PIRLANTALAR NASIL OKUNMALI.
Euzu billahi mineşşeytanirracim
Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi rabbil alemin vat vesselam alâ seyyidina
veed Muhammedin ve al Ali ve sahbihi EC
hepinizi muhabbetle
selamlıyorum.
Ben yakın bir zamanda risalei nuru hangi sırayla okumalı diye bir
video paylaşmıştım o videoyu paylaştıktan.
sonra özellikle den geçtiğimiz
günlerin tezahürü olarak kardeşlerim
bana sıklıkla hoca efendinin
kitaplarına hangi sırayla okumalı sorusunu sordular.
bu videoyu bu meyanda
çekiyorum.
Aslında daha incelikli planlar programlar çıkaran kardeşlerimiz var.
Özellikle Cemal Türk hocam gençler için ayrı yetişkinler için ayrı bir program
hazırlıyor.
nasıl okumalı hangi sırayla okumalı diye ben Sizinle kendi planımı
kendi Sıramı kendi zihin haritamı paylaşmak istiyorum.
kabaca bir tasnif olur
sizin için de istifadeye Medar olur diye ümit ediyorum.
Şimdi hoca efendinin
malumunuz
kitaplarının bir kısmı vaazlarında kitaba
dönüştürülmüş zenginleştirilerek kitaba dönüştürülmüş.
Ben yıllarca Yayıncılık
yaptım yayın yönetmenliği yaptım.
ve Şunu bilirim bir sohbeti bir konuşma metnini
yazıya dönüştürdüğünüz de karşınıza Çok zorlu bir metin çıkar yani çok fazla
editoryal müdahale gerektirir.
Oysa hoca efendinin metinleri sohbetleri Ahmet
Turan Alkan'ın da buna dair bir beyanı var.
Çok kitabidir.
Hoca Efendinin
sohbetleri Dolayısıyla onları kitaba dönüştürdüğünü de bir zihin haritası
görüyorsunuz.
Hoca Efendi adeta konuşurken onları bir bütüne doğru bir yolculukla
an anıyor.
bize ve aynı zamanda da anlatırken bir adeta bir kitap formatına
dönüştürülecek şekilde anlatıyor.
ve hoca efendinin zihin haritası
cibril hadis-i
Şerifi üzerine kurulu
cibril hadisi şerifini bilirsiniz.
Hz.Ömer'in naklettiğine göre bir gün Cebrail Aleyhisselam beyaz kıyafetler giyinmiş
kimsenin tanımadığı bir yolcu suretinde efendimizin huzuruna geliyor.
dizlerini
Efendimiz dizlerine dayıyor.
Sallallahu teala Aleyhi ve Sellem efendimizin
mübarek dizlerine ve ona sorular soruyor.
ilk sorusu İman nedir.
sorusu Efendimiz
imanın hakikatlerini anlatıyor.
şartlarını vurguluyor.
sonra İslam
islam nedir.
diye
soruyor.
Efendimiz İslam'ın şartlarını zikrediyor.
sonra da İhsan nedir.
diye
soruyor.
Efendimiz Sallallahu teala aleyhi ve sellem de Rabbini görüyormuş gibi
ibadet etmendir.
sen onu görmesen de o o seni görüyor.
ya diye cevap veriyor.
İşte
bu cibril hadisi Şerifi Aslında bizim yolculuğumuzun yörüngesini okumalarım zın
da yörüngesini belirliyor.
önce önce meselenin Nazari planı yani iman.
sonra ameli
planı ibadet hayatımız.
sonra da o amele dönüştürdüğümüz şeyleri içselleştirmek
kendi fıtratımız e mal edebilmek.
namazla şmak oruçla şmak diyordu.
ya hocamız
Aynen öyle bir yolculuğun içerisine sokacak bizi bu dinlemeler ya da bu okumalar.
Bu arada hoca efendinin kitaplarını okurken vaazlardan özellikle
kitaplaştırılmış metinleri okurken aynı zamanda o bazları Dinlemek de çok
faydalı oluyor.
pekiştiriyor.
okuduğumuz şeyleri Dolayısıyla Nereden başlayacağız.
okumalara hoca efendinin başladığı yerden yani vaazlar silsilesinden
başlayacağız.
Önce onları tahkim edeceğiz Nereden başlayacağız.
inancın
gölgesinden başlayacağız.
inancın gölgesinde iki cilt olarak da yayınlandı.
tek
cilt olarak da yayınlandı.
Siz inancın gölgesinde okuduğunuzda temel imani
hakikatlere ilişkin bir bütün bir bakışla yola çıkmış oluyorsunuz arkasından
sonsuz nuru okuyoruz.
Sonsuz Nur Aslında hoca efendinin Nübüvvet serisinde
anlattığı hakikatlerin kitaplaştırılmış şekli
Sonsuz Nur bir siyer kitabı değil
bir Siyer felsefesidir.
diyor.
bize hocamız dolayısıyla siyere nasıl bakacağımı
ilişkin bize çok vuzuhu çok derinlikli bir bakış açısı kazandırıyor.
bir değil
defalarca okunması gereken bir metin sonsuz nur kitabı ya da Sonsuz Nur kitaplar
serisi..
sonra 3üncü aşamada Kur'an serisi geliyor.
Biz de Kur'an kitaplarına
geçiyoruz.
hoca efendinin Kur'an kitaplarını malumunuz değerli dostlar.
Kur'an'dan idrake yansıyanlar Kur'an'ın altın ikliminde
Fatiha üzerine
mülahazalar Yusuf Suresi ve bunlara bir de bir icaz hecelemesi ekliyoruz.
Benim
tavsiyem bir icaz hecelemesi İlk turda değil ikinci turda devreye sokmak.
hem
hacimli hem de anlaşılması itibariyle biraz daha zorlayıcı bir metin olduğu için
birinci turda bir icat hecelemesi okumayıp ikinci turda Kur'an ve ları serisine
bir icaz hecelemesi de ekleriz birinci turda neleri okuyacağız.
Kur'an'dan idrake
yansıyanlar Kur'an'ın altın ikliminde Fatiha üzerine mülahazalar ve Yusuf Suresi
Tefsiri.
Bu bize Kur'an'ın hakikatine ilişkin Kur'an'ın hakikatine ilişkin
muhtemel muhteşem bir altyapı muhteşem bir bakış açısı kazandırıyor.
kazandırsın
inşallah teala.
sonra neye geçeceğiz Melekut alemi bahsine geçeceğiz ve orada
da varlığın metafizik boyutu kitabını okuyacağız.
En sona Kader vaazları
üzerinden Biz Kader kitabını okuyacağız.
Böylece imani hakikatleri tahkim etmiş
olacağız.
yani meselenin nazariyat ilişkin bir muktesebat olacak inşallah teala
sonra nereye geçeceğiz.
ardından değerli dostlar ameli bahislere geçeceğiz ve
önce namazla başlayacağız.
yolculuğumuza namaz kitabını okuyacağız.
arkasından
zekat kitabı ile beraber enginliği le Bizim Dünyamız
kitabını okuyacağız.
enginliği le Bizim Dünyamız kitabı Çok önemli çünkü o aynı zamanda iktisadi
mülahazaları da ihtiva ediyor.
şöyle demeyeceğiz yani zekat için bir kitap okunur
mu diye düşünmeyeceğim Evet zekat bizim hayatımızın çok önemli bir parçası
Mutlaka onu okuyacağız.
arkasından Hac kitabını okuyacağız.
Hac kitabını okurken
de Ben daha hacca gitmek niyetinde değilim duygusuyla asla okumayacağım Hac
kitabı bizim yine.
hayatımızın yani ameli hayatımızın kelime-i şehadet imani
hakikatlere Nazar ediyor.
ama Onun dışındaki imani hayatımızın dört parçasından
bir parçası Dolayısıyla gitmesek bile onun niyeti içerisine girebilmem için onun
bizim Mahiye temizde ne ifade ettiğini anlayabilmek için Hac kitabını okumaya
ihtiyacımız var.
ve oruç bakın DT tane burada temel meselemiz var.
namazı
okuyacağız.
arkasından namazı okuyacağız.
orucu ikinci sırada okuyabiliriz.
zekatla
beraber iktisadi mülahazaları okuyacağız.
Arkasından da
Hac kitabını okuyacağız.
yani 5 tane kitap da okumuş olacağız.
bu meyanda ameli meselelere bakan cihetiyle
sonra hoca efendi bu sohbetlerini verdikten.
sonra bu ameli
meselelere ait koruyucu dinamikler vaazların başlıyor.
İslam'ın İslam alt
başlığında bu namaz gibi Oruç Gibi Efendim imani hakikatlerin kelime-i şehadetle
tezahürü gibi meseleleri tahkim edecek koruyucu dinamikler diyoruz.
bunlara
koruyucu dinamikler sohbetlerine başlıyor.
Hoca Efendi ve tahmin edeceğiniz gibi
orada da karşımıza bizim ne çıkıyor.
orada da karşımıza bizim birincisi
irşad
ekseni çıkıyor.
İrşat Ekseni.
sonra ilahi kelimetullah ve Cihat
kitabını görüyoruz.
arkasından Çekirdekten çınara Bu da eğitimle alakalı gençliğin problemleri
kitabı arkasından değerli dostların Bunları okuduktan.
sonra hitap çiçeklerini
ve
Yaradılış gerçeği ve evrim kitabını okuyoruz.
Bunlar meseleleri tahkim eden
koruyucu dinamik kitapları ki bizim açımızdan aslında kanalde ehemmiyet arz
eden kitaplar bunları da okuduktan.
sonra bunların hepsini risale-i nur
okumalarında olduğu gibi aşılması gereken birer dağ olarak düşünün önce
imani
hakikatlerin Dağı onu aşıp geçtikten.
sonra o Yüce dağı aşıp geçtikten.
sonra o
muhteşem muktesebat arkasından ameli meselelere ilişkin ilmi bir derinlik elde
edebilmek tahkiki bir imana erişebilmek için ikinci Dağı aşıyoruz.
üncü dağa
geldiğimizde koruyucu dinamikler başlığı altında
İrşat ekseninden başlamak
suretiyle Bu kitapları birer birer okuyoruz.
şimdi bunları
tahkim ettikten.
sonra Yolumuz Nereye geliyor.
bunları tahkim ettikten.
sonra
Hocaefendinin artık kaleme getirdiği bizzat kaleme getirdiği metinleri
okumaya
başlayacağız.
hoca efendinin kaleme getirdiği onun kaleminden çıkan mübarek
kaleminden çıkan metinler malumunuz birincisi Sızıntı dergisi baş yazıları
Sızıntı dergisi ORT yazıları Yağmur Dergisi başyazılar Efendim beyan başlığı
altında toplanan o makaleler Yağmur Dergisi başyazılar ın makaleleri Bir de Yeni
Ümit dergisinin başyazılar vardı.
hatırlayacaksınız.
şimdi bunları bu
başyazılar
ve orta sayfa yazılar kitaplaştı ve seriler halinde yayınlandı.
bu serilerin
bizim için önemli olan olan hususiyeti şu şimdi.
burada bu noktada Yani bu
muktesebatı bu üç sırada muktesebatı elde ettikten sonra bizim yolculuğumuz
nereden devam edecek şuradan devam edecek hatırlayın Musa aleyhisselam Hızır
aleyhisselam'la buluşmak için yola çıktığında yanına Yuşa Aleyhisselam'ı alıyor.
ve burada iki yolculuk var.
Birincisi Hızır aleyhisselam'la buluşma yolculuğu
İkincisi de Hızır aleyhisselam'la gerçekleştirilen ledünni ilim yolculuğu
metafizik bir yolculuk ledünni ilim yolculuğu bu yolculuğun iki aşaması var.
biz
bu kitapları okuyup bu noktaya geldiğimizde artık o yolculuğu yapmaya da hazır
hale geliyoruz.
önce Yuşa aleyhisselam'la yapılan o yolculuk durmadan dinlenmeden
mesafeler kat edeceğim diyordu.
ya Hz Musa aleyhisselam ayeti kerimede Biz de o
azimle yola devam edeceğiz ve ön Çağ ve Nesil serisini okuyacağız.
Çağ ve Nesil
serisi bize hızırla buluşmaya hazırlayacak olan yolculuk o tam manasıyla bize
kendi yaşadığımız çağı şerh edecek nasıl bir zamanda yaşıyoruz.
ve bu zamanın
bize yüklediği sorumluluklar neler bize yüklediği manalar neler misyon neler
bunları kavrayabilme noktasında Çağ ve Nesil serisinin fevkalade bir ehemmiyeti
var.
Çağ ve nesil serisi ile beraber diğer o başyazı metinlerini de beraber
okuyabilmem mümkün Yeni Ümit dergisinin başyazılar ruhumuzun heykelini ikame
ederken başyazılar aynı zamanda kendi dünyamıza doğru diye İkinci bir kitap
suretinde yayınlandı.
Bir de beyan kitabı var.
Yeni Ümit dergisinin baş yazıları
olmak üzere bunlar bize işte bu Okuduğumuz kitaplar kendi çağımızda bizi
yüzleştik olan kitaplar kendi çağımızın gerekli olan donanımına bize
hazırlayacak bize kazandıracak olan bu kitaplar bizi aynı zamanda metafizik bir
yolculuğa hazırlayacak çabe nesil serisinde çokça zikrettiği hoca efendinin
Hızır Çeşmesi ifadesi vardır.
ve biz.
Hızır çeşmesinden su içecek hale
geleceğiz ruhumuzun heykelini ikame edecek hale geleceğiz inşallah teala En
azından bunun şu bir yolculuğunu yapacağız.
şuur altı muktesebatı teşekkül
ettirmeye çalışacağız.
ve geldiğimiz nokta bizi nereye bırakacak
kalbin Zümrüt
tepelerinin kapısına bırakacak Çünkü kalbin Zümrüt tepeleri bizi ilmi bir
yolculuktan.
sonra kendi Çağımız la kendi çağımızın problemleriyle yüzleştik
sonra metafizik bir yolculuğa çıkaracak kalbin Zümrüt tepeleri yolculuğu ledünni
ilimlere açılma yolculuğu Aslında değerli dostlar Hoca Efendi kalbin Zümrüt
tepelerinin kavramlarını da kürsü vaazları la anlatmak istiyor.
buna ilişkin
hoca efendinin bazı kavramları kalbin Zümrüt tepelerinin bazı kavramlarını
kürsülerden anlattığına şahitlik ediyoruz.
mesela.
ihsana ilişkin hoca
efendinin Takva gibi imanı billah marifetullah Vicdan kültürü mehafetullah.
sonra
mehabet Cenabı Hakk'a karşı iştiyakı hoca efendinin anlattığı hizmet
insanlarının ahlakı ve kültürü muhasebe murakabe Fütüvvet sabır haf ve Reca
başlıklarıyla vaazları var.
hoca efendinin onlar da dinlenebilir Hoca Efendi
kalbin Zümrüt tepeleri kavramlarını kürsü vaazları la anlatmak istiyor.
ama bu
kadarını anlatıyor.
gerisini kaleme getiriyor.
muhteşem bir üslupla muhteşem bir
üslupla zirvedir.
kalbin Zümrüt tepelerin metinler beyanın zirvesidir.
ve biz
kalbin zümrü tepeleri ciltlerini dört cilt yayınlandı.
yayınlanmamış makaleler de
var.
yani yayınlanmamış derken kitaba dönüştürülmüş makaleler de var.
Hoca Efendi
tekmile makaleleri başlığı altında D ciltten.
sonra birtakım makaleler yazdı.
sonra Çağlayan dergisi için de.
orta sayfa yazıları yazdı.
onların hepsine
tekmile makaleleri diyoruz.
onlar da yak hakkında kitaplaşmış
Bütün bu dağları açtıktan.
sonra karşımıza yeni bir sıra dağlar serisi Çıkacak.
O
da Kırık Testi serisi Kırık Testi serisi ya da prizma serisi.
Bütün bunlar soru
cevaplar Asrın getirdiği tereddütler öyle soru cevaplar suretinde tanzim edilmiş
olan kitaplar.
Hocaefendi soru sormayı çok önemsiyor.
Çünkü soru sorduğumuzda
cevaplar da bizim cevabımız oluyor.
yani soru merak duygusunu tahrik ediyor.
yıllarca Hoca Efendi o sorular üzerinden cevaplarla bize yeni bir dünyanın
kapılarını açtı.
ve soru sorduğumuzda o cevaplarla bizim şimdiye kadar geldiğimiz
yolculukta okuduğumuz O kitaplar var.
ya oradaki meseleleri derinleştirmek
meseleleri daha derin Ufuklara doğru açmış oluyoruz.
aklımıza gelen veya
soramadığım ilmimiz derinliğimiz yetişmediği için soramadığım pek çok sorunun
hem sahibi oluyoruz.
O soruların hem de cevaplarını bulmuş oluyoruz.
Kırık Testi
serisi çok ehemmiyet arz eden bir seri.
dedim ya o kitapları açan derinleştiren
bir seri fakat kırik testi serisi için yani hoca efendinin o sorulara verdiği
cevaplar için kirik testi serisinin 1 cildinde yazılmış bir
önsöz
var.
Cevdet
türkyolu var.
40 testinin 1 cildinde okumanızı öneririm onu.
Çünkü hoca efendinin
ne yaptığını da görmüş oluyoruz.
orada altı çizilen
bir mesele var deniliyor.
y ana
düşünce katmanı yi ana meseleleri derinleştirme katmanı ilim katmanı
diyebilirsiniz buna bu katmanlar iç içe geçmiş olan katmanlar Aslında Kırık
Testi serisi diyoruz..
ama hoca efendinin bütün sohbetlerinde bütün vaazlarında bu
ana katmanlar var.
ve bu ana katmanları Biz kavradığı biraz daha derinlikli
olarak okuyoruz.
sonra
geçtiğimizde kırik testi serisine bu katmanlara daha rahat inebiliyor.r.
kalbin
Zümrüt tepeleri 7 katman olarak tasavvuf katmanı olarak karşımıza çıkıyor.
sonra
6 katmanda fıkıh usulü karşımıza çıkıyor.
5>5inci perdede tefsir katmanı
Kur'an'a açılma Kur'an'ın hakikatlerini daha iyi kavrama noktasında o Kur'an
okuduğumuz Kur'an kitapları onlara uzanan onların manalarına uzanan Aynı zamanda
da hoca efendinin anlattığı her şey Kur'an hakikatlere dayandığı için o
hakikatleri daha iyi kavramaya yönelik olan bir tefsir katmanı var bu 5 perdede.
sonra
4 düncü perdede hadis katmanı var.
3üncü perdede
Siyer katmanı var.
Siyer hoca efendinin bütün metinlerinde çok Ana bir
unsur olarak çok çok kendini hissettiren bir unsur olarak var üçüncü perdede.
ikinci 2. perdede daha yüzeye
gelirken vaazu nasihat katmanı var.
yani hoca efendi bütün sohbetlerinde bizim
onlardan alacağımız dersler hikmetler olan bir r vaazu nasihat katmanıen üst perdede de 1 normal konuşmalar katmanı ; var demiş ona.güncel katman da
diyebilirsiniz.
Siz en üst perdede o gün İşte konuşulan meseleler
o gün Hoca
efendinin yaptığı atıflar O günkü hadiseler Bunlar en üst perde şimdi bazı
arkadaşlar metinleri okurken o üst perdeye Yani normal konuşmalar perdesine
takılıp da sanki onların vakti geçmiş gibi o metinlerin zamanı geçmişte şimdi
okunmasına gerek yokmuş gibi algılayabiliyor.
Bu çok yanlış bir algılama olur en
normal konuşmalarında bile Hocaefendinin en güncel metinlerinde bile bu katmanları bulabilmek yakalayabilmek mümkün.
Biz de o nazarla bakarsak Hani Üstadımız
diyor.
ya nazar eşyanın mahiyetini değiştirir diyor.r.
Bediüzzaman Hazretleri Biz de
o nazarla bakarsak görebiliyoruz.
onları o katmanları arama nazarıyla bakarsak
görebiliyoruz.
biz bir grup arkadaşla beraber hoca efendinin sohbetlerini
dinlerken bu katmanları tespit ederek dinliyorduk birbirimize soruyorduk .
Hatta
şunu da soruyorduk birbirimize.
hangi tasavvuf kavramlardan söz etti Hoca Efendi.
fıkıh katmanında nelerden bahsetti.
siyer katmanında nelere ııf yaptı diye
birbirimize sorular soruyor.
ve böylece birbirimizin sohbeti ne kadar dikkatli
dinlediğini de ölçmeye çalışıyorduk.
işte böyle bakarak Yani bu katmanları bu
katmanların içerisinde yolculuğa çıkarak. .
prizma serisini okumaya devam ediyoruz.
Efendim Asrın getirdiği tereddütleri okumaya başlıyor.
ve devam ediyoruz.
bunlara
böyle takdim tehirleri yapabilirsiniz.z.
arkasından Kırık Testi serisine prizma serisine
başlayabilirsiniz.
soru cevap sohbet vaazları Bunlar soru cevap kitapları.;.
fasıldan fasıla soru cevaplar değil ama o da muhtelif bahisler
bir araya getirilmiş.;.
sohbetleri sırasında alınmış notlar fasıldan fasılalar o
sohbetlerde o derslerde.
ilmi derslerde alınmış olan Notları da aynı surette o
serinin içerisine ekleyerek okuyabilirsiniz.z.
tematik değil dedim ama kitaplaşan o
soru cevaplar kitaplaşan çeşitli tematik başlıklar altında toplanmış.
o
başlıklar altında bir bütünlük yani düşünce bütünlüğü de teşekkül
ettirebiliyormusunuz.
şimdi bütün Bunları okuduktan sonra geride ne kaldı.
geride
Ne kaldı.
Kırık Mızrapap kırık mızrabı
okuyacağız.
Bütün bunlardan sonra kırık mızraba girmemiş henüz hoca efendinin
kitaplaşmamış şiirleri var.
Hoca Efendi i yeryüzü mirasçılarının vasıflarından
sanatı en üst
noktaya koyuyordu.
sızıntıda resimlerin
üzerine yazdığı yazılar var diye hatırlayacaksınız.
bize verdiği ölçüler hoca
efendinin hüzmeler iktibaslar bunlar böyle daha küçük üstadın hakikat
çekirdeklerine tekabül eden çekirdek metinler çekirdek metinler .
Bunlar Üstat da
öyle anlatıyordu.u.
ya bir hakikat çekirdekleri vardı.
Hoca Efendi Bediüzzaman
Hazretleri sonra da bütün bir külliyatta o fidanlıktan yetişen ağaçları bize
sunuyordu.u.Hakikat Çekirdekleri var.
buna dair
ölçü ve
yoldaki Işıklar Hakikat Çekirdekleri hüzmeler ve iktibaslar renkler kuşağında
hakikat tomurcukları ve zikrettiğim gibi hoca efendinin şiirleri
bütün bunları
zevk etmek için okuyacağız.
tasavvufta çok önemli bir kavramdır.
Hoca Efendi de
kullanır zevk etmek biz bu dağları Bu Sıra Dağları da aşıp geçtikten sonra
şiirlerle hakikat tomurcuklarıyla meseleyi zevk etme aşamasına erişeceğiz inşallah teala.
unuttuğum kitap yoktur diye ümit ediyorum.
Fakat Hocaefendinin
yayınlanmamış çokça kitabı var.
Onlar henüz kitaba dönüştürülmedi.
bir cep kamp düzenleriz
Hocaefendi'nin yeni kitabını programımızı bozmayacak şekilde gündemimizin içerisine alırız.
müzakere yaparız.
mesela onlarla alakalı şöyle düşünün Hoca Efendi bize 40 güne tamamlayın diyordu.
yıl içerisinde kamplarını cep kampları kış kampları yaz kampları Efendim Otel kampları doğa kampları 40 güne
tamamlayın aile kampları da olabilir.
bunların içerisinde 40 güne tamamlayacağım
o kamplarda yapacağımız okumalar için birtakım planlamalar yapabiliriz.
Bazı
kitaplar için özel kamplar düzenleyebiliriz.
mesela Bir Sonsuz Nur kampı yaparız.
Mesela diyelim ki melekut alemi kampı yaparız.
diyelim ki namaz kampı yaparız.
ve
orada namaz kitabını okur namaz kitabını mütalaa ederiz ve böylece meseleleri
daha da derinleştirme çabası içerisinde oluruz.
kampları ihmal
etmemek lazım özellikle yeni kitaplar çıktıkça mutlaka kamplar yapmak lazım ve o
yeni kitapları programımızı aksatmayacak okuma programımızı aksatmayacak şekilde
gündemimizde tutmamız lazım. Peki bütün bu kitapları okuyacağız da nasıl bir zamana yayarak okuyacağız.
Benim tavsiyem şu Biz.
Geçmişte de bunu yapıyorduk
ama şimdi daha büyük bir dikkatle yapabiliriz.
şöyle yapalım diye düşünüyorum.
biz
bir grup arkadaşla Dört Mevsim dört kitap başlığı altında Risale okumaları
yapıyorduk.
ve eski Sait dönemi eserlerinden yola devam ediyorduk iki tane
kitabımız kalmıştı.Onları Şimdilik okumayı bırakıp başa dönelim istiyorum.
yani hoca efendi ruhun ufkuna yürüdükten.
sonra sözlerden Yeniden Başlayalım kış
kitabımız sözler olsun Aynı zamanda yeni bir programla da.
hoca efendinin her
ay bir kitabını bitirmek üzere bir program yapalım.
Bu uygulanabilir bir program
bazı arkadaşlar daha hızlı okumak istiyorlarsa diyelim ki 15 günde bir kitap
okuyabilirler ama biz.
okuyabilir üzerinden Yani daha götürülebilir üzerinden
bir program yapalım.
Arzu ettim hoca efendinin kitapları rahat okunuyor.
bunu
talim etmişsinizdir.
tecrübe etmişsinizdir.
hem çok akışkan metinler olduğu için
rahat okunuyor.
hem de O akışkanlığın yanında bir de Büyük
puntolarla yazılmış güzel bir mizanpajda hazırlanmış çok Kalın kitaplar olmamak
üzerinden rahat okunuyor.
ne yaparız biz de her ay bir kitap bitirmek üzerinden
bir program yaparız.
Bazı kitaplar daha kalın olabilir.
Bunu da ona göre bir
okuma serüveni içerisinde çözümlemeye çalışırız.
yani elimize aldığımız her
kitabı aylık okuma sayfasına böleriz.
ve günde kaç sayfa okumamız gerekiyorsa
düzenli okumalar yaparız.
bu düzenli okumalar meselesi çok önemli yani bir
oturuşta oturup kalkmak da mümkün ama hani biz risale-i Nurları risale-i Nurları
vird olarak okuyorduk Ya bunları da vird olarak okuyabilmem mümkün hoca
efendinin eserlerini Çünkü hoca efendi de Üstat gibi Üstadımız Hani talebe dost
kardeş ayrımı yapıyor.
ya kitaplarıyla kurduğumuz ilişki üzerinden bu ayrımı
yapıyor.
üstat Dostlar okuyor.
istifade ediyor.
ama onları anlatmayı onları
yaşamayı hayatının gayesi haline getirmiyor.
Oysa bakıyorsunuz ki Bediüzzaman
Hazretleri özellikle özellikle kardeşlik iklimini böyle başlatıyor.
sonra bir
de talebeliğe getiriyor.
meselesini o risale-i Nurları anlamayı okumayı anlatmayı
yaşamayı hayatının gayesi haline getiriyor.
insanlar.
İşte hoca efendinin
kitaplarını da Bu bağlamda ele alabilirseniz hocamız ruhunun ufkuna yürüdü onun
en büyük miraslarından bir tanesi ilim mirası bizim o ilim mirasına sahip
çıkabilmek için düzenli okumalara ihtiyacımız var.
biz bu külliyatları
tamamlayacağız İnşallah.
sonra yeniden okumaya başlayacağız.
bir tur yaptıktan
sonra ikinci tur yapacağız.
3üncü tur ömrümüzün sonuna kadar Allah bizi o Mai
Zülal kana kana içenlerden eylesin inşallah teala.
Dolayısıyla şöyle yapalım arzu
ediyorum.
diyelim ki kışın kış aylarında ne yapacağız.
Aralık Ocak şubatta üç tane
kitap okuyacağız.
inancın gölgesini okuyacağız.
arkasından sonsuz Nur'u okuyacağız.
Arkasından da Haşir kitabını okuyacağız.
özellikle Haşir kitabını seçtim o ince
bir kitap.
Sonsuz Nur kalın bir kitap.
bir biraz oradan böyle sarkarsa Öteki
tarafa toparlayabilir.
bize bu üç hakikat aynı zamanda kur'an-ı Kerim'in de üç üç
temel üzerine bina edildiği dinamik ne yapacağız.
inancın gölgesinde
arkasından sonsuzdur Arkasından da Arkasından da değerli dostlar.
Ölüm Ötesi
Hayat kitabını okuyacağız.
bu üç kitabı kış aylarında bitirmiş olacağız.
Her aya
bir kitap düşecek şekilde en son 3üncu ayda toparlayacak şekilde 3 tane kitap
okuyacağız.
sonra bu bizim kış programımız olacak.
ilkbahar geldiğinde yeniden bir
risale-i nur metni yeniden hoca efendinin kitaplarından üc kitaplık bir plan ve
yolumuza devam ede ede gideceğiz.
dediğim gibi bu böyle hani okuma kampları
yapılır.
bir günde şu kadar 100 sayfa okursunuz.
hoca efendinin bütün külliyatını
diyelim ki Bir Kırık Testi okuma programı yaparsınız.
okuma kampı yaparsınız.
Kırık Testi de günde bir kitap bitirirsiniz.
Kırık Testi serisini bitirir kamptan
öyle çıkarsınız.
Bunlar mümkün bu hızlı okumaların bize çok büyük katkıları var.
bütüncül bakışı kazandırıyor.
ama unutmayalım biz Hayatımız boyunca o Mai Zülal
içmeye devam edeceğiz.
o Hızır çeşmesinden kana kana içmeye devam edeceğiz.
Dolayısıyla da süreklilik bizim için çok önemli bir taraftan bu sürekliliği
sağlayalım.
Ondan sonra diğer unsurları da yani kampları o hızlı okuma
serüvenlerini okuyup çıkmayı diyelim ki Tatile girdik15 günlük bir tatilimiz
var.
Hemen bir plan yapıyoruz.
şu kitapları okuyayım çıkayım diye bu bu bu tarz
programları da ona ilave onun üzerine nurun Ala Nur olarak yapabiliriz.
değerli
dostlarım okuma programımız böyle.
biz 1 Aralık'tan itibaren hem sözlerle yeniden
başlayacağız.
Taze bir bismillah'la başlayacağız külliyat okumasına kış kitabı
olarak.
hoca efendinin kitaplarıyla da üç kitabı kış aylarında bitirmek üzere
kendimize bir plan yapacağız.
ve öyle yola çıkacağız.
siz de bizimle
okuyabilirsiniz bizimle okuyabilmek için bir şey yapmanız gerekmiyor.
kendi
aranızda kendi Bulunduğunuz beldelerde WhatsApp grupları oluşturabilirsiniz.
o
WhatsApp gruplarına böyle küçük metinler paylaşabilirsiniz.
WhatsApp gruplarından
altınızı altını çizdiğiniz satırların fotoğraflarını paylaşabilirsiniz.
birbirinizi teşvik edebilirsiniz.
hangi sayfada olduğunuzu paylaşabilirsiniz.
birbirinizi arkadan ittirip önden çektirebiliriz.
ama hani umumi ol olarak
öyle bir şartı yok bu kitapları okumanın.
arzu ederseniz
değerli dostlar o kitapları okuduktan sonra mesela ayda bir sizinle müzakereler de yapabiliriz.
o
kitaba ilişkin müzakereler de yapabiliriz.
Sizden gelecek taleplere göre ben de
okuyanlara yapılabilecek en büyük katkı Neyse benden Beklediğiniz neyse o
katkıları sunmaya çalışırım.
ama yeter ki siz o okuma serüveninin içerisine girin.
Bana da deyin ki Emine abla şöyle bir şey olsun böyle bir şey olsun.
Benden dua
istiyorsanız bu programa katılacak bütün arkadaşlara umumi dualarla dua edeceğim.
hususi dualar istiyorsanız programa iştirak eden Kardeşler.
mevsim sonunda kış sonunda Instagram DM üzerinden Bana kendi isimlerini
gönderirlerse ben okudum Emine abla diye onları kendi dua listeme Katar onları isim isim de dua
ederim.
Yeter ki siz bunu göğüsleyen Yeter ki Talip olun yeter ki hoca efendinin
ilim mirasının Varisleri olun değerli dostlarım.
ümit ediyorum sizin için faydalı
olmuştur Allah'a emanet olun.
RİSALE-İ NUR HANGİ SIRA İLE OKUNMALI?
Euzu billahi mineşşeytanirracim
Bismillahirrahmanirrahim değerli dostlarım.
Risale-i Nur nasıl okunmalı hangi sıraya göre okunmalı tarzında bir ders yapalım
istiyorum.
Bu gelen arkadaşlardan gelen takipçilerden gelen soruların üzerine en çok
sorulan soruların üzerine bina edilmiş olan bir program olacak.
Birinci sorumuz risale-i Nur hangi sıraya göre olmalı olsun oradan başlayalım.
Şimdi farklı metotlarla risale-i Nur okunabilir.
Fakat benim önerdiğim bir metot var.
Onu sizinle paylaşmak istiyorum.
Onu paylaşmadan önce de bir e okuma programı başlattığımız haberini vermek
istiyorum bunu sosyal medya üzerinden arkadaşlarla paylaştım Ama duymamış
olanlar haberdar olmamış olanlar olabilir.
4 mevsim 4 kitap bizim programımızın
projemizin adı 4 mevsimde yılın 4 mevsiminde 4 kitap okuyacağız.
Okuyacağımız kitaplar sözler Mektubat Lemalar ve şualar.
Bu sırayla saydığım sırayla okuyacağız.
Kış kitabımız sözler arkadaşlar okumaya başladılar bize katılmak isteyen
arkadaşlar da hemen bunu bir programa dökerek bir disipline dökerek bize iştirak
edebilirler nasıl bir disipline dökecekler meselesini de aslında hangi sıraya
göre okunmalı sorusunu cevaplarken Anlatmaya çalışacağım Şimdi risale-i Nur'un
değerli dostlarım dört tane ana kitabı var hepiniz bilirsiniz Aslında dört
kitaptan oluşur risale-i Nur ana metin olarak sözler Mektubat Lemalar ve şu alar
şimdi bu dört daha önce söz etmiştim hatırlayanlar olacaktır 4 bü zaman
hazretlerinde çok önemli bir sayıdır kurucu bir sayıdır Çünkü aslında dört
hakikatin kurulumu açısından da önemli bir sayıdır.
Biz dikkat edin dört kitap diyoruz semavi kitapları kasteder Ken dört büyük
diyoruz 4 halife diyoruz 4 mezhep diyoruz.
Varlığı üzerine bina ettiğimiz unsurlara anasırı Erba yani dört temel unsur
diyoruz.
Ya da dört mevsim diyoruz dört köşe diyoruz ve dördü hayatın içerisinde hep
kurucu bir sayı olarak kullanıyoruz ve sayıların metafiziği yani sayıların da
bir fizik Bir de metafizik mahiyeti var metafizik mahiyetine batıni yönüne
baktığımız zaman sayıların dördün kurucu bir sayı olduğuyla karşılaşıyoruz.
Bediüzzaman Hazretleri de risale-i nurda pek çok meseleyi dört üzerine kurar.
Dört Acz fakr Şefkat tefekkürün dördüdür.
Dört hafidir üstadın 40 sene ömründe
30 sene tahsilinde öğrendiği dört kelime dört kelamdır dörttür.
Yine rabbimizi bize tarif eden dört külli muarrif vardır der Bediüzzaman
Hazretleri.
Ve Kainat kitabı Kur'an kitabı insan kitabı ve vicdan kitabını marifet
kaynakları olarak bize anlatır.
Aslında tahmin edeceğiniz gibi hani dört Semavi
kitap dört külli muarrif yani dört rabbimizi bize tarif eden kitap.
Aynı şekilde
de risale-i Nur'da dört temel kitap söz konusudur.
Şimdi bu kitaplar Aslında iç içe kümeler gibidir.
Yani sözlerle başlar şey ve
fıtri bir seyirle Diğerlerine geçer.
Sözlerle başlar Çünkü besmele sözlerin başındadır.
Yani Bismillah her hayrın
başıdır Biz dahi ona başlarız cümlesini Bediüzzaman Hazretleri sözlerin başında
kurar.
Küçük Sözler Tabiri caizse risale-i Nur'un fatihası hükmündedir.
Yani bütün risale-i Nur'un özeti hükmünde olarak bize anlatılır ve e sözlerde
daha çok itikadi meseleler yani Tevhit Risalet Haşir Efendim Sair imani
meseleler ameli meselelerin itikadi boyutları derinlemesine Yani hem şeri
meseleler hem itikadi meseleler temel olarak ele alınır sözlerde.
Ve 33 söze geldiğimiz zaman biz Aslında 33 söz 33 pencere ama aynı zamanda da 33
mektuptur.
Bediüzzaman Hazretleri bizi 33 sözdeki 33 mektuptan 33 pencere Aynı zamanda da
33 mektup olarak tanımladığı 33 sözden doğrudan mektubata gönderir.
Dolayısıyla Aslında Mektubat dediğimiz bizim Metin 33 sözün bir tefsirinden 33
sözün bir açılımından ibarettir.
Ve biz oradan doğrudan mektubatı okumaya başlarız.
Ve bunu Sözlerin bir iç kümesi olarak okumaya başlarız.
Sonra 31 mektuba geldiğimizde Bediüzzaman Hazretleri 31 mektuptan bizi lemara
gönderir der ki 31 mektup 31 lemadır der.
Dolayısıyla fıtri olarak biz bir iç kümeye daha gireriz ve lamaları okumaya
başlarız.
Aslında mektubatı da okurken dikkat edin sözleri okumaya devam ediyorduk
lamaları okurken de mektubatı okumaya devam ederiz.
Sonra yine 31 lemaya geldiğimizde Bediüzzaman bizi bu sefer Şuara gönderir ve el
hüccetüz Zehra 15 şuaya e refere eder.
Biz lamaları bitirdikten sonra fıtri olarak şuaları okumaya başlarız Bunlar iç
içe geçmiş kümeler halinde D kitaptır Bu dört kitabı sözler başlığı altında
toplayabilmek mümkündür.
Şimdi bu dört Bu kitap aynı zamanda dört kapıdan bahsedilir.
Ya hakikate ulaştığımız bizim şeriat tarikat hakikat marifet diye dört kapımız
vardır Bu dört kitap Bu dört kapıya da tekabül eder Yani sözler bizim şeriat
kitabımızdaki ihtiva eden bir kitaptır.
Sözler itikadi ve şeri meseleleri
irdeleyen ana metindir sonra Mektubat geçeriz.
Mektubat Bediüzzaman hazretlerinin ehli Tarik bir talebesine sorularına verdiği
cevaplardan oluşur büyük ölçüde.
Biliyorsunuz Aslında tasavvuf İslam'ın İhsan şuurunu temsil eder.
Bediüzzaman Hazretleri mektubatta o İhsan şuurunu derinleştirir.
Sonra biz lamalara geçeriz lamalar bir hakikat kitabıdır.
Çok incelikli meselelere incelikli dokunuşlar değinmeler yapar.
Bediüzzaman Hazretleri ve biz lamaları bitirdikten sonra Şuara geçeriz.
Şualar bir marifet kitabıdır.
Çok derinlikli bir metindir.
2inci Şua için Bediüzzaman hazretleri bu risaleyi anlayarak okuyan imanını
kurtarır der.
7inci Şua bedüzzaman hazretlerinin kendi seyri sülukun anlattığı bir metindir.
Ve el hüccetüz Zehra Yani 15inci Şua da bu marifet yolculuğu zirveye ulaşır.
Yani Dağın tepesine çıkmış olursunuz Unutmayın ki Dağın tepesine çıkan birisi
dağın eteklerinde gördüğü şeylerden daha fazla şey görmeye başlar.
Daha fazla şeyi kuşatmaya algılamaya başlar.
El hüccetüz Zehra dağın zirvesidir.
Bu dört kitaptan oluşan dağın zirvesidir.
Şimdi bu dört kitap bizim zikrettiğim gibi dört kapımızdır.
Şeriat tarikat hakikat marifet.
Bizim de dört mevsimimiz var arkadaşlarla yaptığımız paylaştırma.
Bu dört kitabın bir yıla dört mevsime dört köşeye dört canibe bölüştürülmesi
zikrettiğim gibi el hüccetüz Zehra Risalesi var.
Şimdi sözler 33 sözden oluş Lemalar da 33 Leman mektubatta 33 mektuptan oluşur.
Şimdi bu 33'ler biliyorsunuz tesbih sayılarıdır.
Yani Sübhanallah Elhamdülillah
Allahu ekber sayılarıdır.
Bediüzzaman Hazretlerinin sözleri lamaları ve
mektubatı bu 33 rakamı üzerinden kurgulaması tesadüfi değildir.
Sözler bir
şeriat kitabı olması hasebiyle bir Sübhanallah zikridir Aslında başın sonuna
kadar bir Sübhanallah zikridir.
Mektubat İhsan şuurunu tanımlaması cihetiyle
başından sonuna kadar bir elhamdülillah zikridir.
Ve hakikat kitabı olan lemalar
da bir Allahu ekber zikridir.
Sonra biz Şuara geldiğimizde artık lailahe illallah Zikri çekmeye başlarız O bir
marifet kitabıdır zikrettiğim gibi.
Şimdi bu 33'ler le birbirine bağlanan birbirine açılan metinler aynı zamanda iç
içe geçmiş metinlerdir de.
Bediüzzaman Hazretleri pencere lafzını çokça kullanır
risale-i Nur'da.
Şua Lema gibi nokta gibi işaret gibi ifadeleri de çokça kullanır.
Üstadın başlıklandırma da çok dikkate değer.
Çünkü pencere bizi daima başka bir
aleme açar.
Bir Mekandan Sonsuzluğa doğru bir mekandan başka bir mekana doğru açar.
Bediüzzaman hazretlerinin risale-i Nur'da kurduğu sistem böyledir.
Aslında bizi bir metinden başka bir metne bir hakikatten başka bir hakikate
doğru açar işaret eder.
Bu anlamda önemlidir bir metin başka bir metne bir hakikat başka bir hakikate
işaret eder.
Aynı şekilde nuraniyet sırrını da düşündüğümüzde biz ışığın özelliği de odur
aynalarda akseder.
Ve ayna Arda aks aks ettikten sonra da kendi vasıflarını bize çeşitli suretlerde
gösterir.
Yani çiçeklerde güneşin rengarenk hususiyetleri ortaya çıkar hava safes deea
başka hususiyetleri ortaya çıkar.
Aynen onun gibi de risale-i Nur'un
birbirlerini olan göndermeleri bir nuraniyet Sırrı ifade eder.
Çünkü risale-i Nur'un hakikatli cenab-ı Hakk'ın esmasına bakan Cenabı Hakk'ın
marifetine bakan dinin hakikatine bakan metinler olduğu için bütünseldir.
Yani hepsi birbirini bütünler hoca efendinin tanımladığı gibi Aslında risale-i
Nur bir zihin yapıcıdır.
Bir beyin yapıcıdır bütün metinler birbirine bakar birbirini tamamlar birbirini
bütünler iç içe geçmiş metinlerdir.
Bu sıraya göre okunması kend fıtri okuma biçimidir.
Risale-i Nur'un şimdi birinci Dağı açtık Biz el hüccetüz Zehrala dağın zirvesine
ulaştık.
Ve aşağıdayken göremediğimiz dağın eteklerinden göremediğimiz şeyleri görmeye
başladık.
Fakat okuma yolculuğumuz bitmedi.
Bu ilk yılın okuma yolculuğu İkinci yıl yine sizinle dört kitap belirleyeceğiz.
Ve ikinci bir dağ Zirvesi yolculuğu yapacağız.
Oradaki metinlerimiz de yine dört kitap olacak lahikalar ve tarihçeyi hayat
Kastamonu laikasi Emirdağ laikasi Barla laikasi ve tarihçeyi hayat olacak
metinlerimiz.
Bu metinlerin önemli özelliği şu Biz ilk dört kitabı okurken dört kitap bize
seslenme biçimiyle bizi şöyle kuşatıyor.
Ey insanlar seslenişi var Bu dört
kitabın içerisinde.
Yani bütün bir beşeriyete hatta hatta ehli şuura ehli şuur olan kim varsa ona
bir hitabı var.
Bu dört kitabın bütün bir beşeriyete insanlığa Hatta ehli davet
oldukları için ehli küfre ehli tabiate ehli ilh bir seslenişi var.
Yani kur'an-ı Kerim'deki beşeriyete seslenme biçimleri Bu dört kitabın
içerisinde var.
İkinci daa 2 Dört kitaba geldiğimizde göreceksiniz ki orada zaman Hazretleri
muhatap kitlesini biraz daha daraltıyor ve laikların muhatap kitlesi bir şahs-ı
manevinin içerisinde bulunan Dine hizmet etmeyi dini mübini İslam'a hizmet
etmeyi emri bil maruf nehyi anil münkeri farzı aynı olarak gören muzaaf farz
olarak gören yani farzlar Ötesi farz olarak gören hayatını bu ideal üzerine
yaşayan insanlara sesleniyor
Bediüzzaman Hazretleri burada.
hitap Artık insanlar Efendim burada hitap
bütün bir beşeriyet burada hitap insan olma mahiyeti burada hitap Efendim mülhit
Münkir değil
Burada doğrudan hitap Ey hizmi imaniye ve Kur'aniye ki kardeşlerim hitap burada Ey
hizmet-i imaniye ki ve Kur'aniye ki kardeşlerim Aziz Sıddık sebatkar kardeşlerim
buradaki hitap yani Üstatla aynı davanın çilesini çeken aynı hakikatin etrafında
toplanmış olan insanlara bir hitap söz konusu laikalarda.
Ikinci dağda yani laikalar okumalarında yine dört mevsime böleceğiz.
Biz kitaplarımızı Bu dört kitabı okuyacağız ve burada da hizmet prensiplerini
çıkaracağız kitaplardan.
yani Bediüzzaman hazretlerinin o mektupları lahikalarda
neşrettiği mektupları doğrudan bize yazdığını nazarı itibar alacağız.
Çünkü oradaki hitaplar özneler değildir.
Oradaki hitap hizmeti imaniye ve Kur'aniye de üstadın kardeşim olarak
nitelendirdiği aziz ve Sıddık muhataplardir.
Öyleyse 2 Dört kitabı daha özel bir
dairede okuyacağız.
Sonra bitecek mi okumalarım bir dağımız daha var.
3 yılımızda bu 3 yıllık bir proje 3ün yılımızda yine dört kitap okuyacağız.
Okuyacağımız kitaplar Asayı Musa mesnevi-i Nuriye muhakemat ve işaret icaz.
bu
Dört kitap da çok önemli bizim için bu sıralama da çok önemli.
önce Asayı Musa'yı
okuyacağız.
Çünkü bu dağ yolculuğunu 3üncü dağ tırmanma yolculuğunu gerçekleştirebilmemiz
için bir asaya ihtiyacımız olacak.
Nasıl Hz Musa'nın asası vurduğu yerden su çıkarıyorsa bizim asaı Musa'm da
vurduğu yerden marifet fışkırtır.
Ondan sonra risale-i Nur'un fidanlığı hükmünde olan mesnevi-i nuriye'yi
okuyacağız.
Arkasından işaret icaz ön sözü mahiyetinde olan muhakematı
okuyacağız.
Sonra da işaret icazı okuyacağız.
Burada üstadın dilinin yine hitap dilinin yine değiştiğine şahit olacağız.
Önce Bediüzzaman Hazretleri daha geniş bir dairede kurana muhataplar
içerisinde bütün bir beşeriyete hitapların çeşitlendirme imani ve Kur'an'daki
kardeşlerim diyerek o çileği kendisiyle paylaşan insanlara sesleniyordu.
Ama bu 3üncü dağ yolculuğunda göreceksiniz meseleyi biraz daha daraltıyor.
Bediüzzaman Hazretleri biraz daha Has daireye doğru çekiyor.
Ve Mesnevi Nuriye de bize ilem eyyuhel Aziz Ey Aziz bil ki diye hitap ediyor.
Yani buradaki hitap doğrudan doğruya bir doğrudan hitap bir ikili hitap.
adeta
Bediüzzaman Hazretleri bizi dizinin dibine oturtuyor bizi ciddiye alıyor muhatap
kabul ediyor ve bize bir Aziz olarak sesleniyor.
Yine ey arkadaş diye hitap eder.
Bediüzzaman Hazretleri Mesnevi nuriyede
hatırlayanlar bilir.
daha hususi bir hitaba doğru geçiyor.
Hatta değerli Dostlarım mesnevi-i Nuriye bu Hitaplardan sonra işaret icaza
geldiğimizde adeta mesele daha Has dairenin içerisine çekilir.
Orada Bediüzzaman Hazretleri Azizim diye hitap eder.
Yani muhatabını o ilişki içerisinde sahiplenir ona iltifat eder ve Azizim diye
hitap etmeye başlar.
Öyleyse e değerli dostlarım bu üç dağ bizim temel okuma metinlerinizi
oluşturuyor.
Bu metinlerin dışında kalan metinler biliyorsunuz tekrar olan derleme olan
metinlerdir büyük ölçüde.
O okumaları yani diğer Metin okumaları bu üç dağ okumasının içerisine dahil
etmiyoruz.
Onları aralara serpiştirip yayabilmek mümkün.
Sözler bizim için çok önemli bir metin onu kış kitabı olarak okuyacağız.
Şöyle yapıyoruz sözlerin sayfa sayısını Okuduğunuz baskılar birbirinden farklı
olduğu için siz bunu hesap edin sözlerin sayfa sayısını bu ay ayın günlerine
bölüyoruz ve ayın günlerine bölerek okuyoruz.
Yani şimdi başlayacaksan eğer bugünden itibaren Aralıkın bitişine ne kadar
kaldıysa oradan hesap ederek Şubat ve Martı işin içerisine katarak günlere
böleceğiz.
Sayfa sayılarını ve gün gün okuyacaksınız bizim okuma metodumuz bu
yani 10 gün okumayıp bir gün oturup hepsini kaza etmek suretinde değil bir ay
okumayıp bir gün oturup kamp yapıp da okumadıkları okuma suretinde değil.
Çünkü risale-i Nur Bizim virdim misdir vird sürekli beslendiğimiz bir kaynak
anlamına geliyor.
Burada esas olan şey her gün Okumak.
Bir Mania olmadığı sürece zaruri bir Mania çıkmadığı sürece asla bu programı
aksatmamak.
Zaten günlere böldüğünüz de günde 10 sayfa en fazla çıkıyor.
Daha fazla çıksın 15 sayfa bile çıksa çok yüksek bir sayfa sayısı değil.
Bu
okunmayacak bir sayfa sayısı değil.
Fakat her halükarda şunu da önerebilirim bir
aksatma durumu söz konusu olmasın diye.
İhsan Atasoy Allah ondan ebeden razı
olsun.
risale-i Nur külliyatının tamamını seslendirmiş de çok başarılı bir
seslendirmeden çok beğenirim.
Kendisi de iyi bir risale-i nur talebesi olduğu için nüfuz ederek nüfuz
ettirerek okumuş.
Ve o külliyat okuması youtube'da da var.
Biraz daha dağınık
olarak var.
Podcast olarak bütünsel olarak podcastte yüklenmiş olarak var.
Google'dan ararsanız çıkar Podcast indirirseniz telefonunuza bilgisayarınıza
oradan külliyatın tamamını dinleme şansına sahip olursunuz.
Yollarda dinleyebilirsiniz okuyamadığını durumlarda mutlaka dinlemeyi tercih
edin.
Çünkü bu bir aynı zamanda marifet yolculuğu marifet yolculuğu olduğu için
de aksatılmaması gereken her gün okumalar yapmaya ihtiyacımız var.
Hepsi
birbirinin üzerine olacak hepsi birbirini açan yolculuklar olacak.
Bu dersimiz risale-i Nur'un hangi sırayla okunması gerektiğine ilişkin benim
kişisel şahsi kanaatlerimi sizinle paylaştığım bir dersti.
Önümüzdeki derste de nasıl okuyacağız risale-i Nur'u nasıl okumalı ki verimli
bir okuma olsun konusunda ikinci bir ders daha yapacağız.
RİSALE-İ NUR
Euzu billahi mineşşeytanirracim
Bismillahirrahmanirrahim .
değerli
dostlarım risale-i Nur okuma
metodolojileri ile ilgili sizinle bir
ders yapmıştık.
bu bizim ikinci dersimiz
nasıl verimli bir okuma yapabiliriz
konusunu bugün konuşacağız.
geçen
dersimizde hangi sırayla okunmalı
konusunu Mütalaa etmiştik
hatırlayacaksınız .
şimdi risale-i Nur
bizim birdim diye bitirmiştik dersi
hatırlayacak
virt
her gün okunan düzenli okunan
manevi beslenme kaynaklarımıza deniliyor
.
yani siz bir duayı diyelim ki
biliyorsunuz.
Yunus aleyhisselamın Eyyüp
aleyhisselamın virdleri bizim bizim
yolumuzda yürüyenlerin .
yani risale-i Nur
yolculuğu yapanların bir marifet
yolculuğu yapanların günlük günlük
verdir.
her gün çekersiniz onu ve o sizin
manevi beslenme kaynağınız yani
aldığınız soluk gibi içtiğiniz su gibi
.
Bediüzzaman Hazretleri risale-i Nur'a
herkesin ekmek kadar su kadar hava kadar
muhtaç olduğunu zikrediyor.
Çünkü
risale-i Nur Kur'an'ın
bizim zamanımıza
bakan manevi bir mucizesidir.
bunu tekrar
ediyorum üstadımın sözü risale-i Nur Kur'an'ın bir mucizesidir.
Kur'an'ın
manevi bir mucizesidir ve Kur'an'ın
bizim zamanımıza bakan bir mucizesidir.
Dolayısıyla risale-i Nur aslında asında
bizim Kur'an'ı anlama çabamızdır.
Kur'an
ayetlerine ve Kainat ayetlerine açılma
.
Kur'an ayetlerini Kainat ayetlerini
okuma nüfuz edebilme çabamızdır.
tefsir
edebilme çabamızdır.
bizim risale-i Nur
okumaları dolayısıyla o bizim virdimizdir.
gündelik olarak ondan beslenme
ihtiyacımız var.
Ben kendi halimizi biraz
hani suyun kıyısında durup da Susuz
kalan yiyeceklerin kıyısında durup da aç
kalan insanlara benzetiyorum.
kendimizi aç kendimizi soluksuz
bırakıyoruz.
manevi yaralarımızı
Bediüzzaman Hazretleri risale-i Nur'la
iyileştirebilecek söylerken Biz o manevi
yaralarla beraber yaşıyoruz.
kendi
yaralarımız iltihap akıtırken bir
yerlerden kanarken biz onlara risale-i
Nur'un merhemini sürmeden yaşıyoruz.
yıllarca risale-i Nur
okumayan ama risale-i Nur okumanın
önemine inanan insanlar gördüm.
onun kıymetine inanan ama yıllarca
anlamıyoruz diye risale-i Nur okumayan
dili ağır diye risale-i Nur okumayan
insanlar gördüm.
bu bana ağır gelen
şey de bu. çünkü insanlar dil
öğreniyorlar
o kadar süre zarfında insan
okumaya başlasa bir yerinden Elbette o
manalar açılacaktır
üstadım Bu konuda
diyor ki risale-i
Nur diyor diğer kitapların aksine
başlangıçta perdeli olarak gidiyor.
yani
diğer kitaplar kolaydan zora
doğru gider.
risale-i Nur zordan kolaya
doğru gidiyor.
zordan kolaya doğru
gidiyor çünkü risale-i Nur bir biz
Hani talebe diyoruz.
ya risale-i nur
talebesi diyoruz.
ya kendimize Talip
olmayı gerektiriyor.
risale-i Nur ona
Talip olmayı gerektiriyor ki talebelik
Aslında bizim bizim bir ömür boyunca
süren Asli işimizdir.
diğer işlerimiz
Aslında pek çok işimiz mesleklerimiz
talidir. Asli işimiz öğrenmektir.
Allah bizi
üstadın tanımladığı şekliyle taallümle
tekemmül etmek için yaratmıştır.
yani
ilim tahsil edelim de bir Kemale
yolculuk yapalım diye yaratmıştır.
bu
gayeyi gerçekleştirebilme noktasında bu
okumalar aslında bizim kendi yörüngemi
belirleyen okumalar.
Bu yüzden de bu zorluğa
takılmamak yani başlangıçtaki zorluğa
takılmamak gerekiyor.
ve onun yavaş yavaş
kolaylığa doğru evrilebileceğine
inanmak gerekiyor.
Üstadım diyor ki bir
bahçeye gitsem bir bahçeye gitsem Neyi
seçerim meyvelerin iyisini intihap
ederim diyor.
Bediüzzaman Hazretleri
koparmasından güçlük çeksem hoşlanırım diyor
yani sizin koparması güçlük çektiğiniz
bir meyve olabilir.
fakat ona ulaşmak ve
onu koparabilmek meselesinin de
manevi bir lezzet olduğunu gözardı
etmemek lazım.
şimdi bizim virdimiz
risale-i Nur ve onu okumamız lazım.
anlamadan okumak diye bir şeyden
bahsediliyor.
Ben bunun mümkün olduğuna
çok inanmıyorum az anlayabiliriz. Ama bu
yolda azlar bile çoktur diye düşünüyorum.
Üstat yine bunu tanımlarken diyor ki siz
bir ağacın en Yukarıdaki meyvelerine
ulaşamayabilirsiniz fakat size dallarını
uzatmış olan dallarıyla size uzanmış olan
meyveler vardır.
yani O ağacın bazı
dalları bilirseniz ağaçları Üstat o
dalları ağaçların elleri olarak tanımlar
elleri hükmünde olan dallarıyla size
meyveler uzatır diyor.
risale-i Nur'un da
size uzattığı meyveler var.
yani En
aşağıda Duran insanlara uzattığı
meyveler var .
Önce onları koparırsın ve
on onarı yemenin iştiyakı duyarsınız
lezzetinin iştiyakı duyarsınız.
Sonra
yavaş yavaş daha üstteki Dallara Uzanma
çabanız artar. ve uzanma çabanız arttığı
için de gayretiniz de artar.
biliyorsunuz
iştiyakı şevk üstadın yolunun dört
esasından bir esasıdır.
Şevki mutlak
Şevki de Biz şöyle tanımlıyoruz.
böyle
lezzetini duyduğumuz şeylere karşı
duyduğumuz kavuşma arzusu lezzetini
bildiğimiz tattığımız şeylere karşı
duyduğumuz kavuşma arzusudur.
şevk
iştiyak tadını bilmediğimiz lezzetini
bilmediğimiz varlığını bilmediğimiz
şeylere karşı iştiyak duyamayız.
Dolayısıyla en alt
seviyede o meyveleri tadabilmek gerekiyor ki üstlere karşı
olan iştiyakımiz uyansın. ve bunun
mümkünatı üzerinden yola çıkmak
lazım.
yani biz az anlayabiliriz. ama
anladığımız şey çok çok büyük bir şeyin
bir cüzü olduğu için o Nurani şeyin cüzü
de Nurani o büyüğün küçüğü de büyük.
böyle telakki edip yola çıkmak lazım
yani azmü cezm kastettim diyerek yola
çıkmak lazım.
büyük bir gayretle istekle
şevkle azimle yola çıkmak lazım.
genellikle okumalar koşup koşup düşmek
şeklinde cereyan ediyor.
zıplayıp aynı
yere düşmek şeklinde cereyan ediyor.
öyle
olmamalı. Yani az bile olsa sürekli olandır ya amelin makbulü bunu risale-i
Nur okumaların da uygulamalı.
risale-i
Nur Bizim virdimiz aynı şekilde risale-i
Nur'u beraber okuma meselesi de bizim
zikir halkımız.
Resulullah Sallallahu
tealâ Aleyhi ve Sellem Efendimiz onlar
kendi aralarında müzakere ederler diye
buyuruyor.
bundan yola çıkarak bu
hadis-i Şeriften yola çıkarak Biz kendi
aramızda yaptığımız risale-i Nur
okumalarını zikir meclisleri olarak
tanımlıyoruz.
dikkat edin müzakere zikir
kökünden Türeyen bir kelime.
Biz kendi
aramızda müzakere ederken bir zikir
halkası oluşturmuş oluyoruz.
ve değerli
dostlarım bunu hepiniz tecrübe
etmişsinizdir.
Ferdi olarak yani tek
başımıza okurken bize açılmayan manalar
beraber okurken açılmaya başlar.
risale-i
Nur'daki kelimeleri birer tohum olarak düşünün.
O
tohumlar birlikteyken daha çok sulanır
daha çok ışık alır.
daha çok filizlenir
daha çok Sümbüllenir.
Bu sizin defalarca tecrübe ettiğiniz bir hakikat olsa
gerektir diye düşünüyorum.
Ben de kendi
tecrübelerimle bunu tasdik ediyorum.
beraber okumak.
Şimdi birincisi azimle ve
düzenli olarak az bile olsa her gün
okumak yani.
Bir insan günde 10 sayfa
okusa bunu yılda kaç sayfaya tekabül
edeceğini hesap edin.
5 sayfa okusanız
yılda kaç sayfaya tekabül edeceğini
hesap edin ki külliyatın defalarca
bitirilmiş olması gerekirdi bu şartlar
altında kendi ömrümüzde.
düzenli
okuma birinci şartımız ikincisi birinci
adımımız.
ikinci adımımız müzakereler
yani beraber okumalar.
Hepimizin bir
zikir halkası olmalı.
yani haftalık
olarak o meclise girdiğimiz beraber
Mütalaa ettiğimiz bir tedü yani dersleşme suretinde herkes kardesinin
fikrinden istifade edebildiğimiz o açılmalar nurlandımız bir zikir halkamız bir
sohbet halkamız olmalıdır.
Bu sohbet
halkasının çok geniş olması gerekmiyor.
Yani şöyle demeyin İşte benim bulunduğum
yerde kimse yok ders yok sohbet yok
demeyin.
iki kişi bulmuşsun etrafınızda ü
kişi cemaattir.
biliyorsunuz iki kişi
varsa Hadi gelin düzenli olarak okumaya
başlayalım deyin.
şunu da beklemeyin İlla
birisi bize anlatsın bilen birisi bize
anlatsın.
Biz de onun ilminden istifade
etmeye çalışalım diye düşünmeyin.
Çünkü
biz bir şahsın
etrafında değil dikkat edin bir metnin
etrafında toplanıyoruz.
bu çok önemli bir
ayrım.
normalde hani tarikat geleneği
içerisinde şahıslar etrafında toplanılır.
Biz Bediüzzaman hazretlerinin etrafında
değil risale-i Nur'un etrafında
toplanıyoruz.
Üstat bunu böyle tanımlıyor.
kendisini de risale-i Nur'un talebesi
olarak tavzif ediyor.
Öyleyse biz bir
metnin etrafında
toplanıyoruz.
metnin etrafında toplanıp o
metne muhatap olmaya o metni anlamaya o
metinle ilişkiye geçmeye çalışıyoruz.
O
metinle nasıl bir ilişkiye geçeceğimiz
konusu bizim için okumakla ancak
çözülebilecek bir metottur.
beraber
okumakla çözülebilecek bir
metottur.
YouTube'da yapılan
derslerden istifade edebilirsiniz.
fakat
asıl mesela Oradaki insanların o ruhsal
olarak bilgisel olarak yani bir ön okuma
yaparak o derse hazırlıklı gelmeleri.
ve
okuyacağınız metinden kendilerinin ne
anladıklarını ortaya koyma çabalarıdır.
yani üc kişi bir araya geldiğimizde Sen
ne anladın sen ne anladın Ben ne anladım
üzerinden bir ders yapılabilir.
sonra
bu dersi
derinleştirecek yapılabilir.
Hoca
efendiden bir şey dinlenebilir.
YouTube'daki derslerden açıp istifade
edilebilir.
başka metotlar da
kullanılabilir ama dersin özü üç kişinin
bir metin etrafında bir araya toplanıp o
metni anlama çabasından ibarettir.
bunu
çoğaltırsa eğer bu halkaları çoğaltırsa
bereketlenir.
dediğim gibi kesinlikle hani benim
bulunduğum yerde ders yok gibi mazuriyetlere sığınmayın.
komşumuz olabilir
kardeşimiz olabilir evladımız olabilir
onlarla böyle düzenli olarak haftalık
okumalar yapabileceğimiz zikir halkaları
kurmak mesuliyeti bizim mesuliyetimizdir.
risale-i Nur kimsenin tekelinde değildir.
kimsenin Hani ben bunu biliyorum diye
üstten bir dille diğerlerine tedris
ettireceği talim ettireceği bir metin
değildir.
o Hepimizin bir metin etrafında
toplanarak onu daha iyi anlama çabasından
ibarettir.
Öyleyse değerli dostlarım
ikinci adımımız onu beraber okuma adımı
olacak.
ve hepimizin bir ders halkası olacak hepimizin o metinde derinleşme
çabası olacak bu iki.
üçüncüsü de hepiniz
bilirsiniz ki Aslında en iyi öğrenme
yöntemi anlatmaktır anlatmak bir
tezekkür mertebesidir.
yani taakkul
ettiğimiz şeyi aklettiğimiz şeyi dile
dökme kelime getirme ifade edebilme
mertebesidir.
Dolayısıyla biz
öğrendiğimiz şeyleri anladığımız şeyleri
başkalarına ne kadar çok anlatabilirsen
o kadar çok bizim için kalıcı hale
gelirler ki aslında bu bizim bir tebliğ
sorumluluğumuzdur da.
yani şöyle yaparız
biz. öğrendiğimiz şeyi çocuklarımıza,
öğrendiğimiz şeyi
arkadaşlarımıza, dostlarımıza
tanıştığımız insanlara bir vesileyle
görüştüğümüz insanlara anlatabilme
çabası gösteririz.
Bu bize hem
ilişkilerimizi etrafımız etrafımızdaki
insanlarla kurduğumuz ilişkileri daha
derinlikli daha nitelikli hale getirir.
hem de öğrendiğimiz şey bir Nursa O Nuru
yayma gayreti gösteririz.
Unutmayın ki
Nur inikas eder yani akseder aynalarda.
eğer biz marifet-i ilahiyenin Nurani bir
şey olduğuna inanıyorsak onu çoğaltmak
onu aynalarda aksettirmek
bizim hedefimiz olmalıdır.
üçüncü
adımımız da bu onu anlatabilme adımı.
Hani çocuklara bile eğer ders
yapıyorsak biz çocuklara ne anladığını
anlatabilme meselesi onlarda meselenin
daha kalıcı olmasına yardımcı olur.
Elbette soru sormak da meselenin önemli rükünlerinden bir tanesi.
soru sormak
biliyorsunuz çok önemli bir beceridir.
soru soru
sorabilmek cevabı araştırmak demektir.
cevaba hazır olmak demektir.
İnsanların
çoğu soru sormazlar .
Oysa kur'an-ı Kerim
bize bizi soru sormaya teşvik ediyor
biliyorsunuz.
hani onlar akletmezler mi
onlar fikretmezler mi tedebbür etmezler
mi diye soru formunda soruyor.
bize
Cenabı Hak Biz de aklettiğimizi soru
formunda ifade edebilmeli.
yani soru
sormak neye soru sormak metne soru
sormak.
Aslında biz sorularımızı metne
soruyoruz.
bu Metin bizim bir tezekkür
metnimiz bir Tefekkür metnimiz.
Üstat
diyor ki risale-i Nur okuyan diyor
bedüzzaman kendi zatını kastederek
benimle görüşmek isteyen risale-i Nur
okusun diyor.
ve risale-i Nur okuyanın o
kendi zılli olduğunu yani aynı Said olur
diyor.
Bediüzzaman Hazretleri onun üstadın zilli altına gölgesi altına girmek
aynı said olmak aynı zamanda
bir anlatıcı olmayı, onu paylaşmayı
iktiza ediyor.
Yani Üstat Hani şart olarak zikrediyor ya talebeliğin şartı
olarak onu kendi malın görmek o hakikati
birilerine anlatma çabası.
Dolayısıyla
soru sormak bu anlama çabasını ve
anlatma çabasını çok tetikleyen bir
şeydir.
soru sormak bizim kültürümüzün
bizim manevi
yolculuğumuzun çok önemli bir esasıdır.
Dolayısıyla soru sormak ve soru
sordurmak soru sormak metne soru sormak
ve cevabı metinden bulmak.
cevabını
bulduğumuz şeyleri soru formatına döküp
başka insanlara sormak onların
cevaplarını öğrenmek.
Hani Üstat her
soruya cevap verilir diye yazıyor ya
kapısına.
sorulara Metin üzerinden cevap bulmak
cevap vermek sorudan korkmamak sorudan
kaçınmamak hikmetini öğrenmek için her
türlü soruyu sormak her türlü
sorunun sorulmasını da teşvik edebilmek
meselesi bu da anlamayı derinleştirecek
olan meselelerden bir tanesi.
Dolayısıyla biz şöyle yapıyoruz.
bir kendimiz okuyoruz ve düzenli
okuyoruz.
yani azmü cezm kastettim
diyerek okumaya başlıyoruz.
ve okumaya
başladığımız noktada anlamaya da
başlıyoruz.
yani anlama çabası göstererek
okuyoruz.
ne kadar az olursa olsun bu
çabayı
sergiliyoruz.
benim ona buradan selam
olsun Danimarkalı bir dostum var İda adı.
Danimarkalı dostumun tömer'de Türkçe
öğrenmişti.
Türkiye'de doktora yapıyordu
bir doktora tezi hazırlıyordu.
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfında
yaptığımız bir ders vardı.
İda oraya
geliyordu risalei Nur derslerine. onun
Türkçesi tömerde öğrendiği bir Türkçe
risale-i Nur'u anlamaya yetmiyordu.
fakat
İda dersleri hiç aksatmazdı.
Ben ona
sorardım Anladın mı diye İda derdi ki
aklımla anlamadım ama kalbimle anladım
derdi.
risale-i Nur sadece akla değil
kalbe duygulara letaife nefse hitap eden
bir metindir.
Dolayısıyla bütün istidadımizi
açarak kendimizi açarak onu anlama
çabası sergilemek zorundayız.
İda
kalbiyle anlıyordu kalbiyle anladığını
sebatından
çözümleyip olağanüstü güzel
sorular sormaya başladı.
risale-i Nur'un derinliğine nüfuz etme
çabası içerisinde.
şimdi bu okuma
metodolojisi bir düzenli olarak okuma iki beraber
okuma bir zikir halkası içerisinde bir
tezekkür halkası içerisinde okuma 3
öğrendiğimiz her şeyi Nurani oldukları
için
aksettirme yayma çabası içerisinde
anlatma.
ve bu üç adımın içerisinde
de sürekli metne soru sorma metinden
cevap alma ve insanları soru sormaya
teşvik etme.
onlara soru sorma çabası içerisinde soru soran bir özne haline
gelmek. soru sormak bu Tefekkür tedebbür
süreçlerini işlettiği için bizim için
çok önemli.
hedefimiz soru soran bir özne
haline
gelebilmek. soru sorulduğunda da o
sorulara cevap verebilecek bir marifet
yetkinliğine erişebilmek.
Bu da değerli
dostlarım risale-i Nur nasıl okunmalı
dersimiz.
Düzenli Kitap Okumanın 24 Faydası
1. Düzenli kitap okuyan birinin sıkılması söz konusu olamaz. Evde, otobüste, metroda canınızın sıkıldığını hissettiğiniz bir anda, bir kitabın kapağını açmak sıkıntınızı gidermeye yetecektir.
2. Vizyona girmemiş filmler hakkında, ahkâm kesebilirsiniz. Çünkü siz kitabını okumuştunuz.
3. Düzenli olarak kitap okuyan birinin kelime dağarcığı gelişecektir.
4. Ayrıca hafızanızda her duruma uygun düşen alıntılara sahip olursunuz.
5. Her kitap size başka hayatlar, başka insanlar, başka karakterler hakkında yeni bakış açıları kazandıracak. Böylece empati yetiniz gelişecek ve çok daha açık fikirli bir insan olacaksınız.
6. Yapılan bilimsel araştırmalar düzenli kitap okumanın beyinde yeni nöron bağlantıları oluşturduğunu gösteriyor. Bu da sizin daha zeki bir insan olmanız demek.
7. İyi bir okur olmak yalnızlık ile ilgili kötü düşüncelerinizi ortadan kaldıracaktır. Bilakis yalnızlığınızı sevmeye başlayacaksınız. Çünkü kitaplar varken aslında yalnız değilsinizdir…
8. Bilgi birikiminizin derinleşecek ve genişleyecek olması en önemli faydalardan…
9. Hediye alması kolay bir insana dönüşeceksiniz. İnsanlar size kitap alacak ve siz de son derece mutlu olacaksınız.
10. Hayatın gerçekleri ve rutini sıkıcı olabilir ancak, kitapların sizlere kurduracağı düşler çok canlı olacaktır…
11. Kitaplar dekorasyon malzemeleri değildir fakat ben kitaplardan daha dekoratif bir nesne de düşünemiyorum. Dolayısıyla evinizi dekore etmek için başka ürünlere ihtiyaç duymayacaksınız.
12. Kitap okumak hiç şüphe yok ki, yaratıcılığınızı arttıracaktır.
13. İlk kez biriyle buluştunuz ve birbirinizi tanımaya çalışıyorsunuz. Karşınızdaki “kitap okumam/okumayı sevmem” derse, daha fazla zaman kaybetmeye gerek yoktur. Testi geçememiştir…
14. Yoğun ve yorucu bir günün ardından sevdiğiniz bir kitaptan bir pasaj ya da birkaç şiir okumak bile stresinizi azaltacaktır.
15. Çok okumanın getirisi olarak sohbet açabileceğiniz bir dünya konu başlığı olacak.
16. Hayatınızda ne istediğinizi -veya en azından ne istemediğinizi- daha iyi biliyor olacaksınız.
17. Kitap okurken belki evinizdeki küçük bir odadasınız. Fakat zihninizdeki hayal diyarlarında belki kıtalar aşıyor olacaksınız. Belki de zamanı…Geçmişte veya gelecekte bilinmez uygarlıkları keşfedeceksiniz.
18. Kitap okumak sizi daha duyarlı bir birey hâline getirecektir.
19. Düzenli kitap okumak belki de normal şartlarda tanıma imkânı bulunamayacak farklı kültürleri öğrenme fırsatı verecektir.
20. Kitap okumak odaklanmanızı güçlendirecektir.
21. Eğitimini aldığınız ya da çalıştığınız belirli bir alanda düzenli okumak ise size uzmanlık kazandıracaktır.
22. Düzenli okuma alışkanlığı sizi öz-disiplini daha güçlü biri yapacaktır.
23. Kitap okumak size hayatınızı değiştirmek konusunda yardımcı olabilir.
24. Yine yapılan araştırmalar gösteriyor ki, düzenli olarak kitap okumak hafızayı güçlendiriyor.
Arkadaşım olur musun
Elini
tutsam, dünyanın öbür ucuna
benimle birlikte gelir misin
? bekle desem, dünyanın bir
ucunda beni beklermisin?
Denizimde fırtınalar
çıktığında limanım olur
musun?
Karanlık
bastırdığında deniz fenerim,
hava açınca yıldızlarım olur
musun;
bulutlar göğü
kapladığında pusulam?
Mihengim, turnusol kağıdım
olur musun?
Yüreğimin suyu
bulandıkça onu durultacak
iksirim?
Kapılar
kapandığında kapım, yollar
aşındığı vakit yolum,
saklanmak istesem duvarım
olur musun?
Özgürlüğüm,
mapusanem?
Üşürsem evim,
yorganım, sığındığım kucağım
olur musun?
Çölümde vaha
olurmusun?
Vahamda hurma
ağacım?
Dağın tavşanı,
çölün ceylanı,
gecenin
hayelleri bağrına bastığı
gibi beni bağrına basar
mısın?
Şak şak yarılsa bile
gökten umudunu kesmeyen
kıraç tarlalar gibi umut
bağlar mısın bana?
Gitmek
istersem kanatlarım olur
musun?
kalmak istersem
ayağımda prangam?
Hurilerim, kudret helvam ve
bıldırcınım olur musun?
Soğanda sarımsakta gözüm
yok,
tih çölü sürgünümde
gözüm yok.
Ateş almaya
gidersem, kırk vakit sonra
dönsem bile
aynı yerde beni
bekliyor olur musun?
Annem,
Babam, Kardeşlerim, Kavmim
beni terk ederse
ve ben
kavmimden kaçarsam,
bir kez
arkana bakmadan arkamdan
gelir misin?
Ot bitmeyen
bir vadide yalnızca Allah'a
emanet edip gidersem,
sen de
beni kınamaksızın Ona
güvenir ve say eder misin?
Ümidimi kaybettiğim anda
ümidim,
neşemi kaybettiğim
zamanlarda coşkum,
kalbim
işgale uğrarsa halaskarım ve
rehberim olur musun?
Arkadaşım, yoldaşım,
sırdaşım, enisim, huzurum,
sürurum, nurum, zinetim,
nimetim, cennetim olur musun
?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder