13 Haziran 2023 Salı

DÎVÂN-I YÛNUS EMRE

DÎVÂN-I YÛNUS EMRE 

 

Dr. Mustafa Tatcı 17

ELİF 

 1 

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Sensüz yola girürisem çârem yok adım atmaga 

 Gevdemde kuvvetüm sensin başum götürüp gitmege 

2 Gönlüm canum ‘aklum bilüm senün ile karâr ider 

 Pervâz ururlar dem-be-dem uçuban dosta gitmege 

3 Kendüliginden geçeni togan ider ma'şûk anı 

 Ördek ü keklige salar sürü idüben tutmaga 

4 ‘Âşık mı diyem ben ana Tanrı'nun uçmagın seve 

 Uçmak dahı tuzagımış mü'min cânların tutmaga 

5 Ganî Cebbâr ‘ışk erine bin Hamza'ca kuvvet virür 

 Tagları yirinden ırar yol eyler dosta gitmege 

6 Yüz bin Ferhâd külüng almış kazar taglar bünyâdını 

 Kayalar kesüp yol eyler Âb-ı Hayât akıtmaga 

7 Âb-ı Hayât'un çeşmesi ‘âşıklarun visâlidür 

 Kadehi tolu yüridür susamışları yakmaga 

8 ‘Âşık kişi miskîn olur yol içinde teslîm olur 

 Kim n'iderse boyun bura çâre yok gönül yıkmaga 

9 Yidi veyil Tamu'sını kül eyler ‘âşıklar âhı 

 Kasd ider sekiz uçmagı nûr ide nûra katmaga 

10 Bildük gelenler geçdiler gördük konanlar göçdiler 

 ‘Işk şarâbın içen cânlar uymaz göçmege konmaga 

11 Tutulmadı Yûnus cânı geçdi Tamu'dan Uçmak'dan 

 Yola düşüp dosta gider gine aslın ulaşmaga 

F. 55b, T. 1b, K. 95a, RY. 70a, YE. 83a, NO. 188a, Rt. 1, M. 21, Ç. 67b. 

18 Yûnus Emre Dîvânı

 2 

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün müstef'ilün 

1 ‘Işk da‘vîsin kılan kişi hîç anmaya hırs u hevâ 

 ‘Işk evine girenlere ayruk ne meyl ü ne vefâ 

2 Girçek ‘âşık olan kişi anmaya dünyâ-âhiret 

 ‘Âşık degüldür ol kişi yüriye ‘izzeti kova 

3 Her kim ‘izzetden geçmedi ‘âşıklık bühtândur ana 

 Hergiz girdügi yok durur ‘ışkıla ‘izzet bir eve 

4 Diliyile ‘ışk diyenler bilmediler ‘ışk neydügin 

 Benüm cevâbum sen eyit ‘ışka ‘izzet midür bahâ 

5 İzzet ü erkân kamusı bunlardur dünyâ sevgüsi 

 ‘Işkdan haber eyitmesün kim dünyâ ‘izzetin seve 

6 Dünyâ vü ‘izzet ‘ışkıla bunlar sâz-kâr olmadı 

 Vallah nükte benüm degül ‘ışk hâzırdur görmez revâ 

7 Her kimde kim ‘ışk varısa ayruk ne sıgar ol yire 

 Dost döşegine geçemez at u katır yâhûd deve 

8 Bu cümle ‘âşık olanlar ‘ışkıla geldiler bile 

 Müşâhadeye gark olan düşmeyiserdür ol eve 

9 Yûnus'ı ‘âşık diyüben zinhâr özenüp gelmenüz 

 Çok bezirgân ziyân ider varıcagız ırak çava 

 F. 56b, T. 2a, K. 115a, RY. 38a, YE. 22b, A. 2, Ç. 3a. 

 3 

1 Bir kez yüzün gören senün ‘ömrince hîç unutmaya 

 Tesbîhi sensin dilinde ayruk nesne eyitmeye 

2 Tâ‘atuna turan zâhid nazaruna irerise 

 Tesbîhini unıdup ol ayruk secde de itmeye 

Dr. Mustafa Tatcı 19

3 Agzına şekker aluban gözleri sana tuş olan 

 Unıda şekkerini ayruk çeyneyüben yutmaya 

4 Görse yüzün nûrınun balkıdugını gelüp 

 Ayun on dördi gicesi senden sebak itmeye 

5 Ben seni sevdügüm içün eger bahâ dirlerise 

 İki cihân milkin virem dahı bahâsı yitmeye 

6 İki cihân toptolu bâg u bostân olurısa 

 Senün kokundan eyü gül bostân içinde bitmeye 

7 Gül ü reyhânun kokusı ‘âşıkıla ma‘şûkadur 

 ‘Âşık olanun ma‘şûkı hergiz öginden gitmeye 

8 İsrâfil sûrın urıcak mahlûkât turugelicek 

 Senün ününden artuk hîç kulagum işitmeye 

9 Zühre yire inübeni sazın nüvaht eylerise 

 ‘Âşıkun ‘işreti sensüz gözi ol yana gitmeye 

10 N'ider ‘âşık hânumânı sensüz cihânı yâ cânı 

 İki cihân fidâ sana kimsene gümân dutmaya 

11 Sekiz Uçmagun Hûrîsi eger bezenüp geleler 

 Senün sevgünden özgeyi gönlüm hîç kabûl itmeye 

12 Bu dünyede ne ola kim âhiretde ol olmaya 

 Hûrıla Gılmân gelicek ‘âşık elin uzatmaya 

13 Yûnus seni seveliden beşâret oldı cânına 

 Her dem yeni dirlikdedür hergiz ‘ömrin eskitmeye 

 F. 57a, T. 2a, K. 69b, 159a, RY. 53a, YE. 80a, 86a. 

 4

 Müstefi'lün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 İki cihân zindânısa gerek bana bostân ola 

 Ayruk bana ne gam gussa çün ‘inâyet dostdan ola 

20 Yûnus Emre Dîvânı

2 Varam ol dosta kul olam her dem açılam gül olam 

 Hem söyleyem bülbül olam turagum gülistân ola 

3 Ol dost yüzin gördi gözüm erenlere toprak yüzüm 

 Söz bilene iş bu sözüm gerek şekeristân ola 

4 Sensüz iki cihân benüm zindân görinür gözüme 

 Senün ‘ışkunla bilişen gerek hâssü‘l-hâsdan ola 

5 Her da‘vîden geçen kişi Hak'dan yana uçan kişi 

 ‘Işk şarâbın içen kişi geh esrük geh mestân ola 

6 Kördür münâfıkun gözi yarın kara koyar yüzi 

 Halkun bana acı sözi gerek şekeristân ola 

7 Her dem yüzüm yire uram Allah'uma şükür kılam 

 Ben benligüm dosta virem ne da'vî yâ destân ola 

8 ‘Işka döyemedi özüm gensüzin açıldı râzum 

 Yûnus senün iş bu sözün ‘âlemlere destân ola 

 F. 58a, T. 3a, RY. 10a, YE. 85a, NO. 184a, Rt. 25 

 5

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 ‘Işk etegin tutmak gerek ‘âkıbet zevâl olmaya 

 ‘Işkdan bir elif okıyan kimseden su'âl olmaya 

2 ‘Işk didügün bilürisen ‘ışka gönül virürisen 

 ‘Işk yolına mâl ne olur cân dahı muhâl olmaya 

3 Âsil-zâdeler nişânın eger bilmek dilerisen 

 Her sözinün ma'nîsi var sözi sebük sal olmaya 

4 ‘Âriflerden nişân budur her gönülde hâzır ola 

 Kendüyi teslîm eyleye sözde kîl ü kâl olmaya 

5 Görmez misin sen aruyı her bir çiçekden bal ider 

 Sinegile pervânenün yuvasında bal olmaya 

Dr. Mustafa Tatcı 21

6 Eger güher isterisen hıdmet eyle ‘âriflere 

 Câhil bin söz söylerise ma'nîde miskâl olmaya 

7 Miskîn Yûnus zehr-i kâtil ‘ışk elinden tiryâk olur 

 ‘İlm ü ‘amel zühd ü tâ'at pes ‘ışksuz helâl olmaya 

 F. 58b, T. 3a, YE. 79b, NO. 194a. 

 6

1 Anmaz mısın sen şol güni gözün nesne görmez ola 

 Düşe sûretün topraga dilün haber virmez ola 

2 Çün ‘Azrâîl'i ne tuta assı kılmaz ana ata 

 Kimse döymez o heybete halkdan meded irmez ola 

3 Gele sana cân alıcı dahı cân alur kılıcı 

 ‘Aklunı başdan alıcı bir dem amân virmez ola 

4 Evvel gele şol yuyucı ardınca şol su koyucı 

 İledüp kefen sarıcı bunlar hâlün bilmez ola 

5 Oglan gider dânışmâna saladur dosta düşmâna 

 Sonra gelmek peşimâna sana assı kılmaz ola 

6 Agaç ata bindüreler sinden yana göndereler 

 Yir altına indüreler kimse ayruk görmez ola 

7 Üç güne dek oturalar hep işüni bitüreler 

 Ol dem dile getüreler ayruk kimse anmaz ola 

8 Yûnus miskîn bu ögüdi sen sana virsen yig idi 

 Bu şimdiki mahlûkâta ögüt assı kılmaz ola 

 F. 175a, T. 3b, T. 70b, A. 1, RY (Mecmûa) 6a. 

 7

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 İy ‘âşıkan iy ‘âşıkan ‘ışk mezhebi dîndür bana 

 Gördi gözüm dost yüzüni yas kamu dügündür bana 

22 Yûnus Emre Dîvânı

2 Ayruk bize yas eylemez gönlümüzi pâs eylemez 

 Hak'dan gelen görklü âvâz andan gelen ündür bana 

3 Ayruk bana ben dimeyem kimesneye sen dimeyem 

 Ya kul ya sultân dimeyem kalsun işidenler tana 

4 Senden sana varur yolum senden seni söyler dilüm 

 Allah sana irmez elüm bu hikmete kaldum tana 

5 Ben ‘ışkundan ırılmayam dergâhundan sürülmeyem 

 Bundan dahı giderisem senün ile varam sana 

6 Ol dost bizi viribidi var dünyayı bir gör didi 

 Geldüm gördüm bir ârâyiş seni seven kalmaz ana 

7 Kullarına va'deyledi yarınki gün görnem didi 

 Ol dostlarun sevindügi yarınum bugündür bana 

8 Dost ‘ışka ulaşalıdan dünyâ âhiret bir oldı 

 Ezel-ebed sorarısan dün ile bugündür bana 

9 Yûnus seni dîn idindi dîn nedür îman idindi 

 ‘Işka bugün yarın n'olur işi nedür öndin sona 

 F. 56b, T. 3b, K. 148a, YE. 23a. RY. 4a, NO. 186a, HB. 14b. 

 8

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün müstef'ilün 

1 İy pâdişâh iy pâdişâh uş ben beni virdüm sana 

 Genc ü hazînem kamusı sensün benüm önden sona 

2 Evvel dahı bu ‘akl u cân seninleyidi asl-ı kân 

 Âhir girü sensün mekân anda varam senden yana 

3 Bu âhıla bu zârıla bu hikmeti kim ne bile 

 Bilse dahı gelmez dile tutdum yüzüm senden yana 

4 Dursam senünle dururam baksam senünle bakaram 

 Her kancaru kim yürürem gönlüm yöni senden yana 

Dr. Mustafa Tatcı 23

5 Sensün bana cân u cihân sensün bana genc-i nihân 

 Senün durur assı-ziyân ne iş gele benden bana 

6 Yûnus sana tutdı yüzin unıtdı cümle kendözin 

 Cümle sana söyler sözin sensün söz söyleden bana 

 F. 56b, T. 3b. 

 9

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Anma mısın sen şol güni cümle ‘âlem hayrân ola 

 N'idesini bilimeye bî-hod u ser-gerdân ola 

2 İsrâfil sûrını ura cümle mahlûk turı gele 

 Dirilüben haşre vara anda kâzî Sübhân ola 

3 Zebânîler çeke tuta götüre Tamu'ya ata 

 Deri yana sünük düte dün-gün işi efgân ola 

4 Mâlik çagıra Tamu'ya çek anı meydâna getür 

 Hak korkısından Tamu'da ditreyüben figân ola 

5 Mâlik eydür hey hey Tamu korkubanı ditrer kamu 

 Tanrı buyrugın tutmayan anda bişe biryân ola 

6 Taglar yirinden ırıla heybetinden gök yarıla 

 Yılduzlar bagı kırıla düşe yire perrân ola 

7 Yazuklarumuz tartıla anca perdeler yırtıla 

 Bilmedügün günâhlarun anda sana ‘ıyân ola 

8 Yûnus eydür iş bu sözi dergâhına dutgıl yüzi 

 Diler Hak'ı göre gözi hem ‘inâyet andan ola 

 F. 60b, T. 4b, K. 136a, YE. 82b, RY. 50a, HB. 16b, M. 39. 

 10

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

24 Yûnus Emre Dîvânı

1 ‘Aceb ‘aceb ne nesnedür bu derdile firâk bana 

 Cânumı serhoş eyledi ‘ışk agusı tiryâk bana 

2 Kimün ki renci varısa derdine dermân istesün 

 Kesdi benüm bu rencümi dermân oldı bu derd bana 

3 ‘Işk odına yan dirisen gönüllere gir dirisen 

 Karanular aydın ola ne kandîl ü çerâk bana 

4 Gökden inen dört kitâbı günde bin kez okurısan 

 Erenlere münkirisen dîdâr ırak senden yana 

5 Miskîn Yûnus erenlere tekebbür olma toprak ol 

 Toprakda biter küllîsi gülistânı toprak bana 

 RY. 64a, K. 198a, M. 71. 

 11

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Ol kişinün yokdur yâri iş bu cihân zindân ana 

 Dimesün kim ben şâdıyam ya şâdılık kandan ana 

2 Şeddâd yapdı Uçmagını girmedin aldı cânını 

 Bir dem amân virdürmedi yidi iklîm dutan ana 

3 Dimesün kim müselmânam Çalap emrine fermânam 

 Dutmazısa Hak sözini fâyide yok dînden ana 

4 Eyitmesün çogaç togar etüm-tenüm üşütmeye 

 Çün vücûdun delük degül şu'le irmez günden ana 

5 Er tonını giyübeni togru yola gelmezise 

 Çıkarsun ol tonı yohsa noksân irer tondan ana 

6 Ol kişi kim sagır durur söyleme Hak sözin ana 

 Ger dirisen zâyi‘ olur nasîb yokdur sözden ana 

7 Ol kişi kim yol eridür garîb gönüller yâridür 

 Bir söz diyem tutarısa yigdür şeker baldan ana 

Dr. Mustafa Tatcı 25

8 Yûnus senün kulun durur bellü bilürsin sen anı 

 Ko söyleyenler söylesin ne yapışur dilden ana 

 K. 190a. RY. 59a, YE. 22b, M. 67. 

 12

1 Benem ol ‘ışk bahrîsi denizler hayrân bana 

 Deryâ benüm katremdür zerreler ‘ummân bana 

2 Kâf Tagı zerrem degül ay u güneş bana kul 

 Aslum Hak'dur şek degül mürşiddür Kur'ân bana 

3 Çün dosta gider yolum mülk-i ezeldür ilüm 

 Hak'dan söyler bu dilüm ne kul ne sultân bana 

4 Yogıdı bu bârigâh varıdı ol pâdişâh 

 Âh bu ‘ışk elinden âh derd oldı dermân bana 

5 Âdem yaradılmadın cân kalıba girmedin 

 Şeytân la'net olmadın ‘Arşıdı sayvân bana 

6 Diledi göre yüzin işide kendü sözin 

 Nazar kıldı bir kezin anda cân virdi bana 

7 Yaradıldı Mustafâ yüzi nûr gönli safâ 

 Ol kıldı Hakk'a vefâ andandur ihsân bana 

8 Togdı ol dîn metâ'sı andan oldı kamusı 

 Âdem Halîl ü Mûsâ hüccet ü bürhân bana 

9 ‘Âşık dilin bilmeyen yâ delüdür yâ dehrî 

 Ben kuş dilin bilürem söyler Süleymân bana 

10 Yûnus Emrem bu yolda eksükligin bildürür 

 Mest oluban çagırur dervîşlik bühtân bana 

 NO. 189b, B. 14b, Ç. 2b, YE. 23a. 

 13

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

26 Yûnus Emre Dîvânı

1 Her kim bana agyârısa Hak Tanrı yâr olsun ana 

 Her kancaru varurısa bâg u bahâr olsun ana 

2 Bana agu sunan kişi şehd ü şeker olsun aşı 

 Gelsün kolay cümle işi eli irer olsun ana 

3 Önümce kuyı kazanı Hak tahtın agdursun anı 

 Ardumca taşlar atanı güller nisâr olsun ana 

4 Acı dirligüm isteyen tatlu dirilsin dünyede 

 Kim ölümüm isterise bin yıl ‘ömür virsün ana 

5 Her kim diler ben hâr olam düşmen elinde zâr olam 

 Dostları şâd u düşmânı dost u agyâr olsun ana 

6 Her kim diler ise benüm o dostumdan ayrıldugum 

 Gözlerinden hicâb gitsin dîdâr ıyân olsun ana 

7 Miskîn Yûnusun dünyede güldügini işitmeyin 

 Agladugum isteyene gözüm bınar olsun ana 

 YE. 23b. 

 14

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 İy pâdişâh-ı Lem-yezel kıldum yönüm senden yana 

 İş bu yüzüm karasıyla vasl isterem senden yana 

2 Sensin bu gözümde gören sensin dilümde söyleyen 

 Sensin beni var eyleyen sensin hemin öndin sona 

3 Sen kim didün yâ Rab bana ben yakınam senden sana 

 Çün yakınsın benden bana görklü yüzün göster bana 

4 Niçe yakınsın bana sen müştâk u hasret sana ben 

 Dün-gün seni gözleyüben göremezem kaldum tana 

5 Her gelen oldur giden ol görinen oldur gören ol 

 Ulvî vü süflî cümleten oldur ger bana görine 

Dr. Mustafa Tatcı 27

6 Yûnus bu sır Hak durur bu dilile gelmek yok durur 

 Bilmesi bunun zevk durur ‘aklıla fehm irmez ana 

 YE. 23b. 

 BE 

 15

1 ‘Aceb bu benüm cânum âzâd ola mı yâ Rab 

 Yohsa yidi Tamu'da yana kala mı yâ Rab 

2 ‘Aceb bu benüm hâlüm yir altında ahvâlüm 

 Varup yatıcak yirüm akreb dola mı yâ Rab 

3 Allah olıcak kâzî bizden ola mı râzî 

 Görüp Habîb'i bizi şefî' ola mı yâ Rab 

4 Cân hulkuma geldükde ‘Azrâîl'i gördükde 

 Yâ cânumı aldukda âsân ola mı yâ Rab 

5 Yûnus kabre vardukda Münker-Nekir geldükde 

 Bana su'âl sordukda dilüm döne mi yâ Rab 

 Ç. 3b, DAY. 43. 

 PE 

16 

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Ulu ulu günâhlarum yüz komadı bana Çalap 

 Hiç kimse çâre kılmadı döndüm yine sana Çalap 

2 ‘Âlimlere sordum nedür dermân günâhlu derdüme 

 Anlar dahı eyitdiler dermân ana yine Çalap 

3 Va‘de yitüp ölicegez ol sinleye varıcagaz 

 Zebânîler gelicegez sen ‘inâyet eyle Çalap 

4 Zebânîler çün geleler beni yalınuz bulalar 

 Bilmedügüm dil soralar sen yardım eylegil Çalap 

28 Yûnus Emre Dîvânı

5 Gürde soralar bu sözi esirgemez anlar bizi 

 Biz de sana tutduk yüzi sen esirge bizi Çalap 

6 Sensün bu benüm sultânum bu cânlar içinde cânum 

 Çokdur benüm günâhlarum sen meded eylegil Çalap 

7 Uçmakdagı Hûrîleri geymiş anlar nûr tonları 

 Ne bahtılu mü'minleri bize nasîb eyle Çalap 

8 Turmayup söylerem sözüm günâhuma göyner özüm 

 Günâhlu Yûnus'un sözin sen kabûl eylegil Çalap 

 RY. 20a, K. 205b, M. 75. 

 TE

 17

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Dîn ü millet sorarısan ‘âşıklara dîn ne hâcet 

 ‘Âşık kişi harâb olur âşık bilmez dîn diyânet 

2 ‘Âşıklarun gönli gözi ma'şûkın isteyü gider 

 Ayruk sûretde ne kalur kim kılısar zühd ü tâ'at 

3 Tâ‘at kılan uçmagıçün dîn tutmayan Tamu içün 

 Ol ikiden fârig olur neye benzer bu işâret 

4 Her kim dostı severise dostdan yana gitmek gerek 

 İşi güci dost olıcak cümle işden olur âzât 

5 Anun gibi ma'şûkanun haberini kim getürür 

 Cebrâîl-i mürsel sıgmaz anda olıcak münâcât 

6 Sorı hisâb olmayısar dünyâ âhiret koyana 

 Münker ü Nekir ne sorar terk olıcak cümle murâd 

7 Havf ü recâ nice gelür varlık yokluk bıragana 

 İlm ü ‘amel sıgmaz anda ne terâzû ne hod sırat 

Dr. Mustafa Tatcı 29

8 Ol kıyâmet bâzârında her bir kula baş kayısı 

 Yûnus sen ‘âşıklarıla hîç görmeyesin kıyâmet 

 F. 64b, T. 6b, NO. 184b, YE. 24a, K. 77b, Rt. 35, A. 3, M. 12. 

 18

1 Sen bu cihân mülkini Kâf'dan Kâf'a dutdun tut 

 Yâ bu ‘âlem mâlını oynayuban ütdün tut 

2 Sen Süleymân köşkinde taht kurup oturdun bil 

 Dîv ü perîye düp-düz hükümler eyledün tut 

3 Sen Ferîdûn haznesin Nûşirevân gencile 

 Kârûn mâlını dahı sen mâluna katdun tut 

4 Bu dünyâ bir lokmadur agızdadur çeynenmiş 

 Çeynenmişi ne dutmak hâ sen anı yutdun tut 

5 ‘Ömrün delim bir okdur yay içinde toptolu 

 Tolmış oka ne turmak hâ sen anı atdun tut 

6 İş bu cihân mülkinden ansuzın ün iderler 

 Ansuzını şimdi bil yaraklanup gitdün tut 

7 Çün denize gark oldun bogazuna geldi su 

 Delü bigi talbınma iy bî-çâre batdun tut 

8 Her gâh ki nefes gelür ol kîsenden eksilür 

 Çün kîse ortalandı sen anı düketdün tut 

9 İş bu ecel şerbetini elbet dadısarsın 

 Dadışuna şek yokdur şimdi anı datdun tut 

10 Âhir bir gün ölürsin ölüm vardur bilürsin 

 Kamulardan ayrılup varup sinde yatdun tut 

11 Yüz yıllar hoşlugıla ‘ömrün olursa Yûnus 

 Sonucı bir nefesdür geç andan da ötdün tut 

 F. 62a, T. 5a, K. 118b, RY. 42a, YE. 25a, NO. 188a, HB. 13b, A. 3, Ç. 4a. 

30 Yûnus Emre Dîvânı

 19

1 Niteligüm soran işit hikâyet 

 Su vü toprak od u yil oldı sûret 

2 Dört muhâlif nesneden dört dîvârun 

 Sâzikâr eyledi virdi kerâmet 

3 Yil ile topragı kıldı mu'allak 

 Su içinde odı dutdı selâmet 

4 Rızk-ı ‘ömri tamâm eyledi henüz 

 Şeş cihet olmadın tutdugı kisvet 

5 Rûhumdan kimsene haber viremez 

 Emrdür kâdırlıgı virür hareket 

6 Bâkî tertîblerümi şerh ideyüm 

 ‘İnâyet mevcûdı sem' ü basâret 

7 ‘Aklumun haberi bugünki degül 

 Anı er dirisen evvelki âyet 

8 Su'âl cevâb kelecisi buna degindür 

 Bundan böyle cihânum bî-nihâyet 

9 Yûnus'ıla buna denlü nasîbüm 

 Gönül dost turagı dilüm şehâdet 

 F. 62b, T. 5b. 

 20

1 ‘Işk îmâmdur bize gönül cemâ'at 

 Kıblemüz dost yüzi dâimdür salât 

2 Cân dost mihrâbına secdeye vardı 

 Yüz yire uruban ider münâcât 

3 Biş vakt tertîbümüz bir vakte geldi 

 Biş bölük oluban kim kıla tâ'at 

Dr. Mustafa Tatcı 31

4 Şerî'at eydür bize şartı bırakma 

 Şart ol kişiyedür ider hıyânet 

5 Dost yüzin göricek şirk yagmâlandı 

 Anunçün kapuda kaldı şerî'at 

6 Münâcât gibi vakt olmaz arada 

 Kim ola dostıla bu demde halvet 

7 Kimsene dînine hilâf dimezüz 

 Dîn tamâm olıcak togar mahabbet 

8 Erenler nefesidür devletümüz 

 Anunçün fitneden olduk selâmet 

9 Kâlû belî didük evvelki demde 

 Dahı bugündür ol dem ü bu sâ'at 

10 Togrılık bekleyen dost kapusında 

 Gümânsuz ol bulur İlâhî devlet 

11 Yûnus öyle esîrdür ol kapuda 

 Diler ki olmaya ebedî râhat 

 F. 63b, T. 6a, NO. 189b, YE. 24b, K. 123a, RY. 44b, A. 3. 

 ÇE

 21

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Gideridüm ben yol sıra yavlak uzamış bir agaç 

 Böyle latîf böyle şîrîn gönlüm eydür bir kaç sır aç 

2 Böyl' uzamak ne ma‘nîdür çünki bu dünyâ fânîdür 

 Bu fuzûllık nişânıdur gel beri miskînlige geç 

3 Böyle latîf bezenüben böyle şîrîn düzünüben 

 Gönül Hakk'a uzanuban dilek nedür neye muhtâc 

4 Agaç karır devrân döner kuş budaga bir kez konar 

 Dahı sana kuş konmamış ne gügercin ne hod duraç 

32 Yûnus Emre Dîvânı

5 Bir gün sana zevâl ire yüce kaddün ine yire 

 Budaklarun oda gire kaynaya kazan kıza saç 

6 Er sırrıdur sırrun senün er yiridür yirün senün 

 Ne yirdedür yirün senün sana soraram iy agaç 

7 Yûnus Emre sen bir niçe eksükligün yüz bin anca 

 Kur'agaca yol sorunca teferrüclen yoluna geç 

 F. 61b, T. 5a, Ç. 4b. 

 RA

 22

1 Gâfil olma aç gözüni hâlüne bak öleni gör 

 Kürelik itme dünyede yazuklarun dileni gör 

2 Niçe yatur düşübeni ılan çıyan üşübeni 

 Sünükleri çagşabanı çüriyüben ulanı gör 

3 Kimi âh idüp kılur zârı günehdür elinde varı 

 Göçmiş yatur kara yiri miskînleri güleni gör 

4 Sorma hâlin kimisine varma Irahman'suzına 

 Kim isine gövdesine ulşup yeni yolanı gör 

5 Kanı Muhammed Mustafâ hüküm itdi Kâf'dan Kâf'a 

 Dünye kime kıldı vefâ aldanuban kalanı gör 

6 Aldanma mâla davara kulluk eyle Hakk'a yara 

 Seviyile bile vara bâkî yoldaş olanı gör 

7 Yûnus bu sözleri çatar halka ma'ârifet satar 

 Kendüsi ne kadar dutar söyledügi yalanı gör 

 Georg Yz. 

 23

1 Dün gider gündüz gelür gör niçesi uz gelür 

 Emr-i Hakk'un ser-be-ser cihâna düp-düz gelür 

Dr. Mustafa Tatcı 33

2 Karanulık sürilür ‘âlem münevver olur 

 Karanulık yirine nûrıla gündüz gelür 

3 ‘İbrete kalmaz mısın ya hod anlamaz mısın 

 Dinle kuşlar ünini niçe dürlü sâz gelür 

4 Kuş hod yumurtayıdı yuva hod perdeyidi 

 Ün hod kudret ünidür bilmeyene kaz gelür 

5 Dinle sözüm ma'nîsin anlayayum dirisen 

 ‘Ârifün kulagına kudret üni tîz gelür 

6 Bir bakgıl saga sola tagılma degme yola 

 Kudret bâgından sana gör niçe âvâz gelür 

7 Söz issi sözin alur sûret toprakda kalur 

 Her kim bu hâli bilür kendözinden vaz gelür 

8 ‘Aklum bu yola gitdi beni benden iletdi 

 Yûnus'un yüki yitdi bilmeyene az gelür 

 F. 65b, T. 7a, YE. 26, NO. 189a, K. 68b, M. 9, Ç. 13b. 

 24

 Müstef'ilün müstef'ilün müstef'ilün müstef'ilün 

1 ‘Işkıla biliş cânlara ezel, ebed olmayısar 

 Güm-râh olup bu cihânda kimse bâkî kalmayısar 

2 Bir tona kan bulaşıcak yumayınca mismil olmaz 

 Gönül pâsı yunmayınca namâz edâ olmayısar 

3 Gönül pâsın yudunısa kibr ü kîni kodunısa 

 İkrâr bütün olmayınca erden nazar olmayısar 

4 Bu murdârı divşürenler bu su ile yunur sanur 

 Erden himmet olmayınca ‘ömür geçer yunmayısar 

5 Yûnus imdi sen Hakk'a ir dün ü gün gönlün Hakk'a vir 

 Gönül gözi görmeyince bu baş gözi görmeyiser 

34 Yûnus Emre Dîvânı

 F. 67a, T. 8a, YE. 35a. 

 25

1 ‘Işk makâmı ‘âlîdür ‘ışk kadîm ezelidür 

 ‘Işk sözini söyleyen cümle kudret dilidür 

2 Dinleyen ol işiden ol gören ol gösteren ol 

 Her sözi söyleyen ol sûret cân menzilidür 

3 Sûret söz kanda buldı kanda sözi iş oldı 

 Sûrete kendü geldi dil hikmetün yolıdur 

4 Sûretler ün diyemez söz kendüsüz söylenmez 

 İşler hicâbsuz olmaz risâlet hâsılıdur 

5 Bu bizüm ‘işretümüz oldur bu lezzetümüz 

 İçüp esridügümüz ‘ışk şerbeti gülidür 

6 Anı ana dirsin anun söyleyen ol söz anun 

 Ol bizümdür biz anun gayri tesbîh dilidür 

7 Yûnus sözin tak kılan görmedi münkir olan 

 ‘Ömrin zulmete salan ma'rifet yohsulıdur 

 F. 67b, YE. 36a, A. 7. 

 26

1 İy beni ‘ayıblayan gel beni ‘ışkdan kurtar 

 Ger elünden gelmezse söyleme fâsid haber 

2 ‘Âşıklarun ahvâli ma'şûk katında biter 

 Sözün var ana söyle benüm elümde ne var 

3 Dost yüzinden nikâbı her kim giderdiyise 

 Hicâb kalmadı ana ayruk ne hayr u ne şer 

4 Hîç kimesne kendüden hâlden hâle gelmedi 

 ‘Âşıklarun cânına ma'şûka urur minkâr 

5 Kim ki ‘ışk kadehinden bir zerre içdiyise 

 Ana ne ‘akl u ne us ne esrük ü ne humâr 

Dr. Mustafa Tatcı 35

6 Tek ben degilem ‘âşık ol ma'şûk nazarında 

 ‘Işk yolına cân fidî benüm gibi sâd-hezâr 

7 ‘Âşıklarun hâlini ‘âşık olanlar bilür 

 ‘Işk bir gizlü haznedür gizlü gerekdür esrâr 

8 Korkaram söylemege şerî'at edebinden 

 Yohsa eydeydüm sana dahı ayruksı haber 

9 Kim vire bu dilile ol ma'şûkadan haber 

 Meger ol kimseler kim cân içinde cânı var 

10 Yûnus ölürse ne gam ‘ışk içinde kardaşlar 

 ‘Işk yolına uyagan ma'şûk burcında togar 

 F. 66a, T. 7b, YE. 32b, NO. 191b, RY. 62b, K. 96a, A. 7, Ç. 16b. 

 27

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Bir kişiden sorgıl haber kim ma‘nîden haberi var 

 Bir kişiye virgil gönül cânında ‘ışk eseri var 

2 Şunun ki taşı hoş durur bilün kim içi boş durur 

 Dün-gün öter baykuş durur sanman bütün dîvârı var 

3 Bir devlengeç yuva yapar yürür ilden yavru kapar 

 Togan ileyinden sapar zir'elinde murdârı var 

4 Yokdur toganla birligi ya Hakk'a lâyık dirligi 

 Bir kişiden um erligi anun safâ-nazarı var 

5 Sûretile çokdur âdem degmesinde yokdur kadem 

 Evvel-âhir ol pîş kadem bir Muhammed serveri var 

6 İven yolı durur mîşe mîşe kolaydur kolmaşa 

 Mîşe olan yirde paşa hârâmî çok anterî var 

7 Şeyh ü dânişmend ü velî cümlesi birdür er yolı 

 Yûnus'dur dervîşler kulı Tapduk gibi serveri var 

36 Yûnus Emre Dîvânı

 F. 68a, T. 8b, NO. 191b, YE. 28a, Rt. 4, Ç. 56. 

 28

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 İy ‘ışk eri aç gözüni yir yüzine kılgıl nazar 

 Gör bu latîf çiçekleri bezenüben Hakk'a gider 

2 Bunlar yazın bezenüben dostdan yana uzanuban 

 Bir sor ahî bunlara sen kancarudur ‘azm-i sefer 

3 Her bir çiçek bin nâzıla öger Hakk'ı niyâzıla 

 Her murgı hoş âvâzıla ol pâdişâhı zikreder 

4 Öger anun Kâdırlıgın her bir işe hâzırlıgın 

 İllâ ‘ömür kâsırlıgın anıcagız rengi döner 

5 Rengi döner günden güne topraga dökilür gine 

 ‘İbret durur anlayana bu ‘ibreti ‘ârif tuyar 

6 Bu sırrı ger tuyayıdun ya bu gamı yiyeyidün 

 Yiründe eriyeyidün gideydi senden kâr u bâr 

7 Ne gelmegün gelmek durur ne bilmegün bilmek durur 

 Son menzilün ölmek durur tuymadun ‘ışkdan bir eser 

8 Bildük gelen geçerimiş konan girü göçerimiş 

 ‘Işk şerbetin içerimiş her kim bu ma'nîden tuyar 

9 Yûnus bu sözleri kogıl kendözünden elün yugıl 

 Senden ne gele bir digil çün Hak'dan ola hayr u şer 

 F. 68b,T. 9a, YE. 36a, RY. 24b, K. 155a, HB. 12a, A. 8. 

 29

1 Söylememek harcısı söylemegün hâsıdur 

 Söylemeklik harcısı gönüllerün pâsıdur 

2 Bu gönüller pâsını yuyuban gidermege 

 Şol sözi söylegil kim sözün hülâsasıdur 

Dr. Mustafa Tatcı 37

3 Sözi togrı diyene Kuli'l-Hak didi Çalap 

 Bunda yalan söyleyen yarın utanasıdur 

4 Yitmiş iki millete birligile bakmayan 

 Şer'ile evliyâsa hakîkatde ‘âsîdür 

5 Şer'ile hakîkatün vasfını eydem sana 

 Şerî'at bir gemidür hakîkat deryâsıdur 

6 Niçe ki muhkemise tahtaları geminün 

 Mevc urıcagaz deniz anı uşanasıdur 

7 Şûrîde olanlarun bî-nihâyet dünyâda 

 ‘Akl u gönül fehm ü cân fikir anun nesidür 

8 Biz tâliblerüz her dem ‘ışk sebakın okuruz 

 Tanrı virür sebakı ‘ışk hod müderrisidür 

9 Bundan içerü haber işit eydeyin iy yâr 

 Hakîkatün kâfiri şer'ün evliyâsıdur 

10 Geyiklü Baba bize bir kez nazar kılaldan 

 Hâsıl oldı Yûnus'a her ne ki vâyesidür 

 F. 69b, T. 9b, NO. 188a, RY. 46b, YE. 30b, K. 127a, Rt. 33, A. 9. 

 30

 Mefâ'îlün Mefâ'îlün Mefâ'îlün Mefâ'îlün 

1 Bu yoklık yolına bugün bize yoldaş olan kimdür 

 İlümüze gönilelüm sorun kardaş olan kimdür 

2 Ne kalduk işbu iklîmde agır yüklerün altında 

 Bu yükleri bu yapları döküp hâldaş olan kimdür 

3 Seni bunda viribidi teferrüc eylegil didi 

 Sen ev yaparsın iy hâce evi tarâş olan kimdür 

4 Bu Ferş'i gördük aldanduk henüz ‘Arş'a iremedük 

 Bu ‘Arş'a Ferş'e iy hâce gör e ferrâş olan kimdür 

38 Yûnus Emre Dîvânı

5 Gelünüz gidelüm gelün ki Yûnus geçdi gönildi 

 Ayaklara düşer Yûnus bu yola baş olan kimdür 

 F. 70b, T. 10a. 

 31

 Mefâ'îlün Mefâ'îlün Fe'ûlün 

1 Benem sâhib-kırân devrân benümdür 

 Benem key pehlevân meydân benümdür 

2 Harâmîden benüm korkum kayum yok 

 Bu zûr u bu kuvvet Hak'dan benümdür 

3 Ebu Bekr ü 'Ömer ol dîn ulusı 

 ‘Aliyy-i Murtaza ‘Osmân benümdür 

4 Topı kim alısar çevgânumuzdan 

 Bu çevgân topıla meydân benümdür 

5 Bana gelsün yohsul olan bay ola 

 Bu mâl u ser-mâye dükkân benümdür 

6 Hasan'dur cismüm içre nûr-ı îmân 

 Hüseyn-i sâhibü'l-'irfân benümdür 

7 Yûnus'am ben Yûnus iş bu cihânda 

 Benem sultân kulı sultân benümdür 

 F. 71a, T. 10b, YE. 35a, NO. 193b, Rt. 4, Ç. 11a. 

 32

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Nisâr ol ‘âşık cânına ki dostıla visâli var 

 Cânı birdür ma'şûkıla dahı ne dürlü hâli var 

2 Cân u gönül ‘akl u fehim nisâr olsun ma'şûkaya 

 Pes ‘âşıkun andan ayru dahı ne mülk ü mâlı var 

Dr. Mustafa Tatcı 39

3 Bu yir ü gök ü ‘Arş u Ferş ‘ışk dadıyıla kâyımdur 

 Bünyâdı ‘ışkdur ‘âşıka her bir arada eli var 

4 ‘Âşıklarun ne kim varı tecrîd gerekdür arada 

 Her nesneye ol hükm ider her yol içinde yolı var 

5 Bâkî dirlik seven kişi gerek tuta ‘ışk etegin 

 ‘Işkdan artuk her nesnenün degşirilür zevâli var 

6 ‘Âşıklara iş bu sûret meselâ bir gönlek gibi 

 Yüz bin gönlek eskidürse ‘âşıklarun muhâli var 

7 Niçeler eydür Yûnus'a çün kocaldun ‘ışkı kogıl 

 Rûzigâr ugramaz ‘ışka ‘ışkun ne ay u yılı var 

 F. 71b, T. 10b, YE. 36b. 

 33

1 Ko ölmek endîşesin ‘âşık ölmez bâkîdür 

 Ölmek senün nen ola çün cânun İlâhîdür 

2 Ölümden ne korkarsın korkma ebedî varsın 

 Çün kim işe yararsın bu söz fâsid da'vîdür 

3 Nazar kıl bu gevhere ya bu bir gizlü nûra 

 Nûr kaçan yavı vara çün Hak nazar-gâhıdur 

4 Kâlû belâ dinmedin kadîmden bileyidük 

 Key anlagıl neydügin bilişün kandagıdur 

5 Şükr eylegil Hâlik'a ol durur Hayyü'l-Bekâ 

 Ana varursın mutlaka bâri şükrle varı dur 

6 Ezelî bilişidük birlige yitmiş idük 

 Sen bu sûrete bakma vücûd cân vi'âsıdur 

7 Bu ezelî birligi yâ bu cihân dirligi 

 Yâ bu gönül birligi bil kudret budagıdur 

8 Yadlık yokdur bilene dirlik tuta gelene 

 Bilelik söyleyene vuslat yolı kavîdür 

40 Yûnus Emre Dîvânı

9 Hükm-i revân mülkine ol işi kendü bile 

 Çün iş geldi hâsıla bu mülk varlık evidür 

10 Yûnus beşâret sana gel dirler dostdan yana 

Külli şey'in yerci ‘ilâ aslih söz aslıdur

 F. 76b, T. 13b, NO. 182a, YE. 27a, K. 77a, Ç. 7a, M. 12. 

 34

1 Cân bir ulu kimsedür beden anun âletidür 

 Her ne lokma yirisen bedenün kuvvetidür 

2 Ne denlü yirisen çok ol denlü yürisen tok 

 Câna hîç assı yok hep sûret maslahatıdur 

3 Bu cân ni‘meti kanı gelün bulalum anı 

 Asâyiş kılan cânı evliyâ sohbetidür 

4 Sohbet cânı semirdür hem ‘âşıkun ‘ömridür 

 Hak Çalab'un emrile erenün himmetidür 

5 Erenün yüzi suyı himmeti ‘Arş'dan ulı 

 Kimi görsen bu hûlı eren ‘inâyetidür 

6 ‘İnâyet anun işi anlamaz degme kişi 

 Bilgil bu hümâ kuşı ‘âşıklar devletidür 

7 Yûnus'un yanar içi kamudan gönli kiçi 

 Soya sayılmamak suçı erenün himmetidür 

 F. 73a., T. 11b, DTCF. 11b. 

 35

1 Hak'dan yıgar ol seni nen varısa vir gider 

 Ne beslersin bu teni sinde kurd kuş yir gider 

2 Ölene bak gözün aç dökülür sakal u saç 

 Ilan çıyan gelür aç yiyüp içüp sir gider 

Dr. Mustafa Tatcı 41

3 Bize bizden ulular inen eyü hûlular 

 Ol eyü ‘amellüler haber böyle dir gider 

4 Kesgil harâmdan elün kesgil gaybetden dilün 

 ‘Azrâîl el'irmedin bu dükkânı dir gider 

5 Ecel irer kurur baş tiz dükenür uzun yaş 

 Düp düz olur tag utaş gök dürilür yir gider 

6 Çün cân agdı Hazret'e yarak it âhirete 

 Tanla turan tâ'ate Tanr'evine ir gider 

7 İy Yûnus sen ölicek sinün nûrla tolıcak 

 Îmân yoldaş olıcak âhirete şîr gider 

 F. 74b, T. 12b, YE. 26a, K. 60a, M. 5. 

 36

1 Cânını ‘ışk yolına virmeyen ‘âşık mıdur 

 Cehd eyleyüp ol dosta irmeyen ‘âşık mıdur 

2 ‘Işk kadehinden içüp nefs dileginden geçüp 

 Hak yolına er gibi turmayan ‘âşık mıdur 

3 Dost sevgüsin gönülde cânıla berkitmeyen 

 Tûl-ı emel defterin dürmeyen ‘âşık mıdur 

4 Dâyim riyâzât çeküp halvetlerde diz çöküp 

 Hak dîdârı eserin görmeyen ‘âşık mıdur 

5 ‘Işka tanışık sıgmaz degme cân göge agmaz 

 Pervâne gibi oda yanmayan ‘âşık mıdur 

6 Kişi dertlü olıcak dermân istegen olur 

 Kendü derdi dermânın sormayan ‘âşık mıdur 

7 İy Yûnus sen dostunun cefâsına katlangıl 

 Yüregine ‘ışk okın urmayan ‘âşık mıdur 

 F. 74b, T. 12a, YE. 34b, RY. 39b, K. 185a, A. 10, M. 65. 

42 Yûnus Emre Dîvânı

 37

1 Ger vuslata irdünise bu derdile firâk nedür 

 Dostı yakın gördünise bu bakdugun ırak nedür 

2 Vuslat eri olan kişi gerek varlıkdan mahv ola 

 İş bu yola girmeklige bir görelüm yarak nedür 

3 Vuslat eri oldunısa göz hicâbın bildünise 

 Dostı ‘ıyân gördünise bu varlıgı bırak nedür 

4 ‘İlim hod göz hicâbıdur dünyâ âhret hisâbıdur 

 Kitâb hod ‘ışk kitâbıdur bu okunan varak nedür 

5 Zinhâr gözüni açagör nefs duzagını seçegör 

 Dost mahfiline geçegör andan yigrek turak nedür 

6 Eydürsin kim gözüm görür da‘vîyi ma‘nîye irür 

 Gündüz güneş şû'le virür gice yanan çerâk nedür 

7 Yûnus dir eşkere nihân Hak toludur iki cihân 

 Gelsün berü dosta giden Hûr u Kusûr Burâk nedür 

 F. 77b, T. 14a, NO. 182a, YE. 27b, K. 81b, Ç. 8b, A. 8. 

 38

1 Hakîkatün ma'nîsin şerh ile bilmediler 

 Erenler bu dirligi riyâ dirilmediler 

2 Hakîkat bir denizdür şerî'atdur gemisi 

 Çoklar gemiden çıkup denize talmadılar 

3 Bular geldi tapuya şerî‘at tutdı turur 

 İçerü girübeni ne varın bilmediler 

4 Şerî'at oglanları bahis da'vî kılurlar 

 Hakîkat erenleri da'vîye kalmadılar 

5 Dört kitâbı şerh iden ‘âsîdür hakîkatde 

 Zirâ tefsîr okuyup ma'nîsin bilmediler 

Dr. Mustafa Tatcı 43

6 Yûnus adun sâdıkdur bu yola geldünise 

 Adın degşürmeyenler bu yola gelmediler 

 F. 78a, T. 14b, NO. 182a, K. 87b, B. 48a, YE. 31b, Rt. 6, A. 8, Ç. 13b. 

 39

1 Koyup gel nakş u nigâr nakşa yol virme zinhâr 

 Nakşıla yola giren ‘âkıbet dünyâ sever 

2 Dünyâyı bırak elden dünyâ hicâb bu yolda 

 Biz velîden nebîden eyle işitdük haber 

3 Yâ sevgil dünyâ dutgıl yâ gelgil yol iletgil 

 İki da‘vî bir ma‘nî bu yolda sıgmaz dirler 

4 Geç mahlûk tâ'atından göz ırma dost katından 

 Aldanma fânî nakşa fânî nakşı n'iderler 

5 Kalma bu degme renge yüz bin yıllık fersenge 

 İki cihân bir adım şaşurmadın adarlar 

6 Bu devrândan ötegör kervân gitdi yitegör 

 Korku var sagda solda kayıkmadın giderler 

7 Yaban yolın gözetme yol evde taşra gitme 

 Cân yolı cân içinde cân râzını cân tuyar 

8 Cân râzını cân bile cân râzın virmez dile 

 Girçek ‘âşık dostıla yalanı kaçan söyler 

9 Evvel kadîmden berü vahdet evine gelen 

 Ref'i gider içerü Yûnus taşra bî-haber 

 F. 78b, T. 15a, NO. 183a, YE. 32a, K. 87b, Ç. 16b, M. 17. 

 40

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Merdân-ı Hak bu dünyâda maksûdlara kalmadılar 

 Mülk-i bekâ bulmış iken meyl-i fenâ kılmadılar 

44 Yûnus Emre Dîvânı

2 Ma'lûmdur ahî yol eri Mevlâ'yıçün n'itdükleri 

 Mihnet içinde her biri miskîn olup gülmediler 

3 Müştâklarun oldur işi müdâm akar gözi yaşı 

 Mutlak Hak'ı seven kişi mâla câna kalmadılar 

4 Meşhûr olup geldi yola Mansûr olan derdi bile 

 Mecnûn misâl oldı dile ma'şûkdan ayrılmadılar 

5 Mahkûmısan sen bu işe münkir gibi dime n'işe 

 Müşkili yok başdan başa mü'min olan ölmediler 

6 Mahlûk bilüsinden geçen Mi‘râc dapa oldur uçan 

 Ma'nî şarâbını içen mestlikden ayılmadılar 

7 Menzil bu 'ışkdur Yûnus'a minnet şükür yüz bin Hak'a 

 Menzil bulan buldı mülke medhile ırılmadılar 

 B. 11a, DAY. 58. 

 41 

1 İy bana eyü diyen benem kamudan kemter 

 Şöyle mücrimem yolda mücrimler benden server 

2 Benüm gibi mücrim kul gel iste bir dahı bul 

 Dilümde ‘ilm ü usûl gönlüm de dünyâ sever 

3 Zâhirüm eyü adda gönlüm fâsid tâ‘atda 

 Bulunmaya Bagdâd'da bencileyin bir ‘ayyâr 

4 Taşum biliş içüm yâd dilüm hoş gönlüm mürted 

 Yavuz işe eyü ad böyle fitne kanda var 

5 Taşum göyner içüm ham dirligüm budur müdâm 

 Yol varmadum bir kadem ‘Arş'dan virürem haber 

6 Hırkam suçuma perde endîşem fâsid yirde 

 Gönlüm ayruk bâzârda dilümde sözüm esrâr 

7 Kime kim ögüt virdüm ol Hakk'a irdi gördüm 

 Bana benüm ögüdüm hîç eylemedi eser 

Dr. Mustafa Tatcı 45

8 Dakındum şeyhlik adın kodum ma'şûk tâ‘atın 

 Virdüm nefsün murâdın kanı Hakk'ıla bâzâr 

9 Yayıldı Yûnus adı suçdur cümle tâ‘atı 

 Çalab'um ‘inâyeti suçın geçüre meger 

 F. 75a, T. 13a, YE. 31a, K. 63b, B. 10a, Rt. 5, M. 6, Ç. 16a. 

 42

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 İy sözlerün aslın bilen gel di bu söz kandan gelür 

 Söz aslını anlamayan sanur bu söz benden gelür 

2 Söz var kılur gönüli şâd söz var kılur bilişi yad 

 Eger horluk eger ‘izzet her kişiye sözden gelür 

3 Söz karadan akdan degül yazup okımakdan degül 

 Bu yüriyen halkdan degül Hâlik âvâzından gelür 

4 Ne elif okıdum ne cim ne varlıkdandur kelecim 

 Bilmeye yüz bin müneccim tâli‘üm ne ılduzdan gelür 

5 Şu'le bize aydan degül ‘ışk eri bu soydan degül 

 Rızkumuz bu evden degül deryâ-yı ‘ummândan gelür 

6 Evvel gönül levhinde Hak yazmışıdı çün bir varak 

 Bu şimdi okınan sebak ezel-i âzâldan gelür 

7 Evvel hitâb kılur câna cânı andan gelür tene 

 Biz âletüz bahâne ayruk ne elümüzden gelür 

8 ‘Aklumuz ol levhe bakar gizli marazlarum açar 

 Söz gelür gönlüme akar söz dile ansuzın gelür 

9 Biz bir bahâne arada ayruk di elden ne gele 

 Hak çün emir eyler câna bu keleci andan gelür 

10 Yûnus bu derd ile âh it kahr evinde neyler râhat 

 Bu derde dermân keferet bir âh ile sûzdan gelür 

46 Yûnus Emre Dîvânı

 F. 72B, T. 11B, NO. 188a, YE. 37a, A. 3. 

 43

1 İşidün iy ulu kiçi size benüm haberüm var 

 Zihî devlet benüm bugün kim senün gibi yârüm var 

2 Yürürisem önümdesin söylerisem dilümdesin 

 Oturursam yanumdasın ayrukda ne bâzârum var 

3 Ne yüriyem ne hod ârâm ne ırak sefere varam 

 Çünki dostı bunda buldum ayruk neye seferüm var 

4 Irak yola bâzirgânlar assı itmege giderler 

 Çün gevher elümde durur di ayruk ne bâzârum var 

5 Miskîn Yûnus'un bu cânı şol dosta ulaşalıdan 

 Dem-be-dem arturur ‘ışkı ulu yirden tîmârum var 

 F. 72a, T. 11a, RY. 6b, YE. 37a, NO. 189b, K. 151b, Rt. 6, M. 46, Ç. 5a. 

 44

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 İsteyelüm iş ıssını bulı görelüm kandadur 

 Cân kulagıla dinlersen iş bu sözüm turvandadur 

2 Alıgörün turvandadan ‘ışk eridür anı tadan 

 Bunda boyun buran âdem Hak katında dermândedür 

3 Kişi gerek bile anı hem uyanık ola cânı 

 Bilürsin dünyâ seveni baykuş gibi vîrândadur 

4 Baykuş çagırur vîrânda kimse murâd almaz anda 

 Eyü ‘amel ide görün ol Hak terâzû andadur 

5 Varıcagız terâzûya Hak kendü bakar yazuya 

 Göricek taglar eriye ol zebânîler andadur 

6 Biti sunıla elüne itdügün gele yoluna 

 Tanuklar bile bulına dostun düşmenün andadur 

Dr. Mustafa Tatcı 47

7 Terk idesin taht u tâcı bilesin itdügün göçi 

 Muhammed Hak yalvarıcı şefâ'atçimüz andadur 

8 İy Yûnus sen ‘âşıkısan îmân biligin berk kuşan 

 Varlıgun degşür yokluga cümle eksüklük sendedür 

 F. 76a, T. 13b, YE. 27a, NO. 189b, K. 72b, Rt. 34, Ç. 6b. 

 45

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Muştulanuz ‘âşıklara bu ‘ışk ulu devlet olur 

 ‘Işk kime kim irdiyise cânında bil ‘işret olur 

2 Her sevdügi terkin ura kayıkmaya degme yana 

 Her dem anun seyrân-gehi hem zât u hem sıfât olur 

3 Seyri içinde çâbük-bâz fikri dâim nâz u niyâz 

 Çün sa'âdet oldı hem-râz hezârân münâcât olur 

4 Müşâhade kapar anı hem bî-karâr olur cânı 

 Her dem da'vîsüzdür ma'nî bi-dirîg u râhat olur 

5 Ol bî-nişândur cihândan ne diyelüm dilmüz andan 

 Ol ‘âlim ü deyyân zât her zât içinde zât olur 

6 Buhl u tama‘ sıgmaz ana ‘izzet de kaldı bir yana 

 Yol bulımaz hırs u hevâ kimde ki bu devlet olur 

7 Ol işlere eli iren Hak ‘ışkına gönül viren 

 Dostını yüze yüz gören cümle varlıkdan mât olur 

8 Kime indiyse ol nüzûl ana gelür cümle usûl 

 Ta‘ziyete varurısa ol ölüye rahmet olur 

9 Yûnus erdür nihâyetsüz ‘ışk andan dahı gâyetsüz 

 Ne gâyet var ne nihâyet kamusı bir Hazret olur 

 F. 88a, T. 20a YE. 39a, RY. 56a, K. 154a, M. 48, A. 6. 

48 Yûnus Emre Dîvânı

 46

1 Bu vücûdum şehrine bir dem giresüm gelür 

 İçindeki sultânun yüzin göresüm gelür 

2 İşidürem sözini göremezem yüzini 

 Yüzini görmeklige cânum viresüm gelür 

3 Ma'şûka halvetinün yidi kapusı vardur 

 Ol kapudan içerü seyrân kılasum gelür 

4 Her kapuda bir kişi yüz bin çerisi vardur 

 ‘Işk kılıcın kuşanup cümle kırasum gelür 

5 Erenlerün sohbeti arturur ma'rifeti 

 Bî-derdleri sohbetden her dem süresüm gelür 

6 Leylî-i Mecnûn benem şeydâ-yı Rahmân benem 

 Leylî yüzin görmege Mecnûn olasum gelür 

7 Dost oldı bize mihmân bunca yıl bunca zamân 

 Gerçek İsmâîl gibi kurbân olasum gelür 

8 Erenlerün nazarı topragı gevher eyler 

 Erenler kademinde toprak olasum gelür 

9 Yârimden elçi gelür cânumdan ulak diler 

 Merkebden inübeni yayan varasum gelür 

10 Miskîn Yûnus'un nefsi dört tabî'at içinde 

 'Işkıla cân sırrına pinhân varasum gelür 

 F. 83b, T. 18a, YE. 40b, NO. 189a, Rt. 36, A. 7. 

 47

1 Yandı yüregüm dutuşdı bagrum cigerüm kebâb durur 

 ‘Âşıklarun şerbetleri bu derdüme sebeb durur 

2 Bir niçeleri ‘ışk düzer bir niçeleri ‘ışk bozar 

 Bir niçeler esrük gezer eyle kim var harâb durur 

Dr. Mustafa Tatcı 49

3 ‘Işkıla çalındı kalem ‘ışka yesir durur âlem 

 ‘Âşıklar arasında Cebrâîl dahı hicâb durur 

4 Medreseler müderrisi okumadılar bu dersi 

 Şöyle kaldılar ‘âciz bilmediler ne bâb durur 

5 ‘Azâzîl da'vî kıldı da'vîsi yalan oldı 

 Yalan da'vî kılanlarun pes cezâsı ‘azâb durur 

6 Ölmez bu ‘ışk bilişleri esrük meclis serhoşları 

 Dâ'im bunlarun işleri ceng ü şeşte rebâb durur 

7 Yûnus imdi miskîn olgıl hem miskînlere kul olgıl 

 Zîra miskîn olanları arzûlayan Çalap durur 

 F. 84b, T. 18b, DTCF. 18b. 

 48

 Mefâ'îlün Mefâ'îlün Fe'ûlün 

1 Senündür pâdişâhlık kudretün var 

 Yaratdun yiri gögi heybetün var 

2 Nişânsuzın nişânun kimse bilmez 

 Egerçi bî-nihâyet âyetün var 

3 Niçe eyde bile dil niteligün 

 Dile getirmege bin-bir adun var 

4 Ne oran u kıyâs ne nakş u nişân 

 Ne miyân u kenâr nihâyetün var 

5 Ne reng ü şekl ü hem ne cism ne hod resm 

 Ne kadd ü kâmetün ne sûretün var 

6 Bu cümle ins ü cinne rahmetünden 

 ‘İnâyet vechile hoş himmetün var 

7 Ne dünyâ âhiret ne Kâf u ne Kâf 

 Bular katre deryâ melekûtun var 

50 Yûnus Emre Dîvânı

8 Ne hod var intihâ ne had mekân hem 

 Ne bir eniyetün keyfiyetün var 

9 ‘Akıllar mât olur niteligünden 

 Ki bir zerrede bin bin ‘ibretün var 

10 Ser-â-ser toptolu yir ü gök üzre 

 Yürür bu kudretün hoş milketün var 

11 Senündür ‘Arş u Kürsî Levh ü Kalem 

 Döner çarh yer tutur hoş hikmetün var 

12 Bu yüz yigirmi dört bin nebîlerle 

 Bile Mi'râc u Tûr münâcâtun var 

13 Musahhardur kamu emrün içinde 

 Cem‘î kullaruna mürüvvetün var 

14 Dört yüz kırk dört tabakât evliyâya 

 Virilmiş anlara kerâmetün var 

15 Altı bin altı yüz altmış altı 

 Okınur halk üzere âyetün var 

16 Degül Yûnus'a bes yâ Rahmeti çok 

 Kamu günâhlulara rahmetün var 

 F. 85a, T. 18b, NO. 181b, K. 56a, M. 3, DTCF. 18b. 

 49

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Hak bir gönül virdi bana hâ dimedin hayrân olur 

 Bir dem gelür şâdî olur bir dem gelür giryân olur 

2 Bir dem sanasın kış gibi şol zemheri olmış gibi 

 Bir dem beşâretden togar hoş bâgıla bostân olur 

3 Bir dem gelür söyleyemez bir sözi şerh eyleyemez 

 Bir dem dilinden dür döker dertlülere dermân olur 

Dr. Mustafa Tatcı 51

4 Bir dem çıkar ‘Arş üzere bir dem iner tahte's-serâ 

 Bir dem sanasın katredür bir dem taşar ‘ummân olur 

5 Bir dem cehâletde kalur hîç nesneyi bilmez olur 

 Bir dem talar hikmetlere Câlinûs u Lokmân olur 

6 Bir dem dîv olur ya perî vîrâneler olur yiri 

 Bir dem uçar Belkîs'ıla sultân-ı ins ü cân olur 

7 Bir dem görür olmış gedâ yalın tene geymiş ‘abâ 

 Bir dem ganî himmet ile Fagfûr u hem Hakân olur 

8 Bir dem gelür ‘âsî olur Hak zihnini yavı kılur 

 Bir dem gelür kim yoldaşı hem zühd ü hem îmân olur 

9 Bir dem günâhın fikr ider tos-togru Tamu'ya gider 

 Bir dem görür Hak rahmetin Uçmaklar'a Rıdvân olur 

10 Bir dem varur mescidlere yüzin sürer anda yire 

 Bir dem varur deyre girer İncîl okur ruhbân olur 

11 Bir dem gelür Mûsâ olur yüz bin münâcâtlar kılur 

 Bir dem girer kibr evine Firavn'ıla Hâmân olur 

12 Bir dem gelür ‘Îsâ gibi ölmişleri diri kılur 

 Bir dem gelür güm-râhleyin yolında ser-gerdân olur 

13 Bir dem döner Cebrâîl'e rahmet saçar her mahfile 

 Bir dem gelür güm-râh olur miskîn Yûnus Hayrân olur 

 RY. 31a, Rt. 7, Mecmûa (Millî Ktp. Nu: 442, s. 97). 

 50

 Mefâ'îlün Mefa'ilün Fe'ûlün 

1 Benüm gönlüm gözüm ‘ışkdan toludur 

 Dilüm söyler yari yüzüm suludur 

2 Öd agacı bigi yanar vücûdum 

 Dütünüm göklere seher yilidür 

52 Yûnus Emre Dîvânı

3 Çokal-cevşen bu ‘ışk odına döymez 

 Okı câna batar katı yalıdur 

4 Senün ‘ışkun deniz ben bir balıcak 

 Balık sudan çıka hemen ölidür 

5 Okuram şâhumı kendü dilümce 

 Şâhum eydür bana her dem geli dur 

6 Seni sevenlerün ola mı ‘aklı 

 Bir dem usluyısa her dem delidür 

7 Yûnus sen Tapduk'a kılgıl du‘âlar 

 ‘Âşıklar meydânı ‘Arş'dan uludur 

 F. 86a, T. 19a, RY. 9b. 

 51

1 İy dost seni severem cân içre yirün vardur 

 Dün-gün uyumaz oldum ‘acâyib hâlüm vardur 

2 Sen güli görür iken dikene sunma elün 

 Düşmândan ne korkarsın çün togrı yârün vardur 

3 Düşmânlar eydür bana söz dimek kandan sana 

 Bana söz dimek kandan benüm üstâdum vardur 

4 Ele getürdügüni miskînlere harceyle 

 Niçe çok yaşarısan sonucı ölüm vardur 

5 Bunda kendözin gören ol durur yolda kalan 

 Benüm bir karıncaya va'llâh isnâdum vardur 

6 Tanla turıgelicek bülbülleyin söylerem 

 Gönülde ma'nî biter dertlü cigerüm vardur 

7 Yûnus Emre kendözün topraga urgıl yüzün 

 Ma'şûkaya yaraşur bir miskînligüm vardur 

 F. 86b, T. 19b, RY. 43b, YE. 40b, 34b, K. 122a. A. 4. 

Dr. Mustafa Tatcı 53

 52

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Sensin benüm cânum cânı sensüz karârum yok durur 

 Uçmak'da sen olmazısan va'llâh nazarum yok durur 

2 Baksam seni görür gözüm söylerisem sensin sözüm 

 Seni gözetmekden dahı yigrek şikârum yok durur 

3 Söylerisem dilümdesin ger tek tursam gönlümdesin 

 Gönlüm gözüm seni sever ayruk nigârum yok durur 

4 Çün ben beni unutmışam şöyle ki sana gitmişem 

 Ne kâlde ne hâldeyisem bir dem karârum yok durur 

5 Eger beni Cercîs'leyin yitmiş kez öldürürisen 

 Dönem girü sana varam zîrâ ki ‘ârum yok durur 

6 Seni gördüm güneş gibi Cennet bana zindân gibi 

 Cennet'üne zâhidün ko Uçmak'da arzûm yok durur 

7 Yûnus dahı ‘âşık sana göster dîdârunı ana 

 Yârüm dahı sensin benüm ayruk dîdârum yok durur 

 F. 87b, T. 20a, YE. 40a, A. 6. 

 53

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Eydivirem ne kıldugın benümile ol dil-pezîr 

 Her dem yini şîveyile beni yini kılur esîr 

2 Her kancaru bakarısam oldur gözüme görinen 

 Ol serverün lutfı bizi bu vechile kıldı basîr 

3 ‘Ömrüm niçe olurısa âzâdlıgum muhâl durur 

 Sayyâd elinden kim alur duzaga düşicek nahcîr 

4 ‘Âkilisen gelüp bana niteligin sorma anun 

 Niçe nişân eydibilem misli yog anun bî-nazîr 

54 Yûnus Emre Dîvânı

5 Va'de olundı kamuya kim göreler yarın anı 

 Benüm yârüm bunda durur bunda göründi ol Kadîr 

6 Yûnus teveccüh ideli Ka'be-i ‘ışka cânilen 

 Oldı mugaylân dikeni ayagı altında harîr 

 F. 89b, T. 21a, K. 64b, Ç. 16b, DTCF. 21a. 

 54

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 İy dün ü gün Hak isteyen bilmez misin Hak kandadur 

 Her kandasam anda hâzır kanda bakarsam andadur 

2 İstemegil Hak'ı ırak gönüldedür Hakk'a turak 

 Sen senligün elden bırak tenden içerü cândadur 

3 Gir gönüle bulasın Tûr sen-ben dimek defterin dür 

 Key güher er gönlindedür sanma ki ol ‘ummândadur 

4 Ol ‘ummânda yüz bin güher bir katreye benzer tamâm 

 Ol câna yok zamân-zevâl zevâlli cân hayvândadur 

5 Her kanda ki gözin baka Çalap hâzırdur mutlaka 

 Şol cân ki tapmadı Hak'a assısı yok ziyândadur 

6 Eyle sûretüni vîrân cân sırrıdur ana iren 

 Bâtın gözidür dost gören zâhir gözi yabandadur 

7 Çün sûretün vîrân ola gönlün bâgı cinân ola 

 Cânun genci vîrân ola çünki bu genc vîrândadur 

8 Her kim gaflet içre geçer cânı zevâl suyın içer 

 Derviş sırrı ‘Arş'dan uçar gerçegi yir yüzindedür 

9 Miskîn Yûnus gözün aç bak iki cihân toptolu Hak 

 Sıdk odına gümânı yak ol eşkere pinhândadur 

 F. 92b, T. 23a, NO. 190a, YE. 38a, Rt. 7, A. 5. 

Dr. Mustafa Tatcı 55

 55

 Mefâ'îlün Mefâ'îlün Mefâ'îlün Mefâ'îlün 

1 Firâkun bagrumı taglar ne bilsün kadrüni saglar 

 Seni görmeyeli dostum bu gözüm kanlı yaş aglar 

2 Akar yaşum sele benzer ‘ömür geçer yile benzer 

 Güler yüzün güle benzer ne bilsün geçe bu çaglar 

3 Gülün bülbül olur yâri anuniçün kılur zârı 

 Gülistândur anun yiri makâm olmaz ana bâglar 

4 Balı yagı n'ider bülbül din ana karşu gülsün gül 

 ‘Âşık yükini şöyle bil ki çekmedi yüce taglar 

5 ‘Âşık ‘ışkun yükin çeker yücelerden yüce çıkar 

 Görür dost yüzine bakar gönül ma'şûkına baglar 

6 Derviş Yûnus hônı geldi teveccüh ma'şûka kaldı 

 Gönülde sevdügin buldı anunla gönlüni baglar 

 NO. 194b. 

 56

1 Eger gerçek ‘âşıkısan boynundagı menşûr nedür 

 Hak yolına sâdıkısan yanlış sanu tezvîr nedür 

2 Sımak gerek gönlün bûtın fâsiddür cümle tâ‘atün 

 Geçmeyince ‘ibâdetün Hak'dan sana ma'zûr nedür 

3 Çün kim adın oldı fülân hep dirligün oldı yalan 

 Disün bize ma'nî bilen hakîkatde mestûr nedür 

4 Terk eylegil ten tertîbin gider senden benlik adın 

 İçün ‘imâret olmadın taşundagı ma‘mûr nedür 

5 Eydürsin kim gözüm görür da'vîyi ma'nîye irür 

 Gündüz güneş şû'le virür gice yanan ol nûr nedür 

56 Yûnus Emre Dîvânı

6 Günde birün gide turur konşun sefer ide turur 

 Ecel bir bir yuda turur bu dünyâya magrûr nedür 

7 Küfr ile tutdun dinüni vir yagmâya gümânunı 

 Getür görelüm burhânun belki haber takrîr nedür 

8 Hiç yogıken oldun diri aç gözüni yolca yüri 

 Anlayasın sen bu sırrı bellü haber manzûr nedür 

9 Dahı yakın haber diyem anlayasın bellü beyân 

 Nefs dilegin terk eyleyen ol ezelî magfûr nedür 

10 Mü'minisen gelgil berü Cebbâr ola burc u bârû 

 Fahr idelüm mürşidile ma'lûm ola münkir nedür 

11 Bunda “Belî” diyen kişi anda tamâm olur işi 

 Bizden nişân isteyene ol Hallâc-ı Mansûr nedür 

12 Yûnus imdi söyle Hakk'ı Allah oldı sana sâkî 

 Gider gönüldeki şeki elündeki menkûr nedür 

 F. 90a, T. 21b, NO. 182b, YE. 26a, K. 59b, A. 4, Ç. 11b. 

 57

1 ‘Ârifler ortasında sofîlik satmayalar 

 İhlâsıla bu ‘ışka riyâyı katmayalar 

2 Ya bildügüni eyit ya bir bilürden işit 

 Teslîmlik ucını tut sözi uzatmayalar 

3 Kur'ân kelâmum didi gönüle evüm didi 

 Gönül ev ıssın bilmez âdemden tutmayalar 

4 Gönül sındı buludı hem Hakk'a yakınıdı 

 Yine dikerem diyü bütüni yırtmayalar 

5 Mumlu baldur şerî'at tortusuz yagdur tarîkat 

 Dost içün balı yaga pes niçün katmayalar 

6 ‘Ârif cân virür tuymaz yalancı mâla kıymaz 

 Yalanıla gerçegi berâber tutmayalar 

Dr. Mustafa Tatcı 57

7 Kıymetin tuyarısan neye deger iş bu dem 

 Erenlerün ma'nîsin almaza satmayalar 

8 Miskîn Âdem yanıldı Uçmak'da bugday yidi 

 İşi Hak'dan bilenler şeytândan tutmayalar 

9 Şîrîn hulklar eylegil tatlu sözler söylegil 

 Sohbetlerde Yûnus'ı hergiz unutmayalar 

 F. 91a, T. 22a, YE. 33b, RY. 23a, NO. 183a, K. 103a, B. 10a, Rt. 3, A. 6. 

 58

1 Bu semâ‘a girmeyen sonına peşmân olur 

 İrişür bizümile ser-te-ser düşmân olur 

2 Dostdur bizi okıyan üstümüze şakıyan 

 Şimd'üç buçuk okıyan derin dânışmân olur 

3 Dânışmânun câhili onamaz dervîşleri 

 Dervîşile dânışmân yavlak arışgan olur 

4 Bir niçenün gönline şeytânlar tolup durur 

 Erenler semâ'ına bunlar gülüşgen olur 

5 Dânışmân oldı geldi okıdugında buldı 

 Ehl-i derd dervîşlere cânı karışgan olur 

6 İy bî-çâre dânışmân eyit dervîş dervîşân 

 Dervîşlere irişen işine peşmân olur 

7 Yûnus eydür Mevlânâ epsem otur yiründe 

 Bu sohbete döymeyen sonra savaşgan olur 

 F. 88b, NO. 184a, YE. 25a, RY. 51b, K. 107b, B. 11b, A. 8. 

 59

1 ‘Işk erinün gönli tolu pâdişâhun haznesidür 

 ‘Işksuz âdem ne anlasun şerî'atun ma'nîsidür 

58 Yûnus Emre Dîvânı

2 ‘Işkdur ‘âşıklar dermânı ‘ışkdan hâsıldur murâdı 

 ‘Âşık kişinün sohbeti ‘ışksuz kişiye belâdur 

3 Kimi ‘avret oglan sever kimi mülk-hânumân sever 

 Kim ser-mâye dükkân sever bu dünye hâlden hâledür 

4 ‘Âşık bu dünyâyı n'ider ‘âkıbet bir gün terk ider 

 ‘Işk etegin dutmış gider her kim gelürse saladur 

5 Bezm-i ezel'de pâdişâh elüme sundı bir kadeh 

 İçeliden kıluram âh bilmezem ki ne belâdur 

6 Çün ezelden Yûnus senün ‘ışkıla esridi cânun 

 Dergâhına her dem anun vâlih ü hayrân kala dur 

 F. 92a, T. 22b, NO. 194a, RY. 22a, K. 101a, YE. 33a, M. 24, Ç. 8b. 

 60

1 İşidün iy ulular âhir zamân olısar 

 Sag müsülmân seyrekdür ol da gümân olısar 

2 Dânişmend okur dutmaz dervîş yolın gözetmez 

 Bu halk ögüt işitmez ne sarp zamân olısar 

3 Gitdi begler mürveti binmişler birer atı 

 Yidügi yohsul eti içdügi kan olısar 

4 Ya'ni er gelmiş erden elini çekmiş şerden 

 Deccâl kopısar yirden âhir zamân olısar 

5 Aceb mahlûk irişdi göz yumuban dürişdi 

 Helâl harâm karışdı assı-ziyân olısar 

6 Birbirne yavuz sanur itdügin kala sanur 

 Yarın mahşer güninde işi beyân olısar 

7 İy Yûnus imdi senün ‘ışkıla geçsün günün 

 Sevdügün kişi senün cânuna cân olısar 

F. 91b, T. 22a, K. 35a, YE. 31a, RY. 49b, HB. 15a, B. 52b, M. 38. 

Dr. Mustafa Tatcı 59

 61

1 İy dost bunca kıyl u kâl ne maksûd hod bir haber durur 

 Yâ bunca cüst ü cû nedür görene bir nazar durur 

2 Taglar aşup berye söküp ırak yire emek döküp 

 İstedügün bundayiken bu ne ‘aceb sefer durur 

3 Hîç ırak isteme anı cânından içerü cânı 

 Senünle biledür anı görmemek bî-basar durur 

4 Hîç varmagıl ırak sefer ‘ömrün geçer ecel irer 

 Dost bundadur halvet sever ne galaba haşar durur 

5 Cânundan ol dahı yakın key edeb bekle key sakın 

 Bilürisen dostlık hakın dâyim sana ol yâr durur 

6 Dilün eydür Çalap hâzır pes kulagun niçün sagır 

 Senün sözüne sen münkir va'llâh bu iş hatar durur 

7 Sen uyursın ol uyanık eksügüni bilgil bayık 

 Dahı niçe bulam tanık yoldaş u hem râz-dâr durur 

8 Mescîd ü medrese sende sen yürürsin perâkende 

 Irak kaldun bu erkânda katı bu iş düşvâr durur 

9 Bu tevhîd tonını geyen varlıgını yoga sayan 

 İş bu yola kâyım turan mutlak bilün ol er durur 

10 Ol işler tamâm olıcak ol düzenlik dirilicek 

 Gözün hicâbın silicek yir-gök tolu dîdâr durur 

11 Yûnus derdile girüben ‘ışkun yolında dem-be-dem 

 Varlıgın yoga sayuban ma'şûka intizâr durur 

 F. 93b, T. 23b, K. 119b, RY. 42a, YE. 30a, Rt. 5, M. 31, Ç. 11b. 

 62

 Fe'ûlün Fe'ûlün Fe'ûlün Fe'ûlün 

60 Yûnus Emre Dîvânı

1 Ne bilsün bu ‘ışkı usanlar-uyalar 

 Ne döysün bu yola azıksuz yayalar 

2 Gelün biz varalum Yûsuf'ı görelüm 

 Cemâli honından bin açlar toyalar 

3 O vahdet ilinde diken yok gülinde 

 Şeker çok dilinde yüzinde hayâlar 

4 ‘Âşıklar tagında ma'şûklar bâgında 

 Budak sürimişler duduksuz yayalar 

5 Harâbâtîlerden göründi çün kim ‘ışk 

 N'iderler bu ‘ârı bu rengi yuyalar 

6 N'olaydı ben anı göreydüm bu gözle 

 Ne döysün bu gözler döyemez kabâlar 

7 Bizi biz koyalum anlar biz olalum 

 Birligi tuyanlar ikilik koyalar 

8 Yûnus sen bir olgıl gönülde sır olgıl 

 Ki dervîş olanlar bu sırdan tuyalar 

 RY. 17a, B. 16a. 

 63

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Bu dünyâya gönül viren sonucı pişmân olısar 

 Dünyâ benüm didükleri hep ana düşmân olısar 

2 İy dostını düşmân dutan gaybet yalan söz söyleme 

 Bunda gammâzlık eyleyen anda yiri tar olısar 

3 Çünki olısar yiri tar kazançlu kazancı kadar 

 Mü'minlere geldi haber ‘âşıklar dîdâr göriser 

4 Maksûdumuz dîdârıdı şeyhümüz girçek er idi 

 Evvel dahı ol varıdı âhir dahı var olısar 

Dr. Mustafa Tatcı 61

5 Oldur âhir oldur ebed hem dillerde Küfven ahad

 Evliyâ geçdi dünyâdan bir sâ‘at kime kalısar 

6 Alun evliyânun elin togrı varun Hakk'un yolın 

 Ma'nî budur bellü bilün bildüm diyen bilmeyiser 

7 Yûnus imdi bildüm dime miskînlige elden koma 

 Kimde miskînlik varısa Hak dîdârın ol göriser 

 YE. 28b, K. 179a, RY. 67a, M. 61. 

 64

1 Evliyâ'ya münkirler Hak yolına ‘âsîdür 

 Ol yola ‘âsî olan gönüllerün pâsıdur 

2 Tartduk bu ‘ışk cefâsın tâ irince ma'şûka 

 Zirâ ki ol dost benüm derdümün devâsıdur 

3 Henüz bu yir olmadın gökler yaradılmadın 

 Evliyâlar vatanı pâdişâh kal'asıdur 

4 Mevlânâ Hudâvendgâr bize nazar kılalı 

 Anun görklü nazarı gönlümüz aynâsıdur 

5 Miskîn ol yâre miskîn gide senden kibr ü kîn 

 Rûzigâr gelür geçer pes kime kalasıdur 

6 Geyiklü'nün ol Hasan söz eyitmiş kendüden 

 Kudret dilidür söyler kendünün söz nesidür 

7 Okıyuban yazmadın yanıluban azmadın 

 Yûnus bu ‘ışk sözini kim bildi bilesidür 

 RY. 58b, K. 189b, YE. 23b, M. 67. 

 65

1 Bilür misüz iy yârenler girçek erenler kandadur 

 Kanda baksam anda hâzır kanda istesem andadur 

2 Kim ki dostı sevdi ise hânûmânı terk iylesün 

 Degmeler dostı sevemez dostun sevgüsi cândadur 

62 Yûnus Emre Dîvânı

3 ‘Işksuzlara benüm sözüm benzer kaya yankusına 

 Bir zerre ‘ışkı olmayan bellü bilün yabandadur 

4 Yalancılık eylemegil ‘ışka yalandur dimegil 

 Bunda yalan söyleyenün anda yiri zindândadur 

5 İy kendözini bilmeyen söz ma‘nîsin anlamayan 

 Hak varlıgın isterisen uş ‘ilm ile Kur'ân'dadur 

6 Allah benüm didügine virmişdür ‘ışk varlıgını 

 Kime bir zerre ‘ışk vire Çalap varlıgı andadur 

7 Niçeler eydür Yûnus‘a kim kocaldun ‘ışkı kogıl 

 ‘Işk bize yinile degdi henüz dahı turvandadur 

 Rt. 17b, RY. 58b, YE. 24a, A. 5b, NO. 182b. 

 66

1 İşidün iy yârenler ‘ışk bir güneşe benzer 

 ‘Işkı olmayan gönül misâl-i taşa benzer 

2 Taş gönülde ne biter dilinde agu düter 

 Niçe yumşak söylese sözi savaşa benzer 

3 ‘Işkı var gönül yanar yumşanur muma döner 

 Taş gönüller kararmış sarp-katı kışa benzer 

4 Ol sultân kapusında ol Hazret tapusında 

 ‘Âşıklarun ılduzı her dem çavuşa benzer 

5 ‘Aynı hırs ol olmışdur nefsine ol kalmışdur 

 Kendüye düşmân olmış yavuz yoldaşa benzer 

6 ‘Işkdur kudret körügi kaynadur ‘âşıkları 

 Niçe kapdan geçürür andan gümüşe benzer 

7 ‘Âşık gönli dölenmez ma'şûkın bulmayınca 

 Karârı yok dünyâda pervâzı kuşa benzer 

Dr. Mustafa Tatcı 63

8 Münkir sözini bilmez sözi ileri varmaz 

 Neye teşbîh idersin anlanmaz düşe benzer 

9 Geç Yûnus endîşeden ne gerek bu pîşeden 

 Ere ‘ışk gerek önden andan dervîşe benzer 

 RY. 25b, YE. 29a, K. 156b, M. 49, Ç. 12a. 

 67

 Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün 

1 Nâ-gehân cânân ilinden irdi bu câna haber 

 Bu harâbât ikliminde eglenme yüri kıl sefer 

2 Bu harâbât iklimi anun melâmetdür tonı 

 Dökilür kanlar saçılur sad-hezarân başı yiter 

3 Bu yirün külhânları gülşenleridür ‘âşıkun 

 Anda bülbüller yakarlar ‘ışk odına bâl u per 

4 Yidi deniz gördüm anda birisi oddanıdı 

 Bu harâbât ehlinün dirler yolı andan geçer 

5 Gördüm anda takılur cân boynına zülfeyn-i dost 

 Bir kıl ile sad-hezarân Mansûr'ı ber-dâr ider 

6 Sordum anda var mıdur ‘uşşâka bu bendden halâs 

 Didiler kim yok durur urgan ucın dilber tutar 

7 Şâh u sultân sohbetinde sürilür nûrdan kadeh 

 Sâkiler çagrışup eydür dost elinden kim içer 

8 Varlıgın yagmâya virdi irdi ma'nâ-yı Resûl 

 Ol kapudan gir içerü yüri var kıl a hazer 

9 Yûnus'a sorarısan bu sözleri kandan alur 

 Meger ol dîvân-ı ‘ışkun defterinden yâd ider 

 Mecmûa (Millî Ktp. Nu: 442) s. 71. 

64 Yûnus Emre Dîvânı

 68

1 Dürlü dürlü cefânun adını ‘ışk virmişler 

 Bu cefâya katlanan dosta halvet irmişler 

2 Her kim ‘ışka irişe ‘ışk anunla barışa 

 Kim ‘ışka müşteriyse cânına od urmışlar 

3 Her kim ‘ışka sataşdı ol dem kaynadı taşdı 

 Kim delü dir kim uslu dört yanında turmışlar 

4 ‘Işk durur âfet belâ döndürür hâlden hâle 

 Dost elinden piyâle hoş melâmet olmışlar 

5 ‘Işkdur Yûnus'un cânı başında ser-encâmı 

 ‘Işka münkir âdemi bu meydândan sürmişler 

 YE. 40a, RY. 65b, K. 177a. Rt. 8, M. 60. 

 69

1 Bu dünyânun meseli bir ulu şâra benzer 

 Velî bizüm ömrümüz bir tîz bâzâra benzer 

2 Her kim bu şâra geldi bir lahza karâr kıldı 

 Girü dönüp gitmegi gelmez sefere benzer 

3 Bu şârun evvel dadı şehd ü şekerden şîrîn 

 Âhir acısını gör şu zehr-i mâra benzer 

4 Evvel gönül almagı hûblara nisbet ider 

 Âhir yüz döndürmegi ‘acûz mekkâra benzer 

5 Bu şârun hayâlleri dürlü dürlü hâlleri 

 Aldamış gâfilleri câzû ‘ayyâra benzer 

6 Bu şârda hayâllerün haddi vü şumârı yok 

 Bu hayâle aldanan otlar tavara benzer 

7 Bu şârdan üç yol çıkar biri cennet biri nâr 

 Birisinün arzûsı maksûd dîdâra benzer 

Dr. Mustafa Tatcı 65

8 Bu şârun sultânı var cümleye ihsânı var 

 Sultânıla bilişen yog iken vara benzer 

9 Kendü mikdârın bilen bildi kendü hâlini 

 Velî dahı ‘ışkıla evvel bahâra benzer 

10 Bî-çâre Yûnus'ı gör derdile hayrân olmış 

 Anun her bir nefesi şehd ü şekere benzer 

YE. 38b, DAY. 48, Dîvân-ı Kaygusuz Abdâl, Berlin Ktp, Nu: 4044) vr. 332a. 

 70

1 Dost senün ‘ışkun okı key katı taşdan geçer 

 ‘Işkuna düşen ‘âşık cânıla başdan geçer 

2 ‘Işkuna düşenlerün yüregi yanar olur 

 Kendüyi sana viren dükeli işden geçer 

3 Dün ü güni zâr olur ‘ışkunıla yâr olur 

 Endîşesi sen olan cümle teşvîşden geçer 

4 ‘Âriflere bu dünyâ hayâl ü düş gibidür 

 Kendüyi sana viren hayâl ü düşden geçer 

5 Dünyânun mahabbeti agulu aşa benzer 

 Âhirin sanan kişi agulu aşdan geçer 

6 Başında aklı olan âhrete ‘amel itmez 

 Hûrîlere aldanmaz gözile kaşdan geçer 

7 Girçek âşık ol ola cân virmege ol ive 

 Dostıla bâzâr içün niçe bin başdan geçer 

8 Yûnus'un gönli gözi toludur Hak sevgüsi 

 Sohbet ihtiyâr iden yâd u bilişden geçer 

 NO. 190b, K. 186a, RY. 56b. 

 71

 Mef'ûlü Mefâ'îlün 

66 Yûnus Emre Dîvânı

1 Allah diyelüm dâim 

 Allah görelüm n'eyler 

 Yolda turalum kâ'im 

 Allah görelüm n'eyler 

2 Allah diyü kıl zârı 

 Oldur kamunun varı 

 Andan umalum yarı 

 Allah görelüm n'eyler 

3 Çıkarmayalum dilden 

 Ayrılmayalum yârdan 

 Irılmayalum yoldan 

 Allah görelüm n'eyler 

4 Açlık sonı toklıkdur 

 Toklık sonı yoklıkdur 

 Bu yollar korkulıkdur 

 Allah görelüm n'eyler 

5 Sen sanmadugun yirde 

 Nâgâh açıla perde 

 Dermân irişe derde 

 Allah görelüm n'eyler 

6 Gündüz olalum sâ'im 

 Gice olalum kâ'im 

 Allah diyelüm dâim 

 Allah görelüm n'eyler 

7 Adı sanı dillerde 

 Sevgüsi gönüllerde 

 Şol korkulu yollarda 

 Allah görelüm n'eyler 

8 Adı sanı uşatdum 

 Küfrümi suya atdum 

 Miskînlige el katdum 

 Allah görelüm n'eyler 

Dr. Mustafa Tatcı 67

9 Her dem talalum bahre 

 Aldanmayalum dehre 

 Sabreyleyelüm kahra 

 Allah görelüm n'eyler 

10 ‘Âr-nâmusı bırakdum 

 Külümi suya atdum 

 Dervîşlige el katdum 

 Allah görelüm n'eyler 

11 Mecnûn gibi âvâre 

 'Âşık oluban yâre 

 Di Yûnus sen bî-çâre 

 Allah görelüm n'eyler 

12 Yûnus sen anı sanma 

 Bu ‘ışk sana sendendür 

 Cân kamuya andandur 

 Allah görelüm n'eyler 

13 N'itdi bu Yûnus n'itdi 

 Bir togrı yola gitdi 

 Pîrler etegin tutdı 

 Allah görelüm n'eyler 

 B. 13a, Rt. 3. 

 72

1 İy pâdişâh iy pâdişâh her dem işin düze durur 

 Dünyâ anun bostânıdur sevdügini üze durur 

2 Yavuzlık eyleme sakın ecel sana senden yakın 

 Niçelerün aslın kökin yord eyleyüp boza durur 

3 Sen anda varursın anda çok yarag eylegil bunda 

 Cânlar bâkî degül tende di bir kaç gün geze durur 

4 Sorucı gelür yir yırtup sorar Tanrı'n kimdür diyü 

 İş bu cânum anı tuyup sünüklerüm sıza durur 

68 Yûnus Emre Dîvânı

5 İy Tanrı'yı bir bilenler cân Hakk'a kurbân kılanlar 

 Ölü degüldür bu cânlar ‘ışk gölinde yüze durur 

6 Ben gördüm erenler uçdı ‘ışk kadehin tolu içdi 

 Hak katında nâzı geçdi şöyle yüzi yire durur 

7 Erenlerün kulıyısan ölümün ana tur Yûnus 

 Niç'erenler geldi geçdi nevbet şimdi bize durur 

 YE. 33b. 

 73

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Niteki bu gönlüm evi ‘ışk elinden taşa gelür 

 Niçe yüksek yürürisem ‘ışk başumdan aşa gelür 

2 Niçe ki eydürem râzum söylemeyem kimseneye 

 Gider bu sabr u karârum dost ögüme düşe gelür 

3 Ben bilürem ahvâlümi bencileyin er ne bile 

 Benüm görene sevdügüm ne sevmekdür hoşa gelür 

4 Hey niçe sabreyleyiser dost yüzini gören kişi 

 Ol hakîkat gördüm diyen kendözinden şaşa gelür 

5 Ma'şûkanun tecellîsi dürlü dürlü renkler olur 

 Bir şîvede yüz bin gönül uş hemîşe cûşa gelür 

6 Anun gibi pâdişâha kimün gözi duş olursa 

 Sultân-ı vakt oldıyısa ‘aklından ol şaşa gelür 

7 Ol dostıla benüm işüm bulıdıla güneşleyin 

 Bir dem hicâbı sürilür bir dem nikâb başa gelür 

8 Eger bana sorarısan cânı yokdur şol kişinün 

 Ma'şûka sevmekden artuk gönline endîşe gelür 

9 ‘Aceb yine miskîn Yûnus ‘ışkdan artuk sevdi meger 

 Zîrâ ki bu ‘ışkdan yigrek hîç yok durur başa gelür 

Dr. Mustafa Tatcı 69

 YE. 38a, A. 5. 

 74

1 Sabâhın sinlere vardum gördüm cümle ölmiş yatur 

 Her biri bî-çâre olup ‘ömrin yavı kılmış yatur 

2 Vardum bunlarun katına bakdum ecel heybetine 

 Niçe yigit murâdına irememiş ölmiş yatur 

3 Yimiş kurd kuş bunı keler niçelerün bagrın deler 

 Şol ufacık nâ-resteler gül gibice solmış yatur 

4 Topraga düşmiş tenleri Hakk'a ulaşmış cânları 

 Görmez misin sen bunları nevbet bize gelmiş yatur 

5 Esilmiş incü dişleri dökilmiş saru saçları 

 Bitmiş kamu teşvişleri Hak varlıgın almış yatur 

6 Gitmiş gözünün karası hîç işi yokdur turası 

 Kefen bizinün pâresi sünüge sarılmış yatur 

7 Yûnus ‘âkilisen bunda mülke sûret bezemegil 

 Mülke sûret bezeyenler kara toprak olmış yatur 

 RY. 16b, YE. 39a, B. 54a, A. 4. 

 75

1 ‘Işkun odı yüregümde neler eyler neler eyler 

 Bugün bir ‘âşıkı gördüm bu derdümden haber söyler 

2 Gelün hey dertlüler gelün bu derdümden siz de alun 

 Dertlü bilür dertlü hâlin ya dertsüzler bunda n'eyler 

3 Kimisi dost yüzin gördi kimi dahı görem dirdi 

 ‘Âşık ma'şûkına irdi uş yine bayram eyler 

4 Bugün Mansûr olup n'idem şeyhümün yüzini görem 

 Maksûdum buyıdı irem ‘âşık yine derdin söyler 

5 Yûnus eydür ‘âşık oldum ma'şûkun derdinden öldüm 

 Teveccüh ma'şûka kıldum anunıla gönlin egler 

70 Yûnus Emre Dîvânı

 NO. 187b, DAY. 54. 

 76

1 Miskîn âdem oglanı nefse zebûn olmışdur 

 Hayvân cânâvâr gibi otlamaga kalmışdur 

2 Hergiz ölümin sanmaz ölesi günin anmaz 

 Bu dünyâdan usanmaz gaflet ögin almışdur 

3 Oglanlar ögüt almaz yigitler tevbe kılmaz 

 Kocalar tâ‘at kılmaz sarp rûzigâr olmışdur 

4 Begler azdı yolından bilmez yoksul hâlinden 

 Çıkdı rahmet gölinden nefs göline talmışdur 

5 Yûnus sözi ‘âlimden zinhâr olman zâlimden 

 Korka durun ölümden cümle togan ölmişdür 

 NO. 187b. 

 77

1 Bu dem yüzüm süre turam her dem ayum yini togar 

 Her dem bayram durur bana yayum kışum yini bahâr 

2 Bulut gölge kılmayısar benüm ayum ışıgına 

 Hem gedilmez tolulugı nûrı gökden yire dogar 

3 Anun nûrı karanuyı sürer gönül hücresinden 

 Pes karanulık nûrıla bir hücreye nite sıgar 

4 Evvel ay niçe dogdıysa ayruk dolanmadı hergiz 

 Eksilmedi ‘ömri anun her kime kim kıldı nazar 

5 Ben ayumı yirde gördüm ne isterem gök yüzinde 

 Benüm yüzüm yirde gerek bana rahmet yirden yagar 

6 Sözüm ay gün içün degül sevenlere bir söz yiter 

 Sevdügüm söylemezisem sevmek derdi beni bogar 

Dr. Mustafa Tatcı 71

7 Anun vasfın eydürisem halk ma'şûkın öger sanur 

 Hâcet degül ögmek ana kendü nûrın kendi öger 

8 N'ola Yûnus sevdiyise çokdur Hakk'ı seviciler 

 Sevenleri gördiyidi anun içün boynın eger 

 YE. 30a, 37b, K. 114a, RY. 37a, A. 5, 7. 

 78

 Mestef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Tanrı'yiçün cânum cânı cefâyısa tapdur yiter 

 Senün firâkundan beter ‘azâb dahı var mı beter 

2 ‘Işkun odı yüregümde yandugına ‘âlem tanuk 

 Kanda bir od yanarısa nişânı var dütün tüter 

3 ‘Işkun çeri saldı benüm gönlüm evi iklîmine 

 Cânumı esîr eyledün n'ider bana yagı Tatar 

4 Ecel salam iklîmlere vasyet kılam ‘âşıklara 

 Ma'şûkadan diyem sakın oynar ‘âşık gönlin atar 

5 ‘Aceb bu benüm derdüme neyiçün dermân bulınmaz 

 Kim bulısar dermân ana kişiyi kim beri dutar 

6 Resmi durur sultânlarun kullar günâh eyleyicek 

 Yâ edebler ol kulını yâ mezâda virür satar 

7 Yûnus şikâyet eyleme yârdan cefâ gördüm diyü 

 Cümle ‘âşıklar hâceti ma'şûkı katında biter 

 YE. 28b, RY. 151a. 

 79

1 Yâr yüregüm yâr gör ki neler var 

 Bu halk içinde bize güler var 

2 Ko gülen gülsün hak bizüm olsun 

 Gâfil ne bilür Hakk'ı sever var 

72 Yûnus Emre Dîvânı

3 Bu yol uzakdur menzili çokdur 

 Geçidi yokdur derin sular var 

4 Girdük bu yola ‘ışkıla bile 

 Gurbetlik ile bizi salar var 

5 Her kim merdâne gelsün meydâna 

 Kalmasun câna kimde hüner var 

6 Gözleri giryân cigeri püryân 

 Olmışlar hayrân dîvâneler var 

7 Yûnus sen bunda meydân isteme 

 Meydân içinde merdâneler var 

 Rt. 5, DAY. 73. 

 80

1 ‘Işkıla gelen erenler içer aguyı nûş ider 

 Topuga çıkmayan çaylar deniz ile savaş ider 

2 Biz bu yoldan üşenmedük erenlerden usanmaduk 

 Kimseyi yavuz sanmaduk her ne ider kolmaş ider 

3 Kolmaşa virdük sözini söz ile dögdük yüzini 

 Yaban cânâvârı gibi bilinler andan şeş eder 

4 Bu sohbete gelmeyenler Hak nefesi almayanlar 

 Sürün anı bundan gitsün tururısa çok iş ider 

5 Câhildür ma‘nîden almaz oturur karârı gelmez 

 Ölecegini hîç sanmaz yüz bin yıllık teşvîş ider 

6 Tag ne kadar yüksegise yol anun üstinden aşar 

 Yûnus Emrem yolsuzlara yol gösterür vü hoş ider 

 NO. 195a, RY. 72a, K. 182b, B. 52a, M. 63. 

 81

1 Ol ‘âlem fahri Muhammed nebîler serveridür 

 Vir salâvât ‘ışkıla ol günâhlar eridür 

Dr. Mustafa Tatcı 73

2 Hak anı ögdi yaratdı sevdi Habîb'üm didi 

 Yir yüzinde cümle çiçek Mustafâ'nun teridür 

3 Cebrâîl da'vet kılınca Mi'râc'a Muhammed'i 

 Mi'râc'ında diledügi ümmetinün varıdur 

4 Sen ana ümmet olıgör o seni mahrûm komaz 

 Her kim anun ümmetidür sekiz Cennet yiridür 

5 Her kim anun sünnet ile farzını kâ’im tutar 

 Ne diyem ki ‘âkıbet sorı-hisâbdan beridür 

6 Suçlu suçsuz günahkâr şefâ'at andan umar 

 Ol Cehennem'de yananlar münkirün inkârıdur 

7 Yûnus Emrem iş bu sözi cân içinde söyledi 

 Söyleyen bî-çâre Yûnus Tapduk Emrem sırrıdur 

 B. 27b. 

 82

1 Yir yüzinde gezeridüm ugradum milketler yatur 

 Kimi ulu kimi kiçi key kuşagı berkler yatur 

2 Kimi yigit kimi koca kimi vezir kimi hoca 

 Gündüzleri olmış gice ancılayın çoklar yatur 

3 Togru varurdı yolları kalem tutardı elleri 

 Bülbüle benzer dilleri dânışmân yigitler yatur 

4 Ulu-kiçi aglamışlar server yigitler komışlar 

 Baş ucında yay sımışlar kırıluban oklar yatur 

5 Atlarınun izi tozlu önleri tabıl-bazılu 

 İle güne hükmi yazlu şu muhteşem begler yatur 

6 Gice gündüz oglancuklar söyleriken bülbül gibi 

 Ayrılmışlar anaları sinlerini bekler yatur 

74 Yûnus Emre Dîvânı

7 Elleridür kınalu hem karavaşları tapulu 

 Kargu gibi uzun boylu gül yüzlü hatunlar yatur 

8 El baglamışdur kamusı Hak Çalap'dandur umusı 

 Nökerlü kızdur kimisi alınmaduk çoklar yatur 

9 Yûnus bilmez kendü hâlin Hak Çalap söyledür dilin 

 Bir niçesi yini gelin ak teleme yüzler yatur 

 NO. 188a, YE. 34a, K. 138b, RY. 39a, M. 40, Ç. 15b. 

 83

1 Ne bakarsın taş kapuda gir içerü neler gezer 

 Tama' oturmış dâimâ saf baglanmış fitne düzer 

2 Gel imdi gel kanâ‘ata gâfil olma tîz bin ata 

 Olmaya kim ecel yite fâsid ola satu-bâzâr 

3 Sen kandasan teslîm ile kamulardan aşaga dur 

 Uşan olma bu sözümden gör müfsidi nice kızar 

4 Ana durur buhl u hased key mübâriz durur gâyet 

 Kökini kaz yabana at fârig otur iy gam-güzâr 

5 Kogıl bu yoklık bâbını ögren dostluk edebini 

 Eydürsin sor iste beni bana gelen kâlden bezer 

6 Kibr ü menidür subaşı delim kişidür yoldaşı 

 Sen olmagıl anun eşi buna uyan yoldan azar 

7 Riyâ çökük yirde durur key sakın oda buyurur 

 İhlâs gelüp cümlesin yur Yûnus yolı yavlak sezer 

 F. 82a, T. 17a, YE. 29b, RY. 36b, K. 112b, M. 29. 

 84

1 Bu dervîşlik turagı bir ‘acâyib turakdur 

 Dervîş olan kişiye evvel dirlik gerekdür 

2 Çün anda dirlik ola Hakk'ıla birlik ola 

 Varlıgı elden koyup ere kullık gerekdür 

Dr. Mustafa Tatcı 75

3 Kullık eyle erene şarkdan garbı görene 

 Senden haber sorana key miskînlik gerekdür 

4 Miskîn olugör bâri benlikden ırak yüri 

 Gönlinde benlik olan dervîşlikden ırakdur 

5 Hak ere benüm didi varlıgın erde kodı 

 Erenlerün himmeti yirden göge direkdür 

6 Bu dervîşlik berâtın okımadı müftîler 

 Kim ne biliser bunı bir ‘acâyib varakdur 

7 İy Yûnus ‘ârifisen anladum bildüm dime 

 Tut miskînlik etegin âhir sana gerekdür 

 F. 81a, T. 16a, NO. 186a, YE. 33a, RY. 28b, 16a, K. 99b, 169a, M. 55, 23. 

 85

1 İşidün iy yâranlar dem evliyâ demidür 

 Gelsün ‘ömür sürenler dem evliyâ demidür 

2 Ezelî bünyâd urdı altı günde dünyâ toldı 

 İsrâfîl'e buyurdı dem evliyâ demidür 

3 Kırk bin kırk dört tabakât meşâyıh evliyâlar 

 Dört kapudur kırk makâm dem evliyâ demidür 

4 Yüz bin yigirmi dört bin güzide peygamberler 

 Ümmetine buyurmış dem evliyâ demidür 

5 Yûnus Emre ‘âşıksun ‘ışka key döydünise 

 Da'vet it ‘âşıklara dem evliyâ demidür 

 K. 183a, RY. 72b, M. 63. 

 86

1 ‘Işksuz âdem dünyede bellü bilün yok durur 

 Her biri bir nesneye sevgüsi var “âşıkdur 

76 Yûnus Emre Dîvânı

2 Çalab'un dünyâsında yüz bin dürlü sevgü var 

 Kabûl it kendözüne gör kangısı lâyıkdur 

3 Biri Rahmâni'r-rahîm biri Şeytâni'r-racîm 

 Anun yazugı müzdi sevgüsne ta'allukdur 

4 Dünyâda Peygamber'ün başına geldi bu ‘ışk 

 Tercemânı Cebrâîl ma'şûkası Hâlik'dur 

5 ‘Ömer ü ‘Osmân ‘Alî Mustafâ yârenleri 

 Bu dördinün ulusı Ebu Bekr-i Sıddîk'dur 

6 ‘Âlem fahri Muhammed Mi'râc'a agdugında 

 Çalap'dan diledügi ümmetine azıkdur 

7 Yûnus senün ‘aybunı gözlegil ayrugı ko 

 Kimsenün ‘ayıbına sen bakmagıl yazıkdur 

 F. 79b, T. 15b, YE. 32a, K. 89a, RY. 72b, M. 18, Ç. 7a. 

 87

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Gelün sorun bu cânlara sûretleri n'oldı gider 

 Dün-gün senünven diriken ne bahâne buldı gider 

2 ‘Aceb degül giderise sûreti terk iderise 

 Yanlış yalan gaybet degül dostdan haber geldi gider 

3 Kanı anun mülk ü mâlı terk eylemiş cümlesini 

 Ol pâdişâh dergâhına hulk-ı ‘amel aldı gider 

4 Eyle ki dost olmış iken niçe iş düzülmiş iken 

 Bellü bilün cân sûretün sakalına güldi gider 

5 Eyler idi satu-bâzâr bir pûl içün girü bozar 

 Olmış bu dünyâdan bizâr yensüz gönlek geydi gider 

6 Bin uyagur bin bir togar buyruk ile gelmiş meger 

 Kimdür bu dünyâya toyar peymânesi toldı gider 

Dr. Mustafa Tatcı 77

7 Gaflete virme özüni dünyâ-perestlik eyleyüp 

 Görme misin bu dünyâya eyü yavuz geldi gider 

8 Kamu ‘âlem ümid tutar âhiretde görem diye 

 Yûnus eydür dervîş olan bunda Hak'ı buldı gider 

F. 80a, T. 16a, NO. 195a, YE. 32b/35a, RY. 8b/31b, HB. 11b, K. 90b/208b M. 19/76. 

 88

 Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 İşit sözümi iy gâfil 

 Tanla seher vaktinde tur 

 Eyle buyurmış ol kâmil 

 Tanla seher vaktinde tur 

2 İşit ne dir horûsunuz 

 Tanla virilür rûzunuz 

 Dost dergâhına dutgıl yüz 

 Tanla seher vaktinde tur 

3 İşit sözümi ya sagır 

 Tâ terezün gele agır 

 Yalvar Çalab'una çagır 

 Tanla seher vaktinde tur 

4 Yatanlarun yatlu hâli 

 Hiç nesneye irmez eli 

 Seher eser rahmet yili 

 Tanla seher vaktinde tur 

5 Kuşlarıla turgıl bile 

 Kıl namâzı imâm ile 

 Yalvar günâhun gel dile 

 Tanla seher vaktinde tur 

6 Okına Kur'ân u Yâ-sîn 

 Kulak urup dinleyesin 

 Tagca günâhun yuyasın 

 Tanla seher vaktinde tur 

78 Yûnus Emre Dîvânı

7 Okına hadîs ü kelâm 

 Diyeler ‘Aleyhi's-selâm 

 ‘Âşıkısan bellü bilem 

 Tanla seher vaktinde tur 

8 Helâl ola sana Uçmak 

 Uçmak'da Hûrîler kuçmak 

 Kevser şarâbını içmek 

 Tanla seher vaktinde tur 

9 Miskîn Yûnus aç gözüni 

 Uyar gafletten özüni 

 Tâ bilesin kendözüni 

 Tanla seher vaktinde tur 

 F. 83a, T. 17b, K. 134b, YE. 30b, RY. 49a. 

 89

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Sensin bize bizden yakın görünmezsin hicâb nedür 

 Çün ‘aybı yok görklü yüzün üzerinde nikâb nedür 

2 Sen eyitdün iy pâdişâh Yehdi'l-lâhu limen yeşâ

 Şerîkün yok senin i şâh suçlu kimdür ‘azâb nedür 

3 Levh üzere kimdür yazan azduran kimdür yâ azan 

 Bu işleri kimdür düzen bu su'âle cevâb nedür 

4 Rahîm durur senün adun Rahîm'lıgun bize didün 

 Mürşidlerün muştıladı Lâ taknetu hitâb nedür 

5 Bu işleri sen bilürsin sen virürsin sen alursın 

 Ne kim dilersen kılursın yâ bu soru hisâb nedür 

6 Biz umaruz mürvetünden cümle iş senün katundan 

 Senün o çok rahmetünden bu bir avuç türâb nedür 

7 Kün'i bir kezin söyledün her nesneyi var eyledün 

 Yine âhir bir söz ile anı kılmak harâb nedür 

Dr. Mustafa Tatcı 79

8 Kanı bu mülkün sultânı pes ten isen kanı cânı 

 Bu göz görmek diler anı bu merci' ü me'âb nedür 

9 Yûnus bu göz anı görmez görenler hod haber virmez 

 Bu menzile ‘akıl irmez bu kodugun serâb nedür 

 F. 81b, T. 16b, RY. 50a, NO. 181a, YE. 29b, K. 110a, HB. 15a, A. 8, Ç. 10b. 

 90

 Mefâ'îlün Mefâ'îlün Fe'ûlün 

1 Hakîkat her vücûdun cânı ‘ışkdur 

 Ne cân kim cân içinde cânı ‘ışkdur 

2 Bu cân cismümi kâyim tutar ancak 

 O cân kim zâhir ü pinhân-ı ‘ışkdur 

3 Bu ‘ışk elinde ‘âciz cümle eşyâ 

 Ne sır kim kamu ser-gerdân-ı ‘ışkdur 

4 Bu ‘ışk kandalıgın bilmez kimesne 

 Bilürler haddini pâyân-ı ‘ışkdur 

5 Gehî Leylî olur Mecnûn gözinden 

 Geh olur Leylî'nün hayrân-ı ‘ışkdur 

6 Gehî kan yaş akar Ya'kûb gözinden 

 Geh olur Yûsuf-ı Ken'ân-ı ‘ışkdur 

7 Dirildür ölüyi ‘Îsâ deminde 

 Geh olur Mûsî-i ‘Ümrân-ı ‘ışkdur 

8 Ene'l-Hak çagırur Mansûr dilinden 

 Cüneyd'de cübbe vü ‘irfân-ı ‘ışkdur 

9 Bu ‘ışkun dürlü dürlü rengi çokdur 

 Kimi giryân kimi handân-ı ‘ışkdur 

10 Fidî bu ‘ışka cânum dînüm olsun 

 Bana hem dîn ü hem îmân-ı ‘ışkdur 

80 Yûnus Emre Dîvânı

11 Ne Yûnus anda yüz bin cân-ı Yûnus 

 Kabûl itsün ne kim kurbân-ı ‘ışkdur 

12 Vücûdun cübbesin ‘ışkıla çâk it 

 Talagör ana kim ‘ummân-ı ‘ışkdur 

 NO. 190b, YE. 39b, K. 176a, B. 51b, RY. 65b, M. 59. 

 91

1 ‘İlim ‘ilim bilmekdür ‘ilim kendin bilmekdür 

 Sen kendüni bilmezsin yâ niçe okumakdur 

2 Okumakdan ma'nî ne kişi Hakk'ı bilmekdür 

 Çün okudun bilmezsin hâ bir kurı emekdür 

3 Okıdum bildüm dime çok tâ‘at kıldum dime 

 Eri Hak bilmezisen ‘abes yire yilmekdür 

4 Dört kitâbun ma'nîsi bellüdür bir elifde 

 Sen elif dirsün hoca ma‘nîsi ne dimekdür 

5 Yûnus Emre dir hoca gerekse var bin hacca 

 Hepisinden eyüce bir gönüle girmekdür 

 Rt. 15a. 

 92

1 İy dost senün ‘ışkun odı cigerüm pâre baş kılur 

 ‘Işkundan yanar yüregüm yandugum bana hoş gelür 

2 ‘Işkun odına yandugum aglamak oldı güldügüm 

 Dost sana zâri kıldugum münkirlere savaş gelür 

3 Söylerisem sözüm savaş söylemezsem cigerüm baş 

 Cihân tolu durur kallâş her birinden bir taş gelür 

4 Gör niçe taşlar atılur dost içün başlar tutılur 

 Gelür gönüle batılur hâlünüze hâldaş gelür 

5 Bizüm hâlümüzden bilen kimdür ‘ışka münkir olan 

 Bizüm sevdügümüz Hak'dur bu halka göz ü kaş gelür 

Dr. Mustafa Tatcı 81

6 Niçe selâtînler zebûn olur bu ‘ışkun elinden 

 Her kim bu yola düşerse ol bu yola yavaş gelür 

7 Erenler buna kalmadı vardı yolına turmadı 

 Hakk'ı girçek sevenlere cümle ‘âlem kardaş gelür 

8 Miskîn Yûnus bil sözüni dosta açup şol gözüni 

 Kangı burcdan bakarısan ol sultâna güneş gelür 

 B. 15. 

 93

1 Hocam ‘âşık olanlarun işi âhıla zâr olur 

 Hasretinden ol ma'şûkun gözi yaşı bınar olur 

2 Düni güni kılur zâri ya‘ni görmek diler yâri 

 İşitmezler bu haberi ‘ışksuzlar bî-haber olur 

3 ‘Âşıkısan dîdârına koma bugüni yarına 

 Girenler ‘ışk bâzârına kendözinden bîzâr olur 

4 Terk eylegil sen senligün anun ‘ışkını bul anun 

 Bu ‘ışk içinde ölenün kan bahâsı dîdâr olur 

5 ‘Âşıklar lâ-mekân olur cihânun terkini urur 

 Cân u cihân ne nesnedür çün dostıla bâzâr olur 

6 ‘Işka yoldaş olıcagız cümle işler olur geniz 

 Maksûd ele giricegiz dost iline sefer olur 

7 Kanı girçek ‘âşık kanı gelün isteyelim anı 

 Bî-çâre Yûnus'un cânı dost yolına îsâr olur 

 B. 14a, DAY. 55. 

 94

1 Gelmeyen gelmedi sapdı secde eyledi tapdı 

 Bu ‘imâreti kim yapdı bu mülke Süleymân nedür 

82 Yûnus Emre Dîvânı

2 Egriligi yaydan egri togrulugu okdan togru 

 Bu şehir içinde ugru hem kâzî hem sultân nedür 

3 Sendedür senden yat degül bellüdür mu'cizât degül 

 Bu kelâmdur hüccet degül deryâ içinde ‘ummân nedür 

4 Çig bişüp kazan taşmadın rûh cisime ulaşmadın 

 Ana rahmine düşmedin ol togmadın ölen nedür 

5 İy Yûnus Emre tıfl iken hîç nesneyi fehm itmedin 

 Cümle ‘ulûmı keşf idüp bildürüp ögrenden nedür 

 B. 28a. 

 95

 Mefâ'îlün Mefâ'îlün Fe'ûlün 

1 Anca zâr eyler kim şol bülbül eyler 

 Anı ol eylemez illâ gül eyler 

2 Kaçan gülde görür dostun cemâlin 

 Çagırur kim beni deli şol eyler 

3 Ne görür gülde yâ bî-çâre bülbül 

 Ki gülistâna karşu gulgul eyler 

4 Ne gördi Leylâ'nun yüzinde Mecnûn 

 Akıdup göz yaşın âb u sel eyler 

5 Ne göründi şu Ferhâd'un gözine 

 Kayalar kesüben dosta yol eyler 

6 Ne göründi Şeh İbrâhîm gözine 

 Tâcını tahtını târumâr eyler 

7 Kimin kâfir idüp kimin müselmân 

 Anı kimse itmez illâ ol eyler 

8 Kimine derd virür asla inletmez 

 Kiminün dünyâda derdin bol eyler 

Dr. Mustafa Tatcı 83

9 Kimi baydur kimi yoksul dime kim 

 Eger baydur eger yoksul ol eyler 

10 Kimine bir ‘abâ virmez kim giye 

 Kiminün atına atlas çûl eyler 

11 Kimini dünyâda hayvân yaratur 

 Kimini kendine muhlis kul eyler 

12 Kimin elin alur ‘Arş'a çıkarur 

 Kimin yire çalar kara kül eyler 

13 Bî-çâre Yûnus'un altûn sözini 

 Câhile söylemen kızıl pûl eyler 

 Ç. 13a, A. 4, DAY. 69. 

 96

1 Dervîş olan kişiler deli olagan olur 

 ‘Işk neydügin bilmeyen ana gülegen olur 

2 Gülme sakın sen ana eyü degildür sana 

 Kişi neyi gülerse başa gelegen olur 

3 Âh bu ‘ışkun eseri her kime ugrarısa 

 Derdine sabretmeyen yolda kalagan olur 

4 Bir kişi ‘âşık olsa ‘ışk deryâsına talsa 

 O deryânun içinde gevher bulagan olur 

5 ‘Âşık lâ-mekân olur dünyâ terkini urur 

 Dünyâ terkin uranlar dîdâr göregen olur 

6 Dervîş Yûnus sen dahı incitme dervîşleri 

 Dervîşlerün du‘âsı kabûl olagan olur 

 Ç. 17b. 

 97

1 Dervîşlige kadem uran her ma‘nîde sultân olur 

 Dervîş niçe miskîn ise anun gönli mekân olur 

84 Yûnus Emre Dîvânı

2 Dervîş olan bil baglaya tolaplayın çok aglaya 

 Her kanda tolap varısa anda bâg u bostân olur 

3 Dervîş oldur itden kaçar it besleyen kanlar içer 

 Kogıl hem it beslemegi it besleyen sekbân olur 

4 Dünyâ seven dervîş degül dervîşligi olmaz kabûl 

 Dervîşlikden kaçanlarun hemân şeyhi şeytân olur 

5 Yûnus eger dervîşisen terk eyle küllî dünyâyı 

 Dünyâ eger Uçmagısa dervîşlere zindân olur 

 A. 5a. 

 98

1 Yine seyreyledi gönlüm 

 Dostun cemâlin arzûlar 

 Hicre katlanımaz gönül 

 Dostun cemâlin arzûlar 

2 Her kim ugrarsa bu derde 

 Bulur o himmeti erde 

 Açılıviricek perde 

 Dostun cemâlin arzûlar 

3 Kim ki gerçek mürîd ola 

 Bil baglayup gelsün yola 

 Şol yürekde ki dert ola 

 Dostun cemâlin arzûlar 

4 Dostum beni delü kıldı 

 ‘Aklumı fikrümi aldı 

 Hayâli gözümde kaldı 

 Dostun cemâlin arzûlar 

5 Evvel dirdi gönlüm bana 

 Atlar tonlar gerek bana 

 Mevlâ'm bir dert virdi bana 

 Dostun cemâlin arzûlar 

Dr. Mustafa Tatcı 85

6 Yûnus'un sözi yirince 

 İniler cânın virince 

 Tâ ölüp sine girince 

 Dostun cemâlin arzûlar 

 B. 54a. 

 99

1 Erenlerden etek tutan menzil alup Hakk'a yiten 

 Muhammed nûrına batan ol dünyâya kalmayandur 

2 Kimdür bunda palâs giyen oldur anda hulle giyen 

 Dilde agızda söylenen ol kimseye gülmeyendür 

3 Bunda şeytâna yâr olan varup anda âvâr olan 

 Hazret'de yüzi kar'olan erden nazar olmayandur 

4 Dünyâ için gussalanan mescid göricek tutınan 

 Anda îmânsuz bulınan Allâh'ı bir bilmeyendür 

5 Gönlinde ikilik tutan ol metâ'ı bunda satan 

 Yarın Cehennem'de yatan bunda namâz kılmayandur 

6 Hûrîlerle bile yatan Uçmak kokusına batan 

 Anda bülbül olup öten bunda zinâ kılmayandur 

7 Hûrîlerle sırdaş olan Muhammed ile eş olan 

 Ol îmânı yoldaş olan bunda yol yanılmayandur 

8 Yûnus miskîn gözler yolı divşür özün behey deli 

 Bu gülistânun bülbüli kimse gülin dirmeyendür 

 B. 46b. 

 100

 Mefâ'îlün Mefâ'îlün Fe'ûlün 

1 Yirün gögün safâsı Mustafâ'dur 

 Kamu ‘ahdün vefâsı Mustafâ'dur 

86 Yûnus Emre Dîvânı

2 Ayun bedr ü hilâl alnı vü kaşı 

 Günün nûrı ziyâsı Mustafâ'dur 

3 Çalap ‘Arş'ı ayagında olur Ferş 

 Cihânun müntehâsı Mustafâ'dur 

4 Yarın mahşer Şefî‘ odur Şefî‘ ol 

 Sekiz Uçmak sakâsı Mustafâ'dur 

5 Bî-çâre ‘âsî kullara yarın ol 

 Şefâ‘at eyleyesi Mustafâ'dur 

6 Yarın peygamberler ‘âciz olısar 

 Girü elin alası Mustafâ'dur 

7 Yûnus yalvar getür Hakk'a salâvât 

 Hak'un dostı Habîb'i Mustafâ'dur 

 Ç. 9a, Dîvân, Statsbibliothek, Ms. Or. Ort: 2869, vr. 39a. 

 ZA 

 101

 Mefâ'îlün Mefâ'îlün Fe'ûlün 

1 Bize dîdâr gerek dünyâ gerekmez 

 Bize ma'nî gerek da'vâ gerekmez 

2 Bize Kadîr Gicesi'dür bu gice 

 Ko irte olmasun seher gerekmez 

3 Bize ‘ışk şerbetinden sun i sâkî 

 Bize Uçmak'da kevser gerekmez 

4 Badyalar tolu tolu içelüm biz 

 Biz esrük olmazuz humâr gerekmez 

5 Eger bu derdile hasta düşersem 

 Safâlık virmesün tîmâr gerekmez 

Dr. Mustafa Tatcı 87

6 Gerekmez yâr gerekmez cân gerekmez 

 Bize dîdâr gerek deyyâr gerekmez 

7 Yûnus esriyüben düşdi susakda 

 Çagırur Tapdug'ına ‘âr gerekmez 

 F. 94a, T. 24a, YE. 42b, A. 10. 

 102

1 Keleci bilen kişinün yüzini ag ide bir söz 

 Sözi bişürüp diyenün işini sag ide bir söz 

2 Söz ola kese savaşı söz ola bitüre başı 

 Söz ola agulu aşı balıla yag ide bir söz 

3 Kelecilerün bişürgil yaramazunı şeşürgil 

 Sözün usıla düşürgil dimegil çag ide bir söz 

4 Gel ahî iy şehriyâri sözümüzi dinle bâri 

 Hezâr gevher ü dînârı kara toprag ide bir söz 

5 Kişi bile söz demini dimeye sözün kemini 

 Bu cihân Cehennem'ini sekiz uçmag ide bir söz 

6 Yüri yüri yolunıla gâfil olma bilünile 

 Key sakın key dilünile cânına dâg ide bir söz 

7 Yûnus imdi söz yatından söyle sözi gâyetinden 

 Key sakın o şeh katından seni ırag ide bir söz 

 F. 94b, T. 24a, YE. 42b, DAY. 75 

 103

1 Hak cihâna toludur kimsene Hakk'ı bilmez 

 Anı sen senden iste o senden ayru olmaz 

2 Dünyâyı inanursın rızka benümdür dirsin 

 Niçün yalan söylersin çün hîç didügün olmaz 

3 Âhret yavlak ırakdur togrulık key yarakdur 

 Ayrulık sarp firâkdur hîç giden girü gelmez 

88 Yûnus Emre Dîvânı

4 Dünyâya gelen göçer bir bir şerbetin içer 

 Bu bir köpridür geçer câhiller anı bilmez 

5 Gelün tanşuk idelüm işi kolay tutalum 

 Sevelüm sevilelüm dünyâ kimseye kalmaz 

6 Yûnus sözin anlarsan söz ma'nîsin dinlersen 

 Sana bir ‘amel gerek bunda kimsene kalmaz 

 F. 95b, T. 24b, NO. 192b, A. 9. 

 104

1 N'idem ben bu gönülile benümile bile turmaz 

 Ma'şûk yüzin gördi meger ögütleyüp ögin dirmez 

2 Tanrı'yiçün iy uslular gönlüm bana alıvirün 

 Vardı bilişdi dostıla girü bana boyun virmez 

3 Bunun gibi gönülile niçe dirlik idebilem 

 Bırakdı yabana beni bir gün gelüp hâlüm sormaz 

4 Gönlüm bana yoldaş iken zühd ü tâ‘at kılurıdum 

 Yıkıldı bu tertîblerüm gönülsüzem elüm irmez 

5 Gönül içerü dostıla ben kapuda feryâd u zâr 

 Bin yıl zârı kılurısam hâlün nedür diyü sormaz 

6 Eydürisem eyâ gönül kanı farîza yâ sünnet 

 Eydür ki yok teşvîş yime bu sevüye ‘amel irmez 

7 İnileyin eydürisem gel boynunda borç kalmasun 

 Kakır söger buşar bana eydür ki iy Hakk'ı görmez 

8 Agız agızdan kutludur ola ki sözünüz duta 

 Ben yüz bin kez söylerisem sözüm kulagına girmez 

9 Gönlüm dahı cânum dahı el bir itdi şol ikisi 

 Yüz bin Yûnus'dan ferâgat dost yüzinden gözin ırmaz 

Dr. Mustafa Tatcı 89

 F. 96b, T. 25a, NO. 187b, YE. 41a, 44b, RY. 14b 

 105

1 Niçeler bu dünyede günâhını yuyamaz 

 ‘Ömri geçer yok yire iy dirîga tuyamaz 

2 Bir niçe kişilerün gaflet gözün baglamış 

 Hak yolına dirisen bir yufkaya kıyamaz 

3 Bu dünyâ bir gelindür yeşil kızıl donanmış 

 Kişi yeni geline bakubanı toyamaz 

4 İy niçe arslanları alur akdarur ölüm 

 ‘Azrâîl pençesine bir yoksulca döyemez 

5 Var imdi miskîn Yûnus ‘uryân olup gir yola 

 Yüz çokallu gelürse yalıncagı soyamaz 

 F.98a, T. 26a. 

 106

1 İy bana eyü diyen benem kamudan yavuz 

 Alnumı ay bilürem bu gözlerümi yılduz 

2 Bu vücûdum şehrinde buçuk pûlluk uçuk yok 

 ‘Amelüm mahalleri ser-te-ser kalmış ıssuz 

3 Hücrede vü bucakda Hakk'a lâyık olmadum 

 Kiminde derd ü firâk kiminde eserlü söz 

4 Halk hep ayagın turur ben segirdüm oturdum 

 Geçdüm sadır yirine kalın döşek yirüm düz 

5 Bunun gibi sâlûslık çün kim elüme girdi 

 Ayruk n'işüme yarar derd ü firâk âh u sûz 

6 Olmaz sözi dimezem ben ma‘rifet ehline 

 Zîrâ disem inanmaz agaçda bitdi karpuz 

7 Ben bir kitâb okıdum kalem anı yazmadı 

 Mürekkeb eylerisem yitmeye yidi deniz 

90 Yûnus Emre Dîvânı

8 Ben oruç-namâz içün süçi içdüm esridüm 

 Tesbîh-seccâde içün dinlerem şeşte-kopuz 

9 Yûnus'un bu sözinden sen ma'nî anlarısan 

 Konya menâresini göresin bir çuvalduz 

F. 97a, T. 25b, NO. 182b, RY. 33b, K. 111b, YE. 44a, 45b, M. 28a. 

 107

 Mefâ'îlün Mefâ'îlün Fe'ûlün 

1 Senünle birligüm senden ırılmaz 

 Hayât senünledür sensüz dirilmez 

2 Gözüm içinde sensin bile bakan 

 Eger sen bakmasan yolum görinmez 

3 Benüm münâcâtum senden yanadur 

 Sana varur yolum sensüz varılmaz 

4 Ben beni senden ayru kanda bulam 

 Ki sensüz Hak nefes ‘ömrüm sürilmez 

5 Varlıgum sendendür ben bir âletven 

 Sun‘ ıssı sunmasa âlet kurılmaz 

6 Âlet ü hareket kamu senündür 

 Anunçün işüne kimse karılmaz 

7 Sefer kılsam bana yoldaş olursın 

 Karâr itsem yine sensüz turılmaz 

8 Birligünden öte hîç şerîkün yok 

 Kim noksân irgüre hükmün yoyılmaz 

9 ‘Âlem halkı zebûn emrün içinde 

 Kimdür ki kullıga boynı burılmaz 

10 Bu ben ben didügüm eger ben isem 

 Bu benligüm bana niçün virilmez 

Dr. Mustafa Tatcı 91

11 Yârânlar saladur kapı açukdur 

 Bu kapuya gelen mahrûm sürilmez 

12 Yûnus bu tevhîde gark oldı gitdi 

 Girü gelmeklige ‘aklı dirilmez 

 RY. 46a, NO. 181a, K. 126a, YE. 43b, Rt. 9, M. 33, A. 10. 

 108

1 Sana her işde iy Kâdir bildük tercemân gerekmez 

 Sen olmadugun gönülde dînile îmân gerekmez 

2 Yudum şöyle meyyitümi miskînem aran yetîmi 

 Öldürem nefsüm itini gelmesün koman gerekmez 

3 Her kim nefsine kalursa müselmân degül ölürse 

 Hayr itsün benden bilürse eglenmen zamân gerekmez 

4 Çün kara sakal agardı ak çıkdı karayı örtdi 

 Anı kim Çalap uyardı ol göze tuman gerekmez 

5 Yûnus derdiyilen tüter gönlinden Hak ‘ışkı biter 

 Erenler etegin tutar ölürse yuman gerekmez 

 YE. 43a, K. 93b, RY. 32b. M. 21. 

 109

1 Rızık içün gussa yime kimse rızkın kimse yimez 

 Rızık içün gussa yime pâdişâh eksük eylemez 

2 Benden ögüt isterisen eydivirem bildigümden 

 Budur Çalab'un buyrugı tutun oruç kılun namâz 

3 Namâz kıluram diyüben münkir gelmen dervîşlere 

 Eger bin yıl kılurısan kendü du‘ân yarlıgamaz 

4 Namâz kılan âdemîler tehî kalası degüldür 

 Ol pâdişâh dergâhından kimseyi mahrûm eylemez 

92 Yûnus Emre Dîvânı

5 Bir kişinün yatlu sözin varuban kimseye dime 

 Biz uludan işitmişüz hınzırdan girüdür gammâz 

6 Yûnus çagıruban eydür ben kulıyam dervîşlerün 

 Kim ola kim bu dünyâda sultâna kullık eylemez 

 K. 204b, RY. 19b, A. 9. 

 110

1 Bu bir ‘acâyib hâldür bu hâle kimse irmez 

 ‘Âlimler da'vî kılur velî degme göz görmez 

2 ‘İlmile hikmetile kimse irmez bu sırra 

 Bu bir ‘acâyib sırdur ‘ilme kitâba sıgmaz 

3 ‘Âlem ‘ilmin okıyan dört mezheb sırrın tuyan 

 ‘Âciz kaldı bu yolda bu ‘ışka el uramaz 

4 Bu ‘ışkun sırrı ‘aceb bu ‘ışkı eyle taleb 

 Meger ki vire Çalab anı degme göz görmez 

5 Anı ol kişi görür kim ecelsüzin ölür 

 Bu nasîbi ol alur anlar ki câna kalmaz 

6 Her kim kaldı cânına irmeyiser hânına 

 Vardı düşdi haşırda dahı bir câna kalmaz 

7 Hadîs'dür Mustafâ'dan ‘ışkıla ikrâr didi 

 Binde bir ‘ârif bunı bakup okıyubilmez 

8 Yûnus cânunı berk it bildüklerüni terk it 

 Fenâ olmayan sûret şâhına vâsıl olmaz 

 K. 193a, RY. 60b, M. 69. 

 111

1 Ben dervîşem diyen kişi iş bu yola ‘âr gerekmez 

 Dervîş olan kişilerün gönli gendür tar gerekmez 

Dr. Mustafa Tatcı 93

2 Dervîş gönülsüz gerekdür sögene dilsüz gerekdür 

 Dögene elsüz gerekdür halka berâber gerekmez 

3 Halka benzetmeye işin süre gönlinden teşvîşin 

 Yüz bini birdür dervîşün arada agyâr gerekmez 

4 Eger dervîş isen dervîş cümle ‘âlem sana biliş 

 Fuzûllıgı hulka degiş arada agyâr gerekmez 

5 Dervîş olan kişilerün miskînlikdür ser-mâyesi 

 Miskînlikden özge bize mâl u mülk ü şâr gerekmez 

6 Er elini aldunısa ere gönül virdünise 

 İkrârıla geldünise pes ere inkâr gerekmez 

7 Yûnus sen gördügün eri arturma gördügün biri 

 Şudur budur diyübeni dervîş târumâr gerekmez 

 YE. 42a. 

 112

1 Eger dilüm bendeyise kimse bana nesne dimez 

 Gönlüm ger revendeyise ‘âlemde karâr eylemez 

2 Eger gözüm bakarısa bakdugına akarısa 

 Gördügin benüm dirise oda düşer ‘âr eylemez 

3 Eger ‘akıl başdayısa gönülde ol tuşdayısa 

 İkisi bir işdeyise düşman bana kâr eylemez 

4 Düşman benüm nefsüm durur tama‘ıla hırsum durur 

 Tama‘ıla hırsa uyan gönüllerde yir eylemez 

5 Gönülleri hep düzen ol dürlü nakışlar yazan ol 

 Cân gevdeden ayrılıcak bu diller niçün söylemez 

6 Gönüllerde yir eylemek Muhammed'e gelmiş durur 

 Mustafâ'ya ümmet olan Tamu'da karâr eylemez 

7 Öldüren ol dirgüren ol Yûnus imdi Hakk'ıla ol 

 Hak'dan artuk hîç kimesne yok nesneyi var eylemez 

94 Yûnus Emre Dîvânı

 K. 209b, RY. 9a, YE. 41b, Ç. 19b. 

 113

 Mefâ'îlün Mefâ'îlün Fe'ûlün 

1 Bu ne dertdür ‘aceb dermân belürmez 

 Ya bu ne yaradur zahmı belürmez 

2 Benüm gönlüm ‘aceb ‘ışkdan usanmaz 

 Varur ‘ışka düşer hîç bana tanmaz 

3 Döner gönlüm bana ögüt virür hoş 

 ‘Âşık olan gönül ‘ışkdan usanmaz 

4 ‘Âşık ki câna kaldı ‘âşık olmaz 

 Cânın terk itmeyen ma'şûkı bulmaz 

5 ‘Işk bâzârıdur bu cânlar satılur 

 Sataram cânumı hîç kimse almaz 

6 ‘Âşık bir kişidür bu dünyâ mâlın 

 Âhiret korkusın bir çöpe saymaz 

7 Bu dünyâdan ahiretden içerü 

 ‘Âşıkun yiri var kimsene bilmez 

8 ‘Âşık öldi diyü sala virürler 

 Ölen hayvân durur ‘âşıklar ölmez 

9 ‘Âşıklar meydânı ‘Arş'dan yücedür 

 Çalarlar çevgânı topı belürmez 

10 Begüm ‘ârifisen yüri yolunca 

 Bunda başlar yiter kanlar sorulmaz 

11 Erenler kapusı Hazret kapusı 

 Bu tapuya gelen mahrûm gönülmez 

12 Yûnus bu deryâya gark oldı gitdi 

 Girü gelmeklige ‘aklı dirilmez 

Dr. Mustafa Tatcı 95

 YE. 41a, RY. 62b, K. 196a, HB. 14a, Ç. 20a. 

 114

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Hîç bir kişi bilmez bizi biz ne işün içindeyüz 

 Ne hırsumuz baydur bizüm ne nefsümüz içindeyüz 

2 Bir kimsenün devletine ta‘n idüben biz gelmezüz 

 Ne münkirüz ‘âlimlere ne tersenün hâçındayuz 

3 Biz bunun neligin bildük dünyenün nesine kalduk 

 Arzûmuz nefs içün degül dünyâ teferrücindeyüz 

4 Yûnus eydür hey sultânum özge şânum vardur benüm 

 Ko dünyâ altûn gümişin ne bakır u tuncındayuz 

 F. 95b, T. 24b. 

 115

1 Binde biri bu halkun Rahmân yolına girmez 

 Gel bir kişi göster kim şeytân yolına girmez 

2 Uzatdı bu halk işi ger erkek ü ger dişi 

 Müsülmân olan kişi ‘isyân yolına girmez 

3 Hep gafletile gâfil gafleti n'ider ‘âkil 

 Bin söylesen key câhil ‘irfân yolına girmez 

4 Gönül tolu zulmetdür işledügi bid'atdür 

 Bu niçesi ümmetdür Kur'ân yolına girmez 

5 Gel sen Yûnus iste bul Allah'a yarar bir kul 

 Kul kaçan ola makbûl sultân yolına girmez 

 RY. 39b, K. 184b, M. 64. 

96 Yûnus Emre Dîvânı

 116

1 Gayrıdur bu milletden bu bizüm milletümüz 

 Hiç dînde bulunmadı dîn ü diyânetümüz 

2 Bu dîn ü diyânetde dünyâ vü âhiretde 

 Yitmiş iki milletde ayrudur âyâtumuz 

3 Zâhir suya banmadın el ayak deprenmedin 

 Baş sücûda inmedin kılınur tâ‘atümüz 

4 Ne Ka'be vü ne mescid ne rükû' u ne sücûd 

 Hakk'ıla dâim becid olur münâcâtumuz 

5 Ne Ka'be'ye varalum ger mescide girelüm 

 Gerek suya yunalum biledür ‘illetümüz 

6 Su ne kadar arıda çün yavuz hûyun bile 

 Meger bizi pâk ide Hak'dan ‘inâyetümüz 

7 Kimün sırrın kim bile çün irilmez bu hâle 

 Yarın anda bell'ola müslümân mürtedümüz 

8 Yûnus cânun yinile ki dostlugun anıla 

 ‘Işkıla dinlerisen bilesin kudretümüz 

 NO. 194b, YE. 43b, K. 112a, RY. 34a, Rt. 8, Ç. 19a, A. 10. 

 117

1 Sûfîyem halk içinde tesbîh elümden gitmez 

 Dilüm ma'rifet söyler gönlüm hîç kabûl itmez 

2 Boynumda ‘icâzetüm riyâyıla tâ'atüm 

 Endîşem ayruk yirde gözüm yolı gözetmez 

3 Söylerem ma‘rifeti sâlûslanuram katı 

 Miskînlige dönmege gönlümden kibir gitmez 

4 Hoş dervîşem sabrum yok dilümde inkârum çok 

 Kulagumdan gireni hergiz içüm işitmez 

Dr. Mustafa Tatcı 97

5 ‘Âlem çırâkdur sadır gönlüm bunı gözedür 

 N'ideyüm Hak korkusı hergiz içümden gitmez 

6 Görenler elüm öper tâc u hırkama bakar 

 Şöyle sanurlar beni zerrece günâh itmez 

7 Taşumda ‘ibâdetüm sohbetüm hoş tâ‘atüm 

 İç bâzâra gelicek bin yıllık ‘ayyâr itmez 

8 Görenler velî sanur selâm virür utanur 

 Anca iş koyarıdum el irüben güç yitmez 

9 Taşum dervîş içüm boş dilüm tatlu sözüm hoş 

 İllâ ben itdügümi dînin degşüren itmez 

10 Yûnus eksükligüni Allah'una ‘arz eyle 

 Anun keremi çokdur sen itdügün ol itmez 

 YE. 42a, NO. 183b, B. 10b, Rt. 9, Ç. 19a. 

 118

1 Yine geldi ‘ışk elçisi yine toldı meydânumuz 

 Yine teferrüc-gâh oldı sagdan sola dört yanumuz 

2 Yine mahfiller düzüldi yine badyalar kuruldı 

 Yine kadehler sunuldı esrük oldı cânlarumuz 

3 Ev içi ‘ışkıla toldı ulu kiçi ‘âşık oldı 

 Cânlarumuz hayrân oldı tagıldı perîşânumuz 

4 Bir niçemüz Hak'dan aldı bir niçemüz Hak'dan toldı 

 Bir niçe Süleymân oldı ‘ışk tahtına binenümüz 

5 Bir niçemüz Leylî oldı bir niçemüz Mecnûn oldı 

 Bir niçemüz Ferhâd oldı ‘ışkdan haber tuyanumuz 

6 Meydânumuz meydân oldı cânlarumuz hayrân oldı 

 Her dem ‘Arş'a seyrân oldı Hazret oldı dîvânumuz 

7 Düşmiş idük ol kaldurdı birligin bize bildürdi 

 İçümüze ‘ışk toldurdı dürüst oldı imânumuz 

98 Yûnus Emre Dîvânı

8 Sorarısan dost kandadur kanda istersen andadur 

 Hem gönülde hem cândadur hîç kalmadı gümânumuz 

9 Yûnus ‘ışkun vasfın söyler girçeklere haber eyler 

 Mahrûmlarun cânı göyner eşker'oldı pinhânumuz 

 YE. 43a, NO. 187b, RY. 66a, K. 177b, M. 60. 

 SİN

 119

1 ‘Işk erine dünyâda çi harîr ü çi palâs 

 Zîrâ kim gönli anun tutmadı kibrile pâs 

2 ‘Işk ‘amelile biter lâyık olursa yiter 

 Gerekse ‘uryân yüri gerekse geygil libâs 

3 Dilersen kim iresin ferâgat menziline 

 Var kanâ‘at dârında nefsün bogazından as 

4 Nefsünün varlıgını ‘akl-ı külle ulaşdur 

 Varlıgun yoga degşür cevher ol olma muhâs 

5 Bu kamu günâhlarun yuyan miskînligimiş 

 Var Yûnus sen miskîn ol gel tama‘un yayın yas 

F. 98b, T. 26b, YE. 44b, NO. 182a, K. 82b, RY., M. 14, A. 10, Ç. 22b. 

 ŞIN

 120

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Bilenlere sormak gerek bu tendeki cân neyimiş 

 Cân hod Hak'un kudretidür tamardagı kan neyimiş 

2 Fikir yumış oglanıdur endîşe kaygu kânıdur 

 Bu âh u vâh ‘ışk tonıdur taht'oturan han neyimiş 

Dr. Mustafa Tatcı 99

3 Şükür anun birligine yog iken uş var eyledi 

 Çünki asıldan biz yoguz mülk ü hânumân neyimiş 

4 Çalap viribidi bizi var dünyeyi görün diyü 

 Bu dünye hod bâkî degül mülke Süleymân neyimiş 

5 Sorun Tapduklu Yûnus'a bu dünyeden ne anladı 

 Bu dünyenün karârı yok sen neyimiş ben neyimiş 

 F. 99b. 

 121

1 ‘Âşık cânına ‘ışk koyan ol bir yüce Sübhân'ımış 

 Cânum içinde bulmışam cânlara dahı cânımış 

2 Sevdük yâridür Mustafâ andan ola meyl ü vefâ 

 Sıdkı bütün gönli safâ hem bize ol îmânımış 

3 Halk içindür bu dil sözi gönüldedür dostun râzı 

 Gönül dosta söyledügi ne dir ise Kur'ân'ımış 

4 Bir dem gönüle kayıkdum ol gizlü varaka bakdum 

 Uş sırrumı halka çakdum bir pâyânsuz ‘ummânımış 

5 Gelün ‘ummâna talalum isteyüp gevher bulalum 

 Satalum sarrâf olalum zîrâ dükenmez kânımış 

6 Eger bizden almazsanuz siz satunuz biz alalum 

 Zîrâ bizüm bu gönlümüz ser-mâyeli dükkân imiş 

7 Ol dükkân açılmadugı kokusı saçılmadugı 

 Sırrınun açılmadugı kilîdi kibr ü kîn imiş 

8 Çün kibrün boynını ezdün hırs evini bile bozdun 

 Dükkânı âreste düzdün alan alsın ma'den imiş 

9 Yûnus dahı uyanmadın kendü ölümin sanmadın 

 Bu togrı yola gelmedin her işleri gümânımış 

 NO. 193b, A. 11. 

100 Yûnus Emre Dîvânı

 122

1 Hak'dan haber geldi yine kullar yarag itsün dimiş 

 Dirilüben evliyâdan bir el-etek dutsun dimiş 

2 Yakındur işümün ucı azupdur müftî vü hâcı 

 Göreyin diyen Mi'râc'ı miskînligin dutsun dimiş 

3 Fânî dünyeden geçerüz bâkî mülkine göçerüz 

 Armagan gerekdür dosta yüklü yükin dutsun dimiş 

4 Bâkî degüldür bu sarây evvel-âhir anda varur 

 Bunda yarak itmeyenler ol evi unutsun dimiş 

5 Ben severin şol kulumı yoksul ola sabreyleye 

 Benden ana yol eyledüm Mi'râc'uma gitsün dimiş 

6 Şol kahırla kazananlar güle güle yidürenler 

 Götürdüm perdelerini dîdâruma baksun dimiş 

7 Her bir kişi dosta vara armaganın dosta vire 

 Anda bizi anmayanlar bunda da unutsun dimiş 

8 Ne bir acını toyurdum ne bir gönülek giyürdüm 

 Ne bir gönüle girdüm yâ bana niçe itsün dimiş 

9 Eyidün Yûnus'a tursun yüzini topraga sürsün 

 Ögüdin kendüye virsün okudugın dutsun dimiş 

 F. 99a, T. 26b, K. 183b, RY. 72b, M. 63. 

 123

1 Hakk'ı bulmak isteyenler eylesün nefsini dervîş 

 Çalap bize mürşid virmiş dervîş olubilsem dervîş 

2 Nefs yolından geçemezin ‘ışk şarâbın içemezin 

 Gönlüm kara açamazın dervîş olubilsem dervîş 

3 Hakk'a yakın olam mı ki rahmetine talam mı ki 

 İremedin ölem mi ki dervîş olubilsem dervîş 

Dr. Mustafa Tatcı 101

4 Bu ‘acâyib sevdâ düşdi gönlüm karâr kılmaz benüm 

 Bildüm işüm cümle hatâ dervîş olubilsem dervîş 

5 Dosta bilişene irsem dostun yolına yürisem 

 ‘Ârıla nâmûsı kosam dervîş olubilsem dervîş 

6 Bir gün işüm tamâm ola hep itdügüm gümân ola 

 Meger Hak'dan emân ola dervîş olubilsem dervîş 

7 Eger virürlerse emân kullugum olmadı tamâm 

 İy bî-çâre Yûnus hemân dervîş olubilsem dervîş 

 B. 50a. 

 124

1 Erenlerün yolları inceden inceyimiş 

 Süleymân'a yol kesen şol bir karıncayımış 

2 Ol karınca söyledi Süleymân'a yol didi 

 Ol karınca söyledügi cevâb alıncayımış 

3 Götürmedi kimsene kimsenenün güçini 

 Güç götürdüm diyenler eli irinceyimiş 

4 Kim kime ne dirise eger hayr u eger şer 

 Allah virür cezâsın gele yol inceyimiş 

5 Gönlüm bana eydürdi seni severem dirdi 

 Gönlüm seni sevdügi dosta irinceyimiş 

6 Gönlüm eydür varayın sana girü geleyin 

 Gönlüm uydugı bana dostı bulıncayımış 

7 Yârenlerüm eydürler ‘âşık melâmet gerek 

 Geldi benüm başuma ol söz yirinceyimiş 

8 ‘Âşıkun gözi yaşı dün-gün dökülür durmaz 

 ‘Âşık kan agladugı ma'şûk sorıncayımış 

9 Dört kitâbun ma'nîsin okıdum tahsîl kıldım 

 ‘Işka gelicek gördüm bir ulu heceyimiş 

102 Yûnus Emre Dîvânı

10 Ben dervîşem diyenler harâmı yimeyenler 

 Harâmun yinmedügi ele girinceyimiş 

11 Eydürler fülân öldi mülkile mâlı kaldı 

 Ol mâlun irkildigi ıssı ölinceyimiş 

12 İki kişi söyleşür Yûnus'ı görsem diyü 

 Biri eydür ben gördüm bir ‘âşık kocayımış 

 F. 100a, T. 27a, K. 163b, RY. 53a, YE. 45a, NO. 189b, HB. 10b, Rt. 10, Ç. 21a. 

 125

1 Ben derdile âh iderdüm derdüm bana dermânımış 

 İsteridüm hasretile dost yanumda pinhânımış 

2 Kandayıdum fikr iderdüm göge bakup şükr iderdüm 

 İsteridüm hasretile dost yanumda pinhânımış 

3 Sanurdum kendüm ayrıyam dost gayrıdur ben gayrıyam 

 Beni bu hayâle salan bu sıfât-ı insânımış 

4 İnsân sıfatı kendü Hak insandadur Hak togrı bak 

 Bu insânun sıfatına cümle ‘âlem hayrânımış 

5 Her kim ol insânı bile hayvânısa insân ola 

 Cümle yaradılmış kula insân tolu sultânımış 

6 Tevhîd imiş cümle ‘âlem tevhîdi bilendür Âdem 

 Bu tevhîdi inkâr iden öz cânına düşmânımış 

7 İnsân olan buldı Hakk'ı meclis anun oldur sâkî 

 Hemân bu bî-çâre Yûnus ‘ışkıla âşinâyımış 

 Ç. 22a. 

 GAYIN

 126

1 Ben sevdügüm nigârı n'idem ol benden fârig 

 Ne virüp hoş görünem iki cihânda fârig 

Dr. Mustafa Tatcı 103

2 Kimden kime varayın ahvâlüm söylemege 

 Sözüm kime diyeyin sözden lisândan fârig 

3 Cihânda kim giriser bu işün arasına 

 Yâ kim hükm idebile sultân u hândan fârig 

4 Gerek müsülmân olam bin yıl ‘ibâdet kılam 

 Gerekse kâfir olam küfr ü îmândan fârig 

5 Gerekse ehl-i millet farîzasın bekleyem 

 Gerekse şöhret kovam şöhret ü dînden fârig 

6 Gerekse ilm-i dînde yüz bin kez minber depem 

 Gerekse şirk besleyem şirk ü gümândan fârig 

7 Nice ticâret ile mekseb gösterem ana 

 Şöyle tüvângerdür ol assı-ziyândan fârig 

8 Niçesi kullıgıla sevibilem ben ana 

 Hâs u ‘âm anı sever cümle sevenden fârig 

9 Anun gibi ma‘şûka kim gönül virdiyise 

 Bî-‘aded tertîb gerek ol andan bundan fârig 

10 Yûnus sen severisen hakîkat ma'şûkayı 

 Dervîşligile kül ol kevn ü mekândan fârig 

 F. 101a, T. 27b, YE. 46a, K. 124a, RY. 45b, M. 32, A. 11. 

 KÂF 

 127

1 Yanar içüm göyner özüm ben ölü(mi)anıcak 

 Ölüm endîşesi ne hoş ululara danı(şı)cak 

2 Öliserüz bellü beyân gizlü içümüz olur ‘ıyân 

 Teneşür üstine konup halk öninde yuvunıcak 

3 Hiç bilmezem ben niçe idem kangı yana sefer idem 

 Yakasuz don geyem gidem başsuz ata bini(şi)cek 

104 Yûnus Emre Dîvânı

4 Gele bana kavum kardaş ola sine degin yoldaş 

 Kim olusar bana hâldaş ben sinümde kalışıcak 

5 Kalam ben âmâlumıla her niçesi hâlumıla 

 Gide kavum güle güle evden yana dönişicek 

6 Sana eydürem ey paşa neler geliserdür başa 

 Kimi isiden bagrı pişe kim şarâba kanışıcak 

7 Yarın siyâset kurıla cümle halâyık dirile 

 Kimi emir savan birle kimi isiden yanışıcak 

8 A'mâl vire anda cevâb a'mâlsüze olur ‘itâb 

 Şol kişiye olmaz ‘azâb bunda âzâd olışıcak 

9 Yûnus imdi sen kıl yarak utanmayasın dogrı bak 

 Cümle halâyık dirile adlu adıyla saylıcak 

 Georg Yazması. 

 128

1 Şükür Hakk'a kim dost bize eyitdi dost yüzine bak 

 Açdum ben de gönlüm gözin sultânumı gördüm mutlak 

2 Çünki gördüm ben Hakk'umı Hakk'ıla olmışam biliş 

 Her kancaru bakdumısa hep görinendür cümle Hak 

3 Açuk duvacuk kapusı dostları içün ol Hakk'un 

 Dostı olmak dilerisen dostlardan okı bir sebak 

4 Hicâbdasın bugün seni göstermezler belli sana 

 Hicâb didügümi anla dünyelikdür gözden ırak 

5 Sen seni bilimeyince ere nazar kılmayınca 

 Senligi bu ara yirden gidermezsen oldı duzak 

6 Yidi deniz ü dört ırmak seni mismil eylemeye 

 Çünki işün o Hakk'ıla olmadısa kaldun ırak 

Dr. Mustafa Tatcı 105

7 Evliyâdur Hak kapusı Yûnus durur kapucısı 

 ‘Işkıla geldi bu yola ‘ışkı idindi hem turak 

 F. 102a, YE. 48a, NO. 193b, A. 11. 

 129

1 Gel iy gözüm agla gülmezem ayruk 

 Cânum dosta gider gelmezem ayruk 

2 Ne gam bu dünyede bir kez ölürsem 

 Anda ölüm olmaz ölmezem ayruk 

3 Varlıgum yokluga degşürmişem ben 

 Bugün câna başa kalmazam ayruk 

4 Mahabbet bahrinün gavvâsı oldum 

 Gerekmez Ceyhûn'a talmazam ayruk 

5 Yanmışam ‘ışkuna tâ kül olınca 

 Boyandum rengüne solmazam ayruk 

6 Ko beni yatayın dost işiginde 

 Yiter bir el dahı almazam ayruk 

7 Yansun cânum yansun ‘ışkun odına 

 Aksun yaşum aksun silmezem ayruk 

8 Ko beni yanayın göynüklerümle 

 Kaçan ‘âşık olsam ölmezem ayruk 

9 Dilerem fazlundan ayurmayasın 

 Hocam senden özge sevmezem ayruk 

10 Yûnus ‘âşık durur ma'şûkın ister 

 Dahı hîç nesne istemezem ayruk 

 B. 7b, DAY. 84. 

 130

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

106 Yûnus Emre Dîvânı

1 İy çok kitâblar okıyan sen kim dutarsın bana dak 

 Tâ bilesin sırrı ‘ıyân gel ‘ışkdan okı bir varak 

2 Okımagıl ‘ilmün yüzin ilme ‘amel eyle güzin 

 Aç gönülden bâtın gözin ‘âşık-ma'şûk hâline bak 

3 Gör ma'şûkun ne işdedür ‘âşık dahı ol işdedür 

 İkisi bir sır işdedür iki sanup kalma ırak 

4 İkilikden geçemedün hâli kâlden seçemedün 

 Hak'dan yana uçamadun fakîlık oldı sana fak 

5 Cübbe vü hırka taht u tâc bular virürler ‘ışka bâc 

 Dört yüz mürîd ü elli hac terk eyledi ‘Abdü'r-rezzâk 

6 Anun gibi dîn ulusı hâç öpdi çaldı nâkûsı 

 Sen dahı bırak nâmûsı nefsün itini oda yak 

7 Ger sen sana geldünise sıfat nedür bildünise 

 Hakk'a mutî' oldunısa ne kim dirisen bana hak 

8 Bilmeyesin bed-nâm u nâm bir ola sana hâs u ‘âm 

 Bildünise ‘ilmi tamâm gel imdi okı bir varak 

9 Yirde vü gökde ‘ışkıla ‘ışkdan gelür her söz dile 

 Bî-çâre Yûnus ne bile ne kara okıdı ne ak 

F. 102b, T. 28b, RY. 43a, K. 121b, YE. 46b, NO. 189a, Rt. 10, Ç. 23a, M. 31. 

 131

1 Biz neye ‘âşıksavuz âlemler ana âşık 

 Kime degül diyelüm her biri sıdka hâzık 

2 Ma'şûkanı kim sevse lâzımdur anı sevmek 

 Dostumuzun dostına yad endîşe ne lâyık 

3 Sen gerçek ‘âşıkısan dostun dostına dost ol 

 Ger böyle olmazısan dostun dimegil bayık 

4 Kime az bakarısa aslı yüce yirdedür 

 Az görme çok gör anı böyle gelmişdür tarîk 

Dr. Mustafa Tatcı 107

5 Yitmiş iki millete kurbân ol ‘âşıkısan 

 Tâ âşıklar safında tamâm olasın sâdık 

6 Sen Hakk'a ‘âşıkısan Hak sana kapu açar 

 Ko seni begenmegi varlıgun evini yık 

7 Hâs u ‘âm mutî' ‘âsî dost kulıdur cümlesi 

 Kime eydibilesin gel evünden taşra çık 

8 Yûnus'un bu dânişi genc-i nihân sözidür 

 Dosta ‘âşık olanlar iki cihândan fârik 

 F. 103b, T. 29a, K. 93b, YE. 47b, RY. 33a, A. 11, M. 20, Ç. 23b. 

 132

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Kerem ile bir berü bak nikâbı yüzünden bırak 

 Ayun on dördi misün balk urur yüz ü yanak 

2 Şol bal agızdan keleci yüz bin şekerden tatludur 

 Söyler olursa bu dilün deprenür olsa ol tudak 

3 Otuz iki incü bitmiş mercân içinde i cânum 

 Kıymeti a'lâ incüden aklıgı da incüden ak 

4 Yüzüne karşu bu güneş bir dem gelüben turamaz 

 Gelüp kaşundan kiçi ay her dem okıyalı sebak 

5 Gören seni pervâne tek niçesi oda düşmesin 

 İki yanadın çün turur ol iki şû'leli çerâk 

6 ‘Işkun selâsilinde zencîre kim ki düşse 

 Âzâdlık istemez ol olsa vücûdı toprak 

7 Dil niçe vasf itsün hüsnünile hulkunı kim 

 Hüsnüni Hak eylesün yavuz gözlerden ırak 

8 İşitdüm boyun senün serviden a'lâyımış 

 Dahı gözüm görmedin boyunı sevdi kulak 

108 Yûnus Emre Dîvânı

9 Yûnus Hak tecellîsin senün yüzünde gördi 

 Çâre yok ayrılmaga çün sende görindi Hak 

 F. 104a, T. 29b, YE. 47a, K. 86b, Ç. 22b. 

 133

1 Ma‘nî bahrine talduk vücûd sırrını bulduk 

 İki cihân ser-te-ser cümle vücûdda bulduk 

2 Bu çizginen gökleri tahte's-serâ yirleri 

 Yitmiş bin hicâbları cümle vücûdda bulduk 

3 Yidi gök yidi yiri tagları denizleri 

 Uçmagıla Tamu'yı cümle vücûdda bulduk 

4 Gice ile gündüzi gökde yidi yılduzı 

 Levhde yazılan sözi cümle vücûdda bulduk 

5 Mûsâ'nun agdugı Tûr'ı yohsa Beytü'l-Ma‘mûr'ı 

 İsrâfîl çaldugı Sûrı cümle vücûdda bulduk 

6 Tevrât'ıla İncîl'i Zebûr'ıla Furkân'ı 

 Bunlardagı beyânı cümle vücûdda bulduk 

7 Bir ile iki üçi dördile biş ü altı 

 Yidi sekiz tokuzı cümle vücûdda bulduk 

8 Yûnus'un sözleri Hak cümle didügi saddâk 

 Ne gördüysen kamu Hak cümle vücûdda bulduk 

 YE. 48b, NO. 185b, K. 167b, B. 51a, M. 54, A. 11. 

 134

1 Muhammed'e bir gice Çalap'dan indi Burâk 

 Cebrâîl eydür hâcem Mi'râc'a kıgurdı Hak 

2 Aç kendüne cinânun behişt ü dîdâr senün 

 Seni okur Sübhân'un ne yatursın kıl yarak 

Dr. Mustafa Tatcı 109

3 Turdı Mi'râc kasdına yüridi âbdestine 

 Secde kıldı dostına dimedi yakın ırak 

4 Gitdi Cibrîl Hazret'i getürdi Burak atı 

 Nûrdanıdı hil'ati gözi gevher yüzi ak 

5 Kadem bir taşa basdı taş kopdı bile vardı 

 Kak yâ mübârek didi şöyle kaldı mu‘allak 

6 Taş eydür gelesini bir kadem basasını 

 Resûl eydür gelürem buyururısa ol Hak 

7 Göklere haber oldı yir-gök şâdılık toldı 

 Eydürler Ahmed geldi bezendi sekiz Uçmak 

8 Gör Muhammed n'eyledi gökleri seyreyledi 

 Ümmetini toyladı ‘Arş'a henüz varıcak 

9 Çün geçdi felekleri ün geldi kim gel beri 

 Kaldurdum perdeleri hemân cemâlüme bak 

10 Dîdârum sana ‘ıyân gösterem bellü-beyân 

 İn Burâk'dan ol yayan ‘Arş'uma bas bir ayak 

11 Ferişteler geldiler Burâk'dan indürdiler 

 Na'lini döndürdiler ol dem yüridi yayak 

12 Üveys yirinden turdı ‘Arş'da na'lin döndürdi 

 Muhammed anı gördi visâle döndi firâk 

13 Çün dost dosta kavuşdı yüz bin kelâm danışdı 

 Ümmetiyçün çalışdı oldur Resûl-ı Mutlak 

14 Mi'râc'dan döndi yine girü geldi evine 

 Geldi gördi henüz kim döşecigi ısıcak 

15 Niçe bin yıllık yola bir demde vara gele 

 Yûnus eydür kim ola Muhammed'dür o mutlak 

16 Ümmete ümmet diyen ümmet kaydını yiyen 

 Eger ümmeti isen di İslâm dînine hak 

110 Yûnus Emre Dîvânı

 B. 1b. 

 KEF 

 135

1 Dost yüzine bakmaga key safâ nazar gerek 

 Dostıla bilişmege cân gözi bîdâr gerek 

2 ‘İzz ü nâzdan geçüben tertîbler terk idüben 

 Varlıklar dükedüben yüz bin ol kadar gerek 

3 Varlıkdur hicâb katı kim yıka bu hicâbı 

 Dost yüzinden nikâbı götürmege er gerek 

4 Sen hicâb oldun sana ne bakarsın dört yana 

 Kaykımaz öne sona kime ki dîdâr gerek 

5 Gel imdi hicâbun yık hırs evinden taşra çık 

 Hak bagışlaya tevfîk kasdıla hüner gerek 

6 ‘Âşıka ‘izzet ü ‘âr va'llâh bedi' bu haber 

 ‘Âşıkısan cânsuz gel ne ser ü destâr gerek 

7 Sen seni elden bırak dost yüzine sensüz bak 

 Mansûr'layın Ene'l-Hak dahı sebûk-bâr gerek 

8 Kim dostıla bilişe lâ-cerem derde düşe 

 ‘Âşık cânı hemîşe ser-mest ü humâr gerek 

9 Sen seni aradan al cism ü sûret cânsuz kal 

 Anda bulasın visâl ayruk ne bâzâr gerek 

10 Dostıla bilişen cân oldur kendüye kıyan 

 Varlık leşkerin sıyan dahı çâpük-ter gerek 

11 Terk eyle kıyl u kâli dosta virgil mecâli 

 Yoklıkdadur visâli kamudan güzer gerek 

12 Bu göz gördügi degül bu ‘akl irdügi degül 

 Dil vasf virdügi degül bî-lisân basar gerek 

Dr. Mustafa Tatcı 111

13 İşit işit key işit dost katına sensüz git 

 Dosta gidene öndin kendüsüz sefer gerek 

14 Az bakmagıl sen çoga çün dost içünden doga 

 Varlıgun saygıl yoga bunca ne haber gerek 

15 Unıt unıt kamusın söylegil sözün hâsın 

 Dilersen dost göresin bundan gayrı ser gerek 

16 Dünyâ vü âhiretden niçe dürlü ni‘metden 

 Dost yüzini görmege kamudan geçer gerek 

17 Dünyâ âhret ahvâli zen ü ferzend vebâli 

 Dilersen dost visâli varlıkdan hazer gerek 

18 Boncuk degül sır sözi gel gidelüm ko sözi 

 Dostı görmez baş gözi ayruksı basar gerek 

19 Yûnus imdi yavı var bulmayasun il ü şâr 

 Kim Hak disün kim bâtıl dervîş burc u bâr gerek 

 F. 105a, T. 30a, NO. 192b, K. 76a, YE. 48b, Rt. 10, M. 11, A. 12, Ç. 25b. 

 136

1 Müsülmânam diyen kişi şartı nedür bilse gerek 

 Tanrı'nun buyrugın tutup biş vakt namâz kılsa gerek 

2 Tanla turup başun kaldur ellerüni suya daldur 

 Hem şeytânun boynını ur hem nefs dahı ölse gerek 

3 Kılurısan tan namâzın Hak'la ola hem niyâzın 

 Âhiretde ‘izz ü nâzun varup anda bulsa gerek 

4 Öyle namâzın kılasın her ne dilersen bulasın 

 Tamu'dan âzâd olasın kullar âzâd olsa gerek 

5 Ol ikindiyi kılanlar arı dirlik dirilenler 

 Olardur Hakk'a irenler her dem anlar irse gerek 

112 Yûnus Emre Dîvânı

6 Ahşam durur üç farîza tagca günâhun arıda 

 Eyü ‘amellerün sinde şem ü çerâg olsa gerek 

7 Yatsu namâzına ol hâzır hâzırları sever Kâdir 

 Îmânun eksügin bitür îmân pîş-rev olsa gerek 

8 Her kim bu sözden almadı biş vakt namâzı kılmadı 

 Bilün müsülmân olmadı ol Tamu'ya girse gerek 

9 Bildünise cemâ‘ati hâzır olanlar Cennet'i 

 Ger kâhillik kılurısan münâfıkdan olsa gerek 

10 Görmez misin Mustafâ'yı niçe bekledi vefâyı 

 Ümmetiçün ol safâyı ümmet ana irse gerek 

11 Beklerisen dîn gayretin virmegil nefse murâdın 

 Yûnus Nebî salâvâtın ‘ışkıla degürse gerek 

 F. 108a, T. 31b, YE. 51b, B. 10b. Rt. 11 

 137

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Dünyeye gelen kişiler yola bile gelmek gerek 

 Ölümini anubanı dün ü gün aglamak gerek 

2 Bu dünye kahır evidür hem bâkî degül fânîdür 

 Aldanuban kalma buna tîz tevbeye gelmek gerek 

3 Ne durur dünye çoklıgı eşkere durur yoklıgı 

 Varlık sarâyın hakîkat âhireti bilmek gerek 

4 Gel imdi tur bu fânîden mahrûm kalmadın bâkîden 

 Tâ‘at kılup bu dünyeden kullar nasîb almak gerek 

5 Korkarısan sen Tamu'dan (gel) alçak olgıl kamudan 

 Ol güni ince köpriden (bil) kamular geçmek gerek 

6 Geçüp gitmek dilerisen yâ düşmeyeyin dirisen 

 Şol kazandugun mâlunı Tanrı'yıçün virmek gerek 

Dr. Mustafa Tatcı 113

7 Kazandugunı virüben yoksulları hoş görüben 

 Hak hazretine varuban oddan o kurtulmak gerek 

8 Kur'ân eydür ki vattakû gine eydür ki tezra‘û 

 Kâhil olup oturmagıl tîz tevbeye gelmek gerek 

9 Yûnus'un sözi şi‘irden ammâ aslı(dur) kitâbdan 

 Hadîsile dinene key (bilgil) sâdık olmak gerek 

 F. 109b, T. 32b. 

 138

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Evvel bize vâcib budur hoş hulkıla ‘amel gerek 

 İslâm adı okınıcak yoldaşumuz îmân gerek 

2 İsrâfîl sûrın urıcak cümle mahlûk uyanıcak 

 Sorı hisâb sorılıcak ‘Arab dili lisân gerek 

3 Gök perdelerin açalar eyü yavuzdan seçeler 

 Ol dem kancaru kaçalar baş kurtarası yir gerek 

4 Çerge kurup oturalar ser-mâyemüz getüreler 

 Ol siyâset meydânında bu tertîbleri bil gerek 

5 Çagrışalar ata ana kardaş kardaşdan usana 

 Yalvaralar ol Sübhân'a niyâz kılası er gerek 

6 Dükelinden bu ‘ışk yakın Yûnus hatâ kılma sakın 

 ‘Işkdan su'âl sorılıcak cevâb viresi hâl gerek 

 F. 110b, T. 33a, YE. 51a. 

 139

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Bu dünyeye gelen kişi âhir yine gitse gerek 

 Müsâfirdür vatanına birgün sefer itse gerek 

114 Yûnus Emre Dîvânı

2 Va‘de kılduk ol dostıla biz bu cihâna gelmedin 

 Pes ne kadar eglenevüz ol va‘demüz yitse gerek 

3 Biz de varavuz ol ile kaçan ki va‘demüz gele 

 Kişi varacagı yire gönlini berkitse gerek 

4 Gönül niçe berkitmeye dost iline giden yola 

 ‘Âşık kişiler cânına bu yola harc itse gerek 

5 Cân neye ulaşırısa ‘akıl da ana harc olur 

 Gönül neyi severise dil anı şerh itse gerek 

6 ‘Aceb midür ‘âşık kişi ma'şûkını zikr iderse 

 ‘Işk başından aşıcagaz gönlini zâr itse gerek 

7 Yûnus imdi sever isen andan haber virgil bize 

 ‘Âşıkun oldur nişânı maşûkın eyitse gerek 

 YE. 50b. 

 140

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Gel iy dervîşlik isteyen eydem sana n'itmek gerek 

 Şerbetleri elden koyup aguyı nûş itmek gerek 

2 Gelmek gerek terbiyete kamu bildüklerin koya 

 Mürebbîsi ne dirise pes ol anı dutmak gerek 

3 Çeke sabr u kanâ'atı tâze-kârlık ide katı 

 Bu yola vireler iti bu yola yüz tutmak gerek 

4 Dünyâdan gönlini çeke eli ile arpa eke 

 Unına yarı kül kata güneşde kurutmak gerek 

5 ‘Aceb anı niçe yiye nefsi dilerse yiyleye 

 Kaçan kim iftâr eyleye üç günde bir itmek gerek 

6 Oldur erenler dirligi bular bilmez ‘ayyârlıgı 

 Anunla bulur erligi kahrı dahı yutmak gerek 

Dr. Mustafa Tatcı 115

7 Bakma bu dünyâ yüzine aldanma halkun sözine 

 Dönüp dîdâr arzûsına ol Hakk'a yüz tutmak gerek 

8 Yûnus bunı kime diye kim kasd ide bir uluya 

 Şâyed birimüz işleye ‘âşıklara itmek gerek 

 YE. 50b, K. 167a, RY. 8a, NO.191b, Rt. 12, Ç. 26b, M. 54. 

 141

1 N'idelüm bu dünyâyı n'eyleyüp n'itmek gerek 

 Dâimâ ‘ışk etegin komayup tutmak gerek 

2 Çalab'um bu dünyâyı kahır içün yaratmış 

 Gerçegin gelenlerün kahrını yutmak gerek 

3 Ol yarınki yollara anda yoldaş isteyen 

 Bu dünyâda dostını kılavuz dutmak gerek 

4 Uçmak Uçmak didügün kullarun yiltedügün 

 Uçmagun ser-mâyesi bir gönül itmek gerek 

5 Erenlerün âhına tag-taş katlanımadı 

 Kalkanı demir ise okları atmak gerek 

6 Yûnus er nazarında tâze güller açılmış 

 Sen gerçek bülbülisen nazarda ötmek gerek 

 YE. 51a, M. 76, K. 207b, RY. 21a. 

 142

1 Dervîş olan kişinün dirligi arı gerek 

 Yol içinde hem anun nâmûsı arı gerek 

2 Geç benlik da‘vâsından söyle sözün hâsından 

 Ol Allah korkusından benzi anun sarı gerek 

3 Gitmeye bagrı başı dinmeye gözi yaşı 

 Her dem dervîşün işi âhıla zârı gerek 

4 Kimseye hor bakmagıl hergiz gönül yıkmagıl 

 Yitmiş iki milletde dervîşlik yarı gerek 

116 Yûnus Emre Dîvânı

5 Korkmaya Tamu'sından ummaya Hûrîsinden 

 Dâim anun maksûdı Hakk'un dîdârı gerek 

6 Toprak eyle yüzüni miskînlere iy Yûnus 

 Cümlesinden ziyâde erün ikrârı gerek 

 Ç. 27a. 

 143

1 N'iderüz dirlik suyın biz cânı yagmâya virdük 

 Cevherleri sarrâflara ma‘deni yagmâya virdük 

2 Bizüm il bâzirgânı hîç assı gözetmedi 

 Çün assı bizüm degül ziyânı yagmâya virdük 

3 Bu yolun ‘ârifleri geçürmezler meta‘ı 

 Biz hod ‘uryân giderüz dükkânı yagmâya virdük 

4 Bizüm bâzârumuzda yokluk alur müşteri 

 Çün iş böyle harîdâr varını yagmâya virdük 

5 Dîn ü millet bâzârın yagmâladı sen ü ben 

 Çıkduk iki aradan sen-beni yagmâya virdük 

6 Küfrile îmân sözi hicâb oldı bu yolda 

 Safâlaşduk küfrile îmânı yagmâya virdük 

7 Zühdile çok istedük hîç müyesser olmadı 

 Terk idüben küllîsin gümânı yagmâya virdük 

8 Yüz bin yıllık ‘ömr olsa bir kuşlıkça degüldür 

 Geçdük bitmez sagışdan zamânı yagmâya virdük 

9 Pâyânlu devr-i zamân çok egledi Yûnus'ı 

 Pâyânsuz devre irdi devrânı yagmâya virdük 

 F. 107a, T. 31b, YE. 49b, RY. 54a, 61b, K. 128a, 161a, Rt. 11, M. 34, 52. 

 144

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

Dr. Mustafa Tatcı 117

1 Ne söz keleci dirisem dilüm seni söyleyicek 

 Kanda yürürsem yürürem senden yana kaçar dilek 

2 Hakdur seni sevmezlere cânsuz sûretdür dirisem 

 Anuniçün cânlulara senün gibi ma‘şûk gerek 

3 Söyledün cümle ‘âleme henüz nikâb içindesin 

 Bir dem perdesüz yürisen iki cihân olur helâk 

4 Dîv ü perî ins ü melek sever seni her mahlûkât 

 Hayrân olup ileyünde turmış durur hûr u melek 

5 Nûşdur senün elünile zehr-i kâtil içerisem 

 Bilmezem ne ma‘nîsi var ol olur cânuma tiryâk 

6 Ger şehd ü şeker yirisem sensüz agudur cânuma 

 Çün cânumun sensin dadı kanda bulam senden yigrek 

7 Yüz bin eger cevr ü cefâ ugrarısa sûretüme 

 Hiç eksilmez şâdılıgum cümle diler seni sevmek 

8 Ne var eger Yûnus dahı ‘ışk içinde zerreyise 

 ‘Işk odıyla kâyım durur yirile gök çarh-ı felek 

 F. 108b, T. 32a, K. 210b, RY. 12a. 

 145

1 Çalap nûrdan yaratmış cânını Muhammed'ün 

 ‘Âleme rahmet saçmış adını Muhammed'ün 

2 Dostum dimiş yaratmış hem anun kaydın yimiş 

 Ümmetden yana komış yönini Muhammed'ün 

3 Muhammed bir denizdür ‘âlemi tutup durur 

 Yitmiş bin peygamberler gölinde Muhammed'ün 

4 Dünyâ mâlın dutmamış hîç emânet artmamış 

 Derzi biçüp dikmemiş tonını Muhammed'ün 

118 Yûnus Emre Dîvânı

5 Tanrı Arslanı ‘Alî sagında Muhammed'ün 

 Hasan'ıla Hüseyin solunda Muhammed'ün 

6 Yılda yitmiş bin hâcı her biri niyyet ider 

 Varur ziyâret ider nûrını Muhammed'ün 

7 Yûnus Emrem ‘ışkludur eksiklüdür miskîndür 

 Her kim yimez mahrûmdur honını Muhammed'ün 

 K. 174b, RY. 64b, M. 59, Ç. 25b. 

 146

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Nişânı bu benzi saru gözleri yaşdur ‘âşıkun 

 ‘Işk odına yanar cânı cigeri başdur ‘âşıkun 

2 Dün-gün yürür hayrân olur ‘ışk odına yanar erür 

 Döşegi toprag u kabir yasdugı taşdur ‘âşıkun 

3 Kimse bilmez âşık hâlin gönlünde nedür ahvâlin 

 Süpürmege dostun yolın yüzi ferâşdur ‘âşıkun 

4 Miskîn olur ‘âşık kişi durmaz akar gözi yaşı 

 Mâlı mülki cân u başı ‘ışka tarâşdur ‘âşıkun 

5 ‘Âşık kılar dün-gün âhı vurur Hak'a dogrı râhı 

 Her dem gönül seyrengehi gönli Mi'râc'dur ‘âşıkun 

6 Her bir kişi bir iş dutar ol dosta yakın olmaga 

 Gice gündüz nefsiyile her dem savaşdur ‘âşıkun 

7 Yûnus eydür ol melâmet şeyhligi ‘âşıklıga sat 

 ‘Âşık da n'ister eyü ad bed-nâmı hoşdur ‘âşıkun 

 NO. 188a. 

 147

1 İy su kandan gelürsin vatanun kanda senün 

 Kanda çukur bulursan yatagun anda senün 

Dr. Mustafa Tatcı 119

2 Sen yüceden çıkarsın alçak yire akarsın 

 Gönül Hakk'a dutarsın alçak gönlün var senün 

3 Seni bulut götürür ‘âlemlere yitürür 

 Dürlü çiçek bitürür hoş üstâdun var senün 

4 Agaçlara varursın köklerinden girürsin 

 Dunı sıra yürürsin uzun elün var senün 

5 Kandayısa yaş-kurı hîç sensüz olmaz biri 

 Ne ölüsin ne diri hîç tenün yokdur senün 

6 Kimün denize gider kimün tütüni tüter 

 İsmün disen ne durur hoş bâzârun var senün 

7 Akup deniz olursın tagılup toz olursın 

 Göllerde sâz olursın yapılan evler senün 

8 Dünyede cânlu cânsuz olımayalar sensüz 

 Câna cânsın gümânsuz hîç menendün yok senün 

9 Şimdi Yûnus susadı diler ki senden içe 

 Bir içim bin kızıla nice bahân yok senün 

 K. 143a, HB. 11b, M. 42. 

 148

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Ger uluya irdünise sûret nakşı nendür senün 

 Mâ‘nîye yol buldunısa iş bu dünyâ nendür senün 

2 Görgeç yolundan kamusın terk it bu dünyâ da‘vîsin 

 Kogıl bu ‘âlem sevisin aşıklıcak nendür senün 

3 Sen dünyânun terkin urgıl gelüp ‘ışk evine girgil 

 İlerki menzile irgil girü kalmak nendür senün 

4 Bu vücûdun ser-mâyesi od u su toprag u yildür 

 Her biri aslına gider gâfil olmak nendür senün 

120 Yûnus Emre Dîvânı

5 Dün ü gün kaygular yirsin n'ideyin yohsulın dirsin 

 Ol cömerddür rızkun virür kaygu yimek nendür senün 

6 Büt-hâne vü şarâb-hâne mescid oldı gerçek câna 

 Bir pûlun varmaz ziyâna yalancılık nendür senün 

7 Çün âhirete kavîsin ko bu yalancı da‘vîsin 

 Bu mâl u hazne sevisin ‘âşıkısan nendür senün 

8 Yigil yidürgil bî-çâre eksilürse Tanrı'n vire 

 Bir gün tenün yire gire girü kalan nendür senün 

9 Benüm diyüben dirersin hakîkat da‘vî idersin 

 Pâdişâh suçuna kalmaz güm-râh olmak nendür senün 

10 Yûnus ol ‘ışk badyasından sen iñen esrük olmışsın 

 Bî-hod iken irdün Hakk'a ayuk olmak nendür senün 

 F. 106b, T. 31a, K. 79b, YE. 49a, Rt. 11, M. 13. 

 149

1 Dervîşler gönli safâ hükm ider Kâf'dan Kâf'a 

 İy niçe selâtînler zebûnı dervîşlerün 

2 Dervîşlerün hâlleri Hak'a gider yolları 

 Arş'da na'lin dönderdi Üveys'i dervîşlerün 

3 Resûl agdı Mi'râc'a nazar eyledi hoca 

 Görün görün kim niçe vasfını dervîşlerün 

4 ‘Arş'dan döndi Mustafâ anda ashâb-ı safâ 

 Dinledi sözlerini sır sözi dervîşlerün 

5 Resûl indi tapuya elin urdı kapuya 

 Didiler kimsin ana miskîni dervîşlerün 

6 Resûl girdi içerü yârenler turdı örü 

 ‘Âşıklar dîdâr gördi visâlin dervîşlerün 

7 Resûl eydür iy Kayyûm bunlar ‘acâyib kavim 

 Sır denizi kılmışsın gönlini dervîşlerün 

Dr. Mustafa Tatcı 121

8 Bunlara benüm didüm bunlara benin didüm 

 Unıtdurdum mâlını gencini dervîşlerün 

9 Dervîşlik bir pîşedür hırkacugı mîşedür 

 Çok cânavârlar yörür tonında dervîşlerün 

10 Miskîn Yûnus n'eylesün niçe bir şerh eylesün 

 ‘Âşıkdur kul söylesün vasfını dervîşlerün 

 K. 200a, RY. 36b, M. 72. 

 150

 Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün 

1 Dost diridüm istegüm dermânıdur ‘âşıklarun 

 Câm-ı ‘ışkı koma kim peymânıdur ‘âşıklarun 

2 ‘Âşık ol ‘ışk odına pervâne gibi yana gör 

 Oda yanan kimseler pes cânıdur âşıklarun 

3 Her gice cevlân ider Hakk'un cemâlin görmege 

 ‘Arş-ı ‘azîm dem-be-dem seyrânıdur ‘âşıklarun 

4 Zâhidün zühdiyile Cennet makâmı olur 

 Mâsivânun küllisi zindânıdur âşıklarun 

5 Hor bakma sen ‘azîzüm ‘ışk erine zinhâr 

 Sırr-ı Mevlâ'sıyıla pinhânıdur âşıklarun 

6 Şeyh-i kâmil hizmetinden fârig olma iy Yûnus 

 Kulluk itmek pîrine erkânıdur âşıklarun 

 B. 26b. 

 LAM 

 151

1 Kul pâdişâhsuz olmaz pâdişâh kulsuz degül 

 Pâdişâhı kim bileydi kul itmese yort savul 

122 Yûnus Emre Dîvânı

2 Sultân hemîşe sultân kul hemîşe kulıdı 

 Ol kadîm pâdişâydı usûl içinde usûl 

3 Tanrı kadîm kul kadîm ayrılmadum bir adım 

 Gör kul kim Tanrı kimdür anla iy sâhib-kabûl 

4 Bize birlik sarâyın togru beşâret ayın 

 Geç ikilik fikrinden kogıl benligi yâ kul 

5 Gör imdi gizlü seyri seyir içinde sırrı 

 Kul bilmez bu tedbîri kime degdi bu nüzûl 

6 Eyid eyid kamusın ne kân u ne ma‘densin 

 Sûret-i pür-ma‘nîsin pâdişâhı sende bul 

7 Gel imdi hicâbun aç senden ayrıl sana kaç 

 Sende bulasın Mi'râc sana gelür cümle yol 

8 Kanca vardun iy ‘âkil bir agızdan cümle dil 

 Cüz'iyyât-ı müselsel haber virür ‘akl-ı kül 

9 Yûnus bak neredesin ne yirde ne gökdesin 

 Bekle edeb perdesin gel imdi gel tapu kıl 

 F. 111b, T. 34a. 

 152

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Ata belinden bir zamân anasına düşdi gönül 

 Hak'dan bize destûr oldı hazîneye düşdi gönül 

2 Anda beni cân eyledi et ü sünük kan eyledi 

 Dört on güni diyicegez degirtmege düşdi gönül 

3 Yürüridüm anda pinhân Hak buyrugı virmez amân 

 Vatanumdan ayırdılar bu dünyeye düşdi gönül 

4 Beni beşige urdılar elüm ayagum sardılar 

 Öndin acısın virdiler tuz içine düşdi gönül 

Dr. Mustafa Tatcı 123

5 Günde iki kez çözerler başına akça dizerler 

 Agzuma emcek virdiler nefs kabzına düşdi gönül 

6 Bu nesneyi terk eyledüm yürimege ‘azm eyledüm 

 On'iki sünügüm yazarlar elden ele düşdi gönül 

7 Oglan iken sultân kopar kim elin kim yüzin öper 

 ‘Akıl bana yoldaş oldı sultânlıga düşdi gönül 

8 Bu çagıla sakal biter görenün gülregi dutar 

 Güzeller katında biter sev-sevüye düşdi gönül 

9 Hayırdan şerri çok sever işlemege becid iver 

 Nefsinün dilegin kovar nefs evine düşdi gönül 

10 Kırk beşinde sûret döner kara sakala ak iner 

 Bakup şeybetin göricek yoldurmaga düşdi gönül 

11 Yola gider başaramaz yigitlige eli varmaz 

 Bu nesneleri koyuban yavunmaga düşdi gönül 

12 Ogl eydür bunadı ölmez kız eydür yirinden durmaz 

 Hîç kendü hâlinden bilmez hâlden hâle düşdi gönül 

13 Ölicegez şükr ideler sinden yana iledeler 

 Allah adın zikr ideler çok şüküre düşdi gönül 

14 Su getüreler yumaga kefen saralar komaga 

 Agaç ata bindüreler teneşire düşdi gönül 

15 Eger varısa ‘amelün gin olısar sinün senün 

 Eger yogısa ‘amelün oddan şarâb içdi gönül 

16 Yûnus anlayuvar hâlün şuna ugrayısar yolun 

 Bunda elün ireriken hayr işlere düşdi gönül 

 F. 113b, T. 35a. 

 153

1 Yavlak ‘aceb geldi bana dünyâ içinde işbu hâl 

 Gice konuk olan kişi gine sabâh göçer fi'l-hâl 

124 Yûnus Emre Dîvânı

2 Eger girçek konugısan aç gözün uyanugısan 

 Sen bu söze tanugısan girü kalur mülkile mâl 

3 Mâlunı özge kişi yir sen var anda hisâbın vir 

 Sinün hemân bir adım yir gel gör âhir nedür bu fâl 

4 Gözün görürken yi-yidür eylemegil bunca ‘özür 

 Bu dünyede hâsıl nedür hayreyle bâzârı vir al 

5 Ben diyeyin sözün hakkın işit unutma key sakın 

 Uş kıyâmet geldi yakın gönlünden geçmesün hayâl 

6 Andan İsrâfîl Sûr ura ölenler yirinden tura 

 Mizân terâzû kurıla hükmini ide zü'l-Celâl 

7 Sultân u kullar bir ola anda heybet katı ola 

 Dahı ayruksı hâl ola kurtulmaklık anda muhâl 

8 Bunda korkmazısan Yûnus anda korkudurlar seni 

 Eger dirligün hakkısa Sırât'ı geçesin sehel 

 F. 112b, YE. 53a, K. 86a, M. 17, Ç. 29a. 

 154

1 Gerekmez dünyeyi bize çünki bâkî bünyâd degül 

 Bir kul bin de yaşarısa ölicek bir sâ‘at degül 

2 Bu dünye kahır evidür niçe ‘ömürler eridür 

 Uçmak'da hûy satan kişi yalan yanlış gaybet degül 

3 Şol senün mü'min kullarun dünyâ zindânı anlarun 

 Bu dünyâda mü'min olan hurrem oluban şâd degül 

4 Bunda zâlimlik eyleyen nefsi harâmla toylayan 

 Yüzleri kara kopısar öz cânları râhat degül 

5 Kim durur kim ire ana dün-gün tâ‘at kılan ana 

 Virülür uçmak anlara zîrâ bilişdür yâd degül 

Dr. Mustafa Tatcı 125

6 Yûnus miskîn mestânesin sen seni gör ko bunları 

 Dünyâda riyâlu dirlik kişiye eyü ad degül 

 F.115a, T. 36a. 

 155

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Kogıl bu dünyâ bezegin bu dünyâ yil durur hayâl 

 Ne vefâ kılısar bize çün pusuda durur zevâl 

2 İnanma fânî ‘ömre kim bâkî degüldür sevgüsi 

 Görür iken sultânları koyup giderler mülk ü mâl 

3 Kes gider ‘izzet başını terk eyle sen fuzûllıgı 

 Kesmezisen başın anun ‘ışkıla dirligün muhâl 

4 Bunca uzun endîşeler yoldaşımuzıdı bizüm 

 Dost fikretinden artugı bilün ki küllî kıyl u kâl 

5 Algıl kendü elünile girü kendü hisâbunı 

 Yohsa serhengler elinde katı yaramaz olur hâl 

6 Zevk u riyâ didükleri boynını urmayınca ben 

 Şâh-ı Kerîm'e sıdkıla kanda bulısaram visâl 

7 Öldür nefsün dilegini ilet teneşir üstine 

 Yohsa gensüz ölicegez sana fermân olur gassâl 

8 Her kim sana sorarısa i'tikâdun nedür Hakk'a 

 Öpgil anun ayagını budur ana cevâb su'âl 

9 Yûnus sana farîzadur işbu Sırât-ı müstakîm 

 İleyünde haşre-neşre Hakke'l-yakîn gerek visâl 

 F. 116b, T. 37a, YE. 52b, K. 74a, Ç. 28b. 

 156

1 Dervîşlik makâmı hâl içinde hâl 

 Ferâgatlık makâmı dervîş olana muhâl 

126 Yûnus Emre Dîvânı

2 Dervîş ayrılımaz evvelki demden 

 Hîç fürkat olmadı nasîbdür visâl 

3 Dervîş fitne kabın bunda uşatdı 

 Hareket itdi bunda olmadı battâl 

4 Dervîşlik dirligi Sırât üzredür 

 Hisâbı itdiler zerre-i miskâl 

5 Dervîş Ene'l-Hak derse n'ola ‘aceb mi 

 Hep varlık Hakk'undur ‘alâ küllî hâl 

6 Dervîş ırma gözün evvelki demden 

 Yûnus görüp durur hem âhir hem evvel 

 F. 116a, T. 36b. 

 157

1 ‘Işksuzlara virme ögüt ögüdünden alur degül 

 ‘Işksuz âdem hayvân olur hayvân ögüt bilür degül 

2 Eksük olman ehillerden kaça görün câhillerden 

 Tanrı bîzâr bahillerden bahil dîdâr görür degül 

3 Kara taşa su koyarsan elli yıl ısladurısan 

 Hemân taş gine bayagı hünerlü taş olur degül 

4 Taşdan çıkar dürlü sular ayagından biter neler 

 Câhil gönli taşdan beter câhil gelmez gelür degül 

5 Boz yapalak devlingece emek yime irte-gice 

 Anun işi gözsepekdür salup ördek alur degül 

6 Şah balabân şâhin togan zihî ögmiş anı ögen 

 Togan za'îf olurısa toganlıkdan kalur degül 

7 Ol iki cihân güneşi zâhir dünyâsın degşürdi 

 Câhil anı öldi sanur ol hod ölmez ölür degül 

8 Yûnus olma câhillerden ırak olma ehillerden 

 Câhil ne var mü'minise câhillikden kalur degül 

Dr. Mustafa Tatcı 127

 F. 115b, T. 36a, YE. 52a. 

 158

1 Ma'nî eri bu yolda melûl olası degül 

 Ma'nî tuyan gönüller hergiz ölesi degül 

2 Ten fânîdür cân ölmez çün gitdi girü gelmez 

 Ölürise ten ölür cânlar ölesi degül 

3 Gevhersüz gönüllere yüz bin söz eydürisen 

 Hak'dan nasîb olmasa nasîb olası degül 

4 Sakıngıl yârün gönlin sırçadur sımayasın 

 Sırça sındukdan girü bütün olası degül 

5 Çeşmelerden bardagun toldurmadın korısan 

 Bin yıl anda turursa kendü tolası degül 

6 Şol Hızır'ıla İlyâs Âb-ı Hayât içdiler 

 Bu bir kaç yıl içinde bunlar ölesi degül 

7 Yaratdı Hak dünyâyı Peygamber dostlıgına 

 Dünyâya gelen gider bâkî kalası degül 

8 Yûnus gözün görürken yaragun eyleyigör 

 Gelmedi anda varan girü gelesi degül 

 F. 111a, T. 33b, YE. 54a, NO. 187b, K. 164a, RY. 53b, 57a, Rt. 12, B. 46b, Ç. 30a, M. 

53. 

 159

1 Eyâ gâfil aç gözüni gönlün yavlak uzatmagıl 

 Bakgıl kendü dirligüne kimse ‘aybın gözetmegil 

2 Şöyle dirilgil hulkıla ölicegiz söyleşeler 

 Bâkî dirlik budur cânum yavuz adıla gitmegil 

3 Bir gün ola bu dünyâyı âhirete degşüresin 

 Dün ü güni kılgıl tâ‘at ayak uzadup yatmagıl 

128 Yûnus Emre Dîvânı

4 Gördün ki bir dervîş gelür yüz vur anun kademine 

 Senden şey'ullah idicek kaşun karagun çatmagıl 

5 Nefse uyup biş parmagun bir kezden iltme agzuna 

 Kes birisin vir miskîne gerek olur unutmagıl 

6 Söyledügün keleciyi işitdügün gibi söyle 

 Kendözünden zîreklenüp bir kaç söz dahı katmagıl 

7 Dünyâ çerb ü şîrîn durur âdem gerekdür yiyesi 

 Kem nesneye tama‘ idüp kesüp kemürüp yutmagıl 

8 Yûnus kim öldürür seni viren alur yine cânı 

 Yarın göresin sen anı er nazarından gitmegil 

 YE. 53a, RY. 7b, K. 166b, NO. 186a, HB. 14a, Rt. 13, M. 54, Ç. 30a. 

 160

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Yoldaş olalum ikimüz 

 Gel dosta gidelüm gönül 

 Hâldaş olalum ikimüz 

 Gel dosta gidelüm gönül 

2 Gel gidelüm cân turmadın 

 Sûret terkini urmadın 

 Araya düşmân girmedin 

 Gel dosta gidelüm gönül 

3 Gel gidelüm kalma ırak 

 Dost içün kılalum yarak 

 Şeyhüm katındadur turak 

 Gel dosta gidelüm gönül 

4 Terk idelüm il ü şârı 

 Dost içün kılalum zârı 

 Ele getürelüm yâri 

 Gel dosta gidelüm gönül 

Dr. Mustafa Tatcı 129

5 Bu dünyâya kalmayalum 

 Fânîdür aldanmayalum 

 Bir iken ayrılmayalum 

 Gel dosta gidelüm gönül 

6 Biz bu cihândan göçelüm 

 Ol dost iline uçalum 

 Arzû hevâdan geçelüm 

 Gel dosta gidelüm gönül 

7 Kulaguz olgıl sen bana 

 Gönilelüm dostdan yana 

 Bakmayalum öne-sona 

 Gel dosta gidelüm gönül 

8 Bu dünyâ olmaz pâyidâr 

 Aç gözüni cânun uyar 

 Olgıl bana yoldaş u yâr 

 Gel dosta gidelüm gönül 

9 Ölüm haberi gelmedin 

 Ecel yakamuz almadın 

 ‘Azrâîl hamle kılmadın 

 Gel dosta gidelüm gönül 

10 Girçek erene varalum 

 Hakk'un haberin soralum 

 Yûnus Emre'yi alalum 

 Gel dosta gidelüm gönül 

 YE. 53b, NO. 187b, RY. (Mecmûa). 

 161

1 N'ola gelsen şimden girü fesâdı terk itsen gönül 

 Gâh aglasan günâhuna gâh kanâ‘at itsen gönül 

2 İşün gücün fesâdıla yakdı beni hırs odıla 

 İltsen yârı bir ugurdan yanar oda atsan gönül 

3 Niçe bir ben sana uyam özümi belâya koyam 

 N'ola gelsen sen de benüm ögüdümi dutsan gönül 

130 Yûnus Emre Dîvânı

4 Dünyâ halkun düşmânıdur maksûd ol cânlar cânıdur 

 Bilün ki dünyâ fânîdür dünyâyı terk itsen gönül 

5 Yûnus miskîn kalmaz câna virür cânını kurbâna 

 Gelsen sıgınsan Sübhân'a togru yola gitsen gönül 

 B. 4a. 

 162

1 Dervîşlik didükleri hırkayıla tâc degül 

 Gönlin dervîş eyleyen hırkaya muhtâc degül 

2 Hırkanun ne suçı var sen yolına varmazsan 

 Vargıl yolınca yüri er yolı kalmaç degül 

3 Dirsin şeyhüm ‘ışkıla yalın ayak baş açuk 

 Er var dirlik dirilmiş yalın ayak aç degül 

4 Turmış ma‘rifet söyler erene Yûnus Emrem 

 Yol eriyle yoldadur yolsuza yoldaş degül 

 YE. 54a, Dîvân, Staatsbibliothek/Marburg, Ms., Or. Ort. 2869, Vr. 21a. 

 163

1 Senün ben dimekligün ma'nîde usûl degül 

 Bir kapu kullarına şaşı bakmak yol degül 

2 Sen sana yararısan bu sözden tuyarısan 

 Kancaru bakarısan dimegil sen ol degül 

3 Yitmiş iki milletün hem ma‘şûkı ol durur 

 ‘Âşıkı ma‘şûkından ayırmaklık fâl degül 

4 Küfrini atar iken îmânun urma sakın 

 Hırs bizümle düşmândur bilişlüdür il degül 

5 İş bu sözden bir haber muhtasârdur muhtasâr 

 İt bir eri ihtiyâr kahıtlıkdan bol degül 

Dr. Mustafa Tatcı 131

6 Paşa bu kuş dilidür bunı Süleymân bilür 

 Sana direm iy hâce bu dil tehî dil degül 

7 Saga sola bakmadın hoş söyler Tapduk Yûnus 

 Ol gerçege ‘âşıklar küllî sagdur sol degül 

 Muahhar Bazı Mecmûalarda var. 

 164

1 Müşkili hâlleylemek degmenün işi degül 

 Bir kişiye vir gönli bu yolda taşı degül 

2 Bu kelâmun ma'nîsi evliyânun hânıdur 

 Yidürmegil câhile sükkerümüz aşı degül 

3 Evliyânun gönlinden şey'li'l-lâhun kesmegil 

 Sana himmet eyleyen gözile kaşı degül 

4 Er oldur ki menzilin her dem gösteri tura 

 Degme ‘ârif bu düşi yoramaz işi degül 

5 İşde bir yâr bulasın cânun fidî kılasın 

 İnkârıla gelenler erün yoldaşı degül 

6 Hak tecellî kılmaga cân aslını bulmaga 

 Gönülden sür sivâyı nazarı taşı degül 

7 Biz ol ‘ışk bâdesini ol dost elinden içdük 

 Bize ol kadeh sunan dünyâ dervîşi degül 

8 Yûnus bir toganıdı kondı Tapduk kolına 

 Ava şikâre geldi bu yuva kuşı degül 

 HB. 11b. A. 13, Muahhar Bazı Mecmûalar. 

 165

1 Cânlar fidâ yoluna bu cân kayusı degül 

 Sen cânı gerek bana cihân kayusı degül 

2 Cânlar içinde cânum sensin genc-i pinhânum 

 Çün ‘ıyân gördüm seni pinhân kayusı degül 

132 Yûnus Emre Dîvânı

3 Cânlar içinde cânsın sen bir Âb-ı Hayvânsın 

 Bize dîn ü îmânsın îmân kayusı degül 

4 Yudum yaramı sildüm yaram kimdedür bildüm 

 Bana yârüm kayusı yaram kayusı degül 

5 ‘Işkun beni fâş itdi saklayam dirdüm velî 

 Çün seni ‘ıyân gördüm pinhân kayusı degül 

6 Dermân ola mı bana derdüm benüm kim ona 

 Derdlü varayın sana dermân kayusı degül 

7 Gelün ‘âşık olalum ‘ışka cevlân kılalum 

 Esrük olup yatmışam cevlân kayusı degül 

8 ‘Işkun okı demreni dokınur yüregüme 

 ‘Işk içün ben öleyin demren kayusı degül 

9 Cân u gönüli n'itdüm ‘ışkun odına atdum 

 Sıdkı dahı unutdum gümân kayusı degül 

10 ‘Işkun burcından uçdum cevlân uruban geçdüm 

 Ben dostıla buluşdum cevlân kayusı degül 

11 Bahr ‘ummâna talmışam anda sadef bulmışam 

 Gevher alup gelmişem ‘ummân kayusı degül 

12 Turdugum yir Tûr ola bakdugum dîdâr ola 

 Ne hâcet Mûsâ bana sen-ben kayusı degül 

13 Yûnus'ı ögütlerler kalk kervân göçdi dirler 

 Ben menzile irişdüm kervân kayusı degül 

 NO. 192a, RY. 63b, YE. 52a, K. 197b, Ç. 29b. 

 166

1 Bir kez gönül yıkdunısa bu kıldugun namâz degül 

 Yitmiş iki millet dahı elin yüzin yumaz degül 

Dr. Mustafa Tatcı 133

2 Erenler gelüp geçdiler dünyâyı koyup göçdiler 

 Havâya agup uçdılar bular hümâdur kaz degül 

3 Cân odur kim Hak'a ire ayak odur yola gire 

 Er oldur alçakda tura yüksekden bakan göz degül 

4 Münkir ile müdde'îyi sayma buçuga koyanı 

 Git ahûra tak buları her kim (ki) 'âşık-bâz degül 

5 Togrı yola gitdünise er etegin tutdunısa 

 Bir hayır da itdünise birine bindür az degül 

6 Yûnus bu sözleri çatar sanki balı yaga katar 

 Halka metâ‘ların satar yüki güherdüz tuz degül 

 YE. 54a, A. 12. 

 167

1 Tehî görmen kimseyi hîç kimesne boş degül 

 Eksükligile nazar erenlere hoş degül 

2 Gönlüni dervîş eyle dostıla biliş eyle 

 ‘Işk eri şol ma‘nîde dervîş içi boş degül 

3 Dervîş bilür dervîşi Hak yolına turmışı 

 Dervîşler hümâ kuşı çaylak u baykuş degül 

4 Dervîşlik aslı cândan geçdi iki cihândan 

 Haber virür sultândan bellüdür yad kuş degül 

5 İy Yûnus Hakk'ı bilen söylemez hergiz yalan 

 İkilik ile gelen togrı yol bulmış degül 

 A. 13. 

MİM 

 168

1 İy yârânlar iy kardaşlar sorun bana kandayıdum 

 Dinlersenüz eydivirem ezelî vatandayıdum 

134 Yûnus Emre Dîvânı

2 Ezelîden dilümde uş Tanrı birdür Hak'dur Resûl 

 Bunı böyle bilmeziken bir ‘aceb makâmdayıdum 

3 Kalû belâ söylenmedin tertîb düzen eylenmedin 

 Hak'dan ayru degülidüm ol ulu dîvândayıdum 

4 Yire bünyâd urulmadın Âdem dünyâya gelmedin 

 Öküz balık eylenmedin ben ezelî andayıdum 

5 Eyyûb'ıla derde esîr iniledüm çekdüm cezâ 

 Belkîs'ıla taht üzere mühr-i Süleymân'dayıdum 

6 Yûnus'ıla balık beni çekdi deme yutdı bile 

 Zekeriyyâ'yıla kaçdum Nûh'ıla tûfândayıdum 

7 ‘Asâyıla Mûsâ'yıla kaçdum çıkdum Tûr Tagı'na 

 İbrâhîm'ile Mekke'ye bünyâd bıragandayıdum 

8 İsmâ'île çaldum bıçak bıçak ana kâr itmedi 

 Hak beni âzâd eyledi koçıla kurbândayıdum 

9 Yûsuf'ıla ben kuyıda yatdum bile çekdüm cezâ 

 Ya'kûb'ıla çok agladum bulınca figândayıdum 

10 Mi'râc gicesi Ahmed'ün dönderdüm ‘Arş'da na'linin 

 Üveys'ile urdum tâcı Mansûr'ıla urgandayıdum 

11 ‘Alî'yile urdum kılıç Ömer'ile ‘adl eyledüm 

 On sekiz yıl Kâf Tagında Hamza'yla meydândayıdum 

12 Yûnus senün ‘âşık cânun ezelî ‘âşıklarıla 

 Ol Allah'un dergâhında seyrân u cevlândayıdum 

 F. 117b, T. 37a, YE. 61a, NO. 185b, K. 65b, B. 5a, HB. 106, A. 15. 

 169

1 İy yârânlar iy kardaşlar sorun bana kandayıdum 

 ‘Işk denizine taluban deryâ-yı ‘ummândayıdum 

2 Yire bünyâd urulmadın yir-gök melâik tolmadın 

 Levh ü kalem çalınmadın mülk-i yaradandayıdum 

Dr. Mustafa Tatcı 135

3 Ol kim beni bekleridi her kandasam saklarıdı 

 ‘Işk urganı ucındagı kandîldagı cândayıdum 

4 Kaygu eli irmezidi gussa gözi görmezidi 

 Endîşe şehrinden taşra bir ulu mekândayıdum 

5 Bu işlerde olan kişi terk itsün cümle teşvîşi 

 İçerüden içerü bir key latîf nihândayıdum 

6 Benüm gibi bu cihâna yüz bin gelürse az ola 

 Benüm gelişüm şimdidür üstâdda Kur'ân'dayıdum 

7 Dört kitâbı okumadın ayırup seçmek olmadın 

 Ezberledüm sebakumı bu ‘ışkı hânendeyidüm 

8 Pâdişâhdan destûr oldı bizi bunda mülke saldı 

 İki cihân Uçmak oldı Uçmak'da Rıdvân'dayıdum 

9 Yılduzıdum bunca zamân gökde melâik arzûmân 

 Cebbâr-ı ‘âlem hükm ider ben ol zamân andayıdum 

10 Toksan bin Hak kelâmını söyleşicek Habîb'ile 

 Otuz bini sırr olıcak ben ol sır olandayıdum 

11 Ben bu sûretden ilerü adum Yûnus degül iken 

 Ben olıdum ol ben idüm bu ‘ışkı sunandayıdum 

 F. 131b, RY. 7b, YE. 55a, 67a, Rt. 17, K. 57a. 

 170

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Ben bende buldum çün Hak'ı şekk ü gümân nemdür benüm 

 Ol dost yüzin görmez isem bu gözlerüm nemdür benüm 

2 Gelsün münâcât eyleyen toksan bin hâcât söyleyen 

 Taşra ‘ibâdet eyleyen görsün ki dost nemdür benüm 

3 Mûsî olup Tûr'a çıkam nûr oluban gözden bakam 

 Söz oluban dilden çıkam sûr u nagam nemdür benüm 

136 Yûnus Emre Dîvânı

4 Mûsî varur Tûr'a çıkar anda varur nûra bakar 

 Dostdan gayrı zerre kadar bu gözlerüm görmez benüm 

5 Uş ben beni cem' eyledüm ol dosta îmân eyledüm 

 Birligine kıldum kâmet riyâ tâ‘at nemdür benüm 

6 Ol dost bana ümmî dimiş hem adumı Yûnus komış 

 Dilüm şeker gevdem kamış bu söyleyen nemdür benüm 

7 Ümmî benem Yûnus benem dokuz atam dörtdür anam 

 ‘Işk odına düşüp yanam sûk u bâzâr nemdür benüm 

 RY. (Mecmûa) 8a, Ç. 42b. 

 171

1 Ben bunda garîb geldüm ben bu ilden bîzâram 

 Bu tutsaklık tuzagın demi geldi üzerem 

2 Ben bu ‘ışk kitâbını okıdum tahsîl kıldum 

 Hâcet degüldür bana aga kara yazaram 

3 Dört kitâbun ma'nîsi tamâmdur bir elifde 

 Bâ didürmen siz bana bâ diyicek azaram 

4 Bir elif tahsîl iden münezzehdür ‘âlemden 

 Endîşe iklîminde niçün durup gezerem 

5 Yitmiş iki millete suçum budur Hak didüm 

 Korkı hıyânetedür yâ ben niçün kızaram 

6 Bir çeşmeden akan su acı tatlu olmaya 

 Edebdür bana yirmek bir lüleden sızaram 

7 Şerî‘at oglanları niçe yol eyde bana 

 Hakîkat deryâsında bahrî oldum yüzerem 

8 Çünki ben bunda geldüm ben anı bunda buldum 

 Mansûr'am dâra geldüm kül oluban tozaram 

Dr. Mustafa Tatcı 137

9 Karanu dünler olsa yollar hîç anlanmasa 

 Kulavuzum er olsa ben neyiçün azaram 

10 Dost bana gelsün dimiş benüm kaydumı yimiş 

 İş bu yüzüm karasın teberrükler düzerem 

11 Çün varam dost Hazret'e el kavşurup hıdmete 

 Benden ‘amel sorarsa bu ‘amelden bezerem 

12 Yûnus bu kuş dilidür bunı süleymân bilür 

 Gerçek eren bu yolda ne didügin sezerem 

 F. 118b, T. 38a, NO. 185a, K. 58b, YE. 55b, Rt. 18, A. 15, Ç. 35b. 

 172

1 Ben bu cihâna gelmedin sultân-ı cihândayıdum 

 Sözi girçek hükmi revân ol hükm-i sultândayıdum 

2 Halâyık bunda gelmedin gökler melâik tolmadın 

 Bu mülke bünyâd olmadın mülk-i yaradandayıdum 

3 Yüz yigirmi dört bin hâsı dört yüz kırk dört tabakası 

 Devlet makâmında ol gün ulu hânedândayıdum 

4 Gussa beni görmezidi kaygu eli irmezidi 

 Endîşe şehrinden taşra bir yüce mekândayıdum 

5 Yûnus bu cümle varlıgun dost katında zerre degül 

 Güftile kelâmdayıdum hem bunda hem andayıdum 

 F. 119b, T. 38b, YE. 61b, YE. 62a. 

 173

1 Uş gine geldüm ben bunda sır sözin ‘ıyân eyleyem 

 Bir söz ile yiri gögi cümlesin hayrân eyleyem 

2 Dilerisem ten eyleyem dilerisem cân eyleyem 

 Gönlümi Tûr cânum Mûsâ ‘ışkı Süleymân eyleyem 

3 Dirlik bana karşu gele ben dirligün boynın uram 

 Ölüm eger vâcib ola cânumı kurbân eyleyem 

138 Yûnus Emre Dîvânı

4 ‘Îsâ ki Meryem'e varur şöyle varam ben ol Hakk'a 

 Fazlı yolında ol Hakk'un ‘âlemi handân eyleyem 

5 Azrâîl ne kişi durur kasd idebile cânuma 

 Ben anun kasdını gine kendüye zindân eyleyem 

6 Yâ Cebrâîl kim ola kim hükm ide benüm âhuma 

 Yüz bin Cebrâîl gibiyi bir demde perrân eyleyem 

7 Bu bizden öndin gelenler ma'nîyi pinhân didiler 

 Ben anadan togmış gibi geldüm ki ‘uryân eyleyem 

8 Yûnus senün gönlün evi Hak varlıgı toptoludur 

 Uş geldüm ki ‘âşıklara varlıkdan ihsân eyleyem 

 F. 119b, T. 38b, YE. 60b, Rt. 34, Ç. 46a. 

 174

1 Cümle ‘âlem terkin urup ben dost terkin urımazam 

 Andan ayru buçuk sâ‘at ben ansuzın durımazam 

2 Andan ayru diriligüm dirlik degül durur benüm 

 Kadîm odur görür beni ben ölüyem görimezem 

3 Hûrî gelüp eydürise gönül bana virgü diyü 

 Dostdan artuk kimseneye ben gönlümi virimezem 

4 Dost diyü geçdi bu ‘ömrüm başarmadum dost kullıgın 

 Koyam başara ol beni ben hîç iş başarımazam 

5 Bir kezden ol oldum ahî benden ümîd yokdur bana 

 Ben olısam pes ol kanı ben bu sırra irimezem 

6 Dostlar ögüt virür bana gitgil anun yakınından 

 Daha yakın varam meger andan ayruk varımazam 

7 Degmeler eydür Yûnus'a katlan bugün-yarın diyü 

 Cehd ideyim bugünümi yarına irgürimezem 

RY. (Mecmûa) 16a, Dîvân, Staatsbibliothek/Marburg, Ms., Ort.; 2869. Vr. 66b. 

Dr. Mustafa Tatcı 139

 175

1 Ben bir ‘aceb ile geldüm kimse hâlüm bilmez benüm 

 Ben söylerem ben dinlerem kimse dilüm bilmez benüm 

2 Benüm dilüm kuş dilidür benüm ilüm dost ilidür 

 Ben bülbülem dost gülümdür bilün gülüm solmaz benüm 

3 Ol dost bana gelsün dimiş sundum kadeh alsun dimiş 

 Aldum kadeh içdüm şarâb ayruk gönlüm ölmez benüm 

4 Ne turum var ne turagum hîç yirde yokdur karârum 

 Hakk'a münâcât itmege bellü yirüm olmaz benüm 

5 Sor turdugum yiri bana gelürsen gösterem sana 

 Bir zerrece Hak'dan ayru gözüm nesne görmez benüm 

6 Tûr Tagı'nda bir tecellî gör Mûsâ'ya neler kıldı 

 Yûnus eydür Hak katında sözüm girü kalmaz benüm 

 RY. (Mecmûa) 16a; Dîvân, Staatsbibliothek/Marburg, Ms., Ort.; 2869. Vr. 31b. 

 176

1 Kaçan kim ben beni bildüm yakîn bil kim Hakk'ı buldum 

 Korkum anı bulıncaydı şimdi korkudan kurtuldum 

2 Hîç ayrukdan ben korkmazam ya bir zerre kayurmazam 

 Ben şimdi kimden korkayın korkdugumıla yâr oldum 

3 ‘Azrâîl gelmez cânuma sorucı gelmez sinüme 

 Bular benden ne sorısar anı sorduran ben oldum 

4 Yâ ben onca kaçan olam anun buyrugın buyuram 

 Ol geldi gönlüme toldı ben ana bir dükkân oldum 

5 Dükkân ıssı dükkânından hâli degüldür evinden 

 Ol bu eve geleliden ben bu halka bir kân oldum 

6 Cânlular benden el alur cânsuzlar eri ne bilür 

 Hem virürler hem alurlar ben bir ulu dîvân oldum 

140 Yûnus Emre Dîvânı

7 Yûnus Hakk'a kıldı tapu Hak Yûnus'a açdı kapu 

 Bâkî devlet benüm imiş ben kul iken sultân oldum 

 F. 120b, T. 39a, K. 132a, RY. 73a, YE. 59a, 66b, Rt. 18. 

 177

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Haber eylen ‘âşıklara ‘ışka gönül viren benem 

 ‘Işka bahâ kim yitüre ‘ışk ma'denin bulan benem 

2 Yir gök tolu bu ‘ışk durur ‘ışksuz hîç nesne yok durur 

 ‘Işk bahrisi olubanı denizlere talan benem 

3 Deniz yüzinden su alup sunı virürem göklere 

 Bulutlayın seyrân idüp ‘Arş'a yakın varan benem 

4 Yıldırım olup şakıyan gökde melâik tokıyan 

 Bulutlara hüküm sürüp yagmur olup yagan benem 

5 Gördüm gögün meleklerin her biri bir cünbişdedür 

 Hak Çalab'un zikrin ider İncîl ü hem Kur'ân benem 

6 Gördüm diyen degül gören bildüm diyen degül bilen 

 Bilen oldur gösteren ol ‘ışka esîr olan benem 

7 Sekiz Uçmak ‘âşıklara köşk ü sarâydur anlara 

 Mûsî'leyin hayrân olup Tûr Tag'ında kalan benem 

8 Kalem çalınıcak görgil haber böyle durur bilgil 

Kâlû belâ kelecisin bunda haber viren benem 

9 Delü oldum adum Yûnus ‘ışk oldı bana kulavuz 

 Hazret'e degin yalunuz yüz süriye varan benem 

 F. 121a, T. 39b, K. 168a, YE. 62a, B. 27b. 

 178

1 Ezelî bu ‘ışkı ben bu mülke sürüp geldüm 

 Biridüm anda şeksüz uş yine bire geldüm 

Dr. Mustafa Tatcı 141

2 Ol birün nûrı bana göründi er yüzünden 

 Cân gözile ol nûrı ben bunda sora geldüm 

3 Ol nûrı göreliden unıtdum kendözümi 

 Sanasın Mûsâ benem hâcete Tûr'a geldüm 

4 Tûr-ı münâcât bana turdugum yirde olur 

 Benem bugün Bâyezîd uş gizlü sırra geldüm 

5 Ezel benüm ilümdür Elest benüm yolumdur 

 Ezelile Elest'i ben bunda göre geldüm 

6 Ben ezelden varıdum ma'şûkıla yârıdum 

 Hak beni viribidi âlemi göre geldüm 

7 Çün gökden yire yagdum yirden göge çok agdum 

 Âdem tonın tonandum devrânum süre geldüm 

8 Et ü deri büründüm geldüm size göründüm 

 Adumı âdem kodum andan zuhûra geldüm 

9 ‘Işk esritdi cânumı uş Ene'l-Hak didürür 

 Korku gitdi gönlümden Mansûr'am dâra geldüm 

10 ‘Işkdan dertlü olana dermânum vardur benüm 

 ‘Işk sayrusı olana erkândur sora geldüm 

11 Mecnûn kadehin aldum Leylî gönline taldum 

 Çün Hakk'ı ‘ıyân bildüm andan sınura geldüm 

12 Bundan böylesi bilgil pâdişâh iklîmidür 

 Dört yanum dîdâr oldı gör ne hûb yire geldüm 

13 Bana bu ‘ışk tolalı adum Yûnus olalı 

 ‘Iyân oldı pâdişâh kulam şükrâne geldüm 

 NO. 181b, HB. 17a, B. 30a, K. 133a, RY. 73a, 3a, Ç. 32b, M. 37, A. 15, 7. 

 179

1 Benüm bunda karârum yok ben bunda gitmege geldüm 

 Bezirgânam metâ‘um çok alana satmaga geldüm 

142 Yûnus Emre Dîvânı

2 Ben gelmedüm da'vîyiçün benüm işüm seviyiçün 

 Dostun evi gönüllerdür gönüller yapmaga geldüm 

3 Dost esrigi deliligüm ‘âşıklar bilür neligüm 

 Degşürüben ikiligüm birlige yitmege geldüm 

4 Ol hâcemdür ben kulıyam dost bâgçesi bülbüliyem 

 Ol hâcemün bâgçesinde şâd olup ötmege geldüm 

5 Bunda bilişmeyen cânlar anda bilişimez anlar 

 Bunda bilişüp dostıla hâlüm ‘arz itmege geldüm 

6 Yûnus Emre ‘âşık olmış ma'şûka derdinden ölmiş 

 Girçek erün kapusında hâlüm ‘arz itmege geldüm 

 F. 125b, T. 42a, NO. 189b. 

 180

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Ne dirisem hükmüm yürür elümde fermân tutaram 

 Ne dirisem hükmüm revân çün hükm-i sultân tutaram 

2 İns ile bu cinn ü perî dîvler benüm hükmümdedür 

 Tahtum benüm yil götürür mühr-i Süleymân tutaram 

3 İblîs ü âdem kim olur kim azdura yâhûd aza 

 Bu cümlesi eyü yavuz kamusın andan tutaram 

4 Dünyâ benüm mülküm durur kavmi benüm kavmüm durur 

 Her dem benüm yargum yürür yargumı handân tutaram 

5 Senün gibi cân var iken Âb-ı Hayât isteyeni 

 Karanulıga gireni ben anı hayvân tutaram 

6 Ansuz olursam ölürem anunla diri oluram 

 Siz sanmanuz ki dirligi hemîşe cândan tutaram 

7 Dînüm îmânum ol durur ansuz olursam dünyede 

 Ne pûta-hâça taparam ne dîn ü imân tutaram 

Dr. Mustafa Tatcı 143

8 Yûnus eydür hîç şek degül ol benven ü ben olvanun 

 Ben ne dirisem dost tutar dost didügin ben tutaram 

 F. 122a, T. 40a, YE. 61a, NO. 187b, K. 160b, RY. 68b, B. 50b, A. 13, M. 51. 

 181

1 Cânum ben andan bunda ezelî ‘âşık geldüm 

 ‘Işkı kılavuz tutdum ‘ışka ulaşup geldüm 

2 Degülem kâl ü kîlde yâ yitmiş iki dilde 

 Yad yok bana bu ilde anda bilişüp geldüm 

3 Geçdüm hod-bîn ilinden el çekdüm dükelinden 

 Ol ikilik bâbından birlige bitüp geldüm 

4 Dört kişidür yoldaşum vefâ-dârum râz-daşum 

 Üçile hoşdur başum birine buşup geldüm 

5 Ol dördün birisi cân biri dîn biri îmân 

 Biri nefsümdür düşmân anda savaşup geldüm 

6 Bir kılı kırk yardılar birin yol gösterdiler 

 Bu mülke gönderdiler o yola düşüp geldüm 

7 'Işk şerbetinden içdüm on iki ırmak geçdüm 

 Denizler bendin deşdüm ‘ummândan taşup geldüm 

8 Ben andan geldüm bunda yine varuram anda 

 Ben anda varasumı anda tanışup geldüm 

9 ‘Azrâîl ne kişidür kasd idesi cânuma 

 Ben emânet ıssıyla anda bitrişüp geldüm 

10 Aradum çıkdum bir uca eglendüm teferrüce 

 Eren soyın soylayup ol soya düşüp geldüm 

11 Yûnus Emre'ye ne gam ‘âşık melâmet bed-nâm 

 Küfrüm îmâna şol dem anda degişüp geldüm 

 F. 123b, T. 40b, YE. 62b, K. 71b, HB. 15a, RY. 54b, NO. 192b, Rt. 36, M. 9, Ç. 31a. 

144 Yûnus Emre Dîvânı

 182

1 Dost elinden ölürisem güle güle girü gelem 

 Ganîmet görem bu demi cân şükrâne virü gelem 

2 Cânın dirîg tutan kişi dost katından ırak düşer 

 Fidî kılam yüz bin cânı ıraklıkdan berü gelem 

3 Cercîs'leyin ol dost beni yitmiş kez öldürürise 

 Bin kez dahı ölürisem yüz bin kez ilerü gelem 

4 Yüz bin kez togam uyagam dost burcında cevlân kılam 

 Hem bunda olam hem anda bunda anda varu gelem 

5 Dost burcında togmış iken niçün ırak varmak bana 

 Ol mahabbet feleginde her sabâh çevürü gelem 

6 Yavı kılındum ne çâre yürürem dün-gün âvâre 

 Soranlara cevâb budur isteyüben soru gelem 

7 Bin yıl toprakda yatursam hîç komayam Ene'l-Hakk'ı 

 Ne vakt gerek olurısa ‘ışk nefesin uru gelem 

8 İnanmayan gel sinüme dost adını eyit kıgır 

 Kefen tonın pâre kılup topragumdan turu gelem 

9 Dost yolından gider isem gelmekligüm geniz ola 

 Dost varlıgı benümile her dem nişân virü gelem 

10 Bundan böyle n'olasını degme ‘akıl şerh itmeye 

 ‘Âşıklara miskîn Yûnus hoş haber degürü gelem 

 F. 127a, T. 42b, K. 131a, NO. 193a, RY. 486, Rt. 18, Ç. 39a. 

 183

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Bin yıl eger vasfın diyem bir zerresin düketmeyem 

 Bir katrede yüz bin deniz bir noktasın şerh itmeyem 

Dr. Mustafa Tatcı 145

2 Ne mesel baglasam olur ne hod gönül karâr kılur 

 Kim benzedür misl ü misâl hâşâ anı benzetmeyem 

3 Kim ide bir nakş u sûret nakş u sûretden ol âzâd 

 Cümle ‘akıllar sende mât niçe ‘özür gözetmeyem 

4 Çün ‘akıl fenâya vara delü ola ne başara 

 Delülere sensin çâre delü oldum pes n'itmeyem 

5 Ögret imdi dil ne disün şart oldur seni söylesün 

 Tevfîk yari kılurısa gayrı dile söyletmeyem 

6 Ne dirisen sen di bana koma beni benden yana 

 Benüm hâcetüm bu sana bana beni istetmeyem 

7 Çün pâdişâh güçlü ola pes kul fuzûl işlü ola 

 Ben senünem bana ne gam ger suç idem ger itmeyem 

8 Çün kim girdüm bu denize ne kenâr var ne cezîre 

 Çün dört yanumdan mevc ura teknem kavî hîç batmayam 

9 Benüm degül bu keleci varlık senün Yûnus neci 

 Çün dilüme sensin kadîr sensüz lisân depretmeyem 

 F. 122b, T. 40a, RY. 67b, K. 138a, YE. 54b, Rt. 17, M. 50. 

 184

1 Sensin Kerîm sensin Rahîm 

 Allâh sana sundum elüm 

 Senden artuk yokdur umum 

 Allâh sana sundum elüm 

2 Ecel irdi va‘de yitdi 

 Bu ‘ömrüm kadehi toldı 

 Kimdür ki içmedin kaldı 

 Allâh sana sundum elüm 

3 Dilüm tetigi bozuldı 

 Cânum gevdemden üzüldi 

 Uşda gözlerüm süzüldi 

 Allâh sana sundum elüm 

146 Yûnus Emre Dîvânı

4 Urdılar suyum ılıdı 

 Kavum kardaş cümle geldi 

 Esen kalsun kavum kardaş 

 Allâh sana sundum elüm 

5 Uş dikdiler kefen tonum 

 Hazret'e gönüldi yolum 

 Bunda kalan nemdür benüm 

 Allâh sana sundum elüm 

6 Geldi salacam sarılur 

 Dört yana sala virilür 

 İl namâzuma dirilür 

 Allâh sana sundum elüm 

7 Salacamı götürdiler 

 Musallâya yitürdiler 

 Görklü tekbîr getürdiler 

 Allâh sana sundum elüm 

8 Götürdiler bunda üşüp 

 İndürdiler anda şeşüp 

 Topragum örterler eşüp 

 Allâh sana sundum elüm 

9 Topraga çün düşürdiler 

 El topraga üşürdiler 

 Taşlarıla basdurdılar 

 Allâh sana sundum elüm 

10 Uşda beni götürdiler 

 Makbereme getürdiler 

 Halka olup oturdılar 

 Allâh sana sundum elüm 

11 Çün cenâzeden şeşdiler 

 Üstüme toprak eşdiler 

 Hep koyubanı kaçdılar 

 Allâh sana sundum elüm 

Dr. Mustafa Tatcı 147

12 Kaldum bir karanluk yirde 

 Ayruk varımaz ol yirde 

 Sataşdum bir ‘aceb derde 

 Allâh sana sundum elüm 

13 Ölmedi meşhed tolduhça 

 Gündüzümüz oldı gice 

 Bilmeyüz hâlümüz niçe 

 Allâh sana sundum elüm 

14 Geldi Münker ile Nekir 

 Her birisi sordı bir dil 

 İlâhî sen cevâb virgil 

 Allâh sana sundum elüm 

15 Aldı beni ince yola 

 İltdi Sırât köprüsine 

 ‘Amelüme yok mededüm 

 Allâh sana sundum elüm 

16 Yidi Tamu sekiz Uçmak 

 Her birinün vardur yolı 

 Her bir yolda yüz bin çârsû 

 Allâh sana sundum elüm 

17 Halâyıklar melâikler 

 Ger esrükler ger ayuklar 

 Sahha size uyanıklar 

 Allâh sana sundum elüm 

18 Görün ‘aceb oldı zamân 

 Gönülden eylenüz figân 

 Ölür çün anadan togan 

 Allâh sana sundum elüm 

19 Yûnus tap uzat bu sözi 

 Allâh'una dutgıl yüzi 

 Dîdârdan ayırma bizi 

 Allâh sana sundum elüm 

 F. 124b, T. 41b, RY. 31a, K. 174a, NO. 193b, YE. 63a, M. 58, Ç. 38a. 

148 Yûnus Emre Dîvânı

 185

1 Muhammed ile bile Mi'râc'a çıkan benem 

 Ashâb-ı Suffa'yıla yalıncak olan benem 

2 Sabrıla kanâ'atı virübidüm bunlara 

 Kırkını bir gönlege kanâ'at kılan benem 

3 Ol kırkdan birisine çaldumıdı neşteri 

 Kırkından kan akıdup ‘ibret gösteren benem 

4 Âdem Peygamber ile Havvâ yaradılmadın 

 Uçmak'dan sürülüben ol müflis olan benem 

5 Mûsâ Peygamber ile bin bir kelime kıldum 

 ‘Îsâ Peygamber ile göklere çıkan benem 

6 İbrâhîm Edhem vaktı terk itdi tâc u tahtı 

 Allâh ‘ışkına bakdı ol sırrı tuyan benem 

7 Abdü'r-rezzâk ol dervîş yoldaş idindi beni 

 Hallâc-ı Mansûr'ıla dâra asılan benem 

8 ‘Ömer-i Hattâb'ıla çok ‘adl ü dâd işledüm 

 Oglıla fısk içinde hadde basılan benem 

9 Adumı Yûnus dakdum sırrum ‘âleme çakdum 

 Levh ü kalemden öndin dilde söylenen benem 

 F. 126a, YE. 58a, RY. 52a, NO. 187b, K. 108b, HB. 10b. Rt. 14, M. 27, Ç. 44b, A. 14. 

 186

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Hak Çalab'um Hak Çalab'um sencileyin yok Çalab'um 

 Günâhluyam yarlıgagıl iy rahmeti çok Çalab'um 

2 Kullar senün sen kullarun günâhları çok bunlarun 

 Uçmaguna sal bunları binsünler Burâk Çalab'um

Dr. Mustafa Tatcı 149

3 Ben eydürem kim iy Ganî nedür bu derdün dermânı 

 Zinhâr esirgeme beni ‘ışk odına yak Çalab'um 

4 Ne yohsul u ne baydasın ne köşk ü sarâylardasın 

 Girdün miskînler gönline idindün turak Çalab'um 

5 Kogıl beni hoş yanayın kül oluban uşanayın 

 Ol sevdügün Muhammed'e olayın çerâk Çalab'un 

6 Ne ‘ilmüm var ne tâ‘atüm ne gücüm var ne tâkatüm 

 Meger kıla ‘inâyetün yüzümüzi ak Çalab'um 

7 Yûnus'ı sen yarlıgagıl bu günâhlu kullarıla 

 Eger yarlıgamazısan key katı firâk Çalab'um 

 F. 127b, T. 43a, HB. 11b, B. 5b, YE. 58a, RY. 37b, K. 114b, Rt. 16, M. 29 Ç. 30b. 

 187

1 Benüm cânum uyanukdur dost yüzine bakan benem 

 Hem denize karışmaga ırmak olup akan benem 

2 Irmak gibi ben çaglaram gâh gülerem gâh aglaram 

 Nefsüm cigerin taglaram kibr ü kîni yıkan benem 

3 Kırdum bu nefsün çerisin bir itdüm burc u bârûsın 

 Pâk eyledüm içerüsin mülketini yuyan benem 

4 Ben Hazret'e tutdum yüzüm ol ‘ışk eri açdı gözüm 

 Gösterdi bana kendözüm âyet-i küll dinen benem 

5 Şâh dîdârın gördüm ‘ıyân gümânsuzın bellü beyân 

 Kâfir ola inanmayan ol dîdâra bakan benem 

6 Benüm durur bu cümle iş hikmetile bu yaz u kış 

 Ben bilürem yad u biliş ırılmasuz duran benem 

7 Bu cümle cânda oynayan tamarlarında kaynayan 

 Küllî lisânda söyleyen küllî dili diyen benem 

8 Nemrûd odın İbrâhîm'e ben bâg u bostân eyledüm 

 Küfür yüzinden toguban gine odı yakan benem 

150 Yûnus Emre Dîvânı

9 Ol Hallâc-ı Mansûr'ıla söyleridüm Ene'l-Hakk'ı 

 Hem yine anun boynına dâr urganun dakan benem 

10 Ol Hak Habîb'i Mustafâ Mi'râc'a idicek sefer 

 Ol dem cânum fikr eyledüm ol sırrını duyan benem 

11 Şimdi adum Yûnus durur ol demde İsmâ'îl idi 

 Ol dost içün ‘Arafât'a kurbân olup çıkan benem 

12 Bu çarh benüm hükmümdedür her kanda ben oturmışam 

 Mülk benümdür hükm iderüm yapan benem yıkan benem 

13 Sa'd benem sa'îd benem Yûnus dahı benümledür 

 ‘İlm-i ledündür üstâdum ol esrârı tuyan benem 

 F. 128a, T. 43b, NO. 192a. 

 188

1 Aldı benüm gönlümi n'oldugum bilimezem 

 Yavı kıldum ben beni isteyüp bulımazam 

2 Gönülsüz girdüm yola hâlüm hoş gelmez dile 

 Bir dem derdüm dimege bir dertlü bulımazam 

3 Şâkirem derdümile sataşdum güle güle 

 Dertlüler bulıcagız ben beni bulımazam 

4 Eydürlerise bana senün gönlün kim aldı 

 Niçe haber vireyin aglarum eydimezem 

5 Bu benüm gönlüm alan toludur cümle ‘âlem 

 Kancaru bakarısam ansuz yir görimezem 

6 Ayık olup oturma ayıksuzlar getürme 

 Severem ‘ışk esrügin ben ayık olımazam 

7 Yûnus'a kadeh sunan Ene'l-Hak demin uran 

 Erenler cur'asından içdüm ayılamazam 

 F. 129b, T. 44a, YE. 65b, NO. 190a, Mecmûa (Millî Ktp. Nu: 442, 96). 

Dr. Mustafa Tatcı 151

 189

1 ‘Işkun şarâbın içeli kandalıgum bilimezem 

 Şöyle yavı kılam beni isteyüben bulımazam 

2 Deryâ-yı ‘ummân olmışam güherlere kân olmışam 

 Şöyleki hayrân olmışam kendözüme gelimezem 

3 Yoluna basaldan kadem varlıgumı kıldum ‘adem 

 Gözden tolanma dem-be-dem kim sensüz ben olımazam 

4 Tolalı hüsnün illere hayrân kamu gönüllere 

 Niçe tolusın dillere senden nişân alımazam 

5 ‘Işkunıla mest olalı derdüni her dem bulalı 

 Visâl nişânın alalı Cennet'lere kalımazam 

6 Benüm dürüp bünyâdumı Yûnus ezelden adumı 

 Kesdüm kamudan dadumı ‘ışkundan ayrılımazam 

 YE. 64b. 

 190

1 ‘Aceb degül senün içün ger cân fidî kılurısam 

 Senün varlıgun cân yiter hoşdur cânsuz kalurısam 

2 Senün yüzün göricegiz cânum sana gitdiyidi 

 Senün sevgün bana yiter her kanda kim olurısam 

3 Senün dadun almayana sözüm ‘aceb kelecidür 

 Ne cânum var ne diriyem bir dem sensüz olurısam 

4 Bâkî suyın içmiş iken belürmez ölüm çeşnisi 

 Niçe zevâl ire bana sevmegile varurısam 

5 Niçe ki ben seni sevem ecel eli irmeyiser 

 Kaçan sunar ‘Azrâîl el ben seni cânlanurısam 

6 Ger sûretüm düşerise niçe noksân ire bana 

 Kadîmî zerrenem senün niçe düşüp tururısam 

152 Yûnus Emre Dîvânı

7 Dahı Elest belürmedin ‘âşıkıdum sen ma'şûka 

 Gözüm şaşı bakmaz benüm yüz bin kaba girürisem 

8 Dahı cihâna gelmedin cânum seni sevmişidi 

 Minnet degüldür Yûnus'a niçe tapu kılurısam 

 F. 131a, T. 45a, NO. 194a, K. 197a, YE. 63a, RY. 63a. 

 191

1 Tehî görmen siz beni dost yüzin görüp geldüm 

 Bâkî devrân-rûzigâr dostıla sürüp geldüm 

2 Ne var söylenen dilde varlık Hakk'undur kulda 

 Varlıgum hep ol ilde ben bunda garîb geldüm 

3 Bezirgânam meta‘m çok dest-gîrüm üstâdum Hak 

 Ben ziyânum assıya anda degişüp geldüm 

4 Yir ü gök yaradıldı ‘ışkıla bünyâd oldı 

 Topraga nazar kıldı aksurdı durup geldüm 

5 Gördüm yidi Tamu'sın sekiz Uçmak kamusın 

 Korkıdan günâhumı andan sızurup geldüm 

6 Âdem olup turmadın nefsüm boynın burmadın 

 Yanıldum bugday yidüm Uçmak'dan sürlüp geldüm 

7 Nûh oldum Tûfân içün çok dürişdim dîn içün 

 Dînüme dönmeyeni suya gark idüp geldüm 

8 Yalan degüldür sözüm bak yüzüme aç gözün 

 Dah'örtülmedi izüm uş yoldan urup geldüm 

9 Eyyûb oldum tenüme cefâ kıldum cânuma 

 Çagurdum Sübhân'uma kurtlar toyurup geldüm 

10 Zekeryâ oldum kaçdum irdüm agaca geçdüm 

 Kanum dört yana saçdum depem deldürüp geldüm 

11 Mûsâ'yla Tûr'a çıkdum bin bir kelime kıldum 

 Bu halâyık bilsünler anda bulınup geldüm 

Dr. Mustafa Tatcı 153

12 ‘Îsâ oldum kudretden bahâne bir avretden 

 İnâyet oldı Hak'dan ölü dirgürüp geldüm 

13 Cercîs olup basıldum Mansûr oldum asıldum 

 Hallâc panbugı gibi bunda atılup geldüm 

14 Muhammed'i bir gice Hak okıdı Mi‘râc'a 

 Ser-te-ser uçdan uca bile yüz sürüp geldüm 

15 Yalunuz Sübhân'ıdı peygamberler cânıdı 

 Yûnus hod pinhânıdı sûret degşürüp geldüm 

 F. 132b, T. 46a, NO. 192a, YE. 56a, K. 75a, Rt. 15, Mecmûa (Millî Ktp. FB. 204, s. 

151). 

 192

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 İy yârânlar tınman bana ben yine n'oldum bilmezem 

 ‘İlm ü ‘amel sorman bana dîvâne oldum bilmezem 

2 Ayruksı nesne tatmışam bildüklerüm unutmışam 

 Cânumı ‘ışka atmışam anda ne buldum bilmezem 

3 ‘Aklum yavı vardı besi tagıldı fikrüm kamusı 

 Boşaldum uş toldum velî neyile toldum bilmezem 

4 ‘Işkun beni yakup durur gönlüm dosta akup durur 

 Divşürimezem ben beni dem-beste kaldum bilmezem 

5 Ben ‘ışksuzın olımazam ‘ışk olıcak ben ölmezem 

 ‘Işkdur hayâtum hâsılı ‘ışkdan gayrısın bilmezem 

6 Bu ‘ışk ile bulanugam ne esrügem ne ayıgam 

 Ne uyuram ne uyanugam hayrân u mestüm bilmezem 

7 Sen beni şeyh oldı diyü benden nasîhat isteme 

 Ben sanuram key bilürem uş şimdi bildüm bilmezem 

154 Yûnus Emre Dîvânı

8 ‘Âşık Yûnus sen cânunı Hak yolına eyle fidâ 

 Bu şeyhıla buldum Hak'ı ben gayrı nesne bilmezem 

 K. 194a, NO. 190a, RY. 61b, HB. 17a, M. 70. 

 193

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Evvel benem âhir benem cânlara cân olan benem 

 Azup yolda kalanlara hâzır meded iden benem 

2 Bir karâra tutdum karâr benüm sırrumı kim tuyar 

 Câhil beni kanda görür gönüllere giren benem 

3 Kün deminde nazar iden bir nazarda dünyâ düzen 

 Kudretinden han döşeyüp ‘ışka bünyâd uran benem 

4 Düz döşedüm bu yirleri çöksü urdum bu tagları 

 Sayvân eyledüm gökleri girü tutup duran benem 

5 Dahı ‘aceb ‘âşıklara ikrâr u dîn îmân oldum 

 Halkun dahı gönlindeki küfr ü İslâm gümân benem 

6 Bir niçeye virdüm emir devlet ile sürdi ‘ömür 

 Yanan kömür kızan demür örse çeküç salan benem 

7 Kar yagduran buz tonduran hayvânlara rızkın viren 

 Şöyle bilün ol mahlûka ol Rahîm ü Rahmân benem 

8 Halk içinde dirlik düzen dört kitâbı togru yazan 

 Ag üstine kara dizen ol yazılan Kur'ân benem 

9 Dostıla birlige yiten buyrugı neyise dutan 

 Mülk bezeyüp dünyâ düzen ol bâgçevân hemân benem 

10 Dünyâda ben ol Rüstem'em dünyâ içinde bostânam 

 Karşumdagı sensin benüm seni sende gören benem 

11 Benem Hakk'un kudret eli benem beli ‘ışk bülbüli 

 Söyleyüp her dürlü dili halka haber viren benem 

Dr. Mustafa Tatcı 155

12 Diller damaklar şeşüren ‘ışk kazanını taşuran 

 Hamza'yı Kâf'dan aşuran ol agulu yılan benem 

13 Yagmur olup yire yagan bulud olup göge agan 

 Gözsüzlerün gözündeki boz pusaruk tuman benem 

14 Yûnus degül bunı diyen kendüligidür söyleyen 

 Kâfir olur inanmayan evvel-âhir hemen benem 

 F. 130a, T. 44b, NO. 180b, RY. 34b, 109a, YE. 60a, 64a, Rt. 13, M. 27, Ç. 43b. 

 194

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Ka'be vü büt-îmân benem çarh uruban dönen benem 

 Bulut olup göge agan yagmur olup yagan benem 

2 Yaz yaradup yir tonadan gönlümüz evi hânedân 

 Hoşnud ata vü anadan kullık kadrin bilen benem 

3 Yıldırım olup şakıyan kakıyup nefsin dokıyan 

 Yirün ka'rında berkiyen şol agılu ılan benem 

4 Hamza'yı Kâf'dan aşuran elin ayagın şeşüren 

 Çokları tahtdan düşüren hikmet ıssı sultân benem 

5 Et ü deri sünük çatan cism eyleyüp diri tutan 

 Hikmet beşiginde yatan kudret südin emen benem 

6 Gerçek ‘âşık gelsün berü gösterelüm togru yolı 

 Makâm durur gönül şarı ırılmayup turan benem 

7 Yiri gögi benüm diyen magrıb maşrık benüm diyen 

 Denizlere gel kıgıran adum Yûnus ‘ummân benem 

 F. 140b, T. 50b, K. 102b, YE. 59b, RY. 22b, NO. 180b, Rt. 13, M. 25 

 195

1 Evvel kadîm önden sona zevâli yok sultân benem 

 Yidi iklîme hükm idüp yiri gögi dutan benem 

156 Yûnus Emre Dîvânı

2 Ben bu yiri yaradıcak yir üstine gök turıcak 

 Ulu deniz mevc urıcak Nûh'a tûfân viren benem 

3 Kün didüm bu yire turdı gökler dahı karâr kıldı 

 Yüz bin dürlü âdem geldi getürüp gideren benem 

4 Yûsuf ile çâha inen terâzûya altûn vuran 

 Keffesine basaduran Mısır ıssı sultân benem 

5 Sofîyılan sofî olan sûfîyile sâfî olan 

 Bel baglayup tâ‘at kılan o Kerîm ü Rahmân benem 

6 Kâf'dan Kâf'a hükm eyleyen dîvleri hükmine koyan 

 Yile binüp seyrân kılan bu mülke Süleymân benem 

7 Et ü deri endâm çatan ‘âlemlere gönül katan 

 Âdem tonın tonanuban mülke kadem basan benem 

8 Sekiz Uçmak ‘âşıklara köşk ü sarâydur anlara 

 Mûsâ'layın Tûr Tagı'nda hayrân olup kalan benem 

9 Ben ‘âbidem ben ma'bûdam kamu yirlerde hâzıram 

 Zâlimlerden dâd alıcı miskînleri dutan benem 

10 Tapduk diyem cümle dile inanmışam degme kula 

 Yûnus dahı hod kim ola bu sözleri diyen benem 

 F. 134b, T. 47a, YE. 64b, K. 99a, NO. 180b, RY. 7a, 59a, M. 23, A. 14. 

 196

1 Andan berü gönildüm dostıla bile geldüm 

 Bu ‘âleme çıkıcak bir ‘aceb hâle geldim 

2 Ol dost açdı gözümi gösterdi kendözümi 

 Gönlümdeki râzumı söyledüm dile geldüm 

3 Gör ne yuvadan uçdum râzumı halka açdum 

 ‘Işk duzagına düşdüm tutıldum ele geldüm 

4 Tuzaga düşen gülmez ‘âşıklar râhat olmaz 

 Söylerem dilüm bilmez bir ‘aceb ile geldüm 

Dr. Mustafa Tatcı 157

5 Ben bunda geldüm ise ilüme girü gidem 

 Sanma ki bunda beni altûna mâla geldüm 

6 Degülem kâl ü kîlde bu yitmiş iki dilde 

 Hâlüm ahvâlüm nedür bu mülke sora geldüm 

7 Ne hâldeyüm ne bilem duzakdayum ne gülem 

 Bir garîbçe bülbülem ötmege güle geldüm 

8 Gül Muhammed deridür bülbül anun yâridür 

 Ol gülile ezelî cihâna bile geldüm 

9 Mescidde medresede çok ‘ibâdet eyledüm 

 ‘Işk odına yanuban andan hâsıla geldüm 

10 Kudret sûret yapmadın feriştehler tapmadın 

 ‘Âlemi halk dutmadın ilerü yola geldüm 

11 Yine Yûnus'a sordum eydür Hak nûrın gördüm 

 İlk yaz güneşi gibi mevc urup toga geldüm 

 F. 135a, T. 47b, YE. 57b, K. 105a, RY. 24a, 50b, NO. 195b, Ç. 34a. 

 197

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Erenlerün himmetini ben bana yoldaş eyleyem 

 Her kancaru varurısam cümle işüm hoş eyleyem 

2 Koyam bu dünyâyı gidem çün âhrete sefer idem 

 Ol Uçmak'da Hûrîleri ben bana yoldaş eyleyem 

3 Tene yumışak geymeyem cümlesinden fârig olam 

 Döşegümi toprak idüp yasdugumı taş eyleyem 

4 Uram yıkam nefs evini oda yana hırs u hevâ 

 El götürem şimden girü nefsile savaş eyleyem 

5 Tenüm dahı cânum dahı hîç bilmedi Ene'l-Hak'ı 

 Şimdiye dek bilmedise şimden girü tuş eyleyem 

158 Yûnus Emre Dîvânı

6 Bugün gülen kişi bunda yarın aglayısar anda 

 Revân döküp göz yaşını yasdugumı yaş eyleyem 

7 Miskîn Yûnus dir çagırur ‘âşıkıyam miskînlerün 

 Dervîş degülise taşum içümi dervîş eyleyem 

 F. 134a, T. 47a, YE. 56b, K. 79a, HB. 11b, M. 13, Ç. 45b. 

 198

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Hîç bilmezem kezek kimün aramuzda gezer ölüm 

 ‘Âlemi bostân eylemiş râyihanın keser ölüm 

2 Alur yigidi çagında bülbüli ötmez bâgında 

 Kimse komaz ocagında yigitleri alur ölüm 

3 Bir niçenün bilin büker bir niçenün mülkin yıkar 

 Bir niçenün yaşın döker var güçini üzer ölüm 

4 Birinün alur kardaşın revân döker gözi yaşın 

 Hiç onarmaz bagrı başın hayır işden bezer ölüm 

5 Yigidi koca kılınca komaz kendüyi bilince 

 Birini koyup gelince gözlerini süzer ölüm 

6 Alur yigidi kocayı yakar ananun içini 

 kızlarun sarı saçını teneşirde çözer ölüm 

7 Alur yigidün âlâsın dîvâne ider anasın 

 Gelinlerün el kınasın topraklara karar ölüm 

8 Alur yigidün hâsını döker gözlerin yaşını 

 Mecnûn ider anasını yüreklerin yakar ölüm 

9 Kanı anun sevdük yari kıl tâ‘atun arı yüri 

 Miskîn Yûnus eydür bunı ejderhâlar yudar ölüm 

 F. 136a, T. 48a, YE. 60a, Cönk (Ankara Millî Ktp. Nu.1, s. 6). 

Dr. Mustafa Tatcı 159

 199

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 İy kamu derd ehli gelün derd benem ü dermân benem 

 Kâfirdeki küfr-i nihân mü'mindeki îmân benem 

2 ‘Âlemde fitneyi kodum Mansûr'ı kül itdi odum 

 Dilinde Ene'l-Hak didüm boynındagı urgan benem 

3 Yûsuf'daki hüsn ü cemâl Ya'kûb'daki hüzn ü melâl 

 Gâh bedr olam gâhî hilâl gökde mâh-ı tâbân benem 

4 Nemrûd'daki sûret kılan İbrâhîm'i oda atan 

 Bir kılını yandurmayan od u kül ü reyhân benem 

5 Yûnus bu cismüm adıdur cisim anun bünyâdıdur 

 Adum eger sorarısan bilgil câna cânân benem 

 B. 30a. 

 200

 Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün 

1 İy gönül bize kerem kıl bile seyrân idelüm 

 Cân u tenden geçüben gel ‘azm-i cânân idelüm 

2 Ten nedür dostun yolında ben anı terk itmeyem 

 Dost cemâlin görmege gel cânı kurbân idelüm 

3 Bu fenâ-ender-fenâyı terk idelüm dost içün 

 Öz bekâ-ender-bekâ milkinde cevlân idelüm 

4 Âsitân-ı mürşidün gel kıble-i cân kılalum 

 Ol şeh-i şâhlar şâhın gel biz de mihmân idelüm 

5 Gel beri tagılmayalum katre-i bârân gibi 

 Cem' olup deryâlayın gel kasd-ı ‘ummân idelüm 

6 Ben anun ‘ışkı şarâbın içmişem her dem-be-dem 

 Dost cemâlin görmege gel ‘Arş-ı Rahmân idelüm 

160 Yûnus Emre Dîvânı

7 Bu za'îf Yûnus'a çünki bile yoldaş olmadun 

 İy gönül ol şâhı gel taht-ı Süleymân idelüm 

B. 30b, Dîvân, Staatsbiblitohek/Marburg, Ort. 2869. Vr. 32a. 

 201

 Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün 

1 Bu fenâ mülkinde ben niçe niçe hayrân olam 

 Niçe bir handân olan yâ niçe bir giryân olam 

2 Geh feleklerde meleklerden dilekler eyleyem 

 Gâhı ‘Arş' u şems ile gerdün olam gerdân olam 

3 Adımum atdum yidi dört on sekiz binden öte 

 Tokuzı yolda koyup şâh emrine fermân olam 

4 Dost ferâh kıldı terâhdan ben teberrâ eyledüm 

 Sûretâ insân olam hem cân u hem cânân olam 

5 Gâh bir müftî müderris gâh mümeyyiz gâh temiz 

 Gâh müdebbir nâkıs u geh naksıla noksân olam 

6 Gah batn-ı Hût içinde Yûnus'ıla söyleşem 

 Geh çıkam ‘Arş üzere bir cân olam Selmân olam 

7 Gâh inem esfellere şeytânıla şerler düzem 

 Geh çıkam ‘Arş üstine seyrân olam cevlân olam 

8 Geh varup bir sır olam hem işidem hem söyleyem 

 Bir cüvân olup gehi insân olam nisyân olam 

9 Gâh ma‘kûlât u meşrû‘ât u takrîr ü beyân 

 Gâhi maksûrât olam gâh sâhib-i keyvân olam 

10 Niçe bir sûretde insân ü sıfatda cânavâr 

 Niçe bir dilkü olam yâ kurd u yâ arslan olam 

11 Niçe bir tecrîd ü tefrîd ü mücerred-münferid 

 Niçe bir cinnî vü insî yâ niçe şeytân olam 

Dr. Mustafa Tatcı 161

12 Niçe bir ‘ışk meydânında nefs atın segirtdürem 

 Yâ niçe bir başumı top eyleyüp çevgân olam 

13 Birligile bir olam birlik benümle bir ola 

 Geh dönem deryâ olam katre olam ‘ummân olam 

14 Gâh duzahda yanam Firavn'ıla Hâmân'ıla 

 Gâh Cennet'de varam Gılmân'ıla Rıdvân olam 

15 Gâh bir gâzî olam Efreng'ile ceng eyleyem 

 Geh dönem Efreng olam nisyânıla isyân olam 

16 Gâh bir mechûl olam merdûd olam Nemrûd olam 

 Geh varam Ca'fer olam Tayyâr olam perrân olam 

17 Gâh bir nâmî olam ‘ilmile kâm ıssı olam 

 Cehlile geh yüriyem nâ-kâm olam nâdân olam 

18 Geh yıkam gâhî yakam yir yüzini perrân idem 

 Geh varam ‘Arş'a çıkam hem şâh olam sultân olam 

19 Degmeler bu sırra irmezler ledünnîdür ‘azîz 

 Hızr'ı koyup yolda ben kerrûbıla gerdân olam 

20 Niçe bir derdler ile odlara yanam yakılam 

 Niçe bir şâkir olam zâkir olam mihmân olam 

21 Yâ niçe bir dostıla ol ben olam ben ol olam 

 Yâ niçe ırak düşem mahzûn olam ahzân olam 

22 Terk idem nârıla hâki bâdı nârı aslına 

 Şeş cihetde ben çıkam bî-ten olam bî-cân olam 

23 Niçe bir Cercîs ü Bercîs olam u Mirrîh olam 

 Niçe bir Câlinûs u Bukrât olam Lokmân olam 

24 Bu tokuz arslan u yidi evren ü dört ejdehâ 

 Bunlarunla ceng idem Rüstem olam destân olam 

25 Bir demî âsûde bir dem gafletile hurd u hâm 

 Bir demî âşüfte olam Mecnûn olam hayrân olam 

162 Yûnus Emre Dîvânı

26 Gönlümün gencine rencler irmedin bir yol bulam 

 Yâ Hû deryâya girem bî-reng ü bî-elvân olam 

27 Cânile ‘ârif olup senlik ü benlik terk idem 

 Geh varup dilsüz olam ögsüz olam hayvân olam 

28 Çün di dirler n'ideyin dimezse yanar cân u ten 

 Ben dahı dürler dökem dosta hezâr destân olam 

29 Kâr olam bî-kâr olam ‘âriflere esrâr olam 

 Geh dönem gerdân olam güftâr olam Nu‘mân olam 

30 Geh varam balçık olam geh dönüben gird-i hâk 

 Geh varam gevher olam yâkût olam mercân olam 

31 Âdemîlikden çıkam uçam melekler mülkine 

 Levn olam bî-levn olam geh kevn olam bî-kân olam 

32 Geh mutî' olam Hudâ'nun emrine bin cân ile 

 Geh dönem ‘âsî olam Mûsî olam ‘İmrân olam 

33 Geh varam Dâvud olam çıkam Süleymân tahtına 

 Geh gine güm-râh olup vaslı koyup hicrân olam 

34 Gâh zindândan çıkam âzâd olam âbâd olam 

 Geh gine derbân olam mahbûs olam zindân olam 

35 Dâr olam girdâr olam ber-dâr olam Mansûr olam 

 Cân olam hem ten olam hem în olam hem ân olam 

36 Geh beyâbân (u) harâb u geh serâb u geh türâb 

 Geh gine ma‘mûr olam geh çetr ü geh sayvân olam 

37 Gâh ‘izzetle varup mü'mîn olam devletlü ben 

 Geh varam rükkân olam rehber olam ruhbân olam 

38 Geh dönem hâmûş olam geh cûş idem geh hûş olam 

 Geh dönüp pür-rengilen hem bâg u hem bostân olam 

Dr. Mustafa Tatcı 163

39 Gâh varam bir sâz olam bir söz olam pür-sûz olam 

 Geh varam imkân olam îmân olam ihsân olam 

40 Dem olam Âdem olam ‘âlem olam ‘âlemde ben 

 Dem olam bî-dem olam hem nâm olam hem nân olam 

41 Yûnus'a Tapdug u Saltug u Barak'dandur nasîb 

 Çün gönülden cûş kıldı ben niçe pinhân alam 

42 Yûnus imdi bu sözi sen ‘âşıka di ‘âşıka 

 Kim sana ben sıdk olam hem derd ü hem dermân olam 

43 Gâh hâlis ü gâh muhlis olam uş Furkân'ıla 

 Gâh Rahmâni'r-Rahîm yâ Hayy u yâ Mennân olam 

44 Geh dönem bir şems olam zerremde yüz bin ‘Arş ola 

 Geh yine tugyân olam ‘âlemlere tûfân olam 

45 Evveli Hû âhiri Hû yâ Hû illâ Hû olam 

 Evvel âhir ol kala vü men aleyhâ fân olam 

 F. 136b, T. 48b, K. 52b, NO. 184a, YE. 59a M. 1, Ç. 39b. 

 202

1 Ben seni sevdügümi işitsünler hâs u ‘âm 

 Söyleşenler söyleşsün sensüz dirligüm harâm 

2 Kim senün lezzetünden cânı dad almazısa 

 Yürür bir cânsuz sûret ‘âlem halinden bî-gam 

3 Ben bu dem seni gördüm niçesi sabr eyleyem 

 Seni bir dem görmege müştâkdur cümle ‘âlem 

4 Seni seven kişiye ne hâcet Hûr u Kusûr 

 Seni sevmeyen câna Tamu'dur cümle makâm 

5 İki cihân varlıgı ger benüm olurısa 

 Sensüz bana gerekmez iş senünledür tamâm 

6 Bin yıl ‘ömrüm varısa harc idem bu kapuda 

 Gerçek ben ‘âşıkısam gerek bu yolda ölem 

164 Yûnus Emre Dîvânı

7 Bana sen geregisen n'iderem kendözümi 

 Ger ben sen oldumısa ben beni yavu kılam 

8 ‘Âlemlerün arzûsı seni bulmagiçündür 

 Ben seni bulmışiken sensüzin nite olam 

9 Çok sorarlar Yûnus'a niçe ‘ışk esrükligi 

 N'itsün ezel bezminde öyle çalındı kalem 

 F. 141a, YE. 58b, K. 125a, NO. 188a, RY. 45b, M. 33. 

 203

 Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün 

1 Beni anmaklıga benden farigvam 

 N'iderem anuban bes ne lâyıkvam 

2 Benüm yoldaşlıgum edebe sıgmaz 

 Edebsüz kişiye niçün refîkvam 

3 Cihâna düşmişem elsüz ayaksuz 

 Mekândan katı bu hâle ırakvam 

4 Bu cümle egleyen döküldi kaldı 

 Ne esrük ne humâr ne hod ayıkvam 

5 Ne sabr u meskenet ne hod becid iş 

 Ne adım adaram ne hod tarîkvam 

6 Bugün cihâna geldüm uş giderem 

 Sanasın bir eve kondum konakvam 

7 Kanı Yûnus kanı cünbiş harekât 

 Ne ser-mâyem ola ne var ne yokvam 

 F. 141b, T. 51a, K. 80b, M. 14, Ç. 57b. 

 204

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

Dr. Mustafa Tatcı 165

1 Her kancaru dönerisem ‘ışkıladur işüm benüm 

 Oldur gönülde teşvîşüm hem ‘ışkdur yoldaşum benüm 

2 ‘Işksuzlara göynür özüm anunçün fâş olur râzum 

 Göricegiz ‘âşıkları kaynar içüm taşum benüm 

3 Bu ‘ışk bize Rahmânîdür hem cânumuzun cânıdur 

 Anun içün şeytânıla her dem bu savaşum benüm 

4 Benüm cânum bir kuş durur gevdem anun kafesidür 

 Dostdan haber gelicegiz bir gün uçar kuşum benüm 

5 Geldüm dünyâyı seyr itdüm ya bugün ya yarın gitdüm 

 Ben bunda eglenimezem bunda bitmez işüm benüm 

6 Yûnus eydür ben ‘âşıkam hem ‘âşıkam hem sâdıkam 

 Bu ayruk ‘âşıklar gibi yokdur arâyişüm benüm 

 YE. 61b, RY. 7a, 64a, K. 152a. 

 205

1 Ben ol yârı sevdügümi niçe bir gizleyübilem 

 Gönlüme sıgmaz n'ideyin meger râzum ile diyem 

2 Dil tutuban yüridügüm yadlıguma delîl imiş 

 Yakam yadlık perdesini hicâbumı ben giderem 

3 Anunıla ahvâlümi ‘âlemlere bildüreyin 

 Çagıruban muştulayam ‘âlemi üstüme direm 

4 ‘Âşıklarun gönli gözi ma'şûkaya açık olur 

 Ben gönlümi kul eyleyem bâşed ki ma'şûka irem 

5 Cânum kurbân kılam ana ger cân kabûl kılurısa 

 Kaçanısa ölesiyem niçe bunda diri turam 

6 Şükrâne cânum üstine ben dost içün ölürisem 

 Ölmek lâzımdur kamuya ben ölmedin kanca varam 

7 Ol dostıla benüm işüm ölmegile bitmeyiser 

 ‘Amelümdür bile varur topraguma tuta girem 

166 Yûnus Emre Dîvânı

8 Kamularun ‘amelidür Münker-Nekir olup gelen 

 Benüm ‘amelüm dostıdı ‘amelümi tuta varam 

9 ‘İlm ü ‘amel sözi degül Yûnus dili söyledügi 

 Dil ne bilür dost haberin ben dostıla niçe birem 

 F. 141a, T. 51b, YE. 58b, K. 125a, NO. 188a, RY. 44a, M. 32. 

 206

1 Niteki ol ma'şûkıla ben râzumı bir eyleyem 

 Gark olam müşâhâdeye hakdur kim nefîr eyleyem 

2 Kimdür ki anı görüben gizlenübile ahvâli 

 Göster bana ol kişiyi ben dahı el-bir eyleyem 

3 Bu halâyık eydür bana sakla anı cân içinde 

 Bir zerresi yüz-bin cihân eyit niçe sırreyleyem 

4 Gör Mûsî'ye Tûr içinde bir tecellî neler kılur 

 Yir gök tolu tecellîdür yâ ben niçe sabr eyleyem 

5 Şunun gibi çâpük-nazar bir Mûsî'den yüz bin Mûsî 

 Ser-mest ü hayrân kamusı ben niçe tedbîr eyleyem 

6 Hâcet degül ‘âşıklara Tûr'da münâcât eylemek 

 Ben kandasam dost andadur her bir yiri Tûr eyleyem 

7 Benümile dostdan artuk hîç bir nesne bâkî degül 

 Günümi ol harca sayam dünümi şeb-gîr eyleyem 

8 Hidâyet irdi kamuya hevâsından geçmezlere 

 Tevfîk yüzin yire urup ‘ışkumı şîr-gîr eyleyem 

9 Muhakkikler göre durur Yûnus gözile gördügin 

 Düşüm degül söyledügüm necm ile ta'bîr eyleyem 

 F. 143a, T. 52a, YE. 59b, Ç. 45a. 

Dr. Mustafa Tatcı 167

 207

1 Teferrüc eyleyü vardum sabâhın sinleri gördüm 

 Karışmış kara topraga şu nâzük tenleri gördüm 

2 Çürimiş toprak içre ten sin içinde yatur pinhân 

 Boşanmış tamar akmış kan batmış kefenleri gördüm 

3 Yıkılmış sinleri tolmış hep evleri harâb olmış 

 Kamu endîşeden kalmış ne düşvâr hâlleri gördüm 

4 Yaylalar yaylamaz olmış kışlalar kışlamaz olmış 

 Bar dutmış söylemez olmış agızda dilleri gördüm 

5 Kimisi zevk ü ‘işretde kimi sâz u beşâretde 

 Kimi belâ vü mihnetde dün olmış günleri gördüm 

6 Sogulmış şol kara gözler belürsüz olmış ay yüzler 

 Kara topragun altında gül diren elleri gördüm 

7 Kimi boyun burup yatmış tenini topraga katmış 

 Anasına küsüp gitmiş boyun buranları gördüm 

8 Kimi zâri kılup aglar zebânîler cânın taglar 

 Dutuşmış sinleri oda çıkan dütünleri gördüm 

9 Yûnus imdi bunı gördi anı bize haber virdi 

 ‘Aklum şaşdı ögüm dirdi nitekim bunları gördüm 

 F. 143b, T. 52b, NO. 192a. 

 208

1 Hak'dan nazar oldı bana Hak kapusın açar oldum 

 Girdüm Hakk'un haznesine dürr ü gevher saçar oldum 

2 Devlet tâcı başa kondı ‘ışk kadehin bana sundı 

 Susadugumca ben dahı her dem anı içer oldum 

3 Esritdi ‘ışka düşürdi ben hamıdum ‘ışk bişürdi 

 ‘Aklum başuma divşürdi hayrı şerden seçer oldum 

168 Yûnus Emre Dîvânı

4 Hayra döndi benüm işüm endîşeden âzâd başum 

 Nefsüm başını kesüben şer işlerden kaçar oldum 

5 Kesildi nefs başı öldi fısk u fesâd işler kaldı 

 Hak'dan bana nazar oldı kanatlandum uçar oldum 

6 Uçdum bir hoş yire kondum bu dünyâyı bâkî sandum 

 İy yârânlar ben usandum kondum gine göçer oldum 

7 Göçenler menzile yitdi vardı anda karâr itdi 

 Geçdi ‘ömür kavil yitdi varlıgumdan nâ-çâr oldum 

8 Cânum nâ-çârıdı bunda kalmışıdum bu zindânda 

 Gel didiler vardum anda varlıgumdan geçer oldum 

9 Yûnus Hakk'a bilişeli cân u gönül virişeli 

 Şol Tapdug'a irişeli gizlü râzum açar oldum 

 F. 144b, T. 53a, RY. 20b, YE. 66a, K. 206b, M. 75. 

 209

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Kanı bana sabr u karâr senün sözüni dinleyem 

 Kanı bana ‘akl u bili tuydurmadın seni sevem 

2 Kanı bana ol havsala kim hâlümi bilmeyeler 

 Kanı bana zûr u kuvvet kim senün ‘ışkuna döyem 

3 Cânum seni seveliden benüm hâlüm hâle döner 

 Kanı bana usûl-i dîn ‘ilmün edebin ögrenem 

4 ‘İzzet ü erkân eyü ad ‘ışk yolına noksân durur 

 Ben n'iderem eyü adı çün terbiyet ‘ışkdan yirem 

5 Gerçek sana ‘âşıkısam ‘ârlanmaklık nemdür benüm 

 Şükrâne cânumı virem ger melâmet tonın geyem 

6 Zühd ü tâ‘at usûl-i din ‘ışk haddinden taşra durur 

 Nisbet degüldür ana hem secde vü rükû‘ u kıyâm 

Dr. Mustafa Tatcı 169

7 Dost sûreti gözgü durur bakan kendü yüzin görür 

 Gelsün o kendüsüz gelen ben râzumı ana direm 

8 Cân gözile bakan görür Yûnus gözile gördügin 

 Yohsa yaban gözi ile kimseneye ne söyleyem 

 YE. 67a, RY. 29a, K. 170b, M. 56, Ç. 48b. 

 210

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Dostdan bana haber geldi turayım andan varayım 

 Kurbânlıga bu cânumı vireyim andan varayım 

2 Şol bir iki arşın bizün ne yini var ne yakası 

 Kaftân idüben egnüme sarayım andan varayım 

3 Cân alıcı hod geliser emâneti vir diyiser 

 Ben emâneti ıssına vireyim andan varayım 

4 Gitdi cânum kaldum eyle nâ-çâr olup girdüm yola 

 Dostlar şâd oldugın bile göreyim andan varayım 

5 Münker ü Nekir geliser yir ü gök ünle tolısar 

 Ben bunlara cevâbını vireyim andan varayım 

6 Yazugum çok günâh öküş yürür idüm dünyâda hoş 

 İtdüklerümün hisâbın vireyim andan varayım 

7 Besledügüm nâzük teni terk itmeyem dirdüm anı 

 Kara topraga ben anı koyayum andan varayım 

8 Ben bu ‘ömür hırmenini dögdüm getürdüm uş yine 

 Yûnus eydür bu dükkânı direyim andan varayım 

 RY. 15b, YE. 77b, K. 199a, RY. (Mecmûa) 5b. 

 211

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

170 Yûnus Emre Dîvânı

1 Ol Kâdir-i Kün feyekûn lutf idici Sübhân benem 

 Kesmedin rızkını viren cümlelere sultân benem 

2 Nutfeden Âdem yaradan yumurdadan kuş düreden 

 Kudret dilini söyleyen zikr eyleyen Sübhân benem 

3 Kimini zâhid eyleyen kimini fâsık eyleyen 

 ‘Ayıblarını örtüci delîlile burhân benem 

4 Bir kulına atlar virüp ‘avret ü mâl çoklar virüp 

 Hem birinün yok bir pûlı rahm idici Rahmân benem 

5 Benem ebed benem bekâ ol Kâdir ü Hay mutlaka 

 Hızır ola yarın saka anı kılan Gufrân benem 

6 Dört dürlü nesneden hâsıl bilün benem uşda delîl 

 Odıla su toprag u yil bünyâd kılan Yezdân benem 

7 Ete deri sünük çatan ten perdelerini dutan 

 Kudret işüm çokdur benüm hem zâhir ü ‘ıyân benem 

8 Hem bâtınam hem zâhirem hem evvelem hem âhirem 

 Bu cümlesini yaradup hem tertîbi kılan benem 

9 Yokdur arada tercemân andagı iş bana ‘ıyân 

 Oldur bana viren lisân ol denize ‘ummân benem 

10 Bu yiri gögi yaradan bu ‘Arş'ı Kürs'i durudan 

 Bin bir adı vardur Yûnus ol sâhib-i Kur'ân benem 

 NO. 180a, K. 140a, RY. 67b, B. 25b, M. 41. 

 212

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Bu cümle erkânı koyup birlik yolun tutan benem 

 Hırs u tama‘ bende ırak hem arduma atan benem 

2 Bakan benem gören benem alan benem viren benem 

 Ne Cebrâîl ne Mikâîl İsrâfîl'i kılan benem 

Dr. Mustafa Tatcı 171

3 Yidinci kat yirlerde (ben) sekizinci at göklerde (ben) 

 Bu söylenen dillerde (ben) hükmi tamâm kılan benem 

4 Emrile bulut oynadan yirde bereket kaynadan 

 Elümde kudret şinigi halka rızkın viren benem 

5 Bir karâra tutdum karâr benüm sırruma kim irer 

 Câhil beni kanda görür gönüllere giren benem 

6 Çagram himmet leşkerine dirile dost işigine 

 ‘Arş önünde ‘aklumıla hıdmet kılup turan benem 

7 Gök yüzinde ferişteler Yûnus ne kasd ider bular 

 Dek turmazsa ferişteler ‘Arş'a çomak uran benem 

8 Delü oldumıdı Yûnus ‘ışk oldı bana kulavuz 

 Hazret'e degin yalunuz yüzi süri viren benem 

 NO. 180b. 

 213

1 İy dost ‘ışkun denizine girem gark olam yüriyem 

 İki cihân meydân ola devrânum sürem yüriyem 

2 Girem denize gark olam ne elif ü mim dal olam 

 Dost bâgında bülbül olam gülleri direm yüriyem 

3 Bülbül olubanı ötem gönül olam cânlar ütem 

 Başumı elümde tutam yoluna varam yüriyem 

4 Bülbül olubanı gidem iy niçe gönüller güdem 

 Yüzüm ‘ışkıla dem-be-dem topraga sürem yüriyem 

5 Şükür gördüm dîdârunı aşdum visâlün yarını 

 Bu benlik senlik şârını terkini uram yüriyem 

6 Yûnus'dur ‘ışk âvâresi bî-çâreler bî-çâresi 

 Sendedür derdüm çâresi dermânum soram yüriyem 

 YE. 68a, RY. (Mecmûa) 10a. 

172 Yûnus Emre Dîvânı

 214

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Ger râzumı söylerisem kimse dilüm bilmez benüm 

 Eger sabır eylerisem gönlüm karâr kılmaz benüm 

2 İy uslular iy uslular siz eyidün ben n'ideyüm 

 Ol dost yüzin göreliden ‘aklum başa gelmez benüm 

3 Bunun gibi tertîbile işüm niçe başa vara 

 Elümden iş kaldıyısa cânumdan iş kalmaz benüm 

4 Ne usluyam ne delüyem neye benzer işüm benüm 

 ‘Işk denizine gark olup gönlüm gözüm toymaz benüm 

5 Bu mahabbet odı benüm yüregümde yana durur 

 Denize gark olurısam söynüp hatâ kılmaz benüm 

6 Yıl on iki ay ‘ışk odı içümde uş yanup durur 

 Yandugunca artar kokum devrüm geçüp solmaz benüm 

7 Cümle Hak'a yol vardılar sabrıla Hakk'a irdiler 

 ‘Işkun aslı oddan durur sabrumıla olmaz benüm 

8 Niçe eyitdüm gönlüme var sabır eyle dek otur 

 Şol dem dahı bed-ter olur ögüdümi almaz benüm 

9 Bu Yûnus'un çün sûreti ölüp toprak olurısa 

 Bâtınumdan ‘ışk sevgüsi bilün ki hîç gitmez benüm 

 YE. 56b, K. 188a, RY. 57b, NO. 195a, Rt. 13, M. 66, Ç. 43a. 

 215

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Senden gelür cevr ü cefâ ben âh u vâh itmeyeyüm 

 Düşmişem ‘ışkun odına yanup niçe dütmiyeyüm 

2 Uş yürüyem yana yana top cigerüm döndi kana 

 ‘Işkundan oldum dîvâne niçe zârı kılmayayum 

Dr. Mustafa Tatcı 173

3 Senün ‘ışkun denizine düşübeni gark olayum 

 Kimsenem yok elüm ala koma beni batmayayum 

4 Sekiz Uçmagun Hûrîsi gelürise bir araya 

 Sana ümmet olmayanı ben anlara katmayayum 

5 Yûnus Emre sen bu sözi yüz bin dirisen az-ola 

 İşidenler ‘âşık ola iñende uzatmayayum 

 YE. 68a, B. 29b. 

 216

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 İy ehl olan eydün bana ben niçesi döleneyim 

 Ne dürlü tedbîr ideyüm ya niçe sagınç sanayım 

2 Cânumda ol büt bitüpdür gönülümi ol tutupdur 

 Hey beni ol avutupdur ayruk neye baglanayım 

3 Öyle idüpdür ol beni seçemezem dünden güni 

 Alsun teni utsun cânı kon ben ana aldanayım 

4 Ben gevheriyem kânum ol ben bir kulam sultânum ol 

 ‘Aklum u cânum gönlüm ol andan niçün usanayım 

5 Ansuzlıgum bana harâm andan durur nakdüm tamâm 

 Buncılayın lutf u kerem kanda bulup dinleyeyüm 

6 Oldur bana Yûnus diyen oldur benüm bagrum delen 

 Oldur beni bensüz koyan hem ben olam bu ben neyim 

 NO. 190b. 

 217

1 Dost bakalı yüzüme ben şehi görüp geldüm 

 Ol yüce yücesine bî-gümân irüp geldüm 

2 Esrikligüme bakma adum delüye takma 

 Esrikligüm ezelden ‘işreti sürüp geldüm 

174 Yûnus Emre Dîvânı

3 Ezelden bileyidüm Elest'de Belâ didüm 

 Ol kadîmî denizden sil olup akup geldüm 

4 ‘İşretüne irmişem sala diyü durmışam 

 Cânı dîn ü îmânı şükrâne virüp geldüm 

5 Nûr bana ‘Îsâ oldı erenler du‘â kıldı 

 Niçe kezin toprakdan ben öri turup geldüm 

6 Mansûr eydür Ene'l-Hak dir sûretün oda yak 

 Dinüz dâra gelsünler ben dârı kurup geldüm 

7 Sorman Yûnus'dan haber dost kandasa anda var 

 Haberi gören virür ben anı görüp geldüm 

 YE. 68a, NO. 188a. 

 218

 Mefâ'îlün Mefâ'îlün 

1 Zamân geçdi devir döndi 

 Salâdur kudse gidelüm 

 Bu cihâna gelen gitdi 

 Salâdur kudse gidelüm 

2 Sâlihler kalmadı gitdi 

 Bu cihânı fesâd tutdı 

 Bu cihânun işi bitdi 

 Salâdur kudse gidelüm 

3 Şeyâtîn fırsatın buldı 

 Gönül kararuban öldi 

 Eyi dirlik kesâd oldı 

 Salâdur kudse gidelüm 

4 ‘Âlimler okıyup tutmaz 

 Halkı görüben gözetmez 

 Gönüllerde safâ bitmez 

 Salâdur kudse gidelüm 

Dr. Mustafa Tatcı 175

5 Emr-i ma‘rûf bu dem kaldı 

 Bid‘at gelüp sünnet öldi 

 Nasîbli nasîbin aldı 

 Salâdur kudse gidelüm 

6 İ Yûnus sen sözün bilgil 

 Öz hâlüne nazar kılgıl 

 Ölüm gelmezdin ön ölgil 

 Salâdur kudse gidelüm 

 B. 28a. 

 219

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Yüz bin cefâ kılsan bana 

 Senden yüzüm döndürmezem 

 Cânum dahı alurısan 

 Senden yüzüm döndürmezem 

2 Seni severem cânıla 

 Kul olmışam fermânıla 

 And içerem Kur'ân'ıla 

 Senden yüzüm döndürmezem 

3 Kilîseye dirsen girem 

 Nakûs dahı dirsen çalam 

 ‘Âşıklara yokdur kalem 

 Senden yüzüm döndürmezem 

4 ‘Îsâ mısın Mûsâ mısın 

 Yâ Yûsuf-ı Ken'ân mısın 

 Va'llâh ki cânlar cânısın 

 Senden yüzüm döndürmezem 

5 Yûnus gerçek ‘âşıkısam 

 Hak yolına sâdıkısam 

 Hıdmetlere lâyıkısam 

 Senden yüzüm döndürmezem 

 Ç. 37b, DAY. 104. 

176 Yûnus Emre Dîvânı

 220

1 Ben bu yurtlu degülem bunda durup n'iderem 

 Niçe niçe tutsaklu tuzak üzdüm giderem 

2 Ben ol kimseyem ki fertişteh baş indürür 

 Allâh ile ‘ahdüm var ol ‘ahdümi güderem 

3 Ol ‘ahdümi ondum uş kimündür benüm işüm 

 Niçe bir dahı ben bunda nefs eynini iderem 

4 Pâdişâh olan kişiye sekbân olmak olmaya 

 Çün n'ideyüm ben dahı mihnet dadın dadaram 

5 Atamı yidi dirler anamı dört bilürem 

 Atam anam birimiş niçün gussa yudaram 

6 Yidiyile ikiden on sekizden on dörtden 

 On ikiden on birden öte adım ataram 

7 Ben niçe sag işleri yolda koyup gitmişem 

 Ol agacun budagın budar oldum budaram 

8 Yidi zindân kapusın Yûnus soynuban çıkdı 

 Kalmaya sensüz dahı ben gussadan yadaram 

 A. 15. 

 221

1 İlk adum Yûnus'ıdı adumı ‘âşık dakdum 

 Terk itdüm ud u edeb şöyle haber bırakdum 

2 ‘İzzete kalmış iken ‘âşıklık nemdür benüm 

 Ben kendü elümile yüzüme kara yakdum 

3 Ne bucak var elümde tekye kılam ben ana 

 ‘Âşıklar hânmânını buşla boynuma dakdum 

4 Benüm gibi bâzirgân kim sagıncıla bayır 

 Bir pûla gücüm yitmez Mısır metâ'ın çatdum 

Dr. Mustafa Tatcı 177

5 ‘İsî yarım igneyle yol bulmadı Hazret'e 

 Benüm bunca dilekle ya kanda sıgar rahtum 

6 'Âşıklar mezhebinde şermisâr oldı Yûnus 

 ‘Âşık ma'şûka irdi ben dünyâya kayıkdum 

 YE. 59a, RY. 72a, K. 132a, M. 36. 

 222

1 Girdüm ‘ışkun denizine bahrileyin yüzer oldum 

 Geşt idüben denizleri Hızır'layın gezer oldum 

2 Cemâlüni gördüm düşde çok aradum yayda kışda 

 Bulımadum tagda taşda denizleri süzer oldum 

3 Sordum deniz balıgına ırak degül salıgına 

 Girdüm gönül sınugına gönülleri düzer oldum 

4 Gönlümüz oldı ulu şâr o şâr gibi yâ kanda var 

 Haznesinden aldum gevher dükkân yüzin bezer oldum 

5 Ben ol dükkândâr kulıyam cevherler ile tolıyam 

 Dost bâgınun bülbüliyem budakdan gül düzer oldum 

6 Ol budakda biter îmân îmân bitse gider gümân 

 Dün-gün işüm budur hemân nefsüme bir Tatar oldum 

7 Cânum bu tene gireli nazarum yokdur altûna 

 Düşdüm ayaklar altına topraklayın tozar oldum 

8 Tenüm toprak tozar yolca nefsüm iltür beni önce 

 Gördüm nefsün burcı yüce kazma aldum kazar oldum 

9 Kaza kaza indüm yire gör bu nefsi yüzi kara 

 Hürmeti yok Peygamber'e bendlerini bozar oldum 

10 Bu nefsile dünya fânî pes dünyâya gelen kanı 

 Aldadun iy dünyâ beni işleründen bîzâr oldum 

11 Yûnus turdı girdi yola kamu gurbetleri bile 

 Kendü cigerüm kanıla vasf-ı hâlüm yazar oldum 

178 Yûnus Emre Dîvânı

 K. 180b, YE. 66b, RY. 71a, B. 25b, M. 61. 

 223

1 Bu cihâna gelmedin ma‘şûkıla bir idüm 

 Kul huva'llâh sıfatlu bir bî-nişân nûr idüm 

2 Ol dem ki dirligidi Hakk'ıla birligidi 

 Ol pâyânsuz devirde ne Mûsî ne Tûr idüm 

3 Bile idüm Hazret'de ol bî-kıyâs kudretde 

 Ne şerîküm varıdı ne kimseyle yâr idüm 

4 Yir gök yaradılmadın Kâlû Belâ dinmedin 

 Levh-kalem çalınmadın Mi‘râc'a kâdir idüm 

5 Niçe kez geldüm gitdüm delim sûret yaratdum 

 Bu şimdiki devrede Yûnus'a aldar idüm 

 NO. 181a, B. 29b. A. 14. 

 224

1 Beni bunda viribiyen bilür ben ne işe geldüm 

 Karârum yok bu dünyâda giderem yumışa geldüm 

2 Dünyâya çok gelüp gitdüm erenler etegin tutdum 

 Kudret ünini işitdüm kaynayuban cûşa geldüm 

3 Serd söz ile gönül yıkdum od oldum cânları yakdum 

 Sırrumı ‘âleme çakdum bu halka temâşâ geldüm 

4 Ben oldum İdrîs-i derzi Şît oldum tokıdum bizi 

 Dâvûd'un görklü âvâzı âh idüp nâlişe geldüm 

5 ‘Âşık oldum şol ay yüze nisâr oldum bal agıza 

 Nazar kıldum kara göze siyâh olup kaşa geldüm 

6 Mûsâ oldum Tûr'a vardum koç olup kurbâna geldüm 

 ‘Âli olup kılıç saldum meydâna güreşe geldüm 

Dr. Mustafa Tatcı 179

7 Deniz kenârında ova kuyuda işleyen koga 

 ‘Îsâ agzındagı du‘â oluban ben işe geldüm 

8 Ay oldum ‘âleme togdum bulut oldum göge agdum 

 Yagmur olup yire yagdum nûr olup güneşe geldüm 

9 Kâl ü kîlden geçenlere yolda gözin açanlara 

 Anlayuban seçenlere vak‘a olup düşe geldüm 

10 Benem dertlüler dermânı benem ol ma'rifet kânı 

 Benem Mûsî-i İmrânî Tûr Tagı'ndan aşa geldüm 

11 Yolum sana oldı turak sabahın söyleyendür Hak 

 Yûnus Emre dilinde Hak olup dile düşe geldüm 

NO. 180b, YE. 64a, K. 155b, RY. 25a, Rt. 15, A. 13, M. 48, Ç. 33a. 

 225

1 İy dervîş diyen bana nem durur dervîş benüm 

 Dervîşlik yaylasında hareketüm kış benüm 

2 Kendözümi görürem sallanuban yürürem 

 Bugz u kibr ü ‘adâvet gönlümi almış benüm 

3 Dervîş adın idindüm dervîş tonın tonandum 

 Yola bakdum utandum hep işüm yanlış benüm 

4 Şeyhüm kamudan ulu yolda uludan ulu 

 Gönlüm idi kaygulu nefsüm âsâyiş benüm 

5 Hırkam tâcum gözlerem fâsid işler işlerem 

 Her yanumdan gizlerem bin bir fâsid iş benüm 

6 Yoldan haber sorarlar eydürem inanurlar 

 Kalbüm sâfî sanurlar vay ne düşvâr iş benüm 

7 İçerüme bakarsan buçuk pulluk nesne yok 

 Taşramun gavgâsından ‘âlemler tolmış benüm 

8 Sûretüm güler halka kanı ya kullık Hakk'a 

 Bu dirligüme baka hep işüm yanlış benüm 

180 Yûnus Emre Dîvânı

9 Yûnus eydür yârenler iy gerçegüm erenler 

 Bu yolda olan hâller Allâh'a kalmış benüm 

 YE. 65a, NO. 183b. 

 226

1 Denizler olsa bir kadeh susalıgum kanmaz benüm 

 İnildümi yenemezem gözüm yaşı dinmez benüm 

2 Uş yine Mansûr kadehin ma‘şûka sundı elüme 

 Dört yanumdan od urdılar kimse hâlüm bilmez benüm 

3 Yana yana kül oluban sen ma‘şûkanun yolına 

 Günde bin kez yanarısam dostdan yüzüm dönmez benüm 

4 Cânum ‘ışkun külüngine Ferhâd olup dutdum başum 

 Dâim taşları keserem Şîrînüm hîç sormaz benüm 

5 Gel varalum bizüm ile tâ giresin bâgçelere 

 Ma‘mûr olmış bostânlarum agyâr gülüm dirmez benüm 

6 Bizüm ilün bâgçeleri turmaz öter bülbülleri 

 Açılmış tâze gülleri gülistânum solmaz benüm 

7 Yûnus eydür iy sultânum ‘ışk odına yandı cânum 

 Virsen eger dermânını ayruk cânum ölmez benüm 

 YE. 57b, 69a, HB. 17b, Rt. 14, Ç. 42b. 

 227

1 Eyle sanman siz beni kendözümden gelmişem 

 Yâ kendü gönlüm ile bu kafese girmişem 

2 Uşadam bu kafesi yıkam hırs u hevesi 

 Za‘îf kılam bu nefsi tâ asluma ulaşam 

3 Bilmezem aslum nedür ata hod bahânedür 

 Ezel ana karnında kan yiyüp dirilmişem 

Dr. Mustafa Tatcı 181

4 Kan degül benüm aşum hırs u hevâ yoldaşum 

 Hazret'e uçar kuşum meger tene girmişem 

5 Gâh mü'minem tâ'atde dem-be-dem münâcâtda 

 Gâh rindem harâbâtda ben bir ‘aceb kolmaşam 

6 Hikmet ile bak bana tâ ‘ıyân olam sana 

 Zirâ ben bu sûretde yüz bin dürlü gelmişem 

7 Yûnus Emre sen kanda kalmayasın zindânda 

 Zindân kanda ben kanda kimün mâlın yimişem 

 NO. 190b, YE. 63b, 69a. 

 228

 Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün 

1 Eyyûb'am dil mübtelâyam derde dermân isterem 

 ‘Âşıkam dil-hastayam câna cânân isterem 

2 Ya‘kûb'am agladum Yûsuf içün çekdüm firâk 

 Yûsuf'am zindân içinde fazl-ı Rahmân isterem 

3 Mûsâ'nun Tûr'ına vardum dost cemâlin görmeyi 

 Gitdi ‘aklum nâgeh ol dem sırr-ı Sübhân isterem 

4 Bir mekâna varmışam ki ol benüm yurdum degül 

 Hızr'ıla zulmete irdüm Âb-ı Hayvân isterem 

5 Defter-i ‘amâlümi yüklendüm itdüm ‘azm-i râh 

 Menzil-i maksûda Hak'dan emr ü fermân isterem 

6 Yûnus Emrem kimseler hîç bilmedi hâlüm benüm 

 Hâlümi ‘arz itmege bir merd-i ‘irfân isterem 

 Ç. 36a, DAY. 118. 

182 Yûnus Emre Dîvânı

 NUN 

 229

1 Kullukdan ırag olma sultân göresin birgün 

 Göstere cemâlini hayrân olasın birgün 

2 Gel beri kulum diyüp kalbüne nazar salup 

 Câm-ı ebedî sunup hayrân olasın birgün 

3 Tâlib meseli ırmak mürşid meseli deryâ 

 Seyr ü seferi hoş gör ‘ummân bulasın birgün 

4 Kıldıysa tenün kısmet cânun bulısar vahdet 

 Derdün varısa n'oldun dermân bulasın birgün 

5 Bî-çâre za‘îf Yûnus neye hased idersün 

 Kamu esbâbunı döküp ‘uryân olasın birgün 

 B. 9a. 

 230

 Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün 

1 Bugün sohbet bizüm oldı bize bizüm diyen gelsün 

 İçürdi ‘ışk bize şehdin nûş eyleyüp yudan gelsün 

2 Kanâ‘at hırkası içre selâmet başını çekdüm 

 Melâmet gönlegin biçdüm ‘ârif olup geyen gelsün 

3 Bu ‘ışk meydânı içinde çagurdum bir âvâz itdüm 

 Müezzinlik bizüm oldı îmâm oldum uyan gelsün 

4 Bu ‘ummânda delim dürlü güher vardur ele girmez 

 Bahâsuz inci bulunmaz câna başa kıyan gelsün 

5 Sûret nakşın gidermekle gönül mülki temiz olmaz 

 Akar rahmet suyı çaglar gönül kirin yuyan gelsün 

6 İ dostlar işidün sözüm dün itmişem bu gündüzüm 

 Ben yavı kıldum kendözüm bu Hak yola giren gelsün 

Dr. Mustafa Tatcı 183

7 Yûnus miskîn anı görmiş eline hem dîvân almış 

 ‘Âlimler okıyamamış bu ma‘nîden tuyan gelsün 

 K. 180b, RY. 70b, Ç. 58b, A. 18, Mecmûa (Millî Ktp. Nu: 204, s. 155). 

 231

1 Biz dünyâdan gider olduk kalanlara selâm olsun 

 Bizüm içün hayır-du‘â kılanlara selâm olsun 

2 Ecel büke bilümüzi söyletmeye dilümüzi 

 Hasta iken hâlümüzi soranlara selâm olsun 

3 Tenüm ortaya açıla yakasız gönlek biçile 

 Bizi bir arı vechile yuyanlara selâm olsun 

4 ‘Azrâîl alur cânumuz kurur tamarda kanumuz 

 Yayıcagız kefenümüz saranlara selâm olsun 

5 Gider olduk dostumuza iremedük kasdumuza 

 Namâz içün üstümüze duranlara selâm olsun 

6 Sözdür söylenür araya kimse döymez bu yaraya 

 İltüp bizi makbereye koyanlara selâm olsun 

7 Bunda hep gelenler gider hergiz gelmez yola gider 

 Bizüm hâlümüzden haber soranlara selâm olsun 

8 ‘Âşık oldur Hakk'ı seve Hak derdine kıla devâ 

 Bizüm içün hayır-du‘â kılanlara selâm olsun 

9 Miskîn Yûnus söyler sözi kan yaşıla toldı gözi 

 Bilmeyen ne bilsün bizi bilenlere selâm olsun 

 B. 46b. 

 232

 Mef‘ûlü Mefâ‘îlün Mef‘ûlü Mefâ‘îlün 

1 Ol göz ki seni gördi ol niye nazar itsün 

 Şol cân ki seni tuydı tende ne karâr itsün 

184 Yûnus Emre Dîvânı

2 Işkuna düşen ‘âşık derdüne yanar her dem 

 Vaslundur ana dermân hekîm ne tîmâr itsün 

3 ‘Işkun ezelî şâhum yoklukda komış varı 

 Bu remzi duyan ‘âşık yoklugı şikâr itsün 

4 Sen bir ganî sultânsun bî-hadd ü bî-pâyânsun 

 Vasfun kaleme sıgmaz dil niçe şümâr itsün 

5 Bu çeşniyi tadana bu gevheri yudana 

 Derdüne düşen câna hekîm ne tîmâr itsün 

6 Gerçek sana kul olan gönlini sana viren 

 Kendüde seni bulan kancaru sefer itsün 

7 Bu sırrı duyan kanı key ‘ârifise cânı 

 Açıldı güher kânı alana haber itsün 

8 Bu yolda muhkem durduk nefsin boyunın urduk 

 Sen şâha gönül virdük düşmân ne zafer itsün 

9 İmdi key Yûnus kalmış hazretde yüzi kara 

 Çün nesnesi yok müflis neyile bâzâr itsün 

10 N'itsün bu Yûnus n'itsün bu yola niçe gitsün 

 Gönlini sana virüp gözlerin humâr itsün 

 RY. 33b, RY. (Mecmûa) 5a, Mecmûa (Ankara Millî Ktp. Nu: 442, s. 75), Ç. 58a. 

 233

1 Evvel kadîmden geldüm yir gök yaradılmazdan 

 ‘Arş-kürsî levh ü kalem hîç dahı anılmazdan 

2 Dostıla sohbetdeydüm içerü halvetdeydüm 

 Âdem niçe nesnedür hîç dahı anılmazdan 

3 Yüz bin yigirmi dört bin cânlar cânum içinde 

 Gizlü Muhammed cânı dahı içerü bizden 

4 Hem cânlar ana perde ol nûr içinde nûrda 

 ‘Işk anda kadîm durur cânlara ayrılmazdan 

Dr. Mustafa Tatcı 185

5 ‘Işkdur Hakk'un varlıgı yir ü gök ma‘mûrlıgı 

 ‘Işk bizi pertev itdi her biri birimüzden 

6 Evvel Âdem yaratdı sonra peygamberleri 

 Âhir Muhammed nûrı balkıdı içümüzden 

7 Âdem atadan berü velî evliyâ Nebî 

 Hak müşerref eyledi Ahmed'i kamu yüzden 

8 Yitmiş bin yıl öndinden yaratdı Muhammed'i 

 Hak kendü âşık oldı bahâne bir yılduzdan 

9 Ol yılduz ki varıdı kandaydı Âdem cânı 

 Ya bunca peygamberler anılmadın agızdan 

10 Âlimler bunı bilmez degme ‘akl ana irmez 

 Hidâyetdür Yûnus'a keşf oldı hacemüzden 

 YE. 73a, K. 139b, RY. 1b-39a, Ç. 52a, M. 41. 

 234

1 Gözüm seni görmegiçün elüm sana irmegiçün 

 Bugün cânum yolda koyam yarın seni bulmag içün 

2 Bugün cânum yolda koyam yarın ‘ıvâzın viresün 

 ‘Arz eyleme Uçmagunı hîç arzûm yok Uçmagiçün 

3 Bana Uçmak neme gerek hergiz gönlüm ana bakmaz 

 İş bu benüm zârılıgum degül ahî bir bâgiçün 

4 Uçmak Uçmagum didügün mü'minleri yeltedigün 

 Bir evile bir kaç Hûrî hevesüm yok kuçmagiçün 

5 Bunda dahı virdün bize ogul u kız çift ü helâl 

 Andan dahı geçdi arzûm benüm âhum dîdâriçün 

6 Sôfîlere vir sen anı bana seni gerek seni 

 Ben niçe terk idem seni şol bir ev ü çardagiçün 

186 Yûnus Emre Dîvânı

7 Yûnus hasret durur sana hasretüni göster ana 

 İşün zulüm degülise dâd eylegil varmagiçün 

 F. 145a, T. 53a, NO. 181b, RY. 14b, YE. 70b, Rt. 22, A. 17. 

 235

 Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün 

1 Niçün sen nefs-i emmârı bu gafletden uyarmazsın 

 Muhammed şer‘î gülini senün yüzüne urmazsın 

2 Hezârân dürlü hikmetler katunda söylenürise 

 Şekâvet penbesin hergiz kulagundan çıkarmazsın 

3 Günâhun çogu şûmından îmânun gülleri soldı 

 ‘İnâyet suyıla her dem niçün anı suvarmazsın 

4 Senün ol çok günâhlarun seni uş sayru eyledi 

 Bî-çâre varuban niçün bu derde çâre sormazsın 

5 Yârânlarundan utanup günâhı gizlü işlersin 

 Yaradan Hâlik'un hâzır niçün ondan utanmazsın 

6 Utanmazsın Habîb'ünden o derdüne tabîbünden 

 Ne kim dilersen işlersin meger Hak'dan utanmazsın 

7 Girü senden olanları elünle sinleye koydun 

 Şunı şöyle görür iken ölümün n'işe sanmazsın 

8 İşitdün Mustafâ'yı kim bu yir yüzinde kalmadı 

 Şunı şöyle bilüriken yaragun n'işe kılmazsın 

9 Yûnus sözün kime dirsin yâ kimün kaygusın yirsin 

 Nasîhat halka eylersin yâ özün neye tutmazsın 

 K. 145a, M. 43. 

 236

1 Dîn ü milletden geçer ‘ışk eserini tuyan 

 Mezheb ü dîn mi seçer kendüyi yoga sayan 

Dr. Mustafa Tatcı 187

2 ‘Işk kime kim irerse kendüden gayrı komaz 

 ‘Işkdan zerre ayrılmaz kendüliginden tuyan 

3 Uçmak'dan umusı yok Tamu'dan korkusı yok 

 Kendözin yavı kılup hayr u şer elden koyan 

4 Ol benem dirse revâ benligin bilen hatâ 

 Terk eyleyüben rızâ ‘akl koyup ‘ışka uyan 

5 ‘Âşıkları sorarsan bî-mezheb ü bî-millet 

 Yolda kalupdur sakın gice vü gündüz sayan 

6 Küfr ü îmân ol yolda assı-ziyâna geçmez 

 Assı ziyândan fârig varlıgı levhin yuyan 

7 Yûnus sen beni gider her ne ider dost ider 

 ‘Aczüni bil ebsem ol var ‘ışk rengine boyan 

 NO. 182b, YE. 76b, Rt. 20. 

 237

1 Bu dervîşlik yolına ‘ışkıla gelen gelsün 

 Ya dervîşlik neydügin bir zerre tuyan gelsün 

2 Hele biz iş bu yola gelmedük riyâyıla 

 Bu melâmetlik tonın bizümle geyen gelsün 

3 Göziyle gördügini örte etegiyile 

 Bu yol key ince yoldur yüregi döyen gelsün 

4 Ulu kiçi erenler dimiş bizi sevenler 

 Kayıkmasun girüye Allah'ı seven gelsün 

5 İş bu sözi eydenden bize nişân gerekdür 

 Söz muhtasârı budur cânına kıyan gelsün 

6 Yûnus söz ile kimse kabilyete geçmedi 

 Budur vücûd der-miyân ortaya koyan gelsün 

 NO. 182b, YE. 76b, Rt. 20. 

188 Yûnus Emre Dîvânı

 238

1 N'eylerler fânî dünyâyı 

 Allah sevgüsi var iken 

 Yâ dahı kanda giderler 

 Ol dost sevgüsi var iken 

2 Allah ile olan kişi 

 İhsân olur anun işi 

 N'eylerler gayrı teşvîşi 

 Allah sevgüsi var iken 

3 Görün bi'llâhi şu halkı 

 İstemezler güzel Hakk'ı 

 Yâ n'eylerler mâlı mülki 

 Allah sevgüsi var iken 

4 Dinlen ‘âşıklar bu sözi 

 Behremend eyleye sizi 

 Yâ n'eylersin oglı kızı 

 Allah sevgüsi var iken 

5 Yûnus sen kendüni görme 

 ‘İbâdet kıl mahrûm kalma 

 Gayrısına gönül virme 

 Allah sevgüsi var iken 

 B. 3b. 

 239

1 Dervîşlerün yolına sıdkıla gelen gelsün 

 Hak'dan özge nesneyi gönlinden süren gelsün 

2 Dervîşler didükleri bir dükenmez kân olur 

 Hâs u ‘âm kul u sultân bu kândan alan gelsün 

3 Dervîş tolınur togar her nefes göge agar 

 Ben diyeyin togrıyı cânına kıyan gelsün 

4 Dervîşlik bir lokmadur yirile gökden ulu 

 Bu ‘azâmet lokmayı yudup sinüren gelsün 

Dr. Mustafa Tatcı 189

5 Dervîşün gözi açuk düni güni uyanık 

 Bu söze Tanrı'm tanuk bakmadın gören gelsün 

6 Dervîşün kulagı sak Hak'dan işidür sebak 

 Deprenmedin dil-dudak sözi işiden gelsün 

7 Dervîşün eli uzun çıkarur münkir gözin 

 Şarka garba düp-düzin sunmadın iren gelsün 

8 Dervîşler Hakk'un dostı cânlarıdur Hak mesti 

 ‘Işk şem‘ini yakdılar pervâne olan gelsün 

9 Bu miskîn Yûnus'ı gör dervîşlik ide geldi 

 Nefsindendür şikâyet nefsin öldüren gelsün 

 YE. 74b. 

 240

1 Şükür şükür ol Çalab'a maksûduma irdüm bugün 

 Müştâkıdum bunca zamân pîrüm yüzin gördüm bugün 

2 Kaygu beni almışıdı cânum zebûn olmışıdı 

 Gördüm pîrümün yüzinİ ol kayguyı sürdüm bugün 

3 Gelsün yardan ayru düşen gurbetile bagrı bişen 

 Dost bâgçesi içindeki ‘ışk bezmine girdüm bugün 

4 Görün görün bu devleti bu ‘ışkıla beşâreti 

 Dost bâgınun içinde ben ‘ışk çadırın kurdum bugün 

5 Eydür Yûnus yâr kulıyam dost bâgçesi bülbüliyem 

 Söyleyeyüm şimden girü gülzâruma irdüm bugün 

 F. 146a, YE. 75b, Rt. 21, Ç. 57b. 

 241

1 İy yârânlar iy kardaşlar ecel ire ölem birgün 

 İşlerüme pişmân olup kendözüme gelem birgün 

190 Yûnus Emre Dîvânı

2 Yanlaruma kona elüm söz söylemez ola dilüm 

 Karşuma gele ‘amelüm n'itdümise görem birgün 

3 Oglan gider dânışmâna saladur dosta düşmâna 

 Şol dört tekbîr namâzıla (vaktum) tamâm kılam birgün 

4 Beş karış bez durur tonum ılan-çıyan yiye tenüm 

 Yıl geçe obrıla sinüm unıdılup kalam birgün 

5 Başuma dikeler hece ne irte bilem ne gice 

 ‘Âlemler ümidi hâce sana fermân olam birgün 

6 Yûnus Emre sen bu sözi dahı tamâm itmemişsin 

 Tek yüriyeyin n'eyleyem üstâduma gelem birgün 

 F. 146b, T. 54a. 

 242

1 Sûretden gel sıfata yolda safâ bulasın 

 Hayâllerde kalmagıl yoldan mahrûm kalasın 

2 Bu yolda ‘acâib çok sen ‘acâib anlama 

 ‘Acâib anda ola dost yüzini göresin 

3 ‘Işk kuşagın kuşangıl dostun yolını vargıl 

 Mücâhede çekersen müşâhade idesin 

4 Bundan ‘ışkun şehrine üç yüz deniz geçerler 

 Üç yüz deniz geçüben yidi Tamu bulasın 

5 Yidi Tamu'da yangıl her birinde kül olgıl 

 Vücûdun anda kogıl ayruk vücûd bulasın 

6 Hakîkatdür Hak şârı yididür kapuları 

 Dergâhında yüz dürlü gerek kudret göresin 

7 Evvelki kapusında bir kişi durur anda 

 Sana eydür teslîm ol gel miskînlik bulasın 

8 İkinci kapusında iki arslan vardur anda 

 Niçeleri korkutmış olmasın kim korkasın 

Dr. Mustafa Tatcı 191

9 Üçüncü kapusında üç evren vardur anda 

 Sana hamle iderler olmasun kim dönesin 

10 Dördünci kapusında dört pîrler vardur anda 

 Bu söz sana rumûzdur gör kim delîl bulasın 

11 Beşinci kapusında biş ruhbân vardur anda 

 Dürlü metâ‘lar satar olmasun kim alasın 

12 Altıncı kapusında bir Hûr oturur anda 

 Sana eydür gel berü olmasun kim varasın 

13 Çün kim anda varasın ol Hûrîyi alasın 

 Bir vâyeden ötürü yoldan mahrûm kalasın 

14 Yidinci kapusında yidiler otrur anda 

 Sana kurtuldun dirler gir dost yüzin göresin 

15 Çün içerü giresin dost yüzini göresin 

 Ene'l-Hak şerbetini dost elinden içesin 

16 Şu didügüm keleci vücûddan taşra degül 

 Tefekkür kılurısan cümle sende bulasın 

17 Yûnus işbu sözleri Hak varlıgından eydür 

 İsterisen kânını miskînlerde bulasın 

 F. 147a, T. 54a, K. 78b, YE. 70a, NO. 183b, B.15a, Ç. 54a, İ. Hakkı Şerhi. 

 243

1 Çarh-ı felek yogıdı cânlarumuz var iken 

 Biz ol vaktin dost idük ‘Azrâîl agyâr iken 

2 Niçe yıllar biz anda cem‘ idük cân kânında 

 Hakîkat ‘âleminde ma‘rifet söyler iken 

3 Çalap ‘ışkı cândaydı bu bilişlik andaydı 

 Âdem-Havvâ kandaydı biz anunla yâr iken 

192 Yûnus Emre Dîvânı

4 Dün geldi sâfî Âdem dünyâya basdı kadem 

 İblîs aldadı ol dem Uçmak'da gezer iken 

5 Ol vaktin biz uçarduk cevlân urup göçerdük 

 Nûrdan şarâb içerdük Hak bizi toylar iken 

6 Cânlar anda bilişdi ol dem gönül alışdı 

 ‘Âlem halkı karışdı denizler kaynar iken 

7 Şükür bu deme geldük dostları bunda bulduk 

 Tuz-ekmek bile yidük ‘ışk demin oynar iken 

8 Ne ogul vardı ne kız vâhid idük anda biz 

 Konşıyıduk cümlemüz nûr tagın yaylar iken 

9 Ne gök varıdı ne yir ne zeber vardı ne zîr 

 Yûnus dostdan haber vir ‘ışkıla göyner iken 

 F. 148b, T. 55a, NO. 192a, RY. 31b, K. 90b, HB. 14b, Rt. 21, Ç. 57b, M. 18. 

 244

 Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün 

1 Giderem ‘aklum başumdan şaşuban 

 Yanaram ‘ışkun odına düşüben 

2 Od bırakdun cânuma dün-gün yanar 

 Yanaram yalap yalap tutuşuban 

3 ‘Işkdan ne var eger sındumısa 

 ‘Işkıla kim sınmadı ugraşuban 

4 ‘Âşık olgıl ma‘şûkın dîdârına 

 Ma‘şûk olgıl ‘ışkıla sarmaşuban 

5 Yûnus cânun ‘ışka vir şükrâneye 

 Kimseler bulmaz yârin isteşüben 

 Rt. 22, Ç. 51b. 

Dr. Mustafa Tatcı 193

 245

 Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün 

1 Gönül hayrân olupdur ‘ışk elinden 

 Ciger biryân olupdur ‘ışk elinden 

2 Niçeler tâc u tahtı mâl u mülki 

 Koyup ‘uryân olupdur ‘ışk elinden 

3 Özümün kalmadı sabr u karârı 

 Gözüm giryân olupdur ‘ışk elinden 

4 Eridi karlı taglar zerre zerre 

 Deniz ‘ummân olupdur ‘ışk elinden 

5 Koyup İbrâhîm Edhem tâc u tahtı 

 Yiri külhân olupdur ‘ışk elinden 

6 Zihî Mansûr ki ma‘şûk yolında 

 Başı ber-dâr olupdur ‘ışk elinden 

7 Ne gördi Leylî'nün yüzinde Mecnûn 

 Ki ser-gerdân olupdur ‘ışk elinden 

8 Ne gördi Züleyhâ Yûsuf yüzinde 

 İşi efgân olupdur ‘ışk elinden 

9 Mahabbet derdine düşeli bülbül 

 Dili handân olupdur ‘ışk elinden 

10 Yûnus Emrem bu hasrete bu zâra 

 ‘Aceb mihmân olupdur ‘ışk elinden 

 B. 12b, DAY. 133. 

 246

1 Zinhâr virmegil gönül dünyâ pâyına birgün 

 Dünyâya gönül viren düşe tayına birgün 

2 Bu dünyâ bir evrendür âdemleri yuducı 

 Bize dahı gelüben yuda toyuna birgün 

194 Yûnus Emre Dîvânı

3 Görmez misin topragı hâsları kuçmış yatur 

 Bizi dahı anun tek ala koynına birgün 

4 Ol kuşun kim yuvası togan elinde ola 

 Ol anda kaçan tura gide yayına birgün 

5 Miskîn bî-çâre Yûnus tutgıl eren etegin 

 Tâ seni Hakk'a ilte düşgil soyına birgün 

 F. 149a, T. 55b, RY. 69b, YE. 72a, NO. 187b, K. 94b, M. 21, Ç. 58a. 

 247

1 Andan yigrek ne vardur kişi bile kendözin 

 Kendözin bilen kişi kamulardan ol güzin 

2 Kişi gerek çok bile ol gerek ögüt ala 

 Menzile irsem diyen bilürsin hazin hazin 

3 Bu yol yavlak uzakdur dünyâ ana duzakdur 

 Bu duzaga ugrayan komaya kılavuzın 

4 Ben emîn olsam diyen yâ emînlik isteyen 

 Geçsün bu kâl ü kîlden topraga ursun yüzin 

5 Kim ere kullık ide ol ‘azâbdan kurtıla 

 Mutlak ol yarlıganur kim görürse er yüzin 

6 Yûnus bir haber virür işidenler şâd olur 

 Gence ugrasam diyen izlesün eren izin 

 F. 150b. 

 248

1 Lâ-şerîkden okursın sonra şerîk katarsın 

 Bire iki dimegi kimden fetvâ dutarsın 

2 Dîn ü îmân bünyâdı togrulıkla gerçeklik 

 Ol tamâm olmayıcak neyile dîn çatarsın 

Dr. Mustafa Tatcı 195

3 Çün Kur‘ân gökden indi anı Allâh buyurdı 

 Andan haber virsene hâ kitâbdan ötersin 

4 Okursın tasnîf kitâb niçe binâ vü i‘râb 

 Havf ü recâ sende yok eyle ki bir Tatar'sın 

5 ‘İlm okımak bilmeklik kendözini bilmekdür 

 Pes kendözün bilmezsen bir hayvândan betersin 

6 ‘İlm okımak ma‘nîsi ‘ibret anlamagiçün 

 Çün ‘ibretden degülsin görmedin taş atarsın 

7 On iki bin hadîsi cem‘ eyledi Mustafâ 

 Anı işitdün meger şerh ile söz satarsın 

8 Kılursın riyâ namâz yazugun çok hayrun az 

 Dinle neye varur söz Cehennem'de yatarsın 

9 Halkı fetvâ virürsin yâ sen niçün dutmazsın 

 ‘İlmün var ‘amelün yok hâ günâha batarsın 

10 Sen fakîhsün ben fakîr sana tanumuz yokdur 

 İhlâsıla gelürsen bizden nesne ütersin 

11 Bu düzilen tertîbi ayruksıdı mı dirsin 

 Başaramazsın hâce endîşeden yitersin 

12 Yûnus miskîn bu sözi ‘ışk ‘âleminden söyler 

 Dime bilmedin ana kendözünden katarsın 

 F. 149b, T. 56a, HB. 9b, NO. 186a, K. 106a, RY. 50b, YE. 72b, 74a, Rt. 31, A. 19. 

 249

1 Hak bir gevher yaratdı kendünün kudretinden 

 Nazar kıldı gevhere eridi heybetinden 

2 Yidi kat yir yaratdı ol gevherün nûrından 

 Yidi kat gök yaratdı ol gevherün bugından 

3 Yidi deniz yaratdı ol gevher tamlasından 

 Tagları muhkem kıldı ol deniz köpüginden 

196 Yûnus Emre Dîvânı

4 Muhammed'i yaratdı mahlûkat şefkatinden 

 Hem ‘Alî'yi yaratdı mü'minlere fazlından 

5 Gâyıb işin kim bilür meger Kur‘ân ‘ilminden 

 Yûnus içdi esridi ol gevher denizinden 

 F. 151b, T. 57a. 

 250

1 Egriligün koyasın togrı yola gelesin 

 Kibr ü kîni çıkargıl erden nasîb alasın 

2 Ne virsen elünile şol varur senünile 

 Ben disem inanmazsın varıcagaz göresin 

3 Gönülde pas oturur anda seni yitürür 

 İçerü şâh oturur girimezsin göresin 

4 On ikidür hücresi yidi dervâzesi vardur 

 Anda iki dilber var bilmezsin ki sorasın 

5 Var kardaşunı öldür dahı ‘avretün boşa 

 Anana kâbin kıydur Hakk'ı ‘ıyân göresin 

6 Bî-çâre miskîn Yûnus ‘ışkdan da‘vî kılursın 

 Dostdan haber gelicek yüz süriyi varasın 

 F. 153b, T. 58a. 

 251

1 Gelün bugün yanalum yarın yanmamagıçün 

 Ölelüm ölmeziken yine ölmemegiçün 

2 Tartalum günâhumuz artduralum âhumuz 

 İdelüm hisâbumuz hisâb olmamagiçün 

3 Erenlere gidelüm eteklerin tutalum 

 Bugün eyle idelüm yolda kalmamagiçün 

Dr. Mustafa Tatcı 197

4 Bak göresin dünyeye geldügüni bil neye 

 İş bu fânî dünyeye magrûr olmamagiçün 

5 Yûnus yok dünyâ tadı çün kim fânîymiş adı 

 Muhammed zindân didi biz şâd olmamagiçün 

 K. 146a, RY. 3a, M. 44. 

 252

1 ‘Işk ilinün haberin disem işide misin 

 Yoldaş olup bu yola sen bile gide misin 

2 Ol ilün bâgı olur şerbeti agu olur 

 Kadeh dutmaz ol agu nûş idüp yuda mısın 

3 Ol ilün zavadası cefâ duta gidesi 

 Şeker ayruga sunup sen agu tada mısın 

4 Ol ilde ay-gün olmaz ay gedilüp tolunmaz 

 Tertîbler terk idüben şumâr unıda mısın 

5 Senlik-benlik terk idüp yoklık evine girüp 

 ‘Işkdan içüp esriyüp varlık terk ide misin 

6 İş bu tenün tertîbi od u toprak yil u su 

 Yûnus sen gör özüni suda toprakda mısın 

 F. 156a, T. 59b, K. 101b, RY. 22a, YE. 72a, 76a, Rt. 12, M. 25, Ç. 55b. 

 253

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Talayın ‘ışkun bahrine gavvâs olayın bir zamân 

 İsteyeyin dâyim seni seyyâh olayın bir zamân 

2 Varayın her bir mahfile sırrum dimeyem her dile 

 Sırdan haber diyenlere mihmân olayın bir zamân 

3 Yolunda Mansûr olayın Ene'l-Hak demin urayın 

 Asılup vaslun dârına ber-dâr olayın bir zamân 

198 Yûnus Emre Dîvânı

4 ‘Işkun odına yanayın derdün suyına kanayın 

 Gördügüm seni sanayın hayrân olayın bir zamân 

5 Akıdayım kanlu yaşum arturayım bagrum başın 

 Ta ki bulınca nakkâşum seyrân ideyin bir zamân 

6 Leylî ile Mecnûn olup Ferhâd ile taşlar yonup 

 ‘Abdü‘r-rezzâk gibi yanup giryân olayın bir zamân 

7 Benligüm benden koyayın senün kohunı duyayın 

 Bunca zamân ben kul iken sultân olayın bir zamân 

8 Ol dost bana benden yakın hikmet bilen bulur Hakk'ın 

 Okuyup hikmet ‘ilmini Lokmân olayın bir zamân 

9 Miskîn Yûnus aç gözüni Hazret'e urgıl yüzüni 

 Mürşid-i kâmil yolına kurbân olayın bir zamân 

 Ç. 50b, Mecmûa (Millî Ktp. Nu: 442, s. 73). 

 254

1 ‘Âşıklara ne diyem ‘ışk haberinden şîrîn 

 ‘Işkıla dinleyene eydeyin birin birin 

2 Hayf durur ‘ışksuzlara ‘ışkdan haber söylemek 

 Kim gerçek ‘âşıkısa ben râzum ana dirin 

3 Evvel yir-gök yogıdı varıdı ‘ışk bünyâdı 

 ‘Işk ezelden kadîmdür ‘ışk getürdi ne varın 

4 Evvel ezel bezminde kim dost yüzin gördiyse 

 Anun cânıdur ‘âşık sor andan ‘ışk haberin 

5 ‘Işkı hîç bir nesneye mesel baglasam olmaz 

 Dünyâ vü âhiretde ne dutısar ‘ışk yirin 

6 Emânetdür sakıngıl ‘ışk haberini zinhâr 

 Oturup degme yirde söyleme ‘ışkun sözin 

7 Cevherîler katında kâ'ide böyle durur 

 Kadrini bilmezlere göstermedi gevherin 

Dr. Mustafa Tatcı 199

8 Yûnus'un havsalası ‘ışk tolmışdur sînesi 

 Derdin gizleyemedi gensüz söyler ‘ışk dilin 

 F. 157a, T. 60a, NO. 187b, YE. 74a, RY. 18a, K. 201b, Rt. 35, A. 19. 

 255

1 Sen cânundan geçmedin cânân arzû kılursın 

 Bilden zünnâr kesmedin îmân arzû kılursın 

2 Men ‘arafe nefsehu dirsin illâ degülsin 

 Melâikden yukarı seyrân arzû kılursın 

3 Tıfl-ı nev-reste gibi etegin at idinüp 

 Ele çevgân almadın meydân arzû kılursın 

4 Bilimedün sen seni sadefde ne gevhersin 

 Mısır'da sultân iken Ken'ân arzû kılursın 

5 Ol ezel ‘âleminde ebedi gözlemedin 

 Per ü bâlün bitmedin cevlân arzû kılursın 

6 Yitmiş yidi perde var dostunı arzûlama 

 Yidisinden geçmedin yakîn arzû kılursın 

7 Otuzı gözde durur otuzı gönüldedür 

 Onun dahı bilmedin görmek arzû kılursın 

8 Sen bunda işe geldün uş yine varısarsın 

 Henüz sen kul olmadın sultân arzû kılursın 

9 Yûnus düşdün bu derde Eyyûb'layın sabreyle 

 Derde katlanımazsın dermân arzû kılursın 

 F. 158b, T. 61a, N0. 193a, K. 178b, HB. 13a, RY. 60a, 66b, A. 17, Ç. 53a. 

 256

1 ‘İlmünde gark oluban ben beni bilimezin 

 Dilile söyleyüben sıfatun irimezin 

200 Yûnus Emre Dîvânı

2 Sıfatun gelmez dile kandalıgun kim bile 

 Sun‘unı dimeklige ben lâyık olamazın 

3 Hem evvelsin hem âhir kamu yirlerde zâhir 

 Hîç makâm yokdur sensüz ben niçün göremezin 

4 Görmedin delü oldum yanıldum günâh kıldum 

 Ussum ‘aklum aldurdum esridüm ayılmazın 

5 Çünki beni esritdün cân u gönül iletdün 

 Ayırma beni senden bulışdum yad olmazın 

6 Bana cânı sen virdün ‘Azrâîl'e bildürdün 

 Senden artuk kimseye emânet viremezin 

7 İy Yûnus'ı yaradan hicâb götür aradan 

 Sâdıkam yolunda ben yalan da'vî kılmazın 

 F. 156a, K. 92b, NO. 186a, RY. 32b, YE. 74a. 

 257

1 Bunca gönüller alan cihâna sultân mısın 

 Hükmün cânlar içinde cân içinde cân mısın 

2 Nazarun bin cân alur derdün yürekde kalur 

 Gören kendüden varur ‘âşıka kıyan mısın 

3 Uçan kuşlar uçunur esen yil görse turur 

 Dîvler hükmüne girür Belkîs-Süleymân mısın 

4 Yüzünden gün tutılur ay togmaya utanur 

 Gören heybete kalur Yûsuf-ı Ken'ân mısın 

5 Ölü görse dirilür kalıbına cân gelür 

 Toprakdan âvâz gelür ‘Îsâ bin Meryem misin 

6 ‘Işkun dîne şûr eyler arslana zencîr eyler 

 Katı taşı mûm eyler Ferhâd-ı zamân mısın 

7 ‘Işkun Hakk'a irgürür cân gözi dîdâr görür 

 Görenler baş indürür İbrâhîm Edhem misin 

Dr. Mustafa Tatcı 201

8 Yüzün dîdâr nûrıdur saçun Mi‘râc dünidür 

 Gören cânın unıdur Fahr-ı ‘âlem sen misin 

9 Yûnus sevdügün gözle Hak yolını key izle 

 Râzun gönülde gizle sen söze beyân mısın 

 F. 157b, K. 68b, B. 53a. YE. 69b, M. 8, A. 18. 

 258

 Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün 

1 Bu ‘ömrüm yok yire harc itmişem ben 

 Cânumı gör ne oda atmışam ben 

2 Kimesne kimseye itmemiş ola 

 Anı kim kendüme ben itmişem ben 

3 ‘Amelüm rahtını dirdüm götürdüm 

 Kamu assum ziyâna satmışam ben 

4 Cihânda bir sınuk saksıdan ötrü 

 Güherlerüm ziyâna satmışam ben 

5 ‘Amelüm ne ki varsa hep riyâdur 

 ‘Acebdür ihlâsı unutmışam ben 

6 Giceye iresini kimse bilmez 

 Tûl-ı emel başın uzatmışam ben 

7 Dükeli ‘ömrini harcına sürdi 

 Ziyândan bellüdür ne ütmişem ben 

8 Aguya bal diyü barmak uzatdum 

 Aşuma zehr-i kâtil katmışam ben 

9 Bî-çâre Yûnus'un çokdur günâhı 

 Anun dergâhına yüz tutmışam ben 

 RY. 19a, K. 204a. 

202 Yûnus Emre Dîvânı

 259

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Dost yüzini göricegez niçe karâr kılsun bu cân 

 Yagmâya virür ol demde yüz bin zâhid dîn ü îmân 

2 Ta‘na urman ‘âşıklara her ne hâle dönerise 

 Fermân olımaz kendüye müşâhadeye gark olan 

3 Cân u gönül fehm ü ‘akıl ‘ışk mevcine gark olıcak 

 Pes niçe ansun ol kişi yazug u müzd assı-ziyân 

4 Cânında gözi yok kişi görmeyiser dost yüzini 

 Gözsüz niçe fehm eylesün ne renkdedür işbu cihân 

5 Yüz bin melik ü selâtîn dost yüzini göricegiz 

 Terk eyleye tahtını vü ‘izzet ü leşker hânumân 

6 ‘Âşık niçe harâbısa velâyeti arta durur 

 Anuniçün ki dâimâ vîrândadur genc-i nihân 

7 ‘Ayne'l-yakîn gören kişi ırmaz gözin dost yüzinden 

 Niçe görebilsün anı bu sevüden taşra turan 

8 Yûnus'a bu ‘ışk kızgını komaz dilini tutmaga 

 ‘Âşıkla ma'şûk râzını dürüst diyemeye lisân 

F. 159a, T. 61a, RY. 41a, K. 118a, YE. 71a, NO. 186a, Rt. 23, Ç. 49b, A. 20. 

 260

 Mef‘ûlü Mefâ‘îlün Mef‘ûlü Mefâ‘îlün 

1 Ol dürr-i yetîmem ki görmedi beni ‘ummân 

 Bir katreyem illâ ki ‘ummâna benem ‘ummân 

2 Gel mevc-i ‘acâib gör deryâ-yı nihân gözle 

 Zî-bahr-i nihâyetsüz katrede olur pinhân 

3 Dem urmazıdı Mansûr tevhîd-i Ene'l-Hak'dan 

 ‘Işk dârına dost zülfi asmışdı beni ‘uryân 

Dr. Mustafa Tatcı 203

4 Bu ‘âlem-i kesretde sen Yûsuf u ben Ya'kûb 

 Ol ‘âlem-i vahdetde ne Yûsuf u ne Ken‘ân 

5 Bunda dimeden Mecnûn Leylâ adını Mevzûn 

 Ne Leylâ idüm anda ne Mecnûn-ı ser-gerdân 

6 Yi-nûn-sîn ulaşmadın cân kuyuya düşmedin 

 ‘Işk dadıla mest geldük hem mest giderüz bundan 

7 Bu cismüm belâsıdur adum Yûnus oldugı 

 Zâtum sorar olursan sultâna benem sultân 

 F. 159b, T. 62a, K. 194b, RY. 62a, YE. 73b, NO. 188a, Rt. 20, Ç. 50a. 

 261

1 Ol cân kaçan öliser sen ana cân olasın 

 Ölmiş gönül dirile anda ki sen olasın 

2 Ölmeklik dirlik ola ölümsüz dirlik bula 

 Başlu gönül onula merhemi sen olasın 

3 Sen oldugun gönüller her dem cânın yiniler 

 Bunlardur ölmeyenler hâkimi sen olasın 

4 Sen oldugun makâmda ehl-i dâd olur anda 

 Güç olmaz ol dîvânda sultânı sen olasın 

5 Cân bedenden uçıcak menzilinden göçicek 

 Ol cihâna geçicek göze ‘iyân olasın 

6 Tozını yil almaya bir zerre ırılmaya 

 ‘Âşık cânı ölmeye ma'şûkı sen olasın 

7 Yûnus sen ‘âşıkısan ‘ışka muvafıkısan 

 Korkma ulaşıgısan ne olursan olasın 

 F. 160a, T. 62a, K. 130a, RY. 48b, YE. 71b, M. 35, A. 18. 

 262

 Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün 

204 Yûnus Emre Dîvânı

1 ‘Aceb oldı hâlüm bu ‘ışk elinden 

 Göremezem yolum bu ‘ışk elinden 

2 Bu cümle ‘âlemün tâcı iken uş 

 Ayaklarda gubâram ‘ışk elinden 

3 Garîb bülbülleyin zâri kıluram 

 Akar çeşmüm yaşı bu ‘ışk elinden 

4 Gazel yapraklayın benzüm sarardı 

 Kararuban düşdüm bu ‘ışk elinden 

5 Yarın mahşerde ben yırtam yakamı 

 Niçe feryâd idem bu ‘ışk elinden 

6 Tag u taşlar erür bu ‘ışk elinden 

 Denizler cûşa geldi ‘ışk elinden 

7 Niçe bin enbiyâ ‘ışka giriftâr 

 Yir ü gök toptolu bu ‘ışk elinden 

8 Çagurup eydeler gel güç görenler 

 Benüm çilem nedür bu ‘ışk elinden 

9 N'iderem ben yarün vaslından ayruk 

 Büküldi kad-bâlâm bu ‘ışk elinden 

10 Yûnus sen Tapdug'una kıl du'âyı 

 İçersün zehr-i kâtil ‘ışk elinden 

 NO. 187b, YE. 69b. 

 263

 Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün 

1 Gönül usanmadun sen bu seferden 

 Çalab'um saklasun seni hatardan 

2 Kişi kim kişinün kahrın çekince 

 Gidüp görünmemek yigdür nazardan 

Dr. Mustafa Tatcı 205

3 Togaldan bagrumı togradı gurbet 

 Sızar tamar ciger kanı tamardan 

4 Vatan oldı diken gurbet gülistân 

 Agu içmek yig oldı ney-şekerden 

5 Güher didükleri ‘ilm-i hünerdür 

 Hüner-mende hüner yigdür güherden 

6 Yûnus gögüs açup dosta giderken 

 Çalab'um saklasun seni hatardan 

 RY. 71b, K. 181b, B. 25b, M. 62, Ç. 51b. 

 264

1 Dîn ü millet kodurdı ol benüm gönlüm alan 

 Anı gören kişiye ne gönül kalur ne cân 

2 Tuymayanlar hâlümi dînin kodı dir bana 

 Neyile dîn beslesin cânsuz gönülsüz kalan 

3 Sûretümde varlıgum cânıla gönülidi 

 Kodurdı kamusını bana ‘ışk bagışlayan 

4 ‘Işkun serhengi beni komaz hîç bir nesneye 

 Ne İslâm'da ne dînde anılmaz küfr ü imân 

5 Şart u farz olmaz anda cânı ‘ışkda kalanda 

 Cevâb sözi dil söyler niçe bilsün bu lisân 

6 ‘Işka mesel baglanmaz ‘ışk işi hisâb olmaz 

 Dostlık ticâretinde anılmaz assı-ziyân 

7 Beni benlikden kodı varlık defterin yudı 

 Havf u recâ göstermez hayr u şer elden koyan 

8 Elden iş bırakdurdı niteliksüz bakdurdı 

 Bizüm ahvâlümüzde anılmaz nâmla nişân 

9 Sorman Yûnus'dan haber dost kandasa anda var 

 Yüz bin gevherden fârig ‘ışk denizine talan 

206 Yûnus Emre Dîvânı

 K. 118a, RY. 41b, NO. 182b, YE. 71b, Rt. 19, Ç. 49a, A. 20. 

 265

1 Erenlere muhib iken yâ münkir oldugun neden 

 Key sakıngıl datlu cânun okları çıkmadın yaydan 

2 Kahır erenler atıdur gayret dahı hil'atıdur 

 Erenler yayı katıdur okları geçer kayadan 

3 Bize muhib olanları Hak'dan dilerüz anları 

 Dönüp münkir olanları tîz çıkarurlar aradan 

4 Bunda el-ayak öpilür görenün cânı kapılur 

 Garîb müsâfir yapılur zavye vü mescid-hâneden 

5 Agu içerse nûş olsun süçi içerse hoş olsun 

 Yûnus ile yoldaş olsun gelsün Allâh'ına giden 

 Rt. 21. 

 266

1 Ol dost bize gelmezise ben dosta girü varayın 

 Çeküben cevr ü cefâyı dostumun yüzin göreyin 

2 Ser-mâyemüz bir cânıdı anı dahı aldı bu ‘ışk 

 Ne ser-mâye var ne dükkân bâzâra neye varayın 

3 Kurulmış dükkân u bâzâr dost içine girmiş gezer 

 Günâhum çok gönlüm sizer ben dosta çok yalvarayın 

4 Gönlüm eydür dost benümdür gözüm eydür dost benümdür 

 Gönlüm eydür göze sabr it bir dem haberin vireyin 

5 Hak nazar kıldugı câna bir göz ile bakmak gerek 

 Ana ki Hak nazar kıldı ben anı niçe yireyin 

6 Tapduk eydür bu Yûnus'a bu ‘ışk Hakk'a irse gerek 

 Kamulardan ol yücedür ben ana niçe ireyin 

 F. 151a, YE. 70b, K. 116a, 203b, RY. 18b, 40b, A. 16. 

Dr. Mustafa Tatcı 207

 267

1 İy gönül bir dem bir vakit dünyâdan usanmaz mısın 

 Bunca fâsid işlerile yüzünden utanmaz mısın 

2 Sen seni hoş tutgıl arı istigfâr eyle yârı 

 Îmân bilüne baglanup dîn tonın tonanmaz mısın 

3 İy metâ‘ın kalba satan güherine pûllar katan 

 Assıyı ziyâna satan assıya uzanmaz mısın 

4 Gayret içinde mübtelâ günâhlar içinde kodı 

 Dîn yolında gönül sayrı ciddile tayanmaz mısın 

5 Ölmez vuslat meyin içen ma‘siyyet denizin geçen 

 Meyhâneden ‘azim idüp mescidlere kanmaz mısın 

6 Yiri gögi seyrân kılan ‘Arş u Kürsi cevlân uran 

 Yûnus katında iy gönül bir dem eglenmez misin 

 YE. 75a, A. 17. 

 268

1 Şöyle hayrân eyle beni ‘ışkun odına yanayın 

 Her kancaru bakarısam gördügüm seni sanayın 

2 Beni okıdı sultânum uş gönüldi gider cânum 

 Elden bırakdı benligi bunda niçe egleneyin 

3 Senün kokun tuydı cânum terkin urdum bu cihânun 

 ‘Aceb kandadur mekânun ya ben kanda isteyeyin 

4 Dört mezhebün ‘âşıkıyam yidi mezheb geçdi cânum 

 Kogıl beni söyletmegil bu yollarda uyanayın 

5 Yidi Tamu didükleri katlanmaya bir âhuma 

 Sekiz uçmak eglemeye bunda niye egleneyin 

6 Sekiz Uçmak ‘arz olursa yitmiş bin Hûrî gelürse 

 Aldamaya bu cânumı bunda nite aldanayın 

208 Yûnus Emre Dîvânı

7 Dilde söylenür haberün hergiz bulunmaz eserün 

 Götür yüzünden perdeyi dîdâruna göyüneyin 

8 ‘İlm-i hikmet okıyanlar ‘ışkdan fakîr durur bunlar 

 Mansûr oldum asun beni hep dillerde söyleneyin 

9 Yûnus dimedi bu sözi câna toldı dost âvâzı 

 Kördür münâfıkun gözi ya ben niçe göstereyin 

 F. 152a, T. 57b, K. 208b, NO. 190b, RY. 8b, HB. 12b, YE. 75b, M. 77, A. 13. 

 269

1 İlâhî bir ‘ışk vir bana ben benligüm bilmeyeyin 

 Yavu kılayın ben beni isteyüben bulmayayın 

2 Şöyle hayrân eyle beni bilmeyeyin dün ü güni 

 İsteyeyin dâim seni ayruk nakşa kalmayayın 

3 Al gider benden benligi toldur içüme senligi 

 Bundayiken öldür beni varup anda ölmeyeyin 

4 Söylerisem gelmez dile kim söge bana kim güle 

 Bâri yanayın derdile hâlüm dile gelmeyeyin 

5 Uş yürüyem yana yana cigerüm gark oldı kana 

 ‘Işkun bir ok urdı câna niçe zâri kılmayayın 

6 Ko ben yanayın tüteyin dost bahçesinde yiteyin 

 Bir gül olayın biteyin açıluban solmayayın 

7 Mansûr'layın dâra beni şöyle ‘ıyân göster seni 

 Kurbân kılayın bu cânı 'ışka münkir olmayayın 

8 ‘Işkdur bu derdün dermânı ‘ışk yolına virdüm cânı 

 Miskîn Yûnus dir yâ Ganî bir dem ‘ışksuz kalmayayın 

 HB. 12b, YE. 73a, Rt. 23 Mecmûa (Millî Ktp. Nu: 442, s. 73.) 

 270

1 Taşdun yine deli gönül sular gibi çaglar mısın 

 Akdun yine kanlu yaşum yollarumı baglar mısın 

Dr. Mustafa Tatcı 209

2 N'idem elüm irmez yâre bulınmaz derdüme çâre 

 Oldum ilümden âvâre beni bunda egler misin 

3 Yavu kıldım ben yoldaşı onulmaz bagrumun başı 

 Gözlerümün kanlu yaşı ırmag olup çaglar mısın 

4 Ben toprak oldum yoluna sen aşuru gözedürsin 

 Şu karşuma gögüs gerüp taş bagırlu taglar mısın 

5 Harâmî gibi yoluma arkurı inen karlu tag 

 Ben yârümden ayru düşdüm sen yolumı baglar mısın 

6 Karlu taglarun başında salkım salkım olan bulut 

 Saçun çözüp benüm içün yaşın yaşın aglar mısın 

7 Esridi Yûnus'un cânı yoldayım illerüm kanı 

 Yûnus düşde gördi seni sayru mısın saglar mısın 

 RY. (Mecmûa) 46a. 

 271

1 Cânlar cânını buldum bu cânum yagmâ olsun 

 Assı ziyândan geçdüm dükkânum yagmâ olsun 

2 Ben benligümden geçdüm gözüm hicâbın açdum 

 Dost vaslına ulaşdum gümânum yagmâ olsun 

3 Benden benligüm gitdi hep mülkümi dost tutdı 

 Lâ-mekân kavmi oldum mekânum yagmâ olsun 

4 İkilikden usandum ‘ışk tonını tonandum 

 Derdi hânına kandum dermânum yagmâ olsun 

5 Varlık çün sefer kıldı andan dost bize geldi 

 Vîrân gönül nûr toldı cihânum yagmâ olsun 

6 Geçdüm bitmez sagınçdan usandum yaz u kışdan 

 Bostânlar başın buldum bostânum yagmâ olsun 

210 Yûnus Emre Dîvânı

7 Ta‘allukdan üzüşdüm ol dostdan yana uçdum 

 ‘Işk dîvânına düşdüm dîvânum yagmâ olsun 

8 Yûnus ne hoş dimişsin bal u şeker yimişsin 

 Ballar balını buldum kovanum yagmâ olsun 

 F. 154b, T. 58b, NO. 191a, YE. 73b, HB. 13a, A. 18. 

 272

1 Anup kıyâmet günini 

 Aglaşalum ol gün içün 

 Ol gün melâmet günidür 

 Aglaşalum ol gün içün 

2 Ol günde yirler yarıla 

 Cümle ölenler dirile 

 Cümle günâhlar sorıla 

 Aglaşalum ol gün içün 

3 Ol günde gök çatlayısar 

 İnsân niçe katlanısar 

 Ol günde kim korkmayısar 

 Aglaşalum ol gün içün 

4 Âh ol günün korkuları 

 Koca kılur ma‘sûmları 

 Niçe olur mücrimleri 

 Aglaşalum ol gün içün 

5 Ol gün katı efgân ola 

 İrkek dişi ‘uryân ola 

 Cümle ciger biryân ola 

 Aglaşalum ol gün içün 

6 İy Yûnus Emre gir yola 

 Hâl bilmez kardaş ne ola 

 Meger dermân Hak'dan ola 

 Aglaşalum ol gün içün 

 B. 17a. 

Dr. Mustafa Tatcı 211

 273

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Sübhân bizi uyarısar niçe zamân yatmış iken 

 Cânlar teni isteyiser terk idüben gitmiş iken 

2 Gör Hâlik'ün ‘inâyetin deryâ-yı bî-nihâyetin 

 Bize dîdâr gösteriser bunca günâh itmiş iken 

3 Hakk'un ‘inâyeti çokdur irer kullarına dâim 

 Allah Halîl'i sakladı Nemrûd oda atmış iken 

4 ‘İnâyeti kime irse ol kul iken sultân olur 

 İşitmedün mi Yûsuf'ı bâzirgâna satmış iken 

5 ‘Işkıla gelsen yola Yûnus'layın olsan n'ola 

 Tâ‘atini terk itmedi balık anı yutmış iken 

6 ‘Ahdüni eylegil vefâ gönlüni eylegil safâ 

 Kanı Muhammed Mustafâ ‘Arş'a Mi‘râc itmiş iken 

7 Kan'enbiyâ vü evliyâ geldi geçdi cümle velî 

 Kanı Dâvud u Süleymân Kâf'dan Kâf'a dutmış iken 

8 Ne kadar çok ise mâlun ecel sana sunar elin 

 Ne assı eyledi Kârûn bu dünyâya batmış iken 

9 Kulak urgıl benden yana haberüm var diyem sana 

 La‘net kıldı ‘Azâzîl'i ‘Arş'da mekân tutmış iken 

10 Dostdan belâ gelicegiz Eyyûb'layın sabreylegil 

 Niçe sıhhât buldı teni bunca belâ çekmiş iken 

11 Anıcaguz şol bir güni ditrer mi Yûnus'un cânı 

 Îmân-Kur'ân yoldaş ile son menzile yitmiş iken 

 Ç. 56a, A. 19, DAY. 160. 

212 Yûnus Emre Dîvânı

 274

1 Hey yârânlar hey kardaşlar nic'edeyin n'ideyin ben 

 Sen benüm kulum degülsin dir olursa n'ideyin ben 

2 Zelîl magbûn kala başum anda hîç dinmeye yaşum 

 Mahşer güni içüm taşum nâr olursa n'ideyin ben 

3 Suç anıcak göyner özüm kan yaşıla tolar gözüm 

 Yarın Hak katında yüzüm kar'olursa n'ideyin ben 

4 Fesâdıla tolu içüm hey hoca bagışla suçum 

 Key Cehennem benüm içün yir olursa n'ideyin ben 

5 Ben fesâd içinde kaldum Yûnus eydür artdı derdüm 

 Sine varıcagız kabrüm dar olursa n'ideyin ben 

 B. 11b. 

 275

1 Yokdur bende ‘amel tâ‘at 

 Ben n'ideyüm n'eyleyeyin 

 Kopıcak rûz-ı kıyâmet 

 Ben n'ideyüm n'eyleyeyin 

2 Dost bana su‘âl idicek 

 ‘Aklum başumdan gidicek 

 Hicâb derdi gark idicek 

 Ben n'ideyin n'eyleyeyin 

3 Helâline ola hisâb 

 Harâmına ola ‘azâb 

 ‘İsyânıla yüzüm kara 

 Ben n'ideyin n'eyleyeyin 

4 Yitmiş bin zebânî yide 

 Tamu'yı haşrda ilede 

 Mücrimlere heybet ide 

 Ben n'ideyin n'eyleyeyin 

Dr. Mustafa Tatcı 213

5 Bir kez Cehennem silkine 

 'Âsîlere ide kîne 

 Yâ Rab iricek ol güne 

 Ben n'ideyin n'eyleyeyin 

6 ‘Âşıklar maksûda ire 

 ‘Ârifler dost yüzin göre 

 Şöyle mücrim yüzi kara 

 Ben n'ideyin n'eyleyeyin 

7 Yûnus Emrem derdün katı 

 Hayra geçmez bir tâ‘atı 

 Olmazsa Hak ‘inâyeti 

 Ben n'ideyin n'eyleyeyin 

 B. 11b. 

 276

1 İy benüm ‘ömrüm kuşı kanda varasın birgün 

 Ecel avlayup yudar ele giresin birgün 

2 Gelüp gögsüne kona dutuşup cânun yana 

 Bir kadeh şerbet suna içüp kanasın birgün 

3 Görmege gelenleri hâtırun soranları 

 Sevgili yârânları görmez olasın birgün 

4 Yârânlarun geleler seni ta'cilleyeler 

 Soyalar tonlarunı ‘uryân olasın birgün 

5 Binüp agaç atına yanulup Hızr'a tana 

 Şol kara yir altına gire yatasın birgün 

6 Tap tîmâr eyle tene yarak eyle bu câna 

 Şol yılana çıyana nasîb olasın birgün 

7 Münker ü Nekir gele hâllerün düşvâr ola 

 Dilünce su'âl sora cevâb viresün birgün 

8 Yûnus Emrem n'idesin kaçup kanda gidesin 

 Erenler sohbetine gelmez olasın birgün 

214 Yûnus Emre Dîvânı

 B. 13b, Ç. 59a. 

 277

1 ‘Aceb şu yirde var m'ola 

 Şöyle garîb bencileyin 

 Bagrı başlu gözi yaşlu 

 Şöyle garîb bencileyin 

2 Gezdüm Urum'ıla Şam'ı 

 Yukaru illeri kamu 

 Çok istedüm bulımadum 

 Şöyle garîb bencileyin 

3 Kimseler garîb olmasın 

 Hasret odına yanmasun 

 Hocam kimseler olmasun 

 Şöyle garîb bencileyin 

4 Söyler dilüm aglar gözüm 

 Garîblere göynür özüm 

 Meger ki gökde yılduzum 

 Şöyle garîb bencileyin 

5 Niçe bu derdile yanam 

 Ecel ire birgün ölem 

 Meger ki sinümde bulam 

 Şöyle garîb bencileyin 

6 Bir garîb ölmiş diyeler 

 Üç günden sonra tuyalar 

 Sovuk suyıla yuyalar 

 Şöyle garîb bencileyin 

7 Hey Emrem Yûnus bî-çâre 

 Bulunmaz derdüne çâre 

 Var imdi gez şârdan şâra 

 Şöyle garîb bencileyin 

 Şiir Muahhar Mecmûalarda bulunmaktadır. 

Dr. Mustafa Tatcı 215

 278

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Kanda bulam isteyüben iy gönül seni kandasın 

 Kanda vîrâne varısa va'llâhi gönül andasın 

2 İy gönül sana uyaldan kalmadı yüzümün suyı 

 Rahmet gele ta ki sana kandayısan dîvândasın 

3 Bir lahza olursın rûşen bir dem yürürsin perîşân 

 ‘Âlemlere nâm u nişân derde esîr dermândesin 

4 Bir dem ‘âbid bir dem zâhid bir dem ‘âsî bir idem mutî' 

 Bir dem gelür ki iy gönül ne dînde ne îmândasın 

5 ‘Işk başumdan aşıcaguz mevc uruban taşıcaguz 

 Bir dem gelür ki iy gönül mescidile Kur'ân'dasın 

6 Kayseri Tebriz ü Sivas Nahcuvân u Maraş Şirâz 

 Gönül sana Bagdâd yakın ‘âlemlerde dîvândasın 

7 Yûnus imdi tapdur hemin akıtma gözünün nemin 

 Eger bugün eger yarın çün Hakk'içün kurbândasın 

 YE. 78a. 

 279

 Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün 

1 Eger ‘ışkı seversen cân olasın 

 Gönüller tahtına sultân olasın 

2 Seversen dünyeyi mihnet bulasın 

 Niçe bir eskiye hasretlenesin 

3 Cihân köhne-sarâydur sen begisin 

 Niçe bir eskiye hasretlenesin 

4 Agudur bal degül dünyâ murâdı 

 Niçe bir aguya parmak banasın 

216 Yûnus Emre Dîvânı

5 Kanadsuz kuşlayın kaldun yabanda 

 Kanadlu kuşlara kanda iresin 

6 Diken olma gül ol eren yolında 

 Diken olurısan oda yanasın 

7 Niyâz içün buyurdı Hak namâzı 

 Niyâzdan vay sana gâfil olasın 

8 Sana erden ‘asâ gerek bu yolda 

 Tayanursan ‘asâya tayanasın 

9 Erenler nefesin ‘asâ idin sen 

 Eger nefsüne uyarsan fenâsın 

10 ‘İbâdetler başıdur terk-i dünyâ 

 Eger mü'minsen ana inanasın 

11 Atan anan hak'ı yitürdünise 

 Yeşil tonlar geyesin tonanasın 

12 Eger konşı hak'ı boynundayısa 

 Cehennem'de yarın bâkî kalasın 

13 Yûnus bu sözleri erenden aldı 

 Sana dahı geregise alasın 

14 Gönüle gireni gönendi dirler 

 Gönüle sen de gir kim gönenesin 

 F. 155a, T. 59a, YE. 78a. 

 280

1 İy dost seni sevelden ‘aklum gitdi kaldum ben 

 Bınarları terk idüp denizlere taldum ben 

2 Bir zerre ‘ışkun odı kaynadur denizleri 

 Düşdüm ‘ışkun odına tutuşuban yandum ben 

3 Ol cânda ki ‘ışk ola anda gussa olmaya 

 Bu ‘ışk bana gelelden gussam gitdi güldüm ben 

Dr. Mustafa Tatcı 217

4 Bülbül de ‘âşık olmış kızıl gülün yüzine 

 Gördüm erenler yüzin hezâr destân oldum ben 

5 Bu ‘ışkı bana virdün ben n'iderem kendözüm 

 İçüm taşum nûr doldı dosta ‘âşık oldum ben 

6 Sımasan bûtın nefsün ‘abes kamu tâ‘atün 

 Anı sımaga çâre hele şimdi buldum ben 

7 Dünyâ cefâsın almak sonucı vefâyımış 

 Cefâyı virübenin seni satın aldum ben 

8 Bir kurı agacıdum yol üzre düşmişidüm 

 Bir bana nazar kıldı tâze cüvân oldum ben 

9 Yûnus sen ‘âşıkısan adunı miskîn kogıl 

 Cümlesinden ihtiyâr miskînlikde buldum ben 

 F. 153a, T. 58a, K. 158b, YE. 75b, RY. 53a, B. 5b, Rt. 22. 

 281

1 Ol vaktin bir olasın ayrulıkdan kalasın 

 Cânsuz gel bu kapuya bâkî dirlik bulasın 

2 Cân tuta gelürisen cânum vardur dirisen 

 Cân şumâr iderisen küllî sagıncılasın 

3 Bunda ne sagınç şumâr yâ bunda kim kalur var 

 Çün böyle düşdi sefer gerek yolda olasın 

4 Derdile gelmeyince dermâna irmeyesin 

 Bir cân yolda korısan yüz bin cânı bulasın

5 Kalma fânî sagınca kasd eyle bâkî gence 

 Yüz bin cihânda bâtın hazînesin bulasın 

6 Dadarsan ‘ışk dadından geçesin zâhir dînden 

 Ayrulıgun odından ol vakit kurtulasın 

218 Yûnus Emre Dîvânı

7 Yavı vargıl bu yolda her bir dürlü menzilde 

 Cümle söylenen dilde gerek unıdulasın 

8 İy Yûnus kanı ‘aklun gensüzin söyler dilün 

 Pâyânı yok bu yolun sen kanda tolanasın 

 NO. 181b, YE. 75a, K. 164b, RY. 31a, B. 51a, Rt. 19, M. 53, Ç. 54a. 

 282

 Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün 

1 İlâhî derdümün dermânı sensin 

 Günâhkâr kullarun gufrânı sensin 

2 Senün emrün ile döner felekler 

 Hem ayun güneşün devrânı sensin 

3 Halîl'ün hullesi Ya‘kûb'un âhı 

 Yûsuf'un bend ile-zindânı sensin 

4 Mûsâ'nun münâcâtı Tûr Tagı'nda 

 ‘Îsâ'nun göklerde seyrânı sensin 

5 Gözümün nûrı vü gevdem hayâtı 

 Gönüller tahtınun sultânı sensin 

6 Yûnus Emrem sebakı senden okur 

 Elinde defteri dîvânı sensin 

 B. 27b. 

 283

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 İy gönlümün eglencesi eyit bana n'eyleyeyin 

 ‘Işkundan oldum âvâre derdüm kime söyleyeyin 

2 Mülk-i fenâdan geçeyin ol dost iline uçayın 

 Talayın ‘ışk ‘ummânına denizlerin kaynadayın 

Dr. Mustafa Tatcı 219

3 ‘Işkun od urdı cânuma gelsün ‘âşıklar yanuma 

 Dökeyin ‘ışkun hânını ‘âşıkları toylayayın 

4 Çü girdüm ‘ışkun bâgına bakdum soluma saguma 

 Dürlü yemişlerün yiyüp güllerini yıylayayın 

5 Dün-gün kılayın âh u zâr ‘âşık olayın il ü şâr 

 Dökeyin kanlu yaşumı zârılıklar eyleyeyin 

6 ‘Âşık olayın şol güle tolsun cihâna gulgule 

 Hezâr destân olubanı dost bâgını yaylayayın 

7 Miskîn Yûnus ‘âşıklarun dirligini dirilmedün 

 Bâri gücüm yitdügince soylarını soylayayın 

 NO. 189a, HB. 17a, B. 13a, RY. (Mecmûa) 17b, A. 200. 

 284

1 Ayurma beni senden yaradan 

 Düşüp ölürüm ben bu yaradan 

2 Öldügüm içün gussa mı yirem 

 Ala cânumı yine yaradan 

3 Öldi diyeler kaydum yiyeler 

 Bir kuş oluban çıkam aradan 

4 Aglama direm şol gözlerüme 

 Kan yaş akıdur ag u karadan 

5 Yirler mi kodum göl eylemedük 

 Siller akıtdum her bir dereden 

6 Ben bir kulıdum sen sultânıdun 

 Düşdüm araya bilmem nereden 

7 Varam kul olam şeyh işigine 

 ‘Abâ dikinem yüz bin pâreden 

8 Emrem Yûnus'un murâdı budur 

 İre yârine çıka aradan 

220 Yûnus Emre Dîvânı

 Ç. 52a, NO. 186a, Millî Ktp. Mecmûa Nu: 442, 75a. 

 VÂV 

 285

1 İy yârânlar iy kardaşlar korkaram ben ölem diyü 

 Öldügümi kayurmazam itdügümi bulam diyü 

2 Bir gün görinür gözüme ‘aybum urulur yüzüme 

 Endîşeden del'olmışam n'idem ben ne kılam diyü 

3 Eger gerçek kulımışsam ana kullık kılayıdum 

 Aglayadum bu dünyede yarın anda gülem diyü 

4 Hemin geldüm bu dünyâya nefsüme kullık itmege 

 Eyü ‘amel işlemedüm ‘azâbdan kurtulam diyü 

5 İy bî-çâre miskîn Yûnus günâhun çok neyleyesin 

 Sıgındum ol Allâh'uma didi hem ‘afv kılam diyü 

 YE. 79a, K. 187b, RY. 57a, M. 65. 

 286

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Dost gönlümi yagmâladı n'olsa gerek şimden girü 

 Derdi bırakdı cânumı yansa gerek şimden girü 

2 Derdünile cânum yanar ‘ömür geçer devrân döner 

 Gün geldükçe benzün solar solsa gerek şimden girü 

3 Bu ne ‘acâyib ser-güzeş çıkardı bagrumuzda baş 

 Gözlerümden kanıla yaş aksa gerek şimden girü 

4 Evliyâdur Hakk'un sırrı alnındaki Allah nûrı 

 Anı seven âh u zârı kılsa gerek şimden girü 

5 Sen hocasın ben bir kulam ebedî kullukda kalam 

 Bu sözümi cümle ‘âlem bilse gerek şimden girü 

Dr. Mustafa Tatcı 221

6 Fenâ sarâyından göçüp bekâ sarâyına geçüp 

 ‘Işkun şarâbından içüp kansa gerek şimden girü 

7 Görün ki Yûnus n'itdi varuban hazrete gitdi 

 Katredür ‘ummâna yitdi tolsa gerek şimden girü 

 NO. 187b, Mecmûa, Millî Ktp. Nu: 442, s. 71. 

 287

1 Mansûr-vâr oldum bugün ber-dâr iden gelsün berü 

 İnni ene'l-lâh okudum inkâr iden gelsün berü 

2 Kul küllün min İndi'l-lâh ansuz degülem v'allah 

 Ben Hak'ıla Hak olmışam agyâr iden gelsün berü 

3 Levh ü kalemde yazılan tertîb-i tevhîd okuram 

 ‘İlm-i ledün seyr ü sülûk güftâr iden gelsün berü 

4 Bir Tanrı'nun Peygamber'i ben andan aldum haberi 

 Bir Tanrı vü Peygamber'e ikrâr iden gelsün berü 

5 Men ‘arefe nefsehu fekad ‘arefe Rabbehu

 Bildüm bunı buldum anı inkâr iden gelsün benü 

6 Münkir-münâfıklar beni öldürelüm dirlerimiş 

 Beni yaradan öldürür yok-var iden gelsün berü 

7 Gelsün beni ol öldüren külümi göge savuran 

 Ben Küntü kenz'em mahfî'yem izhâr iden gelsün berü 

8 Gâzî benem şehîd benem ölüben öldüren benem 

 irte gice ol dostıla bâzâr iden gelsün berü 

9 Cümle cihân Gufrân'ıdur kamu ‘âlem hayrânıdur 

 Yûnus anun hayrânıdur tekrâr iden gelsün berü 

 RY. 73b, YE. 78b, K. 137b, M. 39. 

 288

1 İy bizümle yâr olup dosta giden gelsün berü 

 Yok eyleyüp kendözin cân terk iden gelsün berü 

222 Yûnus Emre Dîvânı

2 Terk idelüm kâl ü kıylı isteyelüm togrı yolı 

 Hem bulalum gevher kânın cevher alan gelsün berü 

3 Gevher bu cân maksûdıdur cân maksûdun Mansûr'ıdur 

 Maksûd içün Mansûr'layın ber-dâr olan gelsün berü 

4 İrmek dilersen maksûda çok hizmet eyle her işde 

 Sen senligünden usan nûr-ı dîdâr olan gelsün berü 

5 Pinhân idenler kendözin anlar görürler Hak yüzin 

 Görmek dilersen Hak yüzin ikrâr iden gelsün berü 

6 Yûnus gel anlat hâlüni bildür nedür ahvâlüni 

 Derde bırakdı cânını dermân iden gelsün berü 

 YE. 79b, NO. 190a 

 289

 Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün 

1 Benem zârî kılan şol yâre karşu 

 Gönülden cân viren dildâre karşu 

2 Giceler subha dek hayrân u mestem 

 Oluban muntazır dîdâre karşu 

3 Seher-gâhın turup zârî kıluram 

 Sanasın bülbülem gül-zâre karşu 

4 Alaldan cânumı ‘ışk-ı İlâhî 

 Benem Mecnûn gibi âvâre karşu 

5 Cemâlün şem‘ine pervâne gibi 

 Yakaram per ü bâli nâra karşu 

6 Anun ‘ışkı şarâbın nûş idelden 

 İrişür yüregüme yâre karşu 

7 Bugün Mansûr benem ‘ışkun yolında 

 Yüriyüp çarh uram şol dâre karşu 

Dr. Mustafa Tatcı 223

8 Bî-çâre bülbülem dost bahçesinde 

 Varam virem haber şol yâre karşu 

9 ‘Âşık Yûnus bugün gurbetde kaldı 

 Ki ‘ışkı söyledür dildâre karşu 

 K. 184a, RY. 73a, RY. (Mecmûa) 5a, M. 64, Ç. 60a. 

 290

 Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün 

1 Severem ben seni cândan içerü 

 Yolum ötmez bu erkândan içerü 

2 Nere varurısam gönlüm tolusın 

 Seni kanda koyam bundan içerü 

3 Beni sorman bana bende degülem 

 Sûretüm boş gezer tondan içerü 

4 Beni benden alana irmez elüm 

 Kadem kim basa sultândan içerü 

5 Tecellîden nasîb irdi kimine 

 Kiminün maksûdı bundan içerü 

6 Kime dokundısa ol dost nazarı 

 Anun şu‘lesi var günden içerü 

7 Senün ‘ışkun beni bende alupdur 

 Ne şîrîn derd bu dermândan içerü 

8 Şerî‘at-Tarîkat yoldur varana 

 Hakîkat-Ma‘rifet andan içerü 

9 Süleymân kuş dili bilür didiler 

 Süleymân var Süleymân'dan içerü 

10 Sülûk seyir iden ‘ışkun erine 

 Niçe mezheb olur dînden içerü 

224 Yûnus Emre Dîvânı

11 Dînin terk idenün küfürdür işi 

 Bu ne küfürdür îmândan içerü 

12 O bir dilber durur hîç yok nişânı 

 Nişân olur mı nişândan içerü 

13 Meger Yûnus gözi tuş oldı dosta 

 Ki kaldı kapuda andan içerü 

 YE. 78b, NO. 193a, K. 66b, Rt. 35, M. 7. 

 291

1 Düşd'ögüme hubbü'l-vatan gidem hey dost diyü diyü 

 Anda varan kalur hemân kalam hey dost diyü diyü 

2 Gele şol ‘Azrâîl duta assı kılmaz ana ata 

 Binem şol agaçdan ata gidem hey dost diyü diyü 

3 Halvetlerde meşgûl olam dâim açılam gül olam 

 Dost bâgında bülbül olam ötem hey dost diyü diyü 

4 Şol bir biş-on arşın bizi kefen ideler egnüme 

 Dikem şol dünye tonların geyem hey dost diyü diyü 

5 Mecnûn oluban yüriyem yüce tagları büriyem 

 Mûm olubanı eriyem yanam hey dost diyü diyü 

6 Günler geçe yıl çevrile üstüme sinlem obrıla 

 Ten çüriye toprak ola tozam hey dost diyü diyü 

7 Yûnus Emre var yolına münkirler girmez yolına 

 Bahrî olup dost göline talam hey dost diyü diyü 

 RY. 40b. 

 HE 

 292

1 Hak'dan gelen şerbeti içdük el-hamdüli'llâh 

 Şol kudret denizini geçdük el-hamdüli'llâh 

Dr. Mustafa Tatcı 225

2 Şol karşugı tagları mîşeleri bâgları 

 Saglık safâlık ile aşduk el-hamdüli'llâh 

3 Kurıyıduk yaş olduk ayagıduk baş olduk 

 Kanatlanduk kuş olduk uçduk el-hamdüli'llâh 

4 Vardugumuz illere şol safâ gönüllere 

 Baba Tapduk ma‘nîsin saçduk el-hamdüli'llâh 

5 Beri gel barışalum yadısan bilişelüm 

 Atumuz eyerlendi eşdük el-hamdüli'llâh 

6 İndük Rûm'ı kışladuk çok hayr u şer işledük 

 Uş bahâr geldi girü göçdük el-hamdüli'llâh 

7 Dirildük bınar olduk irkildük ırmag olduk 

 Akduk denize tolduk taşduk el-hamdüli'llâh 

8 Tapdug'un tapusında kul olduk kapusında 

 Yûnus miskîn çigidük bişdük el-hamdüli'llâh 

 F. 160b, T. 62b, YE. 81b. 

 293

1 Zinhâr gönül evinde tutma yavuz endîşe 

 Biregüyçün kuyı kazan ‘âkıbet kendü düşe 

2 Nefsün begenmeyeni ayruklara sanmagıl 

 Ayruklara sanursan bilgil kim işün şaşa 

3 Kendüye yaramazı biregüye sanan ol 

 Adı müsülmân anun kendü benzer keşîşe 

4 Komadugun nesneyi sunuban götürmegil 

 Komadugun götürmek düşüre yatlu işe 

5 Bu dünyede üç kişi Hak dîdârın görmeye 

 Bir dikçi bir kovcı biri gammâzdur beşe 

226 Yûnus Emre Dîvânı

6 Yûnus bu nasîhatı tutan yatlu olmaya 

 Bir niçe ögüt durur dinlesen başdan başa 

 F. 161b, T. 63a, NO. 181a, K. 136b, B. 9b, YE. 82b, RY. 38b, A. 24, Ç. 67a. 

 294

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Hoşdur eger yürürisem ‘ışk odına yana yana 

 Pes yanmadın nite olam çün ‘ışk odı düşdi câna 

2 Cânum ‘ışkun külhânıdur tartınmadın ur odını 

 Kamış suyı şeker olur od bıragıcak külhâna 

3 Her nesne ki çig olıcak od olmayınca bişmez ol 

 Benüm dirligüm çigidi ‘ışk odı oldı bahâne 

4 Bu işler tamâm olıcak halvet olur ma‘şûkıla 

 Ma‘şûk yüzin gören kişi gerek yana vü dükene 

5 Devlet durur ol kişiye yanarısa ‘ışk odına 

 Acı tütüni çıkıcak aydın olısar bu hâne 

6 Ol dostıla bâzârumuz fülân vaktdan berü degül 

 Severidük ma‘şûkayı henüz gelmedin cihâna 

7 Râzîyam ol oda ben günde bin kez yanarısam 

 Gör niçe cân fidâ kılur şem‘i öninde pervâne 

8 ‘Işka neçe yanarısam dahı şîrîn gelür bana 

 Cânum fidî olsun beni bu ‘ışk odına atana 

9 ‘Işk sultânı Tapduk durur Yûnus gedâ bu kapuda 

 Gedâlara lutf eylemek hem kâ'idedür sultâna 

 F. 162a, T. 63a, K. 102a, NO. 181a, RY. 22b, YE. 83b, Rt. 26, Ç. 71a, M. 25. 

 295

1 Vücûd bir binâ durur sırr-ı hikmet içinde 

 Gönül bir bünyâd durur nakd ol bünyâd içinde 

Dr. Mustafa Tatcı 227

2 Gönül sultân hâkim cân cümle iş ana kurbân 

 Dil dahı bir tercemân yürür kudret içinde 

3 Gönül oturur tahta hükm ider Kâf'dan Kâf'a 

 Nefis durmış ırakda meyli ‘işret içinde 

4 Ol nefs kim câna uyar ma‘nîden sanma duyar 

 Her dem ana uymayan bil ‘inâyet içinde 

5 Evvel kapu şerî‘at geçse andan tarîkat 

 Gönül evi ma‘rifet ‘ışk hakîkat içinde 

6 Şerî‘at şîrîn olur işidene hoş gelür 

 Ne kim dilerse kılur ol şerî‘at içinde 

7 Tarîkat cân yoldaşı cân ile olur işi 

 Tarîka giren kişi dün-gün ‘ibret içinde 

8 Ma‘rifet gönül ile dün ü gün zârıyıla 

 Söylesem gelmez dile sırr-ı sıfat içinde 

9 Hakîkat ‘ışkdur ‘ıyân görsün ol şebih beyân 

 Hakîkat donın geyen agır hil'at içinde 

10 Şerî'at sûret evi tâ‘ate girer kavî 

 ‘Âleme çıkdı çavı ‘ubûdiyyet içinde 

11 Tarîkat câna gelür tâ‘atına cân kılur 

 Girmeyen ziyân kılur iş bu devlet içinde 

12 Hakîkate irenler hakîkati bulanlar 

 Ne bahtludur cânları hep mahabbet içinde 

13 Her kim şerî‘at bile hem okıya hem kıla 

 Ol gerek kim er ola dün-gün tâ‘at içinde 

14 Ger tâ‘at kılmazısa üstâda varmazısa 

 Şer‘iden olmazısa adı la‘net içinde 

15 Şerî‘at ana eydür ana ‘abes ol addur 

 Anun makâmı oddur şol âhiret içinde 

228 Yûnus Emre Dîvânı

16 Her kim tarîka gire gerek mâl terkin ura 

 Yola togrı cân vire bu tarîkat içinde 

17 Ger togrı turmazısa mâl terkin urmazısa 

 Yola cân virmezise tuymaz sohbet içinde 

18 Tarîkat anun degül ol kılmış yolın melûl 

 Hak kılmaz anı kabûl bulmaz rahmet içinde 

19 Ger bahrî olmazısa denize dalmazısa 

 Seyrânun bilmezise yokdur kıymet içinde 

20 Ma'rifet gönül şehri makâmun bulur fakrı 

 Bahrî gerekdür bahrî bu ma‘rifet içinde 

21 Ma'rifet andan ırak anun degüldür durak 

 İşi olsa da yavlak anun bu ad içinde 

22 Her kim hakîkat süre kahrı lutfı bir göre 

 İş aça togrı dura bu hakîkat içinde 

23 Ger togrı turmazısa yolına irmezise 

 Kahrı hoş görmezise adı yok ad içinde 

24 Anun degül hakîkat ol devlet ol nasîhat 

 Evvel âhir ‘âkıbet bulınca mât içinde 

25 Bu dört menzildür utan ledün makâmun tutan 

 Oldur menzile yiten tamâm murâd içinde 

26 Ol menzile yitenün dört nişânı var anun 

 Ol nişânı kılanun yiri rahmet içinde 

27 Sûretün halka düze Hakk'un yolında ize 

 Çıka seyir eyleye ol semâvât içinde 

28 Tevekkül işi ola kanâ‘at aşı ola 

 ‘İnâyet başı ola nûr-ı rahmet içinde 

Dr. Mustafa Tatcı 229

29 Kıyl u kâle mecâl yok ol hâldür ana kâl yok 

 Hergiz ana ecel yok ezel-ebed içinde 

30 İşdür bunca âvâzlar didügüm ma‘nî sözler 

 Tapduk Yûnus'ı gözler bu vilâyet içinde 

 Şiir Muahhar Mecmûalarda Mevcuttur. 

 296

 Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün 

1 ‘Âşık oldum erene irmegile 

 Hakk'ı buldum ben eri görmegile 

2 Ere irdüm erde buldum maksûdum 

 Bulımadum taşradan sormagıla 

3 Ne yire bakdumısa er oturur 

 Gönlin aldum yüz yire sürmegile 

4 Hak'dan imiş cânlara cümle nasîb 

 Olmazımış Ka‘be'ye varmagıla 

5 Ka‘be senün işigündür eyle bil 

 Bulımadum yol çeküp varmagıla 

6 Beni gören bir pûla saymazıdı 

 Şimdi gören gösterür barmagıla 

7 Bir gölidüm kıldı erenler nazar 

 Deniz oldum dört yana ırmagıla 

8 Geldi ün Yûnus diyü turdum örü 

 Gözüm açdum kulagum urmagıla 

 F. 162b, T. 63b, K. 148b, NO. 188b, YE. 87a, RY. 13a, 63a, Rt. 26, Ç. 70b, A. 23. 

 297

1 Gönül nite dölene ma‘şûkın bulmayınca 

 Kimse ‘âşık mı olur gönülsüz kalmayınca 

230 Yûnus Emre Dîvânı

2 Gönüldür seven anı esîr eyleyen seni 

 Kimi âzâd eylersin sen âzâd olmayınca 

3 Boynı zencîrlü geldük key katı esîr olduk 

 Er nazar eylemedi hâlümüz bilmeyince 

4 Bir yanadan ararlar ayruk nesne sanurlar 

 Bahâsın ne bilesin sen satun almayınca 

5 Bahâsı cânum anun mâlıla tavar degül 

 Sevdük mi ele girür sevdükler virmeyince 

6 Câna niçe ‘âşıksın bu kayıddan geçmezsin 

 Deryâdan ne alasın ırmakdan geçmeyince 

7 Dostı kanda bulasın sende durmagıla sen 

 Ol ‘imâret eylemez sen vîrân olmayınca 

8 Sözi Yûnus'dan işit kibir kılma dut ögüt 

 ‘İmâret olmayasın tâ harâb olmayınca 

 F. 163a, T. 63b, YE. 85b, RY. 11b, Ç. 61a, A. 23. 

 298

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Vasf-ı hâlin eydiserem vuslat hâlin bilenlere 

 Yidi dürlü nişân gerek hakîkate irenlere 

2 Bu yidisinden birisi eksük olursa olmaya 

 Birisi eksük gerekmez bu sarp yola varanlara 

3 Evvel nişânı bu durur yirmeye cümle milleti 

 Yirenler kaldı yirini yir degmedi yirenlere 

4 İkinci nişânı budur hîç nefsini semirtmeye 

 Zinhâr siz andan olmanuz nefsine kul olanlara 

5 Üçünci nişânı budur cümle heveslerden geçe 

 Hevesler eri yolda kor yitemez yol varanlara 

Dr. Mustafa Tatcı 231

6 Dördünci nişânı budur dünyâdan münezzeh ola 

 Dünyâ seni sayru eyler ne kul kaysı sayrulara 

7 Yûnus yidi nişân didi evet üçini gizledi 

 Anı dahı eydivirem gelüp halvet soranlara 

 F. 162b, T. 64a, YE. 86b, RY. 16a, B. 29a, NO. 181b, Rt. 25, A. 22, Ç. 65a. 

 299

1 Miskînlikden buldılar kimde erlik varısa 

 Nerdübândan yitdiler yüksekden bakarısa 

2 Gönül yüksekde gezer dem-be-dem yoldan azar 

 Taş yüzine ol sızar içinde ne varısa 

3 Ak sakallu pîr koca bilmez ki hâli nice 

 Emek yimesin hacca bir gönül yıkarısa 

4 Sagır işitmez sözi gice sanur gündüzi 

 Kördür münkirün gözi ‘âlem münevver ise 

5 Gönül Çalab'un tahtı gönüle Çalap bahdı 

 İki cihân bed-bahtı kim gönül yıkarısa 

6 Sen seni ne sanursan ayruga da anı san 

 Dört kitâbun ma‘nîsi budur eger varısa 

7 Bildük gelenler geçmiş konanlar girü göçmiş 

 ‘Işk şarâbından içmiş kim ma‘nî tuyarısa 

8 Yûnus yoldan ırmasun yüksek yirde turmasun 

 Sinle Sırât görmesün sevdügi dîdârısa 

 F. 164a, T.64b, B. 28b, YE. 85b, RY. 45b, A. 24, Ç. 66a, Mecmûa, Nu: 204, s. 157. 

 300

1 Bir söz diyeyin sana dinle cânun varısa 

 Hiç tama‘ eylemegil ‘aklun sana yarısa 

2 Yavuzluk eylemegil la‘net işitmeyesin 

 Senden sonra söylene key eylügün varısa 

232 Yûnus Emre Dîvânı

3 Yavuzlukdan kem bitdi yâ eylükden kim yitdi 

 Eylük Hakk'a yaraşur sende ikrâr varısa 

4 İkrâr erün yarıdur varsa Uçmak yiridür 

 Bâhil uçmak görmeye yüz bin gözi varısa 

5 Ma‘nîde getürmişler kardaşdan yâr yigrekdür 

 Oguldan dahı tatlu eger togrı yârısa 

6 Yârün sana mukâbil tapusında sücûd kıl 

 Çıkar cigerün yidür eger çâren varısa 

7 Gördün yârün egridür nen varısa vir kogıl 

 Ululardan meseldür işitdügün varısa 

8 Etmek yiyüp tuz basmak ol nâ-merdler işidür 

 Etmek anı komaya tuzun hakkı varısa 

9 Çok söz hayvân yükidür az söz erün görkidür 

 Bilene bir söz yiter cânda gevher varısa 

10 Yûnus miskîn delüdür hem sözinden bellüdür 

 ‘Ayıblaman yârenler eksüklügi varısa 

 Rt. 2, B, 47b, HB. 13b, Ç. 66b. 

 301

1 İy kopuzıla çeşte aslun nedür ne işde 

 Sana su'âl soraram eydivir bana üşde 

2 Eydür ki aslum agaç koyın kirişi bir kaç 

 Gel ‘işretüm dinle geç ‘aklı koma beleşde 

3 Eydürler bana harâm ben ugrulık degülem 

 Çünki aslum mismildür ne varımış kirişde 

4 Bana kiriş didiler ‘ışka giriş didiler 

 Benüm adum ‘ışk virdi ben durmazam kolmaşda 

Dr. Mustafa Tatcı 233

5 Şâdılıgıla geldüm iş bu ‘âleme toldum 

 Mürvetlere düzüldüm kodılar iş bu düşde 

6 Agaç deri dirildi kirişile bir oldı 

 ‘Işk denizine taldı bahâne yok bu işde 

7 Mevlânâ sohbetinde sâzıla işret oldı 

 ‘Ârif ma‘nîye taldı çün biledür ferişde 

8 Ferişteyi anmakdan bilesin murâd nedür 

 Gice gündüz biledür senünile her işde 

9 Ol ferişteler adı Kirâmen Kâtibîn'dür 

 Yazmakdan usanmazlar armazlar yaz u kışda 

10 Birisi sag omzunda birisi sol omzunda 

 Birisi hayrun yazar birisi şer cünbişde 

11 Kâgıdları dükenmez ne hod mürekkebleri 

 Aşınmaz kalemleri kâ’imlerdür ol işde 

12 Hem meyhâneye varur hem büt-hâneye girür 

 Bunlar saklarlar seni sen gâfilsin bu işde 

13 Yûnus imdi Sübhân'ı vasf eylegil gönülde 

 Ayru degül ‘ârifden bu kopuzıla çeşde 

 F. 167b. 

 302

1 İstedügümi buldum eşkere cân içinde 

 Taşra isteyen kendü kendü nihân içinde 

2 Kâ’imdür hîç ırılmaz ansuz kimse dirilmez 

 Adım adım yir ölçer kendü revân içinde 

3 Bu tılsımı baglayan cümle dilde söyleyen 

 Yire göge sıgmayan girmiş bu cân içinde 

4 Ugrı olmış ugrılar kendü kendüyi çakar 

 Sahne kendüsi olmış kendü zindân içinde 

234 Yûnus Emre Dîvânı

5 Dutun diyü çagırur ugrı dahı çagırur 

 Bu ne ‘acâyib ugrı bu çagıran içinde 

6 Siyâset meydânında galabadan bakan ol 

 Siyâset kendü olmış girmiş meydân içinde 

7 Kudret kılıcın almış nefsün boynını çalmış 

 Nefsini depelemiş elleri kan içinde 

8 Sayru olmış iniler Kur'ân ünini dinler 

 Kur'ân okıyan kendü kendü Kur'ân içinde 

9 Yüce yüce ‘Arş düzer kendözin anda bezer 

 Gör niçe cevlân ider hırka palâs içinde 

10 Dürlü dürlü ‘imâret köşk ü sarây yapan ol 

 Kara nikâb dutunmış girmiş külhân içinde 

11 Başdan ayaga degin Hak nûrı seni dutmış 

 Hak'dan ayru ne vardur kalma gümân içinde 

12 Birisen birlige bak ikiyi elden bırak 

 Bütün ma‘nî bulasın sıdk u îmân içinde 

13 Orucuna güvenme namâzuna tayanma 

 Cümle tâ‘at tak olur nâz u niyâz içinde 

14 Oruc-namâz gusl u hac hicâbdur ‘âşıklara 

 ‘Âşık andan münezzeh hâssü'l-havâs içinde 

15 Girdüm gönül şehrine taldum anun bahrine 

 ‘Işkıla seyr iderken iz buldum cân içinde 

16 Ol izi ben izledüm sagum solum gözledüm 

 Çok ‘acâibler gördüm yokdur cihân içinde 

17 Şâh oluban oturur kula buyruk tutdurur 

 Fermânını buyurur küfr-i fermân içinde 

Dr. Mustafa Tatcı 235

18 Yûnus senün sözlerün ma'nîdür bilenlere 

 Söyleyeler sözüni devr-i zamân içinde 

 F. 165a, T. 65a, K. 62b, 205a, YE. 81a, HB. 15b, NO. 184a, 185b, RY. 20a, Ç. 63a, Rt. 

23. 

 303

1 Cân olgıl cân içinde kalma gümân içinde 

 İstedügün bulasın yakın zamân içinde 

2 Rükû‘ sücûda kalma ‘amelüne tayanma 

 ‘İlm ü ‘amel gark olur nâz u niyâz içinde 

3 İkiligi terk itgil birlik makâmın tutgıl 

 Cânlar cânın bulasın iş bu dirlik içinde 

4 Oruç-namâz zekât hac cürm ü cinâyet durur 

 Fakîr bundan âzâddur hâss-ı havâs içinde 

5 Şerî‘at korıcıdur hakîkat ordusında 

 Senün içün korınur hâsıl ordu içinde 

6 Cânlar cânın bulasın sen dahı cân olasın 

 ‘Işkıla teferrücün ola dîdâr içinde 

7 Ayne'l-yakîn görüpdür Yûnus Mecnûn olupdur 

 Bir ile bir olupdur Hakke'l-yakîn içinde 

 YE. 87a, F. 166a, T. 65b. 

 304

1 Dervîş olan kişiler ‘aceb nite dirile 

 Yol takazası budur bir ola her birile 

2 İkilik eylemeye hîç yalan söylemeye 

 ‘Âlem bulanurısa bulanmadın turıla 

3 ‘Aceb öyle kim ola bulanmadın turıla 

 Öylelik isterisen yoldaş olgıl er ile 

236 Yûnus Emre Dîvânı

4 Er ile yoldaş olan key olısar gönülden 

 ‘Âlem yoldaş olurdı olurmısa dilile 

5 Dilden nesnene gelmez suyıla gönül yunmaz 

Girçegin gelenleri yederler bir kılıla

6 Dün ü günin çekerler o kıl üzülsün diyü 

 ‘Ömrin anda berkitmiş yedilür bir kılıla 

7 İnce sanman ol kılı güzâf sanman bu yolı 

 Erenler geçdi geldi her biri bir hâlile 

8 Her kim hâli hâllendi ol beg oldı kullandı 

 Yûnus sen kul olıgör beg söyleşür kulıla 

 F. 167a, T. 66a. 

 305

1 On sekiz bin ‘âlem halkı cümlesi bir içinde 

 Kimse yok birden artuk söylenür dil içinde 

2 Cümle bir anı birler cümle ana giderler 

 Cümle dil anı söyler her bir menzil içinde 

3 Cümle göz anı gözler kimse yok nişân virür 

 Gören kim görmeyen kim kalduk müşkil içinde 

4 Kim göre anı ‘ıyân kim diye nakş u nişân 

 Sözi Len terânî'dür Mûsâ'ya Tûr içinde 

5 Kimseden ayru görme her birile bile gör 

 Cümle ‘âlem toludur berr ile bahr içinde 

6 Sidretü'l-Müntehâ'dan andan içerü giden 

 Hiç nişân eydimedi menzil-i nûr içinde 

7 Toksan bin kelimesi otuz bin ‘âm u hâsı 

 Otuz bin hâslarına otuz bin sırr içinde 

8 Ol durur ol gizlü söz ‘ârif söyler dün gündüz 

 Hiç nişân eyitmesün Hûr u Kusûr içinde 

Dr. Mustafa Tatcı 237

9 Yûnus sen dilerisen dostı görem dirisen 

 ‘Iyândur görenlere işde gönül içinde 

 F. 169a, T. 67a, K. 65a, B. 47a, YE. 88a, Rt. 25, Ç. 63b, A. 23. 

 306

1 İsrâfîl sûrı ura yir yüzi divşürile 

 Harâb ola berr ü bahr çarh-ı felek yoyıla 

2 Kimse varmaya bunda cümlesi vara anda 

 Ol pâdişâh öninde Hak terâzû kurıla 

3 ‘Iyân ola cümle iş kurtılmaya yâd-biliş 

 Gel fülân ibn-i fülân her bir kula kıgrıla 

4 Cümle halâyık tura yir yüzin tolu tuta 

 Hükm eyleye pâdişâh mahşere dek sürile 

5 Kopa kıyâmet hevli ikinci nefhayılan 

 Üçünci nefha içinde yirler yüzi yarıla 

6 Baglana bin bin sunûf ‘âşıka yok havf u hayf 

 Yarın mahşer güninde Yevme yenfehu urıla 

7 Yûnus yaragun eyle yol korhulı key anla 

 Gökren katran denizi kıldan Sırât gerile 

 F. 169b, T. 77b, K. 72a, Ç. 69b, M. 10. 

 307

1 Kimse döymez bu nazara ‘ışkıla kim pençe ura 

 Bu nazara karşu duran hânumânın garka vire 

2 Çün elini ‘ışka ura 'ışk okına kimdür tura 

 Gök yüzinde melâiki ‘ışk anı indürdi yire 

3 Gör Hârût-Mârût neyidi Hazret'de ferişteyidi 

 Nasîbin ‘ışka aldurup makâmın zühreye vire 

238 Yûnus Emre Dîvânı

4 Âbdestümüz namâzumuz dogrulıkdur tâ‘atümüz 

 ‘Işkıla bagladuk kâmet sâfumuzı kim ayıra 

5 Mescid medrese oldugı pâk cemâ‘at kılındugı 

 Halâyıklar sâf turdugı ‘ışk şükrânesidür zire 

6 İçümde yanar ‘ışk odı gönlümde anun hasadı 

 ‘Işk odınun tütüninden Yûnus'un benzi sarara 

 F. 170a, 176a, T. 68a, T. 71b. 

 308

1 ‘Âşıklar dostı koyup kanda vara 

 Zindândur ‘âşıklara dostsuz serâ 

2 Dost yüzinden gözini ırmaz ‘âşık 

 Anunçün cânı dün ü gün âvâre 

3 Ma‘şûka yüz bir dürlü yol gösterür 

 Peş ‘âşık niçe tura bir karâra 

4 Ma‘şûkanun haddinün pâyânı yok 

 Anunçün sıgmaz ‘âşık ile-şâra 

5 Zihî devlet zihî sâ‘adet zihî ‘ışk 

 Kim bunda ol dostıla iş başara 

6 Kim bilişmediyse bunda dostıla 

 Gam durur dirligi kaldı bî-çâre 

7 Dost ismini tutagör bunda Yûnus 

 Yarına korısan işün Hakk'a vara 

 NO. 194a. 

 309

1 Var derdile yan yüri dermâna irişince 

 ‘Işkıla kullık eyle sultâna irişince 

2 Sular gibi seyreyle bir yirde karâr itme 

 Alçaklara ak yüri ‘ummâna irişince 

Dr. Mustafa Tatcı 239

3 Gâyet hor u hakîr ol başda Halîl olasın 

 İsmâ'îl gibi sen de kurbâna irişince 

4 Eyyûb'layın sabr eyle Ya‘kûb'layın çok agla 

 Yûsuf-sıfat sen dahı Ken‘ân'a irişince 

5 Yûnus sen bu gevheri harceyleme nâdâna 

 Bu yolda neler çekdün ol kâna irişince 

 Ç. 60b, DAY. 144, Mecmûa, Nu: 204, s. 154, Mecmûa Nu: 442, s. 89. 

 310

1 Bî-mekânam bu cihânda menzilüm turagum anda 

 Sultânam tâcıla tahtum Hulle vü Burâg'um anda 

2 Eyyûb'am bu sabrı buldum Cercîs'em bin kezin öldüm 

 Ben bu mülke tenhâ geldüm be-külli yaragum anda 

3 Yûsuf'am bâzâra geldüm Mansûr'am bu dâra geldüm 

 Arslanam şikâra geldüm velâkin yatagum anda 

4 Bülbülem uş öte geldüm dilde menşûr tuta geldüm 

 Bunda müşküm sata geldüm geyigem otlagum anda 

5 Kim ne bile ne kuşam ben şol ay yüze tutaşam ben 

 Ezelîden serhoşam ben içmişem ayagum anda 

6 Delüyem pendi tutmazam degme yire ben gitmezem 

 İş bu sözi işitmezem tutmışam kulagum anda 

7 Sır sözi eşkere olmaz anda od yanar belürmez 

 Dün ü gün yanar söyünmez bu benüm çerâgum anda 

8 Ben bu mülke ta‘lîm kıldum hem yidi kez cevlân urdum 

 Muhammed nûrını gördüm bu benüm mekânum anda 

9 Yûnus bu fikrete taldı hep cihânı arda saldı 

 Va'llâhi hoş lezzet aldı tatmışam dimâgum anda 

 F. 171a, T. 68b, RY. 27a, YE. 89a, NO. 180b, K. 98a, Rt. 24, M. 22, Ç. 62b. 

240 Yûnus Emre Dîvânı

 311

1 Uş yine nazar oldı bu bizüm cânumuza 

 Muhammed bünyâd urdı dîn ü îmânumuza 

2 Peygamberler serveri dîn diregi Muhammed 

 Gör ne gevherler kodı bu bizüm kânumuza 

3 Gelün ‘amel idelüm elümüz irer iken 

 Ecel irer ansuzın irgürmez sanumuza 

4 İy dirîgâ n'idelüm bizde ‘amel olmazsa 

 Hışm idüp yapışalar bu kefen tonumuza 

5 Sorucılar geleler sorı hisâb soralar 

 Karanu sin içinde otura yanumuza 

6 Ölüm Hak'dur bilürsin niçün gâfil olursın 

 ‘Azrâîl kasd idiser günâhlu tenümüze 

7 Miskîn Yûnus bu sözi kendözinden eyitmez 

 Hak Çalap viribidi sebagın dilümüze 

 F. 171b, RY, 23b, YE. 83b, NO. 185a, K. 103b, Ç. 65b. 

 312

1 Yine bu bâd-ı nev-bahâr hoş nev‘ ile esdi yine 

 Yine kışun sovuklugı fuzûllıgın kesdi yine 

2 Yine rahmeti bî-kıyâs yine ‘işret oldı dem-sâz 

 Yine geldi bu yini yaz kutlu kadem basdı yine 

3 Yine yini hazîneden yini hil‘at giydi cihân 

 Yine virildi yini cân ot u agaç sesdi yine 

4 Ölmiş idi ot u şecer dirilüben girü biter 

 Müşriklere nükte yiter var eyledi nesli yine 

5 Yine sahra vü merg-zâr hoş akar esrük bu sular 

 Cihânlara saçdı nisâr cümle ‘âlem dostı yine 

Dr. Mustafa Tatcı 241

6 Yine yir yüzi tonanup kat kat olup renge batup 

 Bülbül güle karşu ötüp cân budaga asdı yine 

7 Sözüm degül yaz kış içün geldi ma‘şûka iş içün 

 Oldı yini bagışlamak pâdişâhun kasdı yine 

8 Yine Yûnus başdan çıkıp ‘âr u nâmûsı yıkup 

 ‘Âşıklarun cur‘asından ulu kadeh içdi yine 

 F. 172a, T. 69a, YE. 81b, RY. 36b, K. 111a, M. 28. 

 313

1 Bu dünyânun misâli benzer bir degirmene 

 Gaflet anun sepedi bu halk ögünen dâne 

2 Degirmene varursun degirmenci sorarsın 

 ‘Azrâîl dirlerimiş ol unı ögüdene 

3 Oluk-su Hak varlıgı evliyâdur çarh igi 

 Çarhı çarha benzetmiş âferin benzedene 

4 Andan ol çarhun yiri ol çakıldak ipleri 

 Endîşendür bulaşuk kaygula perîşâne 

5 Öter çakıldak dün gün ögüdür döger anı 

 Ol gün durur gün bu gün geçdi ‘ömür ziyâna 

6 Bu yir altun taş gibi deprenmez kâ’im turur 

 Bu gök üstün taş gibi gerek kim her dem döne 

7 Bir niçeler turmışlar dün-gün nevbet öñerler 

 Bir niçeler göymezler öñürdürler rindâne 

8 Toza bulaşmış yatur yaşı yitmiş kocalar 

 Nevbet irse yöñerür hem pîre hem cüvâne 

9 Ol degirmenün tucı hep ol götürür güci 

 İşbu dünyâ son ucı fenâ olısar fenâ 

10 Ol sepet teknecügi sonı ölüm döşekdür 

 Dâne tamâm olıcak gerek unun dükene 

242 Yûnus Emre Dîvânı

11 Unluk sinündür senün sakın gûr ‘azâbından 

 Mustafâ böyle didi inanursan Kur'ân'a 

12 Niçe bu temsîlleri söyleyesin yüriyüp 

 Yûnus sen sa'y idegör derdün içün dermâna 

 RY. 2b, K. 142a, M. 42, Mısır N. 4b. 

 314

1 Dutgıl bir Tanrı hâsını 

 Gel ikrâr it erenlere 

 Sileler gönlün pâsını 

 Gel ikrâr it erenlere 

2 Öyle bir berkitgil ‘ahdün 

 Hem mâlun olsun hem rahtun 

 Hakk'ı bilmek olsun cehdün 

 Gel ikrâr it erenlere 

3 Erenlerdür Tanrı hâsı 

 Silerler gönülden pâsı 

 Dostıladur mu‘amlesi 

 Gel ikrâr it erenlere 

4 Gider gönül teşvîşüni 

 Bezeme hoyrat nakşunı 

 Uçurmadın cân kuşunı 

 Gel ikrâr it erenlere 

5 Geç bu uzun endîşeden 

 Erdire nefsin uşadan 

 Bakmagıl dosta taşradan 

 Gel ikrâr it erenlere 

6 Bu cân sana bâkî kalmaz 

 Anda varan girü gelmez 

 Son pişmânlık assı kılmaz 

 Gel ikrâr it erenlere 

Dr. Mustafa Tatcı 243

7 Bu dünyâyı elden bırak 

 Âhirete eyle yarak 

 Erenlerden olma ırak 

 Gel ikrâr it erenlere 

8 Eger seversen Allah'ı 

 Hoş nidâ eyle o şâhı 

 Hak rahmet ider va'llâhi 

 Gel ikrâr it erenlere 

9 Yûnus sen pişmân olmadın 

 İrişgil ere ölmedin 

 Bu dünyâ sana gülmedin 

 Gel ikrâr it erenlere 

 RY. 30b, K. 173b, YE. , M. 58. 

 315

1 Sana direm iy velî 

 Tur irte namâzına 

 Eger degülsen öli 

 Tur irte namâzına 

2 Ezân okur müezzin 

 Çagırur Allah adın 

 Yıkma dînün bünyâdın 

 Tur irte namâzına 

3 Agar pervâze kuşlar 

 Tesbîh okur agaçlar 

 Himmet alan kardaşlar 

 Tur irte namâzına 

4 Namâzı kıl zikr eyle 

 Elün götür şükr eyle 

 Ölecegün fikr eyle 

 Tur irte namâzına 

5 Namâz kıl yarak olsun 

 Âhretde gerek olsun 

 Sinünde çırâk olsun 

244 Yûnus Emre Dîvânı

 Tur irte namâzına 

6 Namâz kıl îmânıla 

 Yatmagıl gümânıla 

 Gidesin emânıla 

 Tur irte namâzına 

7 Çıka gide cân dahı 

 Şöyle kala ten dahı 

 Dervîş Yûnus sen dahı 

 Tur irte namâzına 

 F. 173b, T. 70a. 

 316

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Bir ‘imâret göster bana kim sonı vîrân olmaya 

 Kazanı gör ol mâlı kim senden o girü kalmaya 

2 Döküle altûnun mâlun ayrugıla ola hâlün 

 Senden girü kalan mâlun sana bil assı kılmaya 

3 Ol mâl ki Halîl'ündür hayırlara yilterler anı 

 Ol mâl ki Kârûn'undur ıssı hîç râhat bulımaya 

4 İsrâfîl sûrını ura tagları yirinden tura 

 Bir karınca cevâbını bin Süleymân virimeye 

5 Bu dünye hep ıssuz kala altûnı mâlı döküle 

 Sebil olubanı yite hergiz ıssı bulunmaya 

6 Hey Yûnus Emre ölince var yüri togru yolunca 

 Dünyâsını terk idenler yarın Hazret'de ölmeye 

 F. 173a, T. 69b, B. 28b, NO. 186a, K. 136a, RY. 38b. 

 317

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

Dr. Mustafa Tatcı 245

1 Ben dost içün aglarısam gözüm yaşını kim sile 

 Yaşum niçe dine benüm böyle ‘acâyib derdile 

2 İy yârânlar gelün berü anladayum ahvâlümi 

 Hîç kimsene ola mı kim bu derdüme dermân kıla 

3 Cümle ‘âlem gelürise ansuz dermân olmayısar 

 Derdüme kim dermân olur çün gönlümde ol sevile 

4 Ölüp sine girürisem etüm-tenüm çürimeye 

 Anun içün kim dünyeden ben giderem sevmegile 

5 Yârenlerüm eydür bana ayrık anı görmeyevüz 

 Fürkâte düşdi sûretüm bir menzilden bir menzile 

6 Bir gözi yaşlu ‘ârife ugradum eydür aglagıl 

 Bunda çok aglayan kişi anda gider güle güle 

7 ‘İlm-i sâbıkdan ilerü dahı Elest belürmedin 

 Ben ol idüm ol ben idi şimdi niçesi kesile 

8 Ol kıyâmet bâzârında her bir kula baş kayusı 

 Ne kayursın anı seven çün ol ‘arasâtda bile 

9 Ol dostıla benüm işüm ölüp dahı bitmeyiser 

 Bu niçe ola kim bite çün gönülde dost sevile 

10 İsrâfîl sûrı urıcak her bir sûret nefsüm diye 

 Ben anmayam hîç Yûnus'ı Tapduk gele ol dem dile 

 F. 174a, T. 70a, K. 92a, YE. 83a, RY. 32a, M. 19, A. 22, Ç. 69b. 

 318

1 Zihî şîrîn hûlu dilber ki bu dem turagı cânda 

 Cân evini ala çün dost hemân özi sıgar anda 

2 Cân içinde dostı bulan ayruk yirde ne istesün 

 Anı taşra soranlarun ‘ömri geçdi perâkende 

3 Anun kim ‘ışkı gözgüsi kendüde gösterür bizi 

 Gönül esrük Hak'a ‘âşık esîr olmış bu dermânde 

246 Yûnus Emre Dîvânı

4 Anı bana sorarısan yönüm dostdan yana benüm 

 Her ne hâlde yürürisem mihrüm arta durur günde 

5 Bu sûretde kim var dahı yönin ayruk yana döner 

 Benüm varlıgum dost aldı eserümdür kalan bunda 

6 Anı bana soranlara niçe nişân eydivirem 

 Diliyle kim eydibile bu ‘ışkun turagı kanda 

7 Zihî kim İlâhî devlet kime yoldaş olurısa 

 Ki dostıla sürdi ‘ömri bu arada bu mekânda 

8 Dostdan yana giden kişi kendüligin koyasıdur 

 Dünyâ duta gelen harîf geçmeyiser bu dîvânda 

9 Niçe şîrîn durur gel gör ki kocalar yigit olur 

 Esrükligi ayılmadın ne şûr ider bu meydânda 

10 Yûnus gel gör ‘âşıkları niçe yavu varup durur 

 Dünyâ-âhret elden koyup ne virende ne alanda 

 F. 175b, T. 71a, NO. 193a, B. 50b, YE. 84b, K. 157a, 202b, RY. 18a, 26a. 

 319

1 Ma‘nî berâtın alduk uş gine elümüze 

 Hak sözi viribidi pâdişâh dilümüze 

2 Hak sözlerini söyler cânları hayrân eyler 

 Câhiller giremezler bu bizüm seyrümüze 

3 Sırrumuza irmezler inen yoldaş olmazlar 

 Degmeler hâldaş olmaz bu bizüm hâlümüze 

4 Hâlümüze hâldaş ol yolumuza yoldaş ol 

 Müşkilün beyân olsun baş indür ulumuza 

5 Bu bir genc-i nihândur n'ister sofîlar bunda 

 Niçe ördek niçe kaz hoş iner gölümüze 

Dr. Mustafa Tatcı 247

6 Şol bâkîye biz tapduk dünyâyı elden koduk 

 Âhreti kabûl itdük şâkirüz ulumuza 

7 Yûnus sen bahrî olgıl nûr denizine talgıl 

 Bu Hak sözleri algıl iresin kânumuza 

 F. 177a, T. 72a, NO. 185a, K. 107a, RY. 51a, M. 26, A. 24, Ç. 66a. 

 320

1 Görenün hâli döner nişânsuz bî-nişâna 

 Esritdün cümle halkı sırf içürdün peymâne 

2 Sen bunca sıfat birle pinhân iken iy server 

 ‘Âşıklar devletisin meşhûr oldun cihâna 

3 Anı işiden kulak ebsem oldı kaldı sak 

 Cümle gönüller mutlak saddâk didi bürhâna 

4 Sana biriken birlik oldur ebedî dirlik 

 Senden ayrugı bildük cümle kuru efsâne 

5 Senün hikmetün ırak sensün cânlara turak 

 Sen yandurdugun çerâk bildük ebedî yana 

6 Sen hâslarun bâbısın ‘âşıklar kitâbısın 

 Mutlak dîdâr kapusın görenler mahlûk sana 

7 Yir gök kâyım turdugı denizler mevc urdugı 

 Cennet ü Hûr oldugı cümle sensin bahâne 

8 Dahı yir-gök yogıdı cümle söz mensûhıdı 

 ‘Âşıklar taparlardı ol bî-nişân Sübhân'a 

9 Senün kaşun turmadın ok atar yay kurmadın 

 İsrâfîl sûr urmadın niçe cânlar uyana 

10 Bu göz kendözin görmez nişânun nişân virmez 

 Yûnus'un ‘aklı irmez inen oldı dîvâne 

 F. 178a, T. 72b, YE. 80a, NO. 184b, K. 67b, Ç. 71b, M. 8, A. 21. 

248 Yûnus Emre Dîvânı

 321

1 Muhammed'ün medhini idelüm baş üstine 

 Zîrâ ki ol Muhammed yüridi ‘Arş üstine 

2 ‘Arş'ına basdı kadem ol Resûlu'llâh benem 

 Düşdi bu cümle sanem ser-nigûn Ferş üstine 

3 Bir taşa kıldı nazar mu'cizâtıla yarar 

 Çıkdı ber-Tâ vü Sin ü Yâ dürli nakış üstine 

4 Taş elinde söyledi Hak Resûl'sün sen didi 

 Anun içün komadı bir taşı taş üstine 

5 Muhammed'e kâfirler üç kez agu virdiler 

 Birin kuzuyla yidi ikin aşın üstine 

6 Aguyı kıldı şeker ol Resûlu'llah meger 

 Vir salâvât zenbûr-vâr derdile yaş üstine 

7 Yûnus Emrem sen gine Mustafâ'ya kıl selâm 

 Ol dahı kıla edâ yüz ile baş üstine 

 B. 50a. 

 322

1 Hak yolını gözlerisen 

 Gel yanalum dostlarıla 

 ‘Âşık izin izlerisen 

 Gel yanalum dostlarıla 

2 Yok bu dünyânun vefâsı 

 Bî-‘aded küllî cefâsı 

 Hîç bunun yokdur vefâsı 

 Gel yanalum dostlarıla 

3 Hep yana yana bulmışlar 

 Hak dîdârına irmişler 

 Seferin kaydın görmişler 

 Gel yanalum dostlarıla 

Dr. Mustafa Tatcı 249

4 N'idem sanursın dünyâda 

 Yiter gezdügün hevâda 

 Dermân isteyelüm derde 

 Gel yanalum dostlarıla 

5 Kanı ata kanı ana 

 Bildün bu dünyâyı fenâ 

 Anda râhat gerek câna 

 Gel yanalum dostlarıla 

6 İy bî-çâre Yûnus hemân 

 Dost yolına gerek kurbân 

 Vir cânunı iste cânân 

 Gel yanalum dostlarıla 

 B. 27a. 

 323

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Kimün nesi var kim sana vire kılınç yorutmaga 

 Cümle ‘âlem hükmündedür kim ne bilür el katmaga 

2 Viren alan sen olıcak kim cünbiş eyleyübile 

 Kıymet ü müşteri senün her meta'unı satmaga 

3 Cümle hazîneler senün kime dilersen viresin 

 Kimün ne zehresi ola destûrsuz el uzatmaga 

4 İki cihân varlıgını kudret eli tutup durur 

 Yol yok durur hîç kimseye sensüz bir adum atmaga 

5 Cümle ‘âlemler üstine hayr u şerri sen yasadun 

 Rahmet ü hışm havâledür kendü aslına katmaga 

6 Tevfîk ‘inâyet olmasa kim sebeb eyleyübile 

 Her kandasa fitne senün gücün yiter oynatmaga 

7 İblîs ü şeytân kim ola anda fuzûllık kılmaga 

 Yirlü yirine sen kodun kul geldi kullık kılmaga 

250 Yûnus Emre Dîvânı

88 İy yârânlar siz bu sözi dinlen gönül kulagıla 

 Cân dudagı hâlis gerek birlik şarâbın tatmaga 

9 Birlik diyen katında hîç sen-ben dimek hîç yok durur 

 Yûnus dilin sen yumşatdun bu tevhîdi eyitmege 

 F. 178b, T. 73a, RY. 17b, K. 201b, YE. 85a, M. 73. 

 324

 Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün 

1 Her kime kim dervîşlik bagışlana 

 Kalbı gide pâk ola gümüşlene 

2 Nefesinden müşkile ‘anber düte 

 Budagından il ü şâr yimişlene 

3 Yapragı dertlüyiçün dermân ola 

 Gölgesinde çok kademler işlene 

4 ‘Âşıkun gözi yaşı hem göl ola 

 Ayagından sâz bitüp kamışlana 

5 Cümle şâ‘ir dost bahçesi bülbüli 

 Yûnus Emre arada dürrâclana 

 K. 165a, YE. 88b, B. 51a, RY. 54a. 

 325

1 ‘Aklum başuma gelmedi ‘ışk şarâbın tatmayınca 

 Kandalıgum bilimedüm girçek ere yitmeyince 

2 Pes kolayından bir ‘âşık kaçan hâsıla gelür 

 Kimse menzile irmedi er etegin tutmayınca 

3 ‘Âşık gönlinde çok yol var o yolda bin dürlü hâl var 

 Kimse bu yolı anlamaz küfr ü îmân satmayınca 

4 Çün bülbül ‘âşıkdur güle nazar Hak'dan olur kula 

 Bir keleci gelmez dile gönüllerde bitmeyince 

Dr. Mustafa Tatcı 251

5 Var dîn îmân gerek ise diril bu dünyâda eyü 

 Yarın anda bitmez işün bugün bunda bitmeyince 

6 Bu gönlümdeki râzumı sıgrınmazam size direm 

 ‘Âşıklar nice katlana ‘ışk metâ'ın satmayınca 

7 Bî-çâre Yûnus'un sözin key ‘âşık gerek anlaya 

 O kuş dilidür n'eylesün ol dinlenmez ötmeyince 

 YE. 86b, B. 6a, a. 21, Ç. 61b. 

 326

1 ‘Âşıkları Tamu'ya yandurmaya 

 Uçmaguna bunlar baş indürmeye 

2 Yidi Tamu bir âha katlanmaya 

 Yidi deniz ‘ışk odın söndürmeye 

3 Buyrugın tutmazısan Âdem'leyin 

 Üç yüz yılda yaşunı dindürmeye 

4 Bin yıl cefâ çekmeyince Nûh gibi 

 Tûfânında gemiye bindürmeye 

5 Kurbân olmayınca İsmâîl gibi 

 Kimse içün gökden koç indürmeye 

6 Çobanlık itmeyince Mûsâ'layın 

 Kelîm'üm diyüp Tûr'a göndermeye 

7 Hulkun olmayınca Muhammed gibi 

 Hak dîdârın sana göstermeye 

8 Yûnus kogıl sen bu kurı da‘vâyı 

 Vay ona ki Allah uyandurmaya 

 YE. 88b. 

252 Yûnus Emre Dîvânı

 327

1 Bir şâha kul olmak gerek hergiz ma‘zûl olmaz ola 

 Bir işik yasdanmak gerek kimse elden almaz ola 

2 Bir kuş olup uçmak gerek bir kenâra geçmek gerek 

 Bir şerbetden içmek gerek içenler ayılmaz ola 

3 Çevik bahrî olmak gerek bir deryâya dalmak gerek 

 Bir gevher çıkarmak gerek sarrâf anı bilmez ola 

4 Bir bahçeye girmek gerek hoş teferrüc kılmak gerek 

 Bir güli yıylamak gerek hergiz ol gül solmaz ola 

5 Kişi ‘âşık olmak gerek ma‘şûkayı bulmak gerek 

 ‘Işk odına yanmak gerek ayruk oda yanmaz ola 

6 Bir toyı toylamak gerek bir soyı soylamak gerek 

 Bir sözi söylemek gerek kimse anı bilmez ola 

7 Kişi Hak'ı bilmek gerek Hak haberin almak gerek 

 Zindeyiken ölmek gerek varup anda ölmez ola 

8 Miskîn Yûnus var dek otur yüzüni Hazret'e götür 

 Tapduklayın bir er getür hîç cihâna gelmez ola 

 RY. 40a, HB. 12b, B. 8a, YE. 85b, K. 185b, Mecmûa, Millî Ktp., Nu: 204, s. 152. 

 328

1 İy ‘ışk delüsi olan ne kaldun perâkende 

 Ol seni delü kılan yine sendedür sende 

2 Dünyâ âhiret ol Hak yir-gök toludur mutlak 

 Hîç gözlere görinmez kim bilür ne nişânda 

3 Her kim anı gördüm dise gerek oda yakalar 

 Her kim ana şek getürür ne dînde ne îmânda 

4 Ger meyhâneye vardum ansuz yir göremedüm 

 Yine ana sataşdum girdüm dahı külhânda 

Dr. Mustafa Tatcı 253

5 Her kim aradı cismin cisminde buldı hasmın 

 Ne dünyâ âhret ana ne assı ne ziyânda 

6 Bir niçesine kaç dir bir niçesine tut dir 

 Kaçanla bile kaçar bile turur turanda 

7 Ugrı diyü kullarını giriftâr iden ol 

 Meded idüp irişen gine bile zindânda 

8 Eydürler miskîn Yûnus niçün delü oldun sen 

 Ne ‘akl u ne fehm kalsun iş bu sırrı tuyanda 

 YE. 88a, A. 22a. 

 329

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 ‘Işk odı düşdi cânuma yakup beni yandurmaga 

 Yidi deniz suyı yitmez susalıgum kandurmaga 

2 Yidi deniz suyı n'ider susamış ‘âşık cânına 

 Şeyhüm yüzi gerek bana gördükde baş indürmege 

3 Şeyhüm görem baş indürem el kavşuram karşu turam 

 Kendümi direm divşürem dost iline göndermege 

4 Dost urdı yürege yare yaram onulmaz ne çâre 

 Şu gönlüm düşdügi yire elüm irmez döndürmege 

5 Döndürür erün nefesi iricegiz Tanrı hâsı 

 Siler gönüllerden pâsı yirine nûr toldurmaga 

6 Hem elüm alup kaldurur şâd idübeni güldürür 

 Gönlüme rahmet toldurur eri Hak'ı bildürmege 

7 Yûnus ko yalan da‘vîyi gel arıta ko sivâyı 

 Gönlün evüni kız eyle dost gelicek kondurmaga 

 HB. 17b, NO. 194a, A. 23, Mecmûa, Milli Ktp. Nu: 442, s. 72. 

254 Yûnus Emre Dîvânı

 330

1 İçümde bir dert oldı diyeyin dervîşlere 

 Dervîşlerün kademi kutludur her işlere 

2 Her kimün ki derdi var dermân isteyü gider 

 Benüm dermânum sensin bagrumdagı başlara 

3 ‘Işkdan sebak alursın hem key katı bilürsin 

 Nite revâ görürsin hizmeti dervîşlere 

4 ‘Işkunun cefâsından dünin günin aglaram 

 Akan bunar ne misâl gözden inen yaşlara 

5 Câna tuzak kuralum şâyed ‘ışk ele gire 

 ‘Işkı niçe avlarlar soralum tutmışlara 

6 Şöyle hevâî gelür duzak ilmin kim bilür 

 Niçe duzak kuralım bu konmaduk kuşlara 

7 Yûnus gönlün alanı sen kime söyleyesin 

 Sorarısan sor imdi sen anı bulmışlara 

 NO. 190a. 

 331

1 ‘Âşık-ı zinde kulun hükmi geçer cânlara 

 Eksilmez nukl u şarâb ‘ışk hânın yiyenlere 

2 İş bu cihân-ı harâb dâim işidür taleb 

 Harâblıklar gösterür kendüyi bulanlara 

3 ‘Işk dilde genez olur ‘ışk bilici az olur 

 Dünyâ âhret terk gerek ‘âşıkam diyenlere 

4 Dünyâyı elden bırak olmagıl Hak'dan ırak 

 Ser-mâye kendüs'olmış varlıklar yuyanlara 

5 Bundan ulu ıssı makâm ne şâd vardur ne gam 

 Ödler sıdurmak gerek saladur diyenlere 

Dr. Mustafa Tatcı 255

6 Gel imdi Miskîn Yûnus yolunda yalan olma 

 Bilürsin ‘ışk aldanmaz yalan söyleyenlere 

 NO. 185a. 

 332

 Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün 

1 ‘Âşık oldum bugün meydân içinde 

 Benem key pehlevân meydân içinde 

2 Bu dem ‘ışkun suyıyla gayrı yudum 

 ‘Aceb ‘ârif benem ‘irfân içinde 

3 Bugün ‘ışk bahrinün gavvâsı oldum 

 Gevherler bulmışam ‘ummân içinde 

4 Benem bugün harâbât u melâmet 

 Benem ol yüriyen seyrân içinde 

5 Egerçi küfr tonını geydi sûret 

 Gönül cânı görür îmân içinde 

6 Eger ‘ârif isen bilgil ki binâ 

 Girü kendüsidür dükkân içinde 

7 Anı isteyici çokdur velâkin 

 Benem mahrûm hemân mihmân içinde 

8 Yûnus ‘ışkunla kâ’imdür bu ‘âlem 

 Anunçün devr ider devrân içinde 

 NO. 194a. 

 333

1 Kimseye düşmân tutmazuz agyâr dahı yârdur bize 

 Kanda ıssuzlık varısa mahalle vü şârdur bize 

2 Adumuz miskîndür bizüm düşmânumuz kimdür bizüm 

 Biz kimseye kîn tutmazuz kamu ‘âlem yârdur bize 

256 Yûnus Emre Dîvânı

3 Pîşrev bize Kur'ân durur vatan bize Cennet durur 

 Ol Tamu'yı Hak yandurur ol gül-i gül-zârdur bize 

4 Biz âhret gamın yiyicek dün ü gün yâ Hû diyicek 

 Hak'dan yana gönelicek denizde yol vardur bize 

5 Dünyâ bir ‘avretdür karı yoldan koyar niçeleri 

 Sürün gitsin ol ‘ayyâr'ı anı sevmek ‘ardur bize 

6 Dünyâ harâmdur hâslara lâkin helâldür hamlara 

 Bu dünyâyı dost tutmazuz ol dünyâ murdârdur bize 

7 Yûnus eydür Allah dirüz Allah'ıla kapılmışuz 

 Dergâhına yüz tutuban hemân bir ikrârdur bize 

 NO. 185b, A. 22. 

 334

1 Bir ‘acâyib ‘ışk geldi bende bu hâl üstine 

 Gönlümi taht eyledi oturdı cân üstine 

2 Sen sultânsın ben kulam sen gülsin ben bülbülem 

 Hükmün ‘âleme yiter ne kim var kul üstine 

3 Evvel bahâr olıcak agaçlar tonanıcak 

 Gör niçe medh iderler bülbüller gül üstine 

4 Görürsün ‘âşıkları gezerler halk içinde 

 Kişi var görmez gözi oturmış yol üstine 

5 Sözler eyitdüm diyü Yûnus nükte itmegil 

 Dahı yigrek eydür var el vardur el üstine 

 NO. 183a, YE. 88a. 

 335

1 Gitdi bu kış zulmeti geldi bahâr yaz ile 

 Yeni nebâtlar bitdi mevc urdı hep nâz ile 

2 Yine merg-zâr oldı uş yine gül-zâr oldı 

 Ter nagme düzer oldı mûsikîde sâz ile 

Dr. Mustafa Tatcı 257

3 Hoş haber geldi dostdan yaratdı bâg u bostân 

 ‘İlm okur hezâr destân bülbülleri râz ile 

4 Kim görmişdür baykuşun gülistâna girdügin 

 Leylekler zikr idemez bir latîf âvâz ile 

5 Yâ niçe saklarısan dür-dâne gevher olmaz 

 Keklik keklikle uçar hemîşe bâz bâz ile 

6 El kuşı elden ele gül kuşı gülden güle 

 Baykuş vîrâne sever şahinler pervâz ile 

7 Kanda ki bir gevde var kerkesler anda üşer 

 Tûtîler evin şekker bulurlar kafes ile 

8 Her şahsun kendü tuşın kendüye tuş eyledi 

 Sâdıklar ikrâr ile sûfîler namâz ile 

9 Câhil münâfık münkir cümle ‘aklına şâkir 

 ‘Âşıklar dîdâr sever ‘ârifler niyâz ile 

10 Dervîşlik didükleri dilde haber degüldür 

 Hak ile Hak olana anda menzil düzile 

11 Ben dervîşin diyenler yalan da‘vî kılanlar 

 Yarın Hak dîdârını görmeyiser göz ile 

12 ‘İlm ü ‘amel ne assı bir gönül yıkdunısa 

 ‘Ârif gönül yapdugı berâber hicâz ile 

13 Ulu dîvân kurıla anda kullık sorıla 

 Bin tekebbür virmeye bir garîb nevâz ile 

14 Egriler egri ile togrular togru ile 

 Yalan yalanı sever gammâzlar gammâz ile 

15 Kimi dükkândan bakar kimi hoşluklar sever 

 Kimi bir pûla muhtâc kimisi cân-bâz ile 

258 Yûnus Emre Dîvânı

16 Kula nasîb degicek sultân elden alamaz 

 Zülkarneyn n‘eyledi yâ Hızır u İlyâs ile 

17 Görmez misin Edhem'i tahtını terk eyledi 

 Hak katında hâs oldı bir eski palâs ile 

18 Bu dünyâya inanma dünyâyı benüm sanma 

 Niçeler benüm dimiş giderler ham bez ile 

19 ‘Işk yagmurı tamlası gönül göginden tamar 

 Sevgü yili götürür yagmurı ayaz ile 

20 Yûnus imdi gam yime n'idem ne kılam dime 

 Gelür kişi başına ezelde ne yazıla 

 NO. 194b. 

 336

1 Sen bu cihân mülkine geldüm gelmedüm dime 

 Dut evliyâ etegin zinhâr elünden koma 

2 Gâfil olma ‘ömr geçdi bir niçe yılun aşdı 

 ‘Işkdur kaynadı taşdı buldum bulmadum dime 

3 ‘Işk bî-karâr denizdür cânunı ‘ışka yüzdür 

 Denizde bahrî vardur yüzdüm yüzmedüm dime 

4 Gemi denize girdi bir zamân cevlân urdı 

 Bir gün gemi gark oldı bozdum bozmadum dime 

5 Denizde hakâyıklar cevlân urur balıklar 

 Yûnus deniz mevcine taldum talmadum dime 

 NO. 193a, A. 25. 

 337

1 ‘Âlem düşmân olurısa beni dostdan ırımaya 

 Dost kandayısa ben anda düşmânlık ayırımaya 

2 Dost ehli bizüm ile hem dost bundadur bize ne gam 

 Yüz bin cehd iderse düşmân dost mahfilin turımaya 

Dr. Mustafa Tatcı 259

3 Düşmân bana n'idebile işüm gücüm dostdan yana 

 Dost makâmı cân içinde düşmân eli irimeye 

4 Sultânlar ‘âcizdür anda ne gönüldedür ne cânda 

 Mahrûmdur iki cihânda kim dost yüzi görimeye 

5 Kime kim dost kapu aça düşmânı elinden kaça 

 Yûnus agzı güher saça degme ‘ârif dirimeye 

 Rt. 2, Ç. 73a. 

 338

1 Dirligüm neyidügin eydeyin kıldan kıla 

 Irak yakın işide hâs u ‘âm cümle bile 

2 Hâs u ‘âm mutî ‘âsî dost kulıdur cümlesi 

 Kullar yol varmayınca şâha kim varıbile 

3 Dosta gidenün yolı gönül içinden geçer 

 Bir ‘âmel eylemedüm gireyidüm gönüle 

4 Dosta giden kişiler unıdur kendözini 

 Ben nereye varursam beni ileden bile 

5 Senlik-benlik olıcak iş ikilikde kalur 

 İkilik dutan kişi niçe birike birle 

6 Bundan böyle dostıla bilmezem n'olasını 

 Şimdiye degin ‘ömrüm geçmiş yok sevdâyıla 

7 Bu kıssam uzun durur niçe dükedi bilem 

 Kangı bir eksükligüm getüribilem dile 

8 Yitmiş iki milletün ayagın öpmek gerek 

 Yaramagçün ma‘şûka cümle millete bile 

9 ‘Âşık mıyıdı Yûnus vuslat bulaydı bugün 

 ‘Âşık karâr mı ider yarınki va‘deyile 

 K. 116b, RY. 54b, YE. 82a, M. 30. 

260 Yûnus Emre Dîvânı

 339

1 Ma‘şûkumı isteyü iş bu cihân içinde 

 Delim teferrüc kıldum zemîn ü âsmân içinde 

2 Gezdüm cümle ‘âlemi ‘Arş u Levh ü Kalem'i 

 ‘İlm-i kitâbı dahı delîl beyân içinde 

3 Çok cehd idüp istedüm yir ü gögi aradum 

 Hîç mekânda bulmadum buldum insân içinde

4 Girdüm vücûd bahrine taldum anun ka‘rına 

 ‘Işkıla seyr iderken iz buldum cân içinde 

5 Ol izi hoş izledüm sagum solum gözledüm 

 ‘Acâyiblere irdüm yokdur cihân içinde 

6 Nâ-gehân gördüm bir yüz yokdur anunla hîç söz 

 Sırrın dirisem olmaz sıgmaz lisân içinde 

7 Çünki gördüm yüzini ana virdüm özümi 

 Beni benden iletdi kaldum hayrân içinde 

8 Yûnus Emre yok oldı küllî varı yok oldı 

 Andan artuk nesne yok kalman gümân içinde 

 K. 144a, M. 43, DTCF. 225b. 

 340

1 Bir söz geldi dilüme eydem ölüm üstine 

 Gerek sünnî müselmân gerek zâlim üstine 

2 Çün va‘de ire câna çıka yukaru hana 

 Kösülerler ayagum elüm yenüm üstine 

3 Beni arı yuyalar meşhedüme koyalar 

 Kâfirler esirgeye baka hâlüm üstine 

4 Vay ki n'ola hâlüm bilinmezise ahvâlüm 

 Yılan-çıyan karınca üşe dilüm üstine 

Dr. Mustafa Tatcı 261

5 İltüp sine koyalar yine eve geleler 

 Anca savaş kuralar benüm mâlum üstine 

6 İy Yûnus nükte kılma sözler eydürem diyü 

 Niçe bilürler vardur el var elüm üstine 

 K. 144a, M. 43. 

 341

1 San'atun yigregi çün namâzımış hoş pîşe 

 Namâz kılan kişide olmaz yavuz endîşe 

2 Tanlacak turı gelgil elüni suya urgıl 

 Üç kez salâvât virgil andan bakgıl güneşe 

3 Allah buyrugın dutgıl namâzun kılup gitgil 

 Namâzun kılmayınca zinhâr varmagıl işe 

4 Evünde helâlüne biş vakt namâz ögretgil 

 Ögüdün dutmazısa yazugı yokdur boşa 

5 Namâz kılmaz kişinün kazandugı hep harâm 

 Bin kızılı varısa birisi gelmez işe 

6 Namâz kılmayana sen müsülmândur dimegil 

 Hergiz müsülmân olmaz bagrı dönmişdür taşa 

7 Yûnus imdi namâzun komagıl sen kıla gör 

 Ansuzın ecel irer ‘ömür yitişür başa 

 B. 9b, K. 172b, RY. 30a, M. 57. 

 342

1 Bir ay gördüm bu gice kamu burclardan yüce 

 Esritdi gönlüm cânum bilmezem hâlüm niçe 

2 Nûr Muhammed nûrıdur Halîlu'llâh sırrıdur 

 Sanasın kim açıldı Uçmak'dan bir deriçe 

3 Ol ayun şu‘lesinden ‘âlem münevver oldı 

 Gönlümdeki çerâgı uyardı ulu hoca 

262 Yûnus Emre Dîvânı

4 Müdde‘î bizi görmez gözine girersevüz 

 Gerekse yüz kez varsun Ka‘be'ye ulu hacca 

5 ‘Âşıklarun yüzinden bellüdür benizinden 

 Her kim ‘âşık olmadı benzer kurı agaca 

6 Kur'agacı n'iderler kesüp oda yakarlar 

 Bülbüller öticegiz nevbet degmez dürrâca 

7 Yûnus'ı ögen ögsün sögen Yûnus'a sögsün 

 Keçe suya salupdur ne durur irte gice 

 YE. 87b, HB. 16b, NO. 189a, K. 172a, RY. 30a, A. 24, Mecmûa, Nu: 204, s. 156. 

 343

1 Yine yaz günleri geldi 

 Söyle bülbülcügüm söyle 

 Cümle çiçekler zeyn oldı 

 Söyle bülbülcügüm söyle 

2 Kış çıkıcak irdi bahâr 

 Cânunı gafletden uyar 

 Cennet'e döndi her diyâr 

 Söyle bülbülcügüm söyle 

3 Yaşıl ton geydi agaçlar 

 Pervâz urup uçar kuşlar 

 Nefesün cânlar bagışlar 

 Söyle bülbülcügüm söyle 

4 ‘Işkıla eylegil cûşı 

 Gider gönlünden teşvîşi 

 Çıkuban gül-zâra karşu 

 Söyle bülbülcügüm söyle 

5 Kuru dikende gül biter 

 Hasretinden gine yiter 

 Dertli m'oldun benden beter 

 Söyle bülbülcügüm söyle 

Dr. Mustafa Tatcı 263

6 Bülbül ‘âşık durur güle 

 ‘Âşıkun hâlin kim bile 

 Güle karşu hoş ‘ışkıla 

 Söyle bülbücügüm söyle 

7 Kudret haznesi açıldı 

 ‘Âleme rahmet saçıldı 

 Hulle tonları biçildi 

 Söyle bülbülcügüm söyle 

8 Şeyhüm andadur ben bunda 

 Cânum karâr kılmaz tende 

 Zârılıgum dün ü günde 

 Söyle bülbülcügüm söyle 

9 Kanadunı aça bilürsin 

 Açuban uça bilürsin 

 Deryâlar geçe bilürsin 

 Söyle bülbülcügüm söyle 

10 Yuvandan yavrun aldılar 

 Seni dîvâne kıldılar 

 Zamân böyl'olur didiler 

 Söyle bülbülcügüm söyle 

11 Geçdi yâ ‘ömrümün varı 

 Kor gidersin bu gül-zârı 

 Yûnus'un mûnisi yârı 

 Söyle bülbülcügüm söyle 

 B. 49b. 

 344

1 ‘Işkun ile ‘âşıklar yansun yâ Resûla'llâh 

 İçüp ‘ışkun şarâbın kansun yâ Resûla'llâh 

2 Şol seni seven kişi komış yoluna başı 

 İki cihân güneşi sensün yâ Resûla'llâh 

3 Şol seni sevenlere kıl şefâ‘at anlara 

 Mü'min olan tenlere cânsun yâ Resûla'llâh 

264 Yûnus Emre Dîvânı

4 Şol seni sevdi Sübhân oldun kamuya sultân 

 Cânum yolına kurbân olsun yâ Resûla'llâh 

5 ‘Âşıkam şol dîdâra bülbülem şol gül-zâra 

 Seni sevmeyen nâra yansun yâ Resûla'llâh 

6 Dervîş Yûnus'un cânı ‘âlem şefâ‘at kânı 

 İki cihân sultânı sensün yâ Resûla'llâh 

 Ç. 68a. 

 345

1 Dostdan haber kim getürdi sorun seher yillerine 

 Hak Çalab'um bititmesin ayrılıgın kullarına 

2 Vay bu ayrılık firâkı dünyâ kime kaldı bâkî 

 Hak Çalab'um olmış sâkî kadeh sunar kullarına 

3 Ol kadehün içi tolı anı içen olur deli 

 Ol hocanun tâlibleri bil baglamuş yollarına 

4 Hocanun tâlibi çokdur hîç bundan kemteri yokdur 

 Şunun kim mürşidi Hak'dur uymaz nâsun âllerine 

5 Nefsine muhalif kişi turmaz akar gözi yaşı 

 Bunda nefse uyan kişi talmaz kevser göllerine 

6 Kevser havzına talanlar ölmezdin öndin ölenler 

 Nefsini düşmân bilenler konar Tûbâ dallarına 

7 Tûbâ talından uçanlar yüce makâmlar geçenler 

Şarâben tahûr içenler banmaz dünyâ ballarına 

8 Bu ma‘nîden kimse almaz anda varan yine gelmez 

 Bu dünyâya kimse kalmaz gelen göçer illerine 

9 İy miskîn Yûnus n'eylesün derdini kime söylesün 

 Bir dem tecribe eylesün bu dünyânun hâllerine 

 B. 4b. 

Dr. Mustafa Tatcı 265

 346

1 Kandayıdun kandan geldün dîvâne 

 Aç gözüni bu gafletden uyan e 

2 Kâfile geçdi sen gafletde bulundun 

 Sakın ser-mâyeni virme ziyâne 

3 Kanı atan kanı anan ogul kız 

 Kime vefâ kılısardur zamâne 

4 Hakîkat bilürsin birgün ölürsin 

 Yâ niçün virürsin özün gümâne 

5 Hakk'a kulluk eylemekden kaçasın 

 Yâ niçün kulluk eylersin ‘avâne 

6 Hak içün bir pûlun yok viresin 

 Yâ niçün virürsin assı ziyâne 

7 Yûnus sen nefsüni müslümân sanma 

 Meger şimden girü cümle îmâne 

 Ç. 71a. 

 347

1 İçün taşun murdâr iken ‘ışk n'eylesün senünile 

 Gönlün gözi uyur iken ‘ışk n'eylesün senünile 

2 Âşıklara yoldaş olup sâdıklara yâr olmadun 

 Ölmezdin öndin ölmedün ‘ışk n'eylesün senünile 

3 Dünyâ gözün rûşen idüp gönül gözün kör eyledün 

 Zulmet tolıcak gönlüne ‘ışk n'eylesün senünile 

4 Bize girçek dervîş gerek cihân toldı da‘vâ ile 

 Yalan da‘vâ iderisen ‘ışk n'eylesün senünile 

5 Dervîşligi sanma hemân sûret düzmegile olur 

 Dilde ise senün işün ‘ışk n'eylesün senünile 

266 Yûnus Emre Dîvânı

6 Yûnus Emre hoş derdile süregör gel devrânunı 

 Togrı yola gitmez isen ‘ışk n'eylesün senünile 

 Ç. 71a. 

 YA

 348

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Kime ki dost geregise eydeyim ne kılasını 

 Terk eyleye kendözini hîç anmaya n'olasını 

2 Resim durur ‘âşıklara dost öninde kurbân olmak 

 Minnet dutar cümle ‘âşık cânını ‘ışk alasını 

3 Her kim ‘âşık olmadısa kurtulmadı mekr elinden 

 Cümlesini ‘ışk eridür dünya âhret belâsını 

4 Lâyık degüldür degme cân dost yolında harc olmaga 

 Ümîd dutar cümle ‘âşık dosta kurbân olasını 

5 Dostdan yana giden kişi kendözinden geçmek gerek 

 Dost yagmâlar cân şehrini alur gönül kal‘asını 

6 Dost yolına gönülene girü dönmek olmayısar 

 Bilme misin bu kamusı senden girü kalasını 

7 ‘Âşıkun çü kahr nâlesi hemân sabr itmek çâresi 

 ‘Âlemde ‘ışk meyhânesi nûş eyle gel sâkîsini 

8 Sûret gözi ne göriser dost meclisi kandalıgın 

 Cân kulagıdur işiden bu ‘âşıklar nâlesini 

9 Bu dünyede dostdan artuk Yûnus nesne sevemedi 

 Bilmez misin gayretsüze dost u düşmân gülesini 

F. 179b, K. 97a, RY. 27a, Rt. 29, YE. 92a, 96a, M. 22, Ç. 81b, A. 20. 

 349

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

Dr. Mustafa Tatcı 267

1 Bana namâz kılmaz diyen ben kıluram namâzumı 

 Kılurısam kılmazısam ol Hak bilür niyâzumı 

2 Hak'dan artuk kimse bilmez kâfir müselmân kim durur 

 Ben kıluram namâzumı Hak geçürürse nâzumı 

3 Ol nâzı dergâhda geçer ma‘nî şarâbından içer 

 Hicâbsuz cân gözin açar dost kendü siler gözümi 

4 Dost bundadur bellü beyân gördüm dost dîdârın ‘ıyân 

 Bu ‘ilm-i hikmeti tuyan ider bana dek ‘azimi 

5 Gönül gözi bîdâr durur her kanda baksam yâr durur 

 Kimde ‘akıl-fehim vardur ol bilür benüm sözümi 

6 Gizlü sözi şerh eyleyüp dürlü nükteler söyleyüp 

 Degme ‘ârif şerh itmeye bu benüm gizlü râzumı 

7 Sözüm ma‘nîsine irün bî-nişândan haber virün 

 Dertlü ‘âşıklara sorun bu benüm derd ü sûzumı 

8 Derd ‘âşıklar dermânıdur dertlü ‘âşıklar ganîdür 

 Kadîr ü kudret ünidür işiden dir âvâzumı 

9 Dost isteyen gelsün bana göstereyin dostı ana 

 Budur sözüm önden sona ben bilürem kendözümi 

10 Yûnus imdi söyle Hak'ı münkir dutar sana dakı 

 Bişür kotar Hak hânını ‘ârifler datsun duzumı 

 F. 180b, T. 74a, NO. 185b, K. 99b, RY. 21b, YE. 96a, M. 24, Ç. 85a, A. 32. 

 350

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Allah sana viribiye bir gün ecel serhengini 

 Gele gözüne görine azdura benzün rengini 

2 Eyde sana emânetin vir issi diler ilteyin 

 Ala senden emâneti kıla senünle cengini 

268 Yûnus Emre Dîvânı

3 Emâneti senden ala gevdeni şöyle boş sala 

 Günâhlar boynunda kala nefsün ura gülbengini 

4 Mâlun çogısa iy paşa hısımun kavmun üleşe 

 İledeler seni sine göresin yirün tengini 

5 Seni sinünde koyalar menzil mübârek diyeler 

 Üstüne tîz tîz örteler bu dünyâ hâk ü sengini 

6 Karanu yirde olasın ‘amelün ile kalasın 

 Âh idüben çok çalasın âhir peşmânlık çengini 

7 Yûnus var imdi tevbe kıl cân sendeyiken it ‘amel 

 ‘Âşıkısan kuşanı gör dervîşlerün palhengini 

 F. 182a, T. 74b, HB. 10b, K. 104a, RY. 24a, YE. 96b, M. 26, Ç. 85b. 

 351

1 Su'âlüm var tapuna iy dervîşler ecesi 

 Meşâyıh ne buyurur yol haberi nicesi 

2 Virgil su‘âle cevâb tutalum olsun savâb 

 Şu‘le kime gösterür ‘ışk evinün bacası 

3 Evvel kapu şerî‘at emr ü nehyi bildürür 

 Yuya günâhlarunı her bir Kur'ân hecesi 

4 İkincisi tarîkat kulluga bil baglaya 

 Yolı togrı varanı yarlıgaya hocası 

5 Üçüncisi ma‘rifet cân gönül gözin açar 

 Bak ma‘nî sarâyına ‘Arş'a degin yücesi 

6 Dördüncüsi hakîkat ere eksük bakmaya 

 Bayram ola gündüzi Kadîr ola gicesi 

7 Bu şerî‘at güç olur tarîkat yokuş olur 

 Ma‘rifet sarplık durur hakîkatdür yücesi 

8 Dervîşün dört yanında dört ulu kapu gerek 

 Kancaru bakarısa gündüz ola gicesi 

Dr. Mustafa Tatcı 269

9 Ana iren dervîşe iki cihân keşf olur 

 Anun sıfatın öger ol hocalar hocası 

10 Dört hâl içinde dervîş gerek siyâset çeke 

 Menzile irmez kalur yol eri yuvacası 

11 Kırk kişi bir agacı tagdan indürimeye 

 Yâ bunca mürîd muhib Sırât niçe geçesi 

12 Küfür okın atarken îmânun urma sakın 

 Yilüp sıyasın güçin sebl ola güvecesi 

13 Dört kapudur kırk makâm yüz altmış menzili var 

 Ana irene açılur vilâyet derecesi 

14 ‘Âşık Yûnus sözlerin muhâl diyü söylemez 

 Ma‘nî yüzin gösterür bu şâ‘irler kocası 

 F. 182a, T. 74b, B. 48a, K. 57b, YE. 90b, NO. 188b, M. 4, A. 27. 

 352

1 Hak nûrı ‘âşıklara her dem nüzûl degül mi 

 Kime kim nüzûl degmez Hak'dan ma‘zûl degül mi 

2 Mine'l-kalbi ile'l-kalb yol var dimişler erler 

 Her gönülden gönüle rast togru yol degül mi 

3 Kargayıla bülbüli bir kafese koysalar 

 Birbiri sohbetinden dâim melûl degül mi 

4 Eyle ki karga diler bülbülden ayrılmaga 

 Bülbülün de gönlinde maksûdı şol degül mi 

5 Câhil ile ‘ârifün meseli şuna benzer 

 Câhil katında îmân ma‘lûm mechûl degül mi 

6 Işık ile Dânişmend sû'i işler her zamân 

 Dânişmend Işık'a eydür bî-şerî‘at degül mi 

270 Yûnus Emre Dîvânı

7 Yitmiş iki milletün sözini ‘ârif bilür 

 Yûnus Emre sözleri dâim usûl degül mi 

 F. 183a, T. 75b, NO. 185b, YE. 55a, 91a, K. 61a, M. 5. 

 353

1 ‘Işk bâzirgânı ser-mâye cânı 

 Bahadur gördüm câna kıyanı 

2 Zihî bahadur cân terkin urur 

 Kılıç mı keser himmet giyeni 

3 Kamusın bir gör kemterin er gör 

 Alçak görmegil palâs giyeni 

4 Tîz çıkarurlar fevka'l-'ulâya 

 Bil ‘Îsâ gibi dünya koyanı 

5 Tîz indürürler tahte's-serâya 

 Şol Kârûn gibi dünyâ kovanı 

6 'Âşık olanun nişânı vardur 

 Melâmet olur bellü beyânı 

7 ‘İlm ü ‘amele olmagıl magrûr 

 Hak kabûl itdi kefen soyanı 

8 Kodı atlası geydi palâsı 

 İbrâhîm Edhem sırdan duyanı 

9 Çün Mansûr gördi ol benem didi 

 Oda yakdılar işitdün anı 

10 Oda yandurtdun külin savurtdun 

 Eyle mi gerek seni seveni 

11 Zinhâr iy Yûnus gördüm dimegil 

 Dâra çekerler gördüm diyeni 

 F. 184a, T. 76a, HB. 10b, K. 62a, YE. 91a, 98b, Mecmûa, Nu: 442, s. 83, A. 30, Ç. 83b. 

Dr. Mustafa Tatcı 271

 354

1 Kaçan kim ol dilber benüm gözlerüme tutaş oldı 

 Gönlüm cânum virdüm ana ‘ışkı bana yoldaş oldı 

2 Gönlüm eydür benem kulı cânum eydür benem kulı 

 Hîç bilmezem kimdür yigi bu ikiden savaş oldı 

3 Bu ikisi arasında bildüm devlet benüm imiş 

 Hîç danışugum yog iken başum anunla hoş oldı 

4 Bir dem anunla dirligüm bin yıl ‘ömrümden yigimiş 

 Andan ayru geçen günüm yüregümde bir baş oldı 

5 Her kancaru bakarısam oldur gözüme görinen 

 Önüm ardum sagum solum küncile göz ü kaş oldı 

6 Hızr u İlyâs degüliken ölmez dirlige sataşdum 

 Hergiz yimez içmez iken içüm toptolu aş oldı 

7 Anı seven ‘âşıklarun söylerisem sıfatını 

 Anun ‘ışkı urganında koyundan da yavaş oldı 

8 Niçe arslan da‘vî kılur ‘ışka boyun virmemege 

 Senün ‘ışkun zencîrinden kızan evvel yavaş oldı 

9 Cümle ‘âlemün gönlinde vardur anun mahabbeti 

 Anı cândan sevmeyenün bil kim îmânı taş oldı 

10 Senün ‘ışkun odı meger sıçramaya kimesneye 

 Bir zerre degdi Yûnus'a cihân içinde fâş oldı 

 F. 184a, T. 76b, NO. 194b, K. 70b, YE. 91b, M. 10, Ç. 77b. 

 355

1 Yir gök yaradılmadın Hak bir gevher eyledi 

 Nazar kıldı gevhere sızurdı dür eyledi 

2 Gevherden bug çıkardı bugından gök yaratdı 

 Gök yüzinün bizegin çok yılduzlar eyledi 

272 Yûnus Emre Dîvânı

3 Göge eytdi dön didi ay-gün yürisün didi 

 Suyı mu‘allak kodı üstinde yir eyledi 

4 Yir çalkandı turmadı bir dem karâr kılmadı 

 Yüce yüce tagları Hak çöksüler eyledi 

5 ‘Azrâîl gökden inde bir avuç toprak aldı 

 Dört ferişte yogurdı bir peygamber eyledi 

6 Çün cân gevdeye irdi ahsurdı öri turdı 

 El götürüp ol demde Hakk'a şükür eyledi 

7 Allah eydür Âdem'e çün kim irdün bu deme 

 Bu dünyâda ne didün dilün neyi söyledi 

8 Yogiken var eyledün topragiken cân virdün 

 Kudret diliyle andun dilüm söyler eyledi 

9 Bu söz Hakk'a hoş geldi kulın ‘azîz eyledi 

 Ne geçdise gönlinden virdi hâzır eyledi 

10 Bu söz Yûnus'a kandan kim vire haber cândan 

 Meger kim ol lutf ıssı ana nazar eyledi 

 F. 185a, T. 76b, K. 85a, YE. 95a, M. 16, Ç. 79b. 

 356

1 Çalap Âdem cismini toprakdan var eyledi 

 Şeytân geldi Âdem'e tapmaga ‘âr eyledi 

2 Eydür ben oddan nûrdan ol bir avuç toprakdan 

 Bilmedi kim Âdem'ün için gevher eyledi 

3 Zâhir gördi Âdem'ün bâtınına bakmadı 

 Bilmedi kim Âdem'i halka server eyledi 

4 Kırk yıl kalıbı yatdı adı ‘âlemi tutdı 

 Gör şeytânı bugzından ne fitneler eyledi 

5 Âdem toprak yatmışdı at âlemi dutmışdı 

 Fikrine bak İblîs'ün ya'ni hüner eyledi 

Dr. Mustafa Tatcı 273

6 Ol yüriyen atları sürdi Âdem üstine 

 Âdem'e mekr irgürüp ya'ni zafer eyledi 

7 Âdem'ün göbeginden Çalap yaratdı anı 

 Vaff diyüp turı geldi anlar güzer eyledi 

8 Çün gitdi Âdem ‘ahdi yetdi Mûsâ'nın vaktı 

 İblîs'e işbu işler yavlak eser eyledi 

9 Mûsâ gönüldi Tûr'a Hak'la münâcât kıla 

 Gördi kim bir su akar Mûsâ nazar eyledi 

10 Mûsâ eydür göreyin bu su ne yirden gelür 

 Ger böyle akarısa zîr ü zeber eyledi 

11 İlerü vardı Mûsâ la‘în oturmış aglar 

 Gözinün yaşıyımış ol su bınar eyledi 

12 Mûsâ sordı la‘îne agladugun nedendür 

 N'ideyim aglamadın dir işüm zâr eyledi 

13 Mukarrrebdüm Mûsâ ben ol Hakk'un dergâhında 

 Götürdi urdı yire işümi şer eyledi 

14 Sen bilmez misin Mûsâ ben neden ayrıldugum 

 Şunlar ögüme düşdi beni humâr eyledi 

15 Vargıl digil yâ Mûsâ rahmet eylesün bana 

 Tevbe kılup işine hoş istigfâr eyledi 

16 Mûsâ irdi hâcete Hakk'ıla münâcâta 

 Unutdı emâneti söz muhtasâr eyledi 

17 Hak Mûsâ'ya eyitdi unutdun emâneti 

 Ol nidâya cânını Mûsâ nisâr eyledi 

18 Vargıl digil yâ Mûsâ rahmet ideyim ana 

 Secde itsün Âdem'e çün istigfâr eyledi 

274 Yûnus Emre Dîvânı

19 Mûsâ geldi la‘îne didi Hakk'un buyrugın 

 Secdeyi işidicek döndi inkâr eyledi 

20 Ben andan umarıdum derdüme dermân kıla 

 Dahı arturdı derdüm ya‘ni tîmâr eyledi 

21 Ben eger tapsam ana ol vaktin taparıdum 

 Şimdi hod toprak olup zîr ü zeber eyledi 

22 Âdem İblîs kim ola işi işleden Çalap 

 Ayı güni yaradup leyl ü nehâr eyledi 

23 Ma‘nî nedür İblîsden câhillik kamu bizden 

 Ne duydun iş bu sözden sırrı esrâr eyledi 

24 Çalap eydür şol kula ‘inâyet benden ola 

 Ne şeytân azdurısar ne kimse kâr eyledi 

25 Altı bin yidi yüzi yıldan geçen Âdem'i 

 Dile getürdi Yûnus söz muhtasâr eyledi 

 F. 186a, T. 77b, K. 83a, YE. 94a, M. 15, Ç. 78b, A. 31. 

 357

1 ‘Âşık mıdur ol ma'şûk içün virmeye cânı 

 ‘Âkil midür ol dünyeyile isteye anı 

2 Âdem midür ‘ömrini kullıkda geçürmez 

 ‘Ârif midür ol anlamaya sûd u ziyânı 

3 ‘Âlim midür ol ‘ilmine lâyık ‘ameli yok 

 Câhil midür ol ‘ışka sata iki cihânı 

4 ‘Âbid midür ol işlemedi tâ‘at u ihlâs 

 Fâsık dimenüz kendözini suçlu bileni 

5 Esrik midür ol kadehi nûş itmedi dostdan 

 İyü dimenüz gafletile nefse uyanı 

6 Gönül midür ol hikmeti kılmadı tefekkür 

 Yâ göz midür ol yaş yirine dökmeye kanı 

Dr. Mustafa Tatcı 275

7 Miskîn Yûnus'un ser-mâyesi yokdur İlâhî 

 İllâ sevicidür seni ‘ışkıyile seveni 

 NO. 183a. 

 358

1 Biz bizi bilmezidük bizi kendüden eyledi 

 Âşkâre kıldı bizi kendüy pinhân eyledi 

2 Biz bile pinhânidük gayr-ı sen ü ben idük 

 Mutlak bî-gümânidük hem bî-gümân eyledi 

3 Topragı kadarladı sûreti hat bagladı 

 Durgurdı dört âleti adın insân eyledi 

4 Çün yaratdı Âdem'i bileyidük biz kamu 

 Bu kamu hâs u ‘âmı bir ma‘denden eyledi 

5 Asl-ı ma‘dendeyidük kaygusuz ganîyidük 

 Ol bî-nişân cihânda şöyle revân eyledi 

6 Görgil Çalap fazlını yıkmaz ‘âsî gönlüni 

 Bin bin kerem lutfıla ol tercemân eyledi 

7 Kamu bir yire gider kimse niçesi yiter 

 İki birdür bir biter gör bir neden eyledi 

8 Çün nefs oldı havâle dagılduk degme yola 

 Tatlu oldı nevâle ol sen ü ben eyledi 

9 Ne sen ü ben ne fülân ne dutarısa yalan 

 Dünyâ çirkine kalan işün gümân eyledi 

10 Âdem'den buna degin ne eli var ne yegin 

 Geymegile yimegi bir dâneden eyledi 

11 Elest'de bileyidük göz açduk “Belî” didük 

 Yûnus'ıla gayrını kamu birden eyledi 

 F. 189a, T. 79a, K. 128b, YE. 93a, NO. 185a, RY. 47b, Rt. 33. 

276 Yûnus Emre Dîvânı

 359

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müsef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Bencileyin gören kişi ben sevdügümün yüzini 

 Delü ola taga düşe yavu kıla kendözini 

2 Kim şükrâne yitüriser bir kez seni görmeklige 

 Hâşâ anı gören kişi niçe ırısar gözini 

3 Dilile kim eydibile anun cemâli tertîbin 

 Cân tutagı gerek dada anun kılıncı tuzını 

4 Kişi neyi severise dilinde sözi ol olur 

 Gensüz söyleyesüm gelür gönlüm alanun sözini 

5 Böyle şîrîn kılıncıla her kancaru bakarısam 

 Yitmiş iki milletine geçüriserdi sözini 

6 Hîç kimsene geniyile dostına ‘âşık olmadı 

 Mahabbet burcında komış ‘âşıklarun yılduzını 

7 Dertsüzlere benüm sözüm benzer kaya yankusına 

 Hâldaş bilür hâldaşınun gönlindeki şol râzını 

8 Her kim severise seni ebed diri kalur cânı 

 Her dem senün ‘ışkunla geçürür dün ü gündüzini 

9 Zühre eger göreyidi Yûnus göziyle gördügin 

 Çengini elden bıragup unıdayıdı sâzını 

 F. 188a, T. 78b, YE. 101a, RY. 23a, K. 189a, A. 31. 

 360

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Dostdan haber soran kişi güzâf degül dostun işi 

 Bellü bilün mahrûm durur bu dünyâda dostsuz kişi 

2 Kimdür ki dost yüzin göre dost dost diyü cânın vire 

 Şolok dem ol dosta ire unıda cümle teşvîşi 

Dr. Mustafa Tatcı 277

3 Dost işi ‘aceb iş durur cân denizin tutuşdurur 

 Cânsuzlara bir düş durur ger yorasın sen bu düşi 

4 ‘Işk şevkından ‘âlem toldı bu ‘âşıklar andan geldi 

 ‘Işksuz biten çiçek soldı ‘ışkıladur dirlik hoşı 

5 Ben niçe diyeyin anı kabûl itmez yüz bin cânı 

 Ana lâyık dirlik kanı yokdur ana lâyık işi 

6 Kim bahâ bulısar ana ol kıgurur andın yana 

 Devlet irdi andan bana hâcet degül hümâ kuşı 

7 Cân ne durur dost önünde fetvâ budur kamu dilde 

 Gel göresin bu meydânda topdur dostı seven başı 

8 Dostı seven ‘âşıklara ‘ışkı turakdur cânlara 

 ‘Işkdur yire göge direk ayrugı hep söz öküşi 

9 Yûnus imdi sen ben iken ‘âşıklara ne sen ü ben 

 Yokluk durur anı sevmek koyun ayruksı bakışı 

 F. 190a, T. 79b, B. 7b, NO. 192b, YE. 89b, RY. 52b, K. 162b, Rt. 30, A. 29, M. 52. 

 361

1 Girü durur yoklukdan kamularun baylıgı 

 Bunca varlık var iken gitmez gönül tarlıgı 

2 Batmış dünyâ mâlına bakmaz ölüm hâline 

 İrmiş Kârûn mâlına zihî iş düşvârlıgı 

3 Bu dünyâ kime kaldı kimi ber-hûrdâr kıldı 

 Süleymân'a kalmadı anun ber-hûrdârlıgı 

4 Süleymân zenbîl ördi kendü emegin yirdi 

 Anunıla buldılar bunlar peygamberligi 

5 Gel imdi miskîn Yûnus varun Hakk'a harc eyle 

 Gördün elünde kalmaz bu dünyânun varlıgı 

 F. 191b, YE. 92b, K. 109b, RY. 34b, M. 27. 

278 Yûnus Emre Dîvânı

 362

1 Ol Çalab'umun ‘ışkı bagrumı baş eyledi 

 Aldı benüm gönlümi sırrumı fâş eyledi 

2 Hergiz gitmez gözümden hîç eksilmez dilümden 

 Çalap kendü nûrını gözüme tuş eyledi 

3 Cân gözi anı gördi dil andan haber virdi 

 Cân içinde oturdı gönlümi ‘Arş eyledi 

4 Bir kadeh sundı câna cân içdi kana kana 

 Tolu geldi peymâne cânum serhoş eyledi 

5 Esrük oldı cânumuz dür döker lisânumuz 

 Ol Çalab'umun ‘ışkı beni dervîş eyledi 

6 Cânda yanar çerâgı gönüllerde turagı 

 Gönül dahı cân dahı ‘ışkıla cûş eyledi 

7 Ben kaçan dervîş olam ya Hakk'a kulam diyem 

 Yüz bin benüm gibiyi ‘ışk hırka-pûş eyledi 

8 Yûnus imdi avınur dostı görüp sevinür 

 Erenler mahfilinde ‘ışkı cünbiş eyledi 

 F. 190b, T. 80a, RY. 48a, K. 129b, NO. 190b, Rt. 30, M. 35. 

 363

1 Ol dost benden yana hîç bilmezin niçe bakdı 

 İş bu vücûd şehrine bir hoş nazar bırakdı 

2 Gözüm anun yüzinden niçe gideribilem 

 Bin dürlü kılıncıla gönlümi şöyle kapdı 

3 Kimden ögüt istersem sabır gösterür bana 

 Sabrumun perdesini mahabbet odı yakdı 

4 Sabrıla benüm işüm niçe varısar başa 

 Şol dostumun nüvahtı cânuma cân bırakdı 

Dr. Mustafa Tatcı 279

5 Sevdükli sevdügile bile kopısar yarın 

 Benüm işüm yarına koymaz bugün soyakdı 

6 Yûnus sever dostını cânından anuniçün 

 Kişi neyi severse cânın ana uyakdı 

 F. 192a, T. 81a, RY. 37a, K. 113b, NO. 182b, YE. 93a, M. 29, A. 31. 

 364

1 Banladı ol mü'ezzin turdı kâmet eyledi 

 Hazret'e tutdı yüzin döndi niyyet eyledi 

2 Hazret'e baglu elüm Fâtiha okur dilüm 

 Belini büküp Hakk'a hoş rükû‘ât eyledi 

3 Şu benüm hâcet-gâhum Tûr tagı oldı meger 

 Mûsî'leyin bu gönlüm hoş münâcât eyledi 

4 Bir sûret gördi gözüm secdeye vardı yüzüm 

 Yıkıldı tertîblerüm zühdümi mât eyledi 

5 Ne du‘â kılam ne selâm ne zikr ü tesbîh kılam 

 Bu biş vakt namâzumı ‘ışkun gâret eyledi 

6 Gör Yûnus'ı n'eyledi hoş haberler söyledi 

 ‘Âşıkıdı ma'şûka dâd u sited eyledi 

 F. 194b, T. 82b. 

 365

1 Tecellîyâtun nûrına döymez vücûdum tagları 

 Cismüm gemisinün zîrâ muhkem degüldür bagları 

2 Katreden deryâlar düzen cân kuşı pâ-bendin üzen 

 Yüz bin deryâları yüzen gel sürelüm bu çagları 

3 Dildâr içün dil şehrini pâk eyle arıt gayrıdan 

 Zîrâ ki sultân tahtıdur bunda komazlar zâgları 

4 Düşdükçe öge Hubbü'l-Vatan zerrece kalmaz me'men 

 Gözden sızup olur seven her dem yüregüm yagları 

280 Yûnus Emre Dîvânı

5 ‘Âkil eli irmez ile irse dahı gelmez dile 

 Dertli hâlin dertli bile sayru ne bilsün sagları 

6 Ma‘şûklıgun hil'atini her kime giydürdün ise 

 Gelmez gözine zerrece Firdevs-i a‘lâ bâgları 

7 Yûnus hüsnün kitâbını bir hoş temâşâ eylemiş 

 Anda sala ‘âşıklara dag üstine kor dagları 

 B. 15a, A. 26. 

 366

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Toldur kadeh sungıl bize ‘ışk şarâbından iy sâkî 

 Ol badyadan gerek bize andan içe şeyh ü fakî 

2 Sohbetümüz ilâhîdür sözümüz kevser âbıdur 

 Şâhumuz şâhlar şâhıdur çalgumuzdur dost firâkı 

3 Kim ki bir dem sohbet ola müftî müderris mât ola 

 Bir İlâhî devlet ola andan içen oldı bâkî 

4 Hırka vü takye yol virmez ferecile ‘âlim olmaz 

 Dîn diyânet olmayıcak n'eylersün bunca varakı 

5 Okıdun yidi mushafı tâ‘at gösterürsün sâfî 

 Çünki ‘amel eylemedün gerekse var yüz bin okı 

6 Bin kez hacca vardunısa bin kez gazâ kıldunısa 

 Bir kez gönül sıdunısa gerekse yüz yıl yol dokı 

7 Gönül mi yig Ka‘be mi yig eyit bana ‘aklı iren 

 Gönül yigdür zîrâ ki Hak gönülde tutar turakı 

8 Konşıyıla gönülleri ısmarladı Hak Resûl'e 

 Mi‘râc gicesi dostıla bu keleci oldı dakı 

9 Yûnus senün işün budur dutgıl ulular etegin 

 Dilerisen pâk olasın gönüllerde olgıl bâkî 

Dr. Mustafa Tatcı 281

 F. 192b, T. 81a, YE. 90a, RY. 42b, NO. 193b, K. 121a, Rt. 33, M. 31. 

 367

1 Biz uludan işitdük evvel er yaratıldı 

 Pâdişâhun birligin evvel kadîm er bildi 

2 Bunca yıl bunca zamân biz işitdük bî-gümân 

 Çalap kendü sun‘ından ere Tanrılık kıldı 

3 Eydürler bir kuşıdı hikmeti öküşidi 

 İki cihân ‘ârifi ol kuşdan ‘ibret aldı 

4 Ol kuşun her bir yöni yüz bin yigirmi dört bin 

 Evvel ol kuş uçuban rahmet göline taldı 

5 Çün gölden girü döndi budak üzere kondı 

 Silkindi her bir yönden bir tamla su döküldi 

6 Ol suyun her birisin bir cân yaratdı güzin 

 Ol cânun her birisi bunda peygamber oldı 

7 Evvelki bünyâd oldı altı kez dünyâ toldı 

 Yidincisi buyıdı bu Âdem yaratıldı 

8 Âdem toprakdanıdı ‘Azâzîl oddanıdı 

 İşitdük ‘Azâzîl'i Âdem'e bakdı güldi 

9 Secde geldi Âdem'e eydür inün kademe 

 Cümle firişte indi ‘Azâzîl dura kaldı 

10 Eydür ben oddan olam yüz bin yıl tâ‘at kılam 

 Tapu buyuracagın tâ‘atın ‘arza kıldı 

11 Ol halkun varlıgından pâdişâh birliginden 

 Şol bir söz sebebinden sürildi la‘net oldı 

12 Her kim kendüyi gördi üstâdı İblîs oldı 

 Kişi ne buldıyısa miskînligile buldı 

282 Yûnus Emre Dîvânı

13 Eksikligüm Hak bilür ‘ışkı bana ol virür 

 Kılgıl Yûnus'a tîmâr ‘ışk beni benden aldı 

 K. 150b, YE. 100b, RY. 64b, Rt. 14b, M. 46. 

 368

1 Sana ‘ibret geregise gel göresin bu sinleri 

 Ger taşısan eriyesin bakup göricek bunları 

2 Şunlar ki çokdur mâlları gör niçe oldı hâlleri 

 Sonucı bir gönlek geymiş anun da yokdur yenleri 

3 Kanı mülke benüm diyen köşk ü sarây begenmeyen 

 Şimdi bir evde yaturlar taşlar olmış üstünleri 

4 Bunlar eve girmeyeler zühd ü tâ‘at kılmayalar 

 Bu beyligi bulmayalar zîrâ geçdi devrânları 

5 Kanı ol şîrîn sözlüler kanı ol güneş yüzlüler 

 Şöyle gâib olmış bular hîç belürmez nişânları

6 Bunlar bir vakt begler idi kapucılar korlar idi 

 Gel şimdi gör bilmeyesin beg kangıdur ya kulları 

7 Ne kapu vardur giresi ne yimek vardur yiyesi 

 Ne ışık vardur göresi dün olmışdur gündüzleri 

8 Bir gün senün dahı Yûnus benven didüklerün kala 

 Seni dahı böyle kıla nitekim kıldı bunları 

 F. 193b, T. 81b, YE. 97b. 

 369

1 Ol geçidün korkusı uş beni yoldan kodı 

 Geçemez degme kişi köprüsin kıldan kodı 

2 Yirde gökde ol dostun hikmetleri bî-pâyân 

 Hikmetine talaldan uş beni kâlden kodı 

3 İndi öküzi ol la‘în âl ile azdurmaga 

 Sinek ile Hak Çalap öküzi elden kodı 

Dr. Mustafa Tatcı 283

4 Öküz taşun üstinde taşı balık götürür 

 Balık suyun içinde binâsın yilden kodı 

5 Cehennem key karanu Cehennem tahte's-serâ 

 Kula ayruk su'âl yok kulı su'âlden kodı 

6 Dosta ‘âşık olanun güci sözine yiter 

 Güci sözine yiten sözini dilden kodı 

7 Dostun etegin dutan dostıla bâzâr ider 

 Bâzâr iden dostıla bâzârın elden kodı 

8 İşitdün Meryemoglı dostına varur iken 

 Gör âhir yarım igne ‘Îsâ'yı yoldan kodı 

9 Yûnus eydür dimegil dostı girçek severin 

 Dostı girçek sevenler benligin elden kodı 

 F. 194a, T. 82a, K. 191a, NO. 186a, RY. 59b, YE. 92b, M. 68, A. 25. 

 370

1 Ben bende seyr ideriken ‘aceb sırra irdüm ahî 

 Bir siz dahı siz de görün dostı bende gördüm ahî 

2 Bende bakdum bende gördüm benümile ben olanı 

 Sûretüme cân olanı kimdügini bildüm ahî 

3 Ben istedüm buldum anı ol ben isem yâ ben kanı 

 Seçemedüm andan beni bir kezden ol oldum ahî 

4 Sûret toprakdur diyeni gönlüm kabûl itmez anı 

 Bu topragun cevherini Hazret'e irgürdüm ahî 

5 Münkir kişi tuymaz anı dertlülerün sizer cânı 

 Ben dost bâgı bülbüliyem ol bâgçeden geldüm ahî 

6 Ma‘şûk bizümledür bile ayru degül kıldan kıla 

 Uzak sefer bizden kala dostı yakın buldum ahî 

284 Yûnus Emre Dîvânı

7 Degme bir yol kandan bana tagılmayam degme yana 

 Kutlu oldı bu seferüm hoş menzile irdüm ahî 

8 Mansûr'ıdum ben ol zamân uş yine geldüm bunda ben 

 Yak külümi savur yile ben Ene'l-Hak didüm ahî 

9 Ne oda yanam dagılam ne dâra çıkam bogılam 

 İşüm bitince yüriyem teferrüce geldüm ahî 

10 Mun‘im oldum yoksul iken benüm oldı kevn ü mekân 

 Şarka vü garba ser-te-ser yire göge toldum ahî 

11 Nitekim ben beni bildüm diledügüm Hakk'ı buldum 

 Korkum anı buluncadı korkıdan kurtuldum ahî 

12 Yûnus kim öldürür seni viren alur gine cânı 

 Bu cânlara hükm ideni kim idügin bildüm ahî 

 F. 195a, T. 82b, HB. 10b, K. 146b, YE. 98a, RY. 3b. 

 371

1 Evvel dahı varıdı cânumda bu ‘ışk odı 

 Eşkere itmez idüm bilürdüm ki dost kodı 

2 Dört kitâbı şerh iden bulmadı ‘ışka çâre 

 Ne begler ne sultânlar ne müderris ne kâdî 

3 Yir gök kâ’im ırılmaz yiller esüp deprenmez 

 Her nesne muhkem olur ‘ışk olıcak bünyâdı 

4 ‘Işk anadan dogmadı kimseye kul olmadı 

 Hükmile esîr kılur cümle bilişi yadı 

5 Günde bin kez yanaram râzîyam ben şol oda 

 Zîrâ şekkerden şîrîn bana ‘ışkunun odı 

6 ‘Işka Mecnûn olanlar assı-ziyândan fârig 

 Korkmaz ıssı sovukdan pes ne biliser odı 

7 Ezelden benüm fikrüm Ene'l Hak'ıdı zikrüm 

 Henüz dahı togmadın ol Mansûr-ı Bagdâdî 

Dr. Mustafa Tatcı 285

8 ‘Işk odı cûş eyledi cânumı hoş eyledi 

 Kimse söyündüremez cânumda yanan odı 

9 ‘Işk çengine düşenün melâmet olur işi 

 Anun içün bed-nâmdur miskîn Yûnus'un adı 

 F. 196b, T. 83b, K. 90a, NO. 182a, RY. 72b, YE. 95b, Rt. 28, M. 18, Ç. 75a. 

 372

1 İki cihânı unıdur sana gönül viren kişi 

 Yalan söyler ‘âşık degül gözin senden ıran kişi 

2 Bu fenânun terkin ura ol bekânun kaydın göre 

 Zihî devletlü cân anun yüz agıla varan kişi 

3 Kendüligin terkin ura senün yolunda cân vire 

 Sorısuz uçmaga gire sen sultâna iren kişi 

4 Her ki bu dünyâdan geçer ‘ışk kadehin tolu içer 

 ‘Işka cânun saçu saçar dost gülini diren kişi 

5 Cân ne imiş dost yolına ‘âşık anı terkitmeye 

 Bu cânıla bin cân alur cânın Hak'a viren kişi 

6 Cânını şükrâne vire yüzin ayaklara süre 

 Erenler gönline gire Hak'dan haber soran kişi 

7 ‘Akıl gide hayrân ola dünyede ser-gerdân ola 

 Küfri anun îmân ola ‘ışka gönül viren kişi 

8 Terk ide fâsid işleri iş idine dervîşleri 

 Akıda gözden yaşları dost haberin duyan kişi 

9 Gözlerini giryân ider cigerini biryân ider 

 Gönülleri hayrân ider ‘ışk eseri olan kişi 

10 Çün dünye bilürsin fenâ ne yatarsın döne döne 

 Uyhu m'uyur kana kana dost yolını soran kişi 

286 Yûnus Emre Dîvânı

11 Şol kim sorar dost kandadur kanda dirisen andadur 

 Ma‘şûkıla seyrândadur girçek ‘âşık olan kişi 

12 Miskîn Yûnus sabr eylegil bu dünyânun zahmetine 

 Dürlü cefâya katlanur sen sultâna iren kişi 

 HB. 17a, K. 193b, YE. 101b, RY. 33b, 61a, M. 70, A. 29. 

 373

1 İşidün iy yârânlar 

 Eve dervîşler geldi 

 Cân şükrâne virelüm 

 Eve dervîşler geldi 

2 Her kim gördi yüzini 

 İndürür kendözini 

 İlm-i bâtından öter 

 Eve dervîşler geldi 

3 Dervîşler uçar kuşlar 

 Deniz kenârın kışlar 

 Zihî devletlü başlar 

 Eve dervîşler geldi 

4 Dervîşler yüzi sulu 

 Görenler olur delü 

 Bâtını ‘Arş'dan ulu 

 Eve dervîşler geldi 

5 Seydî Balum ilinden 

 Şeker tamar dilinden 

 Dost bâgçesi yolından 

 Eve dervîşler geldi 

6 Yûnus kulun ögürsüz 

 Kimsesi yok yalunuz 

 Fidî olsun cânumuz 

 Eve dervîşler geldi 

 F. 197a. 

Dr. Mustafa Tatcı 287

 374

 Müstef'ilün Müsef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Dînün îmânun varısa hor görmegil dervîşleri 

 Cümle ‘âlem müştâk durur görmeklige dervîşleri 

2 Ay u güneş müştâk durur dervîşlerün sohbetine 

 Firişteler tesbîh okur zikir ider dervîşleri 

3 Tersâlar tapuya gelür hükm ısları zebûn olur 

 Taglar taşlar secde kılur göricegez dervîşleri 

4 Ol Fahr-i ‘âlem Mustafâ ol ma‘den-i sıdk u safâ 

 İsterisen andan vefâ incitmegil dervîşleri 

5 İncidesin âh ideler ‘ömrin gülin kurıdalar 

 Gözsüz olasın yideler tâ bilesin dervîşleri 

6 Dervîş okı ırak atar hey dimedin câna batar 

 Gâfil olma yiter tutar hor görmegil dervîşleri 

7 Yir gök eydür hırka hakı himmetleri olsun bâkî 

 Çün pâdişâh oldı sâkî esridiser dervîşleri 

8 Gökden inen dört kitâbı günde bin kez okurısan 

 Va'llâh dîdâr görmeyesin sevmezisen dervîşleri 

9 Devletlüler sever bizi her dem sorar hâlümüzi 

 Kördür münkirlerün gözi görmeyiser dervîşleri 

10 Yûnus eydür bu ‘ışk geldi ölmiş cânum diri kıldı 

 Sen ben dimek dilden kaldı göricegez dervîşleri 

 F. 197b, T. 84a, B. 47b, K. 152b, YE. 98b, RY. 7a, A. 32. 

 375

1 Menzili ırak bu yolun bu yola kim varası 

 Müşkili çok bu hâlün bunı kim başarası 

2 Bu yola yarak gerek eksük gerek çok gerek 

 Key demür yürek gerek bu sarp yola giresi 

288 Yûnus Emre Dîvânı

3 Îmân aldaguçları bilün çokdur bu yolda 

 Nefsine uyanlarun gitmez yüzi karası 

4 Yitmiş bin riyâ çeri vardur bu yolda bilün 

 Nefs öldürmiş er gerek ol çeriyi kırası 

5 Togrulık mancınıgı istigfâr taşıyıla 

 Togru vardı atıldı yıkıldı nefs kal‘ası 

6 Kimde kim togrulık var bilgil kim öldürür ‘âr 

 İki cihâna yarar girçek er ser-mâyesi 

7 İnce Sırât köprüsi genez imiş bu yolda 

 Dosta giden kişinün togrulıkdur çâresi 

8 Yûnus imdi saladur gel gidelüm yoklıga 

 Göz eger lâyıkısa Hak dîdârın göresi 

 F. 198b, T. 84b, NO. 191a, YE. 99a, RY. 9b, Rt. 32, A. 28. 

 376

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 ‘Işkun odı düşdi câna eritdi yürek yagını 

 Kesdi hevâsetün kökin oda yandurdı bâgını 

2 Kazdı kahır kazmasıla cânda cefâ ocagını 

 Çaldı nefsümün boynına himmet eri bıçagını 

3 Rahmet suyıyıla yudı gönlüm evin ap-arıca 

 Hıdmet kapusundan ana sundı şükür ayagını 

4 Her kim bizi yererise Hak dilegin virsün ana 

 Urmaklıga kasd idenün düşem öpem ayagını 

5 Kim bize taş atarısa güller nisâr olsun ana 

 Çırâguma kasd idenün Hak yandursun çırâgını 

6 Miskîn gönlün ‘ışk elinden iki büküldi vücûdı 

 Tevbe kapusından sundum ana îmân tayagını 

Dr. Mustafa Tatcı 289

7 Gel imdi iy miskîn Yûnus hevâseti elden bırak 

 Çalab'um rûzı eyle bize kanâ‘at bıçagını 

 F. 199b, T. 85b. 

 377

1 Gerçek ‘âşık olanlarun hemen dostı sever cânı 

 Unıdur kibr ü kînini ma‘şûka terk ider cânı 

2 Gerçek ‘âşık ögüt bilmez zire ögüt assı kılmaz 

 Karâr itmez ögüt ile bulmak ister ol Sübhân'ı 

3 Gerçek ‘âşık olanlarun yüzinde nişânı olur 

 Dün ü güni turmaz akar gözleri yaşınun kanı 

4 Bu cümle ‘âlem sevdügi bu dîn ile bu îmândur 

 Va'llâhi ışksuz gerekmez şol dîn ile şol îmânı 

5 Bir ucına varurısa ayru degül ‘âşık cânı 

 Sorun cümle ‘âşıklara kıldan kıla bilür anı 

6 Evvel-âhir Hayyü'l-Kayyûm ‘âşıklara ma'şûkıdı 

 ‘Aklun varısa hisâb it geçiser bu ‘ışk devrânı 

7 Her kim ‘âşıkam diyüben hasret geçürür varısa 

 Gözi hicâblıdur anun görinmedi ‘ışk nihânı 

8 Yûnus yüzün kaldurmagıl ‘âşıklarun ayagından 

 Fidî eyle yüz bir cânı anda bulasın sultânı 

 NO. 183a 

 378

1 Erenler bir denizdür ‘âşık gerek talası 

 Bahrî gerek denizden girüp gevher alası 

2 Gine biz bahrî olduk denizden gevher alduk 

 Sarrâf gerek gevherün kıymetini bilesi 

290 Yûnus Emre Dîvânı

3 Yüri var epsem ol a ne simsârlık satarsın 

 ‘Alî gibi er gerek iş bu sırra eresi 

4 Muhammed Hakk'ı bildi Hakk'ı kendüde gördi 

 Cümle yirde Hak hâzır göz gerekdür göresi 

5 Dile rızkını Hak'dan nahnu kesemnâ pinhân 

 Nefsin bilmiş er gerek göz hicâbın silesi 

6 Didüm iş bu nefesi ‘âşıklar hükmiyile 

 Bâhıllıksuz er gerek bir karâra durası 

7 ‘Âlimler kitâb düzer karayı aka yazar 

 Gönüllerde yazılur bu kitâbun sûresi 

8 Yüri hey sûfî zerrâk ne sâlûslık satarsın 

 Hak'dan artuk kim ola kula dilek viresi 

9 Hak duragı gönülde âyâtı var Kur'ân'da 

 ‘Arş'dan yukarı cânda ‘ışk burcınun kulesi 

10 Şöyle delü olmışam bilmezin dünden güni 

 Yüregümde işledi ‘ışk okınun yaresi 

11 Gel imdi miskîn Yûnus tut erenler etegin 

 Cümlesi miskînlikde yoklugımış çâresi 

 F. 200b, T. 86a. 

 379

 Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün 

1 Pâdişâhlar pâdişâhı ol Ganî 

 Emrile viribidi bize cânı 

2 Od u su vü topragı yili bile 

 Anunıla bünyâd eyledi teni 

3 Yaratdı yitmiş iki dürlü dili 

 Arada üstün kodı müsülmânı 

Dr. Mustafa Tatcı 291

4 Biz müsülmân Muhammed ümmetine 

 Hil‘ât virdün bize dîn ü îmânı 

5 Cân nûrdandur nûra karışırısan 

 ‘Ayb eyleme sûret olursa fânî 

6 Zekeriyyâ agaca sıgınmagın 

 Bıçguyıla iki dildürdün anı 

7 Eyyûb'un kurda yidürdün tenini 

 Sabrıla buldı o dahı dermânı 

8 Ya‘kûb'ı agladup aldun gözlerin 

 Yûsuf'ı Mısr'un sen itdün sultânı 

9 Kamuya söz söyledür ‘ibret içün 

 Yûnus'ı da söyledür ol Sübhân'ı 

 F. 203a. 

 380

1 Niçe bir besleyesin bu kaddile kâmeti 

 Düşdün dünye zevkına unutdun kıyâmeti 

2 Toprakdan yaratıldun yine toprakdur yirün 

 Toprak olan kişiler n'ider bu ‘alâmeti 

3 Uslu degül delüdür yüce sarâylar yapan 

 ‘Âkıbet vîrân olur cümlenün ‘imâreti 

4 Düriş kazan yi-yidür bir gönül ele getür 

 Yüz Ka‘be'den yigrekdür bir gönül ziyâreti 

5 Kerâmetüm var diyen halka sâlûslık satan 

 Nefsin müsülmân itsün varısa kerâmeti 

6 Nefsin müsülmân iden Hak yola togru giden 

 Yarın ana olısar Muhammed şefâ‘ati 

7 Yüz bin peygamber gele hîç şefâ‘at olmaya 

 Vay eger olmazısa Allah'un ‘inâyeti 

292 Yûnus Emre Dîvânı

8 Yûnus imdi sen dahı girçeklerden olıgör 

 Girçek erenler imiş cümlenün ziyâreti 

F. 199a, T. 85a, YE. 97a, RY. 56b, NO. 186a, K. 186b, A. 32, Ç. 73a, M. 65, 

Câmiü'n-Nezâir 784. 

 381

1 ‘Işkun aldı benden beni 

 Bana seni gerek seni 

 Ben yanaram düni güni 

 Bana seni gerek seni 

2 Ne varlıga sevinürem 

 Ne yokluga yirinürem 

 ‘Işkunıla avınuram 

 Bana seni gerek seni 

3 ‘Işkun ‘âşıklar öldürür 

 ‘Işk denizine taldurur 

 Tecellîyile toldurur 

 Bana seni gerek seni 

4 ‘Işkun zencîrini üzem 

 Delü olam taga düşem 

 Sensin dün ü gün endîşem 

 Bana seni gerek seni 

5 Eger beni öldüreler 

 Külüm göge savuralar 

 Topragum anda çagura 

 Bana seni gerek seni 

6 Sûfîlere sohbet gerek 

 Ahîlere âhret gerek 

 Mecnûn'lara Leylâ gerek 

 Bana seni gerek seni 

7 Ne Tamu'da yir eyledüm 

 Ne Uçmak'da köşk bagladum 

 Senün içün çok agladum 

Dr. Mustafa Tatcı 293

 Bana seni gerek seni 

8 Cennet Cennet didükleri 

 Bir ev ile bir kaç Hûrî 

 İsteyene virgil anı 

 Bana seni gerek seni 

9 Yûsuf eger hayâlüni 

 Düşde göreydi bir gice 

 Terk ideyidi mülklerin 

 Bana seni gerek seni 

10 Yûnus çagururlar adum 

 Gün geçdükçe artar odum 

 İki cihânda maksûdum 

 Bana seni gerek seni 

 F. 201b, T. 86b, NO. 186a, HB. 13a, YE. 90a, Ç. 82a, A. 28. 

 382

1 Dilsüzler haberini kulaksız dinleyesi 

 Dilsüz kulaksuz sözin cân gerek anlayası 

2 Dinlemedin anladuk anlamadın dinledük 

 Girçek erün bu yolda yoklukdur ser-mâyesi 

3 Biz sevdük ‘âşık olduk sevildük ma‘şûk olduk 

 Her dem yini dirlikde sizden kim usanası 

4 Yitmiş iki dil seçdi aramuza söz düşdi 

 Ol bakışı biz bakduk yirmedik ‘âm u hâsı 

5 İy Yûnus imdi velî yirde gökde toptolı 

 Her bir taşun altında bir İmrânoglı Mûsî 

 F. 202a, T. 87a, YE. 91b, K. 62a, NO. 181a, Rt. 27, A. 26. 

 383

1 Nasîhat kandîlinden bir işâret göründi 

 Tenüm içinde cânum andan yana süründi 

294 Yûnus Emre Dîvânı

2 Nefsümün ejdehâsı döndi bana haml'itdi 

 Kanâ‘at hay dimezse hakîkatdür yir indi 

3 Kanâ‘ati yar idin uyma nefs dilegine 

 İresin hakîkate yirün buldun tur indi 

4 Kanâ‘at didügini eger sen tutmazısan 

 Nefsüne uyarısan ser-gerdân ol var indi 

5 Yûnus Hak tecellîsin şâ‘ir dilinden söyler 

 Cânda gevher varısa Hak'dan yana yürindi 

 F. 202b, T. 87a, K. 82a, NO. 182a, YE. 94a, M. 14, Ç. 76b. 

 384

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 ‘Ömrüm beni sen aldadun 

 Âh n'ideyin ‘ömrüm seni 

 Beni deprenimez kodun 

 Âh n'ideyin ‘ömrüm seni 

2 Benüm varum hep sen idün 

 Cânum içinde cân idün 

 Hem sen bana sultân idün 

 Âh n'ideyin ‘ömrüm seni 

3 Gönlüm sana egleridüm 

 Gül diyüben yıylarıdum 

 Garîbseyüp aglarıdum 

 Âh n'ideyin ‘ömrüm seni 

4 Giderimiş bunda gelen 

 Dünyâ işi cümle yalan 

 Aglar ‘ömrin yavı kılan 

 Âh n'ideyin ‘ömrüm seni 

5 Hayrum şerüm yazılısar 

 ‘ömrüm ipi üzüliser 

 Gidüp sûret bozulısar 

 Âh n'ideyin ‘ömrüm seni 

Dr. Mustafa Tatcı 295

6 Bârî koyuban kaçmasan 

 Göçgünci gibi göçmesen 

 Ölüm şarâbın içmesen 

 Âh n'ideyin ‘ömrüm seni 

7 Birgün ola sensüz kalam 

 Kurda kuşa ögün olam 

 Çürüyüben toprak olam 

 Âh n'ideyin ‘ömrüm seni 

8 Miskîn Yûnus bilmez misin 

 Yoksa nazar kılmaz mısın 

 Ölenleri anmaz mısın 

 Âh n'ideyin ‘ömrüm seni 

 F. 204b, T. 88b. 

 385

1 Bu ne gülecek yirdür aglasana key katı 

 ‘Azrâîl seni kovar katı cân ‘alâmeti 

2 Sanma kalasın bunda gensüz varasın anda 

 Anca yatasın sinde görince kıyâmeti 

3 Mâl u mülkden ayrılup sine varasın turup 

 Münker ü Nekir gelüp su'âl idiser katı 

4 İki ferişteh ine gele karşuna kona 

 Günâhlarunı yaza sala boynuna biti 

5 Günâhlarun tartalar andan Sırât'a ilteler 

 Zebânîler dutalar figânlar ola katı 

6 İsrâfîl sûrın ura halâyık turı gele 

 Baş açuk yalın ayak ıssılar ola katı 

7 Ata oguldan beze bakmaya ana kıza 

 Şol gün geliser bize unutma ‘arasâtı 

296 Yûnus Emre Dîvânı

8 Yûnus günâhun çokdur sen aglarısan hakdur 

 Yarın sana gerekdür Muhammed şefâ‘ati 

 F. 204a, T. 88a, B. 16a, A. 30, RY. Mecmûa, 16a. 

 386

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Kime gönül virdümise benümile yâr olmadı 

 Hâlüm bilüp derdüm sorup bana vefâdâr olmadı 

2 Hak'dan meger takdîr idi gönül sana ‘âşık idi 

 Hiç kimsene bencileyin derde giriftâr olmadı 

3 ‘Işkdan degül şikâyetüm kendü tâli'ümden durur 

 Kendü yolın aramayan câhildür ol er olmadı 

4 ‘Işk bir ulu hil‘at durur bir niçeye virdi Çalap 

 Bir niçeler mahrûm kalup ‘ışkdan haberdâr olmadı 

5 ‘Işk bir ulu nazar durur ‘âşık cânı dîdâr durur 

 ‘Işkı olmayan gönüller vîrânedür şâr olmadı 

6 İbrâhîm'e Nemrûd odın ‘ışkdur gülistân eyleyen 

 ‘Işkdan çün irdi bir nazar gül-zâr oldı nâr olmadı 

7 Yaradıldı yir ile gök Muhammed dostlıgına 

 Levlâk ana delîl durur ansuz yir ü gök olmadı 

8 ‘Işkda kahırlar çok olur ‘ışk erine gayret muhâl 

 Yûnus ‘âşık oldunısa ‘âşıklarda ‘âr olmadı 

 F. 205b, T. 89a, K. 179b, RY. 70b, Rt. 31, A. 29. 

 387

 Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün 

1 Müsülmânlar zamâne yatlu oldı 

 Helâl yinmez harâm kıymetlü oldı 

Dr. Mustafa Tatcı 297

2 Okınan Kur'ân'a kulak tutulmaz 

 Şeytânlar semirdi kuvvetlü oldı 

3 Harâm ile hamîr tutdı cihânı 

 Fesâd işler iden hürmetlü oldı 

4 Kime kim Tanrı'dan haber virürsen 

 Kakır başın salar hüccetlü oldı 

5 Şakird üstâdıla ‘arbede kılur 

 Ogul atayıla ‘izzetlü oldı 

6 Fakîrler miskînlikden çekdi elin 

 Gönüller yıkuban heybetlü oldı 

7 Peygamber yirine geçen hocalar 

 Bu halkun başına zahmetlü oldı 

8 Dutulmaz oldı Peygamber hadîsi 

 Halâyık cümle Hak'dan utlu oldı 

9 Yûnus gel ‘âşıkısan tevbe eyle 

 Nasûha tevbe ucı kutlu oldı 

 F. 206a, T. 89a, Ç. 76a. 

 388

1 Geldi geçdi ‘ömrüm benüm şol yil esüp geçmiş gibi 

 Hele bana şöyle gele şol göz açup yummış gibi 

2 İşbu söze Hak tanukdur bu cân gevdeye konukdur 

 Bir gün ola çıka gide kafesden kuş uçmış gibi 

3 Miskîn Âdem oglanını benzetmişler ekinciye 

 Kimi biter kimi yiter yire tohum saçmış gibi 

4 Bu dünyede bir nesneye yanar içüm göyner özüm 

 Yigid iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi 

5 Bir hastaya vardunısa bir içim su virdünise 

 Yarın anda karşu gele Hak şarâbın içmiş gibi 

298 Yûnus Emre Dîvânı

6 Bir miskîni gördünise bir eskice virdünise 

 Yarın anda sana gele Hak şarâbın içmiş gibi 

7 Yûnus Emre bu dünyâda iki kişi kalur dirler 

 Meger Hızır-İlyâs ola Âb-ı Hayât içmiş gibi 

 F. 207a. T. 89b. 

 389

 Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün 

1 Eşkere kıldum bugün pinhânumı 

 Cân virüben buldum ol cânânumı 

2 Cân gönül hayrân kalupdur ma'şûka 

 Ma‘şûkıla sürerem devrânumı 

3 Derd gerekdür derd gerekdür derd gerek 

 Kim gerek derde virem dermânumı 

4 Bî-mekânam anun içün dünyede 

 Kimsene bilmez benüm mekânumı 

5 Kânı buldum n'iderem ben ayrugı 

 Yagmâya virdüm bugün dükkânumı 

6 Top benem çevgânı aldum çalaram 

 Kim ala bu topdan meydânumı 

7 Yir benümdür gök benümdür ‘Arş benüm 

 Gör niçesi germişem sayvânumı 

8 Yûnus oldıysa adum pes ne ‘aceb 

 Okuyalar defter ü dîvânumı 

 F. 207b, Rt. 32. 

 390

1 İy yârenler eydimezem cânum neye taldugını 

 Dilile vasf idemezem gönlümi kim aldugını 

Dr. Mustafa Tatcı 299

2 Gönlüm tolı sıgmaz dile ‘âşıkdur ol kim hâl bile 

 ‘Işk niçeyi virdi sile anlayamaz n'oldugını 

3 ‘Işkdan haber bilenlerün ‘ışk derdile tolanlarun 

 Küfri îmân olanlarun ‘ayıblaman güldügini 

4 Aglamak gülmek ‘âşıka dirilmek ölmek ‘âşıka 

 Kahırla lutfı bir bilür bilmez melûl oldugını 

5 ‘Işk Yûnus'ı eyledi lâl Yûnus kanı ‘ışka helâl 

 Kon varın itsün pâyimâl görmesün ayruldugını 

 YE. 101b, HB. 13a, Rt. 28. 

 391

1 Erenlerün gönlinde ol sultân dükkân açdı 

 Niçe bizüm gibiler anda konuban göçdi 

2 Cümle erenler uçdı taglar yazılar geçdi 

 ‘Işk kazanına düşdi kaynayubanın bişdi 

3 Bu dünyenün meseli benzer murdâr gevdeye 

 İtler murdâra üşdi Hak dostı kodı kaçdı 

4 ‘Âşık mı diyem ana cân terkini urmadı 

 ‘Âşık ana diyeler melâmet dile düşdi 

5 Yine esridi Yûnus Tapduk yüzin görelden 

 Meger anun gönlinden bir cur'a şerbet içdi 

 Rt. 27, Ç. 74a. 

 392

 Müfte‘îlün Mefâ‘îlün Müfte‘îlün Mefâ‘îlün 

1 Bülbül-i haste gül yüzün gördi ‘arasât eyledi 

 İrdi ‘âşık ma'şûkına şükür beşâret eyledi 

2 Gaflet ile yaturıdum şâh nazar eyledi bana 

 Didi ki uyhudan uyan geldi işâret eyledi 

300 Yûnus Emre Dîvânı

3 Hayli zamândı va‘deye salmışıdı za‘îfini 

 Gördi gönül şikestesin kapdı ‘imâret eyledi 

4 Ben garîbün hâtırını sormaga geldi şol sanem 

 Düzdi gönül sınugını hâtır ziyâret eyledi 

5 Gör bu dervîşi Yûnus'ı tercemân-ı lisân okur 

 Dir ki bu ‘ışkıla beni Tanrı delâlet eyledi 

 B. 52a, K. 182a, RY. 48a, M. 62. 

 393

1 İsteridüm Allah'ı buldumısa ne oldı 

 Aglarıdum dün ü gün güldümise ne oldı 

2 Erenler meydânında yuvalanur top idüm 

 Pâdişâh çevgânında kaldumısa ne oldı 

3 Erenler sohbetinde deste kızıl gül idüm 

 Açıldum ele geldüm soldumısa ne oldı 

4 ‘Âlimler müderrisler medresede buldılar 

 Ben harâbât içinde buldumısa ne oldı 

5 İşit Yûnus'ı işit uş yine delü olmış 

 Erenler ma‘nîsine taldumısa ne oldı 

 YE. 63b, B. 54a. 

 394

1 Andan berü kim ‘ışkun benümle yoldaş oldı 

 Rahmân yolına beni göstermege baş oldı 

2 Cânum üzere turdı Rahmân çerisin dirdi 

 Şeytân ilini urdı key yagmâ tarâş oldı 

3 ‘Işk nefs iline akdı ne buldıyısa yakdı 

 Kibir kal‘asın yıkdı anda çok savaş oldı 

Dr. Mustafa Tatcı 301

4 Dost yüzin ‘ıyân gördüm sır haberlerin sordum 

 Didi gizlü bilmezsin uş söyledüm fâş oldı 

5 Nefs ili oldı harâb kibr ayaklarda türâb 

 Gitdi perde vü hicâb dost gözüme tuş oldı 

6 ‘Işk oldı elüm benüm gösterdi togrı yolum 

 Hakk'a şükür kim hâlüm bayagıdan hoş oldı 

7 Anlar ki göz açdılar bu dünyeden geçdiler 

 Bekâya ulaşdılar menzilleri ‘Arş oldı 

8 Bunlar bunda kaldılar dünyeye aldandılar 

 Yalancılar oldılar hep bunlar kolmaş oldı 

9 Ölenler hâlin bilmez göz açup ögin dirmez 

 Miskîn Yûnus Emre'nün meger bagrı baş oldı 

 Rt. 31, A. 29. 

 395

1 ‘Işkıla isteridük yine bulduk ol cânı 

 Gönlek idinmiş geyer sûretile bu teni 

2 Girmiş sûretde gezer cümle işleri düzer 

 Girü kendüye söyler gevherile bu kânı 

3 Bu dünye bir bâzârdur sûretler olmış dükkân 

 Bu dükkâna girüben oldur satan bu kânı 

4 Bir niçeler kayurur bunca mâlum kaldı dir 

 Viren oldur alan ol sormaz nedür ziyânı 

5 Yûnus imdi sen senden ayru degül hem cândan 

 Sen sende bulmazısan kanda bulasın anı 

 HB. 15a, NO. 191a, K. 147a, YE. 92a, 99b, RY. 4a, A. 25, Ç. 84a, M. 4. 

 396

1 İy dünyâya aldanan hayırla ihsân kanı 

 Unutdun âhireti şefkatla îmân kanı 

302 Yûnus Emre Dîvânı

2 Kimde ki şefkat vardur rahmet dahı andadur 

 Şimdi bir gönli açuk sünnî müsülmân kanı 

3 İbrâhîm Halîl geldi Ka‘be'ye bünyâd urdı 

 Oglına bıçak çaldı İsmâîl kurbân kanı 

4 Şeddâd bir uçmak yapdı Nemrûd göge ok atdı 

 Kârûn'ı da yir yutdı Âdil Nuşirvân kanı 

5 Kim ki istedi buldı kullugı tamâm oldı 

 Key Mısr'a sultân oldı Yûsuf-ı Ken'ân kanı 

6 Resûl Mi‘râc'a agdı gökden yire nûr yagdı 

 Habîb'üm diyü ögdi ol Fahr-ı cihân kanı 

7 Ebubekr ile ‘Ömer yüzlerinden nûr tamar 

 Sînesi tolu Kur'ân Osmân-ı Âffân kanı 

8 Bineridi Düldül'e bilinde Zülfekâr'ı 

 Erenler açdı dîni Tanrı Arslan'ı kanı 

9 Çalap Tanrı'nun hâsı Hazret'e geçer nâzı 

 Peygamber'ün ‘âmusı Hamza pehlevân kanı 

10 Cüneyd-i Bagdâdî vü Şiblî vü Ma‘rûf-ı Kerhî 

 Anlar vardı bu yolı şimdi ol erkân kanı 

11 Bâyezîd-i Bestâmî yidi kat gök seyrânı 

 Ol erenler sultânı gevher-i ma‘den kanı 

12 Geçdi bunlarun çagı dünyâ kahrun ocagı 

 Ebu'l-Müslim Necefî sâhib-i kırân kanı 

13 Bir gönül ele getür ferâgât ol geç otur 

 Konya şehrinde yatur ol iki sultân kanı 

14 Fakîh Ahmed Kutbü'd-dîn Sultân Seyyid Necmü'd-dîn 

 Mevlânâ Celâlü'd-dîn ol Kutb-ı cihân kanı 

Dr. Mustafa Tatcı 303

15 Ol Seyyid Ahmed Kebîr müyesserdi ana nûr 

 ‘Iyâlleri cümle şîr ol hulkı merdân kanı 

16 Yûnus Emrem aç gözün toprak eylegil yüzün 

 Sana dahı diyeler cigeri biryân kanı 

 RY. 36a, K. 199a, M. 72. 

 397

1 Bakdugum yüzde gördüm O Tapdug'um nûrını 

 Maksûdum bugün buldum ben n'iderem yarını 

2 Yarınum bugün bana hoş bayram dügün bana 

 Düşde gelür ün bana işidün ahbârını 

3 Dostun haberiyile nefsün sana yâr eyle 

 Yık dosta yarag eyle bu vücûdun şârını 

4 Vücûda gelmeyince kimse Hakk'ı bilmedi 

 Bu vücûddan gösterdi dost bize dîdârını 

5 Erün dîdârın gördüm gümân terkini urdum 

 Dost bahçesine girdüm ögerem gül-zârını 

6 Dostun yüzi gül bana ‘âşıkam yol bul ana 

 Kaykımazam dört yana çün buldum ‘ışk erini 

7 Elestü bi-Rabbiküm Hak'dan nidâ gelicek 

 Mü'minler Belî diyüp itdiler ikrârını 

8 Kâlu belî dinildi münkir-muhib bilindi 

 O demden duta geldi câhiller inkârını 

9 Yûnus'a küfr elinden şikâyete geldiler 

 İy sultânum girçek er kes gider zünnârını 

 RY. 60a, K. 192a, M. 68. 

 398

1 Helâl kıldı ma‘şûka ‘âşık kendü kanını 

 Ma‘şûk nakşından okur her ‘âşık Kur'ân'ını 

304 Yûnus Emre Dîvânı

2 Yârdan ayru olınca asılup ölmek yigdür 

 ‘Âşık kendü bıragur boynına urganını 

3 Gitmez ‘âşık gözinden hergiz ma‘şûk hayâli 

 Nitekim Zelhâ virür Yûsuf'un nişânını 

4 Dirlik budur ‘âşıka Ma‘şûk yolında öle 

 Sorarlarsa eyidem ‘âşıkun burhânını 

5 Belkîs'ıla Süleymân ‘ışka düşdi bir zamân 

 İsteyüp bulmadılar bu derdün dermânını 

6 Gökdeki Hârût-Mârût ‘ışk içün indi yire 

 Zühre yüzin göricek unıtdı Rahmân'ını 

7 Güzâf görmen siz ‘ışkı kime ugradıyısa 

 Sultânı iltür başdan yitürür hânmânını 

8 Ferhâd bu ‘ışk yolında başın külünge tutdı 

 Hüsrev Şîrîn derdinden dosta virdi cânını 

9 Leylî'yle Mecnûn işi ‘aceb gelür bu halka 

 Abdü'r-rezzâk terk itdi ‘ışk içün îmânını 

10 Zamân bî-vefâları cefâ kılur Yûnus'a 

 Bir togru yâr bulıcak fidî kılur cânını 

 YE. 96b, RY. 5b, K. 149b, NO. 183a, Rt. 30, A. 30. 

 399

1 İy yârânlar iy kardaşlar görün beni n'itdüm ahî 

 Ere irdüm eri buldum er etegin tutdum ahî 

2 Cânum bir gözsüz cânıdı içi tolu sen ben idi 

 Tutdum miskînlik etegin ben menzile yitdüm ahî 

3 Korkar oldum bir Tanrı'dan bîzâr oldum yatlu hûdan 

 İşbu işüm sagıncıla ben yoluma gitdüm ahî 

Dr. Mustafa Tatcı 305

4 Anladum kendü hâlümi gözledüm togru yolumı 

 Tutdum ulular etegin Hazret'e ben yitdüm ahî 

5 Giderdüm gönlümden kîni kîn dutanun yokdur dîni 

 İy yârânlar ben bu sözi uludan işitdüm ahî 

6 ‘Âşıkısan miskîn Yûnus Hazret'e dutgıl yüzüni 

 Anlayana gevher durur söz sarrâfa satdum ahî 

 YE. 102a, RY. 29b, K. 171b, NO. 190a, M. 57, Ç. 73b. 

 400

1 Yine yüzini gördüm yine yüregüm yandı 

 Dost senün ‘ışkun odı yüregüme dayandı 

2 Görklü yüzüni gören gönlini sana viren 

 Bellü tapunda turan ne toydı ne usandı 

3 Gevherdür senün özün güneşden arı yüzün 

 Şekerden datlu sözün her kim gördi utandı 

4 Şu gönlüm garîb idi cigerüm kebâb idi 

 Görklü yüzüni gördüm içüm taşum bezendi 

5 Yûnus Emre bî-karâr şol hûb yüze intizâr 

 Senden ayrılmaz nazar vardı yakıldı yandı 

 RY. 15b 

 401

1 Müslümânlar kim görmişdür ‘âşık tevbe itdügini 

 Yâ kim işitdi denize od düşüben tütdügini 

2 Şâhum senün ‘ışkun odı düşdi gönül deryâsına 

 ‘Aceblemen kaynayuban ma‘rifetler bitdügini 

3 Yüz bin ‘Îsâ'yilen Mûsâ ‘ışkıla ser-gerdân gezer 

 ‘Aceblemen beni dahı ‘ışk nihengi yutdugını 

4 Yüzgeçlik ögrenimeyen kul girmesün bu denize 

 ‘Işk denizi derin olur ‘aceblemen batdugını 

306 Yûnus Emre Dîvânı

5 Sarrâflıgı ögrenmeyen bu gevheri boncuk sanur 

 Varur virür yok nesneye bilmez neye satdugını 

6 Her kim ol dost dîdârını bunda ‘ıyân görmezise 

 Yarın ol ser-gerdân geze hîç bilmeye n'itdügini 

7 Uşda miskîn Yûnus eydür Tapdug'umuz dost yüzidür 

 İnanmayan işbu söze eydebilsin eytdügini 

 NO. 182b, Rt. 29, A. 26. 

 402

 Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün 

1 Bu ‘ışk denizine talan hâcet degül ana gemi 

 Yâhûd kanda bulalum sohbetile bu demi 

2 Dünyâlıgum yokdur dime bu gussayı öküş yime 

 Ma‘şûkı ger sevdünise gider gönüldeki gamı 

3 Ben sevdügüm ma‘şûkayı sen dahı bir görseyidün 

 Virmeyedün bu ögüdi fidâ kılaydun sen cânı 

4 ‘Âşık kişi ögüt bilmez zirâ ögüt assı kılmaz 

 Unıdur ol kibr ü kîni terk eyler gider dükkânı 

5 Girçek ‘âşık olanlarun yüzinde nişânı olur 

 Dünin günin turmaz akar gözleri yaşınun kanı 

6 Bu cümle ‘âlem sevdügi şol dînile îmân durur 

 Va'llâhi “ışksuz gerekmez şol dîniyile îmânı 

7 Yûnus yüzün kaldurmagıl ‘âşıklarun ayagından 

 Fidâ eyle yüz bin cânı andan bulasın Sübhân'ı 

 RY. 52b, K. 162a, YE. 100a, NO. 185a, M. 52. 

 403

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

Dr. Mustafa Tatcı 307

1 Yort iy gönül sen bir zamân âsûde fârig hoş yüri 

 Korkma kayırma kimseden gussa vü gamdan boş yüri 

2 Hakîkate bakarısan nefsün sana düşmânyiter 

 Var imdi ol nefsünile vuruş-tokuş savaş yüri 

3 Nefsdür eri yolda koyan yolda kalur nefse uyan 

 Ne işün var kimseyile nefsüne kakı buş yüri 

4 Dilerisen bu dünyenün şerrinden olasın emîn 

 Terk eyle bu kibr ü kîni hırkaya gir dervîş yüri 

5 İsterisen bu dünyede ebedî serhoş olasın 

 ‘Işk kadehin tolu götür yıl on'ki ay serhoş yüri 

6 Kimse bâgına girmegil kimse güline dirmegil 

 Var kendü ma‘şûkunıla bâgçede el alış yüri 

7 Gönüllerde ig olmagıl mahfillerde çig olmagıl 

 Çig nesnenün ne dadı var gel ‘ışk odına biş yüri 

8 Yûnus imdi hoş söylersin dilün ile şerh eylersin 

 Halka nasîhat satınca er ol yolunca hoş yüri 

 NO. 191b, K. 148b, RY. 5a, Rt. 28, Ç. 81a, M. 45. 

 404

1 Gönlüm düşdi bir sevdâya 

 Gel gör beni ‘ışk n'eyledi 

 Başumı virdüm gavgâya 

 Gel gör beni ‘ışk n'eyledi 

2 Ben yürürem yana yana 

 ‘Işk boyadı beni kana 

 Ne ‘âkilem ne dîvâne 

 Gel gör beni ‘ışk n'eyledi 

3 Ben yürürem ilden ile 

 Dost soraram dilden dile 

 Gurbetde hâlüm kim bile 

 Gel gör beni ‘ışk n'eyledi 

308 Yûnus Emre Dîvânı

4 Benzüm sarı gözlerüm yaş 

 Bagrum pâre yüregüm baş 

 Hâlüm bilen dertlü kardaş 

 Gel gör beni ‘ışk n'eyledi 

5 Gurbet ilinde yürürem 

 Dostı düşümde görürem 

 Uyanup Mecnûn oluram 

 Gel gör beni ‘ışk n'eyledi 

6 Gâh tozaram yirler gibi 

 Gâh eserem yeller gibi 

 Gâh çaglaram seller gibi 

 Gel gör beni ‘ışk n'eyledi 

7 Akar sulayın çaglaram 

 Dertlü cigerüm taglaram 

 Şeyhüm anuban aglaram 

 Gel gör beni ‘ışk n'eyledi 

8 Yâ elüm al kaldur beni 

 Yâ asluna irdür beni 

 Çok aglatdun güldür beni 

 Gel gör beni ‘ışk n'eyledi 

9 Ben Yûnus-ı bî-çâreyem 

 Başdan ayaga yareyem 

 Dost ilinde âvâreyem 

 Gel gör beni ‘ışk n'eyledi 

 Mecmûa Nu: 442, s. 74, Ç. 77a. 

 405

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Yok yire geçürdüm güni 

 Âh n'ideyüm ‘ömrüm seni 

 Senünle olmadum ganî 

 Âh n'ideyüm ‘ömrüm seni 

Dr. Mustafa Tatcı 309

2 Geldüm ü geçdüm bilmedüm 

 Aglayup gussa yimedüm 

 Senden ayrılam dimedüm 

 Âh n'ideyüm ‘ömrüm seni 

3 Seni bana yâr sanurdum 

 Bana vefâdâr sanurdum 

 Aygâr imişsin bilmedüm 

 Âh n'ideyüm ‘ömrüm seni 

4 Kanı sana güvendügüm 

 Sevinüben özendügüm 

 Küllî kalur kazandugum 

 Âh n'ideyüm ‘ömrüm seni 

5 Gidüp gine gelmeyiser 

 Gelüp beni bulmayısar 

 Bu begligi sürmeyiser 

 Âh n'ideyüm ‘ömrüm seni 

6 Çün beni koyup gidesin 

 Varup sinleye giresin 

 Anda gelüp söyleyesin 

 Âh n'ideyüm ‘ömrüm seni 

7 Hayrum şerüm yazılısar 

 ‘Ömrüm ipi üziliser 

 Sûret benden bozulısar 

 Âh n'ideyüm ‘ömrüm seni 

8 Miskîn Yûnus gidisersin 

 ‘Aceb sefer idisersin 

 Hasretile kalısarsın 

 Âh n'ideyüm ‘ömrüm seni 

 YE. 97b, K. 144b, Ç. 82b, RY 64a. 

310 Yûnus Emre Dîvânı

 406

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Bir sâkîden içdük şarâb ‘Arş'dan yüce meyhânesi 

 Ol sâkînün mestleriyüz cânlar anun peymânesi 

2 Bir meclisdür meclisümüz anda ciger kebâb olur 

 Bir şem‘adur anda yanar ay u güneş pervânesi 

3 Ol şem‘a karşu yananun küllî vücûdı nûr olur 

 Ol od bu oda benzemez hîç belürmez zebânesi 

4 Ol meclisün ‘âşıkları İbrâhîm Edhem'dür biri 

 Belh şehri gibi bin ola her gûşede vîrânesi 

5 Bizüm meclis mestlerinün demleri Ene'l-Hak olur 

 Bin Hallâc-ı Mansûr gibi en kemîne dîvânesi 

6 ‘Işk şarâbın içenlere gel bir nazar eyleyi gör 

 Bunca yıldur niçe döner ol meclisün piyâlesi 

7 Yûnus bu sözlerün senün ma‘nî durur bilenlere 

 ‘Âkil-kâmil olan kişi bu ma‘nîye inanası 

 RY. 64b, K. 175b, YE. 98a, Rt. 29, A. 27, Mecmûa, Millî Ktp. Nu: 442, s. 92. 

 407

1 Çıkdum erik talına anda yidüm üzümi 

 Bostân ıssı kakıyup dir ne yirsün kozumı 

2 Kerpîç koydum kazgana poyrazıla kaynatdum 

 Nedür diyü sorana bandum virdüm özini 

3 İplik virdüm Çulhâya sarup yumak itmemiş 

 Becid becid ısmarlar gelsün alsun bezini 

4 Bir serçenün kanadın kırk kanluya yükletdüm 

 Çifti dahı çekmedi kaldı şöyle yazılı 

5 Bir sinek bir kartalı kaldurup urdı yire 

 Yalan degül gerçekdür ben de gördüm tozını 

Dr. Mustafa Tatcı 311

6 Balık kavaga çıkmış zift turşısın yimege 

 Leylek koduk togurmış bak a şunun sözini 

7 Bir küt ile güreşdüm elsüz ayagum aldı 

 Güreşüp basamadum göyündürdi özümi 

8 Kâf Tagı'ndan bir taşı şöyle atdılar bana 

 Öylelik yire düşdi bozayazdı yüzümi 

9 Gözsüze fısıldadum sagır sözüm işitmiş 

 Dilsüz çagırup söyler dilümdeki sözümi 

10 Bir öküz bogazladum kakıldum sere kodum 

 Öküz ıssı geldi eydür bogazladun kazumı 

11 Ugrulık yapdum ana bühtân eyledi bana 

 Bir çerçi geldi eydür kanı aldun gözgümi 

12 Tosbagaya ugradum gözsüzsepek yoldaşı 

 Sordum sefer kancaru Kayserî'ye ‘azimi 

13 Yûnus bir söz söylemiş hîç bir söze benzemez 

 Münâfıklar elinden örter ma‘nî yüzini 

 NO. 184, Ç. 87a, a. 26, 44, YE. 105, Niyâzî-i Mısrî, Alî Nevrekânî, 

Şeyhzâde Muhyiddin, İsmâil H. Bursavî, İbrahîm Hâs.

 408

1 Dost yüzini göricegez artar gözlerümün nûrı 

 Uçmak gelmez nazaruma hezârân bin olsa Hûrî 

2 Dost gözümün nûrı durur bu gönlümün sırrı durur 

 Bir dem ansuz olımazam cânum anunladur diri 

3 Ol dostıla durur benüm dünin günin münâcâtum 

 Ben kandasam dost andadur n'iderem Mûsâ vü Tûr'ı 

4 Ol dost durur kamuların hâcetini revâ kılan 

 Var hâcetün andan dile yüzün dergâhına süri 

312 Yûnus Emre Dîvânı

5 Eger gerçek ‘âşıkısan key beklegil sır sözini 

 Bir sözden oda atdılar miskîn Hallâc-ı Mansûr'ı 

6 İşbu sözüm anlamayan eydem sana neye benzer 

 Hayvân durur anun gibi tagda yürür süri süri 

7 Yûnus girçek ‘âşıkısan ırılmadın togru durgıl 

 Irılmadın togru varan ol göriserdür dîdârı 

 K. 138b, YE. 94a, RY. 71b, M. 40. 

 409

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Ne kim senün cevrünile geçürmişem ben günümi 

 ‘Işkun odı çıkarısar ‘Arş'a degin dütünümi 

2 ‘Işkun odı düşdi bana ben yanaram ne gam sana 

 Yanup içüm kül olmışam gözetme taşra tonumı 

3 Yanup oda dirsen girem yatluga baş indürmeyem 

 Senden yüzüm döndürmeyem çün sana tutdum yüzümi 

4 Gündüz hâlüm gören kişi kâfir ise göynür özi 

 Kim ne bilür ben bilürem kim niçe geçer dünümi 

5 Kasdum budur şehre girem feryâd u figân koparam 

 Yine dönüben korkaram işide düşmânünümi 

6 Eydür Yûnus kim hakîkat ben Mecnûn oldum ‘âkıbet 

 N'ola disen Mecnûn-sıfat hoş tutunuz Mecnûn'umı 

 YE. 102b. 

 410

 Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün 

1 Girçek ‘âşık oldunısa gel ‘ışk kitâbından okı 

 Cân gözini açdunısa hakîkat bulasın Hak'ı 

Dr. Mustafa Tatcı 313

2 Degme ‘âlimler okımaz bu ‘âşıklar kitâbını 

 Zîrâ ki ol yazmış anı ezel ebed oldur bâkî 

3 ‘Âşıklarun ‘Arş yüzinden ma‘şûkı gitmez gözinden 

 Dâima okur sözinden zîrâ kim ol durur fakı 

4 ‘Şeyh ü dânişmend ü fakı gönül yapan bulur Hak'ı 

 Sen bir gönül yıkdunısa gerekse var yüz yıl okı 

5 Yûnus ‘âşık oldunısa ma‘şûkunı buldunısa 

 M⑺ûkını bulan kişi yok durur nesneden bâkî 

 YE. 102b. 

 411

 Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Fe‘ûlün 

1 Zihî deryâ ki katreden görindi 

 Ne deryâdur ne katredür gör indi 

2 ‘Aceb katre ki deryâ anda mahfî 

 Bu mahfî sırrı sen senden sor indi 

3 Murâdı on sekiz bin ‘âlemün sen 

 Bu gaflet pes sana sendendür indi 

4 Sana gel sen seni sende bulıgör 

 Sana bak sendeki bil kimdür indi 

5 Fenâ ol kim bulasın zevk-i vuslat 

 Bu sözüm düş midür sana yor indi 

6 Hicâb-ı nûr u zulmet külli sende 

 Niçe sen sen niçe ben ben tur indi 

7 Sana senden yakındur aşrı tap bak 

 Yoran mülkine sultân ol yor indi 

8 Asılda ‘âşık u ma‘şûk u ‘ışk bir 

 Bu birden gerçi kim yüz bin görindi 

314 Yûnus Emre Dîvânı

9 Eger âyîne bin olsa bakan bir 

 Gören bir görinen bin bin görindi 

10 Saladur kime gark olmak dilerse 

 Yûnus bu bahre gavvâs ol gir indi 

 NO. 191b, YE. 102a, K. 195b, RY. 62a, HB. 12a, Ç. 77a, A. 26. 

 412

1 İşbu vücûd bir kal‘adur ‘akıl içinde sultânı 

 İşbu gönül bir hazînedür ‘ışk tutmış bekler anı 

2 Nazar üzre dil kapucı cümlesi ‘akla tapucı 

 ‘Akıldur işler yapucı eyler cümle âbâd anı 

3 ‘Akıl başda iş bitürür nazar gözden bakar görür 

 ‘Akıl gönül içre turur ol üç haslet besler anı 

4 ‘Akıl taht eyledi başı şöyle bilür her bir işi 

 Dünyâ içre ‘âkil kişi degmez kimseye ziyânı 

5 Başdur bu vücûdun şâhı başdur ‘akılun taht-gâhı 

 Katı buşmagıl nigâhı buşudur ‘aklun düşmânı 

6 Eger katı buşarısan başun nefse koşarısan 

 Nefs hâline düşerisen ol buşdugı ‘akıl kanı 

7 ‘Akıl gitdi buşu geldi ‘akl evini buşu aldı 

 İmdi sultân buşu oldı göze göstermez cihânı 

8 Eger tama‘ kılurısan gördügüne kalurısan 

 Nefsün güm-râh kılurısan nazar dahı oldı fânî 

9 Nazar gitdi tama‘ kopdı nazar yirin tama‘ tutdı 

 Basduk yirde fitne bitdi işletdi yine nefsânî 

10 Nazar dahı gözde olur kimde ne var bakar görür 

 Tama‘ ana düşmân olur gözden savar ol nişânı 

11 Îmân durur cân çerâgı gevde durur cân turagı 

 Kîn durur îmâna yagı gelse giderür îmânı 

Dr. Mustafa Tatcı 315

12 Eger kîne tutarısan gitdi senden îmân dahı 

 Bi'llâhi ol Tanrı hak'ı yokdur bu sözün yalanı 

13 Yûnus ‘ışkun arta dursun cânun göynep düte dursun 

 Üstâd ‘aybun örte dursun oldur üstâdlar sultânı 

 B. 51b, RY. 28b, K. 169b, NO. 189b, M. 55. 

 413

1 Niçe yıllar ‘ömür sürdüm 

 Anca aglayuban güldüm 

 İşde ecel sana geldüm 

 Esenledüm dünyâm seni 

2 Sürdüm ‘ömrümi geçürdüm 

 Cânum Hazret'e uçurdum 

 Ecel şerbetin içürdüm 

 Esenledüm dünyâm seni 

3 Yürüridüm sag selâmet 

 Takdîr eyledi melâmet 

 Ecel kıldı hoş melâmet 

 Esenledüm dünyâm seni 

4 Gelen geçermiş n'idelüm 

 Gelün âhrete gidelüm 

 Bu fenâyı terk idelüm 

 Esenledüm dünyâm seni 

5 Hayr u şer itdügün işler 

 Ol görinen dürlü düşler 

 Bitdi bu kamu teşvîşler 

 Esenledüm dünyâm seni 

6 Dün ü gün iderdüm zikir 

 Zikir kılurıdum Hakk'a şükür 

 Ecel irdi bizi okur 

 Esenledüm dünyâm seni 

316 Yûnus Emre Dîvânı

7 Ben bir dervîşidüm dostum 

 Hak'dan yana oldı kasdum 

 Ecel tuzagına basdum 

 Esenledüm dünyâm seni 

8 Yârânlarum kardaşlarum 

 Hakk'a lâyık yoldaşlarum 

 Esen kalsun râzdaşlarum 

 Esenledüm dünyâm seni 

9 İy Yûnus Emre bî-çâre 

 Özün dutgıl togru yâre 

 Ölüme yogımış çâre 

 Esenledüm dünyâm seni 

 B. 26b. 

 414

1 Berk yapışdun şol dünyâya koyup gitmeyesin bigi 

 Karanu yalınuz sinde varup yatmayasın bigi 

2 Geldün bu dâr-ı mihnete aldandun fânî lezzete 

 Heves idüp Hak sohbete dadın datmayasın bigi 

3 Behey miskîn aç gözüni bu fânîden yum gözüni 

 Günâhdan kara yüzüni hîç agartmayasın bigi 

4 Behey miskîn gâfil olma dünyâ fânî bâkî sanma 

 Ecel yiticek agzundan lokman yutmayasın bigi 

5 Dirnegi tagıdan gelmiş cân u gönül mahbûs olmış 

 Hep ‘azânı şeytân almış ögüt dutmayasın bigi 

6 Ta‘n idersin ‘âşıklara gönül gözi açıklara 

 Uymışsın münâfıklara sıdka gelmeyesin bigi 

7 Yûnus özün yalvarursan sıdkıla yola girürsen 

 El alup tevbe kılursan mahrûm kalmayasın bigi 

 B. 2b. 

Dr. Mustafa Tatcı 317

 415

1 Dostı gerçek sevenlerün dosta ulaşur cânları 

 Kendüye hayrân eylemiş ezel ebed dost bunları 

2 Ârâmı yok irte gice maksûdı dün gün ol hoca 

 Anuniçün ‘ışk gelicek tahtdan yıkar sultânları 

3 Dost elinden ol er şâhı aldı içdi ‘ışk şarâbın 

 Anuniçün gitmez âhı dost firâkıdur honları 

4 ‘Âşıkam diyen cânlarun bagrı kebâbdur anlarun 

 Gözlerinün akan yaşı cigerünündür kanları 

5 ‘Âşıkam diyen cânlarun nişânı vardur anlarun 

 Eti teni arı olur hem palâs olur tonları 

 DTCF. 225a. 

 416

1 Nâgâh yagmâ eyledi ‘ışk odı cânumuzı 

 Hîç kimse nitelikden virmez nişânumuzı 

2 Ne îmâna bakdurur ne hod dîne tapdurur 

 ‘Işk odı şöyle dutdı yıkdı dükkânumuzı 

3 Virdi birlikden şarâb kılduk dükkânı harâb 

 Cümlesini terk itdük assı-ziyânumuzı 

4 Niçe nişân vireler kangı yoldan soralar 

 Kamusın elden koduk dîn ü îmânumuzı 

5 Ne assı var ne ziyân gelsün cânuna kıyan 

 Cümlesinden geçüben bulduk Sultânumuzı 

6 Birlikdedür varumuz biz bir olduk kamumuz 

 İkilik söylemege komaz lisânumuzı 

7 Yüz bin lisân çün geldi yüz bin cân yolda kaldı 

 Yüz bin gözler görmeye bizüm cevlânumuzı 

318 Yûnus Emre Dîvânı

8 Bilelikden cânumuz hîç kalmadı gamumuz 

 Sâfî kendüden açar ma‘den ü kânumuzı 

9 Gel gör imdi bu kândan ne biter bu ma‘denden 

 Ayrılmazuz birlikden bulduk mekânumuzı 

10 Gözler nite göriser kimse nite iriser 

 İki cihândan öte kurduk sayvanumuzı 

11 Yûnus imdi yavu var birlikden durur ikrâr 

 Hîç kimesne bu milkden virmez nişânumuz 

 RY. 28b, YE. 102b, Rt. 91a, DTCF. 

 417

 Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün 

1 Yâ ilâhî ger su'âl itsen bana 

 Bu durur anda cevâbum uş sana 

2 Ben bana zulm eyledüm itdüm günâh 

 N'eyledüm n'itdüm sana iy pâdişâh 

3 Gelmedin didün hakuma kem diyü 

 Togmadın didün ‘âsî Âdem diyü 

4 Sen ezelde beni ‘âsî yazasın 

 Toldurasın ‘âleme âvâzesin 

5 Her ne dilersen hakumda işledün 

 Ne tuşa durdumısa sen tuşladun 

6 Ben mi düzdüm beni sen düzdün beni 

 Pür ‘ayıb niçün yaratdun yâ Ganî 

7 Gözüm açup gördügüm zindân içi 

 Nefs ü hevâ pür-tolu şeytân içi 

8 Habs içinde ölmeyeyin diyü aç 

 Mismil ü murdâr yidüm bir iki kaç 

Dr. Mustafa Tatcı 319

9 Nesne mi eksildi mülkünden senün 

 Yâ sözüm geçdi mi hükmünden senün 

10 Rızkun alup seni muhtâc mı kodum 

 Yâ öyünün yiyüben aç mı kodum 

11 Kıl gibi köpri yaparsın geç diyü 

 Geçüben kevser şarâbın iç diyü 

12 Kıl gibi Sırât'dan Âdem mi geçer 

 Yâ üzilür yâ tayanur ya uçar 

13 Yine fazlundur kulunı geçüren 

 Geçüben kevser şarâbın içüren 

14 Kullarun köpri yaparlar hayr içün 

 Hayrı oldur kim geçerler seyr içün 

15 Pes gerek kim anda muhkem ola ol 

 Kim görenler diyeler uş togrı yol 

16 Terezü kurdun günâhum tartmaga 

 Kasd idersin beni oda atmaga 

17 Terâzû ana gerek bakkâl ola 

 Ya bazirgân tâcir ü ‘attâr ola 

18 Çün günâh murdârlarun murdârıdur 

 Hazretünde yaramazlar kârıdur 

19 Pes niçün murdârı açup tartasın 

 Sen gerek lutfıla anı örtesin 

20 Şimdi dirsin seni oda urayım 

 Şerri bir denk artugısa göreyim 

21 Şerri azatmak gerekdür hayrı çok 

 Hayrı olmayanlar oldı anda yok 

22 Sen basîrsin hod bilürsin hâlümi 

 Pes ne hâcet tartasın a‘mâlümi 

320 Yûnus Emre Dîvânı

23 Haşâli'l-lâh senden iy Rabbü'l-enâm 

 Sen temâşâ kılasın ben hoş yanam 

24 Geçmedi mi intikâmun öldürüp 

 Çüridüp gözüme toprak toldurup 

25 Bir avuç topraga bunca kıyl u kâl 

 Neye gerek iy Kerîm-i Zü'l-Celâl 

26 Kara kıldan çün ki agardı ak kıl 

 Bu cihân sevdâların elden kogıl 

27 Çün Yûnus'dan gelmedi hergiz ziyân 

 Sen bilürsin âşikâre vü nihân 

28 Olmasun bizden sana ayruk cevâb 

 Söz budur va'llahü a‘lem bi's-sevâb 

 F. 207b, B. RY. K. NO. 196b, HB, 15b. 

Dr. Mustafa Tatcı 321

SÖZLÜK 

-A[1]Abâ(a): Yün esvâb. Hz. Peygamber'in 

giydiği yünden yapılmış geniş elbise. 

Âbâd/âbâdân(f): Bayındır, şen, 

ma'mûr. 

Abdü'r-rezzâk(a): Şeyh San'an. 

Hırıstiyan bir çobanın kızına âşık 

olup, dinini değiştirerek evlenir. 

Bunun üzerine ona bağlı olan 

dervişler yanından ayrılırlar. 

İçlerinden birisi şeyhini terk etmez. 

Esasında bu bir ilâhî imtihandır. Şeyh 

San'an, sırrını bu dervişe verir. Şeyhin 

evlendiği kadın İslâm olur ve şeyh 

eski hayatına döner. Kendisinden 

ayrılmayan tek derviş, Şeyh San'an'ın 

makamına geçecektir. Bu kıssa 

Feridüddin Attâr'ın “Tezkire”sinde 

geniş olarak dile getirilmiştir. 

Edebiyatımızda “aşk” sembolüdür. 

Abes(a): Boş, mânâsız, faydasız. 

Değersiz. 

Âb-ı Hayât(f.a): Hayat suyu, ebedî 

dirilik verdiğine inanılan efsanevî su. 

Âb-ı Hayvan da denilir. Tasavvufta 

hakîki aşk. İlm-i ledün, marifetullah, 

mürşid-i kâmilin sözleri. 

Âb-ı Hayvân(f.a): Bkz. Âb-ı Hayât. 

Âb-ı Zemzem(f.a): Zemzem suyu. 

Ka'be civarında bulunan mübarek 

kuyunun adı. 

Âbid(a): İbadet eden kul, zâhid, çok 

ibâdet eden kişi. Tasavvufta “ehl-i 

şeriat” anlamında kullanılmaktadır. 

Aceblemek: Tuhaf bulmak, hayret 

etmek, hayretle karşılamak. 

Acûz 'Acûze(a): Yaşlı kadın. 

Kocakarı. 

Ad urunmak(t): Ad konulmak, isim 

verilmek, adlanmak. 

Adl(a): Doğruluk, adalet. 

Ag(t): Ak, beyaz. 

Agaç at(t): Tabut, sal. 

Âgâh(f): Uyanık, bilen, ârif. Gönül 

gözü açık olan. 

Agâz(f): Başlama. 

Agdug(t): Ağduğı, yükseldiği, 

çıktığı.(133/5) Ağduğı şeklindeki bu 

kelime vezin gereği "ağduğ" 

okunmalıdır. 

Agmak(t): Yükselmek, yukarı 

çıkmak. 

Agu(t): Zehir. 

Agup-dönmek(t): Yuvarlanmak, sağa 

sola hareket etmek. 

Agyâr(a): Yabancılar, başkaları, 

gayrılar. Tasavvufta kesret. İnsanın 

zihninde Hak’tan başka bir varlık 

varmış vehmi yaratması. 

Âh u vâh(f): Ağlayıp sızlama, inleme, 

haykırma. 

Âh u zâr(f): Ağlayıp inleme. 

Ahad(a): Bir tek. Cenab-ı Hakk'ın 

sayıya gelmeyen birliği demek olup 

Vahdaniyyetinin hakikati için 

kullanılır. Hakk'ın Zat 

isimlerindendir. 

Ahbâr(a): Haberler. 

Ahd(a): Söz verme. 

Ahî(a): Kardeş, fütüvvet ehli. Tarîkat 

kardeşi. 

Ahmed(a): Hz. Peygamber'in 

adlarından birisi. 

Ahvâl(a): Hâller, vaziyetler. 

Ahzân(a): Hüzünler. 

Ak teleme(t): Ak süt, kesik süt. 

Mecazen temiz sûret için kullanılır. 

Âkıbet(a): Bir şeyin sonu, nihâyet, 

netice. 

Âkil(a): Akıllı, aklî düşünen ve 

hareket eden. Mutasavvıfa göre 

sûrette takılıp kalan zâhid. 

Akl-ı Cüz'(a): Yarım akıl. Parça akıl. 

İlahî zatı anlamayan ve küllî akıldan 

haberdâr olmayan akıl. 

322 Yûnus Emre Dîvânı

Akl-ı küll(a): Bütün akıl, tam akıl. 

İlahî zatı idrak eden akıl. 

Akl-ı ma'aş/maîş (a): Dünyevî akıl, 

geçim düşüncesinde olan akıl, aklın 

en alt tabakası.. 

Akmak(t): Saldırmak, hücûm etmek, 

yürümek, meyletmek. 

Al/âl(a): Hile, desise. 

Alâ küll-i hâl(a): Şöyle böyle, olduğu 

üzere, olduğu kadar. 

Alâ(a): Yüce, ulu. 

Aldaguç(t): Aldatıcı, hileci, dünyevî 

ihtiraslar; tuzaklar. 

Aldamak(t): Kandırmak, inandırmak. 

Aldatmak. 

Aldanguç(t): Aldatıcı. 

Aldanmak(t): İnanmak, sanmak, safça 

kabul etmek. 

Aldar(t): Aldatır. 

Aldayı tutmak(t): Boyuna aldatarak 

oyalamak. 

Aleyhisselâm(a): Selam üzerine 

olsun. Peygamberler anıldığında 

ta'zîm için söylenir. 

Alınmak(t): Temiz olmak, 

dokunulmamış olmak. Bu kelimenin 

geçtiği mısra “Nökerli kızdur kimisi 

alınmaduk çoklar yatur” şeklindedir. 

Alışmak(t): Alevlenip yanmaya 

başlamak. 

Ali(a): Hz. Ali, Peygamber'in damadı 

ve amcası Ebu Tâlib'in oğlu. 

Dördüncü Halife. On yaşında iman 

etmiş ve hiç putlara tapmamıştır. 

Gazalardaki kahramanlığı sebebiyle 

“Esedullah” denmiştir. Hz. Ali, 

cennetle müjdelenenlerden olup 

mutasavvıflar tarafından “Şah-ı 

velâyet” tanınmıştır. 

Alkış(t): Övme, dua etme. 

Alu(t): Alçak, alık, aptal. 

Âm u hâs(a): Halk ve seçkinler. 

Metinde, zâhir bâtın(tasavvuf) ehli 

anlamında. 

A'mâl(a): İşler ameller, hayırlar. 

Amel(a): İş, hayır, çalışma. 

Âmî(a): Avamdan olan kişi, halkın 

aşağı tabakasından. Tasavvufta 

hakikatten haberi olmayan. 

Amm(a): Umûmî, herkese ait, halk. 

Amu(a): Amca. 

An(a): Lahza, çok az bir zamân. 

Ân(f): O, güzellik, melâhat. 

Anber(a): Güzel koku. 

Anca(t): O kadar, onca. 

Anda(t): Orada, oraya, o konuda, o 

hususta, o zamân. 

Andak(t): Hemen, o anda, derhâl. 

Andan(t): Ondan, ona, ondan sonra, 

ondan ötürü. 

Anı(t): Onu. 

Anın(t): Bununla, bu sebeble, bundan 

dolayı. 

Anlar(t): Onlar. 

Anmak(t): Hatırlamak, sözünü etmek. 

Ansuz(t): Onsuz. 

Ansuzın(t): Birdenbire, birden, bir 

anda. 

Anter: Hz. Ali tarafından öldürüldüğü 

rivâyet edilen bir silahşör. 

Anun(t): Onun. 

Ap arı(t): Tertemiz, saf. 

Âr(a): Benli, namus, utanma. 

Arafât(a): Mekke'de hacılarun arefe 

günü ve gecesi kaldıkları mübarek 

dağın ismi. 

Arasât(a): Arsalar, kıyâmetde her 

canlının dirilip toplanacağı meydan. 

Mahşer yeri, haşır neşir yeri. 

Ârâyiş(f): Süs, bezek, ziynet. 

Araz(a): İşaret, alâmet, tesadüf, kaza. 

Tasavvufta, zâtî olmayan hâl ve 

keyfiyet. Cevhere arız olan ve 

cevherden hariç bulunan. 

Arbede(a): Kavga, gürültü. 

Âreste(f): Süslenmiş, bezenmiş. 

Arı(t):Temiz, pâk, saf, müberra, berî, 

güzel, parlak. 

Arışgan(t): İddiacı, cedelleşen, 

mücadele eden. 

Dr. Mustafa Tatcı 323

Arıtmak(t): Temizlemek, tenzih 

etmek. 

Arkurı(t): Eğri, karşı, ters, aykırı , 

tersine. 

Armak(t): Yorulmak, yorgun düşmek. 

Arş(a): Dokuzuncu gök. Bütün âlemi 

çevreleyen, âlem tasavvurunun sonu 

ve en yüksek noktası kabul edilen yer. 

Tavan. 

Arş-ı 'azim(a): En büyük 'arş, Cenâb-ı 

Hakk'ın arşı. Zatî âlem. İnsân-ı 

kâmilin gönlü. 

Arş-ı Rahmân(a): Cenab-ı Hakk'ın 

'arşı. Allah'ın izzet ve saltanatının 

tecellî ettiği mahal. Kâmil insanın 

gönlü. 

Arşın(f): Gez, endaze. Ölçü birimi. 

Artuk(t): Başka, başkası, gayrı, fazla, 

artık. 

Arturmak(t): Fazlalaştırmak, 

artırmak, arttırmak. 

Arz(a): Yeryüzü, toprak, zemin, 

dünya. 

Arzûmân(f): Dilek, istek. 

Asâ(a): Değnek, baston, dayanak. 

Âsân(f): Kolay. 

Ashâb-ı suffâ(a): Hz. Peygamber'in 

sofasında kalan fakirler. Bu sahabe 

mutasavvıflara göre tam bir mistik 

hayat yaşamışlardır. İslâmda ilk 

sufiler kabul edilebilir. 

Âsî(a): İsyân eden, emirlere itaat 

etmeyen kişi. 

Âsil-zâde(a.f): Asil bir kişinin oğlu, 

şerefli bir âileye mensup. 

Âsitân(f): Eşik, dergâh, tekye. 

Âsitân-ı mürşid(f.a): Mürşidin 

tekkesi, şeyhin bulunduğu yer. 

Assı(t): Fayda, menfaat, kazanç. 

Âsûde(f): Rahat, sakin, müsterih. 

Aş(t): Yemek. 

Aşaklık(t): Tevazu, alçaklık. 

Âşık-bâz(a.f): Âşıkla oynayan. 

Aşıklıcak(t): Acele edince, acele 

ederek. 

Aşıkmak(t): Acele etmek. 

Âşikâre/âşkâre/eşkere(f): Belli, 

meydanda, açık, bedihi. Bu kelime 

Yûnus'un eserinde “eşkere” şekline 

dönüşmüştür. 

Aşk-bâz(a.f): Aşkla oynayan, 

sevgiliyle oynayan kişi. 

Aşmak(t): Geçmek, taşmak. “yıl 

aşmak” gibi. 

Aşr okumak(a.t): Kur'ân'dan on âyet 

mikdarı okumak. 

Aşurmak(t): Geçirmek. 

Âşüfte(f): Perişân, dağınık, âşık. 

Atâ(a): Verme, bağışlama, ihsanda 

bulunma, cömertlik. 

Avâne(a): Beraber, taraftar, yardımcı. 

Avâra(f): Avâre, kötü, adî, bayağı. 

Âvâz(f): Sadâ, yüksek ses, şöhret. 

Avret oğlan(a.t.) Kız oğlan kız. 

Ayag / ayak(f): Ayaklı içki kadehi. 

Ayagın durmak(t): Ayakta durmak. 

Âyât(a): âyetler. 

Ayb / 'ayıb(a): Kusur, leke, 

utandıracak hâl. 

Âyet-i kül(a): Kur'ân, âlem, insan-ı 

kâmil. 

Ayıtmak(t): Söylemek. 

Âyîne(f): Ayna, mir'ât, gözgü. 

Ayne'l-yakîn(a): Görerek inanmak, 

görüşle inanca ulaşmak. 

Ayruk(t): Ayrı, başka, gayrı. 

Ayruksamak(t): Farklı şekilde, aykırı 

olan. 

Ayruksımak(t): Başka türlü, başka 

şekilde olan, aykırı olan, başkası. 

Ayuk /ayık(t): Aklı başında, uyanık. 

Ayuksuz(t): Aklı başında olmayan, 

serhoş. 

Ayyâr(a): Hilekâr, desiseci, iki yüzlü, 

içi başka dışı başka olan kişi. 

Az bakmak: Küçümsemek. Az 

görmek. 

A'zâ(a): Bedenin bir uzvu. 

Âzâd(f): Serbest, hür. 

324 Yûnus Emre Dîvânı

Âzâdlık(f): Hürriyet verilmiş, serbest 

bırakılmış. 

Âzâl(a): Ezeller, başı olmayan 

zamânlar.(Ezelin çoğulu.). 

Azâzîl(a): Şeytân, İblîsin bir adı. 

Azdurmak(t): Bozmak, yoldan 

çıkarmak, değiştirmek. 

Azık / azuk(t): Erzak, 

yiyecek,(mecazen) ibâdet. 

Azîz(a): Sevgide üstün tutulan, 

hürmetli, saygı değer. Tasavvufta 

mürşid-i kâmil. 

Azm eylemek(a.t): Karar vermek, 

niyet etmek, gayret etmek. Yola 

çıkmak. 

Azmak(t): Şaşırmak, sapıtmak, 

yoldan çıkmak, ayrılmak, sapkınlığa 

düşmek. 

Azrâîl(a): Ölüm meleği, dört büyük 

melekten birisi. 

-B[1]Bâb(a): Kapı, kısım, mevzu', fasıl. 

Bâc(f): Vergi, cizye, harâc. 

Bâd(f): Rüzgâr, nefes. 

Badya(Rumca): Ağzı geniş, topraktan 

yapılmış kap. Şarap tası. Rumca 

“batheia"dan. 

Bâg(f): Bahçe, büyük bahçe, bostan. 

Bagır(t): Göğüs, ciğer, yürek. 

Bâgi(a): Tecâvüz eden, saldıran, 

haksızlık eden, zâlim. 

Bahadur(f): Cesûr, yiğit. 

Bâhil(a): Cimri, hasîs, tamahkâr, 

malını kıyamayan. 

Bahillik(a): Tamahkârlık, hasîslik, 

cimrilik. 

Bahis(a): İddiali söz, noksan. 

Bahr(a): Deniz. 

Bahrî(a): Bir cins deniz ördeği, 

balıkçıl, balık. 

Bahtılu / bahtlu (f.t): Bahtlı, talihi iyi, 

kısmetli. 

Bâl(f): Kanat. 

Bâlâ(f): Yüksek, yukarı, yüce, uzun. 

Balaban: İri doğan kuşu. 

Balıcak(t): Küçük balık. 

Balk urmak (a.t): Parlamak, 

ışıldamak. 

Balkımak(a.t): Parlamak, ışıldamak, 

çakmak. 

Ban(t): Ulu, büyük bez, büyük çadır. 

Bang(f): Haykırma, yüksek ses. dua. 

Bañlamak(t): Ezan okumak, 

seslenmek, bağırmak. 

Banmak(t): Batırmak, bulaştırmak. 

Suya banmak. 

Bâr tutmak(f.t): Paslanmak. 

Bâr(f): Kir, pas. 

Bâr(f): Yük, kal'a duvarı. 

Barak Baba: Bu zat hakkında fazla 

bilgi yoktur. Mevcut bilgilerin tahlili 

için bkz. Ahmet Yaşar Ocak, Sarı 

Saltık-Popüler İslâm’ın Balkanlardaki 

Destanî Öncüsü, Ankara 2002. 

Cami'ü'd-Düvel'de Barak Baba'nın 

Sarı Saltuk mürîdlerinden olduğu 

yazılıdır.(Bkz. Hasan F. Turgal, 

Anadolu Selçukîleri-Münecimbaşı'ya 

Göre, İstanbul 1935, s. 74;, 

Yazıcızâde Ali, Tarih-i Al-i Selçuk, 

Topkapı, Revan, 1391, varak 375 a; 

Eflakî Menakıbu'l-Arifîn.(Çev. 

Tahsin Yazıcı) Ankara 1961, C. II, s. 

484, Hilmî Ziya, "Anadolu Tarihinde 

Dinî Rûhiyat Müşahedeleri", Mihrâb, 

Sayı 13-14, 1340, s. 434-448. Kendi 

risâlesinde de Sarı Saltukla alakası 

üzerinde durulur: A. Gölpınarlı, 

Yûnus Emre ve Tasavvuf, İstanbul 

1961, s. 252-259, 455-472. Şeyh 

Barak, 1307 veya 1308'de Moğollar 

tarafından öldürülmüştür. 

Bârân(f): Yağmur. 

Bâri(a): Yaratan, Allah. Düzenleyip 

tertip eden. 

Bârigâh(f): Yüksek dîvân, izinle 

girilebilen yüksek yer. Otağ, Cenab-ı 

Hakk'ın huzuru. 

Barmak(t): Parmak. 

Dr. Mustafa Tatcı 325

Bârû(f): Kale duvarı, hisar burcu, sûr. 

Basar(a): Görme kabiliyeti, göz, kalp 

gözü. 

Basaret(a): Göz açıklığı, derinliğine 

görüş. 

Basîr(a): Her şeyi bilgisiyle gören 

Allah. Basîret sahibi kişi, kalp gözü 

ile gören. 

Basîret(a): Kalb gözü, ileri 

görüşlülük. 

Baş açmak(t): Dua etmek, şikâyet, 

beddua, yas tutmak. 

Baş gözi(t): Zâhirî göz, gönül 

gözünün aksi. 

Baş(t): Yasa. 

Başa çatmak(t): Bir araya gelmek, baş 

başa vermek, bir işe girişmek. 

Başa varmak(t): Sona gelmek, 

bitmek. 

Bâşed ki(f): Ola ki, olur ki. 

Başlu(t): Yaralı. 

Bâtıl(a): Hurafe, sahte, hak olmayan. 

Bâtın(a): İç yüz, öz. Gizli, 

görünmeyen. Cenab-ı Hakk'ın bir 

ismi. 

Batn(a): Bkz. Bâtın. 

Bay(f): Zengin, mîr, emîr. 

Bayagı(t): Önceki, eski, eskisi gibi. 

Bâyezîd-i Bistamî: Hicrî III. asırda 

yaşayan kutsal gönüllü veli. Baba adı 

İsa, Nişabur'un Bistam köyünde 

doğup büyümüştür. Şakîk-i Belhî ile 

sohbetleri var. H. 264 yılında öldü. 

Bayık(t): Gerçek, açık, açıkça, aşikâr. 

Bayımak(t): Zengin olmak, 

zenginleşmek. 

Bayındırmak(t): Zenginleştirmek, 

mâmûr etmek. 

Bâzirgân(f): Tâcir, tüccâr. 

Becid (f): Acele, Çabuk, derhal, 

devamlı, ısrarlı, gerçek. 

Bedi'(a): Eşsiz, örneksiz, benzersiz. 

İşitilmemiş, görülmemiş. 

Bed-nâm(f): Adı kötüye çıkmış. Fenâ 

tanınmış. 

Bedr(a): Dolunay. 

Bed-ter(f): Daha kötü, beter. 

Beg(t): Bey, zengin kişi. 

Begâyet(a.f): Çok, ziyadesiyle, pek 

fazla, aşırı, son derece. 

Behişt(f): Cennet, firdevs. 

Behremend(f): Nasibli, behreli, 

hisseli. 

Bekâ-ender-bekâ: Bekabillah 

makamlarından ikincisi. Bâkîlik 

içinde bâkîlik. Mutlak ebedîlik. 

Bekrî(a): Gece gündüz içen, alkolik, 

içkiye düşkün. 

Belâ/belî(a): Evet. Ruhların elest 

meclisinde Cenab-ı Hakk'ın "elestü 

bir rabbiküm" sorusuna verdikleri 

cevap. 

Bele(t): Böyle. 

Belî(a): Bkz. Belâ. 

Belinlemek(t): Seyrimek, sıçramak, 

titremek. 

Belkîs: Saba melikesi. Süleyman 

Peygamber zamânında yaşadığı, onun 

tarafından imana davet edildiği 

rivâyet edilir. Yemen'de Sebe 

bölgesinde hükûmet etmiştir. 

Bellü beyân(t): Apaçık, âşikâr. 

Bellü bilmek(t): İyi bilmek, kanaat 

getirmek. 

Bellü(t): Belli, aşikâr, açık. 

Bellü(t): Belli, aşikâr, açık. 

Belürmek(t): Belli olmak, meydana 

çıkmak. 

Benâm(f): Namlı, tanınmış, meşhûr, 

ünlü olmak. 

Bencileyin(t): Benim gibi, bana 

benzeyen. 

Bend(f): Bağlanan, bağlanmış, bağ, 

boğum. 

Beniz(t): Beniz, yüz, alın, renk. 

Benven(t): Benim. 

Berât(a): Nişân, rütbe, imtiyaz, taltîf 

için verilen belge. 

Bercîs(a): Müşteri yıldızı. 

Ber-dâr(f): Dâr ağacına asılmış olan. 

326 Yûnus Emre Dîvânı

Bere-Berre(f): Kuzu. 

Ber-hurdâr(f): Hayırlar elde etmiş 

kişi. Kısmetli, mes'ût olan. 

Beriyye(a): Mahlûkat, yaratıklar, 

insanlar, halk. 

Berk(t): Sağlam, katı, sert, kuvvetli. 

Berkitmek: Kuvvetlendirmek, 

sağlamlaştırmak. Pekitmek. 

Berr(a): Kara, toprak. 

Berü(t): Yakın, beri, bu yana, beriye, 

bu tarafa. 

Berye/Beriyye(a): Çöl, kır, sahra. 

Bes(f): Yeter. Kâfî, yetişir. 

Bes/besi: Çok, fazla, ziyadelik. 

Birçok. 

Beşâret(a): Müjde, iyi haber, muştu, 

muştuluk. 

Beşe/Peşe/Paşa(?)(t): Ağabey, ulu, 

başkan, yüksek rütbeli kişi, ileri gelen 

kişi, paşa. 

Bevvâb(a): Kapıcı. 

Beyâbân(f): Çöl, kır. 

Beytü'l-Ma'mûr(a): Gökte Ka'be 

hizasında bulunan Allah'a en yakın 

meleklerin tavaf ettiği ev. 

Bezek(t): Süs, ziynet. 

Bezemek(t): Süslemek, tezyin etmek. 

Bezenmek(t): Süslenmek. 

Bezirgân(f): Bkz. Bâzirgân. 

Bezmek(f): Usanmak, bezmek, 

bıkmak. 

Bıçgu(t): Kesecek âlet. Bıçkı, testere. 

Bıñar(t): Pınar. 

Bıragmak(t): Bırakmak, terk etmek. 

Bî-'aded(f.a): Sayısız. 

Bî-basar(f.a): Görmeyen, gözsüz. 

Bî-cân(f.a): Cansız. 

Bî-cism(f.a): Cisimsiz. 

Bî-çâre(f.f): Çaresiz. 

Bî-dâr(f): Uyanık. 

Bid'at(a): Sonradan çıkan şey. Hz. 

Peygamber'den sonra ortaya çıkan 

âdet ve inanışlar. İslâm adına ortaya 

atılan yanlış inanışlar. 

Bî-dem(f): Nefessiz, kansız. 

Bî-dirîg(f): Esirgemeyen, 

esirgenmeyen, elinden geleni yapan. 

Korumasız. Zayıf. Âciz; yazık 

demeyen. Eyvah demeyen. 

Bî-elvân(f.a): Renkleri olmayan, 

renksiz. 

Bî-gam(f.a): Gamsız, kedersiz, 

üzüntüsüz. 

Bî-gâne(f): Yabancı. 

Bigi(t): Gibi. 

Bî-gümân(f): Şüphesiz. 

Bî-hod(f): Kendisinden geçmiş, 

bayılmış, mest. Dîvân'da, nefsini yok 

eden, nefissiz, kâmil insan için 

kullanılır. 

Bî-hûş(f): Kendisinden geçmiş, 

şaşkın, sersem. 

Bî-kân(f): Cevhersiz, özü olmayan. 

Bî-kevn(f.a): Var olmayan. 

Bî-kıyâs(f.a): Ölçüsüz. Mukayese 

edilemeyen. 

Bi-Külli(a): Büsbütün, tamamen, 

tamamıyla. 

Bil(t): Bel. 

Bile(t): Beraberlik, maiyet. 

Bî-Levn(f.a): Renksiz. 

Bilik(t): Kemer, sadak, “İman biligin 

berk kuşan”(44/8). 

Biliñmek(t): Seyrimek, sıçramak, 

titremek. 

Bî-lisân(f.a): Dilsiz. 

Biliş(t): Bildik, tanıdık, âşinâ, 

ma'rifet. 

Bil-lâh(a): Allah için. 

Bilü(t): Bilgi, ilim, irfân, idrâk. 

Bî-mekân(f.a): Yersiz, yeri olmayan, 

yurtsuz. 

Bî-mest(f): Mest olmayan, aklı 

başında. 

Binâ(a): Arapçada fiillerin yapısını 

inceleyen bilim dalı. Fiillerin çatısı. 

Binâ(a):Yapma, dayama. 

Bî-nazir(f.a): Eşsiz, benzersiz. Eşi 

bulunmayan. 

Dr. Mustafa Tatcı 327

Bî-nihâyet(f.a): Nihâyetsiz, sonsuz. 

Tükenmez. 

Bî-nişân(f): İzi olmayan, belirsiz. 

Alâmetsiz. 

Bir demi(t.f): Bir an için bir anlık 

zamânda. 

Bir kezden(t): Birden, hep birden. 

Bir kezin(t): Bir defa. 

Bir niçe(t): Birçok, pek çok. 

Biregü(t): Bir kimse, başkası, birisi. 

Bî-reng(f): Renksiz. 

Birikmek(t): Toplanmak, bir araya 

gelmek, birleşmek, aynileşmek, 

beraber olmak. 

Birin birin(t): Bir bir, teker teker, 

birer birer. 

Birle(t): İle. 

Biryân(f): Kebâb, kızarmış, yanmış. 

Bişe(f): Orman, meşelik, sazlık. 

Bişmek(t): Pişmek, olgunlaşmak, 

beslemek, geliştirmek. 

Bişürmek(t): Pişirmek, 

olgunlaştırmak. 

Biti(t): Mektup, yazılmış şey, amel 

defteri. 

Bitimek(t): Yazmak, kısmet 

etmek,mukadder kılmak. Nasib. 

Bititmek(t): Kısmet etmek, nasib 

etmek, yazmak, meydana getirmek. 

Bitmek(t): Erişme, ulaşmak, 

belirmek, yetişmek, meydana çıkmak. 

Bitrişmek(t): Hesaplaşmak, anlaşmak, 

ödeşmek. 

Bitürmek(t): Meydana getirmek, 

yetiştirmek. 

Biz/bez(t): Kumaş, çaput, bez. 

Bizâ'e(a): Sermaye. 

Bizâr(f): Rahatsız, bıkmış usanmış, 

küskün. 

Bizek/bezek(t): Süs, ziynet. 

Bizmek(t): Bezmek, usanmak. 

Bolay ki(t.f): Ola ki. 

Boncuk: Boncuk, inciye benzetilen 

cam süs eşyası. 

Bostân(f): Bâğçe, yeşillik, bağlık yer. 

Boşanmak(f): Boşalmak, boş olmak. 

Boz yapalak(t): Boz tüylü. Boz renkli 

bir tür çaylak. 

Boz-pusaruk(t): Boz renkli, sisli, 

kipkirli, alacalı, bulanık. 

Bucak(t): Köşe, tenha yer. 

Bûd u vücûd(f.a): Varlık, var oluş. 

Bug(t): Buğu, buhar. 

Bugz(a): Kin, kalpten düşmânolmak, 

nefret. 

Buhl(a): Cimrilik, pintilik, hasislik, el 

sıklığı. 

Bukrat: İskender'den yüz yıl önce 

yaşayan meşhur Yunan hakîmi 

Hipokratis. 

Bular(t): Bunlar, bu kişiler. 

Bulaşık(t): Karışık, bulanık âlûde. 

Bulıncadı(t): Buluncaydı, buluncaya 

kadardı. 

Buñ(t): Sıkıntı, gam, zaruret. 

Buñalmak(t): Sıkılmak, gamlanmak, 

akli dengeyi yitirmek. 

Buñamak(t): Bun olmak, saflaşmak, 

aklî muvazeneyi yitirmek. 

Buñar(t): Pınar. 

Burâk(a): Cennet bineği. 

Burc(a): Kal'a çıkıntısı, sabit yıldız. 

Burılmak(t): Dönmek, bükülmek. 

Burmak(t): Bükmek, sarmak, boynu 

omuza düşmek. 

Bustân/bostân(f): Bağçe, büyük 

bağçe. 

Buşmak(t): Kızmak, öfkelenmek. 

Buşu(t): Öfke, kızgınlık. 

But/büt(f): Put, metinde birkaç yerde 

İlahî sevgili, mürşid için. Put kilise 

resmi anlamında da geçmektedir. 

Bûy(f): Koku. 

Buyruk(t): Emir, ferman. 

Bühtân(a): İftirâ, birisine yalan isnat 

etme. 

Bünyâd urulmak(f. t): Kurulmak, 

yapılmak. 

Bünyâd(f): Temel, esâs, asıl. 

328 Yûnus Emre Dîvânı

Bürd-bâr(f): Uysal, halim, 

mütehammil, sabırlı. 

Bürhân(a): Delil, isbat, tanık. 

Bürrân(f): Keskin. 

-C[1]Cafer-i Tayyâr (a): Hz. Peygamber'in 

amcası oğlu, Hz. Ali'nin kardeşi. 

Mute savaşında iki kolu kesilmiş ve 

şehid olmuştur. Tayyâr lakabı ona Hz. 

Peygamber tarafından şehid 

olduğunda verilmiştir. 

Peygamberimizin Ca'fer için 

“Cennette meleklerle uçuyordu.” 

dediği rivâyet edilir. Bu yüzden, 

"uçan" manasına “tayyâr” denilmiştir. 

Câh(f): Mevki, mansıb, yer, rütbe, 

makam. 

Câlinûs: Bergamalıdır.(131-200) 

İlkçağın Yunan hekimlerindendir. 

Câm(a): Kadeh. 

Câm-ı 'Işk(f.a): Aşk kadehi, İlahî aşk. 

Metinde bazen mürşid-i kâmilin 

sözleri. 

Cân alıcı(f.t): Azrail. 

Cân(a): Cin taifesi. Cinlerin reisi 

(bkz. 49/6). 

Cân(f): Cism-i latif, rûh-ı hayvanî, 

metinde bir yerde mürîd 

anlamında.(Bkz. 406/1). 

Cânâvâr/cânver(f): Can taşıyan, 

hayvan, canlı, canâvâr. 

Cân-bâz(f): Cânıyla oynayan. 

Cây-gâh(f): Yer, mevki, mahal. 

Câzû(f): Cadı, büyücü sihirbaz. 

Cebbâr(a): Kudret ve ululuk sahibi, 

Allah. Esmaü’l-hüsnadandır. 

Cebbâr-ı Âlem(a): Dünyayı iradesine 

mecbur eden. Dilediğine istediği işi 

yaptırmaya muktedir. Allah. 

Cebrâîl Cebreîl/Cibrîl (a): Vahiy 

meleği, dört büyük melekten birisi. 

Cibrîl. Muhammedî akıl. 

Cebrî(a): Zorla yaptırılan, zorba. 

Cehd(a): Fazla gayret, güç-kuvvet 

sarfetme azim. 

Cehl(a): Câhillik. Bilmezlik. 

Celâl(a): Büyüklük, ululuk. Allah'ın 

bir ismi. 

Celîl(a): Büyük, ulu olan Allah. 

Celle(a): Yüce, aziz olan. 

Cemâl(a):Yüz güzelliği. 

Ceng(f): Muharebe, savaş. 

Cercîs(a): İsâ Peygamberden sonra 

geldiği rivâyet edilen ve onun 

şeriatine uyan bir peygamberdir. 

Kur’ân'da ismi geçmez. Yetmiş kez 

öldürülmüş her öldürüldüğünde 

yeniden dirilmiştir. 

Cevelân/Cevlân(a): Gezinme, 

dolaşma, dolanma. 

Cevher(a): Kıymetli taş, maya, öz. 

Cevherî: Kâmil insan. 

Cevşen: Zırh, savaş elbisesi. 

Ceyhûn: Irmak. 

Cîfe(a): Leş, kokmuş et. 

Cim(a): Eski yazıda bir harf. 

Cinn(a): Âteşten yaratılan bedensiz 

varlıklar. Muhtelif şekillere 

girebilirler. Latîf varlıklar oldukları 

için gaybî bazı bilgiler getirebilirler. 

Kelimenin sözlük mânâsı, hissetme 

kabiliyeti olan, seyreden, gizleyen, 

örten vb. 

Cur'a(a): Kadehin bir yudumu. 

Cûş(f): Coşmak, kaynamak. 

Cûşa gelmek(f.t): Coşmak, kaynamak. 

Cübbe(a): Zühd alameti. Uzun ve bol 

elbise. 

Cüft(f): Çift, ikili, eşi olan. 

Cümle(a): Bütün, hep. 

Cünbiş(f): Kımıldanma, oynama, 

eğlence, hareket. Zevk. 

Cürm(a): Kabahat, kusûr. Hata, 

günâh. 

Cüst ü cû(f): Arayıp sorma, araştırma. 

Cüvân(f): Genç, delikanlı. 

Cüz'(a): Kısım, parça. 

Dr. Mustafa Tatcı 329

Cüz'iyyât-ı müselsel(a): Her şeyin bir 

başka şeyin devamı olması. 

Tasavvufta ve Yûnus'ta ma'den nebat 

ve hayvan kategorilerinin birbirini 

takib eden yaratılış tertibi. Her tabaka 

kendi içinde parça buçuk olup yine 

kendi aralarında ontolojik tabakalar 

halindedir. Bunlardan her cüz'ün seyri 

istisnasız Allah'a doğrudur. 

-Ç[1]Çabük-bâz(f): Çabuk, aceleci. Tez 

oyuncu. 

Çag(t): Zaman, vakit, mevsim. Yaş, 

asır. “Sözün usıla düşirgil dimegil çağ 

ide(çağada?) bir söz”(Bkz. 102/3). 

Çagada(t): Çocukça, çağa: Yeni 

doğmuş, tüyü bitmemiş.(Bkz. 102/3). 

Çagırmak(t): Davet etmek. 

Çagıru(t): Davet, davetiye. 

Çagide(t): Çocukca, ham, manasız. 

Çagşaban(t): Dağılarak. 

Çâh(f): Kuyu, çukur. 

Çakıldak(t): Degirmende öğütülen 

buğdayın taşlar arasında bitdiğini 

bildiren ve değirmen taşına çarparak 

“çak-çak” sesi çıkaran alet. 

Çakmak(t): İyice anlatmak, bildirmek. 

Tanıtmak aksettirmek. İfşa etmek. 

Gammazlamak, kovalamak. 

Çalap(t): Tanrı, Hak. 

Çaldug(t): Üfürdüğü, üflediği, 

öttürdüğü. (133/5)'teki "çalduğı" 

şeklindeki bu kelime vezin gereği 

"çalduğ" şeklinde okunmalıdır. 

Çalınmak(t): Çizmek, çizilmek, yazı 

yazmak, silinmek. 

Çâpûk(f): Çabuk, tez, çevik. 

Çâpûk-bâz(f): Çabuk, tez, çevik. 

Çâr(f): Dört. 

Çârdag(f): Çardak. 

Çarh urmak(f.t): Dönmek, semâ 

etmek. 

Çarh(f): Gök, felek. 

Çarh-ı Felek(f): Gök, dolaba 

benzeyen gökyüzü, Mecazen tali', 

baht. 

Çârsû(f): Çarşı. 

Çatmak(t): Kurmak, tanzim etmek. 

Birbirine bağlamak. “Din 

çatmak”(Bkz. 248/2) veya “endam 

çatmak” gibi. 

Çav(t): İklîm, memleket, şöhretli bir 

yer. Meşhûr. 

Çavuş yıldızı(t): Zühre yıldızı(?)(Bkz. 

66/4). 

Çekmek(t): Tartmak, ölçmek, yemek, 

zorla almak. 

Çeng(f): Kanuna benzeyen bir çeşit 

saz. 

Çerâg/çerâk/çırak(f): Fitil, ışık, mum, 

kandîl, çıra. 

Çerb(f): Besili, semiz, yağlı. 

Çerçi(f): Bazı küçük eşya ve tuhafiye 

malzemesi satan kişi. 

Çerge(f): Çadır. 

Çerh(f): Çarh, dünya, felek. 

Çerî(f): Asker. 

Çeşni(f): Lezzet, tad, tadımlık 

miktarda. 

Çeşte(f): Altı telli saz, tanbur. 

Şeştâ'dan gelmektedir. 

Çetr(f): Çadır, gölgelik. 

Çevgân(f): Gûy u çevgân, Cirit 

oyununda kullanılan değnek. 

Çeynemek(t): Çiğnemek. 

Çırâk(f): Çıra, mum, çerâg. 

Çıyan(t): Zehirli ve sürüngen küçük 

bir böcek. 

Çi(f): Ne, nasıl. 

Çig(f): Ham, pişmemiş. 

Çizginmek(t): Dönmek, “Bu çizginen 

gökleri”(Bkz. 133/2). 

Çogaç(t): Gün, güneş. 

Çokal: Eskiden savaşlarda atlara 

giydirilen çelik zırh. Bir çeşidini 

savaşçılar da giyer. 

Çokallu: Zırhlı. 

330 Yûnus Emre Dîvânı

Çomak(t): Değnek, sopa, ucu topuzlu 

sopa. 

Çöksü(t): Bir şeyin kımıldamaması 

için üste konan şey, baskı büyük çivi. 

Mıh. 

Çökük(t): Çukur yer. Alçak. 

Çul: Kıldan dokunan döşek. 

Çulha: Dokumacı. 

Çün(f): Çünkü, madem ki, ne zamân 

ki. 

-D[1]Dâd u sited(f): Alış veriş. 

Dâd(f): Adalet. 

Dad(t): Tat, lezzet, çeşni. 

Dahı(t): Bundan başka, ayna 

zamânda, hem de. 

Dak tutmak(t): Özür/Kusur bulmak. 

Dak(t): Özür, kusur. 

Dakı(t): Dahı, da, de. 

Dakmak(t): Takmak, ad takmak. Ad 

koymak. 

Danışık(t): Tanışık, ülfet, ünsiyet. 

Karşılıklı oturup konuşmak. 

Dâniş(f): Söz, bilgi, ilim. 

Dânişmend(f): Bilgin, müderris. 

Dapa(t): Taraf, yön... a doğru... a 

karşı. 

Dâr(a): Ev, yapı, yer, yurt. 

Dâr(f): Dâr ağacı. 

Dâra gelmek: Dârağacına gelmek. 

İdam edilmek. Mecazen, İlahî sırrı 

“Hallâc-ı mansur gibi” ifşa etmek. 

Şer'î olarak bu sırrın ifşası haramdır. 

Dâr-ı mihnet: Mihnet evi. Mecazen 

dünya. 

Dartınmak(t): Çekinmek, esirgemek. 

Datlu(t): Tatlı. 

Davâ(a): Dava, iddia, metinde “asılsız 

söz” anlamından çok, hakikati 

bilinmeyen şer'î sözler. 

Dâvûd: İsrail oğullarından bir 

peygamber ve hükümdârdır. 

Süleyman Peygamber'in babası olan 

Dâvûd, sesinin güzelliğiyle 

tanınmıştır. Kitâp sahibi bir 

peygamberdir. Zebûr, Dâvud'a 

inmiştir. 

Deccâl(a): Kıyâmete yakın meydana 

çıkacak olduğuna inanılan Deccâl, 

bazılarını dinden imandan edecektir. 

Hz. İsâ tarafından öldürülecek bir 

yalancı peygamber olduğu rivâyet 

edilir. Tasavvufta Deccâl, dünya 

sevgisinden ileri gelen nefsî 

güçlerden ibaret olup, bunlar, riyaset, 

rubûbiyet, büyüklenmek (kibir), hile 

vs.dir. Bu kuvvetler akl-ı ma'âşa 

bağlıdır. Nefislerinde söz konusu 

özellikleri yok edemeyen kişiler, 

tasavvufta “Deccâl”e 

benzetilmişlerdir. Deccâl'in bir 

gözünün şaşı olması ise, kişinin bu 

nefsi özellikleri taşımasından dolayı 

uhrevi ve ulvî âlemleri görmemesi 

anlamına gelir. 

Degin(t): Kadar, dek. 

Degme(t): Herhangi, her bir, her, 

rastgele. 

Degmek(t): Ulaşmak, erişmek. 

Degritmek(t): Oynatmak, hareket 

ettirmek, dolaştırmak. 

Degşürilmek(t): Çevrilmek, 

döndürülmek. 

Degşürmek(t): Değişmek, 

değiştirmek. 

Degül(t): Değil. 

Degürmek(t): Ulaştırmak, eriştirmek, 

yetiştirmek. 

Dehr(a): Dünya, zamân. Maddeler 

âlemi 

Dehrî (a): Maddeci, ruha, ahrete, 

manevî şeylere inanmayan kişi. 

Materyalist. 

Dek durmak(t): Sessiz, sakin durmak. 

Uslu oturmak. 

Dek(t): Kadar, …a kadar. 

Dek/tek(t): Eş, benzer, gibi. 

Delâlet(a): Delil olmak, kılavuzluk. 

Doğru yolu göstermek. 

Dr. Mustafa Tatcı 331

Delim(t): Çok, birçok, ziyade, fazla. 

Delük(t): Delik, açık. 

Dem(f): An, zamân, vakit, soluk, 

nefes. 

Dem-be-dem(f): Vakit, vakit. Daima, 

zamân zamân. 

Dem-beste(f): Susmuş, soluğu 

kesilmiş, nefesi bağlanmış. 

Demren/temren(t): Okun ucuna 

geçirilen demir. 

Dem-sâz(f): Uygun arkadaş, dost, 

sırdaş. 

Denk(t): Eş, benzer, eş değer. 

Denlü(t): Kadar. 

Densüz(t): Münasebetsiz, ölçüsüz 

hareket eden, saygısız. 

Depe/dapa(t): Taraf, yön. 

Depemek(t): Tarafa gitmek, yöne 

gitmek. 

Deprenmek(t): Kıpırdamak, 

kımıldamak, hareket etmek; kurumak. 

Depretmek(t): Kımıldatmak, 

oynatmak; kurutmak. 

Der(t): Ter. Yeni biten, taze.“Ağaç 

deri dirildi”(301/6). 

Derbân(f) : Kapıcı. 

Dergâh(f): Tekye. Zikir ve ibâdet 

edilen yer. Kapı yeri, kapı eşiği. 

Tarikatlerin müessese devrinde irşad 

için kullandıkları teferruatlı geniş 

mekan. Dergâhlar, semâhâne, halvet 

veya çile odası, aşhâne, derviş 

hücreleri vs. bölümlerden teşekkül 

eder. Hakikî sûfî alemleri dergâh 

kabul eder. 

Deriçe(f): Küçük kapı, pencere. 

Dermânde(f): Âcil, kala kalmış, bî[1]çâre, zavallı, beceriksiz. 

Dermek/dirmek(t): Toplamak, 

biriktirmek. 

Dervâze(f): Büyük kapı, büyük bir 

binanın büyük taşra kapısı. Kale 

kapısı. 

Dervîş(f): Yoksul, mütevazî kişi, 

tarikate girmiş kimse. Sülûka 

'ahdeden ve Allah'a ulaşmak isteyen 

kişi. 

Derzi(f): Terzi. 

Destâr(f): Sarık, imâme, tülbent. 

Dest-gir(f): Elden tutan, yardım eden, 

yardımcı. 

Destûr(f): İzin, ruhsat. 

Devlengeç: Çaylak; bazı yazmalarda 

dölengeç, dülengeç, devligeç şeklinde 

harekelenmiştir. 

Devlet(a): Saadet, mutluluk. 

Devrân(a): Dünya, felek, zamân, 

talih. Dönme, dolaşma. 

Devşürmek/divşürmek(t): Dermek, 

toplamak, bir araya getirmek. 

Derlemek. 

Deyr(a): Kilise, manastır. 

Deyyân(a): Hakkıyla mükafatlandıran 

ve cezalandıran, hâkim, Allah.(Bir 

kudsî hadiste yaratıcı kendisini melik 

ve deyyân olarak anar. Burada 

deyyân, insanın başlangıçtan sonuna 

kadar mâcerâsını tamamlayıp hesâba 

çeken anlamındadır.). 

Deyyâr: Bir kimse, yurt sahibi, 

manastır sahibi. 

Dikçi(t): Âsi, dik dik karşılıklar veren 

kişi. 

Dil tetiği(t): Dilin konuşma kabiliyeti. 

Dilenigörmek(t): Hemen dilenmek, 

dilenmeye bakmak. Dilenmeye devam 

etmek. 

Dil-hasta(f): Gönül hastası. 

Dilkü: Tilki. 

Dil-pezîr(f): Gönüle hoş gelen, 

gönlün beğendiği. 

Dil-teng(f): Gönül darlığı, iç sıkıntısı. 

Dimek(t): Demek, söylemek. 

Din(a): İnanç, imân, tâat, âdet, huy, 

verilecek karşılığa hükmetmek. 

Dinâr: Altın sikkeli para. 

Dirgenmek(t): Toplanmak, birikmek, 

bir araya gelmek. Dayanmak. 

Dirgürmek (t): Diri etmek, diri 

kılmak, diriltmek. 

332 Yûnus Emre Dîvânı

Dirîg(f): Esirgeme. 

Dirîgâ(f): Hayfa, ne kadar yazık, 

eyvah. 

Dirilik(t): Yaşayış, geçim, hayat, 

sağlık. 

Dirmek (t): Toplamak, dermek. 

Dirnek (t): Dernek, toplantı. 

Eğlenmek için toplanan kişiler. 

Dîv(f): Şeytân, cin. 

Dîvân (f): Huzur, meclis. 

Dîvân-ı ışk (f.a): Aşk meclisi, mürşid 

huzuru. 

Divşürmek(t): Devşirmek, toplamak. 

Bir araya getirmek. 

Diyânet(a): Dindârlık. din 

hükümlerini yerine getirmek. 

Doksan bin Hak kelâmı: Cenab-ı 

Hakk'ın Hz. Peygamber'e Mirâc'ta 90 

bin sır söylediği, bunlardan 30 binini 

halka, 30 binini seçkinlere dediği; 30 

binini ise sır olarak sakladığı rivâyet 

edilir. 

Dokunmak(t): Vurmak, birbirine 

geçirmek. Çakmak, isabet ettirmek. 

Dolanmak (t): Dolaşmak. 

Dolınmak /dolunmak(t): Dolunmak, 

batmak, dolanmak, Gurup etmek. 

Don (t): Don, elbise, kıyafet. 

Donanmak (t): Süslenmek, giyinip 

kuşanmak. 

Dölenmek (t): Mutmain olmak, 

temayül göstermek. Sükûnet, karar 

kılmak, çoğalmak. 

Dörimek/dürimek (t): Meydana 

getirmek, türemek. 

Döritmek/düritmek, düretmek (t): 

Yaratmak, bir araya getirmek, 

türetmek. 

Dört ejderhâ: Dört unsur(Hava, âteş, 

su, toprak.). 

Dört kapı (t): Şerîat, tarîkat, hakikat, 

marifet. 

Dört yâr (t): Dört dost, Hz. Ebu Bekr, 

Ömer, Osman, Ali. 

Döşek (t): Yaygı, kilim gibi fakat 

daha yumuşak bir minder. 

Döymek (t): Tahammül etmek, 

dayanmak. 

Duduksuz (t): Serbest, rehin olmayan, 

kapalı olmayan. 

Dun (t): Alt taraf, kök.(147/4). 

Dûr(f): Uzak. 

Durak/turak (t): Makâm, mahal, 

durulan, eğlenilen yer, yurt. 

Durgurmak (t): Durdurmak, 

kaldırmak, ayakta tutmak. 

Durmak/turmak (t): Ayağa kalkmak, 

kıyam. 

Durrac(a): Bkz. Dürrac, turaç kuşu. 

Durutmak (t): Durdurmak, 

durdurmaya çalışmak. 

Duş: Bkz. tuş. 

Duşa gelmek(t): Rastlamak, karşı 

karşıya gelmek. 

Dutmak (t): Tutmak, sahib olmak. 

Yapmak, yerine getirmek. 

Dutsak (t): Esir. 

Dutuşmak (t): Alev almak, tutuşmak. 

Duvacık kapısı (t): Dua edilen yer. 

Allah'ın rahmet sıfatına sığınma. 

Bugün “dua kapısı” şeklinde 

kullanılıyor.(128/3). 

Duzag(t): Tuzak. 

Duzah(f): Cehennem. 

Dükeli(t): Bütün, hep, cümle, hepsi, 

herkes. 

Dükkân-dâr(a.f): Dükkân sahibi. 

Düldül(a): Hz. Ali'ye, Hz. Peygamber 

tarafından verilen binek atı. 

Dün (t): Gece. 

Dün ü gün(t): Gece ve gündüz. 

Dünyâ-perest: Dünyaya meyil veren. 

Maddiyatı çok seven. 

Düp-düz (t): Düm-düz. Tamamıyla, 

baştanbaşa. 

Düpdüzin (t): Tamamıyla, bir baştan 

bir başa. 

Dürdâne(a.f): İnci tanesi. 

Dr. Mustafa Tatcı 333

Dürimek/dörimek(t): Bir araya 

getirmek, meydana getirmek, 

türetmek. Türemek. 

Dürişmek(t): Çalışmak, isbat etmek, 

gayret etmek. 

Dürlü(t): Türlü. 

Dürr(a): İnci. 

Dürrâc(a): Kekliğe benzer bir güzel 

kuş. Turac. 

Dürr-i yetîm(f.a): Tek, iri, baha 

biçilmez inci. Eşsiz inci. Hz. Nûr-ı 

Muhammed. 

Dürülmek(t): Katlanmak, toplanmak. 

Düş(t): Rüyâ, vakıa. Yûnus'ta düş 

yerine bazan seyr veya seyrân 

kelimeleri de kullanılır. 

Düşmek(t): Konaklamak. 

Düşmek(t): Vâki olmak, mağlûb, 

müstevli olmak, hücûm etmek. 

Düşvâr(f): Güç, zor. 

Dütün(t): Tütün. Duman. 

Düzenmek/düzünmek(t): Kendini 

düzeltmek, düzene sokmak, süslemek. 

Düzmek(t): Tertib ve tanzîm etmek. 

Düzen vermek, sıralamak. 

Hazırlamak, imal etmek. 

-E[1]Ebed(a): Sonsuz, gelecek, sonu 

olmayan gelecek zamân. 

Ebleh(a): Pek akılsız, ahmak, bön. 

Ebsem/epsem: Suskun. 

Ebter(a): Sonu kesik, çocuğu 

olmayan, eksik. 

Ebu Bekir(Sıddîk): İlk halife, Çâr[1]yâr'dan ilki. Doğru ve sözünün eri 

manasına “Sıddîk” sıfatıyla anılmıştır. 

Ecel(a): Ölüm vaktı, âhirete göçmek. 

Ed-dünyâ cifetün ve tâlibihâ kilâb: 

Dünya bir cifedir, onun talibi 

köpeklerdir. Hadis. 

Efgân(f): Bağırıp çağırma, istimdâd, 

feryâd. 

Efreng/Firenk(f): Avrupalı, Frenk. 

Hırıstiyan. 

Egerçi(f): Her ne kadar, ise ide, gerçi. 

Egin(t): Sırt, omuz. 

Eglemek(t): Geçiktirmek, vakit 

geçirmek, oyalamak, avutmak. 

Egleyen(t): Metinde mâsivâ 

anlamında kullanılmıştır. 

Ehil(ehl): Yabancı olmayan, âşinâ, 

mahir, usta, becerikli; metinde, kâmil 

insan. 

Ejdehâ(f): Yılan, ejderha. Metinde 

nefis için bir benzetme. 

Ekincik(t): Olgunlaşmamış küçük 

boylu başak.(388/3). 

Eksüklik/eksiklik(t): Kusurlu, hataları 

bulunan kişi. Aciz. 

Eksümek(t): Eksilmek, azalmak, 

azaltmak. 

Elest(a): “Elestü” Arapça'da “değil 

miyim?” demektir. Kur’ân'da 7. 

surenin 172-173. âyetlerinde, 

Allah'ın: “Ben sizin Rabbiniz değil 

miyim?” sorusunda geçer. Ruhlar bu 

soruya: “Evet, Rabbimizsin.” diye 

cevap verdikleri için biribirlerine 

tanık tutmuşlar ve şehadet etmişlerdir. 

Kıyâmet gününde her ruh burada 

verdiği sözü yerine getirmek, Rabbini 

tanımak zorundadır. Sûfîler Bezm-i 

Elest'de verilen cevabların bazılarının 

olumlu “Kâlû belâ”; bazılarının 

olumsuz “lâ” şeklinde olduğuna 

inanırlar. Bu cevaba göre kıyâmette 

üç sıra insan görülecektir. Rablerinin 

sorusuna tasdik eyleyip gözleri ve 

dilleriyle kabul edenler; soruyu 

sadece kulaklarıyla duyup kararsızlık 

gösterenler. Sadece lâ deyip 

Rablerinin birliğini kabul etmeyenler. 

Yunus Emre, Elest’te verilen söze, 

ahd-i sâbık terkibi ile de anlatır. Ona 

göre bu sır, bu dünyada iken bilinip 

yaşanacaktır. 

El-hakk(a): Doğrusu, hakikaten. 

Elhamdülillâh(a): Allah'a hamd olsun. 

334 Yûnus Emre Dîvânı

Elif(a): Eski yazımızın ilk harfi. 

Klasik dinî ve ledünnî şiirimizde 

Allah, zat-ı uluhiyyet veya makam-ı 

ma'rifet için kullanılır. 

Elif-dal-mim: Eski harflerle emed, 

kelimesinin yazıldığı harflerdir. “Son, 

nihâyet” manalarındadır. Elif Hakk'ı, 

mim tafsilât-ı Muhammed'i, dal ise 

sırr-ı Muhammed veya nûr-ı 

Muhammedîyi temsil eder. Ayrıca, 

“Âdem” kelimesi de bu harflerle 

yazılır. 

El-kalbü mine'l-kalbi(a): Kalpten 

kalbe, gönülden gönüle. 

Elvân(a): Renkler, görünüşler. 

Em: İlaç; çâre, devâ. 

Emân(a): Emniyet, korkusuzluk. 

Yardım, imkân. 

Emânet(a): İlahî sır. Âdem'e verilen 

yaratılış sırrı. Metinde bir yerde “cân” 

anlamındadır.(210/3). 

Emcek(t): Meme, kuru veya yalancı 

meme denilen çocukların 

susturulması için kullanılan alet. 

Emek yimek(t. d.): Gayret sarfetmek, 

emek çekmek. 

Emr-i ma'rûf(a): 'Aklın ve şeriatin 

caiz ve güzel gördüğü şey, buyruk. 

Endâm(f): Beden, vücûd, vücûdun 

görünüşü, boy. 

Endîşe(a): Düşünce, fikir. 

Ene'l-Hak(a): “Ben Hakk'ım”, 

Bağdadlı Hallâc-ı Mansûr'un 

asılmasına sebep olan şath kabul 

edilen söz. 

Er dimek(t): Eğer demek, er, “eger” 

kelimesinin muhaffefi olarak 

kullanılıyor. (Bkz. 19/7). 

Er(t): Mürşid, insân-ı kâmil 

anlamındadır. 

Eren(t): Evliyâ, ermiş kişi. 

Erişgen(t): Ulaşan, yetişen, devamlı 

erişen, erişmek için uğraşan. 

Erkân(a): Rükûnlar, direkler, esaslar, 

âdet, töre. 

Erte/irte(a): Yarın, sabah. 

Erte-gice(t): Sabah-akşam. 

Esen(t): Sağ, salim, rahat, mes'ut. 

Esenlemek(t): Veda etmek, esenlik 

dilemek. 

Eser(a): İz, yapı, nişan. 

Esfel(a): En aşağı, en alçak, en sefil. 

Eshâb(a): Sebepler, bir şeye vâsıta 

olanlar. 

Esilmek(t): Dökülmek. 

Eskice(t): Eski elbise, yıpranmış 

giyecek. 

Eslemek(t): Dinlemek, kulak asmak; 

kabûl etmek. Baş eğmek. 

Eslenmek(t): Kulak asılmak, 

dinlenilmek. 

Esrâr(a): Sırlar, gizli mânâlar, 

hikmetler. 

Esrimek(t): Mest olmak, sarhoş 

olmak. Hâle girmek. 

Esritmek(t): Serhoş etmek. 

Esrük/esrik(t): Serhoş, mest, coşkun, 

ehl-i hal. İlahî aşk serhoşu. 

Eşker/eşkere: Âşikâr, açık, meydanda. 

“Âşikâre”den. 

Eşmek(t): Yürümek, yol almak, atı 

eşkin sürmek, koşturmak. 

Etmek(t): Ekmek. 

Evet(t): Metinde bir yerde “Fakat” 

manasınadır. “Yûnus yidi nişan didi 

evet üçüni gizledi”(298/7). 

Evgâr(f): Davar sırtındaki yara, 

kötürüm, yatalak, yaralı. 

Evin(t): Yiyecek, dane, tohum, içi. 

“Evin tutmak: Danelenmek.” 

Evren(t): Büyük yılan, ejderha. 

Evvel(a): Allah'ın sıfatı. Öncesi 

olmayan. 

Eyâ: Ey, hey. 

Eye(t): Sahip, mâlik. 

Eyi: İyi. 

Eyin(t): Sırt, arka. 

Eyitmek(t): Söylemek, anlatmak. 

Eyle(t): Öyle, o şekilde. 

Dr. Mustafa Tatcı 335

Eylenmek(t): Edinmek, eylemek, 

yapmak. 

Eyyûb(Peygamber): Kur’ân'da adı 

geçen peygamberlerdendir. Sabır 

sembolüdür. İsrailoğullarındandır. 

Ezel(a): Zamanın önsüzlüğü, 

başlangıcı olmayan zamân. 

Ezelî vatan: Elest bezmi, ruhlar âlemi. 

-F[1]Fahr(a): İftihâr, öğünme. 

Fahr-ı âlem(a.f. terkip): Hz. 

Peygamber. 

Fak (f): Tuzak. 

Fakî(a): İslâm fıkhını iyi bilen, Fakih. 

Fakîh Ahmed Kutbüddin: 

Menâkıbü'l-Ârifîn müllifine göre 

Sultanü'l-Ulemâ dervişidir. 

Horasan'dan gelerek Konya'ya 

yerleşmiştir. Fakîh Ahmed, 

Muhyiddin'in “Hızır-Namê”sine göre, 

Anadolu'da yaşayan en eski 

sûfîlerdendir. Hayatı hakkında fazla 

bilgi yoktur. Menkabevî bazı bilgileri, 

Seyyid Hârûn, Hacı Bektaş Velâyet[1]nâmesi gibi menâkıb-nâmelerden 

öğrenmekteyiz. Bilinen iki küçük 

eserinden birincisi “Kitâbu Evsâfı 

Mesâcidi'ş-Şerife”, diğeri, “Çarh[1]nâme”dir. Doğumu ve ölümü 

bilinmemektedir. Ölümü M. 1230'lu 

yıllarda olabilir. 

Fakr(a): Tasavvufî bir ıstılah olarak; 

sülûk mertebelerini yaşayıp nefsin 

kendi nefsi olmayıp Hakk'a ait 

olduğunu idrâk etmek, anlamındadır. 

Yûnus'ta fakr tamamen nefis yokluğu 

anlamındadır. 

Fânî(a): Geçici olan, yoklukla ilgili. 

Fârig(a): Vaz geçmiş. Elini eteğini 

çekmiş. 

Fârik(a): Farig'dan, vaz geçmiş. 

Farîza/farîda(a): Allah'ın emri, farz, 

yapılması elzem olan. 

Fâsık(a): Allah'ın emrinden çıkan. 

Kötülük yapan. Fıska düşen. 

Fâsid(a): Kötü, fenâ, yanlış, bozuk, 

fesad çıkaran. Kavgacı, bozucu. 

Fâş(f): Faş etmek, meydana çıkarmak. 

Açıklamak. Gizli olanı ortaya 

çıkarmak. 

Fâtihâ(a): Kur’ân'ın birinci sûresi. 

Başlangıç, açış, giriş. 

Fazîlet(a): Hüsn-i ahlak, ilim ve iman, 

değer, meziyet. 

Fazl(a): Fazilet, olgunluk, iman ve 

cömertlik. 

Fehm(a): Anlama, anlayış, kavrama. 

Felek(a): Gök, sema. 

Fenâ(a): Dünya için kinaye, yokluk 

mülkü. 

Fenâ-ender-fenâ (a.f-a.): Yoklukta 

yokluk. Fenafi'l-fenâ. 

Ferâgat(a):Tok gözlülük, hakkından 

vaz geçmek. Davadan vaz geçmek. 

Ferâh(a): Bol, geniş, iç açıcı. 

Şenlendiren. 

Ferâş/ferrâş(a): Döşeyen, hizmetçi, 

döşeyip süpüren, hizmetkâr. 

Ferdâne(f): Tek başına, yalnız. 

Fereci(a): Genişliğe, ferahlığa 

mensup. Bilginlerin ve şeyhlerin 

giydikleri önü açık, yakasız, geniş 

kollu ve uzun giyecek. 

Ferhâd(a): Doğu Edebiyatında bir aşk 

kahramanının adı. Sevgilisi “Şîrîn”e 

ulaşabilmek için dağlar delip yol 

aşmış bir fedakarlık örneği. 

Mühendisliği ve nakkaşlığı da vardır. 

Ferik(a): Bölük, topluluk. 

Ferişte, ferişteh(f): Melek, günahsız, 

masûm. 

Ferrâş(a): Döşeyen, temizlik yapan, 

hizmetçi. 

Ferş(a): Yer, yeryüzü, döşeme, 

yaymak. 

Fesâd(a): Bozuk, fenâlık, karışıklık. 

Feth-i bâb (a): Kapı açmak. 

336 Yûnus Emre Dîvânı

Fevka'l-Ulâ: En yüce, yüksek. Pek 

yüksek. 

Fısk(a): Hak yolundan çıkma, Allah'a 

isyân etme, ahlaksızlık, kötülük. 

Fidâ/fidî(a): Bağışlama, fedâ, uğruna 

verme. 

Figân(f): Ağlama sızlama. 

Fil-hâl(a): Bu anda, hemen, şimdi. 

Firâk(a): Ayrılık, ayrılma. 

Firâset(a): Anlama, sezme kabiliyeti, 

uyanıklık. 

Fir'avn: Mûsâ Peygamber çağında 

yaşayan ilâh olduğunu iddia eden 

Mısır hükümdarı. Kur’ân'da kıssası 

uzunca anlatılır. 

Firdevs: Cennet, cennetin altıncı katı. 

Bostân. 

Firişteh(f): Bkz. Ferişteh, melek.. 

Firkat/fürkat(a): Ayrılma, ayrılış. 

Fitne(a): Karışıklık. Ortalığı 

karıştırmak, mâl ve mülk. 

Furkân(a): İyi ile kötü, hak ile bâtıl, 

helâl ile haramın farkını gösteren. 

Kur’ân'ın sıfatı. 

Fuzûl/fudûl(a): Lüzûmsuz, fazla şey 

veya söz. 

Fuzûllık(a.t): Münasebetsizlik, 

sıradan. 

Fürkat(a): Ayrılık. Bkz. Firkat. 

-G[1]Gaffârü'z-Zünûb(a): Günâhları 

afveden, bağışlayan, acıyıp merhamet 

eden Allah. 

Gâfil(a): Gaflet ehli, gerçeklerden 

habersiz, uyuyan. 

Gâh(f): Bazan, ara sıra. 

Gâib/gâyıb(a): Görünmeyen, göz 

önünde bulunmayan, gizli ve 

bilinmeyen âlem. 

Galab/galabe(a): Çokluk, kalabalık. 

Galtân(f): Yuvarlak, tekerlenen, 

yuvarlanan. 

Gamgîn(f): Gamlı, kederli. 

Gam-güzâr: Gam geçiren, tasa çeken, 

ömrü gam ile geçen. 

Gammâz(a): Münafık, fitneci, birini 

birine çekiştiren. 

Ganî(a): Hiç bir şeye ihtiyacı 

olmayan, tam manasıyla zengin, 

müstagni. Allah. 

Gâret(a): Çapulculuk, yağma. 

Garîb(a): Gurbette olan kişi. Metinde, 

emsaline üstün olduğu; onları 

anlayacak insan kalmadığı için 

cemiyette yalnız kalan veliler veya 

ezel bezminden dünyaya 

gönderilişinin hikâyesini bilen kişi. 

Ehl-i fenâ,. 

Garîbsemek(a.t): Garip kişiler gibi 

davranmak. 

Gark olmak(a.t): Batmak, o şeyde 

boğulmak, o şeye benzemek. 

Gark(a): Suda boğulmak, batmak. 

Gassâl(a): Ölü yıkayıcı. 

Gavvâs(a): Çok gayretli, çalışkan, 

suya dalan, dalgıç, inci arayan dalgıç. 

Gaybet(a): Başka yerde bulunmak, 

gıybet, bir şeyin diğer bir şey içinde 

gayb olması. Dedikodu. 

Gayr(a): Ayrı, başka. 

Gâzî(a): Din uğruna harp eden. 

Gedâ(f): Yoksul dilenci. 

Gedilmek(t): Bir yanından eksilmek, 

bütünlüğü gitmek. Gedik 

açılmak(77/2). 

Geh(f): Bazan, ara sıra. 

Geñ (t): Geniş, bol. 

Genc yaz: İlkbahâr. 

Genc(f): Hazine, define. 

Gencay-genç ay(t): Hilâl, yeni doğan 

ay. 

Genc-hâne(f): Hazinenin bulunduğu 

yer. 

Genc-i nihân(f): Gizli hazine, kenz-i 

mahfî. 

Genc-i pinhân(f): Gizli hazine, kenz-i 

mahfî. 

Geñez(t): Kolay, uygun, kolayca. 

Dr. Mustafa Tatcı 337

Geñiyile(t): Genişliğiyle. 

Geñsüz söylemek(t): İsteği olmadan, 

istemeyerek söylemek. 

Geñsüzin(t): İsteksiz. 

Ger(f): Eğer. 

Gerdân(f): Dönen, dönücü. 

Gerdûn(f): Kainat, felek. 

Geşt(f): Gezmek, dolaşmak. 

Gevde(t): Gövde, vücûdun göğüs ve 

karın kısmı. 

Gevher(f): Mücevher, inci, esâs, öz. 

Geyikli Hasan: Bursa kurbinde Keşiş 

Dağı eteğinde, Orhan Gazi zamânında 

yaşayan bir erendir. Adı geçen yerde 

türbe, tekye ve cami bina etmiştir. 

Dağda geyiklerle sohbet etmesiyle 

şöhret bulmuştur. 

Gıl/gil: Emir teklik 2. şahıs eki. 

Anmagıl gibi. 

Gılmân(a): Cennettekilere hizmet 

eden güzel ve genç delikanlılar. Genç 

uşaklar. 

Gile: Şikâyet, vadi. 

Giñ/geñ (t): Geniş, bol. 

Gine(t): Gene. 

Girdâr (f): Amel, fiil, iş. 

Gird-i hâl: Toz kabarcığı, toz 

zerreciği, fakr ve tevazu için bir 

benzetmedir. 

Giriftâr(f): Tutulmuş, esir, düşkün, 

mübtelâ. 

Girîv(f): Bağırma, bağrışma. 

Girm(f): Kurt, kurtçuk. 

Girü(t): Geri, tekrâr, sonra, yine, 

başka. 

Giryân(f): Ağlayan, ağlayıcı. 

Göçgünci(t): Bir yerden bir yere 

göçen, göçebe, göçer. 

Gökçek(t): Güzel. 

Gökren(t): Gömgök. Muahhar 

metinlerde “gökrek” şekli de var. 

“Gökren katran denizi kıldan Sırât 

gerile”(Bkz. 306/7). 

Gönelmek(t): Yönelmek, yüzünü 

döndürmek, teveccüh etmek. 

Gönilmek/ gönülmek(t): Yönelmek, 

teveccüh etmek, yüzünü döndürmek. 

Gönlek(t): Gömlek. 

Gönül(t): Gönül, yürek, kalp, fuad. 

Gönülek(t): Gömlek. 

Görk(t): Güzellik, yüz güzelliği, 

meziyet. İyi huy. 

Görklü(t): Güzel, mübarek. 

Göymek(t): . İçin için yanmak, 

parlamak. 

Göynük/köynük(t): İçin için 

yanmak.Yanık, yara, acı, hicran. 

Gözetme(t): Gözetme, kollama. 

Gözgü(t): Ayna. 

Gözsüzsepek/Göz-sepek(t): 

Köstebek. 

Gubâr(f): Toz. 

Gufrân(a): Cenâb-ı Hakk'ın günahları 

afvı, rahmeti. 

Gulgule(a): Çığlık. Gürültü, büyük 

uğultu. 

Gûr(f): Mezâr, kabir. 

Guristân(f): Kabristân, mezarlık. 

Gussa(a): Tasa, üzüntü. Sıkıntı. 

Kaygu. 

Guş(f): Kulak, işitmek. 

Güç görmek(t. d.): Zorlamak. 

Güç götürmek(t. d.): Zorlamak. 

Güç üzmek(t): Olmasını istemek. 

Güçlükle halletmeye çalışmak. 

Zorlamak. 

Güç(t): Zor, kuvvet; istek. 

Güft(f): Söz, lakırtı. 

Güftâr(f): Söz, konuşma. 

Güher(f): Mücevher, kıymetli taş, 

inci, gevher. 

Gülbang/gülbenk(f): Yüksek ses. Bir 

ağızdan çıkan dua, ilâhî. Hususiyetle, 

sûfîlerin meclislerde ve törenlerde 

okudukları tanzim edilmiş dua. 

Gülistân(f): Gül bahçesi. 

Gülişgen(t): Çok gülüşen, birkaç 

kişiyle birlikte kahkaha atan. 

Gülrek(t): Kahkaha atan, çok gülen. 

Gülzâr(f): Gül bahçesi. 

338 Yûnus Emre Dîvânı

Gümân(f): Şüphe, zann. 

Gümrâh(f): Yolunu kaybetmiş. 

Gün(t): Gündüz, güneş. 

Güvece:(?) Bu kelime “Yilüp siyasın 

güçin sebl ola güvecesi”(351/12) 

mısraında geçmektedir. 

Güzâf(f): Boş, asılsız. Söz. 

Güzer itmek(f.t): Geçmek. 

Güzide(f): Seçilmiş, beğenilmiş kişi, 

şey. 

Güzin(f): Seçkin, seçilmiş, seçen. 

-H[1]Ha dimedin(t): Hemen, derhâl, ha 

demeye vakit kalmadan. 

Hâb(f): Uyku. 

Habîb(a): Sevgili, sevilen, dost. 

Allah'ın isimlerinden. 

Habs(a): Zapdetme, tutma, hapis, 

alıkoyma. 

Hâcât(a): İhtiyac, lüzûm, muhtaçlık. 

Hacerü'l-Esved(a): Karataş, Ka'be'nin 

duvarındaki mukaddes taş. 

Hacet-gâh(a): Dilek yeri, ihtiyâcın 

bildirildiği yer. 

Haç: Put, Haç, İstavroz. 

Hadd(a): Şeriatçe verilen ceza. 

Hadîs(a): Hz. Peygamber'in emri ve 

hareketi, sünnet-i nebevî. 

Hâk(f): Toprak. 

Hakk(a): Allah. 

Hakk(a): Doğruluk, doğru, gerçek. 

Hakke'l-yakîn(a): Bularak inanmak. 

Hakikati müşahede edip, yaşamak 

hali. Yakîn makamlarının sonuncusu. 

Hakikat ehlinin makamı. 

Halâyık(a): Yaratıklar, yaratılmışlar. 

İnsanlar. 

Hâldaş: Aynı durumda, hal arkadaşı. 

Hâlik(a): Yaratan, Allah. 

Halîl(a): Sâdık, samimi, dost. Hz. 

İbrahim'in sıfatıdır. 

Hâlis(a): Saf, duru, saffetli, pek 

beyaz. Hilesiz, katıksız. 

Hall(a): Giren, dahil olan. 

Hallâc-ı Mansûr: Bkz. Mansûr. 

Halvet(a): Yalnızlık. Allah'la beraber 

olup gayrıdan hazer etmek. 

Hamîr(a): Maya, içki mayası, içki. 

Hân(f): Yemek sofrası, yemek, ta'am, 

ahçı dükkânı. 

Han: Hakan. 

Handân(f): Gülen, güler, gülücü. 

Hanende(f): Okuyan, şarkı söyleyen. 

Hânümân/hânmân(f): Ev, bark, ocak. 

Hâr(f): Hakir, aşağı, hor, zelil, 

bayağı. 

Harâbât(a): Meyhane; tasavvufta 

tekye, mürşidin gönlü. 

Harâmî(a): Yol kesen, hırsız, haram 

yiyen. 

Harc/Harcı: Layığı, uygunu, 

elverişlisi, has olmayan. Haricî'den, 

âdi, ucuz. 

Hâricî(a): Has olmayan, âdî, ucuz, 

Harîf(a): Kimse, adam, iş eri, 

meslektaş. 

Harîr(a): İpek. 

Hâris(a): Kıskançlık, çekememezlik. 

Hârût-Mârût(a): İki melek. Büyü ile 

uğraştıkları için kıyamete kadar 

kalmak üzere Babil'de bir kuyuya baş 

aşağı asılmışlardır. 

Hâs u 'âm(a): Herkes, ileri gelenler ve 

halk. 

Hasenât(a): Güzellikler, iyi ameller. 

Hâsıl(a): Husule gelen. Olan, 

meydana gelen. 

Hâss-ı havâs(a): Hâsların hâsı, 

gerçeğe ulaşanlar. Seçkinlerin 

seçkini. 

Hâsslar (a): Seçkinler 

Hâssü'l-hâs(a): Seçkinlerin seçkini. 

Haşâ(a): Asla, hiçbir vakit. Katiyyen. 

Haşâli'llah(a): Allah için bu iş, bu şey 

olmaz. Allah göstermesin. 

Haşerât(a): Zararlı böcekler. 

Haşr/haşır(a): Toplanma, kalabalık 

hale gelme. Ölülerin dirilip bir yerde 

toplanması. Mahşer. 

Dr. Mustafa Tatcı 339

Hatar(a): Tehlike, uçurum, 

emniyetsizlik, korku. 

Hâtır(a): Gönül. 

Hatt(a): Çizgi, yol, yazı, satır. 

Hattâb(a): Oduncu. Hz. Ömer'in 

lakabı. 

Havale(a): Görmeyi önleyen, mâni 

engel, hâil, bir işi bir başka kişiye 

bırakma. Ismarlama. 

Havâle(a): Görmeyi önleyen, mâni, 

engel, hâil, bir işi bir başka kişiye 

bırakma. Ismarlama. 

Havâs(a): İleri gelenler, seçkin 

kişiler. 

Havf u recâ(a): Korku ve dilek, 

korkma ve dileme. 

Havf(a): Korku. 

Havsala(a): Zihnin bir şeyi kavrama 

kabiliyeti. Anlayış, akıl. 

Havvâ(a): Yaratılan ilk kadın, Hz. 

Âdem'in zevcesi. 

Havz(a): Havuz, su biriktirmeye 

mahsus üstü açık, etrafı duvarlı yer. 

Hay(a): Haydi anlamında hitap. 

Hayâ: Hicâb, utanma. 

Hayf(a): Amansızlık,haksızlık, zülûm. 

Hayr(a): Meşru iş, faydalı ve nurlu iş. 

İhsan. 

Hayrân(a): Şaşırmış, şaşkın. 

Hayy(a): Daima diri, ölmek 

ihtimalinden uzak. Allah. Hayatı 

zerreden küreye tedricen yayılan ve 

herşeyde hareket şeklinde tezahür 

eden varlık. 

Hayyü'l-Bekâ(a): Ebedî diri olan 

Allah. 

Hayz(a): Kadınlara mahsus ay başı 

hali. 

Hazer: Çekinme, zarar verebilecek 

şeyden kaçınma. Korunma. 

Hâzık(a): Tabib, hekim, işinin ehli. 

Hazne(a): Hazine'den bozulmadır. 

Hecâ(a): Ağızdan bir hareketle çıkan 

ses topluluğu. Harflerin “elif-bâ” 

şeklindeki sıralanışa verilen isim. 

Yûnus'ta bu kelime “mezartaşı” için 

şeklî bir benzerlik kurularak 

zikrediliyor. “Başıma dikeler hece” 

gibi. 

Hemân(f): Aynı şekilde, öylece, 

derhâl. 

Hem-dem(f): Yoldaş, yol arkadaşı. 

Hemişe(f): Daimâ, boyuna, hep. 

Hemrâh(f): Yoldaş, aynı yolda, yol 

arkadaşı. 

Hem-râz(f): Sırdaş, sır arkadaşı. 

Hergiz(f): Asla. 

Hevâ(a): Heves, istek, arzû , nefse ait 

şeylere istek. 

Hevâset(a): Nefse uymak, kötülük, 

heva ve hevese kapılma. 

Heves(a): Gelip geçici istek, nefsin 

hoşuna gitmek. Devrân edip gezmek. 

Hevl(a): Korku. 

Heybet(a): Hürmetle beraber korku 

hisssini veren hal. Azamet, sakınıp 

korkulacak hal. 

Heybet(a): Hürmetle beraber korku 

hisssini veren hal. Azamet, sakınıp 

korkulacak hal. 

Hezâr destân(f): Bülbül şakıması; 

âşıkın sözleri ve şöhreti için 

benzetme. 

Hezâr/hezârân(f): Bin, binler, 

binlerce. Bülbül, bülbüller. 

Hıkd(a): Kin tutma, öç almak için 

fırsat gözetme. 

Hınzır(t): Domuz/donuz. 

Hırka-pûş: Hırka giyen, sâfî, zâhid, 

derviş. 

Hırmân/hırmen(f): Harman. 

Hırs(a): Aç gözlülük. Tamakârlık, 

arzû. 

Hısım(a): Akraba, aralarında yakınlık 

kurulan kişiler. 

Hışm(a): Öfke, hiddet, gazab, 

kızgınlık. 

Hıyânet(a): Hainlik, vefasızlık, 

sözünde durmayan. 

340 Yûnus Emre Dîvânı

Hızır(a): Ebedî hayatın sembolü, 

Mûsâ şeriatine bağlı bir peygamber 

veya eren. Âb-ı Hayât içtiği için 

ölmezliğe erişmiştir. Hızır, İlyâs’la 

beraber yardım isteyen kulların 

yardımına koşar. Hızır daha çok 

karada yardımcıdır. 

Hicâb(a): Örtü, perde, utanma, 

sakınma. 

Hicâz(a): Arabistan'da Mekke-i 

Mükerreme ile Medine'nin bulunduğu 

yerler. Hacc’ın yapıldığı mekân. 

Hidmet(a): Hizmet. 

Hikmet(a): Bir işteki sebep. Gizli 

yön. 

Hilâf(a): Zıt düşünceli, karşı fikirli, 

aleyhtar. 

Hil'at(a): Eskiden devlet büyüklerine 

ihsân ettikleri süslü elbise, kaftan. 

Himmet(a): Çalışma, gayret etme, bir 

işe girişmek, manevî yardım, manen 

birine yardım etmek. 

Hitâmü'l-mürselîn: Hz. Peygamber. 

Ho(f): Hod, kendi, miğfer. 

Hoca/hâce(f): Bilgin, ulu kimse, 

efendi. Tüccâr. 

Hod(f): Kendi, esasen, bizzat. 

Hodbîn(f): Bencil, kendisini beğenen. 

Hon(f): Han, sofra, yemek. 

Horlık(f. t.): Aşağılık, aşağı olmak. 

Horûs(f): Horoz. 

Hû(a): Hüve'den. Cenab-ı Hakk’ın 

“O” anlamındaki zâtî ismi olup, gaybî 

hüviyetini delâlet eder. 

Hû(f): Huy, mizâç. 

Hûb(f): Güzel. 

Hubbü'l-vatan mine’l-imân(a): Vatan 

sevgisi imandandır. (Hadîs). 

Hudavendgâr(f): Efendi, sahib, 

hükümdar, Mevlânâ'nın lakabı. 

Hulk(a): Huy, tabîat. 

Hulle(a): Cennet elbisesi. Belden 

aşağı ve belden yukarı iki kısımdan 

müteşekkil elbise. 

Hûr/hûri(a): Ahver ve Havra 

kelimelerinin cemidir. Ahu gözlüler, 

pek güzel cennet kızları. 

Hurd(a): Ufak, küçük parça. Hurd u 

ham; parça parça. 

Hurrem(a): Sevinçli, mesrûr, şen. 

Ferahlık veren. 

Husrev(f): Husrev ve Şîrîn 

hikayesinin erkek kahramanı. Padişah 

oğlu olup Ferhat'ın sevgilisi Şîrîn'i 

sevmiştir. 

Hûş(f): Akıl, fikir, zekâ. 

Hûşyâr(f): Aklı başında, akıllı. 

Hût(a): Balık. 

Hüccet(a): Senet, vesika, delil. 

Hüccetlü(a): Reddedilmeyecek delilli, 

senetli. 

Hümâ(f): Devlet kuşu, yükseklerden 

uçan ve kişinin başına konarak 

talihini değiştiren kuş. Türkçe'de 

Umay kuşu da deniyor. 

Hüner-pîşe(f): Maharetli kişi, marifet 

sahibi. 

Hürmetlü: Şerefli, saygın, riâyet 

edilen. 

Hüsn(a): Güzellik. 

Hüve(a): O(Allah). Allah'ın zat 

ismidir. 

Hüzn(a): Gam. 

-I- 

-ıcağaz/iceğez/ıcağız/iceğiz(t): Zarf 

fiil eki. -ınca/ince. 

-ıcak/-icek(t): Zarf Fiil eki. -ınca/-

ince. 

Ilan(t): Yılan. 

Ildurum(t): Yıldırım. 

Ilduz(t): Yıldız. 

Inık(t): Boyun bükme, itaat etme. 

Irahman(a): Rahmân. 

Irak/Irag (t): Uzak, ırak. 

Irılmak(t): Ayrılmak, uzaklaşmak. 

oynamak. 

Irmak(t): Ayırmak, uzaklaştırmak. 

Dr. Mustafa Tatcı 341

-ısar/-iser(t): Gelecek zamân eki. -

acak/-ecek. 

Isıcak(t): Sıcak. 

Ismarlamak(t): Tevdi etmek, emânet 

etmek. 

Issı(t): Sıcak, sıcaklık, harâret. 

Issı/ısı/isi(t): Sâhip. 

Işık(t): Melametî ve kalenderî tavırlar 

gösteren, Bektaşî ve Hurûfîler içinde 

yaşadıkları sanılan Ehl-i sünnetten 

olmayan, bâtınî ve şiâ temayüllü bir 

grup. 

Işıtmak(t): Aydınlatmak, parıldatmak. 

Işk(a): Aşk, candan sevme, sevgi. 

Iyân(a): Ayan, açık, belli. 

Iyş(a): Zevk ve sefa, işret. 

-İ[1]İ(t): Ey. 

İblîs(a): İnsanları Allah yolundan 

çıkarmaya çalışan şeytân. Vesvese 

veren. Hannâs. 

İbrâhîm Edhem: İlk sûfilerden ve 

sahabeye ulaşanlardandır. Belh 

şehzâdesi iken malını yağmaya 

vermiştir. 

İbrâhîm Peygamber: Halîlullah. 

İsmail Peygamber'in babası. Nemrûd 

tarafından ateşe atıldığı halde bu ateş 

onu yakmamış, sabırla selâmete 

çıkmıştır. Tevhîd dininin babası kabul 

edilen İbrâhîm (a. s.) Hz. 

Muhammed’in büyük atasıdır. 

İbret(a): Ders, insanı gafletden uyaran 

hadise, tuhaf, acayib. 

İçre(t): içinde. 

İç bâzâr(t.a): İç alışveriş, İçeriye 

yönelmek; insanın içiyle, gönlü ile 

alış verişi. Murakabe. 

İdrîs: Kur'ân-ı Kerîm'de ismen 

zikredilen peygamberlerdendir. Hz. 

Şît'in oğlu. Terzilerin piri. 

İg(t): Eksen, ip vb. şeyleri dolamaya 

yarayan ucu sivri iğne. “Olokdur Hak 

varlığı evliyâdur çarh iği”(313/3). 

İgen/iñen(t): Çok, fazla, ziyade, pek. 

İhlâs(a): Karşılıksız sevgi. Kalp 

sâfiyeti. İçten, samimi sevgi, yalnız 

Allah rızası için yapılan ibâdetler. 

Temiz kalp ile yapılan ibâdetler. 

İhsân(a): Cenab-ı Hakk’ı görüyormuş 

gibi ibâdet etmek. İyilik, lutuf, bağış, 

güzellik. İyilikle muamele etme. 

Kulun mürakebe içinde olmasıyla 

İlâhî inâyetin erişmesi. 

İhtiyâr(a): İstek, arzû , razı olmak, 

katlanmak, yaşlanmış kişi. 

İkâb(a): Azâb, eziyet. 

İklîm(a): Bölge, ülke, memleket. 

İl(t): Memleket, ülke, şehir. 

İl/el(t): Başkası, gayrısı, el. 

İlâhî(a): Ey Allah'ım, ya Rabbi 

mealinde dua. 

İletmek/iltmek(t): Götürmek, 

ulaşmak. 

İley/ileyi/ileyü(t): Taraf, yön, nezd, 

huzur. Dîvân'da her üç anlam da 

mevcuttur. 

İl-gün(t): Başkaları, yabancılar. 

İlk yaz(t): Bahar, ilkbahar. 

İllâ(a): Mutlaka, eğer, aksi halde, ne 

olursa. Ba-husûs. 

İlm-i bâtın(a): Öz ilim, hakikat ilmi, 

tasavvuf. Ledün. 

İlm-i sâbık(a): Elest bilgisi, ruhların 

henüz bedene girmeden önce 

kavrandığı hakikî bilgi. 

İlyâs: Kur’ân'da ismi anılan Benî 

İsrail peygamberlerindendir. İlyâs, 

zamânındaki hükümdârlarla çok 

mücadele etmiştir. Denizde dara 

düşen kişilere yardım ettiği söylenir. 

İmâret(a): Bayındırlık, ma'mûr olma. 

Yoksul olma, yoksullara yiyecek 

dağıtan hayır evi. 

İmdi/indi(t): Şimdi, o halde. 

İmrân(a): Mûsâ Peygamberin 

babasının adı. 

İmrûz(f): Bugün. 

İn olmak: Bu olmak. 

342 Yûnus Emre Dîvânı

İn(f): Bu, şu. 

İn'am(a): Nimet verme, lütuf ve 

ihsanda bulunmak. 

İnâyet(a): Yardım, lütuf, meded. 

İncü(t): İnci. 

İnen(t): Çok, pek, daha çok, gâyet 

ziyade. 

İnletmek(t): İnletmek, sızlatmak. 

İçten içten, acılı ve içten sesler 

çıkartmak. 

İnni ene'l Hak(a): Muhakkak Hak 

benim, mealinde. 

İns(a): İnsan cinsi. 

İntihâ(a): Son, nihâyet, uç. 

İntizâr(a): Bekleme, nazar etme. 

Bakma. 

İr(t): Er, vaktinden evvel. 

İ'râb(a): Düzgün konuşmak, 

Arapça'da, kelime ve fiillerin sonunda 

bulunan harekelerin değişme 

sebeplerini öğreten ilim. 

İrgürmek(t): Eriştirmek. Ulaşmak. 

İrişmek(f): Ulaşmak, yetişmek. 

İrkilmek(t): Birikmek, toplanmak, 

duraklamak. 

İrte gice(t): Sabah akşam. 

İrte namâzı(t.f): Sabah namazı. 

İrte(t): Sabah, yarın sabah, bir gün, 

bir gece sonra. 

İrürmek(t): Eriştirmek, ulaştırmak. 

Yetiştirmek. 

Îsâ: Hz. Peygamber'den önce şeriat 

sahibi bir peygamber. Kur'ân'da 

babasız doğduğu yazılıdır. Hz. 

Meryem'e Rûhu'l-kudüs doğrudan rûh 

üflemiş, İsâ meydana gelmiştir. Bu 

bakımdan İsâ, Âdem Peygamber 

gibidir (Kur'ân-ı Kerîm, 3/59). 

Hastaları eliyle dokunarak 

iyileştirdiğinden Mesîh sıfatıyla 

anılır. İsâ, ölüleri dirilten bir özelliğe 

de sahiptir. Kur'ân'da, İsâ'nın 

ölmediği beyân olunur. İsâ, Yûnus 

Emre'de kamil insanın bir makamı, 

ölü gönülleri dirilten bir mürşid 

olarak zikredilir. İsâ, göğe 

yükselirken üzerinde bulunan 

“dünyalık” bir iğne yüzünden 

dördüncü katta kalmıştır.(Bu hadise, 

İsâ Peygamber'in cem' makamının 

salikleri için bir makam olduğunu 

ifade eder.). 

İsâr(a): Dökme, saçma, serpme. 

İkrâm etme. 

İsî(a): Bkz. İsa Peygamber. 

İsi/ısı(t): Hararet, sıcaklık. 

İsmâîl(a): Hz. İbrahim'in oğlu. 

Kur'ân'da ismi zikredilir. Babası 

İbrahim tarafından kurban edilmek 

istenmiş, kurban edileceği sırada 

yerine koç gönderilmiştir (Sûre 

37/103). İsmail, Hz. İbrahim'in nefsi 

mesabesindedir. Edebiyatımızda, 

İsmail, daima koç ile beraber işlenmiş 

olup fedakârlık örneğidir. 

İsnâd(a): Bir söz veya haberi birine 

nisbet etmek. Birine dayandırmak. 

İftira etmek. 

İsrâfîl(a): Büyük meleklerden 

birisidir. Kıyametin kopması için 

öttüreceği sur ile ünlüdür. 

İstemek(t): Aramak, arayıp sormak. 

İznini araştırmak. Talep etmek. 

İstigfâr(a): Tevbe, mağfiret dileme. 

İsyân(a): İtaatsizlik. Emre karşı 

gelme. Ayaklanma. 

İş(t): Eş. 

İşmâr(a): İşaret, göz. 

İşret(a): İçki, içki içme, tasavvufta 

sufi/derviş meclisi. İlahi sohbet ve 

dem. 

İtâb(a): Tedbir, şiddetle hitab. Azar, 

tersleme, paylama, incitme. 

İv(a): Ev. 

İvâz(a): Karşılık, bedel. 

İven(t): Acele eden. 

İy(t): Ey. 

İyal(t): 'İyâl, hane halkı, geçimini 

temin etmek zorunda olduğumuz 

kişiler. 

Dr. Mustafa Tatcı 343

İye/eye(t): Sahib, malik, efendi. 

İze(t): Yürüye, takip ede.(295/27). 

İzhâr(a): Açığa vurma, meydana 

çıkarma, gösterme, âşikâr etme. 

İzlemek(t): Takip etmek. İzi sıra 

gitmek, ardından gitmek. 

İzz/izzet(a): Değer, kıymet, yücelik, 

üstünlük, ululuk, şeref. 

İzzetlü: Şerefli, ulu hürmete layık. 

-K[1]Kâ’im / kayım(a): Daimî bulunan, 

sebat eden. 

Ka'be(a): Beytullah. 

Kâbız(a): Alan, sıkıntıya gönül 

darlığına düşen, kapanan. 

Kâbil(a): Kabul eden, kabiliyetli. 

Kâbin(f): Nikah, güveyinin geline 

verdiği ağırlık. Eşya para. 

Kabz(a): Alma, sıkıntıya gönül 

darlığına düşme. 

Kaçan(f): Ne vakit, ne zamân. 

Kaçmak(t): Koşmak, seğirtmek. 

Kadarlamak (t): Dizmek, sıralamak, 

tanzîm etmek. 

Kadd (a): Boy-pos. 

Kadd-bâlâ (a.f): Uzun boy. 

Kadem basmak(a.t): Adım atmak, bir 

işe başlamak. 

Kadem(a): Ayak, adım, bir uzunluk 

ölçüsü, uğur. Hayır ve bereket. 

Kadîm(a): Zaman itibariyle eski olan, 

öncesi olmayan. Allah'ın bir sıfatı. 

Kadir Gecesi(a.t): Ramazanın ve 

senenin en kudsî gecesi. Kur’ân 

âyetlerinin ilk defa vahy edilmeye 

başlandığı gece. 

Kadîr(a): Kudret sahibi, kudretli, çok 

güçlü Allah'ın bir sıfatı. 

Kâf Dağı(a): Dünyayı çepeçevre 

kuşattığı söylenen efsanevî bir dağ. 

Simurg adlı efsanevî kuş burada 

yaşar. Tasavvufî metinlerde insan 

bedeni veya gönlü için kullanılır. 

Uzak bir mekan için de sembol 

olabilmektedir. 

Kaf: Eski yazımızda bir harf. 

Kâfile(a): Sefere çıkan bir topluluk. 

Kâf'tan Kâf'a: Baştan başa, bir uçtan 

bir uca. 

Kaftân: Hil'at, elbise, mükafat için 

giydirilir. 

Kahır/kahr(a): Üzüntü duyma, 

kederlenme, zorlanma, mahvetme. 

Kâhil(a): Tembel, hareketsiz, 

gayretsiz. 

Kaht(a): Kıtlık, kuraklık,. 

Kakımak(t): Kızmak, öfkelenmek, 

hiddetlenmek. 

Kakmak(t): Kalkmak, ayağa 

dikelmek. 

Kâl u kıyl(a): Dedikodu. 

Kâl(a): Söz. 

Kalb(a): Gönül. 

Kalem(a): Halka ait zuhur yerlerinde 

Hakk'ın taayyünlerine bir evveldir. 

Levhi mahfuz, Muhammedî nûr. İlk 

zuhur. 

Kallâş(a): Hilekâr, düzenci, kalleş. 

Kalmaç(t): Geveze, hilekar. Bkz. 

Kolmaş. 

Kalp (a): Geçmez, tedavülden 

kalkmış. 

Kâlû belâ/belî: “Evet dediler.” Ruhlar 

yaratıldığı zamân Âdem oğullarına 

“Ben rabbiniz değil miyim” İlahî 

nidası geldikten sonra müminlerin 

verdiği cevap. 

Kâmet(a): Boy, endâm. 

Kâmî(f): Muradına ermiş. 

Kamu(t): Bütün, hep. 

Kân(f): Maden ocağı, kaynak, cevher. 

Kanâat(a): Aza rıza göstermek, hırs 

göstermemek. Allah'ın verdiği ile 

yetinmek. 

Kanca(t): Nereye. 

Kancaru(t): Nereye, ne tarafa. 

Kanda(t): Nerede. 

Kandagı(t): Nerede, hangi. 

344 Yûnus Emre Dîvânı

Kandan(t): Nereden. 

Kandîl(a): Metinde, mecazen ilk 

yaratılan cevher, Nûr-ı Muhammedî. 

Kangı/kankı(t): Hangisi. 

Kanı(t): Hani, nerede. 

Kañlu(t): Kağnı, öküz arabası. 

Kapmak(t): Maddî varlıklardan 

uzaklaştırmak. Kendisine 

çekmek(45/4). 

Kâr u bâr(f): İş-güç. 

Ka'r(a): Dip, çukur. En derin yer. 

Kâr(f): Kazanç, iş. 

Karanu(t): Karanlık. 

Karanulık(t): Karanlık. 

Karavaş(t): Cariye, hizmetçi kız. 

Kargı/kargu(t): Mızrak. 

Karımak(t): İhtiyarlamak, yaşlanmak. 

Kârûn(a): Musâ devrinde yaşayan 

zengin bir kişi. Malıyla mağrur 

olunca, Cenab-ı Hakk'ın zekât emrini 

dinlemediğinden Musa Peygamber'in 

duasıyla, malıyla birlikte yere 

batmıştır. Edebiyatımızda kanaatkâr 

olmayan zengin ve gurur sembolü 

kişiler için kullanılır. 

Kasd/kasıd(a): Bir işi bilerek ve bir 

gaye ile yapmak. Niyet, tasavvur, 

istikamet. 

Kasir(a): Kısa, ufak, küçük boylu. 

Kat(t): Yan, huzur. 

Katı(t): Yok, gâyet, pek iyice, fazla, 

sert, ağır. 

Katran: Siyah, sert ve kokulu yanıcı 

bir madde. 

Katre(a): Damla, su damlası, bir 

damla. 

Katre-i bârân (a.f): Yağmur damlası. 

Kavî(a): Kuvvetli, sağlam, berk, pek. 

Kavl etmek(a.t): Sözleşmek. 

Kavl(a): Söz. 

Kavum/kavim: Bir Peygamber'e tabi 

ve bağlı insan topluluğu. Dil, âdet, 

örf, kültür birliği olan cemaat, 

topluluk. 

Kayd(a): Endişe, telâş, gâile. 

Kayda(a): Nerede. 

Kaygu(t): Korku, endîşe, tasa, üzüntü. 

Kaygusuz(t): Korkusuz, endîşesiz, 

umursamayan. 

Kayı/kayu(t): Kaygı, endîşe, tasa. 

Kayıd yimek(a.t): Üstüne düşmek, 

endişe etmek. 

Kayırmak(T): ilgilenmek. Mukayyed 

olmak.Kayıkmak(t): Meyletmek, 

temâyül göstermek. Geri dönmek. 

Kâyim/kâ’im: Ayakta, devamlı, sabit 

sağlam. 

Kaykımak(t): Meyletmek, değer 

vermek. 

Kaysı/kaygusı(t): Endişe, tasa, kaygı. 

Kayu/kayı/kaygı: Kaygı, tasa. 

Kayurmak(t): Düşünmek, bir şeyden 

kuşkuya düşmek, endîşelenmek. 

Kayyûm(a): Ezelden ebede kadar 

duran, daimî olan. Bâkî ve kâim olan 

Allah. 

Kazgan(t): Kazan. 

Kâzî(a): Kadı. 

Kefâret(a): Yapılan günaha karşı ceza 

almak üzere verilen sadaka, tutulan 

oruç, günahtan arınma. Aslı keffâret. 

Kelâm(a): Söz. 

Keleci(t): Söz, mânâlı söz. 

Kelîm(a): Kendine söz söylenilen, 

kendine hitap olunan. Söz söyleyen. 

Konuşan. Hz. Mûsâ'nın sıfatı. 

Kem(f): Az, eksik, noksan, fenâ, kötü. 

Kemîne(f): Hakir, zavallı, âciz, 

değersiz. 

Kemter(f): Değersiz, değeri az, daha 

aşağı. 

Ken'ân(a): Filistin, Yakûb'un 

doğduğu yer. 

Kendözi(t): Kendisi, kendi özi, 

benliği. 

Kerâmet(a): Bağış, kerem, ikrâm, 

ağırlama. Velilerden zuhur eden 

ma'rifet. Velâyet ehlince isteyerek 

keramet göstermek makbul değildir. 

Dr. Mustafa Tatcı 345

Kerîm(a): Kerem sahibi, cömert, ulu 

büyük Allah. 

Kerkes(f): Akbaba, Farsça kerges. 

Kerpiç(t): Topraktan yapılan güneşte 

kurutulan tuğla. 

Kerrûb(a): Allah'a en yakın melekler. 

Büyük melekler. 

Kesâd(a): Alış veriş durgunluğu, 

kıtlık. Eksiklik. Verimsizlik. 

Kesb(a): Çalışıp kazanma, elde etme, 

edinme. 

Kesilmek(t): Ayrılmak, uzaklaşmak. 

Vazgeçmek. 

Kevn ü mekân(a): Kainat. 

Kevn(a): Var olma, varlık. 

Kevser(a): Cennette bir ırmak. Maddî 

ve manevî çokluk, bolluk, bereket. 

Key(f): İyi, iyice, hakkıyla, çok iyi 

şekilde, çok, pek, adamakıllı. 

Keyvân(f): Zühal yıldızı. 

Kez (t): Defa, kere. 

Kezek/kezik(t): Nöbet, sıra. 

Kezin: Def'a, kerre. 

Kıble-i cân: Cân kıblesi. İnsan-ı 

kâmil. 

Kıgrılmak(t): Çağrılmak. 

Kıgurmak(t): Çağırmak, davet etmek. 

Okumak, seslenmek. Haykırmak. 

Kılavuz(t): Yol gösteren. 

Kılınç(f): Hareket, iş, huy. 

Kıvanmak(a): Sevinmek, memnun 

olmak. 

Kıyâs(a): Karşılaştırmak, benzetmek, 

mukayese. 

Kıyl ü kâl(a): Dedikodu, kuru laf. 

Kıymak(f): Öldürmek, hebâ etmek, 

öfkeyle bakmak. 

Kız(t): Dokunulmamış, bakire, temiz. 

Kızgın(t): Öfkeli. 

Kızıl(t): Bakır (veya altın) para. 

Kızlık/ Kızlıg(t): Kıtlık, pahalılık. 

Kızmak(t): Isınmak, kayırmak. 

Kibr(a): Gurur, gösteriş, benliğini 

aksettirme. 

Kiçi ay(t): Hilâl. 

Kîl/kıyl(a): Söz. 

Kimesne(t): Kimse. 

Kîn/Kîne (f): Kin, düşmanlık, bugz. 

Kirâmen kâtibîn(a): İnsanların iki 

tarafından bulunup yaptığı fiilleri 

yazan melekler. Sûre 82/Âyet 10-

12'de zikredilir. “Şüphe yok ki size 

koruyucular memur edilmiştir. Elbette 

büyüktür onlar. Yazarlar, bilirler, ne 

yaparsanız.” 

Kiriş(f): Kalın direk. 

Kisvet(a): Elbise, kisve, kısbet. 

Koca(t): İhtiyâr. 

Kocalmak(t): İhtiyarlamak. 

Koduk(t): Eşek yavrusu. Sıpa. 

Koğa(t): Kova, bakraç. 

Kolmaş/kulmaş: Hilekâr, kalleş, 

aldatıcı, hırsız, geveze, saçma sapan 

ve asılsız sözler söyleyen. 

Konmak(a): Geçici olarak sakin 

olmak. 

Konmak(t): Haşır olmak. Meydana 

çıkmak, kalkmak, ayakta durmak, 

bitmek. 

Konşı(t): Komşu. 

Kopuz(t): Eski bir telli saz. Türklerin 

millî sazı. 

Korıcı(t): Muhafız, korucu. 

Kotarmak(t): Boşaltmak, tahliye 

etmek, bir kapdan bir kaba 

boşaltmak. 

Kovcı(t): Gammâz, dedikoducu. 

Kovucı(t): Söz götürüp getiren, 

insanların ayıbını gözetleyip 

söyleyen. Münafık. 

Köhne(f): Eski. 

Körük(t): Ateşi alevlendirmek için 

kullanılan demirci âleti. 

Kösülemek(t): Uzatmak. 

Köymek(t): İçin için yanmak. 

Köynemek(t): İçi yanmak, aşk 

ateşiyle yanmak. 

Köynük/göynük(t): Yanık, yara. 

Köynüklü(t): Gönül yakıcı, yanık, 

tesirli. 

346 Yûnus Emre Dîvânı

Köyündürmek(t): Yakmak, 

yandırmak. 

Kuçmak(t): Kucaklamak, sarılmak, 

deraguş etmek. 

Kuds(a): Ulvîlik, kudsîlik, yücelik. 

Kul hüvallah(a): De ki O 

Allah(birdir) İhlas sûresi/âyet 1. 

Kuli'l-Hak: Gerçeği söyle; Kur'ân'da 

çok sık tekrâr edilen bir ifade kalıbı. 

Kullanmak(t): Kul köle olmak, köle 

sahibi olmak. Kendisine bağlı 

adamları olmak. 

Kulûb(a): Kalpler. 

Kusûr(a): Kasrlar, köşkler. 

Kuş dili(t): Kur'ân'da, "mantıku't[1]tayr" terkibiyle “Ey insanlar size kuş 

dili öğretildi.” şeklinde Süleymân 

Peygamber bahsinde geçer (bkz. 

Neml Sûresi/âyet 16). Kuş dili 

mutasavvıflara göre ilm-i ledün, gaybî 

bilgi, marifet, demektir. 

Kuşanmak(t): Kemer bağlamak, 

silahlanmak, yeltenmek. 

Külhân(f): Hamam ocağı. 

Küll(a): Hep, bütün, çok. 

Küllî(a): Bütün, tam, umûmî, hepsi, 

tamâmı. 

Külüng(f): Taşçı kazması. 

Kün demi: Allah'ın “ol” emrini verip 

âlemleri yarattığı an. Yasin 

suresi/âyet 82. 

Kün feyekün: Bir şeyin olmasını irade 

ederse Allah, “ol” der, o şey oluverir. 

Bakara sûresi/âyet 117. 

Kün(a): Allah'ın olmasını istediği şey 

ve iş için iradesini ifade eden 

Arapça'da “ol” emri. Tasavvufta bu 

kelimenin akl-ı küll ve nefs-i küllü 

işaret ettiği söylenir. 

Künc(f): Köşe, bucak. 

Küntü kenz: Gizli hazine. (Hadis). 

Kürelik(t): Taşkınlık, azgınlık. 

Kürsî(a):Arş'ın altında bir düzlükte 

olan, levh-i mahfuzun bulunduğu yer. 

Küt: Kötürüm, eli ayağı tutmaz. 

Küteh(f): Kısa, boysuz. 

-L[1]Lâ(a): Yok. 

Lâ-cerem(a): Şüphesiz, elbette. 

Lahza(a): Zaman. 

La'în(a): Lanetlenmiş, rahmetten 

sürülüp atılmış. 

Lâ'l eylemek(a.t): Susturmak, susmak, 

konuşmamak, dili tutulmak. 

La'l(a): Dilsiz. 

Lâ-mekân(a): Mekân ihtiyacı 

olmayan mekânsız. Allah. 

Lâ-şerîk: Ortağı yok. Allah. 

Lâ-taknatü: Umut kesmeyiniz. Sûre 

39/Âyet 53. 

Latîf(a): Cisimsiz, mütenâsip, güzel, 

mülâyim, yumuşak. 

Layın/-leyin(t): Gibilik eki. 

Deryalayın vb. 

Ledün(a): Ehlullah'ın ve velilerin elde 

ettikleri vehbî ilim. İlm-i ledün 

Allah'ın sırlarına ait bilgi, gayb ilmî. 

Ledünnî: Ledünne müteallik, gayb 

ilmiyle alakalı. Hakikî ilimle ilgili. 

Lem-yezel: Dâimî, zâil olmaz, bâki, 

zevâlsiz. hiç göremezsin.(Sûre-i Araf 

/ 143). 

Leşker(f): Asker. 

Levh ü kalem(a): Levh, üstü, düz şey, 

levha demektir. Burûc sûresinin 21-

22. âyetlerinde “Ey Muhammed! 

Doğrusu sana vahy edilen bu kitâb, 

levh-i mahfuz(korunmuş levha) da 

sabit, şanlı bir Kur'ân'dır, denilir. 

Kalem: Bu levhaya alacakları yazacak 

olan İlâhî kalemdir ki, Kalem 

sûresinin ilk âyetinde geçer. 

Mutasavvıflara göre levh Allah'ın 

bilgisi, kalem de onu görünür hale 

getiren Allah'ın iradesidir. 

Levlâk(a): Habibim! Sen olmasaydın 

ben eflâki yaratmazdım.” meâlindeki 

bir hadis-i kudsiye işaretdir. 

Levn(a): Renk, boya. 

Dr. Mustafa Tatcı 347

Leylî: Leylâ ve Mecnun hikâyesinin 

kadın kahramanı. Sevgili. 

Lokmân: Kur'ân-ı Kerîm'de kendi adı 

ile geçen sûrede anılmaktadır. Ünlü 

bir hekîmdir. Bazıları onun bir ermiş, 

hattâ bir peygamber olduğunu 

söylerler. Hakkında Hazret-i 

Eyyûb’un kız kardeşinin veya 

teyzesinin oğlu yahut Habeşî bir köle 

olduğu gibi rivâyetler vardır. 

-M[1]Magbûn(a): Aldanmış, şaşkın. 

Mağfûr(a): Rahmetlik olmuş, 

mağfiretlik. Arkasından duaya muhtac 

olan. Ölen kişi. 

Mâh/meh: Ay. 

Mahfîl(a): Toplantı yeri, oturulan 

görüşülen yer. 

Mâh-ı tâbân(f): Parlak ay. 

Mahlûkât(a): Yaratılmışlar. 

Mahmûr(a): Serhoşluğun verdiği 

sersemlik, ağırlık. Serhoş. 

Mahsûsât(a): His ile, duyularla idrâk 

edilen, anlaşılan şey. 

Mahşer(a): Kıyamette ölülerin dirilip 

toplanacakları yer. 

Makber(a): Mezar. 

Makbere(a): Kabir, mezar, medfen. 

Makhûr(a): Kahredilmiş, 

mahvedilmiş, yok olmuş. 

Maksûd(a): İstenen, dilenen şey. 

Kasd edilen. 

Maksûrât(a): Kısılmış, kısaltılmış, 

kesilmiş. 

Ma'kûlât(a): Aklın idrak ettiği 

hususlar, akılla bulunacak, 

anlaşılacak şeyler. 

Mâlik(a): Cehennemin kapıcısı, 

zebânîlerin başı olan azâb meleği. 

Ma'mûr(a): İmâr olmuş, düzenlenmiş. 

Mânâ(a): Mânâ, anlam. İç yüz. 

Gerçek yön. 

Mancınık: Eski savaşlarda kullanılan, 

kalelere veya yüksek kesimlere taş ve 

gülle atan sapan. 

Mansûr-ı Bağdâdî: Adı Hüseyin, 

lakabı el Hallâc, el-Beyzavî, 9-10. 

yüzyıllarda yetişmiş büyük ve coşkun 

sufî. Aşka mağlup olup makâm-ı 

fenafillahta sırrı ifşâ etmiş, “Ene’l[1]Hak” diyerek vahdet-i vücûdun halka 

yayılmasına sebep olmuştur. Zamanın 

şeriat âlîmlerince “şer'e” muhalif 

bulunan bu sözlerden sonra Hallâc'ın 

asılmasına karar verilmiştir. Sûfîlerce 

gerçek bir aşk şehidi kabûl edilen 

Hallâc'ın Dîvân ve Kitabü't-Tavasîn 

isminde eserleri vardır. 

Manzûr(a): Nazar edilen, bakılan. 

Mâr(f): Yılan. 

Maraz(a): Hastalık. 

Ma'rifet(a): Allah'ın zatına ait bilgi. 

İrfan. 

Mârût(a): Hârût ile birlikte sihir 

yaptıkları için kıyamete kadar 

Babil'de bir kuyuda baş aşağı asılmış 

olan melektir. 

Mâsivâ(a): Hak'tan gayrı şeyler. Eşya. 

Ma'siyet(a): İsyan, itaatsizlik. 

Maslahât(a): İş, husus. 

Ma'sûm(a): Günahsız, suçsuz. 

Ma'şûka(a): Sevgili, Allah. 

Mât(a): Saf dışı olmuş, yenik, 

yenilmiş, mağlup. 

Mazarrat(a): Zarar, ziyan, dokunma. 

Ma'zûl(a): Azdedilmiş kovulmuş. 

Me'âb(a): Dönülecek, sığınılacak yer. 

Meâl(a): Anlam, meydana gelen şey. 

Mecâl(a): Güç, kuvvet, fırsat, imkan. 

Mechûl(a): Bilinmeyen, gizli kalmış. 

Mecnûn(a): Leylâ ve Mecnûn 

hikâyesinin erkek kahramanı. Âmir 

oğullarından Kays adlı bir Arap 

delikanlısının Leylâ adlı bir kıza âşık 

olduktan sonra aldığı sıfat. Yûnus 

Emre'de ve tasavvufî edebiyatımızda 

cezbeye girmiş bir derviş için 

348 Yûnus Emre Dîvânı

kullanılır. Fenafillahtaki kişiyi temsil 

eder. 

Mecnûn-sıfat: Mecnun gibi, 

Mecnûnluk makamındaki âşık. 

Mekir/Mekr(a): Hile. 

Mekkâr(a): Hilekâr, düzenbaz. 

Mekr eylemek: Hile yapmak. 

Mekr irgürmek: Hileyle yaklaşmak, 

hileye getirmek. hileye ulaşmak. 

Mekr(a): Hile. 

Mekremet(a): Cömertlik, izzet. 

Mekseb(a): Kazanç. 

Melâik(a): Melekler. 

Melâl(a): Sıkıntı, gam. 

Melâmet hırkası giymek: Kınama 

hırkası giymek. Kendilerini halktan 

gizleyen gayb erenlerin dünyevî 

örtülerle, kalenderî tavırlarla 

velâyetlerini göstermeden yaşamaları. 

Melâmet(a): Kınama, ayıplama, 

azarlama. Benlik terbiyesi için 

kendisini hor ve aşağı gören 

insanların meşrebidir. Bu kişiler, halk 

tarafından kınanır, hakîr davranılır. 

Melâmet içindekilere Melamî denir. 

Fakat bu tâbir bir tarikat ismi değil, 

bir meşreb ismidir. 

Melekût(a): Ruhların ve meleklerin 

âlemi. 

Melûl(a): Kırgın, üzüntülü, usanmış. 

Me'men(a): Güvenilir, emin yer. 

Men aleyha fân(a): “Yeryüzünde ne 

varsa geçicidir, ancak yücelik ve 

kerem sahibi Rabbinin zatı 

kalıcıdır(Kur'ân, Sure, 55/âyet 26-

27). 

Men 'arafe nefsehû(a): Hadis, 

“Nefsini bilen Rabbini bilir.” Bu 

sözün, Hz. Ali tarafından söylendiği 

de rivâyet ediliyor. 

Menâre(a): Minâre. 

Meni(f): Benlik. 

Menkûr(a): Boynuzdan yapılmış 

boru. Delinmiş veya oyulmuş şey. 

Mennân(a): İhsan sahibi, dilemeden 

veren. Esmaül-Hüsna'dan. 

Mensûh(a): Nesh olunmuş, iptâl 

edilmiş kaldırılmış, hükümsüz. 

Bırakılmış. 

Menşûr(a): Yayılmış, açılmış, neşr 

olunmuş, yayımlanmış, ferman. 

Mercân(a): Denizde mercan balığının 

ürettiği kıymetli-genellikle kırmızı 

renkte- değerli madde. 

Merci'(a): Rücu edilecek, dönülecek 

yer. 

Merd(f): İnsan. 

Merdâne(f): Yiğit, yiğitçesine, 

mertçe. 

Merdûd(a): Reddedilmiş, kovulmuş, 

sürülmüş. 

Merg-zâr(f): Çayırlık, çimenlik, 

yeşillik, sulak yer. 

Mesel bağlamak(a.t): Örnek vermek, 

misal getirmek. 

Mesel(a): Misal, benzer bir şeyle izah 

getirme. 

Meskenet(a): Miskînlik, Yûnus 

Emre'de ”makam-ı fenâ” için 

kullanılan tabirlerdendir. 

Mest(f): Serhoş. 

Mestân(f): Serhoş, sekran. Kendinden 

geçmiş. 

Mestûr(a): Örtülü, kapalı, örtülmüş. 

Meşâyıh(a): Şeyhler. 

Meşhed(a): Şehidlik. 

Meşrûat(a): Meşru şeyler, haram 

olmayanlar. 

Meta'(a): Fayda, menfaat, kıymetli 

şey. 

Mevc(a): Dalga. 

Mevlânâ: Büyük Türk İslâm 

Mutasavvıfı. Belh'te doğdu. 

Mevlevîğin pîri. Mesnevî ve Dîvân-ı 

Kebîr'in şairi. Yûnus Emre'yle 

görüşmüş ve sohbetiyle irşadda 

bulunmuştur. Şems-i Tebrîzî 

tarafından yetiştirilen Mevlânâ 

Dr. Mustafa Tatcı 349

Celaleddin-i Rumî, 17 Aralık 1273'de 

Konya'da vuslat etti. 

Mevzûn(a): Vezinli, ölçülü. 

Mey(f): Şarab, içki. 

Mey-hâne(f): Metinlerde Mürşid'in 

bulunduğu tekke veya mürşid-i 

kâmilin gönlü anlamında ele alınır. 

Meyl(a): Gönül aşkı, gönül eğilmesi, 

istek. 

Meyl-i Fenâ(a): Fâni olana, geçici 

olana meyl etme. Dünyaya eğilme. 

Mezada virmek(a.t): Satışa sunmak. 

Mezheb(a): Gidilen yol. Dinin 

teferruat kısmında açıklıklar getiren 

görüş ve kabuller. İslâm'da dört 

mezhep olup mutasavvıf indinde 

bunların tamamı haktır. 

Mihmân(a): Konuk, misafir. 

Mihnet(a): Sıkıntı, eziyet. 

Mihr(f): Muhabbet, sevgi, aşk. 

Mihrâb(a): Camide namaz kılarken 

imamın önünde durduğu yer. 

Mikâîl(a): Mertebesi çok yüce olan 

dört melekten rızıkları dağıtan melek. 

Milk(a): Elde bulunan, tasarruf edilen 

şey, mal, mülk. 

Milket(a): Memleket, ülke. 

Millet(a): Din, mezhep, aynı dinden 

olan topluluk. 

Minber(a): Cami'de imamın hutbe 

okuduğu yer. 

Mine'l-kalbi ile'l-kalb(a): Hadis 

olduğu söylenen bir söz. “Kalpten 

kalbe(yol/pencere) vardır” 

şeklindedir. 

Minkâr(a): Kuş gagası. 

Mi'râc(a): Hz. Peygamber'in Allah 

tarafından göklere davete icâbeti. 

Yükselişleri, gökteki seyrânı. Kelime, 

merdiven anlamındadır. 

Mirrih/Merih(a): Merih yıldızı. 

Mirvari/mirvarid (f): İnci. 

Miskâl(a): 4.5 gr. ağırlık ölçüsü. Çok 

küçük bir ağırlık ölçüsü. 

Miskîn(a): Hiçbir şeye mâlik olmayan 

yoksul, halsiz, hareketsiz. Bu kelime 

Yûnus'ta daha ziyade “Fenafillah” 

karşılığında kullanılmaktadır. 

Miskînlik: Metinde “Fenafillah”, 

benlik terki anlamlarındadır. 

Mismil/mısmıl(f): Temiz, pak, arı. 

Besmeleyle kesilmiş hayvan eti. 

Mîşe (f): Meşe, meşelik, orman. 

Miyân(f): Orta, ara, vasat. 

Mu'allak(a): Askıda, boşta, karar 

verilmemiş. 

Mu'amele(a): Davranış. 

Mugaylân dikeni: Deve dikeni, çölde 

yetişen bir diken. 

Muhakkik(a): Tahkik eden, gerçeği 

inceleyen, araştıran. 

Muhâl(a): İmkansız, olamaz, 

olmayacak. Mümkün olmayan. 

Muhâlif(a): Aykırı düşüncesi olan. 

Muhâs: Bakır. 

Muhib(a): Seven, sevgi besleyen, 

dost. 

Muhit-i a'zâm(a): Dünya yuvarlağını 

çeviren büyük deniz. Okyanus. 

Muhkem(a): Sıkı, sağlam, kuvvetli, 

berk, sağlamlaştırılmış. 

Muhlis(a): İhlaslı olan, özü sözü 

doğru, riyasız, dürüst. 

Muhtasâr(a): Kısaltılmış, özetlenmiş. 

Mu'în (a): Yardım, yardımcı. 

Mukarreb(a): Yaklaştırılmış, Allah'a 

yakın. 

Mukarrer(a): Kararlaştırılmış. Karar 

vermiş. 

Munis(a): Alışılmış, ehlileşmiş, cana 

yakın. 

Muntazır(a): Bekleyen, gözleyen. 

Murdâr(f): Kirli, pis, leş. 

Murg(f): Kuş. 

Murtaza(a): Hazret-i Ali'nin lakabı. 

Beğenilmiş, seçilmiş. 

Mûsâ(Mûsî): Kur’ân'da zikredilen 

peygamberlerden birisi. Museviliğin 

kurucusu olup İsrail oğullarını 

350 Yûnus Emre Dîvânı

Mısır'dan çıkarmış, esaretten 

kurtarmıştır. Kendisine Tevrat 

gönderilmiştir. Tûr Dağı'nda Allah'ın 

tecellisine mazhar olmuş ve 

konuşmuştur. Bundan dolayı 

Kelimullah denmiştir. Kitap sahibi 

peygamberlerden olan Musa kavmine 

“evâmir-i aşere”(on emir)yi 

bildirmiştir. 

Musallâ(a): Namaz kılınan yer, 

cenaze namazı kılınan yer. Musalla 

taşı: Cenaze konulan yer. 

Mushaf(a): Kur’ân-ı Kerîm, sahifeler. 

Kitap. 

Mustafâ(a): Istıfa edilmiş. Seçilmiş, 

seçkin. Hz. Peygamber'in mübarek 

sıfatlarından birisidir. 

Muştulamak(f.t): Müjdelemek. Farsça 

Müjde'den. 

Muştucu(f.t): Müjdeci, haber veren. 

Muştuluk(f.t): Müjde için verilen 

değerli bir şey, para. 

Muti'(a): İtaat eden, isyan etmeyen, 

rahat. 

Mutlak(a): Serbest, salıverilmiş, kati, 

değişmez. Yalnız, tek. Bir yere bağlı 

olmayan. 

Muvâfık(a): Uygun, yerinde, denk. 

Mübâriz(a): Döğüşen, kavga eden. 

Mübtelâ(a): Belâya uğrayan, düşkün, 

tutkun, hasta. 

Mücâhede çekmek(a.t): Nefsi yenmek 

için ibâdet ve riyazat içinde 

bulunmak. 

Mücâhede(a): Uğraşma, savaşma, 

çalışıp çabalama. tasavvufta nefsi 

yenmeye çalışma. 

Mücerred(a): Yalnız, tek, her şeyden 

ayrılmış. Hak'dan gayrı her şeyden 

arınmış. 

Mücrim(a): Suçlu, kabahatli. 

Müctebâ(a): Seçilmiş, seçkin. Hz. 

Muhammed. 

Müdâm(a): Devamlı, sürekli. 

Müdbir(a): Talihsiz, düşkün, idbâra 

uğramış. 

Müddeî(a): İddiacı, davacı; metinde 

şer'i hakikatleri anlamayan softa 

manasına. 

Müdebbir(a): Evvel'den tedbir gören, 

herşeyi ilmiyle ihata edip iş yapan 

Allah. 

Müfsid(a): Bozan, nifak çıkaran. 

Mühmel(a): Bırakılmış, ihmal 

edilmiş. 

Mühr urulmak(a): Mühür vurulmak. 

Karar verilmek, tasdik edilmek, 

kapanmak. 

Mülk(a): Elde bulunan, tasarruf 

olunan şeyler. Ülke, memleket. 

Mülket/milket(a): Ülke. 

Mülk-i ezel(a): Rûhlar âlemi. 

Mümeyyiz(a): Ayıran, ayırıcı, seçen, 

fark eden. 

Münâcât(a): Allah'a yalvarma, dua 

etme. 

Müneccim(a): Yıldızların hareket ve 

durumundan hükümler çıkaran. Yıldız 

bilgini. Astrolog. 

Münevver(a): Nurlu, ışıklı, aydın 

aydınlatılmış. 

Münezzeh(a): Temiz, arı, 

noksanlardan uzak. 

Münferid(a): Tek başına, ferdî. 

Yalnız. 

Mün'im(a): Nimet veren, yedirip 

içiren. 

Münker(a): Kabirde soru soran iki 

melekten birisi. 

Münkir(a): İnkarcı. 

Mürebbi(a): Terbiyeci, mürşid. 

Mürekkeb(a): Terkip edilmiş, 

birleştirilmiş, yazı yazmaya yarayan 

madde. 

Mürîd(a): Bir mürşide bağlanan, 

sülûka giren kişi. 

Mürsel(a): Gönderilmiş, yollanmış, 

peygamber, resûl. 

Dr. Mustafa Tatcı 351

Mürşid(a): Doğru yolu gösteren, irşad 

eden kılavuz, şeyh, tarikat piri. 

Mürted(a): İslâmdan dönen, 

Tasavvufta yoldan çıkan derviş. 

Mürvet/mürüvvet(a): Mertlik, erlik, 

yiğitlik, iyilikseverlik, cömertlik. 

Adamlık. Ana baba saadeti. 

Müselsel(a): Ardı ardına giden, 

zincirleme. 

Müşâhade(a): Görme, görüşme, şahid 

olma. Tasavvufta İlahî alemi görme. 

Müşk(f): Misk. 

Müşkil(a): Zor. Güç. 

Müşrik(a): Allah'a ortak koşan. İkilik. 

Müştâk(a): Hasret çeken, göreceği 

gelen. 

Müyesser(a): Kolaylıkla olan, nasip 

olacak olan, elde edilen. 

Müzd(f): Sevab, ecir, karşılık, 

mükafat. 

-N[1]Nâ-çâr(f): Çaresiz. 

Nâdân(f): Bilmeyen, cahil, kaba, 

anlayışsız. 

Nâgâh(f): Ansızın, birden bire. 

Nagam(a): Nağmeler, türküler. 

Nâgeh/nâgehân(f): Ansızın. 

Nagme(a): Ezgi, teganni, güzel ses, 

ahenkli mırıldanma. 

Nahcîr(f): Av. 

Nahnu Kasemna(a): Biz taksim 

ettik.(Zuhrûf/32). 

Nâ-kâm(f): Muradına, maksadına 

erişmemiş. 

Nâkıs(a): Noksan, eksik. 

Nakş(a): Bir şeyi çeşitli renklerde 

boyamak. Resim, tezyîn. 

Nâkûs(a): Kiliselerde çalınan çalgı. 

Nâlân(a): İnleyen, inleyici, feryâd 

eden. 

Nâle(f): İnleme, feryâd. 

Na'lin(a): Nalın, ayağa giyilen basit 

bir giyecek. Pabûşvârî bir giyecek. 

Nâliş(a): Feryâd ediş, ağlayıp inleyiş, 

inleme. 

Nâmî(a): Yerden biten, yetişen, 

büyüyen bitki, nebat. 

Nân(f): Ekmek. 

Nâr(a): Âteş, od. 

Nâ-reste(f): Ergenlik çağına 

gelmemiş, çocuk. 

Nasîhat(a): Öğüt. 

Nass(a): Kat'i, açık, belli, delil. 

Kur’ândaki mânâca açık olan 

hükümlerin tamamı. Delil olarak 

gösterilen. 

Nasûh(a): Bozulması imkânsız tevbe. 

Kesin olarak karar verilmiş şey. 

Yemin. 

Nazar urmak(a.t): Bakmak, himmet 

etmek. 

Nazar(a): Göz atmak, yan bakmak, 

tetkik. Tasavvufta mürşidin mürîdine 

iltifat etmesi, tenezzülü. 

Nazar-gâh: Bakılan yer, seyredilecek 

yer. Gönül. 

Nazük(f): Nazik, ince. 

Neci(t): Kim oluyor, ne söz. 

Necm(a): Yıldız. 

Necmüddin-i Kübrâ: Kübreviyye 

tarîkinin pîridir (ö. 618/1121). 

Medrese ilimlerinden sonra tasavvufa 

yöneldi. Kasri, Yasir, Ruzbihan Mısri 

gibi tasavvuf büyüklerinden ilm-i 

ledün tahsil etti. Harezm'de irşad 

ederken Mogollar tarafından şehid 

edildi. Melâmî ve Üveysî meşrebi 

vardır. Mevlânâ'nın babası Sultanü'l[1]Ulema Bahaüddin Veled, onun mürîdi 

kabul edilmektedir. Cehrî zikri esas 

alan Necmüddin-i Kübrâ'nın tarikatı, 

Hz. Ali meşreplilerce yaşatılmaktadır. 

Nefha(a): Üfürme, nefes. 

Nefir(a): Cemaat, topluluk. 

Nefrîn(f): Lanet, sövme, ilenme. 

Nehy(a): Yasak etme, yasak. 

Nekir(a): Mezarda insanları sorguya 

çekecek iki melekten birinin adı. 

352 Yûnus Emre Dîvânı

Nem(f): Yaş. 

Nem(t): Neyim. 

Nemdür(t): Neyimdir. 

Nemrûd: Halil İbrahim Peygamber 

zamânındaki Keldavi hükümdarı olan 

Nemrud, Putlara tapmadığı için 

İbrahim Peygamberi ateşe attırmıştır. 

Allah'ın inâyetiyle âteş etkisiz hale 

gelmiştir. Nemrud, Babil'in 

kurucusudur. 

Nerdübân/nerdüvân(f): Merdiven. 

Aslı, nerd-bân. 

Nesnene(t): Nesne, şey. 

Neşr(a): Kıyamette bütün insanların 

tekrar dirilmesi. “Haşr u neşr” 

yayılma-dağılma. 

Nevâle(a): Nasib, kısmet. Tâli'. 

Nevâz(f): Okşayıcı, taltîf edici. 

Nevbet(f): Pâdişâh ve vezirlerin 

sarayı önünde günün muayyen 

vakitlerinden çalınan mızıka. Sıra, 

nöbet. 

Nev'i(a): Çeşit, nev'e ait. 

Nevkâr(f): Yeni işe başlamış, acemi. 

Neysân(f): Ney gibi, kamış gibi. 

Ney-şeker(f): Şeker kamışı. 

Niçe bir(t): Ne zamâna kadar. 

Niçe(t): Nasıl, ne suretle, ne kadar, 

çok. 

Niçe(t): Nasıl, ne suretle, ne kadar, 

çok. 

Niçesi(t): Nasıl, ne şekilde. 

Nifâk(a): İki yüzlülük. Müslüman gibi 

görünüp ortalığı karıştıran, bozguncu. 

Nigâr(f): Sevgili, güzel, resim. 

Nihân(f): Gizli, saklı. 

Nikâb(f): Yüz örtüsü. Peçe. 

Ni'met(a): Lutuf, ihsan, rızık. 

Yiyecek. 

Nire(t): Nere 

Nisâr(a): Döküp saçma, düğünlerde 

saçılan para vs. 

Nisbet(a): Münasebet, yakınlık, bağ. 

Nisyân(a): Utanma. 

Nişân(a): Alâmet, iz, belirti, eser. 

Nişe(t): Nasıl, neden, niçin. 

Nite(t): Nasıl, ne halde. 

Niteki/nitekim(t): Nasıl ki, nasıl kim. 

Nitelik(t): Mahiyet., keyfiyet, nelik. 

Niteliksüz: Keyfiyetsiz, mahiyetsiz. 

Niyâz(f): Yalvarma. Duâ. 

Nöker: Hizmetçi, hizmetkâr. 

Nûh(a): Nuh Peygamber. Tufandan 

korunmak için bir gemi yapmış ve 

bütün canlılardan birer çift almıştır. 

Kur’ân'da ismi zikredilen bir 

peygamberdir. 

Nukl(a): Meze, çerez. 

Nûş itmek(f.t): İçmek. 

Nûş(f): Tatlı, bal. 

Nûşin-revân: Nuşirevân, eski İran'ın 

adalet timsali olmuş bir 

hükümdarıdır. Hürmüz'ün babası, 

Hüsrev'in dedesidir. 

Nutfe(a): Meni, saf ve duru su. İnsanı 

meydana getiren sperm. 

Nühavht(f): Okşama, çalgı çalma. 

Nükte(a): İnce manâ. 

Nüzl(a): Misafir için hazırlanan 

yemek. 

-O[1]Obrılmak(t): Devrilmek, çökmek, 

oyulmak. 

Ocak(t): Maden ocağı. 

Od urmak(t): Ateşlemek, ateşe 

vermek. 

Od(t): Âteş. 

Ogrı/oğru(t): Hırsız. 

Okımak/okumak(t): Çağırmak, davet 

etmek. 

Ol dem(t. f.): O zamân, o an. 

Ol(t): O. 

Olok dem(t): O dem, o anda, o 

dakikada. 

Oluk-sâ'at(t.a): O saat. 

Onmak(t): Şifa bulmak. İyileşmek, 

yara kapanmak. 

Oran(t): Ölçü, hesab, derece. Kıyas. 

Dr. Mustafa Tatcı 353

Osmân: Çâr-yâr'dan üçüncüsüdür. Hz. 

Peygamber'e iki defa damat olmuş 

hilmi ve ilmiyle şöhret bulmuştur. 

Otrur(t): Oturur. 

-Ö[1]Öd(t): Yürek. 

Ödi sımak(t): Korkmak, korkudan 

kalbi çarpmak. 

Ög(t): Akıl, hatır, zihin. 

Öglenmek(t): Kendine gelmek. Aklını 

başına toplamak. 

Ögsüz(t): Akılsız. 

Ögün tutmak(t): Yediği yaramak. 

Ögür(t): Eş, arkadaş. 

Ögütlemek(t): Nasihat vermek. 

Öküş(t): Çok fazla, ziyade. 

Ömer: Çâr-yâr'dan ikinci halife. 

Lakabı Fârûk ve İbn Hattâb'tır. 

Adaletiyle meşhurdur. 

Önden(t): Önce, evvel, ilkin, 

önceden. 

Öñmek(t): Beklemek(?) “Bir niçeler 

turmışlar dün-gün nevbet öğerler/bir 

niçeler göymezler öñürdürler 

rindâne”(313/7). 

Öñürdürler(t): Sallanırlar, bağırırlar, 

böğürürler.(?). 

Öri/örü turmak(t): Ayağa kalkmak. 

Öşr(a): Onda bir, Kur'ân'dan on 

ayetlik bölüm 

Ötmek(t): Geçmek. 

Ötrü/ötürü(t): Dolayı, sebebiyle. 

Öykünmek(t): Taklit etmek. Taklide 

çalışmak. 

Özenmek(t): Tama' göstermek. Gıpta 

etmek. Biri işte ihtimam göstermek. 

Özge(t): Başka. 

-P[1]Pâ-bend(f): Köstek, ayak bağı. 

Pâdişâh(f): Padişah, mecazen Ruh, 

Cenâb-ı Hak. 

Palâs(f): Keçe, aba, çul, eski elbise. 

Palhenk(f): Dizgin, yular, kemend. 

Panbuk(f): Pamuk. 

Pâre(f): Parça. 

Pâs olmak(f.t): Paslanmak, kederli, 

üzüntülü olmak. 

Pâs(f): Kir. Mecazen, gam, keder, iç, 

sıkıntısı, üzüntüsü. 

Paşa/beşe: Evin büyüğü, yüksek 

rütbeli; askeri bir rütbe olup eskiden 

hangi manada kullanıldığı ihtilaflıdır. 

Pâyân(f): Son, nihâyet, uç, kenar. 

Pâyîdâr: Devamlı, sağlam, itibarlı. 

Pây-mâl(f): Ayaklar atında kalmış, 

çiğnenmiş. 

Pehlevân(f): Pehlivân. 

Pelîd(f): Sert ağaç, Palamud odunu. 

Mecazen eğitimi zor insan/nefis. 

Per u bâl(f): Kanat ve kol. 

Perdeliler(f.t): Hak'tan gafiller. 

Perî(f): Melek. 

Perrân(f): Uçan, uçucu. 

Pertev(f): Işık, nûr. 

Pervâne(f): Geceleri ışık etrafında 

dönen küçük kelebek. Bu kelebekler, 

gözyaşı ile beslenirlermiş. 

Pervâz(f): Kanat açmak. Uçmak. 

Pes(f): O halde, öyle ise. 

Peşe/beşe: Baş reis, paşa, bakan(Bkz. 

Paşa). 

Peşimân(f): Pişman. 

Peymâne(f): Kadeh. 

Peyvest(f): Ulaşma, kavuşma. 

Pinhân(f): Gizli, saklı. 

Pîr(f): İhtiyar, tarikat kurucusu. 

Pîşe(f): San'at, iş, meslek. “Dervişlik 

bir pîşedür”(149/9). 

Pîş-kadem(f.a): Önde giden, 

kendisine uyulan kişi. 

Pîş-keş(f): Hediye, armağan. 

Pîş-rev(f): Önden giden, öncü, gider. 

Piyâle(f): Kadeh, şarab. 

Poyraz(f): Kuzeyden esen keskin ve 

soğuk rüzgâr. 

Pûl(f): Para. 

Pusaruk: Sis, duman. 

Pür(f): Dolu, çok. 

354 Yûnus Emre Dîvânı

Pür-kemîn(f): Çok az. 

Pür-ni'met(f.a): Nimetle dolu. 

Pür-nûr(f.a): Nur dolu, nurla 

kaplanmış. 

Püryân: Biryân, kebap. 

-R[1]Rab(a): Öğreten, bildiren, mürşid, 

Rabbü'l-âlemîn Allah. 

Rabbü'l-enâm(a): Bütün yaratılmışları 

yetiştirip besleyen Hak. 

Ra'd(a): Gök gürültüsü, şimşek 

çakması. 

Rahîm(a): Acıyan merhâmet eden, 

esirgeyen, koruyan, âhirette mümin 

kullarına Rahmet eden. Allah. 

Rahle okumak(a.t): Ders görmek, 

Rahm(a): Acıma, merhamet etme, 

Esirgeme. 

Rahmân(a): Çok acıyan, esirgeyen, 

merhamet eden. Allah. 

Rahmanî(a): Çok acıyan, esirgeyen, 

merhamet eden Allah'a ait. Müsbet. 

Allah ile ilgili. 

Rahmet(a): Acıma, esirgeme, koruma, 

yargılama. 

Raht(f): At takımı, yol levâzımatı, 

mâl-mülk. Eşyâ. 

Rast(f): Doğru. 

Raygân/Râyegân:(f): Pek çok, bol, 

ucuz, bedava. 

Râyiha(a): Koku. 

Râz(f): Sır, gizli şey. Gizlenen şey. 

Râzî(f): Sırdaş, sır saklayan. Sırla 

ilgili. 

Rebâb(a): Bir çeşit kemençe. 

Recâ(a): Umma, ümit etme, dileme, 

dilek. 

Ref'i(a): Yüksek, âlî. Bülent. 

Refîk(a): Arkadaş. 

Rehber(f): Kılavuz, mürşid. Yol 

gösterici. 

Reh-bîn(f): Yol gören. 

Remz(a): İşaret, sembol, sırrı 

anlatmak için başvurulan söz veya 

kelime. 

Renc(f): Zahmet, eziyet. 

Rencûr(f): Sıkıntılı, incinmiş. 

Resm(a): Adet, usûl, tavır, davranış. 

Resûl(a): Peygamber, yeni kitap ve 

şeriatle gönderilen Peygamber. 

Revâ(f): Layık, uygun. 

Revân olmak(f.t): Akmak, geçmek, 

yürümek. 

Revân(f): Akan, giden, ruh, cân. 

Revân(f): akan, giden, ruh, cân. 

Revzen(f): Pencere. 

Reyhân(f): Büyük yapraklı fesleğen 

çiçeği. 

Rıdvân(a): Cennet bekçisi, Cennet 

kapıcısı. 

Rızk(a): Allah'ın kullarına lutf ettiği 

yiyecek, içecek. Tasavvufta manevî 

lutuf, irfan ve aşk anlamında. 

Rif'ât(a): Yükseklik. 

Rind(f): Kalender, aldırış etmeyen, 

dünyayı umursamayan. 

Rindâne(f): Kalenderler gibi hareket 

eden, rindçe davranan. 

Riyâ(a): Özü-sözü bir olmamak. İki 

yüzlülük. 

Riyâzat(a): Tasavvufta sülûk 

esnasında nefsin isteklerini bertaraf 

etmek için aç kalma, açlıkla terbiye, 

az ile kanaat etme. 

Ruhbân: Hırıstiyan mistiği. 

Rûm: Anadolu. 

Rumûz(a): Mânâsı gizli sözler. 

Rûz(f): Gün. 

Rûzî(f): Rızık, azık, nasib, kısmet. 

Rüchân(a): Üstün olma, üstün gelme, 

üstünlük. 

Rükû(a): Namazda eğilme hareketine 

verilen ad. Allah'ın huzurunda eğilme. 

Rüstem(f): İran'ın mitolojik 

kahramanlarındandır. Zal'ın oğludur. 

Kuvvet ve cesâret timsâlidir. 

Rüzigâr(f): Zaman, devir, dünya. 

Dr. Mustafa Tatcı 355

-S[1]Sâbir(a): Sabırlı. 

Saçu(t): Düğün ve toyda saçılan şeker 

ve para kabilinden şeyler. 

Sa'd(a): Kutlu, uğurlu, kutluluk, 

uğurluluk. 

Sad(f): Yüz. 

Saddâk(a): Gerçektir, doğrudur. 

Sadef: İnci kabuğu. Sert ve parlak, 

kıymetli bir maddenin kabuğu. 

Safâ(a): Saflık, arılık, temizlik, gönül 

şenliği. 

Safâ-nazar: Temiz bakış, feyiz veren 

bakış. Mürşidin bakışı. Himmet. 

Sâfî(a): Temiz, pak, arı. 

Sagınç(t): Emel, arzû , istek, düşünce. 

Sagınmak(t): Düşünmek, mülahaza 

etmek, sanmak. 

Sagınmak(t): Düşünmek, mülahaza 

etmek, sanmak. 

Sagış(t): Düşünce. 

Sahâvet(a): Cömertlik. 

Sahha(a): Bir şey içen kimseye 

“afiyet olsun” manasında söylenen 

söz. 

Sahî(a): Cömert, eli açık. 

Sâhib-i keyvân(a.f): Zühal gezegenine 

mensup. Bu gezegen insana keder 

verdiği için bu terkip “keder sahibi” 

anlamına gelir. 

Sâhib-kabûl(a.f): Kabul eden, 

kabiliyetli, anlayışlı. 

Sâhib-kırân(a.f ): Uğurlu zamânda 

tahta çıkan hükümdâr, her zamân 

başarı ve üstünlük kazanan hükümdâr. 

Sa'îd(a): Uğurlu, kutlu, mübarek. 

Sâim(a): Oruçlu. 

Sak(t): 1-Uyanık, çabuk duyan, 

ihtiyatlı, rahat, emin. 2- Ok yayının 

kiriş geçen ucu. 

Sâkî(a): Sakka'dan. Evlere su taşıyan 

kişi. Kadeh sunan.+Tasavvufta, 

mecazen mürşid. 

Sâkî: Kadeh sunan, su dağıtan. 

Tasavvufta mecazen mürşid. 

Sakka(a): Su taşıyan kişi. 

Sala(a): Çağırma, bir şey için 

bağırarak davet etme. Namaza 

çağırma. Minarede okunan salavat. 

Salaca: Ölü taşınan dört kollu düz 

tahta. 

Salâvât(a): Hz. Peygamber'e yapılan 

dualar. 

Salık: Doğru yolu gösterme, haber 

verme. Tarif etme. 

Salmak(t): Göndermek, sevketmek. 

Saltuk/Sarı Saltuk: XIII. yüz yılda 

yaşayan bir alperen mürşid. Mahmûd[1]ı Hayrânî müntesibi olduğuna dair 

rivâyetler vardır. Tapduk Emre, 

tahminen bu zat tarafından 

yetiştirilmiştir. Sarı Saltuk, II. 

İzzeddin Keykavus'un maiyetine giren 

bir Türkmen boyunun başında 

bulunan Türkmen babasıdır. 

Balkanlarda vuku bulan Türk 

muhacereti sırasında tarih sahnesine 

çıkmıştır. O, Kalenderî meşrep bir 

derviş gazidir. (Hakkında tafsilatlı 

bilgi için I. Cilde bkz.). 

Sâlûs(f): Hilekâr, düzenci. Riyâkâr. 

Samed(a): Son derece yüksek ve 

daimî olan Allah. Esma-i Hüsna'dan. 

Sanem(a): Put, sevgili, güzel. 

Sanmak(t): Düşünmek, tasarlamak, 

zannetmek. 

Sanu/sanı(t): Fikir, düşünce, istek. 

Zan, tasavvur. 

Sarp (t): Katı, zor, aşılması güç, 

yüksek. 

Sarrâf(a): Altun ve gümüş gibi değerli 

madenlerden anlayan. Metinde, kâmil 

kişi mânâsına. 

Sataşmak(t): Birşeyle karşılaşmak, bir 

şeye uğramak. 

Satu-bâzâr(t.f): Alış veriş. 

Savmak(t): Geçiştirmek, def etmek, 

bastırmak, ber-taraf etmek. 

356 Yûnus Emre Dîvânı

Savulmak(t): Çağı, zamânı geçmek. 

Geçiştirilmek. 

Savurtmak(t): Dağıtmak, etrafa 

yaymak. 

Sa'y(a): Çalışma, gayret. 

Sayakmak/suyakmak(t): Aslına 

ulaşmak, aslına dönmek. 

Saykal(a): Cilâ, partalıcı, mecazen 

ibadet, tevhid ve tehlil. 

Saymak(t): Tutmak, addetmek, bir 

şey yerine kabul etmek. 

Sayru(t): Hasta. 

Sayvân(a): Saçak, pervâz, kemer, 

sâyebân, gölgelik, çardak. 

Sayyâd(a): Avcı. 

Sâz-kâr(f): Uygun, muvafık. 

Sebak(a): Ders. 

Sebîl(a): Allah rızası için yaptırılan su 

hayratı veya umumî olarak bütün 

hayırlar. 

Sebük sal olmak(f. t.): Hafif olmak, 

önemsiz ve değersiz olmak. 

Sebük-bâr(f): Yükü hafif, hafif yüklü. 

Sefer kaydı(t. d.): Yol hazırlığı, yol 

telaşı. 

Segirtdürmek(t): Koşdurmak. 

Segirtmek(t): Koşmak. 

Seher-gâh(f): Seher vakti. 

Sehil/sehl(a): Kolay, düz yer. 

Sekbân(f): Köpek besleyicisi. 

Padişahın köpeklerini besleyen kişi. 

Sekit: Gidermek, kaldırmak, bertaraf 

etmek. 

Sekiz Uçmak(t): Sekiz Cenet. 

Selâtîn(a): Sultânlar. 

Selmân: Aslen Fars olup âteş-perest 

iken Hırıstiyan ve sonra Müslüman 

oldu. Medine de Hz. Peygamber'le 

görüştü. Büyük ve meşhur 

sahabelerdendir. 

Sem'(a): İşitme. 

Semâ': Ayin, devrân. 

Semirmek(t): Tavlanmak, şişmek. 

Serâ(a): Yer, toprak, malı çok olmak. 

Zenginlik. 

Serâb (a): Çölde ışık tesiriyle yeşillik 

ve suluk gibi yerlerin oluşması. 

Ser-be-ser(f): Baştan başa. 

Ser-encâm(f): Başa gelen, vak'a, bir 

işin sonu. 

Ser-gerdân(f): Başı dönmüş, başı 

dönen, şaşkın, sersem. 

Serheng(f): Çavuş, kavas, yasakçı. 

Kapı bekçisi. 

Sermâye: Metinde âhiret için gerekli 

ibâdet ve taat, ömür. 

Ser-mest(f): Serhoş. Kendinden 

geçmiş. 

Ser-nigûn(f): Baş aşağı olmuş, ters. 

Ser-te-ser(f): Baştan başa. 

Server(f): Baş, reis. Başkan, başbuğ, 

ulu kimse. 

Serv-i revân(f): Yürüyen servi, uzun 

boylu sevgili. 

Sesmek(t): Bitmek, yetişmek (Bkz. 

Süsmek, 312/3). 

Setr(a): Örtülmek. 

Settârü'l-'Uyûb(a): Ayıpları, günahları 

örtüp gizleyen. Esmaü'l-Hüsna'dan. 

Seven(t): Âşık. 

Sevgü(t): Sevgi. 

Sevi/sevü(t): Sevgi, aşk. 

Sevici(t): Âşık, seven. 

Sevişgen(t): Çok seven. 

Seyâh(a): Çok yer gezen. 

Seydi Balum: Geyikli Baba'nın 

arkadaşı veya tarikdaşı. Germiyan 

oğullarından olması muhtemeldir. 

Seyr ü sülûk/Seyr ü sefer: Bir tarikate 

girip, manen yükselip, makamlar elde 

etme. Manevî terakki. 

Seyr(a): Yürüyüş, geziş, eğleniş; 

manevî makamlarda yaşanılan 

müşahede. 

Seyrângâh: Gezilen yer, seyir yeri. 

Seyrek(t): Aralıklı, az, nadir. 

Seyyid Ahmed-i Kebir: Kimliği kesin 

olarak tespit edilemedi. Ahmet Fakıh 

olabilir. 

Dr. Mustafa Tatcı 357

Sıddîk(a): Tam doğruluk sahibi. Hz. 

Ebu Bekir'in sıfatı. 

Sıdırmak(t): Kırdırmak. 

Sıdk(a): Doğruluk. Gerçeklik. 

Sıfatullah(a): Allah'ın sıfatı, 

esmaullahın tecellî mahalli, eşya 

âlemi. 

Sığınmagın(t): Sığınacak yer, melce. 

Sımak(t): Kırmak, bozmak, yenmek, 

bozguna uğramak. 

Sınmak(t): Kırılmak. 

Sınuk(t): Kırık. 

Sırat-ı müstakîm(a. a./ f. terkip): Hak 

yol, doğru yol. 

Sırça (f): Câm, billur. 

Sırdaş(a.t): Sırrı saklayan, sırrı bilen 

iki kişiden birisi. 

Sıymak(t): Koymak, sıyrılmak. 

Sızmak(t): Akmak, erimek. 

Sızurmak(t): Sızdırmak, damlatıp 

tüketmek, eritmek. 

Siccîn(a): Cehennemde kötü ruhların 

mekanı olan bir vadinin ismi. Sert, 

soğuk, şiddetli. 

Sidretü'l-Münteha(a): Arş’ın sağ 

tarafında altıncı veya yedinci gökte 

bulunan ağaç. Yanında Cennet vardır 

ve Cennet’in nehirleri onun altından 

akar. Bu ağaca Tûbâ diyenler de 

olmuştur. Muttakilerin ve şehidlerin 

mekânıdır. Bu ağacın ötesine hiçbir 

kul geçemez. Ötesi Allah'ın zat 

âlemidir. Beşer bilgisi, Sidre'de biter. 

Tasavvufta cem' makamının 

karşılığıdır. 

Sikender: Mekadonya kralı Filib'in 

oğludur (ö. 323). Büyük İskender 

veya Zülkarneyn olarak 

edebiyatımızda sürekli 

işlenegelmiştir. Ermiş veya 

peygamber'den kabul edilmiştir. 

Kâmil insan ve Hakk'ın halifesi için 

bir semboldür. 

Sil (a): Sel. 

Silkinmek(t): Vücudu sarsılmak, 

üstünü temizlemek vs. 

Simsâr(a): Komisyoncu, alıp satmada 

aracılık eden. 

Simurg(f): Yuvası Kâf dağında 

olduğu söylenen efsanevi kuş. Boynu 

uzun ve yüksekte uçtuğundan Araplar 

“Ankâ” derler. Bu kuş 

“Zümrüdüankâ” şeklinde de 

edebiyatımıza girmiştir. 30 kuşun 

şekli onda birleştiği için Simurg 

dendiği, Attâr'ın “Mantıku't-Tayr'ında 

söylenmektedir. Devlet kuşu denilen 

de budur. Yüce makamları ve 

şekilllere tasarrufları cihetiyle 

Simurg, mürşid-i kamillere 

benzetilmiştir. 

Sin: Mezâr. 

Sinle: Mezarlık, mezar taşı. 

Sipâhî(f): Atlı asker. 

Sir(f): Tok, doymuş. 

Sitâre(f): Yıldız. 

Sited/sıtad(f): Alış, satın alma. 

Sivâ(a): Gayrı, başka, Allah'tan başka 

her şey. 

Siyâset(a): Ceza vermek, asmak. 

Sizmek(t): Sızmak, akmak. 

Soğulmak(t): Suyu, seli çekilme. Göz 

ferinin azalması. Solmak. 

Sorıcı/sorucu(t): Münkir-Nekir. 

Soy soylamak(t): Ululamak, soylu 

gösterme, ta'zim, makam ile manzum[1]müsecca destan söylemek. 

Soya sayılmak(t): Soyuyla övünmek, 

asil kabil edilmek. İtibarlı kabul 

edilmek. 

Soyakmak(t): Aslına dönmek. 

Soylamak(t): Araştırmak, tahkik 

etmek. 

Sögmek(t): Sövmek. Küfr etmek. 

Söğülmek(t): Lanetlemek, küfretmek. 

Sökel(t): Hasta. 

Sösmek(t): Büyümek, uzamak, 

bitmek. 

358 Yûnus Emre Dîvânı

Söyünmek(t): Kendi kendisine 

sönmek. parlaklığı gitmek. 

Subaşı(t): Komutan, subay, zabıta 

memuru. 

Subh(a): Sabah. 

Sûd u ziyân (f.a): Kâr ve ziyân. 

Sûd(f): Fayda, kazanç, menfaat. 

Sûfî(a): Ehl-i tasavvuf. Zahid. 

Metindeki çoğu beyitte “softa” 

anlamındadır. 

Su'i(a): Kötü. 

Sûk(a): Çarşı, pazar. 

Sultân-ı vakt(a): Vaktin sultanı. 

Kutup. Kutbu'l-aktab. 

Sun'(a): Yapma, yapış, amel, iş, 

kudret, yaratılış. 

Sunmak: Uzatmak, teslim etmek, 

vermek, saldırmak, hamle etmek. El 

sunmak: Elini vermek, teslim etmek. 

Sûr (f): Düğün, ziyâfet. 

Sûr(a): İsrafil adlı meleğin kıyamet 

günü çalacağı boru. 

Sûret(a): Şekil, yüz, resim,tarz, biçim. 

Susak(t): Su kabı, maşraba, tahta 

kova. 

Susalık(t): Susuzluk, susama, suya 

doymamak. 

Suya keçe salmak (t.d.): Nâmûs ve ârı 

terk etmek, terk-i hestî ehli olmak. 

Sûz(f): Yanıp yakılma. 

Sübhân(a): Her türlü kusur, ayıp ve 

eksikten münezzeh. Allah. 

Sücûd(a): Secdeye varmak. 

Süçi(t): Şarap. 

Süflî(a): Aşağıda bulunan, alçak, adî. 

Sükker(a): Şeker. 

Süleymân(a): İsrailoğullarından Hz. 

Dâvûd'un oğlu. Hem peygamber hem 

hükümdârdır. Kuş dili bilirdi. 

Saltanatının kudreti ve tahtıyla 

meşhurdur. 

Sülûk(a): Bir yola girme. Tasavvufta 

menzil ve meratip alma. Manevî 

yolculuk. 

Sünnet(a): Hz. Peygamber'in sözleri, 

yaptığı ve yapılmasını tavsiye ettiği 

hususlar. 

Sünnî(a): Hz. Peygamber'in izinden 

giden. Ehl-i sünnet ve'l cemaatten 

olan. 

Sünük(t): Kemik. 

Sürükmek (t): Uzaklaştırmak, sürmek. 

Sürülmek(t): Devam etmek, sürülüp 

gitmek. 

Süzülmek(t): Kaymak, “gözleri 

süzülmek.”. 

-Ş[1]Şâd(f): Sevinçli. 

Şâdî(f): Gönlü ferah olan, sevinçli. 

Şâh/şeh(f): Padişah, sultan, mecazen 

can, ruh, Allah mânâsında. “Eğer 

seversen Allah'ı hoş nîda eyle ol 

Şâh'ı”(314/8). 

Şâhenşeh(f): Şahlar şahı. 

Şâh-ı 'âlem(f.a): Âlemin padişahı, 

ruh-ı sultânî, kâmil mürşid. 

Şakımak(t): Nağmeli bir şekilde 

ötmek, güzel ve nağmeli konuşmak. 

Şâkir(a): Şükreden. 

Şam: Suriye'de bir şehir adı. 

Suriye'nin tamamı için de kullanılır. 

Şâr(f): Şehir. 

Şarâb(a): Şarap, içki, mecazen aşk ve 

irfanî bilgi. 

Şarâben tâhur(a): Tertemiz 

içecekler.(İnsan suresi/21). 

Şaşmak(t): Şaşırmak, bozulmak, 

yanlış yola gitmek. 

Şeb-gîr(f): Gece giden kervan, gece 

uyumayan. 

Şebih(a): Benzeyen, benzeme. 

Şeddâd(a): Yemen'de yaptırdığı 

büyük binalarla ve “İrem Bağı” ile 

şöhret kazanmış, Tanrılık davasına 

kalkıştığı için Allah'ın gazabına 

uğramış bir hükümdar. Ad oğlu. 

Dr. Mustafa Tatcı 359

Şefâ'at(a): Afv için vesile olmak. 

Şefaat etmek. Manevî yardım. Niyaz. 

İstirham. 

Şefi'(a): Şefaat eden. Şefaatçi. 

Şehd(f): Bal. 

Şehîd(a): Allah yolunda canını veren. 

Şehid olan. Tasavvufta, Hakk’ı 

müşahede eden kişi. 

Şehriyâr(f): Hükümdâr, şah, padişâh. 

Şehvet(a): Nefsin şiddetli arzuları, 

cinsî istek. 

Şek(a): Şüphe. 

Şekâvet(a): Şüpheler. 

Şekeristân(f): Şeker kamışı tarlası. 

Metinde sözün kaynağı. 

Şekûr(a): Şükürleri kabul eden Allah, 

çok şükreden. Hz. Muhammed'in 

sıfatlarındandır. 

Şem'(a): Mum. 

Şems(a): Güneş. 

Şerh(a): Yarmak, açıklamak. 

Şerîk(a): Ortak. 

Şermende(f): Utanan, utangaç. 

Şerm-sâr(f): Utanan, utangaç. 

Şeş cihet(f.a) Altı yön. 

Şeş olmak(t): Tesadüf olmak. 

Şeş(f): Altı. 

Şeşmek(t): Çözmek, ayrılmak, başını 

koparmak. 

Şeşte/şeştâ(f): Altı telli tanbur. 

Şeşürmek(t): Çözmek, bağını 

koparmak, başlamak. 

Şevk(a): Hararet, istek, arzû , coşku. 

Şeyâtîn(a): Şeytânlar. 

Şeybet(a): Saç sakal ağarması, 

kocamak, ihtiyarlık. 

Şeydâ: Çılgın, dîvâne. 

Şey'en-li'llah(a): Allah için bir şey, 

dervişlerin ve dilencilerin bir şey 

isteyecekleri vakit söyledikleri söz. 

Şeyh(a): İhtiyar, pir, tasavvufta 

“mürşid”. 

Şeyli'llah(a): Allah için. 

Şeyu'llah(a): Allah için(şey) istemek. 

Şikâr(f): Av. 

Şîr(f): Arslan. 

Şîr-gîr(f): Arslan tutan, arslan avcısı. 

Mecazen güçlü. 

Şîrîn (f): Tatlı, Ferhat'ın sevgilisinin 

ismi. 

Şirk(a): ortak koşmak. 

Şit : Âdem Peygamber'in oğullarından 

olup dokumacıların piri sayılır. 

Şîve(f): Nâz, edâ, cilve, işve. 

Şol dem(t): O zamân. 

Şol dem(t): O zamân. 

Şol(t): Şu. 

Şolok dem(t): O zamân. 

Şular(t): Şunlar. 

Şu'le(a): Işık, alev. 

Şumâr/şümâr (f): Sayı, adet, hesap. 

Şûr etmek(f.t): Gürültü, karıştırmak, 

karışıklık çıkarmak. 

Şükrâne(a): Şükran alameti, nişanesi, 

muştuluk. 

-T[1]Ta'alluk(a): Bir şeyin başka bir şeyle 

bağlı olması. Ait olma. 

Tâ'at(a): Allah'ın emirlerini yerine 

getirme, itaat etme, ibâdet etme. 

Tabâkât(a): Katlar, bölümler. 

Tabıl(a): Davul. (Tabl'dan). 

Ta'bîr(a): Yorum. Mânâsı olan söz. 

Tâc(f): Başlık, maddî ve manevî bir 

makam işareti. Tasavvufta marifet 

sahibi olmaktan kinaye bir işaret. 

Ta'cillemek(a): Acele ettirmek. 

Tâcir(a): Ticaretle uğraşan. 

Tag(t): Dağ. 

Tagca(t): Dağca. Dağ kadar. 

Taht(a): Yer 

Tahte's-Serâ(a): Yerin altı. Toprak 

altı. 

Taht-ı Süleymân: Süleyman 

Peygamber'in rüzgarla hareket eden 

tahtı. 

Tak:Özür, kusur. 

Takâzâ(a): İhtiyaç, gerekli olma. 

Lüzum, icap etme. 

360 Yûnus Emre Dîvânı

Takrîr(a): İyi ifadet etmek, 

kararlaştırmak. 

Taksirlik(a): Bir şeyi yapmaya kudreti 

varken çekinip yapmamak. 

Talbınmak(t): Sıçramak, çırpınmak. 

“Delü bigi talbınmak”(18/7). 

Tali'(a): Baht, talih, doğan, şans. 

Talmak(t): Dalmak. 

Taluban(t): Dalarak, dalıp. 

Tama'(a): Aç gözlülük. 

Tama'dâr(a.f): Açgözlü. 

Tamar(t): Damar. 

Tamla(t): Damla. 

Tammak(t): Damlamak. 

Tamu(t): Cehennem. 

Ta'n itmek: Kınamak, yermek. 

Tan(t): Sabah vakti. Güneş doğmadan 

önceki zamân. 

Tana kalmak(t): Şaşmak, şaşırmak, 

hayret etmek. 

Tanık /tanuk(t): Şahid, Münkir-Nekir. 

Tanışık(t): İstişare, danışma, birbirini 

tanıyan. Karşılıklı oturup konuşma. 

Tanışman(t): Danışman, bilgin, 

danişmend. 

Tanla /tanlacak(t): Sabahleyin. Seher 

vakti. 

Tanlamak(t): Şaşırmak, hayrette 

kalmak. 

Tanmak / tınmak(t): Takmak, 

tanımak, ses vermek. 

Tanrı Arslanı (t): Hz. Ali'nin 

lakablarından, sıfatlarından birisi. 

Tanrı hâsı: Mürşid, ideal insan. İnsan[1]ı kamil. 

Tanşuk(t): Tanışık. Konuşma. 

Tap bak(t) : İyi bak, yeterli bak, iyice 

bak. 

Tap dur(t): Yeterlidir, kafidir. 

Tap uzat(t): Kısa söyle; kısa kes, az 

söyle. Kafi derecede uzat. 

Tapduk/Tapduk Emre: Yûnus 

Emre'nin şeyhi. Barak Baba veya 

Hacı Bektaş-ı Veli'nin halifesi. 

Tapmak(t): İtaat etmek, bağlanmak, 

bulmak. 

Tapşurmak(t): Emanet etmek, teslim 

etmek. 

Tapu kılmak(t): Hizmet etmek. 

ululanmak. 

Tapu(t): Huzur, makam, nezd. 

Tapuya gelmek(t): Huzura gelmek. 

Târ u mâr(f): Darmadağınık. 

Tar(t): Dar. 

Tarâb(a): Sevinç, coşku. 

Tarâş olmak (f.t): Mağlup olmak, 

muti olmak, alt-üst olmak. 

Tartmak(t): Çekmek. 

Tâ-sin-yâ(a): Divan'da, 321/3'te geçen 

bu harfler, semboliktir. Bundan kasıd 

Hz. Peygamber'dir. “Tâ” Taha 

suresine; “sin” ise Yâsin suresine 

işârettir. İkisi birden, Hz. 

Peygamber'in maddî ve ruhânî 

yönlerini ifade eder. 

Tasnîf(a): Kitap tertib etmek. 

Sınıflara ayırmak. 

Tasrîf(a): Sarf etmek. Fiil çekimi 

bilgisi. Sarf. 

Taş(t): Dış, zahir. 

Taşra(t): Dışarı. 

Tatar: Mal, davar. Binek hayvanı. 

Tâvus (a): Mecazen Cebrâîl. 

Tayak(t): Dayanılacak şey, eşya. 

İnsan vs. 

Tayanmak(t): Güvenmek, itimat 

etmek. 

Tayın: Öğün, rızık. Nimet “dünya 

tayını”(246/1). 

Tayınmak(t): Kaymak, sürçmek. 

Taylâsân(a): Sarığın kenarından 

uzatılan uç kısmı. Şer'i ve manevî 

makamlarla ilgili bir alâmet. 

Tayyâr(a): Hz. Ali'nin kardeşi, 

Peygamber'in amcası oğlu(Bkz. 

Ca'fer-i Tayyâr). 

Tâzî(f): Arap. Hızlı (at). Av köpeği. 

Teberrâ(a): Beri olma, yüz çevirme, 

uzaklaşma, çekilme. 

Dr. Mustafa Tatcı 361

Teberrük(a): Uğur sayma, mübarek 

sayma. 

Tecellî(a): Görünme, belirme, 

Allah'ın sır ve kudretinin salike eşya 

âleminden görünmesi. 

Tecrîd(a): Tek olmak, soyunmak, 

Allah'tan başka herşeyden ayrılma, 

ayırmak. 

Tedbîr(a): Bir şeyi temin edecek veya 

def edecek yol. Cenab-ı Hakk'ın 

hakîm isminin mânâsına uygun 

hereket etmek. 

Tefekkür(a): Fikretme, düşünme. 

Teferrüc-gâh(a.f): Gezinti yeri. 

Tefrîd(a): Fertleşme, teklige erme. 

Tehî(f): Boş. 

Tek(t): Gibi, bir. 

Tekebbür(a): Kibirlenme, 

böbürlenme. 

Tekellüf(a): Zahmetli, külfetli, zor. 

Tekye(f): Dervişlerin zikir veya 

ibâdet için toplandıkları mekan. 

Mecazen, mürşid-i kamilin gönlü. 

Teleme(t): Maya ile kestirilmiş süt. 

Mecazen, beyazlık ve saflık 

Temannâ(a): Dilek, istek. 

Temsîl(a): Bir şeyi bir şeye 

benzetmek için baş vurulan yol, söz. 

Benzetmek, temsil etmek. 

Teneşir: Ölülerin yıkandığı tahtadan 

yapılan dört ayaklı masa. 

Teng(f): Dar. 

Terah(a): Gam, gussa, kader, tasa, 

üzüntü. 

Terbiyet(a): Eğitim irşad, terbiye. 

Tercemân(a): Metinde “Cebrail” 

anlamında. 

Terezü(f): Terazi. 

Terk urmak(t. deyim): Terk etmek, 

bırakmak, vazgeçmek. 

Terk(t): Bırakmak, vazgeçmek. 

Tersa /terse(f): Hırıstiyan. 

Tertîb(a): Tanzim, dizme, düzene 

koyma. Metinde “namaz” manasına 

da kullanılır. 

Tesbîh okumak (a.t): Subhanallah 

demek, Allah'ı şanına layık olarak 

zikretmek, anmak. 

Teslîmlik: Bağlılık. 

Teşvîş(a): Kargaşalık, karışıklık. 

Tetik(t): İş, hareket, “dilin tetiği 

bozulmak”. 

Tevâzu(a): Alçak gönüllülük, 

mütevazılık. 

Teveccüh(a): Yönelme, bir tarafa 

çevrilme, dönme. Alaka gösterme. 

Tevekkül(a): İşi Allah'a havale etmek. 

Kadere razı olmak. 

Tevfîk(a): Yardım, Allah'ın kişiye 

yardımı. Manevî yardım. 

Teze: Tâze. 

Tezraû: Arapça, “ekiniz”, 

“ektikleriniz” anlamında bir söz olup, 

Kur’ân'da Yûsuf/47; Vâkıa /64'te 

geçmektedir. 

Tezvir(a): Söze yalan karıştırmak, 

Yalan söze ziynet verme. Süsleme. 

Tıfl(a): Çocuk. 

Tıfl-ı nev-Reste (a.f): Yeni yetme 

çocuk. 

Tılsım (f): Gizli şey, fevkalede tesiri 

olan şey. Define bulmaya engel olan 

mevhum şey. 

Tınmak(t): Ses çıkarmak, söz 

söylemek. 

Tîmâr(f): Tedavi. 

Tiryâk(a): Panzehir. 

Tîz(f): Çabuk, acele. 

Togırlık(t): Doğruluk. 

Togru(t): Doğru. 

Toğan/doğan(t): Doğan kuşu. 

Toğmak(t): Doğmak. 

Toğru(t): Doğru. 

Tokuz Arslan(t): Dokuz kat gök.(Eski 

telakkide gökler dokuz kat idi.). 

Tolınmak /tolunmak(t): Dolunmak, 

batmak, dolanmak, Gurub etmek. 

Ton/don(t): Elbise. 

Tonanmak(t): Donanmak, süslenmek. 

Top(t): Hep, tekmil, büsbütün. 

362 Yûnus Emre Dîvânı

Toptolu(t): Tamamen dolu, dopdolu. 

Tortsuz(t): Tortusuz, birikintisiz, 

çöküntüsüz. 

Tosbaga(t): Kaplumbağa. 

Toy(t): Şenlik, düğün ziyafet. 

Toylamak(t): Ziyafet çekmek, yedirip 

içirmek. 

Toymak(t): Doymak, tatmin olmak. 

Tûbâ(a): Cennette bulunan kökü 

gökte, dalları yerde bir ağaç. Berrak 

ve saf. Saadet. Hoşluk. 

Tuç(t): Değirmen baltacığı.Alt 

değirmen taşının ortasında bulunup 

üst taşa giren mihverin üzerine 

geçirilen balta şeklindeki alet. 

Tudaş olmak(t): Rast gelmek. 

Tûfân: Çok şiddetli ve her tarafı 

kaplayan su. Nuh Peygamber 

zamânındaki Nuh Peygamber'in 

kavmine uygulanan manevî ceza, 

büyük su baskını. Bu tufanda Nuh'un 

gemisi dışındaki bütün canlılar yok 

olmuştur. 

Tugyân(a): Taşma, taşkınlık, azgınlık. 

coşkunluk. 

Tûl-ı emel(a): Hırs, tamah, tükenmez 

arzû. Olmayacak dilek. 

Tullâb(a): Tâlipler. 

Tuman(t): Katarakt. Göze duman 

bürümek, gözü perdelenmek. 

Tûr(a): Tûr-u Sînâ. Hz. Mûsâ'nın 

İlâhî tecellîye mazhar olduğu dağ. 

Edebiyatımızda Tûr, duruma göre 

bazan gönül, çoğu zamân ise beden 

için kullanılmıştır. 

Turak /durak(t): Menzil, durulacak 

yer. Yerleştirilen yer. Yurt. 

Turı gelmek(t): Ayağa kalkmak. 

Turılmak(t): Durulmak, sakinleşmek, 

açılmak. 

Turmak(t): Durmak, ayağa kalkmak. 

Turvanda: Turfanda. 

Tuş eylemek(t): Rast yönelmek. 

Tuş(t): Denk, benzer, eş. 

Tuş(t): Taraf, yön, cihet, rast gelme, 

karşısına durmak. 

Tuşa durmak(t): Tarafına durmak. O 

yöne yönelmek, karşısına durmak. 

Tutak(t): Dudak. 

Tutaş(t): Yakın, yaklaşmış. 

Tutmak /dutmak(t): Farz etmek. 

Kabul etmek, elde bulundurmak. 

Tutulmak(t): Zaptedilmek, mahkum 

etmek, alıkonmak. 

Tuydurmak(t): İşittirmek, duyurmak. 

Tuymak(t): Duymak, iyitmek. 

Tuyûr(a): Kuşlar. 

Türâb(a): Toprak. 

Tütün(t): Duman. 

Tüvânger(f): Paralı, zengin. 

-U[1]U: Ve. 

Uban /üben(t): Zarf fiil. -Up'tan 

genişletilmiş bir ek. “Ağlayuban: 

Ağlayıp, gibi. 

Ubûdiyet(a): Bendelik, kulluk, 

kölelik. 

Uç(t): Son, nihâyet. Kenar, sınır. 

Uçmak /Uçmag(t): Cennet. 

Uçuk(t): Uçmağa layık amel, iş(?). 

Uçmak'tan “bu vücudum şehrinde 

buçuk pulluk uçuk yok”(106/2). 

Uçunmak(t): Korkudan benzi 

sararmak, rengi gitmek. 

Ud /ut(a): Utanma, hayâ, şeref. 

Ugrı /ugru(t): Hırsız. 

Ugrılık(t): Hırsızlık. 

Ugrulamak(t): Çalmak, hırsızlık 

yapmak. 

Ulak(t): Postacı, haberci, parça. 

Ulanmak(t): Yıpranmak, eskimek. 

Ulaşık(t): Kavuşmuş, vuslat etmiş, 

ulaşmış. 

Ulûm(a): ilimler. 

Ulvî(a): Yüce, yüksek. 

Ummak(t): Beklemek, ümid etmek. 

Temennî. 

Ummân(a): Büyük deniz. 

Dr. Mustafa Tatcı 363

Umu: Ümit, emel, arzû. 

Urgan(t): Halat, kalın ip. 

Urılmak: Çalınmak, dikilmek, 

üflenmek. 

Urmak: Çalmak, dikmek, üflemek. 

Uruşkan(t): Dövüşken, kavgacı kişi. 

Uryân(a): Çıplak. 

Us(t): Akıl. 

Usan dutmak(t): Gâfil, ihmalkâr, 

Gevşek davranmak, ihtiyatsız 

bulunmak. (62/1). 

Usan(t): Gâfil, ihmalkâr, ihtiyatsız. 

Gevşek. 

Usanmak(t): Bıkmak. 

Uslu(t): Akıllı. 

Usûl(a): Ana, baba, ced. Asıllar, 

kökler, temeller. 

Usûl-i dîn: Dinin temelleri, asılları, 

ilm-i kelâm. 

Uş(t): İşte. 

Uşadmak(t): Parçalamak, ufaltmak. 

Uşanmak(t): Parçalanmak, toz haline 

gelmek. Ufalanmak. 

Uşatmak(t): Parçalamak, kırıp 

dökülmek. 

Uşda(t): İşte. 

Ut(t): Bkz. Ud. 

Utlu(t): Utangaç, utanır, hayalı. 

Uya: Ahmak, akılsız, her şeye, her 

söze uyan, tembel. 

Uyak(t): Metinde, “uymuş, benzemiş” 

anlamında. 

Uyakmak(t): Gurûb etmek, batmak. 

Uyanık(t): Agâh, ârif. 

Uyanmak(t): Işık parlama, yanmak, 

gafletten uyanmak. 

Uyhu(t): Uyku, gaflet. 

Uymak(t): Karar etmek.(1/10) “Işk 

şarâbın içen canlar uymaz göçmege 

konmağa”. 

Uz gelmek(t): Münasip, uygun 

gelmek. 

Uzlet(a): Bir yana çekilip yalnız 

yaşama. Allah'tan başka herşeyden 

tecrid olunarak yaşama. 

-Ü[1]Üçler(t): Gayb erenlerinden ilk üç 

kişi. Kutbü'l-aktâb, kutbü'l-irşâd, 

kutbü'l-ârif. 

Üleşmek(t): Paylaşmak, bölüşmek. 

Ümmî(a): Anasından doğduğu gibi 

kalıp, okuma öğrenmeyen. Ümm, 

Arap dilinde "ana"; ümmî ise anaya 

mensup demektir. Sûfîlere göre vücûd 

tektir ve Hak'tır. Cenâb-ı Hak, kendi 

varlığından bir nûr yaratmış ve buna 

ıstılahta, Nûr-ı Muhammedî 

denmiştir. Dört unsurun aslı bu 

nûrdur. Hakk'ın sıfatlardaki ilk 

tecellîsi hava, ateş, su ve nihâyet 

topraktan olmuştur. İnsânî hakikat, bu 

toprakta gizlidir. Onun içindir ki, 

toprak her şeyin anasıdır. Toprağın 

hakikati, tevhîd tamamlandığında 

anlaşılır. Bu idrâk makamı 

ümmî(anaya mensup)likten ibarettir. 

Netice itibariyle bir sûfî gerçekten 

öğrenimden geçmemiş de olabilir. Bu 

durumda söz konusu kavramı iki 

anlamda da kullanacaktır. Edebiyat 

tarihimizdeki ümmî sûfî şairlerin 

öğrenimleriyle ilgili tenkitlerin sebebi 

de, budur. 

Ün(t): Nidâ, ses. 

Üstâd(f): Ehil, usta. Mürşid. 

Üstün(t): Yüce, büyük, yukarıki. 

Üstün: Sütun, direk. 

Üşde(t): Bkz. Uş, uşda. 

Üşenmek(t): Tedirgin olmak, rahatı 

kaçmak. 

Üşmek(t): Toplanmak, yığılmak, 

üşüşmek. 

Ütmek(t): Kazanmak, yenmek. 

Üveys: Veyse'l-Karanî. İslâmiyetin 

doğuş döneminde Yemen’de dünyaya 

gelmiş ve İslâmı kabul ederek kendini 

zühd hayatına adamış bir şahsiyettir. 

Hz. Peygamber’i sağlığında çok 

görmek istemesine rağmen ziyaretine 

364 Yûnus Emre Dîvânı

gittiğinde görüşememiş; ancak Hz. 

Ömer devrinde Medine’ye gelme 

imkanı bulabilmiş, buradan da 

Kufe’ye geçmiştir. Anadolu’nun 

muhtelif yerlerinde de pek çok 

makamı bulunan Veysel Karani, 

manen irşad edilmiş velâyet 

erlerindendir. Bu meşrepte olan 

kişilerin de kutbu kabul edilir. Bu tür 

velilere “Üveysî” veya “Üveysî 

meşrep” denilmektedir. Üveys’in 

vefat tarihi kesin olarak belli değildir. 

Üveysî(a): Veysel-Karanî meşrebli, 

şeyhini görmeden sülûk eden kişi, 

halli derviş, manen sülûk eden. 

Üzmek(t): Koparmak, ayırmak, 

kesmek. 

Üzmek(t): Tasalandırmak, ayırmak. 

Üzülmek(t): Kopmak, kesilmek, 

sökülmek, dağılmak. 

Üzüşmek(t): Keşişmek, koparılmak. 

-V[1]Vâcib(a): Lüzûmlu, mecbûrî olan, 

yerine getirilmesi zarurî Allah'ın 

emirleri. 

Va'de(a): Belirtilen zamân, ecel, 

ecelin takdir ettiği zamân. 

Vaff(a): Yeter, kafi, Vadini yerine 

getiren(365/7). 

Vahdet(a): Birlik. 

Vâhid(a): Bir olan. Beraber olan. Tek 

olan. 

Vakt(a): Vakit, zaman. 

Vâlih(a): Şaşa kalmış, hayran. 

Vallahu mu‘înü's-sâbirîn(a): Allah 

sabırlıların yardımcısıdır. 

Varak(a): Tek yaprak halindeki kâğıt. 

Nebat yaprağı. Kitap yaprağı. 

Varlum(t): Varalım, gidelim. 

Vasf etmek (a.t): Anlatmak, tarif 

etmek, övmek. 

Vasf-ı hâl(a.f): Hâlin dile getirilmesi, 

çeşitli hâller, insânın manevî 

durumunun değişmesi. 

Vâsıl(a): Ulaşan, erişen, kavuşan. 

Vasl(a): Kavuşma, ulaşma. 

Vasyet(a): Vasiyet'ten. Bir kimsenin 

öldükten sonra yapılmasını istediği 

şey. 

Vattaku: Arapça “İttakû” sakınınız, 

sakınsaydınız(vb.) anlamlara gelen bir 

söz olup pek çok âyette geçmektedir. 

Mesela bkz. Bakara/13, Araf/96-201. 

Vâye(f): Nasib, kısmet, fayda, 

kazanç. 

Ve nahnü akrebü minküm(a): “Ve biz 

sizden daha yakınızdır” mealinde bir 

âyet.(Vakıa/84). 

Vebâl(a): Günah, şiddet, ağırlık. 

Vech(a): Yüz. 

vefâ(f): Sözünde durma. 

Vefadâr(): Vefalı, sözünde duran. 

Velî /velîkin(f): Amma, fakat, lâkin, 

velâkin. 

Velî(a): Ermiş, seven, dost, sahib. 

Veyil(a): Yazık, vay haline, felaket, 

hüsran. Cehennem'de bir çukur 

ismidir. 

Vi'a(a): Kab, içine bir şey konulan 

zarf. 

Vilâyet(a): Bir şeyi kudretle elde 

etme, dostluk, muhabbet, yakınlık, 

velîlik derecesi. 

Vîrân(f): Yıkık, harap. 

Virgil(t): Ver. 

Virgü(t): İhsân, bağış, vergi. 

Viribidi(t): Vermişti. 

Viribimek(t): Vermek, yollamak, 

göndermek. 

Visâl(a): Kavuşma, ulaşma, birleşme. 

Vuhûş(a): Vahşiler, vahşi hayvanlar, 

insandan kaçan, evcil ommayan 

hayvanlar. Yırtıcılar. 

-Y[1]Yâ hû (a): Ey O (Allah). Derviş 

selâmı veya niyâzı. 

Yaban gözi(t): Zâhirî göz. Hakk'ı 

idrak edemeyen ve göremeyen göz. 

Dr. Mustafa Tatcı 365

Yaban(t): Dışarı, kır, şehir dışı. 

Hak'tan uzak. 

Yâd(f): Hatırlamak. 

Yad(t): Yabancı, tanıdık olmayan, 

garib. 

Yadmak(t): Uzaklaşmak, muztarip 

olmak. “Kalmaya sensüz dahı ben 

gussadan yadaram”(220/8). 

Yagı(t): Düşman. 

Yagmâ(t): Yağmalamak, insanlara 

saldırarak canlarını ve mallarını alıp 

perişan etmek. 

Yakım(t): Mersiye, ağıt, yakım 

yakmak. 

Yakîn(a): Şüphesiz, gerçek şekilde 

bilme. Sağlam ve kati bilme. 

Yakmak(t): Nazm etmek, düzmek, 

söylemek, manzum olarak ve 

makamla söylemek, yakım yakmak. 

Ya'kûb(a): İsrailoğullarından Yusuf 

Peygamber'in babası olan peygamber. 

Yâkût (a): Çeşitli renkleri olan 

kıymetli bir süs taşı. 

Yalabımak /Yalaplanmak(t): 

Parıldamak, alev alev, parıl parıl. 

Yalıncak(t): Yalın bir şekilde, çıplak. 

Yalunuz /yalnız(t): Yalnız, tek başına, 

ferdî. 

Yaña(t): Taraf. Metinde “yanak” 

anlamında. 132/5. 

Yanku(t): Akis, yankı, aksisedâ. Kaya 

yankısı. 

Yap: Artık, yabancı maddeler, yükler. 

“Bu yükleri yapları döküp haldaş olan 

kimdür”(30/2). 

Yapalak(t): Tüylü. 

Yapmak(t): Kapamak, örtmek. 

Yâr(f): Sevgili, dost. 

Yar(t): Yardımcı. 

Yar(t): Yarılmış yer, suyun açtığı 

uçurum. 

Yarag /yarak(t): Azık, yol hazırlığı , 

levazımat, metinde “tevhid ve ibâdet” 

anlamında. 

Yarak etmek(t): Hazırlık etmek. Sefer 

için gerekli hazırlığı yapmak. 

Yaramak(t): Uygun düşmek, 

yaramak, mümkün olmak, elverişli, 

uğurlu, Hak kazanmak. 

Yaramaz(t): Günahlı kul, yararsız, 

kötü şey. zararlı. 

Yârân(f): Dostlar, sevgililer. 

Yaraşuk(t): Layık, uyun. 

Yâren(f): Arkadaş, dost. 

Yargılamak(t): Bağışlamak. 

Yargu(t): Hüküm, muhakeme. 

Yarı(t): Yardım. 

Yarın(t): Mahşer günü. 

Yarınki gün(t): Mahşer günü, âhiret. 

Yari(t): Yardım. 

Yâ-sin(a): Kur’ân-ı Kerîm'de 36. 

Sûrenin ismi. Sûrenin birinci âyeti 

müteşabihtendir. Mutasavvıflar 

indinde “insan-ı kamile” veyahut “Hz. 

Muhammed'e” hitap eden bir 

cümledir. “Ey Muhammed” gibi. 

Yastamak(t): Yaslanmak, dayanmak. 

Yaşıl(t): Yeşil. “Yaş”tan. 

Yaşın yaşın(t): Gizli, gizli. 

Yat(t): Usul, yol, hazırlık, tedbir. 

Yatlu hâl: Kötü hal. 

Yatlu söz(t): Asılsız yabancı söz. 

Yatlu(t): Kötü, fenâ. 

Yatlug(t): Kötülük, fenalık. 

Yavaş olmak(t): Yumuşak huylu, 

mütehammil.(354/6.). 

Yavı kılmak(t): Kaybetmek, ortadan 

kaldırmak. 

Yavı varmak(t): Kaybolmak. 

Yavlak(t): Pek çok, gâyet. 

Yavunmak (t): Kaybolmak, yitmek. 

Yavuz(t): Kötü, fena, yaman, kara 

yağız. 

Yay sımak(t): Yay kırmak. 

Yay(t): Yaz mevsimi. 

Yayınmak(t): Koyun, inek ve kuş gibi 

hayvanların yiyecek bulmak için 

gezinmesi. 

366 Yûnus Emre Dîvânı

Yaylamak(t): Yaylaya çıkmak. yazı 

yaylada geçirmek. 

Yazı(t): Yaban, kır, ova. 

Yazlamak(t): Yazı yaylada geçirmek. 

Yazu/Yazuk(t): Günah, suç. 

Yedi dört on sekiz(t): Yedi deniz; 

dört unsur; on sekiz bin âleme işaret 

eden sayılar. 

Yedi evren(t): Yedi iklim. Mecazen 

yedi gök. 

Yedi mushaf: Kur’ân'ın yedi Arap 

lehçesine göre okunuşu. Kıraat-ı 

Seb'a. Mânâsı değişmemek üzere 

Kur’ân'ın Kureyş, Huzeyl, Havazin 

Kinane, Sakif, Temin ve Yemen 

ehlince okunuşu. 

Yediler(t): Siyaset-i bâtıniyye –gayb 

ricali- ehlinden yedi kişi. Üçlerden 

sonra gelen grup. 

Yedilmek(t): Çekilmek, yedekte 

götürülmek. 

Yehdi’llahu limen Yeşa(a): “Allah 

dilediğini doğru yola götürür”. 

(Kur’ân'da pek çok sûrede 

geçmektedir. Örn: Bakara/142, 213, 

272; İbrahim/4.). 

Yelmek /yilmek(t): Koşmak. 

Yeltemek (t): Meylettirmek. Arzu 

uyandırmak. Heveslendirmek. 

Yen(t): Elbisenin ucu, yeni. 

Yeni bahar(t.f): İlkbahar. 

Yeni yaz(t): İlkbahar. 

Yensüz gönlek(t): Kefen. Kolsuz 

gömlek. 

Yerinmek /yirinmek(t): Kederlenmek, 

üzülmek, tasalanmak, mahzun olmak. 

Yermek /yirmek(t): Kederlenmek, 

üzülmek, tasalanmak, mahzun olmak. 

Yesir: Esir, tutsak, Esir'den. 

Yevme yeşfe'u(a): Şefaat günü. 

Yezdân(f): Cenâb-ı Hak. 

Yıl çevrilmek(t): Bir yıl bitmek. 

Yımak(t): Men etmek, engel olmak, 

uzaklaştırmak. 

Yıymak(t): Koklamak. 

Yig(t): Yeğ, üstün. 

Yigirmi(t): Yirmi. 

Yiglemek(t): Üstün tutmak. 

Yigrek(t): Daha iyi, müreccâh, üstün. 

Yil(t): Yel, rüzgar. 

Yilmek(t): Koşmak, bir şeye değer 

verip ardından gitmek. 

Yiltmek(t): Teşvik etmek, 

heveslendirmek, ulaştırmak. 

Yimiş(t): Meyve, yemiş. 

Yine(t): Yine, gene. 

Yini(t): Yeni. 

Yinile(t): Yine, gene, henüz, şimdi. 

Yi-nun-sin: Yûnus kelimesinin 

harfleri. Yûnus Emre bu harflerle 

kendi ismini yazdığı gibi, Yasin' 

kelimesine de işaret ediyor olmalıdır. 

Bu Sûre bilindiği gibi mutasavvıflarca 

Kamil insana veya Muhammedî 

makama işaret eder. 

Yir(t): Yer, yeryüzü. 

Yirini kalmak(t): Kederlenivermek, 

tasalanmak, üzülmek. 

Yirinmek(t): Üzülmek. 

Yirmek(t): Yermek, zemmetmek, 

kötülemek. 

Yitmek(t): Kafi gelmek. 

Yitürmek(t): Ulaştırmak, eriştirmek, 

yetiştirmek. 

Yiylemek /yıylamak(t): Koklamak. 

Yohsa(t): Yoksa. 

Yoldaş(t): Yol arkadaşı. 

Yolmak(t): Dağıtmak. 

Yoran(t): Hükmeden, burada, Hakîm 

olan Allah. 

Yorılmak(t): Çözülmek. 

Yormak(t): Ta'bir etmek. 

Yort savul(t): Koş, kaç, uzaklaş. 

Yolun ortasından çekil. 

Yort: Hüküm, nüfuz. 

Yortmak(t): Hızlı koşmak, devamlı 

yol yürümek. 

Yorutmak(t): Yürütmek. 

Yorutmak: Yürütmek. 

Dr. Mustafa Tatcı 367

Yoyılmak(t): Eski haline dönmek, 

geri gelmek, bozulmak. Çarh-ı felek 

yoyılmak.(306/1). 

Yoz yapalak(t): Yoz tüylü, Bu kelime 

metinde “boz yapalak” şeklinde de 

okunabilmektedir. 

Yögrük /yörük/yürük(t): Yörük, tez 

koşan. 

Yöğrüşmek(t): Yürüyüşmek. 

Koşuşmak. 

Yönermek(t): Yönelmek, ..tarafa 

gitmek. 

Yönerür(t): Yönelir, o tarafa gider. 

Yörimek(t): Yürümek. 

Yufka/yuha(t): İnce, nazik. 

Yukaru iller(t): Azerbeycan ve İran 

için söylenir. 

Yumak(t): Yıkamak. Çekmek. “El 

çekmek”. 

Yumış oğlanı(t): Erkek hizmetçi. 

Yumış(t): Hizmet. 

Yummak(t): Kapatmak. 

Yumşanmak(t): Yumşamak. 

Yunmak(t): Yıkanmak. 

Yurtlu(t): Vatanı olan, meskenli, 

oturacak yeri olan. 

Yûsuf(a): Yâkûb Peygamber'in oğlu 

olup güzelliği ile tanınmıştır. Yûsuf 

ve Zeliha hikâyesi Kur’ân'daki en 

güzel hikâyelerden birisidir. 

Yutmak(t): Hazmetmek, içinde 

bırakmak. 

Yuvuk(t): Geyik. 

Yuvunmak(t): Yunmak, yıkanmak. 

Yuyucı(t): Ölü yıkayıcı. 

Yürimek(t): Hareket etmek, gezmek, 

dolaşmak. 

Yüzgeçlik(t): Denize dalışlar yapmak, 

dalgıç olmak. 

-Z[1]Zâg(a): Karga. 

Zâhid(a): Sofu. Kendini sadece 

ibâdete veren. 

Zâhir(a): Görünen, açık, belli, 

meydanda. Esmaü'l-Hüsna'dan Zâhir 

Allah. 

Zahm(a): Yara. 

Zaîf(a): Zayıf, kuvvetsiz. 

Zâkir(a): Zikreden. 

Zâlim(a): Zulmeden, güç kullanan. 

Zâr(f): Ağlayış, inleme. 

Zârılık(f): Ağlayış, inleyiş. 

Zâri kılmak(): Ağlamak, sızlamak, 

inlemek. 

Zât(a): Kendi, her şeyden münezzeh 

olan Allah. Asıl, esas, öz, hakikat. 

Nefs. 

Zavada/zevade (a): Yiyecek, azıklar. 

Zebâne(f): Ateş yalını, kıvılcım. 

Zebânî(a): Günâhkârları Cehenneme 

atmaya mecbur melek. 

Zeber(f): Üst. 

Zebûr(a): Hz. Dâvûd'a inen İlâhî 

kitap. 

zecr(a): Engel olma, menetme. 

Zehre(f): Öd, yürek, cesaret, güç, 

kudret. 

Zehr-i kâtil: Öldürücü zehir, içki. 

Zekeriyâ(a): Peygamberlerden birisi. 

Kavminden kaçarken ağaç kovuğunda 

yakalanarak testereyle biçilmiştir. 

Zelihâ/Zelhâ: Mısır azizinin karısı. 

Zelîl(a): Hor, alçak, hakir. 

Zembûr(a): Arı. 

Zemheri(a): Karakış dönemi. 21 

Aralık/31 Ocak arası. 

Zemzeme(a): Ezgili, nağmeli ses. 

Zer(f): Altın. 

Zerk(a):Aldatmak, hile, riyâ. 

Zerre(a): Çok küçük parça, atom. 

Zevâl(a): Son. 

Zeyn(a): Ziynet, süs. 

Zihî(f): Ne hoş ne kadar güzel, ne iyi. 

Zinde: Canlı, kuvvetli. Hayatta. 

Zinhâr(f): Sakın, katiyyen, aman, 

asla. 

Zîr(f): Alt, aşağı. 

Zire(f): Zirâ, çünkü. 

368 Yûnus Emre Dîvânı

Zireklenmek: Anlayışlı davranmak. 

Akıllı hareket etmek. 

Ziyân etmek(a.t): Telef etmek, 

yitirmek. 

Zuhûr(a): Ortaya çıkma. 

Zulmet(a): Karanlık. 

Zûr(f): Kuvvet, güç. 

Zühd(a): Kendisini ibâdete vermek, 

dünyevî şeylerden uzaklaşmak. 

Zühre(a): Çoban yıldızı. Yedi 

gezegenden birisi. Parlaklığı ile 

meşhur olan bu yıldız, üçüncü 

kattadır. Hârût ve Mârût adlı iki 

kötülük meleğiyle birlikte anılır. 

Zü'l-Celâl(a): Celâl sahibi Allah. 

Zülf(a): Uzun saç. 

Zülfekâr(a): Hz. Ali'nin iki ucu olan 

meşhur kılıcı. 

Zünnâr(a): Papazların kuşandıkları 

yün kuşak. 

Dr. Mustafa Tatcı 369

ŞİİR İNDEKSİ

–ELİF– 

01 Sensüz yola girürisem çârem yok adım atmaga 

02 Aşk da‘vîsin kılan kişi hîç anmaya hırs u hevâ 

03 Bir kez yüzün gören senün 'ömrince hîç unutmaya 

04 İki cihân zindânısa gerek bana bostân ola. 

05 Aşk etegin tutmak gerek 'âkıbet zevâl olmaya. 

06 Anmaz mısın sen şol güni gözün nesne görmez ola 

07 İy 'âşıkân iy 'âşıkân ‘aşk mezhebi dindür bana 

08 İy pâdişâh iy pâdişah uş ben beni virdüm sana 

09 Anma mısın sen şol güni cümle 'âlem hayrân ola 

10 Aceb 'aceb ne nesnedür bu derdile firâk bana 

11 Ol kişinün yokdur yâri iş bu cihân zindân ana 

12 Benem ol ‘aşk bahrîsi denizler hayrân bana 

13 Her kim bana agyârısa Hak Tanrı yâr olsun ana 

14 İy pâdişâh-ı Lem-yezel kıldum yönüm senden yana 

–BE– 

15 Aceb bu benüm cânum âzâd ola mı yâ Rab 

16 Ulu ulu günâhlarum yüz komadı bana Çalab 

–TE– 

17 Dîn ü millet sorarısan 'âşıklara dîn ne hâcet 

18 Sen bu cihân mülkini Kâf'dan Kâf'a dutdun tut 

19 Niteligüm soran işit hikâyet 

20 Aşk îmâmdur bize gönül cemâ'at 

–ÇİM– 

21 Gideridüm ben yol sıra yavlak uzamış bir agaç 

–RE– 

22 Gâfil olma aç gözüni hâlüne bak öleni gör 

23 Dün gider gündüz gelür gör niçesi uz gelür 

24 Aşk ile biliş cânlara ezel, ebed olmayısar 

25 Aşk makâmı 'âlidür ‘aşk kadîm ezelîdür 

26 İy beni 'ayıblayan gel beni ‘aşkdan kurtar 

27 Bir kişiden sorgıl haber kim ma‘nîden haberi var

28 İy ‘aşk eri aç gözüni yir yüzine kılgıl nazar 

29 Söylememek harcısı söylemegün hâsıdur 

30 Bu yoklık yolına bugün bize yoldaş olan kimdür 

31 Benem sâhib-kırân devrân benümdür 

370 Yûnus Emre Dîvânı

32 Nisâr ol 'âşık canına ki dost ile visâli var 

33 Ko ölmek endîşesin 'âşık ölmez bâkîdür 

34 Cân bir ulu kimsedür beden anun âletidür 

35 Hak'dan yıgar ol seni nen varısa vir gider 

36 Cânını ‘aşk yolına virmeyen 'âşık mıdur 

37 Ger vuslata irdünise bu derdile firâk nedür 

38 Hakîkatün ma‘nîsin şerh ile bilmediler 

39 Koyup gel nakş u nigâr nakşa yol virme zinhâr 

40 Merdân-ı Hak bu dünyâda maksûdlara kalmadılar 

41 İy bana eyü diyen benem kamudan kemter 

42 İy sözlerün aslın bilen gel di bu söz kandan gelür 

43 İşidün iy ulu kiçi size benüm haberüm var 

44 İsteyelüm iş ıssını bulı görelim kandadur 

45 Muştulanuz 'âşıklara bu ‘aşk ulu devlet olur 

46 Bu vücûdum şehrine her dem giresüm gelür 

47 Yandı yüregüm tutuşdı bagrum cigerüm kebâb durur

48 Senündür pâdişâhlık kudretün var 

49 Hak bir gönül virdi bana hâ dimeden hayrân olur 

50 Benüm gönlüm gözüm ‘aşkdan doludur 

51 İy dost seni severem cân içre yirün vardur 

52 Sensin benüm cânum cânı sensüz karârum yok durur

53 Eydivirem ne kıldugın benüm ile ol dil-pezîr 

54 İy dün ü gün Hak isteyen bilmez misin Hak kandadur 

55 Firâkun bagrumı daglar ne bilsün kadrüni saglar 

56 Eger gerçek 'âşıkısan boynundaki menşûr nedür 

57 Âşıklar ortasında sofîlik satmayalar 

58 Bu semâ'a girmeyen sonına pişmân olur 

59 Aşk erinün gönli dolı pâdişâhun haznesidür 

60 İşidün iy ulular âhir zamân olısar 

61 İy dost bunca kıyl u kâl ne maksûd hod bir haber durur 

62 Ne bilsün bu ‘aşkı usanlar-uyalar 

63 Bu dünyâya gönül viren sonucı pişmân olısar 

64 Evliyâya münkirler Hak yolına 'âsîdür 

65 Bilür misüz iy yârenler girçek erenler kandadur 

66 İşidün iy yârenler ‘aşk bir güneşe benzer 

67 Nâ-gehân cânân ilinden irdi bu câna haber 

68 Türlü türlü cefânun adını ‘aşk virmişler 

69 Bu dünyânun meseli bir ulu şâra benzer 

70 Dost senün ‘aşkun okı key katı taşdan geçer 

Dr. Mustafa Tatcı 371

71 Allah diyelüm dâim Allah görelüm n'eyler 

72 İy pâdişâh iy pâdişâh her dem işin düze durur 

73 Niteki bu gönlüm evi ‘aşk elinden taşa gelür 

74 Sabahın sinlere vardum gördüm cümle ölmiş yatur 

75 Aşkun odı yüregümde neler eyler neler eyler 

76 Miskîn âdem oglanı nefse zebûn olmışdur 

77 Bu dem yüzüm süreturam her dem ayum yeni dogar 

78 Tanrı'yiçün cânum cânı cefâyısa tap dur yiter 

79 Yâr yüregüm yâr gör ki neler var 

80 Aşkıla gelen erenler içer aguyı nûş ider 

81 O 'âlem fahri Muhammed nebîler serveridür 

82 Yir yüzünde gezeridüm ugradum milketler yatur 

83 Ne bakarsın taş kapuda gir içerü neler gezer 

84 Bu dervîşlik duragı bir 'acayib durakdur 

85 İşidün iy yâranlar dem evliya demidür 

86 Aşksuz âdem dünyada bellü bilün yok durur 

87 Gelün sorun bu cânlara sûretleri n'oldı gider 

88 İşit sözümi iy gâfil tanla seher vaktinde tur. 

89 Sensin bize bizden yakın görünmezsin hicâb nedür

90 Hakîkat her vücûdun cânı ‘aşkdur 

91 İlim 'ilim bilmekdür 'ilim kendin bilmekdür 

92 İy dost senün ‘aşkun odı cigerüm pâre baş kılur 

93 Hocam ‘âşık olanlarun işi âh ile zâr olur 

94 Gelmeyen gelmedi sapdı secde eyledi tâpdı 

95 Anca zâr eyler kim şol bülbül eyler 

96 Dervîş olan kişiler deli olagan olur 

97 Dervîşlige kadem uran her ma‘nîde sultân olur 

98 Yine seyreyledi gönlüm dostun cemâlin arzû lar 

99 Erenlerden etek tutan menzil alup Hakk'a yiten 

100 Yirün gögün safâsı Mustafâ'dır 

–ZE– 

101 Bize dîdâr gerek dünyâ gerekmez 

102 Keleci bilen kişinün yüzini ag ide bir söz 

103 Hak cihânda doludur kimsene Hakk'ı bilmez 

104 N'idem ben bu gönül ile benüm ile bile durmaz 

105 Niçeler bu dünyada günâhını yuyamaz 

106 İy bana eyü diyen benem kamudan yavuz 

107 Senünle birligüm senden ırılmaz 

108 Sana her işde iy Kâdir bildük tercemân gerekmez

372 Yûnus Emre Dîvânı

109 Rızıkiçün gussa yime kimse rızkın kimse yimez 

110 Bu bir 'acâyib haldür bu hâle kimse irmez 

111 Ben dervîşem diyen kişi iş bu yola 'âr gerekmez

112 Eger dilüm bendeyise kimse bana nesne dimez 

113 Bu ne dertdür 'aceb dermân belürmez 

114 Hiçbir kişi bilmez bizi biz ne işün içindeyüz 

115 Binde biri bu halkun Rahmân yolına girmez 

116 Gayrıdur bu milletden bu bizim milletümüz 

117 Sûfîyem halk içinde tesbîh elümden gitmez 

118 Yine geldi ‘aşk elçisi yine doldı meydânumuz 

–SİN– 

119 Aşk erine dünyâda çi harîr ü çi palâs 

–ŞIN– 

120 Bilenlere sormak gerek bu tendeki cân neyimiş 

121 Âşık cânına ‘aşk koyan ol bir yüce Sübhânımış 

122 Hak'dan haber geldi yine kullar yarag itsün dimiş 

123 Hakk'ı bulmak isteyenler eylesün nefsini dervîş

124 Erenlerün yolları inceden inceyimiş 

125 Ben derd ile âh iderdüm derdüm bana dermânımış 

–GAYIN– 

126 Ben sevdügüm nigârı n'idem ol benden fârig 

–KÂF– 

127 Yanar içim göyner özüm ben ölümümi anıcak 

128 Şükür Hakk'a kim dost bize eyitdi dost yüzine bak 

129 Gel iy gözüm agla gülmezem ayruk 

130 İy çok kitâblar okıyan sen kim dutarsın bana dak 

131 Biz neye 'âşıksavuz 'âlemler ana 'âşık 

132 Kerem ile bir berü bak nikâbı yüzünden bırak 

133 Ma‘nâ bahrine dalduk vücûd sırrını bulduk 

134 Muhammed'e bir gice Çalab'dan indi Burâk 

–KEF– 

135 Dost yüzine bakmaga key safâ nazar gerek 

136 Müsülmânam diyen kişi şartı nedür bilse gerek 

137 Dünyaya gelen kişiler yola bile gelmek gerek 

138 Evvel bize vâcib budur hoş hulk ile 'amel gerek

139 Bu dünyaya gelen kişi âhir yine gitse gerek 

140 Gel iy dervîşlik isteyen eydem sana n'itmek gerek 

141 N'idelüm bu dünyâyı neyleyüp n'itmek gerek 

Dr. Mustafa Tatcı 373

142 Dervîş olan kişinün dirligi arı gerek 

143 N'iderüz dirlik suyın biz cânı yagmaya virdük 

144 Ne söz keleci dirisem dilüm seni söyleyicek 

145 Çalap nûrdan yaratmış cânını Muhammed'ün 

146 Nişânı bu benzi saru gözleri yaşdur 'âşıkun 

147 İy su kandan gelürsin vatanun kanda senün 

148 Ger uluya irdünise sûret nakşı nendür senün 

149 İy niçe selâtinler zebûnı dervîşlerün 

150 Dost diridüm istegüm dermânıdur 'âşıklarun 

–LAM– 

151 Kul pâdişâhsuz olmaz pâdişâh kulsuz degül 

152 Ata belinden bir zamân anasına düşdi gönül 

153 Yavlak 'aceb geldi bana dünya içinde işbu hâl 

154 Gerekmez dünyayı bize çünki bâkî bünyâd degül 

155 Kogıl bu dünyâ bezegin bu dünyâ yil durur hayâl

156 Dervîşlik makâmı hâl içinde hâl 

157 Aşksuzlara virme ögüt ögüdünden alur degül 

158 Ma‘nâ eri bu yolda melûl olası degül 

159 Eyâ gâfil aç gözini gönlün yavlak uzatmagıl 

160 Yoldaş olalum ikimüz gel dosta gidelüm gönül 

161 N'ola gelsen şimden girü fesâdı terk isten gönül 

162 Dervîşlik didükleri hırka ile tâc degül 

163 Senün ben dimekligün ma‘nâda usûl degül 

164 Müşkili hâlleylemek degmenün işi degül 

165 Cânlar fedâ yoluna bu cân kayusı degül 

166 Bir kez gönül yıkdunısa bu kıldugun namâz degül 

167 Tehî görmen kimseyi hîç kimesne boş degül 

–MİM– 

168 İy yârânlar iy kardaşlar sorun bana kandayıdum 

169 İy yârânlar iy kardaşlar sorun bana kandayıdum 

170 Ben bende buldum çün Hakk'ı şekk ü gümân nemdür benüm 

171 Ben bunda garîb geldüm ben bu ilden bîzâram 

172 Ben bu cihâna gelmedin sultân-ı cihândayıdum 

173 Uş gine geldüm ben bunda sır sözin 'ıyân eyleyem 

174 Cümle 'âlem terkin urup ben dost terkin urımazam 

175 Ben bir 'aceb ile geldüm kimse hâlüm bilmez benüm 

176 Kaçan kim ben beni bildüm yakîn bilkim Hakk'ı buldum 

177 Haber eylen 'âşıklara ‘aşka gönül viren benem 

178 Ezelî bu ‘aşkı ben bu mülke sürüp geldüm 

374 Yûnus Emre Dîvânı

179 Benüm bunda karârum yok ben bunda gitmege geldüm 

180 Ne dirisem hükmüm yürür elümde fermân tutaram 

181 Cânum ben andan bunda ezelî 'âşık geldüm. 

182 Dost elinden ölürisem güle güle girü gelem 

183 Bin yıl eger vasfın diyem bir zerresin tüketmeyem 

184 Sensin Kerîm sensin Rahîm Allah sana sundum elüm 

185 Muhammed ile bile Mi'râc'a çıkan benem 

186 Hak Çalab'um Hak Çalab'um sencileyin yok Çalab'um 

187 Benüm cânum uyanukdur dost yüzine bakan benem 

188 Aldı benüm gönlümi n'oldugum bilimezem 

189 Aşkun şarâbın içeli kandalıgum bilimezem 

190 Aceb degül seniniçün ger cân fedâ kılurısam 

191 Tehî görmen siz beni dost yüzin görüp geldüm 

192 İy yârânlar tınman bana ben yine n'oldum bilmezem 

193 Evvel benem âhir benem cânlara cân olan benem 

194 Ka'be vü büt-îmân benem çarh uruban dönen benem

195 Evvel kadîm önden sona zevâli yok sultân benem 

196 Andan berü gönildüm dost ile bile geldüm 

197 Erenlerün himmetini ben bana yoldaş eyleyem 

198 Hîç bilmezem kezek kimün aramuzda gezer ölüm 

199 İy kamu derd ehli gelün derd benem ü dermân benem 

200 İy gönül bize kerem kıl bile seyrân idelüm 

201 Bu fenâ mülkinde ben niçe niçe hayrân olam 

202 Ben seni sevdügümi işitsinler hâs u 'âm 

203 Beni anmaklıga benden farîgvam 

204 Her kancaru dönerisem ‘aşk iledür işüm benüm 

205 Ben ol yârı sevdügümi niçe bir gizleyübilem 

206 Niteki ol ma‘şûk ile ben râzumı bir eyleyem 

207 Teferrüc eyleyü vardum sabâhın sinleri gördüm 

208 Hak'dan nazar oldı bana Hak kapusın açar oldum 

209 Kanı bana sabr u karâr senün sözüni dinleyem 

210 Dostdan bana haber geldi turayım andan varayım 

211 O Kâdir-i Kün feyekûn lutf idici Sübhân benem 

212 Bu cümle erkânı koyup birlik yolın tutan benem 

213 İy dost ‘aşkun denizine girem gark olam yüriyem

214 Ger râzumı söylerisem kimse dilüm bilmez benüm 

215 Senden gelür cevr ü cefâ ben âh u vah itmeyeyüm

216 İy ehl olan eydün bana ben niçesi dolanayım 

217 Dost bakalı yüzüme ben şehi görüp geldüm 

Dr. Mustafa Tatcı 375

218 Zamân geçdi devir döndi salâdur kudse gidelüm 

219 Yüz bin cefâ kılsan bana senden yüzüm döndürmezem 

220 Ben bu yurtlu degülem bunda durup n'iderem 

221 İlk adım Yûnus'ıdı adımı 'âşık takdum 

222 Girdüm ‘aşkun denizine bahrileyin yüzer oldum 

223 Bu cihâna gelmeden ma‘şûk ile bir idüm 

224 Beni bunda viribiyen bilür ben ne işe geldüm 

225 İy dervîş diyen bana nem durur dervîş benüm 

226 Denizler olsa bir kadeh susalıgum kanmaz benüm 

227 Eyle sanman siz beni kendözümden gelmişem 

228 Eyyûb'am dil mübtelâyam derde dermân isterem 

–NUN– 

229 Kullıkdan ırak olma sultân göresin bir gün 

230 Bugün sohbet bizüm oldı bize bizüm diyen gelsün

231 Biz dünyadan gider olduk kalanlara selâm olsun 

232 Ol göz ki seni gördi ol niye nazar itsün 

233 Evvel kadîmden geldüm yir gök yaradılmazdan 

234 Gözüm seni görmegiçün elüm sana irmegiçün 

235 Niçün sen nefs-i emmârı bu gafletden uyarmazsın

236 Dîn ü milletden geçer ‘aşk eserini tuyan 

237 Bu dervîşlik yolına ‘aşkıla gelen gelsün 

238 Fânî dünyâyı n'eylerler Allah sevgüsi var iken 

239 Dervîşlerün yolına sıdk ile gelen gelsün 

240 Şükür şükür ol Çalab'a maksûduma irdüm bugün 

241 İy yârânlar iy kardaşlar ecel ire ölem birgün 

242 Sûretden gel sıfata yolda safâ bulasın 

243 Çarh-ı felek yo idi cânlarumuz var iken 

244 Giderem 'aklum başumdan şaşuban 

245 Gönül hayrân olupdur ‘aşk elinden 

246 Zinhâr virmegil gönül dünyâ pâyına bir gün 

247 Andan yigrek ne vardur kişi bile kendözin 

248 Lâ-şerîkden okursın sonra şerîk katarsın 

249 Hak bir gevher yaratdı kendünün kudretinden 

250 Egriligün koyasın dogrı yola gelesin 

251 Gelün bugün yanalum yarın yanmamak içün 

252 Aşk ilinün haberin disem işide misin 

253 Dalayın ‘aşkun bahrine gavvâs olayın bir zamân 

254 Âşıklara ne diyem ‘aşk haberinden şîrîn 

255 Sen cânundan geçmeden cânân arzû kılursın 

376 Yûnus Emre Dîvânı

256 İlmünde gark oluban ben beni bilimezin 

257 Bunca gönüller alan cihâna sultân mısın 

258 Bu 'ömrüm yok yire harc itmişem ben 

259 Dost yüzini göricegez niçe karâr kılsun bu cân 

260 Ol dürr-i yetîmem ki görmedi beni 'ummân 

261 Ol cân kaçan öliser sen ana cân olasın 

262 Aceb oldı hâlüm bu ‘aşk elinden 

263 Gönül usanmadun sen bu seferden 

264 Dîn ü millet kodurdı ol benüm gönlümi alan 

265 Erenlere muhib iken yâ münkir oldugun neden 

266 Ol dost bize gelmez ise ben dosta girü varayın 

267 İy gönül bir dem bir vakit dünyâdan usanmaz mısın 

268 Şöyle hayrân eyle beni ‘aşkun odına yanayın 

269 İlâhî bir ‘aşk vir bana ben benligüm bilmeyeyin

270 Taşdun yine deli gönül sular gibi çaglar mısın 

271 Cânlar cânını buldum bu cânum yagma olsun 

272 Anup kıyâmet günini aglaşalum ol gün içün 

273 Sübhân bizi uyarısar niçe zamân yatmış iken 

274 Hey yârânlar hey kardaşlar nice'deyin n'ideyin ben 

275 Yokdur bende 'amel tâ'at ben n'ideyüm n'eyleyeyin 

276 İy benüm 'ömrüm kuşı kanda varasın bir gün 

277 Aceb şu yirde var m'ola şöyle bir garîb bencileyin 

278 Kanda bulam isteyüben iy gönül beni kandasın 

279 Eger ‘aşkı seversen cân olasın 

280 İy dost seni sevelden 'aklum gitdi kaldum ben 

281 Ol vaktin bir olasın ayrılıkdan kalasın 

282 İlâhî derdümün dermânı sensin 

283 İy gönlümün eglencesi eyit bana n'eyleyeyin 

284 Ayurma beni senden yaradan 

–VAV– 

285 İy yârânlar iy kardaşlar korkaram ben ölem diyü

286 Dost gönlümi yagmaladı n'olsa gerek şimden girü

287 Mansûr-vâr oldum bugün ber-dâr iden gelsün berü

288 İy bizümle yâr olup dosta giden gelsün berü 

289 Benem zârî kılan şol yâre karşu 

290 Severem ben seni cândan içerü 

291 Düşdi ögüme hubbül-vatan gidem hey dost diyü diyü 

–HE– 

292 Hak'dan gelen şerbeti içdük el-hamdüli'llah 

Dr. Mustafa Tatcı 377

293 Zinhâr gönül evinde tutma yavuz endîşe 

294 Hoşdur eger yürürisem ‘aşk odına yana yana 

295 Vücûd bir binâ durur sırr-ı hikmet içinde 

296 Âşık oldum erene irmegile 

297 Gönül nite dolana ma‘şûkın bulmayınca 

298 Vasf-ı hâlin eydiserem vuslat hâlin bilenlere 

299 Miskînlikden buldılar kimde erlik varısa 

300 Bir söz diyeyin sana dinle cânun varısa 

301 İy kopuz ile çeşte aslun nedür ne işde 

302 İstedügümi buldum eşkere cân içinde 

303 Cân olgıl cân içinde kalma gümân içinde 

304 Dervîş olan kişiler 'aceb nite dirile 

305 On sekiz bin 'âlem halkı cümlesi bir içinde 

306 İsrâfîl sûrı ura yir yüzi divşürile 

307 Kimse döymez bu nazara ‘aşkıla kim pençe ura 

308 Âşıklar dostı koyup kanda vara 

309 Var derd ile yan yüri dermâna irişince 

310 Bî-mekânam bu cihânda menzilüm duragum anda 

311 Uş yine nazar oldı bu bizüm cânumuza 

312 Yine bu bâd-ı nev-bahâr hoş nev'ile esdi yine 

313 Bu dünyânun misâli benzer bir degirmene 

314 Tutgıl bir Tanrı hâsını gel ikrâr it erenlere 

315 Sana direm iy velî tur irte namâzına 

316 Bir imâret göster bana kim sonı vîrân olmaya 

317 Ben dost içün aglarısam gözüm yaşını kim sile 

318 Zihî şîrîn hulu dilber ki bu dem duragı cânda 

319 Ma‘nâ berâtın alduk uş gine elümüze 

320 Görünün hâli döner nişânsuz bî-nişâna 

321 Muhammed'ün medhini idelüm baş üstine 

322 Hak yolını gözler isen gel yanalum dostlar ile 

323 Kimün nesi var kim sana vire kılınç yorutmaya 

324 Her kime kim dervîşlik bagışlana 

325 Aklum başuma gelmedi ‘aşk şarâbın tatmayınca 

326 Âşıkları Tamu'ya yandurmaya 

327 Bir şâha kul olmak gerek hergiz ma'zûl olmaz ola 

328 İy ‘aşk delüsi olan ne kaldun perâkende 

329 Aşk odı düşdi cânuma yakup beni yandurmaga 

330 İçümde bir derd oldı diyeyin dervîşlere 

331 Âşık-ı zinde kulun hükmi geçer cânlara 

378 Yûnus Emre Dîvânı

332 Âşık oldum bugün meydân içinde 

333 Kimseye düşmântutmazuz agyâr dahı yârdur bize 

334 Bir 'acâyib ‘aşk geldi bende bu hâl üstine 

335 Gitdi bu kış zulmeti geldi bahâr yaz ile 

336 Sen bu cihân mülkine geldüm gelmedüm dime 

337 Âlem düşmânolurısa beni dostdan ırımaya 

338 Dirligüm neyidügin eydeyin kıldan kıla 

339 Ma'şûkumı isteyü iş bu cihân içinde 

340 Bir söz geldi dilüme eydem ölüm üstine 

341 San'atun yigregi çün namâzımış hoş pîşe 

342 Bir ay gördüm bu gice kamu burclardan yüce 

343 Yine yaz günleri geldi söyle bülbülcügüm söyle 

344 Aşkun ile 'âşıklar yansun yâ Resûllallah 

345 Dostdan haber kim getürdi sorun seher yellerine

346 Kandayıdun kandan geldün dîvâne 

347 İçün taşun murdâr iken ‘aşk n'eylesün senünile 

–YE– 

348 Kime ki dost geregise eydeyim ne kılasını 

349 Bana namâz kılmaz diyen ben kıluram namâzumı 

350 Allah sana viribiye bir gün ecel serhengini 

351 Su'âlüm var tapuna iy dervîşler ecesi 

352 Hak nûrı 'âşıklara herdem nüzûl degül mi 

353 Aşk bâzirgânı ser-mâye cânı 

354 Kaçan kim ol dilber benüm gözlerüme tutaş oldı 

355 Yir gök yaradılmadın Hak bir gevher eyledi 

356 Çalap Âdem cismini toprakdan var eyledi 

357 Âşık mıdur ol ma‘şûk içün virmeye cânı 

358 Biz bizi bilmezidük bizi kendüden eyledi 

359 Bencileyin gören kişi ben sevdügümün yüzini 

360 Dostdan haber soran kişi güzâf degül dostun işi

361 Girü durur yoklıkdan kamularun baylıgı 

362 Ol Çalab'umun ‘aşkı bagrumı baş eyledi 

363 Ol dost benden yana hîç bilmezin niçe bakdı 

364 Banladı ol mü'ezzin turdı kâmet eyledi 

365 Tecellîyâtun nûrına döymez vücûdum dagları 

366 Doldur kadeh sungıl bize ‘aşk şarâbından iy sâkî 

367 Biz uludan işitdük evvel er yaratıldı 

368 Sana 'ibret geregise gel göresin bu sinleri 

369 Ol geçüdün korkusı uş beni yoldan kodı 

Dr. Mustafa Tatcı 379

370 Ben bende seyr ideriken 'aceb sırra irdüm ahî 

371 Evvel dahı varıdı cânumda bu ‘aşk odı 

372 İki cihânı unıdur sana gönül viren kişi 

373 İşidün iy yârânlar eve dervişler geldi 

374 Dînün îmânun varısa hor görmegil dervîşleri 

375 Menzili ırak bu yolun bu yola kim varası 

376 Aşkun odı düşdi câna eritdi yürek yagını 

377 Gerçek 'âşık olanlarun hemen dostı sever cânı 

378 Erenler biz denizdür 'âşık gerek dalası 

379 Pâdişâhlar pâdişâhı ol Ganî 

380 Niçe bir besleyesin bu kaddile kâmeti 

381 Aşkun aldı benden beni bana seni gerek seni 

382 Dilsüzler haberini kulaksuz dinleyesi 

383 Nasîhat kandîlinden bir işâret göründi 

384 Ömrüm beni sen aldadun âh n'ideyin 'ömrüm seni 

385 Bu ne gülecek yirdür aglasana key katı 

386 Kime gönül virdümise benüm ile yâr olmadı 

387 Müsülmânlar zamâne yatlu oldı 

388 Geldi geçdi 'ömrüm benüm şol yil esüp geçmiş gibi 

389 Eşkere kıldum bugün pinhânumı 

390 İy yârenler eydimezem cânum neye daldugını 

391 Erenlerün gönlinde ol sultân dükkân açdı 

392 Bülbül-i haste gül yüzün gördi 'arasât eyledi 

393 İsteridüm Allah'ı buldumısa ne oldu 

394 Andan berü kim ‘aşkun benümle yoldaş oldı 

395 Aşk ile isteridük yine bulduk ol cânı 

396 İy dünyâya aldanan hayırla ihsân kanı 

397 Bakdugum yüzde gördüm O Tapdug'um nûrını 

398 Helâl kıldı ma‘şûka 'âşık kendü kanını 

399 İy yârânlar iyi kardaşlar görün beni n'itdüm ahî 

400 Yine yüzüni gördüm yine yüregüm yandı 

401 Müslümânlar kim görmişdür 'âşık tevbe itdügini 

402 Bu ‘aşk denizine dalan hâcet degül ana gemi 

403 Yort iy gönül sen bir zamân âsûde fârig hoş yüri 

404 Gönlüm düşdi bir sevdâya gel gör beni ‘aşk n'eyledi 

405 Yok yire geçürdüm güni âh n'ideyüm 'ömrüm seni 

406 Bir sâkîden içdük şarâb ‘Arş’dan yüce meyhânesi

407 Çıkdum erik talına anda yidüm üzümi 

408 Dost yüzini göricegez artar gözlerümün nûrı 

380 Yûnus Emre Dîvânı

409 Ne kim senün cevrün ile geçürmişem ben günümi 

410 Girçek 'âşık oldunısa gel ‘aşk kitâbından okı 

411 Zihî deryâ ki katreden görindi 

412 İş bu vücûd bir kal'adur 'akıl içinde sultânı 

413 Niçe yıllar 'ömür sürdüm anca aglayuban güldüm 

414 Berk yapışdun şol dünyâya koyup gitmeyesin bigi

415 Dostı gerçek sevenlerün dosta ulaşur cânları 

416 Nâgâh yagma eyledi ‘aşk odı cânumuzı 

417 Yâ ilâhî ger su'âl it sen bana

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Pırlantalarda Geçen Şiirler

Fâniyim, Fâni Olanı İstemem Fâniyim, fâni olanı istemem, Âcizim âciz olanı istemem Ruhumu Rahmân’a teslim eyledim, gayri istemem! İsterim, f...