Yâr-ı Vefâdâr
Münacat ve Naatlar
M. Fethullah Giilen
Bu kitap, bir insanın Allah'a açılan ellerinin, Peygamber'e
yönelen yüreğinin, bazen bir "âh", bazen bir "Hû", bazen de sadece
bir "gözyaşı" hâlinde mısralara dökülmesidir.
Bu eser, ömrünü "O'nsuz geçen her an hazandır bana." diyerek
geçirmiş bir kalbin külsüz-dumansız yanışıdır.
Bu eser, "Gönül bildiğinin müptelasıdır." diyen bir ruhun aşk
atlasıdır.
Bu kitap, sıradan bir edebî metin değil; kelimelerin secdeye
durduğu, metaforların huşûyla sükûta erdiği bir manevi haritadır.
Bu kitapta iki ırmak birleşir:
Biri münacat, diğeri naat ...
İlki, kulun kendi gölgesinden bile utanarak, Hakk'ın kapısına
kapanmasıdır.
İkincisi, Resûl-i Ekrem'e (s.a.s.) duyulan aşkın, mısralar üstü
bir Miraç'a dönüşmesidir.
Ve bu nehirlerin kaynağı, bir ömrü "Sen, Sen !.. " diyerek
geçiren bir kalptir.
İçindekiler
ÖN SÖZ 9
MÜNACAT 13
Allah Erleri 14
Vefalı Yâr 16
Hayat Serâbı 18
Aşkın İle Var Et 20
Zulmet ve Nur 22
Hep O Olsun Virdim 24
Aşkın Ateşi 26
Hep "Sen" Deyip Durdum ...28
Bir Arz-ı Hâl 30
Kalmadı Dizde Takatim 32
Binlerce Yıla Yeten Ümit 34
Hep Âh İle Geçti 36
Ey Aşk 38
Vuslat-ı Yâr 40
Aşkı Olmayan 42
Duyabilsem Seni Her Gece 44
Sar Gönül Yaralarımı 46
Gözlerimi Ceyhun Et 48
Sun Aşk Şarabını 50
Hepsi Sen'dendi 52
O'nun Şem'ine Pervane 54
Zalim Hay-Huyu 56
Aşkla Dirilme 58
Ümit ve İnkisar 60
Destigîr Ol 62
Türap Ender Türap 64
Essin Hep Bu Rîh-i Sabâ 66
Gönülde Gonca Gül 68
"Hû" Deyip İnliyor Gönül 70
Müptela Gönüller ..72
Sökülmez O Sevgi Kalblerden ..74
Sevda Yolcuları 76
Seninle Gönüller Dolsun Boşalsın .78
Senå Derinden Sevmek 80
NAAT 83
Takr Boanuma Kemendini 84 86
Outler Gatu 88
Hep Sinemdesin 90
Pervanen Olayım 92
Bir Hâle ÖrgüledinBu Eller Boş Dönmesin 100
Senin Bakışın .102
Gir Mağmum Dünyama .104
Yak Ateşine Kül Olmasın 106
Çözme Kemendini 108
Senin Aşkın 110
Doğ Ruhuma 112
Kapı Kulunum 114
Efendim 116
Kenetlensin Eller 118
Sensiz Geçen Yıllar 120
Gül Devri.122
Dinmesin İntizar Âhı .124
Ey Vefâlı Can 126
Duygularda Ney Sesi 128
Diriliş İksiri .........130
Bülbül Nağmesi 132
Sensizliğe Dayanamam !134
Bir Leylî Tutkusu 136
Gül Cemâlin Görünce 138
Gel Bayram Yaşat.140
Visâle Dönüşen Firak 142 144
Hep Seni Düşünmek 146
Dillerde "El-Emân !.. " ..148
Gözlerim Yollarda 150
Lütfen Gel !..- 2 152
Gel Rüyalarıma Gir.. 154
Mecnûnun Olayım ... 156
Sensiz Geçen Günler 158
Sen Bir Goncasın.. 160
Sinede Izdrrap .162
Vird-i Zebânım Ol .. 164
Duyulsun Nağmen Her Telde 166
Sen Akla Gelince 168
Özlemin Şarkısı 170
O Füsunkâr Gözler 172
Ezelden Esiriniz 174
Çekilen Çile ..................176
Gökyüzünde Güneşim 178
ÖN SÖZ
"Kalemin Son Secdesi: Bir Ruhun Mısralara Gömülüşü"
Süreyya Yayınları heyeti olarak, elinizde tuttuğunuz bu
eserle ilgili bir "ön söz" kaleme almak bizim için yalnızca
bir editoryal görev değil; kelimelerle susmak, sessizlikle
konuşmaktı.
Zira Münacat ve Naatlar, bir kalemle yazılmış
bir kitap değil; binler secdeyle yazılmış bir hayattır.
Bu kitap,
bir insanın Allah'a açılan ellerinin, Peygamber'e yönelen
yüreğinin, bazen bir "âh", bazen bir "Hû", bazen de sadece
bir "gözyaşı" hâlinde mısralara dökülmesidir.
Bu eser bildiğimiz anlamda bir kitap değildir ...
Bu eser, ömrünü "O'nsuz geçen her an hazandır bana."
diyerek geçirmiş bir kalbin külsüz-dumansız yanışıdır.
Bu eser, "Gönül bildiğinin müptelasıdır." diyen bir ruhun aşk
atlasıdır.
O hâlde ne söylenebilir?
Biz, bu kitap hakkında cümle kurmaya çalışırken, hep bir
ömür sevdasını şakıyan Bülbül'ün içli nağmelerine kulak
kesildik.
Çünkü bu kitap, sıradan bir edebî metin değil; kelimelerin
secdeye durduğu, metaforların huşû ile sükûta erdiği bir
manevi haritadır.
Bu kitapta iki ırmak birleşir:
Biri münacat, diğeri naat ...
İlki, kulun kendi gölgesinden bile utanarak, En Vefâlı'ın
İkincisi, Yâr-ı Vefâdâr'a (s.a.s.) duyulan aşkın, mısralar üstü bir miraca dönüşmesidir.
Ve bu nehirlerin kaynağı, bir ömrü "Sen, Sen !.. " diyerek geçiren bir kalptir.
Bakınız, şu mısralarda nasıl yakarır bir yetim gibi:
"Tut elimden, yalnız bırakma Efendim,
Sensizlik ateşine yakma Efendim ... "
Ve bir başka yerde, secdeye kapanmış bir kelimenin duası gibi
yalvarır:
"Yak ateşine kül olmasın, duman olmasın!
Al yanına, mekân olmasın, zaman olmasın!"
Her şiir bir secdedir ...
Her mısra bir tesbihtir ...
Her kelime bir zikir, her hece bir yakarıştır.
Ve bu yakarışlar bazen bir ümmetin dili olur:
"Hep seni anıyor sineler ey beklenen Gül,
İntizarınla çarpıyor inanmış her gönül!"
Şair, aşkı bir mürekkep değil;
bir yehndet domlası gibi damlatır beyitlere.
Onun içit aşk, yalnızca bir mecaz değil;
Haktikote yaruyen bir ömürdür.
"Åşık fsum cayır cayır yansam da gam çekmem,
Yarup kebap olsam da aşk dışı bir yol seçmem ... "
Onun metaforları, yalnızca süs değil, sarsıntıdır.
Çünkü kelimelerle değil, kalbiyle yazmıştır.
Bu yüzden her bir şiir,
bir kalbin secdede çektiği iç çekişin yankısıdır.
Bakınız şu niyazda nasıl dökülür incelik:
"Kalmadı gurbetle yanan sinede takatim,
Bu cürümle belki yok niyaza benim hakkım ... "
Bu kitap, modern zamanların ruhsuzluğuna karşı bir vicdan
haykırışıdır.
Kuru aklın örttüğü gökyüzüne doğru açılmış bir kalp
penceresidir.
Müellif, bazen Yakub gibi gözyaşı döker,
bazen Mecnun gibi çöllerde "Sen!" diye inler ...
Ve elbette bu eser yalnızca şahsî bir iç döküş değildir.
Bu kitapta bir ümmetin gözyaşı, bir milletin secdesi, bir neslin
irfan iştiyakı damla damla satırlara sinmiştir.
Bakınız, şu mısralarda nasıl çağrılır insanlığa diriliş:
"Rabbimiz! Kılıver bizleri her zaman ümitvâr!
Duygularımızda tülleniversin bir bahar ... "
Ve aşkın bir medeniyet kuracağına inanan bir tefekkürle
seslenir:
"Yükselsin her yörede uhuvvet koroları,
Sevgiyle inleyen ruhlarda mâkesler bulsun ... "
Bu bir çağrıdır:
Yalnızlığa düşen yürekleri yeniden cemaatle buluşturan,
hasreti visale dönüştüren bir çağrı!
Aziz okuyucu,
Bu kitabın müellifi artık aramızda değil.
Ama onun nefesi hâlâ bu sayfalarda,
onun duası hâlâ bu kelimelerde dolaşıyor.
Biz biliyoruz ki bu eser, onun son şarkısıdır.
O, Bir "âh"la başlayıp bir "Sen"le biten bu kitabı,
bir nevi hayatının özet duası olarak geride bıraktı.
"Beni o karanlık kendi dünyamda bırakma!
Fakiri kurbetinle şâd et, gümân olmasın !.. "
Biz de şimdi, onun ardından şöyle dua ediyoruz:
Ey şair, ey âşık, ey derviş kalpli kelime işçisi ...
Ruhun Rahmân'a yükselirken,
ardında bıraktığın bu mısralar bizleri secdeye çağırıyor.
Senin için duamız şudur:
Rabbim seni "Sen, Sen !.. " diyerek yaşadığın aşkınla kabul
buyursun.
Aşkına yakışır bir vuslatla karşılasın.
Ruhun şâd, menzilin cuma yamaçları, makâmın da vuslat
otağı olsun ...
Süreyya Yayınları
MÜNACAT
ALLAH ERLERİ
Varmış hülyalarımızdaki âlemlere yol,
Her türlü efkârı iğnâ edecek kadar bol;
Yönelebilene O'na bütün yollar açık,
Sık dişini, sen de gel o yolun yolcusu ol !..
Diner acılar O'na yönelen gönüllerde,
Vuslat meltemi duyulur yol boyu her yerde;
Gözü güneşte olanlar anlar bu esrârı,
Duyarlar lâhüti meltemleri perde perde.
Bir Mecnun gibi "Leylî" deyip koşarlar her dem,
Bu koşuş küllık hapısında bulunmaz bir erdem;
Baş O'nun eşiğinde vuslat yaşar her seher,
Mırıldanır hep: Dönersem bu yoldan nâmerdem ...
Onlarca, O'nsuz geçen gece karanlık zindan,
Görüşleri bu, böyle hissederler her zaman;
Duyarlar o demde kat kat hicrân azabını,
"El-Emân" feryadı oluverir vird i zeban !.
Gönülleri uzak kaldığı günleri sayar,
Kulakları her ân bir hicrân çığlığı duyar;
Ümit ışıkları sönmemiş olsa da bütün,
Hislerinde hazâna dönüverir nevbahar.
Bir vuslat iştiyakı içten içe yaşarken,
İç dökmek için uyanırlar erkenden erken;
Yüz yere sürüp hep "Hû" ile soluklanırlar,
Âlem mecâzî aşklar arkasında koşarken.
Aşk u iştiyâk-ı likaullah emelleri,
O'nu yâd eder durur dudakları, dilleri;
Nâmahremdir onlara ağyâr mülahazası,
"Allah yâr" deyip ona dem tutar gönülleri.
Yoktur hayallerinde huri-gılman sevdası,
Cennet'in yalısı, köşkü, sarayı, villası,
Sürekli "Cânân" der dururlar bir ömür boyu,
Büyülemiş onları verâların verâsı.
Bend olmuşlardır bir güzele, yok benzeri, dengi,
Bu sabit çizgide hep sa'ylerinin ahengi;
Santim inhirâfı isyan ve günah sayarlar,
Rudur Hak volcularının değişmez mihengi
VEFALI YÂR
Rahmetin vüs'atini vicdanımda yaşarken,
Havfın bir kor gibi bütün benliğimi sardı;
Ümitlerim dalga dalga gönlümden taşarken,
Mehâbetinle hülyalarım bir bir sarardı.
Hiç az değil bir mecnuna döndüğüm kapında,
Ve duyduğum kalbin derinliklerinde Seni;
Aldanırsam bazen hakikatin serabında,
Aklım dağılır, gurbetler sarıverir beni ...
Ân olur bütün gönlümle Sana dil bağlarım,
Yakub'un Yusuf hasretiyle yandığı gibi;
Vurunur-dövünür ve hicranla hep ağlarım,
Görünmez olur duyduğum heyecanın dibi.
"Sevgi" diyorum, olsa da ruhumda yaralar,
Aşkının kül etmesine çoktan "evet" dedim;
Gözümde tüllenir iç döktüğüm hatıralar,
Başım eşiğinde oldu, boynumda kemendin.
Karanlık gecelerde hep nuruna sığındım,
Harap gönlüm, sürçen dilimle tek Seni andım;
Sevgi denen iksiri buldumsa Sende buldum,
En tatlı uykudan o intibahla uyandım.
Ağlayan, sızlayan pür-heyecan bir gönlüm var,
Dilerim işgal etmesin bu gönlümü ağyar;
Bîvefâ ellerde yaşamayayım bir gurbet,
Sen varken ben gibi gariplere vefalı Yâr.
HAYAT SERÂBI
Bitti ömür, sırf kısık sesi kaldı,
Ahlâfa emanet nefesi kaldı;
Bilmem ki ötede ne olur halim,
Bir kırık mızrabın bestesi kaldı.
Geçip giden dünkü hatıralardan,
Hemdem bildiğim dil bağlayanlardan
Her dem vird-i zebân olan sözlerin
Makam-zede kuru güftesi kaldı.
Dünler hazan vurmuş gibi sararmış,
O gül çehreleri bir hüzün sarmış;
Bir yelle savrulup gidince geçmiş,
Olan oldu, matemi yası kaldı.
Hep gelecek deyip ötüşen kuştuk
Bir mefkûre uğrunda hep uçuştuk;
Şimdi uçma sırası ötelere,
Yalan dünyanın sırf nevâsı kaldı.
AŞKIN İLE VAR ET
Fakîr-i aşkım, miskîn-i iştiyâk
Bir kor saç da aşkınla bendeni yak !..
Layık kıl ne olur kendi sevgine,
Ağarsın ufuklarım, olsun ap-ak.
Sen yakındın ben hep uzak yaşadım,
Şekilde kulluğu yakınlık sandım!
Taklit bendeleriydi dört bir yanım,
Gördüklerime takılıp aldandım.
Sönmüştü iştiyâk-ı likâ çoktan,
Varlıktan dem vuruluyordu yoktan;
Kâmil mürşit kahtı vardı o zaman,
Ve kopmuştu diller, gönüller Hak'tan.
El veren çoktu, elden tutan yoktu,
Sistem alabora, üslup bozuktu;
Aşk u iştiyâk yetimi olmuştuk,
Kalb, ruh ve sır bütün bütün buruktu.
Sevip Sen'i sevgini duyamadık,
Gurbet yaşadık, Sana doyamadık;
Aşk eşiğinize baş koyamadık,
Yıllarca ağyâr ateşine yandık.
Mecnunun olayım sevdir kendini,
Ve aşkınla sevindir bu bendeni;
Dayanamam Sensizlik ateşine,
Olsam da o babda denîden denî ...
ZULMET VE NUR
Bu gönül âşık sayılır mı acaba ?!.
O sermestiyle bayılır mı acaba ?!.
Bayılan âşıklar olmuştu geçmişte,
Bir kez daha o bayılır mı acaba ?!.
Şafak sökeli bir hayli zaman oldu,
Bu leyl-i yeldâ bize bî-eman oldu;
Rüyalara emanet şimdi saatler,
Zayıf sinelerde ümit harman oldu.
Beklenen o nevbahar hazâna teslim,
Ümitlerimiz nâr-ı suzâna teslim;
Hesap günü deyip beklentiye durduk,
Bütün zalimler hesap bozana teslim.
Varsın olsun, bazen meltemler sert eser,
Sen deva istersin, her yanda dert eser,
Dönüp "Asâ en tekrahû"ya kulak ver,
Bazen de gazap edâlı rahmet eser.
Öyleyse gamlanma ufukta nehâr var,
Bugün olmasa da yarın bir bahar var,
Bedbînliğe düşüp ağyâra takılma !..
Hiç yanıltmayan bir Yâr-ı vefadâr var ...
HEP O OLSUN VİRDİM
Haddim değil ama gönlümü Cânân'a verdim,
Ağyâr anlamasa da bunu bilen biliyor;
Dilekler üstü dileğim, hep O olsun virdim,
Derbeder de olsa bu kalbim O'nu diliyor.
Bezmine girenler olurlar mihmânı O'nun,
Çalmazlar ağyâr kapısını ölseler bile
Karşılıksız bırakmaz dileğini kulunun,
Bire bin iltifatlar sunar kendi eliyle.
Gerekmez vasıta ulaşmak için o Yâr'e,
Bilir tüm gönüllerin en gizli esrârını;
Hele kalbler olmuşsa o yolda pâre pâre,
İhmal etmez o vefalı Yâr, asla yârını.
Yönel kalbe sen de bunları anlayacaksın,
Versin Yaratan sana da mahrutî bakışlar;
Dönüp belki ihmallerine ağlayacaksın,
Fayda vermeyecek sana bu boş ağlayışlar.
Kararacak o zaman bütün bütün ufuklar,
Kalacak o ahvâl-i pürmelâlin mezara;
Cem olsa Eflatun, Aristo onulmaz yara,
Kalmıştır bütün ümitleri başka bahara ...
Ey dost, lütfeyle hep Seninle olsun gönlümüz !..
Yanmışız ağyâr ateşine bir daha yakma !..
Kalbleri bilemem ama hep "Sen .. Sen !.. " sözümüz,
Keremkânisin, kerem eyle kusura bakma !..
AŞKIN ATEŞİ
Ne olur duysam hep aşkının tadını,
Murad ediversem Senin muradını,
Soluklasam her dem mübarek adını,
Murad ediversem Senin muradını.
Sızlasa hasretle yüreğim durmadan,
Gönlümdeki çiçekleri soldurmadan;
Asla bir ağyâr kuruntusu kurmadan,
Gönlümdeki çiçekleri soldurmadan.
Aksın nurun gönlüme, sinem parlasın,
Aşkının ateşiyle ciğerim yansın;
Zerrât-ı vücudum her an Sen'i ansın,
Aşkının ateşiyle ciğerim yansın.
Efkârım Sana doğru uçan kuş olsun,
Şevkin bir kor kesilip içime dolsun;
İhsaslarım hep reca hissiyle coşsun,
Şevkin bir kor kesilip içime dolsun.
Şu gönül aşkının ateşine hasret,
Aşk ateşiyle teveccühünü lütfet !..
Bu kıtmîr bendene o biricik nimet,
Aşk ateşiyle teveccühünü lütfet !..
HEP "SEN" DEYİP DURDUM
Seni ansın inlesin bu gönül her seherde,
Ateşler gibi sine yakan bestelerinde;
Yudumladıkça aşkını "Hel min mezîd!" desin,
Ateşler gibi sine yakan bestelerinde.
Ey Sevgili, beni aşk ateşin ile şâd et !..
Varsın yanmak ile olsun, bu bendeni yâd et !..
Oruçludur bu mücrim dudaklar şikâyete,
Varsın yanmak ile olsun, bu bendeni yâd et !..
Her an ağlayayım, varsın olsun gönül kırık,
Hiç dinmesin dudaklardan dökülen hıçkırık;
Elverir ki olmasın bu sevdada ayrılık,
Hiç dinmesin dudaklardan dökülen hıçkırık;
Bilirsin Sen, ey Yâr, kalbimin esrârı nedir,
Hep "Sen, Sen !.. " deyip durdum gönülden senelerdir;
Kanayan yüreğe nezdinden bir şifa indir,
Hep "Sen, Sen !.. " deyip durdum gönülden senelerdir.
BİR ARZ-I HÂL
Nazar kıl, gönül şâd olsun Sen'inle,
Şâd olmak varsa kapında enînle;
Bırakma gurbette nâçâr kulunu !..
Kerem kıl, n'olur efgânını dinle !..
Malumdur hazanla yüzüm sararmış,
İç içe dertler benliğimi sarmış,
Ey muztarlara cevap veren Rabbim !..
Bu mücrim kul daraldıkça daralmış.
Yaşasın rüyam yaprak dökümünde,
Dökülen var künde üstüne künde;
Lütfunla yıkılmasın ümitlerim,
Hazan mevsimi yaprak dökümünde ...
Ne baharı bildim ne bir yaz gördüm,
"Rıza" deyip hiç durmadan yürüdüm;
Yürüten Sensin, Sana canlar kurban,
Diş sıkıp hep Nebî izini sürdüm.
Muzdaribim kalbimdeki yaradan,
Garibim, gurbetler hatırasından;
Dilde hüzün, gözler yaşlarla doldu,
Sağlam kul olamama tasasından.
Düşe-kalkayım, kaldım hep uzakta,
Yanıp kavruldum ateş-i firakta;
Bekleyip durdum hep bir vuslat demi,
Anladım o güzergâh bâb-ı Hak'ta ...
Yok o kapıya varmaya kudretim,
Yetmiyor öyle vuslata himmetim;
Yolzedeye himmet edecek Sen'sin,
Âcizim, garibim, Sen'sin devletlim ...
KALMADI DİZDE TAKATİM
Her yana ya Rab, beklenmedik bir hüzün indi,
İnanan kederlendi, münafıklar sevindi;
Tasalanmama zordu, zira yara derindi,
Şeytanlar dört bir yanda cirit atıp gezindi ..
Şakıyan bülbüllerin ağzına gem vuruldu,
Toplum içinde fitne ocakları kuruldu;
İslam nam-ı celili nifak ile yoğruldu,
Şeytan aradıklarını tam bu çağda buldu ...
Çıkar, menfaat düşüncesi gırtlakta bugün,
Olup bitenlere can üzgün ve canan üzgün;
Hakiki mü'minleriyse kahreden bir hüzün,
Olanlar bunlar, kızarmıyor yüzüm ve yüzün !..
Ey Rab, bir hiss-i vefa ver sinelerimize,
Ağlayıp sızlayalım müzmin dertlerimize;
Lütfen merhamet buyur inlemelerimize
Ve bakıver bakılmayan şu yüzlerimize !..
Bir "Leylî" diye dünyayı hep sevdirdi felek,
Uzayıp gitti bu macera mahşerlere dek ..
Tapmışız şu dünyaya bilerek-bilmeyerek,
Bir sınırsız sevgiyle ki, ilahî aşka denk ...
Arayıp sormamışız, ne güldür ne dikendir,
Neler dil mırıltısı ve neler gönüldendir,
Neler bir varidât, neler şeytanî emeldir,
Neler Hak rızası ve neler gevelemedir ...
Ey Rab, vur sineme, inlemez kalbimi inlet,
O murad-ı sübhânîni benliğime dinlet !..
Sürüm sürüm yol yorgunu mücrime medet et !..
O meşîet dalgalarını ruhuma dinlet !..
Kalmadı gurbetle yanan sinede takatim,
Bu cürümle belki yok niyaza benim hakkım,
Kabul buyur her an inlemeyle geçti vaktim,
Şimdi şu derbeder halimi Sana bıraktım ...
BİNLERCE YILA YETEN ÜMİT
Ümitler bütün bitse, her şey savrulup gitse,
Sarsmasın, sarsılmayız O'nu gösteren yönde;
Hiçbir dayanak kalmasa, sebepler de bitse,
Recâ biricik dinamik, koşarız en önde.
Bela sağnakları gelse olandan da beter,
Bu iman, bu ümit bize binlerce yıl yeter;
Her neş'enin sonunda yüz elem çarpsa bizi,
Duymayız Allah'ın izniyle, alınlarda ter ...
Ahd ü peymânımız bu, her yerde Hak duyulsun,
İhtilaf u iftirak fikri sararıp solsun;
Yükselsin her yörede uhuvvet koroları,
Sevgiyle inleyen ruhlarda ma'kesler bulsun ...
İster şu deli gönlüm bu yırtığı sarayım,
Bu hicranla hiç durmadan Hakk'a yalvarayım;
Şifa-bahş olmazsam da bu onulmaz dertlere,
Bu dert karşısında baştan ayağa yarayım.
Ey dil, sev O'nu, olsa da ruhunda yaralar,
Dillendirecek bunu en tatlı hatıralar;
Vefasızlığa çarpıp dursa da yapılanlar,
Götürür o emaneti başka vefadârlar.
Yap yapacağını, bırak ötesini Hakk'a,
Hıfz u emânında emîn Emîn-i Mutlak'a;
Vefayla karşılanır O'na ulaşan gayret
Binmişçesine miraç düldülü o Burak'a.
Bize bu çetin yolda aşk u iştiyak düşer,
Önümüzü kesse de her an bir şeytanî şer;
Hakk'ın tevfîkiyle aşarız hepsini birden,
Şaşkınlık yaşamaya girer füccâr ve şerer ...
HEP ÂH İLE GEÇTİ
Vuslat arzusuyla ömür hep âh ile geçti,
Olmasa da liyakat, O bendesini seçti;
Yer yer belki ruhum hayatın zehrini içti,
Bundan, dedim, hayatımın şerefi ve mecdi ...
Şen günler hep neş'eyle benim yüzüme baktı,
Bir inşirah olup gönlümün içine aktı ;.
Bazen âteş-i suzân gibi bendeyi yaktı,
Kedere gerek yok âşığın yanması haktı.
Asla hiç açılmadı Hak'la gönül arası,
Şeker-şerbet sayıldı dildeki aşk yarası;
Sevimlidir aşkın hem akı hem de karası,
Anlamaz bu neş'eyi bulunan kalb yarası.
Âşık isem cayır cayır yansam da gam çekmem,
Yanıp kebap olsam da aşk dışı bir yol seçmem;
Gül bahçesi verseler aşkı bırakıp geçmem,
İçmişim aşk şarabın kevser de olsa içmem.
Duymuşsa ruhum O'ndan teveccüh manasını,
Görmez iki cihanın akını-karasını;
Tatmışsam canlara can katan aşk havasını,
Hissetmem şu dünyanın matemini-yasını.
Ey Yâr, lütfedip de ağlatma beni hâlime !..
Sevinmesin şamatacı düşman melâlime ..
Katmasınlar zehir, lütfettiğin zülâlime,
Yaşatmasınlar hüsûf müstakbel hilâlime !..
EY AŞK
Varlığın nümâyân her neye baksam,
Hep Seni söylüyor sabah ve akşam,
İtme bakış inhirafına ey Yâr,
Kendine çek beni elinde zimam.
Sensiz bir dünyada her şey ışıksız,
His derbeder, düşünce yakışıksız;
Düşürme o bahtsızlığa ne olur
Kilma bendeni onlar gibi kansız !..
Yolda bırakmadın Sana tapanı,
Yaptığını Senin için yapanı;
Yükseltiyordun bâb-ı rahmetine,
Kapamadın bu kervana kapını.
Ey aşk sen bize bir pembe şafaksın,
"Aşk" diyenlere bir atâ-yı Hak'sın;
O Ezelî Mahbup iştiyakıyla
Her zaman gönüllere akacaksın ...
Yükselir her an bu dillerden bir ses,
Mest olur ruh, kesilir soluk-nefes;
Aşk mahmurluğu yaşanır dem be-dem,
Duyulmaz olur nağme-i his, heves ...
Kalb, ruh o demde geliverir dile,
Bitiverir sırrın çektiği çile;
Ruhta bahara döner bütün kışlar,
Şeb-i arûs yaşanır Sevgili ile ...
VUSLAT-I YÂR
Gurbet yarasından acı duyanlar,
Dergâh-ı bârigâha yönelirmiş;
Gadr u zulüm ateşiyle yananlar
Bilirler, O can içinde can imiş ...
Ey Rab, hep inledim, gözyaşı döktüm !..
Sen bilirsin hâl-i pürmelâlimi
Gurbet içinde gurbet ile çöktüm,
Zehir ettim eldeki zülâlimi.
Bu derin hicranla yüreğim sızlar,
Öyle istiyorsan sızlasın dursun;
Anlamaz bu hâlimi yarasızlar,
İsterse ah u zâr ayyuka vursun.
Biliyorsa gönül O'nu sevecek,
Sevgiyle her dem oturup kalkacak;
"Aşk, aşk !.. " deyip aşk yolunda ölecek,
O ateşle ocak gibi yanacak ...
Ah edecek her an Mecnun misali,
Dert yanmayacak hiç ağyâra asla ..
Aklı-fikri her zaman dost visali,
Kapanacak her tür yabancı fasla ...
Sevmiş sevdiğini, "Yâr, yâr !.. " şuuru,
İçmiş aşkın şarabını mest olmuş;
Vuslat-ı yâr onun bir tek süruru,
Bu neşveyle kadehler gibi dolmuş ...
AŞKI OLMAYAN
Çeksin beni her dem aşkına o mukaddes el !..
Bitiversin bütün gurbetlerim bir an evvel;
En yakınken uzak düşme hicranı çok acı,
Gel ey inayet teveccühü bir an evvel gel !..
Gelmezsen şimdiye dek verdiklerin hep gider,
Ne olur lütfet, esmesin bana rîh-i keder,
Ciğerim kebap uzak düşmekten bilirsin Sen ..
Savrulur giderim destigîr olmazsan eğer ...
Kanatlanıyor gönlüm bir teveccüh görünce,
Yelkenler açar sinem bilinmez bir sevince;
İç içe diriliş yaşar ruh anatomisi,
Öteye ait meltem serin serin esince.
Kanatlanır duygular öteleri selamlar,
İnler durur bazen, bazen de vuslatla ağlar;
Gönlü-gözü intizâr duygusuyla dopdolu,
Akar ummâna doğru ırmaklar gibi çağlar.
Gönül onun bülbülü, sevgi sinede gülü,
Sevgi yetimi gönül, o aslında bir ölü;
Fuzulî aşkı olmayana hımar demişti,
Bence o, bir kurumuş gülün ötmez bülbülü ...
DUYABİLSEM SENİ HER GECE
Duyurdun yine kendini bir gece,
Keşke duyabilsem Seni her gece !..
Gömülsem her dem irfan deryasına,
Olsa o evkât benimçün pîr gece ...
Duysam ruhumda öteler sesini,
Duyanlar gibi melek nefesini;
Kâse-i aşkının meyine kansam,
Kırsam nefsin yalancı kâsesini ...
Olabilsem her zaman kalbi kırık,
Gönülde heyecan dilde hıçkırık;
"Ben kalbi kırıklarlayım!" diyorsun,
Maiyyet lütfet, kalmasın ayrılık !..
Ötelerin şafağı söktü bile,
Kerem kıl, düşürme başka bir ele !..
Yitirmeyeyim vuslat ümidini,
Salma beni ağyârmış gibi öyle !..
Girmesin bu gözlere başka hayâl !..
Yaşamasın gönlüm öyle pür-melâl;
Olursa teveccüh, diner âlâmım,
Sun kıtmîr bendene öyle bir zülâl !..
SAR GÖNÜL YARALARIMI
Gurbetimiz sayende oldu kurbet,
Gül günleri yaşadık ki emsalsiz;
Tâdât edilemez ettiğin himmet,
Sağnak sağnaktı hem de aralıksız.
İhsanlar gördük tecellî dilinden,
Onu tariften ifadeler âciz;
Mahrum etme beni, sun emelinden,
Ey Erhamü'r-râhimîn ve ey Azîz !..
Seni anmak bir şereftir, anarım,
Sensizlik kahreden hicrandır bana;
Tekmil "yandım!" demesem de yanarım,
Yetmez olsa da bu ihtirak Sana !..
Say bu nağmeyi bir ümit bestesi,
Başım yerde ağlarım, gözler ceyhun;
Gönlümde tütüyor vuslat hevesi,
İnayetinle onu Kıtmîr'e sun !..
Dinsin gönül acıları Seninle,
İhsanların gibi dilbendlerine;
Sar sine yaralarını elinle!
Yaptığın gibi gönül erlerine.
GÖZLERİMİ CEYHUN ET
Gözlerimi ceyhun et, sinede ızdırap var,
Güfte olsun gözyaşı, bestesi iniltiler;
Sevgimi çalmak ister hain bakışlı ağyar,
Ben söz geçiremiyorum, her şey Seni dinler.
Kararmasın gönlüm, nezdinden bir nur saçıver!
Düştüm ise uzak, maiyyetine çekiver!
"Garîbem, bîkesem ve nâtüvânem" el-emân!
Bir sürü yırtığımla huzurdayım dikiver !..
Düşüp kalkmaktayım, bu izler asla silinmez,
Mücrimlere nasıl rahmet edersin, bilinmez;
Rahmetin gazabın önünde, bildiğimiz bu,
Ettiğine-edeceğine karşı gelinmez ...
Görmedim ruhun bu duygudan koptuğu demi,
Yaşamadım hiçbir zaman gadir matemini;
Görülmedi mesâvim, gördüm Sen'den hep vefa,
Çekmedin hiç Kıtmîr'inden inayet elini ...
SUN AŞK ŞARABINI
Ey sâki lütfet sun aşk şarabını,
Ansızın vakt-i merhûn elden gider;
Sil gönülden mâsivâ serabını !..
Silinir aşk-ı lika dilden gider
Vur iştiyak tamburunu her gece !..
İnlesin arz u sema o nağmeyle;
Dillendirsin ruh onu hece hece,
Semâa kalksın dil o velveleyle ...
Olsun o Hak nuruna bir pervane,
Şakısın dil-dudak sevda yolunda;
Bulsun bulacağını bu divane,
"Sen, Sen !.. " duyulsun sağında solunda.
Bitmesin acı hicranla hiçbir gün,
Duymasın Sensizliği asla gönül;
Olmasın bu günüm o karanlık dün,
Ey Ezelî Nur hep gözlerime gül !..
Seni tanımada yâr oldu felek,
Marifet-i tâmme gönül arzusu;
Müştaktır cemaline ins ü melek,
Lütfeyle bendene de o hususu !..
HEPSİ SEN'DENDİ
Gece-gündüz aşkın ile olayım hep giryan,
Bülbül gibi Sen'i şakıyayım her dem hayran;
Dilim o dil-i nâdânıma olsun tercüman,
Vird-i zeban eylesin Seni ey Canlara Can ...
Her an ağlayıp durayım gözde fer kalmasın,
Aklansın sine-i nâlânım keder kalmasın;
Dünyaya meyl ü muhabbetten eser kalmasın,
Sevdanla haşr ü neşr et ömrü heder kalmasın ...
Olmaz ise aşkın, nevbaharı neyleyeyim !..
Demezsen "sen" dırahşan dildârı neyleyeyim;
Rü'yet olmazsa taht u sarayı neyleyeyim ...
Hak demezse güneşsiz fezayı neyleyeyim ...
Varlığın çehresinde haşmetin ne canfeza !..
Yıldızlarla yazdığın destanın ne canfeza!
Seni sevmek, Senin muhabbetin ne canfeza!
Bîmârelere sonsuz himmetin ne canfeza !..
Bu derbeder aşk şu zayıf kalbimi eritti,
Gidip ağyâr ateşine düşmemeye yetti;
Dünyanın sevgi, alakası silinip gitti,
Benimçün dünya ve mâfîhâ sevgisi bitti.
Yokluk hicranıyla yanan kalb ateşi dindi,
Gönlüme öteden meçhul bir sekîne indi;
Maiyyet hissi bütün benliğimde gezindi,
Şu hakir bendene bunların hepsi Sen'dendi.
O'NUN ŞEM'İNE PERVANE
Sarardı çiçekler ve güller soldu,
Bülbülün ah u efganı kesildi;
Her yanda hazan otağı kuruldu,
Bir bir varidât-ı baharı sildi.
Tipi-boran, yollar kapalı kardan,
Gelen saksağan sesi dört bir yandan;
Bir kez daha doldu gözler hicrandan,
İnledi arz u sema bu efgandan.
Dert yükü omuzlarda dağlar gibi,
Ceyhun olan gözyaşı çağlar gibi;
Ruhlar "Gayretullah !.. " demeye durmuş,
Bu hâle arz u sema ağlar gibi.
Gelse de dört bir yandan yüz bin cefa,
Çarpsa her an kaza üstüne kaza;
Başımız yine O'nun eşiğinde,
İnse de başlara bin türlü eza.
Dönmeyiz kapısından hiç nüh-felek,
Şahit olsun buna göklerde melek;
Pervaneleriz biz şem'ine her dem,
Olsa da bu devamlı inleyerek.
Ey Rab, her şey bir yana Sen bir yana,
Vird-i zebanımız dilde bu mana;
Dönmeyiz, döndürme yolundan asla !..
Canlar kurban olmaya teşne Sana ...
ZALİM HAY-HUYU
Tasam, şikâyetim hep Sana ey Yâr !..
Bîzârım, bîzâr etti beni ağyâr;
Dört bir yanda bir sürü kirli efkâr,
Bu badirede mazlumlar hep zâr zâr ...
Duymuyor çokları bu velveleyi,
İnletirken ervâhı ve meleği
Her yeri yakıp yıkan zelzeleyi,
Suçlamaya kalkıyorlar feleği ...
Zulüm katmerli, görülmemiş eşi,
Tagallüp, tahakküm zalimin işi;
Yok tek bir er kişi oğlu er kişi,
Kırsın herkesi ısıran bu dişi ...
Bu hissizlik sürüp giderse böyle,
Kapılmadık kalmayacak bu sele;
"Veda" diyeceğiz ümit emele,
Yenileceğiz onulmaz eleme ...
Kapına geldik ey Hannân u Mennân !..
Canlar gırtlakta, bekliyoruz emân;
Olursa Sen'den ekstradan bir ihsân,
Damlalarımız oluverir ummân ...
AŞKLA DİRİLME
Öldür beni benliğimle, dirilsin
Şahlanan gönlüm yalnız Sen'i sevsin;
Ruh dünyamda hep cemâlin tüllensin,
Ağyâr alakası silinip gitsin ...
Gönlümü hep teveccühlerle kuşat !..
Ruh kapılarını ağyâra kapat !..
Vicdan hep Seninle inlesin mutat,
Sevda bilmeyenleri yokluğa at !..
İsterim Mecnun gibi inlemeyi,
Düşmesin dile hiç niçini-neyi;
Ve duymasın âlem inleyen ney'i,
İnletse bile ervâhı-meleği.
Budur derman gönlümdeki yaraya,
Girmesin ağyâr düşünce araya;
Takılmasın ruhlar aka-karaya
Ve Cennet'teki müdebdeb saraya ...
Ferhat gibi "Şirin" desin inlesin,
Ey Sevgili, o tek sevgili Sen'sin;
Bir kısım nâdânlar ne derse desin,
Sen Kıtmîr için en büyük emelsin.
ÜMİT VE İNKİSAR
Unuttuk kendimizi, her şeyin zevki de gitti,
Hazan esti, tatlı hülyalarımızı eritti;
Ümidimiz teveccühe bağlı, bunda şüphe yok,
Bilinmez, o "Erhamür'r-Râhimîn" ne murat etti !..
Sırada hoş bir tecellî olabilir, bekle, gül !..
O tecellinin esbabı ise bir duru gönül;
Nezih gönüllere nazar eder edince Rahman,
Bir sağanağa dönüşür, boşalır gürül gürül.
Canlanır ölüler yeniden inayet elinde,
Bin bir nağme duyulur sinelerin her telinde;
Güler ve raks eder çemenler en nazik dillerle,
Bahar türküleri duyulur güllerin dilinde.
Bedbince bakana ayda hüsûf, her taraf ıssız,
Ölgünce tavır alır güneş ve gökteki yıldız
Ve bu karanlık dünyada hep sam yelleri eser,
Karamsar hisseder kendini daim yapayalnız ...
Sarar bütün duygularını kahreden bir hüzün,
Onlar için bu nokta tam bittiği yerdir sözün;
Her an yutkunur dururlar iç içe kederlerle,
Ve görür o görmezler görülenleri gündüzün.
Rabbimiz !.. Kılıver bizleri her zaman ümitvar !..
Duygularımızda tülleniversin bir nevbahar;
Silinip gitsin önümüzdeki tüm handikaplar
Aşılıversin aşılmaz görülen ulu dağlar ...
DESTİGÎR OL
Arzım ey dost hevâîlik içindeki hâlim,
Bırakmadı yakamı hiçbir zaman o zâlim;
Haşyetle ürpermesi kalbimin tüm âmâlim,
Aşk u iştiyaktan mahrumiyettir melâlim.
Geçsin ayrılık demleri birer serap gibi,
Cayır cayır yansın ciğerlerim kebap gibi,
Doğsun teveccüh günü gökteki mehtap gibi,
Kuşatsın benliğimi sevgin âfitâp gibi ...
Hep bülbül sesleri duyayım gönül bağından,
Tutuşturulsun mumum Senin öz çerağından;
Her yanda revh ü reyhan essin ışık çağından,
Duyalım duyan gibi Habîb'in dudağından.
Savrulsun riyâhla sararmış bütün yapraklar,
Kuvve-i inbâtiye elde etsin topraklar,
Hep hayat zemzemesiyle çağlasın ırmaklar.
Gelip otağlar kursun o çehresi apaklar ...
Keremler kıl ey Yâr, bırakma bizleri yolda !..
Kurtar bendegânı, sürünmekte sağda solda !..
Izdırapla inliyorlar canları dudakta,
Destigîr ol onlara ne olur son durakta !..
TÜRAP ENDER TÜRAP
Zaman geldi gönlümün bahçesinde gezindim,
An da oldu cismaniyet ağında ezildim;
Ey rahmeti engin Rab !.. Hep kapında inledim,
Senin aşk u iştiyakın olsun diye derdim ...
Sensizlik tasavvuruyla gamgîn gönlüm benim,
Gurbetle ciğeri kebap olmuş bir bendenim;
Ben "Benim" diyemem, ben her şeyimle Sen'denim
Duygular durulunca yeşeriyor gülşenim.
Teveccühün olmazsa âfitâbı istemem,
Bana göz kırpıp duran mehtabı da istemem,
Değilse aşk mey'i, ab-ı hayatı istemem,
Seni söylemeyen hiçbir kitabı istemem !..
Teveccüh kıl gönlümde mâsivâ harap olsun!
Efkârım Seni aksettiren bir kitap olsun;
Nazarımda dünya ve mâfîhâ serap olsun !..
Şu densiz benliğim türap ender türap olsun !..
Hülyalarımı saran cemâline dalayım,
Kalbimde tütüp duran ateşinle yanayım;
Hep Seni heceleyeyim, Seninle kalayım,
Aşkın ateşiyle her dem yanıp ağlayayım !..
ESSİN HEP BU RÎH-İ SABÂ
"Sen, Sen !.. " diye hayaller kurdum yine,
Kıpırdanma oldu içte seyrine;
Liyakatsizliğe tosladım bu kez,
Yelken açamadım daha engine ...
Ey Rab, Seninçün âh etmeyi öğret !..
Ne olur aşkınla bendeni mest et !..
Gözlerim hep Sen'de olsun bir ömür !..
Fakîri de maiyyetine bend et !..
Layık değilim bu dil yarasıyla,
Düşünce sisi, gönül karasıyla;
Her dem kapı aralığında gözüm,
Yüce Nebî Yakup (a.s.) hatırasıyla ...
"Sen" deyince canlanıyor emeller,
Bir başka esmeye duruyor yeller;
Ne olur essin hep bu rîh-i sabâ,
Köpürüversin neş'eler ve zevkler !..
GÖNÜLDE GONCA GÜL
Bir aşk sal içe, gönül bend olsun o kemende !..
Esîr-i aşkın olsun ilelebet bu bende !...
Virdiyle, evrâdıyla hep Seni anıp dursun;
Duygularında, düşüncelerinde, gönlünde.
Râm olsun Zât'ına bu dil düşse de belaya !..
Veda edip bütünüyle cismanî safâya;
"Kefâ billah" deyip yönelsin yalnızca Sana !..
Talip olmasın artık ednâya ve a'lâya !..
Gürlesin ruh ve desin: Ben hep Sana inandım,
Ve marifetine kanabildiğimce kandım,
Seni bilmek her şeymiş, gerisi aldatmaca,
Oyalanmışım meğer ben, onlardan usandım ...
Gayri gözler hep Sana baksın, baksın kanmasın,
O temaşa-yı ruhânîden hiç usanmasın;
Cennet bağı-bahçesi dahi araya girse,
Gönül asla onların füsununa kanmasın ...
Her an gönül gözlerine teveccühler gülsün,
Ağyâr hazâfiri bir bir yıkılıp dökülsün;
Senin sevgin yalnız içimde tüllenip dursun,
Teveccühünle Sen gönlümde bir gonca gülsün ...
"HÛ" DEYİP İNLİYOR GÖNÜL
Rızanla Sen en a'lâ bir emelsin,
Gönlün istediği sevgili Sensin;
Benzeri yoktur Sana iştiyakın,
İştiyakınla Sen bir söz kesensin ...
Sensiz bir gecenin sabahı olmaz,
Kararan günlere güneşin doğmaz;
Zindana dönüverir bütün eyyâm,
Bu iklime hiç ışık tayfı yağmaz.
Şafak yetimidir O'nsuz geceler,
Yenik düşer karanlığa niceler ..
Ziya-zulmet birbirine karışır;
Duygu, düşünce vesvese heceler ...
Ey Rab, n'olur bize rahmetinle gel !..
Senden cüdâ düştük, himmetinle gel !..
Bizler ettik, Sen etmezsin bilirim,
Bizi ta'zîz için izzetinle gel !..
Yükseliyor Senin için nağmeler,
Niyaza durmuş ağızlarda diller;
Medet feryatları arşa dayandı,
Hep "Hû .. Hû .. " ile inliyor gönüller ...
MÜPTELA GÖNÜLLER
Gönül bildiğinin müptelasıdır,
Hak bilinenlerin tek âlâsıdır;
Hak'tan koparan ilim, ilim değil,
O ölü kalblerin baş belasıdır.
Bir niyazım var ey Rab, lütfet dinle,
Bir anlık olsun maiyyet Seninle;
Ona denk gelemez Cennet'ler asla,
Ulaşılsa da ona bin enînle ...
Sevdan bir kor gibi sinemi yaksa,
Aşk kıvılcımları içime aksa;
Gece-gündüz hep Seni hecelesem,
Sevgin sinemde şimşek gibi çaksa ...
Ne olur bunları lütfet fakîre,
Sağnak sağnaktır lütfun her hakîre;
Vefasız olsam da kapı kulunum,
Bir niyaz bu o Semî' u Basîr'e ...
Sensiz geçen dakikalar hep durgun,
Kalbde aritmi var, ruh ise yorgun;
O zirveler aşılmaz bu haliyle,
Duygular hevâ-i nefsime vurgun ...
Hep bir sâkî aradım hayran hayran,
Başkaldırıp ederek nefse isyan;
Düşe-kalka yürüdüm hayli zaman,
Gücüme güç kat ey Hannân u Mennân ...
Vurmasın düşman beni bir kemende,
Meşîetin varken Senin dümende;
Girmesin bir ağyâr eli araya,
Kıtmîr'in olarak kalsın bu bende !..
SÖKÜLMEZ O SEVGİ KALBLERDEN
Hiçbir şey ayıramaz bizi sizden,
Sökemez sevgini kalblerimizden;
Vazgeçmez gönüller Seni sevmekten,
Tutmuşsa Senin elin elimizden.
Bütün gönüllerde neş'e-i vuslat,
Sevgiye sevgin bizlere iltifat;
Bu ufukta bize lütfeyle sebat
Ve olmasın artık o acı firkat !..
Gurbet yaşayan kalbler himmet bekler,
O yolda düşer-kalkar ve emekler;
Bir kez daha bize eyle inâyet,
Heba olmasın bu yolda emekler ...
Hasretle topyekûn sineler zâr zâr,
Gönüllerde var bir derin intizâr;
Ne zaman buzlar çözülecek bir bir
Ve ne zaman tüllenecek nevbahar ?!.
SEVDA YOLCULARI
Olmasın; bin âlâm toplanıp içime aksa,
Hatta bazı duygularım da sararıp solsa,
Hep başım eşiğinde kalmaya kararlıyım,
Bu aşkın sonu kahreden bir ölüm de olsa ...
Elverir ki şu çehremi soldurmasın ağyâr,
Ve olmasin sensizlik gurbeti sineme bâr;
Hevâ-i nefsim başka şeyler mırıldansa da,
Sensin benim için her zaman tek vefâlı yâr ...
Tek arzum, "Sen" deyince kalbim neş'eyle dolsun,
Cihan şatafatıyla kimin olursa olsun,
Kalmasın kalbimde dünya alakası asla !..
Yeter ki teveccühlerin gönlüme kurulsun ...
Âh! Teveccühünle her dem cayır cayır yansam !..
Kendimden sıyrılarak iştiyaklara dalsam !..
Silsem kendimi kendi gözümden bütünüyle !..
Maiyyetinle ayrılmadan baş başa kalsam !..
Hal bilmez nâdanlar mecnun sansınlar bendeni,
Desinler: O bilinmezlere salmış kendini,
Reh-i sevdada olana ar gerekmez gayri,
Bend etmişse şayet verâlara kemendini ...
SENİNLE GÖNÜLLER DOLSUN BOŞALSIN
Yıllarca hep tebessüm etti felek,
Zor olsa da o mev'ûdu beklemek;
İnandık bir bahar geleceğine,
Geçmişteki o nevbaharlara denk ...
Onca yitikle yanmıştı sineler
Şimdi hep onları anar ve inler;
Iztırarla âh eden gönülleri,
Hak dinler ve Hakk'ın Habibi dinler ...
Nağmelerle dert yanıyoruz Sana,
Boş çevirme gelenleri kapına !..
Başımız eşiğinde bekliyoruz,
Ne olur bakıver bize ve bana !..
Hasretkeşiz sevmeye sevilmeye
O babda iki büklüm eğilmeye;
Pek çok açılmaz kapı çaldık durduk,
Yok takatimiz geri çevrilmeye ...
Kapındayız, aç; ruhlar zevke dalsın !..
Sineler aşkınla coşsun hoplasın;
Ayırma lütfen o kapından bizi,
Seninle gönüller dolsun boşalsın ...
SENİ DERİNDEN SEVMEK
Seni sevmek istedim hep derinden,
Ölesiye olsa da aşk derdinden;
Nefes alıp-versem o sevgi ile,
İsterse sökülsün kalbim yerinden.
Çevirme benden yüzün hiçbir zaman,
Dayanamam buna, bin kez el-emân !..
Al canımı, alma onu bendenden,
Kesme keremin ey Rahîm u Rahmân !..
Karasevdalı mecnunun olayım,
Hep teveccühler ufkunda kalayım;
Yaş döküyor gözler çağlayan gibi
Gönül ister dahasını salayım ...
Ömr-i hederi ümide bağladım,
Kâh içten içe yandım kâh ağladım;
Çağladı ızdırabım gözyaşıyla,
Bilirsin Rab, hep Sana dil bağladım ...
Yer yer boş geçen günlerimi andım;
Yitirdiklerime yürekten yandım;
"Keşke, keşke !.. " desem de faydasızdı,
Aldatan aldattı, ben de aldandım.
Çok gönül dünya şarabıyla mahmur,
Yok içlerinde asla gönlü mamur;
Kapamışlar gözlerini öteye,
Öte onlarca bir âlem-i menfûr.
Öteler ruhtan ya Rab silinmesin !..
Âkıbet âh u vâhı hiç dinmesin !..
"Gel" diyeceğin zaman belli değil,
Bu duygu dilden asla silinmesin !..
NAAT
TAK BOYNUMA KEMENDİNİ
Sevdim Seni haddim olmasa bile,
Duydum sözünün ap-ak akışını;
Vereyim canımı uğrunda, dile !..
Lütfet bize o nazlı bakışını ...
Bir yeni alev saç garip gönlüme,
Yanıversin aşkınla cayır cayır !..
Destigîr ol Hak için âmâlime;
İltifat et, kapı kulunu kayır !..
Kerem kıl, bezmine dâhil olayım,
Koyma bendeni kapının dışında !..
Engin re'fetine nâil olayım,
İnâyet elin hep olsun başımda !..
Sevginle süzülüp gel gönlüme ak,
Benden olduğumu ruhuma duyur !..
Sevdiklerin gibi Kıtmîr'e de bak,
Aşkın ateşiyle gönlümü doyur !..
Yanıyor kalbim kaldıkça uzakta,
"Sen de Bendensin" de, bırakma sakın !..
Elimden tut vaadettiğin şafakta,
Rabbin atasıyla bu senin hakkın ...
Sensiz geçen günler hep heder bence,
Yıllar geçiyor, Sensizlikle yandık;
İç içe gurbet yaşadık derince,
Değişik illüzyonlarla aldandık ...
Dahasına kalmadı takatimiz,
Duyur bize bir kez daha kendini;
Kalmasın mahşere ifâkatimiz,
Tak boynumuza nurlu kemendini !..
LÜTFEN GEL- I
Açsan gerçek yüzünü mehtap utanır,
Görse cemâlini huriler kıskanır;
Dırahşan çehren hayret uyardı gökte,
Gören Seni Cemâl'in aynası sanır ...
Cemâl-i ezelînin mişkâtı Sensin,
Şem'-i ilahîsin, güneşten enversin;
N'olur kaldır nikabını herkes görsün !..
Sen zulmeti boğacak bir nur-efşânsın ...
Nurun ve sırrınla tecellî et bize ..
Karanlıklar yıkılıp gelsinler dize;
Sensizlik canımıza tak etti çoktan,
Avdetin bayram olacak hepimize ...
Sen gideli çoğumuzda hal kalmadı,
Çiçekler soldu, petekte bal kalmadı;
Hazan yaşanıyor hep yıllardan beri,
Dahasına dillerde mecal kalmadı.
İntizar hülyamız Sen çekip gideli,
Vardır belki "Sen Sen !.. " diyen birkaç deli;
Dön gel ne olur ağlatma bendeleri !..
Budur şu Kıtmîr'in biricik emeli ...
GÜLLER GÜLÜ
Duygular solsa da hülyalarımda hep varsın,
Sen tüm sevenlerine bir yâr-ı vefâdârsın;
Dayanamam bunca mahrumiyete ey Rasûl !..
Sen bencileyin düşkünlere en candan yârsın ...
Gir gönlüme, vuslatı çok görme şu kuluna !..
Yüz sürmek isterim gelirken nurlu yoluna;
Koklarım tûtiyâlar gibi her bir zerresini,
El verir ki gelsin gölgen salına salına ...
Sen güller gülüsün açılıver yaprak yaprak,
Bir kez daha şu bendelerinin yüzüne bak !..
Nurunla aydınlansın şu karanlık dünyamız,
Nur hâlenle bulunduğun o çağ gibi ap-ak ...
Ne olur dilimdeki şu renksizliğe bakma !..
Kebap olmuş bu sinemi hasretinle yakma !..
Sen yaratılmışlar içinde en vefâdârsın,
"Bendem" de, tut elimden beni yolda bırakma !..
HEP SİNEMDESİN
Haddim değil ama hep sinemdesin,
Gönlüm yıkık olsa da içimdesin,
Tahtın şu pejmürde ruhun tepesi,
Sen her zaman dildesin, gönüldesin ...
Akmakta nurun kararan gönlüme,
Ziya oldun dünüme-bugünüme;
Ne olsa da bu gönlü yetimi Sen
Bas bağrına bir mum gibi söndürme !..
Sen yedi-yedi yüz veren bir gülsün,
Nağmenle bizi mest eden bülbülsün;
Seninle tanıdık gülü, bülbülü,
Şakı ki bir bir kasvetler çözülsün ...
Ey canlara can sevgim hep Sen'indir,
Sen'den uzaklık benim kederimdir;
Ağlamaz ise Sana gönül, utansın;
Sevdalının işi Sana enîndir ...
PERVANEN OLAYIM
Hasretle kudûmun bekleniyor bunca zamandır,
Gel bir su serp hicranla yanan sinelerimize;
Seni özleyen gönüllerdeki âh u efgândır
Ve lütfeyle de şehrayinler yaşat hepimize !..
Seni sevmek şu bendeler için en büyük pâye,
Bu muhabbet faslı sürmeli tâ subh-i haşre dek,
Rıdvan u rü'yet yolundaki en büyük vesile,
Cihana sahip olma, olmaz o sermayeye denk ...
Yol boyu her belâya katlanmaya kararlıyım,
Yeter ki Sultanım Sen "Bu da bizdendir" deyiver;
Belki gül bahçende güllere rağmen bir çalıyım,
Ne olur Hak aşkına çalıyı da gül sayıver !..
Beklerim her gece o muzlim dünyamda böyle ben,
Sürpriz iltifatlar olacağı hülyalarıyla;
Bu garibin gönlünde sadece Sensin beklenen,
Mecnun'un, Ferhat'ın o dinmeyen sevdalarıyla.
İsterdim aşkın Senin sarsın beni en derinden,
Dağları deleyim aşka âşık olmak yolunda;
Namını yâd ettiğimde kopsun sinem yerinden,
Pervanen olup döneyim hep sağında-solunda ...
BİR HÂLE ÖRGÜLEDİN
Sen çevrende ışıktan bir hâle örgüledin,
Hâlenin sonsuza dek sürmesini diledin;
Nûrâniyetiyle devam etti birkaç asır,
Her fasılda Sen bir kez daha dünyaya geldin ...
Güneş tutulup ay da gaybûbet etti yer yer,
Zindandı her yan tulû' etmeseydin Sen eğer;
Gaybûbete ağıt yaktık, tulû'a "oh" çektik,
Ne olur gelişin kalıcı olsun bu sefer !..
Sensizliğin hicranını ancak bilen bilir,
İrfanzede nâdânlar sağa-sola serpilir;
Aşk yüzünden girye nedir bilmeyen kalbsizler,
Benlik mırıldanır durur, gururla gerilir ...
Gönül erleri hep anar o Sen'li günleri,
Gözleri yollardadır gittiğin günden beri;
Bir gün dönüp geleceğine inançları tam,
Bedbîn mırıldanadursun: Giden gelmez geri ...
Eminim gelip konacaksın gönül tahtına,
Tatlı tebessümlerle mazlumların bahtına;
Diriliş muştunla "kardeşim" dediklerinin,
Yıllarca dinmeyen ızdırabına, âhına ...
GEL Kİ NEVBAHAR OLSUN
Gel ki bahar olsun güller sevinsin,
Gönüller bir kez daha aşka gelsin;
Sinelerimize sekîne insin,
Sensizliğin iniltileri dinsin ...
Garipler bir leyl-i yeldâ yaşıyor,
Bu, ümit sınırlarını aşıyor;
Şeytanlar da raks ediyor, coşuyor,
Derbederler hevâya dolaşıyor ...
Ne olur gelip gönüllere girsen !..
Arkandakileri terk etmedin Sen;
Lütfedip gel Allah'ını seversen,
Ey dırahşan çehre, ahsenden ahsen !..
Yıllar geçiyor, ömürler bitiyor,
Yolunu gözleyenler "Âh !.. " ediyor;
Yolcuların ümitleri eriyor,
Bendelerin "Bırakma bizi" diyor!
Hemen olmazsa gayrı geç olacak,
Ruhlar hep hicran içinde kalacak;
Şeytan nevmitlere kement salacak,
Kardeşlerin firkat yudumlayacak ...
AŞKINI SOLUKLAMAK
Senden duymak ne leziz o eski şarkımızı !..
Gönülleri köpürten ledünnî aşkımızı,.
Yükselt sesini, hayat sun gönüllerimize !..
Hak aşkına boşa çıkarma niyazımızı !..
Hicrandan iki büklümüz medet kıl Sultanım !..
Bir kez gülsem de çok defa nâlân u giryânım,
Her şeyi duyup bilen O, tabibimse Sensin,
Giriver gönlüme ki dinsin âh u efgânım !..
Gözlerim yolunu neredesin ey Sevgili,
Senin mecnunun olmak diler bu gönlü deli;
Silinsin ister efkârından bütün mâsivâ,
Senin aşkın soluklamaktır bütün emeli ..
Has hâlene baktığın gibi Kıtmîr'e de bak !..
O kutsî aşkınla onu da cayır cayır yak !..
Kararmasın ufku hiç Sensizlik matemiyle,
Yaşamasın benden hiç dayanılmaz bir firak ...
BU ELLER BOŞ DÖNMESİN
Sana yönelen eller boş dönmesin,
Dilhûn bu gönlüm, yaş şimdi gözlerde;
Teveccüh kıl ümit mumum sönmesin,
Kalmadı artık takatim dizlerde ...
Ceyhûn oldu mücrim gözlerde yaşım,
Bir kez daha inayet et bendene !..
Tıpkı bir gaile harmanı başım,
Bend et beni şefaat kemendine !..
Ahdimizdi, cüdâ düşmeyecektik,
Arada sıradağlar olsa bile;
Koptuk Sen'den, çekilmezleri çektik,
Aç bize sineni derin sevginle !..
Ruhta heyecan, geleceksin diye,
Gözyaşlarını sileceksin diye,
Yepyeni teveccühle bu bendene,
"Bu da bendendi" diyeceksin diye ...
SENİN BAKIŞIN
Anlayana bir şimşek Senin bakışın,
Gözlerinin içinde öteden bir nur;
Bir ışık olup sinelere akışın,
Oluyor üfül üfül esen bir huzur.
Büyülüyor Efendim Senin sözlerin,
Ruh şahlanıyor sözündeki sihirle;
Ötelerdendir Senin söylediklerin,
Mühürlüdür o sözler lâhût mührü ile ...
Anlamadı bu büyüyü akl-ı beşer,
Görmedi görmeyen kendi gözlüğünden;
Beyanın letafeti tıpkı bir kevser,
Mahmurdu içenler onun lezzetinden.
Nûş eden mest olmuştu ışık çağında,
Mey meşk ediyorlardı hep bir ağızdan;
Nağmeler vardı bahçesinde bağında,
Duyulmadık seslerle kemandan, sazdan ...
Yanabilsek bizler de külsüz-dumansız,
Karışsa âhlar bülbül nağmelerine;
Oluveririz mekânsız ve zamansız,
Döner âhlar Ashâb inlemelerine ...
GİR MAĞMUM DÜNYAMA
Hülyalarımda Seni her gördüğümde,
Yok oluverir bütün ağyar içimde;
Silinir gözümde şatafat-ı dünya,
Kesse önümü en büyülü biçimde.
Zira ben kalb mihmanını bekliyorum,
Her tıkırtıda "O geliyor !.. " diyorum;
Göz, kulak birliğiyle hemen her zaman,
"Gelen O'dur !.. " diyor ve seviniyorum ...
Bahtına düştüm bağışla bu bendeni,
Mecnunca olmasa da hep sevdim Seni;
Keremin enginliğine inancım tam,
Sen de hep sevmişsindir Seni seveni ...
Hayat meşalem artık sönmek üzere,
Mahdut kalb ritimleri dinmek üzere;
Gir mağmum dünyama gönlümü şâd eyle !..
Mecbur kalmasın benden ötede özre ...
Sana vurulmak ve özleyerek sevmek,
İsterim hep olsun bir mutlu gelecek;
Bu benim niyazım, naz değil ey Resûl !..
Sana hayatımı versem az gelecek ...
YAK ATEŞİNE KÜL OLMASIN
Yak ateşine kül olmasın, duman olmasın !..
Al yanına, mekân olmasın, zaman olmasın !..
Beni o karanlık kendi dünyamda bırakma !..
Fakiri kurbetinle şâd et, gümân olmasın !..
Sevginin çağlayanına salıver bendeni !..
Alan olmasın, pist olmasın, liman olmasın !..
Kalmasın Senden gayrısına bende bir arzu,
Lütfunla gelenler savrulup harman olmasın ...
Paramparça bir gönlüm var bu fâni dünyada,
Teveccüh kıl ki ona da bir hazan olmasın !..
Hak armağanı ömür elimden uçup gitti,
Hiç olmazsa geri kalanı duman olmasın ...
Şu kırık gönlümde biricik ümidim Sensin,
Himayene al ki hiçliğe kurban olmasın !..
Ne bülbülümde nağme ne gülümde renk kaldı
Destgîri ol ki inkisara mihman olmasın !..
ÇÖZME KEMENDİNİ
Bir gamgînim ağır dertlerden yana,
Ey Nebi, garibim, geldim kapına !..
Gelişim aheste olmuştu benim,
Bahtına düştüm gönül koyma bana !..
Meftun oldum sesinin büyüsüne,
Canlara can olan o nefesine;
Siliver bendeki gurbet hissini !..
Derç ediver şefkatin bestesine !..
Bilirsin Sen nedir o tek dileğim,
Dilerim Senin yolunda öleyim;
Düşmesin dilimden nam-ı celîlin,
Bâb-i kereminde ben bir köleyim ...
İstemem azad edesin bendeni,
Olsam da Senin kapında bir denî
Değişmem sultanlığa o payeyi,
Çözme boynumdan n'olur kemendini !..
SENİN AŞKIN
Aşkın bir alev gibi düşsün sineme,
Durmadan her an Seni ansın bu gönlüm;
Yükselsin ruhumda aşkınla inleme,
Nâr-ı iştiyakınla yansın bu gönlüm ...
Sen yok isen bahar gelmiş neyleyeyim,
Sensiz geçen her bahar hazandır bana;
Teşrifindir gönlümüze tek dileğim,
Hasretimiz dönüştü ah u efgana ...
Yaz-bahar hayal bu yalanci dünyada,
Aldatıyor hevâîleşmiş ruhları;
Yaşamak güzeldir, olursa kapında,
Bu tür hayat dindirir ah u vâhları ...
Heva ruha saplanmış zehirli kanca,
Bir sürü aldanmış onun arkasında;
Farkı yok cehennemden Sensiz dünyanın,
Gafiller onu kaybetme tasasında ...
Gel aydınlat bu ufku ey Mâh-ı Tâbân !..
O nuranî hâlenle kucakla bizi !..
Senin dünyan bizlere bir dâr-ı emân,
Al o emniyet yurduna hepimizi !..
DOĞ RUHUMA
Sen çekip gittin büküldü boynumuz,
Sarpa sardı yürünen düz yolumuz;
Hedefte tepeleri aşmak vardı,
Kırıldı kanadımız hem kolumuz ...
Yetiş ey Dost, bendenin imdadına !..
Merhamet buyur âh u feryâdına !..
Yolsuzlara yol âdâbını öğret !..
Uyanıversinler Hak muradına ...
DOĞ RUHUMA
Sen çekip gittin büküldü boynumuz,
Sarpa sardı yürünen düz yolumuz;
Hedefte tepeleri aşmak vardı,
Kırıldı kanadımız hem kolumuz ...
Yetiş ey Dost, bendenin imdadına !..
Merhamet buyur âh u feryâdına !..
Yolsuzlara yol âdâbını öğret !..
Uyanıversinler Hak muradına ...
KAPI KULUNUM
Binlerce yıl geçse de ben O'nu unutamam,
Olmasa da alakam kametine göre tam;
Gönülden sevdim O'nu seveceğim bilerek,
Dilerim ömrüm o sevgi ile bulsun hitam ...
Demedim hiç: Sen bu çetin yolda gidemezsin,
Hep pür-vefa aşkın dediğini edemezsin;
"Sevda, sevda !.. " demişiz Mecnun u Ferhat gibi,
Aldırmadık diyene: "Bu dağı delemezsin ... "
Rüyalarda olsun her gece gözledim Seni,
İklim kararınca daha bir özledim Seni;
Deyip ettiğim rûşen çehrene göre değil,
Ama hep nur hâlen içinde izledim Seni.
Seni medh ü sena etmek ne haddime benim,
Ben sadece Sana müştak Senin bir bendenim;
Ne olur kaldırıp atma bu kapıkulunu !..
Hep teveccühlerini bekleyen bir kölenim ...
EFENDİM
Bu can, bu ten Sana kurbandır Efendim,
Nîm-nazar derdime dermandır Efendim;
Fakîr Sana bendim.
Atmosferin dâru'l-emândır Efendim,
Teveccühün canlara candır Efendim;
Elinde kemendim.
Bulduklarımı Sende buldum Efendim,
Kıtmîr'inim sayende oldum Efendim;
Sana hep imrendim.
Sensizlikle sarardım soldum Efendim,
Gurbet dertleriyle yoruldum Efendim;
Yoruldu menendim.
Tut elimden yalnız bırakma Efendim,
Sensizlik ateşine yakma Efendim;
Bir hiçim ben kendim.
Pür kusurum, kusura bakma Efendim,
Yalnızlık zindanına tıkma Efendim;
Çıkmaya yok fendim.
KENETLENSİN ELLER
O zaman nurdan bir hâlen vardı hepsi de yâr,
Hele o Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Haydar !..
İç içe yaşanıyordu adeta nevbahar,
Bu garip gönlüm şimdi hep o günleri arar.
O nur çağı hasretiyle gönüller eriyor,
Sensizlik ve sessizlik bana elem veriyor;
Zorlamada âlâmım beni yere seriyor,
Dostlarımız suskun, düşmanlarsa esiriyor ...
Gel canlansın ışık çağındaki nurlu demler,
Silinip gitsin ufkumuzu saran elemler
Bir kez daha yaşansın o demdeki erdemler,
Kenetlensin birbiriyle gönüller ve eller !..
SENSİZ GEÇEN YILLAR
Sensiz geçiyor yıllar ey Sevgili nerdesin ?!.
Uzak kaldık biz Senden, Sense hep kalblerdesin;
Bir gülsün, bir bülbülsün, hiç dinmeyen nağmen var,
Yaşıyorsun her çağda ve her an dillerdesin ...
Hayaline bend oldu bendegân gönülleri,
Seni yâd ediyor her an onların dilleri;
Dünya sevdalıları dünya deyip dursunlar,
Sensin aşk erlerinin biricik emelleri ...
Bizler birer bendegân, Sen ise bir sultansın,
Dudağının şerbetiyle dertlere dermansın;
Senin nur iklimin âleme dâru'l-emândır,
Sen bütün kapı kullarına cansın, canansın ...
Uzat ümitbahş elini yolda kalmışlara !..
"Çağ çağ !.. " diyerek gidip gaflete dalmışlara;
Takılıp kalmasın "Sen" diyen asla yollarda,
Bend olmasınlar dünyaperest aldanmışlara ...
Canımız Sen, cananımız Sen, gel bize can ol !..
Gönüllerimiz Senin tahtın, o tahta kurul !..
Şeytan cirit atıyor düşünce dünyasında,
Arkasından sürüklenen her çağdan daha bol ...
GÜL DEVRİ
Gül devri yaşanıyor gönül bahçelerinde,
Duyulan sur sesi Senin altın nefesinde;
Çağırıyorsun ışık çağına ötelerden,
Bizi biz yapma sihri var o nazlı sesinde ...
Eşi-menendi yok Sendeki ince endâmın,
Hâl zerâfeti, sözlerindeki o edânın;
Bülbüller imreniyor nağmendeki âhenge,
Yok benzeri dünyada-ukbâda o sedânın ...
Tatlı hatıranla kal gönüllerde sevgiyle !..
Vereyim canımı Sana yeter ki Sen dile;
Saçanlar saçtı canlarını uğrunda Senin,
Vuslata gidiyormuşçasına güle güle ...
O yolda olamama ızdırabım, elemim,
Ötede onlarla beraber olma emelim;
Esirgeme bu lütfu ne olur Kıtmîr'inden
Hâlende olmayı heceliyor gönül dilim.
Bugüne kadar hep gözyaşlarımla avundum,
Onların akışını kendime yoldaş buldum;
Hiç liyakatim olmadığının farkındayım
Ama hep onlarla boşaldım, onlarla doldum ...
DİNMESİN İNTİZAR ÂHI
Müjdeler olsun bizlere ki Sen varsın,
Dîl-i pejmürdeye sebeb-i emânsın;
Yolunda hep ölüp ölüp dirileyim,
Sen benim ışığı kısılmaz şem'amsın ...
Gözlerin pür-nûr, bakışın ömür Senin,
Ufkun, âlemin adeta bir Tûr Senin;
Yaktığın meşale her yanda nur-efşân,
Sen bendelerin için her ân pür-nursun.
Sen bizlere baharlar vadediyorsun,
Gel Hak eliyle o baharı bize sun !..
Doğsun bir kez daha o mehtab-ı münîr,
Dünyamız son kez bir ışık çağı olsun !..
İçimde geleceğinin özlemi var,
Varsın anlamasın bunu bedbin ağyâr;
Kudûmunun özlemi ağlattı beni,
Dinmesin bu âh sürsün sonsuza kadar !..
EY VEFÂLI CAN
Ey vefâlı Can, ey Canlara Cânân !..
Bir vîrâneyiz Sen gideli inan !..
Gel hasretlerimizi dindir ey Yâr !..
Çevremiz buz kitlesi gibi ağyar.
Sensiz bu hayat bize azap oldu,
Her yanda şeytan otağı kuruldu;
Lütfedip gel, canımızı verelim,
Sunacağın iksirle dirilelim ...
Açılsın her yanda güller, laleler,
Raksa dursun kudûmuna sümbüller;
Doğ ruhlarımıza, son ümit Sensin,
Yıllarca beklenmiştin, beklenensin ...
Gözlerden süzülenler sele döndü,
Yoldakilerde ümit mumu söndü;
Bendenin bağrında da bir yangın var,
Sen teşrif edersen gelecek bahar ...
DUYGULARDA NEY SESİ
Ne elem ne gam kalır kalb Seninle birleşince,
Duygularda ney sesi duyulur inceden ince.
Ses katar kalb telleri bu vuslata inleyerek,
Şeb-i arûslar yaşanır, "Geldim Sana!" diyerek.
Tatlı rüyalara döner Seninle geçen demler,
Gerçekleşir o demde beklenen bütün emeller.
Gözlenen mutlu şafak beliriverir ufukta,
Ziya şivesiyle nur tayfları yağar art arda.
Kasvetle geçen o meş'um gecenin seherinde,
Muştu emareleri tüllenir beraberinde.
İşte bu bizim yeniden doğuşumuz olacak,
Namın dört bir yanda rast edasıyla tınlayacak.
İntizar bu, hayatımı gözyaşına bağladım,
Yıllar ve yıllar hep Senin yokluğuna ağladım.
Ümit ırmaklarına saldım kendimi çağladım,
Mücrim olsam da hasretinle sinemi dağladım.
Ne olur, geliver artık daha fazla ağlatma !..
Hicranla yanan şu sinemin derdine dert katma !...
DİRİLİŞ İKSİRİ
Sevgi bir diriliş iksiridir ölü canlara,
Âb-ı hayat sunar Hakk'a müteveccih efkâra.
Bilmezdik aşkı, sevgiden mesajlar sundun bize
"Leylî, Leylî!" deyip sevginle geldik kendimize.
Gönül her zaman bekler o seher üstü seheri,
Nurunla ziyadâr kıldığın o eski günleri.
İç içe hazanlar yaşadık, canımız dudakta,
İntizâr-ı subh-i didarla gözler hep bir şafakta.
Acı geçti geçen yıllar, hicranı ruhu sardı,
Bu hicran hissiyle gönlüm karardıkça karardı.
"Sultana sultanlık ... " de, acıyıver yandığıma,
Vuslat teveccühü kıl gönül bahçeme-bağıma !..
Nur hülyaların keşke her gece delse uykumu !..
Ve sermest-i aşkınla unutsam ne olduğumu !..
Atıversem dünya aşk u sevdasını içimden,
Hep Seni duysam ve Seninle olsam en derinden !..
BÜLBÜL NAĞMESİ
Her zaman sinemde âteş-i hicran yanmakta,
Leyl ü nehâr bu garip gönül Seni anmakta;
Gamla-kederle tatlı hülyalara dalarak,
Sızlıyor gönlüm, n'olur bir kez şu bendene bak.
Hayalin olsun görmek, en tatlı bir emeldir,
Halin, tavırların meleklerden de güzeldir.
Kuruver otağını gönlüme bu kez olsun,
Bize küsûf yaşatanlar Allah'tan bulsun.
Kalmadı gönüllerde ilk mana, ilk heyecan,
Bir şeb-i yeldâ tıpkı Sensiz geçen şu zaman,
Güneş batıp ay gurup edeli yıllar oldu,
Sinem yeisle-ümitle boşalıp doldu.
Oturup kaldım "Sevgili gelir!" ümidiyle,
"Siler akan gözyaşlarımı kendi eliyle."
Her dem bekliyorum bitsin şu gönül hicranı,
Harap olup gitmesin beklenen vuslat ânı !..
"Recâ de, önüne bak!" diyor bir ses içimden,
Yaratan korusun mevcudu şeytan gözünden.
Mutlaka dalgalanacak bir gün şehbal-i hak,
Ümidine sımsıkı sarıl, tasayı bırak !..
Bahar havası var zamanın son nefesinde,
İkbal nağmesi duyuluyor bülbül sesinde !...
SENSİZLİĞE DAYANAMAM !..
Her yan zulmete yenik, Seni gözlüyor gözler,
Riya, süm'a edalı söylenen bütün sözler;
Kaldır çehrendeki nikabı bize bir nur sun !..
Çözülsün toplumu kuşatan bütün pürüzler.
Bir küsûf olmuş, uyûn-i sâhire uyumuş,
Hazan vurmuş bahçede bütün güller kurumuş;
Kalblerde bitmeyen aritmi, canlar dudakta,
Bağ şeytana emanet ve yürünen yol yokuş ...
Aşk u iştiyak veda edeli yıllar oldu,
İntizar-ı subhunla gözlerim yaşla doldu;
Korkarım kitaplarda sırf ismimiz kalacak,
Diktiğin o fideler bir bir sararıp soldu ...
İnanan sinelerde kanayan bir yara var,
Dönüp duruyor zihnimde dünkü hatıralar;
Tahammül kalmadı hicranla geçen günlere,
Doğ gönüller içine, silinsin fikr-i ağyâr ...
Garibim, dayanamam sensizliğe Efendim !..
Başım kapı eşiğinde, boynumda kemendim;
Yolunda ölmek cana minnet "Sen, Sen !.. " diyerek,
Oturup kalktım her dem Mus'ab'ına imrendim ...
BİR LEYLÎ TUTKUSU
Kanayan gönül yarası firkatinden Senin,
Bu derin yaranın dermanı da yine Sensin;
Süzülen göz, dökülen yaş hepsi sevdandandır,
Teveccüh ediver ki bütün ağrılar dinsin.
Nurlu bakışına garip gönlüm bir hanedir,
Şayet mamur etmezsen orası viranedir;
Mahrum etme gönlümü bakışından dildârım,
Kılmazsan şayet nazar, orası demhânedir ...
Bekleyip duruyorum sürprizden geliverse,
Üfleyiversin sûruna İsrafil isterse;
Umurumda değil kıyametlerin kopması,
Kanatlanır ve uçarım O "Ben geldim!" dese ...
Senelerce O'nu anmış kalbden ağlamış,
Duyanların duyduğuna imrenmiş ve yanmış;
Boşa akmadı inancım tamdır gözyaşlarım,
Yoktur kapısına yönelen hiçbir aldanmış ...
Zulmetler içinde O bir gündüz güneşidir,
Pür-envâr o Cennet günlerinin bir eşidir;
İçten geçenleri itiraf edemem asla !..
Bu bir Leylâ tutkusu ve bir Ferhat işidir ...
GEL BAYRAM YAŞAT
Ne olur sevgin gelip gönlüme dolsun !..
Dilde bütün fâniyât sararıp solsun;
Görmesin gözlerim ağyâr çehresini,
Kalbim yalnız Senin için çarpıp dursun ...
Silinmesin hayalin hiçbir an dilden,
Kesilsin intizarım bütün âlemden,
Mecâzî aşklardan ve yapmacık gülden;
Seninle olma arzusunda bu benden.
Böyle bir nevbaharda esmesin hazan,
Benim için bu dayanılmaz bir hicran;
Yakma beni kahreden hicranla ey Dost !..
"Sen" demen benimçün bir ümid-i emân ...
Zaten deli gönlüm her yanıyla yara,
Gel bırakma işi bir başka bahara;
Uzayıp gitmesin, bitsin gamlı günler,
Teşrif et, bir bayram yaşat bu naçara !..
VİSÂLE DÖNÜŞEN FİRAK
Ufkumda tüllenen Senin kemâlindir,
Hayranın olup yandığım cemâlindir;
Hüsûf peşinde hep bir sürü yarasa,
Bu da benim gönlümdeki melâlimdir ...
Âh âh ediyorum kalıyor havada;
Hep uzayıp gidiyor bir leyl-i yeldâ;
Küsûf bitsin, güneş çıksın budur sevdam,
Başka bir arzum olmadı bu dünyada ...
Hayalimde her zaman bir nurlu şafak,
Tulû'un sadık habercisi ki ap-ak;
Sızlanıp duruyorum, bitsin bu çile,
Visâle dönsün şu kaç asırlık firak ...
Yine o hülyalara daldım bu gece,
Mırıldanıp durdum O'nu hece hece;
Zaten o sevdayla yatıp kalkıyorum,
Her gün gönlü sarıyor daha derince ...
Bize bizden yakın hep yanımızdasın,
Tende değil, gönül ve canımızdasın;
Unutmamaya and içen gönülleriz,
Kadrince olmasa da aşımızdasın ...
HEP SENİ DÜŞÜNMEK
Uzayıp giden gecelerde Seni düşünmek,
Kanayan gamgîn kalbime Lokman'dan bir şifa,
Firkat günlerini yâd edip her dem inlemek,
Yaralı sinem için hem cefa hem de safa ...
Çağrıma cevap alır ümidiyle yaşadım,
Bazen tekleyip derin bir hicrana gömüldüm;
Cürmümle beraber, Seni anmakla hep şâdım,
Yetmedi takatim vuslat için, hep süründüm ...
Ellerim havada iç döküyorum Allah'a,
Bırakmasın bu yaralı sinemi dermansız;
Düşürmesin inkisâr içinde âh u vâha,
Terk etmesin bendesini aşksız, iştiyaksız ...
Hep O'nu düşüneyim derinlerden de derin,
Kalbimde ve ruhumda sürekli O bulunsun,
Hülyası nuru olsun karanlık gecelerin,
Bana dilinden, dudağından kevserler sunsun ...
DİLLERDE "EL-EMÂN !.. "
Bakışın zümrüt, çehren mehtap n'olur bize de gül,
O derin halinle gel gönüllerimize süzül.
Ey bütün güzelliklere renk ve desen veren gül!
Nefesi canlara can, menendi olmayan bülbül !..
İntizar içindeyiz, özleyiş var visâline,
Can vermeye teşne yüz binler tek bir hayaline;
Susamış bütün gönüller dilinin zülâline,
Deyip ettiklerine, tavrına ve ahvâline.
Son günlerimizdeyiz, ışığın sönmesin asla,
Yıllar var Sensizlikle geçiyor ömürler yasla;
Kalmadı ruhlarımızda takat bir başka fasla,
Uyar ölü duyguları o semavî âvâzla.
Sen gideli o güzel dünya adeta bir zindan,
Bilinmez oldu artık kimler cân ve kimler cânân;
Şimdi gelip gidilen bu dünya karanlık bir han,
Gözlerimizde yaşlar, gönüllerde âh u efgân ...
Hâk ile yeksân âsârın, kahroluyorum her an,
Tasavvurları aşkın, bütün gönüller perişan;
Sensin bu dertli bendelerine biricik derman,
Sinelerde iç içe sızı, dillerde "el-amân !.. "
GÖZLERİM YOLLARDA
Yalnız hissediyorum kendimi bu yâd ellerde,
Dolaşıp duruyorum her dem âvâre âvâre;
Ey Sevgili, Sendedir derman bu onulmaz derde,
Dönmüş bütün vuslat demleri birer âh u zâre.
Cefalar içindeyim n'olur uzak durma benden!
Sana yönelenlere Sen candan bir vefâdârsın;
Gönlüm hep Seni heceliyor, vazgeçemem Senden,
Nurefşân ikliminle Sen bize dâru'l-emânsın.
Bakıver garip gönlüme, deyiver "Artık yeter!"
Dinsin o hiç dinmeyen sinemin âh u enîni;
Derûnumda Sensizlik ateşte yanmadan beter,
Teveccüh kıl garibin gönlüne sevindir beni.
Sensin var oluştan gâye, hiç renk atmayan çiçek,
Seninle yaşanmıştı her an bahar üstü bahar;
Sen teveccüh ediversen nevbaharlar gelecek,
Gözlüyor gözlerimiz Seni ey yâr-ı vefâdâr ...
Asırlar var günlerimiz hep kederle geçiyor,
Bu târumâr gönüller otağın ve billur köşkün;
Şeytan o Sensiz sinelere bayraklar dikiyor,
Duygular târumâr, yığınlar hakikate küskün.
Zevkli bir çile şimdi yollarda Seni beklemek,
Geleceğin hayallerimizi süslüyor her dem;
Bugün-yarın deyip hep Sana doğru emeklemek,
Bu bekleyiş kapı kullarına en büyük erdem ...
LÜTFEN GEL !..- 2
Sineler Sensizlikle yandı, lütfedip de gel !.
Ruhlarımıza eşsiz renginden elvan bırak;
Adeta can çekişiyoruz, kapıda ecel,
Gel, ruh-u câvidânınla içlerimize ak.
Sen gideli bütün inanan gönüller kırık,
Devrildi diktiğin çınarlar bir bir her yerde;
Gece-gündüz sızlanış, sinelerde hıçkırık,
Sensin biricik çare bizlerdeki bu derde.
Seninle geçen hayat cennet gibi güzeldi,
Yâd ediyor Seni her an bu muzdarip gönül;
Kaybolmaya yüz tuttu insanlığın ümidi,
Gel bir kez daha ruhumuzun içine süzül !..
Gideli Sen kimliğimiz, rengimiz kayboldu,
Nevbaharlar ümidi birer hazana döndü;
Sunduğun kevser kaynakları bir bir kurudu,
Gönüllerde tutuşturduğun heyecan söndü ...
Analım hep Seni, Seninle nabzımız vursun,
Fidesi Senden yeşeren o güller solmasın;
Yoluna zift saçanların elleri kurusun,
Yürüdüğün güzergâh şeytanlara kalmasın ...
CÂNIMIN CÂNÂNI OL !..
Cânıma Cân Ol, Kalmasın Dilimin Ucunda,
Dalgalansın Aşk Şehbâlin Hep Gönül Burcunda;
Derdimin Dermânı Senin Kutlu Avucunda,
Bu Bîçâre Ruh Sana Hep Vuslat Amacında ...
Senin Sevginle Açar Şu Gönüllerde Bahar,
Merhamet Buyur, Sil Yaşlı Gözlerimi Ey Yâr!
Yaşarsa Kapı Kulun Her An Seninle Yaşar,
Kılma Beni Nurlu Kapında Tali'siz Ağyâr !..
Dünya Sevdası Ağyâr Gibi Aldattı Beni,
Sen Gibi Bir Yâr Varken Uzağa Attı Beni,
Sensizliğin Hicranlarıyla Ağlattı Beni,
Ve Bir Yaşama Arzusuna Bağlattı Beni ...
Sana Ulaşmam Önünde Aşılmaz Dağlar Var,
Kahrolası Emellerle İçim Hep Kan Ağlar;
Layık Olmasam Da Sen Teveccüh Buyur Ey Yâr !..
Arkanda Koşmaktı Düşüncem Hep Diyar Diyar ...
Ayandır Sana, Kalmadı Direnç Gücü Bende,
"Sen, Sen !.. " Deyip İnleyip Durdum Her Seferinde;
İnandım Bu Yaralı Gönlün Dermanı Sende,
Dudağının Şerbetine Susamış Bu Bende ...
GEL RÜYALARIMA GİR
Hayatım iç içe hazanla, âh ile geçti,
Sensizlik gurbetinin zehirlerini içti;
Gönlüm "Artık bitsin" diyor "bu ayrılık demi",
Şimdiye dek üzerinden ne hazanlar geçti.
Ey mehtab-ı nur, lütfet yüzün bir kez göreyim,
Hâlen gibi o zevk devrini ben de süreyim;
Lâyık olmadığım açık öyle bir vuslata,
Kıtmîr'e kerem kıl nûr iklimine ereyim !..
Keremkânım kerem kıl gel rüyalarıma gir!
At boynuma kemendini eyle beni esir;
Sensiz yaşamaktansa ölüm yeğdir bendene,
Eyleme kapı kulunu Sensizlikle dilgîr !..
Ümitlendim bazen, kederlerim uçtu gitti,
Sinemi yakan o hasret koru göçtü gitti;
Gurbeti kurbetine bağladım her fasılda,
Sana bîgânelik gönlümde bir suçtu gitti.
Keşke hep Sana gelsem kanat açıp uçarak,
Bütün bütün ağyarla hemdemi unutarak;
Kendini anlatıp uyutsan beni dizinde,
Yüzüm dâmeninde gözyaşımı kurutarak !..
MECNÛNUN OLAYIM
Doğ gönlüme ki tatminim diyeyim,
Doğmazsan eğer inleyen bir neyim;
Canda Sensin, canda Sensin ey Cânân!
Sevmek Seni hep gayem olsun benim,
Düşe kalka da olsa hep bendenim;
Dertlerime derman Sensin ey Cânân!
Ne olur bugün olmasa da yarın,
Gölgen olsun bana eğik dalların,
Pür-vefâsın pür-vefâsın pür-vefâ!
Sensizlik tasavvuru elem bana,
Sadık bir bende olamadım Sana;
Mihricansın mihricansın mihrican!
Keremin intizarım oldu her an,
Olsun Kıtmîr'in canı Sana kurban,
Sen aynasın Sen aynasın Sen ayna!
Hak aşkına ağlatıp etme mahzun!
Kebap olmuş sineme bir kevser sun!
Sen reyyânsın Sen reyyânsın Sen reyyân!
Mecnunun olup yolunda öleyim,
Bu ak sevdayla kabre gömüleyim;
Sen burhansın Sen burhansın Sen burhan!
Meleğe cevap Senin aşkın olsun,
Ateş-i aşkın her yanda duyulsun;
Âlîşânsın, âlîşânsın, âlîşân!
SENSİZ GEÇEN GÜNLER
Sensiz geçen gündüzler kapkaranlık,
Dönüp geleceğin pembe şafakta;
Yürüdüğümüz yol bitevî dağlık,
Bu fâni ömür gayrı son durakta ...
Bilmez aşkı cayır cayır yanmayan,
Marifet, muhabbet nedir bilmezler;
Bilemez onu ayakta uyuyan,
Anlamsız gelir onlara bu sözler.
Gönlüm Seni mırıldanır her gece,
Unutmuş tebessümü gündüzlerim;
Ürkütme aymazları, gel gündüzce !..
Affet incittiyse Seni sözlerim.
Damlıyor sineme her an bir hüzün,
Yalvaran bendende derin bir keder;
Bakıp göster herkese güzel yüzün !..
Düşecekler ye'se bakmazsan eğer.
"Elveda !.. " diyor bütün hatıralar,
Hazan vurup yapraklar dökülecek;
Bekleyip durduk hep yıllar ve yıllar ...
O sevgili bir gün dönüp gelecek ...
SEN BİR GONCASIN
"Aşk, aşk!" deyip sızlanıyorum her an,
Silinsin dilden mâsivâ sevdası;
Görünsün ötenin akı-karası
Aşk ateşin olsun benimçün mizan ...
Doğ gönlüme gitsin bütün hüzünler,
Derd-i hicranlarım silinip gitsin;
İsterim hayatım bu yolda bitsin,
Tulû' etsin Seninle yeni günler.
Sen çiçekler içinde bir goncasın,
Ne zaman "Beni kokla !.. " diyeceksin ?.
Hasretinle gönlümü yakmaktasın,
Bilmem ki "Sen de gel artık !.. " der misin?
Göz âmâ, gönülse derin uykuda,
Yine de hep Seni heceliyorum;
Düşlerdesin, bir karanlık odada,
Rüyama teşrifini bekliyorum.
Bakışın ümide ümit katacak,
Uzaklığım her an gönlümde sızı,
Bu hicran beni her dem ağlatacak,
Hazan savuracak baharı-yazı.
SİNEDE IZDIRAP
Zaman ye's içinde, her yan ağlıyor,
Saç nurunu dursun feryad u figân.
Hazanın çarptığı insan ağlıyor,
Sinede ızdırap, dilde el-amân!
Teveccühün kesildi kesileli,
Uzaklaşma Senden değil bizdendi;
Her an esip duruyor hazan yeli
Sensizliğin yarası çok derindi.
Firkatin âlâmı sarmış gönlümü,
Sen olmayınca gönüller içinde;
Hicran soldurdu yeşeren gülümü,
Duyguların veda ettiği demde.
Bir zaman hayallerde hep Sen vardın,
Kirlendi hayal, gel şimdi nerdesin?
Sen her zaman bendelerine yârdın,
Onulmaz bu bende derdi nerdesin ?!
Şeytana uyup günah işlediysek,
Yakma bizleri hicran ateşinde;
Seni koyup başka yola girdiysek,
Lütfet yürüyelim her an peşinde!
VİRD-İ ZEBÂNIM OL
Yıllar sonra yöneldim Senin sevgine,
Sevdim diyemem her şeye rağmen yine.
O sevgiye yetmez bu yaşaran gözler,
İfade edemez onu kuru sözler.
Ashabındı sevenlerin en ileri,
Can-feda idi Senin için her biri.
Seni sevmek en tatlı bir rüya imiş,
Seven sevmiş, sevmeyenler yolda kalmış.
Bak nurdan hayalinle yaşıyor gönlüm,
Düşündüğümde Seni coşuyor gönlüm.
Aşkınla her taraf nevbahar oluyor,
Gözlerde küsûflar silinip gidiyor.
Çalıyor firak derdi her an içimde,
Ey Yâr, sevgin Senin tek derman içimde !..
"Aşığım !.. " diyemem gönlüm tam doymadı,
Uzaklardayım hala çilem dolmadı.
Teveccühler kıl sevindir bu bendeni,
Vird-i zebân etsin dil her zaman Seni !..
DUYULSUN NAĞMEN HER TELDE
Derdimi bilen bir Sensin,
Derde derman olan Sensin;
Sürekli hazan esiyor,
Ne olur nevbahar gelsin.
Savruluyor tüm yapraklar,
Gönül otağında ağyar;
Bırakma bizleri Sensiz,
Ey o candan vefalı Yâr.
Şu sopsoğuk sonbaharda
Musibetler var art arda;
Bir tebessüm et bizlere!
Ersin gönüller murada.
Yelkenler hep Sana doğru,
Gönüller Cânân'a doğru,
Kapın aç bize ne olur !..
Tut ellerden dile doğru!
Bir ıtır var esen yelde,
Sensin hep dilde gönülde;
Kırılmasın bu ümitler,
N'olur duyulsun her telde ...
SEN AKLA GELİNCE
Üzerim korkusu var sözlerimle,
Sen sadr u sinesi geniş Sultansın;
İştiyakım var sohbete Seninle,
Sen benim için biricik cânânsın.
Kalb ritmi değişir anılınca Sen,
Âh eder aşkınla yanar gönüller;
Hicranlar diner adın anılırken,
Ve bülbül kesilir ağızda diller.
Duyar ruh ıtır misal buram buram,
Tüllenirsin kalbimde güller gibi;
Hâsıl olur bu gönülde her meram,
Yaşar insan o sevgide edebi.
Bir kırık mızrabım dinlesin beni,
Sisli aynamda akseden cemâlin;
Sevmek isterim ölesiye Seni,
Dünyama renk katar Senin hayalin.
Uzakta olsam da hep içimdesin,
Nağmen en tatlı bestelerden ince;
Vefasız olsam da Sen gönlümdesin,
Bir hâl oluyor Sen akla gelince ...
ÖZLEMİN ŞARKISI
Bitmedi, bitmeyecek özleminin şarkısı,
İstiyorum inlesin sinemde hiç dinmeden;
Gönlümün âh u vâhı ve içten yakarışı,
Sûzişî nağmelerle yükselsin hep sinemden.
Kesilmesin seninçün yükselen âh u vâhım,
Savrulsa ümitler hazan yaprakları gibi,
Duymam bir keder, Sen olduktan sonra penâhım,
"Sen, Sen" deyip inleyeceğim her dem ey Nebî !..
Geçse de aylar, günler, bir kere ben söz verdim,
Hak inayetiyle Sen yâdımda olacaksın;
Gelmediyse ufkundan ziya, o benim derdim,
Yaksa da nâr-ı hasret, gönülde kalacaksın.
Nurlu hayalin şimşek gibi çarpıp geçmekte,
Çarpsın isterim, benliğim her an kor kesilsin;
Gönlüm o vuslat demini her an beklemekte,
İsterse o enfes visal bir ölümle gelsin.
Gül yüzünün rengine hasret her zaman bu can,
Büyülendim ufkunun halesine ezelden,
Oluversin bu Kıtmîr'in canı Sana kurban,
Ona teşne yaşadı ömür boyu bu benden ...
O FÜSUNKÂR GÖZLER
İncelerden ince Senin o füsunkâr gözlerin,
Melek nağmeleri tıpkı büyüleyen sözlerin;
Tek yoldur Hakk'a ulaştıran nurefşân izlerin,
Yanıltmayan rehberidir o yoldaki bizlerin,
İncelerden ince Senin o füsunkâr gözlerin.
Ne olur, bir kez daha gel seyredelim hep Seni,
Sevindir bütün âlemle beraber bu bendeni;
Duyur ruhlarımıza hakikî imanı-dini !..
Gösteriver o semâvî mesajınla kendini !..
Ne olur, bir kez daha gel seyredelim hep Seni ...
Asırlar var ki hasretiz en derinden hep Sana,
Sun dudağın şerbetini içelim kana kana;
Susamış bendelerin olarak dine-imana,
Kavuştur bir kez daha n'olur canları Canan'a !..
Asırlar var ki hasretiz en derinden hep Sana ...
Özlemi içinde gül kokunun kederli gönlüm,
Kalb tellerinden yükselen ses: Hiç solmayan gülüm,
Sana âşık sineler için Sensizlik bir ölüm,
İnliyor sur sesiyle ey candan aziz bülbülüm !..
Özlemi içinde o gül kokunun kederli gönlüm ...
En tatlı rüyalarınla bırakıp bizi gittin,
Hâlbuki olmuştuk bizler senin biricik derdin;
Oturup kalkıp her an "Ümmetim, ümmetim!" derdin,
Lâl ü güher sözlerinle hep ondan bahsederdin.
En tatlı rüyalarınla bırakıp bizi gittin ...
Gel, daha fazla bekletme, kalmadı hiç gücümüz !..
Kapının eşiğinde başlar hep "Sen, Sen!" sözümüz ...
Sana yönelmeye kalmamış olsa da yüzümüz,
Hep aralanacak o kutsal kapıda gözümüz,
Gel, daha fazla bekletme, kalmadı hiç gücümüz !..
EZELDEN ESİRİNİZ
Devran başka başka ama olanlar hep güzel,
Değiştirilmez öyle takdir etmişse Ezel;
Gönüllerimiz Seninle şen-şakrak yaşadı,
Lütfeylesin dahasını Kudret-i Lemyezel.
Teveccüh eylersen yüce dağları aşarız,
Işıktan o nur çağını yeniden yaşarız;
Oluverince o yıldızlarınla diz dize,
Sığmayız mecralara dört bir yana taşarız.
Ezelden esiriniz, ister öldür ister yak,
Vuslat yolunda diller hep Hakk'a yalvaracak;
Dönme yok, eşiğine baş koymuşuz ezelden,
Senin o nurdan kapın bizlere en son durak.
Sevdan tıpkı bir kor gibi kalblerde her zaman,
Aşkın en onulmaz dertlere biricik derman;
Sen bizim için menendi olmayan bülbülsün,
Sensin âh u efgânı dindiren canlara can ...
Nevbaharlar gözünden akan yaşlarla gelir,
Çoraklaşmış dört bir yan o yaşlarla yeşerir;
Ve güller açar, bülbüller şakımaya durur,
Asırlık o ölü gönüller bir bir dirilir.
Hep Seni anıyor sineler ey beklenen gül !..
İntizarınla çarpıyor inanmış her gönül;
Yolunu gözlüyoruz ve hep yollarda gözler,
Gel bir kez daha şu mürde gönüllere süzül !..
ÇEKİLEN ÇİLE
Çekilen çile canlar yakan keder,
Sızlıyor yüreğim ömrüm pür heder;
Kalmadı artık bende bir tahammül,
Ne olur lütfedip deyiver "yeter!" ..
Bir kor at içime de sinem yansın !..
Şem'-i aşkınla gönlüm aydınlansın;
Aldırmam yansa da bu mücrim tenim,
Sen benim için hep canlara cansın.
Hasret içre beni bırakıp gitme !..
Diyemem Sana asla "Cefâ etme !.. "
Kesilir Sensizlikle soluklarım,
Bendeni böyle bir gurbete itme !..
Ruhuma serptiğin bir karanfildir;
İnleyen kalbdir, dudaktır ve dildir;
Dil Sana pervane olma yolunda,
"Sen Sen" deyip inlemek emelimdir.
Bunalan bu ruha gelsin nevbahar !..
Ruhu kebap etti âteş-i ağyar;
Bir tebessüm lütfet ışık çağından,
Titreyen bu kalbim hep onu anar.
Hemdem olayım her zaman Seninle,
Bırakma ne olur beni derdimle !..
Teveccüh kıl yakma nar-ı hicranla !..
Yaşasın benden her an hayalinle ...
Solmasın gönlümde açan o güller !..
Bayramım olsun gelecek tüm günler ...
Gayrı hayat mumum sönmek üzere,
Şakısın, Seni söylesin bülbüller.
GÖKYÜZÜNDE GÜNEŞİM
Gökyüzünde güneşim, ufukta dolunayım,
Elver ki Senin için cayır cayır yanayım;
Mümkün mü cemalinle tutuşup yanmayayım,
İsterim bu ateşle kor kesilip kalayım.
Şâd et vuslatla ki kesilsin kalbimin âhı !..
Hasretle bekliyorum geleceğin sabahı,
Buna mâni ise şayet bendenin günahı,
Affet ey günahkârların biricik penâhı !..
Tutkun sana gönül, onu sevdalılar bilir,
Dirilecekse dil, Senin aşkınla dirilir;
Böylesi bir aşk ateşiyle Sana erilir,
Aşk ateşiyle yanmayanlar bir bir devrilir.
Açıversin artık sevgi faslının gülleri,
Aydınlansın mağmum sinelerin geceleri;
Bitiversin Sensizliğin karanlık demleri,
Doğsun devri Seninle aydınlansın günleri ...
Saçlarım bembeyaz kesildi erkenden erken,
Geçmişteki o aydınlık günleri düşlerken;
Kırıldı ümit kâselerim emel içerken,
Dört bir yanımı kasvetler sarıverdi derken ...
Seni ben muvakkat bir sevda ile sevmedim,
Hep arzuladım ama aşkınla ölemedim,
Kamet ü kıymetince kadrini bilemedim,
Sensiz ne bir dünya ne de ukbâ dilemedim ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder