teze
Bayata da kerti diyorlar bizde….
*******************************
Mamirin türküsü
Sabahtan kalktımda çiftime gittim
Ne bileyim zalim ben sana nettim
Malları çözdüm de vurdum bayıra
Dolanmış fırlanmış girmiş çayıra
Behçimen dere de ne derin dere
Sorun o kanlıya ziyanım nere
Gökte uçan kuşlar halima bakın
Çalının dibinde kanıma bakın
Behçimenin kırda bir kuş oturur
Oturur da köye haber götürür
Hasan kardeş duyar aklın yitirir
Yitirir de çifte hekim getirir
Çifte tabip gelmiş yaramı bakar
Çifte yavrum düşmüş yollara bakar
Gözlerim pınarı sel olmuş akar
Yaramda birşey yok kanlarım akar
Behçimen başında tilki musular
Mamirin gömleği kandan fısılar
Sündüzün belinde üç katlım kuşak
Kucağında kalmış babasız uşak
Nettim kalık nettim ben sana nettim
Aldım mastamıda hergime gittim
*******************************
Eğlenceden gelenlere
Eğlenceden gelenlere
Çöl yaylalar kar mıdır?
Sevdalıktan ölenlere
Sorgu sual var mıdır?
Alansa’nın başları da
Adam saklar taşları
Mahkemede söylenir de
Bekar kızın saçları
Alansa bayır bacak da
Alansa yıkılacak
Alansa’nın kızları da
Çöl gödül’e kalacak
Yayladan gel yayladan
Yollar çamur olmadan
Gel beraber kaçalım da
Hain baban duymadan
Yayla yolları taşlıda
Gel beri sarı saçlı
Anan mı vurdu seni de
Her gün gözlerin yaşlı
*******************************
Kaynar kazan taşmaz mı
Gaynar gazan dasmaz mı (oğlan)
Yol gedükten asmaz mı (ah aman aman da)
Esef etme sevduğum (oğlan)
Ayrılan gavuşmaz mı (ah aman aman da)
Gara gazan goldadur (oğlan)
Yarım ırak yoldadur (ah aman aman da)
Bağırsam ses getmiyor (oğlan)
Dağlar aramızdadur (ah aman aman da)
Garsıda gabanlara (oğlan)
Gün çalmış sabanlara (ah aman aman da)
Ben yarımı sorarım (oğlan)
Dağdaki çobanlara (ah aman aman da)
Konun kuşlar konun doğduğum yere;
Göletten aşağı bir tarla dere,
Karşı dağlarında kıraç yar vardır.
Çatalçam başında yalçın pur vardır.
Özümde oralı bir damar vardır.
Bir harman yerinde horon bar vardır.
Her daim dinmeyen ah u zar vardır.
Ben de sizin gibi düştüm feryada Bir gün ağlar bir gün gülerim dağlar
Yetmedi frene kuvvetin gardaş Bayram’dır
kendini sefaya salma Dilekçe
#Dilekçe Gödüllü Yigit
Sen kimsin emice diye sorar?
Cevap olarak ben
-Sen nasıl Yigitsin ki daha bir eşeğe gücün yetmiyor?
O da :
Dehaydi aslan yarım DÖRT MEVSİM MEMLEKETİM
Pare pare duman çöker erkenden Esengül Ablam
Houston Texas GÖDÜL DÖRT DAĞ İÇİNDE
Bir eşin yoktur dünyada
Ey avcı, her şeye çekilmez tetik Lale Tarlası
Yaşımı içime döktüm ağladım.
EŞREF DEDENİN BAHÇESİ
Bir kaç yıldan sonra köyüme gittim,
Diyorlar bizde
Mamirin türküsü
Kaynar kazan taşmaz mı
Gödül Dağları
Gödül Dağları'ndan gelsin geçilsin
Soğuk sularından kana kana içilsin
Herkes sevdiğini alsın seçilsin
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim.
Gödül Dağları'nda dolanıyorum
Yitirdim yarimi (anam) aranıyorum
Bir çift selamına güveniyorum
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansım derdime.
Gödül Dağlarında bülbüller öter
Ateşim yanmadan (anam) tütünüm tüter
Bana bir hal olmuş ölümden beter
Gödül Dağları'nda üç ırgat işler
Sıladan geliyor (anam) şu uçan kuşlar
Anneler doğurur ele bağışlar
Örtün pencereleri (anam) esmesin yeller
Dertli olduğumu (anam) bilmesin eller.
Gödül Dağları'nın gülleri mavi
Ayrıldım yarimden (anam) gülemem gayri
Yardan ayrılanın böyle olur hali
Yas tutsun ellerim (anam) kına yakmayım
Kör olsun gözlerim (anam) sürme çekmeyim.
Gödül Dağları'nda tokaştım taşa
Kardeş ekmeğini (anam) kakarlar başa
Girip çalıştığım emeğim boşa
Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
Gödül'e giderken yolum ayrıldı
Bindim arabaya (anam) başım çevrildi
Siyah saçım sağ yanıma devrildi
Tıkır tıkır merdivenden inmedim
Güle güle anam yar koynuna girmedim
Cahil idim kıymetini bilmedim
Atma anam atma , beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Kuruldu kazanım harenim yoktur
Söküldü sim saçım anam örenim yoktur
Kapıdan içeri girenim yoktur
Örtün pencereler anam esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Bana gül diyorlar neme güleyim
Ayrılık üzerimdeki, kime neyleyim
Bir mektup gönder gönlüm eyleyim
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada, anamın kuzusu.
Bulamadım kır atımın gemini
Süremedim anam gençliğimin demini
Ben sürmedim eller sürsün demini
Neyleyim dünyada anam yar olmayınca
Domurcuk gül iken anam koklamayınca.
Çattım ocağıma hürmetim yoktur
Döktüm zülfü saçı anam örenim yoktur
Anamdan babamdan gelenim yoktur
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Enginli yüksekli kayalarımız
Gam ile yoğrulu anam mayalarımız
Doğurmaz olsaydı analarımız
Neyleyim neyleyim hep alınım yazısı
Urganım atmadık dallar mı kaldı
Başıma gelmedik anam haller mi kaldı
Beni söymedik diller mi kaldı
Ne deyip ağlayım, anam alın yazgısı
Kader böyle imiş anam onmaz bazısı.
Şu görünen bahçe m'ola bağ m'ola
Şu dağın ardında yarim var m'ola
Oturup da beni yad eder m'ola
Atma anam atma beni dağlar ardına
Sac üstünde fısır fısır bazlama
Küçük iken ciğerlerim gözleme
Ben giderim gelir diye gözleme
Örtün pencereyi, anam esmesin yeller
Gödül Dağlarında şıvga dalım yok
Derdimi söylesem anam dinler yarim yok
Herkes güler oynar sorgu sual yok
Ben gülsem oynasam anam yasak diyorlar
Yarını elinden anam alsak diyorlar.
Gödüle giderken yolum ayrıldı
Bindim arabaya başım çevrildi
Selvi saçım sol yanıma devrildi
Ölüm olmasın da anam ayrılık olsun
Bize sebep olan anam içten vurulsun.
Mezarımı geniş açın dar olsun
Etrafı mor sümbüllü bağ olsun
Ben ölüyom ahbaplarım sağ olsun
El kadar alnımda türlü yazım var
Evvel bir başımdı, şimdi körpe kuzum var.
Ateş alıp ısınmadım korunda
Güle güle anam yar gezmedim kolunda
Methim gezer elalemin dilinde
Atma anam atma, beni dağlar ardına
Bülbül gelmiş gül dalına konuyor
Hangi dala yuva yapsa kuruyor
Herkesin yari yanında duruyor
Bülbülüm uçtu da kafesi durur
Ne güzel ellerin (anam) babası durur
Babasız yuvada evlat mı büyür
Yazmam gül yaprağı düremem gayri
Yalnızım evlere (anam) giremem gayri
Bana bir hal oldu diyemem gayri
Gödül Dağlarında kılarım namaz
Kılarım kılarım halka yaramaz
Haktan geldi bize bir ulu niyaz
Örtün pencereleri değmesin yeller
Bugün efkarlıyım gelmesin eller.
Gödül Dağları'nın gülü olayım
Arayı arayı yari bulayım
Gül bülbülden başkasına sorayım
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim.
Gödül Dağları'nda kamber tay olur
Anam andıkça aklım zay olur
Ayrılık dediğin birkaç ay olur
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller.
Şu dereden akan bulanık seller
Derdim içirimde ne bilsin eller
Oturup ağlasam divane derler
Ne deyim ne ağlayım hep alnımın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı.
Sandıktan basmamı giyesim geldi
Ciğerim anamı göresim geldi
Varıp iki elini öpesim geldi
Tandıra et vurdum yiyesim geldi
Açıp mezarına giresim geldi
Ne deyim ağlayım hep alnımın yazısı
Gödül Dağları'nda bir top gülüm var
Hey Allah'tan korkmaz sana bana ölüm var
Ölüm varsa bu dünyada zulüm var
Gödül Dağları'nda geçilmez yastan
Dört yanım ıslandı yağmurdan yaştan
Sağ yanım ağrıdı soluma yaslan
Hep yalan mı oldu o geçen günler
Bahçede ötmez oldu bülbüller.
Gödül Dağları'nda açılmış güller
Derdimi söylesem deli olmuş derler
Seni sevdiğimi bilmesin eller
Gel otur yanıma boyu posu güzelim
Gülemem ağlarım ah çekerim gezerim
Gödül Dağlarında kaynar karınca
İçim kan ağlar anam yaşıtım görünce
Ben bu dertten iflah olmam ölünce
Hep yalan mı oldu anam o geçen günler
Bahçede ötmez oldu anam bülbüller.
Gödül Dağlarında yiğitler gezer
Eller ne bilsin anam yüreğimi ezer
Yarim gitti hasreti beni üzer
Varını elinden anam alsak diyorlar.
Gödül Dağlarının köpeği olsam
Koklayı koklayı anamı bulsam
Bulduğum yerde öpsem koklasam
Atma garip anam yazılara yabanlara
Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
Anamın ekmeği burnumda tüter
El kadar verseler o bana yeter
El kadar alnımda türlü türlü yazım var
Gödül Dağları'nda bir oylum kaya
Düşmüşüm sevdana ne diyon bana
Bir yüzük yaptırdım yadigar sana
Takın parmağına dar mı geliyor
Gurbete gitmesi zor mu geliyor.
Gödül Dağlarında yolun sağında
Güller çiçek mi açar gavur bağında
Yavrusu koynunda elin yanında
Yas tutsun ellerim kına yakmayım
Kör olsun gözlerim sürme çekmeyim.
Gödül Dağlarında attım urganı
Üstüme örttüler gurbet yorganı
Benim anam çifte kessin kurbanı
Ne deyip ağlayım hep alnımın yazgısı
Gödül Dağlarında dikili taşlar
Benden selam söylen hey uçan kuşlar
Memlekette kaldı yaren yoldaşlar
Her boyadan bir boyalı taşım var
Yaşım küçük ne belalı başım var
Feleğinen döğüşecek işim var
Anam kirmenini alsın eline
Tarasın yününü taksın beline
Gelsin baksın yavrusunun haline
Ben gülsem oynasam yasak diyorlar
Varını elinden alsak diyorlar.
Başına bürünmüş el kadar astar
Asker babasını yavrular ister
Benim yarim diye yolunu gözler
Neyleyim dünyada yar olmayınca
Domurcuk gül iken koklanmayınca.
Gödül Dağlarında ötüşen kuşlar
Hayıra çıkmadı gördüğüm düşler
Yıldan yıla meyva veren ağaçlar
Devşirdim çiçeği dalda ne kaldı
Gidiyom gurbete burda nem kaldı.
Gödül Dağlarında salkım söğütler
Anam yok ki versin bana öğütler
Gün görüp gidiyor benden kötüler
Ocağımı çattım herenim yoktur
Söküldü sim saçım örenim yoktur
Gel otur yanıma başımın tacı
Ayrılık ekmeği zehirden acı.
Gödül Dağlarında açıldı güller
Sevdiği yanımda sefada eller
Hep bize tokandı yaramaz diller
Arı olsam her çiçeğe konarım
Yar yitirdim yana yana ararım
Var mı benim şu Gödül'e zararım
Gödül dedikleri bir çatal dere
Ahbaplar içinde yüreğim yara
Çok emekler verdim vefasız yere
Örtün pencereler esmesin yeller
Yine kalaylandı sofanın taşı
Silerim silerim gitmez gözümün yaşı
Benim çektiklerim bir soysuz yası
Meğer taşa biber ekilmez imiş
Kötülerin kahrı çekilmez imiş.
Anam beni ne hal ile doğurdu
El kapısı hamur etti yoğurdu
Gücüm yeter yetmez işler buyurdu
Gurbet elde neler geldi başıma
Anam yok ki şu derdime katıla.
Anam mendilimi düremiyorum
Yalnızım evlere giremiyorum
Anasız babasız duramıyorum
Anam yok ki ağıdımı dinlesin
Babam yok ki şikayetim dinlesin
Şu cahil gönlümü kimler eylesin
Evvel bir başımdı,şimdi körpe kuzum var.
Gödül Dağlarında gülüm duruyor
Hangi dala yuva yapsam kuruyor
Bülbül bile kadersizi biliyor
Ne deyip ağlayım hep alnımın yazısı
Onmaz imiş güzellerin bazısı.
Yazmam gül yaprağı düremiyorum
Söktüm sim saçımı öremiyorum
Devşirdim çiçeği benim dalda ne kaldı
Gidiyom gurbete benim burda nem kaldı.
Bellettim bağımı yemedim üzüm
Kaynattım pekmezi gelirim güzün
Garibe vermezler bir salkım üzüm
Neydeyim ağlayım alın yazısı
Bu yıl çiçek çoktur dallar götürmez
Dağlar diken olmuş kervan oturmaz
Benim bağrım yaz olmuş sitem götürmez
Eğil dağlar eğil yari göresim geldi
Siyah zülfümü yüzüne süresim geldi.
Yüceden kaldırın gelin ölüsü
Elmalar donatın söğüt dolusu
Bana derler kadersizin birisi
Dertli diye çağırsınlar adımı
Yazmamınan bağlasınlar başımı.
Yazmam gül yaprağı karanfil irenk
Aksine vuruyor devran-ı felek
Gödül Dağlarında Leyla diyerek
Ah neyleyim şu alnımın yazısı
Ayrılık serime düştü neyleyim
Anamdan doğalı ben de böyleyim
Gülemem ağlarım ah çekerim gezerim.
Çırpını çırpını yuvadan uçtum
Ağlayı ağlayı bu hale düştüm
Getirin anamı babamdan geçtim
Gülmemiş dünyada, anamın kuzusu.
Çıra yanmayınca ceviz mi kavlar
Ciğer yanmayınca gözler mi ağlar
Oturum ağlasam divane derler
Gödül Dağlarının yılanı olsam
Dolanı dolanı yanına varsam
Uyusam uyansam derdime yansam
Hep yalan oldu o geçen günler
Gödül Dağlarını gördün mü bilmem
Toprağına bağdaş kurdun mu bilmem
Gizli sırlarıma erdin mi bilmem
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim
Gödül Dağlarından geçemiyorum
Az doldur kadehi içemiyorum
Anamdan babamdan geçemiyorum
Ölüm olmasın da ayrılık olsun
Bize sebep olan içten vurulsun.
Gödül'e giderken yolun sağında
Güller açmış nazlı yarin bağında
Yeni değmiş on üç on dört çağında
Dost düşman yanında güler oynar gezerim
Siyah zülfünü yüzüme süresim geldi.
Eşik arasında fenerim yitti
Feleğin ettiği gücüme gitti
Bana ettiğini kimlere etti
Ellerin mektubu gelir okunur
Benim yüreğime hançer sokulur
Bugün posta günü canım sıkılır
Atma garip anam yazılara yabana
Evereğin bayırına düzüne
Döndüm baktım karlar yağmış izime
Uyma dedim uydun eller sözüne
Sağ olanlar bir gün olur kavuşur
Küs olanlar bir gün gelir barışır.
Gödül'nin etrafı tozlu yol m'ola
Salını salını gelen yar m'ola
Urgan atsam ölsem ölüm zor m'ola
Şimdi ben anladım onmadığımı
Daha çilelerimin dolmadığını.
Gödül'ün evleri kemer kemerdir
Derdim içimde küme kümedir
Ağlamak dururken gülmek nemedir
Söktüm sim saçımı örenim yoktur
Ağlasam sızlasam görenim yoktur
Doğurmaz olsaydın anam başım belalı
Bir murat almadım anamdan doğalı.
Salkım söğüt gibi dallarım yerde
Gözlerim gözlerim gözlerim yolda
Götürün anama evleri nerde
Anam yok ki şu derdime katlana.
Şu dağlara çıksam yolu arasam
Mendilim elimde döne döne ağlasam
Anam yok ki ben derdimi söylesem
Ne deyim ağlayım alın yazısı
Tel tel olur Kelkit'nin ovası
Yüzüne bakmadım karın doyası
Taze olur evlilerin boyası
Ne deyip ağlayım alın yazısı
Gülüp oynamıyor gelinlerin bazısı.
Yüce dağ başına gelmesin eller
Bu gün efkarlıyım açmasın güller
Diz dize gelip de döktüğüm diller
Ne deyip ağlayım bu böyle olmaz
Kulların başına gelmedik kalmaz.
Gödül Dağlarından indi bir firek
Bu mektubu yazan dertli bir yürek
Gönderin anamı o bana gerek
Yaz yaz mektubu postaya bırak
Varamam yanına yollar pek ırak.
Gödül'e gidenin bağrı taş gerek
Atı saltanatlı bir kardeş gerek
Ağlamak dururken gülmek ne gerek
Sofraya oturdum gelin kız gibi
Gözüme bakarlar imkansız gibi
Ortadaki yemek acı tuz gibi
Güğümlere su doldurdum ılımış
Benim kader ilk akşamdan uyumuş
Ne yapayım dostlar yazım bu imiş
Gödül Dağlarını belleyen olsa
Şu cahil gönlümü eğleyen olsa
Beni de anama yollayan olsa
Gödül Dağlarında kaynar kum idim
Ben eller içinde yanan mum idim
Önce Allah, sonra senden umudum
Merdivenden tıkır tıkır inerken
Yazması boynuma dolanır severken
Uyumuşum ak gerdandan emerken
Örtün pencereler değmesin yeller
Bu gün efkarlıyım gelmesin eller.
Gödül Dağlarında has nane biter
Bana bir hal oldu ölümden beter
Sevdiğim ettiğin canıma yeter
Yaz yaz mektubunu postaya bırak
Varamam yanına, yollar çok ırak.
Gül koymuşlar menekşenin adını
Almadım dünyadan ben muradımı
Ben ölürsem dertli koyun adımı
Bu nasıl tecelli bu nasıl kader
Derdim içimdedir ne bilsin eller
Oturup ağlasam deli mi derler
Neyleyim, neyleyim hep alnımın yazısı
Gödül Dağlarında gül ile çayır
Ana ben ölüyom başını çevir
Kaynanam imansız, güveyin gavur
Ne diyeyim ağlayayım alın yazısı
Elimi atmadık dallar mı kaldı
Başıma gelmedik haller mi kaldı
Beni söylemedik diller mi kaldı
Evvel bir başımdı şimdi körpe kuzum var.
Gödül Dağlarında gül ile susam
Tecellisi olmaz yerine küsen
Candan kimsem yok derdimi desem
Evvel yalnızdım şimdi kuzum var.
Anam yok ki diye diye ağlasın
Babam yok ki kuşağımı bağlasın
Kardeş yok ki salacamda baş tutsun
Bülbüle su verdim altın tasınan
Yolunu beklerim bir hevesinen
Günlerim geçiyor ah u zarınan
Gödül Dağlarında gül ile nergis
Sabahlar olmuyor sevdiğim sensiz
Cennetin köşkünde duramam sensiz
Bize sebep olan Allah'tan bulsun.
Gödül Dağlarında bir tarla nohut
Anam ben ölüyom bir yasin okut
Küçük kardeşimi yerime büyüt
Dağdan yuvarlandı kayalarımız
Gam ile yoğruldu mayalarımız
N'ola taş doğuraydı analarımız
Ne deyim ağlayım hep alın yazısı
Kuruldu kanadım kefenim yoktur
Gurbette anamın haberi yoktur
Beklerim yolunu gelene kadar
Çekerim derdini ölene kadar.
Kütür kütür kırdın felek dalımı
Kimselere diyemiyom halimi
Ben sana ne yaptım Allah'ın zalimi
Gödül Dağlarında dolanıyorum
Yitirdim yarimi aranıyorum
Eğil dağlar eğil gülleriniz açtı mı
Benim sevdiceğim burdan geçti mi.
Yağmur yağar ince elek tülbentten
Kurtar Allah beni gayri gurbetten
Ölmeyince kurtuluş yok bu dertten
Yol ver dağlar ben gideyim sılama
Sılam zümrüt yeşili buna nasıl dayana.
Gödül Dağlarında bir top gül idim
Yağmur yağdı güneş vurdu eridim
Evvel yarin sevdiceği ben idim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim
Kelkit Güzeli
Taramış zülfünü vurmuş kacigi
Çar atmış başına Kelkit güzeli
Yüzüne dağılan saçı pürçeği
Dökülmüş alnına Kelkit güzeli
Gündüz tarlalardan toplamış kahmut
Akşam kına koymuş bağlamış çaput
Sabah çökeleği eylemiş kurut
Dizmiş dam başına Kelkit güzeli
Erken erken sacın altını yakmış
Kuntların üstüne dastar kapatmış
Kesmiş fetirleri siron bağlamış
Yağ dökmüş aşına Kelkit güzeli
Ak koluna takmış tahta küleği
Damdan gelir yeni sağmış medeği
Yüzü görünmesin diye leçeği
Sıkıştırmış dişine Kelkit güzeli
Kelkit
Gözlerin ufukta hayale dalmış
Yiğit sen Kelkitin neresindensin
Yüzünde acıdan birkaç iz kalmış
Geceler karanlık ölüm uykusu
Bağlık bahçeliktir güzelim Havsu
Germülü Bükün de yedin mi kuzu
Melişanlılar kartol ekerler
Pökütlü ormanda buz gibi terler
Deredolulular gılıç çekerler
Alansada gavga dövüş havadan
Geletürne nasip alır ovadan
Satılıyor Sarpı balı kovadan
Pekün sosyetedir öyle kalacak
İlaç' ta büyüdü ilçe olacak
Kösedeki evler bini bulacak
Morogom da olur hoş patatesler
Tızıklı hocalar okur , nefesler
Tılısbıh bağrında pehlivan besler
Sabah git Ağıla çok gece galma
Çimen yollarında fazla dolanma
Havsu da erik var iskah ta elma
Terpüseğin yağı bala karışır
Mahmatlıyla spanazat barışır
Dayısı Ençirtı Fasos yarışır
Çamur çok uzaktır Yeyce çok yakın
İğdiş te Zankar da dağlara çıkın
Geremez tepeden ovaya bakın
Pernekler dağlarda kömür kazıyor
Sadak surlarıyla tarih yazıyor
Coştu Kelkit çayı bentler bozuyor
Bulaklı Dölekli Azizlimisin
Gözlerin dumanlı hep sislimisin
Niye söylemezsin çok gizli misin
Akdağlı Şemüklü Mengütlü müsün
Persollu Gödüllü Aşutlu musun
Teregesli misin Pökütlü müsün
Söyle yiğit ,çalar gözüm bebeği
Birçok köyü saydım bulurum deyi
Nere ağasısın nerenin beyi
Köylerinden değil içinden misin
Büyük camiden mi küçükten misin
Cumhuriyetten mi Eyrekten misin
Hulisi beyden mi Halis beyden mi
Şeyh Hakkı dan mısın Hasan Beyden mi
Karabacıdan mı Sadık beyden mi
Tuğlulardan mısın Kayagilden mi
Kasap Seydiden mi Hocagilden mi
Edip beyden misin Palagilden mi
Yücelerden misin Daldabanlardan mı
Özdemirlerden mi Şamdanlardan mı
Alogilden misin Murat Handan mı
Topuzlardan mısın Paşabeyinden mi
Karağgilden misin Şahan beyinden mi
Kavlardan mısın Nasuhbeyden mi
İsmini yazmadığım köyler küsecek
Unuttuğum sülaleler esecek
Ele geçsem kıtır kıtır kesecek
Yüreğin bir dünya gözlerin engin
Senin bu yerlerde bulunmaz dengin
Tenin buğdayımsı az esmer rengin
Orta boylusunda dudağın kalın
Kaşın pala gibi açıkta alın
Dışı arslan gücünü gösteren halin
Şahinden mi aldın sen bu bakışı
Yüreğinde vardır panter nakışı
Sel sonu suların sessiz akışı
KÖY DENİNCE
Köy denince;
Kara lastiklerim,
Yamalı pantolonum,
Kara Önlüğüm ve Makarna Torbasından bozma okul çantam gelir aklıma.......
Köy denince ;
İlkokulum...Sınıf Başkanlığım...
Geleceğin Sağlıklı Nesillerine verilen ( Süt tozundan bozma ) sütüm...
ve az pişmiş pastalar gelir aklıma.........
Köy denince ; Gavurboğan Mehellesi .....
Rahmetli Münir emi, Kırık Leblebi...
Tıs Üvez ve Pantolon cebime doldurduğum (.......) çocukluğum, çocukca hayellerim gelir aklıma......
Anamın Bakır teşti....
Liflenip...Keselendiğim...
Yıkandıktan sonra, kirlenmemek için sokağa çıkma yasaklarım gelir aklıma........
Uzanıp gökyüzüne baktıgım toprak bacalardaki hayallerim.
Terzi çıraklığından aldığım ilk haftalık ve Anama Aldığım Et Rengi çorap gelir aklıma.......
Uğruna köşebaşında sabahlara kadar beklediğim çocukluk aşkım gelir aklıma.....
Haa çıktı çıkacak......Perde arasınadan bir kezde olsa ha baktı bakacak....
deyip umutsuz bekleyişlerim gelir aklıma........
Palandöken gelir aklıma......
Eteklerine gömdüğüm sırlarım.....
Karbeyaz hayellerim...gençliğim....(.................) ve sessiliğim gelir aklıma......
Naim Hoca....
Sucu Naim emi....
Foter Sabri....
Gazeteci pottik şefika....
Omo Kemal.....
Gullebi Turan.....ve yalanı yalan gibi sevdiren Teyyo Pehlivan gelir aklıma.....
'' Islak bir bez ver sileyim şu dünyanın tozunu Ado '' uğruna kendimi içinde bulduğum Siyasetim ....
Yırtık parkem...
Kot pantolonum, Birinci sigaram ve yalan yanlış ezberlediğim memleket şiirleri gelir aklıma.....
Köy denince; ..............................?
***
Bibaht dünya sana daha inanmam
Bir şey anlamadım halinden senin
Sende yaşayana vermedin murat
Her kim geçtiyse belinden senin
Yüze güldün efsaneyi aldattın
Çektin kemendini koştun zorlattın
Büyüttün besledin ihtiyarlattın
Ruhum etkilenmez felinden senin
Bayağı benzersin karanlık hana
Ettin Toruni’yi deli divane
Sende yaşayanı aldın altına
Kimse kurtulamaz elinden senin
Diyorlar bizde
Çitin; adı çeper;, oğlak da gıdık
Fasulyeye palga, bulgura hedik
Mantıya da hingel diyorlar bizde…
Bütüne tomarı, yayığa tuluk
Civcivlere cucuk, hindiye çulluk
Patateşe kartel diyorlar bizde…
Un çobası herle, ahir bizde kom
Bacaya horik, leviye’ye löm
Bedduaya gargis diyorlar bizde…
Havluya da peşkir diyorlar bizde
Dilsizin adı lal, görmiyene kör
Yoğurt suyu suzuk, öksürük de çor
Mizikçiya çığız diyorlar bizde…
Sos anık ve ürva, kırise hetil
Geçen yıla bildir, yatağa mitil
Yolluğa da çeçim diyorlar bizde…
Mandalara camis, kediye pişik
Sofralara sını, danaya mozik
Kuzu ve dananın yatağı kozlık
Havluya da peşkir diyorlar bizde...
Bayata da kerti diyorlar bizde....
Kaynar kazan taşmaz mı
Gaynar gazan daşmaz mı (oğlan)
Yol gedükten aşmaz mı (ah aman aman da)
Esef etme sevdüğüm (oğlan)
Yarim ırak yoldadur (ah aman aman da)
Garşıda gabanlara (oğlan)
Ben yarimi sorarım (oğlan)
Çöl yaylalar kar mıdır
Sorgu sual var mıdır
Gel beraber kaçalımda
Anan mı vurdu senide
Kelkit Güzeli
Taramış zülfünü vurmuş kacigi
Çar atmış başına Kelkit güzeli
Yüzüne dağılan saçı pürçeği
Dökülmüş alnına Kelkit güzeli
Gündüz tarlalardan toplamış kahmut
Akşam kına koymuş bağlamış çaput
Sabah çökeleği eylemiş kurut
Dizmiş dam başına Kelkit güzeli
Erken erken sacın altını yakmış
Kuntların üstüne dastar kapatmış
Kesmiş fetirleri siron bağlamış
Yağ dökmüş aşına Kelkit güzeli
Ak koluna takmış tahta küleği
Damdan gelir yeni sağmış medeği
Yüzü görünmesin diye leçeği
Sıkıştırmış dişine Kelkit güzeli
Kelkit
Gözlerin ufukta hayale dalmış
Yiğit sen Kelkitin neresindensin
Yüzünde acıdan birkaç iz kalmış
Geceler karanlık ölüm uykusu
Bağlık bahçeliktir güzelim Havsu
Germülü Bükün de yedin mi kuzu
Melişanlılar kartol ekerler
Pökütlü ormanda buz gibi terler
Deredolulular gılıç çekerler
Alansada gavga dövüş havadan
Geletürne nasip alır ovadan
Satılıyor Sarpı balı kovadan
Pekün sosyetedir öyle kalacak
İlaç' ta büyüdü ilçe olacak
Kösedeki evler bini bulacak
Morogom da olur hoş patatesler
Tızıklı hocalar okur , nefesler
Tılısbıh bağrında pehlivan besler
Sabah git Ağıla çok gece galma
Çimen yollarında fazla dolanma
Havsu da erik var iskah ta elma
Terpüseğin yağı bala karışır
Mahmatlıyla spanazat barışır
Dayısı Ençirtı Fasos yarışır
Çamur çok uzaktır Yeyce çok yakın
İğdiş te Zankar da dağlara çıkın
Geremez tepeden ovaya bakın
Pernekler dağlarda kömür kazıyor
Sadak surlarıyla tarih yazıyor
Coştu Kelkit çayı bentler bozuyor
Bulaklı Dölekli Azizlimisin
Gözlerin dumanlı hep sislimisin
Niye söylemezsin çok gizli misin
Akdağlı Şemüklü Mengütlü müsün
Persollu Gödüllü Aşutlu musun
Teregesli misin Pökütlü müsün
Söyle yiğit ,çalar gözüm bebeği
Birçok köyü saydım bulurum deyi
Nere ağasısın nerenin beyi
Köylerinden değil içinden misin
Büyük camiden mi küçükten misin
Cumhuriyetten mi Eyrekten misin
Hulisi beyden mi Halis beyden mi
Şeyh Hakkı dan mısın Hasan Beyden mi
Karabacıdan mı Sadık beyden mi
Tuğlulardan mısın Kayagilden mi
Kasap Seydiden mi Hocagilden mi
Edip beyden misin Palagilden mi
Yücelerden misin Daldabanlardan mı
Özdemirlerden mi Şamdanlardan mı
Alogilden misin Murat Handan mı
Topuzlardan mısın Paşabeyinden mi
Karağgilden misin Şahan beyinden mi
Kavlardan mısın Nasuhbeyden mi
İsmini yazmadığım köyler küsecek
Unuttuğum sülaleler esecek
Ele geçsem kıtır kıtır kesecek
Yüreğin bir dünya gözlerin engin
Senin bu yerlerde bulunmaz dengin
Tenin buğdayımsı az esmer rengin
Orta boylusunda dudağın kalın
Kaşın pala gibi açıkta alın
Dışı arslan gücünü gösteren halin
Şahinden mi aldın sen bu bakışı
Yüreğinde vardır panter nakışı
Sel sonu suların sessiz akışı
Gümüşhane Sevdası
Bilmem ne söylesem, nasıl anlatsam
Sözler kifayetsiz, az Gümüşhane
Seni görmek için rüyaya yatsam
Yüreğime dolar haz Gümüşhane
Ay’ı kıskandırır o berrak yüzün
Gülistan misali bayırın, düzün
Yüreğime dolar kekremsi hüzün
Harşit’inde yüzer kaz Gümüşhane
Tomara’da akar durur şelale
Küçüğü büyüğü âşık hilale
Baharla birlikte gülümser lale
Ne şirindir bahar, yaz Gümüşhane
Baharda çiçeğe durur da dağlar
Kelkit köpürerek coştukça çağlar
Bir eksen bin verir gül yüzlü bağlar
Pek yakışır sana naz Gümüşhane
Kızlarının aydan arıdır yüzü
Bal kaymak dudaklı, şirindir sözü
Düğünlerde dolar bayırı düzü
Çalar davul zurna, saz Gümüşhane
Şiran, Kelkit ilden pek uzak düşer
Sabır kazanında metanet pişer
Torul üşüdükçe ateşi eşer
Hakikati kavra, sez Gümüşhane
Harşit’in izinde akar durursun
Göç edip gidene bakar durursun
Gurbette yüreği yakar durursun
Gönülden gönüle gez Gümüşhane
Dünyaya nam salmış pestil, kömesi
Pek keyifli olur onu yemesi
Kurumasın gayri sabır memesi
Hakikat yolunda iz Gümüşhane
Zigana Dağı’nda yağan kar üşür
Karanlık üstüne mehtabı düşür
Gümüşhane halkı hüznü bölüşür
Sevginin resmini çiz Gümüşhane
Eğitim yuvası Bağlarbaşı’nda
Mastra’da som altın saklı taşında
Mazlumların âhı gizli yaşında
Çözülmesi müşkül giz Gümüşhane
Baharda gitmeli Limni Gölü’ne
Ölmek gerek ise sonra ölüne
Bağları İrem’dir böyle biline
Yüzüne hasretiz biz Gümüşhane
Yağsın da bereket bahçeye, bağa
Yürü aydınlığa, muasır çağa
Silkin, kendine gel dikil ayağa
Kirli oyunları boz Gümüşhane
Atadan yadigâr Süleymaniye
Bu topraklar mezar oldu caniye
Hüzün ayak olur kesik maniye
Her şeyin hakiki, öz Gümüşhane
Doğa sofrasından almış payını
Boy verir ormanda köknar, kayını
Yakından görmeli Kelkit Çayı’nı
Paslı zincirini çöz Gümüşhane
Ahmet Ziyaüddin bir ulu ermiş
İnsanları Hakk’a davet edermiş
Gönül bahçesinden gonca gül dermiş
Hakk’a bakan bir çift göz Gümüşhane
Benzer güzelliğin güneşe aya
Gümüş şehri seyre dal Kuşakkaya
Efkârımı şeker diye at çaya
Baharda gelirim söz Gümüşhane
Kuşburnunun çayı şifa kaynağı
Yemeğe doyulmaz balı, kaymağı
Yaylalarda pişer dönme kuymağı
Tandırında çörek, köz Gümüşhane
Yer altında uzar gider Karaca
Kadim Kov Kalesi bakar yamaca
Fabrika olmazsa tüter mi baca?
Sana hor bakanı üz Gümüşhane
Bereket fışkırır Kelkit Ovası
Lokman Hekim gibi güzel havası
Kop Dağları tutar şehide yası
Sökülür dağlardan buz Gümüşhane
Gümüş ilde yaşar insanın hası
Türküleri siler yürekte pası
Yenmeye doyulmaz göbek elması
Soframızda ekmek, tuz Gümüşhane
Mustafa Nihat Malkoç
Gümüşhane Güzellemesi
Sıra sıra dağlarıyla
Suya hasret bağlarıyla
Ölüleri, sağlarıyla
Bir başkadır Gümüşhane
Harşit çayı akar durur
Suyu taştan taşa vurur
İnsanında onur,gurur
Yücesinde Kuşakkaya
Güzelleri benzer aya
Nam salmış koca dünyaya
Dağları kurudu,soldu
Kuşburnuyla hayat buldu
Ambarlar cevizle doldu
Ziyaüddin erenleri
Sevgi dolu yârenleri
Kıskandırır görenleri
Eskişehir,Bağlarbaşı
Gümüştür toprağı,taşı
Dinmez anaların yaşı
İlçeleri Kürtün,Şiran
Torul,Kale sanki viran
Kelkit en büyüğü olan
Var Karaca Mağarası
Bayburt-Trabzon arası
Meşhurdur göbek elması
Geceleri ayaz olur
Tekke’sinde niyaz olur
Kışın Vauk beyaz olur
Ziganada üşür karlar
Buz gibi akar pınarlar
Tılsımlı olur baharlar
Gümüşhane Özlemi
Gümüşhaneli Dostum
Şâir Talat ÜLKER’e…
Kuşakkaya yücesinde kar olur
Sevgi olur,özlem olur yâr olur
İnsanında edep ile ar olur
Ben senden uzakta nasıl yaşarım?
Harşit olur,deli dolu taşarım
Köse Dağı inatçıdır,yol vermez
Torul’u,Şiran’ı mutlu gün görmez
Gönül bağından bir tutam gül dermez
Nasıl dayanırım senin hâline?
Tercüman oluyorsun gönül diline
Dağlar birbiri ardınca yaslanır
Kürtün’de silah kınında paslanır
Yağmur yağar,toprak güler,ıslanır
Güneş olup ısıtırsın içimi
Karanlıktan kurtarırsın gecemi
Kuzular meleşir ovalarında
Hasret yudum yudum havalarında
Bir tarih gizlidir tuğralarında
Şimdi kaderine mahkûm kölesin
Kalbimizde yaşıyorsun bilesin
Unutmak kolay mı Vauk Dağı’nı
İrem’i andıran Kelkit bağını
Mazide bıraktın altın çağını
Ayrılık artık tak etti canıma
Bir yaz günü geleceğim yanına!
GÖRESTİM
Hayalimde kaldı havası suyu,
Bahçede virane eski bir kuyu.
Çayırlar boyvermiş bol bulmuş suyu
Harmanda gemi halı görestim.
Pahardan gagurla parhaç helkeyle gelirdi sular,
Dananın boynunda eski bir yular.
Güzlük zahra ile doluydu ambar,
Kara kovandaki balı görestim.
Kimse kesmez idi köy ile bağı,
Anam külek ile basardı yağı.
Kıtlık yıllarında sefalet çağı,
Sılaya varılan gurbet eli görestim.
Ot ekin biçilir patos vurulur,
Herfene yapılır meclis kurulur.
Ocağın başında kartel kavrulur,
Odunu çırayı Tezeği, geveni,
Çalıyı çırpıyı dalı görestim.
Köy odasında cenkler okunur,
Tarakta yün tarar cecim dokunur.
Bir tunbun üstünde bir kuş bakınır,
Babamın çaktığı nalı görestim.
Erişte, makarna, siron kesilir,
Tahta varillere peynir basılır.
Kurumak üzere ipe asılır,
Tavuğu, cücüğü, folu görestim.
Cızlavut lastiği deri yeleği,
Tırpanı, orağı, halbur eleği.
Küpleri, güveci, tahta küleği,
Nenemin çarını şalı görestim.
Kara tencerede pişerdi sütler,
Kulağımda kaldı bir bir öğütler.
Mezarın başında selvi söğütler,
Kuşburnu çiçeği gülü görestim.
Kemler burulur da ipler dizilir,
Zemheri tükenir buzlar çözülür.
Kim bilir alnıma neler çizilir,
Sabanı, kotanı, kolu görestim.
Rahmetli Bayram kemal davut
Faik akın Hicabi Sinan
Hacı murat ilhami oktay ercan
adnan ayhan rahmi halil
Osman Kor Fayık Cedde Osman'ı,
Uluköylü Hasan Uslu Hasan'ı.
Daltaban soyundan Pala İhsan'ı,
Deli Abdul ile yolu görestim.
Hasırlar üstünde yatardık düşe,
Sac üstünde yufka dokunmaz dişe.
Çala kaşık atar bir ekmek aşa,
Haşılı, dırmayı, külü görestim.
Bıcık Aydın ile volta atmayı,
Bir dost meclisinde Paşa Akçay'ı.
Fatih Parkı'nda bir zemheri ayı,
Bayburtlu Ahmet'i çulu görestim.
Bir çoban ateşi göze çayını,
Harmanda buğdayı galmas payını.
Kuruğu, gıdığı, sıpa, tayını,
Derede balığı pulu görestim.
Beş numara lamba fiske yanardı,
Hapenk pencereye kuşlar konardı.
Ağustos ayında yüzüm donardı,
Hem yağmuru kar'ı dolu görestim.
Lorlu golot pişer keteler yağlı,
Gurbet kader olmuş yolları bağlı.
Kimisi ovalı pek çoğu dağlı,
Sılada bekleyen kulu görestim.
Al karılı düşler gece boğardı,
Horozun sesiyle şafak doğardı.
Abrulun beşinde hüzün yağardı,
Tipiyi, boranı, seli görestim.
Kuzukulağı yemlik fusgul morası,
Duvarda bir tüfek dede mirası.
Her evin kaderi hicran yarası,
Açlığı, kıtlığı, bol'u görestim.
Kerizde yıkanmak olsa da çile,
Besbelli yaşadık biz güle güle.
Kapının üstünde zırzayı bile,
Sararan perdeyi tülü görestim.
Ve şimdi ne çare her şey çekildi,
Gül yerine zakkum diken ekildi.
İhtiyar gözlerden yaşlar döküldü,
Eskiden yaşanan hali görestim.
Hayalî bir masal yaşandı bitti,
Her biri bir kefen kuşandı yitti.
Yüzüme çift göze boşandı gitti,
Babamı, annemi eli görestim.
Gödül Dağları
Gödül Dağları'ndan gelsin geçilsin.
Soğuk sularından kana kana içilsin.
Herkes sevdiğini alsın seçilsin.
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim.
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim.
Gödül Dağları'nda dolanıyorum.
Yitirdim yarimi aranıyorum.
Bir çift selamına güveniyorum.
Atma garip anam beni dağlar ardına.
Kimseler yanmasın anam yansım derdime.
Gödül Dağlarında bülbüller öter.
Ateşim yanmadan tütünüm tüter.
Bana bir hal olmuş ölümden beter.
Atma garip anam beni dağlar ardına.
Kimseler yanmasın anam yansım derdime.
Gödül Dağları'nda üç ırgat işler.
Sıladan geliyor şu uçan kuşlar.
Anneler doğurur ele bağışlar.
Örtün pencereleri esmesin yeller.
Dertli olduğumu bilmesin eller.
Gödül Dağları'nın gülleri mavi.
Ayrıldım yarimden gülemem gayri.
Yardan ayrılanın böyle olur hali.
Yas tutsun ellerim kına yakmayım.
Kör olsun gözlerim sürme çekmeyim.
Gödül Dağları'nda tokaştım taşa.
Kardeş ekmeğini kakarlar başa.
Girip çalıştığım emeğim boşa.
Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim.
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim.
Gödül'e giderken yolum ayrıldı
Bindim arabaya başım çevrildi.
Siyah saçım sağ yanıma devrildi.
Atma garip anam beni dağlar ardına.
Kimseler yanmasın anam yansım derdime.
Tıkır tıkır merdivenden inmedim.
Güle güle anam yar koynuna girmedim.
Cahil idim kıymetini bilmedim.
Atma anam atma , beni dağlar ardına.
Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Kuruldu kazanım harenim yoktur.
Söküldü sim saçım anam örenim yoktur.
Kapıdan içeri girenim yoktur.
Örtün pencereler anam esmesin yeller.
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Bana gül diyorlar neme güleyim.
Ayrılık üzerimdeki, kime neyleyim.
Bir mektup gönder gönlüm eyleyim.
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada, anamın kuzusu.
Bulamadım kır atımın gemini.
Süremedim anam gençliğimin demini.
Ben sürmedim eller sürsün demini.
Neyleyim dünyada anam yar olmayınca.
Domurcuk gül iken anam koklamayınca.
Çattım ocağıma hürmetim yoktur.
Döktüm zülfü saçı anam örenim yoktur.
Anamdan babamdan gelenim yoktur.
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Enginli yüksekli kayalarımız.
Gam ile yoğrulu anam mayalarımız.
Doğurmaz olsaydı analarımız.
Neyleyim neyleyim hep alınım yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Urganım atmadık dallar mı kaldı
Başıma gelmedik anam haller mi kaldı
Beni söymedik diller mi kaldı
Ne deyip ağlayım, anam alın yazgısı
Kader böyle imiş anam onmaz bazısı.
Şu görünen bahçe m'ola bağ m'ola.
Şu dağın ardında yarim var m'ola.
Oturup da beni yad eder m'ola.
Atma anam atma beni dağlar ardına.
Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
Sac üstünde fısır fısır bazlama.
Küçük iken ciğerlerim gözleme.
Ben giderim gelir diye gözleme.
Örtün pencereyi, anam esmesin yeller.
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.
Gödül Dağlarında şıvga dalım yok.
Derdimi söylesem anam dinler yarim yok.
Herkes güler oynar sorgu sual yok.
Ben gülsem oynasam anam yasak diyorlar.
Yarını elinden anam alsak diyorlar.
Gödüle giderken yolum ayrıldı
Bindim arabaya başım çevrildi.
Selvi saçım sol yanıma devrildi.
Ölüm olmasın da anam ayrılık olsun.
Bize sebep olan anam içten vurulsun.
Mezarımı geniş açın dar olsun.
Etrafı mor sümbüllü bağ olsun.
Ben ölüyom ahbaplarım sağ olsun.
El kadar alnımda türlü yazım var.
Evvel bir başımdı, şimdi körpe kuzum var.
Ateş alıp ısınmadım korunda.
Güle güle anam yar gezmedim kolunda.
Methim gezer elalemin dilinde.
Atma anam atma, beni dağlar ardına.
Kimseler yanmasın anam yansım derdime.
Bülbül gelmiş gül dalına konuyor.
Hangi dala yuva yapsa kuruyor.
Herkesin yari yanında duruyor.
Atma garip anam beni dağlar ardına.
Kimseler yanmasın anam yansım derdime.
Bülbülüm uçtu da kafesi durur.
Ne güzel ellerin babası durur.
Babasız yuvada evlat mı büyür.
Örtün pencereleri esmesin yeller.
Dertli olduğumu bilmesin eller.
Yazmam gül yaprağı düremem gayri.
Yalnızım evlere giremem gayri.
Bana bir hal oldu diyemem gayri.
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim.
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim.
Gödül Dağlarında kılarım namaz.
Kılarım kılarım halka yaramaz.
Haktan geldi bize bir ulu niyaz.
Örtün pencereleri değmesin yeller.
Bugün efkarlıyım gelmesin eller.
Gödül Dağları'nın gülü olayım.
Arayı arayı yari bulayım.
Gül bülbülden başkasına sorayım.
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim.
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim.
Gödül Dağları'nda kamber tay olur.
Anam andıkça aklım zay olur.
Ayrılık dediğin birkaç ay olur.
Örtün pencereleri esmesin yeller.
Dertli olduğumu bilmesin eller.
Şu dereden akan bulanık seller.
Derdim içirimde ne bilsin eller.
Oturup ağlasam divane derler.
Ne deyim ne ağlayım hep alnımın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı.
Sandıktan basmamı giyesim geldi.
Ciğerim anamı göresim geldi.
Varıp iki elini öpesim geldi.
Örtün pencereleri esmesin yeller.
Dertli olduğumu bilmesin eller.
Tandıra et vurdum yiyesim geldi.
Ciğerim anamı göresim geldi.
Açıp mezarına giresim geldi.
Ne deyim ağlayım hep alnımın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı.
Gödül Dağları'nda bir top gülüm var.
Hey Allah'tan korkmaz sana bana ölüm var.
Ölüm varsa bu dünyada zulüm var.
Atma garip anam beni dağlar ardına.
Kimseler yanmasın anam yansım derdime.
Gödül Dağları'nda geçilmez yastan.
Dört yanım ıslandı yağmurdan yaştan.
Sağ yanım ağrıdı soluma yaslan.
Hep yalan mı oldu o geçen günler.
Bahçede ötmez oldu bülbüller.
Gödül Dağları'nda açılmış güller.
Derdimi söylesem deli olmuş derler.
Seni sevdiğimi bilmesin eller.
Gel otur yanıma boyu posu güzelim.
Gülemem ağlarım ah çekerim gezerim.
Gödül Dağlarında kaynar karınca.
İçim kan ağlar anam yaşıtım görünce.
Ben bu dertten iflah olmam ölünce.
Hep yalan mı oldu anam o geçen günler.
Bahçede ötmez oldu anam bülbüller.
Gödül Dağlarında yiğitler gezer.
Eller ne bilsin anam yüreğimi ezer.
Yarim gitti hasreti beni üzer.
Ben gülsem oynasam anam yasak diyorlar.
Varını elinden anam alsak diyorlar.
Gödül Dağlarının köpeği olsam.
Koklayı koklayı anamı bulsam.
Bulduğum yerde öpsem koklasam.
Atma garip anam yazılara yabanlara.
Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
Gödül Dağlarında bülbüller öter.
Anamın ekmeği burnumda tüter.
El kadar verseler o bana yeter.
El kadar alnımda türlü türlü yazım var.
Evvel bir başımdı, şimdi körpe kuzum var.
Gödül Dağları'nda bir oylum kaya.
Düşmüşüm sevdana ne diyon bana.
Bir yüzük yaptırdım yadigar sana.
Takın parmağına dar mı geliyor.
Gurbete gitmesi zor mu geliyor.
Gödül Dağlarında yolun sağında.
Güller çiçek mi açar gavur bağında.
Yavrusu koynunda elin yanında.
Yas tutsun ellerim kına yakmayım.
Kör olsun gözlerim sürme çekmeyim.
Gödül Dağlarında attım urganı
Üstüme örttüler gurbet yorganı
Benim anam çifte kessin kurbanı
Ne deyip ağlayım hep alnımın yazgısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı.
Gödül Dağlarında dikili taşlar.
Benden selam söylen hey uçan kuşlar.
Memlekette kaldı yaren yoldaşlar.
Örtün pencereleri esmesin yeller.
Dertli olduğumu bilmesin eller.
Her boyadan bir boyalı taşım var.
Yaşım küçük ne belalı başım var.
Feleğinen döğüşecek işim var.
El kadar alnımda türlü türlü yazım var.
Evvel bir başımdı, şimdi körpe kuzum var.
Anam kirmenini alsın eline.
Tarasın yününü taksın beline.
Gelsin baksın yavrusunun haline.
Ben gülsem oynasam yasak diyorlar.
Varını elinden alsak diyorlar.
Başına bürünmüş el kadar astar.
Asker babasını yavrular ister.
Benim yarim diye yolunu gözler.
Neyleyim dünyada yar olmayınca.
Domurcuk gül iken koklanmayınca.
Gödül Dağlarında ötüşen kuşlar.
Hayıra çıkmadı gördüğüm düşler.
Yıldan yıla meyva veren ağaçlar.
Devşirdim çiçeği dalda ne kaldı
Gidiyom gurbete burda nem kaldı.
Gödül Dağlarında salkım söğütler.
Anam yok ki versin bana öğütler.
Gün görüp gidiyor benden kötüler.
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Ocağımı çattım herenim yoktur.
Söküldü sim saçım örenim yoktur.
Kapıdan içeri girenim yoktur.
Gel otur yanıma başımın tacı
Ayrılık ekmeği zehirden acı.
Gödül Dağlarında açıldı güller.
Sevdiği yanımda sefada eller.
Hep bize tokandı yaramaz diller.
Ben gülsem oynasam yasak diyorlar.
Varını elinden alsak diyorlar.
Arı olsam her çiçeğe konarım.
Yar yitirdim yana yana ararım.
Var mı benim şu Gödül'e zararım.
Atma anam atma beni dağlar ardına.
Kimseler yanmasın anam yansım derdime.
Gödül dedikleri bir çatal dere.
Ahbaplar içinde yüreğim yara.
Çok emekler verdim vefasız yere.
Örtün pencereler esmesin yeller.
Dertli olduğumu bilmesin eller.
Yine kalaylandı sofanın taşı
Silerim silerim gitmez gözyaşı
Benim çektiklerim bir soysuz yası
Meğer taşa biber ekilmez imiş
Kötülerin kahrı çekilmez imiş.
Anam beni ne hal ile doğurdu.
El kapısı hamur etti yoğurdu.
Gücüm yeter yetmez işler buyurdu.
Gurbet elde neler geldi başıma.
Anam yok ki şu derdime katıla.
Anam mendilimi düremiyorum.
Yalnızım evlere giremiyorum.
Anasız babasız duramıyorum.
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Anam yok ki ağıdımı dinlesin.
Babam yok ki şikayetim dinlesin.
Şu cahil gönlümü kimler eylesin.
El kadar alnımda türlü türlü yazım var.
Evvel bir başımdı,şimdi körpe kuzum var.
Gödül Dağlarında gülüm duruyor.
Hangi dala yuva yapsam kuruyor.
Bülbül bile kadersizi biliyor.
Ne deyip ağlayım hep alnımın yazısı
Onmaz imiş güzellerin bazısı.
Yazmam gül yaprağı düremiyorum.
Yalnızım evlere giremiyorum.
Söktüm sim saçımı öremiyorum.
Devşirdim çiçeği benim dalda ne kaldı
Gidiyom gurbete benim burda nem kaldı.
Bellettim bağımı yemedim üzüm.
Kaynattım pekmezi gelirim güzün.
Garibe vermezler bir salkım üzüm.
Neydeyim ağlayım alın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı.
Bu yıl çiçek çoktur dallar götürmez.
Dağlar diken olmuş kervan oturmaz.
Benim bağrım yaz olmuş sitem götürmez.
Eğil dağlar eğil yari göresim geldi.
Siyah zülfümü yüzüne süresim geldi.
Yüceden kaldırın gelin ölüsü
Elmalar donatın söğüt dolusu.
Bana derler kadersizin birisi.
Dertli diye çağırsınlar adımı
Yazmamınan bağlasınlar başımı.
Yazmam gül yaprağı karanfil irenk.
Aksine vuruyor devran-ı felek.
Gödül Dağlarında Leyla diyerek.
Ah neyleyim şu alnımın yazısı
Onmaz imiş güzellerin bazısı.
Bana gül diyorlar neme güleyim.
Ayrılık serime düştü neyleyim.
Anamdan doğalı ben de böyleyim.
Gel otur yanıma boyu posu güzelim.
Gülemem ağlarım ah çekerim gezerim.
Çırpını çırpını yuvadan uçtum.
Ağlayı ağlayı bu hale düştüm.
Getirin anamı babamdan geçtim.
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş dünyada, anamın kuzusu.
Çıra yanmayınca ceviz mi kavlar.
Ciğer yanmayınca gözler mi ağlar.
Oturum ağlasam divane derler.
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim.
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim.
Gödül Dağlarının yılanı olsam.
Dolanı dolanı yanına varsam.
Uyusam uyansam derdime yansam.
Hep yalan oldu o geçen günler.
Bahçede ötmez oldu bülbüller.
Gödül Dağlarını gördün mü bilmem.
Toprağına bağdaş kurdun mu bilmem.
Gizli sırlarıma erdin mi bilmem.
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim.
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim.
Gödül Dağlarından geçemiyorum.
Az doldur kadehi içemiyorum.
Anamdan babamdan geçemiyorum.
Ölüm olmasın da ayrılık olsun.
Bize sebep olan içten vurulsun.
Gödül'e giderken yolun sağında.
Güller açmış nazlı yarin bağında.
Yeni değmiş on üç on dört çağında.
Gel otur yanıma boyu posu güzelim.
Dost düşman yanında güler oynar gezerim.
Gödül'e giderken yolum ayrıldı
Bindim arabaya başım çevrildi.
Siyah saçım sağ yanıma devrildi.
Eğil dağlar eğil yari göresim geldi.
Siyah zülfünü yüzüme süresim geldi.
Eşik arasında fenerim yitti.
Feleğin ettiği gücüme gitti.
Bana ettiğini kimlere etti.
Atma garip anam beni dağlar ardına.
Kimseler yanmasın anam yansım derdime.
Ellerin mektubu gelir okunur.
Benim yüreğime hançer sokulur.
Bugün posta günü canım sıkılır.
Atma garip anam yazılara yabana.
Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
Evereğin bayırına düzüne.
Döndüm baktım karlar yağmış izime.
Uyma dedim uydun eller sözüne.
Sağ olanlar bir gün olur kavuşur.
Küs olanlar bir gün gelir barışır.
Gödül'nin etrafı tozlu yol m'ola.
Salını salını gelen yar m'ola.
Urgan atsam ölsem ölüm zor m'ola.
Şimdi ben anladım onmadığımı
Daha çilelerimin dolmadığını.
Gödül'ün evleri kemer kemerdir.
Derdim içimde küme kümedir.
Ağlamak dururken gülmek nemedir.
Örtün pencereleri esmesin yeller.
Dertli olduğumu bilmesin eller.
Söktüm sim saçımı örenim yoktur.
Kapıdan içeri girenim yoktur.
Ağlasam sızlasam görenim yoktur.
Doğurmaz olsaydın anam başım belalı
Bir murat almadım anamdan doğalı.
Salkım söğüt gibi dallarım yerde.
Gözlerim gözlerim gözlerim yolda.
Götürün anama evleri nerde.
Gurbet elde neler geldi başıma.
Anam yok ki şu derdime katlana.
Şu dağlara çıksam yolu arasam.
Mendilim elimde döne döne ağlasam.
Anam yok ki ben derdimi söylesem.
Ne deyim ağlayım alın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı.
Tel tel olur Kelkit'nin ovası
Yüzüne bakmadım karın doyası
Taze olur evlilerin boyası
Ne deyip ağlayım alın yazısı
Gülüp oynamıyor gelinlerin bazısı.
Yüce dağ başına gelmesin eller.
Bu gün efkarlıyım açmasın güller.
Diz dize gelip de döktüğüm diller.
Ne deyip ağlayım bu böyle olmaz.
Kulların başına gelmedik kalmaz.
Gödül Dağlarından indi bir firek.
Bu mektubu yazan dertli bir yürek.
Gönderin anamı o bana gerek.
Yaz yaz mektubu postaya bırak.
Varamam yanına yollar pek ırak.
Gödül'e gidenin bağrı taş gerek.
Atı saltanatlı bir kardeş gerek.
Ağlamak dururken gülmek ne gerek.
Yas tutsun ellerim kına yakmayım.
Kör olsun gözlerim sürme çekmeyim.
Sofraya oturdum gelin kız gibi.
Gözüme bakarlar imkansız gibi.
Ortadaki yemek acı tuz gibi.
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim.
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim.
Güğümlere su doldurdum ılımış
Benim kader ilk akşamdan uyumuş
Ne yapayım dostlar yazım bu imiş
Örtün pencereleri esmesin yeller.
Dertli olduğumu bilmesin eller.
Gödül Dağlarını belleyen olsa.
Şu cahil gönlümü eğleyen olsa.
Beni de anama yollayan olsa.
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim.
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim.
Gödül Dağlarında kaynar kum idim.
Ben eller içinde yanan mum idim.
Önce Allah, sonra senden umudum.
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim.
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim.
Merdivenden tıkır tıkır inerken.
Yazması boynuma dolanır severken.
Uyumuşum ak gerdandan emerken.
Örtün pencereler değmesin yeller.
Bu gün efkarlıyım gelmesin eller.
Gödül Dağlarında has nane biter.
Bana bir hal oldu ölümden beter.
Sevdiğim ettiğin canıma yeter.
Yaz yaz mektubunu postaya bırak.
Varamam yanına, yollar çok ırak.
Gül koymuşlar menekşenin adını
Almadım dünyadan ben muradımı
Ben ölürsem dertli koyun adımı
Atma garip anam yazılara yabana.
Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
Bu nasıl tecelli bu nasıl kader.
Derdim içimdedir ne bilsin eller.
Oturup ağlasam deli mi derler.
Neyleyim, neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Gödül Dağlarında gül ile çayır.
Ana ben ölüyom başını çevir.
Kaynanam imansız, güveyin gavur.
Ne diyeyim ağlayayım alın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı.
Elimi atmadık dallar mı kaldı
Başıma gelmedik haller mi kaldı
Beni söylemedik diller mi kaldı
El kadar alnımda türlü türlü yazım var.
Evvel bir başımdı şimdi körpe kuzum var.
Gödül Dağlarında gül ile susam.
Tecellisi olmaz yerine küsen.
Candan kimsem yok derdimi desem.
El kadar alnımda türlü yazım var.
Evvel yalnızdım şimdi kuzum var.
Anam yok ki diye diye ağlasın.
Babam yok ki kuşağımı bağlasın.
Kardeş yok ki salacamda baş tutsun.
Atma garip anam yazılara yabana.
Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
Bülbüle su verdim altın tasınan.
Yolunu beklerim bir hevesinen.
Günlerim geçiyor ah u zarınan.
Örtün pencereler esmesin yeller.
Dertli olduğumu bilmesin eller.
Gödül Dağlarında gül ile nergis.
Sabahlar olmuyor sevdiğim sensiz.
Cennetin köşkünde duramam sensiz.
Ölüm olmasın da ayrılık olsun.
Bize sebep olan Allah'tan bulsun.
Gödül Dağlarında bir tarla nohut.
Anam ben ölüyom bir yasin okut.
Küçük kardeşimi yerime büyüt.
Örtün pencereler esmesin yeller.
Dertli olduğumu bilmesin eller.
Dağdan yuvarlandı kayalarımız.
Gam ile yoğruldu mayalarımız.
N'ola taş doğuraydı analarımız.
Ne deyim ağlayım hep alın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı.
Kuruldu kanadım kefenim yoktur.
Kapıdan içeri girenim yoktur.
Gurbette anamın haberi yoktur.
Beklerim yolunu gelene kadar.
Çekerim derdini ölene kadar.
Kütür kütür kırdın felek dalımı
Kimselere diyemiyom halimi.
Ben sana ne yaptım Allah'ın zalimi.
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.
Gödül Dağlarında dolanıyorum.
Yitirdim yarimi aranıyorum.
Bir çift selamına güveniyorum.
Eğil dağlar eğil gülleriniz açtı mı
Benim sevdiceğim burdan geçti mi.
Yağmur yağar ince elek tülbentten.
Kurtar Allah beni gayri gurbetten.
Ölmeyince kurtuluş yok bu dertten.
Yol ver dağlar ben gideyim sılama.
Sılam zümrüt yeşili buna nasıl dayana.
Gödül Dağlarında bir top gül idim.
Yağmur yağdı güneş vurdu eridim.
Evvel yarin sevdiceği ben idim.
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim.
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim.
*******************************
Diyorlar bizde.
Çitin; adı çeper;, oğlak da gıdık.
Tay’a kurik derler, köpeğe gudik.
Fasulyeye palga, bulgura hedik.
Mantıya da hingel diyorlar bizde…
Telis, çuval demek pingel de folluk.
Bütüne tomarı, yayığa tuluk.
Civcivlere cucuk, hindiye çulluk.
Patateşe kartel diyorlar bizde…
Un çobası herle, ahir bizde kom.
Bacaya horik, leviye’ye löm.
Dantel tentene, tuman ise don.
Bedduaya gargis diyorlar bizde…
Sofra bezi dastar, samanlık merek.
Demin’e bayah, sergene terek.
Çaydanlığa çaynik, kovaya külek.
Havluya da peşkir diyorlar bizde.
Dilsizin adı lal, görmiyene kör.
Yoğurt suyu suzuk, öksürük de çor.
Banyo yapmak çimmek, peynire lor.
Mizikçiya çığız diyorlar bizde…
Sos anık ve ürva, kırise hetil.
Geçen yıla bildir, yatağa mitil.
Kahverengi gavut, bakraca sitil.
Yolluğa da çeçim diyorlar bizde…
Elbise entari, yumağa kelep.
Koyunlara davar, sürüye celep.
Çamaşıra esbab, çapraza vereb.
Rüzgara barhar diyorlar bizde…
Mandalara camis, kediye pişik.
Sofralara sını, danaya mozik.
Kuzu ve dananın yatağı kozlık.
Divanlara peyke diyorlar bizde…
Havalara ayam, çeşmeler göze.
Annemiz aba’dır, tezyemiz eze.
Halalara bibi, tazeye teze.
Bayata da kerti diyorlar bizde..
*******************************
İKTİBASLAR.
Gaynar gazan daşmaz mı (oğlan)
Yol gedükten aşmaz mı (ah aman aman da)
Esef etme sevdüğüm (oğlan)
Yarim ırak yoldadur (ah aman aman da)
Garşıda gabanlara (oğlan)
Ben yarimi sorarım (oğlan)
Çöl yaylalar kar mıdır.
Sorgu sual var mıdır.
Gel beraber kaçalımda.
Anan mı vurdu senide.
Gören sanır hastayım ben”
Gönlümüz gamlanır böyle günlerde.
Önüme çektiler bir siyah perde.
Yar senin aşkınla tutuldum derde.
Çitin; adı çeper;, oğlak da gıdik.
Fasulyeye palğa, bulgura hedik.
Mantıya da hıngel diyorlar bizde…
Bütüne tomari, yayığa tuluk.
Civcivlere cücük, hindiye culluk.
Patatese kartel diyorlar bizde…
Un çobası herle, ahır bizde kom.
Bacaya horik, leviye’ye lom.
Bedduaya gargış diyorlar bizde…
Havluya da peşkir diyorlar bizde...
Dilsizin adı lal, görmiyene kor.
Yoğurt suyu süzük, öksürük de çor.
Mızıkçıya cığız diyorlar bizde…
Sos anık ve urva, kirişe hetil.
Geçen yıla bıldır, yatağa mitil.
Yolluğa da cecim diyorlar bizde…
Mandalara camış, kediye pisik.
Sofralara sini, danaya mozik.
Kuzu ve dananın yatağı kozlik.
Bayata da kerti diyorlar bizde....
*******************************
Gümüşhane Sevdası
Bilmem ne söylesem, nasıl anlatsam.
Sözler kifayetsiz, az Gümüşhane.
Seni görmek için rüyaya yatsam.
Yüreğime dolar haz Gümüşhane.
Ay’ı kıskandırır o berrak yüzün.
Gülistan misali bayırın, düzün.
Yüreğime dolar kekremsi hüzün.
Harşit’inde yüzer kaz Gümüşhane.
Tomara’da akar durur şelale.
Küçüğü büyüğü âşık hilale.
Baharla birlikte gülümser lale.
Ne şirindir bahar, yaz Gümüşhane.
Baharda çiçeğe durur da dağlar.
Kelkit köpürerek coştukça çağlar.
Bir eksen bin verir gül yüzlü bağlar.
Pek yakışır sana naz Gümüşhane.
Kızlarının aydan arıdır yüzü
Bal kaymak dudaklı, şirindir sözü
Düğünlerde dolar bayırı düzü
Çalar davul zurna, saz Gümüşhane.
Şiran, Kelkit ilden pek uzak düşer.
Sabır kazanında metanet pişer.
Torul üşüdükçe ateşi eşer.
Hakikati kavra, sez Gümüşhane.
Harşit’in izinde akar durursun.
Göç edip gidene bakar durursun.
Gurbette yüreği yakar durursun.
Gönülden gönüle gez Gümüşhane.
Dünyaya nam salmış pestil, kömesi.
Pek keyifli olur onu yemesi.
Kurumasın gayri sabır memesi.
Hakikat yolunda iz Gümüşhane.
Zigana Dağı’nda yağan kar üşür.
Karanlık üstüne mehtabı düşür.
Gümüşhane halkı hüznü bölüşür.
Sevginin resmini çiz Gümüşhane.
Eğitim yuvası Bağlarbaşı’nda.
Mastra’da som altın saklı taşında.
Mazlumların âhı gizli yaşında.
Çözülmesi müşkül giz Gümüşhane.
Baharda gitmeli Limni Gölü’ne.
Ölmek gerek ise sonra ölüne.
Bağları İrem’dir böyle biline.
Yüzüne hasretiz biz Gümüşhane.
Yağsın da bereket bahçeye, bağa.
Yürü aydınlığa, muasır çağa.
Silkin, kendine gel dikil ayağa.
Kirli oyunları boz Gümüşhane.
Atadan yadigâr Süleymaniye.
Bu topraklar mezar oldu caniye.
Hüzün ayak olur kesik maniye.
Her şeyin hakiki, öz Gümüşhane.
Doğa sofrasından almış payını
Boy verir ormanda köknar, kayını
Yakından görmeli Kelkit Çayı’nı
Paslı zincirini çöz Gümüşhane.
Ahmet Ziyaüddin bir ulu ermiş
İnsanları Hakk’a davet edermiş
Gönül bahçesinden gonca gül dermiş
Hakk’a bakan bir çift göz Gümüşhane.
Benzer güzelliğin güneşe aya.
Gümüş şehri seyre dal Kuşakkaya.
Efkârımı şeker diye at çaya.
Baharda gelirim söz Gümüşhane.
Kuşburnunun çayı şifa kaynağı
Yemeğe doyulmaz balı, kaymağı
Yaylalarda pişer dönme kuymağı
Tandırında çörek, köz Gümüşhane.
Yer altında uzar gider Karaca.
Kadim Kov Kalesi bakar yamaca.
Fabrika olmazsa tüter mi baca?
Sana hor bakanı üz Gümüşhane.
Bereket fışkırır Kelkit Ovası
Lokman Hekim gibi güzel havası
Kop Dağları tutar şehide yası
Sökülür dağlardan buz Gümüşhane.
Gümüş ilde yaşar insanın hası
Türküleri siler yürekte pası
Yenmeye doyulmaz göbek elması
Soframızda ekmek, tuz Gümüşhane.
Mustafa Nihat Malkoç
*******************************
Gümüşhane Güzellemesi.
Sıra sıra dağlarıyla.
Suya hasret bağlarıyla.
Ölüleri, sağlarıyla.
Bir başkadır Gümüşhane.
Harşit çayı akar durur.
Suyu taştan taşa vurur.
İnsanında onur,gurur.
Yücesinde Kuşakkaya.
Güzelleri benzer aya.
Nam salmış koca dünyaya.
Dağları kurudu,soldu.
Kuşburnuyla hayat buldu.
Ambarlar cevizle doldu.
Ziyaüddin erenleri.
Sevgi dolu yârenleri.
Kıskandırır görenleri.
Eskişehir,Bağlarbaşı
Gümüştür toprağı,taşı
Dinmez anaların yaşı
İlçeleri Kürtün,Şiran.
Torul,Kale sanki viran.
Kelkit en büyüğü olan.
Var Karaca Mağarası
Bayburt-Trabzon arası
Meşhurdur göbek elması
Geceleri ayaz olur.
Tekke’sinde niyaz olur.
Kışın Vauk beyaz olur.
Ziganada üşür karlar.
Buz gibi akar pınarlar.
Tılsımlı olur baharlar.
*******************************
Gümüşhane Özlemi.
Gümüşhaneli Dostum.
Şâir Talat ÜLKER’e…
Kuşakkaya yücesinde kar olur.
Sevgi olur,özlem olur yâr olur.
İnsanında edep ile ar olur.
Ben senden uzakta nasıl yaşarım?
Harşit olur,deli dolu taşarım.
Köse Dağı inatçıdır,yol vermez.
Torul’u,Şiran’ı mutlu gün görmez.
Gönül bağından bir tutam gül dermez.
Nasıl dayanırım senin hâline?
Tercüman oluyorsun gönül diline.
Dağlar birbiri ardınca yaslanır.
Kürtün’de silah kınında paslanır.
Yağmur yağar,toprak güler,ıslanır.
Güneş olup ısıtırsın içimi.
Karanlıktan kurtarırsın gecemi.
Kuzular meleşir ovalarında.
Hasret yudum yudum havalarında.
Bir tarih gizlidir tuğralarında.
Şimdi kaderine mahkûm kölesin.
Kalbimizde yaşıyorsun bilesin.
Unutmak kolay mı Vauk Dağı’nı
İrem’i andıran Kelkit bağını
Mazide bıraktın altın çağını
Ayrılık artık tak etti canıma.
Bir yaz günü geleceğim yanına!
*******************************
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder