29 Ağustos 2022 Pazartesi

kk

 Dipnot-1

"Hamd o Allah'a mahsustur ki, kuluna kitabı dos doğru bir şekilde indirmiş ve o kitapta hiçbir tezat ve eğriliğe yer vermemiştir." Kehf Sûresi, 18:1-2.

Dipnot-2

"Elif lâm râ. Bu bir kitap ki, insanları inkâr karanlıklarından iman nuruna çıkarman için sana indirdik." İbrahim Sûresi, 14:1.

Dipnot-3

"Ey Rabbimiz! Eğer unutur veya hata edersek bizi onunla hesaba çekme." Bakara Sûresi, 2:286.

Dipnot-4

"Ey Rabbimiz! Bizi hidayete eriştirdikten sonra kalblerimizi tekrar sapıklığa meylettirme." Âl-i İmrân Sûresi, 3:8.

Dipnot-5

"Ey Rabbimiz! Duamızı kabul buyur. Muhakkak ki Sen herşeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla bilensin." Bakara Sûresi, 2:127.

Dipnot-6

"Tevbemizi de kabul et. Şüphesiz ki Sen tevbeleri çokça kabul edersin ve rahmetin herşeyi kuşatmıştır." Bakara Sûresi, 2:128.

Dipnot-1

Selâm, hüdâya tâbi olanların üzerine olsun! Levm ve itab da hevâya tâbi olanlara olsun!

Dipnot-2

"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin." Bakara Sûresi, 2:32.

Dipnot-3

Allahım! Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin zâta ve bütün âl ve ashabına salât ve selâm et. Âmin.

Dipnot-2

"Biz ona şiir öğretmedik." Yâsin Sûresi, 36:69.

Dipnot-1

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Âlemlerin rabbi olan Allah'a hamd, Peygamberlerin Efendisi olan zâta ve onun bütün âl ve ashabına salât olsun.

Dipnot-2

"Ondan başka asla ilâh yoktur." Âl-i İmran Sûresi, 3:18; Tevbe Sûresi, 9:129; Hûd Sûresi, 11:14.

Dipnot-1

"De ki: O…" İhlâs Sûresi, 112:1.

Dipnot-2

Ondan başka o yoktur.

Dipnot-3

Ondan başka görünen birşey yoktur.

Dipnot-4

"Allah birdir." İhlâs Sûresi: 112:1.

Dipnot-5

Ondan başka kendisine ibadet edilen kimse yoktur.

Dipnot-6

"Allah Samed'dir; herşey Ona muhtaçtır, O ise hiçbir şeye muhtaç değildir." İhlâs Sûresi: 112:2.

Dipnot-7

Ondan başka yaratıcı yoktur.

Dipnot-8

Ondan başka eşyanın varlığını devam ettiren yoktur.

Dipnot-9

"O doğmamıştır." İhlâs Sûresi, 112:3.


Dipnot-1

"Seni her türlü noksan sıfattan tenzih ederiz, ey Rabbimiz! Sen ezelî Kadîrsin ve celâl sahibisin."

Dipnot-2

"Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir." Lokman Sûresi, 31:28.

 Euzu billahi mineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim elhamdülillahi rabbil alemin vessalatu vesselamu ala rasulina Muhammedin ve ala alihi o sahbihi ecmain Rabbişrahli sadri illallah Allahu kasıyorum .

billahi Muhammed'in Sallallahu teala Aleyhi ve Sellem Allahümme
Muhterem Hazirun bugün kur'an-ı Kerim'in asrımızda günümüzde yanlış yorumlamaları ve bu yanlış yorumlamalardan sadece literal lafzi okumalarla alakalı sizlerin karşısında olacağım bu konuyu izah etmeye çalışacağım Müsaade ederseniz önce konu başlıklarımıza bir göz atmak istiyorum .
bu konularda neler var biraz onlardan bahsetmek istiyorum Öncelikle bir giriş bölümümüz var ardından İslam fıkının İslam hukukunun geçirdiği tarihsel süreçlerden bahsetmek istiyorum .
Zira bu süreçleri Eğer bilmezsek bugünkü konumuzu çok iyi anlayamayacağımızı düşünüyorum .
ardından günümüzde iki tane temel yaklaşım var Kur'an tefsiri Kur'an anlama dini anlama dini yaşama gayretiyle onlardan bahsedeceğim ardından kur'an-ı Kerim'i nasıl doğru anlayabiliriz bunun ipuçlarını vermeye gayret edeceğim bazı literal lastiği okumalardan örnekler vereceğim ardından da sonuçlar koyarak ortaya bugünkü programımızı Allah'ın izni ve keremiyle bitirmeye gayret edeceğiz toplumlar karşılaştıkları sorunlarını çözebilmek amacıyla Tarihsel süreç içinde örgütlenerek bir araya gelmiş İnsanların oluşturduğu birimlerdir toplumlar hizmet de hizmet hareketi de bir sosyolojik yapıdır ve temellerini birtakım sosyolojik temellerden alır toplum ortak bir coğrafi mekanda olur hizmet toplumu doğup büyüdü ve geliştiği Coğrafyadan mahrum olmanın buhranını yaşamaktadır .
bu günlerde normal bir Müslüman toplumda yaşarken dünyanın pek çok yerine dağılan ve gayrimüslim toplumda ayakta kalma mücadelesi verirken bir takım bir takım yeni meselelerle karşılaşılmaktadır .
bu problemlerin pek çoğu yeni problem olmamasına rağmen yeni bir farkındalıkla ortaya çıkan veya muhataplarının hatırlatması ile ortaya çıkan problemlerdir bu problemlerin çoğu hizmet hareketini Has problemler de değil doğrudan İslam'ın veya Müslümanların İslam'ın yorumlarıyla alakalı problemlerdir ikinci olarak bu konuyla alakalı şunu söyleyebiliriz .
yeni fark edilen veya sorgulanan hadiseler yetişkinleri etkilediği gibi gençleri daha çok etkilemek etkilemektedir .
göçmen anne babalar Bunu zaten evlerinde görüyor Ve hissediyorlardır çocuklar anne babalarının dini kimliklerinden utanıyorlar onlarla zaman geçirmek istemiyorlar okuldaki ya da mahalledeki arkadaşları gibi olmak istiyorlar onlar gibi giyinmek istiyorlar partilere gitmek istiyorlar madde kullanmak istiyorlar kız erkek arkadaş karışıklığı istiyorlar daha küçükleri Cadılar Bayramı gibi Şükran Günü gibi Noel kutlamak gibi bir takım istekleri var helal harama dikkat etmek istemiyorlar modern dünyanın kendilerine sundukları ne varsa tatmak istiyorlar Bu bizlere Ebeveynler olarak ne kadar acı da olsa gerçek şu ki bizler birinci kuşak isek ikinci kuşak bizden tamamen farklı bir Dünyanın içinde nefret etmekte ve büyümektedir .
üçüncü olarak ise asrımızda İslam'ın tertemiz çehresine sürülmüş terör gibi Kara lekeler var çözüm bekleyen bir sürü problem Biz yetişkinleri taklit olarak taklit ederek ayakta tutmasına rağmen gençleri ayakta tutmaya Bu taklit maalesef yetmiyor Gençler bu yeni hayatlarında pek çok soruya muhatap olmakta cevap bulamamakta ya kısa yoldan ailesinin kimliğini reddetmekte ya bunalıma düşmekte ya ailesiyle irtibatını kesmekte en basitinden İslam'ın binlerce yıllık mütesebatını kısayoldan reddedip kendisini Deist hissetmekte ateist hissetmekte vesaire vesaire söyleyebiliriz .
Şimdi bunlar Esasen bu konuştuğumuz şeyler ortak özellikleri bu Söylediğim şeylerin tamamının ortak özelliği İslam fıkhının İslam hukukunun ortak problemleridir .
ve İslam hukukunun geçirdiği tarihsel süreci bilmemizde fayda vardır Öncelikle Mekke döneminde hicretten önce sosyal ilişkilerin düzenlenmesinden çok inanç gibi ibadet ve ahlak konuları üzerinde Durulmuş bir anlamda fıkı için altyapı oluşturulmuştur Resulü Ekrem Efendimizin toplum lideri olarak benim davet edildiği Medine'de ise İslam Allah fert ilişkileri yanında sosyal hayatı da düzenlemeye yönelmiş bir taraftan ibadetler Cihat aile miras Diğer taraftan anayasa Medine vesikasıyla ceza hukuku muhakeme usulü muamelat devletler arası münasebetler gibi birtakım hüküm ve Kaideler de Medine döneminde ortaya konmuştur Medine döneminde asıl olan ilahi'nin açıklanmasını gerektiren bir olay meydana geliyor ve veya sorular soruluyor bunun üzerine bir ayet nazil oluyor yahut Efendimiz o konu ile alakalı hükmü bildiriyor O da yani Efendimiz de kendi sözü ve üslubu ile yani sünnet çerçevesinde hükmü Açıklıyor ya da uyguluyordu bazen vahiy de gelmiyor Efendimiz Allah'ın iradesiyle ilgili kendi irfanı ve tecrübesine dayanarak içtihad ediyor ve o konuda karar veriyordu Eğer bu konuyla alakalı bir düzeltme gerekiyorsa Allahu Teala onu ayeti kerimeyle düzeltiyordu kur'an-ı Kerim'de senden soruyorlar ifadesi 15 yerde geçmektedir .
ve bunların 8 tanesi de İslam Hukuku yani fıkıhla alakalıdır iki yerde de geçmektedir .
Yani senden fetva istiyorlar ifadesi geçmektedir .
kur'an-ı Kerim'de Peki Efendimizden sonraki dönemde nasıldı bu işler kule Fair raşidin Devri diye bildiğimiz devirde ise dini hayatın İslam'ın insanlığa getirdiği inkılabın adeta Tekamül Olgunlaşma dönemidir .
Bu dönemde her şey din için dinin amaçlarını gerçekleştirmek içindir Emeviler döneminde yani hulefârü siyasi istikrar ve maddi gelişme almaya başlamış kültürlerin birbirine karışması saltanatın ve siyasi baskıların doğurduğu muhalefet özellikle fıkhın kamu hukuku alanında yeni düşünce ve teorilere zemin hazırlamıştır .
hulefa-i raşidin döneminin döneminde fıkhın kaynakları bakımdan önemli olan gelişmelerden biri bu dönemde Efendimiz darbe kayaya irti haliyle Vahyin kesilmesi olmuştur vahiy kesildikten sonra sahabe içtihadının Hazreti Peygambere Arzı ve tasvibinin alınması imkanının ortadan kaldırmıştır .
Böylece bundan sonra fıkıh kitap ve sünnetin sınırlı nasları ile Rey içtihadına dayanmaktadır .
bu rein ne olduğunu izah etmek gerekir .
Bu devirde Rey kitap ve sünnetin hükmünü açıklamadığı meseleleri nasların parça parça veya bütün olarak açıklamalarına dayanıp bunlar üzerine kendi düşüncelerini ortaya koymalarına Rey denir bu defa-ı olgunluk dönemidir .
ardından gelen Emeviler Dönemi 5 halife sayılan Hazreti Hasan'ın Hz Muaviye lehine hilafetten çekilmesi ile başlayan ve 132 yılına kadar Hicri 132 yılına kadar süren Emeviler daha devrinde sahabe nesli zamanla ahirete ihtilal etmiş vefat etmiş ve bunların yerine de tabiin nesli almıştır .
Hz Ömer'in Kur'an bilgisini yaygınlaştırmak ve onay yabancı unsurların karışmasına engel olmak için yasakladığı hadis yazımı hadis rivayeti Ondan sonra Hz ömer'den sonra Hz Ömer dönemi sonrası sahabilerin İslam dünyasına dağılmaları ve gittikleri yerde Hz peygamberden gördüklerini işittiklerini nakletmeleri sebebiyle Yeniden başlamış Bu arada çeşitli maksatlarla hadis uydurma olayı da baş göstermiştir hulefai raşidin devrinden farklı olarak Emeviler döneminde bilhassa kamu hukuku alanında kitap ve sünnetin lafız ve ruhundan sapmalar görüldüğü gibi o dönem ıtimayı hayatın yaşayan sünnet olma niteliği de bir hayli zayıflamıştır Bu durumun yaygınlık kazanmasının İslam'a zarar vereceğini düşünen sahabe ve tabiinin hicaz'da özellikle Medine'de toplanarak sahih hadisleri derlemeye toplamaya çalışmalarıdır Emeviler döneminden sonra gelen Abbasiler dönemi ise fıkıh için İslam Hukuku için adeta bir olgunluk Zirve çağıdır gibi bir dava ile iktidara Talip olduklarından halifeler görünüşte de olsa hem din hem de Dünya işlerinde Allah resulünün halifesi ve Müslümanların başkanı sıfatıyla davranıyorlardı bunun sonucu olarak din ulemasının söz fiil düşünce ve inançlarıyla da yakından ilgileniyorlardı ve mezhepler bu dönemde ortaya çıkmıştır .
Nitekim Ebu Cafer el Mansur siyasetine test düşmeyen alimlere büyük ihsanlarda bulunmuşlardır öte yandan imam-ı Azam gibi büyük zatlar da bu dönemde muhalefete kaldıkları içinde zarar görmüşlerdir bunu da bilmekte fayda var Abbasilerin son zamanları ile Selçuklular dönemine kadar ki dönem ise adeta İslam hukukunun bir duraklama dönemidir .
Merkezi Otoritenin sarsılması ve birçok İslam devletinin kurulması bu devletler arasındaki dostane veya hasma ne münasebetler çeşitli kültürlerin karşılıklı etkileşiminin meydana gelmesi hak ve batıl birçok fikir cereyanının inanç ve düşüncenin ortaya çıkıp yayılması gibi amirler İslam toplumunda düşünce ve kültür hayatını ve ilmi gelişmeleri hem olumlu hem olumsuz yönden etkilemiş Bununla birlikte bu dönemde fıkıh ilminde Tekamül yükselme grafiğinin Yükselişi durmuş hatta aşağıya doğru seyretmiştir diyebiliriz .
fıkıhla meşgul olan alimlere halkın kendilerini içtihada terk etmişler içtihadın terk edildiği bir dönemdir bu kendilerinden önceki müctehidde bağlanma dönemidir .
aynı zamanda kendilerinden önceki müstehitlerin Rey ve içtihatlarını vahiy gibi bağlayıcı telakki ettikleri kısaca altını çizerek söylüyorum .
bu dönem taklit dönemidir .
taklitten öte geçip de yenilik ortaya konulamayan yani İhtiyat kapısının kapandığı ve adeta kendinden öncekilerin içtihatlarıyla yaşanmaya başlayan bir dönemdir ki bu dönemin en önemli özelliği günümüze kadar devam etmesidir ardından bir Moğol İstilası sarıyor İslam toplumunun Moğol İstilası bin yüzlü yıllarda başladığına göre günümüze kadar yani günümüze yüz sene önce Mecelle'nin yazılmasına kadarki dönem ise adeta İslam hukukunun gerileme çağıdır bu dönemde en ufak bir şey yapılmamıştır .
hukuk ilmi ve kurumları gelişme göstermemiştir yönetim ve devletin etkisinde kalmıştır ilhamlıların Müslüman olmasıyla Gasan dönemine kadar da yapılmamış bir şey bundan sonra da İslam Hukuku değil Cengiz yasaları İslam toplumunda hakim olmuş halkı şahsi ve dini işlerinde serbest bırakmışlar halk ve fıkıhçılar kendilerinden önce Neşet etmiş mezheplere bu dönemde sımsıkı sarılmışlar bu mezhepleri meşru savunma aracı olarak kullanmışlar içtihada ve Mezhepler arası iletişime de tamamen kapanmışlar Dolayısıyla zaman zaman taassup da ortaya çıkmış mezheplerin müstehitleri ve müstehitlerin talebeleri arasında mezhepler arasında diyalog da tamamen kesilmiş Fakih yetiştiren Medreselerin orada yetişen hocaların yazdığı kitapların okunması terk edilmiş onların yerine hazır hüküm fetva bildiren bilgiler içeren delile dayanmayan tahlile dayanmayan tartışması olmayan nakil kitapları ortaya çıkmıştır .
bunlarla amel edilir bunlarla okunur Bunlar nakledilir hale gelmiş mecelle'ye kadar Mecelle'nin yani Osmanlı'nın son dönemi 1800'lerin sonuna kadar bu böyle devam etmiş Mecelle yazıldıktan sonra fıkıhta bir uyanma bir canlılarına başlamış Mısırda Cemalettin efkanî gibi Muhammed Abdullah gibi Reşit Rıza gibi insanlar yeni yeni farklı şeyler söylemeye başlamışlar Hindistan'dan Fas'a kadar kazandan yemene kadar ki İslam coğrafyasının çeşitli yerlerinde müesseselerinde yeni içtihata gerek olduğu ihtilat kapısının kapalı olmadığı yeni şeyler söylemek lazım geldiği gibi bir takım görüşler ortaya çıkmış ve mecelle'den günümüze kadar ki dönemden sonra günümüze gelindiği ise gelindiğinde ise ister toplumsal nitelikli isterse teknolojik veya coğrafi nitelikli olsun Tüm değişimlerin insana etkilediği tartışılmaz bir gerçektir Örneğin göç işsizlik gibi sosyal sonuçları olan ve bu sonuçlar insanları değiştirdiği gibi insanların zihinlerini değiştirdiği gibi coğrafyayı da düzensiz şehirleşme gecekondullaşma istihdam problemi gibi pek çok problemle beraber coğrafi bozulmalara bile sebep olmuştur Ayrıca kültürel etkileşme en önemli şeylerden birisi kültürlerin karşı karşıya gelmesidir .
İşte bu dini alanda kültürlerin dini kültürlerin karşılaşması günümüzde Şu son 5-6 yılda yaşadığımız en önemli hadiselerden birisidir .
kültürün en önemli unsuru dinse Eğer ki biz dini bir hareketsek dini bir cemaatsek o zaman din noktasındaki karşılaşmalar bizim en kuvvetli olduğumuz yer gibi en zayıf yerimizde olabilir buna çok dikkat etmemiz gerekir Kur'an ve peygamber bir tane ama inananlar inanan sayısı kadar bir buçuk iki milyar kadar İslam algısı mevcut günümüzde bu algılarda kişinin tecrübeleriyle aldığı eğitim ve yaşadığı sosyal çevre ile doğrudan ilişkili fakat gençler başımıza gelen bu hadiseleri bu bela ve musibeti zihinlerinde izah etmekte zorlanmakta nereye koyacaklarını bilememekte günümüzde fetva kapısının kapandığı bin yıllık bir geçmişi taklit ederek geldiğimizden dolayı bugün karşılaştıkları modern toplum ile İslam'ın söylemlerinin net olmaması ya da taklide dayalı olmasından dolayı zihin karışıklıkları yaşanmakta ve dolayısıyla da gençlerimiz bizim takip ettiğimiz yolu takip etmekten çekinmekte geri durmakta ya da cesurca taraflarını belli etmektedir .
ler sanırım Efendimiz döneminden bugüne kadarki Kuranın içerdiği hükümleri yaklaşımlarımızı özetlemeye çalıştım Umarım istifadeli olmuştur şimdi gelelim günümüzde [Müzik] kültürel yaklaşım bu kültürel yaklaşımı bir modernist yaklaşım olarak da söyleyebiliriz .
Kur'an'daki metinleri kültürel koşullarla ilişki içinde anlamaya çalışan lafzın zahiri anlamlarını ikinci derecede önemseyen ve bu nedenle Akli veya kültürel okuma olarak nitelenen yaklaşım tarzıdır bu yaklaşım biçimlerinin kültürel karşılaşma veya Toplumsal değişme açısından irdelenmesi ise çok önemlidir .
yani kültürel karşılaşmalarda kolaya kaçma yöntemidir .
diyebiliriz .
işte Kur'an'da 3 vakit namaz var 5 vakit namaz yok diyenler İşte bu sınıfa giriyorlar Beş vakit namaz yok diyenler kültürel okuma yapıyorlar ya da cübbe sarık dinde vardır dinin kıyafetidir .
derken Örfi açıklama yapanlar kültürel açıklama yapanlar bu bugünün kıyafeti değildir.
diyorlar reddediyorlar ya da cübbe sarıp literal okumayla lafzi okumayla din için zorunlu bir kıyafettir anlamı gibi mana çıkartma ise kültürel okumanın dışında zıttında literal lafzi okumak demektir yani kur'an-ı Kerim'de gördüğümüz kelimeleri manaları bildiğimiz sözlükteki manasıyla okumak demektir bunun biraz anlattıkça daha da iyi anlayacaksınız kültürel okuma bizim konumuz değil bu ayrı bir konu olarak ele alınması lazım İki okumanın da ben kabul edilecek okuma olmadığını düşünüyorum .
iki okumada bizi %100 doğruya götürmez içinde Doğru olan sonuçlara ulaştırır ama bize bugün geldiğimiz toplumlarda gayrimüslim toplumlarda bizi genellikle yanlış noktaya ulaştırır diye düşünüyorum .
İki okumanın da ortak özelliği bu Fakat bugün kültürel okuma bizim konumuz değil daha çok Çünkü kültürel okuma çok farklı bir uç noktayı temsil ediyor zaten kabul edilecek bir nokta değil fakat literal ve lastiği okuma bizim genellikle kabul ettiğimiz izaha ihtiyaç duymadığımız Zihni ön kabullerle Tamam bu böyledir dediğimiz öncekilerin düşüncelerini taklit ettiğimiz irdelemediğimiz düşünmediğimiz tahlil etmediğimiz okumadır.
Dolayısıyla bu okumalardaki bu lafı okumalardaki yanlış yorumları yanlış okumaları düzeltebilirsek Eğer gerçeğini Bulabilirsek hem gençlerimizi ikna edebiliriz .
hem de içinde yaşadığımız toplumun bize karşı ön yargılarını kırar gerçek İslam'ı temsil edebiliriz .
Biteral okuma ile alakalı birkaç şey daha söylemek istiyorum .
birazdan daha detaylı göreceğiz Selefi okuma geleneksel okuma diye de tarif edilebilir .
bu Kur'an'ı anlamaya yönelik yaklaşımların kronolojik açıdan ilki Elbette ki kuşkusuz ki Selefi okuyuştur Selefi yanlıştır Çünkü Selef demek bizden öncekiler demektir yani ta geriye doğru gidersek hasta saadette sahabi efendilerimize kadar gitmek demektir yani onlar nasıl anladılarsa Biz de öyle anlamalıyız Ama onların anladıkları o Çağa ait şeyleri de bugüne taşırsak o zaman bazı problemler yaşayabiliriz Mesela şöyle bir örnek vererek verirsem belki daha iyi anlayabilirsiniz mesela Kurtubi tefsirinde dünya balığın sırtındadır balık kuyruğunu ortadan oynatınca dünyada deprem olur diye izah etmiş bunu ve o günkü coğrafi ya da bilimsel yöntemlerle bilimin onlara öğrettiği kadarıyla izah etmiştir işte benzer bir şekilde bir hadis-i Şerif var dünya öküzün boynuzları ucundadır bunu balığın sırtında olmadığı öküzün boynuzunun ucunda olmayı Eğer siz bir yanlış anlamayla hakikat gibi zannederseniz burada yanılırsınız burada mecazi ifadeler vardır lafzını balığın sırtında olmalı öküzün boynuzunda olma gibi gerçek olarak anlarsanız o zaman yanılabiliriz Dolayısıyla literal lafi okuma yapmış oluruz Dolayısıyla Kuranda bazı hükümlerin böyle literal okumalar olduğunu Yani yüzlerce böyle bir konu var ama ben size Bugün 5 tanesini takdim edeceğim inşallah daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır onlar diye umut ediyorum .
Şimdi iki tane okuma temel yaklaşımdan bahsettikten sonra kur'an-ı Kerim'in nasıl doğru anlayabiliriz diye bir başlık açtım biraz bunlardan bahsetmek istiyorum .
kur'an-ı Kerim'i doğru anlayabilmemiz için öncelikle ön yargılarımızdan kurtulmamız lazım ön yargılarımızdan kurtulmak Belki de Kur'an'ı en doğru anlamanın en önemli şartı olduğunu söyleyebiliriz .
Eğer önyargılarımızdan kurtulursak art niyet veya ön yargıyla yaklaşmamak esas olur Ön yargı ister iyi niyetli ister kasıtlı olsun muhatabın Kur'an'dan Ümit edilen istifadesine manidir .
Ön yargı Mesela bir örnek verecek olursak bir yerden bir ideoloji öğrenmiş bir kişi görüş ve yaşantısı hakkında belli bir altyapı oluşturduktan Sonra Kur'an'a başvuruyorsa eğer o dışarıda aldığı ideolojiyle ön yargıyla gelecektir Gençler işte tam bir ideoloji sahibi değil ama sağdan sol duyduklarıyla ön yargıyla geldiklerinden dolayı başlarına gelenlerin bizim durumumuzdan bizim pozisyonumuzdan olduğundan dolayı gençlerin çoğunlukla ön yargıyla davrandıklarını söyleyebiliriz .
ikinci olarak bu işin bir de psikolojik boyutu var bu konuda hatırda tutulması gereken bir husus en önemli husus budur psikolojik boyut bu konuda namaz kılmayan veya kılmadığını iddia eden namaza inanmayan ya da ibadete inanmayan namazın bu çağda geçersiz olduğunu gereksiz olduğunu söyleyen kişiler Kur'an'da namazı tam olarak kılın rükuya Varın secdeye Varın gününün başında ve sonunda Namaz kılın gibi ayetleri ya da Salat geçen kelimeleri dua olarak algılamakta belki de içine düştüğü psikolojik günah psikolojisinin baskısı neticesinde yanlış yorumlamakta yanlış anlamakta ya da yanlış yorumlayanın psikolojik baskı altında olanın arkasından gitmeyi tercih etmektedir .
çocuklarımız ya da bizler ya da gençlerimiz Bunun dışında ayetlerin zahiri anlamından uzaklaşmamalıdır kur'an-ı Kerim'i doğru anlamanın işte önemli bir şartı da budur aşikar bir zorlama yapmamak kaydıyla ayetin içerdiği asıl mananın dışına çıkılarak ulaşılan işaret ettiği mananın da Muteber olacağı bir gerçektir ama zorlama yorumlar yapmamak zahiri anlamından da uzaklaşmamak gerekir .
Bir ayeti kerime birden fazla manaya işaret edebilir .
bu muhtemel olabilir en kuvvetli olan tarafı tercih edilmelidir .
bu konuda İmam Zer keşfi diyor ki; iki föy veya daha fazla ihtimal olan husus da alimlerden başkası içtihad edemez alimin de ne olduğunu izah etmek gerekir .
alimler de şahsi görüşlerine göre değil delillere dayanarak cevap vermek zorundadır mesela çok tartışılan bir ayet-i kerime huzmi sadakaten onların mallarından zekat al bununla onları temizle ve Arındır onlar için dua et burada Salli Salah kelimesi geçmekte buradaki Salat kelimesi dua manasındadır ama günümüzde din Alim olduğunu söyleyen bazıları buradan yola çıkarak Kur'an'da namaz olmadığını bu ayette salatın dua manasına geldiği gibi diğer ayetlerde de salatın namaz manasına değil dua manasına geldiğini Dolayısıyla o namaz hareketlerini namazın farzlarını yerine getirmek ya gerek olmadığını söyleyen ve kendini din Alim olarak gösteren insanlar var Dolayısıyla da insanlarımız veya gençlerimiz bu tür söylemlerden etkilenmektedir .
ler Bunun dışında bir de Kur'an'ın bütünlüğünü bozmamak gerekir Kur'an'ın bütünlüğünü Bozan anlamlar yorumlar zorlamalardan da kaçınmak gerekir .
Kur'an ayetleri bulundukları farklı sureler içinde dahi Kur'an'ın bütün sure ve ayetiyle ayetleriyle bütünlük arz etmektedir .
Bu hususiyetle Kur'an'ın bütün ayetleri arasında tam bir münasebet bulunmaktadır Aksi takdirde sadece tek bir ayet veya birbirini takip eden ayetler grubunu Kuran'ın bütünlüğünden soyutlayarak anlamaya çalışmak hatalı yorumlamalara sebebiyet verebilir .
buna Biz Bektaşi anlayışı da değil diyoruz .
Hani demişler ya Neden namaz kılmıyorsun Kur'an'da Allah namaz kılanlara yazıklar olsun diyor Onun için kılmıyorum .
demiş Çünkü ayetin devamını okumamış bütüncül bir bakış açısıyla bakmamıştı buna Biz Bektaşi anlayışla diyebiliriz .
Kur'an yorumlamalarında yapılan yanlışlardan birisi de asıl konudan ve [Müzik] mesajdan uzaklaşmamaktır.
cenab-ı hak Murad ettiği ana mesajı yakalamaya çalışmaktır.
ayette yer alan ifadeler çoğu zaman verilmek istenen mesajı kuvvetlendiren yan cümleciklerle desteklenmektedir .
veya asıl mesajın yanında bir kaç feriyi mesajla yer alabilir kur'an-ı Kerim'i doğru anlamak için bir sözün söylenmesine esas teşkil eden hususların bilinmesi gerekir .
Bunlar bilinmeden cımbızla bir yerden bir şey çekip alırsanız önünü sonunu yani menatı maksadı mesajı bilmeden yaparsanız mesajdan uzaklaşmışsınız demek olur Bu da Kur'an'ı doğru anlayamazsınız demektir Bunun dışında kur'an-ı Kerim Arapça nazil olmuş bir kitaptır Arap dilinin içindeki bir takım deyimler ıstılahlar bulunmaktadır .
sözlük ve ıslah anlamları da birbirine karıştırılmamalıdır kelimeler zamanla anlamlarını değiştirebilirler sözlüklere farklı anlamlarda girebilirler fakat Kur'an ilmi açısından Kur'an'da geçen kelimelerin ıslahi yani bilimsel anlamları da vardır Bu sözlük anlamlarıyla ıslahi anlamların da birbirine karıştırılmaması gerekir .
Bunun dışında en önemli yapılan yanlışlardan birisi de mecazi hakikat zannetmektir Kur'an'da pek çok Melahat açısından sözlü edebi cümleler vardır Kuranı Kerim bunu sıklıkla kullanmaktadır .
Kur'an'da geçen bir ayetin bir metnin bir kelimenin hakikat mi Mecaz mı olduğu anlaş Murad edilen mananın anlaşılması da çok mümkün değildir.
işte buraya aldığım 7 tane Kur'an'ın nasıl doğru anlayabiliriz düsturlarına Eğer riayet edersek kur'an-ı Kerim'i doğru anlayabileceğimiz kanaatindeyim bu Tabii ki bu sohbeti dinleyen herkesi ilgilendiren bir konu olmayabilir Bu konu daha çok işin erbabını ilgilendiren konudur fakat bir mümin olarak bunlara da bilmemiz gerekmektedir .
şimdi bu kadar böyle girişler yaptıktan sonra şimdi gelelim bazı lafzi okumalarla alakalı örnekler vermek istiyorum .
sizin için 5 tane lastiği okuma örneği seçtim Bunlar üzerinde biraz konuşalım ve bunların çoğunluğu kadınlarla alakalı konular kadınlarla alakalı konuları buraya özellikle fazla olarak aldım Zira bu dönemde kız çocuklarımızın eşlerimizin kadınlarımızın daha çok sarsıldıklarını daha çok Fikri veya imani konuda farklı yönlere teşebbüs ettiklerine çokça şahit olduğundan dolayı olduğunu söyleyebilirim burada özetle vermek istiyorum .
İslam'ın Savaş dini olup olmadığını izah etmekte çok zorlanıyoruz .
bu konuda hocaların sohbet hocalarının büyüklerin alimlerin ders yapanların bir fikir birliğine ağız birliğine varmaları gerekmesi gerekir .
Çünkü Zira Bizler Hala kendi aramızda bir konsensüsünü oluşturabilmiş değiliz otursak 5 tane 10 tane İlahiyatçı bu konuda fikir birliğine varmaya Çalışsak bir sürü fikir ayrılığı yaşayabiliriz bunun neye bağlıyoruz .
işte yeni çağa ayak uyduramama geldiğimiz bu ülkelerdeki ihtiyaçlarımızı tespit edememe ve geçmişi taklit etme rivayet etme düşüncesine bağlı ihtiyacı görememeye bağlı insanların çektikleri ızdırabın sadece bir bela ve musibet sıkıntısı zannedip bunun bir musibetin fikir ve düşünce imani noktada da bir bela ve musibet olma durumunu görememeye bağlıyorum .
bu konuda biraz kabuğumuza çekilme kendi halimizde yaşama bir batılı ülkede gayrimüslü ülkede yaşasak bile Afrika'da bile yaşasak Orta Asya'da bile yaşasak kendi içimizde yaşayıp Dış dünyada Ne olup ne bittiğinin farkına kadının şahitliği meselesi ikinci konumuz olacak üçüncü konumuz Hz Havva Hz Adem'den mi yaratıldı bu konuya çok ilgi duyuyor insanlar çocuklarımız çok ilgi duyuyorlar İslam'da çok eşlilik var mı kadının nüfuzu ve kadının dövülebilme meselesi de gerçekten Bugünlerde çokça gündeme gelen ailelerin sarsıldığı nüfuzun nasıl anladığımızla alakalı tam bir fikrimiz olmadığından dolayı aileleri sarsılanların aynı zamanda düşünce fikir ve iman sarsılması da geçirdiğini Biz defaatlerce şahit olduğumuzu söyleyebiliriz .
şimdi müsaade ederseniz biraz daha derinleştirelim bu konuyu şuraya koyduğum bu 5 tane konuyu derinlemesine ele almaya gayret edelim inşallah Şimdi İslam Savaş dinimi gayrimüslimleri gördüğünüz yerde öldürün ayeti var bu ayeti nasıl anlamamız lazım bunu ele almak istiyorum .
Bakara suresinin 191 ayetinde vaktulum ve ahir-i kafirleri inanmayanları bulduğunuz yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden Siz de onları çıkartın fitne öldürmekten beterdir ayet şimdi gençler soruyorlar yani gayrimüslimleri öldürmeli miyiz terör işte nereden çıktı buralardan çıktı bu ayetin siyah ve sibabından yani önünden ve sonundan indiği ortam ve şartlarından kopuk olarak ele alındığında yanlış anlaşılmış İslam'ın şiddet dini olduğu savaşlarla yayıldığı ve başka inanç sahiplerine karşı hoşgörülü olmadığı gibi dezenformasyon yapılmıştır .
işte günümüzde cihadist akımlar adı İslamla anılan grupları örgütleri hepiniz biliyorsunuz Oysa Bir metnin ve özellikle de insanlığın dalaletten hidayete çıkaracak ilahi bir metnin sağlıklı bir şekilde anlaşılabilmesi için o metnin bağlamı ile değerlendirilmesi gerekir .
özellikle ayetleri indikleri ortam ve şartlardan kopuk olarak ele alıp kıyamete kadar geçerli bir hüküm üzerine bina etmek hataya sebebiyet verecektir ve bu konuda isabet etmemizde çok mümkün olmayacaktır İslam tarih kitaplarına Tarafsız olarak göz atıldığında İslam'ın şiddet dini olduğu savaşlarla yayıldı ve başka inanç sahiplerine karşı hoşgörülü olmadığı türünden bir iddianın İslam ve Müslümanlara karşı yapılan haksızlıklardan belki de en büyüğünün bu olduğunu düşünüyoruz İslam hukukunda insanlar arasındaki münasebetlerde barış esastır Savaş millet veya ferdin varlığını tehdit eden mütecavizleri bertaraf ve meşruiyeti muhafaza için Mecburiyetten yapılan bir savunma aracıdır Kur'an'ın savaşa izin veren ayetleri savaşa karşı savaş yaklaşımıdır mecbur kalınmadıkça ona müracaat edilmez ki bu hususta bültenine Suresinin 8 ve 9 ayetlerini çok açıktır laen her kul Allahu katili yokum ve çok şükür ileyim innallahe Allah sizi din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten onlara adaletli davranmaktan Men etmez diyor ayeti kerime Çünkü Allah Adil olanları sever ayetin devamında 9 ayette ise İnna ayetin her kule veliler Allah sizi Ancak sizinle din hakkında savaşan sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanıza yardım eden kimselerle dost olmaktan Men eder Kim onlarla dost olursa işte onlar zalimlerdir şimdi Bu ayete göre ızdırari bir durum olup mecbur kalınmadıkça savaşa tevessül edilmez savaşa girilmişse de zaruret dışında kan dökülmez işte yaşlılar Kadınlar çocuklar eli Silahsız siviller Hedef gösterilmez Hayat hakları ellerinden alınmaz Hatta hayvan ağaçlar nebatat cinsinden hiçbir şeye ilişilmez bu konuda Ömer Muhtar filmini hepiniz hatırlarsınız Ömer Muhtar askerleri düşman genç bir teğmeni öldürmeye kalktıklarında onlara mani olur der ki askerler Onlar bizim çocuklarımızı kadınlarımızı yaşlılarımızı öldürüyor diye itiraz edince Ömer muhtarın orada vermiş olduğu bir cevap vardır Onlar bizim öğretmenlerimiz değildir.
diyor Ömer muhtarın öğretmeni Efendimiz aleyhissalatu vesselam'dır benzer bir durum Bosna hersekte işgal döneminde sırpların yaptığı katliamlar tecavüzler ve işkenceler tüm Bunlara karşılık Aliya izzetbegoviç'in onlar Bizim öğretmenimiz değil biz onlara asla aynı şekilde cevap vermeyeceği sözleri de bu konuda en güzel cevaplardan en güzel örneklerden birisidir .
Bu bağlamda şunu söylemeliyiz İslam Sürek savaşı emretmez asıl olan savaş hali değil Barış halidir Bu yukarıda verdiğimiz ölçülerle hoca efendinin bakış açısında birleştirmeye çalıştığımız zaman hoca efendi diyor ki; ayetler bütün cul bir bakış açısıyla bakıldığında bu ayet vaktulum Hayır müşriklerin münafıkları kafirleri münafıklar yok da kafirleri gördüğünüz yerde öldürün ayeti özel bir olaya aittir özel bir olay da işte Mekke'nin fethinden sonra Müslümanlarla yaptıkları anlaşmaları bozan çöldeki Bedevi bazı kabilelerle bazı kabileler anlaşmaları reddettiği için Onlar hakkındadır bu ayet dolayısıyla da bu ahkamı bu ahkâmı kıyamete kadara gelecek bütün süreçlere teşkil etmek doğru olmaz büyüğümüz bu konuda Esasen son noktayı koymuştu terörist Müslüman olmaz Müslüman da terörist olmaz sözünü yeniden tekrar etmekte fayda var vahşet irtikat edenlerin vahşet irtikap edenlerin Müslümanlıktan nasipleri olmadığı söyleyerek gerçek Müslümanların bu tarz hareketlere karşı teyakkuzda olması ve temsilli davranması gerektiğini bize anlatmaktadır .
Eğer Müslümanların içinde hezeyan yaşayanlar olsa bile karakterlerinin gereği duruşlarını bozmamalıdırlar bu örgütlerin oluşmasının sebeplerini bilmeli dış mihraklara karşı uyanık olmalı duydukları her şeye inanmak yerine 1400 yıllık uygulamalara güvenmeli ve nasları tek bir bakış açısına göre bağlamından kopuk okuyup yorumlamamaktır.
Umarım anlaşılmıştır .
Şimdi ikinci konuya geçmek istiyorum .
ikinci konumuz ise kadınların şahitliği konusu Bakara suresinin 282 ayeti müdahale borç hukuku olarak borç ayeti borçlanma ayeti olarak bilinen bu ayeti kerimede kadınların şahitliği ile alakalı bir hüküm bulunmakta feillam yekûne şühedai içinizden iki erkek şahit tutun iki erkek bulunmazsa o zaman doğruluğundan emin Bulunduğunuz bir erkekle iki kadının şahitliğini alın bir erkek yerine iki kadının şahit olmasına sebep birinin unutması yeterince nüfuz etmemesi anlamaması bilmemesi halinde ikincisinin hatırlatmasına imkan vermek içindir Mesela sen bu kadınların şahitliği konusunda bu ayet neden bir erkeğe karşılık iki kadın şahit olması ve hangi durumda bir erkeğin karşısında iki kadının şahit olması meselesinde ayet kendi içinde izah etmektedir .
Kadınların erkekler karşısında şahitlik bakımından eşit olmadığı başka bir ifadeyle bir erkeğin şahitlik konusunda iki kadına eşit olduğu gibi negatif ayrımcılığa delil olarak gösterilen ve bunun üzerinden İslam'a saldırılan bir ayet İşte bu 282 ayet Oysa ayette geçen ifadeler bilinçaltına yerleşmiş sosyya kültürel anlayışla lafzi ve bunun neticesinde de yanlış yorumlanmaktadır .
bir Ticaretle alakalı bir Borçlanma ile alakalı şahitliği Hayatımızın her yerindeki nikah şahitliğine kadar bile götürmüşüz bütüncül yaklaşıldığında Kur'an'ın insana kadın erkek cinsiyet ayrımı yapmaksızın Fazilet ve üstünlüğü takva ile kayıtlamış tek bir varlık olarak baktığını görürüz bu ayette söylenen durum farklı bambaşka bir durumdur ayetle ilgili farklı ama birbiriyle alakalı birkaç yaklaşım Mevzu bahis olabilir Bunlardan ilki ayette söz konusu olan hükmün tavsiye niteliğinde bir hüküm oldu bakın Emir değil tavsiye ve Kur'an'ın şahitlik mevzunda herhangi bir cinsiyet ayrımına gitmediği şeklindedir Zira ayette söz konusu edilen borcun kayıt altına alınmasının kendisi dahi vücut değil tavsiye amaçlıdır Dolayısıyla Bu bağlamda öngörülen iki kadının şahitliği mevzusu da tavsiye ederim yine bu babadan olmak üzere fıkı usulü ilkeleri çerçevesinde bire karşılık iki kadının şahitliği hükmü kadının sosyal ve kültürel düzeyine göre değişkenlik gösterebilir .
Buna göre hükme gerekçe teşkil eden niteliğin fıtri olmaktan ziyade sosyolojik olduğu daha ağır basmaktadır .
yani erkeğin de aynı illetle karşı karşıya gelmesi durumunda yani erkekle ticaretten anlamayan Ticaretle ilgisi olmayan iki tane erkeğin olması gerekir .
ve şahitliğini güçlendirecek bir durum olursa yine iki erkeğe ihtiyaç vardır bu hususu bilmemiz anlamamız gerekir ayette yer alan hükmün tavsiye niteliğinde olması bu tavsiyenin hikmetini bilmeye Mani değildir.
hikmetle ayetin kendi içinde zaten Vardır borçlanma konusundan nasıl hareket edilmesi gerektiğine yönelik hüküm vaziyettedir bu ayet Bu minvalde borcun kayıt altına alınması ve bu kayda da ödünç verenin güvendiği iki erkek şahitin şahitlik etmesini talep etmektedir .
Eğer iki erkek şahinin bulunmaması durumunda doğruluklarından emin olunan bir erkek ile birinin yeterince nüfuz etmemesi halinde ikincisinin hatırlatmasına imkan verecek iki kadının şahitliğini tavsiye bağlamında ayet bize emretmektedir .
Öncelikle belirtmek gerekir .
ki bu ayetten Anlaşılacağı üzere sosyal hayatı ilgilendiren meselelerde kadının erkekle birlikte şahitliği mutlak olarak kabul etmek edilmektedir .
muhatabın durumunu önemseyen ve itibar eden bir Dilin sosyal hayatta muhatap olduğu unsuru sosyolojik bağlamda göz önünde bulundurması ve dil formunu ona göre kullanması belatinin yani arapçanın dil özelliklerinin karakteristik özelliğidir .
Kur'an muhatabını içinde bulunduğu duruma göre mükellef kılar İslam savaş gibi erkeğe yüklediği vazifeleri kadınlara farz kılmamıştır Bunun sebebi de kadınların yapı ve yaratılış yönünden erkeklerden farklı olmalıdır olmalarıdır Bu ve daha niceleri Kur'an'ın muhatabının şartlarını gözeterek hüküm vaziyetesine delil olabilecek türden örneklerdir Sonuç olarak Allah'ın yarattığı kullarını cinsiyet ayrımına tutarak birini diğerine Üstün kılması düşünülecek bir şey değildir.
vaz ettiği hükümler Hem dil hem de semantik açıdan hem de psikolojik ve sosyolojik açıdan değerlendirilmelidir .
İslam'a göre bir erkeğe karşılık iki tane kadının şahit olması gerektiği hususu özel bir durumda geçen ayeti kerimede yer almaktadır .
bunu bütün uygulamalara sosyal hayattaki bütün uygulamalara uyarlamak doğru bir şey değildir.
Bu konuyu doğru anlamamız gerekir .
Bu konuyu neden buraya aldığımız şey izah edeyim düğünlerde zaman zaman karşımıza çıkıyor Bir buralı birisi sormuş sizin düğünlerinizden neden hep erkekler şahit oluyor kadın olmuyor diye biz de bir defa öyle bir erkeğin Yanına iki tane kadın çıkarttığımızda bu defa onu sordular neden bir erkeğe karşılık iki kadın çıkıyor diye ve bu konuyu araştırma ihtiyacı hissettik gördük ki gerçekten bu bizim lafzi literal bir yanlış okumamız sadece Ticaretle alakalı bir meselede o da o andaki durumda kadınların Ticaret ve Para alışverişi hususunda bir bilgileri olmadığından dolayı Hatta o konuda bile Eğer ticarette yapan birisi ise onun yanında bir kişi olmadan da şahitlik yapacağı sonuçlarına varmış olduk 3 konumuz ise Hz Havva'nın Hz Adem'den yaratılmış olma meselesi bunu bizim için belki Erkekler olarak çok önemli bir şey olmayabilir ama kadınları çok önemli etkileyen bir konu olduğunu ben birçok defa şahit oldum kendilerini bu konuda ikincil görmekteler ve bu konuda kendilerini iyi hissetmemekteler ve hem cinslerine batılı Hem cinslerle bu konuyu anlatmakta zorluk çekmekteler bu konuyu anlamak için bu konuya kaynaklık eden ayeti kerimeye yani Nisa suresinin 1 ayetine bakmamız lazım sadece sütte sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden de birçok erkekler ve kadınlar yaratan rabbinize karşılığı takvalı olun şimdi Kur'an'ı doğru anlama yolunda önemli bir husus da doğru anlamanın kriterlerini vermiştik .
asıl bahsettiği konudan uzaklaşmamak gerekmektedir .
cenab-ı Murad ettiği ana mesajı yakalamaya çalışmak olmalıdır ayette yer alan ifadeler çoğu zaman verilmek istenen mesajı kuvvetlendiren yan cümleciklerle gelir veya asıl mesajın yanında birkaç feryi yan mesaj Tali mesajda yer alabilir Kuranı Kerim'i doğru anlamak için bir sözün söylenmesine esas teşkil eden hususların bilinmesi gerekir .
Bir diğer ifade ile sözün söylenmesine sebep olan şey yani ayetin üzerinde dönüp durduğu susuz Maksat mesaj mesaj bilinmesi önemlidir .
O halde Kur'an anlama yolunda Biz muhataplara düşen ayetin bahsini ettiği temel konuyu anlamak yorumu da o minval doğrusunda yapmak gerekir .
Bu ayette bahsi geçen Ana tema İlk Anda göze çarpan bir tek nefisten yaratılma ve ondan eşinin yaratılması ve ikisinden de birçok erkekler ve kadınlar üretme değil insanlığın yaratıcısı olan Allah'a karşı takvalı Olmaktır.
bu ayetin manası bir tek nefisten yaratılma o tek olan nefisten eşinin yaratılması ikisinden de birçok evlat ve kadının üretilmesi üzerine yan cümlecikler ki bunlar yan cümleciklerdir ayetin başında yapılan çağrıyı yaihanna sütte rabbinize karşı takvalı olun mesajını çağrıyı tahlil içindir tehdit içindir Nitekim ayetin sonunda da ve ayetin başında verdiği menatı yani mesajı tamamlar mahiyettedir diğer manalarının yanı sıra ana temayı vurgulamak için lüzumu gereği tekrar Takva ayetin sonunda hatırlatılmıştır .
ayetin fasılması hükmündeki Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözeticidir .
cümlesi yine aynı gayeye matuf olarak muhtevaya tam bir uyum ve ahenk içinde yerini almıştır .
Bu ayete yakın bir manada bir de sahih hadis var kadın bir kaburga kemiği gibidir .
kadın bir Kaburga kemiğinden bir eğri Kaburga kemiğinden yaratıldı onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın kırılması da boşanmadır.
dikkat edilecek olursa yukarıda okuduğumuz belirttiğimiz ayetteki ifadesini bulan sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar yaratan hakikatleri ayetin ulaştırmak istediği ana vurguyu teyit içinde bunu lütfen unutmayın ve yan cümlelerdir asıl ayetin maksadında olan cümleler değildir.
bu bakılan Bu açıdan baktığımızda ayet yaratılıştan ve onun inceliklerinden bahsetmeyi hedeflememiştir belki insanlığın yaratıcısı olan Allah'a karşı topyekün inkiyat içinde olmaları gerektiğinin illetini hatırlatmaktadır .
Bu yönüyle demin bahsettiğimiz hadiste yer alan ifadelerin esas olan ana vurgu ise ayette olduğu gibi kadının yaratılması değildir.
asıl vurgulanması ya da sözün hedefi kadının eğitilmesi meselesidir .
onu doğrultmaya çalışmak yani onu eğitmeye çalışmaktır.
yani her an kırılabilecek eğri kaburga kemiği gibi olan kadınların eğitiminde dikkatli olunması tavsiye edilmektedir .
cenab-ı hak evvela Hz Havva'yı zaten Adem'den değil mahiyeti Adem'den yaratmıştır .
Bu ayete göre çok dakik bir husustur bu nefsi Adem mahiyeti Adem'den Başkadır mesela; bir insanın zatı budur boyu şu kadar kilosu bu kadar edası şöyledir denilebilir .
Bir de o kişinin mahiyeti vardır Yani iç ve dış alemi düşünceleri Allah'a yakınlığı ve uzaklığı Eğer bir insan esas benliği ile ele alınacaksa ikinci şıkkı yani mahiyeti ile ele alınır Aslında öbür yanı sırf bir maddedir şimdi bu manadaki bir insan benliği ve nefsi itibariyle başka cesedi itibariyle Başkadır Kuranı Kerim Hz Havva'nın hilkatini ele alırken diyor minha ve hâlâ diyor işte o nefistendir diyor yani annesi Adem'den yaratılmıştır .
Adem'in kendisinden cisminden yaratılmıştır demek değildir.
Ayrıca demin bahsettiğim benzer manada olan hadis-i Şerif Mütevatir bir hadis değildir.
fakat Mütevatir değildir.
Ahat bir hadistir Yani bir tek kişinin rivayet ettiği bir hadistir böyle tek kişinin rivayet ettiği bir hadisi ayetle izah etmek doğru olan uygulamadır.
doğru olan metodolojidür doğru olan yöntemdir bu husus ayet ve hadislerin izahında önemli bir usuldür ayet mütevatirdir ve Allahu Teala'nın kelamıdır bu konunun da anlaşıldığını düşünerek şimdi diğer konuya geçmek istiyorum .
çok eşlilik konusu bu konu bizim dünyamızda Belki çok yer etmeyen uygulamasını görmediğimiz bir uygulama fakat çocuklarımız gençlerimiz Bizler geldiğimiz bu ülkelerde diğer Müslüman ülkelerden gelen kardeşlerimizle karşılaştık ve onların bu konudaki ısrarları ve uygulamalarını görünce bazılarımızın Zihni karıştı bazılarımız uygulamalarını görünce Demek ki yani İslam'ın emri buymuş siz yanlış anlıyorsunuz gibi farklı bir genelinde de bulunanlara gördük şahit olduk ve genellikle yeni birileriyle tanışıldığı zaman ilk sorulan sorulardan birisi Bu kaç tane eşim var sorusu bize erkek olarak kaç tane iletişim var sorusu Dolayısıyla Batı insanlığın zihnindeki Bu şüphe ya da bu soru gençlerimize de soruluyor Onlar da bu konuda cevap vermekte zorluk çekiyorlar şimdi bu konu ile alakalı ayet-i kerimeyi incelemeye çalışalım Nisa suresinin 3 ayeti ve fenkini elle himayeniz altındaki yetim kızlarla evlenince haklarını gözetlemeyeceğiniz adaleti sağlayamayacağınızdan endişe ederseniz bu konuda söylenecek çok şey var ama birkaç zaviyeden buna bakış sahibi olmamız lazım öncelikle ayeti kerime çok eşliliğin meşruluğunu tahsis etmektedir .
yani 4 eşlilik helaldir Kur'an'ın açık olan bu hükmü Karşısında hilafına bir beyanda bulunmakta doğru değildir.
bundan hareketle çok eşlilik Kur'an'ın cahiliye döneminde kadına yapılan haksızlıklara set çekmek var olan bir adaletsizliği ortadan kaldırmak için öngördüğü bir sınırlamadır.
bu ayetle birlikte çok eşliliğe sınır getirilmiştir bunun işte örnekleri var taifin lideri Mila'nın işte 9 tane kalırsa olduğu Nevfel Bin muayenenin muayenenin 5 karısını olduğu bunları dörde İslam'dan sonra indirdiğini biz tefsirden öğreniyoruz .
bunları konunun bir diğer yönü birinci konumuz bunu unutmayalım 4 evliliğin meşru olduğu Emir olmadı bir tavsiye oldu ama tavsiyenin de şartlarının belirlenmesi gerektiği diğer yönü ise ayetin çok eşliliği net olarak adaleti sağlama şartına bağlaması dolayısıyla çok eşlilik Kur'an'ın mutlak tavsiye etmiş olduğu asıl bir hüküm değil sadece bir ruhsattır Yani buradan Kur'an'ın tavsiyesi ve de ötesinde emri Aslında tek evliliktir denebilir .
Ayrıca ruhsatta şarta bağlanmış Adalet şartına bağlanmış şart ise biraz Adalet konusunda açmak gerekir .
Bu kültüre göre anlayışa göre yargıya göre kabullere göre farklılık olabilir adaletin ne olduğu ortama göre kültüre göre şekillenebilir mesela çok eşliliğin kabul gördüğü bir toplum ile bunu şiddetle reddeden Bir toplumun değer yargıları farklı olacağından ayette işaret edilen şartın algılanmaları uygulama şekli değişecektir Bu mevzuda göz ardı edilen bir diğer hususta İslam'da çok evlilik uygulamasının karşılıklı Rıza çerçevesinde cereyan ettiği hususdur Örneğin hiçbir bayan evli bir erkekle evlenmeye zorlanamayacağı gibi yani Hiçbir Kadın ikinci üçüncü derdi dördüncü eş olarak birisiyle evlenmeye zorlanamayacağı gibi bir kadın da evlilik akdinde kocasının başka bir kadınla evlenmemesini koşabilir meselenin uygulama safhasına bakan bir diğer yönü de üçüncü yönde bu olsa gerektir çok Evlilik günümüz sosyolojisi psikolojisi Tıp ve belki de ekonomi alanlarında ilmi otoritelerin mercekleri altına yatırılarak birçok zaviyeden değerlendirilmeye tabi tutulması gerekir .
Kuran ayetlerinin takdir ettiği hükümler insanlığın saadetini temin edicidir tahrip edici olamazlar bugün çok evliliğin olduğu İslam toplumlarında saadetin olduğunu söylemek çok kolay değildir.
şimdi bu ayette zikredilen ev ve meleket Eymen cariyelik de cariyelikle alakalı cariyelikle köleliğin bir diğer unvanı olup işte sözlüklere bakarsanız Savaş S7 kadınlara verilen genel addır köleliğin doğal bir sonucu bir Meta olarak telakki edildiğinden sahibi tarafından hem hizmet hem de herhangi bir nikah akdi olmaksızın eş gibi kullanılma hakkına sahiptir Ancak Kuran Aynen kölelikte olduğu gibi bu hususta da insani hukuk çerçevesinde belli bir düzen getirmiştir bu babdan olmak üzere yukarıda da işte biraz önce söylediğimiz gibi bir de içinizden bekarları ve kölelerinizle cariyelerinizle Salih olanları evlendirin fakir hisseler onları kendi lütfundan Allah zengin eder Yani kölelerin ve cariyelerin birbirleriyle evlendirilmesini tavsiye eden teşvik ayetidir .
bu çoğu müfessir Eymen yani elinizin altında bulunan Malik olduğunuz kişiler cümlesinin şüphe götürmez bir biçimde kadın kölelerle ilgili olduğu ve ev yani takısından ev takısından yahut anlamına gelir o meşhur seçeneklerden birine işaret için kullanıldığını ileri sürmüşlerdir yani meleket olunca Siz 3 tane kadın alırsınız dördüncüsünü köle alabilirsiniz yine 4'te kalmak şartıyla cariyelerinizle evlilik dışı nikah dışı bir ilişkiniz olamaz anlamına gelmektedir .
tarihte bunun uygulaması farklı olmuş mudur olmamış mıdır Bunun tartışmasına girmek istemiyorum .
olduysa yanlış itaat edilmiştir ya da bize yanlış intikal ettirilmiştir kanaatindeyim bu konuda son babamız ise kadının nüfuzu ve kadınların dövülmesi meselesi bu konuda çokça tartışılan bir konu ve lati tahafuna biraz daha irdeleyeceğiz ama klasik eserlerde baş kaldırmasından endişe ettiğiniz eşlerinize önce öğüt verin vazgeçmezlerse sonları sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve bu da fayda vermezse onları hafifçe dövün olarak tercüme edilen ayet Şayet size itaat ederlerse onların üzerine gitmeyin Şüphesiz Allah çok yücedir çok büyüktür en çok kafa karıştıran konulardan birisi bu konuda bizim çevremizde uygulamalarını gördük görmedik ayrı bir mesele ama bizim toplumumuzda yaygın da değildi Ben çok oğluna girmek de istemiyorum .
ama İslam toplumunda bu böyle Anlaşılan ve yaygın bir uygulamadır.
bir kere yine genel bakış açılarımızla kur'an-ı Kerim ferdin yani din diyelim buna Biz ferdin kişinin ailenin toplumun dünyevi ve uhrevi mutluluğu için prensipler içeren ilahi bir kelamdır iman ibadet ahlak ve topluma yönelik ilkeler ihtiva etmektedir .
tavsiyeler vermektedir .
Dolayısıyla buradaki dövün lafzı Kur'an'ın bütünlüğü ile uyuşmamaktadır .
şimdi nüfus kelimesini biraz irdelemekte fayda var ne söze kökünden bir mastardır bu yeryüzünde yüksek mevki mevkiler içinde kullanılan birdir yani yüksek yer demektir kelimenin çoğulu neşestir Arapçada iki tane yeni kıyas yapıldığı zaman birinin daha yüksek olduğunu anlatmak için nüfus demektir yani biraz Başı Dik anlamına gelmektedir .
buradaki nüfus kelimesinin hangi manada kullanıldığını anlatmaya çalışalım bir kişinin oturduğu yerden ayağa kalkmasına ya da Arapça'da korku veya heyecandan dolayı nabzı attığı için hızlı hızlı atan Kalbe kalbin naşüzün denmektedir .
evli bir kadının nuşuzu kocasından nefret etmesi duygusal olarak ondan nefret duymaya başlamasın sonunda Asi olmasın evlilik ilişkisinin gereği olan sorumluluklarını yerine getirmemesi gözünün dışarlarda olması eşine İsyan etmesin ona fiili olarak karşı çıkması ve aile birliğinden uzaklaşması ve aile olmanın koşullarını yerine getirmemesi demektir şimdi bu kelimeyi biraz daha iyi anlamaya çalışalım Kur'an nusuz kelimesini sadece kadınlar için kullanılmaz hem erkek hem de kadın için kullanır kocanın eşine müşruhu da vardır Fıtrat olarak zayıf olan eşini dövmesi fiziki şiddet uygulaması eziyet etmesinden düşünülür her iki bağlamda da nüfus eşlerin birbirlerinden bütün yönleriyle kopması anlamına yani evliliğin artık bitme noktasına geldiği anlamına gelmektedir .
Kur'an bu manada hiçbir yerde kadının kocasına mutlak manada itaatinden bahsetmez bazı müfessirler mesela Ebu Mansur ell-i şöyle tarif etmiş eşlerden herhangi birinin kocasından ya da karısından hoşlanmaması diye tarif etmiş İbni Faris ise kadının nuşuz etmesini kocasına karşı sert ve zorlu bir tavır alması şeklinde ifade etmiş klasik tefsir literatürüne bakıldığında nüfus kelimesi Lügat manasıyla bağlantılı olarak kocaya itaatsizlik serteşlik diş dikbaşlılık olarak yorumlandığını görmekteyiz fakat bunu biraz daha iyi anlayabilmek için biraz detaylandırmak istiyorum .
Kuran'ın maksatlarından birisi doğru anlamakız gerekiyor ya bizim bütüncül yaklaşmamız gerekiyor ya bütüncül bakış açısıyla bakmamız lazım kuran ayetleri bulundukları farklı sureler içinde dahi Kur'an'ın bütün sure ve ayetleriyle bütünlük arz etmektedir .
şimdi düşüz kelimesini daha iyi anlayabilmemiz için Nisa suresinin 33 ayetinde geçen Salih ve salihat kavramıyla izah etmemiz gerekir evli kadın profili Saliha ve naşize olmak üzere iki zıt vasıfla tasvir edilmektedir .
Kur'an'da Saliha kadınlar ve nüfuza kadınlar Saliha olan kadınlar Allah'a itaat edenlerdir kocalarının gıyabında nefis mal namus haysiyet ve Esrarı aile gibi sır olarak saklanması gereken özel konuları kimseyle paylaşmayanlardır bu nasıl karşılık olarak naşize olanlar ise bu sıfatlara zıt olan vasıflara haiz olanlardır yani Kur'an'ın ifadesi ile naşizeler Allah'a itaat etmezler kocalarının gıyabından nefis mal Hatta namus haysiyeti ve aile Sırrı gibi saklanması gereken özel hususları çiğnerler Kur'an'da geçen nüfus ile ilgili ayeti konu ile ilgili hadislerle bütünlük içerisinde değerlendirmek gerekir .
Zira Kur'an ve Sünnet birbirlerini tamamlayan bir bütünün ayrılmaz parçalarıdır nüfus kelimesi herhalde anlaşıldı şimdi gelelim efendimizin kadınlarla alakalı söylediği sözlere kadınlarınız konusunda Allah'tan korkun Çünkü siz onlara Allah'tan emanet olarak aldınız sizin en hayırlılarınız kadınlarını en hayırlı olanlarıdır kadınlarınıza karşı hayırlı olmayı birbirinize tavsiye edin kadınlara ancak Kerim olanlar ikram edenler kadınlara karşı size hayrı tavsiye ediyorum .
gibi pek çok hadisi şerif bulunmaktadır .
dikkat edilecek olursa Veda hutbesinde geçen başka bir erkeğe yatağın çiğnedilmemesi ve erkeğin hoşlanmadığı herhangi bir kimsenin onun izni olmadan eve alınması ifadeleri kinayeli bir anlatım olup üzerinde vurgu yapılan manalar çok açıktır bu ayetin zina suçunun tespiti ile hükmedilen Hac cezası ile ters düştüğünde söylenemez Zira ayette suçun tespitinden önceki halden yani hususlarından endişe duyulan kadınlardan bahsedilmektedir .
erkeklerde dinin kendisine bu konuda yetkili kıldığı zehabına kapılmamalıdır hukukun geçerli olduğu bir toplumda bir kişi Eğer kadın ona meşruf ediyorsa yani yatağını başkasına çiğnettiyse erkeğinin hoşlanmadığı birilerini evine alıyorsa bu konuda yetkilendirme ceza verme yetkisi erkekte değildir.
adaleti esas kabul etmiş İslam dini ve İslam ceza uygulamaları bu cezanın uygulanmasını bir kişinin de insafına bırakacak değildir.
İslam toplumunda erkek eşine kızarsa yemeğini beğenmezse bu ayet metnini okuduklarında anladıkları şey hemen ceza vermektir Yani dövmektir bu yanlıştır şimdi vardır klasik anlamda onları dövün anlamında alınmış Fakat bu doğru değil Bilakis kökünden gelen bu kelime Onları oraya darp edin demektir yani darp etmek demek sabitlemek demektir Biz de mesela bu vurmak kelimesini Türkçede kullanırız Mesela bizim köyde kullanırlar ekinlere ilaç vurduk derler birkaç daha örnek vardı ama şu an hatırıma gelmedi sabitlemek demektir Bu da nüfussuz yapan kadınların yani boşanmak istediğiniz kadınları bulundukları yerde sabit bırakın yani onları evlerinden çıkarmayın Siz evden ayrılın demektir erkek için yani erkeğin kadından uzaklaşması anlamına gelmektedir .
mekanların ayrılması olarak anlaşılmalıdır dövmek anlamı Kur'an'ın bütününe uymamaktadır .
kelimesinden Farklı mesajlar manalar verenler de var Mesela örnek vererek anlatma nasihat verme süre verme anlamında da kullanılmış yürüyüp yoluna gitme afyonunun seçme anlamında da kullanılmış Eğer kadının muşuz durumu varsa onun ayıbını örtme kimseyle bunu paylaşmama gibi anlayanlar da olmuş bu anlamlardan biri seçilirse Kur'an'ın bütünlüğü açısından daha uygun olacaktır diye düşünüyorum .
Zira Nur Suresi 6 ve 9 ayetlerde göre erkek kadının zina halinde yakalasa bile dövme yetkisine sahip değildir.
Ahzap suresinin 21 ayetinde Efendimiz üsve-i Hasene olduğu bizim için üst ve Yasin olduğu anlatılıyor yine Ahzap suresinin 28 ayetinde de efendimizin eşleriyle sorun yaşadığını bu sorunlarda dövmesiyle alakalı herhangi bir akımın olmadığını biliyoruz .
ahir suresinde bahsedilen bazı problemlerde yine bir dövmeye Atıf yok aksine hüsrevî Evet 5 ve son konumuzu da bu şekilde ele almış olduk sonucu beraberce bağlamaya çalışalım inşallah Tarihsel süreç içerisinde İnsanlar kendi düşüncelerini Kur'an ayetlerine söyletme yolunu seçmişlerdir buna Hiç Kimsenin hakkı yoktur ve dayanak olarak da metnine dayalı olarak lafzi literal okumalar yapılmıştır .
Müslümanların kan döken bir yapıya sahip olmaları bugün çokça örneğini gördüğümüz gibi kadınların alan mahkum olmaları parantez içinde sorun söylüyorum .
bu ifade bana ait değil Hoca Efendi'ye ait alan mahkumu kadınlar diye bir Kırık Testi yazısı var okumanızı tavsiye ederim kadınların alan mahkum olmaları gençlerimizi ailelerinin inançlarını ve yaşam şekillerini reddetmelerine layık ve Seküler sistemleri aramaya gitmektedir .
siyasal İslam düşüncesi Nil ürettiği sonuçlar olduğunu ben düşünüyorum .
ve siyasal İslam düşüncesi Müslümanları temsil etmemektedir .
İslam dünyasının terörle anılmasının önemli sebeplerinden birisi de İslam toplumundaki otokratik yapılardır islam coğrafyasında son 40 yılda cereyan eden terör hareketlerinin kilit tarihinin 1970 ve 80 tarihi olduğunu söyleyebiliriz .
sovyetlerin Afganistan işgali Kabe baskını İran Devrimi İran Irak savaşı Tüm bu terör gruplarının terör düşüncesinin ya da siyasal İslam düşüncesinin doğmasının netice vermiştir Burada en önemli noktalardan biri İslam Tarihi içinde terörle alınan grubun Şia olmasına rağmen günümüzde şianın ılımlı bir görüntüye bürünmüş Sünni camianın terörle Anılır olması düşündürücü bir Sebas sebeptir Abdullah Bin sebeden Hasan sabbah'a oradan hizbullah'a şebbihalara el-kaide'ye kadar uzanan çizgide bu kişilerin siyah kökenli olduğu unutturulmuş ya da unutulmuştur siyasal İslamla temsil edilen harici zihniyet ise Müslümanlara dünyayı dar eden bir diktatör halini almış Kendi insanlar zulüm eder bir Vaziyet takınmıştır .
bu hadiseler dış mıhrakların sinsi ve organizeri Yönlendirmeleri olmakla beraber parantez içinde söylüyorum .
yine bu düşünce bana ait değil hoca efendinin düşüncesi İslam'ın yanlış anlaşılması ve yanlış yorumlanmasından kaynaklanmaktadır .
ikinci sonucumuz ise pek çok konudaki bakış açılarımızın yeniden düzenlenmesi gerekmektedir .
ehli kitap cennetlik mi İslam Savaş dini olma meselesi kadının şahitliği ve dövülmesi mirastan aldığı pay çok eşlilik müşriklerin görüldüğü yerde öldürülmesi namaz kılmayan çocukların dövülmesi gibi meseleleri günümüzde tam olarak İslam toplumunda doğru cevabını bulamamış Yolumuz ve meşrebimiz üzerinde pek çok soru işaretini de günümüze taşımaktadır .
İslam kadın konusunda büyük bir inkılap yaptı diyerek kendimizi avutup geleceğe taşıyamayız büyüğümüzün ifadesi ile kadınlar hak ve alan mahrumudur kadının şahitliği yarım değildir.
4 evlilik Emir değildir.
ontolojik olarak Kadın erkekten değil Hz Adem nasıl yarattıysa o şekilde yaratılmıştır .
kadın dövülemez Erkekler kadınların başında eksikliklerinden dolayı gözetici değildir.
ler İslam kadın lüks ve mal mülk konusunda tamamen hazzı hedonist bir ahlakı benimseyen sistem de değildir.
kadınlar hakkında İslami bilgileri üretenler de tarihsel süreçte Hep erkekler olmuştur Bugün Geldiğimiz noktada ise İslam toplumu yaşadığı şaşkınlıktan kurtulup bir türlü çıkamamıştır .
üçüncü ve son sonucumuz ise ihtilat kapısı kapanmamıştır .
İçtihat Kur'an ve sünnette çözümü bulunmayan meseleleri yetkili bir İslami alemin Akli muhakemesi yoluyla çözüme bağlaması demektir bu konuda hoca efendinin düşüncesini biliyorsunuz pek çok ilim adamının sadece dini ilimlerde uzmanlaşmış değil beşeriyi bilimlerde de uzmanlaşmış alemlerin bir araya gelip İçtihat etmesini savunuyor hocamız İslam'ın yaptığı ıslahatın bir kısmı o günün şartlarında ulaşabileceği kadar olmuş tekamülü için ise Kapı açık bırakılmıştır görüş ve içtihatlarıyla topluma yön verip yol gösteren din adamlarının alimlerin vaizlerin nâzihlerin din adına konuşanların bu konuda mesuliyeti çok büyüktür çokları onlara bakarak yol ve yöntemlerini tayin ederler onların inhilâfı kendileriyle sınırlı kalmaz çevrelerine de sirayet eder onların sükutu sıradan insan sükutu gibi değildir.
Onlar söz veya fiilleri ile çizgi kayması yaşadıklarında toplumu da ihtirafa sürüklemiş olabilirler Bu sebepledir ki onların yani önde duranların yanlışlarının toplum üzerindeki negatif etkisi yer yer şeytanın vesvese ve imalarından bile daha çaplı ve büyük olabilir dinix veya bürünmüş ağzından ayet ve hadis düşürmeyen kimselerin durumları da böyledir insanlar onların sözlerine kulak vermektedir .
5 adet örneğini verdiğimiz konulardaki tavrımız net olmadığı için gençlerimizi hatta yetişkinlerimizi ikna edemiyoruz .
hizmet toplumu doğup büyüttüğü geliştiği toplumdan mahrum olmanın buhranını yaşıyor demiştik .
demiştik .
burada Dolayısıyla yeni bu durumda yeni şeyler söylemek lazım yeni fark edilen olaylar sorgulanan hadiseler yetişkinleri etkilediği gibi gençleri daha fazla etkilemektedir .
çocukların üzerinde anne babaların dini kimlikleri etkili olmaktan acizdir gençler çocuklar ailelerini reddedebiliyor kabul etmiyorlar okuldaki ya da mahalledeki arkadaşları gibi olmak onlar gibi giyinmek onlar gibi yemek içmek onlar gibi hedonist haz merkezde bir hayat yaşamak istiyorlar Gençler bu yeni hayatlarında pek çok soruya muhatap olmakta cevap bulamamakta kısa yoldan ailesinin kimliğini reddetmekte ailesi ile irtibatını zayıflatıp kesmekte intiharlar yaşanmakta biliyorsunuz en basitinden İslam'ın binlerce yıllık müktesebatını reddedip kendisine deizm gibi Ateizm gibi Agnostisizm gibi yeni maceralar aramakta yeni yol ve yöntemler bulmaya çalışmaktadır.
son bir iki dua cümlesi ile bitirmek istiyorum .
Eğer Rabbim Biz yanıldıysak Rabbim bizi düzeltsin bu dünya daha dahasında kaybolursak Rabbim bize rehberlik etsin meşakkatler karşısında pes etmeye başlarsak Rabbim bize dayanma gücü devam etmek gücü versin umutsuzluğa kapılırsak bize yeni yollar şehralar açsın ruhumuzu dili tutsun sırtımızı sağlam tutsun yolumuzu kolaylaştırsın biz bu koltuklardan kalktığımızda bizden daha iyileri otursun bizden sonra daha hayırlı insanlar sizleri sizlere konuşsun sizlere misafir olsun yetişemediğimiz yerlerde bizden daha İyiler yetişsin bizden daha merhametli ve cömert dostlarımız olsun  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Pırlantalarda Geçen Şiirler

Fâniyim, Fâni Olanı İstemem Fâniyim, fâni olanı istemem, Âcizim âciz olanı istemem Ruhumu Rahmân’a teslim eyledim, gayri istemem! İsterim, f...